‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ Çalışmasında Sona Gelindi

Güçlendirilmiş parlamenter sistem için altı muhalefet partisinin hukuktan sorumlu kurmaylarının Ekim ayı başından bu yana yürüttüğü çalışmada son aşamaya gelindiği bildirildi. Yasama, yürütme, yargı, hak ve özgürlükler ana başlıklarından oluşan güçlendirilmiş parlamenter sistem taslak önerisinin son düzenleme işlemlerinin ardından parti liderlerine sunulması bekleniyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem, Saadet Partisi Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün ile DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu’ndan oluşan “güçlendirilmiş parlamenter sistem komisyonu” bugün TBMM’de toplandı.

Komisyon üyelerinin ana başlıklar üzerinde uzlaştığı bildirildi. Gelişmiş ülkelerin anayasaları ayrıntılı olarak incelendiği çalışmada; yasama, yürütme, yargı, hak ve özgürlükler ana başlık olarak öne çıkarıldı. Siyasi etik yasası çıkarılması planlanan taslakta, cumhurbaşkanının nasıl seçileceği konusu ise altı muhalefet partisinin genel başkanlarına bırakılıyor.

“Taslak bu hafta sunulacak”

Siyasi partilerin hukuk kurmayları, yaptıkları toplantıdan önce çalışmayla ilgili kısa değerlendirmeler yaptı. Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, bu hafta içinde metne son şekli verip genel başkanlara sunacaklarını söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirterek “Ülkemizin ihtiyacı olan güven veren bir sistem, demokratik hukuk devleti. Onun için birlikte çalışıyoruz” şeklinde konuştu. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu da çok yapıcı bir süreç işlettiklerini ve herkesin olağanüstü katkısı olduğunu ifade etti. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün ise “Farklı kaynaklardan beslenen altı parti, bir masanın etrafında toplanabildiğimizi, Türkiye’nin yakıcı sorunlarını konuşabildiğimizi ve çözümler üretebildiğimizi tüm Türkiye’ye gösterdik” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem ise “Bir devletin ekonomisi ve yönetiminin tek kişinin dudağına bağlanamayacağının kanıtı olan günü yaşıyoruz. Tek başına faizleri on günün içinde anormal seviyeye çıkar sonra bir gecede indir, bütün bu yükü milletin üzerine ver. Fakirden al zengine ver. Devlet bir kişinin dudağına kalamaz, onun için bir aradayız” şeklinde konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya da “şahıslardan ziyade devlet kültürünün, kurum kültürünün ön planda olduğu parlamenter sistem için hep birlikte çalışmaya devam edecekleri” değerlendirmesinde bulundu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan ‘Dövize Endeksli Mevduat’ Çıkışı

‘Dövize Endeksli Mevduat’ hakkında açıklamada bulunan DEVA Lideri Babacan, “Kendi parasını değersiz gören, yabancı para ile güven vermeye çalışan bir yönetim beceremez. Ayakta kalamaz, kalamayacak. Çünkü devletin kasasını, Hazine’yi, kendi vatandaşına dövize endeksli bir biçimde borçlandırmak, bu ülkenin yarınlarını ipotek altına almaktır.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Hükûmet, 70’li, 80’li yılların bu kötü uygulamasını geri getirdi. Hatırlayın, ‘çoklu kur uygulaması’ vardı. ‘Dövize Çevrilebilir Mevduat” hesapları vardı. Dün açıklananlar, eskinin istikrarsız, yoksul Türkiye’sinin politikalarıdır. 1970’lerde yollarda ‘Hacı Muratlar’ dolaşırdı. 1980’lerde ‘Doğanlar’, ‘Şahinler’ gezerdi. Dün açıklanan kararlar, Türkiye’yi Hacı Muratlar, Şahinler, Doğanlar dönemine geri götürmektir. Bunu da ambalajlayıp, iyi bir şey gibi sunuyorlar. Açıklananlar bir bakıma ‘doğan görünümlü şahin’ satılan dönemlere geri götürmektir.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara’da Polatlı Ticaret Odası’nın düzenlediği Ekonomik İstişare Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün (20 Aralık) açıkladığı dövize endeksli mevduat planını değerlendiren Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç tespit yapmamız gerekiyor. Birincisi, şu anda dolar kurunun düşmüş hali dahi, eylül ayının başındaki kur seviyesine göre çok daha yüksek. Ölümü gösterip sıtmaya razı etme gibi bir durumla karşı karşıya kaldık. İkincisi, Cumhurbaşkanının açıklamalarıyla eş zamanlı olarak, kamu bankalarının yoğun bir şekilde döviz sattığı konuşuluyor. ‘Cumhurbaşkanı bir konuştu, döviz düştü’ dedirtmek için kamu bankaları bu dönemde cayır cayır döviz satıyorsa, bunu birilerinin çıkıp açıklaması lazım. Üçüncü konu, açıklanan yeni kararlar, döviz kurunu kısa vadede bir nebze olumlu etkilese de ileriye doğru Hazine’nin ve Merkez Bankası’nın yükümlülüklerini olağanüstü artıracak.

Vatandaşımıza diyorlar ki, ‘Sen paranı Türk lirasında tutsan da sanki döviz almışsın gibi kazandıracağız. Türk lirasına aldığın faiz döviz kurundaki artışın altında kalırsa aradaki farkı kapatacağız. Kur ne kadar artarsa artsın, kur farkını ödeyeceğiz’. Bugünkü döviz kurunu düşük gösterirken, ilerideki kur artışının bedelini Hazine’ye ödetmenin hazırlığını yapmış durumdalar.Hazine, bu kur farkını vatandaşlardan toplanan vergilerle ödeyecek. Bu, ülke ekonomisinin tam bir dolarizasyona götürülmesidir. Para politikalarının etkisini sıfırlar.

