Kılıçdaroğlu’ndan İktidara “Siyaset Zenginleşme Aracı Değildir” Tepkisi

Partisinin düzenlediği “Belediye Başkanları Çalıştayı” açılışında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Siyaset zenginleşme aracı değildir. Halka hizmet için gelir, zenginleşmek için gelmez oraya. Bu anlayışı değiştirmek zorundayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir yüzyılı devirdik. Bir yüzyılın bize bıraktığı miras nedir? Komşularımıza bakalım hepsiyle kavgalıyız. Yeni bir anlayış, yeni bir ufuk. Ahlaki temelde yükselen bir anlayışı kast ediyorum. Erdemden, irfandan, bilgiden, birikimden bahsediyorum. Üniversiteleri bilgi üretmeyen bir ülkenin büyüme şansı yoktur. Teknolojinin gelişmediği bir ülkede siz dünyada rekabet edemezsiniz. Dolayısıyla her birimizin oturup düşünmesi lazım. Eğer bir siyasetçi söz veriyorsa yerine getirmesi lazım. Yerine getirmiyorsa halkın önüne çıktığı zaman hangi gerekçe ile yerine getirmediğini oturup anlatması lazım”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Sivas’ta gerçekleştirdiği Belediye Başkanları Çalıştayı’nın açılışında konuştu.  Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın işletilmesinin yılan hikayesine döndüğünü savunan Kılıçdaroğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Kendi kaderimizi belirleyeceksek, daha huzurlu bir Türkiye’de yaşayacaksak yeni bir anlayışın egemen olması lazım. Siyaset zenginleşme aracı değildir. Halka hizmet için gelir, zenginleşmek için gelmez oraya. Bu anlayışı değiştirmek zorundayız. Bir yüzyılı devirdik. Bir yüzyılın bize bıraktığı miras nedir? Komşularımıza bakalım hepsiyle kavgalıyız. Yeni bir anlayış, yeni bir ufuk. Ahlaki temelde yükselen bir anlayışı kast ediyorum.

Erdemden, irfandan, bilgiden, birikimden bahsediyorum. Üniversiteleri bilgi üretmeyen bir ülkenin büyüme şansı yoktur. Teknolojinin gelişmediği bir ülkede siz dünyada rekabet edemezsiniz. Dolayısıyla her birimizin oturup düşünmesi lazım. Eğer bir siyasetçi söz veriyorsa yerine getirmesi lazım. Yerine getirmiyorsa halkın önüne çıktığı zaman hangi gerekçe ile yerine getirmediğini oturup anlatması lazım.

Karadeniz’in Sivas üzerinden Anadolu’ya bağlayacak olan iki tünel söz verdiler, aradan yıllar geçti hala açılmadı. Niye açılmadı? Bunların Sivas’ı sevdiği falan yok. Sivas’ı çantada keklik görüyorlar. Sivaslı çantada keklik değildir. Bu tünellerin yapımına 2016’da başlanmış açılacağı söylenmiş 2021’de hala açılmıyor. Türkiye’de en çok köye sahip il Sivas. 1233 köyü var.

Sivas Merkez’de, Divriği’de, Hafik’te, Yıldızeli’nde 22 okulu yıkıyorlar yeni okul yapacağız diye. Bir okulun temeli bile atılmamış. Önünüze bir AK Partili veya MHP’li vekil gelirse, ‘Kemal Kılıçdaroğlu yapamadığınız 22 okulu temelini de biz atacağız, okulu da yapacağız. 6 ay içinde tamamını teslim edeceğiz’ dedi deyin. İki yıldır yapamıyorlar. Okul ya bu okul. Bir iktidar okul yapmaktan vazgeçmişse, Türkiye’yi orta çağ karanlığına sürükleyeceğim demektir.

Hızlı Tren sözü verdiler 2019’da gelecek diye. Nerede bu? Açık ve net söylüyorum. Bunlar sizden oy almak için yalan söylüyorlar, yalan. Bu kadar yalanın da arkasından gitmeyin. Niye yaptılar diye engel olan mı var? Sivaslı kardeşimin sorması lazım. Bir de benden oy istemeye geliyorsun demesi lazım.

Var olan iktidar sizi ayrı bir yere koyuyor. Sizi düşman gibi görüyor, nasıl engellerim diyor. Bütün belediye başkanı arkadaşlarım bütün şeyleri aşarak halka hizmet ediyor. Bütün engelleri aşıp, halka hizmet etme konusunda olağanüstü çaba harcayan belediye başkanlarımız Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yerel yönetimlerde tarih yazıyorlar. Ekmeği olmayan ekmek, sütü olmayana süt, parası olmayana para, kirasını ödeyemeyene kira, her türlü yardım yapıldı. Aslında iktidarın oturup CHP’li belediyelere teşekkür etmesi lazım. ‘Sizin sayenizde bu ülkede derin bir yoksulluk çok fazla hissedilmiyor’ demesi lazım.

