İmamoğlu’ndan Muharrem İnce’ye Gönderme: Bu İş Dansla Müzikle Olmaz

Seçim çalışmaları kapsamında Bolu’da halka seslenen İBB Başkanı İmamoğlu, konuşmasında Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce’ye göndermede bulunarak, “Gençler, oylarınızı bölmeyin, bu iş dansla müzikle olmaz” dedi.

Haber Merkezi / İBB Başkanı İmamoğlu, seçmenlere Köroğlu’nu hatırlatarak, “Şimdi bu meydanda Bolu Beyi değil, zalimliği değil direnişin yani Köroğlu’nun torunlarını görüyorum. Köroğlu iyiliği, özgürlüğü talep etmektir” diye seslendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim çalışmaları kapsamında Bolu’da seçmenlerle seslendi.

Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Dün Konya’daydım söz verdim. ‘Mevlana’nın şehrinden gittiğim her yere selam götüreceğim’ dedim; size de Konya’dan selam getirdim.

Sevgili dostlar haksızlıklar, hukuksuzluklar yapılabilir, eksiklikler, yanlışlar olabilir. Ama bir devletin yönetici kadrosu başındaki insan ya da bu işin yetkilileri yanışı övüyor ise yanlışı o kötülüğü güçlendiriyor ise Allah bu memleketin her insanını korusun.

Bunlar kötülüğe razı. Yeter ki bir oy alsınlar. Bir oy için her şeyi yaparlar. Bu akıl bizi partizan devlet şekline büründürdü. Parti her şey partinin başındaki her şey. Biz de ne diyoruz? Millet her şey; her şey çok güzel olacak diyoruz.

Pandoranın kutusunu her gün birisi açıyor. Her akşam başka birisinin yaşadıklarını dinliyoruz. Hani bir bakan istifa etmişti ve Maliye Bakanı bir tweet atmıştı; ‘At izi it izine karıştı. Sonumuz hayır olsun’ diye… Ne demek istediğini o zaman belki çoğumuz kavrayamamıştık. Ama bugün ayan beyan ortaya çıkıyor.

Bir an önce onlardan kurtulmamız lazım. Adıyamanlı bir kardeşimin yazdığı gibi biz hala enkazdayız. Devleti o hale getirdiniz ki bir kişinin talimatını bekleyip 48 saat müdahale yapılmasını engellediniz.

Gençler, oylarınızı bölmeyin, bu iş dansla müzikle olmaz.

Bunlar belki ilk dönemde güzel işler yaptılar ama sonrasında etrafındaki insanlar dağıldı gitti. Etrafındaki aklı başındaki güzel insanlar, kendi bakanları bile olanlarla çalışmayı reddediyor. Takip ediyorsunuz, bu kadar kötüler. Biz yeni bir dönem başlatacağız.

Öyle güzel bir dönem yaşatacağız ki size, ‘Allah’ım, Kemal Kılıçdaroğlu bizi nasıl bir kabustan uyandırmış, Allah razı olsun’ diyeceksiniz. Edison’un bile ampulü icat etmesinden pişman olduğunu biliyorum.”

Paylaşın

Erzurum Olayları: Uzman Çavuş Akif Keleş Gözaltına Alındı; Sözleşmesi Feshedildi

Erzurum’da İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik taşlı saldırı soruşturması kapsamında Erzurum Merkez Komutanlığı’nda görevli Piyade Uzman Çavuş Akif Keleş gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) konuya ilişkin açıklama geldi.

MSB’den yapılan açıklamada, “7 Mayıs 2023’te Erzurum’da yaşanan olaylara karıştığı gerekçesiyle Erzurum Merkez Komutanlığı’nda görevli Piyade Uzman Çavuş Akif Keleş gözaltına alınmıştır” ifadelerine yer verildi.

MSB’nin açıklamasında, “Uzman Çavuş hakkında derhal idari tahkikat başlatılmış, yapılan tahkikat sonucunda sözleşmesi feshedilmiştir” denildi.

Öte yandan taşlı saldırıyla ilgili gözaltına alınan 15 kişi serbest bırakıldı.

İmamoğlu’nun 7 Mayıs akşamı Erzurum Kent Meydanı’nda otobüs üzerinden halka hitabı sırasında yaklaşık 100-200 kişilik bir grup otobüsün arka kısmında toplanmış ve buradan otobüsün üzerindekilere ve toplananlara taşlı saldırıda bulunmuştu. Otobüsün camları kırılırken, 17 kişi de atılan taş ve pet şişeler sonucunda yaralandı.

Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kamera kayıtlarında yaptıkları inceleme sonucunda 16 kişiyi tespit etti. Dün sabah saatlerinde 15 şüpheli gözaltına alındı. Emniyette ifadeleri alınan şüpheliler daha sonra adliyeye sevk edildi. Bir kişi savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılırken 14 şüpheli mahkemeye sevk edildi. Mahkeme 14 şüpheliyi adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Bir kişinin aranması devam ederken, olaya karışanların tespitinin sürdüğü öğrenildi.

“Sorumlu, Saray’da oturan kişidir”

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir televizyon kanalında katıldığı programda Erzurum’daki saldırıyla ilgili de açıklamalarda bulundu.

“Elinde Türk bayrağı olan 7-8 yaşındaki bir çocuğa kim hangi gerekçeyle taş atar? Hangi vicdan sahibi buna ‘evet’ der” diyen Kılıçdaroğlu “O meydanda sadece Türk bayrakları vardı. Elinde Türk bayrağı dalgalandıran insanlara terörist diye saldırıyorsunuz. Aklın alacağı şey mi bu? Provokasyon. Kimlerin yaptığını da kimlerin teşvik ettiğini de biliyoruz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu “Elinde taş olan kişiler, bir anlamda bunu güvenlik güçlerinin gözetiminde yapıyorlar. Fotoğraflar var. Ellerinde taş, atıyorlar. Niye atıyorsun kardeşim, hangi gerekçe ile atıyorsun? Temel sorumlusu kimdir? Bütün bu olayların temel sorumlusu, Saray’da oturan kişidir” dedi.

“Taş atanları değil, onlara taşı attıranları ben istiyorum. Taş atanlar; cebine para koymuşlardır, ‘taş at, sana para vereceğiz’ demişlerdir. Kim onlara ‘taş atın’ diye talimat verdi? Bana asıl onlar lazım. Perdenin arkasında kimler var?” diyen Kılıçdaroğlu “Polise ‘dokunma’ talimatını kim verdi? Bize bunlar lazım” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Ben Devrini Bitiriyoruz, Biz Devri Başlayacak

Konya’da halka seslenen Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’da AK Partili belediye başkanları var hiçbirinin hakkını yemedim, yedirmem. 16 milyonun hizmetkarı olacağım dedim, onu yapıyorum. Mülakatı çöpe atacağız, liyakat gelecek. Millet bizden, onlardan demeyecek. Ben devrini bitiriyoruz, biz devri başlayacak. Kime oy verecekseniz verin ama siyasetçilerin günahına, suçuna ortak olmayın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kışkırtan siyasete hayır deyin. Düşmanlaştıran dile herkes dur desin. Kim yanlış yaparsa karşısına cesaretle çıkın. Bu memlekette yaşayan kimsenin inancını sorgulamaya kimsenin gücü yetmez. Benim memleketimin insanının inancını ölçecek adam anasını karnından doğmadı. 14 Mayıs’ta bir kişi kaybedecek, 86 milyon kazanacak. Sevgi kazanacak. Her şey çok güzel olacak. Kazanıyoruz. Millet kazanıyor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, seçim çalışmaları kapsamında Konya’da halka hitap etti. Ekrem İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Sevginin, hoşgörünün, kardeşliğin şehrindeyiz. Gençler, sizlerle bu memleket coşacak. ‘Cömertlik ve yardım etmekte akarsu gibi ol. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol. Hiddet ve asabiyete ölü gibi ol. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. Hoşgörülükte deniz gibi ol.’ bu sözlere hayatım boyunca layık olmaya çalıştım. Mevlana’nın memleketinde söz veriyorum, layık olacağım.

Bir kişi bile dışarıda kalmayacak, soğukta kalmayacak herkesi kucaklamaya geliyoruz. Sizlere Erzurum’dan selam getirdim. 150-200 kişiyi yuhlamaya bile değmez. Size canım dadaşların selamını getirdim. Bana taş atılmadı, millete, demokrasiye taş atıldı. 40-50 belediye otobüsünün miting alanına çekildiğini öğrendik. Provokatör olacak, aranızda da olabilir. Sizi provoke etmeye çalışanlar olacak. Herkes kendine yakışanı yapar. Kötülükleri yenmeye, iyilikleri bu memlekete getirmeye geliyoruz. İyilik kazanacak.