“Kendi parasını değersiz gören yönetim ayakta kalamayacak”

Kendi parasını değersiz gören, yabancı para ile güven vermeye çalışan bir yönetim beceremez. Ayakta kalamaz, kalamayacak. Çünkü devletin kasasını, Hazine’yi, kendi vatandaşına dövize endeksli bir biçimde borçlandırmak, bu ülkenin yarınlarını ipotek altına almaktır.

Hükûmet, 70’li, 80’li yılların bu kötü uygulamasını geri getirdi. Hatırlayın, ‘çoklu kur uygulaması’ vardı. ‘Dövize Çevrilebilir Mevduat” hesapları vardı. Dün açıklananlar, eskinin istikrarsız, yoksul Türkiye’sinin politikalarıdır. 1970’lerde yollarda ‘Hacı Muratlar’ dolaşırdı. 1980’lerde ‘Doğanlar’, ‘Şahinler’ gezerdi. Dün açıklanan kararlar, Türkiye’yi Hacı Muratlar, Şahinler, Doğanlar dönemine geri götürmektir. Bunu da ambalajlayıp, iyi bir şey gibi sunuyorlar. Açıklananlar bir bakıma ‘doğan görünümlü şahin’ satılan dönemlere geri götürmektir.

Bu kararlar, örtülü bir faiz artırımıdır. Türk lirası faiz oranlarını talimatla düşürüp, Türk lirası faizinin çok üstündeki kur artışı beklentisinin garanti yoluyla karşılanacağını söylemek, örtülü bir faiz artırımından başka bir şey değildir. ‘Sen Türk lirasının faizini al, üzerine bir de döviz farkını ödeyeceğim’ diyor. Döviz farkı Türk lirası faizine eklendiğinde, gerçek Türk lirası faizi, kur farkının eklenmiş şekliyle oluşan nihai faiz haline geliyor.

“Bu, faiz lobisine çalışmanın en açık halidir”

Merkez Bankası’nın aldığı faiz talimatla indirilmiş, Hazinenin ödediği faiz 8 puan artırılmış,mevduata kur artışı garantisi vererek örtülü faiz artırımına gidilmiş ve ortaya çıkacak kur riski Hazinenin sırtına yıkılmıştır. Bu kendi tabirleriyle ‘faiz lobisine çalışma’nın en açık halidir. Bu kararların faturasını, çalışanlarımız, çiftçilerimiz, esnafımız başta olmak üzere dar ve sabit gelirliler öderken, kararların getirisinden az sayıda yüksek gelir ve servet sahipleri yararlanacaktır.

Geçen hafta çarşamba günü ben bunu öngörerek bir açıklama yapmıştım. ‘İç piyasada dövize endeksli borçlanmak için hazırlandıklarını duyuyoruz” demiştim. Bir ülkenin hazinesi, kendi vatandaşına borçlanırken, hiç başka bir ülkenin para birimiyle borçlanır mı? Bununla ilgili uyarmıştım. Millîlik, yerlilik diyorlar ya. Bu nasıl millîlik, yerlilik? Bankalarda döviz mevduatı zaten yüzde 60-65’e çıkmış, sen Türk Lirası mevduatını dövize endeksleyeceğim diyorsun. Millî ve yerli bankacılık sisteminin tamamıyla dövize endeksli mevduatla çalışması hangi millîlik, yerlilik anlayışına sığıyor?

Sayın Erdoğannın son dönemlerde sık sık bahsettiği ‘düşük faiz-yüksek kur’, ‘rekabetçi kur’ söylemi, yani övünerek gündeme getirdiği yeni ekonomik model daha bugünden iflas etmiştir.  Bu söylemin ‘düşük faiz’ bacağı yapılan örülü faiz artırımıyla çökmüştür. Garanti yoluyla kuru düşürmek, sabit tutmaya çalışmak, ‘yüksek kur’ bacağından da vazgeçildiği anlamını taşımaktadır.”

Paylaşın

Babacan: Yaşananların Tek Sorumlusu Erdoğan Ve Ortaklarıdır

Partisinin Sultanbeyli ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Bu yaşananların bir tek sorumlusu var. Kafasına esince Merkez Bankası başkanını görevden alan, ekonomi bakanını görevden affeden, bağımsız olması gereken kurumlara açıkça talimat veren, dış ilişkilerde itibarımızı yerle bir eden Erdoğan ve onun ortaklarıdır.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Vatandaş ‘Geçinemiyorum, yetiştiremiyorum’ diyor. ‘Emekli maaşım ayın ilk 10-15 gününde bitiyor, kalan günlerde ben aç kalıyorum’ diyor. Bunlar ne diyor? ‘En azından vatanı satmıyoruz, dış güçlere boyun eğmiyoruz, terörist değiliz’ diyorlar. Halk sana ‘Sen terörist misin? Vatanı satıyor musun?’ diye sormuyor ki. ‘Ben ekmek parasına muhtaç kaldım’ diyor. Sen bunun cevabını ver.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Sultanbeyli ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Açlığa, yokluğa karşı ‘Bu istiklal savaşıdır, nastır’ diyerek bu milletin tertemiz duygularını istismar edenlere soruyorum: Yerini hatırlıyorsanız elinizi vicdanınıza koyun. Ülkemizde yaşanan sorunların kaynağı dışarıda değil. Devletin boşalan kasalarının, vatandaşın boşalan ceplerinin sebebi dış mihraklar falan değil. Bu yaşananların bir tek sorumlusu var. Kafasına esince Merkez Bankası başkanını görevden alan, ekonomi bakanını görevden affeden, bağımsız olması gereken kurumlara açıkça talimat veren, dış ilişkilerde itibarımızı yerle bir eden Erdoğan ve onun ortaklarıdır.

