Her Yıl 2,5 Milyon Kişi Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nedeniyle Ölüyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tıp alanında ilerlemeler kaydedilmesine rağmen her yıl 2,5 milyon kişinin cinsel yolla bulaşan hastalıklar nedeniyle öldüğünü, cinsel yolla bulaşan hastalıkların dünya çapında önemli bir tehdit ve bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini duyurdu.

DSÖ, dünya genelinde cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlemek, vaka sayılarını azaltmak, can kaybı sayısını indirmek gibi 2025 ve 2030 yılları için belirlenen farklı küresel hedeflere ulaşma yolunda sapmalar olduğunu kaydetti.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu‘nun haberine göre; Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), cinsel yolla bulaşan frengi, bel soğukluğu, HIV gibi hastalıkların yayılmasında dünya genelinde büyük bir artış yaşandığını açıkladı. Her gün 1 milyondan fazla yeni enfeksiyon meydana geldiği, bunların çoğunluğunun cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar olduğu kaydedildi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı raporda, cinsel yolla bulaşan hastalıklar nedeniyle her yıl 2,5 milyon kişinin öldüğü, tıp alanında ilerlemeler kaydedilmesine rağmen cinsel yolla bulaşan hastalıkların dünya çapında önemli bir tehdit ve bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiği kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı ‘’Cinsel Yolla Bulaşan Küresel Hastalıklar Raporu’nda’’, dünyanın birçok bölgesinde alınan etkili önlemlere rağmen cinsel yolla bulaşan hastalıkların azalmak yerine arttığı belirtildi. Dünya genelinde cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlemek, vaka sayılarını azaltmak, can kaybı sayısını indirmek gibi 2025 ve 2030 yılları için belirlenen farklı küresel hedeflere ulaşma yolunda sapmalar olduğu kaydedildi.

Raporda, Dünya Sağlık Örgütü’ne üye devletlerin 2025 ve 2030 için belirlediği iddialı hedefler konusunda ilerleme sağlansa da cinsel yolla bulaşan hastalıkların kontrol edilmesinde düzensizlikler yaşandığı kaydedildi. Raporda, cinsel yolla bulaşan hastalıklarla mücadele konusunda hükümetlere de tavsiyelerde bulunuldu. Son verilerin, küresel hedeflere ulaşma konusunda işlerin yolunda gitmediğini gösterdiği belirtilerek hükümetlerin, daha fazla siyasi irade ve kararlılık çabalarını acilen hayata geçirmesi gerektiği vurgulandı.

Raporda, 2022 yılında frengi vakalarının bir milyondan fazla arttığı, toplam vaka sayısının 8 milyona yükseldiği, sadece 2022 yılında frengi hastalığı nedeniyle 230 bin kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. 2022 yılında 15 ile 49 yaşında erkeklerde tespit edilen frengi vakalarındaki artışın dünyada en fazla Amerika ve Afrika kıtalarında tespit edildiği belirtildi.

2022 yılında, DSÖ’ye üye ülkeler frengi enfeksiyonlarının yıllık vaka sayısını 2030 yılına kadar on kat azaltarak 7,1 milyondan 710 bine düşürmek gibi iddialı bir hedef belirlemişti. Yeni frengi vakaları, 2022’de bir milyonun üzerinde artarak 8 milyona ulaşması, belirlenen hedeflere ulaşmak konusunda çok büyük hayal kırıklığına neden oldu.

Dünya genelinde tespit edilen HIV vaka sayısının, alınan tüm tedbir ve hastalık konusunda kaydedilen tüm ilerlemelere rağmen, 2020 yılında 1,5 milyon olan vaka sayısı, 2022 yılına gelindiğinde yalnızca 1,3 milyona düşürülebildiği kaydedildi.

Raporda, HIV vakalarının daha çok seks işçileri, eşcinseller, şırınga yoluyla uyuşturucu kullananlar, transseksüeller, hapishaneler ve diğer kapalı ortamlarda kalmak zorunda olan kişilerin, hâlâ bu enfeksiyona maruz kaldığı kaydedildi. Yeni HIV virüsü saptama oranlarının genel nüfusa göre önemli ölçüde bu beş nüfus gurubunda çok daha arttığı, belirtildi. HIV’nin hala ölümcül bir hastalık olduğu, 2022’de HIV ‘den 630 bin kişinin öldüğü, ölenlerin yüzde 13’ünün 15 yaşın altındaki çocuklar olduğu kaydedildi.

Raporda, 2022’de yaklaşık 1,2 milyon yeni hepatit B vakası ve yaklaşık bir milyon yeni hepatit C vakasının kaydedildiği belirtildi. 2019 yılında hepatitten yaklaşık 1,1 milyon kişinin öldüğü, 2022 yılındaysa hepatite bağlı ölümlerin artarak 1,3 milyon kişiye yükseldiği açıklandı.

Türkiye’de frengi vakalarında 5 kat artış

Türkiye’de cinsel hastalıklarla ilgili son veriler, Dünya Sağlık Örgütü’nün son raporunda çizdiği tablodan farklı değil. Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre, frengi hastalığında kaydedilen vaka sayısı 2006 yılında 507, 2022 yılındaysa kayıtlara geçen vaka sayısı 3 bin 533. 2022 yılında tespit edilen frengi vakası sayısı, 2006 yılına göre yaklaşık beş kat artmış durumda.

