DEVA Partisi, 51 Belediye Başkan Adayını Açıkladı

Partisinin 2024 yerel seçimleri için düzenlenen aday tanıtım toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimler bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart nedir? Bir uyarıdır, hatalarının farkındayım ona göre ayağını denk al demektir” dedi ve ekledi:

“Bu hükûmetin icraatlarından memnun değilseniz, onları uyarmak istiyorsanız, gelin bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim. Bu sarı kart tabii ki genel seçime kadar. Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzlukla ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Üzülerek söylüyorum hiçbir alanda başarı gösteremeyecekler. Onun için diyorum ki gelin bu seçimlerde sarı kartı gösterelim ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartı gösterip bu dönemi sona erdirelim inşallah.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Yenimahalle Belediyesi Dört Mevsim Tiyatro Salonu’nda düzenlenen 51 il ve ilçe belediye başkanı adaylarını açıkladı. Tanıtım toplantısında konuşan Babacan, şunları söyledi:

“Uzak bir coğrafyada yıl 1972. Uruguay Hava Yollarına ait bir uçak And Dağları’na düşer.

Kazadan kurtulanlar olur, fakat arama kurtarma çalışmaları bir türlü sonuç vermez. İnsanlar orada, dağların orta yerinde, çaresizce beklerler. Her taraf kar… Uçak beyaz… Bulması zor…

Düşünürler: Burada beklesek mi, yoksa gidip yardım bulmaya mı çalışsak? Beklemeye karar verirler. Birkaç gün geçer, günler hafta olur. Derken uçağın içinde bir radyo bulurlar. İçlerinden üç kişiyi radyonun çekeceğini düşündükleri bir tepeye gönderirler. Bu üç kişi, tepeye ulaşır, radyoyu açar. Haberleri dinler. İşte, orada, o karın ve soğuğun ortasında, arama kurtarma çalışmaları ümitsizlikle sona erdirilmiş ve aramadan vazgeçilmiş. Bu haberi radyodan dinlerler. Artık, onları kurtarmaya gelecek kimse yoktur. Bu 3 kişi haberi arkadaşlarına nasıl söyleyeceklerini düşünerek çaresizce, umut içinde bekleyen arkadaşlarının yanına geri dönerler. Haberi dinleyenlerden biri, arkadaşlarının yanına varınca söze girer, der ki:

“Arkadaşlar size iyi bir haberim var. Arama kurtarma çalışmaları sona ermiş.”

İnsanlar telaş içinde… Ağlayanlar, üzülenler. Biri itiraz eder, der ki; “Bunun neresi iyi bir haber?”

Genç yanıtlar: “Çünkü” der, “Buradan kurtulmak artık bize kaldı.”

Dostlarım, bazen başımıza gelen musibetlerden kurtulmak için kimsenin size kurtarmayacağını anlamak iyi bir haberdir. İş başa düştü, doğru. Şimdi, burada duran, gözlerimin içine bakan arkadaşlarıma, ekran başında bizleri izleyen yurttaşlarımıza sesleniyorum:

Arkadaşlar, haberler iyi. Bu iktidardan kurtulmak bize kaldı.

Seçim startını verdiklerini dile getiren Babacan’ın Aday Tanıtım Toplantısı’ndan öne çıkan başlıklar şu şekilde:

İHA’larımız, SİHA’larımız var… Ama sokaklar çetelerle dolu. Uçak gemimizle gurur duyuyoruz… Ama insanlar birileri gelip çökecek diye küçük bir dükkân dahi açmaya korkuyor. Hukuk güvenliği diye bir şey yok. Yargıda rüşvetler, gruplaşmalar, çeteleşmeler almış başını gitmiş. Bunu biz söylemiyoruz. Yargının en üst makamındaki başsavcılar söylüyor, oralardan öğreniyoruz. Sanata katkınız, yandaşlarınıza yazdırdığınız kitaplardan… Bilime katkınız, ülkeye sokulan uyuşturucuların, kimya mühendislerinin dahi çözemeyeceği muhteviyatından ibaret…

28 Şubatlarda, DGM’lerde yargılanan, adliyelerden çıkmayanlar… Çok şükür, o günler geride kaldı… Ancak, şimdi onlar ev sahipleriyle davalık oluyorlar. Oğullarının yemin törenine alınmayan yaşlı teyzelerimiz…Şimdi girebiliyorlar… Ancak, emekli maaşları kiralarına dahi yetmediği için sokaklara atılıyorlar. Hayal ettiğimiz bu muydu?

90’ların üstümüze karabasan gibi çöken karanlığını dağıtacağına inandığımız hareketin; o zulme, o baskıya “Dur” diyeceğine inandığımız bir yönetim anlayışının geleceği yer bu olmamalıydı. 20 yılın sonunda dönüp dolaşıp geldiğiniz, insanları getirdiğiniz yer burası işte.

Otokrat zihniyet sadece iktidarda yok. Her kesimin otokratları var. İşte otokratlar var ya o otokratlar Allah göstermeye bir sopayı ele geçirmeye görsünler. Amaçları iktidarı ele geçirip sopayı ele geçirip başkalarını dövmek. Öfkelerinin sebebi, o sopaya sahip olamamaları. Kendilerinden olmayana, kendileri gibi görünmeyene tahammül etmeye mecbur kaldılar ya bu 6’lı masa falan derken işte onun için öfkeliler.

Öfkeleri aslında kaybetmiş olmalarına ama aslında ideolojik olarak tükenmiş olduklarını da fark ediyorlar onun için öfkeliler. Tahammülsüzlüklerinin başka sebepleri ne? DEVA Partisi demokrasiye inanan, insanları dış görünüşleriyle yargılamayan, hukuku araçsallaştırmayı etik dışı bulan, medyanın özgür olması gerektiğini düşünen, farklılıkların zenginliğimiz olduğuna inananların partisi. Bunlara bakarsanız kendinden olana, kendine benzeyene demokrat olmak kolay. İşte şu salona bir bakıyoruz.

Farklı kesimlerden yüzlerce insan aynı çatı altında. Demokrasi budur bu. Bıkmadan usanmadan anlatacağız. Sayfalarca yazdık, yine yazacağız. Özellikle şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum: Biz onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil… Beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız.

Bu seçimlere kendi logomuzla, kendi adaylarımızla girmek istememizin bir başka sebebi de şu: Biz, demokrasi anlayışımızı, dar ideolojik mevzilere hapsetmek istemiyoruz. Hatırlayın…Genel seçimlerden önce ortak listelerin açıklanmasıyla başlayan, seçimlerden sonra da aylarca devam eden ithamları şöyle bir hatırlayın.

Bize yöneltilen bu ithamların arkasında ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Her kesimin otokratı var. Ve o otokratlar sopayı ele geçirip ötekini dövmek istiyor.

Biz onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil…Beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız. Biz bir arada eşit vatandaş olarak var olmanın iddiasındayız. Onun için burada bu salondayız. Gerçek demokrasiyi DEVA’nın uygulamalarıyla öğreteceğiz onlara. Uzun lafın kısası demokrasiyi öğreteceğiz, demokrasiyi.”

“Tüm Türkiye için hayırlı olsun”

30 Büyükşehir’imiz için, 51 ilimiz için, 922 ilçemiz için, 389 beldemiz için, tüm Türkiye için hayırlı olsun diyorum. Makul hiç kimse, “Yahu siz bu işi beceremezsiniz, siz devlet yönetemezsiniz…” demiyor. Kimse, “Siz gelirseniz ekonomi daha da kötü olur, hukuksuzluklar artar…” demiyor. Kimse, “Çalıp çırparsınız, ihaleleri yandaşlarınıza verirsiniz…” demiyor. Hiç kimse, “Mülakatlarda, kamu ihalelerinde sizden olanlara torpil geçersiniz…” demiyor. Biz, yerel seçimlere kendi ismimizle, kendi adaylarımızla girmeye karar verirken, bizi en çok motive eden bütün bu saha çalışmalarımızdı. Bütün bunlar bize, DEVA’ya nasip oluyor.

Mevcut iktidar insanlara umut vadetmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. Kimsenin iktidara güveni yok. İşin ilginç yanı, bunların birbirlerine güvenleri de yok. “Yanlışlıkla şu koltuktan kalsam ben gelene kadar birisi gelir oturur mu diye korkuyorlar.” Birbirlerine güvenmeyen, birbirlerine sırtını dönemeyen insanlar, bu ülkeye bir şey verebilir mi?

