CHP’nin “İktidar Planı” Belli Oldu

31 Mart’ta gerçekleştirilen seçimlerde pirinci parti konumuna yükselen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) iktidar planı belli oldu: Gölge kabine farklı illerde toplanacak, program çalışması mayısa kadar bitecek.

İktidara Kasım 2025 için erken seçim çağrısı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin merkez yönetim Kurulu (MYK) üyelerine en geç mayıs ayına kadar seçim beyannameleri olacak parti programı çalışmalarını bitirme talimatı verdi. Bu kapsamda partinin Gölge kabinesinin ekim ayı itibarıyla il gezilerine başlayacağı belirtildi.

Gölge kabinenin iki haftada bir Özel başkanlığında Türkiye’nin farklı bir ilinde toplanacağını aktaran CHP kurmayları “İlk olarak 7 Ekim’de Hatay’da olacağız. Ardından iki haftada bir farklı illerde toplanmaya devam edeceğiz. Bu şekilde hem iktidar olunca neler yapacağımızı her ilde anlatmış olacağız hem de gittiğimiz illerde örgütü canlı ve motive tutacağız.

Çalışmalarımıza örgütümüz, o bölgenin yerel sendikaları, akademisyenleri, meslek örgütleri de katkı verecek” dedi. Kurmaylar ilk toplantının Hatay’da yapılacak olmasıyla ilgili de “Depremden en çok etkilenen illerden birisi Hatay’dı. Genel başkanımız da özellikle Hatay’la ilgili hassasiyetini sürekli dile getiriyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın aktardığına göre; Partinin örgüt faaliyetlerini yoğunlaştıracağını söyleyen kurmayları “Gölge kabine üyeleri alanlarında çalıştaylar yapacak. 30 Eylül’de genel başkanımızın da yer alacağı bir sağlık çalıştayı yapacağız. Sonrasında eğitim ve ekim sonu da emek çalıştayı olacak” bilgisini paylaştı.

Paylaşın

CHP, Daha Sol Söylemlerle Sahada Olacak

Partinin yeni program çalışmalarına ilişkin konuşan CHP kurmayları, programın adına (Halkçılık Programı) dikkat çekerek “artık daha sol söylemlerle sahada olacaklarını” vurguladılar.

Partinin kuruluş ilkelerinde halkçılık ve devletçilik ilkelerinin olduğunu belirten kurmaylar “Partimizin ana ilkelerinde zaten sol, sosyal demokrat temeller var. Bunları artık daha çok sahiplenen ve anlattığımızda halkta da karşılık bulacak bir hale getirmek istiyoruz” dediler.

İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı adıyla yaptığı olağanüstü kurultayda yeni program çalışmalarını başlatan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), hazırlayacağı programın adı için de Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 1920’de Meclis’e sunduğu metinden esinlenerek “Halkçılık Programı” adını verdi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal‘a yeni program çalışmalarına ilişkin konuşan CHP kurmayları, programın adına da dikkat çekerek “artık daha sol söylemlerle sahada olacaklarını” vurguladılar.

Partinin kuruluş ilkelerinde halkçılık ve devletçilik ilkelerinin olduğunu belirten kurmaylar “Partimizin ana ilkelerinde zaten sol, sosyal demokrat temeller var. Bunları artık daha çok sahiplenen ve anlattığımızda halkta da karşılık bulacak bir hale getirmek istiyoruz. Günümüzde iktidarın uyguladığı ekonomi politikası belli. Bunu günlük hayatta tartışırken topluma kazandırabileceğimiz bazı terimler var. Özelleştirmelerin getirdiği zararlardan söz edip kamuculuğun, devletçiliğin önemine vurgu yapabiliriz. Sağlık, eğitim gibi hizmetlerin devlet tarafından en iyi şekilde vatandaşa verilmesi gerektiğini anlatabiliriz” dediler.

“İktidar olduğumuzda…”

CHP’nin bu kapsamda Emek Büroları gibi birimlerini de daha aktif hale getireceğine vurgu yapan partililer, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in geçen hafta Kocaeli’nde katıldığı Emek Büroları Akademik Kurul Toplantısı’nı işaret etti. Bu tip toplantıların farklı illerde de yapılmasının planlandığını aktaran kurmaylar, “Parti programı çalışmalarında bu programlardan da faydalanılacak. İktidar olduğumuzda nasıl bir sosyal güvenlik sistemi, emeklilik sistemi olacak, bunları çalışacağız.

Kullandığımız kavramların altını illerde yaptığımız halk buluşmaları, sanayi ticaret odası ziyaretleriyle dolduracağız. Ama her şeyin başında daha özüne dönen bir CHP olacak. Bu partinin temel değerlerinde sol ve sosyal demokrasi var. Ana eksenimiz sağlıktan eğitime kamuculuk. Genel başkanımız da gittiği her yerde ‘Emekle sermaye karşı karşıya gelirse, emeğin yanındayız’ diyor. Bu kavramlar partinin temel ilkeleri ama biz yapacağımız program çalışmasıyla ekonominin bu kavramlarla tartışılmasını da sağlayacağız. Farklı bir vizyonu insanlara göstereceğiz” değerlendirmesini yaptılar.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Erdoğan’ın Aday Olmasını İstiyoruz

Erken seçim yapılması gerektiğini belirten CHP Lideri Özgür Özel, “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim” dedi ve ekledi:

“Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Erdoğan’ın yeni anayasa çağrılarını da değerlendiren Özgür Özel, “Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Demokrasi Meydanı programına katıldı. Özgür Özel erken seçim yapılması gerektiğini belirterek şöyle dedi: “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim. Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Yeni Anayasa: Özel, yeni anayasaya bir ihtiyaç olduğunu ancak mevcut durumdaki ekonomik koşullar nedeniyle bu konunun halkın gündeminde olmadığını belirterek şunları söyledi: “Toplumsal mutabakat metni, toplumsal mutabakatla olur. Türkiye’nin bir mutabakata ihtiyacı var. Türkiye’nin yüzde 70’i yönetim sisteminden memnun değil. Bugün Türkiye’de insanların ne istediğini sorun, kimse anayasa yazmaz. Ama Anayasa’ya ihtiyaç var mı? Bence var. Aslında yeni bir Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor.”