Erzurum’da bize teminat verildi ama biz yolda emniyet tedbiri görmedik. 150-200 kişi taş atmaya başladılar. Gözümün önünde çocuklara taş atıldığını gördüm. Türk bayrağıyla milleti selamlayanlara taş atan 15-200 kişinin Erzurumlu’yla ilgisi yoktur. Süreci seyreden polislere emri veren Emniyet Müdürü’dür çok net. O gençleri kışkırtan makam ve mevki sahipleri kim olursa olsun, 14 Mayıs’ta evine gidecek.

Bir avuç çıkar dünyası bitiyor onun için çıldırdılar. Çıldırmaya devam etsinler, onları çıldırtacağız. Millet kazanacak. Sakın korkmayın. Cesaret nereden gelir biliyor musun? Sevgi pıtırcığı olmaktan gelir. 86 milyon insanı tek tek sevmiyorsam namerdim. Bu işin sonunu bırakmayacağız. Cesur, demokrasiyi getireceğiz. Bu devlet yöneticisi aklı değişecek. 15 Mayıs’ta valiler, devletin valisi olacak. Emniyet müdürü, devletin emniyet müdürü olacak.

Sokaktaki bir avuç kalabalığı hiç umursamayın. Sabırlı olacağız. Mevlana’nın tavsiyelerini okudum. Sandıkta sözümüzü söyleyeceğiz. Bir hafta sonra kışkırtıcı dil, akıl evine gidecek, mahkemede hesap verecek. Oylarımızı bölmeyeceğiz, ikinci tura bırakmayacağız. Kaybedecek bir günümüz yok. Yapacak çok işimiz var.

Millet huzur istiyor. Geleceklerinden kaygılanmayan bir hayat istiyor gençler. Bir avuç insan, millet kavga etsin istiyor. Gidecekler. İstanbul’da bu kardeşiniz 806 bin farkla başkan seçildi. Kurumların defalarca kapısını çaldık. Cumhurbaşkanı’ndan kaç kez randevu istedim, vermedi. Bana mı vermedi, 16 milyon İstanbulluya vermedi.

Daha önce 11 cumhurbaşkanı oldu, hepsi adaletli oldu. Bu ne kibirdir Allah aşkına… Muhalefetle bir araya gelebilseydi, bu şekilde olur muydu memleket. Düşmanlık tohumu ekmek kolaydır. Bizim terbiyemizde Mevlana var, Hacı Bektaş var, Mustafa Kemal Atatürk var. Bu millet kimseye boyun eğmemiştir. 15 Mayıs’ta huzur getireceğiz. Devletin kapısı herkese açık olacak. Devletin gücü vatandaşa şefkatle gelecek, parmak göstererek değil.

“Ben devrini bitiriyoruz, biz devri başlayacak”

İstanbul’da AK Partili belediye başkanları var hiçbirinin hakkını yemedim, yedirmem. 16 milyonun hizmetkarı olacağım dedim, onu yapıyorum. Mülakatı çöpe atacağız, liyakat gelecek. Millet bizden, onlardan demeyecek. Ben devrini bitiriyoruz, biz devri başlayacak. Kime oy verecekseniz verin ama siyasetçilerin günahına, suçuna ortak olmayın. Kışkırtan siyasete hayır deyin.

Düşmanlaştıran dile herkes dur desin. Kim yanlış yaparsa karşısına cesaretle çıkın. Bu memlekette yaşayan kimsenin inancını sorgulamaya kimsenin gücü yetmez. Benim memleketimin insanının inancını ölçecek adam anasını karnından doğmadı. 14 Mayıs’ta bir kişi kaybedecek, 86 milyon kazanacak. Sevgi kazanacak. Her şey çok güzel olacak. Kazanıyoruz. Millet kazanıyor.”

Paylaşın

Erzurum Olayları; AK Parti Sözcüsü Çelik: Prensip Olarak Şiddete Karşıyız

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’na yönelik saldırıyla ilgili olarak konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Prensip olarak biz siyasete dönük her türlü şiddete karşıyız. Siyasetin özgürce yapılabilmesi parti olarak dikkat ettiğimiz bir konu” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alan sözlerini de “Yakışıksız bir beyan.” olarak nitelendiren Sözcü Çelik, şiddeti maruz görmeyeceklerini de belirtti.

Ömer Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitingi sırasında bir grup tarafından taşlı saldırıya uğraması olayında kapsamlı bir soruşturma açılacağını belirtti.

NTV’de Funda Görey’in sorularını yanıtlayan Çelik’in açıklamaları şöyle:

“Dikkatli bir şekilde takip ettik. Prensip olarak biz siyasete dönük her türlü şiddete karşıyız. Siyasetin özgürce yapılabilmesi parti olarak dikkat ettiğimiz bir konu. Siyasete ve siyasetçiye dönük herhangi bir şiddetin maruz görülmesi söz konusu olamaz. Bu olaydan önce uyarılar yapılıyor. Burası miting alanı değil, miting alanı öbür taraf diye yönlendiriliyor. Erzurum bir barış şehri. Kapsamlı bir soruşturma yapılacaktır.

İBB Başkanı en ufak bir olayda Cumhurbaşkanımızı hedef alan açıklamalar yapıyor. Yakışıksız bir beyan. Fiziki şiddete karşı olduğumuz gibi sözel manipülasyona ve provakatif söyleme de karşı olmak zorundayız. Miting alanının güvenlik tedbiriyle esnaf ziyaretisinin güvenlik tedbiri bunlar birbirinden farklı şeyler. Kurallı siyaset yapacağız. Türkiye’nin her yerinde herkes miting yapıyor. Güvenlik tedbiri alınıyor. Tabiki de alınacak. Hiçbir şekilde şiddeti maruz göremeyiz. Topyekün reddederiz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘seçim gecesi sokağa çıkmayın’ açıklamasını da değerlendiren Çelik şu ifadeleri kullandı:

“Bunlar bir tecrübesizlik ve sorumsuzluk. Vatandaşımız kaybetmez, herkes kazanır. Sandığın iktidarı belirleme gücü kazanıyor. “O gece çıkmayın, bir takım provakasyonlar olacak” demek başlı başına provakatif söylem. Her zamanki gibi seçimlerde kaybedenler ve kazananlar olacak. Biz birinci turda bu işi bitireceğiz. Hiçbir vatandaşımız kaybetmeyecek. Ondan sonra önümüze bakacağız.”

Ne olmuştu?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı mitingde, otobüs üzerinde konuştuğu sırada bir grubun taşlı saldırısına uğramıştı. İmamoğlu, saldırının ‘tertipli’ bir olay olduğunu söylemişti.

Olay sonrası otobüsün içinden mikrofonla bir süre konuşan İmamoğlu, polis ekiplerine tepki göstermiş ve “Bunu seyreden polisler, biz de sizi seyrediyoruz. Bu şehrin valisi, emniyet müdürü biz de sizi seyrediyoruz. Hiç sorun yok. Aldatılmış gençler olabilir. Aldatılmış yöneticiler olabilir. Burada yaralanan vatandaşlar var, siz seyrediyorsunuz polisler. Erzurum Valisi, Erzurum Belediye Başkanı… Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. İnsanları tahrik ediyorsunuz” demişti.

Ekrem İmamoğlu daha sonra paylaştığı bir video ile de yaşananlara tepkisini ortaya koydu. İktidar mensuplarına seslenen İmamoğlu, “Yanlış yoldasınız, millete zarar veriyorsunuz” diye uyarmıştı.

Atılan taşlar nedeniyle bazı katılımcılar yaralanmıştı. İmamoğlu ve beraberindeki heyeti taşıyan otobüste hasar meydana geldi. İmamoğlu’nun otobüsü alandan ayrılırken polis de kalabalığa TOMA’larla su sıkmıştı.

 

Paylaşın

Erzurum Olayları; Bakan Bozdağ: Gözaltılar Var

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’na yönelik saldırıyla ilgili olarak konuşan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Erzurum’daki olayla ilgili tahkikat başlatıldı, gözaltına alınanlar var” dedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitinginde yaşadığı taşlı saldırıyla ilgili konuştu.

A Haber’de konuşan Bekir Bozdağ, “Olaydan dolayı üzüntümü ifade etmek isterim. Demokratik bir rekabetin devam etmesi bizim arzumuzdur. Yaralanan hemşerilerime geçmiş olsun diyorum. Olayda sorumluluğu olduğu değerlendirilen kişilerle ilgili gözaltı kararları verilmiş durumda.