Türkiye’deki HIV ve AIDS vakaları da Dünya Sağlık Örgütü’nün son yayınladığı rapordaki tespitleriyle paralellik gösteriyor. Türkiye’de, 2019 yılında tespit edilen toplam 4 bin 298 vakada, 40 kişi yaşamını yitirmiş. 2023 yılında toplam vaka sayısı bin 728’e, can kaybı sayısı da 17’e inmiş.

Paylaşın

Dünya Genelinde E-Sigara Kullanımı Artıyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, e-sigara kullanımı dünya genelinde arttı. 15 yaşındaki gençlerin yarısından fazlası en az bir kez alkol denedi ve her dört gençten biri sigara içti.

Gençler arasında e-sigara kullanımındaki artış, birçok ülkeyi elektronik sigaraya, özellikle de tek kullanımlık elektronik sigaralara karşı önlem almaya itiyor. Hayatları boyunca en az bir kez e-sigara denemiş olan gençlerin oranının en yüksek olduğu ülke, 15 yaşındaki gençlerin yaklaşık yüzde 60’ının e-sigara içtiği Litvanya oldu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre 15 yaşındaki gençlerin yarısından fazlası en az bir kez alkol denedi ve her dört gençten biri sigara içti. Avrupa, Orta Asya ve Kanada’da kız ve erkek yaklaşık 280.000 gençle yapılan bir ankete göre, her beş gençten biri son 30 gün içinde e-sigara içti.

Okul Çağı Çocuklarında Sağlık Davranışları Çalışması (HBSC) her dört yılda bir okullarda uygulanıyor. Çalışma, e-sigara kullanımının küresel olarak arttığını vurguladı. Uzmanlar, Avrupa’da gençler arasında zararlı maddelerin yaygın kullanımının ciddi bir halk sağlığı tehdidi olduğu konusunda uyarıyor.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, “Avrupa Bölgesi’ndeki birçok ülkede ve diğer bölgelerde çocuklar arasında zararlı maddelerin yaygın kullanımı ciddi bir halk sağlığı tehdidi” dedi.

Zararlı ürünlerin hedefli online pazarlamasının bu ürünleri normalleştirdiğine dikkat çeken Kluge, “Beynin 20’li yaşların ortalarına kadar gelişmeye devam ettiği düşünüldüğünde, ergenlerin toksik ve tehlikeli ürünlerin etkilerinden korunması gerekiyor” diye konuştu.

Raporda, “Son yıllarda madde kullanımında (alkol tüketimi ve sigara içimi gibi) yaşanan düşüşlere rağmen, bazı veriler Covid-19 pandemisinin kullanımda yeni bir artışa neden olmuş olabileceğini düşündürmektedir” denildi.

Gençler arasında e-sigara kullanımındaki artış, birçok ülkeyi elektronik sigaraya, özellikle de tek kullanımlık elektronik sigaralara karşı önlem almaya itiyor. İngiltere, ocak ayında bu ürünleri yasakladı.

Hayatları boyunca en az bir kez e-sigara denemiş olan gençlerin oranının en yüksek olduğu ülke, 15 yaşındaki gençlerin yaklaşık yüzde 60’ının e-sigara içtiği Litvanya oldu.

Elektronik sigara kullanımındaki bu artışa rağmen, 11, 13 ve 15 yaşlarındaki gençler arasında en çok kullanılan madde alkol oldu. 15 yaşındakilerin yüzde 57’si alkolü bir kez denemiş ve yaklaşık yüzde 40’ı anketten önceki ay içinde alkol tükettiğini söyledi.

Tarihsel olarak, erkek çocuklar arasında madde kullanımı daha fazla oldu. Anket, 11 yaşındaki erkek çocuklar arasında alkol ve sigara kullanımının aynı yaştaki kız çocuklarına kıyasla daha yaygın olduğunu gösterdi.

Ancak 13 yaşına gelindiğinde, alkol tüketiminde bazı ülke ve bölgelerde cinsiyet farklılıkları azaldı veya tamamen ortadan kalktı. 15 yaşındakiler arasında, kızların erkeklerden daha sık madde kullandığı kaydedildi. Ancak esrar tüketiminde genç erkeklerin kızlardan daha fazla esrar kullandığı belirtildi.

Riskleri azaltmak için ne yapılabilir?

Raporun yazarları, tütün, alkol ve e-sigara gibi ürünlere uygulanan vergilerin artırılmasını tavsiye ediyor. Önerilen bir diğer önlem ise satış saatlerinin veya yerlerinin azaltılması ve ürünlere yaş sınırı getirilmesi yoluyla maddelerin bulunabilirliğinin sınırlandırılması.

Avrupa’da bu tür politikaların en somut örnekleri, belirli bir oranın üzerindeki alkollü içecekler üzerinde devlet tekeline sahip olan Finlandiya, İsveç ve Norveç’te görülüyor. DSÖ ayrıca tütün ürünlerindeki tüm tatlandırıcı maddelerin ve her türlü reklamın yasaklanmasını öneriyor.

