Mehmet Ali Çelebi, AK Parti’ye Katıldı

2018 genel seçimlerinde milletvekili seçildiği Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) ayrıldıktan sonra geçtiği Memleket Partisi’nden de istifa eden Bağımsız İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) katıldığını duyurdu.

Haber Merkezi / Mehmet Ali Çelebi, son dönemlerde AK Parti’nin terörle mücadele politikalarına verdiği destekle biliniyordu. Uzun süredir kulislerde Çelebi’nin AK Parti’ye geçeceği konuşuluyordu.

Mehmet Ali Çelebi’nin AK Parti’ye katılmasıyla birlikte AK Parti’nin parlamentodaki sandalye sayısı 287’ye yükseldi.

Çelebi, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin namuslu ellerinde yetişen asker kökenli bir milletvekili olarak yol haritamı çizen şehitlerimiz ve beni bugünlere getiren aziz milletimizdir. Açıktan tarafım. PKK-Öcalan severlerin hoş görüldüğü denklemlerde olmam düşünülemez! Vatan ve millet bütünlüğümüzü, -FETÖ, PKK terör örgütleriyle kararlı mücadeleyi, -Milli konuları (Mavi Vatan, S400, Kıbrıs, Azerbaycan, Sözde Soykırım, Tezkereler, Savunma Sanayisi) önceleyen siyasi anlayışımın gereği olarak; Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyetimizin neferi, Atatürk’ün askeri, Türk Milletinin sesi olarak yoluma Cumhur ittifakı çatısı altında AK Parti’de devam edeceğim. Kurulan yeni dünya düzeninde bölgemizdeki EGEMENLİK mücadelemiz akamete uğramadan devam etmelidir.

Davet ederek şahsımı onurlandıran Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Halkımızın dertlerine çareler üretmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çok çalışmaya devam edeceğim. Özellikle Kahraman Güvenlik Güçlerimizin, şehit aileleri ve gazilerimizin hak ve hukukuna yönelik düzenlemeler için katkı sunacağım. Mücadelemiz, dirayetimiz, direncimiz, inancımız mensubiyetinden gurur duyduğumuz Türk Milletinin var oluş gayesine hizmet, Türkiye’nin tarihsel devamlılığına sonuna kadar destektir.”

Mehmet Ali Çelebi kimdir?

Bağımsız İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, Ergenekon Davası sanıkları arasında yer almasıyla tanınmıştı. 2003 yılında İzmir Maltepe Askeri Lisesi’nden birincilikle mezun olan Çelebi, 2007’de Kara Harp Okulu’nu dördüncülükle bitirdi.

18 Eylül 2008 tarihinde Ergenekon Davası kapsamında “terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklandı ve 16.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 41 ay cezaevinde kalan Çelebi, davada sahte delillerin üretildiğinin bilirkişi raporlarıyla kanıtlanmasının ardından 2014 yılında tahliye oldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’den istifa eden Çelebi, siyasete atıldı. CHP’nin 35’inci Olağan Kurultayında 378 oy alarak Parti Meclisi’ne girdi. Şubat 2018’deki kurultayda da Parti Meclisi’ne seçilen Çelebi, 2018 Genel Seçimleri’nde CHP’den İzmir Milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi.

2018 seçiminde Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce’nin CHP’den ayrıldıktan sonra kurduğu Memleket Partisi’ne katılan Mehmet Ali Çelebi, 25 Şubat 2022’de Memleket Partisi’nden istifa ettiğini açıkladı.

Eski CHP milletvekili ve gazeteci Barış Yarkadaş, ağustos ayında Çelebi’nin AK Partili yetkililerle görüştüğünü ve AK Parti’ye katılacağını iddia etmişti. Yoluna bağımsız milletvekili olarak devam edeceğini açıklayan Çelebi, “Siyaseti bıraksam da 6+1 değil Cumhur ittifakı derim!” diyerek iktidara destek açıklamalarında bulunmuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Partizan Siyaseti Ortadan Kaldıracağız

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Yapısal değişiklikle ekonomiyi toparlarken; partizan siyaseti de ortadan kaldıracağız. Üzerinde tepinilen fay hatlarını kırmamız gerek. Şu an siyasal ortamımız yoksul siyasetçi için elverişli. Bu siyasetçiler istismarla yükselebiliyorlar. Yükselince mafyaları çeteleri getirebiliyorlar. Son 20 seneden bahsetmiyorum, Atatürk’ten sonra hep böyle oldu.” dedi ve ekledi:

“Erdoğan bu dönemlerin sonucu. Türkiye hep krize girdi ve sonuç hep hüsran. Çünkü sistem hep yeni sorunlara imkan sağlıyor. Bunu sonsuza kadar ortadan kaldırabiliriz. Yeni bir siyasi ve ekonomik vizyona ihtiyacımız var.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ABD ziyaret devam ederken Halk TV canlı yayınına bağlandı. İrfan Değirmenci’nin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“İktidarı devraldığımızda ki Allah nasip ederse alacağız. Ülkeyi bu krizden çıkaracağız. Üstelik hızla çıkaracağız. Mesele şu ki… Türkiye hep krizi girdi, acı reçetelerle karşı karşıya kaldı. Sonradan yeni döngülere girdi. Sonuç hep aynı oldu.

İlan edeceğimiz yapısal değişiklikle ekonomiyi toparlarken; partizan siyaseti de ortadan kaldıracağız. Üzerinde tepinilen fay hatlarını kırmamız gerek. Şu an siyasal ortamımız yoksul siyasetçi için elverişli. Bu siyasetçiler istismarla yükselebiliyorlar. Yükselince mafyaları çeteleri getirebiliyorlar. Son 20 seneden bahsetmiyorum, Atatürk’ten sonra hep böyle oldu. Erdoğan bu dönemlerin sonucu.

Türkiye hep krize girdi ve sonuç hep hüsran. Çünkü sistem hep yeni sorunlara imkan sağlıyor. Bunu sonsuza kadar ortadan kaldırabiliriz. Yeni bir siyasi ve ekonomik vizyona ihtiyacımız var. Bütünüyle siyasal kültürümüzü değiştirmekten bahsediyorum. Kapsayıcı bir siyasetten bahsediyorum.

Seyahatimde hiç bir siyasi görüşme olmayacak. Kurmaylarım şaşırdı. Bu yolculuk ilk durak. Almanya ve İngiltere’de de çok değerli insanlarla buluşacağım.”

Paylaşın

Vatandaşların Bankalara Borcu 5 Ayda 225 Milyar Lira Arttı

Yurttaşların bankalara olan borcunun 16-23 Eylül haftasında 16,5 milyar lira arttığı, bu borcun son 5 ayda ise 225 milyar TL arttığı belirtildi. Bireysel kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısının 659 bini, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının ise 538 bini geçtiği, 4 milyon 144 bin 303 kişinin borcunu ödeyemediği için yasal takipte olduğu ifade edildi.