Süreç takip ediliyor. Hukuk işleyecektir, yargı hukuk çerçevesinde kararını verecektir. Şu an gözaltında olanlar var. Kanunun suç olarak tanımladığı eylem varsa hukuk harekete geçer ve gereğini yapar.” değerlendirmesinde bulundu.

Miting yapılacak alanların her zaman belli olduğunu belirten Bozdağ, “Sayın İmamoğlu’nun bu konuda farklı bir alana çıktığını görüyoruz. Esnaf ziyareti yapmak istediğinizde istediğiniz gibi yaparsınız ama mitinge dönüşünce zafiyetler oluşabilir. Sizin yaptığınız işe göre güvenlik güçleri tedbir alırlar. Bu olayların üzücü olduğu gibi sayın İmamoğlu’nun valiyle konuşması da üzücüdür.

Bir hakaret dili yok ama üslupta sıkıntı var. Devletin valilerine üstten bakan, onları aşağılayan bir biçimde davranmayı doğru görmem. Taş atma olayı nasıl yanlışsa bu da aynı derecede yanlıştır. İkisini de kabul etmem. Allah vermesin bunlara bir güç geçtiğinde neler yapacağına dair bir fikir de veriyor insanlara.” diye konuştu.

Ne olmuştu?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı mitingde, otobüs üzerinde konuştuğu sırada bir grubun taşlı saldırısına uğramıştı. İmamoğlu, saldırının ‘tertipli’ bir olay olduğunu söylemişti.

Olay sonrası otobüsün içinden mikrofonla bir süre konuşan İmamoğlu, polis ekiplerine tepki göstermiş ve “Bunu seyreden polisler, biz de sizi seyrediyoruz. Bu şehrin valisi, emniyet müdürü biz de sizi seyrediyoruz. Hiç sorun yok. Aldatılmış gençler olabilir. Aldatılmış yöneticiler olabilir. Burada yaralanan vatandaşlar var, siz seyrediyorsunuz polisler. Erzurum Valisi, Erzurum Belediye Başkanı… Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. İnsanları tahrik ediyorsunuz” demişti.

Ekrem İmamoğlu daha sonra paylaştığı bir video ile de yaşananlara tepkisini ortaya koydu. İktidar mensuplarına seslenen İmamoğlu, “Yanlış yoldasınız, millete zarar veriyorsunuz” diye uyarmıştı.

Atılan taşlar nedeniyle bazı katılımcılar yaralanmıştı. İmamoğlu ve beraberindeki heyeti taşıyan otobüste hasar meydana geldi. İmamoğlu’nun otobüsü alandan ayrılırken polis de kalabalığa TOMA’larla su sıkmıştı.

Paylaşın

Erzurum Olayları; İbrahim Kalın: Kabul Edilebilir Değil

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’na yönelik saldırıyla ilgili olarak konuşan İbrahim Kalın, “Bu kadar herkesin çok motive olduğu, kitlesini sahaya sürdüğü bir ortamda böyle bir hadisenin yaşanması üzüntü verici. Ben herkese geçmiş olsun diliyorum öncelikle” dedi ve ekledi:

“En son belediye başkanı ve İçişleri Bakanı ile yaptığım görüşmede söylenen, bir esnaf ziyareti başka bir şeye dönüşmüş. Sokakların içerisinde hoparlörle konuşma şeklinde bir tür miting gibi bir şeye dönüşünce bir grup taşlarla saldırmaya başlamış. Bu kabul edilebilir bir şey değil”

“Taşlarla saldırılması vs. Asla böyle bir şey söz konusu olamaz. Bunu bir defa bütün Erzurumlulara teşmil etmek de büyük haksızlık olur. Erzurumlular provoke ettiler, şöyle böyle denmesi de yakışıksız. Bu doğru bir şey değil” ifadeleri kullanan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bununla ilgili şu anda duruma bakılıyor. Birkaç kişi de yaralanmış. Bu konuda da üzüntümüzü ifade edeyim. Çocuk yaralanmış benim gördüğüm. Tam olayı aydınlatmak için Valilik bununla ilgili bir çalışma yapıyor. Bir suç unsuru varsa da bununla ilgili gerekli hukuki işlem yapılır”. Şimdi kasti olarak birisini yaralamak amacıyla. Bunu kim yapmış, nereden nasıl yapmış.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhur İttifakı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitinginde yaşadığı taşlı saldırıyla ilgili konuştu. Habertürk yayınına katılan Kalın’ın açıklamaları söyle:

“Konuyu akşamüstü takip ettim. Üzücü bir takım hadiseler yaşanmış. Biz o sırada İstanbul mitingi sonrası oradan ayrılıyorduk. O vesileyle ben belediye başkanımızla görüştüm. İçişleri bakanımız ile görüştüm. Valinin yaptığı açıklamayı da gönderdiler ona da baktım. Öncelikle şunu söyleyeyim, seçim sürecine giderken herkesin can ve mal güvenliği bizim birinci önceliğimizdir.

Hangi partiden, hangi gruptan, hangi bölgeden olursa olsun. Erzurum’da böyle bir hadisenin yaşanması bu arada ilk defa oluyor. Bu seçim süreci boyunca. Bu kadar herkesin çok motive olduğu, kitlesini sahaya sürdüğü bir ortamda böyle bir hadisenin yaşanması üzüntü verici. Ben herkese geçmiş olsun diliyorum öncelikle.

Fakat şimdi birkaç unsur var. Fotoğrafa da bakmak lazım. Biz evvelsi gün Erzurum’daydık ve miting yapılacak yerler İl Seçim Kurulları tarafından belirleniyor. Herkes istediği yerde miting yapamıyor. Belli yerler tahsis ediliyor. Biz de gittik. Bize tahsis edilen yerde miting yaptık. Daha önce biz Gar Meydanı’nda yapardık. Diğer siyasi partiler de Gar Meydanı’nda yapardı. Şehrin merkezinde.

Bu yıl Erzurum Belediyesi bir miting alanı belirlemiş. İl Seçim Kurulu da miting alanı olarak bütün başvuran siyasi partilere burayı gösteriyor. Bizde gittik mitingimizi orada yaptık. Bizden başka miting yapan oldu mu bilmiyorum. Bugünkü hadisede ise bu miting alanı yerine şehrin içinde bir başka yerde miting yapma talebi gitmiş Sayın İmamoğlu tarafından. Belediye burası miting alanı değil. Fiili bir durum yaratarak burada bir hoparlör ile bir miting yapmak izinsiz gösteriye girer. Buna rağmen otobüsler, özel olarak getirildi kondu diyor da.

Oradaki yetkililerin söylediği böyle özel bir şey yok. Miting alanı olarak belirlenen bir yer var. Burayı tercih etmediler. Bunun yerine bu bir esnaf ziyareti olacak demişler. Başvuru böyle yapılmış. Valiliğin yaptığı açıklamaya da bakarsanız. Esnaf ziyareti şeklinde planlanmış. Bir esnaf ziyareti dendiği zaman bu yürüyerek olur, arabayla olur. Ona göre tedbir alıyor doğal olarak kolluk kuvvetleri. Miting dediğinizde ona göre tedbir alıyor. Birçok polis görevlendirilmiş. TOMA araçları falan bir olay falan olması durumunda.

En son belediye başkanı ve İçişleri Bakanı ile yaptığım görüşmede, söylenen bir esnaf ziyareti başka bir şeye dönüşmüş. Sokakların içerisinde hoparlörle konuşma şeklinde bir tür miting gibi bir şeye dönüşünce bir grup taşlarla saldırmaya başlamış. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Taşlarla saldırılması vs. Asla böyle bir şey söz konusu olamaz. Bunu bir defa bütün Erzurumlulara teşmil etmek de büyük haksızlık olur. Erzurumlular provoke ettiler, şöyle böyle denmesi de yakışıksız. Bu doğru bir şey değil. Bununla ilgili şu anda duruma bakılıyor. Birkaç kişi de yaralanmış. Bu konuda da üzüntümüzü ifade edeyim.

Çocuk yaralanmış benim gördüğüm. Tam olayı aydınlatmak için Valilik bununla ilgili bir çalışma yapıyor. Bir suç unsuru varsa da bununla ilgili gerekli hukuki işlem yapılır. Şimdi kasti olarak birisini yaralamak amacıyla. Bunu kim yapmış, nereden nasıl yapmış. Bunları araştıracak kastettiğim bu. Tabii dediğim gibi bir kere biz 14 Mayıs seçimlerine giderken bu kadar bir demokrasi şöleni içerisinde herkesin seçimlerini, gösterilerini, mesajlarını demokratik bir ortamda verdiği süreçte, bu tür olayların yaşanmasını biz asla arzu etmeyiz. Onu bir kez daha ifade etmek isterim.”

