DEVA Lideri Babacan: Seçim Yakın, Günler Sayılı

DEVA Lideri Babacan, her an bir seçim kararı alınabileceğini belirterek, “Memleketimizin yarınlarıyla ilgili söyleyeceğiniz bir sözünüz olsun. İşte biz bunu yapıyoruz, bunu gerçekleştiriyoruz. Artık seçim yakın, günler sayılı. Her an seçim kararı alınabilir, ülke her an seçime gidebilir gibi hazır olmamız gerekiyor. Çok çalışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Ali Babacan, “Partimizi duymayan kimse kalmamalı. Biz kadrolarımıza güveniyoruz. İnsanlar bir tanısa, bir bilse inşallah yönlerini bize doğru çevirecekler. Ama bilmezlerse, tanımazlarla bu olmaz. Ağırlıklı olarak partimize bakış çok olumlu. Bu olumlu bakışı somut desteğe çevirmek bizim gayretimize bağlı” dedi.

“Seçimlerden sonra ilk 90 dakikanın, ilk 90 günde, ilk 360 günde neler yapacağımızın bütün detaylarını hazırlayıp kamuoyuyla paylaşıyoruz” diyen Babacan, “Gerçekten çok yetkin bir ekiple yapıyoruz. Sadece partimizin mensuplarıyla değil, bize dışarıdan destek veren çok geniş istişare halkalarıyla bunları gerçekleştiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Konya’nın Akşehir ilçesinde partisinin ilçe başkanlığı binasının açılışını yapan DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi;

Paylaşın

Babacan: Otokrat Bir Ortaklığın İktidarı Başımıza Musallat Oldu

Partisinin haftalık değerlendirme toplantısında konuşan DEVA Lideri Babacan, “Türkiye, demokratikleşme yolculuğunda, bazı kritik virajları alamadı. Süreçler içerisinde eksiklikler oldu, hatalar oldu.  Bunları görüyoruz, biliyoruz, anlıyoruz. Daha kötüsü, demokratikleşme yolculuğumuzun yarıda kaldığı yetmemiş gibi, geri geri gitmeye başladık. Otokrat bir ortaklığın iktidarı başımıza musallat oldu. Her alanda, demokratik kazanımlarımız geriletildi.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasında, “‘Cemaat ve vakıflar derhal kapatılsın’ diyenlere karşı haktan, özgürlükten bahsettiğimde bazı küçük grupların saldırısıyla karşılaşmıştım. Sezen Aksu ile ilgili haktan, özgürlükten bahsedince başka bir grubun saldırılarıyla karşılaştım. Biz bu ülkeyi, bu marjinal kuşatmalara bırakmayacağız.” ifadelerini kullandı.

Ali Babacan, “Adalet arayan, hak diyen, huzur ve barış isteyen milyonların sesi olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Sesi yüksek çıkanın başkalarının hakkını hukukunu taciz etmesine hayır diyeceğiz. Haklının yanında olacağız. Kimse bu saldırılarla susacağımızı, sineceğimizi, düşünmesin. Hepsi gelsinler üzerimize, hakikatin yolundan geri adım atmayız.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Öldürülmesinin 15. yıl dönümünde gazeteci Hrant Dink’i anarak sözlerine başlayan Babacan’ın gündeminde Sezen Aksu tartışması, Kürt meselesi ve demokratikleşme tecrübeleri vardı. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“İş başına geldiğimizde vatandaşlarımızın analarından emdikleri ak süt kadar helal olan bütün haklarını koşulsuz, pazarlıksız, müzakeresiz derhal tanıyacağız. Bir hukuk devletine yakışan neyse, biz onu yapacağız. Tüm hakları anayasal güvenceye kavuşturacağız. Gasp edilmiş tüm hakları iade edeceğiz. Mevcut haklardan ve kazanımlardan asla bir adım dahi geri atmayacağız.

Hayalimizdeki Türkiye; herkesin kendisini birinci sınıf ve eşit vatandaş hissettiği bir ülkedir. Kimsenin dilinden, inancından, düşüncesinden dolayı kendisini yalnız, kimsesiz, öksüz hissetmediği bir ülkedir. Kimsenin herhangi bir nedenle ayrımcılığa uğramadığı bir ülkedir. İnanıyorum ki Türkiye, en kısa zamanda, yeniden demokrasi rotasına girecektir. Bu ülke, yaşadığı demokratikleşme tecrübelerinden çıkarttığı derslerle güçlenecektir.

“Sesi yüksek çıkanın başkalarının hakkını taciz etmesine hayır”

‘Cemaat ve vakıflar derhal kapatılsın’ diyenlere karşı haktan, özgürlükten bahsettiğimde bazı küçük grupların saldırısıyla karşılaşmıştım. Sezen Aksu ile ilgili haktan, özgürlükten bahsedince başka bir grubun saldırılarıyla karşılaştım. Biz bu ülkeyi, bu marjinal kuşatmalara bırakmayacağız. Adalet arayan, hak diyen, huzur ve barış isteyen milyonların sesi olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Sesi yüksek çıkanın başkalarının hakkını hukukunu taciz etmesine hayır diyeceğiz. Haklının yanında olacağız. Kimse bu saldırılarla susacağımızı, sineceğimizi, düşünmesin. Hepsi gelsinler üzerimize, hakikatin yolundan geri adım atmayız.

Bir sanatçının 5 sene önce çıkmış bir şarkısını, kutuplaştırma ve çatışma için malzeme edenlerin amaçlarını gayet iyi biliyoruz. Bunun organize bir iş olduğunu anlamak için istihbarat uzmanı olmaya gerek yok. Eş zamanlı düğmeye basılmış bir şekilde Bahçeli çıkıp konuşuyor, öbürünün adamları evinin önünde gösteriler yapıyor. Dini değerlerin siyasete ve kutuplaştırmaya alet edilmesi bugünkü iktidarın geleneği haline geldiğini gayet iyi biliyoruz. Kimse boşuna heveslenmesin. Bu ülkeyi sokakta bulmadık. Kirli hesapların peşinden koşan, yarınlarımızı hedef alan gruplara pabuç bırakmayız.

“Peygamberimize hakarete kalkışanlara hadlerini bildiren birisiyim”

Avrupa Birliği ve Dışişleri bakanıyken, ülke ülke dolaşıp, peygamberimize hakarete kalkışanlara hadlerini bildiren birisiyim. İfade özgürlüğünün, hiç kimseye, bir başkasının dinin kutsalına hakaret etme hakkı anlamına gelmediğini Avrupalıların yüzlerine karşı haykıran bir insanım. Biz, parti programımızda açık bir şekilde ortaya koyduğumuz ilke ve değerleri referans olarak alırız. Günlük rüzgarlarla eğilip bükülmeyiz. Dinimizin kutsallarını alet edenler korksunlar.

