“İBB Yolsuzluk Davası”nda Yedi Duruşma

İBB’ye yönelik yolsuzluk ve örgüt suçlamalarıyla açılan ve 402 sanığın yargılandığı dava, yedinci duruşmaya ulaşırken, dava, hem Türkiye’de hem uluslararası kamuoyunda tartışmaların odağında kalmayı sürdürüyor.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu, mahkeme salonunda yaşanan krizler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarına yansıyan eleştiriler, davayı yalnızca hukuki bir süreç olmaktan çıkararak siyasi ve demokratik bir sınamaya dönüştürüyor.

Türkiye’nin en kritik siyasi davalarından biri olarak görülen süreçte, Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki 402 sanık, yolsuzluk ve örgüt liderliği suçlamalarıyla karşı karşıya bulunuyor. İddiaları reddeden savunma tarafı, davanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü öne sürerken; hükümet cephesi yargının bağımsız işlediğini savunuyor.

İlk Duruşma: Gerilimli Başlangıç

Silivri’de görülen ilk duruşma, davanın seyrine dair önemli ipuçları verdi. Ekrem İmamoğlu’nun söz almasına izin verilmemesi salonda tansiyonu yükseltti. Yüzlerce sayfalık iddianame ve binlerce yıla varan hapis cezaları talebi, davanın kapsamını ortaya koydu.

İkinci ve Üçüncü Duruşmalar: Siyaset Gölgesi

Sanıklar arasında belediye yöneticileri, iş insanları ve parti mensuplarının yer aldığı bu aşamada savunmalar alınırken, dava Türkiye’nin siyasi iklimine dair geniş tartışmaları da beraberinde getirdi. Tutukluluk hali ve muhalefetin “yargı baskısı” iddiaları öne çıktı.

Dördüncü Duruşma: Basın Krizi

Mahkemenin gazetecileri salonun arka bölümlerine yönlendirme girişimi, basın mensuplarının tepkisiyle karşılaştı. Kısa sürede büyüyen tartışma, duruşmanın ertelenmesine yol açtı ve davanın şeffaflığı tartışmasını alevlendirdi.

Beşinci Duruşma: Süreç Tartışmaları Derinleşti

Savunmaların devam ettiği bu aşamada, hem yargılama düzeni hem de basına yönelik sınırlamalar yeniden eleştirildi. Dava sürecinin uzaması, “makul sürede yargılama” ilkesini gündeme taşıdı.

Altıncı Duruşma: Uluslararası Tepkiler Artıyor

Altıncı duruşmayla birlikte dava uluslararası arenada daha görünür hale geldi. Avrupa merkezli insan hakları kuruluşları ve bazı uluslararası hukuk gözlemcileri, davaya ilişkin yayımladıkları değerlendirmelerde “adil yargılanma hakkı”, “tutukluluğun ölçülülüğü” ve “siyasi etki” konularına dikkat çekti. Özellikle duruşmaların şeffaflığı ve savunma hakkının kapsamı, raporlarda en çok vurgulanan başlıklar arasında yer aldı.

Ayrıca bazı uluslararası medya kuruluşları, davayı Türkiye’de yaklaşan seçim süreçleri ve muhalefetin konumu bağlamında ele alarak, yargı sürecinin siyasi sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.

Yedinci Duruşma: Gözler Karar Sürecinde

Yedinci duruşmada ise hem savunma hem de iddia makamı daha kapsamlı argümanlar ortaya koydu. Uluslararası hukuk çevrelerinden gözlemcilerin de yakından takip ettiği bu aşamada, davanın yalnızca bir yolsuzluk dosyası olmaktan çıkıp Türkiye’de hukukun üstünlüğü tartışmalarının merkezine yerleştiği yönünde değerlendirmeler yapıldı.

Yabancı basında yer alan analizlerde, davanın sonucu kadar sürecin işleyişinin de Türkiye’nin demokrasi algısını etkileyeceği vurgulanıyor. Özellikle “siyasi davalar” kategorisinde değerlendirilebileceğine dair yorumlar dikkat çekiyor.