Paylaşın

Erzurum Olayları: İmamoğlu’ndan Dört Soru

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Erzurum’da taşlı saldırıya uğradığı için mitingi yarıda keserek İstanbul’a döndü.

Haber Merkezi / Havalimanına indiğinde eşi Dilek İmamoğlu ile birlikte CHP Meclis Grup Başkan Vekili Engin Altay, CHP İstanbul milletvekilleri Zeynel Emre ve Yunus Emre’nin de olduğu partililer tarafından karşılanan İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun çağrısı üzerine Sabiha Gökçen Havalimanı’nın önüne gelenlere seçim otobüsünden hitap etti.

İmamoğlu’nun açıklamalarından satır başları öyle:

Öncelikle Erzurum’da o güzel meydanda toplanarak bizimle duygularımızı paylaşmak için oraya gelen. Kızlarımızdan oğullarımızdan annelerden teyzelerden amcalardan kardeşlerimden helallik istiyorum onlar teşekkür ediyorum. Onlar oraya geldiler onlar Erzurumlu hemşerilerimin bir temsilciydi. Ama ne yazık ki o koca taşların yaraladığı o insanlara Allah şifa versin üzüntümüz ben o çocukların hanımefendilerin gençlerin her birisinin sağlığıyla anbean ilgileneceğim en kısa zamanda da bir araya gelip kucaklaşacağım.

Tarihi bir sürecin içindeyiz. Ne yazık ki ülkemizi bu duruma getiren bir avuç insanın hiçbir zaman bu kötü uygulamalarının kötü dillerinin kötü davranışlarının onlardan kurtulana kadar sonu gelmeyecek bunu bilelim. Tedbirli olalım. Tedbirin birkaç yolu var. Tedbirin birinci dili sevgidir. İkinci dili uzlaşmadır. Üçüncü dili hiçbir vatandaşımıza kırıcı davranmamaktır. Vatandaşlarımızı kucaklamaktır.

“Ahlakını yitirmiş bir adam”

O meydanda kim oldu belli olmayan o 100 200 kişi asla masum değil. Şimdi İçişleri Bakanı bir televizyon kanalında çıkarak Erzurumlulara provokatör dediğimi anlatacakmış. Utanmaz adam, iftiracı, yalancı. Ve bu adam gözü dönmüş bir şekilde, gözü fır fır dönerek konuşuyor. Ahlakını yitirmiş bir adam.

Erzurumlu boşuna dadaş adını almamıştır Erzurumlu merttir Erzurumlu Nene Hatun’un torunudur. Erzurumlu onlara cevabını verecek hiç kuşkum yok.

Biz bugün Çorum’a gittik Sivas’a gittik ardından Erzurum’a gideceğiz bir haber geldi. Halk buluşması yapacağımız yere otobüsler çekiliyor. Neymiş Büyükşehir Belediyesi orada otobüs tanıtımı yapacakmış. Bakın o an itibari ile arkadaşlarım diyalog kurmaya başladı. Bize söylenen şu ‘bu yanlıştır doğru değildir.’ Ardından valinin danışmanıma verdiği cevap ‘Merak etmeyin gerekli tedbirleri aldık 5 bin polisimiz bu konuda en yüksek tedbirle hiçbir problem çıkarmayacak dedikodulara kulak asmayın.’ Sonra otobüsler sahadan çekildi. Çekildikten sonra vali tekrar hem danışman arkadaşlarıma bir sorun yok, olmayacak dendi.

Sivas’tan Erzurum’a indik bir grubun toplandığını öğrendik. Biz oraya gittik. Milletvekili adaylarımızla konuştuk bu konu hafta içi konuşuluyor ve burada miting alanı tartışılıyor miting alanında sorun çıkarıyorlar. Burası ile ilgili sorun olmaz Ekrem bey gelir selamlama yapar sonra isterse esnafla selamlaşarak Erzurum gezisine devam eder. Vali ile uzlaşılıyor İl Emniyet Müdür Yardımcısı Umut Bey ile uzlaşılıyor ve buranın ilanı il tarafından ilan ediliyor. Biz bu kararla oraya gittik.

“Polisi uyarmama rağmen hareket edilmedi”

Oraya vardığımızda aynen böyle bir ortam vatandaşlara sesleniyoruz. Arkamızda 1,5 metrede bir polislerin yüzüne doğru baktığı 150-200 kişi… Seslenişe başladım. 5. dakikada taşlar yağmaya başladı ve tek bir müdahale yapılmadan izlendi. Bunlar azmettirilmiş insanlardır. Bunlar taşları attıkça gözümün önünde çocuğun başı kanamaya başladı teyzenin gözü kanamaya başladı. Bir amca yere yığıldı. Aşağıda konuşmaya devam ettim geri çekilin dedim. Allah var insanlarımızın bir tanesi bile oraya taş atmadı. O insanlar çaresizce bekledi.

Bunları izledik daha sonra polisi uyarmama rağmen hareket edilmedi. Ben dedim vatandaşlarım ben sizsin aranızdan benden dolayı siz taşa maruz kalıyorsunuz ben mecburen buradan ayrılıyorum. Sizin emniyetiniz için ayrıldım. Havalimanına giderken bize bir trafik polisi eşlik etti. Bu polis meselesi değil polisimiz bizim kardeşlerimiz.

Birincisi belediye başkanı zavallı bir hamle yaparak tarihe kara leke almış bir yerel yönetici olarak geçmiştir. Ne yazık ki vatandaşımızı koruması gereken emniyet güçleri orada ne yazık ki taş atanları koruma altına alarak onların taş atmasını izledi.

Soru bir, Emniyet müdürü kimdir? Emniyet müdürü polise nasıl bir talimat verdi ki polis yerinden kıpırdayamadı?

İki, elinde Türk Bayraklarıyla buraya gelmiş binlerce insan taş yağıyor dememe rağmen nasıl bir talimat aldınız da kılını kıpırdatmadın emniyet müdürü sana soruyorum.

Üç, emniyet müdürü validen bile talimat almayacaksın görevini yapacaksın diye bir talimat almış mıdır? Hesabını verecek.

Dört, onlarca insan; ben iki buçuk saat havalimanında bekledim 12-13 tane ulaşabildim yaralılar görüntülü konuştum. Vali bilgi vermek için aradı 7 kişi dedi ben 12 kişiyle konuştum. Yandaki Telekom binasında kamerayla çekim yapan polisler de var. Bu saldırıyı yapan 200-300 kişiden kaçı gözaltına alındı bana bilgi gelmedi haber ve cevap bekliyoruz.

Belediye başkanı halkı insanları provoke eden bir dil ve anlayışla oraya o otobüsleri koyarken, niçin seyirci kalındı. Vali bey 5 bin polisle tedbir alındığını söylemesine rağmen niçin sahada o sayıyı göremezken havalimanına giderken niçin yanımızda tek bir polis bulunmadı.

Millet İttifakı’nın önemli bir insanı olarak İstanbul’un seçilmiş bir belediye başkanı bu olayları yaşamış, iki buçuk saat havalimanına beklememe rağmen tek bir yetkili, ‘kardeşim ne oldu geçmiş olsun’ niçin diyemedi. Şimdi bu soruların cevabını bu dönemin ve sürecin içindeki bir avuç insandan asla beklemiyorum. Bu soruların cevabını bir hafta sonra tek tek alacağız tek tek.

Bu taşlar Ekrem İmamoğlu’na atılmadı. Bu taşlar kardeşliğimize atılmıştır. Bu taşlar memleketin inancına değerlerine atılmıştır. Milletin birlik ve beraberliğine atılmıştır. Bu azmettirici zihniyeti de biliyoruz. Biz bir avuç insanın siyasi stratejisine içinde bulunan bir takım örgütlü yapıları açıklarken biricikleri rahatsız mı oldu. Bu devleti bir parti devleti bir şahsın devleti yapmalarına asla müsaade etmeyeceğiz. O bir avuç insanın çocukları bile onların evladı olmaktan utanıyor.