20 yılda yurt sorununu çözemediler. Kreş hizmetleri yoksul belediyelerden başlayarak bol miktarda kreş yapın. Eğitim destekleri var. Ayrıca kentlerde yaşamanın bir başka önemli noktası. Park, yeşil alan görmek isterler. Yeşil alan hizmetleri konusunda başkanlarımız önemli adımlar attılar. Yenilebilir enerji konusunda 57 belediyemiz hayata geçirdi, 19 belediyemiz de atıklardan enerji üreterek olabildiğince kendi maliyetlerini düşürmeye çalıyor.

Kadın yöneticide ciddi bir artış var. 1317 olan kadın yönetici sayısı 2010’a çıktı. Raylı sistemler konusunda da bütün engellemelere rağmen 11 raylı sistem hayata geçirildi. Belediyelerimiz tarafından 39 bin 572 üreticiye 4 bin 100 ton katı ve sıvı gübre desteğinde bulunuldu. İktidarın yapamadığını yapıyoruz. İktidarın beceremediğini beceriyoruz. Çiftçiyi perişan ettiler. Çiftçiyi perişan etmekten kurtarıyoruz ama bizim belediyelerimizin olduğu yerlerde.”

Paylaşın

CHP’den Çarpıcı ‘Amasra’ Raporu: Yanlış Havalandırma Can Kaybını Artırdı

41 madencinin hayatını kaybettiği Bartın’ın Amasra ilçesindeki kazaya ilişkin soruşturma sürerken, Cumhuriyet Halk Partisi de (CHP) kapsamlı bir rapor hazırladı. Hazırlanan raporda, yanlış havalandırma sisteminin can kaybını artırdığı iddia edildi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü‘nün aktardığına göre, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) yapısının da detaylı şekilde ele alındığı raporda kurumun kamu yararı ekseninden çıkartılıp kar-zarar eksenine getirildiği öne sürüldü. 2002’den bu yana 10 maden kazasında 479 işçinin yaşamını yitirdiği söz konusu raporda vurgulanırken, yanıt bekleyen sorulara da yer verildi. Ayrıca madenin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca kazadan üç gün önce denetlendiği ancak bu denetimin kamuoyuna açıklanmadığına dikkat çekildi.

Kazanın ardından heyet incelemelerde bulundu

Bartın’daki Amasra Kömür Madeni’nde 41 madencinin yaşamını yitirdiği grizu patlamasının ardından CHP heyeti, bölgeye giderek incelemelerde bulunmuştu. Heyette CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Zonguldak Milletvekilleri Ünal Demirtaş ve Deniz Yavuzyılmaz ile Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı yer almıştı.

İncelemelerin ardından CHP, “Amasra Maden Faciası” adlı bir rapor hazırladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın tarafından hazırlanan raporda, facianın oluş şekliyle ilgili değerlendirmelere yer verildi.

Rapora göre madenciler, ailelerine madende ihmal olduğunu, dinamit patlatıldıktan sonra gaz ölçümü yapılmadan madene indiklerini söylüyorlardı. Raporda, ailelerin ifadeleriyle ilgili, “Patlamadan birkaç gün önce işçilere gaz oranı yüksek denilmiş, havalandırma yapılacak diyerek işçilere bir ay izin kullandırılarak madende iş durdurulacağı söylenmiş” denildi.

Yanlış havalandırma can kaybını artırdı

Raporda, havalandırma sistemleri ile ilgili eksikliklere dikkat çekilerek, Sayıştay’ın uyarıları hatırlatıldı. Sayıştay’ın denetim raporunda işletmede etkin bir havalandırmanın yapılmadığına yönelik tespitlerde bulunduğu ve bütün bunların iş güvenliğini etkilediğini vurguladığı ifade edildi. Ayrıca Sayıştay’ın, “Bu tespitler madendeki havalandırma sistemleri ile ilgili zafiyet olabileceğini düşündürmektedir” görüşüne de yer verildi. Dumanın yanlış havalandırma sistemi nedeniyle diğer koridorlardaki madencileri etkilediği belirtilen raporda, bu nedenle kayıpların arttığı da öne sürüldü.

Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 4 Ekim 2022 ile 11 Ekim 2022 tarihleri arasında faciadan yalnızca üç gün önce denetim yapıldığı iddiasına yer verildi. Raporda bu iddia ile ilgili, “İktidar yetkilileri faciadan yaklaşık iki ay önce gerçekleşen denetime atıf yaparken, faciadan üç gün önce gerçekleştirilen denetimle ilgili kamuoyunu aydınlatıcı bir bilgi vermemektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda AKP döneminde yaşanan ölümlü maden kazaları hatırlatılarak, 2002’den bu yana 10 maden kazasında 479 işçinin yaşamını yitirdiği vurgulandı. Ayrıca son beş yılda TTK bünyesindeki beş işletmede toplam 12 bin 966 kaza meydana geldiği, bu kazalarda 12 bin 945 işçi yaralandığı ve 13 işçinin de yaşamını yitirdiği vurgulandı.

“Kurum rant eksenine döndü”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, TTK bünyesindeki diğer maden ocaklarına da dikkat çekti. DW Türkçe’nin sorusunu yanıtlayan Akın, AKP döneminde TTK bünyesindeki beş kuruma toplam yalnızca 677 milyon TL’lik yatırım yapıldığını belirterek, “Kurum başına yıllık 11.2 milyon TL’lik bir yatırım tutarı ortaya çıkıyor. Bu rakam bile TTK’nın yapısının kamu yararından nasıl rant eksenine döndüğünü gösteriyor” dedi. Akın, yetkililerin kazada grizu patlamasına neden olan metan gazının sensör ölçümlerine göre nasıl bir anda ortaya çıktığı konusunda acilen kamuoyunu aydınlatması gerektiğini de belirterek, “AKP her faciada olduğu gibi bu facianın da üstünü örtemeye çalışacaktır ama buna müsaade etmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan raporda 26 maddelik alınması gereken önlemler listesi yer aldı. TTK gibi kamu kurumlarının her türlü siyasi baskıdan arındırılması ve madencilik kurallarına göre yönetilmesi gerektiği kaydedildi. Ayrıca tüm madenlerin ILO standartları göz önünde tutularak yeniden denetlenmesi gerektiği de vurgulandı. Raporda, Maden İş Kanunu çıkartılması gerektiği ve madencilik sektörüne yönelik ihtisas mahkemelerinin kurulması gerektiği vurgulandı.

“Yanıt bekleyen sorular”

CHP raporunda ayrıca yanıt bekleyen sorulara da yer verildi. Tüm delillere ne zaman el konulduğu, şüphelilerin ocağa girmesine izin verilip verilmediği ile bugüne kadar neden herhangi bir görevden uzaklaştırma ya da alma işlemi uygulanmadığı soruldu. Raporda ayrıca, “Müessesede metrajına uygun sondaj çalışması en son ne zaman yapılmıştır? Havalandırma sistemleri ne zaman kontrol edilmiştir? Kurum müdürü değişikliğinden sonra bu müesseseden kaç kişi ayrılmıştır? Gelen idari amirler atanırken liyakat ilkeleri göz önünde bulundurulmuş mudur? Metan boşalması neden olmuştur?” sorularına yer verildi.

Paylaşın

İYİ Parti, CHP Ve AK Parti Arasında RTÜK Üyeliği Gerginliği

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yönetiminde bulunan 1 boş üyelik Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) arasında gerginliğe neden oldu. Dokuz üyeli RTÜK yönetiminde AK Parti kontenjanından 4, CHP kontenjanından 2, HDP ve MHP kontenjanından seçilen birer üye bulunuyor.

AK Parti kontenjanından  RTÜK üyesi olan Taha Yücel bu görevinden ayrılmasından sonra bağımsız Milletvekili İsmail Koncuk İYİ Parti’ye geri döndü. Böylece Meclis aritmetiği gereği yeni üyenin İYİ Parti’ye geçmesi gerekiyordu.

Ancak uzun süre geçmesine rağmen seçim süreci başlatılmadı. CHP ve ardından Memleket Partisi’ne geçen Mehmet Ali Çelebi’nin AK Parti’ye katılmasının ardından üye seçim hakkı tekrar iktidar partisine geçti. RTÜK başkanı da meclise yazı göndererek seçim sürecini başlattı.

Ancak AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba’nın parti üyeliğinden ve milletvekilliğinden istifa etmesi hesapları bir kez daha değiştirdi. Son aritmetikle birlikte RTÜK üyelik hakkı tekrar İYİ partiye geçti.

Fakıbaba’nın istifası Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildikten sonra resmileşecek. İYİ Parti, AK Parti’nin RTÜK üyeliği için istifanın resmileşmeden seçim yapmaya çalışarak kendi haklarını ‘gasp etmeye’ çalışmakla suçluyor.