Türkiye, demokratikleşme yolculuğunda, bazı kritik virajları alamadı. Süreçler içerisinde eksiklikler oldu, hatalar oldu.  Bunları görüyoruz, biliyoruz, anlıyoruz. Daha kötüsü, demokratikleşme yolculuğumuzun yarıda kaldığı yetmemiş gibi, geri geri gitmeye başladık. Otokrat bir ortaklığın iktidarı başımıza musallat oldu. Her alanda, demokratik kazanımlarımız geriletildi.

“Temel hak ve özgürlükleri al-ver meselesi yapmak doğru değildi”

Geçmişe doğru muhasebe yaptığımızda, terör örgütünün yapıp yapamayacakları ile kendi vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerini tek bir masaya getirip, bu konuları al-ver meselesi yapmak doğru bir yaklaşım olmadı. Sorunun özünde buraya geliyoruz. Vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini aynen tanımak ama örgütle mücadeleyi de sadece askeri yöntemlerle değil, bölge ülkeleriyle siyasi diyalogla, diplomasiyle ve her türlü enstrümanın etkili bir şekilde kullanılmasıyla yapabilmek. Varlık sebeplerini ortadan kaldırmak. Asıl mücadele burada.

Otoriter ortaklık tarafından Kürt meselesi yeniden diriltildi diye bu meseleyi çözme çabasından vazgeçmek çok yanlış bir yaklaşım. Vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek siyasetin varlık amacıdır. Önemli olan niyettir. Türkiye’de demokrasinin geri kalmasının hiçbir mazereti olamaz.

“Terör gerekçesiyle demokratikleşme çabaları durdurulamaz”

Güvenlik veya terör gerekçesiyle, Türkiye’nin demokratikleşme çabaları durdurulamaz.Özgürlüklerin alanını genişletirken, ülkemizin güvenliğinin de en iyi şekilde sağlanabileceğini biliyoruz. Otoriter rejimler vatandaşın önüne bu teraziyi koyar. Öyle bir terazi veya denge yok. Hem güvenliğin nasıl sağlanacağını hem de özgürlük alanının nasıl genişleteceğini biz gösteririz.

Geçmişteki demokratikleşme çabalarına yapılan bazı haksız yakıştırmalar bizi derinden üzüyor.Hele toplumsal desteği yüzde 70’leri geçmiş bir süreci bugün kriminalize etmek toplumla kavga etmektir. Her fırsatta siyaseti mahkûm etmeye çalışmak toplumu reddetmektir. Siyaset, kadim sorunlar dahil olmak üzere milletimizin tüm sorunlarına çözüm aramaktır.”

Paylaşın

Ali Babacan: İktidarda ‘Otokrat’ Bir Ortaklık Var

Partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan DEVA Lideri Babacan, “İktidar ortakları sözde bir ekonomik program aşağı, bir başka ekonomik program yukarı, bomboş işlerle kamuoyunu oyalamaya çalışıyor. Hem oyalıyorlar hem de oyalanıyorlar, çünkü sorunu çözme kapasiteleri yok. Adını doğru koyalım: Bugün otokrat bir ortaklığın iktidarı var. Bunun adı tam anlamıyla otoriter yönetimdir” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Sayın Erdoğan, krizlerin ortağı Bahçeli ve 28 Şubatçı Çin muhibbi Perinçek ile birlikte ülkeyi görülebilecek en hukuksuz dönemlerden birine sokmuş durumda. İktidardaki otoriter ortaklık ülkemizi çok ciddi bir gerileme sürecine hapsetmiş durumda.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, ülkemizdeki tüm sorunların çözümünün daha çok adaletten ve daha çok özgürlükten geçtiğine vurgu yapan Babacan, “Türkiye’yi dünyadaki demokratik ülkeler ligine yükseltmekte kararlıyız. Gelir dağılımında adaletin tesis edildiği, hak ve özgürlüklerin doyasıya yaşandığı bir ülkenin anahtarını cebimizde taşıyoruz. Seçim günü geldiğinde, bu anahtar tam demokratik Türkiye’nin kapısını açacak.” dedi.

Babacan, konuşmasının devamında, “Siz ülkenin kadim sorunlarını çözmezseniz, Kürt meselesini diriltirseniz, Alevi meselesine kulak kabartmazsanız, ekonomi falan düzelmez. Hayal görürsünüz. Çünkü bu meseleler, özünde bir demokrasi meselesidir. Demokrasi olmadan ekonomi asla düzelmez. Güçlü ekonominin yolu; hukuktan, adaletten, demokrasiden, özgürlükten, eğitimden ve itibardan geçer.” ifadelerini kullaandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin il başkanları toplantısında konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemizdeki tüm sorunların çözümünün daha çok adaletten ve daha çok özgürlükten geçtiğine inanıyoruz. Türkiye’yi dünyadaki demokratik ülkeler ligine yükseltmekte kararlıyız. Gelir dağılımında adaletin tesis edildiği, hak ve özgürlüklerin doyasıya yaşandığı bir ülkenin anahtarını cebimizde taşıyoruz. Seçim günü geldiğinde, bu anahtar tam demokratik Türkiye’nin kapısını açacak.

“Bugün, otokrat bir ortaklığın iktidarı var”

İktidar ortakları sözde bir ekonomik program aşağı, bir başka ekonomik program yukarı, bomboş işlerle kamuoyunu oyalamaya çalışıyor. Hem oyalıyorlar hem de oyalanıyorlar, çünkü sorunu çözme kapasiteleri yok. Adını doğru koyalım: Bugün otokrat bir ortaklığın iktidarı var. Bunun adı tam anlamıyla otoriter yönetimdir. Sayın Erdoğan, krizlerin ortağı Bahçeli ve 28 Şubatçı Çin muhibbi Perinçek ile birlikte ülkeyi görülebilecek en hukuksuz dönemlerden birine sokmuş durumda. İktidardaki otoriter ortaklık ülkemizi çok ciddi bir gerileme sürecine hapsetmiş durumda.