Öte yandan bankacılık sektörü bu yılın ilk 8 ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 420,5 artırarak 252,2 milyar TL’ye çıkardı. Kamu bankalarının kârı da önceki yıla göre yüzde 509,7, diğer bankaların kârı ise yüzde 394,1 artarak rekor kırdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi ve yurttaşların artan borç yüküne ilişkin verileri paylaştı. “Kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle bu yıl ocak-ağustos döneminde bankalara ödenen faiz 112,2 milyar TL oldu” diyen Başevirgen, “Ödenen faiz tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre 38 milyar TL arttı” bilgisini paylaştı.

Borçlara ilişkin detayları paylaşan Başevirgen, “Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan borcu, takiptekiler de dahil bir trilyon 337 milyar TL’ye yükseldi. Bunun 993 milyar TL’si bireysel kredilerinden, 345 milyar TL’si de kredi kartı borçlarından kaynaklanıyor. Son hafta tüketici kredilerinde 7,7 milyar TL, kredi kartı borçlarında ise 8,8 milyar TL artış yaşandı” dedi.

Sözcü’den Cem Yıldırım’ın haberine göre 36 milyon 362 bin kişinin kredi borcu olduğunu ifade eden Başevirgen, “Türkiye’de 25 milyon hane olduğu düşünüldüğünde her 100 haneden 70’i krediyle yaşıyor. Borç artık döndürülemez hale geldi” dedi.

‘Bankaların karı rekor kırdı’

Artan enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle emeğiyle yaşayanlar bankalara yönelirken, CHP’li Başevirgen de bankaların altın çağını yaşadığını söyledi. Başevirgen, “Bankacılık sektörü bu yılın ilk 8 ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 420,5 artırarak 252,2 milyar TL’ye çıkardı. Kamu bankalarının kârı da önceki yıla göre yüzde 509,7, diğer bankaların kârı ise yüzde 394,1 artarak rekor kırdı” diye konuştu.

Yurttaşların bankalara olan borcunun 16-23 Eylül haftasında 16,5 milyar lira arttığını kaydeden Bekir Başevirgen, bu borcun son 5 ayda ise 225 milyar TL arttığını belirtti. Bireysel kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısının 659 bini, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının ise 538 bini geçtiğini söyleyen Başevirgen, 4 milyon 144 bin 303 kişinin borcunu ödeyemediği için yasal takipte olduğunu ifade etti.

Paylaşın

Dikkat Çeken Çalışma: Asgari Ücret Arttı, Alım Gücü Eridi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İşçi Sendikaları, Esnaf – Sanatkâr ve Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, asgari ücretlinin alım gücünün ne şekilde tükendiğini ortaya koyan bir çalışmaya imza attı. Ağbaba’nın çalışmasına göre, 5 bin 500 TL asgari ücret, sene başındaki 4 bin 253 TL asgari ücretin gerisinde kaldı.

AK Parti’nin kötü ekonomi yönetimi nedeniyle dar gelirli vatandaşın aç kaldığını bildiren Ağbaba, temel tüketim malzemelerinin yıl içerisindeki fiyatlarını kıyasladı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in aktardığına göre, Ağbaba, çalışmasında, “AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, enflasyonun önce yaz aylarında düşeceğini söylerken şimdi de enflasyonda kalıcı düşüşün yeni yılda gerçekleşeceğini iddia etti. Erdoğan, daha önce de ‘Yaz aylarında fiyatlar aşağı inecek’ dedi ama fiyatlar neredeyse ikiye katlandı. Haziran ayında asgari ücrete ikinci zam yapılmasına rağmen asgari ücretin alım gücü ocak ayında 4 bin 253 TL asgari ücretin kat be kat altında kaldı” dedi.

Ürün bazında karşılaştırmalara da imza atarak alım gücündeki kayıpları özetleyen Ağbaba, çalışmasını şöyle sürdürdü:

Nohutta 46 kilo kayıp

“Ekim ayında asgari ücretlinin alım gücü ocak ayına göre patateste 283 kilo, domateste 140 kilo, kuru soğanda ise 130 kilo azaldı. Ekim ayında temel bakliyat ürünlerinde alım gücü ocak ayına göre dibi gördü. Asgari ücretlinin sofrasındaki temel bakliyat ürünlerinde ocak ayına göre kaybı 182 kiloya kadar yükseldi. 4 bin 253 TL asgari ücretle ocak ayında 287 kilo pirinç alabilen asgari ücretli, ekim ayında 5 bin 500 TL asgari ücretle 161 kiloya kadar alabiliyor. Bulgurda ise 5 bin 500 TL asgari ücretin 4 bin 253 TL asgari ücrete göre kaybı 182 kilo, nohutta 46 kilo, kuru fasulyede ise 41 kilo oldu.

314 yumurta eksildi

“Ocak ayında 4 bin 253 TL asgari ücretle 2 bin 933 adet yumurta alınabilirken ekim ayında asgari ücretlinin yumurtadaki toplam alım gücü 2 bin 619 adete geriledi. Asgari ücretlinin ocak ayına göre yumurtadaki kaybı 314 adet oldu. Bir diğer temel besin maddesi olan makarnadaki kayıp ise 262 paket oldu. 4 bin 253 TL asgari ücretle ocak ayında 773 paket makarna alabilen asgari ücretli ekim ayındaki alım gücü 511 pakete geriledi.”

“Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin kendisinin dahi anlamadığı bu yepyeni ekonomi modelinin dar gelirlilere getirdiği tek şey açlık ve yoksulluk oldu. Asgari ücrete bu yıl iki kez zam yapılmasına rağmen asgari ücret, eylül ayı itibariyle 7 bin 500 TL’ye yükselen ortalama açlık sınırının 2 bin TL altında kaldı. Nebati, ‘Enflasyon gerileyecek, gıda fiyatları ucuzlayacak’ dedi ama asgari ücretlinin kaybı 10 ay öncesine göre kat be kat arttı. Bu gidişle de bu modelin getireceği tek şey açlıktan ve yoksulluktan başka bir şey olmayacaktır. Asgari ücretlinin alım gücü her geçen ay azalmaya devam edecektir.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Taban Kapma Yarışı Mı Başladı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü çıkışına Altılı Masanın ortaklarından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek gelirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gibi destek vermemişti.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın haberine göre, Ankara’da, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “milliyetçi-muhafazakar” tabana mesaj veren çıkışlarına İYİ Parti Lideri Akşener’in de “CHP tabanına” seslenerek cevap verdiği konuşuluyor.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun İzmir’de partisinin grup toplantısında, “Şunu da artık bilmek zorundayım; siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz?” Çıkışından sonra 6’lı masada sular durulmuyor.

6’lı masanın 2. tur görüşmelerinden sonra yaşanan gelişmeler CHP ve İYİ Parti arasındaki krizin henüz bitmediğini gösteriyor.