AK Parti’nin mevcut durumunu değerlendiren Özel, “Sayın Erdoğan’ı farklı yönlere çekmeye çalışan pek çok kişi var. Ancak iktidar, tükenmişlik sendromu içinde. AKP, tarihinin en büyük sarsıntılarından birini yaşıyor. Eskiden yoksul olanlar şimdi derin bir yoksulluğun pençesinde, orta sınıf ise yoksullaşmış durumda. İnsanlar, maaşlarını kiraya verince aç kalıyorlar, karınlarını doyurunca da barınacak yer bulamıyorlar. Bu durum, öfkeye dönüşen bir hüzün yaratıyor, ancak umut ışığı da sönmüş değil. İktidar değişimi için artık günler sayılıyor.”

Teğmenlerin yemini: Bundan Atatürk’ü seven kimse rahatsız olmaz. Yıllardır edilen bir yeminin birkaç yıldır ettirilmemesi ayıp. Bir ülkeyi bölmeye çalışanlara karşı kılıcımız keskindir diyorlar. Bu yemini edenler arasında kaçıp da etmeyenler varsa onları tutup atacaksın oradan. Bundan ‘Keşke Yunan kazansaydı’ var ya, ona inananlar, onun peşinden gidenler rahatsız olur. Bu tartışmalarla yoksulluğu örtmeye çalışıyorlar. İnsanlar geçinemiyor.

Dilruba Kayserilioğlu: Benim gencecik bir kadının sırf konuştu diye içeri atılmasına, gecenin bir yarısında da bırakılmasına itirazım var. Dilruba’nın sözlerinin belli yerleri haklı ama kullandığı bazı ifadeler vatandaşın kalbini kırabilecek, AKP’ye oy veren vatandaşın kalbini kıracak sözler. Buraların da onarılması lazım. Fuar konuşmasında mahsurlu ifadeler gördüm. Serbest kalmak için değil, birçok insan seni yanlış anladı. Ağzından çıkan bazı sözler yanlış anlaşıldı. Bir de onların oy veren kitlesi var, alınmış olabilirler bunu bir yerden düzelt.

Ama günü gelince, serbest kaldıktan sonra münasip bir lisanla düzelt. Dilruba konuştuğundan pişman değil, 6 ay daha yatsa pişman değil ama insanları kırmak istemediğini kendini söylüyor. Önceki sözlerde de mahsurlu ifadeler var. ‘Sözlerimin arkasındayım’ demiş, ben orayı bile mahsurlu gördüm. Kendisine telkin ettiğim şey düşünce özgürlüğü noktasında çok değerli bir noktada duruyorsun, ama Ama Türkiye insanların birbirinin kalbini kırdığı değil birbirine sahip çıktığı bir ülke olması lazım. Dilruba’ya sahip çıkıp işimize bakacağız. Teğmenlere sahip çıkıp işimize döneceğiz.

Paylaşın

CHP’de “Ön Seçim Ve Dönem Sınırlaması” Masaya Yatırıldı

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı için dün toplanan CHP Parti Meclisi’nde dönem sınırlaması ve ön seçim yönetimi masaya yatırıldı.

Bazı Parti Meclisi (PM) üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde olması ve dönem sınırlamasının geçmişe dönük de uygulanması gerektiğini savundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), tüzük değişikliği gündemiyle toplandı. CHP Lideri Özgür Özel, Parti Meclisi üyelerinin tüzük değişikliğine yönelik önerilerini dinledi. Parti Meclisi üyelerinin bir bölümü, taslak metnin, eski tüzüğe göre daha ilerici olduğunu dile getirdi. Toplantıda en büyük tartışma ise ön seçim ve dönem sınırlaması konularında yaşandı.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre bazı Parti Meclisi üyeleri, milletvekillerini belirlemede genel merkeze yüzde 15 kontenjan verilmesinin, “Milletvekillerinin 90’ının Genel Merkez’den belirlenmesi” anlamını taşıyacağı gerekçesiyle itiraz etti. CHP Lideri Özel ise itirazlara karşı, “Genç ve kadın kotası” vurgusu yaptı. Özel, kontenjanın tamamının genç ve kadınlar için kullanılacağını belirtti. Öte yandan Özel, kontenjanın kullanılacağı seçim çevresinin, “Öneriler doğrultusunda” değiştirilebileceğini dile getirdi.

PM toplantısında öne çıkan bir diğer tartışma ise ön seçim uygulamasına dönük oldu. Edinilen bilgiye göre, bazı PM üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde yapılmasını istedi. CHP Lideri Özel ise hakim gözetiminde yapılacak bir önseçimde Genel Merkez’in kontenjanının kullanılamayacağı ve bazı seçim çevrelerinde seçim yenilgisine yol açabileceğini savundu. Genel Merkez, “Örgüt gözetiminde yapalım, çıkan sonuca uyalım” görüşünü kaydetti.

Toplantıda, Kasım 2023’te gerçekleşen kurultayda da tartışma yaratan çarşaf liste konusu da gündeme geldi. Blok listenin yarışı kısıtladığını savunan bazı Parti Meclisi üyeleri, “Çarşaf liste, yarışı güçlendirir, herkesin yarışa dahil olmasını sağlar” yorumunu yaptı. CHP Genel Başkanı Özel, bu yoruma sıcak baktı.

CHP PM Toplantısı’nda, tüzük değişikliğine yönelik öneriler arasında yer alan dönem sınırlaması da masaya yatırıldı. Bazı PM üyeleri, dönem sınırlamasının hemen uygulanması gerektiğini söyledi. CHP Lideri Özgür Özel, önerinin gözden geçirileceğini ifade etse de CHP kaynakları, “Bu, hukuken mümkün olmaz” diyerek dönem kuralının yeni tüzüğün yürürlük tarihi itibarıyla uygulanması gerektiğini bildirdi.

CHP’de bazı PM üyeleri, MYK’nin de PM tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Özel’in bu talebi not aldığı aktarıldı.

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Beklenen Büyük Değişim Olur Mu?

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı, aynı zamanda, partiyi iktidara taşıyabilecek bir değişimi hayata geçirip geçiremeyeceği açısından önem taşıyor.

