İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Sisi” Hatırlatması

İmamoğlu, Erdoğan’ın Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi ile arasının düzelmesine de göndermede bulunarak, “2019’da bana ne demişlerdi? Sisi. Sisi katildi değil mi, benim adım da Sisi idi. Şimdi ne oldu? ‘Kardeşim’. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi” dedi.

Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bilecik Belediyesi’ni ziyaret etti.

Bilecik’te Bozüyük Kurtuluş Savaşı Anı Evi Seyir Terası açılışında konuşan Ekrem İmamoğlu, “2019’da bana ne demişlerdi? Sisi katildi değil mi, benim de adım Sisi idi. Şimdi ne oldu? Kardeşim. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi” diyerek Erdoğan’a gönderme yaptı. İmamoğlu, Erdoğan’ın teğmenleri hedef alan açıklamalarına da tepki gösterdi.

ANKA’nın aktardığına göre, belediye ziyaretinin Atatürk Parkı’nda açıklamalarda bulunan İmamoğlu, “Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz. Bizim gibi seçilmiş arkadaşlar aynı zamanda bu ülkemizi geren, milletimizi sıkıntıya düşüren, çocukları, gençleri geleceğiyle ilgili, eğitimiyle ilgili, emeklilerimizi ekonomik sıkıntılarıyla ilgili milletimizin itibarlı, huzurlu ve güvende hissetmesiyle ilgili bir çok konu var… Bu konuların aşılması bu dönemde bu yeni yüzyılda çok özel bir dönemi hep beraber yaşamak ve yaşatmakla yükümlü yöneticileriz. Bu konuda gece gündüz çalışacağız” dedi.

İmamoğlu’nu Bilecik Belediyesi önünde Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve CHP’liler karşıladı. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da İmamoğlu’nun ziyaretine eşlik etti.

İmamoğlu’nun açıklamalarından başlıklar şöyle: “Depremle çok yoğun mücadelemiz söz konusu. Bilecik sağlam bir zemine sahip. Çok yoğun depremle mücadelemiz söz konusu. Bilecik hem sağlam bir zemine sahip hem de depremden çok çok az etkilenmesi muhtemel güvenli illerimizden bir tanesidir. Bu bağlamda çok tedbir almamız lazım. Bölgemiz büyük bir deprem yaşadığında bir kısım ihtiyaçlarımızı sağlamakla ilgili Bilecik hassas bir stratejik öneme sahip olduğunu biliyoruz. Bu yönde çalışıyoruz.

“Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz”

Bütün Türkiye’nin her yeri önemli. Çok önemli bir dönemde görev yapıyoruz. Bizim gibi seçilmiş arkadaşlar aynı zamanda bu ülkemizi geren, milletimizi sıkıntıya düşüren, çocukları, gençleri geleceğiyle ilgili, eğitimiyle ilgili, emeklilerimizi ekonomik sıkıntılarıyla ilgili milletimizin itibarlı, huzurlu ve güvende hissetmesiyle ilgili birçok konu var. Bu konuların aşılması bu dönemde bu yeni yüzyılda çok özel bir dönemi hep beraber yaşamak ve yaşatmakla yükümlü yöneticileriz. Bu konuda gece gündüz çalışacağız.

Amasız, fakatsız 86 milyon insanımızı eşit görerek Türkiyemize güçlü dönemi sağlamak adına milletimizin bütün evlatlarıyla birlikte çalışarak, siyasi ayrım yapmadan, insanlarımızı ayrıştırmadan, insanlarımızı birleştirerek, bu cennet vatanın bireyi olduklarını ve onlara değerli olduklarını hissettirerek yeni bir döneme hazırlamanın sorumlu insanlarıyız biz. Çünkü millet bize yetki verdi. Dedi ki ‘siz sorumlusunuz, çok çalışın ve bizim geleceğimizi teminat altına alın.’ Bu konuda çok hassas çalışacağız.”

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganıyla yaptıkları yeminle gündemde olan teğmenlere ilişkin konuşan İBB Başkanı “Kendi partilerinde dahi uzlaşamadıkları bir konuda bu kadar sert bu kadar toleranssız bir tavır takınılmasını anlamak mümkün değil” dedi.

İmamoğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’e saygısını dile getirmenin bunun altından iş aramanın çabası ne? Bilmeyene söyleyelim 86 milyonun ortak değeridir Mustafa Kemal Atatürk” ifadelerinin kullandı.

İmamoğlu, Erdoğan’ın Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi ile arasının düzelmesine de göndermede bulunarak şunları söyledi: “Bu millet sizin yargılarınızın kararlarınızın ne kadar sık değiştiğini de biliyor. 2019’da bana ne demişlerdi? Sisi. Sisi katildi değil mi, benim adım da Sisi idi. Şimdi ne oldu? ‘Kardeşim’. Bana da kardeşim demesini beklerim herhalde değil mi.”