Sadece alkol tüketim yaşının geciktirilmesinin bile faydalı olabileceği kaydedildi. Zira araştırmalar içki içmeye ne kadar erken başlanırsa yetişkinlikte alkolü kötüye kullanma olasılığının o kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü’nden Çocuklar İçin ‘Siber Mobbing’ Alarmı

DSÖ’nün araştırmasına göre, 11-15 yaş grubundaki altı çocuktan biri internet ortamında mobbing’e maruz kaldı. Araştırmada mobbing mağdurlarının baş ve karın ağrısından korku ve depresyona çeşitli semptomlar yaşadığı belirtildi.

Raporda mobbing mağdurlarının intihara varabilecek kadar kendine zarar verme davranışları da geliştirdiğine dikkat çekilerek, pek çok mağdurun mobbingin etkilerini yıllar sonra hissedebildiğine işaret edildi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Avrupa Direktörü Hans Klugge’nin açıkladığı araştırma sonuçlarına göre 11-15 yaş grubundaki altı çocuktan biri internet ortamında mobbing’e maruz kaldı. Bu, dört yıl önceki araştırma sonuçlarına göre yüzde 3’lük bir artış anlamına geliyor. Raporda, sanal şiddetin korona pandemisinin başlangıcından itibaren güçlü bir şekilde arttığına işaret edildi.

Mobbing; “iş yeri, okul gibi topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir şekilde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak tanımlanıyor.

Araştırmada sanal ortamdaki mobbing vakalarında artış gözlenirken fiziksel şiddet ise yüzde 11 ile dört yıl öncesine göre sadece yüzde 1 oranında arttı. Araştırmada baz alınan erkek çocukların yüzde 15’i ve kız çocuklarının yüzde 16’sı son aylarda en az bir kez internet ortamında tacize maruz kaldığını belirtirken sekiz çocuktan biri bizzat bir başkasına sanal ortamda tacizde bulunduğunu itiraf etti.

Avrupa, Orta Asya ve Kanada’yı kapsayan DSÖ Avrupa bölgesindeki 44 ülkede 280 bin çocukla yapılan araştırmaya göre, mobbing’den en çok etkilenenler 11 yaşındaki erkek çocukları ile 13 yaşındaki kız çocukları oldu. En fazla mobbing vakasına Bulgaristan, Litvanya, Polonya ve Moldova’da erkek çocukları arasında rastlanırken en düşük oran İspanya’da kaydedildi. Son araştırmada Türkiye, Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan’dan veri yer almadı.

DSÖ Avrupa Direktörü Kluge, gençlerin günde altı saate varan bir süreyi bilgisayar başında geçirdiğine işaret ederek oranlardaki küçük değişikliklerin bile binlerce çocuğun sağlığı ve huzuru üzerinde derin etkileri olabileceği uyarısı yaptı. Araştırma sonuçlarının alarm anlamına geldiğini vurgulayan Kluge, “her nerede ve ne zaman gerçekleşirse gerçekleşsin zorbalık ve şiddete karşı harekete geçilmesi gerektiğini” kaydetti.

Raporda pandemideki kapanma döneminde çocukların bilgisayar karşısında geçirdiği sürenin arttığına işaret edilerek yaşıtlar arasındaki çeşitli şiddet formlarının daha derinlemesine incelenmesi gerektiği vurgulandı. Raporda çocukların yanı sıra aile ve okulların da siber mobbing ve etkileri konusunda daha iyi aydınlatılması gerektiğine işaret edildi.

Araştırmada mobbing mağdurlarının baş ve karın ağrısından korku ve depresyona çeşitli semptomlar yaşadığı, hatta intihara varabilecek kendine zarar verme davranışlarının geliştiğine dikkat çekildi. Pek çok mağdurun mobbingin etkilerini yıllar sonra hissedebildiğine de işaret edildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü’nden Meme Kanserinde Alkol Uyarısı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), düşük düzeydeki alkol tüketiminin dahi meme kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Alkol, birçok meme kanserinin oluşum ve ilerlemesinde önemli rol oynayan östrojen hormonunun seviyelerini etkiliyor.

DSÖ verilerine göre, meme kanserinin 2022 yılında dünya genelinde kaydedilen 2,3 milyon yeni vaka ile en yaygın ikinci kanser türü. En sık görülen kanser türü ise 2022’de tespit edilen 2,5 milyon yeni vaka ile akciğer kanseri.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa’daki kadınların yaklaşık yüzde 80’inin alkol tüketiminin meme kanseri riskini artırdığını bilmediğine dikkat çekti.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; DSÖ Avrupa Bölge Ofisinden yapılan açıklamada, “14 Avrupa ülkesindeki kadınların sadece yüzde 21’i, alkol tüketimi ve meme kanseri oluşumu arasındaki bağlantıdan haberdar” denildi.

DSÖ Avrupa, bu konudaki farkındalığın erkekler arasındaysa çok daha düşük olduğunu belirtti. Açıklamada, “Araştırmaya katılan erkeklerin sadece yüzde 10’u bu bağlantıdan haberdar” denildi.

