DSÖ’den ‘Omicron’un BA.2 Alt Varyantı’ Uyarısı: Daha Bulaşıcı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO), Kovid 19’un Omicron’un giderek yayılan alt türlerinden BA.2 varyantına ilişkin yaptığı açıklamada, varyantın diğer alt varyantlara göre daha bulaşıcı olduğunu belirtti.

DSÖ’ye bağlı COVID-19 Virüsünün Evrimine dair Teknik Danışma Grubu’nun (TAG-VE) toplantısından sonra yapılan yazılı açıklamada, Omicron’un dünyada en çok yayılan BA.1 ve BA.2 alt varyantlarına dair son veriler değerlendirildi.

Yayılma hızından ötürü BA.2 alt varyantının “endişe verici varyant” olarak tanımlanmayı sürdürmesi gerektiği belirtildi.

Enflüanza Verilerinin Paylaşımı Küresel İnisiyatifi’ne (GISAID) gönderilen vaka örneklerinde Omicron’un en yaygın küresel COVID-19 varyantı olarak görüldüğü kaydedildi ve dünyadaki vaka düşüşlerine rağmen son haftalarda BA.2 alt varyantının BA.1’e kıyasla daha fazla enfeksiyon gösterdiği bilgisi paylaşıldı.

Açıklamada, “Araştırmalar, BA.2’nin büyüme avantajının BA.1’den daha yüksek olduğunu gösterdi. Bunun sebepleri araştırılıyor, fakat ilk veriler bu büyüme avantajının, BA.2’nin diğer alt varyantlara göre daha bulaşıcı olmasından geldiğine işaret ediyor” denildi.

Omicron’a karşı ilk iki doz aşının etkinliğinin hâlâ sürdüğü, güçlendirici dozun etki oranının netleşmesi için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Öte yandan DSÖ’nün yayımladığı Haftalık COVID-19 Güncellemesi raporunda, 14-20 Şubat’ta Kovid-19 vaka ve ölüm artış oranının bir önceki haftaya göre sırasıyla yüzde 21 ve yüzde 8 düşüş gösterdiği bildirildi.

Son bir haftada dünya genelinde 12 milyon yeni vaka görülürken virüs nedeniyle 67 bin kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.

Paylaşın

DSÖ: Dünya Yeni Küresel Salgına Hazırlıklı Değil

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, dünyanın Kovid 19’un ardından yeni bir küresel salgına hazırlıklı olmadığını belirtti.

Almanya’daki Münih Güvenlik Konferansı’na katılan Dr. Ghebreyesus, Kovid 19 salgınındaki son duruma dair değerlendirmelerde bulundu.

Andaolu Ajansı’nın aktarımına göre, Ghebreyesus, Kovid 19 salgınına dünyanın hazırlıksız yakalandığını hatırlattı ve bundan sonra çıkabilecek salgınlara ilişkin, “Dünyanın hazırlıklı olduğunu sanmıyorum ve bu konuda ülkelerden beklediğimiz yatırımların gerçekleşmediğini görmekten endişeliyi.” dedi.

Salgının ne zaman biteceği konusunun sıkça gündeme geldiğini vurgulayan Ghebreyesus, şöyle dedi:

“Bazı ülkelerde aşılama oranının yüksekliği ve Omicron varyantının daha hafif hastalığa yol açması, salgının bittiğine dair tehlikeli algılara yol açıyor. Fakat salgın bitmedi”

“Salgının bitmesi mümkün değil”

Afrika nüfusunun yüzde 83’üne henüz birinci doz aşının yapılmadığını kaydeden Ghebreyesus, “Engellenebilir bir salgından bir hafta içinde 70 bin kişi hayatını kaybediyorsa salgının bitmesi mümkün değildir” diye konuştu.

“Salgını bitirmek tercih meselesi”

Kovid 19’un enfeksiyonu sürdükçe yeni varyantların çıkmaya devam edeceğinin altını çizen Ghebreyesus, son olarak şöyle dedi:

“Aslında mevcut şartlar, daha bulaşıcı ve daha tehlikeli varyantların çıkması için uygun. Fakat bu yıl içinde salgını küresel acil durumdan çıkarıp kontrol altına alabiliriz. Bu konuda malzemelerimiz de bilgimiz de var. Biz bitirmeye karar verdiğimiz zaman salgın biter. Sonuç olarak bu bir ihtimal değil, tercih meselesidir.”