Normalde 25-26 Kasım 2023 tarihinde yapılması planlanan ve parti içinde uzun zamandır konuşulan tüzük kurultayı 31 Mart yerel seçimlerine hazırlık amacıyla Eylül’e ertelenmişti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, bir haftalık değişim kurultayına gidiyoruz” derken, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da “CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olmaz” sözleriyle kurultayın önemini aktarmıştı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; 31 Mart yerel seçimlerinden büyük moralle çıkan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) bu hafta gerçekleştireceği tüzük kurultayı partiyi iktidara taşıyabilecek bir değişimi hayata geçirip geçiremeyeceği açısından önem taşıyor. Kurultay, aynı zamanda yeni bir parti programının konuşulması için de zemin oluşturacak.

Kamuoyunda tüzük kurultayı olarak nitelendirilen 20’nci Olağanüstü Kurultay, 4-9 Eylül tarihlerinde önce Sivas ardından Ankara’da düzenlenecek. Normalde 25-26 Kasım 2023 tarihinde yapılması planlanan ve parti içinde uzun zamandır konuşulan tüzük kurultayı 31 Mart yerel seçimlerine hazırlık amacıyla Eylül’e ertelenmişti.

4 Eylül’de Sivas Kongresi’nin 105’inci yıldönümünde Sivas’ta toplanacak olan kurultay ardından Ankara’da devam edecek. Ankara’daki kurultayda 5 Eylül’de 81 ilden temsilciler, milletvekilleri, parti yetkililerinin oluşturduğu ve çalışmaları bir süredir devam eden tüzük komisyonu toplanacak. 6 Eylül’de ise tüzük kurultayının resmi bölümü gerçekleştirilerek, aynı gün yeni tüzük belirlenecek.

7-8 Eylül’de ise Olağanüstü Kurultay program çalıştayı ile devam edecek. Ardından ise partinin kuruluş yıldönümü dolayısıyla 9 Eylül Pazartesi günü Anıtkabir ziyaret edilecek. Kurultayda mevcut tüzüğün 48’inci Maddesi kapsamında gündemden başka bir konu görüşülemeyecek ve seçim yapılamayacak. CHP’nin mevcut tüzüğü en son 9-10 Mart 2018 tarihli 19’uncu Olağanüstü Kurultay’da yenilenmişti. O dönemde yapılan değişiklikler yeterli görülmemişti.

Bu kurultayda partinin “anayasası” niteliğindeki tüzüğünün yenilenmesi ile eş zamanlı olarak parti programının da mevcut zamana ve koşullara uygun olarak değiştirilmesi çalışmalarına başlanması ve son iki gündeki çalıştayda bu konu üzerinde yoğunlaşılması bekleniyor.

Tüzük kurultayı neden önemli?

Tüzük kurultayı CHP açısından pek çok açıdan önem taşıyor. 14 Mayıs genel seçiminde yenilgiye uğrayan muhalefet kanadının en büyük partisi olan CHP, seçmenlerde büyük hayal kırıklığı yaratan bu hezimetin ardından kurultay toplayarak parti tarihinde ender görülen şekilde seçimle genel başkanını değiştirmişti. 31 Mart yerel seçimlerinde ise CHP birinci parti çıkarak pek çok yerde belediye başkanlığını kazanmıştı.

Parti yetkilileri ile yapılan görüşmelere göre kurultay, tüzüğün ve belki daha da önemlisi parti programının değiştirilmesi, 2028’de ya da daha erken yapılacak bir genel seçimde partinin iktidar için güçlü bir aday olabilmesi için önemli bir zemin olarak görülüyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, bir haftalık değişim kurultayına gidiyoruz” derken, 14 Mayıs seçimi sonrasındaki değişim çağrısıyla hatırlanan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da “CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olmaz” sözleriyle kurultayın önemini aktarmıştı.

Kurultayın bir diğer önemi ise “değişim” sloganıyla yola çıkarak Kemal Kılıçdaroğlu dönemini sona erdiren Özgür Özel yönetiminin bu vaadini ne kadar gerçekleştireceği ve örgütlerin uzun zamandır talep ettiği ön seçim ya da üç dönem kuralı gibi uygulamaları getirip getirmeyeceği.

Bu arada kurultay Özel, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasındaki hassas dengenin ve partililer üzerindeki güçlerinin gözlemlenmesi için de bir platform olacak.

Hangi çalışmalar yapıldı?

CHP, tüzük değişikliğine ilişkin 90 kişilik bir komisyon oluşturdu ve bu komisyon 2 Eylül’e kadar iki kez toplandı. Komisyon’un bugünkü toplantının ardından 5 Eylül’de son kez bir araya gelmesi bekleniyor. Hazırlık aşamasında yeni tüzük için üyeler, il-ilçe örgütleri, eski ve yeni milletvekilleri, MYK üyeleri, Parti Meclisi üyeleri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarından gelen binlerce öneri alındı.

Tüzük Komisyonu’nda Parti Meclisi’nden üç, Meclis Grubu’ndan iki ve 81 ilden de birer kurultay delegesi yer aldı. Komisyonun 16 Ağustos’taki ilk toplantısında daha önce örgütlerden ve parti üyelerinden alınan 7 bin 422 öneriye ilişkin sunum yapıldı.

27 Ağustos’taki 11 saatlik uzun toplantısında ise komisyon tüzük için istenen en önemli konu başlıklarını ele aldı ve kendi içinde bazı maddelerde uzlaşma sağladı. Daha sonra da taslak metin milletvekilleri ve il örgütleri ile paylaşılarak tartışmaya açıldı. CHP Parti Meclisi de bugün bir araya gelerek taslak metni ele alacak.

Yeni tüzük için neler konuşuluyor?

Yeni tüzükle CHP yönetimlerinin yıllardır yapması istenilen ve bu kurultayda gerçekleşmesi beklenen değişiklikler bazı başlıklarda toplanıyor. Şimdiye kadarki süreçte taslak metinde yer alması beklenen ve sıkça konuşulan başlıklar arasında ön seçim, dönem kuralı, cumhurbaşkanı adayının belirlenme yöntemi, partiye üyeliğin tanımı, Parti Meclisi üye sayısının artırılması, olağan kurultayın yapılma süresinin iki yıldan üç yıla çıkarılması, güçlü genel sekreterlik, kadın ve gençlik kotaları gibi konular öne çıktı.

Hafta sonu basına da sızan taslak metne göre milletvekilliği seçimlerinde bir kişi en fazla üç dönem üst üste seçilebilecek. Dönem süreleri üç yılı geçmeyen milletvekilleri için ise bu kural uygulanmayacak. Yerel seçimlerde bir kişi merkez yoklaması yöntemiyle en fazla üç dönem üst üste belediye başkanı, belediye veya il genel meclis üyesi seçilebilecek.