Demokrasi Tartışmalarının Merkezinde

Basın ve insan hakları örgütleri, davayı Türkiye’de yargı bağımsızlığı açısından kritik bir test olarak görüyor. Eleştiriler, sürecin muhalefeti zayıflatmaya yönelik bir araç olabileceği yönünde yoğunlaşırken; resmi makamlar bunun hukukun işleyişi olduğunu savunuyor.

Yedi duruşma sonunda ortaya çıkan tablo net: İBB yolsuzluk davası, yalnızca bir belediye yargılaması değil; Türkiye’de hukuk, siyaset ve demokrasi ilişkisini yeniden tartışmaya açan çok katmanlı bir süreç haline gelmiş durumda.

Paylaşın

“İmamoğlu Davası” Dünya Basınında Geniş Yankı Buldu

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında süren dava süreci, yalnızca Avrupa ve ABD’de değil, dünyanın farklı bölgelerindeki medya kuruluşlarında da geniş yankı uyandırdı.

Uluslararası basın kuruluşları, davayı Türkiye’de siyaset ve yargı ilişkisi bağlamında değerlendirirken gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor.

İngiliz gazetesi The Guardian, davanın Türkiye’de yaklaşan siyasi süreçler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Gazete, İmamoğlu’nun Türkiye’de muhalefetin öne çıkan figürlerinden biri olduğunu vurgulayarak, dava sürecinin siyasi dengeler üzerinde etkili olabileceğini yazdı.

ABD merkezli The New York Times ise haberinde davanın, Türkiye’de ifade özgürlüğü ve siyasi rekabet tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını belirtti. Gazete, muhalefet temsilcilerine yönelik yargı süreçlerinin uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edildiğini aktardı.

İngiltere merkezli BBC News de analizinde, İmamoğlu’nun 2019’da İstanbul’da kazandığı seçimlerin Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktası olduğunu hatırlatarak, dava sürecinin hem iç politika hem de uluslararası ilişkiler açısından dikkatle izlendiğini yazdı.

Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde ise davanın Türkiye’de muhalefetin geleceği açısından kritik bir gelişme olarak değerlendirildiğini ifade etti. Gazete, Avrupa’daki birçok siyasi çevrenin de süreci yakından izlediğini aktardı.

Uluslararası haber ajansı Reuters da gelişmeleri aktarırken, davanın Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokratik standartlar tartışmasını yeniden gündeme getirdiğini belirtti.

Japonya merkezli The Japan Times, İmamoğlu’nun Türkiye siyasetinde yükselen bir lider olarak görüldüğünü ve davanın ülkenin siyasi rekabet ortamına ilişkin tartışmaları artırdığını yazdı. Çin’in uluslararası yayın yapan gazetelerinden Global Times ise gelişmeleri Türkiye’deki iç siyasi dengeler çerçevesinde ele alarak davanın bölgesel ve diplomatik yansımalarına dikkat çekti.

Brezilya’nın önde gelen gazetelerinden Folha de S.Paulo, davayı Türkiye’de muhalefet ve iktidar arasındaki siyasi rekabetin önemli bir başlığı olarak değerlendirdi. Arjantin merkezli Clarín ise haberinde, davanın uluslararası kamuoyunda Türkiye’deki demokratik süreçlere ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdığını ifade etti.

Uzmanlara göre İmamoğlu davası, yalnızca Türkiye iç siyasetini değil, aynı zamanda ülkenin demokrasi ve hukuk devleti algısını da etkileyebilecek bir gelişme olarak dünya basınının gündeminde kalmaya devam edecek.

Paylaşın

İmamoğlu’na AB’den “Pawel Adamowicz” Ödülü

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avrupa Birliği tarafından verilen Pawel Adamowicz Ödülü’ne layık görüldü.

Ödül, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu binasında düzenlenen törende takdim edildi.

Avrupa Bölgeler Komitesi tarafından verilen ödül, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve dayanışma değerlerini savunan yerel yöneticilere veriliyor. Jüri, İmamoğlu’nun özellikle yerel demokrasi, hukukun üstünlüğü ve belediyelerin bağımsızlığı konusundaki tutumunu gerekçe gösterdi.