Paylaşın

Siyasette “Parmak Sallama” Polemiği

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında “parmak sallama” açıklamaları devam ediyor. Bakan Tunç’un “Kimse yargıya parmak sallayamaz” sözlerine yanıt veren İmamoğlu, “Ben yargıya parmak sallamadım sana salladım” dedi ve ekledi:

“Senin gibi yargıyı etkileyen, hükümetin mensuplarına parmak salladım. O parmak, benim parmağım değil, milletin parmağı. Onun da yeri sandık, siz sandığa gitmek zorunda kalacaksınız. Yargıtay daha hükmetmeden gitmek zorunda kalacaksınız.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ile 5 yıl siyasi yasak cezası aldığı İstinaf Mahkemesi’ne taşınan dava için “Bin tane hukukçuya sorsanız bir tanesi ahmak diye bir kelimeden ceza kesmez. Ahmak kime denmiş? O belli. Bilirkişi raporu belli. Yapılan hamleler belli. Buradan dava üretiyorsun. Ayıptır. Bunu kendine reva gören iktidar bu işin mesulüdür. Hodri meydan. Ceza mı keseceksiniz? Buyurun kesin. Size söz: Bu millet ayağa kalkar.” sözlerine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yanıt vermişti.

Yargının bağımsız olduğunun altını çizen Tunç, “Yargımız başta Anayasa ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde karar verir. Kime yargıya parmak sallayamaz. Hukuk sistemimiz açısından doğru olmadığını ifade etmek istiyoruz. Millet bu tavırlar içerisine girenlere gerektiğinde cevabını verir. Yargı kararları eleştirilemez değil. İtiraz ve temyiz mercileri bellidir. Çıkıp TV programları ve ya sosyal medyadan parmak sallayarak Yargı mensuplarını etkileyemezsiniz. Yargı mensuplarımız bağımsızlık içinde karar verirler.” demişti.

Bakan Tunç’un “Kimse yargıya parmak sallayamaz” sözlerine yanıt veren İBB Başkanı İmamoğlu, şunları kaydetti: “Lisede çok gürültü yapan arkadaşlar olarak, en arka sırada otururduk. Öğretmen de kızarak bize, ‘Siz arkadakiler’ derdi. Biz, döner duvara bakardık. Şimdi arkadaşımız da siniyor, lafı başkasına aktarmaya çalışıyor. Ben direkt kendine söyledim, yargıya falan değil. O ve onun gibi, bugünkü iktidarın mensuplarına söyledim. Bu işi nasıl etkiledikleri, nasıl baskı altında tuttuklarına dair. Direkt kendine. Onun için sinip ‘yargı’ demesin. Sonuçta, cümlenin sonrasında da dedim; ‘En erken yapılacak seçimde, o seçimde Yargıtay süresini bile dolduramayacaklar.

Bu millet, öyle bir sert cevap verecek ki onlara ve o ilk seçimde de biz milletçe, bu ahmakça davada eğer bu baskıya devam ederlerse -onun için ‘hodri meydan’ dedim- ceza vermeye kalkarlarsa, Yargıtay’daki süreci göremeden sandıkta -sandığın anlamı nedir?- gereken cevabı alacaklar ve gidecekler’ dedim. Bu kadar basit cevabı algılayamayan bir insan, Adalet Bakanlığı yapma konusunda, kendini bir gözden geçirsin.

Bir. İkincisi; bakın ben size bir hatırlatma daha yapayım. Bunlar hep unutuluyor. Bana hakaret eden bakan, ben ona cevap verdikten sonra, hakkımda suç duyurusunda bulunuyor. Ve o dava, hala mahkemede duruyor. Niye? Çünkü istinaftaki sonucu bekliyor. Yazı yazıyor, ‘Hadi karar verin de ben de ona göre karar vereyim.’ Ne için? Bakan diyor ki, ‘Bana dedi.’ Şimdi istinaftaki bekleyen kararı bekliyor öbür mahkeme. Diyor ki, ‘Siz de diyorsunuz ki, bunu illa YSK üyelerine dedi diye iddia ediyorsunuz. Bir karar verin de bakanın açtığı davayı yürürlüğe koyayım!’ Yani istinaf lehimize karar verirse, benim bir de bakana lafını iade ettiğim için, bana açtığı davadan bir de bakanla hesaplaşacağız. Zaten bıraksınlar hesaplaşalım.

Ben dava açmışım, ‘Bakan bana ahmak dedi’ diye. O davayı da ‘Ben bakan yargılayamam, dokunulmazlığı var’ diye mahkeme ta o zaman hükümsüz bırakmış. Şimdi bu mahkemeyi konuşmak bile, insanın içini burkuyor. Yani yargı adına içini burkuyor. Ben, yargıya parmak sallamadım, sana salladım. Senin gibi yargıyı etkileyen, yargıyı arka planda zorda bırakan, baskı altında tutan hükümetin mensuplarını parmak salladım. O parmak, benim parmağım değil; milletin parmağı. Dedim ki, ‘Onun da yeri sandık. Siz, sandığa gitmek zorunda kalacaksınız. Ve o gittiğimiz gün de Yargıtay daha kararını veremeden, ülkenin başından gideceksiniz. Bu millet de sizden kurtulacak.’ Daha özeti olabilir mi bu işin? Bu kadar net.”

‘Ahmak’ davası nedir?

Ekrem İmamoğlu, ilk kez İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına seçildiği 2019 yılının kasım ayında Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ne davetli olarak katılmış ve bir konuşma yapmıştı.

O dönem Türkiye İçişleri Bakanı olarak görev yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, İmamoğlu için “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek,” demişti.