Vatandaş ‘Geçinemiyorum, yetiştiremiyorum’ diyor. ‘Emekli maaşım ayın ilk 10-15 gününde bitiyor, kalan günlerde ben aç kalıyorum’ diyor. Bunlar ne diyor? ‘En azından vatanı satmıyoruz, dış güçlere boyun eğmiyoruz, terörist değiliz’ diyorlar. Halk sana ‘Sen terörist misin? Vatanı satıyor musun?’ diye sormuyor ki. ‘Ben ekmek parasına muhtaç kaldım’ diyor. Sen bunun cevabını ver.

“Hiç kimsenin vatanını sattığı falan yok”

Geçim sıkıntısıyla beli bükülen anne babalar da sadece onları haber yaptığı için tutuklanan gazeteciler de yarınlarına endişeyle bakan gençler de terörist falan değil. Hiç kimsenin vatanını sattığı falan yok. Bu ülkenin vatandaşları bu ülkeyi çok seviyorlar. Ama siz artık bunu görmüyorsunuz. Sürekli düşman arıyorsunuz. Vatandaşlarımız bu ülkeyi öyle çok seviyorlar ki yarınlarını burada kurmak, çocukların düğünlerini burada düzenlemek, torunlarını burada kucaklarına almak istiyorlar.

Hazinenin borçlanma faizini tam 7 puan arttırdınız. Hazine’nin borçlanma faizi eylül ayında yüzde 17’ydi. Şu anda yüzde 24’e dayandı. Kur ve enflasyon artınca Hazine daha pahalı borçlanır. Bunun çaresi yok. Haydi, talimatla Hazine’nin faizlerini düşürsün, görelim. Talimat Merkez Bankası’na işliyor da, nas Merkez Bankası faizleriyle ilgili de, Hazine faizleriyle ilgili nas yok muymuş? Mesele faizi düşürmekse, bizim zamanında yaptığımız gibi topyekûn düşüreceksiniz. Hem Merkez Bankası faizi hem Hazine faizi hem piyasa faizi, hepsi tek haneye düştü.

“Kimse memlekete sizin yaptığınızdan daha büyük zararı veremedi”

Halkın yaşadığı acılara, dertlere çözüm üretemeyince, hemen konuyu ülkenin bekasına bağlayıveriyorlar. Malzeme hazır, ‘beka meselesi’, ‘vatan meselesi’. Kardeşim, kimse memlekete şu anda sizin yaptığınızdan daha büyük bir zararı veremedi. Bu ülke e-muhtırayı, 17-25 Aralık’ı, parti kapatma davasını, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü yaşadı. Bunların hiçbirisinde ekonomimiz bu kadar zarar görmemişti. Hiçbirisinde kur bu kadar artmadı. Hiçbirisinde Hazine’nin borçlanma faizleri bu kadar artmadı.

Sayın Erdoğan, aklı evvel danışmanlarınız ve saçma teorileriniz işe yaramıyor. Kulak tıkadığınız halkınız size arkasını dönüyor. Her geçen gün Türkiye’nin başarılarının üstüne bir toprak daha atıyorsunuz. Ülkenin başarılarını yerin dibine gömdünüz. Umutlarını tükettiğiniz, yarınlarını harcadığınız, birikimlerini sıfırladığınız bu ülkenin haysiyetli insanlarının yüzüne bakmaya artık cesaretiniz yok. Bu hikâyenin sonu geldi. Bu şarkının nakaratı bitti. İnşallah noktayı da DEVA Partisi koyacak. Hep birlikte, gür ve çok sesli bir şekilde söyleyeceğimiz yeni şarkıları artık DEVA Partisi yazacak. Sayılı gün çabuk geçer. Müsait bir yerde inecekler.”

Paylaşın

Babacan: Reis Dedikleri Kabile Devletinin Reisi

Partisinin Kadıköy ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “‘Bakanlar Kurulu’ diyor. Adı değişti, kabine oldu. Kabine, cumhurbaşkanını sağında solunda talimatını yerine getiren emir erleri demek. Kabine kelimesi yerine kabile kelimesi daha doğru. Merkez Bankası’nın alacağı kararı ilgili bakanı abisi açıklıyor. Bunlar kabilelerde olan şeyler. Reis dedikleri de şu anda maalesef kabile devletinin reisi.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Merkez Bankası ha bire döviz satıyor. Kur etkilendi mi? Yok. Önce yangını körüklüyor, sonra sözüm ona söndürmek için müdahale ediyor. Yangını talimatla çıkaran Erdoğan, söndürmek için cayır cayır dövizleri harcayan Merkez Bankası. Döviz satışının piyasaya hiçbir faydası yok. Aynı kızgın tavaya su damlattığınızda buharlaşması gibi. Harcadığınız dövizle kalırsınız. Akıl dışı, saçma sapan müdahalelerde harcanan para yaklaşık 6 milyar doların üzerinde.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Kadıköy ilçe kongresinde konuştu. Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle;

“Formülü söylemişler. Gerilimin formülü çok açık. Sayın Erdoğan bu işi biliyor. Faizi de Bahçeli’yi de aldı, ülkede gerilim ortamı tekrar dirildi. Ben Bahçeli’nin ismini krizlerle beraber andığımda kızıyor ama gerçekten krizlerin ortağı. Her kriz arşivinde ismi çıkıyor. Çeyrek yüzyıllık genel başkanlık kariyerine ülkenin en büyük krizlerini sığdırmayı başardı. Çözümlerin, refahın, özgürlüğün hiçbirinde adı yok. Nerede kriz, orada Bahçeli. Hani mağazaların üzerinde yazar ya ‘şu tarihten beri bilmem neyin adresi’ diye. Sayın Bahçeli de bu konuda gerçekten marka. 99’dan beri krizlerin adresi Bahçeli.”