Tutuklu olduğu için törene katılamayan İmamoğlu adına ödülü İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan teslim aldı. Aslan törende yaptığı konuşmada, İmamoğlu’nun kaleme aldığı mesajı okudu.

Mesajında İmamoğlu, “Bugün çok istememe rağmen aranızda değilim. Ancak demokrasiye inanan dostların gösterdiği dayanışma en az bu ödül kadar kıymetli” ifadelerini kullandı.

Seçilmiş yerel yöneticilere yönelik baskıların yalnızca belediyeleri değil, doğrudan seçmenin iradesini hedef aldığını söyleyen İmamoğlu, mücadelesinin yalnızca kendisine ait olmadığını vurguladı.

“Demokrasi ve insan hakları hepimizin hak ettiği değerlerdir” diyen İmamoğlu, Türkiye’nin demokratik Avrupa ailesinin bir parçası olması gerektiğini de belirtti.

“Adalet istiyoruz”

Törende Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun video mesajı da gösterildi. Dilek İmamoğlu, eşinin yokluğuna alışmayacaklarını belirterek “Bizler ülkemiz için adalet istiyoruz” dedi.

Bu ödülün yalnızca bir takdir değil, aynı zamanda uluslararası dayanışmanın güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Ödülün anlamı

Pawel Adamowicz Ödülü, 2019 yılında suikast sonucu hayatını kaybeden Polonya’nın Gdansk kentinin belediye başkanı Paweł Adamowicz anısına veriliyor. Ödül, demokrasi, özgürlük ve insan haklarını savunan yerel yöneticileri onurlandırmayı amaçlıyor.

İmamoğlu, 2019’dan bu yana İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapıyordu. Mart 2025’te tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılmıştı. Avrupa’daki birçok siyasetçi ve kurum, ödülün aynı zamanda demokratik değerlere destek mesajı taşıdığını belirtiyor.

Ödül, bir önceki yıl Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko’ya verilmişti.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Bir Uçurumun Kıyısındayız

“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine mesaj gönderen Ekrem İmamoğlu, “Ekonomide bir uçurumun kıyısındayız. Demokraside, adalette, eğitimde, sağlıkta, dış politikada bir uçurumun kıyısındayız” dedi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Eyüpsultan’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine bir mesaj gönderdi.

İmamoğlu’nun mesajında şu ifadelere yer verdi: “”Son bir yıldır siyasetin yargı eliyle yaptığı en büyük operasyonlardan biriyle mücadele ediyoruz. Ailelerimiz dahi hedef alınıyor. Bizim ise 2019’dan beri tek amacımız var, İstanbul’un tüm ilçelerine aynı özenle, eşit hizmet etmeye çalışıyoruz.

Her iki ilçemizde yaşayan vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran T5 Haliç-Tramvay Hattı’nı hizmete sunduk. Avrupa Yakası’nın ilk tam otomatik sürücüsüz metro hattı olan Yıldız-Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı’yla, Eyüpsultan’a ve Kağıthane’ye ulaşımı rahatlattık. İlçelerimizin altyapı sorunlarını çözdük. Haliç Su Sporları Merkezi’ni, Cendere Yaşam Vadisi’nin 1. etap 1. kısmı hizmete açtık.

Artİstanbul Feshane’yi, Biyometanizasyon tesisimizi, Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en büyük atık yakma tesisi olan Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi’ni hizmete açtık. Yurtlarımızla öğrencilerimizin, bölgesel istihdam ofislerimizle iş arayan vatandaşlarımızın, daha önce örneği görülmemiş desteklerle tüm dar gelirli hemşerilerimizin yanında olduk. Milletin parasını, yine milletin hayatını kolaylaştırmak ve güzelleştirmek için harcadık. Eyüpsultan’a da Kağıthane’ye de hak ettiği değeri verdik.