2019’da bana sevgi pıtırcığı dediler. Evet öyleyim. Sizin gibi avuç insan gibi suratı asık, bizde mendebur suratlı derler, öyle olacağıma evet ben sevgi pıtırcığıyım. Her biriniz bulunduğunuz yeri sevgiye boğacaksınız… 2019’da yaşadıklarımızı hatırlıyorsunuz seçimi elimizden almaya kalktılar. Bize oy vermeyenler bile ne dedi biliyor musunuz? İyi ki bu adam kazandı dedi. Kötülüğe son vereceğiz iyilik kazanacak. Hazır mıyız?

Paylaşın

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’nun Mitingine Taşlı Saldırı

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı mitingde, otobüs üzerinde konuştuğu sırada bir grubun taşlı saldırısına uğradı. İmamoğlu, saldırının ‘tertipli’ bir olay olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Olay sonrası otobüsün içinden mikrofonla bir süre konuşan İmamoğlu, polis ekiplerine tepki gösterdi ve “Bunu seyreden polisler, biz de sizi seyrediyoruz. Bu şehrin valisi, emniyet müdürü biz de sizi seyrediyoruz. Hiç sorun yok. Aldatılmış gençler olabilir. Aldatılmış yöneticiler olabilir. Burada yaralanan vatandaşlar var, siz seyrediyorsunuz polisler. Erzurum Valisi, Erzurum Belediye Başkanı… Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. İnsanları tahrik ediyorsunuz” dedi.

Ekrem İmamoğlu daha sonra paylaştığı bir video ile de yaşananlara tepkisini ortaya koydu. İktidar mensuplarına seslenen İmamoğlu, “Yanlış yoldasınız, millete zarar veriyorsunuz” diye uyardı.

Atılan taşlar nedeniyle bazı katılımcılar yaralandı. İmamoğlu ve beraberindeki heyeti taşıyan otobüste hasar meydana geldi. İmamoğlu’nun otobüsü alandan ayrılırken polis de kalabalığa TOMA’larla su sıktı.

Saldırının ardından İmamoğlu’nun Erzurum Valisi Okay Memiş’e tepki gösterdiği görüntüler ortaya çıktı. Telefonda Vali Memiş’e “Erzurum adına kınıyorum, dadaş adına kınıyorum. Bana ‘tedbirleri aldım ama üzgünüm’ derseniz bunları söylerim size. Ama ‘Tedbir alamadım, gereğini yapacağım’ derseniz…” ifadelerini kullandı. Vali Memiş’in “Ağır konuşuyorsun” demesi üzerine İmamoğlu “Ağır mı konuşuyorum! Sen dua et ben böyle konuşuyorum!” karşılığı verdi.

Vali ve belediye başkanından açıklama

Erzurum Valisi Okay Memiş de, İmamoğlu’nun mitingindeki saldırıya ilişkin olarak “Bugün Havuzbaşı Kent Meydanı, resmi olarak ilan edilmiş miting alanı değildi. Eğer resmi alan olarak ilan edilen bir miting alanı olmuş olsaydı, birçok daha fazla güvenlik tedbiri alıp bunu sağlayabilirdik.” dedi.

Vali Memiş, Valilik’te düzenlediği basın toplantısında, İmamoğlu’nun kente ziyaretinin bir “miting” olarak değil, “esnaf ziyareti” olarak programlandığını savundu.

AK Partili Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, CHP il başkanlığının kamuoyunu yanılttığını savundu.

Sekmen, “Cumhuriyet Halk Partisi, İl Seçim Kurulu tarafından belirlenen miting alanını dolduramayacağını anladığından sağı solu karalayarak ‘Miting yapmamıza izin verilmiyor’ imajını oluşturmaktadır. Miting alanı müsaittir ve ilgili makamlardan izin alınarak isteyen parti miting yapabilir.” mesajını sosyal medya hesabından paylaştı.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Seçimi “İlk Turda Bitirelim” Çağrısı

Millet İttifakı’nın İstanbul mitinginde konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimi için “ilk turda bitirelim” çağrısı yaptı. Hükümeti işaret ederek, “Bakın bu alevereciler dalavereciler var ya, hani ‘bir iş oldu ama ne iş oldu’ diye işi karıştıran insanlar, ikinci tura gittiğinde ellerinden geleni yapacaklar” diyen İmamoğlu şöyle devam etti

Haber Merkezi / “Her şeye rağmen karşılığını veririz. Ama ikinci tura bu işi bırakmayın. Her türlü numarayı çeker bunlar. Bunların fıtratında var. Bunun cevabı 31 Mart seçimidir. Bunlar dövize de, ekonomiye de her türlü zevali getirirler. İnanın emekliye de, işçiye de, memura da her türlü zararı verirler.”

İmamoğlu, Gezi davasında tutuklu bulunan Tayfun Kahraman’ın isminin yer aldığı bir pankarta da atıfta bulunarak, “Suçsuz yere hapiste olan herkes için” adaletin sağlanacağını söyledi:

“Hiçbir suçu yokken, Gezi davası dahil haksız yere, hukuksuz yere hapiste tutulan herkese adalet istiyoruz. Adalet kişiye göre olmaz. Adalet iktidara yakınlığına göre olmaz. Adalet millete göre olur, millete adalet olur. Devlet insanı, vatandaşına iyi davranır, düzgün davranır. Devlet güçlü olur. Devletimiz güçlü olacak. Ama devletimiz, insanına gücünü değil, şefkatini, vicdanını, adaletini, erdemini gösterecek.”

Millet İttifakı, 14 Mayıs seçimlerine sekiz gün kala İstanbul Maltepe sahilinde, tüm siyasi liderlerinin katılımıyla büyük bir miting düzenledi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sırasıyla birer konuşma yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, mitingde yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

İstanbul, tarihi mitingler yaşamış bir şehirdir. Kurtuluş Savaşı döneminin Sultanahmet mitinglerinden bugüne, bu milletin en güçlü, en gür sesi İstanbul’dan yükselir. İstanbul mitingleri, Türkiye’nin tarihini şekillendirir. Bugün de tarihi bir buluşma yaşıyoruz. Bu muhteşem tablo gösteriyor ki…Türkiye değişiyor dostlar, Türkiye değişiyor. Kazanıyoruz, kazanıyoruz, kazanıyoruz… Birliğimizi kazanıyoruz, kardeşliğimizi kazanıyoruz, geleceğimizi kazanıyoruz, barışı-sevgiyi kazanıyoruz. Bugün, Türkiye tarihinin unutulmaz 6 Mayıslarından birini yaşıyoruz.

Bundan 4 yıl önce, 6 Mayıs 2019 günü, bir yargı darbesiyle karşı karşıya kalmıştık. (Yuh sesleri yükselince) Genelde yuhalamayın derim ama bu kararı alanları yuhalayın ki bir daha cesaret edemesinler. İstanbulluların iradesini beğenmeyenler seçimi iptal ettirmişlerdi. O gün utanmadan ‘Sandıktan biz çıkmazsak, o seçim geçerli sayılmaz’ dediler. Sonra millet onlara öyle bir demokrasi tokadı attı ki saymayı öğrendiler. Hem milletin kararına saygı duymayı hem de oyları saymayı öğrendiler. 23 Haziran’da, 806 bin oy farkını tek tek saydırdı bu millet onlara. 14 Mayıs’ta da milyonlarca oy farkını tek tek sayacaklar. Milletin iradesine saygı duyacak, iktidarı millete teslim edecekler. Milletin iradesine saygı duyacak, iktidarı millete teslim edecekler, millete.

“Patates- soğan güle güle Erdoğan güle güle kardeşim, güle güle…”

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözü altı dolu bir sözdür. Bugün hep beraber ekonomiyi konuşuyoruz, konuşacağız. Ama onlar, ekonominin e’sini ağızlarına almaya cesaret edemiyorlar tarihin en büyük ekonomik krizini unutturmak için, kötü dillerini, milletimizi bölmek için kullanıyor. Sanıyorlar ki, bu milleti kandıracaklar. Yemez… Artık yemiyor bu numaralar, yemiyor… Millet güzel bir slogan buldu: Patates- soğan güle güle Erdoğan güle güle kardeşim, güle güle…

Bunlar, kötülüğü o kadar büyüttüler ki artık miting alanlarında eşlerimizin görüntülerini yayınlayarak oy kapma ucuzluğuna başladılar. Biz sana benzemeyiz, eyy benzersiz kötülüklerin sahibi, biz kutsal saydığımız aileleri, oy uğruna seçim meydanlarına katmayız. Eşleri, çocukları siyaset mücadelesinden muaf tutarız. O yüzden, bugün buradaki yüzbinlerce insana görüntüler izletip, aileleri hedef yapmayız. Oysa ne kadar kolay, o kadar çok malzeme verdiniz ki ama biz aileye kutsal olarak yaklaşırız.