Parti organlarında hâlâ tartışmaları devam eden taslak metne göre mevcut genel başkan talebi halinde aday olabilecek fakat adaylığa önerilemeyecek. Birkaç haftadır gündemde tutulan bir başka başlık ise cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği oldu. Mevcut CHP tüzüğünün 54’üncü Maddesinde cumhurbaşkanı adayının seçmen yoklaması, ön seçim, aday yoklaması, merkez yoklaması gibi yöntemlerinden biriyle belirlenebileceği ve hangi yöntemin uygulanacağına Parti Meclisi’nin karar vereceği hükmü bulunuyor.

Ancak tüm partileri bağlayan Siyasi Partiler Yasası’na göre ise cumhurbaşkanı adayı ya TBMM’de grubu bulunan partilerin vekillerinin imzasıyla ya da 100 bin vatandaşın imzayla belirlenebiliyor. Bu nedenle partinin yasaya aykırı bir yöntem uygulayamayacağı ama aynı zamanda diğer yöntemlere de kendi iç mekanizması için başvurabileceği belirtiliyor ve yeni tüzükte bu konuya dair bir değişiklik öngörülmüyor.

Bir diğer yapılması beklenen değişiklik ise kadın kotası ile ilgili. Mevcut tüzükte yüzde 33 olarak belirlenen kadın kotasının kademeli olarak önce yüzde 40’a ardından yüzde 50’ye yükseltilmesi söz konusu. Bu ve buna benzer taslakta yer alan diğer başlıkların Tüzük Komisyonu’nun bugünkü toplantısında yeniden ele alınması bekleniyor.

Kurultay öncesi siyasi gelişmeler neler oldu?

Tüzük değişikliğinin ele alınacağı Olağanüstü Kurultay öncesi bir yandan teknik çalışmalar devam ederken, diğer yandan parti içindeki farklı kesimlerden tüzüğe ve partinin yeni yönetimine yönelik öneriler ya da eleştiriler geliyor. Bu dönemde üstü örtülü bazı polemikler de yaşandı.

Bu eleştirileri yükselten önemli isimlerden biri CHP’nin bir önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve partide ona yakın siyaset yapanlar oldu.

Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesine geçen hafta yaptığı açıklamada CHP’nin temel ilkelerini temsil eden Altı Ok’un yeniden yorumlanması gerektiğini söyleyerek, “Parti programının yenilenmesi gerekiyor. Parti programında demokrasiye öncelik veren, demokrasinin ne olduğunu anlatan ve CHP’nin bu konuda neleri, hangi hamleleri atması gerektiğini belirleyen kurallar koymak gerekiyor” dedi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun yeni parti yönetimiyle ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile arasının iyi olmadığına yönelik basında yer alan çok sayıda haber ve yorumun üzerine İmamoğlu 20 Ağustos’ta eski Genel Başkanı evinde ziyaret etti. Bu görüşme sonrasında iki siyasetçi de “uzlaşı ve geçmişi bir kenara bırakma” eğilimlerini yansıttı.

Aynı günlerde Özgür Özel’in de Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edeceği basına yansırken, bu görüşme de 1 Eylül akşamı gerçekleşti. Özel beraberinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Ankara İl Başkanı Ümit Erkol olduğu halde Kılıçdaroğlu ile 2,5 saatlik akşam yemeğinde bir araya geldi.

Özel, tüzük kurultayı ile ilgili tartışmalara dair 27 Ağustos’ta İstanbul’da açıklama yaparak, “Bekliyorlar ki birbirimize düşeceğiz ve onları kötü yönetimlerine rağmen sorumluluklarıyla baş başa bırakacağız. Yok öyle yağma. Biz biriz beraberiz, kararlıyız hep birlikte bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz” dedi.

Öte yandan tüzük kurultayı öncesinde siyasetteki bir diğer önemli gelişme ise Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) üyelerinin iki yıl önce verdiği şikayet dilekçesi üzerine Kılıçdaroğlu hakkında dava açılması oldu. Bu gelişmenin Özel, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasında kurultay öncesi sağlanmaya yaklaşılan uzlaşının öncesine getirilmesi dikkati çekti.

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: İktidara Hazırlık

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, önümüzdeki hafta sonu yapılacak CHP Tüzük Kurultayı’na ilişkin, ‘iktidara hazırlık’ olduğunu dile getirdi. İmamoğlu, kurultayı ‘ortak akıl şenliğine’ dönüştürmek istediklerini ifade etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İl Danışma Kurulu toplantısında konuştu. Toplantıda ilk konuşan Ekrem İmamoğlu,

“CHP’nin tarihsel önemini ve değerini çok iyi bilen vatandaşlarımız, partimizin halkçı ve icraatçı yönünü yaşayarak bir süreci görme fırsatı buldular. Partimizin yerel yönetim başarıları iftira ve hurafelerle CHP’yi karalamaktan başka hiçbir meziyet olmayanları, toplumun karşısında değersizleştirdi.

CHP’nin büyük bir cesaretle kendini yenileme mücadelesi siyasetteki bozulma ve çürümeyi daha da görünür hale getirdi. Kendi içinde doğru dürüst bir siyasi rekabet yaşamayan, parti içi demokrasiden nasibini almamış yapıların ekonomi, adalette yaşanan krizlerin temel neden olduğunu milletimiz bu süreçte daha iyi gördü ve anladı. Vatandaşlarımız, CHP ile birlikte yeni bir yola görmeye hazır olduklarını net bir şekilde gösterdiler.

Birbirimize vakit ayıralım konuşalım halleşelim helalleşelim konuşalım ama bütün bu konuşmalar kendi içimizde ve aramızda suhuleti sağlamak iş birliğini oluşturmak adına kaliteli bir süreç şekliyle ilerlesin. Kamuoyuna farklı yönleriyle yansıyarak milletimizin temel gündemini sağa sola esnetecek bir biçimde gündemi meşgul etmemesini diliyorum.