Yarın neyin ne olacağını kimse tahmin bile edemiyor. Bu tip yönetimlerde öngörülebilirlik olmaz. Hukuk belirsiz, dış politika belirsiz. Yönetimdeki zihniyetin anlık keyfine bağlı. Eğitim öyle. Sağlık bile öyle. Daha geçen gün uçaklarda PCR testi zorunluğunu kaldırdılar; ertesi gün geri getirdiler. Bu kararı kimler, nerede, nasıl alıyor? Nasıl bir keyfilik? Burada insan canı, sağlık söz konusu. Bu kadar önemli bir kararı bir ileri bir geri adımlarla alabilir misiniz? Her alanda otoriter ortaklığın ve zihniyetin sonuçlarını yaşıyoruz.

“Dün ‘darbe destekçisi’ dediklerine resmî törenlerle karşılama yaptıklarını görüyoruz. Koskoca Türkiye, artık dünyada iş birliği yapılacak bir aktör olarak görülmüyor. ‘Ne yapacağı belli olmayan, zararlarından sakınılması gereken bir ülke’ muamelesi yapılıyor. Benim dış işleri bakanlığı yaptığım dönemde dünyada olmadığımız hemen hemen masa yoktu. Şu anda ise dünyada olduğumuz masa hemen hemen kalmadı.

Memleketin kaynakları cayır cayır yakılıp tüketilince borç almak için kapı kapı dolaşmak zorunda kalırsınız. Katar’dan, BAE’den swap anlaşmalarıyla borç almak için uğraşmadılar mı? Sadece aralık ayında yaktıkları döviz 17 milyar dolar. Oradan buradan 3-5 milyar, 10 milyar toplayacağım diye uğraş, sonra bir ayda bunu cayır cayır yak. Ne uğruna? Sadece ‘Cumhurbaşkanı konuştu, döviz düştü’ dedirmek için. Yazıktır, günahtır. Siz kimi aldatıyorsunuz? Sadece birkaç gün içerisinde 9 milyar doların satıldığını öğrendik. 14 yılın toplamında sadece 8 milyar dolarlık döviz müdahalesi yapan bir Merkez Bankası vardı.”

“Liyakatin yerini sadakatin aldığı bir ülkede başaramazsınız”

Boğaziçi, İTÜ ve ODTÜ’deki bilgisayar mühendisliği öğrencileriyle yapılan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşan Babacan şunları söyledi:

“Sonuç kahredici… 165 öğrenciye soru soruluyor. 152’si Türkiye’den gitmek istiyor. İçlerinden 130’u ‘Geri dönmeyi düşünmem’ diyor. Bu ülkeyi bu hale getirenlerin ‘Nerede hata yaptık da bu ülkenin insanlarını kendi vatanından soğuttuk?’ diye düşünmesi lazım. Yerli ve millî diye diye her alanda yerli ve millî krizler çıkarttılar. Türkiye’nin yerli ve millî bir eğitim, adalet ve ekonomik krizi var. Bütün sorumluluğu ve yetkiyi kendi üzerinde toplayan cumhurbaşkanı bu durumun da tek sorumlusu. Eğer, ülkemizi ileriye taşıyacak gençlerin hayalini başka ülkeler süslüyorsa, bu ülke orta gelir tuzağından kurtulamaz. Liyakatin yerini sadakatin aldığı bir ülkede, siz ağzınızla kuş tutsanız başaramazsınız.

Gençler özgürlük istiyor. Gençler adalet istiyor. Gençler refah istiyor. Gençler kaliteli bir hayat istiyor. Gençler Batı’daki, ilerleyen Asya’daki akranlarıyla benzer imkanlara sahip olmak istiyor. Liyakate değer verildiğini görmek istiyor. Gençler, seslerinin duyulmasını istiyor. Gençler tweet likelayınca, fikrini söyleyince ‘Başıma bir iş gelir’ diye korkuyor. Gençlerin çığlığını duyuyoruz. Gençlerin haklı çığlıklarını duyurmaktan onur duyuyoruz.

“Ülkenin en başarılı insanlarının kaçması ekonomiyi vuruyor”

“Ekonomideki sorunlar sadece yanlış ekonomi uygulamalarının sonucu değildir. Hukuk, dış ilişkilerdeki tutarsızlık ve itibarsızlık, eğitimdeki eksiklik gelip ekonomiyi vuruyor. Bu ülkenin en başarılı insanlarının ülkeden kaçıyor olması gelip ekonomiyi vuruyor. Bütüncül, kapsayıcı bir çözüm gerekiyor.

Siz ülkenin kadim sorunlarını çözmezseniz, Kürt meselesini diriltirseniz, Alevi meselesine kulak kabartmazsanız, ekonomi falan düzelmez. Hayal görürsünüz. Çünkü bu meseleler, özünde bir demokrasi meselesidir. Demokrasi olmadan ekonomi asla düzelmez. Güçlü ekonominin yolu; hukuktan, adaletten, demokrasiden, özgürlükten, eğitimden ve itibardan geçer.”

Paylaşın

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ Çalışması Tamamlandı

6 partinin hazırladığı ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ çalışması tamamlandı. Çalışmanın 6 partinin genel başkanlarının katılacağı ortak bir toplantı ile açıklanması bekleniyor. Açıklama için ocak ayı sonu ya da şubat ayı başı konuşuluyor.

Millet İttifakı ortağı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi temsilcilerinin katıldığı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışması tamamlandı. Çalışmanın 6 liderin katılacağı ortak bir toplantı ile açıklanması bekleniyor. Açıklama için ocak ayı sonu ya da şubat ayı başı konuşuluyor.

Gazete Duvar’da yer alan haber göre; henüz tarih netleşmese de ortak açıklamanın nasıl olacağı ile birlikte oturma düzeni de konuşulmaya başlandı. Geçen hafta kulislere yansıyan bilgiye göre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 6 liderin katılacağı programda liderlerin ya da partilerin isimlerine göre alfabetik sıra ile oturulabileceği, söz haklarının da böyle düzenlenebileceği önerisinde bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun önerisi kabul görürse parti sıralaması CHP, DEVA, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi şeklinde olurken liderlerin isimlerine göre sıralama Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Gültekin Uysal, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu şeklinde oluyor.

Bir başka öneri ise, liderlerin ‘tecrübeleri’ gözetilerek, yani yaşlarına göre sıralanması. Bu durumda ise sıralama Temel Karamollaoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Gültekin Uysal oluyor.

Paylaşın

Babacan, Elektrik Faturaları Üzerinden İktidara Yüklendi

DEVA Partisi Lideri Babacan, elektrik faturalarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Evlerde elektrik faturası yangını var. Beştepe suspus, henüz suçlayacak hayali düşmanı bulamadılar” ifadelerini kullandı.