Siyasi rakiplerimizin eşlerini, çocuklarını hiçbir zaman hedef haline getirmeyiz. Miting meydanlarında görüntülerini sergilemeyiz. Bizim aile terbiyemizde, ahlakımızda, vicdanımızda bunu yapmaz. Biz de mertlik vardır. Serde mertlik vardır, kadına çocuğa dokunmayız biz. Çünkü biz anne-babamızdan bu ahlakı aldık, sevgiyle büyütüldük. Allah kalbinde sevgi olmayana da iyilik versin. Allah, ona da doğru yolu göstersin inşallah. Ahlakı ve erdemi bulmasına vesile olsun inşallah. İşin özü; Allah senin iyiliğini versin be kardeşim.

Milyonlarca vatandaş hakkıyla işe girecek hak, hukuk, adalet mücadelesinin simgesi, 13’üncü Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin birleştirici gücüdür. Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde, bir devir kapanacak. Bir avuç insanın torpilli yaşamı bitecek, millet huzura erecek. 15 Mayıs’tan itibaren, Türkiye güçlü ülke olma yolunda büyük adımlar atacak. Güçlü ülke, herkesin ‘çalışır kazanırım, ne ihtiyacım varsa kendim alırım’ diyebildiği ülkedir. Türkiye öyle bir ülke olacak. Eli ekmek tutanların, işiyle gurur duyanların ülkesi olacak. Bu yolda atılması gereken ilk adım, yöneticilerin, vatandaşa iş bulma sorumluluğunu hissetmeleridir. Biz, İstanbul’da bu sorumlulukla hareket ediyoruz.

Bizden önceki 25 yıl İstanbul’u yönetenlerin, insanlara iş bulmak gibi bir derdi hiç olmadı. Biz göreve gelir gelmez, Bölgesel İstihdam Ofisleri açmaya başladık. 100 binden çok yurttaşımızın özel sektörde işe yerleşmesini sağladık. 100 bin hanenin geliri arttı. 100 bin hanenin huzuru ve mutluluğu arttı. Bu yönetimin, uyguladığı model istihdam yaratmıyor hükümetin böyle bir derdi yok. Türkiye OECD ülkeleri arasında yüzde 54’e yakın bir oranla en düşük istihdam oranına sahip ülke.

Ekonomide güven ve istikrar ortamını tesis edeceğiz. Böylece, yatırım ortamını iyileştirerek sürdürülebilir büyümeyi sağlayacağız. Çok yönlü ve kapsayıcı işgücü ve mesleki eğitim politikaları uygulayarak işsizlikle ilgili yapısal sorunları çözüme kavuşturacağız. İstihdamda ve eğitimde yer almayan gençlere öncelik vereceğiz. Gençlerin doğru istihdamı için ‘Garantili Yetenek Programları’ başlatacağız.

Kadınların iş gücüne daha aktif katılımını sağlamak amacıyla İstanbul’da başlattığımız kreş seferberliğini tüm Türkiye’ye yayacağız. İstanbul’da nasıl yaptıysak, Türkiye’de de yapacağız. Maalesef iş bulma ümidini kaybetmiş veya uzun süredir işsiz olan insanlarımız/gençlerimiz var. Bu bireylere yeni beceriler ve yetenekler kazandırarak istihdama geçmelerini sağlamayı amaçlayan yapılar oluşturacağız. Bizden önce İstanbul’u yönetenlerin, kadınların çalışmasını sağlamak gibi bir derdi hiç olmadı.

Biz, ilk kez üst düzey yönetim kadrolarına kadın yöneticiler atadık. Bizden önce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 12 meslek dalında kadınlara fırsat verilmemişti. Mesela hiç kadın otobüs şoförü, vatman, zabıta, cankurtaran, Şehir Hatları’nda denizci yoktu. Bugün 90 bin çalışanımız arasında o meslekleri yapan yüzlerce kadın çalışanımız var. Kadınlar, torpilleri veya tanıdıkları olduğu için değil liyakat sahibi oldukları için çalışıyorlar. Bu memlekette liyakat zincirini yok ettiler. Mülakat çöpe liyakat memleketin gündemine.

Milletin iktidarında böyle olacak. Erkekler, kadınlar, gençler, engelliler Milyonlarca vatandaş hakkıyla işe girecek. Bizden önce İstanbul’u yönetenlerin, çiftçileri desteklemek gibi bir dertleri hiç olmadı. Biz göreve geldik ve İstanbul’un çiftçilerini, hayvan yetiştiricilerini, arıcılarını ve balıkçılarını desteklemeye başladık. İstanbul’da 700’ün altına inmiş olan çiftçi sayısı bugün tam 8 bin 200’ün üzerine çıktı.

Halk Ekmek buğdayımızı ve ücretsiz dağıttığımız HalkSüt’ü artık tamamen İstanbullu çiftçilerden alıyoruz. İstanbul’da tarım da var. Bin mahalle bakkalını İstanbulkart ile alışveriş yapılabilir hale getirdik. Sosyal destek sunduğumuz binlerce yurttaşımız doğrudan Halk Bakkallardan alışveriş yapıyor. Milletin iktidarında da böyle olacak. Aracı olmayacak yancılar, komisyoncular olmayacak, Halk kazanacak. Gıda fiyatları düşecek.

Bunların hepsi nasıl olacak? diye düşünebilirsiniz. Diyebilirsiniz ki bunlar 20 yıldır iktidarda, siz daha yenisiniz. Kaygı duyanlar olabilir. Bu kaygıların çok güzel bir yanıtı var. Bakın, az önce yanıtında biri buradaydı Mansur Başkanım, o Ankara’da başardı. Değil 20 yıl bunlar 25 yıldır iktidardaydı. Ankara’ya Mansur Başkanım geldi. 25 yıllık kadrolaşmanın üstüne.

Adana’da başardık, Mersin’de başardık, Antalya’da İstanbul’da başardık. Üstelik her işimize köstek olan hükümete rağmen. Ankara’da İstanbul da bugün en güzel günlerini yaşıyor. Ankara’da da İstanbul’da da bugün 4 yıl önce bize duyulan halk desteğinin 10 puan daha önünde destek alıyoruz. Her işimize köstek olan hükümete rağmen, bu kadar iş yapıyorsak, şu iktidarı bize verin de cümle aleme iş nasıl yapılır bir gösterelim.

“Her şey çok güzel olacak”

Bu memleketi uçuracağız. Bir gösterelim… Bu fırsatı verecek misiniz? O zaman bu iş ilk turda bitsin. Bak bu alavereci dalavereci iktidar, 2. tura kalırsa ellerinden geleni yapacaklar. Ama 2. tura bu işi bırakmayın, her türlü numarayı çeker. Bunların fıtratında var, 31 Mart seçimi örnektir. Dövizi de patlatır, borsayı da çökertir, emekliye maaş bile vermez daha beter işler de yaparlar sonra da suçu bize atmaya kalkarlar.

Bu işi ilk turda bitirmek farzdır farz. Artık bu ülkede ‘ben devri’ bitecek, ‘biz dönemi’ başlayacak. 15 Mayıs sabahı, 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile güneş bir başka doğacak. Milletin ittifakıyla bu memlekete güneş bir başka doğacak. 15 Mayıs sabahı kalktığınızda içinize derin bir nefes aldığınızda diyeceksiniz ki ‘Mis gibi demokrasi kokuyor, mis gibi cumhuriyet kokuyor, mis gibi eşitlik kokuyor.’ Haksızlığa uğrayan herkese adalet istiyorum.

Tayfun kardeşim bir yıldır Gezi davasında haksız yere hapiste tutuluyor. Hiçbir suçu yokken, Gezi davası dahil haksız yere, hukuksuz yere hapiste tutulan herkese adalet istiyoruz. Adalet kişiye göre olmaz. Adalet iktidara yakınlığına göre olmaz. Adalet millete göre olur, millete adalet olur. Devlet insanı, vatandaşına iyi davranır, düzgün davranır. Devlet güçlü olur. Devletimiz güçlü olacak. Ama devletimiz, insanına gücünü değil, şefkatini, vicdanını, adaletini, erdemini gösterecek. Her şey çok güzel olacak.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan 418 Milyar Dolar Açıklaması: Son Kuruşuna Kadar Getireceğim

Muğla’da halka seslenen Kılıçdaroğlu, “22 yıldır yiye yiye doyamadılar. Beş yerden maaş, altı yerden maaş alanlar var. Bütün hepsini uzmanlara çıkarttım. 22 yılda yurt dışına götürdükleri para 418 milyar dolar. Son kuruşuna kadar getireceğim ve bu millete vereceğim” dedi ve ekledi:

“Sanıyorlar ki bay Kemal bunu seyredecek. Yemezler. Sizin o paraları dışarıda hangi bankaya yatırdığınızı biliyorum. Ben değil bütün dünya biliyor ama o istenmiyor, biz isteyeceğiz. Hiçbir uluslararası mahkeme, bir devletin soyulmasına evet dememiştir. Bütün kararlara baktık, bütün kararları inceledik.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Muğla’da miting düzenledi. Mitinge; Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da katıldı.

