CHP Lideri Kılıçdaroğlu: HDP’yi Yok Saymıyoruz

6 muhalefet partisi liderinin dünkü buluşmasında HDP’nin olmamasına ilişkin gelen eleştirilere yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “HDP’yi yok saymıyoruz. Hiçbir partiyi de yok sayamayız. Öyle yaparsak bu demokrasiye inanmadığımızı gösterir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 6 muhalefet partisi liderinin dünkü buluşmasının ardından HalkTV yazarı Fikret Bila’nın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, “Altı parti genel başkanının bir araya gelip yüz yüze ülke ve dünya sorunlarını konuşmalarını çok değerli buluyorum. Bu yönüyle siyasi tarihimiz bakımından bir kilometre taşı olduğunu düşünüyorum. Bir araya geldik ve Türkiye’yi bu koşullardan nasıl çıkarırız diye konuştuk. Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için, demokrasiyi, insan haklarını, eşitliği hayata geçirmek ekonomik sorunları çözmek üzere yola çıktık. Bir görüş ayrılığımız yok. Bundan sonra da böyle çalışacağız yine bir araya geleceğiz. Bir program etrafında çalışacağız” dedi.

“HDP’yi yok saymıyoruz, hiçbir partiyi de yok sayamayız”

Kılıçdaroğlu’na, buluşmaya HDP’nin neden davet edilmediği eleştirilerine, “HDP’yi yok saymıyoruz. Hiçbir partiyi de yok sayamayız. Öyle yaparsak bu demokrasiye inanmadığımızı gösterir. Bu çalışma, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi geçiş çalışmasını yürüten altı parti arasında yapıldı. Biliyorsunuz altı partinin genel başkan yardımcıları birlikte çalıştılar ve bir metin hazırladılar. Çok iyi çalışılmış, çok zengin bir metin. Metin üzerinde altı genel başkanın bir görüş ayrılığı yok. Bu süreçte biz her parti ile görüştük. Bu görüşmelerimiz sürecek. HDP’yle de görüşüyoruz. İhtiyaç olduğunda yine görüşeceğiz. Onlar görüşlerini paylaşmak isterlerse bize gelebilirler, ihtiyaç olduğunda biz gideriz. Görüşlerimizi paylaşırız. Kamuoyuyla da zaten paylaşıyoruz. Bir sorun yok” yanıtını verdi.

“28 Şubat tarihini özellikle seçmedik”

Kılıçdaroğlu’nun bir sonraki toplantının 28 Şubat’ta yapılacak olmasının özel bir anlamı olup olmadığını, geçmişteki 28 Şubat bildirisiyle veya CHP’nin helalleşme çağrısıyla ilgisi bulunup bulunmadığını sorusuna ilişkin şunları söyledi:

“Hayır, özellikle 28 Şubat olsun diye bir düşüncemiz olmadı. Çalışmamızı mümkün olduğu kadar zaman yitirmeden yürütmek istiyoruz. Bir sonraki toplantı için hazırlıklar yapılması gerekiyor. O açıdan mümkün olan en uygun zamanı belirledik. Yoksa bir hafta sonraya Mart başına da bırakabilirdik. Ama hazırlıkların o güne yetişebileceği düşünüldüğü için 28 Şubat olarak belirledik. 28 Şubat’ta sadece altı genel başkan olmayacak. Daha geniş bir toplantı olacak. Biçim için meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları çok önemli. O nedenle toplantıya meslek kuruluşları, barolar, sendikalar da katılacak. Sonra genel başkanlarla hep birlikte kamuoyuna açıklama yapacağız”

Kılıçdaroğlu adaylık konusunun gündeme gelip gelmediği yönündeki soruya, “Hiç gündeme gelmedi, konusu açılmadı. Biz ilkeler ve Türkiye’nin sorunları ile çözüm yolları üzerinde konuştuk” yanıtını verdi. “Millet İttifakı bundan böyle Büyük Millet İttifakı olarak mı isimlendirilecek” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Biz Güçlendirilmiş parlamenter Sistem çalışmasını yürüten altı parti olarak bir araya geldim. Millet İttifakı’nı oluşturan partiler ile Gelecek ve DEVA partileri. O nedenle henüz erken. Millet İttifakı büyüdü veya küçüldü demek için erken olduğunu düşünüyorum. Önemli olan Türkiye’yi bugünkü koşullardan çıkarmak üzere bir yola çıkılmış olmasıdır. Bu çok değerlidir. Seçim yaklaşınca bu konular da konuşulur.”

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinden Ortak Açıklama: Mutabakat Metni 28 Şubat’ta Paylaşılacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Çankaya Belediyesi Ahlatlıbel Tesisleri’nde çalışma yemeğinde bir araya geldi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantıya gelen genel başkanları ev sahibi olarak dışarıda karşıladı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, “Birbirinden farklı altı siyasi parti olarak, bizler, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldik” diyerek üzerinde uzlaşıya varılan yeni sistemle ilgili mutabakat metninin kamuoyuna 28 Şubat’ta paylaşacağı ifadeleri yer aldı.

Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bugün, Türkiye için tarihi bir gündür. Birbirinden farklı altı siyasi parti olarak, bizler, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldik.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan partiler olarak bizler, etkin ve katılımcı bir yasama, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim, tarafsız ve bağımsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem inşa etme kararlığı içindeyiz.

Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimdir.

Altı siyasi parti olarak hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde çözebilmektir.

Tam da bu inanç ve kararlılıkla, yasama, yürütme ve yargı organlarının güçlendirilmesinin yanında, demokratik hukuk devletini güçlendirmek amacıyla Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni üzerinde yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Kutuplaşmayı değil, istişare ve uzlaşmayı esas aldık.

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem öncelikli hedefimizdir”

Bugün de parti genel başkanları olarak bir araya gelerek, üzerinde uzlaşıya vardığımız yeni sistemle ilgili mutabakat metninin kamuoyuna takdimi üzerine görüştük ve 28 Şubat 2022 tarihinde milletimizle paylaşılmasında mutabık kaldık.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçmek ortak ve öncelikli hedefimizdir. Bu hedefe ulaşabilmemiz için sürecin nasıl işleyeceğinin ve bu süreçte ülkemizin nasıl yönetileceğinin yapıcı bir şekilde planlanması gerekmektedir. Bu nedenle geçiş sürecinin yol haritasının çalışılarak üzerinde mutabık kalınması ve vatandaşlarımızla paylaşılması konularında da uzlaşıya vardık.

Ayrıca bu toplantıda güncel ekonomik ve sosyal gelişmeleri değerlendirdik ve seçimlerden sonra uygulanmaya başlanacak politikalar konusunda ortak çalışma yapılabilecek alanlara ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Hedefimiz milletimizin rahat bir nefes almasını sağlamak ve refah düzeyini, kapsayıcı bir anlayışla ivedilikle yükseltmektir.

Türkiye’nin istişare ve uzlaşı ile çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber ‘biz’ düşüncesini, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, herkesin kendini eşit ve özgür vatandaş olarak gördüğü, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir.

Öte yandan hedefimiz; kamu yönetiminde şeffaflık, eşitlik, tarafsızlık ve liyakatin sağlanması, yolsuzlukla etkin mücadele edilmesi, Siyasi Etik Kanunu ile siyasi makamların millete hizmetten başka bir amacının olmamasının garanti altına alınmasıdır.

Bugün burada milletimiz adına ‘Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek için önemli bir adım attık. Bundan sonra da işbirliği alanlarını genişleterek sürdürmekte kararlıyız. Hep birlikte inşa edeceğimiz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i milletimize ve gelecek nesillere adalet, barış, refah ve huzur getirmesi inancıyla hayata geçirmeyi taahhüt ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisinin Lideri Bir Araya Geldi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Liderler Buluşmasında bir araya geldi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Liderlerin “yuvarlak masa” toplantısında ana gündem maddelerinin “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışması, seçimlere yönelik iş birliği olanakları, seçimin kazanılması halinde “parlamenter sisteme geçiş” süreci planlaması ve cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği olması bekleniyor.

Uzun süredir ikili görüşmeler yapan 6 muhalefet partisinin lideri ilk kez birlikte masaya oturdu. Çankaya Belediyesi’ne ait Ahlatlıbel Tesisleri’nde “akşam yemeği” olarak organize edilen buluşma yerel saatle 19.00’da başladı.

Liderler, geçen Aralık ayı sonunda tamamlanan “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışması konusunda da ilk kez birlikte değerlendirme fırsatı bulacak. Bu önerinin kamuoyuna nasıl açıklanacağı konusunun da bu toplantıda netleştirilmesi bekleniyor.

Ön şart, kırmızı çizgi yok

Altı siyasi parti liderinin aynı masa etrafında bir araya gelmesi, Türkiye siyasetinde sık tanık olunan bir durum değil. O nedenle de bu buluşma, tüm katılımcılar tarafından “çok kıymetli” sözleriyle ifade ediliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre buluşma masasına, seçim öncesi ve sonrası sürecinin nasıl planlanacağı, ittifakın genişleyip genişlemeyeceği dahil, seçim iş birliğine ilişkin hemen her konu gündeme gelebilir.

Bu kapsamda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun bir süre önce Kılıçdaroğlu ve Akşener’le ikili görüşmeler yaparak “Millet İttifakı’nın adının ve yapısının değiştirilmesi” önerisinin de gündeme gelmesi olası görülüyor.

İYİ Parti’nin “marka değeri” olduğunu belirttiği Millet İttifakı’nın isminin değiştirilmesine sıcak bakmadığı biliniyor.

CHP kurmayları ise liderler buluşmasında her şeyin konuşulabileceğine dikkat çekerek “Kategorik olarak ‘şunu konuşmayız, şu konuları ele alabiliriz’ gibi bir ön şartımız, kırmızı çizgimiz yok. Farklı siyasi geleneklerden gelen partilerin bir araya gelmesi son derece kıymetli. Sayın Davutoğlu da önerisini gündeme getirebilir, kabul görür, görmez o ayrı bir şey” görüşünü dile getiriyor.