Bizler bir ilki gerçekleştiriyoruz. Her kademedeki belediye başkan adayımızdan, daha seçimlere girmeden önce, DEVA Belediyeciliği etik kurallarına bağlı kalacaklarına dair imzalı taahhütname istiyoruz. Bu Türkiye’de bir ilktir daha önce böyle bir şey hiç olmadı. Bu DEVA Partisi’nin temiz yönetim anlayışı konusunda, lafta değil sözde değil özde ne kadar samimi olduğunun en önemli belgesidir.

Biz de parti olarak yetkili organlarımız aracılığıyla bu etik kurallara uyulup uyulmadığını düzenli olarak izleyecek, denetleyecek ve her bir belediyemizin bu konudaki karnesini şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşacağız. Yani belediyelerimizin objektif şekilde performans kriterlerine göre karnelerini oluşturacağız ve bu karne notlarını da toplumla paylaşacağız. Bu da yine Türkiye’de bir ilk olacak.

Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimler bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart nedir? Bir uyarıdır, hatalarının farkındayım ona göre ayağını denk al demektir.

Bu hükûmetin icraatlarından memnun değilseniz, onları uyarmak istiyorsanız, gelin bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim. Bu sarı kart tabii ki genel seçime kadar. Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzlukla ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Üzülerek söylüyorum hiçbir alanda başarı gösteremeyecekler. Onun için diyorum ki gelin bu seçimlerde sarı kartı gösterelim ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartı gösterip bu dönemi sona erdirelim inşallah.

Engelli vatandaşlarımızın sıkıntılarını, beklentilerini çok iyi biliyoruz. Eğitimle ilgili, istihdamla ilgili, erişilebilirlikle alakalı çok ciddi sorunlar var. Hepsinin farkındayız. Engelli vatandaşlarımızın yetenekli oldukları alanlarla ilgili çok iyi eğitilmeleri gerekiyor. O alanlarda istihdam imkanlarının oluşmasıyla da alakalı çok ciddi eğitimler, programlar gerekiyor. Bunların hepsi çok kolay, yeter ki siyasi irade olsun.”

DEVA Partisi’nin 51 belediye başkan adayının tam listesi:

Adana /Pozantı – Mehmet Emin Kaya
Adıyaman /Çelikhan – Mahmut Şahin
Afyon/ Çay – Mahmut Duman
Ankara/Etimesgut – Süleyman Demir
Ankara/Mamak – Hanifi Özhan
Antalya/Aksu – Hakan Halim Okudan

Ardahan/Merkez – Halil Kaçar
Balıkesir/ Erdek – Murat Sever
Balıkesir/ Bigadiç – Cemal Mehmet Nalça
Balıkesir/Edremit – Tevfik Çelik
Bilecik/ Merkez – Kadir Emre

Bilecik/ Bozöyük – Burak Sel
Bursa/Karacabey – Yasemin Tuna
Denizli/ Beyagaç – Mehmet Özdemir
Diyarbakır/Büyükşehir – Cenap Ekinci
Erzurum/Hınıs – Rahim Aydın

Erzurum/Palandöken – Emre Okumuş
Gaziantep/Şehitkamil – Okan Kısacık
Gaziantep/Araban – Ferit Karataş
Gaziantep/Oğuzeli – Mehmet Bozkurt

Giresun/Şebinkarahisar – Hakan Gargun
Gümüşhane/Merkez – Hamza Çakır
İstanbul/Avcılar – Erkan Uzun
İstanbul/Bakırköy – Gökhan Yılmazer
İstanbul/Büyükçekmece – Ekrem Yılmaz

İstanbul/Sancaktepe – Mutalip Geçer
İstanbul/Tuzla – Ceylan Yalçın
İstanbul/Beyoglu – Cemil Kara
İzmir/Karabaglar – Abdullah Kaya
İzmir/Seferihisar – Emin Yüce

İzmir/Menderes – Gülhan Akyol
Karabük/Eflani – Mustafa Uğur Ceylan
Kayseri/Özvatan – Şahin Çağrı
Kayseri/Pınarbaşı – Fazıl Demircioğlu
Konya/ Ahırlı – Hüseyin Geçer

Konya/ Sarayönü – Mahpeyker Feryal Karça
Konya/ Doğanhisar – Hasan Aksoy
Kırıkkale/Keskin – Esra Yılmaz
Mersin/Mut – Fatma Çelik Kovan
Muş/Korkut – Nimetullah Demirtaş

Samsun/İlkadım – Ender Çıkla
Siirt/Pervari – İsmail Bilen
Siirt/Şirvan – Refik Öztürkan
Tekirdağ/Ergene – İsa Kalaycı
Şırnak/Güçlükonak – Sebahat Aktug

Trabzon/Köprübaşı – Muhammet Yamakoğlu
Trabzon/Beşikdüzü – Ali Öztürk
Tunceli/ Merkez – Veysel Güler
Uşak/Banaz – Murat Ahmet Gündüz
Van/Çaldıran – Mehmet Reşat Yıldırım
Van/Bahçesaray – İbrahim Tiryak

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: İş Birliği Talebi Gelirse, Değerlendiririz

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan DEVA Lideri Babacan, “Biz tartışmaların, görüşmelerin içinde değiliz ama bazı partiler kendi içinde ya da diğerleri ile görüşüyor olabilir. Bizim yerel seçimlerle ilgili hiçbir siyasi partiyle ne iş birliği modeli ne de beraber hareket etmeyle ilgili görüşmemiz olmadı” dedi ve ekledi:

“Biz Genel Merkez olarak gidip de başka bir partinin Genel Merkezi ile bunu görüşmeyeceğiz. Ancak yerelden iş birliği talebi gelirse, münferiden ve istisnai olarak değerlendiririz. Biz bir etik sözleşme hazırladık. Bunu uluslararası kabul edilmiş yerel yönetimler etik kuralları silsilesinden çıkardık. Adaylarımız imza atacaklar. Teşkilattan gelen görüşleri çok önemsiyoruz. Teşkilatımız il ve ilçe ile bir adayın arkasındaysa, o bizim için çok değerli.

Babacan açıklamasının devamında, “Uygun görmediğimiz bir birlikteliğin içinde olmamız bizim için çok çok zor açıkçası. İstanbul, Ankara ve İzmir ile ilgili epey isim dolaştı aramızda ama bunlar olgunlaşıp da henüz açıklanacak noktaya gelmedi. Onun için büyükşehirlerde bir miktar daha çalışmalarımızı devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karar TV ekranlarında Taha Akyol ile Elif Çakır’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Babacan, ekonomi ile ilgili yaptığı değerlendirmede Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüşmesinden de bahsederek Şimşek’e ekonomi yönetiminin yapacağı işlerin sınırı olduğunu ilettiğini söyledi.

Babacan’ın programdaki konuşmasından satır başları şu şekilde oldu: “Türkiye Cumhuriyeti gerçek bir hukuk devleti ise Anayasa kararları herkesi bağlar. Yürütme de yargı da kurumlar da onun gereğini yapar. Anayasanın çok açık bir hükmüdür. Bunun dışındaki her türlü adım aslında anayasal düzene karşı yapılmış bir teşebbüstür. Askeri darbe nasıl bir anayasal düzene karşı yapılmış bir eylem ise anayasanın ilgili hükümlerini yok saymak da benzer vahamette bir adımdır. Çünkü anayasal düzen yok sayıldığı anda o ülkenin sisteminin çivisi çıkmış demektir.

Seçimle iş başına gelenler ‘Ben 50+1’i aldım cebime koydum hukuk tanımam’ diyemez. Çünkü demokrasi; hukukun üstünlüğü ilkesi ile bir arada anlamlıdır, değerlidir.

Yargıtay’ın zaman içerisinde insan kaynağı olarak, kadro olarak aldığı bu şekil, siyasi partilerin yargı içine nüfus etme yarışı maalesef yargının da siyasallaşmasını beraberinde getiriyor. Yeni anayasa çıkardığımızda uyacak mısın, mevcuda uymuyorsun. Yenisini çıkardığımızda uyacağının garantisi ne? Siz 50+1, 50+50 de olsanız, 100 de olsanız o anayasaya uyacaksınız. Böyle bir şey yok. Biz bu anlayışa sahip olmayanlarla hangi anayasayı konuşacağız ki?”

Ekonomi, izole bir alan değil. Ekonomide en önemli unsur, güven. Güven dediğimiz o büyük kavramın içerisinde de hukuk güvenliği olmazsa olmaz bir unsur. Olmadığı bir ülkede ekonomide arzu edilen noktaya varmak çok zor.