RTÜK üyeliği tartışması bugün Meclis’te yapılan görüşmelere de yansıdı. İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti’nin, RTÜK üyeliği hakkının siyasi manevralarla gasbedilmeye çalışıldığını belirterek, “Bir oldubittiye getirip dün gelen yazı üzerine bugün RTÜK üyeliği seçimi yapacaktınız, bu seçimin bugün yapılmasının başka türlü mahzurları da beraberinde getireceğini görerek frene bastınız.” dedi.

RTÜK üyeliği seçimi konusunda “hile” olduğunu iddia eden Dervişoğlu, şöyle konuştu:

“RTÜK Başkanı’nın bu hilenin bir parçası olması, Meclis Başkanı’nın bu hileye bulaşması ve dahil olması, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de bu hileden kendisine siyasi fayda çıkarmaya çalışması bu milletin itibarına zarar veriyor. Bir RTÜK üyeliği için Mecliste bu tartışmaların yapılması size yakışmıyor. Elinizde hangi yetki eksik? Bir RTÜK üyeliği sizin bir şey kaybetmenize mi neden olacak? Adalet istiyoruz. Sizde RTÜK üyesi var; CHP’de, HDP’de, MHP’de var. Hakkımız olan bir üyeliği bize vermemek suretiyle aslında kendi alnınıza kara leke sürüyorsunuz. Bundan vazgeçin.”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de “RTÜK üyeliği konusunda bugün seçim yapmak için kendilerini yırttılar, bugün seçim yapamadılar, salı günü bir kaçak seçim yapacaklar. ‘Erdemliler Hareketi’ diye yola çıkıldı, siyasi yankesiciliğe tenezzül ediliyor.” ifadelerini kullandı.

“Daha önce nasıl yapıldıysa aynısını yaptık”

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise “siyasi yankesicilik” ifadesinin şık olmadığını belirterek, Özel’e bu sözünü iade ettiğini söyledi.

Turan, “Biz bugün RTÜK üyeliği seçimini yapacaktık ama ‘Bir kanunumuz var, kanunun olduğu bir ortamda araya başka bir işlem koymayalım.’ dedik, koymadık. Daha önce nasıl yapıldıysa aynısını yaptık.” dedi.

Turan, rutin bir işlemin, bir senaryonun parçası haline getirilmeye çalışıldığını belirterek, “RTÜK meselesi kendi kanunu içinde yürüyor. Mevzuat neyse yerine getirilecek. Bunu senaryolaştırmak anlamsız ve gereksiz. Buradan bir atraksiyon yaratıp AK Parti’yi itham, izam etmek yanlış.” diye konuştu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Hodri Meydan’ Yanıtı: TV Canlı Yayın Teklifi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine yönelik yaptığı adaylık çağrısına, TV canlı yayınına çıkma teklifiyle karşılık verdi: “TV kanalında, önünde prompter, arkanda danışmanların, karşında sadece ben. Hodri meydan kiiim, sen kim…”

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin bugünkü grup toplantısında, “Madem kendine bu kadar güveniyorsun, madem siyaset tarzının doğruluğundan bu kadar eminsin, öyleyse hodri meydan. Gücün yetiyorsa, yüreğin varsa, kendi özgür iradenle hareket edebiliyorsan seçimlerde çık karşımıza, birikimlerimizi, vizyonlarımızı, programlarımızı, projelerimizi, heyecanlarımızı yarıştıralım” diyerek, Kılıçdaroğlu’na Cumhurbaşkanlığı adaylığı için çağrıda bulunmuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın bu sözlerine sosyal medya hesabından yanıt verdi. Erdoğan’a “prompter balonu” diyen CHP lideri şunları söyledi:

“Erdoğan bugün yine bazı laflar etmişsin. Vizyonlarımızı karşılaştıralım demişsin… Korkmuyorsan, bir “prompter balonu” olduğunun ortaya çıkmasından çekinmiyorsan, istediğin TV kanalında, önünde prompter, arkanda danışmanların, karşında sadece ben. Gel vizyon konuşalım.

Halkımız da Bay Kemal’in vizyonu ile Erdoğan ve danışmanlarının vizyonunu görsün. Yakın bir gelecekten bahsetmiyorum, gel bu akşam yapalım. Korkaklıktan bahsetmişsin, net söylüyorum, korkak sensin ve bu akşam gelemeyeceksin. Hodri meydan kiiim, sen kim…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce yaptığı bir konuşmada da, “Seçime kısa bir süre kaldı ama daha adayları ortada yok. Burada Kılıçdaroğlu’na açık bir çağrı yapmak istiyorum. Hodri meydan. Gücün varsa, kendi iradenle hareket edebiliyorsan seçimde çık karşıma. Bırakalım kararı millet versin. Yok eğer aday olmak istiyor ama birilerinin şantajına, tehdidine maruz kalarak ilan edemiyorsan da korkma. Kürsüye çıkıyor, “Ya benimle olun, ya önümden çekilin” diyor. Efeleniyor. Bay Kemal senin nasıl bir devrimci olduğunu bilmiyorum. Ama ben muhafazakar bir devrimciyim” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Yetkiyi Verin Türkiye’yi Değiştirelim’ Çıkışı