Kılıçdaroğlu’nun mesajları

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun önce eski ülkücülerle bir toplantı yapması ve “bozkurt Kemal” sloganları ile karşılanması, ardından şaibeli bir helikopter kazasında ölen Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu ile görüşmesi İYİ Parti kurmaylarınca dikkatle izlendi. Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü çıkışı ise iki partinin arasındaki mesafeyi su yüzüne çıkardı. Kılıçdaroğlu’nun başörtüsünü yasal zemine oturtmak için yasa teklifi vereceklerini açıkladığı videoda önünde bir tespih ve Türkçülüğün Esasları adlı kitabın bulunması İYİ Parti kurmaylarını harekete geçirdi.

İYİ Parti’nin Mesajları

İYİ Parti Lideri Akşener’in, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, Kılıçdaroğlu’nun baş örtüsü çıkışına hiç değinmeyip AK Parti’nin ekonomi ve dış politikaları ile sansür yasası olarak bilinen “dezenformasyon yasası”nı eleştirmesi “CHP tabanında baş örtüsü tartışması yaşanırken partideki laik kesime mesaj” olarak değerlendirildi. Akşener’in CHP tabanının gazetesi olarak bilinen Sözcü Gazetesi’nde baş örtüsüyle ilgile soruya “kabuk bağlayan yaraları değil kanayan yaraları konuşmasının zamanı” yanıtını vererek, ekonomik krize dikkat çekmesi de doğrudan CHP tabanına verilen bir mesaj sayıldı. İYİ Parti’nin 12 Eylül’de idam edilen ve Balgat katliamı sanığı olarak bilinen Mustafa Pehlivanoğlu’nun ölüm yıldönümünde mesaj yayınlaması da İYİ Parti’nin milliyetçi tabana mesajı olarak algılandı.

Gelecek ve Saadet desteği

Kılıçdaroğlu’nun baş örtüsü çıkışına 6’lı masanın ortaklarından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek gelirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gibi destek vermedi.

CHP’yi destekleyen bazı gazeteciler ve kanaat önderleri de Kılıçdaroğlu’nun açıklamasına tepki gösterdi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal zemin sağlamayı amaçlayan yasa teklifini, kongre sürecine giren Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun kongrede elini rahatlatmak için açıkladığı görüşü de dillendiriliyor.

Kriz nasıl başlamıştı?

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “benimle birlikte misiniz?” Çıkışından sonra adları cumhurbaşkanlığı adaylığı için tartışılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, twitter’dan açıklama yaparak Kılıçdaroğlu’nun “yanında” olduklarını bildirdi.

İYİ Parti Lideri Akşener de CHP’li İzmit Belediyesinin töreninde yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na ölene kadar şükranlık duyacağını ifade ederek “Partili Cumhurbaşkanlığı’nın yerine güçlendirilmiş parlamenter sistem adına mücadele ederek bunu konuşarak yaptığımız son seçimdir. Bu seçimi almak zorundayız” dedi.

Akşener, Habertürk Tv’de gazeteci Fatih Altaylı’ın Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki sorusunu yanıtlarken “noter görevimiz yok cumhurbaşkanı adayını 6’lı masa belirler. Kemal bey ‘adayı 6’lı masa belirleyecek’ diyerek kendisini bağladı” açıklamasında bulundu. Akşener’in, “seçilebilecek aday” vurgusu ile İmamoğlu ve Yavaş’ın adını gündeme getirmesi CHP’de rahatsızlık yarattı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Akşener ile aralarında bir kriz bulunmadığını ve Akşener’in daha önce mutabık kaldıkları konularda açıklama yaptığını belirterek, cumhurbaşkanı adayını 6’lı masanın belirleyeceği yolundaki görüşünü yineledi.

Paylaşın

Başörtüsü Tartışması: CHP, Yine Hayır Diyen Pozisyonuna Düştü

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kamuda başörtüsünün güvence altına alınmasını öngören kanun teklifi, siyasetin tartışma konusu olurken, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Berk Esen’e göre ise toplumun şu anda başörtüsü ile ilgili bir gündemi yok.

Esen, bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun hamlesini yanlış bir strateji olarak gördüğünü belirterek, “CHP, türban meselesini genel anlamda özgürlükleri artıracak bir paketin içine madde olarak koyabilirdi. CHP’nin eli böylece daha güçlü olabilirdi” dedi.

Esen, sadece başörtüsü meselesi konuşulunca AKP’ye bir adım atma imkanı tanınmış olduğunu vurgularken, CHP’nin önümüzdeki dönemde yine başörtüsüne karşıymış gibi suçlamalara maruz bırakılacağını dile getirdi. Esen, “Erdoğan’ın bu hamlesiyle CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü” değerlendirmesinde de bulundu.

CHP’nin kamuda başörtüsünün güvence altına alınmasını öngören kanun teklifi, siyasetin tartışma konusu oldu. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun teklifine “Yeni Anayasa” çağrısıyla karşılık verdi. Peki, muhalefet ne yanıt verdi ve Anayasa değişikliği mümkün mü?

Anayasa değişikliği için TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun oyu gerekiyor. AKP ve MHP’nin Meclis’te toplam 334 olan sandalye sayısı bu çoğunluğu karşılamadığı için muhalefetin desteğine ihtiyaç duyuluyor. Peki, Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarının ardından muhalefet, Erdoğan’ın çağrısına nasıl yaklaştı?

Özgür Özel’den AKP’ye “gizli ajanda” suçlaması

Tartışmalarla ilgili DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün sorularını yanıtlayan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, AKP’nin panik havasında olduğunu öne sürerek, “Acaba buradan biz siyasi rant kaybederiz, CHP bir alan kazanır mı diye. Oysa genel başkanımız bunu siyasi saiklerle oy hesabı uğruna yapmadığını açıkça söylemişti” ifadesini kullandı. Erdoğan’ın sorunun çözümünün yasa yoluyla olabileceğini kabul ettiğini ancak kanun teklifine evet demediğini kaydeden Özel, “Her gün kendisi için yapılmış bir anayasayı bile defalarca çiğneyen, ayakları altına alan birisiyle oturup da anayasa değiştirecek değiliz” dedi.

Özel, Kılıçdaroğlu’nun tweeti ile ilgili de “İlk bölümünde başörtüsüyle ilgili düzenlemedeki yasal değişikliğimize destek vermesinin sorunu çözeceği söyleniyor. Ayrıca devamında da başta Alevi yurttaşlarımızın talepleri olmak üzere özgürlükçü bir yaklaşım varsa onu da getir destekleriz diyor” ifadesini kullandı. Özel, bugüne kadar tüm özgürlükçü yaklaşımları desteklediklerini belirterek, AKP’yi gizli ajanda tutmakla suçladı. Özel, “Biz adımız gibi biliyoruz. Özgürlükçü görünüp arka tarafta gizli ajandasında farklı gündemleri olacaktır. Biz böyle bir gündemin parçası olmak istemeyiz” dedi. Özel, özgürlükçü bir yaklaşım olması halinde öneriyi değerlendireceklerini de ekledi.

Yeneroğlu: AK Parti’den özgürlükçü bir tutum beklemek abesle iştigal

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu da, başörtüsü ile ilgili bütün yasakların Anayasa Mahkemesi’nin kararı ve AKP’nin geçmişteki mücadelesi ile sonlandırıldığını belirtti. “Bunu takdir etmek gerekir” diyen Yeneroğlu, “ideolojik saiklerle insanların inanç ve yaşam biçiminin kısıtlanabileceği anlayışının terk edilmesi” gerektiğini savundu.