Eğer güven yoksa, Arjantin gibi yüksek faiz ve yüksek enflasyon bir sarmal haline gelir. Arjantin’in yeni Cumhurbaşkanı soluğu Washington’da, IMF’nin kapısında aldı. Çok acı. Seçimden önceki açıklamalarına bakın, seçimden sonra yapmak zorunda olduklarına bakın. Ekonomide biraz çarşıyı, pazarı bilmeden, Sultan Hamam’ın, Yeşildirek’in, Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tozunu yutmadan ekonomiyi yönetmeye kalkışmak ancak hüsranla sonuçlanır.

Geçici olarak bir yerden borç para buluyorlar, ‘Merkez Bankası’nın rezervi 3 milyar arttı’ diyorlar. İyi de senin borcun da 3 milyar arttı. Dolayısıyla net anlamda bunun ülkeye bir faydası yok. Öylesine bir rant mekanizması kurulmuş durumda, ki o rant rüzgarının karşısında şu andaki bakanların hiçbirinin durma imkânı, ihtimali yok. O çok kuvvetli bir rant rüzgârı, orada korkunç kuvvetli lobiler var. Cumhurbaşkanı ile direkt cepten cebe konuşuyorlar. Onların etkisi herhangi bir bakandan çok daha fazla.

Türkiye için hukuk; ekmek, su gibi ihtiyaç bugün. Türkiye için ihtiyaç piramidinde en temelde hukuk var. Bugünkü ekonomi yönetiminin bunun gayet farkında olduğuna inanıyorum ama ellerinden gelen hiçbir şey olmadığını da biliyorum. O alan sadece Sayın Erdoğan ve hukukla uzaktan yakından alakalı olmayan insanlar tarafından yönetiliyor. Tabii ki Beştepe’de danışmanlar var. Onların bir kısmı gerçekten son derece riskli isimler. Nasıl oldu da ülkenin cumhurbaşkanı o nitelikteki insanlarla iş tutar hale geldi? O da benim için büyük bir hayal kırıklığı. Ülkem adına bir hayal kırıklığı.

Mehmet Şimşek, AK Parti döneminde ilk kurulan hükûmet zamanında tanıştığımız bir arkadaşımız. Kendisi hem Türkiye’de hem dünyada tanınır ve ismi olumlu olarak anılır. Dostluğumuz çok eskiye dayanır, ailecek görüşürüz. Babamın taziyesi için geldi, görüştük. ‘Güzel işler yapmaya çalışıyorsunuz, gayretiniz takdire değer ama bu adaletsizlik ve hukuksuzluk ortamında ekonomi yönetiminin yapacağı işlerin sınırı var’ dedim. Tabii görevi gereği bir tepkide bulunamadı, sadece dinledi.

İkili anlaşmalarla kredi çok risklidir. Başka bir ülkenin devlet başkanına ‘Para verdiniz ama yetmiyor, biraz daha verin’ demek, ülkenin dış politikasını ve uluslararası ilişkilerini bağımlı hale getirir. Borç alan emir de alır. Türkiye’nin finansmanı tamamen Türkiye’nin cazip hale gerilmesiyle sağlanmalıdır. Sermayenin doğal olarak artmasını sağlamanız lazım. Sizin eğer Rusya’ya doğal gazdan bir borcunuz varsa, diğer ülkelere gidip para istemek durumunda kalıyorsanız, ister istemez dış politikada ve ikili ilişkilerde o ülkelere karşı boynunuz bükük olur, dik duramazsınız. Kritik kararlarda ‘Kardeşim olmaz’ diyemezsiniz. ‘Eyy’ diye naralar atamazsınız.

Bugün 30 Kasım, seçimlerden bu yana tam 6 ay geçti. Normalde bırakın 6 ayı, ilk 3 ay çok önemlidir, yeni kurulan hükûmetlerde. O dönemde atılan adımlar ve sonuçları çok kıymetlidir. Biz ona ‘Altın fırsat penceresi’ deriz. Şimdi o ‘Altın fırsat penceresi’ kapanmış durumda ve bir yerel seçime doğru gidiyor ülke.

Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Türkiye olarak biz derhal 29 ülkenin uyguladığı kamu alımları mevzuatını getirelim Türkiye’ye koyalım. Bu ülkelerde yatırım var mı var, kamu harcaması var mı var ama aynı zamanda bu ülkeler denge kontrol mekanizmalarının Türkiye’den daha iyi çalıştığı, şeffaflığın Türkiye’den daha iyi olduğu ülkeler. Kamu alımları, yolsuzluk bütün bunların arkasında bu var. İlk 90 günde kolay yapılacak işlerdi bunlar. Allah bu ülkenin yüzüne baksın, daha bu günler iyi günler. Ülkenin nasıl yönetildiğine baktığımda maalesef ümitkâr olamıyorum. Şu emekli maaşlarıyla açlık sınırına bakın.

Açlık sınırı açıklandı TÜRK-İŞ tarafından, şu hâle bakın. Emeklinin hâline bakın. Açlık sınırı neredeyse 2 katı. Aralıkta açlık sınırı biraz daha artacak. Açlık sınırı ile asgari ücret arasındaki makasın aralığını görüyorsunuz bu daha da açılacak. Gelecek yılın enflasyon borcunu öde ondan sonra gelecek yıl beklenenini öde. Gerçek enflasyon refah payını bir ver bakalım. Sokağa çıkan, alışveriş eden, evine bir kilo peynir alan herkes biliyor ki TÜİK’in enflasyonu gerçek enflasyon değil. Ben yeni ekonomi yönetiminden önce gerçek verileri ortaya koymalarını beklerdim.

Hükûmetin 6 aylık karnesinde neler var diye baktığımızda, Merkez Bankası faizi ne olmuş? %8,5’tan çıkmış %40’a. Seçimden bu yana dolar ne olmuş? 20 liradan, 28 liraya çıkmış. Mazot ne olmuş? 20 liradan, 37 liraya çıkmış. Enflasyon ne olmuş? Tabii bu TÜİK’in açıkladığı enflasyon %40’tan %61.4’e çıkmış.

Yeni Merkez Bankası Başkanı’na ‘Gerçekten bağımsız mısınız’ mealinde soruyorlar. ‘Siyasi sorulara cevap vermek istemiyorum’ diyor. Merkez Bankası Başkanı bu sorudan kaçarsa, kendi kredibilitesini oluşturamaz. ‘Kimseden talimat falan almam, görevim enflasyonla mücadeledir ve gereğini yaparım’ demesi lâzım. Ancak öyle güveni oluşturabilirsiniz.

Zorunlu askerlikle bedelli askerliğin eşzamanlı olarak uygulanmasını biz adil görmüyoruz. Yani parası olanın askerliği kısa yapması, imkânı olmayanın uzun yapması adalet değil. Bizim güvenlik politikalarımızdaki yaklaşım; güvenlik işinin tamamen profesyonel bir orduya dönüşle sağlanması. ‘Benim yetkim dahilindeki, kontrol alanımdaki konuda yanlış bir talimat verilmişse, yapmadım, ‘olmaz’ dedim. Ben Başbakan Yardımcısıydım, AK Parti’nin kurucusuyum. Biz Sayın Erdoğan’la ast-üst ilişkisi ile hiçbir zaman çalışmadık. Doğru bir iş ise yaptık yanlış ise de karşı durduk. Benim yetkim dahilindeki, kontrol alanımdaki konuda yanlış bir talimat verilmişse, yapmadım ‘Olmaz’ dedim, bitirdim işi ama bu herkesin harcı değil. Herkes güçlü ve dirayetli bir şekilde Başbakan’la Cumhurbaşkanı’yla ilişkisini kuramaz.

“İş birliği talebi gelirse, değerlendiririz”

Biz tartışmaların, görüşmelerin içinde değiliz ama bazı partiler kendi içinde ya da diğerleri ile görüşüyor olabilir. Bizim yerel seçimlerle ilgili hiçbir siyasi partiyle ne iş birliği modeli ne de beraber hareket etmeyle ilgili görüşmemiz olmadı. Biz Genel Merkez olarak gidip de başka bir partinin Genel Merkezi ile bunu görüşmeyeceğiz. Ancak yerelden iş birliği talebi gelirse, münferiden ve istisnai olarak değerlendiririz.