Danışma kurulu toplantılarının karşılığını verdiğini düşünüyorum. CHP olarak en güzel tüzük kurultayını bu haftadan başlayarak partimizin kuruluş yıl dönümüne kadar gidecek süreci en iyi şekilde hazırlayacağımızı düşünüyorum. Bu konuda sayın genel başkanımız Özgür Özel’e inanıyorum. Bu hazırlık bir iktidar hazırlığı. Halktan uzak gündemlere ayıracak tek bir dakikamız yoktur. Yolumuz açık olsun. İl Danışma Kurulu toplantımız yeni heyecanlara vesile olsun. Yolumuz iktidar yolu olsun. CHP değişecek, Türkiye değişecek.

Ekrem İmamoğlu’nun ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, toplantıda açıklamalarda bulundu: “Partilerin tüzükleri demokratik olmadan söylenecek sözlerin hiçbir önemi yok. Kurultay delegelerimiz sokağı duydu. Eğer CHP değişirse Türkiye değişecek söylemine destek verdiler. Kurultaydan aldığımız güçle ve ortaya koyduğumuz büyük emekle 31 Mart seçimlerine gittik ve İstanbul’daki her üç belediyeden ikisini kazanan, bütün yıpratmalara rağmen büyükşehiri büyük farkla kazanan, nüfus olarak Türkiye’nin yüzde 65’ini yöneteceğimiz seçim başarısını elde ettik.

Biz kurucu partiyiz diye devletin sahibi değiliz. Devleti 22 yıldır likayatsizce yönetenler, yıpratanlar, perişan edenler bir yanda dururken günü geldiğinde sanki her şeyin sorumlusu bizmişiz gibi kendilerini geri çekmelerine izin vermeyeceğiz. Biz kendinden emin, milletine sahip çıkan bir anlayışla altı oktaki her ilkeyi bu çağda olması gerektiği gibi, geçmişini sahiplenip bugününe doğru yorumlayıp hep birlikte ilerleyeceğiz.

CHP bu yüzyılda kimin için siyaset yaptığını bilerek, faturayı ödemesi gerekenlere ödetmek için bu yürüyüşü nasıl yapacağımızı mutabakatla belirleyip milletin önüne koyacağız. Biz bu kararlılıktayken bizim karşımızda çaresizce ama birtakım kurnazlıklarla bizi başka tartışmaların içine çekmeye çalışanlar var. Bu tartışmalara eski reflekslerle katılanlara bir şey demiyorum ama bu kötü niyetin bir parçası olmaya kalkanların bu ülkenin hak ettiği CHP iktidarıyla kesişen bir duyguları olmadığı açıktır.

CHP’ye yönelik eleştirileri de yanıtlayan Özel, “CHP’yi kurduğu ülkeyi bölücü gibi göstermeye çalışmak, aslında yoksulluğu örtmek büyük ihmallerin sorumluluğunu almamaya çalışmaktan başka bir şey değil. Kim CHP’nin seçimden beri yaptığını doğru bulmuyorsa bilse iyi olur, CHP Türkiye’nin birinci partisidir” ifadelerini kullandı.

“Hep birlikte bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz”

‘Normalleşme’ süreci üzerinden gelen eleştirilere ve parti içindeki tartışmalara da değinen CHP lideri, şunları söyledi: “Normalleşme bugüne kadar muhalefeti eksik yapmaya yol açacak hiçbir unsuru içermedi. Normalleşme, milletin tümüne sesini duyurmaktır. Yaptıkları tek bir yanlışa sessiz kalmamak, ezdikleri tek bir karıncayı yalnız bırakmamaktır. Bütün çalışma arkadaşlarımın bu oyuna gelmeyecek dirayette olmasını istiyorum. Sabırla, umutla, kararlılıkla, özgüvenle ilerliyoruz. Siyasi partiler arasındaki en demokratik en katılımcı tüzüğü yapacağız.

Birileri bekliyor ki tartışacağız. Birileri bekliyor ki kendi içimize düşüp onların yakasını bırakacağız. Milletin meselelerini konuşmayı, Türkiye’nin gerçek gündemini takip etmeyi, siyasetin gerçek gündemini belirlemeyi bırakacağız. Bekliyorlar ki birbirimize düşeceğiz ve onları kötü yönetimlerine rağmen sorumluluklarıyla baş başa bırakacağız. Yok öyle yağma! Biz biriz, beraberiz, kararlıyız; hep birlikte bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz.

CHP demokratikleşecek Türkiye demokratikleşecek. CHP değişecek, Türkiye değişecek. Türkiye’deki insanların umudu değişecek. Türkiye 100 yıl önce olduğu gibi bütün dünyanın gelişimine biretle baktığı bir ülke olacak. Bu ülkeye demokrasiyi, cumhuriyeti, çok partili sistemi biz getirdik. İktidarı alanın yargıyı, basını tüm kurumları ele geçirdikleri bir süreci bu ülkenin yaşamasına engel olamadık. Sorumluluğumuzun farkındayız. Kimsenin ele geçiremediği bir medya oluşturmak, yargı sistemi kurmak için bu ülkenin 100 yıl sonra tekrar bize ihtiyacı var.”

Paylaşın

İmamoğlu’nun “Değişim” Mesajı CHP’yi Hareketlendirdi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘değişim’ mesajı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kulislerini hareketlendirdi. Parti kulislerinde Kemal Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu’nun işbirliğine gittiği, Özgür Özel’in ise yeni dönem için uzlaşı arayışında olduğu konuşuluyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen delegelerin oranının üçte bir civarında olduğuna dikkat çeken CHP kaynakları, Özel – İmamoğlu – Kılıçdaroğlu arasında yan yana durmayı başaran iki ismin parti yönetimini dizayn edebileceğine dikkat çekiyor.

Genel başkanlık için de ‘değişim’ olasılıkları CHP kulislerinde konuşuyor. Son zamanlarda görünürlüklerini arttıran ve üstü kapalı eleştiriler yöneltilen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı’nın isimlerin ön plana çıkması, CHP Tüzük Kurultayı sonrasında olası adaylık çıkışı olarak değerlendiriliyor.

Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’ın haberine göre; CHP’de 6-9 Eylül’de düzenlenecek Tüzük Kurultay’ına sayılı günler kala ‘değişim’ tartışmaları kulisleri hareketlendirdi. Her ne kadar Tüzük Kurultayı’nın seçimli olmayacağı önceden belli olsa da, son dönemde Genel Başkan Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açıklamalar ve peşi sıra gerçekleşen görüşmeler kurultay sonrasında hem parti genel başkanının değişebileceği ve hem de olası cumhurbaşkanı adayı konusunda görüşmelerin hızlandığı yorumlarına neden oluyor. Parti kulislerinde Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu’nun işbirliğine gittiği, Özgür Özel’in ise yeni dönem için uzlaşı arayışında olduğu konuşuluyor.