Ancak ittifakın yapısının nasıl olacağının konuşulması için öncelikle tarafların “ittifaka katılma konusunda irade beyanı” ortaya koyması gerektiği vurgulanarak “Aynı masada oturduğumuza göre yarın öbür gün beraber yol yürüyebiliriz, fikir kafalarda oluştuysa bunlar konuşulabilir. Kabul görür, görmez, onu bilemeyiz ama konuşulur. Siyasi perspektifimize uygun her konu o masada konuşulur” değerlendirmesi yapılıyor.

Görüşmelerin devamı gelebilir

Liderlerin bu ilk buluşmasının ardından devamının da geleceği ifade ediliyor. İttifakın nasıl genişleyeceği, seçim öncesi ve sonrası sürecin planlanmasının yanı sıra en kritik konulardan olan muhalefetin cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği konusunda görüş alışverişinde bulunulabileceği ifade ediliyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olma konusunda istekli olduğu uzun süredir konuşuluyor. Ancak ilk toplantıda kimin aday olacağı gibi kritik bir konuya girilmesi beklenmiyor, adayın kim olacağının ancak seçim sürecine girildiğinde netleşeceğine dikkat çekiliyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Erdoğan’ı Siyaseten Yenmemiz Lazım

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığı konusunda açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Erdoğan bunun arkasına sığınarak, kendisine mağduriyet yaratmaya çalışıyor. Bizden de bir sürü arkadaş, ‘vay efendim Erdoğan iki dönem oldu, bir daha olmayacak. Anayasaya aykırı falan filan’ Ben de biliyorum.” dedi.

Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Ama ortada anayasayı uygulayacak kim? Nereye başvuracaksın? Siz Anayasa Mahkemesi’ni askıya almışsınız, anayasayı askıya almışsınız, anayasanın emredici hükümlerini uygulamıyorsunuz, AİHM kararlarını uygulamıyorsunuz. Yeri geldiğinde ‘AİHM kararlarına uymuyorum, saygı da duymuyorum’ diye açıklama yapıyor. Şimdi böyle bir kişiyi siyaseten yenmemiz lazım. Sandığı koyacağız, milletin takdirine sunacağız.” ifadelerini kullandı.

CHP’den ayrılarak AK Parti’ye geçen Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’ın “CHP’de namazı A4 kağıtları üstünde kılıyordum” sözlerinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, “Siyasette kulvar değiştirebilirsiniz, bunu bir noktaya kadar anlayışla karşılayabilirim ama yalan söylemek, gerçekleri saptırmak asla doğru değildir. Doğruları söylemek lazım. Seccademiz var, oturur namazını kılarsın kimse bir şey demez ki” dedi.

Muhalefet partilerinin liderlerinin hafta sonu yapacağı buluşmaya da değinen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Toplantıyı cumartesi günü Ankara’da Çankaya’da yapacağız. Bir yuvarlak masanın etrafında oturacağız. Güçlendirilmiş parlamenter sistemin kamuoyuna duyurulması lazım. Oturup, karar alacağız. 6 lideri de buluşturan demokrasi talebidir, yapılan harcamaların hesabının vatandaşa verilmesidir. Diğer partilerin de taleplerini de liderler açıklarlar. Ben de açıklamaları takip ederim. Bugünden bir şey söylemem doğru değil.”

Millet İttifakı’nda kriz mi var?” sorusunu da yanıtlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Havuz medyası alır bunları işler, kriz çıktı der. Hepimiz insanın oturur konuşuruz. Bunu krize, kavgaya dönüştürmek… Böyle bir şey hiç olmadı. ‘Kriz oldu, gerginlik oldu’ bunların hiçbiri doğru değil” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TV5 canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle;

Erdoğan’ın adaylığı

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ‘ben uymam’ diyorsun. Anayasada açık hüküm var. Sırf  AHİM kararlarına uyalım diye Anayasa değiştirildi. En üst mahkeme orası. Kendi dönemlerinde oldu bu. Demokratikleşmenin, AB’ye uyumun gereği olarak ifade edildi.

Anayasa Mahkemesi’nin kararını en alttaki mahkeme uygulamıyor. Böyle bir tablo içerisinde Erdoğan’ın bir daha cumhurbaşkanı mı olacak, bir daha olmayacak mı? falan filan bu tartışmalar entelektüel düzeyde yapılabilir, hukuk düzeyinde yapılabilir ama bugün Türkiye’nin yaşadığı siyaset zemininde bu tartışmalar sadece Erdoğan’a yarar.

Erdoğan yine çıkıp meydanlara diyecek ki, ‘Bak cumhurbaşkanı olacağım yine karşıma 367 garabeti çıkardılar, cumhurbaşkanlığıma engel oluyorlar’ diyecek. Adım gibi biliyorum. Bu tartışmayı biraz da onun için yapıyor. O nedenle dedim, ‘kardeşim getir sandığı seçimi yapalım’. Niye korkuyorsun?

İstanbul seçimlerinde bir zarfın içine 4 tane oy pusulası koyuyorsunuz. Yüksek Seçim Kurulu ne dedi? 4 oy pusulasından birisi doğru değil, diğer 3’ü doğrudur. Diğer 3’ünün neden doğru olmadığına karar vermiyorsun? Bir adam sahtekarlık yapıp zarfa koyduysa tamamını iptal edersin. Etmediler, niçin? Erdoğan’dan talimat aldıkları için.