Biz bir etik sözleşme hazırladık. Bunu uluslararası kabul edilmiş yerel yönetimler etik kuralları silsilesinden çıkardık. Adaylarımız imza atacaklar. Teşkilattan gelen görüşleri çok önemsiyoruz. Teşkilatımız il ve ilçe ile bir adayın arkasındaysa, o bizim için çok değerli.

Uygun görmediğimiz bir birlikteliğin içinde olmamız bizim için çok çok zor açıkçası. İstanbul, Ankara ve İzmir ile ilgili epey isim dolaştı aramızda ama bunlar olgunlaşıp da henüz açıklanacak noktaya gelmedi. Onun için büyükşehirlerde bir miktar daha çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

Biz kendi Cumhurbaşkanı adayımızla ve kendi milletvekilleri adayımızla seçime girseydik bu DEVA için çok daha olumlu bir sonuç oluşturacaktı, orası kesin. CHP bize şöyle bir argümanla geldi, ‘Cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimalimiz var ama mecliste çoğunluğu kaybediyoruz. Bu iş birliği olmazsa, ortak listelerle seçime girilmezse çoğunluğu asla sağlayamıyoruz’ dediler ve önümüze bir sürü analiz koydular.

‘Bizim DEVA önceliğimiz kusura bakmayın, Türkiye bizim önceliğimiz değil biz aldığımız oya ve çıkardığımız milletvekili sayısına bakarız’ diyebilirdik ama bunu demedik. ‘Önce Türkiye’ dedik. Önce Türkiye dediğimiz için de partimizin kimliği açısından bedel ödedik. Bundan zarar gördük. O günkü aldığımız kararların arkasındayız, tarihin doğru yerinde durduğumuza inanıyoruz. Mevcut anayasaya göre 50+1’in ancak iş birlikleriyle ittifaklarla sağlanabileceği gerçeğini de görmemiz gerekiyordu.

Türkiye’nin yaptıkları Gazze’deki kıyımı önleyebildi mi, geciktirebildi mi? Ateşkes ise bir başka ülkenin arabuluculuğu ile bu noktaya geldi. O da kalıcı mı değil mi belli değil. Türkiye tarihinden, kendi coğrafyasından, o bölge ile olan eski gönül coğrafyası olmanın verdiği gücü, etkiyi maalesef büyük ölçüde yitirdi. Çizilen zikzaklar ve U dönüşü sebebiyle. Siz önemli dış politika meselelerini her gün iç politikada kullanırsanız, ülkelerle ilişkileri bozmayı ya da düzeltmeyi kendi iç politika meseleniz haline getirirseniz o zaman tutarlı, güvenli, itibarlı bir politika yürütemezsiniz.

Yeni hükûmette dış politika ve dış güvenlik konusunda bir öncekine göre daha iyi bir ekip var. Yaşar Paşa olsun Hakan Fidan olsun dış politika ve dış güvenlik ekibi bir öncekine göre açıkçası daha güvendiğim bir ekip. Ama aynı ekonomi ekibinde olduğu gibi bu arkadaşların da hareket alanı tamamen sınırlı. Cumhurbaşkanı yarın bir grup toplantısında bir nara atar onların 3 aylık emeklerini sıfırlayabilir.

Öyle de bir durum var. Onun için parlamenter sistem, kurumlar, güçlü bir Dış İşleri Bakanlığı, güçlü Bir Millî Savunma Bakanlığı, güçlü bir Genelkurmay, güçlü bir İstihbarat Teşkilatı, güçlü Merkez Bankası, güçlü yargı diyoruz. Bir ülkenin gücü bunların toplamından oluşur. ‘Güçlü lider’ dediğin anda o lider kendi eliyle en büyük zararı verebiliyor.”

Paylaşın

Babacan: Hedefleyerek, Bilerek Hastaneleri, Sivilleri Vurmak İnsanlık Suçudur

Dün akşam gerçekleşen El Ehli Hastanesi saldırısı da dahil olmak üzere savaşta sivillerin yaşadıkları acılara dikkat çeken DEVA Lideri Babacan, “Bölgemizde 10 gündür büyük bir insanlık faciası yaşanıyor. Gazze’de hayatını kaybeden tüm Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Filistin halkıyla bizim halkımız arasında 500 yıllık bir beraber yaşama tecrübesi vardır. Filistin davası bizim davamızdır. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan her dönemde Türkiye Filistin davasına sahip çıkmıştır.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Filistin davası evrensel bir adalet ve vicdan meselesidir. Haklı ve meşru davaların da tüm dünyada sembolü haline gelmiştir. Birleşmiş Milletler kararları ile de uluslararası hukuki meşruiyeti olan bir davadır. Dün akşam Ahli Arab Hastanesi’ne yapılan saldırıda 500’den fazla insan hayatını kaybetti, muhtemelen yarısı çocuk. O enkazın altında gerçekten kaç can vardı bilemiyoruz. Bugüne kadar hayatını kaybeden sivillerin sayısı 3.000’i geçti, çocukların sayısı bin civarında. Şunu açıkça ifade etmek istiyorum; hedefleyerek, bilerek sivilleri, hastaneleri, okulları vurmak, bombalamak savaş suçudur, insanlık suçudur.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Filistin Büyükelçisi Faed Mustafa’yla bir araya geldi. Görüşmenin ardından Babacan ve Mustafa ortak basın açıklaması yaptı. Ali Babacan’ın sözlerinden öne çıkan ifadeler şöyleydi;

“Bölgemizde 10 gündür büyük bir insanlık faciası yaşanıyor. Gazze’de hayatını kaybeden tüm Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Filistin halkıyla bizim halkımız arasında 500 yıllık bir beraber yaşama tecrübesi vardır. Filistin davası bizim davamızdır. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan her dönemde Türkiye Filistin davasına sahip çıkmıştır.

Filistin davası evrensel bir adalet ve vicdan meselesidir. Haklı ve meşru davaların da tüm dünyada sembolü haline gelmiştir. Birleşmiş Milletler kararları ile de uluslararası hukuki meşruiyeti olan bir davadır. Dün akşam Ahli Arab Hastanesi’ne yapılan saldırıda 500’den fazla insan hayatını kaybetti, muhtemelen yarısı çocuk. O enkazın altında gerçekten kaç can vardı bilemiyoruz. Bugüne kadar hayatını kaybeden sivillerin sayısı 3.000’i geçti, çocukların sayısı bin civarında. Şunu açıkça ifade etmek istiyorum; hedefleyerek, bilerek sivilleri, hastaneleri, okulları vurmak, bombalamak savaş suçudur, insanlık suçudur.

Af Örgütü İsrail’in beyaz fosfor bombası kullandığıyla ilgili de bir açıklama yaptı. Sadece bomba da değil; su kesik, elektrik kesik, sınırlar kapalı. En temel ihtiyaç malzemelerine erişim yok. Gıda, ilaç gibi temel malzemelere ulaşımın engellenmesi hukuka aykırıdır, zulümdür. Aynı zamanda su kesik, elektrik kesik sınırlar kapalı, en temel ihtiyaç malzemeleri ulaştırılamıyor. Gıda, ilaç gibi temel ihtiyaç maddelerinin ulaşmasını engellemek hukuka aykırıdır, zulümdür.

Bir milyondan fazla insanı göçe zorlamak hukuka aykırıdır, zulümdür. Milyonlarca sivil insanın toplu cezalandırılması insanlık değildir. Şu anda Filistin’in Gazze şeridinde 50.000’in üzerinde bebek bekleyen kadın var, bunların yüzde 10’u önümüzdeki bir ay içinde doğum yapacak. Hastanelerin bombalandığı, suyun, elektriğin kesik olduğu bir ortamda sadece hayattakilerin değil, daha doğmamış bebeklerin bile canı tehlike altındadır.

Şu ana kadar uluslararası toplumun ateşkes ve insani yardım konusundaki çabalarını yeterli bulmuyoruz. Şu anda iki acil konu var: Bombalamanın durması ve insani yardımın ulaştırılması. Fakat uluslararası toplum çok sessiz, çok pasif. Avrupa’da bazen vicdan sesleri yükseliyor, o yükselen sesleri de hemen bastırmaya çalışıyorlar.

İsrail’in Gazze’yi işgal planı çok uzun sürecek bir insanlık faciasına sebep olacaktır, çok uzun sürecek bir güvenlik kaosuna sebep olacaktır. Bu akıldışı plandan derhal vazgeçilmelidir. Çözüm açık; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde, 1967 sınırlarına uygun bir şekilde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devleti kurulmalıdır. Çözüm, Filistin halkının zaten meşru hakkının uluslararası hukuk ve uluslararası camia tarafından da teslim edilmesidir.”