Değişim tartışmalarının fitilini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun verdiği ‘değişim’ mesaj ateşledi. İmamoğlu’nun “Geçtiğimiz yıl partimizin 100. Yılını kutladığımız etkinlikte CHP değişirse Türkiye değişir demiştim. Bu anlamda çok net ifade edeyim, CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olamaz, olmamalıdır” sözlerinin hemen ardından kritik bir görüşme gerçekleşti.

İmamoğlu, bu açıklamalarının ardından, kongreden sonra yan yana gelmediği eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bire bir görüşme gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu’nun evinde gerçekleştirilen görüşmede Tüzük Kurultayı, ön seçim konusu ve Özel’in ‘normalleşme’ söylemlerinden duyulan rahatsızlık gündeme geldi. İmamoğlu daha sonra yaptığı açıklamada bu görüşmenin devamını geleceğini belirterek, Kılıçdaroğlu için ‘başımın tacı’ açıklamasında bulundu. Bu görüşme partide ‘buzların eridiği’ yönünde değerlendirirken, bir işbirliği kapısının da açılacağına yorumlarını beraberinde getirdi.

İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu bu görüşmeden kısa süre sonra bir kez daha, bu kez İstanbul’da bir düğünde bir araya geldi. CHP Tuzla eski İlçe Başkanı Hasan Uzunyayla’nın oğlunun düğününde yan yana oturan ikili, takdimler sırasında birbirlerini alkışladı. Asıl göze batan konu ise, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İstanbul’da olmasına rağmen düğünde yer almaması, hatta davet edilmediğine dair iddiaları oldu. yorumlandı.

İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasında peş peşe görüşmeler gerçekleşirken bu kez Özgür Özel, eski genel başkanla görüşeceğini duyurdu. Kılıdaroğlu ve Özel’in yapacağı görüşmenin ardından vereceği mesaj partililer tarafından büyük merakla bekleniyor. Görüşme gerçekleşmeden Özel’in hafta sonu yaptığı ‘cumhurbaşkanı adayı olmayacağı’ açıklaması da parti kulislerinde Ekrem İmamoğlu’na ‘uzlaşı’ çağrısı olarak yorumlanıyor. Ancak Özel kendisinin cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıklayarak İmamoğlu’na ‘uzlaşı’ çağrısı yaparken bir yandan da Mansur Yavaş’ın olası adaylığını hatırlatıyor. Özel’in Mansur Yavaş’ın düzenlediği etkinliklerine katılarak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın adaylığının da önünü kapatmadığı yorumları yapılıyor.

Özel – İmamoğlu – Kılıçdaroğlu arasındaki görüşmelerin altında delege hesapları yer alıyor. Halen Kılıçdaroğlu’nu destekleyen delegelerin oranının üçte bir civarında olduğuna dikkat çeken CHP kaynakları, Özel-İmamoğlu-Kılıçdaroğlu arasında yan yana durmayı başaran iki ismin parti yönetimini dizayn edebileceğine dikkat çekiyor. Bu noktada son dönemlerde yapılan görüşmeler ve açıklamalar Tüzük Kurultayı sonrası CHP’ne hararetli bir sonbaharı beklediği izlemini veriyor.

Gökhan Günaydın ve  Oğuz Kaan Salıcı

Özel – İmamoğlu – Kılıçdaroğlu cephesinde bu gelişmeler yaşanırken, Tüzük Kurultayı sonrasında genel başkanlık için de ‘değişim’ olasılıkları CHP kulislerinde konuşuyor Son zamanlarda görünürlüklerini arttıran ve üstü kapalı eleştiriler yöneltilen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı’nın isimlerin ön plana çıkması, Tüzük Kurultayı sonrasında olası adaylık çıkışı olarak değerlendiriliyor.

Tüzük Kurultayı için herhangi bir seçimli kurultay tartışması tamamen kapanmış olsa da sonraki süreçte CHP’de yine tartışmalı günlerin beklediği iddiaları kulislerde konuşuluyor. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamalarda siyaseti bırakmadığını belirtmesi, siyasete geri dönüş sinyali olarak değerlendiriliyor. Parti kulislerinde, Özel yönetimindeki CHP’nin Tüzük Kurultayı’nda sergileyeceği performans ise ilerleyen zamanların kilidi olarak yorumlanıyor.

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Köklü Değişim Beklentisi

CHP, köklü bir tüzük değişikliğine hazırlanıyor. Ön seçim, dönem sınırı ve başarı kriterinin CHP Tüzüğü’nde yapılacak köklü değişikliklerin başında geldiği ifade ediliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4 – 9 Eylül haftasında gerçekleştirilecek tüzük kurultayı mesaisi devam ediyor.

Birgün’den Mustafa Bildirci‘nin CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre, parti yönetimi köklü bir tüzük değişikliğine hazırlanıyor. Ön seçim, dönem sınırı ve başarı kriterinin CHP Tüzüğü’nde yapılacak köklü değişikliklerin başında geldiği belirtiliyor.

CHP’de, “Toplumun ihtiyaçlarını karşılayan bir tüzük” değişikliği için çalışmalar sürüyor. Mevcut tüzüğün Genel Başkan’ın onayına bağladığı ön seçimin tüzük değişikliğinin ardından sürekli hale getirileceği ifade ediliyor.

Tüzük Komisyonu’nun başında yer alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi’nin, il başkanlarıyla bir araya geldiği toplantıda da tüzük değişikliğine yönelik öneriler dile getirildi. CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ön seçimle aday belirleme konusunda çok farklı yönelimler öne çıktı.

Ön seçimin tüzük ile garanti altına alınmasına yönelik fikir birliği sağlansa da yöntemler üzerinde farklı görüşler paylaşıldı. Bazı seçim çevrelerinde, ön seçimle belirlenen adayın seçimi kaybettirdiğini anlatan il başkanları, “Ön seçim için Genel Başkan’a kontenjan verilsin. Merkez ataması yapılsın” önerisini sundu.