“Bir uçurumun kıyısındayız”

Bizler, hiçbir ayrım gözetmeden vatandaşımıza en iyi hizmeti sunmaya çalışırken, iktidar sahipleri ayrıştıran, kutuplaştıran politikalarıyla ülkemizi bir uçurumun kıyısına sürükledi. Ekonomide bir uçurumun kıyısındayız. Demokraside, adalette, eğitimde, sağlıkta, dış politikada bir uçurumun kıyısındayız. Ya milletçe birbirimize güvenerek kenetleneceğiz ve huzura, refaha kavuşacağız ya da bir kötü aklın, ayrıcalıklı, dar bir zümrenin hırslarına geleceğimizi kurban edeceğiz.

Hepimiz zorlu bir dönemde, ağır görev ve sorumluluklar altındayız. Fakat ne olursa olsun, milletin temsilcilerine diz çöktürmeye çalışanların, milli iradeyi baskı altına almaya gayret edenlerin önünde boyun eğmeyeceğiz. Mücadelemiz, çok partili demokratik rejime son verme niyetini açıkça ortaya koymuş bir avuç insana karşı 86 milyonun demokrasi, adalet ve hürriyet mücadelesidir. Mücadelemiz, herkesin hak ettiği yaşam standartlarına kavuştuğu, özgür, mutlu ve güvenli bir Türkiye kurma mücadelesidir.

Bu mücadelede duraklamaya, ayrışmaya yer yoktur. Bugünkü mücadele azim ve kararlılığımızı dalga dalga büyütmeye devam edeceğiz. Ülkemize adaleti, hürriyeti ve refahı getirene kadar asla durmayacağız. Baştan sona adaletle işleyen, herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyen, üretim odaklı, bereketli bir düzen kuracağız.

Bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık olmayacak, liyakatsizlik olmayacak. Milletime inancım, güvenim sonsuzdur. Sizleri çok seviyorum. Değerinizi bilin, kendinize güvenin. Kim ne planlar ne kumpaslar kurarsa kursun, son sözü siz söyleyeceksiniz. Bu ülkenin geleceği sizinle aydınlanacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

Paylaşın

İmamoğlu: Millet, Bu Bozuk Düzene Sandıkta Son Verecek

İktidara yönelik eleştirilerde bulunan Ekrem İmamoğlu, “Bu millet vatanseverlerle makamseverleri ayırıyor. Ve günü geldiğinde, bu bozuk düzene sandıkta son verecek!” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden, gündemdeki yolsuzluk ve yasa dışı bahis soruşturmalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Aldanmaya alıştınız ama milleti aldatamayacaksınız! Bugünlerde iktidarın gündeminde, tarihe geçecek çürüme itirafları, yalan müjdeler ve fiyasko kampanyalar var. Sanki Türkiye’de iktidar değişmiş hukuk geri gelmiş de yıllardır suç işleyenler temizleniyormuş gibi davranıyorlar. Yasadışı bahis çeteleri, bahis oynayan hakemler, kara para operasyonları, yandaş medya patronlarının biletini kesmeler… Görünen o ki savcıların şimdi ‘harekete geçesi’ gelmiş!

Ama millet bu oyunu görüyor. Yalan müjdelerle, sahte başarı hikâyeleriyle kimse kandırılamaz! Her yerden doğalgaz bulduk diyorlar ama gidip en pahalı Amerikan gazını alıyorlar. Enflasyon düşüyor diyorlar ama milletin cebindeki yangın büyüyor! Futbol taraftarını, emekçiyi, yoksulu, gençleri aldatamayacaksınız! Kötü film senaryolarını hatırlatan casusluk iftiralarıyla da bu halkı susturamayacaksınız! Bu millet vatanseverlerle makamseverleri ayırıyor. Ve günü geldiğinde, bu bozuk düzene sandıkta son verecek!

Paylaşın

İmamoğlu “Siyasal Casusluk” Suçlamasıyla Tutuklandı

Ekrem İmamoğlu, casusluk soruşturması kapsamında sevk edildiği mahkemece tutuklandı. Soruşturmanın “4 Temmuz’da aynı suçlamayla tutuklanan Hüseyin Gün’ün dijital materyalinde rastlanılan bulgulara dayandığı” belirtilmişti.