“Tek isteğimiz bağımsız bir vatan”

Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, Ali Babacan ve beraberindeki heyete dayanışmaları için teşekkür etti ve şu ifadeleri kullandı: “Tüm dünyanın vicdanını yaralayan hastane saldırısı kabul edilemez. 21. yy.’da uluslararası toplum olanları nasıl kabul edebiliyor? Türk halkı birçok şehirde protesto eylemleri gerçekleştirdi. Gösterdikleri dayanışma için Allah herkesten razı olsun. Tek isteğimiz bağımsız bir vatan, vatanımızın başkenti de Doğu Kudüs’tür. Aksi halde bölge güvene ve istikrara kavuşamayacaktır; yalnız bölge değil, tüm dünya kriz halinde olacaktır.”

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken İddia: 128 Milyar Doların Üzerine 226 Milyar Dolar Daha Eklendi

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEVA Lideri Ali Babacan, Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz kurlarını baskılamak için satışlara devam ettiğini iddia etti.

DEA Lideri Babacan, 128 milyar dolara ilişkin, “128 milyar dolar meselesini ilk ben gündeme getirmiştim. Şu an itibarıyla bu 128 milyar doların üzerine 226 milyar Dolar daha eklendi. Sonuçta toplam rakam 354 milyar dolara çıktı” dedi.

Seçimlerden sonra yeni Merkez Bankası Başkanı ve yeni bakanlar göreve başladıktan sonra 40 milyar dolar satıldığını söyleyen Babacan, “Yeni ekonomi yönetimindeki arkadaşlara sesleniyorum: ‘Rasyonalite’ demek kendinden önceki dönemin kusurlarını örtmek demek değil. Siz güven oluşturmak istiyorsanız açık ve şeffaf olmak zorundasınız” diye konuştu.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi lideri Ali Babacan, Halk TV’de Yeni Bir Sabah programında İsmail Küçükkaya’nın konuğu oldu.

DEVA Lideri Babacan, “128 milyar Dolar meselesini ilk ben gündeme getirmiştim. Şu an itibarıyla bu 128 milyar Dolar’ın üzerine 226 milyar Dolar daha eklendi. Sonuçta toplam rakam 354 milyar Dolar’a çıktı” dedi.

Seçimlerden sonra yeni Merkez Bankası Başkanı ve yeni bakanlar göreve başladıktan sonra 40 milyar Dolar satıldığını söyleyen Babacan, “Yeni ekonomi yönetimindeki arkadaşlara sesleniyorum: ‘Rasyonalite’ demek kendinden önceki dönemin kusurlarını örtmek demek değil. Siz güven oluşturmak istiyorsanız açık ve şeffaf olmak zorundasınız” diye konuştu.

Ali Babacan, “Seçimden sonra şu 4 ayda 40 milyar Dolar daha açıklanmadan, arka kapıdan Merkez Bankasının döviz satışı var” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Yerel Seçimler; Babacan: Kendi Adaylarımızla Gireceğiz

Partisinin  Tüzük Kongresi’nde ‘yerel seçimde ittifak’ tartışmalarına ilişkin açıklama yapan Ali Babacan, “DEVA Partisi önümüzdeki yerel seçimlerde, tüm ülke sathında kendi ismiyle, kendi amblemiyle, kendi adaylarıyla seçime girme kararı almıştır. Kararımız ülkemiz için, partimiz için hayırlı olsun.” dedi.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Tüzük Kongresi’nde açıklamalarda bulundu.

DEVA Lideri Babacan, kaybedilen seçimlere ilişkin, “Talihsiz tartışmalar, tekil hırslar ve anlamsız kavgalar yüzünden vatandaşlarımız; Millet İttifakı’nın bu ülkeyi uyumlu bir şekilde yönetebileceğine ikna olmadı” yorumunu yaparken seçim sonrası büyük bir hayal kırıklığı yaşadıklarını söyledi.

Ali Babacan, şöyle devam etti: “O yüzden bugün işimiz daha zor. Ama biz, demokrasiyi bir ‘müsabaka’ gibi görenlerden, ‘iktidarın nimetlerini paylaşma yarışı’ sananlardan değiliz.”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde, kendi adaylarını çıkaracaklarını duyuran Babacan açıklamasının ilgili bölümünde şunları kaydetti:

“DEVA Partisi önümüzdeki yerel seçimlerde, tüm ülke sathında kendi ismiyle, kendi amblemiyle, kendi adaylarıyla seçime girme kararı almıştır. Kararımız ülkemiz için, partimiz için hayırlı olsun.”

DEVA Partisi

9 Mart 2020 tarihinde Ali Babacan liderliğinde kurulan Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi,  TBMM’de 15 milletvekili ile temsil edilmektedir.

Parti, dünya görüşünü “politikalarını gerçekleştirerek kuvvetler ayrılığı prensibine ve hukukun üstünlüğüne dayanan, tarafsız ve bağımsız bir yargı sistemiyle hukuk güvenliğini en üst düzeyde sağlayan, katılımcı ve çoğulcu demokrasiye önem veren olarak” tanımlar.

Üçüncü taraf kaynaklar genellikle partiyi liberal muhafazakârlık, Pro-Avrupacılık ve sosyal liberalizm ideolojilerini benimseyen ve merkez sağa yaslanan bir parti olarak tanımlamıştır Parti siyasi yelpazede kendisini yelpazenin tam ortasında her ideolojiden insanı barındırmayı amaçlayan ‘ana akım’ parti olarak tanımlamaktadır.

Bazı yorumcular, partinin 2002’deki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) anımsattığını belirtmektedir. Eleştirmenlere göre, parti stratejisini AK Parti tabanı içindeki iki gruptan destek almaya dayandırdı: orta sınıf ve dindar Kürt seçmenler.

Eleştirmenler AK Parti’nin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ittifak halinde olması ve Kürtlere güvenlikçi bir yaklaşım benimsemesi nedeniyle, dindar Kürt seçmenlerin gerçekten yeni bir parti arayışı içinde olduğunu belirterek partinin bu seçmenlere alternatif oluşturduğunu düşünmektedir.

Ayrıca Anavatan Partisi’nin (ANAP) devamı olduğu da iddia edilmiştir. Parti gireceği ilk seçimler olan 2023 genel seçimlerine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listelerinden 24 adayla, İYİ Parti listelerinden 1 adayla seçimlere katıldı ve bu adaylardan 15’i seçildi.

Paylaşın

Ali Babacan: Seçimden Bu Yana 4 Kez Faiz Arttı, Erdoğan Susuyor

Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararına ilişkin değerlendirmede bulunan DEVA Lideri Ali Babacan, “Seçimden bu yana 4 kez faiz arttı, Sayın Erdoğan susuyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Merkez Bankası’nın politika faizi bir kenarda dursun, bu milletin Hazinesi’nden her yıl ne kadar faiz ödettiğini kendisinden hiç duydunuz mu? Ekonomi yönetimini devrettiğimden bu yana tam 46 kat arttı.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, bugünkü toplantısında politika faizini 500 baz puan daha artırarak yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkardı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Merkez Bankası’nın kararına ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Seçimden bu yana 4 kez faiz arttı, Sayın Erdoğan susuyor. Merkez Bankası’nın politika faizi bir kenarda dursun, bu milletin Hazinesi’nden her yıl ne kadar faiz ödettiğini kendisinden hiç duydunuz mu? Ekonomi yönetimini devrettiğimden bu yana tam 46 kat arttı.”

Merkez’den parasal sıkılaştırma sürecinin devamı vurgusu

Öte yandan Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, Kurul’un “dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına” verdiği vurgulandı.

Enflasyonun Temmuz ve Ağustos aylarında öngörülenin üzerinde gerçekleştiği belirtilen açıklamada, “Yurt içi talepteki güçlü seyir ve hizmet fiyatlarındaki katılık devam ederken, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyon beklentilerinde süregelen bozulma enflasyonda ilave yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır” denildi. Bu unsurların enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki tahminlerin üzerinde olacağına işaret edildi. Merkez Bankası, Temmuz ayında 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltmiş, 2024 yıl sonu tahminini ise yüzde 33 olarak güncellemişti.

“Son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin ise enflasyona önemli ölçüde yansıdığı ve aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüşün başlayacağı değerlendirilmiştir” denilen açıklamada, Para Politikası Kurulu “parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor’daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır” ifadesine yer verildi.