Ayrıca 10 Ağustos 1970 tarihli Cumhuriyet gazetesinin “Bakanlar Kurulu kararı açıklandı: Devalüasyon” manşetini de ekrana yansıtan Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘Bakanlar Kurulu’ diyor. Adı değişti, kabine oldu. Kabine, cumhurbaşkanını sağında solunda talimatını yerine getiren emir erleri demek. Kabine kelimesi yerine kabile kelimesi daha doğru. Merkez Bankası’nın alacağı kararı ilgili bakanı abisi açıklıyor. Bunlar kabilelerde olan şeyler. Reis dedikleri de şu anda maalesef kabile devletinin reisi.

“Asgari ücreti kendi açıkladığına pişman olacak”

Yeni asgari ücret açıkladılar. Yüzde 50 zam verecek ya, toplantıyı Külliye’de yapıp bizzat açıklıyor. Birkaç ay sonra ‘Keşke bunu açıklamasaydım, nereden açıkladık’ diyecek. Çünkü biz o ‘4250 lira yaptık’ videosunu göstereceğiz. Bir de o günden sonra enflasyon nasıl seyretmiş, kur nereden nereye gelmiş, onu da göstereceğiz. Pişman olacak bunu kendi açıkladığına.

Faizi Merkez Bankası düşürmüyor. Erdoğan talimat veriyor, Merkez Bankası harfiyen uyguluyor. Devlet kadroları Erdoğan’ın oyuncağı oldu. Gençlerin oynadığı Sims isimli bir oyun var. Oyun şöyle; kurgusal bir mahallede sanal insanları yönetiyorsunuz. Oradaki karakterlerin tüm aktivitelerine karar veriyorsunuz. Kariyerlerinden kıyafetlerine kadar hepsini tanımlıyorsunuz. Bilgisayar tuşunda hepsi. İşte Erdoğan koskoca Türkiye’yi Sims oyunu sanıyor.

Merkez Bankası da çalışanları da Hazine de çalışanları da artık Erdoğan’ın oyun alanı. Tek imzayı atıyor, işi bitiriyor. Beğenmediği an hop gece yarısı kararnamesi, birini görevden alıyor, yerine başkasını koyuyor. Yenisini beğenmediyse bir kararname daha… Hep gece yarısı kararnamesi. Gündüz aydınlığında çıkmıyor. Eskiden muhtıra yönetimleri hep gece yarısı karar alırdı, aynı öyle. Bu otoriterlik hep gece yarısı işleyen bir şey demek ki.

“Kimse dünyada kriz var diye vatandaşı aldatmasın”

’Bütün dünyada kriz var’ diyorlar. Avrupa’da buna benzer bir kriz yaşayan ülke yok. G20 ülkeleri arasında buna benzer bir kriz yaşayan yok. Biz, Beştepe yapımı bir kriz yaşıyoruz. Ülkenin cumhurbaşkanın bizzat ateşe körükle gittiği bir krizi, bir yangını yaşıyoruz. Altında Erdoğan’ın imzasının olduğu bir kriz yaşıyoruz. Kimse ‘Dünyada kriz var’ diye vatandaşı aldatmasın. Yok böyle bir şey. Çok sevdikleri tanımla, bu krizin adı millî ve yerli kriz.

Merkez Bankası ha bire döviz satıyor. Kur etkilendi mi? Yok. Önce yangını körüklüyor, sonra sözüm ona söndürmek için müdahale ediyor. Yangını talimatla çıkaran Erdoğan, söndürmek için cayır cayır dövizleri harcayan Merkez Bankası. Döviz satışının piyasaya hiçbir faydası yok. Aynı kızgın tavaya su damlattığınızda buharlaşması gibi. Harcadığınız dövizle kalırsınız. Akıl dışı, saçma sapan müdahalelerde harcanan para yaklaşık 6 milyar doların üzerinde.

Türkiye çok önemli bir eşiğin önünde duruyor. DEVA Partisi Türkiye’deki değişimin ve atılımın öncüsü olacak. Bu toplum, çok büyük bir değişim gerçekleştirecek ve DEVA Partisi yeni düzenin asli bir aktörü olacak. Ülkemizi, barış, refah ve adalet limanına sağ salim yanaştıracağız. Ülkemizin tüm sorunlarını, meşru demokratik siyaset zemininde çözeceğiz.”

Paylaşın

Mustafa Yeneroğlu: Göçmenler Değil Kötü Yönetim Sorun

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Türkiye’de yaşayan geçici koruma altındaki göçmenlerin statülerinin uluslararası hukuka uygun şekilde netleştirilmesi gerektiğini belirtirken; tutarlı bir göç politikasının göçmenliği sorun olmaktan çıkaracağını söyledi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Uluslararası Göçmenler Günü vesilesiyle yazılı açıklama yaptı. Yeneroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, bugün dünya genelindeki göçmen nüfusun 281 milyona yaklaştığı tahmin edilmektedir. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre ise bu göçmen nüfusun 82,4 milyonu zulüm, çatışma, şiddet ve insan hakları ihlalleri nedeniyle zorla yerinden edilmiştir.

Pandemi şartlarının yarattığı kapanma durumu nedeniyle uluslararası koruma arayan çok sayıda insanın da ülkelerinde mahsur kaldığı bilinmektedir. Ülkemiz, çoğu Suriyeli olmak üzere 4 milyonun üzerinde sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’de son yıllarda yaşanan gelişmeler ışığında hukuk, demokrasi ve adaletin gerilemesi; buna bağlı olarak da ekonomik buhranın ortaya çıkması pek çok vatandaşımızı göç etmeye zorlamıştır.