Kılıçdaroğlu’nun özeleştiri yaptığına da dikkat çeken Yeneroğlu, ancak başörtüsü konusunda kanuni bir düzenlemeye gerek olmadığını dile getirdi. Yeneroğlu, buna karşın mevcut Anayasa’da özgürlükleri kısıtlayan çok fazla istisnalar bulunduğunu da vurgulayarak, “Bu girişimlere kimden gelirse gelsin destek veririm. Ancak AK Parti iktidarının böyle bir niyeti olmadığını düşünüyorum” diye konuştu. Yeneroğlu, “Bugün AK Parti, zorba devlet anlayışını üstlenmiş, her gün toplumda kendisi gibi düşünmeyen, inanmayan ve yaşamak istemeyen insanların temel haklarını eziyor. Dolayısıyla bu saatten sonra AK Parti’den özgürlükçü bir tutum beklemek abesle iştigaldir” ifadelerini kullandı.

HDP’li Oluç: Tüm ayrımcılıkları silecek anayasa maddesi yazalım

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç da Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin tek sorununun başörtüsü olmadığını ve ayrımcılığa Alevilerin, Kürtlerin, azınlıkların uğradığını kaydetti. Tüm ayrımcılıkları silecek bir anayasa maddesi yazılması çağrısında bulunan Oluç, “Diyelim ki ayrımcılığa uğrayan herkesin sorununu çözmek istiyoruz. Gelin böyle bir madde yazarak farklılıkların eşit ve özgür olduğunu ifade etmiş olalım. Bu anlayışı bir anayasal anlayış haline getirmiş olalım” diye konuştu.

Bu arada bu tartışmalar yaşanırken İYİ Parti’den henüz bu konuda bir açıklama gelmemesi de dikkat çekti. TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, toplantı çıkışında soru sormak isteyen gazetecilerin sorularını almadan Meclis’ten ayrıldı.

“AKP seçmeni başörtüsü için kaygılı”

Siyaset bilimcilere göre, CHP, Cumhur İttifakı’nın muhafazakar seçmene karşı kullanacağı “CHP, başörtüsüne karşı” argümanını elinden almak istedi. Aksoy Araştırma Kurucusu Ertan Aksoy, toplumun şu an gündeminde başörtüsü sorunu olmadığını belirtti ancak kamuoyu araştırmalarında ortaya çıkan bir sonuca dikkat çekti.

Aksoy, “İktidar değişikliği durumunda AKP seçmeninin başörtüsüne yönelik müdahale kaygısı ön plana çıkıyor. Sayın Kılıçdaroğlu, bu kaygıya yönelik mesaj vermek istemiş olabilir” dedi. Aksoy, mesajın yeterince ulaşıp ulaşmadığının ise önümüzdeki günlerde yapılacak ölçümlerle ortaya çıkabileceğini kaydetti. Aksoy, Erdoğan’ın Anayasal düzenleme çağrısı ile ilgili de, “Tam olarak neyi değiştireceğini açıklamadığı için toplumda bir duygu yarattığını düşünmüyorum” diye konuştu.

“CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü”

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Berk Esen’e göre ise toplumun şu anda başörtüsü ile ilgili bir gündemi yok. Esen, bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun hamlesini yanlış bir strateji olarak gördüğünü belirterek, “CHP, türban meselesini genel anlamda özgürlükleri artıracak bir paketin içine madde olarak koyabilirdi. CHP’nin eli böylece daha güçlü olabilirdi” dedi.

Esen, sadece başörtüsü meselesi konuşulunca AKP’ye bir adım atma imkanı tanınmış olduğunu vurgularken, CHP’nin önümüzdeki dönemde yine başörtüsüne karşıymış gibi suçlamalara maruz bırakılacağını dile getirdi. Esen, “Erdoğan’ın bu hamlesiyle CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü” değerlendirmesinde de bulundu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Devlet Bahçeli’ye: Kimliğim Şerefimdir

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, kendisine DNA testi yaptırmasını tavsiye eden Devlet Bahçeli’nin teklifini kabul ederek, “Ama bir şartım var. Birlikte yapacağız, kimin ne olduğu ortaya çıksın” dedi. Kılıçdaroğlu, ‘Kimliğim şerefimdir’ dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Her toplantıya bazen acı haberlerle başlıyoruz. Bir müzisyenimizin öldürülmesi hepimizin yüreğinde derin izler bıraktı. Bir müzisyeni öldürmek, bu kadar kavga, kamplaşma toplumu nereye götürecek? Sevgili gençler, Türkiye’yi barıştırmak istiyorum. Türkiye’de huzur olsun istiyorum. Türkiye’de her genç bu ülkenin caddelerinde, parklarında özgürce gezsin istiyorum.

Her genç istediği müziği dinlesin, yapsın istiyorum. Türkiye’de her genç düşünce özgürlüğüne sahip olsun, siyasetçileri yeri geldiğinde rahatlıkla eleştirebilsin. Özgürlük, huzur yani bu ülkede hangi görüşten, inançtan, kimlikten olursa olsun hep beraber huzur içinde yaşamak istiyoruz. Bunun yolunu açmak istiyorum.

Adaletin olmadığı bir yerde gençlik, üretim, düşünce özgürlüğü, hak-hukuk, devlet olmaz. Devleti inşa edeceğiz, adalet üzerine inşa edeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün size emanet ettiği Cumhuriyet’i 100. yılda ikinci yüzyıla giderken o Cumhuriyet’i demokrasi ile taçlandıracağız. Bunun sözünü veriyorum size. En büyük gücüm bu ülkenin gençleri yani sizlersiniz.

7.5 milyon gencimiz ilk kez sandığa gidip oy kullanacak. 7.5 milyon gencin tarihsel bir sorumluluğu var. Ya bir dikta yönetimine kalıcılık sağlayacağız ya da bir dikta yönetimini demokratik yollarla sonlandıracağız. İkincide benimle beraber olmaya hazır mısınız? Hazırsanız beraber çalışacağız. Benim kadar çalışmayabilirsiniz. Onu da anlayışla karşılarım.

Benim sorumluluğum günün 24 saati çalışmaktır. Gençlik kollarının, kadın kollarının sorumluluğu günün 24 saati çalışmaktır. Dokunulmayan insana dokunacağız, uğranılmayan eve uğrayacağız. Onların sorunlarını dinleyeceğiz nasıl çözeceğimizi de anlatacağız. Kavgadan bıktığımızı, saygın bir Türkiye istediğimizi birilerine el avuç açan bir Türkiye değil onuruyla kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye istediğimizi her yerde anlatacağız.

Görevinizin kolay bir görev olmadığını biliyorum, farkındayım. Önünüze engeller çıkarılacak bunun da farkındayım ama sizler Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği Türkiye’nin gençleri her engele aşıp hedefe ulaşma konusunda kararlı ve azimli olmak zorundasınız.