ANKA’nın aktardığına göre Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Sandıklara giderken; geçen dönem AK Parti’ye veya MHP’ye oy veren bir arkadaşımızı da ikna edip götürecek miyiz? Bu en zoru biliyorum, ama önemli olan zoru başarmaktır. Çünkü, Türkiye’nin değişime ihtiyacı var; Türkiye’nin huzura ihtiyacı var. Türkiye’nin kucaklaşmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin ayrışmaya değil beraber olmaya ihtiyacı var.

Kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle, engellisiyle; hep beraber bu güzel ülkede huzur içinde yaşamak istiyoruz. Benim 85 milyona söz var: 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım. Hiçbir ayrım yapmayacağım. Herkesi kucaklayacağım. Bunlar gibi olmayacağız. Toplumu ayrıştırmayacağız. Toplumu kutuplaştırmayacağız. Ahlakı egemen kılacağız, devlette adaleti egemen kılacağız. Kadın erkek eşitliğini sağlayacağız. Kadına yönelik şiddeti en sert şekilde, koşullar ne olursa olsun engelleyeceğiz.

Şunu da bilmenizi isterim: İlk sözüm kadınlardan olsun. Hayat pahalılığını en acı ve derinden yaşayan kadındır. Pazara gittiği zaman, pazardaki yangını görür ve yangını mutfağına taşır. Dolayısıyla kadın evladını okula götürürken beslenme çantasına ne koyacağım diye düşünür. Çünkü, beslenme çantasına diğer arkadaşlarının da rahatlıkla tükettikleri ürünü bir şekliyle veremez. İnanın ben somun ekmeğinin arasına salça sürüp, beslenme çantasının içine koyduğunu da biliyorum.

Dolayısıyla kadın ne kadar güçlüyse toplum da o kadar güçlüdür. Kadın ne kadar eğitimliyse, toplum da o kadar eğitimlidir. O nedenle kadına gerekli önemi vereceğiz. Şimdi yapmamız gereken şu: Eğer değişim istiyorsak sandığa gideceğiz. Hiçbir evde, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye’yi inşa etmek istiyoruz. Eğer bir çocuk açsa, unutmayın; 85 milyon açız demektir.

Bir çocuk kışın karanlıkta veya soğukta kalıyorsa unutmayın hepimiz karanlıkta ve soğukta kalıyoruz demektir. O nedenle biz, Aile Destekleri Sigortasını getireceğiz. Bütün kadınların sosyal güvencesi, devlet olacak. Bütün kadın tıpkı memur, işçi, emekli gibi düzenli olarak bankadan aylığını alacak ve çoluğunun çocuğunun rızkını sağlayacak. Hiçbir yoksul aile ben yoksulum diye bana yardım edin diye bir cümle kullanmayacak. Çünkü, onun yardımını sosyal devlet zaten sağlayacak. Şunu unutmayın: Sosyal devlet, güvenceniz olacak.

Tarlada, bağda, bahçede çalışan kadınlar ve gençler… Onların da bütün sosyal güvenlik primlerini devlet ödeyecek ve zamanı geldiğinde de kadınların tamamı emeklilik haklarının tamamına kavuşmuş olacak. Böylece kırsal boşalmayacak. Köyler boşalmamış olacak.

İşsizlik var biliyorum. Öğretmeneler atama bekliyorlar. Bütün köy okullarını açacağız. Cumhuriyetin 100. yılında 100 bin öğretmen ataması yapacağız. Böylece kırsalda; ‘çocuğumu okula götüreceğim’ diye kentin merkezine gelmeyecek, öğretmen orada olacak. Beslenme çantası derdi olmayacak.

Gençler… Hazır mısınız? Gençler… Benim umudum da sizsiniz. 5 milyon 300 bin genç ilk kez sandıkta oy kullanacak, demokrasiyi bu ülkeye getirecek. O yüzden oyunuzun, Millet İttifakı’na oyunuzun ne kadar değerli olduğunu asla ve asla unutmayın. Demokrasiyi sizler getireceksiniz, bu ülkeye. Milli Kurtuluş Savaşı sonrası verdiğimiz demokrasi mücadelesini inşallah sizler mayıs ayında pekiştireceksiniz. Sizlere güveniyorum.

Kırsalda sadece öğretmen mi olacak? Hayır. Öğretmen olacak, veteriner olacak, ziraat teknisyeni olacak. Köyler gerçek anlamda üretim merkezi olacak. Hiçbir üreticiyi toprağa küstürmeyeceğiz. Hiçbir üretici zarar etmeyecek. Buğday, et, canlı hayvan, mısır dışarıdan geliyor. Sudan’da arazi kiraladılar. Orada ekecekler Türkiye’ye getireceklermiş. Yahu Türkiye cennet gibi bir ülke. Çalışkan insanlarımız var. Her şeyimiz var ama çiftçiyi toprağa küstürdükleri için ekip biçemiyorlar. Zarar ediyorlar. Zarar ettirmeyeceğiz. Buna emin olun. Yine baharlar gelecek. Köydeki de kentteki de mutlu olacak.

Biliyorsunuz 3 milyon 600 bin göçmenimiz, sığınmacımız var. Sizler yetki verdiğiniz zaman en geç 2 yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi Suriye’ye göndereceğiz. Yani uğurlayacağız Suriye’ye. Şundan emin olun: Kaç yıldır ev sahipliği yapıyoruz eyvallah, ama artık yeter. Kendi ülkelerinde daha mutlu olurlar. Irkçılık yapmadan, onların köylerini, okullarını, evlerini Avrupa Birliği fonlarıyla yapacağız, bizim müteahhitlerimiz yapacak ve götüreceğiz, yerleştireceğiz oraya. Dolayısıyla bizim gençlerimiz iş güç sahibi olacak. Bundan da emin olmanızı isterim.

22 yıldır yiye yiye doyamadılar. Beş yerden maaş, altı yerden maaş alanlar var. Bütün hepsini uzmanlara çıkarttım. 22 yılda yurt dışına götürdükleri para 418 milyar dolar. Son kuruşuna kadar getireceğim ve bu millete vereceğim. Sanıyorlar ki bay Kemal bunu seyredecek. Yemezler. Sizin o paraları dışarıda hangi bankaya yatırdığınızı biliyorum. Ben değil bütün dünya biliyor ama o istenmiyor, biz isteyeceğiz. Hiçbir uluslararası mahkeme, bir devletin soyulmasına evet dememiştir. Bütün kararlara baktık, bütün kararları inceledik.

Var ya Amerika… Amerika’da en pahalı yer Manhattan Adası. 35 katlı gökdelen yapmışlar. Muhammed Ali Clay’in çiftliğini satın almışlar. Londra’da Chelsea’de villaları var. Bunları benim bilmediğimi sanıyorlar. Ya attığınız her adımı biliyorum. O binaları da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mülkiyeti olarak Türkiye’ye kazandıracağım. Sen malı götüreceksin, bay Kemal seyredecek. Açık ve net söylüyorum, kul hakkı yemem ve kul hakkı yedirmem. Ben bunu söylüyorum, kul hakkı yemem ve kul hakkı yedirmem. Ama onlar böyle bir cümle kullanamıyorlar.

“Siyasetçi topluma örnek olmak zorundadır”

Benim saraylarda oturma gibi bir merakım yok. Ne sarayı Allah aşkına ya. Ben sizler gibi mütevazi yaşıyorum. Bir evim var, ee mutfağımı da hepimiz biliyorsunuz zaten. Ne kadar görkemli bir mutfağımın olduğunu. Bizim mutlu bir evimiz var. Huzur içinde yaşıyoruz. Ne sarayı Allah aşkına ya. Millet açlıktan kıvrılırken, mutfaklarda yangınlar olurken saraylarda mı oturulur Allah aşkına. Sizler nasıl yaşıyorsanız inanın Bay Kemal de öyle yaşayacak. Mütevazi yaşayacak. Siyasetçi topluma örnek olmak zorundadır.