Dünya nüfusunun yüzde 3,6’sını göçmenler oluşturmaktadır. BMMYK verilerine göre, Türkiye dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumundadır. Her ne kadar yerleşik toplumda, göçün özellikle ekonomik sorunların sebebi olduğuna yönelik inanç güçlü olsa da yapılan araştırmalar doğru yönetilen göçün pek çok alanda kazanıma dönebildiğini açıkça göstermiştir.

Bu nedenle öncelikle Türkiye’nin bir göç politikasının olması ve mevcut şartların da doğru yönetilmesi halinde, göç kaynaklı toplumsal sorunların hafifleyeceği ve dahası göçmenlerin bir sorun olarak görülmekten çıkması da pek ala mümkündür.”

“DEVA Partisi olarak çözüm önerilerimiz”

Yeneroğlu, Türkiye’nin rasyonel bir göç politikası oluşturabilmesi için yapılması gerekenleri sıraladı:

  • Öncelikle Türkiye’de yaşayan geçici koruma altındaki göçmenlerin statülerinin uluslararası hukuka uygun şekilde netleştirilmesi gerekmektedir.
  • Bazı şehirlerde mülteci nüfusun fazlaca arttığı göz önüne alınarak bu noktada yerel yönetimler güçlendirilmeli ve merkezi idareden gereken kaynağın şehirlerin mülteci sayısının artan oranlarına paralel olarak bütçeden aktarılması sağlanmalıdır.
  • Türkiye’nin gerçekçi ve tutarlı bir dış politikasının olması da ülkenin göç politikası için öncelikli faktörlerden biridir. Aynı şekilde göçmenlerin barınma, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının sorunsuzca ve belli bir program dahilinde giderilmesi, sosyal uyum için büyük önem arz etmektedir.

Yeneroğlu, “Bugün dünyanın pek çok yerinde büyük acılar çekerek zorla yerinden edilen insanların sorunlarına ilişkin farkındalığın artmasını diler, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm göçmenlerin daha iyi şartlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri temennisiyle Uluslararası Göçmenler Günü’nü kutlarım.” diye ekledi.

Paylaşın

Babacan: AK Partinin Siyasi Meşruiyeti Bitti

DEVA Lideri Babacan, “2023’te seçimler yapılır mı? Bir şüpheniz var mı?” sorusuna “Seçimlerin 2023 Haziran’da olması dahi çok ertelenmiş bir durum. Siyasi meşruiyetleri bitti ama hukuki meşruiyetleri devam ettiği için ‘Hakkımı sonuna kadar kullanacağım’ diyebilir. Ama ondan sonrası artık işin hukuki meşruiyetini sıfırlar. Zaten sıfırlanmış siyasi meşruiyetin yanına bir de sıfırlanmış hukuki meşruiyeti koyduğunuzda o iş biter. Dolayısıyla bu ihtimali ben görmüyorum.” şeklinde cevap verdi.

Haber Merkezi / Ekonomik gidişatı değerlendiren Babacan, “Acilen yangını söndürmenin yolu hemen Merkez Bankası ve TÜİK’in yasalarına birer madde koyup, gerçekten bağımsız hale getirip, saygın, düzgün isimlerin bu iki kurumun başına getirmek. Bir de Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’nda oturuma katılmaları gerekiyor. Bunlar yangını söndürebilir ama ortada büyük bir enkaz var. Bu enkazın kalkması ancak hukuk ve adaletle mümkün. Hükûmetin de bunu yapması mümkün değil. Artık Erdoğan o sınırı geçti” diye konuştu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cüneyt Özdemir’in sorularını cevapladı. Babacan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Ortada büyük bir yangın var. İlk önce yangın söndürülür, ondan sonra hasarı onarmaya başlarsınız. Acilen yangını söndürmenin yolu hemen Merkez Bankası ve TÜİK’in yasalarına birer madde koyup, gerçekten bağımsız hale getirip, saygın, düzgün isimlerin bu iki kurumun başına getirmek. Bir de Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’nda oturuma katılmaları gerekiyor. Bunlar yangını söndürebilir ama ortada büyük bir enkaz var. Bu enkazın kalkması ancak hukuk ve adaletle mümkün. Hükûmetin de bunu yapması mümkün değil. Artık Erdoğan o sınırı geçti.

Merkez Bankası, bizim piyasa rakamlarından okuduğumuz 4 milyar doların üzerinde borç aldığı döviz bozdurdu, sıfır. Aynı kızgın saça su dökerseniz buharlaşır. Altında kömür yanan, yufka yapılan saçlar vardır. Üzerine su döktüğünüzde bir anda buharlaşır. Merkez Bankası’nın döviz satması aynen öyle. Merkez Bankası ne kadar döviz satsa ya da herhangi bir kişi döviz bozdursa buharlaşır gider. Hiçbir işe yaramaz. Çünkü bir başka benzetme de havuzun dibi delik. Ne kadar su koysanız o delikten çatlaktan akıyor.

“Kimse Merkez Bankası’nın dediğine inanmıyor”

Merkez Bankası’nın önümüzdeki aylarda faiz indirimine devam etme ihtimali olduğu sürece dövizi tutmanın bir yolu yok. Merkez Bankası’nın dünkü açıklamasında ‘Bir alanımız vardı onu da kullandık artık bundan sonra kullanmayız’ gibi bir ima var. Hiç kimse Merkez Bankası’nın dediğine inanmıyor çünkü nihai kararın Erdoğan’ın iki dudağının arasında olduğunu herkes biliyor. Nas diyor ya… Yüzde 19 faiz haram da yüzde 14 helal mi?