Yeni yılla birlikte elektrik faturalarında kademeli tarife sistemine geçildi. Yeni sistemle birlikte elektrik faturaları iki tarifeye ayrılırken, elektrik fiyatlarına yüzde 50 ile yüzde 125 arası zam yapıldı. Elektrik faturası eline ulaşanlar ise tepkilerini sosyal medyada dile getirdi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Evlerde elektrik faturası yangını var. Beştepe suspus, henüz suçlayacak hayali düşmanı bulamadılar” dedi.

DEVA Lideri Babacan, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Stokçular yüzünden mi, dış güçler yüzünden mi bu faturalar, yoksa barınamayan öğrenciler mi? Sağa sola bakmayın, ben söyleyeyim: 84 milyon bir kişinin hatasının bedelini ödüyor.”

Öte yandan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) 1 Ocak’tan itibaren geçerli olan elektrik tarifelerinin aralık faturalarına yansıtıldığı yönünde kuruma iletilen şikayetler üzerine aralık ayına ait faturaları mercek altına aldığı öğrenildi.

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, 1 Ocaktan itibaren geçerli elektrik tarifelerinin aralık ayı faturalarına yansıtıldığı yönünde şikayetler aldıklarını belirterek, “Her tüketici, kullandığı ayın tarifesine göre elektrik faturası öder. Farklı ayın tarifesini uygulayan şirket ağır bedel ödemek durumunda kalır. Süreci titizlikle takip edeceğiz” dedi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan Dikkat Çeken İttifak Mesajı

DEVA Lideri Babacan, katıldığı bir televizyon programında ittifaka ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Parlamenter sistem üzerinde detaylı mutabakatı şimdiden sağlarsak, seçimlerden sonra parlamenter sisteme geçmek altı aydır. İlk hedef; parlamenter sistemle ilgili ortak metnin imzalanıp, altı parti tarafından ortak bir hedef olarak belirlenmesi. Ondan sonra geçiş sürecinin yol haritasının çalışılması gerekecek. Biz arzu ediyoruz ki geçiş sürecinde de tam mutabakat sağlayalım. Eğer geçiş sürecinde tam bir mutabakat sağlarsak, o zaman bizim ittifakta yer alıp almamamızla ilgili kararımız kolaylaşır. Şu an bir adım geride duruyoruz. İzliyoruz, katkı veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Gündemin öne çıkan tartışmalarından cemaatler ve tarikatlara da değinen Babacan, “Cemaatler ve tarikatlar, bu toprakların yüzlerce yıllık bir geleneği. Yasaklamakla hiçbir şeyi çözemiyorsunuz. Yasakladığınızda kayıt dışına çıkıyorlar, daha gizli saklı oluyor her şey. Biz her zaman özgürlüklerden ve şeffaflıktan yanayız. Devletin denetim fonksiyonunun adil bir şekilde sürekli devrede olması gerektiğini düşünüyoruz. Yasakçı bir zihniyetle yüz yılların geleneğini yok edemezsiniz. Bir araya gelip ibadet yapacaklarsa ya da bir şeyler yapmak istiyorlarsa bunu gizli saklı yapmaya başlarlar” dedi.

Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamayı, “Devletin bu yapılarla herhangi bir özel ilişkiye asla girmemesi lazım. Devlete nüfuz etmek, devleti yönetmeye çalışmak, devlet yönetiminde etkili olmak, devlet gücünden hisse almak gibi işlere girdiği zaman devletin ‘Orada dur’ demesi lazım. Siz ehliyeti, liyakati, adaleti, fırsat eşitliğini getirin; cemaatler zaten kendi alanlarında kalacaktır. Devlet tarafındaki yanlışlıklar, cemaatler tarafındaki yanlışlıkları bir bakıma besliyor.” şeklinde sürdürdü.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, KRT TV’de Savaş Kerimoğlu’nun sunduğu Günaydın Türkiye programında gündemi değerlendirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Parlamenter sistem üzerinde detaylı mutabakatı şimdiden sağlarsak, seçimlerden sonra parlamenter sisteme geçmek altı aydır. İlk hedef; parlamenter sistemle ilgili ortak metnin imzalanıp, altı parti tarafından ortak bir hedef olarak belirlenmesi. Ondan sonra geçiş sürecinin yol haritasının çalışılması gerekecek. Biz arzu ediyoruz ki geçiş sürecinde de tam mutabakat sağlayalım. Eğer geçiş sürecinde tam bir mutabakat sağlarsak, o zaman bizim ittifakta yer alıp almamamızla ilgili kararımız kolaylaşır. Şu an bir adım geride duruyoruz. İzliyoruz, katkı veriyoruz.

“Öğrencilerin yatacak yeri yoksa niye üniversite açmakla övünüyorsunuz?”

Karşılaştığım yüzlerce öğrenci ‘Üniversiteyi kazandım ama yurt çıkmadı. Ailem özel yurtta veya daire tutarak beni okutacak maddi imkana sahip değil. Kaydımı yaptırmıyorum’ dedi. Devletin işini yapması, uygun fiyatlı ve kaliteli yurt imkanını öğrencilere sunması lazım. Kim istiyorsa devlet yurdunda yerini bulmalı. Bu, devletin görevi. O zaman niye açtınız bu kadar üniversiteyi? Öğrencilerin yatacak yeri yoksa niye üniversite açmakla övünüyorsunuz?

“İnandığı çerçevede örgütlenme özgürlüğü temel insan hakkıdır”

İnanç özgürlüğü, ibadet özgürlüğü, inandığı gibi yaşama özgürlüğü ve inandığı çerçevede örgütlenme özgürlüğü temel insan hakkıdır. Bu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de olan temel bir konu. Özgürlük alanından sapmamamız gerekiyor. Bunun yanında devletin, tüm sivil toplum kuruluşlarına mutlaka iyi bir denetim uygulaması gerekiyor.

“Kamuda ‘mensubiyet avantaj sağlar’ diye düşünülüyor”

Özellikle kamuda işe alımda, kamuda yükselmede, üst düzey görevlendirmelerde ‘Mensubiyetim olursa bana avantaj sağlar, mülakatı kolay geçerim, yöneticilik pozisyonu açıldığında abilerim ablalarım bana destek verir’ diye düşünülüyor. İşte bu yanlış. Siz devlette liyakati temel bir kural haline getirin, hak eden devlette işe girsin, ehliyet ve liyakati devlet yönetimine derç edin; o zaman insanların sırf bu sebeple mensubiyet arayışı kalmaz.