CHP’de, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde dillendirilmeye başlanan, “Aktif üye-pasif üye” konusunda da görüşler ifade edildi. Bazı il başkanları, “Biz ilimizde üye bulmakta dahi zorlanıyoruz” diyerek aktif üye-pasif üye düşüncesinin hayata geçirilmesinin mümkün olmayacağını savundu.

Dönem sınırı

Tüzük değişikliğine yönelik öne çıkan bir diğer konu da dönem sınırlaması oldu. CHP kaynakları, il başkanlarının ve tüm örgütün dönem sınırlaması getirilmesi konusunda ortak görüşte olduğunu kaydederek, “Genel Başkan da dahil tüm seçilmişlere dönem sınırlaması getirilecek” dedi. Sınırlamanın, üç dönem şeklinde uygulanacağı öğrenildi.

CHP Lideri Özgür Özel’in gündeme getirdiği başarı kriterine yönelik ise il başkanlarından çeşitli itirazlar geldi. CHP’nin oyunun düşük olduğu kentlerde başarının oy oranına endekslenmesinin doğru olmayacağını söyleyen bazı il başkanları, “Üye sayısının artırılması başarı kriteri olarak konulabilir” önerisinde bulundu.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: CHP Değişecek, Türkiye Değişecek

CHP İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen Tüzük Kurultay Çalıştayı’nda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi değişecek ve Türkiye’de değişecek, bu sürecin bu yolculuğun başka bir sonucu olamaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en yüksek oyla birinci parti olması beni çok mutlu etmiştir. Artık Cumhuriyet Halk Partisi farklı toplumsal kesimlerin yaşanan bu ekonomik ve adalet krizinden çıkış için adres haline gelmesi sevindiricidir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen Tüzük Kurultay Çalıştayı’nda konuştu. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar bu şekilde:

“Geçen yıl partimizin 100. yılını kutladığımız etkinlikte Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir demiştik. Bu alanda çok net ifade edeyim, Cumhuriyet Halk Partisi değişecek ve Türkiye’de değişecek, bu sürecin bu yolculuğun başka bir sonucu olamaz. Tabii geçtiğimiz süreç içerisinde tüm dünyada bir kriz döneminin yaşandığını ve bunun da bir polikriz diye tariflendiğini, politik alanda çoklu krizlerin var olduğunu ve bu çoklu kriz sürecinin de daha az önce ifade ettiğim gibi etkilerinin ülkemizde daha da yoğun yaşandığını biliyoruz.

Yurttaşlar uzunca bir süre yaşadığımız ağır ekonomi demokrasi ve adalet krizlerine rağmen muhalefeti seçenek olarak görmemesi ve 2023 seçimlerinde de aynı sonuca sürecin evrilmesi bizi artık farklı düşünmeye ve başka bir düşünce üretmeye sevk etmelidir. Aynı şeyleri yaparak aynı sonuçları alamayacağımızı seçimden bir gün sonra dile getirmiştim; içim yanarak dile getirmiştim. Bundan vazgeçmemiz gerektiğini dile getirmiştim, yol ve yöntem değiştirmemiz gerektiğini. Partide açıkçası bu çabamızın karşılık bulması ve bugün böylesi bir zaman diliminin yaşanıyor olması beni ziyadesiyle mutlu ediyor.

Yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin en yüksek oyla birinci parti olması beni çok mutlu etmiştir. Artık Cumhuriyet Halk Partisi farklı toplumsal kesimlerin yaşanan bu ekonomik ve adalet krizinden çıkış için adres haline gelmesi sevindiricidir. Kıymetli katılımcılar Türkiye toplumu hem siyasette hem ekonomide hep de toplumsal alanda değişimi ortak aklın yankı bulmasını istiyor.”

“Tek ışığımız var aslında; bilim, teknik, akıl”

İmamoğlu, ardından Marmara Belediyeler Birliği ve İstanbul Planlama Ajansı (İPA) iş birliğiyle, “17 Ağustos’un Çeyrek Asır Ardından” başlığıyla, 2 gün sürecek etkinliğe katıldı. İmamoğlu, burada yaptığı konuşmasına ise, “25 yıl önceyi bugün konuşmak ve içi yine kaygılarla ve de üzüntülerle ve hatta görevimizi tam yapamamanın da biraz başımızı öne eğen duruşuyla sürdürmenin hüznünü yaşıyorum” sözleriyle başladı ve şunları söyledi:

“Ve bunu yaşamalıyız. Bunu derinden hissetmeliyiz. Aslında her birey, kendi koşullarında bunu hissetmeli ki, bir an önce tabiri caizse irkilelim ve ayağa kalkalım ve işimizi daha iyi yapma konusunda yüksek bir sorumlulukla hareket edebilelim. Bu gerçeği görmezsek, aynı hataları yapmak ne yazık ki biraz da normalleşen, biraz da ‘insani’ diye tarifleyebileceğimiz tavrı ve psikolojiye dönüşen süreci bize yaşatır. Bunu yaşatmaya ve yaşamaya asla ve asla hakkımız da yok, haddimiz de yok. Bir yandan hatırlayacağız, bir yandan kayıplarımızı anacağız. Adıyaman ve Defne Belediye Başkanlarımız da bizimle. Onların şahsında, oradaki bütün yurttaşlarımıza da geçmiş olsun diyerek, onları yalnız bırakmayacağımızı iletmek istiyorum.”

“Çeyrek asır önce sarsılan bu coğrafyada, sorumluluğumuz devam ediyor ve çalışmaya devam edeceğiz” diyen İmamoğlu, “Tek ışığımız var aslında; bilim, teknik, akıl. Başka bir ışığımız yok. Yani hiçbir kişilik, kendisini şahsen bir ışık olarak göstermeye kalkmasın. Mevcutta bir ışık var; bilim. Bilimi önünüze bir ışık ve doğrultu olarak koyduğunuzda, inanın bu toplum en doğruları yapacaktır ve o doğru, can kaybı yaşamaktan bizleri kurtaracaktır” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Burada oluşumuz, tabii sadece geçmişimizi değil, tam aksine geleceğimizi konuşmaya dairdir. Biliyoruz ve yaşıyoruz ki; İstanbul, Marmara Bölgesi, yani bu coğrafya, hâlâ büyük bir tehdit altındadır. Bugün, bu 25 yıllık süreçte, çeyrek asırlık zaman diliminde neler öğrendik? Neler biliyoruz? Nasıl önümüze bakıyoruz? Bu gözden geçirilecek. Çok değerli oturumlar, sunumlar olduğunu biliyorum. Bu bağlamda sadece İstanbul olarak değil de Marmara Belediyeler Birliği’yle birlikte burada bir araya gelmenin de öneminin altını çizmek lazım.”