Türkiye’de hukuk yok, Türkiye’de hukuk askıya alınmış vaziyette. Türkiye’de anayasa var, şeklen var ama uygulanabilir bir anayasa maalesef yok. Biz niye diyoruz ki, ‘cumhuriyetin ikinci yüz yılında cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız’. Çünkü demokrasi olmadığı için. Bunu dillendiriyoruz.

Erdoğan bunun arkasına sığınarak, kendisine mağduriyet yaratmaya çalışıyor. Bizden de bir sürü arkadaş, ‘vay efendim Erdoğan iki dönem oldu, bir daha olmayacak. Anayasaya aykırı falan filan’ Ben de biliyorum.

Ama ortada anayasayı uygulayacak kim? Nereye başvuracaksın? Siz Anayasa Mahkemesi’ni askıya almışsınız, anayasayı askıya almışsınız, anayasanın emredici hükümlerini uygulamıyorsunuz, AİHM kararlarını uygulamıyorsunuz.

Yeri geldiğinde ‘AİHM kararlarına uymuyorum, saygı da duymuyorum’ diye açıklama yapıyor. Şimdi böyle bir kişiyi siyaseten yenmemiz lazım. Sandığı koyacağız, milletin takdirine sunacağız.

Devlet Bahçeli’ye yanıt

Bahçeli’nin şöyle bir özlemi var: CHP’nin kendisini hedef almasını istiyor. Biz oradan kaçınıyoruz, ciddiye almıyoruz. Bahçeli’yi ciddiye almıyoruz, o da Saray’dan talimat alıyor. Sayın Bahçeli de biliyor ki Anayasa değişmeden Erdoğan bir daha cumhurbaşkanı adayı olamaz. ‘Biz bunu değiştireceğiz’ diyor.

Değiştirsinler, güçleri yetiyorsa getirsinler parlamentoya  değiştirmekle ilgili önergeyi sunsunlar. Hatta önergeyi MHP bile hazırlayabilir. Ak Parti’ye jest olsun diye ‘Senin önergeni ben hazırlayacağım, ben vereceğim. Tekrar cumhurbaşkanı adayı olabilirsin diyebilir.

Millet İttifakı genişleyecek mi?

Toplantıyı cumartesi günü Ankara’da Çankaya’da yapacağız. Bir yuvarlak masanın etrafında oturacağız. Güçlendirilmiş parlamenter sistemin kamuoyuna duyurulması lazım. Oturup, karar alacağız. 6 lideri de buluşturan demokrasi talebidir, yapılan harcamaların hesabının vatandaşa verilmesidir. Diğer partilerin de taleplerini de liderler açıklarlar. Ben de açıklamaları takip ederim.

Bugünden bir şey söylemem doğru değil. Türkiye’de elektrik zamları var. Doğal olarak bu da tartışılabilir. İkinci adım ne olmalı? Bunlar konuşulabilir. Sorunsuz hiçbir alanımız yok. Sorunlar çözüleceğine daha da derinleşiyor. Bugün de söyledim mutfaklarda yangın var diyorduk, artık her odada yangın var. İnsanlar artık televizyon ışığında oturmaya başladılar. Bu tablo karşısında bizim sessiz kalmamız mümkün değil.

Bir araya geldiğimizde ekonomi de konuşuluyor.Ben sağ duyunun egemen olacağını düşünüyorum. Türkiye’nin yaşadığı bütün sorunların demokratik yollarla çözülebileceğini düşünüyorum. Bütün imkanlar var ama yönetemiyorlar.

İyi bir yönetimi Türkiye hak ediyor. İlk kez 6 genel başkan fotoğraf vereceğiz. Bu fotoğrafta son derece önemli bir fotoğraf. Çünkü; o fotoğrafta demokrasiyi isteyen liderler bir arada olacak.

Millet İttifakı’nda kriz iddiası

Havuz medyası alır bunları işler, kriz çıktı der. Hepimiz insanın oturur konuşuruz. Bunu krize, kavgaya dönüştürmek… Böyle bir şey hiç olmadı. ‘Kriz oldu, gerginlik oldu’ bunların hiçbiri doğru değil.”

Paylaşın

CHP’li 11 Büyükşehir Belediye Başkanından Dikkat Çeken ‘Bildiri’

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) 11 büyükşehir belediye başkanı ortak bir bildiri yayımlayarak “Belediyelerimiz üzerindeki yük taşınabilir olmaktan çıkmıştır” dedi ve hükümeti yerel yönetimlere destek vermeye çağırdı.

Bildiride 11 belediyenin vatandaşa sundukları hizmetleri aksatmama konusunda, çok ciddi mücadeleler verdiği belirtilerek şöyle denildi:

“Hükümet yetkililerini Türkiye’deki bu ekonomik zorluklar sırasında, yerel yönetimleri desteklemeye davet ediyoruz. Mazot, elektrik, doğal gaz, un vesaire gibi maliyetlerin etkisiyle, tüm Türkiye’deki belediyeler, hizmetleri devam ettirme noktasında oldukça zorlanmaktadır. Kentlerimiz için hayati öneme sahip hizmetlerle ilgili ihaleler dahi yapılamayacak noktaya gelmiştir.

