DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay ve Kobani Davası tutukluları ile “Kent Uzlaşısı” çerçevesinde tutuklanan belediye başkanlarının serbest bırakılmamasının, barışın sağlam bir zemine oturmasını engellediğini söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda iç ve dış politikaya dair açıklamalarda bulundu.
Deprem bölgesindeki sorunlara değinen Hatimoğulları, “Deprem konutları depremzedelere ücretsiz verilmelidir. İmzalanan senetler yok sayılmalıdır” dedi. Deprem bölgesinde yaşanan elektrik kesintilerine değinen Hatimoğulları, “Ayıptır! Bunu hangi vicdan kabul eder. Elektrik kesintileri giderilmelidir acil şekilde” ifadelerini kullandı.
Ekonomi ile ilgili iktidara eleştirilerde bulunan Hatimoğulları, “Türkiye’de yoksulluk, geçinememe, barınamama ülkenin en yıkıcı sorunu olmaya devam ediyor. İktidar bu gerçekliğin üstünü örtmeye çalışsa da nafile” diye konuştu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Programımızın son aşamasındayız. Kalıcı fiyat istikrarının sağlarken sürdürülebilir yüksek büyüme için temelleri atıyoruz” dediğini anımsatan Hatimoğulları, “Sayın Bakan, ülkenin hali harap! İşsizlik patlaması yaşanıyor bu ülkede, enflasyon vatandaşın belini bükmedi sadece kırdı! Yurttaş aç, emekli isyanda. Ama neymiş, program son aşamasındaymış! Halkın ekonomi yönetimine inancı yüzde 10’lara düşmüş durumdadır. Bu da zaten yandaş sermaye, kaymak tabaka” eleştirisini yaptı.
Epstein dosyaları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, şunları söyledi: “Epstein dosyaları kapitalist sistemin kokuşmuşluğunu, çürümüşlüğünü, insanlığı yok edecek kadar pervasızlaştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu dosyalarda ortaya çıkan isimler, ağlar, ilişkiler sadece bir sapkının basitçe bir bir hikayesi değil; bunlar bir sistemin nasıl işlediğinin açık kanıtıdır. Epstein sadece bir birey değil, dünya siyasetini ve ticaretini etkileyen güç, para, iktidar ve ülkelerin istihbarat teşkilatlarıyla ortaklık ve cinsel istismarın kesiştiği küresel bir ağın parçası. Bu ağ; çocukları, kadınları hedef alan bir organize suç örgütüne dönüşmüş ve böyle çalışıyor.”
Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik operasyona tepki gösteren Hatimoğulları, “Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yönelik yapılan siyasi operasyonda 96 kişi gözaltına alındı. Önceki dönemde son derece çalışkan bir milletvekilimiz olan sevgili Murat Çepni, ESP’nin Genel Başkanı şu an, tutuklandı” dedi.
Hatimoğulları, şunları söyledi: “Bir dosyadan 77 insan, devrimci, sosyalist tutuklandı. Bu tutuklama keyfidir, hukuksuzdur. Dosyalara baktığımızda içinin ne kadar boş olduğunu görüyoruz. Çocuk emeğini sömüren MESEM’lere karşı yaptıkları eylemler, Suruç Katliamı’nda anma düzenlemeler, Che Guevara posteri bulundurmak, adliye sarayında görülen toplumsal davaları takip etmek, bunları suç olarak addetmişler. Bir de suç sayılan bir kitap var; Komünist Manifesto… ESP’li arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.”
İran’daki gelişmeler hakkında yorum yapan Hatimoğulları, “İran yönünden bir tufan yaklaşıyor. İran’da çıkacak bir tufan bölgenin tamamını vurabileceği gibi bütün dünyayı da sarsacaktır. İran’da halklara sıkılan her kurşun, dış mmüdahalelere zemin hazırlıyor. Çözüm ne halklara kurşun sıkmak, ne de dış müdahaledir” ifadelerini kullandı.
Suriye’de 30 Ocak mutabakatına değinen Hatimoğulları, şunları kaydetti: “Barış sürecinde somut adımlar atılmadı. Türkiye’de barışı başka dosyaların rehinesi haline getirmeyin dedik. Bugün gelinen noktada SDG ve Şam yönetimi arasında 30 Ocak mutabakatı imzalandı. Pratikte, bu mutabakatın gereklilikleri üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Uluslararası topluma düşen görev, bu mutabakatın sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için destek ve katkı sunmaktır. Türkiye’ye bu konuda çok daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. 30 Ocak mutabakatı sabote edilmemeli. Komşu ülke Suriye’de bu mutabakatın hayata geçmesi için azami düzeyde bir katkı sağlanmalı. Bu hem Suriye’nin, hem Türkiye’nin geleceği için hayati önemdedir.”
Türkiye’deki sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, “Gelelim Türkiye’deki sürece… 30 Ocak mutabakatıyla şimdilik bir yol alınıyor. Artık Türkiye’deki iktidarın ve devlet aklının elinde mazaret kalmamış oluyor. Şimdi süreci hızlandırmanın tam zamanı. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş görünüyor. Bizce bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasi ve hukuki bir çerçeve ortaya koyulmalıdır, sürecin gereklilikleri yerine getirilmelidir” diye konuştu.
Tutuklu siyasiler hakkında mesaj veren Hatimoğulları, “Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, tüm Kobani Davası tutsakları, Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve bütün siyasi maphuslar içerideyken barış sağlam bir zemine oturamaz. Kent Uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunanlar, bütün seçilmiş belediye başkanları derhal serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘Umut Hakkı’ ile ilgili de konuşan Hatimoğulları, “Umut Hakkı, sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Ayrıca şu bilinmelidir ki; bu sürecin en önemli aktörü sayın Abdullah Öcalan’dır ve buna göre hareket edilmelidir” diye konuştu.






