ABB’nin düzenlediği açılış töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Seçimde karne önünüze gelecek. Notları siz verecek, iktidarı siz değiştireceksiniz.  Bütün Türkiye’ye söz veriyoruz: Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Adana’dan söz veriyorum hepinize: Bu ülkeye adaleti getireceğim, Adalet ya gelecek ya gelecek. Bundan emin olmanızı istiyorum” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Yetkiyi verin Türkiye’yi değiştirelim, yetkiyi verin Türkiye’yi verin Türkiye’yi büyütelim, yetkiyi verin sanayicinin, esnafın, gençlerin yüzü gülsün. Türkiye’nin önü açık, açacak olan sizlersiniz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) düzenlediği açılış törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:

“Hepinizin huzurunda Adana gibi adam dediğiniz Zeydan Başkanı da yürekten kutluyorum. Adana’nın ne kadar bereketli bir kent, büyükşehir olduğunu biliyorum. Bizim bütün büyükşehir belediyelerimiz aynı çabayı gösteriyorlar, aynı çabada hizmet ediyorlar. Kentin soru varsa soruna kilitleniyor.

Arkadaşlarımıza söyledim: Sakın ola şikayet etmeyin. Siz bütün engelleri aşıp halka hizmet edeceksiniz. Halka hizmet hakka hizmettir. Biz halka hizmet etmeyi temel ilke edindik. Biz bu ülkeye hizmet etmeyi hizmet etmek için adanmışlığı kabul etmek için gelen bir gelenekten geliyoruz.

Seçimde karne önünüze gelecek. Notları siz verecek, iktidarı siz değiştireceksiniz.  Bütün Türkiye’ye söz veriyoruz: Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Adana’dan söz veriyorum hepinize: Bu ülkeye adaleti getireceğim, Adalet ya gelecek ya gelecek. Bundan emin olmanızı istiyorum.

Hiçkimseyi düşüncesinden ötürü yargılamayacağız. Gazeteler etik kurallar çerçevesinde iktidarı eleştirecekler. Gençler tweet attığımda başıma bir şey gelecek mi diye düşünmeyecek. Sevgili gençler sizin hayalleriniz bu kardeşinizin hedefi olacaktır. Onların tamamını gerçekleştireceğiz.

7 buçuk milyon genç Türkiye’nin kaderini değiştirecek. Hedefimiz çağdaş uygarlığı yakalamak ve aşmak.  Kadınların kılık kıyafetine siyaset müdahale etmeyecek. Onların başında, sırtında olan siyasi vesayeti kaldıracağız.  Temel hedefimiz katma değeri yüksek ürünlere üretmek.

Yetkiyi verin Türkiye’yi değiştirelim, yetkiyi verin Türkiye’yi verin Türkiye’yi büyütelim, yetkiyi verin sanayicinin, esnafın, gençlerin yüzü gülsün. Türkiye’nin önü açık, açacak olan sizlersiniz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Peş Peşe Mesajlar: Kasım Ayını Bekleyin

ABD ziyaretine ilişkin kendisine yöneltilen eleştirilere yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ya her zamanki gibi Meclis’e gidip mücadele edecektik ancak saray elindeki sayısal çoğunlukla yasayı geçirecekti. Ya da gençlerin, yeni bir Türkiye’nin mümkün olduğunu görmelerini sağlayacaktım. Ben bu yolu seçtim” dedi.

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Bu topraklarda bugün, Atatürk sonrası birinci ve ikinci yüzyılın iki farklı Türkiye’sini konuşmaya başlamamız lazım. Çünkü bu iki tablo arasında seçim yapacağımız çok kritik bir eşikteyiz. İlkinde sansür, yasaklar, zorbalıklar var. İkincisinde ise ümit, bilim, gelecek var.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Dezenformasyonla mücadele düzenlemesi’ Meclis’te oylanırken ABD’ye gitmesini eleştirenlere sosyal medya hesabından yanıt verdi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan CHP lideri, şu ifadeleri kullandı:

“ABD’nin önemli bilim merkezlerini kapsayan bir vizyon programını yeni tamamladım. Bu ziyaretleri eleştirenler var, “Sansür yasası oylanırken neden gittiniz” diyenler var. Eleştiriler ve eleştirenler her zaman başımın üstünde oldu. Ama bu oylamalar öncesinde düşündüm taşındım…

Ya her zamanki gibi Meclis’e gidip mücadele edecektik ancak saray elindeki sayısal çoğunlukla yasayı geçirecekti. Yani gençlere yeni bir şey söylemeden bu süreç tamamlanacaktı. Ya da gençlerin, yeni bir Türkiye’nin mümkün olduğunu görmelerini sağlayacaktım. Ben bu yolu seçtim.