DSÖ Avrupa araştırmasının kapsadığı 14 ülke Almanya, Avusturya, Belçika, Estonya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, Letonya, Litvanya, Norveç, Portekiz ve Slovenya’dan oluşuyor. Toplam 53 ülkeden oluşan DSÖ Avrupa, Orta Asya ülkelerini de içeriyor.

Avrupa’da 2022 yılında yaklaşık 600 bin meme kanseri vakası tespit edildi. DSÖ, bu vakaların kaçının alkolle bağlantılı olduğuna dair veri paylaşmadı.

Ancak DSÖ’ye bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın 2020’ye ilişkin olan ve söz konusu yıl içinde kaydedilen 575 bin 917 yeni vakanın yaklaşık yüzde 7’sinin alkole dayandırabileceğini ortaya koyan veriye yer verildi.

DSÖ Avrupa’nın açıklamasında, “Meme kanserinde alkolün önlenebilir bir risk faktörü olarak rolü kritik” ifadesine yer verildi. Avrupa’daki kadınlar arasında alkolün en fazla yol açtığı kanser türünün meme kanseri olduğunu belirten DSÖ, “alkole dayandırılabilecek tüm kanser vakalarının yüzde 66’sının” bu kapsamda olduğunu bildirdi.

DSÖ, düşük düzeydeki alkol tüketiminin dahi meme kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu. “Avrupa’da alkole dayandırılabilecek meme kanseri vakalarının yarısından fazlası, çok içmekten değil” denilen DSÖ Avrupa açıklamasında, yeni vakaların yaklaşık üçte birinin günde iki küçük kadeh şarap içilmesine tekabül eden seviyelere işaret ettiği belirtildi.

Alkol tüketimi, birçok meme kanserinin oluşum ve ilerlemesinde önemli rol oynayan östrojen hormonunun seviyelerini etkiliyor.

DSÖ verileri, meme kanserinin 2022 yılında dünya genelinde kaydedilen 2,3 milyon yeni vaka ile en yaygın ikinci kanser türü olduğunu ortaya koyuyor. En sık görülen kanser türü ise 2022’de tespit edilen 2,5 milyon yeni vaka ile akciğer kanseri.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Gazze’de Çocuklar Açlıktan Ölüyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 150. günü geride kalırken DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’de çocukların açlıktan öldüğünü söyledi.

Haber Merkezi / Öte yandan Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 124 artarak 30 bin 534’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 71 bin 920’ye çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, sosyal medya hesabı üzerinden DSÖ’nün hafta sonunda Gazze’nin kuzeyindeki Avde ve Kemal Advan hastanelerine gerçekleştirdiği ziyaret hakkında bilgi paylaştı.

DSÖ’nün Ekim 2023’ten bu yana ilk kez bölgeyi ziyaret edebildiğine vurgu yapan Ghebreyesus, “korkunç bulgular” olarak nitelendirdiği gözlem ve tespitlerini şöyle sıraladı: Ciddi düzeyde yetersiz beslenme, açlıktan ölen çocuklar, ciddi yakıt, gıda ve tıbbi malzeme eksikliği, yıkılan hastane binaları.

“Binalardan birinin imha edilmiş olması nedeniyle özellikle Avde Hastanesi’ndeki durum dehşet verici” ifadelerine yer veren Ghebreyesus, Kemal Advan Hastanesi’nin de Gazze’nin kuzeyindeki tek pediatri hastanesi olduğuna işaret ederek, “Bu hastane hastalarla dolup taşıyor. Yiyecek bulunmaması sonucunda 10 çocuk öldü. Elektrik olmaması hasta bakımına ciddi tehdit oluşturuyor, özellikle de yoğun bakım ve yenidoğan bölümlerinde” bilgilerini paylaştı.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, her iki hastaneye 9 bin 500 litre yakıt ve bazı temel tıbbi malzemeler tedarik edebildiklerini anlatırken, “Bu, acil hayat kurtarmak için gerekli ihtiyaçların çok küçük bir kısmı” dedi.

Ghebreyesus, İsrail’e “insani yardımın güvenli ve düzenli bir şekilde ulaştırılabilmesini sağlama” çağrısını yinelerken, sivillere ve özellikle çocuklar ile sağlık çalışanlarına “derhal” yardımların ulaştırılması gerektiğinin altını çizdi. Ghebreyesus, paylaşımını, “Ama tüm bu hastaların ihtiyaç duydukları kilit ilaç barış. Ateşkes” sözleriyle bitirdi.

Üst düzey bir BM yardım yetkilisi Gazze Şeridi’nde en az 576 bin kişinin, bir başka deyişle bölge nüfusunun dörtte birinin facia düzeyinde gıda güvensizliği yaşadığı, kuzeydeki iki yaşın altındaki her altı çocuktan birinin akut beslenme yetersizliği çektiği uyarısı yaptı.

BM’nin çocuklara yardım kuruluşu UNICEF’in bölge direktörü de Adele Khodr da “Yetersiz beslenme Gazze şeridini kırıp, geçirirken korktuğumuz çocuk ölümlerini de görmeye başladı. Bu trajik ve korkunç ölümler tamamen insan eliyle gerçekleşiyor, tahmin edilebilir ve tamamen önlenebilir” dedi.

