CHP’nin Yeni “Kürt Oyları” Stratejisi Ne?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ‘bir değişim yaşadığını’ ve bu değişimle birlikte Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgenin sorunlarına CHP’nin çözüm olabileceğini anlatan parti kaynakları, “Her halükarda 2018 seçimlerine göre oyumuzu artırıyoruz. Ancak önemli olan bu oyların milletvekili çıkarmamıza yetmesi” diyor.

Bu çalışmaların sonucunda oluşturulan CHP’nin yeni Kürt oyları stratejisi öncelikli olarak iki büyükşehirde, Diyarbakır ve Van’da milletvekili çıkartmayı hedefliyor. Diyarbakır’da milletvekili çıkarmanın çok önemli olduğunu ifade eden partili kaynaklara göre, bir milletvekili garanti ancak iki güçlü ismin aday gösterilmesi durumunda iki milletvekilinin çıkarılması mümkün.

Altılı Masa ve HDP’nin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışılırken CHP, Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı illerde milletvekili çıkarma stratejileri oluşturuyor.

Son dönemde yapılan kamuoyu araştırmalarında bu illerde oyunu arttırdığı ifade edilen CHP, genel seçimlerde Kürt oylarını almak için uygulayacağı stratejiyi neredeyse tamamladı.

Bu strateji ağırlıklı olarak 2019 yerel seçimleri sonrasında oluşturulan ve başında CHP Genel Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’nın bulunduğu “Doğu Masası’nın çalışmaları sonucu şekillendi.

Euronews Türkçe’den Dilek Gül’ün haberine göre, Doğu Masası’nın kurulma amacının partinin hem Doğu Anadolu hem de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki yapılanmasını genişletmek ve oy oranını artırmak olduğunu vurgulayan CHP’li kaynaklar, partinin bölgede öncelikli olarak; “AK Parti ile HDP arasındaki çözümsüzlük siyasetinin oluşturduğu durumun değişmesini isteyen seçmenlerle bağ kurmak” olduğunu söylüyor.

Amaç geçmişte CHP’ye oy veren ve sosyal demokrat kimlikleriyle bilinen aşiretlerin, ailelerin ve seçmenlerin geri dönüşünü sağlamak.

CHP’nin ‘bir değişim yaşadığını’ ve bu değişimle birlikte bölgenin sorunlarına CHP’nin çözüm olabileceğini anlatan parti kaynakları, “Her halükarda 2018 seçimlerine göre oyumuzu artırıyoruz. Ancak önemli olan bu oyların milletvekili çıkarmamıza yetmesi” diyor.

Bu çalışmaların sonucunda oluşturulan CHP’nin yeni Kürt oyları stratejisi öncelikli olarak iki büyükşehirde, Diyarbakır ve Van’da milletvekili çıkartmayı hedefliyor.

Diyarbakır’da milletvekili çıkarmanın çok önemli olduğunu ifade eden partili kaynaklara göre, bir milletvekili garanti ancak iki güçlü ismin aday gösterilmesi durumunda iki milletvekilinin çıkarılması mümkün.

CHP’nin Diyarbarkır milletvekili aday listelerinde konuşulan isimler kim?

Bu kapsamda parti içinde çok sayıda isim aday olarak anılıyor ama en sürpriz isim öldürülen Diyarbakır Barosu Eski Başkanı Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi.

Türkan Elçi isminin CHP’de aday olarak anılmasının Diyarbakır’da şimdiden sinerji yarattığını belirten aynı partili kaynaklara göre, bu durum bölgedeki diğer illerde de CHP’nin oylarında artış sağlayacağı görüşünde.

Diyarbakır’da milletvekilliği için adı geçen bir diğer isim ise partinin mevcut İl Başkanı Abdullah Atik.

Adaylığına kesin gözüyle bakılan Atik’in yanı sıra sürpriz bir şekilde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanlığı görevine getirilen Şırnak Barosu Eski Başkanı Nuşirevan Elçi’nin de Diyarbakır için parti içinde ismi anılıyor.

Bununla birlikte, Nuşirevan Elçi’nin Kürt seçmenlerin yoğun yaşadığı İstanbul ikinci veya üçüncü bölgeden de aday gösterebileceği konuşuluyor.

CHP’nin Van için seçim stratejisi ne?

CHP’nin bu seçimde özel önem verdiği Van’da ise en son 2002 genel seçimlerinde DEHAP’ın baraj altı kalması nedeniyle CHP bir milletvekili çıkartabilmişti.

O tarihten sonra HDP ve öncülü partiler ile AK Parti’nin sadece vekil çıkarabildiği Van’da, CHP içinde en güçlü aday olarak Avukat Seracettin Bedirhanoğlu ismi anılıyor.

Genel Merkez’in aldığı karar doğrultusunda 2021’de il başkanı olarak atanan, ardından olağanüstü kongrede oy çokluğuyla aynı göreve seçilen Bedirhanoğlu, geçtiğimiz günlerde milletvekili aday adayı olmak için istifa etti.

Parti kaynaklarına göre araştırma şirketleri tarafından yapılan anketlerde CHP’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde oyunu en çok artırdığı illerin başında Van geliyor.

Van aynı zamanda CHP’nin son dönemde üye sayısını da en çok arttırdığı illerden biri.

”CHP’nin Mardin’de vekil çıkarması zor, Kars’ta ise HDP ve AK Parti’den kopan seçmenin desteği şart”

HDP ve AK Parti’nin bölüştüğü Mardin’de ise CHP’nin vekil çıkartma olasılığının daha az olması nedeniyle Diyarbakır ve Van’daki heyecan yaşanmazken, CHP’nin Doğu’da milletvekili çıkartmak istediği bir başka il ise Kars.

Bölge illerinde son genel seçimlerde CHP’nin oy ortalaması yüzde 8.5, Kars’ta ise bu oran yüzde 14 civarında.

CHP’li kaynaklara göre Kars’ta milletvekili çıkarılabilmesi hem HDP’nin tabanından hem de AK Parti’den kopan seçmenlerin oyunun alınmasıyla mümkün.

Bu kentte de iki isim adaylık için ön plana çıkıyor. Kars Belediyesi Eski Başkanı Naif Alibeyoğlu ve iş insanı Mehmet Yıldız.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Komuta Kademesi Haddini Bilsin, Siyaset Askerin İşi Değil

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın kendisini eleştirdiği konuşmasının TSK komutanları tarafından alkışlanmasına sert tepki göstererek, “Komuta kademesi haddini bilsin, siyaset askerin işi değildir” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında HDP’ye yönelik kapatma davasının demokrasi dışı bir uygulama olduğu mesajını veren “Demokrasiye inanıyorsak düşünce özgürlüğüne de inanacağız. Siyasal partilerin kapatılması askeri dönemlere ait bir gelenektir. Artık demokrasilerde siyasal partiler kapatılmaz. Partileri kapatıp, Hazine yardımını kesmek gibi demokrasi dışı uygulamaları asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sinan Ateş cinayetiyle ilgili açıklama yapan Kılıçdaroğlu, CHP’nın “şehidin hakkını savunacağını”, bunun CHP ülkücülerine karşı sorumluluğu olduğunu belirtti ve CHP’de önemli bir ülkücü varlığı olduğunun altını çizdi.

CHP Genel Başkanı, Bahçeli’ye hitaben, “Yanında azmettiricileri barındırıyorsan teslim edeceksin. Mafyayla fotoğraf vere vere yanındaki gençlere yanlış mesaj verdin. Bir şehit var bu kan yerde kalmayacak, kapısına gelen azmettiricileri teslim edeceksin. Biz Sinan’ın kızlarına mutlaka adaleti getireceğiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“CHP olarak demokrasiye inanıyoruz. Olmazsa olmazımızdır. T.C.’nin ikinci yüzyılında cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak bunun içindir ki sloganımızdır.

Yeni bir yüzyıla güzelce, gülümseyerek, huzur içinde girmeliyiz. Önümüzdeki seçimler bu bağlamda önemli. Siyasi partilerin kapatılması askeri dönemlere ait bir dönemdir.