 

Paylaşın

DSÖ: Kovid 19 Salgını Tıbbi Atık Sorununu Daha Da Büyüttü

Dünyayı yaklaşık iki yıldır etkisi altına alan koronavirüs salgınının çevreye de olumsuz etkileri oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, pandeminin başlangıcından bu yana sadece Birleşmiş Milletler’in sağlık sistemi üzerinden 87 bin ton koruyucu malzeme dağıtıldı. Bu miktar 261 bin 700 Jumbojet uçağının taşıyabildiği yüke tekabül ediyor.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Bunun yanı sıra 2021 yılının sonuna dek yapılan yaklaşık 8 milyar doz aşının 144 ton atığa sebep olduğu, bunlardan 87 tonun cam aşı tüpü, 48 tonun ise iğnelerden arta kalan atıklardan oluştuğu bildirildi.

İsviçre’nin Cenevre kentindeki DSÖ merkezinde konuya dair yapılan açıklamada, dünya üzerinde her on tıp merkezinden üçünde atık ayrıştırma sistemi bulunmadığı, az gelişmiş ülkelerde ise her üç hastane ya da tedarik merkezinden bazen birinin bile temel bir atık yönetimine sahip olmadığı bildirildi. Örgüt, bu ülkelerde plastik içerikli atıkların doğrudan toprağa ya da suya karıştığını aktardı.

Yeniden kullanılabilen malzeme tavsiyesi

Dünya Sağlık Örgütü, yaşanan bu atık sorununun asgari düzeye indirilebilmesi için bazı tavsiyelerde de bulundu. Bu bağlamda kullanılan malzemelerin kalıcı ve yeniden değerlendirilebilir olmasına dikkat edilmesini isteyen DSÖ, basit hijyen kurallarına uyarak koruyucu kıyafetlerden de tasarruf edilebileceğini belirtti. Ayrıca bölgesel ürünlerin kullanımı ile ulaştırma mesafelerinin kısalacağına dikkat çeken Örgüt, atıkların çevreye duyarlı bir biçimde arıtılması çağrısında bulundu.

DSÖ Halk Sağlığı, Çevre ve İklim Değişikliği Direktörü Maria Neira, pandeminin kendilerini, tıbbi malzemelerin kullanımı ve arıtılması gibi ihmal edilen bir konu hakkında harekete geçmeye zorladığını dile getirdi. Neira ayrıca, sağlık sisteminin tüm alanlarında atık yönetimi ile ilgili değişikliklere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Sağlık sistemi ve küresel ısınma

Yapılan bilimsel araştırmalara göre küresel sera gazı emisyonunun tahminen yüzde 4 ila yüzde 5 kadarı sağlık alanındaki üretim ve çalışmalar neticesinde oluşuyor. DSÖ verileri de, hastane ve muayenehanelerdeki, maske, tek kullanımlık önlük ve eldiven gibi koruyucu malzeme kullanımının pandemi döneminde arttığını ortaya koyuyor.

Aynı zamanda koronavirüs salgını nedeniyle artan iş yoğunluğundan dolayı, sağlık merkezlerinde atık yönetimi ile ilgilenecek personel sayısının da azaldığına vurgu yapılan raporda, Asya kıtasında beş ayrı kentte, hastaların yattığı yatak başına günde 3,4 kilogram mikroplu atık oluştuğu vurgulandı.

Paylaşın

DSÖ, Kovid 19 Tedavisinde İki İlacın Kullanımını Tavsiye Etti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni tip koronavirüse (Kovid 19) karşı etki gösterdiği belirlenen 2 ilacın tedavide kullanımını tavsiye etti. Örgütten yapılan yazılı açıklamada, DSÖ Uluslararası Uzmanlar Standart Geliştirme Grubu’nun, Kovid 19’a yakalanan hafif, ağır ve kritik durumdaki yaklaşık 4 bin hasta üzerinde yaptığı 7 ayrı denemenin ardından eklem iltihabı ilaçlarının Kovid 19’a karşı etkinliğine dair önerilerine yer verildi.