“Gazze’de insani yapı çökecek”

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail’in saldırısı sonucu Gazze’deki ölü sayısının 150 günde 30 bini geçerek “dehşet verici” hale geldiğini belirterek, “Nüfusun yüzde 5’i öldü, yaralandı ya da kayıp. Gazze’deki acıyı yeterince anlatmak mümkün değil. Doktorlar yaralı çocukların uzuvlarını anestezi olmadan kesiyor. Açlık ve insan yapımı kıtlık her yerde” dedi.

Philippe Lazzarini, giderek düzensiz ve tehlikeli bir yer haline gelen Gazze’de yetim kalan 17 bin çocuğa da dikkat çekerek, İsrail’in saldırılarına karşı Gazzelilerin sığınabilecekleri güvenli bir yeri kalmadığını vurguladı.

16 ülkenin UNRWA’ya 450 milyon dolar tutarındaki finansal yardımları kesme kararını da eleştiren Lazzarini, bunun, teşkilatın hayat kurtaran görevini yerine getirme kabiliyetini ciddi şekilde tehdit ettiğini ve bu soruna acil bir siyasi çözüm bulunması gerektiğini kaydetti.

Lazzarini, “İçinde bulunduğumuz felaket gidişatını düzeltmek için anlamlı bir adım atılmazsa, Gazze’deki bütün insani yapı çökecek, insani yardımların arttırılması konusunda Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması imkansız hale gelecek” dedi.

Paylaşın

Dünya Genelinde Her Sekiz Kişiden Biri Obez

2022 verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 880 milyon yetişkin ve 159 milyon çocuğun obez olduğu ortaya çıktı. Araştırma, çocuklar ve ergenler arasında obezite oranının 1990’dan 2022’ye kadar dört katına çıktığını, yetişkinler arasındaki oranın ise iki katından fazla arttığını gösterdi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu yeni çalışma, obeziteyi küçük yaşlardan yetişkinliğe kadar beslenme, fiziksel aktivite ve yeterli bakım yoluyla önlemenin ve yönetmenin önemini vurguluyor” dedi.

Ghebreyesus ayrıca bunun hükümetlere ve topluluklara sorumluluk yüklediğini ve “ürünlerinin sağlık üzerindeki etkilerinden sorumlu tutulması gereken özel sektörün işbirliğinin gerektiğini” ekledi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile bir grup uluslararası araştırma görevlisinin yaptığı bilimsel çalışmaya göre dünya genelinde obez sayısı 1 milyarı geçti. Bu konudaki en yetkin bulgular olarak kabul edilen araştırmanın sonuçları tıp dergisi The Lancet’te yayımlandı. Araştırmada 190 ülkede 220 milyon insanın verileri baz alındı.

1990 yılına göre yetişkinlerde obezite bir kattan fazla arttı, 5-19 yaş aralığındaki çocuk ve gençlerde dörde katlandı. Obez insanların nüfusa oranının özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde yüksek olduğu kaydedildi.

1990-2022 yılları arasında düşük kilolu olduğu düşünülenlerin oranı kız çocuklarında beşte bir oranında, erkek çocuklarında üçte bir oranında ve yetişkinlerde yarı yarıya azaldı. Kalp damar hastalıkları, böbrek hastalıkları, diyabet ve belli kanser türlerine neden olan obezitenin dünya genelinde yetersiz beslenmeden daha yaygın olduğu kaydedildi.

Cenevre’de araştırmanın sonuçlarıyla ilgili basın toplantısında bir konuşma yapan Dünya Sağlık Örgütü’nün Beslenme ve Gıda Güvenliği Bölümü Başkanı Francesco Branca “Geçmişte obeziteyi zenginlerin bir problemi sanıyorduk. Obezite dünyanın bir problemi” diye konuştu.

Toplantıda bilim insanları obezitenin hızlı yayılmasından duydukları şaşkınlığı ifade etti. Daha önce yapılan bilimsel projeksiyonlarda 1 milyar sınırının 2030 yılında geçileceği öngörülmüştü.

Bilim insanları obeziteye karşı bilgilendirme, çocuk ve gençlerin sağlıksız gıdalar ve içeceklerden korunması, sağlıklı beslenme için vergi politikalarının düzenlenmesi ve ürünlerin içeriğinin doğru şekilde etkilenmesi gibi tedbirler alınması gerektiğini ifade etti.

The Lancet’te yayınlanan makalede obezitenin nedenleri ve nasıl mücadele edileceği belli olsa da siyasi iradenin yeterli olmadığı belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılında düzenlendiği toplantıda kabul edilen planı hayata geçirmek için sadece 31 ülkenin adım attığı ifade edildi.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus araştırmanın çocukluktan yetişkinliğe obezitenin engellenmesi ve doğru şekilde ele alınmasının ne kadar önemli olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

Beslenmenin, bedensel hareketin ve uygun terapilerin önemli rol oynadığını söyleyen Ghebreyesus siyasetin daha etkin hale gelmesi gerektiğini belirtti. Ghebreyesus şirketlerin ürünlerinin sonuçlarından ötürü sorumlu tutulması gerektiğini kaydetti.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü’nden Kanser Uyarısı: Yüzde 77 Artış Olabilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tütün ve alkol kullanımı, obezite, hava kirliliği ve çevresel risk faktörleri nedeniyle, kanser vakalarında 2050 yılına kadar yüzde 77 artış olabileceğini açıkladı.