Demokrasilerde siyasi partiler kapatılmaz. O nedenle partileri kapatıp hazine yardımını kesmek gibi demokrasi dışı uygulamaları asla kabul etmiyoruz doğru da bulmuyoruz.

Öyle bir noktaya geldik ki tehdit ediyorlar. Gücü elinde tutan tehdit etmeye başlıyor. ‘Dokunulmazlığınızı kaldırırız’ diyorlar. Ali Mahir Başarır ve Lütfü Türkkan.

Açık ve net söylüyorum bizim, CHP’lilerin, milletvekillerinin ben dahi dokunulmazlıklarını kaldırmazsanız namertsiniz. Biz kul hakkı yemedik ki korkalım.

Düşüncelerimizden ötürü mü yargılamak istiyorsanız, yargılayın. Yolsuzluk yapmadık ki korkalım, sizler gibi değiliz. Sizlere de benzemek istemiyoruz. Hesap verilecekse korkmayız.

Parlamentonun geleneklerini ayaklar altına alıyorlar. Korkmuyoruz, korkmayacağız. İnandığımız yolda kararlılıkla yürüyeceğiz, yürüyeceğiz, yürüyeceğiz.

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Öncelikle kalemini satmayan, haber peşinde koşan, öğrendiği haberi doğrulatan, sonra bunu haberleştiren namuslu bütün gazetecilere hepimizin şükran borcu var. Onurlu bir gazeteci asla kalemini satmaz.

Onuruyla haberini yapar. Bir baskıyla karşılaştığında da çekinmez ve ürkmez. Haberini bir gazeteci ideali içinde yazar ve kamuoyunu bilgilendirir. Gazetecilerin gerçek demokrasilerde dördüncü güç olarak algılanmasının temel felsefesi de budur.

Ocak ayının gazeteciliğimiz açısından büyük acılar barındırdığını bilmenizi isterim. Metin Göktepe, Uğur Mumcu onlardan biriydi. Ahmet Taner Kışlalı, Hrant Dink onlardan biriydi.

Bu gazetecilerimiz farklı tarihlerde ama birer ocak ayında katledildiler. Basın özgürlüğünün olmadığını, sansür uygulandığını biliyoruz, doğru haberlere yasak getirildiğinin farkındayız. Kalemini satan ama kendilerine gazeteci diyenleri de biliyoruz.

Televizyonlara çıkıp AK Parti adına konuşan, kalemini satan, düşüncesini satan, aklını saraya kiralayan sözde gazetecileri de biliyoruz. Bu ülkeye demokrasi geldiğinde onlar televizyona çıkamayacaktır.

Kalemini satmayan gazetecilerin günü kutlu olsun. Evrensel gazetesine ilan vermiyorlar. Bunları da yeniden düzenleyeceğiz.

Ahlakı, adaleti egemen kılacağız. Evrensel’e, Yeni Asya Gazetesi’ne ilan verilmiyor. Akıl var mantık var. Bunların tamamını değiştireceğiz. Hiç kimse endişe etmesin, bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi ya getireceğiz ya getireceğiz.

Güvenlik güçlerimizin örgütlenmesine izin vereceğiz. Polisin intihar ettiği değil, emekli olduğu bir süreci başlatacağız. Uzman jandarma okullarında geçen sürenin hizmetten sayılmasını sağlayacağız. Bunu da Bay Kemal’in sözü olarak bir köşeye yazın.

“Bay Kemal varsa adalet vardır”

Sözleşmeli uzman çavuş olmaz, vatan savunmasının sözleşmesi olmaz. Tamamını kadrolu yapacağız. Astsubaylarımıza sesleniyorum, verdiğiniz adalet mücadelesini biliyorum.

Bir olay var, bombayı imha et diye emir verene 8 tazminat ödeniyor, bombayı imha ederken şehit olan astsubaya tazminat verilmiyor. Bu garabeti kaldıracağız. Bay Kemal varsa adalet vardır, demokrasi vardır, insan hakları vardır, alın terine değer vardır.

Devletin görevini biliyoruz. Kamu yönetiminin bir amacı var. Toplumda huzuru, güveni sağlamak. Eğer huzuru ve güveni sağlamazsanız o zaman toplum kutuplaşır, kamplaşır ve iç çatışmalara zemin hazırlayan bir ortama sürüklenir.

Türkiye için en büyük risk şu anda budur. Sukunetimizi koruyacağız, vicdanımızın sesini dinleyeceğiz. Sandığa gittiğimiz zaman demokrasiden, insan haklarından yana bir anlayışla oyumuzu kullanacağız. Böylece Saray sosyetesini, beşli çetelere artık bu ülkeden temizleyip atacağız.

Elinizi vicdanınıza koyun ve düşün. Bu memlekette huzur var mı? Bu memlekette yarın sabah neye uyanacağımızı bilmiyoruz. 10 dakika sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Ekonomide, hayatta istikrar yok. İşsizlik almış başını gidiyor. İcra memurları giderek artıyor. Bütün bunlardan Türkiye’nin kurtulması lazım.

Bunun için sağlıklı, tutarlı, aklı başında bir iktidarın olması lazım. Hakim dediğiniz kişi saraydan talimat bekliyorsa o gerçek anlamda hakim değildir. İradesini satmış, ipotek altına aldırmış kişidir. Sarayın sofrasına oturan hakimin kararından fayda gelmez.

Bizden toplanan vergilerin toplumun çıkarı için harcanmasıdır. Başkalarının çıkarı için harcanıyorsa ülkede refah olmaz. Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak seçildiğinde kişi başına gelir 12 bin 582 dolardı. Bugün, kişi başına gelir 9 bin 485 dolara düştü.

Beyefendi Tank-Palet fabrikasına gitti bir sürü laf etti. Erdoğan bildiğimiz Erdoğan, sürekli küfür, iftira… Çünkü cumhurbaşkanlığının ne olduğunu bilmiyor.

Mahalle kabadayısı gibi o makama oturulmaz. Maalesef, Erdoğan bildiğimiz Erdoğan. Öyle bir noktaya geldi ki zavallı kendi troll oldu.

Devleti ne kadar çürüttüğünün göstergesi de dün yaşandı. Yalan, dolan, iftiralarını alkışlayan kurmay askerler. Biz CHP olarak bize düşeni cesurca yaptık, kan kusup kızılcık şerbeti içtik ama değişmeyi bildik ve başardık. Her değişim önce içeriden başlar sonra dışarıya taşar.

İç reformlarımızı yapmaya başladık. Kolay olmadı bu dostlar, her taraftan şikayetler geldi. İnanın, hiç kolay olmadı ama önemli olan zoru başarmaktı, başardık.

Şimdi CHP gerçek anlamda halkın partisidir. Biz böyle yaptık. Peki Erdoğan ne yaptı? Eleştirdiği her şeye şimdi bizzat kendisi dönüştü. Korkunç bir tiran oldu. Militarizmin savunucu oldu.

Değişimin önüne büyük bir engel olarak çıktı. Dün beni siyasal olarak eleştirirken askerlere alkışlatır oldu.

“Herkes haddini bilecek”

Askerlerin alkışlaması şahsen hiç umurumda değil ama devlet açısında büyük bir çürümenin göstergesidir bu. Etrafınıza siyaset koridorlarında kariyer devşiren askerler koyarsınız elinizde bol yıldızlı, apoletli Orta Doğu üniformaları kalır.

Onun için komuta kademesi haddini bilsin, siyaset askerin işi değildir. Herkes haddini bilecek, bulunduğu makamın ne olduğunu anlayacak.

Son sözüm Bahçeli’ye. Bugün çıkmış bağırıyor. Bağır Bahçeli bağır. Daha çok bağırırsın. Sinan Ateş bizim de evladımızdır. CHP’de ülkücü arkadaşlarımız var. Sinan Ateş onların kardeşi.

CHP, şehidimizin hakkını savunacaktır. Bu benim CHP ülkücülerine karşı sorumluluğumdur.

Yanında cinayeti azmettiricileri barındırıyorsun, teslim edeceksin. Mafyayla fotoğraf vere vere yanındaki gençlere yanlış mesajlar verdin.