Allah nasip eder sizlerin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçildiğimde saraya değil, Gazi Mustafa Kemal’in Çankaya’sına gideceğim. Beraber gideceğiz. O Çankaya, halkın, sizlerin Çankaya’sıdır orası. Efendim diyor ki ‘ampul ışık vermiyor, söndürelim.’ Gayet güzel. Söndürmenin yolu sandığa gideceğiz. Oyumuzu kullanacağız, ampulü söndüreceğiz beraber.

Kendi tarihimize uygun olarak, bu ülkenin şanını, şerefini koruyarak… Cumhurbaşkanı koltuğunda oturduğunuzda bu ülkenin itibarını korumak zorundasınız. Bakınız, beka sorunu diyorlar, zaman zaman dillendiriyorlar ve bunun üzerinden CHP’yi suçluyorlar. Beka nedir biliyor musunuz? Asıl beka sorunu? Eğer devleti yöneten bir numara, mal varlığı nedeniyle tehdit ediliyorsa ve Trump, ‘Bak beni kızdırma, senin mal varlığını açıklarım, dünyaya söylerim’ diye söylediğinde tek bir cümle kullanılmıyor ise o irade teslim alınmış demektir.

Ben eğer öyle bir pozisyonda olsaydım ve bana deselerdi ki ‘Bak Bay Kemal, beni kızdırma, senin mal varlığını açıklarız, inceleriz.’ Şunu söylerdim, ‘Benim mal varlığımı incelemezseniz, açıklamazsanız namertsiniz’ derdim. Bunu söylerdim. Ne mal varlığı ya, alın teriyle kazandık, mesele bitti. Ama malı götürürsen ve o parayı da dışarıya götürürsen dışarıdakiler seni teslim alırlar.

Terör dolayısıyla da bizi suçluyorlar. Ne zaman bir şey olsa, sıkışsalar doğru Kılıçdaroğlu. Her şeyde Kılıçdaroğlu. Ya arkadaş, terör örgütünün saldırdığı kişi benim ve bir askerimiz şehit oldu. Sen oğlunu, çocuklarını paralı askerliğe gönderirken garibanın oğlu gibi oğlunu askere gönderen de benim. Vatanseverlikse sen benim yanımda vatanseverlik edebiyatı yapamazsınız. Hele hele milliyetçilikse benim yanımda milliyetçilik hiç yapamazsın. Kuzey Irak’ta askerin kafasına çuval geçirilirken niye sesin çıkmadı? Niye konuşmadın? Yuh çekmeye gerek yok, sandığa gideceğiz, oy kullanacağız. Sandık sandık.

Suriye’de 34 askerimiz şehit edildi. Nerede nefes aldılar? Putin’in sarayında, kapısında. Putin ne yaptı? Kronometreyi çalıştırdı. Koridorda oturttu. Sonra içeriye gel dedi, aldı koltuğa oturtturdu. Ne konuştular bilmiyorum. Ya arkadaş, şehit olan bizim askerimiz. Özür dilenecekse bizden özür dilemeleri lazım. Sen oraya niye gittin, o kapıra niye bekledin? O kapıda niye bekledin? Niye seni beklettiler? Bunun hesabı verildi mi, verilmedi. İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı böyle yerlerde sürünür.

Türk lirası şu anda değerini kaybetmiş durumda. Gelecek endişesi taşıyan herkes ya avro ya dolar veya altın tutmaya çalışıyor. O nedenle bize milliyetçilik dersi vermesinler. Milliyetçi olan kendi ülkesi için çalışır. Milliyetçi olan kendi ülkesinde hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye’yi inşa eder. Milliyetçi olan Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırmaz. Milliyetçi olan bayrağına saygılı olur.

Bizim iki kırmızı çizgimiz var: Vatanımız ve bayrağımız. Bu kadar. Nokta. Bunu yaptığınız, söylediğiniz andan itibaren her şey bitmiştir. Dolayısıyla bizler çalışırken, üretirken ne kadar güçlü olursak dünyaya karşı da o kadar güçlü oluruz. Göreceksiniz, beş yıl içinde Akdeniz Havzası’nın en güçlü devleti olacağız. Beş yıl içinde İstanbul’un nüfusu 2 buçuk milyon azalacak.

Beş yıl içinde Samandağ’dan başlayıp Mersin’e kadar olan havza Akdeniz’in en büyük üretim merkezi haline dönüşecek. Beş yıl içerisinde göreceksiniz Kayseri’yi, Çankırı’yı, Yozgat’ı demir ağlarla İskenderun, Mersin limanlarına bağlayacağız. Oradaki fabrikalar demiryoluyla malı taşıdıkları zaman ihracat için lojistik masrafların tümünü devlet olarak biz ödeyeceğiz.

Boşalan Anadolu’nun içinde, fabrikalar olacak. İnsanlar çalışacak, üretecek. En önemlisi katma değeri yüksek ürünler üreteceğiz. Bütün üniversiteler bilgi üretecek. Herkesin düşüncesine saygı duyacağız, aykırı düşüncelerin tamamına saygı duyacağız. Düşünmek, sorgulamak kadar önemli bir şey yoktur. Eğitimin özü nedir biliyor musunuz? Çocuğun merak duygusunu ne kadar büyütürseniz eğitim o kadar başarılı olur. Çocuğun merak duygusu büyüyecek. Eğitim de büyüyecek. Bizim öğretmenlerimiz bunu yapacaklar. Ve bizim üniversitelerimiz bilgi üretecek. Biz bunların tamamını yapacağız. Hiçbir endişe duymayın.

Benim böyle ünlü olmak gibi bir düşüncem yok. Siyasette kalıcı olmak gibi bir düşüncem de yok. Bu ülkeyi ayağa kaldıracağız, bu ülke büyüyecek, huzur içinde olacak, bu ülkede göreceksiniz kardeşlik, barış, huzur her şey gelecek, devletin bozulan kolonlarını yeniden inşa edeceğiz ve ben de torunlarımla beraber gideceğim, bir yerde hayatımı onlarla beraber sürdüreceğim. En büyük arzum bu. Herkes için de böyle olmasını isterim.

Bizim böyle bir ortamda güzel bir miting yapmamızı sağlayan polis arkadaşlarımız… Onlara da minnet duyuyoruz. Bizler akşam evimizde huzur içinde yatarken onlar sabaha kadar çalışıyorlar. Ben polislerin ne kadar zor koşullarda görev yaptıklarını biliyorum… Polis arkadaşlar belli yerlerde, belli kişiler geçtikleri zaman her 100 metreye bir polis koyuyorlar. Demiyorlar ya bu polis de insan kardeşim. Bunun da yemeğe, tuvalete ihtiyacı var. Bunun da çaya ihtiyacı var. Onu robot gibi görüyorlar. Biz öyle görmeyeceğiz. Devletine hizmet eden insan olarak göreceğiz. Çünkü, sokakta polisle karşılaştığımızda devletimizle karşılaşmış oluyoruz. O nedenle onların da sorunlarını biliyorum.

“Devlet, saygın bir devlet olacak ve halkına hizmet edecek”

Öğretmenlerin de sorunlarını biliyorum. Sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen, kadrolu öğretmen… Böyle bir garabet olur mu? Birisi 50, birisi 100, birisi 2000 alıyor. Ya devlet böyle çalışır mı? Öğretmen öğretmendir. Taşeron işçileri de biliyorum. Onların da sorununu çözeceğiz. Devlet, saygın bir devlet olacak ve halkına hizmet edecek.

Benim cumhurbaşkanlığıma engel olmak isteyen iki grup var. Bunlardan biri beşli çeteler. Beşli çetelerin yapmadıkları rezalet kalmadı. Geleceğim, geleceğim. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını burnunuzdan fitil fitil getireceğim. Kimsenin endişesi olmasın. İkincisi uyuşturucu baronları. Dünyanın parasını kazanıyorlar. Onlara vatandaşlık veriyorlar.

Sonra milyar dolarlar kazanıyorsun ve Türkiye’de bu kara para aklanıyor. Uyuşturucu çetelerinin ne iş yaptığını en iyi bizim polislerimiz bilir. Siyasi otorite polisin elini kolunu bağladığı için bunlarla yeteri kadar mücadele edemiyor. Allah nasip eder cumhurbaşkanı olduğumda şunu söyleyeceğim: Uyuşturucu çetelerinin kökünü kazıyacaksınız. Kim size müdahale ederse bana söyleyeceksiniz. Sorun var ama çözüm de var.”

Paylaşın