Bütün dünya krizi yaşıyor tezi doğru değil. Biz her açıdan dünyanın çok dışındayız. Paramızın değer kaybı en büyük bizde. İşsizlik, özellikle genç işsizlik en yüksek bizde. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin OECD ortalaması yüzde 14 bizde yüzde 29. Altı ay diyorlar, sayılı gün çabuk geçer. Yanlıştan vazgeçin diye defalarca uyardık, uyarıyoruz.

Daha eylülde Cumhurbaşkanı imzasıyla orta vadeli program açıkladılar. 2022 için oradaki dolar kuru 9,30. 2023 için 9,80. Bugünden dolar 16. Ne yaptıklarını bilmiyorlar. Yeni sistemde bütün yetki tek kişide. Cumhurbaşkanı’nın bir ilçenin tapu müdürüne kadar atama yetkisini kendisinde toplayıp, ondan sonra olup bitenin sorumluluğunu başkasında araması doğru değil. İki yılda dört Merkez Bankası Başkanı değişti, sabit duran kendisi. Değişmeyen tek gerçek: Erdoğan tek yetkili olarak duruyor ve her şey de kötüye gitmeye devam ediyor.”

“Derhal seçime gidilmesi gerekir”

Orta direk şu anda çöküyor. Zengin daha zenginleşiyor, fakir daha fakirleşiyor. Herkes yoksullaşıyor. Böyle bir tabloda derhal seçime gidilmesi gerekir. Ama gider mi? Gitmez. Çünkü daha bir buçuk sene var niye gideyim diyor. Sayılı gün çabuk geçer.”

DEVA Lideri Babacan, ‘2023’te seçimler yapılır mı? Bir şüpheniz var mı?’ sorusunu şu sözlerle yanıtladı:

“Seçimlerin 2023 Haziran’da olması dahi çok ertelenmiş bir durum. Siyasi meşruiyetleri bitti ama hukuki meşruiyetleri devam ettiği için ‘Hakkımı sonuna kadar kullanacağım’ diyebilir. Ama ondan sonrası artık işin hukuki meşruiyetini sıfırlar. Zaten sıfırlanmış siyasi meşruiyetin yanına bir de sıfırlanmış hukuki meşruiyeti koyduğunuzda o iş biter. Dolayısıyla bu ihtimali ben görmüyorum.

Bir detaya dikkat etmek lazım. Erdoğan ve iktidara bir çıkış planı gerekiyor. Hâlâ gönül bağı olan seçmen de şöyle bir korku var: ‘Acaba bir rövanşist iktidar iş başına gelir de hem Erdoğan’ı hem de hepimizi çok mağdur eder mi, haklarımızı elimizden alır mı?’. Vatandaşlarımızın rahat hissetmesi lazım. DEVA Partisi’nin kitabında ‘rövanş’ kelimesi yok, ‘devri sabık’ ifadesi yok. Ne var? Hukuk var. Zamanı gelince idari denetim, yargı denetimi ve Meclis denetimi işler.”

Babacan, Özdemir’in ‘Ekonomi Bakanı olsanız ne yaparsınız?’ sorusu üzerine şunları söyledi:

“Onu kesin reddederim çünkü ekonomi bakanının kendi başına yapacağı hiçbir şey yoktur. Ülkenin sorunları ekonominin çok daha üzerinde sorunlardır. Şu anda Türkiye’nin en önemli sorunu özgürlük, hukuk ve adalet sorunudur. Demokrasimizin iyi işlememesidir. Doların son dönemdeki atağının sebebi Merkez Bankası ile ilgili atılan yanlış adımlar ama işin özünde Türkiye 5-6 yıldır hukuk ve adaletten ayrıldığı için fakirleşiyor.”

Paylaşın

“Türkiye, Kronik Yüksek Enflasyon Dönemine Girmiştir”

DEVA Partisi Lideri Babacan, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Bugün açıklanan asgari ücret, daha ocak sonunda vatandaşlarımızın, işçilerimizin eline geçmeden erimeye başlayacak. Üzülerek söylüyorum ki şu anda Türkiye artık kronik yüksek enflasyon dönemine girmiştir.” dedi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararı üzerine de açıklama yapan Babacan, “Erdoğan tam gaz inada devam ediyor, yanlışta ısrar ediyor. Sonuçta dolar kuru daha da arttı, artmaya devam ediyor. Dolar kuru artınca A’dan Z’ye her şeye zam geliyor, anlamadınız mı hâlâ? Yoksulluk, açlık artıyor.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabın üzerinden gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan’ın açıklamaları şöyle;

“Bu asgari ücretin ilk ödeneceği tarih ocak ayının sonu. Ancak şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız: Sadece 1 Kasım’dan bu yana, bir buçuk ay içerisinde dolar kuru tam yüzde 60 arttı. Bu yüzde 60’lık kur artışı hemen ocak, şubat, mart, nisan aylarında yüksek enflasyon olarak tekrar vatandaşlarımızı etkileyecek. Bugün açıklanan asgari ücret, daha ocak sonunda vatandaşlarımızın, işçilerimizin eline geçmeden erimeye başlayacak. Üzülerek söylüyorum ki şu anda Türkiye artık kronik yüksek enflasyon dönemine girmiştir.”

“Erdoğan inada devam ediyor”

Babacan, Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararı üzerine şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan tam gaz inada devam ediyor, yanlışta ısrar ediyor. Sonuçta dolar kuru daha da arttı, artmaya devam ediyor. Dolar kuru artınca A’dan Z’ye her şeye zam geliyor, anlamadınız mı hâlâ? Yoksulluk, açlık artıyor.