Bir şehit var ortada, bu kan yerde kalmayacak. Kapısına gelen polislere hakaret eden azmettiricileri teslim edeceksin. Şimdi çık istediğin kadar bağır. Biz Sinan’ın kızlarına adaleti mutlaka ama mutlaka getireceğiz.”

Paylaşın

CHP’li Özel: HDP’nin Adayı Çıkarması Son Derece Anlaşılır

HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracağını açıklamasının ardından konuşan CHP’li Özel, “Bu son derece anlaşılır bir durum. HDP’nin gücüne baktığınızda, kilit rolü oynayacak durumdaki bir partinin kendi aday çıkarma potansiyelini hatırlatıp ‘aday çıkarırken bizi rahatsız etmeyecek bir isim belirlenmelidir’ diye bir siyasi pozisyon açması kadar doğal bir şey yoktur” dedi.

Özgür Özel, “HDP’nin saygı duyduğumuz başka bir ittifakı var. Siyasi yelpazenin sol kanadındaki partilerle birlikte bir ittifak kurdular. O da bu ittifak kadar kıymetli. Dikkate alınması gereken bir ittifak” sözlerini de ekledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın konuğu oldu. Özel, programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, şunları kaydetti:

“HDP aday çıkaracağını açıkladı, ondan beri siyasetin her tarafından veya birçok yazar çizer, şöyle bir havada: HDP aday çıkarırsa şöyle olur böyle olur. HDP bir siyasi parti. Tabii aday çıkaracak. Öyle bir noktaya getirdiler ki 6,5 milyon oy almış, üçüncü büyük grup Mecliste ama HDP milletvekillerinin pasaportları var, yurt dışına uçamıyorlar, tahdit koymuş Süleyman Soylu üstüne.

7 Haziran 1 Kasım arası kurulacak seçim hükümetinde bakanlık teklif etmişlerdi HDP’ye. Ona verilen oy ile bana verilen oy arasında hiçbir fark yok, aynı değerde demokraside yaşıyorsak. Ama öyle bir noktaya getiriyorlar ki HDP, cumhurbaşkanı adayı da çıkaramaz! Bu iktidardan kurtulmak isteyenler de HDP’ye dönüyor, kızıyor. HDP’nin aday çıkarması kadar normal bir şey yok. Ama ne diyorlar, biz Erdoğan’dan kurtulmak istiyoruz, yeni Erdoğancıklar da istemiyoruz diyorlar.

Demek ki diyorlar ki altılı masadan çıkacak adayın, bizim demokrasi standartlarımıza uygun, gelecekte bize bu zulümleri yapmayacak, bize oy verenleri yok saymayacak, bu ülkeyi yönetirken bizi ayrıştırmayacak, ötekileştirmeyecek, eşit vatandaşlık felsefesine inanmış, bunu bir Anayasa’ya bağlılık olarak özünde hisseden bir aday olursa biz o adayda da uzlaşabiliriz diyorlar. Türkçesi bu.

Bu son derece anlaşılır bir durum. HDP’nin gücüne baktığınızda, bir kilit rol oynayacaksa, bu durumdaki bir partinin de kendi aday çıkarma potansiyelini hatırlatıp ‘Aday çıkarırken bizi rahatsız etmeyecek bir isim belirlenmelidir’ diye bir siyasi pozisyon açması kadar doğal bir şey yok.

6,5 milyon oy alan bir siyasi partinin bunu yapması da lazım. Bundan korkmamak da, bu meseleyi başka şeylere yormamak da lazım. Siyasette bütün partiler gibi HDP’nin mesajını da doğru okumak lazım. Yanlış bir şeyler de diyebilirler, zaten apayrı partileriz, o zaman da karşı çıkarız. Ama bence sağlıklı bir zeminde yürüyor tartışma.

Mesela bazıları diyor ki, öyle yaparlar böyle yaparlar HDP’ye boykot yaptırırlar, AKP oraya sıkıştırır. Bu da zımmen Erdoğan’a destek olur. Böyle bir şey yerine her bir seçmeni sandığa götürme iradesi çok önemli.”

“HDP tabanının oy vereceği bir adayı çıkarabiliriz”

“Sizin içinde bulunduğunuz ittifak, Sayın Kılıçdaroğlu ve dostları, HDP tabanının da gönül rahatlığıyla oy vereceği bir adayı çıkarabilir mi” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Bence çıkarabiliriz. HDP tabanının talebi, demokrasi, eşit yurttaşlık, yok sayılmamaksa, ‘Bu olmaz artık, sen seçince belediye başkanı da ben seçince niye alaşağı benim iradem’ diyorsa, bu masanın adayı da ya da bu masa yayımladığı demokrasi bildirisinde ‘Kayyum belediyeciliğine son vereceğiz’ diyorsa, bunu söyleyen biri Diyarbakır mitinginde çıkıp ‘Diyarbakır’ı Diyarbakırlının seçtikleri yönetecek’ derse, Diyarbakır’daki HDP seçmeni bu adaya oy verirse bundan kim kaybeder? Türkiye kazanır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Yargıyı Sopa Olarak Kullanıyorlar

İBB Başkanı İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve siyaset yasağı kararını değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Seçimle gelenin seçimle gitmeyeceğini görüyorlar, başkanın bir sonraki seçimlerde çok daha büyük oy alacağını da biliyorlar. ‘O zaman ne yapalım, ayağını nasıl kaydırırız’. Yargıyı sopa olarak kullanıyorlar. Ama buradan o savcılara da hakimlere de sesleniyorum. Hiçbirinizin adalet duygusuna sahip olmadığınızı biliyorum” dedi ve ekledi:

“Adalet duygusuna sahip olmayan, vicdan sahibi olmayan hiç kimsenin hakim koltuğunda oturmaya hakkı ve yetkisi yoktur. Sanıyorlar ki gelecekler, istediklerini yapacaklar. Türkiye Cumhuriyeti devleti hiç kimsenin babasının malı değildir. Hiç kimse unutmasın, CHP’nin 100 yıllık bir Kuvayi Milliye ruhu vardır, 100 yıllık. Sıradan bir parti değildir CHP.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün İstanbul’da Esenyurt Belediyesi Proje Tanıtım Toplantısı’na katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da katıldığı toplantıda Kılıçdaroğlu, açıklamalarda bulundu.

“Halkı seven, halkı için çalışan belediye başkanlarımızı hazmedemiyorlar” diyen Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanlarımızın önüne engeller çıkarıyorlar. Ya niye engel çıkarıyorsunuz, hangi gerekçe ile engel çıkarıyorsunuz. Bırakın belediye başkanları görevlerini yapsınlar, ahlaki temelde yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Herkesin hakkı ve hukukunu teslim edeceğiz”

Esenyurt’ta ciddi bir konut sorunu olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Konut sorunu derken konut mağdurlarının olduğunu biliyorum. Parasını vermiş vatandaş, 30 bin daire yapılacak, 60 bin kişiden para toplamış. Herkes şimdi mağdur. Bu paralar toplanırken, Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyun, bu paralar toplanırken bu belediye ne iş yapıyordu? Bu paralar toplanırken bu iktidar ne iş yapıyordu? Vatandaş açıkça soyulurken bu iktidar ne iş yapıyordu? Seçimlerden önce tam üç kez salı grup toplantısında bunu dile getirdim, ‘Yapmayın, etmeyin’ dedim.

Bir insan, başını sokabileceği bir ev istiyor. Para istemişsiniz, parasını vermiş. Ama istismar edilmiş, hakkı elinden alınmış. Şimdi bu kişi ne olacak? ‘Paramı ödedim, dairem ne olacak’ diye soruyor. Bunu belediye başkanları çözemezler, bunu merkezi hükümetin çözmesi lazım. Merkezi hükümetin çözmesi için de bunların gitmesi lazım. Esenyurtlulara söz veriyoruz; Millet İttifakı’nın iktidarında göreceksiniz, Allah nasip ederse sizlerin oyları ile geldiğimizde bu sorunun kısa sürede nasıl çözüleceğini göreceksiniz. Herkesin hakkı ve hukukunu teslim edeceğiz.”