Faiz indirme sürecine 27 ay sonra son verilmişti

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın göreve atanması sonrası faiz indirimi sürecine 27 ay sonra son vermiş, son 3 PPK toplantısında politika faizini yüzde 16,5 artırmıştı.

Politika faizi, Haziran ayında 650 baz puan artışla yüzde 15’e, Temmuz ayında ise 250 baz puan artışla yüzde 17,50’ye yükseltmişti. 24 Ağustos’ta yapılan toplantıda ise politika faizi, piyasa beklentilerinin üzerinde 750 baz puanlık artışla yüzde 17,5’ten yüzde 25’e çıkartılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın 19 ekonomistin katılımıyla yaptığı ankette 500 baz puan artış beklentisi öne çıkmıştı. Anket sonuçlarına göre, 250 ile 600 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 27,50 ile yüzde 31, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 35 ile 45 arasında yer alıyordu.

Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36 olmuştu. Reuters anketine katılan 16 ekonomist de Merkez Bankası’ndan 500 baz puanlık artış bekliyordu. Tahminler yüzde 27,5 ile yüzde 31 bandında yer alıyordu.

Bloomberg HT’nin anketine katılan 19 kurumun medyan beklentisi de, politika faizinin bugün 500 baz puan artırılarak yüzde 30’a yükseltilmesi yönündeydi. Eylül ayı faiz anketinde; maksimum beklenti yüzde 30, minimum beklenti ise yüzde 27,5 olmuştu.

Paylaşın

Babacan’dan “Kur Korumalı Mevduat” Tepkisi: Asrın Ekonomik Felaketi

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında hükümetin ilk 100 gününü değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Bakın deprem olmuş. Asrın felaketi 104 milyar dolar. Son dönemde yapılan vergi artışlarına gerekçi olarak da hep o deprem gösteriliyor değil mi? ‘Ne yapalım. Bu yükü paylaşacağız. Herkes fedakârlık yapsın’ diyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu 104 milyar doların maliyetini karşılamak için âdeta ‘bu vergileri saldık’ diyorlar. Evet. Bu deprem asrın doğal felaketi olabilir. Ama bu 125 milyar dolarlık Kur Korumalı Mevduat (KKM) da asrın ekonomik felaketidir. Ve bu felaket bizzat Sayın Erdoğan tarafından bu memleketin başına getirilmiştir.”

Ali Babacan sözlerine şöyle devam etti: Seçimden sonra kur korumalı mevduat için kur farklarının tamamını ödemeye başlayan Merkez Bankası, bunun için karşılıksız para basmaktadır. Kur korumalı mevduatın büyüklüğü 125 milyar dolara ulaştı” diyerek ekonomi yönetimine sordu, “Karşılıksız para basarak ödenen bu kur farkları enflasyonu ne kadar azdırmaktadır?”

Hükûmetin ilk üç ayında üç kere faiz artıran Merkez Bankasına da değinen Babacan, “ ‘Bu kardeşiniz iş başında oldukça faiz yükselemez’ dedi. Seçimden hemen sonra da Merkez Bankası 3 ayda 3 kere faiz arttırdı ve 3 ayda faiz tam 3 katını çıktı. Seçime giderken politika faizi yüzde 8,5. Seçimden sonra yüzde 25. Rakamlar ortada. Kredi faizlerine de şöyle bakalım. Seçimden önce kredi faizleri belli noktalarda tutulmaya çalışıyor. Seçimden sonra fırlayıp gidiyor” ifadelerini kullandı.

Babacan, bugün partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında hükümetin ilk 100 gününü değerlendirdi. Babacan, şunları söyledi:

“Merkez Bankası’na yapılan kadro değişiklikleri olumlu yönde atılmış bir adımdır. Kabine üyelerinde bazılarıyla ilgili de bizim değerlendirmelerimiz olumludur. Sadece üst düzeyde yapılan birkaç atama yeterli değildir. Seçimden sonra Kur Korumalı Mevduat için kur farklarının tamamı Merkez Bankası’na ödettirilmeye başlandı.

Merkez Bankası bunu ödeyebilmek için harıl harıl para basıyor. Para basıldığında ülkede enflasyon artıyor, herkesin cebinden alınıyor, bankada parası olanın hesabına ekleniyor, özeti bu. Bu ödenen kur farkı tutarı hala gizleniyor. Kur Korumalı Mevduatın büyüklüğü yaklaşık 125 milyar dolara ulaştı. Bu kadar büyük bir rakamla ilgili siz gerçekleri niye gizliyorsunuz?

Cumhurbaşkanı’nın ifadelerine göre 6 Şubat depremlerinin maliyeti ülke ekonomisine 104 milyar dolar. Son dönemde vergi artışlarına gerekçe olarak deprem gösteriliyor. Evet, deprem asrın doğal felaketi olabilir ama bu 125 milyar dolarlık Kur Korumalı Mevduat da asrın ekonomik felaketidir. Bu felaket de bizzat sayın Erdoğan tarafından bu memleketin başına getirilmiştir.

Kur Korumalı Mevduat ile ilgili varsayımınız nedir? Kur Korumalı Mevduata karşılıksız basılacak para ne kadar olacaktır? Bunları bilmek istiyoruz. Orta Vadeli Program’da bunlardan bahsedilmemiş. Buradan ekonomi yönetimine sesleniyorum; rasyonel politikalara dönme konusunda samimiyseniz önce şeffaf olun, kimseyi aldatmayın çünkü doğru hesaptan kaçmaz.

Seçimden evvel bana ekonomiyi sorduklarında en çok hangi kelimeyi açıklamıştım hatırlıyor musunuz? Güven. Hala aynı noktadayım. Sayın Erdoğan, zamanında benim yakın çalıştığım bazı ekonomi kurmaylarını iş başına getirerek 2015’ten beri kendi yarattığı güven bunalımını çözebileceğini düşünüyor.

Bu güven bunalımı bir iki atamayla düzelmez. Son bir ayda enflasyonu biraz yüksek açıkladı diye herkes diyor ki ‘acaba TÜİK bundan sonra değişecek mi? Eğer şeffaflık diyorsanız, rasyonalite diyorsanız, güven diyorsanız TÜİK yönetimini tamamen değiştirin. Etkin ve bağımsız bir yönetim yapısı oluşturun. Yeniden kredibilite kazanana kadar TÜİK’in mutlaka dış denetime tabi tutulması lazım.

Sayın Erdoğan seçimlerden hemen sonra zam üstüne zam yağdırdı vergi üstüne vergi ekledi. Vatandaşlara yaptığı maaş artışları hızla eriyip buharlaşıp gidiyor. Bu ilk 100 günde yoksulluk daha da arttı. Kapı kapı borç dilenmeye devam ediliyor. Seçimden önce kuru düşük gösterdiler seçimden sonra patlattılar, dolar rakamları mayıs sonunda 20 lira bugün 27 liraya çıkmış. Aynı şey benzin ve mazot fiyatları için de geçerli.

Seçim için sandığa giderken çiftçi mazota 20 lira ödüyordu bugün 40 lira ödüyor. Bir başka örnek faiz. ‘Bu kardeşiniz iş başında oldukça faiz yükselemez’ dedi. Seçimden hemen sonra da Merkez Bankası üç ayda üç kez faiz arttırdı… Merkez Bankası ve hükümete buradan çağrı yapıyorum, tüketici kredisiymiş, şuymuş buymuş bunları anlıyorum ama ihracat reaksiyon kredisinde kısıtlama yapmayın.

“2026’da tek haneli enflasyon öngörüyorlar”

Hükümetinizin ilk üç ayında Merkez Bankası tam üç kez faiz arttırdı. Söyleyecek hiçbir sözünüz yok mu? Sayın Erdoğan bu millete bir açıklama borcunuz var. Her konuda konuşuyorsunuz faiz konusunda niye 100 gündür susuyorsunuz? Seçimden önce, ‘Vatandaşlarımız müsterih olsun, enflasyonu yine tek haneye indireceğiz’ diyen Sayın Erdoğan, bu yıl sonu için enflasyon öngörüsünü önce yüzde 58’e, yeni açıklanan Orta Vadeli Program’da ise yüzde 65’e çıkardı.