Mahkeme, İmamoğlu ile birlikte dün aynı suçlamayla ifade veren TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan’ın da tutuklanmasına hükmetti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Mart ayında İBB’ye yönelik “mali” soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra ilk kez Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. İşlemleri beş saat gecikmeyle başlayan İmamoğlu’nun savcılık ifadesi yaklaşık üç saat sürdü.

İmamoğlu ifadesinde, “Benim nazarımda casusluk vatan hainliği ile eşdeğerdir. Dolayısıyla söz konusu dosya nazara alınarak hakkımda yürütülen casusluk kapsamındaki hiçbir suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Komplo teorisi ile karşı karşıya olduğumu düşünüyorum. Roma’yı benim yaktığım daha gerçekçidir” dedi.

“Wickr me” adlı mesajlaşma uygulamasını kullanıp kullanmadığı da sorulan İmamoğlu, “Sormuş olduğunuz ‘wickr me’ isimli mesajlaşma programını ilk defa duydum. Dolayısıyla bu programda üyeliğim daha önce hiçbir şekilde olmamıştır” yanıtını verdi.

Savcılık sorgusunun ardından nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen İmamoğlu hakkında tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararları sonrası savcılık yeni bir açıklama yaptı. Savcılık İstanbul Senin uygulamasını kullanan milyonlarca kişinin verilerinin yabancı ülkelere sızdırıldığını ve dark web üzerinden satıldığını iddia etti.

Dark web, mevcut internet tarayıcılarının erişmesinin mümkün olmadığı sitelerin bulunduğu alanı tanımlıyor.

27 Ekim’de bir açıklama yayımlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Senin uygulamasını kullanan 4,7 milyon kişinin verileri ve konum bilgilerinin iki farklı yabancı ülkeye sızdırıldığını, uygulamayı kullanan 3,6 milyon kişinin verilerinin ve konum bilgilerinin dark web üzerinden satışa çıkarıldığını, bu uygulamanın içinde bir altı uygulama olan İBB Hanem’de ise 11 milyon kişinin sandık verilerinin işlendiğini ve program dışına sızdırıldığını öne sürdü.

Başsavcılık “firari örgüt yöneticisi” olarak nitelediği Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketlerine naylon fatura düzenlendiğini de iddia etti.

Bu kararla birlikte Ekrem İmamoğlu halihazırda iki ayrı suçlamadan tutuklu bulunuyor. İmamoğlu’nun ilk kez tutuklandığı yolsuzluk davasında Mart ayından bu yana henüz iddianame yazılmadı.

Mahkeme, İmamoğlu ile birlikte dün aynı suçlamayla ifade veren TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan’ın da tutuklanmasına hükmetti.

“Mücadele azmimiz daha da büyüdü”

Ekrem İmamoğlu, mahkeme kararının ardından avukatları aracılığıyla sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “Milletimizin geleceğini perişan etmeye and içmiş bu zihniyetle mücadelemiz, bundan böyle daha da büyümüştür. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Asla umudunuzu yitirmeyin. Cesaretle, azim ve kararlılıkla başaracağız” diye yazdı.

İmamoğlu ayrıca yaptığı bir başka sosyal medya paylaşımında ise, “Boşverin şu casusluk zırvasını filan. Mert olun, asıl derdinizi söyleyin. Sıkıştınız mı? Sözde yolsuzluk dosyanız boş mu kaldı? İddianameyi yazamıyor musunuz? Size beni daha çok içerde tutacak başka bir kumpas dosyası mı lazım oldu? Derdiniz ne derdiniz?” diye sordu.

Paylaşın

İmamoğlu, “İhaleye Fesat Karıştırma” Suçlamasından Beraat Etti

Ekrem İmamoğlu, “ihaleye fesat karıştırma” davasından beraat etti. Karara ilişkin açıklama yapan İmamoğlu, “Varlığımla da icraatlarımla da sizi korkutmaya devam edeceğim…” dedi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin ‘ihaleye fesat karıştırma’ iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.

2014-2019 yılları arasında Beylikdüzü Belediye Başkanı olarak görev yapan İmamoğlu hakkında, bu döneme ilişkin “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasından 7 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde şartları oluşmayan firmaya ihale verdiği suçlamasıyla yargılandığı davanın bugünkü duruşması, saat 15.00’te Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İmamoğlu, söz konusu suçlamalardan beraat etti.