İmamoğlu ise Soylu’ya “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın.” cevabını vermişti.

Bunun üzerine Türkiye’deki seçimleri organize eden Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) üyeleri hakarete uğradıklarını ve mağdur olduklarını belirterek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı suç duyurusunda bulunmuştu.

Başsavcılığın hazırladığı iddianamede “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçundan İmamoğlu’nun 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk ayağında Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti.

Dava, son iki yıldır Türkiye’de “Temyiz Mahkemesi” olarak da kabul edilen Yargıtay’ın bir alt basamağı İstinaf Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

Paylaşın

“CHP Genel Başkanlığına Aday Olacağı” İddiası: İmamoğlu, Gülüp Geçti

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun CHP genel başkanlığına aday olacağına ilişkin kulis bilgilerini değerlendiren bir CHP’li, bu fikrin daha önce gündeme geldiğini ancak İmamoğlu ve ekibinin gülüp geçtiğini dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun CHP Genel Başkanlığına aday olacağına ilişkin kulis haberleri tartışılmaya devam ediyor. Murat Sabuncu’nun T24’te “Bir CHP dört portre” başlıklı yazı dizisinde aktardığı “siyasi yasak getirecek yargı kararının ana muhalefet partisinin lideri olduğu takdirde kolayca alınamayabileceği” fikrinden yola çıkarak İmamoğlu ve ekibinin CHP genel başkanlığı için çalışmalara başladığı bilgisi bugün bir başka CHP kulis haberi ile yalanlandı.

Sözcü yazarı Aytunç Erkin’e konuşan bir CHP’li, bu fikrin daha önce gündeme geldiğini ancak İmamoğlu ve ekibinin gülüp geçtiğini dile getirdi. Erkin’in aktardığına göre, bu haberler CHP içinden bir gurup tarafından özellikle gündeme getiriliyor. Aytunç Erkin’in CHP kulislerinden aktardığı bilgiler şöyle:

“Belediye başkanı olunca ceza onanıyor ancak genel başkan olunca onanmıyor. O zaman bir örnek vereyim: Canan Kaftancıoğlu CHP il başkanıydı ve ceza çıktı.’

O zaman bir başka soru. ‘Genel başkanlık’ ya da ‘cumhurbaşkanlığı adaylığı’ tartışmasıyla ilgili değerlendirmesini merak ettim: ‘CHP’nin kurultayı en erken 2025 Kasım sonu ya da 2026 Kasım sonu. Bir yıl uzatma hakkı var partilerin. Bir buçuk ya da iki buçuk yıllık bir süreç için isimler üzerinde böyle çok konuşulmasını parti içinde bir kliğin çalışması olarak görüyorum. Kimseye de faydası yok. Bakın istinaftan umudumuz hiç olmadı ki. Cezayı onaylar diye bekliyoruz. Mesele Yargıtay. Anlayamadığım bir şekilde bir operasyon oluyor. Bizim mahalledeki gazeteciler de bu konuları konuşmaya teşne. Tüzük kurultayı var ve 81 il başkanı da imza vermiş. Sıra dışı bir durum yok. Her şey sakin.’”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“İmamoğlu, CHP Genel Başkanlığı İçin Hazırlanıyor” İddiası

Ekrem İmamoğlu’nun CHP Genel Başkanlığı için adım atmaya hazırlandığı öne sürüldü. İmamoğlu’nun partinin şu andaki lideri olan Özgür Özel’in attığı kimi siyasi adımlardan da hoşnutsuz olduğu iddia edildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanlığı için adım atmaya hazırlandığı bilgisi kulislerde gündem oldu. T24 yazarı Murat Sabuncu, “Bir CHP dört portre” başlıklı yazı dizisinde bugün Ekrem İmamoğlu hakkındaki kulis bilgilerini aktardı.

Genel başkan adaylığı için yakın çalışma ekibi ile harekete geçtiği belirtilen Ekrem İmamoğlu’nun, Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı destek verdiği Özgür Özel’in bazı adımlarından hoşlanmadığı da kulislerde dile getiriliyor. Murat Sabuncu’nun “Bir CHP dört portre | Ekrem İmamoğlu CHP Genel Başkanı olmak için harekete geçebilir” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Bir süredir İmamoğlu yakın çalışma ekibi ile CHP genel başkanı olma daha doğrusu adaylığını koyma konusunda adım atmayı tartışıyor. Bunun hem partiye hem kendisine nasıl bir siyasi gelecek oluşturacağına dair değişik çalışmalar yapılıyor. Hatta konuşulan konulardan birinin de İmamoğlu’na dair siyasi yasak getirecek yargı kararının ana muhalefet partisinin lideri olduğu takdirde kolayca alınamayabileceği olduğunu söyleyebilirim. Ya da böyle bir karar alınsa bile ‘bu kararı aldıranlarla mücadele’ yönteminin daha farklı olabileceği de belirtiliyor. (…)

Tabii burada ortaya çıkan soru şu: Genel başkan olmasında büyük destek olduğu Özgür Özel’in daha bir yılı dolmadı. (Seçilme tarihi: 38. Olağan kurultay 5 Kasım 2023.) Adaylık konusunda acele etmeyecek dense de bu ne zaman olacak? Ya da bunun parti içinde konuşulmaya başlaması nasıl bir etki yaratacak? Kendisinin adaylığını nasıl açıklayacak, nasıl gerekçelendirecek? Ya da Özel ile anlaşarak mı yoksa yarışarak mı bu yola çıkacak?”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’ndan İmza Engeline Sert Tepki