Buna göre, eklem iltihabı ilaçları Baricitinib ile Interleukin-6’nın (IL-6), kortikosteroid ilaçla birlikte kullanıldığında ağır durumdaki Kovid 19 hastalarının iyileşmesine olumlu etki sağladığı tespit edildi. Bu ilaçların verildiği ağır hastaların virüse karşı dirençleri artarken, oksijen tedavisi ihtiyacında azalma görüldü. Öte yandan uzmanlar, bu iki ilacın asla aynı anda kullanılmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Antikor ilacına şartlı tavsiye

Durumu ağır olmayan hastalar için ise monoklonal antikor ilaçlarından Sotrovimab’ın kullanımı “belirli şartlar altında” tavsiye edildi. Şimdilik birine şartlı tavsiye kararı verilen monoklonal antikor ilacına ilişkin yeni bilgilerin, deneme sonuçları açıklandığında paylaşılacağı kaydedildi.

Klinik denemelerde yine eklem iltihabı ilaçları olan Ruksolitinib ve Tofasitinib’in kullanımının hastalarda iyileşme sağladığı, ancak Kovid 19’un Omicron gibi yeni varyantlarına karşı etkililiğine dair yeterli kanıt elde edilemediği belirtilerek, bunların kullanımı önerilmedi. DSÖ uzmanları daha önce IL-6’nın ağır ve kritik Kovid 19 hastalarında kullanımı için şartlı tavsiyede bulunmuştu.

Patent tekelleşmesine karşı uyarı

Dünya Sağlık Örgütünün Baricitinib ile IL-6’nın kullanımına ilişkin tavsiyesinin ardından Sınır Tanımayan Doktorlar (MFS) örgütünden yapılan açıklamada, tavsiye edilen ilaçlarda tekelleşmenin önüne geçilmesi gerektiği belirtildi.

MFS Enfeksiyon Hastalıkları Tıbbi Danışmanı Dr. Marcio da Fonseca, DSÖ’nün tavsiye ettiği ilaçlara düşük ve orta gelirli ülkelerdeki hastaların mutlak erişiminin hayati önem taşıdığına dikkati çekerek şunları söyledi:

“İlaçlara yeterli, zamanında ve adil erişimin temin edilmesi ve patent tekelleşmesine engel olunması için devletler, Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması’ndan feragat edilmesi ve zorunlu lisans verme gibi uygulamaların benimsenmesini teşvik etmelidir.”

Orta ve düşük gelirli ülkelerde insanların yetersiz aşılama oranı ve etkisini sürdüren yeni varyantlar sebebiyle korku içinde olduklarını vurgulayan Da Fonseca, salgınla mücadele araçlarına erişimde küresel eşitliğin sağlanması gerektiğini ifade etti.

Kovid 19 ilaçları

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Amerikalı ilaç firmaları Pfizer ve Merck firmalarının Kovid 19’a karşı geliştirdiği ağızdan alınan iki ilaç için, 12 yaş ve üzerindeki riskli kişiler için kullanım onayı vermişti. Ancak bu ilaçlar için DSÖ’den henüz bir karar çıkmış değil.

Paylaşın

Yeni Veriler Omicron’un Daha Az Şiddetli Geçtiğini Destekliyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Koronavirüsün Omicron varyantının üst solunum yollarını etkilediğini, daha önceki varyantlara oranla daha hafif belirtilere yol açtığını ve bazı yerlerde hızla artan vaka sayılarına karşın düşük ölüm oranları kaydedildiğini bildirdi.

Örgütün vaka direktörü Abdi Mahamud, Cenevre’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Omicron’un üst solunum yollarını enfekte ettiğine ilişkin giderek daha fazla sayıda araştırma görüyoruz. Diğer varyantlar akciğerleri etkileyerek ağır zatürreye yol açıyordu” dedi. Mahamud, “Bu müjdeli bir haber olabilir, ama kanıtlanması için daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

İlk kez Kasım ayı sonunda tespit edilen ve birçok mutasyona uğradığı anlaşılan Omicron varyantı, WHO verilerine göre en az 128 ülkede görüldü. Omicron’un hızla yayılması, Kovid nedeniyle yaklaşık iki yıldır sekteye uğrayan hayatlarını ve ekonomiyi yeniden canlandırmak isteyenler ve ülkeler için birçok zorluğu beraberinde getiriyor.