Beraat kararının ardından İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından yapılan paylaşımda, “Ne kumpaslarınız ne tezgahlarınız beni yolumdan döndürebilir! Ben, bu toprakların has evladı Ekrem İmamoğlu: Varlığımla da icraatlarımla da sizi korkutmaya devam edeceğim…” ifadelerine yer verildi.

İmamoğlu, 18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınmış daha sonra da 23 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturmasından tutuklanmıştı. Tüm bu süreç, İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminin öncesinde geldi. Bu soruşturmaların başlangıcında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede. Telaşlarının sebebi bu,” demişti.

Ancak İmamoğlu tutuklanmasıyla aynı gün 15 milyona yakın oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı. İmamoğlu’nun yerine CHP’li Belediye Meclis Üyesi Nuri Aslan İBB Başkanvekili olarak seçildi.

İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanmasıyla tetiklenen kitlesel protestolar, Türkiye’de on yıldan uzun süredir görülen en büyük gösterilere dönüştü. Polis, protestolara karşı biber gazı, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile karşılık verdi. İstanbul başta olmak üzere ülkenin birçok büyük şehrinde güvenlik güçleri göstericilere sert müdahalelerde bulunuyor.

Yetkililer aralarında gazetecilerin de olduğu 2 binden fazla kişiyi gözaltına aldı. Gözaltılar sonrası 300’ü aşkın kişi tutuklandı. Daha sonra ise bunların bir kısmı itirazlarla serbest bırakıldı.

Paylaşın

Anket: İmamoğlu İle Erdoğan Arasındaki Fark 9 Puan

Son seçim anketine göre; Ekrem İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 puan önünde. Ankete katılan katılımcıların, yüzde 54.5’i İmamoğlu’na, yüzde 45.5’i ise Erdoğan’a oy verebileceklerini belirtti.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

ALF Araştırma, 06-09 Ekim 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde 2 bin katılımcıyla gerçekleştirdiği “Seçmen Eğilimleri Araştırması” sonuçlarını açıkladı.

“Bu pazar cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirsiniz” sorusunun sorulduğu ankette, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel yer aldı.

Ankette yer alan cumhurbaşkanlığı seçim senaryolarında ise Erdoğan’ın üstünlük kuramadığı görüldü:

Ekrem İmamoğlu vs. Recep Tayyip Erdoğan: İmamoğlu yüzde 54.5 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 45.5’de bırakarak galip geldi.

Mansur Yavaş vs. Recep Tayyip Erdoğan: Yavaş yüzde 55.7 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 44.3’de bırakarak açık ara önde yer aldı.

Özgür Özel vs. Recep Tayyip Erdoğan: Özgür Özel yüzde 50.5 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 49.5’de geride bıraktı.

Paylaşın

İmamoğlu’nun “Diploma” Davası 8 Aralık’a Ertelendi

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep edilen diploma davası 8 Aralık’a ertelendi.

Tutuklanarak görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, üniversite diplomasının sahte olduğu iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması salon tartışmaları arasında ertelendi.

Duruşma salonunun küçüklüğü gerekçesiyle davayı izlemek isteyen gazeteci ve avukatların salona alınmamasının ardından Ekrem İmamoğlu duruşmaya katılmama kararı aldı. Duruşma sonrasında daha büyük bir salona taşındı ve hakim İmamoğlu’nun salona getirilmesine karar verdi. Ancak bu salon da ilk duruşmanın görüldüğü en büyük salon değildi.

İmamoğlu mahkemede, “Salon değişikliğinden bu sabah haberimiz oldu. Kalabalık avukat ve seyirci kitlesi diğer salonu düşünüp geldiler. En dar salona alınmasından dolayı birçok avukat içeri giremedi. Aralarında benim müdafilerim vardı” dedi.

İmamoğlu, “içeri giremeyen müdafilerinden dolayı savunma yapmasının mümkün olmadığını” söyledi ve duruşmanın ertelenmesini talep etti.

İmamoğlu’nun savunma yapmadığı duruşma 8 Aralık’a ertelendi.