“Hukukun üstünlüğü olduğunda bu yapılara olan ilgi azalacaktır”

Hukukun üstünlüğü olduğunda ve yargı sistemi iyi işlediğinde bu yapılara olan ilgi bir miktar azalacaktır. ‘Ülkede hukuk yok, adalet yok. Yarın başıma iş geldiğinde yapayalnız ortada kalırım’ hissiyatı da cazibeyi artırıyor. ‘Mensubiyetim olursa, haksızlığa uğradığımda, mahkemeye düştüğümde abilerim ablalarım bana yardımcı olur’ hissiyatı var. Devlet olarak yargıyı düzgün işletin, her vatandaşınızın hakkını hukukunu adil ve hızlı bir yargıyla koruyun; bu tür yapılara olan ihtiyacı, mensubiyet hissini, sadece bu sebeple cazibe merkezi olmasını önlersiniz.

“Yasakladığınızda her şey daha gizli saklı olur”

Cemaatler ve tarikatlar, bu toprakların yüzlerce yıllık bir geleneği. Yasaklamakla hiçbir şeyi çözemiyorsunuz. Yasakladığınızda kayıt dışına çıkıyorlar, daha gizli saklı oluyor her şey. Biz her zaman özgürlüklerden ve şeffaflıktan yanayız. Devletin denetim fonksiyonunun adil bir şekilde sürekli devrede olması gerektiğini düşünüyoruz. Yasakçı bir zihniyetle yüz yılların geleneğini yok edemezsiniz. Bir araya gelip ibadet yapacaklarsa ya da bir şeyler yapmak istiyorlarsa bunu gizli saklı yapmaya başlarlar.

“Devlet, bu yapılarla herhangi bir özel ilişkiye asla girmemeli”

Devletin bu yapılarla herhangi bir özel ilişkiye asla girmemesi lazım. Devlete nüfuz etmek, devleti yönetmeye çalışmak, devlet yönetiminde etkili olmak, devlet gücünden hisse almak gibi işlere girdiği zaman devletin ‘Orada dur’ demesi lazım. Siz ehliyeti, liyakati, adaleti, fırsat eşitliğini getirin; cemaatler zaten kendi alanlarında kalacaktır. Devlet tarafındaki yanlışlıklar, cemaatler tarafındaki yanlışlıkları bir bakıma besliyor.

“TÜİK bile yüzde 40’un altında enflasyon açıklayamayacak”

Türkiye’de maliyetler çok hızlı arttı. Ancak bu fiyatlar henüz tüketici fiyatlarına tam aktarılmadı. Onun için ocakta, şubatta, martta çok yüksek enflasyon gelecek. TÜİK bile yüzde 40’ın altında enflasyon açıklayamayacak. Enflasyonu düşürmek için öncelikle Allah’ın verdiği aklı kullanmak, bilimle hareket etmek lazım. Bilmiyorsa, bilenlere sorması lazım. Türkiye’de şu anda kronik yüksek enflasyon dönemi var. Allah korusun, yanlış politikalar ve hatalarda ısrar ülkeyi hiper enflasyona bile götürebilir.”

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a: Kimi Kandırmaya Çalışıyorsunuz?

DEVA Lideri Babacan, partisinin bugünkü grup toplantısında “Ülkedeki enflasyon artışı nispeten diğer ülkelerin altında kalmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, dünyadaki enflasyon rakamlarını göstererek ““Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz?” şeklinde cevap verdi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “G20 ülkelerinde bir Arjantin Türkiye’den yüksek görünüyor, yüzde 51. Türkiye’deki enflasyon yüzde 36 mı? Bağımsız bir araştırma grubu var, onların hesabına göre 80. Grafiğe yüzde 80’i koysak, grafik tavanı deler geçer. Hangi ülkeye göre göreli olarak daha iyiymişiz? Bu ülkenin gerçek enflasyonu, hem G20’de hem de OECD’de en yüksek enflasyondur. Belli ki Beştepe’de enflasyon falan yaşamıyor. Ekmek elden su gölden. Keçiören’deki dairede yaşasaydı, 3-4 komşusu olsaydı, hiç olmazsa girerken çıkarken komşularla karşılaşıp gerçek enflasyonu duyabilirdi.” ifadelerini kullandı.

Babacan, üniversite öğrencisi Enes Kara’nın kaldığı cemaat yurdunda yaşadığı baskılar nedeniyle yaşamına son vermesi hakkında açıklamalarda bulundu. “Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman maddi durumu iyi olan ailelerle zayıf olan ailelerin çocukları arasında böylesine bir eşitsizlik oluşmamıştı. Ortada çok büyük bir haksızlık ve adaletsizlik var. Bunun bedelini gençlerimiz ödüyor” diyen Babacan, “Gençler arasındaki en yaygın hissiyat yaşayacak başka bir ülke aramak. Ülkeden kaçamayan içinde olduğu cendereyle baş etmeye çalışıyor. Ağır bir depresyon yaşanıyor. Devlet kendi evlatlarına ağır bir depresyon sunuyor. Türkiye gitmek isteyip gidemeyenlerin ülkesi oldu.” dedi.

“Beğenmedikleri her şey kapatılsın istiyorlar” diyen Babacan, “Ülkedeki hukuk kırıntısının sahibi olarak bir Anayasa Mahkemesi kalmış, onu da kapatalım diyor. Almışlar ellerine bir çekiç, gördükleri her şeyi çivi sanıp saldırıyorlar” ifadelerini kullandı. Babacan, şöyle devam etti: “Çeyrek yüzyıldır koltuğunda oturan krizlerin ortağı Bahçeli’nin yine ortak olduğu bir iktidar bugünün hiçbir sorununu çözemez. Koltuğa sarılan Erdoğan artık hangi sorunu çözebilir. Son 4 yıldır ülke patinajda.”

Enes’in intiharının ardından cemaat ve tarikat yurtlarının kapatılması gerektiğini vurgulayanları hedef alan Babacan, “Gencecik Enes’in ardından şunlar bunlar kapatılsın diyorlar. Bu ülkede kapatmak dışında başka bir çözüm önerisi yok mu? Devletin görevi gençlere kaliteli ve hesaplı yurt imkanı sunmaktır” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında gündemi değerlendirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Genç bir tıp öğrencisi arkadaşımız Enes Kara canına kıydı. Enes’ten bize, ülkenin gençlerinin sesi niteliğinde son bir mektup ve video kaldı. Enes’in son konuşması mevcut durumun ifşasıydı. Kötü yönetim nedeniyle hayalleri elinden alınan, yarınları ipotek altına alınan gençlerin sistematik bir şekilde dışlandığı bir düzenin ifşasıydı. Kantinde çay içemeyen, kitap almaya harçlığı yetmeyen, arkadaşlarıyla kafede oturamayan gençlerin hapsedildiği hayatın ifşasıydı.