Metro projelerin bakanlık engeline takılmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu siyaset hasımlığı nedir Allah aşkına? Bundan kurtulun. Siyasi kibirden kurtulun. Hasımlıktan kurtulun. Ben her yerde hatırlatacağım. Koltuğu kendi koltuğu zanneden akıl, derhal aklını başına alsın. Benim oturduğum koltuk, millete aittir” dedi ve ekledi:

“Milletin onlara verdiği yetkinin, milletin onlara verdiği bir iradenin kullanıldığı bir alandır. Onun için yüksek adalet, yüksek şefkat, yüksek hoşgörü, yüksek demokrat ruhu; her şeyi taşımakla yükümlüdürler. Ama bunu ne yazık ki biz İstanbul’un birçok konusunda yaşayamıyoruz. O bir imzayı esirgeyenlerin, milyonlarca İstanbul’u metrosuz bırakanların siyaset anlayışı, bu şehre de zarar veriyor, bu ülkeye de zarar veriyor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Mahmutbey – Bahçeşehir – Esenyurt Metro Hattı’nda çalışan emekçilerle bir araya geldi. Mahmutbey Bölge Parkı İstasyonu şantiyesinde gerçekleşen buluşmada İmamoğlu’na, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çankaya, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer eşlik etti.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Burada açıklamalarda bulunan İmamoğlu, “20. Yüzyılın başında nasıl ki demir yolları bir milli meseleyse, bugün de metro ve raylı sistemlerde öyle. Bu konu, siyasi meselelere alet edilebilecek bir mesele değildir. Bu konunun dünü, bugünü, yarını iyi planlanarak hareket edilmelidir. Bugün biz varız. Dün başkaları vardı. Yarın da başkaları olabilir bu koltuklarda” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şunları söyledi: “Bu koltuklar, millete ait koltuklardır. Alınacak veya alınmayacak bütün kararların, milletimizin yaşamına olan pozitif ya da negatif etkisi hesap edilmelidir. Onun için günlük siyasi çıkarlara, menfaatlere alet edilmemesi şarttır. Vatandaşın bir bölümünü ödüllendirilip, diğer bölümünün cezalandırılması gibi akıl dışı konulara alet edilmiştir geçmişte metro meselesi bile. Bu yanlışları gördük, yaşadık. Örneğin; projesi bakanlıkça onaylanmış, kredisi hazırlanmış, sadece tek bir imzaya kalan Sefaköy-Küçükçekmece-Avcılar-Beylikdüzü-Büyükçekmece-TÜYAP Metrosu’na yönelik engelleme, bizi derinden üzüyor ve gerçekten sarsıyor. Bir vatandaş olarak sarsıyor.”

Sadece tek bir imzaya kalan Sefaköy-Küçükçekmece-Avcılar-Beylikdüzü-Büyükçekmece-TÜYAP Metrosu’nun 2 yıla yakındır yatırım planına alınmadığını belirten İmamoğlu, şunları söyledi: “Az önce bahsettiğim o 3,5 milyonluk nüfusu, bir başka koldan Esenyurt’u da içine katarak, bir başka koldan İstanbul’un merkezine bağlayacağını dört gözle bekleyen 2 belediye başkanımız burada hem Esenyurt hem Avcılar.

Sadece iki belediye başkanımızın resmi nüfusu 1,5 milyon. Ne yazık ki ülkemizde, şehrimizde artık bir ‘gayri resmi nüfus’ diye kayıt altına aldığımız utanç verici bir istatistik konuşuyoruz. İki ilçe, 2 milyonun üzerinde. Bu kadar basit. Yani Beylikdüzü’nü katmıyoruz, Büyükçekmece’yi katmıyoruz, Başakşehir’in büyük bölümünü katmıyoruz, Küçükçekmece’yi katmıyoruz. Bunları kattığınızdaki nüfusa bakar mısınız? Ve bu engelleniyor. 2 yıla yakındır yatırım planına alınmıyor. Üzüntü verici.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: CHP Değişecek, Türkiye Değişecek

CHP İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen Tüzük Kurultay Çalıştayı’nda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi değişecek ve Türkiye’de değişecek, bu sürecin bu yolculuğun başka bir sonucu olamaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en yüksek oyla birinci parti olması beni çok mutlu etmiştir. Artık Cumhuriyet Halk Partisi farklı toplumsal kesimlerin yaşanan bu ekonomik ve adalet krizinden çıkış için adres haline gelmesi sevindiricidir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen Tüzük Kurultay Çalıştayı’nda konuştu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar bu şekilde:

“Geçen yıl partimizin 100. yılını kutladığımız etkinlikte Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir demiştik. Bu alanda çok net ifade edeyim, Cumhuriyet Halk Partisi değişecek ve Türkiye’de değişecek, bu sürecin bu yolculuğun başka bir sonucu olamaz. Tabii geçtiğimiz süreç içerisinde tüm dünyada bir kriz döneminin yaşandığını ve bunun da bir polikriz diye tariflendiğini, politik alanda çoklu krizlerin var olduğunu ve bu çoklu kriz sürecinin de daha az önce ifade ettiğim gibi etkilerinin ülkemizde daha da yoğun yaşandığını biliyoruz.