Faizi düşürmenin yolu talimat değildir. Faiz ancak hukukla, adaletle, demokrasiyle, insan haklarına saygıyla düşer. Ehliyetli, liyakatli ve dürüst kadroların iş başına geçmesiyle düşer. Bu ülkeyi planlı, programlı, istişareyle yöneterek faiz düşer. Merkez Bankası faiz düşürüyor da ne oluyor? Aynı dönemde Hazine’nin borçlanma faizlerinin çok hızlı bir şekilde arttığından niye Erdoğan bahsetmiyor? Eylül başında yüzde 17 olan Hazine’nin 5 yıl vadeli borçlanması şu anda yüzde 23 buçuk. Hazine, yüzde 23 buçuk faizi 5 yıl arka arkaya sürekli ödemek zorunda kalıyor. Vatandaşlardan toplanan vergiler, doğrudan Hazine’nin faiz ödemesi olarak ödeniyor. Gerçekten yazık, günah.

Artık bu inattan, bu yanlıştan vazgeçin. Ülkenin ekonomisi akılla, bilimle yöneterek düzelir. Enflasyon da faiz de ancak akılla, bilimle düşer. Israrla, inatla, yanlış akıl dışı tezlerin ülkeye dayatılmasıyla ne faiz ne enflasyon düşer.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan ‘Faiz’ Eleştirisi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Merkez Bankası’nın bugün alacağı faiz kararı öncesinde sosyal medyada yaptığı paylaşımda, bankanın daha önceki yaptığı faiz indirim kararları nedeniyle eleştirilerini yineledi.

Haber Merkezi / DEVA Lideri Babacan, bankanın üç faiz indirim kararının tamamında dövizin ve enflasyonun yükselişe geçtiğini belirterek, “Hadi bilmiyorsunuz, yaptığınız deneylerden de en ufak bir fikir almadınız mı? Niçin bu ülkeye tekrar tekrar zarar veriyorsunuz?” diye sordu.

Türk Lirası güne değer kaybıyla başladı. ABD doları, TL karşısında yüzde 2,6’dan fazla değer kazanarak 15,28’i aştı. Sterlin/TL ise 20,24’ü geçerken, Euro/TL kuru da 17’nin üzerinde seyrediyor.

ABD Merkez Bankası (Fed) dün akşamki kararında faizi değiştirmemiş fakat varlık alımlarını azaltma hızının aylık 15 milyar dolardan 30 milyar dolara çıkarılmasını kararlaştırmıştı.

Bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın da faiz kararı açıklanacak. Ekonomistlerin büyük bir kısmı 100 baz puanlık indirim bekliyor.

Maliye Bakanlığı’nda bakan yardımcıları görevden alındı

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın ardından Elvan’ın iki yardımcısının görevine de son verildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de bugün yayınlanan atama kararları ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda bakan yardımcısı olarak görev yapan Şakir Ercan Gül ve Mehmet Hamdi Yıldırım görevden alındı. Yerlerine Mahmut Gürcan ile Yunus Elitaş atandı.

Bakan yardımcıları dışında Kamu Finansmanı Genel Müdürü Abdullah Bayazıt ile Ekonomik Programlar ve Araştırmalar Genel Müdürü Ahmet Yalçın Yalçınkaya görevden alındı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na (BDDK) ise 2. Başkan olarak Yakup Asarkaya, üyeliklere de Mustafa Balcı ile Olcay Turan atandı.

Paylaşın

Babacan’dan ‘OHAL’ Açıklaması: Krizi Çöküşe Dönüştürür

‘Ekonomik OHAL’ iddialarını değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Bu tür düşünceler ve olası uygulamalar ekonomik krizi derinleştirip tam bir çöküşe dönüştürür. Hükûmetin acilen bu tür dedikoduları kesin bir dille reddetmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, Merkez Bankası’nın aldığı faiz indirme kararı üzerinden Erdoğan’ı da sert sözlerle eleştirerek, “Madem nas diyorsun, sen Merkez Bankası’nın faizine karşısın da Hazine’nin ödediği faizine karşı değil misin? Senin anladığın şekliyle nas, sadece Merkez Bankası faizi için mi geçerli?” diye sordu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan’ın gündeminde ekonomik OHAL iddiaları, kurdaki artış, faiz tartışmaları ve sağlık çalışanlarının grevi vardı. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Yerli yersiz OHAL uygulamaları demokrasimize zarar veren uygulamalardır. OHAL’in özü anayasanın temel haklarla ilgili maddelerinin bir süre için askıya alınmasıdır. OHAL’in gibi ihtimallerin konuşulur hale gelmesi dahi hükûmetin ekonomiyi hangi noktaya getirdiğini göstermektedir. Bu tür düşünceler ve olası uygulamalar ekonomik krizi derinleştirip tam bir çöküşe dönüştürür. Hükûmetin acilen bu tür dedikoduları kesin bir dille reddetmesi gerekir.

Bir hafta, on gün önce ‘Çin modeli’ diyorlardı; şimdi ‘Bizim yerli modelimiz’ diyorlar. Ne yaptıklarını bilmiyorlar. Bir zamanlar dünyada Türkiye modeli vardı. 2011, 2012, 2013’te herkes Türkiye modelinden bahsediyordu. Gerçek Türkiye modeli o dönemde yaşandı. Şu anda bir modelden bahsediyorsak, illa bir model adı vereceksek, herhalde ‘Erdoğan’ın gerileme dönemi modeli’ diyebiliriz.

‘Benim kaybedecek çok şeyim var, senin bir maaşın var; olsa olsa enflasyon altında ezilirsin.’ diyor. Kafaya bakın. Bir ülkenin yöneticileri sadece varlıklı insanların varlığını koruma üzerinden bir ekonomik model oluşturabilir mi? Zihinlerinin gerisinde, zaten zengin olanın varlığını korumak var. Zihinlerinin gerisinde, zaten varlığı olanın varlığına varlık katma modeli var.