Bu artışın yol açacağı yükün dünyanın değişik bölge ve ülkelerinde farklı hissedileceğine işaret edilerek, kanser yükünü yönetmek için en az kaynağa sahip olanların, kanserin en ağır yükünü taşıyacağı belirtildi.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) kanser vakalarında büyük artış olabileceği konusunda uyardı. IARC tarafından Perşembe günü Cenevre’de yapılan açıklamaya göre, kanser hastası sayısı 2050 yılına kadar 35 milyonu aşacak. Bu, 2022 yılındaki vaka sayılarına kıyasla yüzde 77 oranında bir artışa tekabül ediyor.

IARC vaka sayılarındaki artışa kaynaklık edecek en önemli nedenleri, “Tütün ve alkol kullanımı, obezite, hava kirliliği ve çevresel risk faktörleri” olarak sıraladı.

Artan ve aynı zamanda da yaşlanan dünya nüfusunun da kanser hastası sayılarındaki artışta etkili olacağı vurgulanan IARC açıklamasında, “Bu artış aynı zamanda insanların risk faktörlerine maruz kalmasına yol açan değişimle de ilgilidir ve bunların büyük bir bölümü sosyo-ekonomik gelişmelerle ilintilidir” ifadelerine yer verdi.

Vaka sayılarında en büyük artışın, gelişmiş ülkelerde görüleceği öngörülüyor. Tahminlere göre 2050 yılında bu ülkelerde 4 milyon 800 bin yeni vaka görülecek. Oransal olarak bakıldığında ise en büyük artış, yüzde 142’yi aşacak bir oranla, Birleşmiş Milletler’in (BM) İnsani Gelişme Endeksi’nin (HDI) alt sınırında yer alan ülkelerde yaşanacak. Ayrıca öngörülere göre kanser nedeniyle ölümler de bu ülkelerde iki kat artacak.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; IARC Kanser İzleme Bölümü Başkanı Freddie Bray, bu artışın yol açacağı yükün dünyanın değişik bölge ve ülkelerinde farklı hissedileceğine işaret ederek, “Kanser yükünü yönetmek için en az kaynağa sahip olanlar, kanserin en ağır yükünü taşıyacak” dedi.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Gazze’de Halk Açlıktan Ölüyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 117. günü geride kalırken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze Şeridi’nde halkın açlık nedeniyle hayatını kaybettiğini ve çaresiz durumda olduğunu bildirdi.

Haber Merkezi / İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları hedef gözetmeksizin devam ederken, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) Gazze’deki insani duruma ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yoğun bombardıman altında olan Gazze halkının açlıktan öldüğünü ve çaresiz durumda olduğunu bildirdi.

Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 150 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 26 bin 901’e yükseldi. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 65 bin 949’a yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’ın kullandığı tünellere su pompalamaya başladığını bildirdi. Açıklamada, bu adımın “terörle mücadelede önemli bir teknik ve teknolojik çığır” anlamına geldiği belirtilerek hedefin “yer altındaki terör altyapısını etkisiz hale getirmek” olduğu kaydedildi.

İsrail’in tünellere deniz suyu pompalamayı planladığı Aralık ayında kamuoyuna yansımış, ancak uzmanlar bunun tehlikeli olduğu ve sivillere yönelik büyük tehlike barındırdığı uyarısı yapmıştı.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki tünellerinin uzunluğunun toplam 480 kilometreyle 720 kilometre arasında olduğu tahmin ediliyor. İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un altındaki tünellerde Hamas yöneticilerinin saklandığını, İsrailli rehinelerin de burada tutulduğunu tahmin ediyor.

Ateşkes görüşmeleri

Pazar günü ABD, İsrail, Mısır ve Katarlı üst düzey yetkililerin Paris’te yaptığı toplantının ardından İsrail’in elindeki Filistinli tutuklular ile Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin takası ve Gazze’ye insanî yardımların artırılması için uzun süreli ateşkes çabaları sürüyor.

Hamas, Telegram kanalından yaptığı açıklamada ateşkes taslağının kendilerine ulaştığını, şu an taslağı “inceleme ve yanıt verme” aşamasında olduklarını bildirdi.

Hamas lideri İsmail Haniye de şu an taslağı incelediklerini, taslağın çerçeve koşulları üzerinde görüşmek için Mısır hükümetinin Hamas yönetimini Kahire’ye davet ettiğini kaydetti. Katar medyasında yer alan haberlere göre bir Hamas heyetinin bugün Kahire’de Mısır istihbarat şefi Abbas Kamel ile görüşmesi planlanıyor.

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, varılacak bir ön anlaşmanın kalıcı ateşkese giden yolu açacağı umudunu dile getirdi.