Yurttaşlar uzunca bir süre yaşadığımız ağır ekonomi demokrasi ve adalet krizlerine rağmen muhalefeti seçenek olarak görmemesi ve 2023 seçimlerinde de aynı sonuca sürecin evrilmesi bizi artık farklı düşünmeye ve başka bir düşünce üretmeye sevk etmelidir. Aynı şeyleri yaparak aynı sonuçları alamayacağımızı seçimden bir gün sonra dile getirmiştim; içim yanarak dile getirmiştim. Bundan vazgeçmemiz gerektiğini dile getirmiştim, yol ve yöntem değiştirmemiz gerektiğini. Partide açıkçası bu çabamızın karşılık bulması ve bugün böylesi bir zaman diliminin yaşanıyor olması beni ziyadesiyle mutlu ediyor.

Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en yüksek oyla birinci parti olması beni çok mutlu etmiştir. Artık Cumhuriyet Halk Partisi farklı toplumsal kesimlerin yaşanan bu ekonomik ve adalet krizinden çıkış için adres haline gelmesi sevindiricidir. Kıymetli katılımcılar Türkiye toplumu hem siyasette hem ekonomide hep de toplumsal alanda değişimi ortak aklın yankı bulmasını istiyor.”

“Tek ışığımız var aslında; bilim, teknik, akıl”

İmamoğlu, ardından Marmara Belediyeler Birliği ve İstanbul Planlama Ajansı (İPA) iş birliğiyle, “17 Ağustos’un Çeyrek Asır Ardından” başlığıyla, 2 gün sürecek etkinliğe katıldı. İmamoğlu, burada yaptığı konuşmasına ise, “25 yıl önceyi bugün konuşmak ve içi yine kaygılarla ve de üzüntülerle ve hatta görevimizi tam yapamamanın da biraz başımızı öne eğen duruşuyla sürdürmenin hüznünü yaşıyorum” sözleriyle başladı ve şunları söyledi:

“Ve bunu yaşamalıyız. Bunu derinden hissetmeliyiz. Aslında her birey, kendi koşullarında bunu hissetmeli ki, bir an önce tabiri caizse irkilelim ve ayağa kalkalım ve işimizi daha iyi yapma konusunda yüksek bir sorumlulukla hareket edebilelim. Bu gerçeği görmezsek, aynı hataları yapmak ne yazık ki biraz da normalleşen, biraz da ‘insani’ diye tarifleyebileceğimiz tavrı ve psikolojiye dönüşen süreci bize yaşatır. Bunu yaşatmaya ve yaşamaya asla ve asla hakkımız da yok, haddimiz de yok. Bir yandan hatırlayacağız, bir yandan kayıplarımızı anacağız. Adıyaman ve Defne Belediye Başkanlarımız da bizimle. Onların şahsında, oradaki bütün yurttaşlarımıza da geçmiş olsun diyerek, onları yalnız bırakmayacağımızı iletmek istiyorum.”

“Çeyrek asır önce sarsılan bu coğrafyada, sorumluluğumuz devam ediyor ve çalışmaya devam edeceğiz” diyen İmamoğlu, “Tek ışığımız var aslında; bilim, teknik, akıl. Başka bir ışığımız yok. Yani hiçbir kişilik, kendisini şahsen bir ışık olarak göstermeye kalkmasın. Mevcutta bir ışık var; bilim. Bilimi önünüze bir ışık ve doğrultu olarak koyduğunuzda, inanın bu toplum en doğruları yapacaktır ve o doğru, can kaybı yaşamaktan bizleri kurtaracaktır” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Burada oluşumuz, tabii sadece geçmişimizi değil, tam aksine geleceğimizi konuşmaya dairdir. Biliyoruz ve yaşıyoruz ki; İstanbul, Marmara Bölgesi, yani bu coğrafya, hâlâ büyük bir tehdit altındadır. Bugün, bu 25 yıllık süreçte, çeyrek asırlık zaman diliminde neler öğrendik? Neler biliyoruz? Nasıl önümüze bakıyoruz? Bu gözden geçirilecek. Çok değerli oturumlar, sunumlar olduğunu biliyorum. Bu bağlamda sadece İstanbul olarak değil de Marmara Belediyeler Birliği’yle birlikte burada bir araya gelmenin de öneminin altını çizmek lazım.”

“Bilimsel bir sunum elbette benim ne tarzım ne de haddim, hakkım. Ben, açıkçası o sunumlardan, yazılardan ve bilim insanlarının ortaya koyduğu, teknik insanlarının ortaya koyduğu prensiplerden kendisine ders çıkaran ve görev çıkaran bir belediye başkanıyım. Bir haritayı sizlere göstermek istiyorum. Bu haritayı biz tasarlamadık. Bu harita,

Sanayi Bakanlığı’nın 2021 yılında yapmış olduğu bir araştırmada elde eddilen haritadan bahseden İmamoğlu, şunları söyledi: “Kamuya açık bu harita, acaba ne söylüyor? Bunu düşünürken de biraz kaygılanıyorum açıkçası. Yani bu İstanbul için bir kaygı değil sevgili dostlar, bu, Türkiye için bir kaygı. Çok stratejik bir kaygı. Jeopolitik bir kaygı. Toplumsal bir kaygı, kaygı. Yani sadece depreme dayalı bir can kurtarma üzerinden kaygıyı da içermiyor. Çok yönlü kaygıları içeriyor burada gördüğünüz bu harita.