Ancak vaka sayıları rekor seviyeye çıkarken hastaneye yatan hasta sayısı ve ölüm oranları, pandeminin önceki aşamalarına kıyasla daha düşük seyrediyor. WHO yetkilisi Mahamud, “Şu anda vaka ve ölüm sayıları arasında bağın koptuğuna tanık oluyoruz” dedi.

Abdi Mahamud’un Omicron’dan kaynaklanan ağır hastalık riskinin azaldığına ilişkin sözleri, yeni varyantın ilk tespit edildiği ülkelerden biri olan Güney Afrika’dan gelen araştırma sonuçlarıyla aynı doğrultuda. Ancak WHO yetkilisi Mahamud, Güney Afrika’nın genç bir nüfusu bulunduğuna dikkat çekerek bir istisna olduğu uyarısında bulundu.

Yetkili, Omicron’un yüksek bulaşıcılık oranının birkaç hafta içinde birçok yerde baskın varyant haline gelmesi anlamı taşıdığını, bu durumun, aşısız nüfus oranı yüksek ülkelerde sağlık sistemlerini tehdit edeceğini söyledi.

Esas zorluk aşılar değil aşılama

Mahamud, Omicron varyantının antikorlardan kaçmayı başarmasına rağmen, Kovid-19 aşılarının T hücrelerinden ikincil bağışıklık yanıtı elde ederek hala koruma sağladığını söyledi. “Tahminimiz, Omicron nedeniyle hastaneye yatış ve ölüm riskine karşı korumanın devam edeceği yönünde” diyen Mahamud, bu durumun, Omicron vakalarının çok düşük olduğu Çin’de kullanılan Sinopharm ve Sinovac aşıları için de geçerli olduğunu söyledi.

Mahamud, “Mesele aşı değil, aşılama ve savunmasız nüfuslara erişim” dedi. Omicron’a özel bir aşı gerekip gerekmediğine ilişkin bir soruya bunu belirlemek için henüz çok erken olduğu şeklinde yanıt veren Mahamud, Omicron için aşı üretme kararı almanın küresel eşgüdüm gerektirdiğini, bu kararın sadece aşı üreticilerine bırakılamayacağını kaydetti.

“Omicron için aşı geliştirirsiniz, sonra da daha bulaşıcı ya da bağışıklık sistemini daha kolay alt eden bir varyant çıkar” diyen Mahamud, WHO’dan teknik bir ekibin kısa süre önce aşı içeriği konusunda bir toplantı yaptığını bildirdi.

Mahamud, Omicron’un etkisini azaltmanın en iyi yolunun bazı ülkelerde üçüncü ve dördüncü doz takviye doz aşı yapmak değil, WHO’nun her ülke nüfusunun yüzde 70’inin Temmuz ayına kadar aşılanması hedefini tutturmak olduğunu kaydetti. Omicron varyantına bağlı olarak vaka sayılarının artması üzerine ABD dahil bazı ülkeler, herhangi bir belirti göstermeyenlerin işe ya da okula dönmesini sağlamak amacıyla izolasyon ve karantina süreçlerini kısaltma yoluna gitti.

Paylaşın

DSÖ’den ‘Omicron’ Uyarısı: Çok Yüksek Risk Taşıyor

DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, Omicron’un yarattığı riski “çok yüksek” olarak nitelendirdi. Ghebreyesus, ABD, Büyük Britanya, Fransa ve İtalya gibi çok sayıda ülkede insidans değerlerinde hızlı bir artış gözlemlendiğini ifade etti.

Bulaşıcılığı yüksek Omicron varyantının ortaya çıkmasının ardından dünya genelinde koronavirüs vakaları yeniden tırmanışa geçti. “Önümüzde çok zor bir kış var” uyarısında bulunan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, Omicron’un yarattığı riski “çok yüksek” olarak nitelendirdi.