Sesinizi kısmak isteyebilirler onun hazırlıklarını yapıyorlar. Dezenformasyon yasası getirdiler CHP’liler geçen yıl buna karşı çıktı, direndiler ve geri çektiler. Şimdi parlamento açılıyor ilk önce bu yasa teklifini getiriyorlar. Bakın gençler hukuk dediğimiz yapı içinde eğer bir haber yalansa tekzip gönderebiliyorsunuz. Mahkemeden karar amadan bile açıp telefonla gazeteciyle konuşabiliyorsunuz.

Eğer hâlâ yanlış haber yapılıyorsa tazminat davası açabiliyorsunuz. Yani hukukun tanıdığı bütün yolları deneyebilirsiniz. Ama bunun la yetinmiyorlar. Sevgili gençler iki tür medya var şuanda bir, gazetecilerin hakkını veren eleştirel olaylara bakan gerçekleri topluma aktaran, özgürlükçü medya. Burada  gazetecilik yapanlar gerçek anlamda birer gazeteci.

Özgür medyada görev alan ve kalemini satmayan bütün gazetecilere saygılarımızı gönderiyoruz. Kalemini dolayısıyla iradesini satan gazetecilere gazeteci denmez. Onun adına da zaten havuz medyası diyoruz. Havuz medyasının neler yaptığını toplumu nasıl kamplaştırdığını beğenmedikleri insanları nasıl düşman ilan ettiklerini biliyoruz. Yalanın her türlüsünü yazabiliyorlar.

Gençler bir gerçeği bilmenizi isterim, bakın tv kanallara hiçbir ak partili milletvekili çıkıp tartışma programlarına katılamaz: Katılmıyor zaten. Çünkü vicdanlı AK Parti milletvekilleri çıkar doğruyu söylerse diye kaygı içindeler. Onun yerine kimleri çıkarıyorlar? Kalemini satan gazeteci kimlikli insanları çıkarıyorlar. Günün 24 saati altında gazeteci yazıyor hiçbirisi gazeteci değil .Kalemini satan insandan gazeteci olmaz. Nokta. Basın İlan Kurumu, ‘Basın İnfaz Kurumu’na dönüştü.

Havuz medyası her kanaldan besleniyor. En büyük kaynağı beşli çete. Beşli çetenin varlık nedeni havuz medyasıdır. Havuz medyasının varlık sebebi de belli çetedir. O yüzden söylüyorum geliyor gelmekte olan, beşli çeteyi bulacağız ve yakalayacağız onları.

Dezenformasyon yasasını getirmelerinin temel amacı saray ve şürekasının ve onun beslemelerinin yaptığı yolsuzlukları kimse yazmasın diye.

Halk gerçekleri görmesin, toplumun nasıl soyulduğunu kimse görmesin diye ama bizler yapacağız, doğruları söylemeyi temel ilke kabul edeceğiz.

‘Türkiye’nin bu hale gelmesi dış güçler yüzünden’ deniliyor. Devleti yöneten iktidara ‘Peki siz neredeydiniz?’ diye sorun. Demek ki ülkeyi yönetemiyorsunuz. ‘Son mermiyi de ekonomiye sıkmışlar’ dedi. Şu akla bakar mısınız? Devleti yönetemediklerini itiraf ediyorlar. Eskiden hep CHP’yi suçlarlardı. Şimdi artık baktılar halkta inanmıyor… Geniş kitlelerin doğrularını bilmesini istemiyorlar.

“Kimliğim şerefimdir”

Kılıçdaroğlu bugün kendisine DNA testi yaptırmasını tavsiye eden Devlet Bahçeli’nin teklifini kabul etti. Kılıçdaroğlu, “Ama bir şartım var. Birlikte yapacağız, kimin ne olduğu ortaya çıksın” dedi. Kılıçdaroğlu, ‘Kimliğim şerefimdir’ ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda ‘İncitici Dil’ Önlemi: Telefon Diplomasisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde 2. turun ilk görüşmesini gerçekleştirdi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, Altılı Masa toplantısında, siyasi parti temsilcilerinin krize yol açacak açıklamalar yapması halinde, liderlerin telefon diplomasisi yürüterek, soruna hızla müdahale etmesi kararı alındı.

İYİ Parti ve CHP arasında cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki görüş ayrılığı ve son olarak İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, “Altılı Masa noter değildir” açıklamaları nedeniyle, “masada çatlak mı var” tartışmalarına yol açan bir süreçte gerçekleştirilen Altılı Masa toplantısında iki konu başlığında somut adım atıldı.

Bu çerçevede, “Geçiş sürecinin yol haritası” üzerindeki çalışmaların hızlandırılarak netleştirilmesi ve “ön koalisyon protokolü” olarak da nitelendirilen, 9 temel konuda ortak politikaların belirlenmesi için de komisyon kurulması kararı çıktı.

Ortak Temel Politikalar Komisyonu için; CHP, Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Faik Öztrak’ı; DEVA Partisi, Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı’yı; Gelecek Partisi, Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin’i görevlendirdi.

Saadet, Demokrat Parti ve İYİ Parti’nin de komisyon üyelerini bu hafta içinde netleştirmesi bekleniyor.

Bir anlamda cumhurbaşkanı adayının ve Altılı Masa’nın “seçim bildirisini” hazırlayacak olan komisyon, her partinin kendi içinde yaptığı çalışmaları ortaklaştıracak ve çok hızlı bir süreç yürütülmesi için haftada birkaç kez toplanabilecek.

“İncitici dil” önlemi

CHP İle İYİ Parti arasında “cumhurbaşkanı adayı” tartışmasına ilişkin yaşanan gerginliğin masaya nasıl yansıyacağı da merak konusuydu.

Toplantıdan hemen önce İYİ Parti Genel Başkanı Akşener Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda, hassas bir dönemden geçildiğine dikkat çekerek, “herkesin sözlerine dikkat etmesi gerektiğini” belirtip, partide sorumluluğu olmayan bazı isimlerin “incitici dilleri” olduğunu söylemişti.

Edinilen bilgiye göre Akşener,  “incitici dil” rahatsızlığını Altılı Masa’ya da taşırken, masada yer alan diğer genel başkanlar da hassas bir süreçten geçildiğine ve o nedenle siyasi parti temsilcilerinin dikkatli bir dil kullanmalarının önemine vurgu yaptı.

Bu çerçevede, siyasi parti temsilcilerinin, masayı zor duruma düşürecek açıklamalardan ve medya üzerinden polemiklerden kaçınması,  bir kriz halinde de liderlerin hızla devreye girmesi kararlaştırıldı.

Krize yol açabilecek eylem ve söylemler ortaya çıkması halinde liderlerin, yüz yüze görüşmeyi beklemeden, “telefon diplomasisinin” yürüterek, soruna müdahale etmesi konusunda görüş birliğine vardığı öğrenildi.