Bu haritadaki akışlar ve ilginin odağının ne denli bir noktaya bütünleştiğini, yüzde 80’lik bir ekonomik hacmin, sadece bir ülkenin 10’da 1’ine sıkışmışlığı -ne kadar büyük bir hatadır, sıkıntıdır- gösteriyor bize. O bakımdan Marmara diye konuştuğumuz deprem, Marmara’nın ya da İstanbul’un değil, net olarak Türkiye’nin depremidir. Türkiye’nin her yerindeki acı, bizim acımızdır. Ama bu deprem, Türkiye’nin depremidir. Yani buradaki sarsılmamız, buradaki yıkım ya da yıkılmama, dik durma, dirençli olma, bizim geleceğimizin tasarımını sağlayacak.

Bu kadar nettir ve açıktır. O bakımdan meseleye bu çerçeveden bakmamız lazım. Baktığınızda, insanların geldiği yerler itibariyle, okunan üniversiteler itibariyle, üretim ve tedarik zincirleri, ticaret ilişkileri itibariyle, Türkiye’nin her yerindeki insanımıza, çeşitli oranlarda büyük bedeller ödetecek bir depremdir İstanbul’da ya da Marmara’da yaşanacak deprem. Bu gerçek, bu iş, burada bulunan her birimizi aşıyor, anlamında elbette paylaşmadım. Sorumluluğumuzun büyüklüğünü hatırlatmak adına paylaştım.”

Geçen hafta Çin Halk Cumhuriyeti’nin Shenzhen Belediye Başkanı’nı misafir ettiklerini anlatan İmamoğlu, “18 milyonluk bir nüfustan bahsediyor. Aslında bu nüfus, orada okuyan ya da 6 aydan fazla oturumu olan herkesi kapsayan bir nüfus. Ki ben, bu nüfus sayımıyla ilgili uzun zamandır bir eleştiriyi yapıyorum. Türkiye’de yerleşik nüfusun, TÜİK verileri üzerinden hesaplanamayacağını ve bu bize realiteyi vermediğin, bu kapsamda bütün yönlendirmelerin ve bütün stratejik kararların altlığını oluşturan nüfus verisinin de ne yazık ki doğru bir veri oluşturmadığını yıllardır söylüyorum” diye konuştu.

İmamoğlu, şunları kaydetti: “‘İstanbul’un resmi nüfusu 16 milyon’ dedim Shenzhen’in Belediye Başkanı’na. Ki 1 milyonun üzerindeki üniversite öğrencisinin, neredeyse yüzde 60’ı bizim gurbetçimiz ama o, bu sayıda yok. Sonra, su tüketimindeki yüzde 20’lik artışa göre konuşuyorum ki, 2 milyonun üzerinde bizim ekstra bir misafirimiz var. Bunun adı sığınmacıdır, resmidir, gayriresmidir. Ben buradan bir söz söyleyince, bütün bakanlarımız açıklamalar yapmaya koşuyorlar ama soruna çözüm bulmakta, toplumu aydınlatmakta bir çaba göremiyorum. Bu bağlamda, bütün bunları üst üste koyduğumuzda, 20 milyon oluyoruz.”

Bunu niye söylüyorum? 20 milyonluk bir nüfus varken, biz şunu konuşamayız tek başına: ‘İstanbul’da zaten nüfus azalıyor.’ İstanbul’da nüfus azalıyorsa, o zaman askeri alanları niye konuta açıyoruz? Ne yapıyoruz biz? O kadar meseleler birbirine grift (iç içe) bir şekilde girmiş ki. Burada tek sorunumuz var. Yüzlerine baktığımda, başımı hafif öne eğmek durumunda kaldığım bilim insanlarını, bu işin odağına koymamaktır tek sorun. Bu kadar nettir. Tekniği, aklı, veriyi oturup masada analiz etmemektir. Yani bir kişinin ya da bir şahsın, bir grup insanın keyfi, siyasi ihtiraslarıyla karar alabileceği bir mesele değildir. Bunu söylerken kimse üzerine alınmasın.