Silivri’de kameraların karşısına geçen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Ekrem İmamoğlu’nun zorla salona getirilmesi söz konusu olamaz. Ekrem İmamoğlu müdafiileri ile müzakere içerisinde bu kararı almıştır. Olağan yargılama koşulları söz konusu olduğunda Ekrem İmamoğlu salonda yerini alacaktır” dedi.

Duruşmanın küçük bir salona taşınmasını keyfi olarak değerlendiren Günaydın, “Olağanüstü koşullar söz konusu olduğu sürece buraya çıkmayacağız” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’un tutuklu olduğunu da hatırlatan Günaydın, “Avukatının bu duruşmaya SEGBİS’le bağlanması dahi son dakika kararı ile oradan kaldırılmıştır” dedi.

İddianamede neler var?

İmamoğlu 1990’da Kıbrıs’ta öğrenim gördüğü Girne Amerikan Üniversitesi’nden (GAÜ) İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yapmış ve 1994’te işletme fakültesinden mezun olmuştu. İddianamede, GAÜ’nün 1990 yılında YÖK tarafından tanınan bir üniversite olmadığı, 1993 yılında tanındığı vurgulandı.

O yıllarda Kıbrıs’ta faaliyet gösteren kurumlardan sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin tanındığı, ancak “yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz olarak arttırıldığı” iddia edildi.

İmamoğlu’nun yatay geçiş sürecinde İstanbul Üniversitesi’ne ibraz ettiği belgelerin, Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne ait olmadığı ifade edildi.

“İstanbul Üniversitesi tarafından İmamoğlu’nun kaydının Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak yapıldığı, gerçeğe aykırı resmi belgenin açık bir hile ile düzenlendiği” iddia edilen belgenin “şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte” olduğu savunuldu.

İddianamede, İmamoğlu’nun “resmi belgede sahtecilik” suçunu “zincirleme şekilde” işlediği, “hileli bir şekilde aldığı evrakı” yüksek lisans amacıyla İstanbul Üniversitesi’ne, askerlik hizmeti için Milli Savunma Bakanlığı’na ve Yüksek Seçim Kurulu’na sunduğu iddia edildi.

Paylaşın

İmamoğlu’nun “Savcılara Hakaret” Davası Düşürüldü

Ekrem İmamoğlu hakkında, kent uzlaşısı soruşturmasını yürüten iki savcıya yönelik sözleri nedeniyle “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında açılan dava düştü.

Tutuklandıktan sonra görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, kent uzlaşısı soruşturmasını yürüten iki savcıya yönelik sözleri nedeniyle “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında açılan dava düştü.

Kararın gerekçesinde, “Her ne kadar iş bu dava dosyasının duruşması 22/10/2025 tarihine bırakılmış ise de; sanığın celse arasında önödeme ihtaratı kapsamında ödeme yaptığı görülmekle, işin sürüncemede kalmaması için duruşmaya mahsus salonda re’sen celse açıldığı ve ön ödemenin vezneye yatırıldığı anlaşıldı” ifadelerine yer verildi.

İmamoğlu hakkında 4 yıl 1 aya kadar hapis talep edilen iddianame, gönderildiği İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti. İmamoğlu’nun bu dava nedeniyle 22 Ekim’de hakim karşısına çıkması bekleniyordu.

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, İki cumhuriyet savcısı, “müşteki” sıfatıyla yer alıyordu.

İddianamede, İmamoğlu’nun 23 Mart’ta “silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçundan yürütülen soruşturma kapsamında savcılıkta ifadesi alındıktan sonra tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildiği anımsatılarak, hakimlikteki sorgusunda İmamoğlu’nun, tutuklamaya sevk yazısında isimleri bulunan iki cumhuriyet savcısına yönelik “hakaret içerikli” beyanları gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı kaydedilmişti.

İddianamede, İmamoğlu hakkında “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçundan 9 aydan 4 yıl 1 aya kadar hapis cezası verilmesi, ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde yer alan “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” hükmünün uygulanması istenmişti.

İddianame, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.

Paylaşın