Ülkeyi yönetenler gençlerin sorunlarına kulak kabartmak yerine onlara hakaret ediyorlar. Gençler de çareyi kaçacak ülke aramakta buluyor. Ülkeden kaçamayan, içinde olduğu cendereyle baş etmeye çalışıyor. Bugünkü hükûmet, kendi evlatlarına ağır bir depresyon sunuyor. Size sormak istiyorum: İktidarda bu otokrat ittifak kaldığı sürece başka bir Türkiye mümkün olacak mı?”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi’nin ve Türk Tabipleri Birliği’nin kapatılmasını istediği görüntüleri izleten Babacan şunları söyledi:

“Beğenmedikleri her şey kapatılsın istiyorlar. Sürekli ayrıştırma, düşman üretme… Başka bir şey bildikleri yok. Ülkedeki hukuk kırıntısının sahibi olarak bir Anayasa Mahkemesi kalmış, ‘Onu da kapatalım’ diyor. Sağlık çalışanlarının ve vatandaşlarımızın haklarını dile getirenlere de ‘Susturalım’ diyor. Almışlar ellerine bir çekiç, gördükleri her şeyi çivi sanıp saldırıyorlar.

İktidar, gençlerin barınma sorununu çözmelidir. Ucuz ve nitelikli yurtlara erişim sağlanmalıdır. Ayrıca özel yurtların tamamı denetlenmelidir. Devletin görevi, gençlere kaliteli ve hesaplı yurt imkânı sunmaktır. İki lafın başında üniversite sayısını artırmakla övünen hükûmet, üniversiteler için yeterli yurt imkanını niçin hazırlamadığını da izah etmek zorundadır.

“Siz kapatmaktan, yasaklamaktan başka bir şey bilmiyor musunuz?”

Ancak meseleye bunun ötesinde bir yaklaşım, başka türlü bir otoriter yönetime davetiye çıkarmaktır. Biri çıkıp ‘Anayasa Mahkemesini, Tabipler Birliği’ni kapatalım’ diyor; öteki çıkıp ‘Vakıfların, derneklerin yurtları kapatılsın’ diyor. Ya siz kapatmaktan, yasaklamaktan başka bir şey bilmiyor musunuz? Doğru dürüst politikalarla kuralların işlemesini, kurumların iyi çalışmasını sağlayamaz mısınız? İşte biz, bu iki kutup arasındaki sıkışmışlıktan ülkeyi kurtaracağız.

Ortada bariz bir zihniyet ve yaklaşım sorunu var. Dünyada hiçbir fikir yasaklarla yok edilememiştir. Çünkü Enes’in sözlerinden anlıyoruz ki; Enes ailesinden, okulundan, kaldığı yurttan şikayetçi. Enes ülkesinden şikayetçi. Bu ülke ona umut veremedi. Eğer ailesinde, ülkesinde, yurdunda onu dinleyecek birilerini bulsaydı, belki de bu kararı almayabilirdi. Bu yüzden dinlemenin öneminden sıkça bahsediyoruz. Gençleri, arkaik kavgalarla umutsuzluğa mahkûm edemeyiz. Bu kavgalar sorunu çözmüyor. O yüzden biz birbirinin izdüşümü bu iki otoriterliği de reddediyoruz.

Çoğu zaman siyasette gençlere layık görülen de sağa sola bayrak asmak, kongre salonlarında, mitinglerde slogan atmak oldu. Biz ‘Öyle kol-bacak diye ayrım olmaz, gençlik kolları olmayacak, gençler tüm kademelerde olacaklar’ dedik. Gençlerle bir arada olacağız dedik. ‘Beraberce siyaset üreteceğiz, karar alacağız’ dedik. Gençler, partimizin karar mekanizmalarının tam merkezinde yerlerini aldılar. Seçimden seçime hatırlanan, ‘Z kuşağı’ masalları ile kandırılmaya çalışılan, ciddiyetsiz şakalarla, genel geçer vaatlerle gençlerin gündeme gelmesini kabul etmiyoruz. Bizim için gençlerin sorunları bugünün sorunlarıdır. Hiçbir sorunları ertelenemez.

“Gençlere ‘hem su hem söz sizin’ diyeceğiz”

‘Su küçüğün söz büyüğün’ demeyeceğiz. Gençlere ‘Hem su hem söz sizin’ diyeceğiz. ‘Başımıza icat çıkarın’ diyerek tüm girişimcileri destekleyeceğiz. ‘Olmaz öyle saçma şey’ diyenlere inat, gençlerin hür düşüncesinin peşinde koşacağız. Çünkü biz gençlerin kaçmak istediği değil, yaşamak istediği, tüm dünyadan gençlerin ‘3 ay, 6 ay, 1 sene kalsam’ dediği bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Biz, gençlere rağmen veya gençler için değil, gençlerle beraber buradayız.

Ülkenin partili taraflı cumhurbaşkanı son bir haftada enflasyon sorunu için önce ‘köpük’ dedi, sonra ‘müsilaj’ dedi. Bugün de ‘şişkinlik’ demiş. Ne dese tutmuyor. Çünkü ne dese kimse yutmuyor. Hiç boşuna uğraşmasın. Vatandaşlarımız enflasyonun ne olduğunu gayet iyi biliyor. Ben kavramın doğrusunu söyleyeyim. Ülkemiz partili taraflı cumhurbaşkanlığı sistemine geçtikten sonra, ‘kronik yüksek enflasyon’ dönemine girmiştir. O gün bugündür enflasyon çift hanedir. Tek haneye düşürmeleri hayaldir. Allah korusun, bu kafayla ve inatla giderlerse, ülkenin cumhurbaşkanı bilime ve akla her türlü aykırı tezini dayatırsa üç haneli enflasyon rakamları da uzak değildir.”