Elde edilen güvenilir bulguların “Omicron varyantının iki ila üç gün içinde artış gösterme potansiyelinin Delta varyantından iki kat fazla olduğuna işaret ettiğini” söyleyen Ghebreyesus, ABD, Büyük Britanya, Fransa ve İtalya gibi çok sayıda ülkede insidans değerlerinde hızlı bir artış gözlemlendiğini ifade etti. İnsidans değeri, bir hafta içinde 100 bin kişide görülen vaka sayısını yansıtıyor.

Vaka sayıları yeniden tırmanışta

Yeni vaka sayılarında en hızlı artış gösteren ülkelerden biri Fransa oldu. Fransa’da dün akşam itibarıyla bir gün içinde 179 bin 807 yeni vaka tespit edildi. Fransa’da artış nedeniyle yeni korona önlemlerinin 3 Ocak’tan itibaren devreye girmesi planlanıyor.

İngiltere ve Galler’de de Salı akşamı açıklanan son verilere göre bir gün içindeki yeni vaka sayısı 129 bini geçti, 18 can kaybıyla birlikte salgında hayatını kaybedenlerin sayısı toplamda 148 binin üzerine çıktı. Britanya makamları, Kuzey İrlanda ve İskoçya’dan aktarılan bilgilerde Noel tatili nedeniyle gecikmeler olduğunu belirterek yeni vaka sayısının bu iki bölgenin verilerini kapsamadığını vurguladı.

Yunanistan’da da vaka sayılarında artış yaşanıyor. Yunan makamları, Salı günü itibarıyla 24 saat içinde 21 bin 657 yeni vaka tespit edildiğini duyurdu. Yetkililer, bu sayının bir önceki güne kıyasla iki kat fazla olduğuna dikkat çekti. Yunanistan’da da kabinenin bugün toplanması yeni korona önlemlerini kararlaştırması bekleniyor.

ABD’de de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Pazartesi günü 24 saat içinde 440 binden fazla yeni vakanın kayıtlara geçtiğini açıkladı. Ancak ABD’deki vakaların ne kadarının Omicron varyantı kaynaklı olduğuna ilişkin kuşkular var. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), antijen testlerinin muhtemelen Omicron varyantını önceki varyantlar kadar iyi tespit edemediğini açıkladı. FDA, ilk verilerin antijen testlerinin Omicron’a karşı daha düşük bir duyarlılık gösterdiğine dikkat çekti.

FDA, yeni verilerin ise hastalardan doğrudan aldıkları örneklere dayandığını, bu verilerin daha gerçekçi bir tabloyu yansıtacağını, ancak çalışmaların henüz tamamlanmadığını kaydetti. FDA, daha önce varyant incelemesini test örnekleri üzerinden yapıyordu.

“Elimizde pandemiyi sonlandıracak araçlar var”

Öte yandan sağlık uzmanları, vaka sayılarındaki artışa rağmen dünyanın korona pandemisi karşısında çaresiz olmadığına dikkat çekiyor. “Pandemiyi diz çökmeye zorlayacak araçlara sahibiz” diyen DSÖ’nün koronadan sorumlu uzmanlarından Maria Van Kerkhove, bu araçların doğru şekilde kullanılması durumunda insanlığın salgını 2022’de sonlandırabileceğini söyledi.

Salgının sona erdirilmesinde aşılama önemli rol oynuyor. Uzmanlar klinik çalışmaların da aşının Delta ve Omicron varyantlarına karşı da koruma sağladığını gösterdiğine dikkat çekiyor. Dünya genelinde bir yıl içinde 8,5 milyon doz korona aşısı yapıldı, önümüzdeki yılın ortalarına kadar da aşı üretiminin 24 milyon doza ulaşması hedefleniyor. Bu miktarın da tüm dünya nüfusunun aşılanmasına yeteceği belirtiliyor.