Kasım’dan sonra hızlanacak

Toplantıda seçim sürecinin de yaklaşması dikkate alınarak, başta geçiş süreci ve temel politikalar komisyonu olmak üzere çalışmaların mümkün olan en kısa sürede tamamlanması, liderlerin gelişmelere göre daha sık bir araya gelmesi konusunda da ilke kararı alındı.

Ancak 30 Ekim’de Saadet Partisi’nin Olağan Büyük Kongresi olması nedeniyle bu ay ikinci bir toplantı kararı alınmadı.

Liderlerin programına göre Kasım ayından itibaren, gereksinim duyulması halinde liderler 15-20 günde bir, bir araya gelecek.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Saat Vermişti; Beklenen Açıklamasını Yaptı

‘Bu akşam saat 21.00’de buluşalım’ çağrısı yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, beklenen açıklamasını sosyal medya hesabından “sosyal medyadan yayınladığı video” notunu düştüğü bir video ile yaptı.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Türkiye’yi barıştırma yolu zor ve engebeli bir yol. Ve bu yolda hep beraber yürümek zorundayız. Bu yaralardan biri de başörtüsü mevzusu. Burada bizim de yanlışlarımız oldu geçmişte. Ama değişmeyi, öğrenmeyi bildik. Şimdi bir sonraki aşamaya geçme zamanı” dedi ve ekledi:

“Bu meseleyi toplum olarak aşma, geride bırakma zamanı. Konuyu, devlet ciddiyetiyle çözme ve siyasetçilerin iki dudağı arasından çıkarma zamanı. Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınlara giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartıyoruz. Bu hakkı yasal güvenceye alacağız. Bunu bir tartışma konusu olmaktan tümüyle çıkartacağız.

Yarın itibariyle bu yarayı sonsuza kadar kapatacak adımı atıyoruz. Kanun teklifimizi, grup toplantısından hemen sonra, TBMM’ye sunacağız. CHP Grubu, eksiksiz, amasız, fakatsız ve yüreklice bu kanunun arkasında duracaktır. Saray’ın da samimiyet turnusolu bu. Bakalım onların tutumu ne olacak.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu videoda yaptığı açıklamasında şunları ifade etti:

“Biliyorsunuz, uzun süredir ülkenin yaralarını kapatmaktan ve artık ülkenin geleceğine güvenle bakmaktan bahsediyorum. Çok açık yaralar var. Ve bu yaralar bizi hep geçmişe tutsak ediyor. İktidar olduğumuzda devletin atacağı adımları şimdiden anlatmaya çalışıyorum.

Helalleşme, aslında tam da bu. Halkımız birbirine düşürülmekten yorgun düştü. Kutuplaştırdılar, ayrıştırdılar, kamplaştırdılar. Adeta düşmanlaştırdılar. Oysa, devlet yaraları kapatacak ki, millet olarak dünya ile rekabete odaklanalım, büyüyelim, gelişelim. Her kapanan yara bizi birleştirecek, güçlendirecek ve ülkenin rekabet gücünü artıracak. Her adım huzurlu, refah içinde büyüyen bir Türkiye demek. Bunu için ben ucu nereye varacaksa varsın, bu yaraları kapatmaya kararlıyım.

Biliyorsunuz geçen hafta yol arkadaşlarıma ‘Yanımda mısınız?’ diye sordum. Çünkü bu yaraları kapatmak cesaret istiyor, cüret istiyor, gönül istiyor, gözü peklik istiyor. Gelecekte gençlerimiz bu sorunlarla boğuşmasın, daha fazla enerji kaybetmesin, kimsenin kalbi kırılmasın, kimsenin gönlünde bir yara açılmasın diye bazen oy kaybetmeyi bile göze almak gerekiyor.”

Özetle bu yol, yürek istiyor. Siyaseten büyük yürek istiyor. Türkiye’yi barıştırma yolu zor ve engebeli bir yol. Ve bu yolda hep beraber yürümek zorundayız. Bu yaralardan biri de başörtüsü mevzusu. Burada bizim de yanlışlarımız oldu geçmişte. Ama değişmeyi, öğrenmeyi bildik. Şimdi bir sonraki aşamaya geçme zamanı.

Bu meseleyi toplum olarak aşma, geride bırakma zamanı. Konuyu, devlet ciddiyetiyle çözme ve siyasetçilerin iki dudağı arasından çıkarma zamanı. Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınlara giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartıyoruz. Bu hakkı yasal güvenceye alacağız. Bunu bir tartışma konusu olmaktan tümüyle çıkartacağız.

Yarın itibariyle bu yarayı sonsuza kadar kapatacak adımı atıyoruz. Kanun teklifimizi, grup toplantısından hemen sonra, TBMM’ye sunacağız. CHP Grubu, eksiksiz, amasız, fakatsız ve yüreklice bu kanunun arkasında duracaktır.

Saray’ın da samimiyet turnusolu bu. Bakalım onların tutumu ne olacak. Türkiye’nin yaralarını bir bir kapatma konusunda yol arkadaşlarım benimle. Türkiye’nin birçok kanayan yarasını kapatma konusunda da biz daha cesur olacağız. Bundan en ufak bir şüphem yok.

Ve sevgili halkım; bu zor ama zor olduğu kadar da hakiki olan yolculukta sizi de yanımda görmek istiyorum, iyi akşamlar.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Seçimi Kazanacağımızdan En Ufak Bir Şüphem Yok

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında, gelecek seçimi kazanacaklarından emin olduklarını ve sandık tarihinin belli olmasından sonra adaylarını belirleyeceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu ayrıca seçimin mayıs ayında yapılmasını beklediğini kaydetti. 

Kılıçdaroğlu, seçime az bir süre kaldığını belirterek, 6 liderin bundan sonra daha sık bir araya geleceğini kaydetti. Kılıçdaroğlu,”Topluma daha vereceğimiz hedefler var, yapacağımız çalışmalar var bunların topluma aktarılması lazım” dedi.

Alt gelir gruplarından üst gelir grubuna para aktarıldığını savunan CHP lideri, “Enflasyonu tek haneye indireceğiz diyor. 20 yıldır iktidarsın elinden tutan engel olan mı var? Ne yaptın bugün kadar. ‘İndireceğiz’ İndir kardeşim! Hani fiyatlar? Düşmüyor. Allah aşkına sen şu sarayından inip şu Ümraniye’nin varoşlarına Sultanbeyliği’nin varoşlarına bir git bakalım. İnsanlar ekmek bulamıyor ya. Türkiye’nin gerçeklerinden kopmuş bir iktidar var. Bunlar halktan tamamen kopmuş vaziyette. Erdoğan çıkıp pazarda alışveriş yapamaz.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, seçimi kazanacaklarını ve aksi bir endişe taşımadığını vurgulayarak, “Parlamentoda çoğunluğu sağlayacağız. Ve gerçekten Türkiye’yi toplumun her kesimini AK Parti’ye oy verenlerin de memnun olacağı bir siyasal anlayışı Türkiye’ye egemen kılacağız. Kazanacağımızdan en ufak bir şüphem yok, üstelik ciddi bir farkla alacağız” dedi.