Babacan, partisinin bugünkü grup toplantısında “Ülkedeki enflasyon artışı nispeten diğer ülkelerin altında kalmıştır” diyen Erdoğan’ı, dünyadaki enflasyon rakamlarını göstererek yanıtladı:

“Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? G20 ülkelerinde bir Arjantin Türkiye’den yüksek görünüyor, yüzde 51. Türkiye’deki enflasyon yüzde 36 mı? Bağımsız bir araştırma grubu var, onların hesabına göre 80. Grafiğe yüzde 80’i koysak, grafik tavanı deler geçer. Hangi ülkeye göre göreli olarak daha iyiymişiz? Bu ülkenin gerçek enflasyonu, hem G20’de hem de OECD’de en yüksek enflasyondur. Belli ki Beştepe’de enflasyon falan yaşamıyor. Ekmek elden su gölden. Keçiören’deki dairede yaşasaydı, 3-4 komşusu olsaydı, hiç olmazsa girerken çıkarken komşularla karşılaşıp gerçek enflasyonu duyabilirdi.

“Ne Şampiyonlar Ligi, ekonomiyi küme düşürdün”

Ekonomiyi batırdı, mahvetti, perişan etti, şimdi de çıkmış ‘Ekonomide Şampiyonlar Ligi’nin parçası olacağız’ demiş. Ne Şampiyonlar Ligi yahu? Ekonomiyi defalarca küme düşürdün. Her yıl bir alt kümeye düşüyoruz. Biz ayrıldıktan, ortak akıl ve istişare terk edildikten, dürüst ve ehil insanlar sistemden çıktıktan sonra ülkenin kredi notu yatırım yapılabilir seviyeden tam 5 kat aşağı indi. 5. bodrumda şu an. İşte tam da bu yüzden, artık bu takıma yepyeni yöneticiler gerekiyor. Bir takımı her yıl beş defa arka arkaya küme düşüren birisini takımın başında tutmazlar, değil mi?”

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Yeniden Bir Araya Geliyor

Altı muhalefet partisi CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e ilişkin yürüttükleri ortak metin çalışması kapsamında hedefledikleri son redaksiyon toplantısı iki haftadır yapılamayınca, kulislerde imza krizi yaşandığı öne sürülmüştü.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; Gelecek Partisi’nin son toplantıya katılmak istemediği iddia edilirken Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün “Parti liderleri, imza atılıp atılmayacağını, çalışmanın kamuoyuna ne şekilde sunulacağını kendi aralarında belirleyecektir. Zaman zaman yavaşlar, zaman zaman hızlanır. Böylesi önemli bir çalışmanın akamete uğrayacağını tahmin etmiyorum” ifadesini kullanmıştı.

Davutoğlu ve Karamollaoğlu ile görüştü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu dün akşam sürpriz bir şekilde bir araya geldi. Görüşmede Davutoğlu’nun seçim öncesi ittifak görüşmeleri de dahil olmak üzere seçim sonrası Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş süreci ile ilgili yaklaşımlarını Kılıçdaroğlu’na aktardığı ifade edildi. Kılıçdaroğlu, bu görüşmenin ardından da hastanede tedavi gören Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu ziyaret etti.

Salı günü saat 17.00’de

Dün akşamki liderler görüşmesinin ardından bu sabah değerlendirmelerde bulunan 6 muhalefet partisinin genel başkan yardımcıları ortak metne son şeklini vermek ve redaksiyon toplantısını yapmak üzere önümüzdeki Salı günü saat 17.00’de TBMM’de bir araya gelme kararı aldı.

Uzlaşılan ilkeler ortak metne işlendi

6 muhalefet partisinin, seçim sonrasında parlamenter sisteme dönüşe ilişkin yol haritası ve ilkelerin belirlenmesi amacıyla ilkini Eylül ayında başlattığı toplantılara CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya ve Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp katılıyordu. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi doğrultusunda yasama, yürütme ve yargı alanlarında kapsamlı düzenlemelere gidilmiş, bu alanlarda önemli olan ve üzerinde uzlaşılan ilkeler öngörülerek ortak metne işlenmişti.

Paylaşın

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de Gelecek Partisi Çatlağı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e ilişkin yürüttükleri çalışma kapsamında hedeflenen son redaksiyon toplantısı iki haftadır yapılamayınca, kulislerde imza krizi yaşandığı iddia edildi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; 6 muhalefet partisinin genel başkan yardımcıları, ortak metin için 21 Aralık’ta TBMM’de bir araya gelirken, toplantı sonrasında yapılan açıklamalarda tüm başlıklarda uzlaşıldığı belirtilmişti. Parti temsilcilerinin 28 Aralık’ta son olarak redaksiyon için toplanacakları ve sonrasında ortak metnin genel başkanlara sunulacağı açıklanmıştı.

Ancak o günden bu yana TBMM’de bir toplantı yapılmaması Ankara kulislerini de hareketlendirdi. Muhalefet bloku içerisinde yer alan bazı partilerin üst düzey yöneticilerinden alınan bilgiye göre, Gelecek Partisi, “Ortak metin çalışması, ittifak görüntüsüne neden oluyor” endişesini dile getirdi. İddiaya göre Gelecek Partisi yetkilileri, bu gerekçeyle “Son toplantıyı ve ortak metne imza atılmasını bir süre askıya alalım” talebinde bulundu.

İkna çabası sürüyor

Buna karşın başta CHP, Demokrat Parti ve bazı İYİ Partili yetkililerin ortak metni imzalaması için Gelecek Partisi’ne yönelik ikna çabası içerisinde oldukları belirtildi. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 6’lı toplantılarda çok güzel bir ürün ortaya çıktığını ifade etti. Üstün, “Bu ürünün, çıkan bu ortak metnin, heba olmasını hiç kimse istemez, Gelecek Partisi hiç istemez” dedi.

“Akamete uğrayacağını tahmin etmiyorum”

Ortak metinle ilgili parti başkanlık kuruluna kapsamlı bir sunum yaptığını ve genel başkanın da bazı notlar aldığını ifade eden Üstün, “Metin üzerinde ciddi bir çalışma yürüttük. Varsa değişiklik önerileri, liderler toplantısında sunulabilir. Biz bu metnin ilk yazarıyız, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemini ete kemiğe büründüren parti, Gelecek Partisi’dir” ifadelerini kullandı. Üstün, “Redaksiyon toplantısı henüz neden yapılamadı?” sorusunu ise şu sözlerle yanıtladı: “Redaksiyon toplantısı her zaman yapılabilir. Metin kamuoyuna tam sunulacak noktaya geldiğinde yapılabilir. Bizim 6 partinin temsilcileri açısından son aşamaya geldi. Yapılacak işlem neredeyse kalmadı gibi.”