“Belediye başkanımızın koltuğunu haczettiler” diyen Kılıçdaroğlu, “Düne kadar niye öbür belediye başkanının koltuğunu haczetmiyordun? Bu belediye başkanı mı borçlandı? Hayır. Diğerlerinin bütün faturaları bizim belediye başkanımıza çıkarılıyor. Ona rağmen belediye başkanı arkadaşlarıma söyledim; ‘Şikayet etmeyeceksiniz. Her zorluğu aşacaksınız, sizin halka hizmetinizi hiç kimse engellemeyecek, buna izin vermeyeceksiniz’ dedim. Hepsi böyle çalışıyor” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri, “Buranın bir beton ormanına dönüştürüldüğünü de biliyorum. Bir beton ormanı. Ya kentte yaşayan birisi çocuğunu alıp en azından bir parka gitmek ister, yaşlı orada oturmak ister, emekliler orada oturup sohbet etmek isterler. Ama bunların hepsinin gözü dönmüş. Nerede bir boş alan gördüler, gökdelenleri diktiler. Beton ormanı. Bir insan, beton ormanında değil, doğa ile iç içe yaşamak ister. Bu da gitti. Şimdi belediye başkanımız, yeşil alanları büyütmek için elinden gelen çabayı gösteriyor. Gösterecek, engeller çıkarılıyor. Engelleri de aşacak. Hakkında toplam 137 soruşturma açmış, açmazsanız namertsiniz. Ne olacak yani, verilmeyecek hesabımız yok ya. Alın teri dökmüşsen mesele yok. Harcadığın her kuruşun hesabını millete vermişsen hiçbir sorunumuz yok” diye konuştu.

“Ekrem Başkan’ı kimseye kaptırmayız”

Açıklamasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek veren Kılıçdaroğlu, “150 günde 150 proje’ diye başladı. 150 günde, biraz fazla hızlı gitti, 190 projeyi gerçekleştirdi. 150 günde 190 proje. İstanbul’un katmerleşen bütün sorunları ile mücadele etmeye başladı. Bütün metro yatırımları durmuştu. Para bulamıyorlardı, çünkü kimse güvenip de kredi açmıyordu. Ekrem Başkan, inşaatı duran bütün metro inşaatlarını yeniden başlattı. Geçen gün en büyük metro hattını açtık.

Şimdi Esenyurt’a da gelecek metro hatlarını başlatıyor ve onları da inşallah kısa süre içinde, bazen öngörülen hedeften önce de hizmete açıyor. Şimdi ona da engel çıkarmaya çalışıyorlar. Onu da engellemeye çalışıyorlar. ‘Nasıl olur da biz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı görevden alırız’, bunun arayışı içindeler. Hiç kimse unutmasın, Ekrem Başkan’ı kimseye kaptırmayız. Onun hesap vereceği tek organ, 16 milyon İstanbulludur” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında şunları kaydetti: “Seçimle gelenin seçimle gitmeyeceğini görüyorlar, başkanın bir sonraki seçimlerde çok daha büyük oy alacağını da biliyorlar. ‘O zaman ne yapalım, ayağını nasıl kaydırırız’. Yargıyı sopa olarak kullanıyorlar. Ama buradan o savcılara da hakimlere de sesleniyorum.

Hiçbirinizin adalet duygusuna sahip olmadığınızı biliyorum. Adalet duygusuna sahip olmayan, vicdan sahibi olmayan hiç kimsenin hakim koltuğunda oturmaya hakkı ve yetkisi yoktur. Sanıyorlar ki gelecekler, istediklerini yapacaklar. Türkiye Cumhuriyeti devleti hiç kimsenin babasının malı değildir. Hiç kimse unutmasın, CHP’nin 100 yıllık bir Kuvayi Milliye ruhu vardır, 100 yıllık. Sıradan bir parti değildir CHP.”

Paylaşın

Altılı Masa’da Milletvekili Seçim Listeleri Konusunda Çalışma Kararı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’da milletvekili listeleri hazırlığı başlıyor…

Altılı Masa, Gelecek Partisi ev sahipliğindeki 10’uncu buluşmada, Cumhurbaşkanı adaylığı dışında milletvekili seçim listeleri konusunda da çalışma kararı aldı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in muhalefet kulislerinden edindiği bilgiye göre, Altılı Masa’da yer alan partiler büyük oranda seçimlere kendi partileri logosu altında girecek.

Her parti, en az 41 ilde seçime girebilmek için yeterliliklerini tamamlayacak, daha sonra belirlenen aday listeleri ile seçime dahil olacak. Alınan karara göre, parti yöneticileri, ilçe ilçe aday listesi belirlenmesi için koordinasyon içerisinde çalışacak. Kurmaylar, ilçe ilçe çalışarak her partiye uygun adayları belirleyecek.

Adaylarda aynı zamanda “ayrım” izleniminin verilmemesi için taban tabana zıt isimler aynı ilçelerde rakip adaylar olarak karşı karşıya getirilmeyecek. Birbirlerine karşı yarışılacak ilçelerde de uyum aranacak.

Partiler ayrıca bazı ilçelerde ortak listelerle seçime girecek. Kazanacağına kesin gözüyle bakılan adaylar, Altılı Masa ortaklarının listelerinden seçimlere girebilecek. Bu konuda seçim takvimi açıklanmadan hemen önce çalışmaların tamamlanması planlanıyor.

Altı partinin hali hazırda sürdürdüğü sandık güvenliği, sandık görevlisi, her sandığa bir avukat çalışmaları, ortak çalışma grubu tarafından birleştirilecek ve kritik sandıklarda Altılı Masa’nın birden fazla görevlisinin bulunması sağlanacak.

Daha önceki seçimlerde ulaşılamayan sandıklarda da bu yolla en az bir görevli bulundurulacak. Altılı Masa’nın bu kapsamda birçok kentle ilgili özel çalışma yapacağı da aktarıldı.

Paylaşın

Altılı Masa ‘Ortak Aday’ Sürecini Başlattı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’da yer alan siyasi partilerin liderleri Gelecek Partisi Genel Merkezi’nde 10. Toplantısını gerçekleştirdi. 

Haber Merkezi / Toplantıda, “ortak cumhurbaşkanı adayının tespiti için istişarelere başlanması” kararı alındı.

Altılı Masa’nın dokuz saati aşan en uzun toplantısında, “güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritası” ve “seçim bildirgesi, hükümet programı” olarak da nitelendirilen “ortak politikalar metni”nin 30 Ocak’ta yapılacak tanıtım toplantısıyla kamuoyuna açıklanacağı bildirildi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıdan sonra yapılan 4 sayfalık açıklamada, ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarma konusunda bir kez daha kararlılık vurgusu yapıldı ve aday belirlemek için istişarelere başlanacağı belirtildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Önemli bir mesafe kat ettik”

“Aziz Milletimiz,

Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak Cumhuriyetimizin 100. Yılına girdiğimiz bu hafta içinde 5 Ocak 2023’te Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya geldik. 2023 yılının ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ülkemize ve milletimize mutluluk, adalet ve refah getirmesini diliyoruz.

Bu yılın ilk toplantısı ile Altılı Masa olarak başlattığımız işbirliği sürecinin ilk yılını da tamamlamış olduk. Bu bağlamda toplantımıza bir yılın genel değerlendirmesi ile başladık. Üstlendiğimiz tarihi sorumluluğumuzun bilincinde olarak işbirliğimizi 12 Şubat 2022’deki ilk zirvemizde kamuoyuna duyurduğumuz ilke ve hedefler doğrultusunda sürdürme kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.

İki yüz yıllık modernleşme, 150 yıllık Meclis, 100 yıllık Cumhuriyet ve 75 yıllık demokrasi tarihimizdeki bütün ana akımların temsil edildiği bu işbirliği süreci siyasi tarihimizde bir ilk niteliği taşımaktadır. Bütün bu tecrübe birikimimizden hareketle temel amacımız bir taraftan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devlet ve kamu hayatında yol açtığı tahribatı gidermek diğer taraftan Cumhuriyetimizi gerçek ve kâmil bir demokratik düzen ile taçlandıracak bir dönemi başlatmaktır.