Bu durum, ihalelere katılan firmaları da zora düşürmektedir. Bu kapsamda, merkezi hükümetten beklentimiz ve talebimiz; yerel yönetimlere yönelik bazı vergi indirimlerine gidilmesi ve hayati öneme sahip konularda sübvansiyon desteği verilmesidir.

Örneğin; toplu ulaşımda, KDV ve ÖTV istisnası getirilmelidir. Artan enerji maliyetlerini, özellikle raylı sistemler, elektrik ve su gibi giderlerini düşürecek bazı vergi indirimlerine gidilmelidir. Bu ve benzeri seçeneklerin düşünülmesi, Türkiye’deki bütün yerel yönetimler için önemli olacaktır.”

‘Teftişten çekinmiyoruz’

Açıklamada hiçbir belediyenin teftişten çekinmediği belirtilerek “Hiçbir belediyemiz, usulüne uygun her türlü teftiş ve denetime tabi olmaktan asla rahatsızlık duymaz. Ama yapılan bir kısım manipülasyonlar veya uydurma gündemler üzerinden yaklaşımlarla, uygunsuz teftişlere de karşı olduğumuzu vurgulamak zorundayız” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Halk Perişan

Isparta’da perşembe gününden itibaren yaşanan elektrik kesintisine tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Beceriksiz yönetimin sonucu halk perişan! Yaşanan skandalın sebebi; özelleştirilmiş elektrik dağıtımı ve yollar. Araştırma önergesi vereceğiz, reddedecekler” dedi.

Haber Merkezi / CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yoğun kar yağışının hayatı felç ettiği Isparta’da günlerdir yaşanan elektrik kesintisini sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile eleştirdi.

Açıklamasında ana muhalefet partisine mensup milletvekillerinin günlerdir Isparta halkı ile birlikte olduğunu belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Beceriksiz yönetimin sonucu halk perişan! Yaşanan skandalın sebebi; özelleştirilmiş elektrik dağıtımı ve yollar. Araştırma önergesi vereceğiz, reddedecekler” dedi.

Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İngiliz Büyükelçi Dominick Chilcott ile yediği yemeğe dair MOBESE kayıtlarının basına servis edilmesine göndermede bulunarak şunları kaydetti: “Mobese’lerden ses yok tabii. Trollerde büyük sessizlik.”

Belediye başkanı iddiaları yalanladı

Öte yandan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, CNN Türk yayınına katılarak “akşama kadar tüm şehre elektrik verileceğini” açıkladı. Bir kişinin soğuktan donarak öldüğü iddialarını da yalanladı.

Ara tatil sonrası ülke genelinde 7 Şubat’ta okullar yeniden açılıyor. Isparta’da ise Pazar günü açıklanan kararla, şehirde ilk ve orta dereceli okullar bir hafta daha tatil edildi.

“Yüzde 95’ine elektrik verildi”

Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.’den ise kentteki elektrik kesintisi ve yapılan çalışmalar hakkında Cumartesi günü yazılı bir açıklama yapıldı.

Açıklamada “saatlerce hiç durmadan yağan karın yarattığı yük ve aşırı buzlanmanın etkisiyle” önemli sayıda enerji nakil hattının ağır hasar aldığı belirtildi.

“Isparta ili genelinde 299 bin abonemiz bulunmakta olup abonelerimizin yüzde 95’ine an itibari ile enerji sağlanmıştır” ifadesinin yer aldığı açıklamada kesinti ve arızayla mücadele edildiği aktarıldı:

“İl merkezindeki 582 alçak gerilim kesinti ihbarına, 201 saha personelimiz ve 75 araç ile müdahale edilmektedir.”

Şirket ilk anda Isparta ili, ilçe ve köylerinde 113 bin aboneye enerji verilemezken bu sayının 16 bin aboneye kadar indiğini belirtti.

CHP’li Cesur konuyu TBMM’ye taşıdı

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, Isparta’da kar yağışı ile başlayan ve elektrik kesintisi ile devam eden krizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı.

Cumhuriyet gazetesine konuşan Cesur, ulaşımda ciddi sıkıntılar bulunduğunu ve oksijen tüpüyle yaşayanlar için endişelendiklerini söyledi.

Paylaşın

CHP’den Troller Raporu: 12 Bin Hesap, Ayda 300 Bin Tweet

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ve CHP’ye yönelik hakaretler içeren sosyal medya içeriklerini üreten trol hesaplara ilişkin hazırlanan araştırma raporunda çarpıcı tespitler yer aldı.

Organize trol faaliyetlerini mercek altına alan çalışmada, trol hesaplardan CHP ve Kılıçdaroğlu hakkında aylık 400 gönderiye ulaşan sıklıkta içerik üretildiği ve altı ayda 300 binin üzerinde gönderinin yaygınlaştırıldığı belirlendi.

Birgün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre; Bir araştırma grubu tarafından hazırlanan ve trol faaliyetlerinin incelendiği rapora temel oluşturan veri seti, yüksek oranda Kılıçdaroğlu’nu ve düşük oranda CHP’yi etiketleyen 754 bin 975 gönderiden oluştu. Nisan 2021-Eylül 2021 tarihleri arasındaki altı aylık dönemi kapsayan incelemede özetle şu bulgulara ulaşıldı:

Küfür, hakaret: CHP ve Kılıçdaroğlu aleyhinde aylık bazda düzenli faaliyet gösteren ortalama 10-12 bin hesabın olduğu ve bu hesapların aylık bazda ortalama 250-300 arasında hashtag ürettikleri belirlendi. Bu hesapların ürettikleri paylaşımlar ağırlıklı olarak küfür, hakaret, küçük düşürücü ve aşağılayıcı-alaycı içeriklerden oluşmaktadır.