Bu topraklarda bugün, Atatürk sonrası birinci ve ikinci yüzyılın iki farklı Türkiye’sini konuşmaya başlamamız lazım. Çünkü bu iki tablo arasında seçim yapacağımız çok kritik bir eşikteyiz. İlkinde sansür, yasaklar, zorbalıklar var. İkincisinde ise ümit, bilim, gelecek var.

İlkinde sansür, yasaklar, zorbalıklar var. İkincisinde ise ümit var, bilim var, gelecek var. İlkinde Silivri var, hapis var. İkincisinde özgürlükler var, müzik var, kültür var, sanat var.

İlkinde 5’li çeteler, varlıkçılar, ihaleciler, dolandırıcılar, pudracılar, aile gökdelenleri var. İkincisinde dinamik, teknolojik yeni bir Türkiye var.

İlkinde fıtratla kandırıp 1000 araçlık konvoylarla, koruma ordularıyla Saray’a dönmek var. İkincisinde akıl var, bilim var, tedbir var, cana kıymet vermek var.

Birincisinin sonuna geldik, ikincisi doğuyor. Ben ülkemizi bu çukurdan çıkartacak kendi bilim insanlarımızla büyük koalisyonumuzu gençlere göstermek istedim. Bu bilim insanları, girişimciler, insan hakları aktivistleri, yatırımcılar Türkiye’yi darboğazdan çekip almaya hazırlar.

Yine tekrar ediyorum. Kasım ayını bekleyin. Bay Kemal’i bekleyin…”

Paylaşın

CHP, ‘Dezenformasyon Yasası’nı Anayasa Mahkemesi’ne Taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), muhalefetin ve basın meslek örgütlerinin “sansür yasası” olarak adlandırdığı “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun” hapis cezası öngören 29. Maddesinin yürürlüğünün durdurulması talebi ile Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, iktidarın dezenformasyonla mücadele yasası olarak nitelendirdiği yasayı “Bu bir Stalin yasasıdır,” sözleriyle eleştirdi. Altay şöyle konuştu:

“Bu bir Stalin yasasıdır. Bu yasa muhalefeti, medyayı, basını, sosyal medyayı susturmaktır. Kendi yalanlarını gerçek gibi sunmak, gerçekleri yalan diye nitelemek yasasıdır ve kabulü mümkün değildir. Yüksek mahkemenin kararı var. 153’e ve kararın bağlayıcılığına aykırı.

29. Madde ile ilgili başvuruyu bekletmeksizin yürürlüğün durması bakımından bir an önce ele alınmasını yüce mahkemeden talep ediyorum. Bu kanun Türkiye’de demokrasiyi tahrip etmekle kalmaz, Türkiye’yi dünya milletler ailesi içinde demokrasi liginden düşürür, kategori dışında tutar.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da partisinin TBMM’deki grup konuşmasında konuya ilişkin yasayı AYM’ye götüreceklerini söyleyerek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Meclis’ten sansür yasası geçirdiler. Bu konuda altı aydır mücadele veriyoruz. Bazıları tv’lere çıkıp CHP ne yapıyor Meclis’te diye soruyorlar. CHP parlamentoda demokrasinin bir numaralı aktörüdür. Sansür düzenlemelerine de karşıdır.

Sansür yasası kabul edildi. 29. Maddeyi yürütmeyi durdurma talebiyle AYM’ye gideceğiz, ardından da yasanın tamamı ile ilgili AYM’ye gideceğiz. Bu kanun çıksa da çıkmasa da Türkiye bir otoriter yönetimle karşı karşıyadır. Ya Anayasa kararını uygulamıyorum diyor. Daha ne yapacaksınız. Geçmişte AKP ve MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum, dur demeyecek misiniz, adalet istemeyecek misiniz?”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: 29. Maddeyi AYM’ye Götürüyoruz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, muhalefetin ve basın meslek örgütlerinin ‘Sansür Yasası’ olarak nitelendirdiği ‘Dezenformasyonla Mücadele Yasası’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Sansür yasası kabul edildi. 29. Maddeyi yürütmeyi durdurma talebiyle AYM’ye gideceğiz, ardından da yasanın tamamı ile ilgili AYM’ye gideceğiz” dedi ve ekledi:

“Bu kanun çıksa da çıkmasa da Türkiye bir otoriter yönetimle karşı karşıyadır. Ya Anayasa kararını uygulamıyorum diyor. Daha ne yapacaksınız. Geçmişte AKP ve MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum, dur demeyecek misiniz, adalet istemeyecek misiniz?”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) TBMM’deki grup toplantısı, Bartın’ın Amasra ilçesinde meydana gelen maden patlaması sonucu yaşamını yitiren 41 işçi için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Saygı duruşunun ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“41 kardeşimizi toprağa verdik. 41 evde yangın var. Her birimizin yüreğinde derin acı var. Anne, eş, kardeşler tabutun başında. Hiç kimse bu ölümün ona yakıştığını söylemiyor. Tamamı genç. Yazıktır günahtır. Bir memleket böyle yönetilemez. 20 yıldır ya önlem alacağız diyorlar. 20 yıldır hala önlem mi alacaksın sen. Dünyada maden kazalarında bir numarayız ya. Ya bu ölüm niye bizim karşımıza çıkıyor. Dünyada herkes maden çıkarıyor neden en çok ölüm bizim ülkemizde oluyor.

Müfettiş raporu var görmüyorsun, Sayıştay raporu var görmüyorsun. Soma faciasından sonra komisyon kuruldu. TBMM araştırma komisyonunun 111 önerisi var birisini dahi yapmadılar. Şimdi ben TBMM Başkanlığına açık ve net herkesin önünde sesleniyorum. O araştırma komisyonu göstermelik mi? Değilse o 111 öneriden birisi neden yapılmadı? Sen o koltukta neden oturuyorsun? Senin o koltukta oturmanın temel nedeni TBMM’nin itibarını saygınlığını korumaktır.

Türkiye bir taraftan bu tür acılar yaşarken bir de Meclis’ten sansür yasası geçirdiler. Bu konuda altı aydır mücadele veriyoruz. Bazıları tv’lere çıkıp CHP ne yapıyor Meclis’te diye soruyorlar. CHP parlamentoda demokrasinin bir numaralı aktörüdür. Sansür düzenlemelerine de karşıdır.

Sansür yasası kabul edildi. 29. Maddeyi yürütmeyi durdurma talebiyle AYM’ye gideceğiz, ardından da yasanın tamamı ile ilgili AYM’ye gideceğiz. Bu kanun çıksa da çıkmasa da Türkiye bir otoriter yönetimle karşı karşıyadır. Ya Anayasa kararını uygulamıyorum diyor. Daha ne yapacaksınız. Geçmişte AKP ve MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum, dur demeyecek misiniz, adalet istemeyecek misiniz?”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan CHP’li Belediye Başkanlarına ‘Bartın’ Talimatı

Partisinin belediye başkanlarına bir yazı gönderen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, maden faciası nedeniyle önceden planlanmış konser, kutlama vb. müzikli etkinliklerinin ertelenmesi talimatını verdi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun talimatı üzerine Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun tarafından 248 CHP’li belediye başkanına yazı gönderildi. Yazıda, Bartın Amasra’daki maden faciasının ülkeyi derin bir üzüntüye boğduğu hatırlatılarak, belediyelerden; daha önceden planlanmış konser, kutlama vb. müzikli etkinliklerin ertelenmesi istendi.

Amasra’daki kömür madeninde üretime ara verildi

Öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, patlamanın meydana geldiği TTK Amasra maden sahasında açıklamalarda bulundu.

Bakan Dönmez, Amasra’da patlama meydana gelen maden ocağında işlemler bitinceye kadar kömür üretimine ara verildiğini bildirdi. Bakan Dönmez şu bilgileri paylaştı:

Yangınla mücadele devam ediyor. O alanı komple kontrol altına alabilmek için kapatma kararı alındı. Şu an baraj yapma işlemleri devam ediyor. Arkasından da azot ve gerekirse su ve diğer kimyevi maddeleri ocağa basma suretiyle kontrol altına alacağız. Sonrasında tesisin yeniden üretime hazırlanabilmesi için oluşan hasarların tespiti ve bunların tesis edilmesi vs. teknik işlemleri devam edecek. Bu işler bitinceye kadar da Amasra müessesemizde de kömür üretimine ara veriyoruz.