Ancak bunun için de aşı adaletsizliğinin giderilmesi gerekiyor. Birçok ülkede çocukların aşılanmasına başlanırken, yoksul ülkelerde sağlık çalışanları ve riskli grupların aşılanması hâlâ tamamlanabilmiş değil. DSÖ Başkanı Ghebreyesus, zengin ülkelerde nüfusun yüzde 67’sinin aşılandığını, yoksul ülkelerdeki aşılamanın ise yüzde 10’un altında olduğunu, bunun da pandeminin sona ermesinin önündeki en büyük engel olduğunu ifade etti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

DSÖ’den ‘Omicron’ Uyarısı: Görülmemiş Oranda Yayılıyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni tip koronavirüsün bir varyantı olan Omicron’un dünya çapında benzeri görülmemiş bir oranda yayıldığı konusunda uyarırken, şu ana kadar Omicron varyantı vakaları 77 ülkede doğrulandı.

Haber Merkezi / DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, düzenlediği basın toplantısında varyantın muhtemelen henüz tespit etmemiş olan birçok ülkede olduğunu söyledi.

Varyantın üstesinden gelmek için yapılması gerekenlerin yeterince yapılmadığından endişe duyduğunu söyleyen Ghebreyesus, “Elbette, şu ana kadar bu virüs riskini hafife aldığımızı öğrendik. Omicron daha az ciddi hastalığa neden olsa bile, çok sayıda vaka hazırlıksız sağlık sistemlerini bir kez daha bunaltabilir” dedi.

Ghebreyesus, ülkeler arasındaki aşı eşitsizliğine de dikkat çekti ve bazı ülkelerin üçüncü doz aşıları yaparken bazı ülkelerde toplumun önemli bir kısmının bir doz bile aşıya erişemediğini söyledi.

Kovid 19’a karşı üçüncü dozun önemli olduğunu belirten Ghebreyesus, “Sıralama önemli. Ağır hastalanma riski düşük olan gruplara üçüncü doz yapılması, dünyanın başka yerlerinde hayati riski daha yüksek olan fakat aşıya henüz erişememiş kişilerin hayatını tehlikeye atıyor.” ifadelerini kullandı.

Omicron’la ilgili elde edilen ilk veriler, varyantın aşılara karşı dirençli olabileceğini ve Delta varyantından daha bulaşıcı olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, hatırlatma dozunun Omicron’a karşı koruyuculuğu artırdığına dikkat çekiyor.

Afrika’da vakalardaki rekor artışa rağmen ölüm oranlarının nispeten az olması konusundaki iyimserliğe karşı da uyaran DSÖ, bütün ülkeleri bulaşı dizginlemek ve sağlık sistemlerini korumak için hızlı hareket etmeye çağırdı. DSÖ uzmanı Bruce Aylward, “bunun hafif bir hastalık olduğuna dair sonuçlara varılmaması” yönünde uyarıda bulundu.

DSÖ yetkilileri, Omicron’un ilk tespit edildiği Afrika kıtasında düşük aşılama oranları nedeniyle yeni varyantların üreme ortamı bulduğuna dikkat çekti.

Paylaşın

DSÖ: Omicron’un Baskın Tür Olması Bekleniyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) acil durum direktörü Mike Ryan, öncül verilerin Omicron varyantının önceki varyantlara göre daha bulaşıcı olduğuna dikkat çekerek, Omicron’un Delta varyantının yerini alarak baskın tür olmasının beklenebileceğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) acil durum direktörü Mike Ryan, varyantla ilgili hala öğrenilecek çok şey olduğunu, ancak Güney Afrika’dan elde edilen öncül verilerin, Omicron varyantının Delta veya diğer varyantlara göre hastalığın daha ağır geçirilmesine neden olmadığını ortaya koyduğunu söyledi.

“Öncül veriler bu varyantın daha ağır olduğuna işaret etmiyor. Tam tersine, yön daha az ağır olduğu tarafa doğru” şeklinde konuşan Ryan, daha fazla araştırma gerektiğinin altını çizerek, “Ancak hala erken, işaretleri nasıl yorumladığımız konusunda dikkatli olmalıyız” dedi.

DSÖ: Korumayı etkisiz kıldığına dair işaret yok

Ryan ayrıca Omicron’un mevcut aşıların sağladığı korumayı etkisiz kıldığına dair bir işaret olmadığını söyledi. “Ağır hastalık ve hastaneye yatış bağlamında, bütün varyantlara karşı tesirli olduğu kanıtlanan yüksek etkili aşılarımız mevcut” ifadelerini kullanan epidemiyolojist Ryan, “Omicron’da da böyle olmaması için bir neden yok” dedi.