Somut, sağlam güven veren bir seçenek hem vatandaşlarımızın çok daha yoğun bir desteğini alacaktır hem de ekonomik aktörleri bugünden rahatlatacaktır. O alternatif hazırlandığı anda bu iktidarın gitme haberi piyasayı düzeltecektir. Şimdiden uyarmak istiyorum; böyle bir şey olduğunda seçime birkaç ay kala ‘Ekonomiyi düzelttik’ diyecekler. Ya siz gidiyorsunuz, nereye düzeltiyorsunuz? Sizin gitme haberiniz piyasayı düzeltiyor. Şimdiden söyleyeyim, kimse seçime birkaç ay kala düzelmeyi kendinden bilmesin.

“Bu kadar öğrenmeye kapalı bir zihin olabilir mi?”

Dün kur 14 lirayı geçince başladılar döviz satmaya. Kur zaten bulunduğu seviyeye çıktı. Bir tanesi de demiyor, diyemiyor ki ‘Biz bu borç aldığımız dövizleri neden yaktık?’ Kaç kere aynı deneyi yaptınız. Bu denemelerden bari öğrenseydiniz. Bu kadar öğrenmeye kapalı bir zihin olabilir mi? Öğrenmek için okuma, öğrenmek için ilme bakma, öğrenmek için düzgün iktisatçıları dinleme; ardından, büyük bir deneme-yanılma süreci başlat ve her seferinde batır.

Eylül ayında Merkez Bankası faiz indirince, kur arttı, enflasyon arttı. Hep beraber gördük mü?Ekim ayında Merkez Bankası faiz indirince, kur yine arttı, enflasyon arttı. Kasımda üçüncü kez Merkez Bankası yine faiz indirdi, yine kur arttı, yine enflasyon arttı. Bunlar ne yapıyor? Benzine kibrit çakıyor, patlayarak yanıyor. ‘Allah Allah, böyle olmaması lazımdı’ diyor. İkinci ay yine benzine kibrit çakıyor, yine patlıyor, yine ‘Allah Allah, niye böyle oluyor’ diyorlar. Üçüncü kere yine kibrit çakıyor, benzin yanıyor, patlıyor, ‘Niye oluyor bu?’ diyorlar. Anlamıyor musunuz? Haydi bilmiyorsunuz, yaptığınız deneylerden de en ufak bir fikir almadınız mı?

“Madem nas diyorsun, sen Hazine’nin ödediği faize karşı değil misin?”

Merkez Bankası’nın faizini talimatla 4 puan indiren Erdoğan, Hazine’nin borçlanma faizinin tam 6 puan artmasına sebep oldu. Madem nas diyorsun, sen Merkez Bankası’nın faizine karşısın da Hazine’nin ödediği faizine karşı değil misin? Senin anladığın şekliyle nas, sadece Merkez Bankası faizi için mi geçerli? Senin yanlışların yüzünden bu ülkenin hazinesi tam 6 puan daha fazla faiz ödemeye başladı. Üstelik bu faizler bütçeden, milletten toplanan vergilerle ödeniyor. Merkez Bankası’nınki aldığı faiz, Hazine’ninki verdiği faiz. Erdoğan’ın bundan bahsettiği yok.

Kendi vatandaşımız kendi paramıza haklı olarak güvenmiyor. Hükûmet de çözüm bulmuş; dövize endeksli tahvil. Merkez Bankası’nı döviz borcuna batırdıkları yetmiyormuş gibi, bir de ülkenin hazinesini, kendi vatandaşına, dövize endeksli bir şekilde borçlandırmaya başlıyorlar. Ülkeyi o eski döneme yeniden sürüklüyorlar. Bir ülkenin hazinesi, kendi vatandaşından borçlanırken, başka bir ülkenin para birimiyle borçlanır mı? Hani millîlik? Hani yerlilik?

Zor şartlarda çalışan sağlık çalışanlarımız sesini duyurabilmek için bugün grev yapıyor.Temennimiz, en kısa sürede bu adaletsizliğin sona ermesi ve sağlık çalışanlarımızın huzurlu çalışma ortamının tesis edilmesi. Ancak, bu iktidarın bunu yapma kapasitesi kalmadı. Bizim hedefimiz, bizim planlamamız çok açık: Sağlık çalışanlarını mesleklerinden soğutan koşulları ortadan kaldıracağız.  Tedaviyi alanın da verenin de memnun olduğu bir sistemi oluşturacağız.”

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Yeni Sistem Üzerinde Anlaşmaya Vardı

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş çalışması yürüten altı muhalefet partisi anlaşmaya vardı. CHP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Partisi yasama, yürütme ve yargıda cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırılması konusunda uzlaştı.

Haber Merkezi / Anlaşmanın ardından Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Üstün, “Şimdi rapor yazma aşamasındayız. Bütün kötülüklerin anası olan ucube cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden tez zamanda kurtulacağız inşallah.” dedi.

Yasama, yürütme, yargı, kamu yönetimi, demokratik sistemin temel esasları ana başlıklarından oluşan parlamenter sistem önerisi, son redaksiyon işlemlerinin ardından rapor haline getirilerek liderlere sunulacak.

Liderlerin önerileri doğrultusunda yapılacak son düzenlemenin ardından, yeni yılda parlamenter sistem önerilerinin kamuoyuna açıklanması planlanıyor. Ancak açıklamanın 6 siyasi partinin genel başkanının ortak toplantısı ile mi yoksa komisyon üyeleri tarafından mı kamuoyuna yapılacağı henüz netleşmedi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Meclis’i ‘işlevsizleştirdiğini’ savunan muhalefet, seçimlere yeni sistem vaadiyle girmeyi planlıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem, Saadet Partisi Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün ile DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu’ndan oluşan komisyon, 5 ana başlık ve 75 konu başlığı üzerinde uzlaşma sağladı.

Paylaşın