Bugün Adalet Bakanımız işletmemizi ziyarete geldi, kısa bir bilgi alışverişinde bulunduk. Başsavcılığımızın araştırma soruşturma ile ilgili tahkikat başlatılması söz konusuydu. Başsavcılığımız ve görevli arkadaşlara kimlik tespiti alanında görevler düşüyordu, çok seri hareket ettiler.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada patlamada yaralanan ve madende mahsur kalanlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Bozdağ şu ifadeleri kullandı:

“Yaralı işçilerimize acil şifalar diliyorum. Madende mahsur kalan işçilerimize ulaşmak, onları sağ ve salimen kurtarmak için çalışmalar devam etmektedir. Devletimiz, tüm imkan ve kabiliyetlerini seferber etmiştir. Madende mahsur kalan işçilerimizin sağ ve salimen kurtarılması hepimizin en büyük dileğidir. Patlamayla ilgi Amasra Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatmıştır. Hadise bütün boyutlarıyla soruşturulacaktır,” ifadelerini kullandı.

Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı, patlamayla ilgili soruşturma başlattı. Başsavcılık, olayla ilgili 3 savcının görevlendirildiğini duyurdu.

Ayrıca, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğü’ne bağlı maden ocağında arama kurtarma çalışmaları sona erdi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ‘Başörtüsü’ Tartışmasına Noktayı Koydu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başörtüsü kanun teklifine, ‘anayasa değişikliği’ ile cevap veren AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sosyal medya üzerinde ‘Bu konu kapanmıştır’ yanıtını verdi. 

Bir dizi ziyaret için ABD’de bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden bir video mesaj paylaştı. Kılıçdaroğlu, “Burası New York, Manhattan. ABD’nin en pahalı iş muhiti… Tanıdığım bir ailenin gökdelenine “hayırlı olsuna” geldim. Erdoğan kim, anayasa, aile kim… Onunla ne aile konuşulur ne anayasa. Bu konu kapanmıştır. diyerek başörtüsü kanun teklifini hatırlattı.

TÜRGEV ve Ensar Vakfı ortaklığı ile kurulan Türken’in inşa ettiği Manhattan’da yer alan bina önünde konuşan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Duydum ki birileri senin siyasal rehinen kalsın diye benim yaptığım öneriyi yine kabul etmemiş yan çizmiş. Anayasa ile aileyi korumaktan bahsetmişsin. Eğer bir aile konuşulacaksa konuşulacak yer burası. Senin ailen burada. Burası New York’un en pahalı yeri Manhattan. Bu da ailenin yaptırdığı gökdelen. Oğlunun kızına gönderdiği paralarla bu gökdelen yapıldı. Yapılmaya devam ediliyor. Sevgili Erdoğan aileyi konuşmak istiyorsan ve gerçekten samimiysen gel buradan başlayalım” ifadelerini kullandı.

CHP’nin kanun teklifinde ne var?

Kılıçdaroğlu ve CHP’li milletvekillerinin imzasını taşıyan “Kadınların Yürüttükleri Mesleğin İcrası Kapsamındaki Kılık ve Kıyafeti Giymek Dışında Herhangi Bir Zorlamaya Tabi Tutulamaması Hakkında Kanun Teklifi” Meclis Başkanlığına sunulmuştu

Kadının kıyafetinin; bireylerin yaşam tarzı, inancı ve etnik aidiyetinin siyasetin konusu olmaması gerektiği vurgulanan teklifte, şu ifadelere yer verilmişti:

“Geçmişte yaşanmış bazı baskıcı uygulamalar toplumsal hafızamızda olumsuz izler bırakmış, ayrıca siyaseten istismar aracı olagelmiştir. Yakın geçmişimizde üniversite öğrencilerinin başörtüsüyle eğitim hakkı engellenmiş, kamuda kadınların başörtülü çalışmasına izin verilmemiştir. Benzer engellemelerin ve yasaklamaların bir daha yaşanmaması için her türlü önlemi almak parlamentonun ve kamu idaresinin görevidir. Genelge, talimat, yönetmelik ya da diğer idari düzenlemeler ve hiyerarşik amirlerinin emirleriyle kadının ne giyeceğine ya da giymeyeceğine yönelik yapılmış zorlamalara son vermek ve kadının kıyafet seçme özgürlüğünü kanuni güvence altına almak için bu teklif hazırlanmıştır. Teklif ile kadınlarımızın Anayasa ile güvence altına alınan kişisel ve mesleki kıyafet özgürlüklerinin korunması öngörülmektedir.”

Teklifte sadece 3 madde var

Üç maddeden oluşan teklife göre, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşlarına bağlı olarak bir mesleği icra eden kadınlar, yürüttükleri mesleğin icrası kapsamında giyilmesi gerekli cübbe, önlük, üniforma dışında kıyafet giymek ya da giymemek gibi temel hak ve özgürlükleri ihlal edecek biçimde herhangi bir zorlamaya tabi tutulamayacak.

Paylaşın