Ryan Güney Afrika’dan elde edilen öncül verilerin “aşıların koruma sağlamaya devam ettiğini” gösterdiğini kaydetti. Mevcut aşıların Omicron’a karşı daha az etkili olabileceğini kabul eden yetkili, aşı korumasının tamamen iptal olma durumunun “muhtemel olmadığını” belirtti.

“Korumanın sona ermesi mümkün mü teyit etmeliyiz ancak bir miktar koruma olmasını bekliyorum” diyen yetkili, bütün Kovid 19 varyantlarına karşı “en iyi silah aşı olmak” şeklinde konuştu.

Baskın tür olması bekleniyor

DSÖ yetkilisi Ryan öncül verilerin yeni varyantın öncekilere göre daha bulaşıcı olduğuna işaret ettiğini söyledi. Ryan Omicron’un Delta varyantının yerini alarak baskın tür olmasının beklenebileceğini kaydederek Omicron’un aşılanmış veya Kovid 19’u atlatmış kişilere de bulaşma konusunda diğer varyantlara göre daha etkili olduğunu söyledi.

Yetkili aşıların hastalığın ağır geçirilmesini engellediğini ancak virüsün bulaşmasını tamamen engellemediğini belirterek hafif şiddette hastalığın atlatılmasının daha az endişe verici olduğunu kaydetti.

Güney Afrika’da yapılan, henüz başka uzmanlar tarafından değerlendirilmemiş olan yeni ve küçük çaplı bir çalışma da, Pfizer/BioNTech aşısının Omicron’a karşı diğer varyantlardan 40 kat daha az etkili olabileceğini ortaya koydu.

Afrika Sağlık Araştırmaları Enstitüsü’nden araştırmayı yürüten Prof. Dr. Alex Sigal, henüz Omicron’un aşıyla gelişen antikorlardan kaçma kapasitesi konusunda net bir veriye ulaşmadıklarını belirtti.

12 kişiden alınan kan örnekleri üzerinde yapılan çalışma sonucu Prof. Sigal, “Omicron konusunda beklediğinden daha iyi sonuçları alındığını” söyledi.

Buna göre iki doz Pfizer aşısı olmuş kişilerde antikorların etkinliği azalsa da, bir kez Kovid 19 hastalığına yakalandıktan sonra iki doz aşı olmuş kişilerde, Omicron’a karşı ciddi bir koruma sağlayan antikorların oluştuğu görüldü. Bu da, 3. doz takviye aşıların Omicron’a karşı koruyuculuğu önemli ölçüde artıracağını ortaya koyuyor.

Pfizer aşısının Omicron varyantına karşı ne kadar etkili olduğu konusunda daha detaylı ve kesin bilgiler, önümüzdeki günlerde açıklanacak. Henüz Moderna, Johnson&Johnson ve diğer aşılarla ilgili açıklanabilecek seviyede bir veri yok.

Kovid 19 vaka sayısında ciddi bir artış var

Omicron, bugüne kadar ortaya çıkan en fazla mutasyon geçirmiş koronavirüs varyantı. İlk olarak Güney Afrika’da ortaya çıkan varyant sebebiyle ülkede bugün birkaç kez Kovid 19’a yakalanmış kişilerin sayısında ciddi bir artış var.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın sözcüsü de, Delta varyantına göre Omicron’un daha bulaşıcı olduğuna dair veriler olduğunu açıklamıştı. Ancak Omicron’un daha ağır hastalığa sebep olduğuna dair herhangi bir netleşmiş veri yok.

ABD’nin bulaşıcı hastalıklar konusunda en üst düzey danışmanı Dr. Anthony Fauci, araştırmaların ilk sonuçlarına göre Omicron’un daha bulaşıcı ama daha hafif belirtiler gösteren bir varyant olduğunu ifade etti.

Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre pandeminin başından bu yana, yani yaklaşık iki yıldır dünya çapında 267 milyon vaka görüldü; 5 milyondan fazla kişi Kovid 19 sebebiyle hayatını kaybetti.

(Kaynak: BBC Türkçe, DW Türkçe)

Paylaşın