Kılıçdaroğlu, adaylarının kim olacağını da henüz konuşmadıklarını seçim tarihinin belli olmasının ardından karar vereceklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Yeni Bir Sabah programında soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu, şu mesajları verdi:

Onu biraz daha sık yapma yönünde dün akşam karar aldık. Gerekirse 15 günde bir, 20 günde bir gerçekleştireceğiz. Bu konuda bir görüş birliği oluştu. İkinci ev sahipliğini DEVA Partisi yapacak. Onlar bir gün belirleyecekler… Ama 6 liderin bir araya gelmesi şu anlama gelmesin; her şey duruyor, liderler bir araya gelecek. Hayır. Seçime de az kaldı. Dolayısıyla topluma daha vereceğimiz hedefler var. Yapacağımız çalışmaların topluma aktarılması lazım.

Dün iki önemli karar aldık. Bir, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritası. Yani biz nasıl yöneteceğiz. Bu konuda ön çalışmalar, taslaklar ortaya çıktı. Bununla ilgili çalışma devam edecek. Bunu genişleteceğiz. Var olan tereddütler varsa tereddütleri gidereceğiz. İkincisi ülkemizin temel politika alanları. Örneğin tarımda, eğitimde, bilim teknikte, adalette, yargıda ne yapacağız? Bu konularda da bir çalışma yapılıyor. Ön çalışmalar yapıldı. Bu biraz daha uzun vadeli bir çalışma olacak. Bu aynı zamanda bir hükümet programına dönüşmüş olacak. Bunun da düğmesine basıldı. İktidar olduğumuzda hangi gün neyi yapacağımızı, hangi konuda nasıl karar alacağımızı kamuoyu ile paylaşacağız.

Sosyal yardımlar, yoksulluk istismar ediliyor

Yoksulluk istismar ediliyor. Ben sana şunu vereyim, sen bana oy ver diyerek. Biz öyle bir düzen getireceğiz ki kime isterse oy versin ama hiç kimse yatağa aç girmesin… Kişinin yoksulluğunu sadece sosyal devlet bilecek. Şimdi aile hekimleri yok mu, nerede aile hekimi varsa aile hekiminin bulunduğu yerde aile destekleri sigortasının personeli de olacak. Yani orada sosyal hizmet uzmanı da olacak. Ailelerinin geliri gideri, nüfus sayısı bunları saptayacak ve o bize düzenli bir rapor yazacak. Aile destekleri sigortası kurumuna gönderecek. Bu ailenin geliri şudur, bununla beslenmesi mümkün değil, şu kadar da nakdi destek yapılması lazım. Nereye? Kadının banka hesabına. Kadın gidecek, işçi gibi, memur gibi emekli gibi aylığını alacak, çoluk çocuğunun beslenmesini sağlayacak. Yani onun yoksulluğunu hiç kimse bilmeyecek.

ENAG’IN dediği doğru. Vatandaş da zaten bunu görüyor. Rakamı biliyor, pazara gittiği zaman görüyor. Domates aldığı zaman görüyor, sütü aldığı zaman görüyor. Diğer ürünleri aldığı zaman bu fiyatı görüyor zaten. Doğalgaza zam yapıyorlar, elektriğe zam yapıyorlar, akaryakıta zam yapıyorlar. Gübreye zam yapıyorlar. Bu zamlar doğal olarak yansıyor… İşin özetini söyleyeyim: Bu iktidar, alt gelir gruplarından alıp üst gelir gruplarına para aktarıyor. Bunların görevi budur efendim. Enflasyonu tek haneye indireceğiz diyorlar. E indir kardeşim. Ya kardeşim 20 yıldır iktidarsın, elinden tutan mı var? Sana engel olan mı var? Sen atama yaptın da Bay Kemal sana karşı mı çıktı.

6’lı masa da sorumluluk hatırlatması

Kendi açımdan ifade edeyim. 6 liderin bir araya gelmesinin Türkiye açısından, demokrasi açısından, insan hakları açısından, toplumsal barışı sağlama açısından önemli olduğunu, bu önemin sadece bizi değil toplumun her kesimini ilgilendirdiğinin görüldüğünü ifade ettim. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur dedim. Bu bir siyasi partinin bakışıyla değil, 6 liderin Türkiye’ye bakışıyla, var olan sorunları çözme konusundaki iradesini ortaya koyuşuyla ilgili bir tablodur dedim. Daha önce iki temel konu üzerinde zaten çalışmalar yapılmıştı.

(Seçimi kazanacak mısınız sorusu üzerine) Ondan hiçbir endişem yok, seçimi kazanacağız, parlamentoda çoğunluğu sağlayacağız. Toplumun her kesimini, geçmişte AK Parti’ye oy verenlerin de memnun olacağı, Türkiye’nin her kesimini kucaklayan bir anlayışı egemen kılacağız. (Kazanacağımızdan) En ufak bir şüphemiz yok. Üstelik farkla alacağız, ciddi bir farkla alacağız.

Aday açıklaması için tarih verdi

Şunu eleştirdik kendi aramızda. Niye acaba televizyonlar neredeyse günün 24 saati Cumhurbaşkanı adayı kim olacak diyor. Ya önce var olan bir sistem var ve bu sistem milleti perişan etti. İşçisinden tutun emeklisine kadar, ev kadınından tutun üniversitedeki hocasına kadar. Herkes mutsuz, gençler geleceklerini yurt dışında arıyor. Biz önce bunu nasıl çözeceğimiz konusunda bir düşünce birliğine varalım. Yani biz şimdi cumhurbaşkanı adayını belirledik. Ne yapacak bu cumhurbaşkanı adayı? Şimdi işi tersinden almak istiyorlar. Belli çevreler bunu özellikle gündeme taşıyorlar… (Sorunlara karşı) Uzlaşırız, belli bir noktaya geliriz, ondan sonra deriz ki tamam cumhurbaşkanı adayımız budur deriz. Cumhurbaşkanı adayı da 6 liderin belirlediği kuralların dışına çıkmayacak. Öngörülen, taahhüt ettikleri hedefleri hayata geçirecek. Eğer bu olmazsa tekrar başa döneriz. Kardeşim sen bizim cumhurbaşkanı adayımızı merak ediyorsan seçim takvimi açıkla, seçim gününü belirle, iki gün içinde biz cumhurbaşkanı adayımız belirlenir. Kampanya başlarken biz bunu yaparız. 6 lider ne söyleyecekse cumhurbaşkanı adayı da onu söyleyecek. Her birimiz ayrı telden çalarsak bu iş olmaz. Onlar da şimdi belirleyelim, herkes 6 telden çalsın dönüp Erdoğan desin ki bak işte bunların hiçbirisi tam görüş birliği sağlamamış. (Dünkü görüşmede) adayın kim olduğu konusunda konuşma olmadı. Zaten olmasına da gerek yok. Seçim tarihini belirlesinler olur. Biz hemen otururuz, adayımızı belirleriz.