Ayda 400 içerik: Bu hesaplar aylık 400 gönderiye ulaşan sıklıkta içerik üretebilmektedir. Rapora konu olan zaman diliminde içerik sayısı 300 bini geçmiş durumdadır.

Piramit yapılanma: Lider trol ekibinde @sencer_2023_, @avicenna_Razi, @themarginale ve @TheLaikYobaz gibi yüklenici trol hesaplar yer almaktadır. Bunların altında ise @KANLINEVZAT35, @_trakyali, @SERVETK73804671, @Sabrikontek, @3461_kmn , @Abdulla72476125 ve @JAWARECEP8 gibi taşeron trol hesaplar yer almaktadır.

Balkon isimli destek grubu: Piramidin en altında ise destek grubu olarak nitelendirilebilecek daha az sıklıkta içerik üreten, @2023TRKY, @Reis_Rte_Reis, @Vatann_Millett, @ak_balkon, @esma43188066, @KARA_DAVUT_OF61 ve @emirbrkt gibi kullanıcılar bulunmaktadır. Bu hesaplar, üretilen içerikleri dolaşıma sokmaktadır.

Sahte kimlikler: Organize trol hesaplar çoğunlukla gerçek bir kimliğe sahip bulunmamaktadırlar. Bazı trol hesapların adlarında dört ve daha fazla rakam bulunması rastgele oluşturulduklarına işaret etmektedir.

Siyasi parti çağrışımlı: Kullanıcı adları belirli bir siyasal partiye, ideolojiye ya da kişiye atıfta bulunmakta ya da bunlarla özdeşleşmektedir. Bu hesapların profilleri ya bir siyasal partinin genel başkanının fotoğrafı ya dini veya milli bir sembol ya da güzel veya yakışıklı olarak tanımlanacak kadın-erkek görsellerini içermektedir.

Organize retweet: Bu hesaplar, etkileşimi artırmak için çoğunlukla organize retweet trafiğine başvurmaktadırlar.

Tek kaynak: Trol hesaplar tek bir kaynaktan çıkmışçasına büyük oranda benzer içerikleri paylaşmaktadır.

Hepsi kayıt altında: Trol hesapların kullanıcı hesapları sıklıkla kapanabilmekte, kapanan hesap adları değiştirilerek farklı adlar adı altında yeniden aktive edilebilmektedir. Bu durumda olan hesaplardaki tüm bilgiler kayıt altına alınmıştır. Ayrıca isim değişikliği ya da farklı nedenlerle aktivitelerine devam edilen kullanıcılar da bilinmektedir.

Fake takipçiler: Trol hesaplar kısa zaman önce açılmış olsa bile binlerce takipçiye sahip olabilmektedir. Bu durum, hesapların fake olarak adlandırılan sahte takipçilere sahip olmalarından kaynaklanmaktadır.

Karşı propaganda yöntemleri yapılıyor

Trol hesapların hashtag ve içerik üretirken kullandıkları üç temel yöntem de raporda yer aldı. Bunlardan ilkinin belirli bir trol kullanıcı grubunun CHP ya da Kılıçdaroğlu hakkında gösterdikleri refleksle ortaya çıktığı belirtildi. Buna göre, CHP ya da Kılıçdaroğlu, “128 milyar dolar nerede?” gibi bir açıklama ile gündem olduğunda, trol hesaplar hemen, “128 milyar dolar yalanı” gibi hashtagler ile gündemi sabote edici tweetler üretiyor.

Belirli bir hedefe odaklanan troller, yine “Hemen seçim” gibi belirli bir hashtag altında devam eden tartışmaya dahil olup manipülasyon amaçlı içerikleri dolaşıma sokuyor. Bu faaliyet sırasında ayrıca alay, aşağılama, küfür ya da hakaret içeren içerikler üreterek tartışmalar bozguna uğratılmaya çalışılıyor.

Bir diğer yöntemde de trol kullanıcı grubu, CHP’yi ya da Kılıçdaroğlu’nu doğrudan hedef alarak itibarsızlaştırmaya çalışıyor. CHP’nin ya da Kılıçdaroğlu’nun hesaplarından yapılan paylaşımların altına küçük düşürücü hashtagler üretilerek bu paylaşımların yurttaş nezdinde kabul görmediği algısı yaratılıyor.

Rekor kanlınevzat adlı hesaba ait

754 bin 975 gönderinin incelendiği çalışmada, trollerin içerik üretim sıklığı da incelendi. İncelenen dönemde en fazla paylaşım yapılan hesabın Kılıçdaroğlu’nun, “Sapığım” dediği Nevzat Kanlı’ya ait olduğu ileri sürülen @KANLINEVZAT35 isimli hesaptan yapıldığı tespit edildi. Buna göre, bu hesap adı altında 4 bin 752, @_trakyali hesabından 4 bin 635, @SERVETK73804671 isimli hesaptan 3 bin 672, @Murat19781848 hesabından 3 bin 315 adet paylaşım yapıldı.