Bu bağlamda, son bir yıl içinde kat ettiğimiz mesafeyi, elde ettiğimiz kazanımları ve karşı karşıya olduğumuz meydan okumaları son derece samimi bir ortamda ve yapıcı bir şekilde değerlendirdik. Her şeyden önce memnuniyetle ifade etmek isteriz ki bu işbirliği süreci ülkemizin siyasi ikliminde psikolojik bir dönüşüme öncülük etmektedir. İktidarın kendisinden farklı düşünen kesimleri düşmanlaştırma ve kutuplaştırma üzerinden tahakkümünü sürdürme çabasına karşı farklı düşünceleri ve yaklaşımları bir masa etrafında bir araya getirerek yeni bir siyasi iklim oluşturduk.

Oluşturduğumuz bu yeni siyasi iklim temelinde önümüzdeki kritik süreçlerde rehber olacak referans metinler ortaya koyduk. Uzun mesailer sonucunda üretilen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni, Temel İlkeler ve Hedefler, Seçim Güvenliği, Kurumsal Reform ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi metinleri siyasi tarihimizde altı siyasi partinin ortak bir zemin inşası için ortaya koyduğu ve demokratik olgunluk seviyemizi gösteren birer başarı örneği olmuşlardır.

Otoriter yolsuzluk düzenini sürdürmek isteyen iktidar demokratik özgürlüklerin kısıtlanması, kutuplaştırma, yargının siyasallaşması ve medya tekeli üzerinden siyasi mühendislik peşindeyken bizler uzlaşıya, ortak akla, siyasi nezakete ve kapsayıcı demokrasiye dayalı yeni bir siyaset mimarisi inşa etme çabası içine girdik ve bu alanda önemli bir mesafe kat ettik.

“30 Ocak’ta yapacağımız ortak bir tanıtım toplantısı ile kamuoyunun bilgilerine sunacağız”

Değerli vatandaşlarımız,

Bu çerçevede, bugün işbirliği sürecimizin somut adımlar bağlamında son derece önemli iki ortak metnini daha tamamlama aşamasına getirdik. Ayrıca bundan sonraki adımlarımızı ve çalışma takvimimizi de oluşturduk.

Bugün tamamlama aşamasına getirdiğimiz Geçiş Süreci Yol Haritasını ve Ortak Politikalar Metnini 30 Ocak’ta yapacağımız ortak bir tanıtım toplantısı ile kamuoyunun bilgilerine sunacağız.

Bu iki metin ile birlikte partilerimizin siyasi işbirliği mimarisi önemli ölçüde tamamlanmış olacaktır.

– Temel İlkeler ve Hedefler metni ile işbirliğimizin dayandığı zemini,

– Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni ile işbirliğimizin siyasi iskeletini,

– Seçim Güvenliği metni ile siyasi sigortasını,

– Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi ile hukuki sütunlarını,

– Kurumsal Reform metni ile kurumsal altyapısını,

açıkladıktan sonra şimdi de Yol Haritamız ile süreç yönetim mekanizmalarını, Ortak Politikalar Metni ile her alandaki ortak somut adımlarımızı tanımlamış olacağız.

Değerli vatandaşlarımız,

Çetin siyasi şartlar altında bir yıllık yoğun bir çaba ile ortaya koyduğumuz bu vizyonun hayata geçirilmesinin iki gerekli şarta bağlı olduğunun da bilincindeyiz: Ortak Adayımızın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve TBMM’de Anayasa reformu için gerekli çoğunluğun elde edilmesi.

Bu temel şartların sağlanabilmesi için,

– Seçim güvenliği için oluşturulan komisyonun aralıksız çalışarak sandıkların tamamındaki her oyun korunmasını temin edecek tedbirlere yoğunlaşmasına,

– Ortak bir komisyon tarafından genel başkanların kararlarına baz teşkil etmek üzere TBMM’de anayasal çoğunluğu elde edebilmek için milletvekili seçimlerinde uygulanabilecek alternatiflerin çalışılmasına ve nihai kararı vermek üzere genel başkanlara sunulmasına,

– Genel Başkanlar arasında ortak Cumhurbaşkanı adayının tespiti ile ilgili istişarelerin başlatılmasına, karar verdik.

“Bir sonraki toplantımız İYİ Parti’nin ev sahipliğinde 26 Ocak tarihinde”

Cumhurbaşkanı adayı ve Milletvekili seçimleri konusunda tam bir uzlaşı kültürüyle hareket edecek ve seçimlerden sonra hem yürütmede hem yasamada yeni bir dönemi başlatacağız.

Bu çalışmaların kısa sürede tamamlanabilmesi amacıyla liderler arası toplantıların daha sık aralıklarla yapılmasına karar verdik. Bu bağlamda, bir sonraki toplantımız İYİ Parti’nin ev sahipliğinde 26 Ocak tarihinde yapılacaktır.

“6 Nisan’dan önce yapılacak bir erken seçime ise destek vermeye hazırız”

Bu vesile ile ayrıca vurgulamak isteriz ki son günlerde gündeme gelen erken seçim tartışmaları bağlamında da ortak tutumumuz açıktır: Geçen sene bir siyasi mühendislik çabası olarak devreye sokulan seçim sistemi ile yapılacak hiçbir erken seçime destek vermeyeceğiz. 2018 seçimlerinde geçerli olan sistemle gerçekleşecek -yani 6 Nisan’dan önce yapılacak- bir erken seçime ise destek vermeye hazırız.

Değerli vatandaşlarımız,

Toplantımızda ayrıca gündemdeki siyasi ve ekonomik konuları da ele aldık.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında verilen ve siyaset yasağını da içeren ceza hükmü, yargının siyasallaşmasının son çarpıcı örneği olmuştur. Yargının siyasallaşması karşısındaki tutumumuzu Saraçhane’de sergilediğimiz dayanışmayla bir kez daha göstermiş olduk. Sayın Erdoğan’ın kendi yaşadığı mağduriyeti başkalarına da yaşatacak adımlar atması güç yozlaşmasının en hazin örneklerinden birini teşkil etmektedir. Seçim sürecini etkilemek üzere yargıya müdahale niteliği taşıyacak benzer siyaset mühendisliği çabalarına karşı da bu dayanışmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.

Son aylarda gündemde yer alan başörtüsü konusunu da son derece samimi bir istişare ortamı içinde ele aldık. 12 Eylül’ün darbeci ve 28 Şubat’ın vesayetçi zihniyetinin eseri olan ve milyonlarca kadının hayatını karartan bu çağdışı yasağın bir daha gündeme gelmesini engelleyecek hukuki bir teminatın sağlanması konusunda tam bir mutabakata sahibiz.

Ancak, insan hakları ve inanç özgürlüğü ile ilgili bir konuyu ve başörtüsü gibi bir sembolü “gollük pas” olarak gören zihniyete de esastan karşıyız. Başörtüsü yasağı dolayısıyla ağır mağduriyetler yaşayan kadınlar için hakaret niteliği taşıyan bu tanımlama Sayın Erdoğan’ın bu meseleyi bir seçim malzemesi olarak gördüğünü açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İktidar samimi ise, bu düzenlemeler konusunda muhalefetten gelecek önerilere önyargısız şekilde yaklaşarak metinlerin uzlaşı ile çıkmasını desteklemelidir.

Toplantımızda ekonomideki son gelişmeleri de ele aldık. Akıl, bilim ve rasyonalite ile tüm bağlarını koparan, Merkez Bankası bağımsızlığını yok sayan iktidar ülkemize dünyada 7. Avrupa’da 1. en yüksek enflasyona sahip olma utancını yaşatmıştır. TÜİK’in enflasyon hesaplamalarının gerçek hayat ve bağımsız hesaplamalarla hiçbir tutarlılığı kalmamıştır. Ücret ve maaş artışlarında TÜİK’in verilerinin esas alınması milletimize karşı ağır bir hak gaspıdır. İktidarın daha işçinin eline geçmeden bu ay sonunda açlık sınırının altında kalacak olan yeni asgari ücreti bir övünç kaynağı olarak görmesi en hafif tabiriyle hazindir.