Katar, Kasım ayında İsrail ile Hamas arasında varılan geçici ateşkeslerde arabuluculuk rolü üstlenmişti. Al Sani, mevcut planın aşamalı ateşkes öngördüğünü, ilk etapta kadın ve çocuk rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’ye ulaştırılan yardımların artırılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü

İsrail’in bombaladığı Gazze’de yapıların yarısından fazlası ya yıkıldı ya da zarar gördü. Gazze genelinde yerleşim yerleri, dükkanlarla dolu olan caddeler enkaz yığınına dönüşmüş durumda. Üniversiteler yok olurken tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

Binlerce kişinin evsiz kalması nedeniyle bölgenin güneyinde çadır kentler ortaya çıkmış durumda. Gazze’de nüfusun yüzde 80’i, 1,7 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler’e göre bu sayının yaklaşık yarısı bölgenin güneyini doldurmuş durumda.

New York Üniversitesi’inden Corey Scher ve Oregon Üniversitesi’nden Jamon Van Den Hoek’in çeşitli tarihlerdeki uydu verilerine dayandırdığı ve BBC’nin de teyit ettiği analizde Gazze’de 144 bin ile 175 bin yapı ya yıkıldı ya da zarar gördü.

Bu Gazze’deki yapıların yüzde 50’si ile yüzde 61’i arasında bir orana denk geliyor. Bölgenin güneyinde İsrail’in son haftalarda özellikle sert vurduğu Han Yunus’ta 38 binden fazla bina ya yıkıldı ya da zarar gördü. Sadece son iki haftada yıkılan ya da zarar gören bina sayısı 1500’den fazla.

Uydu verileri bölgedeki tarım alanlarının da oldukça zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Gazze, İsrail-Hamas savaşından önce de ithal ürünlere önemli oranda bağımlı olsa da gıdanın önemli bir bölümü de bölgede yetiştirilen ürünlerden geliyordu.

Yardım kuruluşları Gazze nüfusunun yarısının açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bölgedeki tarımın önemli bir bölümünün yapıldığı Gazze’nin kuzeyi ve merkezindeki tarım alanları İsrail askerlerinin geçici savunma yapıları inşa ettiği yerlere dönüşmüş durumda.

Gazze’deki bir diğer önemli değişim de çadır kentlerle geçici yapıların varlığı. Evlerinden olanlar buralarda yaşıyor. 500 futbol sahasına eşit bir alanda çadır kentler dikkat çekiyor. Son verilere göre Gazze’de 7 Ekim’den bu yana yaşamını yitirenlerin sayısı yaklaşık 27 bin.

Paylaşın

Dünya Genelinde Her Beş Yetişkinden Biri Tütün Kullanıyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2000 yılında her üç yetişkinden birinin sigara içtiğini ya da diğer tütün ürünlerini tükettiğini, 2022 yılında ise bu sayının azaldığını, dünya genelinde yaklaşık her beş yetişkinden birinin tütün ürünleri kullandığını belirtti.

DSÖ Sağlık Teşviki ve Geliştirilmesi Departmanı Direktörü Ruediger Krech, “Tütün endüstrisinin sayısız hayat pahasına kâr peşinde koşmak için ne kadar ileriye gidebileceğini hayretle izliyorum. Hükümetlerin tütünle mücadeleyi kazandığını düşündüğü anda, tütün endüstrisi sağlık politikalarını manipüle etme fırsatını kollar” ifadelerini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2000-2030 Tütün Kullanımındaki Eğilimlere İlişkin Küresel Raporu’nu yayınladı. DW Türkçe‘nin aktardığı raporda, küresel, bölgesel ve ülkeler düzeyinde tahminlere yer verildi.

DSÖ’nün, 2000 ile 2030 yılları arasında tütün kullanım eğilimlerini inceleyen ve tahminleri içeren yeni raporu, 150 ülkenin tütün kullanımını başarılı bir şekilde azalttığını ortaya koydu. DSÖ, 2000 yılında her üç yetişkinden birinin sigara içtiğini ya da diğer tütün ürünlerini tükettiğini, 2022 yılında ise bu sayının azaldığını, dünya genelinde yaklaşık her beş yetişkinden birinin tütün ürünleri kullandığını belirtti.

Rapora göre, Türkiye’de 2022 yılında 15 yaşından büyükler arasında sigara içenlerin sayısı 20 milyon civarında iken, bu sayı Almanya’da 13 milyon oldu.

DSÖ, çoğu ülkede sigara içme oranları düşmesine rağmen, tütüne bağlı ölümlerin gelecek yıllarda da yüksek seyretmesinin beklendiği uyarısında bulundu. İstatistiklere göre halen tütün kullanımının, pasif içiciliğe maruz kalan 1,3 milyon sigara içmeyen kişi de dâhil olmak üzere, her yıl 8 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor.

Söz konusu raporda, tütünle mücadele için sıkı önlemler uygulayan ülkelerin, kullanım oranınında düşüş kaydetmesinin ardından, tütünden kaynaklanan ölümlerin sayısının azalması için 30 yıl beklemesi gerekebileceği ifade edildi.

DSÖ, sigara içenlerin sayısı azalmış olsa da, 2010-2025 yılları arasında dünya genelindeki tütün kullanımında yüzde 30’luk bir düşüş hedefinin gerçekleştirilemeyeceğini belirtti. Aralarında 2010 yılından bu yana tütün kullanımını yüzde 35 oranında azaltmış olan Brezilya’nın da bulunduğu 56 ülkenin bu hedefi tutturması bekleniyor.