Aylık ortalama 250-300 arasında değişen sayıda üretildiği belirlenen hashtaglerde de ilk sırayı “#yalancıkemal” hashtagi aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yaygın kullanılan, “Yalancı” nitelemesini içeren bu hashtagler 26 bin 450 kez dolaşıma sokuldu. “#OZURDİLEKILIÇDAROĞLU” hashtagi 10 bin 460 “#YalancıBayKemal” hashtagi 8 bin 30, “#YALANCICHP” hashtagi ise 5 bin 380 kere kullanıldı.

Paylaşın

“Erdoğan, Türkiye’yi Kabile Devleti Yapmak İstiyor”

Türkiye’nin 1989’da AİHM’nin yargı yetkisini kabul ettiğini belirten CHP’li Alpay Antmen, “Erdoğan Anayasa’ya aykırı hareket ediyor. Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasını, ülkeyi bir Ortadoğu bataklığı, kabile devleti yapmak istiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala kararını tanımayacağı yönündeki açıklamasına CHP’den tepki geldi.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, Erdoğan’ın AİHM’nin Osman Kavala kararını tanımayacağı yönündeki açıklasını “Türkiye’yi Avrupa’dan, Ortadoğu bataklığına götürmek” olarak tanımladı.

“1989’da AİHM’nin yargı yetkisini Türkiye kabul etti. Yani AİHM bir iç mahkeme. Şu anda Saray ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Anayasa’ya aykırı hareket ediyor” dedi.

Antmen, açıklamasında 2004’te Anayasa’nın 90. maddesine bir hükmün eklendiğini söyleyerek “Burada kanunla, uluslararası kanun çeliştiğinde son kararın AİHM tarafından verileceği kesinleştirilmiştir. Bu artık bir iç hukuk kuralıdır” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına uymak zorunda olduğunu belirten CHP’li Vekil “AİHM’nin kararını tanımıyorum demek, ona ayar vermeye çalışmak demektir. Mahkemeden istediği kararı çıkmayınca onu tanımıyorum diyemezsin. AKP’nin ve Erdoğan’ın istediği şey Türkiye’nin Avrupa Konseyinden atılması ve ülkeyi bir Ortadoğu bataklığı, kabile devleti yapmak” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 2 Şubat’ta Gezi davasının tek tutuklusu olan Osman Kavala’nın AİHM kararına rağmen serbest bırakılmamasıyla ilgili ‘ihlal sürecini’ resmen başlatmıştı. Komite, dosyayı AİHM’e göndererek Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal edip etmediğine karar vermesini istemişti.

Dışişleri Bakanlığı da karara karşı iç hukukta devam eden dava sürecinin göz ardı edildiğini savunmuştu. Kararı siyasi saik olarak nitelendirmişti.

Erdoğan’sa “AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş, bu bizi ilgilendirmiyor. Biz kendi mahkemelerimize saygı duyulmasını bekliyoruz” açıklaması yapmıştı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Sağlık Çalışanlarının Sorunları TBMM’ye Taşındı

Sağlık çalışanlarının sorunlarını Meclis gündemine taşıyan CHP’li Yüceer, “Şiddet failleri cezasızlıktan cesaret almaktadır. 2020 yılında 11 bin 942 beyaz kod (Sağlık Bakanlığı’nın sağlıkta şiddet birimi) verildi. Beyaz kodun 2 bin 4’ü fiziksel ve sözel, 234’ü fiziksel, 9 bin 704’ü de sözel şiddet için verildi” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, sağlık emekçilerinin sorunlarını Meclis gündemine taşıdı. Türkiye’de sağlık çalışanlarının emeklerinin karşılığını alamadığını belirten Dr. Yüceer, şöyle dedi:

“Son 18 ayda 8 binin üzerinde hekim istifa etti. Son 10 yılda ise yaklaşık 5 bin genç doktorumuz yurtdışına gitti. Hekimlerimizin yüzde 45’i aylık gelirinin yetmediğini belirtiyor. Her gün sağlık çalışanlarına yönelik bir şiddet haberi görüyoruz. Sağlık çalışanlarımızın yaşamı ve halk sağlığı için sağlık emekçilerinin sorunları bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır.”

TBMM’de 2020 yılında kabul edilen yasanın da sağlıkta şiddeti önlemeye yetmediğini vurgulayan Dr. Yüceer, önergesinde şunları kaydetti:

“Hemen her gün aciller, poliklinikler, aile sağlığı merkezlerinde hasta ve yakınları tarafından sağlık çalışanlarına yönelik şiddet uygulanmaktadır. Şiddet failleri cezasızlıktan cesaret almaktadır. 2020 yılında 11 bin 942 beyaz kod (Sağlık Bakanlığı’nın sağlıkta şiddet birimi) verildi. Beyaz kodun 2 bin 4’ü fiziksel ve sözel, 234’ü fiziksel, 9 bin 704’ü de sözel şiddet için verildi.

5 bin doktor yurtdışına gitti

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) verilerine göre 18 ayda 8 binin üzerinde hekim istifa etmiştir. Yurtdışında çalışmak için TTB’den talep edilen iyi hal belgesi bine ulaşmıştır.