Seçimleri kaybedeceğini anlayan hükümet, panik içinde henüz mürekkebi dahi kurumamış olan 2023 bütçesinde yer vermediği ve 24 saat geçmeden değişen adımlar atarak devlet ve bütçe yönetimindeki ciddiyetsizliğini ve umursamazlığını ortaya koymaktadır. Öte yandan hükümet çalışanların zaten hakkı olan EYT düzenlemesini ve alım gücündeki erime karşısında hiçbir anlam ifade etmeyen maaş artışlarını bir müjde gibi sunmaktadır. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte ortaya çıkan keyfiliğin, kuralsızlığın ve kamu yönetimindeki çöküşün en somut örneğidir.

Toplantımızda ayrıca, geçtiğimiz hafta içinde Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da güpegündüz sokak ortasında katledilmesi ile daha da aşikâr bir şekilde ortaya çıkan kamu düzenindeki bozulma konusunu da kapsamlı bir şekilde ele aldık. Her şeyden önce Sinan Ateş’in ailesine ve sevenlerine taziyelerimizi sunuyoruz. Bu vahşeti daha da vahim kılan husus ise, cinayet sonrasında başta Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve MHP Genel Başkanı olmak üzere ilgili yetkililerin derin bir sessizlik içine girmeleridir. Daha önce siyasilere, akademisyenlere ve gazetecilere yönelik saldırıların faillerinin hiçbir ceza almadan serbest kalmalarının da verdiği cüretle kendileri gibi düşünmeyen herkese saldıran çetelerin elini kolunu sallayarak gezdiği, mafyatik yapıların karşılıklı infazlar gerçekleştirdiği bir ülkede kamu düzeninden ve demokratik hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir.

Bu cürümleri işleyenlerin ve onların arkasındaki güçlerin hak ettikleri cezaları almasının takipçisi olacağız. Kimse ülkemizi her kesimden gençlerin feda edildiği yetmişli yılların karanlıklarına da, seksenli yılların darbeci 12 Eylül şartlarına da, doksanlı yılların faili meçhullerine de geri götüremeyecektir.

Bizi bir araya getiren en önemli saik olan özgürlükçü kamu düzeni ve hukuk devleti ilkeleri ülkemizde egemen oluncaya kadar ortak bir mücadele vermeye kararlıyız. Bu bağlamda, otoriter düzeni sürdürmek için seçimlere olağanüstü şartlarda gitme senaryolarına karşı adil ve objektif seçim şartlarının korunması yönündeki çabalarımızı da yoğunlaştıracağız.

“Asla ümitsizliğe kapılmayınız”

Bu gelişmeleri kaygı ile izleyen Aziz Milletimiz,

Asla ümitsizliğe kapılmayınız.

Siyaseti bir rant ve güç paylaşımı olarak değil, hak ve adalet temelli bir alan olarak gören bizler bu kara bulutları dağıtmaya kararlıyız.

Kimsenin Cumhuriyetimizin 100. Yılını yolsuzluklarla, yasaklarla, baskılarla ve yoksullukla karartmasına izin vermeyeceğiz.

Cumhuriyetimizin 100. Yılı toplumsal barışın, insan hak ve özgürlüklerinin, adaletin, demokratik hukuk devletinin, temiz siyasetin ve refah toplumunun gerçekleşmesi yönünde yeni bir başlangıcın yılı olacaktır.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Dikkat Çeken Paylaşım: Yarının Türkiyesi İçin Cesaret Zamanı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’da yer alan siyasi partilerin liderleri Gelecek Partisi Genel Merkezi’nde 10. kez bir araya geldi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, beş genel başkanı Genel Merkez binası önünde tek tek karşıladı. Liderler, Ahmet Davutoğlu ile beraber fotoğrafı çektirdikten sonra içeriye geçti.

Millet İttifakı’nı oluşturan altı siyasi partinin genel başkanının 13 Şubat 2022 tarihinde başlattığı görüşmelerin ilk tur çalışmaları Saadet Partisi ev sahipliğinde 21 Ağustos 2022 tarihinde tamamlanmıştı.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu Altılı Masa’nın ikinci tur görüşmelerinin ilki 2 Ekim’de, CHP Genel Merkezi’nde, ikincisi, 28 Kasım’da Demokrat Parti Genel Merkezi’nde yapılmıştı.

Toplantı öncesinde CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi, sosyal medya hesaplarından ortak bir paylaşım yapıldı.

“Yarının Türkiyesi İçin Cesaret Zamanı” etiketiyle paylaşılan videoda genel başkanların şu sözleri yer alıyor:

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Temiz bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye, herkesin mutlu olduğu bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz, beraber inşa edeceğiz, birlikte inşa edeceğiz.

Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: Bu toprakların insanı ne badirelerden, ne krizlerden, ne afetlerden, ne savaşlardan çıkarttı bu ülkeyi. Yine başaracağız. El ele, omuz omuza hep birlikte başaracağız.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal: Milletin gücü, azmi, kararlılığı her daim önüne örülmüş o duvarları yıkıp atmıştır.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu: Geçmişe değil geleceğe, nefrete değil sevgiye, öfkeye değil merhamete, korkuya değil ümide ayarlıyız.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener: 2023’te milletimizle birlikte öyle bir tarih yazacağız ki 1923’te kavuştuğumuz bayram havası memleketimize yeniden yayılacak.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu: Ülkemizin problemlerine çözüm üretmek adına yola çıktık. Bu masada sadece altı genel başkan yok. 85 milyon insanımız bu masada oturmaktadır.

Paylaşın

Altılı Masa “Aday Belirleme Sürecini” Konuşacak

CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, 5 Ocak’ta Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde 10. kez bir araya gelecek. 10. buluşmada aday ismi ele alınmasa bile adayın artık belirleme çalışmalarının gündeme geleceği belirtiliyor.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu da gazetecilere yaptığı açıklamada, adaylık konusunun güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci ve ortak hükümet programı çalışmaları tamamlandıktan sonra gündeme geleceğini söylemişti. Altılı masa hükümet programını açıkladıktan sonra 11. toplantısını fazla vakit geçmeden yapacak. İYİ Parti’nin ev sahipliğini yapması muhtemel olan toplantıda ortak adayın görüşülmeye başlanması bekleniyor.

Altılı masanın Perşembe günü gerçekleşecek toplantısına ev sahipliği Gelecek Partisi yapacak. Toplantı öncesi Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, diğer beş lider ile ikişer kez olmak üzere toplamda 10 görüşme yaparak masaya oturmuş olacak.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in aktardığına göre, AK Parti’nin başörtüsü ve aile ile ilgili Anayasa değişiklik teklifine nasıl bir tutum belirleneceğinin ele alınacağı toplantıda, hükümet programının ayrıntılarının da belli olması bekleniyor. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunun ise İYİ Parti’nin evsahipliğindeki toplantıya kalacağı tahmin ediliyor.

CHP “evet” diyecek mi?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence çıkışı sonrası AK Parti, bu çıkışa Anayasa teklifi ile yanıt vermiş ve sadece başörtüsü değil, aynı zamanda aile ile ilgili düzenlemeyi de teklife koyarak Meclis’e getirmişti. AK Parti’nin Anayasa teklifine dair altılı masanın Anayasa değişikliği konusundaki ana görüşü referanduma bırakılmaması yönünde. Bu konuda CHP’nin tavrı belirleyici olacak.

Ana muhalefet şu ana kadar AK Parti’nin teklifine “hayır” oyu vereceği yönünde bir izlenim bıraktı. CHP MYK toplantısında da ağırlıklı olarak “hayır” eğilimi oluştu, ancak nihai karar CHP liderine bırakıldı. Başta İYİ Parti ve Saadet Partisi olmak üzere masanın diğer üyeleri ise konunun siyasi bir tartışmaya dönüşmemesi ve iktidarın eline koz verilmemesini istiyor. Bu nedenle teklife “evet” deme eğilimi, CHP hariç altılı masada hakim görüş.