Bunun adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir veya bir başka partidir; fark etmez. Siyasi ihtiras alanı değildir, olamaz. Memleketin geleceğinden bahsediyoruz ve geleceğini konuşuyoruz. Bu kadar açık ve nettir mesele. İşte o bakımdan ticari ilişkiler, tedarik zincirleri, üretim, yani tüm meselelerin, 7 üzerindeki bir şiddette deprem yaşandığında, Türkiye’ye çok çeşitli bedeller ödeteceğini görüyoruz. Bu derece hayati bir konuya ne kadar ağırlık verirsek verelim, yaptıklarımızdan da tatmin olma şansımız yok. Daha fazlasını yapmakla da yükümlüyüz.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Hesabını Veremeyeceğimiz Hiçbir Konu Yok

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2024 Olimpiyat Oyunları’nı Paris’te takip etmesi üzerinden gelen eleştirilere ilişkin, “Biz orada İstanbul’u tanıtmak, anlatmak için bulunurken burada dakika dakika ne yaptığımıza ilişkin iftiralarla karşı karşıya kaldık” dedi ve ekledi:

“Bu lafların geçerliliği yok. Biz orada da ne yaptığımızı biliyoruz burada da ne yaptığımızı biliyoruz. Bu kirli dili kullananlara milletimiz gerekli dersi verip bulundukları yerden yollayanlara kadar doğruları anlatmaya devam edeceğiz. Biz işimize bakıyoruz. Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir konu yok.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB iştiraki İstanbul Konut İmar Plan Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (KİPTAŞ) Kartal’daki temel atma töreninde açıklamalarda bulundu.

2024 Olimpiyat Oyunları’nı Paris’te takip etmesi nedeniyle yapılan eleştirilere yanıt veren Ekrem İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

“4 gün Paris’teydik.. Olimpiyat oyunlarını izledik. Biz orada İstanbul’u tanıtmak, anlatmak için bulunurken burada dakika dakika ne yaptığımıza ilişkin iftiralarla karşı karşıya kaldık. Bu lafların geçerliliği yok. Biz orada da ne yaptığımızı biliyoruz burada da ne yaptığımızı biliyoruz. Bu kirli dili kullananlara milletimiz gerekli dersi verip bulundukları yerden yollayanlara kadar doğruları anlatmaya devam edeceğiz. Biz işimize bakıyoruz. Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir konu yok.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Akraba Ataması” Yanıtı: Önce Kendilerine Baksınlar

Erdoğan’ın, başta İBB olmak üzere CHP’li belediyelerde dost, ahbap atamaları yapıldığına ilişkin açıklamasına yanıt veren Ekrem İmamoğlu “Vallahi Cumhurbaşkanı hangi duyguyla bunu söyledi bilmiyorum” dedi ve ekledi:

“Ama dost, akraba işine girersek acaba devlet kademeleri veya yakın çevresinde işe girmemiş ya da dibinde durmayan dostu, akrabası var mı bilmiyorum. Önce kendilerine bir baksınlar.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri Gazitepe Köyü’nde çiftçilerle birlikte buğday hasadına katıldı, ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Artı Gerçek’in aktardığına göre, Ekrem İmamoğlu, “Silivri’deyiz tarım hasadımız hayırlı olsun. Bereketi bol olsun. Çiftçimiz zorda. Fiyatların düşük olması, maliyetlerin yüksek olması ama biz 4 yılı aşan programlarımızda çiftçimizin yanında olduğumuz ile ilgili çokça konumuz var. Burada bugün dikimini desteklediğimiz hasadı Gaztepe köyünde Silivri ve Çatalca Belediye Başkanlarımızla mutluyuz çiftçimizin bereketi bol olsun” diye konuştu.

İBB şirketi KİPTAŞ tarafından 2019’dan önce Mevlüt Uysal döneminde 200 kişiye indirimli ev satıldığı iddiasının sorulması ve konuyla ilgili Sayıştay raporunda bir tespit yapıldığının anımsatılması üzerine İmamoğlu şunları söyledi:

“Evet var. O döneme dair zaten bir kısım işlemler yapıldı. Ama yine bu detaylar üzerinden süreci irdelemeye devam edeceğiz. Zaten birçok konuda aslında yaptığımız hukuki girişimlerimiz var. Yani sadece KİPTAŞ’ta değil birçok birimimizde. Ama biliyorsunuz ki özellikle bu tür konularda ama bakanlık ama diğer kurumlarda birçok hukuki girişimlerimiz ne yazık ki hem karşılıksız bırakıldı. Hatta soruşturma yapma ve bunun gibi birtakım yetkilerimizin elimizden alındığını bütün kamuoyu biliyor. Aynı şeyleri tekrar etsek de etmesek de süreç böyle. Ama işin peşini bırakmadığımızı milletimiz bilsin”

“Önce kendilerine baksınlar”

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başta İBB olmak üzere CHP’li belediyelerde ahbap atamaları yapıldığına ilişkin iddiasına da yanıt vererek “Vallahi Cumhurbaşkanı hangi duyguyla bunu söyledi bilmiyorum. Ama dost, akraba işine girersek acaba devlet kademeleri veya yakın çevresinde işe girmemiş ya da dibinde durmayan dostu, akrabası var mı bilmiyorum. Önce kendilerine bir baksınlar” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Partililere Dikkat Çeken Uyarılar

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Parti içi rekabetin her koşulda kardeşçe ve aynı zamanda demokratik bir biçimde olmasını sağlamanın şart olduğunu düşünüyorum. Bireysel, kişisel ve özellikle partimizi, bizleri yoran bütün yüklerden kurtulmakla mecbur olduğumuz bir dönemin içerisindeyiz” dedi ve ekledi:

“Rekabet, daha iyiye ulaşmanın yoludur. Parti içindeki rekabet, birbiri ile yan yana koşarken birbirini ayağına çelme takmak değil, daha hızlı koşma mücadelesidir; ayrışmanın değil, bütünleşmenin aracıdır. Çeşitli ülke ve şehirlerdeki CHP yurt dışı örgütlerinde, dönem dönem parti içi rekabetin yıpratıcı hal alabildiğini görüyoruz. Evet ülkemizde de bunu yaşıyoruz, yurt dışındaki örgütlerimizde de bunu yaşıyoruz.”