2010’dan bu yana tütün kullanımının altı ülkede arttığı görüldü. Bu ülkeler; Kongo Cumhuriyeti, Mısır, Endonezya, Ürdün, Moldova ve Umman. Rapora göre genel olarak dünya 2025 yılına kadar olan 15 yıllık dönemde tütün kullanımını dörtte bir oranında azaltma yolunda ilerliyor.

Tütün endüstrisine yönelik uyarılar

DSÖ Sağlık Teşviki ve Geliştirilmesi Departmanı Direktörü Ruediger Krech, “Tütün endüstrisinin sayısız hayat pahasına kâr peşinde koşmak için ne kadar ileriye gidebileceğini hayretle izliyorum. Hükümetlerin tütünle mücadeleyi kazandığını düşündüğü anda, tütün endüstrisi sağlık politikalarını manipüle etme fırsatını kollar” ifadelerini kullandı.

DSÖ, tüm ülkeleri tütünle mücadele politikalarını sürdürmeye ve güçlendirmeye ve “tütün endüstrisi müdahalesi” ile mücadele etmeye çağırdı. Özellikle dumansız ürünler olarak adlandırılan yeni ürünler başta olmak üzere, gençler arasında tütün kullanımına ilişkin daha iyi veri toplanmasına odaklanılması gerektiği belirtildi.

Paylaşın

DSÖ’den Gazze Uyarısı: Salgın Hastalık Riski Artıyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında ikinci ay geride kalırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’deki şartların ölümcül hastalıkların yayılması için ideal olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Tedros Adhanom Ghebreyesus, Filistin topraklarındaki sağlık koşullarını görüşmek üzere toplanan DSÖ yürütme kurulunda yaptığı konuşmada, çatışmaların, Gazze’de sağlık sistemi üzerindeki sonuçlarının “felaket boyutunda” olduğunu söyledi.

“Çatışmanın sağlık üzerindeki etkisinin felaket boyutunda olduğunu söylemek malumun ilanı olacaktır” diyen DSÖ Genel Direktörü Tedros, “Toplamda sağlık ihtiyaçları çarpıcı bir biçimde arttı ve sağlık sisteminin kapasitesi üçte bir oranında düştü” ifadelerini kullandı.

“Sürekli daha fazla insan daha küçük alanlara taşındıkça, aşırı kalabalık, yeterli gıda, su, barınak ve hıfzısıhha eksikliğiyle birlikte hastalıkların yayılması için ideal koşulları yaratıyor” diyen Tedros, ishal, sarılık, nefes yolu gibi salgın hastalık belirtileri olduğunu ve bunlarla ilgili riskin yaklaşan kış nedeniyle daha da artacağını belirtti.

Gazze Şeridi’nde sağlık sisteminin çökmekte olduğunu belirten Tedros, 36 hastaneden sadece 14’ünün kısmen işler halde olduğunu belirtti. DSÖ Genel Direktörü, Gazze Şeridi’nin güneyindeki iki büyük hastanenin de yatak kapasitesinin üç katı kadar dolu olduğu, stoklarının tükendiği ve yerinden olmuş binlerce kişiye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı Direktör Yardımcısı Carl Skau Gazze’de yaşayanların yarısının açlık çektiğini söyledi. Carl Skau ihtiyaç duyulan malzemelerin sadece bir kısmının bölgeye ulaştığını kaydetti. Skau’ya göre Gazze’deki her 10 insandan dokuzu her gün yemek yiyemiyor.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 213 Filistinlinin daha öldürüldüğünü ve toplam can kaybının 17 bin 487’ye çıktığını açıkladı. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 48 bin 780’e çıktığını belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ateşkes talep etmekte başarısız olmasından üzüntü duyduğunu ve örgütün “felç olduğunu” söyledi. Doha Forumu’nda konuşan Guterres, kurumun “otoritesinin ve güvenilirliğinin ciddi şekilde sarsıldığını”, ancak “pes etmeyeceğini” söyledi.

“Gazze’de ateşkes çabalarını sürdüreceğiz”

Katar başbakanı ülkesinin İsrail ve Hamas’a ateşkes için baskı yapma çabalarını “azalan şansa rağmen” sürdüreceğini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde Katar’ın arabuluculuğunda varılan anlaşma ile çatışmalara bir hafta ara verilmiş, anlaşma kapsamında Hamas onlarca rehineyi bırakırken İsrail de 300’e yakın Filistinli tutukluyu serbest bırakmıştı.

Bugün Doha Forumu’nda konuşan Şeyh Muhammed bin Abdülrahman es-Sani, rehinelerin İsrail’in askeri eylemlerinin bir sonucu olarak değil, müzakereler sayesinde serbest bırakıldığını söyledi.

İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanının sürmesine rağmen arabuluculuk çabalarının devam ettiğini ve bunun da başarılı bir sonuç için “olanakları daralttığını” belirten es-Sani “pes etmeyeceğiz” dedi.

Paylaşın