Bu arada, yüzde 65 rakamının da gerçekler karşısında iyimser kaldığını, piyasa beklentisinin yüzde 70-75 aralığına çıktığını hatırlatalım. 5 yıldır enflasyonun tek haneye ineceğini yüzleri kızarmadan tekrar edenler, şimdi kağıt üstünde bile ancak 2026’da tek haneli enflasyon öngörüyorlar.

Unutmayalım, OVP’de tek haneli enflasyon için koydukları hedef ta 2026’nın sonu. Ölme eşeğim ölme. Şu anda Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en önemli sorun enflasyondur. Sayın Erdoğan artık enflasyonla yönetmeye alıştı. Merkez Bankası’nın kontrolünü eline geçirdiği andan itibaren Türkiye’de enflasyon yükselmeye başladı ve bir türlü düşmüyor. Düşmeyecek de… Orta Vadeli Program’da, kur ile enflasyon arasında, büyüme ile enflasyon arasında ve diğer önemli makro iç hedef, tahmin ve çalışma varsayımlarında içsel tutarlılık göremiyoruz.

Çıplak gözle gördüğümüz kadarıyla kamuda israf tam gaz devam ediyor. Lüksten de şatafattan da vazgeçilmiyor. Koskoca Türkiye’nin maliye politikası tamamıyla vergi ve zamlara dayanmış durumda. Bu uygulamaların bedelini yine, her zamanki gibi çalışan nüfus ve geniş halk kesimleri ödüyor, ödeyecek. Gerçek enflasyonu geçtim, kendi öngördükleri iyimser orana göre bile memura, emekliye zam yapmaya niyetleri yok. Bu hak mı? Reva mı?

Geçen hafta Sayın Erdoğan yeni anayasadan söz etti. Uzun zamandır dillendiriyor. İyi de mevcut anayasaya uymayan, kanunları tanımayan, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir iktidar; yeni anayasa yapsa ne olur, yapmasa ne olur? Hâlâ AİHM kararlarına uyulmuyor. Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmuyor. Hükümet seçimlerden evvel kamuda işe alımlarda mülakatları kaldıracağını söylemişti. Ne oldu? Kaldırmadı. Bugün mülakat uygulamasıyla beraber haksızlıkların, kayırmacılığın devam ettiğini üzülerek görüyoruz.

İlk 100 günde kadına yönelik şiddetle ilgili veya kadın istihdamıyla ilgili önemli bir adım görmedik. Sürekli olarak kadın meselelerinde ülkeyi geriye götürebilecek adımların tedirginliği yaşanmakta. Çevre konusunda yapılanlar, yapılabileceklerin yanında çok çok zayıf kaldı. Sağlıkta mevcut sorunlar devam ederken, bazı hastanelerde ve branşlarda randevu kuyruklarının gittikçe uzadığını görüyoruz.

Türkiye’nin en iyi dönemlerinde çok sık vurgu yaptığım iki konu eğitim ve hukuk. Dünyada eğitim sistemlerinin sorgulandığı, yeni arayışlar içine girildiği bir zamandan geçiyoruz. İktidar biliyorsunuz seçimden evvel gençlere çok güzel bir vaat verdi. ‘Bir defaya mahsus gençlere cep telefonu ve bilgisayar alımlarında vergi muafiyeti sağlanacak’ dediler. Sonra baktık, muafiyet sağlanan ürünlerle ilgili kısıtlamalar getirildi.

“Çiftçinin kullandığı mazotun ÖTV’sini iade edin”

Seçimlerden önce mazotun litre fiyatı 20 lira iken bugün itibarıyla 40 liranın üzerinde. Bu ne demek biliyor musunuz? 100 günde yüzde 100’den fazla artış demek. Mazot yüzde 100 arttı, hükümet mısırın fiyatını sadece yüzde 5 artırdı. 5,70’den 6 liraya çıkardı. TMO’da randevu kuyruğu olduğu için çiftçimiz piyasada mısırı 5 liraya satmak zorunda kalıyor. Buradan iktidara derhal yapması gerekenleri söylüyorum, çiftçinin kullandığı mazotun ÖTV’sini iade edin. Çiftçiye elektriği, normal tarifeden değil, daha ucuza verin. Kredilerin geri ödenme zamanını ürün hasat dönemine göre belirleyin.

Zamlara Merkez Bankası karar vermiyor. Zamlara bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan karar veriyor. Hiç kimse bu ülkede bir akaryakıt fiyatını, vergi artışının Cumhurbaşkanı’ndan habersiz olabileceğini düşünmesin. Dolayısıyla Merkez Bankası zam yapmıyor, zammı yapan Cumhurbaşkanı. Ya kendi yapıyor bizzat ya da kendi bilgisi dahilinde yapılıyor.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ancak ‘Merkez Bankası Başkanı 5 yıllığına atanır ve Cumhurbaşkanı bile görevden alamaz’ diye bir kanun düzenlemesi olursa biz Merkez Bankası’nın gerçekten bağımsız olduğuna inanırız. Aksi halde, her an tek bir imzayla görevden alınabileceğini bilen bir Merkez Bankası Başkanı, Para Politikası Kurulu üyeleri asla bağımsız çalışamaz.”

Paylaşın

Davutoğlu Ve Babacan’dan ‘Orta Vadeli Program’a Sert Tepki

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları açıklama ile bugün açıklanan yeni Orta Vadeli Program’a tepki gösterdiler.

Haber Merkezi / Ali Babacan, “Bu yıl sonunda tek hane enflasyon vadeden Erdoğan, tek haneyi kâğıt üstünde bile ancak 2026 sonunda öngörüyor” derken, Ahmet Davutoğlu, “OVP ‘Kaybedilen 10 yılın belgesi’ olmuş” yorumunu yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Orta Vadeli Program’a sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Şimdi bize kaybolan yıllarımızı kim verecek? Orta Vadeli Programda 2014’te sahip olduğumuz kişi başına düşen milli gelire ancak 2024’te, tek haneli enflasyona da ancak 2026’da ulaşabileceğimiz öngörülmüş. En son tek haneli enflasyon 2016 yılında gerçekleşmişti. OVP ‘Kaybedilen 10 yılın belgesi’ olmuş.

2021 yılında açıklanan OVP’de 2023 enflasyonu yüzde 8 olarak vaat etmiştiniz. Bu hatalarla yüzleşmeden milletin size nasıl inanmasını bekliyorsunuz? Sayın Erdoğan; Madem ‘Kur Korumalı Mevduat görevini yerine getirdi’, bugüne dek ne kadar kamu kaynağı aktarıldığını da açıklayın da milletimizin cebinden yaptığınız israfın bilançosu ortaya çıksın.

OVP’de milletten toplayacağınız vergilerin enflasyonun çok üstünde olacağı görülüyor. Siz kamuda herhangi bir tasarruf yapmayı düşünüyor musunuz?”

“Erdoğan, kendisi dışında herkesi sorumlu görmeye devam ediyor”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, Orta Vadeli Program’a sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Bugünkü Orta Vadeli Program (OVP) konuşması gösterdi ki sayın Erdoğan yüksek enflasyon konusunda hâlâ kendisi dışında herkesi sorumlu görmeye devam ediyor.

Devleti batırma projesi olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) konusunda samimi bir itiraf yapmak yerine kelime oyunlarıyla KKM’yi savunuyor. Bu yıl sonunda tek hane enflasyon vadeden Erdoğan, tek haneyi kâğıt üstünde bile ancak 2026 sonunda öngörüyor.

OVP’de Merkez Bankası bağımsızlığını güçlendirecek, şeffaflığı artıracak hiçbir somut adım yer almıyor. Programda rant gelirlerinin vergilendirilmesiyle ilgili hiçbir adım yok. Yük yine dar ve sabit gelirliler üzerine yıkılıyor.

OVP yapısal adımlar konusunda bugüne kadar tekrarlanan soyut ve genel ifadeleri tekrarlamaktan öteye gitmiyor. Özetle, yapılan yanlışlardan bahsetmeyen, içsel tutarlılığı zayıf, somut adımlar yerine soyut ve genel ifadeler içeren bir programla güven tesis edilemez, öngörülebilirlik sağlanamaz.”