Hükümet programı dokuz ana başlıktan oluşuyor

Genel başkan yardımcılarının yer aldığı “Temel Politikalar Ortak Çalışma Grubu” 2 Ekim 2022’de liderlerin buluşmasında aldığı kararla kurulmuştu.

Komisyon dokuz ana başlıkta “Hukuk, adalet ve yargı”, “Kamu yönetimi”, “Şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele”, “Ekonomi, finans ve istihdam”, “Sektörel ve bölgesel konular”, “Bilim ve teknoloji”, “Eğitim ve öğretim”, “Sosyal politikalar”, “Dış politika, güvenlik, savunma” başlıklarında çalıştı ve çalışmalar tamamlanarak programın taslak hali ortaya çıktı.

Ana başlıklarda altı parti, büyük oranda uzlaşma sağladı. Ancak 5 Ocak’ta masaya gelecek olan Temel Politikalar Belgesi’nde sorunlu konular da yer alıyor.

İstanbul Sözleşmesi’nde şerh kalkar mı?

Altılı masadaki tartışmalı konulardan bir tanesi İstanbul Sözleşmesi’ne dönüş.

CHP, İYİ Parti, DEVA, Demokrat ve Gelecek partileri kadına şiddete karşı mücadeleyi hedef alan İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi gerektiğini savunuyor. CHP ve İYİ Parti, sözleşmeye dönüşü öncelikli politikalar arasında gösteriyor. Saadet Partisi’nin ise İstanbul Sözleşmesi’ne dair vaatlere şerh düştüğü kaydedildi. Ancak Saadet Partisi kaynakları, bu başlığın “önemli bir kriz alanı olmadığını” belirtirken, süreçte altılı masanın iktidara gelmesine etki edecek bir sorun olmadığına vurgu yapıyor.

Mülteci politikasına ilişkin de masada görüş ayrılıkları olduğu belirtiliyor.

Hükümetin partilere göre dağılımında cumhurbaşkanı yardımcılarının durumu, liderlerin kabinede yer alıp almayacağı, hangi bakanlıkların hangi isimlerle yer alacağı gibi konu başlıkları da genel başkan yardımcılarının oluşturduğu komisyonda karara bağlanmadı. Bu başlıklar, tamamen liderlerin inisiyatifine bırakıldı.

“Aday belirlenme süreci” konuşulacak

Ortak hükümet programının açıklanacağı tarih sonrasında ise liderlerin gündemi artık aday olacak. Ancak 10. buluşmada aday ismi ele alınmasa bile adayın artık belirleme çalışmalarının gündeme geleceği belirtiliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da gazetecilere yaptığı açıklamada, adaylık konusunun güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci ve ortak hükümet programı çalışmaları tamamlandıktan sonra gündeme geleceğini söylemişti. Altılı masa hükümet programını açıkladıktan sonra 11. toplantısını fazla vakit geçmeden yapacak. İYİ Parti’nin ev sahipliğini yapması muhtemel olan toplantıda ortak adayın görüşülmeye başlanması bekleniyor.

İmamoğlu’na hapis cezası sonrası İYİ Parti ile CHP arasındaki Saraçhane gerginliğinin altılı masa buluşmasında gündeme gelmesinin ise beklenmediği ifade edildi. Ancak kaynaklar, masadaki konuların görüşmelere yansımasına göre belli olacağı yorumunu yaptı.

İYİ Parti’den Babacan’a yanıt

Toplantı öncesi dikkat çeken bir açıklama da var. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Pazartesi günü Anayasa’nın 66. maddesinde yer alan “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadesinin tekrar değerlendirileceğini ifade etmişti.

Bu açıklama İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu’ya soruldu. Zorlu, “DEVA Partisi ile ortak yanımız altılı masada bulunuyor olmamız ve bu ortaklaşmamızın en büyük temeli güçlendirilmiş ve iyileştirilmiş parlamenter sistemi ülkemizde yeniden inşa etmek, adaleti ve liyakati esas alan bir yönetim anlayışını kurgulayabilmektir. Bizim bu çerçevede ortak anayasa değişikliği paketimiz açıklanmıştır. Hükümet programı taslağı da 5 Ocak’ta liderlere sunulacaktır. İki belgede de bahsedilen taahhütler yer almamaktadır” açıklaması yaptı.

DEVA Partisi kurmayları Babacan tarafından açıklanan metnin DEVA Partisi’nin metni olduğunu ifade ederken altılı masaya dair bir vaat verilmediğini kaydetti.

Paylaşın

Altılı Masa 5 Ocak’ta Toplanacak: Ortak Politika Belgesi Hazır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, 5 Ocak’ta Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Altılı masanın seçim vaatlerini içeren ortak politika belgesi tamamlandı. Dün son çalışmalarını yapan komisyon üyeleri kendi parti genel başkanlarına çalışmayı sabah saatlerinden sundu.

Sputnik Türkçe’den Osman Nuri Cerit’in haberine göre; seçim beyannamesi niteliği taşıyacak olan ortak metin 9 ana başlık 60 alt başlıktan oluşuyor. Ortak politika belgesi 2 bin 200 eylemi içeriyor. Altılı masanın adayının cumhurbaşkanı olması durumunda yapacağı icraat bu belge içerisinde tek tek sıralanıyor.

Çalışma grubunun hazırladığı metinde hukuk, adalet ve yargı, kamu yönetimi, şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele, ekonomi, finans ve istihdam, sektörel ve bölgesel konular, bilim ve teknoloji, eğitim ve öğretim, sosyal politikalar, dış politika, güvenlik, savunma başlıklarında atılacak adımlar yer alıyor.

Altılı partinin genel başkanlarının talimatı ile kasım ayında çalışmaya başlayan komisyon iki aylık çalışmasının sonunda dün çalışmalarını tamamladı. Çalışmada yer alan parti kurmayları çalışmanın son halini kendi genel başkanlarına sundu.

5 Ocak günü Gelecek Partisi’nin ev sahipliğinde bir araya gelecek 6 liderin gündemi ortak politika belgesi olacak. Genel başkanlar bu toplantıda ortak politika belgesinin açıklanmasıyla ilgili takvim belirleyecek. Ortak politika belgesinin açıklanması sonrasında altılı masanın ortak adayının belirlenmesi süreci başlayacak.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Türkiye Zincirlerini Koparmak Zorunda

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Beklentilerimiz çok fazla. Yeni şeyler istiyoruz. Daha güzel bir Türkiye istiyoruz. İnsan haklarına saygı, düşünce özgürlüğü istiyoruz. Artık Türkiye bu zincirlerini koparmak zorunda. Türkiye’yi bu tablonun dışına çıkarmaya söz veriyorum.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Altı lider birlikteyiz. Demokrasi için, ülkemize huzur gelsin diye bir araya geldik. Toplumda kamplaşma olmasın diye bir araya geldik. Kucaklaştık, geçmişin acılarını sarmaya çalıştık. Demokrasi kadar güzel bir şey yok. Demokrasilerde medya özgür olacak, havuz medyası diye bir medya olmayacak. Özgürce bizi eleştirebilecekler. Bu olanağı sağlayacağız. Bir politikacının alkıştan çok tutarlı eleştiriye ihtiyacı vardır. Yanlışımız varsa sağduyulu insanlar bize bunu söyleyebilmeli. Biz bundan gocunmamalıyız.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Devleti bir adama teslim etmek ülkeyi felakete sürükler, geldiğimiz tablo budur. Rüşvet alanlar var. Devlette liyakati yok ettiler. Rüşvetçilerden, uyuşturucu baronlarından bu ülkeyi 2023 seçimlerinden sonra temizleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Sinan Ateş’in öldürülmesiyle ilgilide konuşan Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin başkentinde bu suikast gerçekleşti. Genç bir babayı öldürdüler. Akademisyendi, milliyetçiydi, Atatürkçüydü. Ankara’nın göbeğinde katlettiler. Ailesi talep etti diye, susuyorlar. Çok şey biliyoruz, bu işten ne kadar pis kokular geldiğinin farkındayız. Görevliler işini yapsın diye şimdilik sesimizi çıkarmıyoruz. Saray’dan tık yok. Saray’ın stepnesi ise en değerli evlatlarından biri öldürülmemiş gibi tek kelime etmiyor. Bu cinayeti görmezden gelemezler, biz buna izin vermeyeceğiz.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Hep beraber bir yılı devirdik. Toplumun beklentileri fazla. Daha güzel bir Türkiye istiyoruz. Düşüncenizi ifade ederken bile çekindiniz. Başıma bir şey gelir mi diye kaygı içinde oldunuz. Ama artık Türkiye bu zincirlerini koparmak zorunda, bu tablonun dışında çıkmak zorunda. Türkiye’yi bu tablonun dışına çıkarmaya herkesin huzurunda söz veriyorum.