Üstün, “Gelecek Partisi, ortak metne imza atmak istemiyor mu?” sorusu üzerine de, çalışmaya son şeklinin genel başkanlar tarafından verileceğini belirterek, şunları söyledi: “Parti liderleri, imza atılıp atılmayacağını, çalışmanın kamuoyuna ne şekilde sunulacağını kendi aralarında belirleyecektir. Süreci şu ana kadar sağlıklı yürüttük. Zaman zaman yavaşlar, zaman zaman hızlanır. Sadece bizim karar vereceğimiz konular değil. Partilerin kendi iç programları var. Böylesi önemli bir çalışmanın akamete uğrayacağını tahmin etmiyorum.”

Üstün: “İttifak görüntüsü” endişemiz yok

Üstün, “Gelecek Partisi, ittifak görüntüsü içerisinde yer almaktan endişe duyuyor mu?” sorusu üzerine de şunları söyledi: “Biz bu meselenin bir siyasi ittifakla alakalı olmadığını söylüyoruz. Bir siyasi ittifak arayışı başka bir şeydir, böylesi bir konuda iş birliği yapmak da başka bir durumdur. Bu aslında siyasi partiler arasında iş birliğidir. İş birliği ile siyasi ittifakları ayırmak lazım. Bu anlamda bir endişemiz yok. İttifak süreçleri olacaksa bunlar ayrı zeminde yürür.”

Uzlaşılan ilkeler ortak metne işlendi

6 muhalefet partisinin, seçim sonrasında parlamenter sisteme dönüşe ilişkin yol haritası ve ilkelerin belirlenmesi amacıyla ilkini Eylül ayında başlattığı toplantılara CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya ve Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp katılıyordu. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi doğrultusunda yasama, yürütme ve yargı alanlarında kapsamlı düzenlemelere gidilmiş, bu alanlarda önemli olan ve üzerinde uzlaşılan ilkeler öngörülerek ortak metne işlenmişti.

Paylaşın

Babacan’dan Çarpıcı ’20 Aralık Gecesi’ İddiası: Cayır Cayır Dolar Satılmış

Doların 6-7 liralık bir düşüş yaşadığı 20 Aralık gecesine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunan DEVA Lideri Babacan, söz konusu tarihte Merkez Bankası’nın cayır cayır dolar sattığını belirterek, “Aralık ayında Merkez Bankası tam 17 milyar dolarlık döviz satmış. Bu 17 milyarın da 9 milyar dolarını gizli saklı yöntemlerle yapmış. Açıklasınlar bu 17 milyar dolar nereye gitti?” dedi

Parlamenter sisteme geçişe ilişkinde değerlendirmede bulunan Babacan, “Parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Parlamenter sistem isteyen partilerin milletvekili sayısı 360’ı, 400’ü geçtiği tabloda neyi bekleyeceğiz? 6 ay yeter. Baştan ne kadar detaylı uzlaşırsak, seçimlerden sonra anayasayı değiştirmek o kadar kolay olur. ‘Cumhurbaşkanı yetkisi çok önemli; 2-3 sene kullanılmalı’ denilirse biz bundan hemen şüphe duyarız. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ deriz.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Çalar Saat programında gündemi değerlendirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Parlamenter sistemin kendisi kadar, parlamenter sisteme geçinceye kadarki ara dönemin bugünden tasarlanması da çok önemli. Mesela, o ara dönemde seçilecek cumhurbaşkanı ‘Parlamenter sistem istiyorum’ dedi ama mevcut sisteme göre seçildi ve mevcut sistemin bütün yetkilerini aldı. Bu yetkiyi nasıl kullanacak? ‘Bu yetki çok önemli. Bana izin verin, 2-3 sene bu yetkiyi kullanmam lazım’ diyorsa olmaz. O zaman niye sistemi değiştirdik? ‘Parlamenter sistem istiyorum’ diyen cumhurbaşkanı adayı veya adaylarının geçiş döneminde nasıl çalışacaklarını baştan deklare etmeleri lazım.

Parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Parlamenter sistem isteyen partilerin milletvekili sayısı 360’ı, 400’ü geçtiği tabloda neyi bekleyeceğiz? 6 ay yeter. Baştan ne kadar detaylı uzlaşırsak, seçimlerden sonra anayasayı değiştirmek o kadar kolay olur. ‘Cumhurbaşkanı yetkisi çok önemli; 2-3 sene kullanılmalı’ denilirse biz bundan hemen şüphe duyarız. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ deriz.

‘Ekonomi kendi başına izole bir alan değildir’

Krizin çözülmesi sadece ekonomi politikalarıyla olmaz. Hukuk, adalet, iyi bir eğitim politikası, dış politikada akılcı çalışma olmadan ekonomik sorunları çözemezsiniz. Ekonomi kendi başına izole bir alan değildir, topyekûn çözümün ancak bir parçası olabilir. Türkiye ekonomisindeki krizleri çözmek istiyorsak öncelikle zemini sağlamlaştırmak gerekiyor. Ekonominin zemininde hukuk vardır, adalet vardır, insan hakları vardır.

Ayın 20’sinde Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu var. Ne olacak, kimse bilmiyor. Merkez Bankası’nın kendisi de bilmiyor. Son gece Erdoğan ne talimat verirse, sabahleyin Merkez Bankası onu yapacak.

20 Aralık akşamı ve ertesi birkaç gün Merkez Bankası arkadan cayır cayır dolar satmış. Aralık ayında tam 17 milyar dolar döviz satmış. Bu 17 milyarın 9 milyarını da gizli saklı yöntemlerle yapmış. Özellikle 20, 21, 22, 23 Aralık tarihlerinde gizli saklı, yoğun bir döviz satışı var. Merkez Bankasının döviz pozisyonu kasım sonundan aralık sonuna 17 milyar dolar düşmüş. Açıklasınlar bu neden düştü?

Sadece aralık ayında kredi faizi %23,50’den %29,55’e; ticari kredi faizi %18,88’den %24,37’ye çıkmış. Cumhurbaşkanının ‘Faizi indirdim, indireceğim’ dediği, sadece Merkez Bankası’nın bankalardan aldığı faiz. Onun haricindeki bütün faizler artmış. Merkez Bankası yanlış bir karar aldığı anda ileriye doğru enflasyon beklentisi artıyor. İleriye doğru enflasyon beklentisi arttığı anda bütün faizler artıyor. Bu ülkenin hazinesi 40-50 milyar faiz öderken o dönemin tertemiz bürokratlarına ‘faizci’ diyordu, meydanlarda yuhalatıyordu. Şu anda Meclis’ten geçirdiği bütçedeki faiz ödemesi 240 milyar.”

Paylaşın