Paylaşın

Ahmet Faruk Ünsal, DEVA Partisi’nden İstifa Etti; Babacan’a Yönelik Eleştirilerini Sıraladı

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nin de 90 kişilik kurucu üyesi arasında yer alan Ahmet Faruk Ünsal, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a yönelik eleştirilerini sıralayarak, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Partisini tüzüğe aykırı davranmakla suçlayan Ahmet Faruk Ünsal, sosyal medya hesabından yaptığı istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Kamuoyuna;

Başkanlık sisteminin ülkemizi getirdiği, güçleri tek elde toplayan, hukuku ayak bağı gören, kurumları işlevsiz hale getiren şeffaf, katılımcı ve öngörülebilir olmayan, hesap vermeyen liyakati önemsizleştiren, haksız zenginleşmeye yol açan ve sonuçta hem hepimizin fakirleşmesine hem de ülke ve bölge barışının ciddi tehlikeye girmesine sebep olan açmazdan çıkmamızı sağlamak niyetiyle yaklaşık 3,5 yıl önce Deva Partisi’nin kurucuları arasında yer aldım.

Kuruluşundan bu yana geçen süre içinde, zaman zaman hayatın olağan akışının gereği olarak kadrolaşma, siyasal üslup tonlama, zamanlama vs. konularında parti yönetimiyle ayrışmalarımız olduysa da, bunlar yönetilebilecek boyutları aşmadı.

Seçim sürecinde ve sonrasında partinin yetkili kurullarıyla yaptığım görüşmeler sonrası:

Bizzat Sn. Genel Başkan tarafından söz verilmiş ve kamuoyuna deklare edilmiş olmasına rağmen, şeffaf olmayan bir karar alma süreciyle partinin seçimlere sokulmayışı

Sayın Genel Başkan’ın, tüm milletvekili adaylarını ve sıralamalarını Genel Merkez Yürütme Kurulu’na getirdiği teklif ile, “tek belirleyici” yetkisi alarak tek başına tespit etmesi,

Sn. Cumhurbaşkanı’nı Anayasa’ya uymamakla itham eden Sn. Genel Başkan’ın Milletvekili listelerini hazırlarken parti anayasası niteliğindeki tüzüğün amir hükmü olan cinsiyet, genç ve engelli kotalarına uymayarak, yani kendi partisinin anayasasını açıktan çiğneyerek henüz yolun çok başında tüm siyasi iddialarımızla çelişmesi ve Partinin en üst karar alma organı Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun konuyu geçiştirmesi,

Sn. Genel Başkan’ın, 16 Nisan 2017 Referandum sürecinde tek adam rejimi kampanyasında EVET için canhıraş çalışan veya ülkenin en kritik oylamasında hiç bir şey olmamış gibi sessiz kalanları, kamuoyu önünde ciddi bir özeleştiri dahi vermemelerine rağmen, siyasi olarak önde tutması, Parti’nin ve Millet İttifakı’nın en önemli siyasi iddiası olan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem konusunda Parti’nin samimiyetinin sorgulanmasına yol açması

Yukarıda maddeler halinde paylaşılan konular hakkında Parti yönetiminin bir türlü ikna edici izahta bulunamayışı ve kendi küçük İktidar alanlarında hukuku, katılımcılığı, şeffaflığı, liyakati adaleti hesap verebilirliği öngörülebilirliği, kural bazlı yönetimi inşa edemeyenlerin ülke genelinde bunu başaramayacaklarına olan inancım ve ayrışan siyasi pozisyonlarımızın Parti yönetimiyle uzlaşılamayacak noktaya ulaşması nedeniyle kuruluş aşamasında %12-13lerde teveccüh gören ama tüm ikazlara rağmen işlenen hatalar nedeniyle vatandaşlarımızın umudunu tüketen teşkilatları boşalan ve pratikleriyle geleceğe dair yeni bir hikaye yazma umut ve takati kalmayan Deva Partisi’nden istifa ediyorum.

Adaleti bilgeliği liyakati, cesareti, fedakarlığı isabetli öngörüyü, yani yürek ve beyin emeğini ortak akılla buluşturarak, adil, barışçı ve müreffeh bir Dünya’ya ulaşma mücadelesinin başarılabileceğine inanan yol arkadaşlarıyla arayışa devam edeceğimi kamuoyunun bilgisine saygıyla arz ederim.”

Ahmet Faruk Ünsal kimdir?

Ahmet Faruk Ünsal, 1963 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Ünsal’ın babası Milli Selamet Partisi’nden (MSP) 15. ve 16. dönem Adıyaman milletvekilliği yapmış olan Abdurrahman Ünsal’dır.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Sakarya Mühendislik Fakültesi makine mühendisliği bölümünden 1986 yılında mezun oldu. 2002 yılına kadar çeşitli kurumlarda mesleği ile ilgili faaliyetlerde bulundu. Örneğin, Türk Havacılık (TAİ) uçak sanayinde makine mühendisi olarak görev yaptı.

2002 yılında yapılan Türkiye genel seçimlerinde AK Parti’den 22. dönem Adıyaman milletvekili seçildi. 2002-2007 arası AKP’den Adıyaman milletvekilliği yaptı.

Paylaşın

CHP’den Ali Babacan Açıklaması: Çok Aldırmamak Lazım

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’ın “CHP tek başına seçim kazanamaz” şeklindeki sözlerin yanıt veren CHP’li Gökhan Günaydın, “Yüzde 2‘lik olup olmadığı belli olmayan insanların atıp tutmalarına çok aldırmamak lazım” dedi ve ekledi:

“Sandık sonuçlarını bilemiyoruz. Sandık çıkış anketlerini biliyoruz ama onları da kimse mahcup olmasın diye söylemiyoruz. ‘Tek başınıza seçim mi kazanabilirsiniz?’ sorusuna ‘Kazanacağımız yerler var, kazanamayacağımız yerler var’ şeklinde cevap veririz. Peki aynı soruyu biz sorsak yanıtı var mı bu sorunun?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın “CHP tek başına seçim kazanamaz” şeklindeki sözlerin yanıt verdi.

Halk TV’deki ‘Kayda Geçsin’ programında gazeteciler Şule Aydın, Timur Soykan ve Murat Ağırel’in sorularını yanıtlayan Günaydın, DEVA Partisi lideri Babacan’ı CHP’ye ilişkin sözleri nedeniyle isim vermeden eleştirdi.

Günaydın, “Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, belki İYİ Parti onlara katılır katılmaz bilmem, belki Demokrat Parti… Onlar milletvekilliği seçimlerinde kendi aralarında bir ittifakla girselerdi de, cumhurbaşkanlığı seçiminde tıpkı İYİ Parti’nin yaptığı gibi tek adaya ortak oy verselerdi, kim kaybederdi?” ifadelerini kullandı.

“Yüzde 2‘lik olup olmadığı belli olmayan insanların atıp tutmalarına çok aldırmamak lazım” diyen Günaydın, sözlerine şöyle devam etti:

“Sandık sonuçlarını bilemiyoruz. Sandık çıkış anketlerini biliyoruz ama onları da kimse mahcup olmasın diye söylemiyoruz. ‘Tek başınıza seçim mi kazanabilirsiniz?’ sorusuna ‘Kazanacağımız yerler var, kazanamayacağımız yerler var’ şeklinde cevap veririz. Peki aynı soruyu biz sorsak yanıtı var mı bu sorunun?”

Ali Babacan ne demişti?

Mayıs ayında yapılan seçimlerde CHP listelerinden 15 milletvekilini Meclis’e sokan DEVA Partisi’nin lideri Ali Babacan, geçen günlerde konuk olduğu Habertürk yayınında CHP’ye yönelik eleştirel değerlendirmelerde bulunmuştu.

“Özellikle seçim kaybedildikten sonra CHP’yi destekleyen medya, köşe yazarları, yorumcular biz ve diğer partiler için şiddetli bir şekilde ‘CHP bunları niye taşıdı, CHP bunlarla niye beraber oldu, niye bu kadar milletvekili verdi’ dediler” diyen Babacan, şu yorumu dile getirmişti:

“Bu sesi çok çıkanlara soruyorum: CHP’nin kendi başına bugün herhangi bir seçime girip Türkiye genelinde, Türkiye’nin tümü için kazanması mümkün mü? Ya siz hayal mi görüyorsunuz? Bu ülke öyle bir ülke mi? Bu ülkede ekseriyetin durduğu bir yer var.

AK Parti’ye oy veren seçmen şu anda ‘Allah bizi korumuş’ diyor. ‘Demek ki o zihniyet duruyor. Erdoğan’a karşı çıkıp parti kurmuş Ali Babacan’a bunu söyleyenler, CHP’nin içinde olduğu ittifak kazanırsa bize neler neler yaparlar diye düşünüyor AK Partili seçmen. İnanın bu dar ideolojik bakış olduğu sürece iflah olmaz.”

Paylaşın