Bir politikacının alkıştan çok, sağlıklı ve tutarlı eleştiriye ihtiyacı vardır. Yanlışımız varsa o insanlar bize söyleyebilmeli, biz bundan gocunmamalıyız. Akıl akıldan üstündür. Demokrasi bunun üzerine inşa edilmiştir. ‘Her şeyi ben bilirim, ben yaparım’ düşüncesi insanlığı felakete sürükler. Devleti bir adama teslim etmek o devleti felakete sürükler.

Altı ayrı partiyiz ama demokrasi konusunda aynı felsefeden hareket ediyoruz. Neyi nasıl yapacağımızı biliyoruz. Sadece liderler değil onların altında ekipler çalışıyor. Güzel şeyler yapacağız, güzel şeyleri hayata geçireceğiz. Göreceksiniz. Yepyeni bir Türkiye. Türkiye’yi yöneten kişi asla para için kapı kapı dilenci gibi dolaşmayacak. Buna da son vereceğiz. Kendi gücümüzle büyüyeceğiz ve kalkınacağız. Rüşvetin, torpilin, yolsuzluğun olmadığı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Eğer kul hakkına herkes saygı gösteriyorsa, kul hakkı yemenin en büyük günah olduğuna toplum olarak inanıyorsanız kul hakkı yiyenleri iktidardan göndereceğiz, adaletten yana olanları iktidara getireceğiz.

Terörün olmadığı bir Türkiye inşa edeceğiz. Çok ağır bedeller ödendi. Masumlar hayatlarını kaybetti. Türkiye’yi buradan çıkaracağız. Demokrasinin olduğu, düşüncelerin özgürce ifade edildiği, terörün olmadığı bir Türkiye inşa edeceğiz. Bütün komşularımızla barış içinde yaşayacağız. Hiçbir komşumuzu düşman olarak görmeyeceğiz. Türkiye, bölgesinde en güçlü ülke olacak, dünya da bunun tanığı olacak.

Allah nasip eder halkın oylarıyla iktidar olduğumuzda, her kuruş verginin hesabını vermeyi onurlu bir görev olarak üstleneceğiz. Gençlere söylüyorum; ödediğiniz verginin hesabını sormuyorsunuz, bu yüzden demokrasi gelişmiyor. Temel faktör bunu sormaktır. Bu ülkenin yediden yetmişe hepimiz ödediğimiz vergilerin nerelere harcandığını sormak zorundayız. Bizim iktidarımızda bu soru sorulmasa da biz bunun hesabını kuruş kuruş vereceğiz.

Bu ülkenin hapishanesinde haksız yere yatanlar var. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, haksız yere yatıyorlar!  Adaleti savunmazsanız siyaset yapmanızın mantığı yoktur. Her haksızlığa itirazımızı yapacağız. 85 milyon yurttaşıma sesleniyorum, karamsarlığa kapılmayın. Bu haksızlıkları görüyoruz, yaşıyoruz ama asla karamsarlığa kapılmayacağız. Sandık geldiğinde gideceğiz ve bir zulüm iktidarına son vereceğiz. Kimse endişe etmesin, geliyor gelmekte olan.

Bu ülkenin başkentinde bir suikast yapıldı, Sinan Ateş. Ülkücü hareketin değerli isimlerindendi, akademisyendi, milliyetçiydi, inançlıydı, Atatürkçüydü, babaydı ve değerli bir eşi vardı.  Ankara’nın göbeğinde katlettiler. Ailesi talep etti diye sabırla susuyoruz. Baba ile de konuştum, eşi ile de konuştum. Sabırla sonucu bekliyoruz. Bize de bilgiler akıyor, farkındayız. Çok şey biliyoruz bu konuyla ilgili olarak, bu işten ne kadar pis kokular geldiğinin de farkındayız.

Görevliler işini yapsın diye sesimizi çıkarmıyoruz şimdilik. Saray’dan tık yok. Saray’ın stepnesi ise sanki en değerli evlatlarından biri öldürülmemiş gibi tek kelime dahi etmiyor. Kendi evladına dahi sahip çıkamıyor. Bu cinayeti görmezden gelemezler, susarak geçiştiremezler. Biz buna izin vermeyeceğiz, gerçek aydınlanacak. Aile adalet istiyor, adaleti savunan kişiler olarak bizler de bu olay aydınlanıncaya kadar da takipçisi olacağız. Eşine de babasına da söz verdim. Kimse unutmasın, Bay Kemal kafasına bir şey koyduysa mutlaka çözecektir.

Yeni bir komplonun peşindeler. Birinci kumpas; Ekrem Bey birisine ya da YSK üyelerine hakaret etti diye iddianame hazırlandı. Söylenen YSK değil, açıkça söylendi zaten muhatabı olan kişi Fotoraman Süleyman. YSK ‘bu bize söylendi’ dedi. Sonra dosya namuslu bir hakimin önüne gitti. Bu hakimi değiştirdiler. Aldılar Samsun’a sürdüler. Bu hakimin söylediği bazı şeyler var. Grup Başkanvekillerimiz ve bazı hukuk kökenli vekillerimiz Adalet Bakanlığı’na gidecekler, Samsun’a sürülen hakimin iddiaları konusunda soruşturma açılsın istiyoruz. Soruşturma açılmazsa Adalet Bakanı da bu kumpasın içindedir. Saray’ın sofrasına oturan hakimin kararına itibar edilmez.

İkinci kumpas, İBB Başkanlığı bünyesinde teröristler ve terörle iltisaklı kişiler çalışıyormuş. Bunun üzerine İBB, İçişleri Bakanlığı’na yazı yazıyor, ‘Kim bu insan biz gereğini yapalım’ diyor. Hem suçlayacaksın, hem bildirmeyeceksin. ‘O zaman siz işlem yapın’ deniliyor, ‘Sonra yapacağım’ diyor. Sen terörist arıyorsan, o kişilere ‘iyi hal’ kağıdı veren savcıyı suçla. Daha önce Mevlüt Uysal ve Vali de kısa süre belediye başkanlığı yaptı.

4116 kişi göreve başlamış, 1800’ü için güvenlik soruşturması yapılmamış. Birinci kumpasta hakimi değiştirdiler. İkinci kumpasta da müfettişi değiştirdiler. Tam bir kumpas. Akıl var, mantık var. Ahlak, yasa, erdem denen bir şey var. Belediyeler elbette denetlenebilir ama önyargısız ve yasalara uygun olarak denetlenir. Kumpasa karşı çıkmak bizim görevimizdir. Üçüncü kumpas da ‘Siz neden Fatih Sultan Mehmed tablosunu aldınız, getirdiniz. İnanılır gibi değil.

Muhalefetin kazandığı İBB’yi kumpaslarla ele geçirmeye çalışıyorlar. Şimdi görüyoruz ki işi kayyuma kadar götürme hevesindeler. Ekrem Başkanımıza bu komployu devam ettirirlerse, kayyum atama aptallığına girişirlerse bunu bir diktatörün haklına karşı uyguladığı terörizm olarak göreceğiz. Bunu yapmaya kalkarlarsa kimse Bay Kemal’den sabır beklemesin. Cehennemin kapılarını açarlar, hiç kimse için iyi olmaz. Atamayla gelen hakimlere mi güveniyorsunuz?”

Paylaşın