Milli güvenlik sorunu O’dur

(Erdoğan’ın CHP’nin milli güvenlik sorunu olduğu açıklamasına karşı): Aslında Erdoğan kendisini tarif etmiş. Erdoğan şu anda Türkiye’yi yönetemiyor. Yönetmiyor Türkiye’yi Yönetme kapasitesi yok Erdoğan’ın. Ne söylediğini bilmiyor. Emin olun promteri kaldırın iki soru sorun cevabını veremez… Devlet kağıt üzerinden yönetilmez. Devlet akılla yönetilir, bilgiyle birikimle yönetilir. Devleti yönetecek birisi, ahlaklı, erdemli, bilgili birisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarına saygı duyacak birisi, rüşvet alan adamı büyükelçi tayin etmez. Ne söyleyeyim ben başka. Rüşvet alan adamdan büyükelçi olur mu? Arabasında Türk bayrağı taşıyor. Şimdi soruyorum ben, milli güvenlik sorunu o mudur ben miyim?… Şimdi bana diyor ki milli güvenlik sorunu. Sen misin milli güvenlik sorunu, ben miyim? O’dur. Açık ve net söylüyorum; O’dur.

Ege adaları tartışması

Bunların devlet falan yönettikleri yok. Yunanistan, Ege adalarını silahlandırdı. Lozan’a aykırı mı aykırı. Efendim, ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ diyor. Sen onu benim külahıma anlat. Bu mudur devlet yönetimi. Rahmetli Ecevit Kıbrıs’a gitti değil mi? Kalktı şunu söyledi mi, ‘bir gece ansızın biz Kıbrıs’a geleceğiz’. Demedi. Ne zaman söyledi. Ordu Kıbrıs’a gitti, Kıbrıs topraklarına indi. Başbakanlık önüne geldi, ‘şu anda ordumuz Kıbrıs’tadır’ dedi. İlan edilerek bu işler yapılmaz. Yapamaz da zaten…

O kadar büyük açmazlarla karşı karşıyayız ki devlet yönetilmiyor. Ekonomi yönetilmiyor. Bürokrasi tepeden tırnağa çürümüş vaziyette. Şu andaki anlayış, o açıdan da milli güvenlik sorunudur. ‘Ne götürürsem kardır, zaten gideceğiz, iktidardan gideceğiz’, bunu görüyorlar. Ne götürürsek kardır, ne götürürsek diye. Vuruyorlar vurdukları kadar.

Saat 21:00’ye randevu verdi

Herkesin inancı, kimliği benim başımın üzerine. Kimin inançlı, kimin inançsız olduğunu yüce yaradan bilir. Yaşam tarzı üzerinden de hatalar, yanlışlar oldu. Başörtülü kızlar üniversiteye alınmadı. Bu konuda da pek çok sorun, sıkıntılar var. Bir tweet atacağım, açıklama yapacağım. O açıklamayı bütün vatandaşlarımın dinlemesini isterim. Bu akşam televizyonlara ciddi bir açıklama yapacağım. Toplumu kucaklaştıracağım. Bu konuda ne kadar samimi olduğumu Erdoğan da görecek. Yeni bir başlangıcı, kucaklaşmayı geniş kitlelere duyurmuş olacağım. Samimiyet turnusolu olacak.

Mersin saldırısı

Devleti yönetemiyorlar. Ben İçişleri Bakanı için ‘fotoroman Süleyman’ demiştim. Yönetemiyor. Yaptığı açıklamaya bak. Teşhisi taksi şoförü koymuş. Koskoca devleti nasıl çöp kutusuna atarsın? Takti şoförü teşhisi koydu, en azından bu bilgiyi doğrulatman lazım. Bu kadar ülkeyi yönetmekten aciz bir yapıyla karşı karşıyayız. ’13 saat motorlu paraşütle uçarak gelmiş teröristler’ diyor. Henüz böyle bir teknoloji yok bildiğim kadarıyla, nereden uyduruyor? Her zaman olduğu gibi suçlu CHP diyecekler. O kişinin olmadığı çıktı ortaya. Biz biliyorduk onun olmadığını ama dillendirmedik. Ben şimdi kaynağını söylersem doğru değil. Bir süre sonra o bilgi geldi, devletin içinden. Devletimizin kurumlarında hala saygın, itibarlı insanlar var. Bu kişi oturduğu koltuğun hakkını vermiyor, sabahtan akşama bizi suçluyor. Ne oldu şimdi? Özür dileyecek misin milletten. CHP’den özür dileyecek misin?

Demirtaş’ın polisevi saldırısı açıklaması

Demirtaş’ın açıklaması, HDP’nin açıklaması değerlidir. Teröre karşı hepimizin ortak durması lazım. Terör nereden gelirse gelsin hep beraber mücadele etmeliyiz. Bunlar Suriye tezkeresi getirdiler. Terörle mücadele için yabancı askerleri Türkiye’ye getireceklerine dair hükümde koydular. Özellikle Bahçeli’ye sordum. Türkiye Cumhuriyeti topraklarına yabancı askerlerin postallarının gelmesine neden evet dedin? Hadi Erdoğan’ın ne olduğu belli değil sen milliyetçi geçiniyorsun nasıl evet dersin? Biz hayır dedik diye teröre destek veriyorsunuz diye bizi suçladılar. Onlar milliyetçi mi? 30-35 yıldır terörle mücadele ediyor bu devlet. Şehitler verdik ya. O açıdan tekrar söylüyorum beyefendi Türkiye için bir milli güvenlik sorunu.

Sansür yasası

Havuz medyası, paralı silahşörleriniz size yetmedi mi kardeşim? Televizyonlara AK Partili vekilleri çıkaramıyorlar, gazeteci kimliği ile AK Partilileri çıkarıyorlar. Kılıçdaroğlu Televizyona çıkmasın, bağımsız gazeteler objektif yayın yapmasın istiyorlar. Biz buna karşı elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Basın İlan Kurumu aracılığıyla gazetelere ilan verilmiyor, havuz medyasına yasa dışı sahte tirajlarla milyonlar aktarılıyor. RTÜK aracılığıyla bağımsız televizyonlara dünyanın cezası veriliyor, bu onları hala tatmin etmiyor. Nasıl seslerini keseriz diye düşünüyorlar. Bunlarda emin olun akıl da yok. Gerçekler değişmez. Gidişlerini hızlandırırlar. Anadolu’da güzel bir laf vardır. Zulmün artsın ki kısa sürede git diye. Zulüm yapıyorlar bu millete.

İkamet yeri olarak adres, Çankaya

Bizim saraylarda oturmak gibi bir hedefimiz yok. Çankaya Köşkü yok mu? İsraf haramdır diyoruz. İsraf haramsa israftan kaçınacaksınız. Devlette de böyle öğrendik, benim üstatlarım da böyle öğrettiler. Şimdi öyle bir savurganlık var ki akıl alacak gibi değil. 16 uçak bir kişi için… Seçilirsem satarım, devletin hazinesine ekleriz. Bir tane yeter yani… Londra’ya dört ayrı bakan, dört ayrı uçakla gidiyor.”

Paylaşın