İstanbul Büyükşehir Belediye İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, partisinin 2024 Yurt Dışı Örgütlenme İkinci Yüzyıl Vizyonu Çalıştayı’nda konuştu. İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

Parti içi rekabetin her koşulda kardeşçe ve aynı zamanda demokratik bir biçimde olmasını sağlamanın şart olduğunu düşünüyorum. Bireysel, kişisel ve özellikle partimizi, bizleri yoran bütün yüklerden kurtulmakla mecbur olduğumuz bir dönemin içerisindeyiz. Rekabet, daha iyiye ulaşmanın yoludur.

Parti içindeki rekabet, birbiri ile yan yana koşarken birbirini ayağına çelme takmak değil, daha hızlı koşma mücadelesidir; ayrışmanın değil, bütünleşmenin aracıdır. Çeşitli ülke ve şehirlerdeki CHP yurt dışı örgütlerinde, dönem dönem parti içi rekabetin yıpratıcı hal alabildiğini görüyoruz. Evet ülkemizde de bunu yaşıyoruz, yurt dışındaki örgütlerimizde de bunu yaşıyoruz.

Ayrıştırıcı bir dilin hakim olabildiğini de görüyoruz. Bunları görerek, bunlara tedbir alarak yol yürümenin şart olduğunu da biliyoruz. Tabii son derece sınırlı sayıda örnekler olsa da çok hassas ve çok tarihi bir dönemden geçtiğimizin farkına vararak -her zaman her yerde söylüyorum- bazı bildiğimiz, gördüğümüz, dönem dönem yüksek seviyede kınadığımız bütün tavır ve davranışlardan uzak, bir arada konuşabilmeyi, müzakere edebilmeyi, doğru yolu bulabilmeyi, ortak aklın masamızdaki kesin pusula olmasını sağlayabilmeyi başarmak zorundayız.

Partimize yakışmayan tek bir uygulamaya, tek bir söze, hatta partimize yakışmayan tek bir bakışa bile geçit vermemeliyiz. Bizler, insanlara ve birbirimize, aynen Atatürk’ün vatandaşa, o Tokat’ta çekilen fotoğraftaki baktığı gibi bakabilmeyi, aynı hassasiyeti de birbirimize bakarken gösterebilmeyi başarmak zorundayız.

Herkese ve birbirimize karşı iletişim ve müzakere kapılarının sonuna kadar açık olması gerektiğini unutmamalıyız. Bunu yapamayanların, örgütlenme içerisinde bu görevlere talip olma şansı yoktur.”

Paylaşın

AK Parti’de “Ekrem İmamoğlu” Krizi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun AK Partili rakibine fark atarak, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkanı seçilmesi AK Parti’de adeta bir krize yol açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaşanan duruma tepki gösterdiği öğrenildi. Erdoğan, delegelerin tamamını oy kullanmaya getiremeyen AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı azarladı. Kongreye kadar makamda kalmak istediği belirtilen 75 yaşındaki Yusuf Ziya Yılmaz’ın istifası istendi.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Meclis Toplantısında yapılan oylamada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu en fazla oyu alarak Birlik Başkanı seçildi. Yapılan seçimlerde Ekrem İmamoğlu 515 oy alırken, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ise 250 oy aldı.

TBB’nin Başkan Vekili Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar oldu. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ise ikinci Başkan Vekili olma hakkı kazandı.

AK Parti’den de oy gitti

Ekrem İmamoğlu’na AK Partili belediye başkanlarının da oy verdiği ortaya çıktı. TBB’de büyükşehir, il ve nüfusu 100 binin üzerinde olan ilçe belediyelerinin başkanları doğal delege kabul ediliyor. Seçilmiş delegelerle birlikte TBB’nin delege sayısı 868’e ulaşıyor.

CHP 448 delegesi ile tek başına çoğunluğu sağladı. Ancak Ekrem İmamoğlu CHP’nin delege sayısını 67 farkla geçerek 515 oyla seçildi. İktidarın desteklediği AK Partili Trabzon Büyükşehir Başkanı Ahmet Metin Genç ancak 250 oy alabildi. Bu 67 farkın içinde İYİ Parti, DEM Parti ve YRP’nin de etkisi var. Ancak AK Parti’li belediye başkanının da İmamoğlu’na destek verdiği anlaşıldı.

ODA TV’de yer alan habere göre; Bu durum AK Parti’de adeta bir krize yol açtı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaşanan duruma tepki gösterdiği öğrenildi. Erdoğan, delegelerin tamamını oy kullanmaya getiremeyen AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı azarladı. Kongreye kadar makamda kalmak istediği belirtilen 75 yaşındaki Yusuf Ziya Yılmaz’ın istifası istendi.

Yusuf Ziya Yılmaz’ın “Ekrem İmamoğlu’na oy veren AK Partili belediye başkanlarını bulacağım bana müsaade edin diye” genel merkez koridorlarında bağırdığı öğrenildi.

Paylaşın