Yurtdışına gidebilmek için iyi hal belgesi talebinde bulunanların çoğunluğunun 26 ile 35 yaş aralığı içinde olduğu ifade edilmektedir. 2012 yılında verilen iyi hal belgesi 59 iken bu sayı 2019’da 1.047’ye, 2020’de 931’e, 21 Aralık 2021 itibarıyla ise 1.361’e ulaşmıştır. Kısacası yurtdışına başvurular on yıl içinde yaklaşık 24 kat artmıştır. Son 10 yılda toplam yaklaşık 5 bin genç doktorumuz yurt dışına gitmiştir.

Sağlık alanındaki sorunlar sağlık çalışanlarının yaşamlarını zora sokarken diğer taraftan sağlık hizmetinin sunumunu da olumsuz etkileyecek şekilde artmaktadır. Bu çerçevede, sağlık çalışanlarının sorunlarının tespit edilerek çözüme kavuşturulması, sağlık hizmeti sunumunun sorunsuz gerçekleştirilebilmesi amacıyla bir Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir.”

Paylaşın

CHP’den Türk Telekom’un Kamulaştırılması Teklifi İçin Araştırma Talebi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye Varlık Fonu’nun yeniden kamulaştırmayı planladığı Türk Telekom için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasını istedi. CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç tarafından hazırlanan araştırma önergesi TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

Önergenin gerekçesinde, Türk Telekom’un yüzde 55 hissesinin 2005 yılından bu yana Hariri Ailesi’ne ait Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’de olduğu belirtildi.

Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) hazırladığı rapora dikkat çekilden gerekçede “Ojer Telekom, 2006-2015 döneminde Türk Telekom üzerinden 5.7 milyar dolar kâr elde ederek, bu geliri Türkiye’den kaçırmıştır. Yıllarca yeniden yapılandırılan borçlar, Ojer Telekom’un Türkiye’yi terk etmesiyle bankaların sırtına kalmıştır. Kamu adına Türk Telekom’un yönetimine getirilen Yiğit Bulut, Efkan Ala, İsmet Yılmaz, İbrahim Şahin, Süleyman Karaman, Fahri Kasırga, Fuat Oktay, İbrahim Eren, Habip Soluk gibi isimler, süreci izlemekle yetinmiş, denetim görevlerini yerine getirmemiştir” denildi.

CHP, gerekçede dikkat çekilen noktalar şöyle:

“Türk Telekom, 2020 faaliyet raporuna ‘Türkiye’nin fiber dönüşümüne öncülük ederek ülkenin tamamında yüksek kalitede ve hızda internet erişimi sağlamak’ hedefi koyarken, Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü’nün Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı ‘…Türk Telekom’un özellikle fiber altyapıdaki dominant pozisyonu nedeniyle orada hâkim bir durum var ve bankalar 2026’da imtiyazın bir kısmı, faaliyetlerin önemli bir kısmını içeren bu imtiyaz biteceği için de kendi bakış açıları açısından bu yatırımı yapmayı mantıklı bulmadıkları için devamlı Türk Telekom sektöründe aslında o hepimizin eleştiri ya da şikâyet etmek durumunda kaldığı -internet yavaşlığı olsun, diğer konular olsun-durumu ortaya çıkıyor!’ şeklindeki açıklama; bu hedefin kağıt üzerinde kaldığının ve gerekli yatırımların yapılmadığının itirafı niteliğindedir.

Faturası halka

Türk Telekom’u devraldıktan sonra, borcu borçla döndürerek, kurumdan 5.7 milyar dolar gelir elde eden Hariri Ailesi, Aralık 2018’de yönetimden ayrılırken, Türk Telekom’daki yüzde 55 hissesi de ödenmeyen milyarlarca dolarlık kredilerin karşılığı olarak bankalara geçmiştir. Bankalar asıl faaliyet alanları olmamasına karşın Türk Telekom’a özel uygulama ile şirket kurarak, AKP iktidarıyla birlikte 3 yıldır Türk Telekom’u işletmektedir. Bugün Varlık Fonu’nun Türk Telekom’u yeniden kamulaştırmak için harekete geçmiştir ve kamuoyuna yansıyan haberlere göre, Varlık Fonu, Türk Telekom’un yüzde 55 hissesini alabilmek için bu hisselere sahip bankalarla kredi pazarlığı yapmaktadır. Bu da Türk Telekom özelleştirmesinden sonra kamulaştırılmasının da millete bir fatura çıkaracağının işaretidir. Millete bir fatura yüklenecekse, öncelikle bu konu TBMM’de ele alınmalıdır.

17 yılı araştırın

Bu nedenlerle; Varlık Fonu tarafından yeniden kamulaştırılması planlanan Türk Telekom’un özelleştirildiği 2005 yılından bugüne kadar geçen 17 yıllık zamanda, hem iletişim altyapısı hem de mali olarak ortaya çıkan kamu zararının boyutlarının incelenmesi, yönetici olarak atanan kamu görevlilerinin sorumluluklarının ortaya konulması, yeniden kamulaştırmanın milletin sırtına yükleyeceği faturanın ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması gerekli görülmektedir.”

Paylaşın