“Bilimsel bir sunum elbette benim ne tarzım ne de haddim, hakkım. Ben, açıkçası o sunumlardan, yazılardan ve bilim insanlarının ortaya koyduğu, teknik insanlarının ortaya koyduğu prensiplerden kendisine ders çıkaran ve görev çıkaran bir belediye başkanıyım. Bir haritayı sizlere göstermek istiyorum. Bu haritayı biz tasarlamadık. Bu harita,

Sanayi Bakanlığı’nın 2021 yılında yapmış olduğu bir araştırmada elde eddilen haritadan bahseden İmamoğlu, şunları söyledi: “Kamuya açık bu harita, acaba ne söylüyor? Bunu düşünürken de biraz kaygılanıyorum açıkçası. Yani bu İstanbul için bir kaygı değil sevgili dostlar, bu, Türkiye için bir kaygı. Çok stratejik bir kaygı. Jeopolitik bir kaygı. Toplumsal bir kaygı, kaygı. Yani sadece depreme dayalı bir can kurtarma üzerinden kaygıyı da içermiyor. Çok yönlü kaygıları içeriyor burada gördüğünüz bu harita.

Bu haritadaki akışlar ve ilginin odağının ne denli bir noktaya bütünleştiğini, yüzde 80’lik bir ekonomik hacmin, sadece bir ülkenin 10’da 1’ine sıkışmışlığı -ne kadar büyük bir hatadır, sıkıntıdır- gösteriyor bize. O bakımdan Marmara diye konuştuğumuz deprem, Marmara’nın ya da İstanbul’un değil, net olarak Türkiye’nin depremidir. Türkiye’nin her yerindeki acı, bizim acımızdır. Ama bu deprem, Türkiye’nin depremidir. Yani buradaki sarsılmamız, buradaki yıkım ya da yıkılmama, dik durma, dirençli olma, bizim geleceğimizin tasarımını sağlayacak.

Bu kadar nettir ve açıktır. O bakımdan meseleye bu çerçeveden bakmamız lazım. Baktığınızda, insanların geldiği yerler itibariyle, okunan üniversiteler itibariyle, üretim ve tedarik zincirleri, ticaret ilişkileri itibariyle, Türkiye’nin her yerindeki insanımıza, çeşitli oranlarda büyük bedeller ödetecek bir depremdir İstanbul’da ya da Marmara’da yaşanacak deprem. Bu gerçek, bu iş, burada bulunan her birimizi aşıyor, anlamında elbette paylaşmadım. Sorumluluğumuzun büyüklüğünü hatırlatmak adına paylaştım.”

Geçen hafta Çin Halk Cumhuriyeti’nin Shenzhen Belediye Başkanı’nı misafir ettiklerini anlatan İmamoğlu, “18 milyonluk bir nüfustan bahsediyor. Aslında bu nüfus, orada okuyan ya da 6 aydan fazla oturumu olan herkesi kapsayan bir nüfus. Ki ben, bu nüfus sayımıyla ilgili uzun zamandır bir eleştiriyi yapıyorum. Türkiye’de yerleşik nüfusun, TÜİK verileri üzerinden hesaplanamayacağını ve bu bize realiteyi vermediğin, bu kapsamda bütün yönlendirmelerin ve bütün stratejik kararların altlığını oluşturan nüfus verisinin de ne yazık ki doğru bir veri oluşturmadığını yıllardır söylüyorum” diye konuştu.

İmamoğlu, şunları kaydetti: “‘İstanbul’un resmi nüfusu 16 milyon’ dedim Shenzhen’in Belediye Başkanı’na. Ki 1 milyonun üzerindeki üniversite öğrencisinin, neredeyse yüzde 60’ı bizim gurbetçimiz ama o, bu sayıda yok. Sonra, su tüketimindeki yüzde 20’lik artışa göre konuşuyorum ki, 2 milyonun üzerinde bizim ekstra bir misafirimiz var. Bunun adı sığınmacıdır, resmidir, gayriresmidir. Ben buradan bir söz söyleyince, bütün bakanlarımız açıklamalar yapmaya koşuyorlar ama soruna çözüm bulmakta, toplumu aydınlatmakta bir çaba göremiyorum. Bu bağlamda, bütün bunları üst üste koyduğumuzda, 20 milyon oluyoruz.”

Bunu niye söylüyorum? 20 milyonluk bir nüfus varken, biz şunu konuşamayız tek başına: ‘İstanbul’da zaten nüfus azalıyor.’ İstanbul’da nüfus azalıyorsa, o zaman askeri alanları niye konuta açıyoruz? Ne yapıyoruz biz? O kadar meseleler birbirine grift (iç içe) bir şekilde girmiş ki. Burada tek sorunumuz var. Yüzlerine baktığımda, başımı hafif öne eğmek durumunda kaldığım bilim insanlarını, bu işin odağına koymamaktır tek sorun. Bu kadar nettir. Tekniği, aklı, veriyi oturup masada analiz etmemektir. Yani bir kişinin ya da bir şahsın, bir grup insanın keyfi, siyasi ihtiraslarıyla karar alabileceği bir mesele değildir. Bunu söylerken kimse üzerine alınmasın.

Bunun adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir veya bir başka partidir; fark etmez. Siyasi ihtiras alanı değildir, olamaz. Memleketin geleceğinden bahsediyoruz ve geleceğini konuşuyoruz. Bu kadar açık ve nettir mesele. İşte o bakımdan ticari ilişkiler, tedarik zincirleri, üretim, yani tüm meselelerin, 7 üzerindeki bir şiddette deprem yaşandığında, Türkiye’ye çok çeşitli bedeller ödeteceğini görüyoruz. Bu derece hayati bir konuya ne kadar ağırlık verirsek verelim, yaptıklarımızdan da tatmin olma şansımız yok. Daha fazlasını yapmakla da yükümlüyüz.”

Paylaşın

CHP Sokağa İniyor: Yoksulluğun Tek Nedeni AKP

CHP kurmayları, “CHP iktidarında ekonomi politikası nasıl olacak?” sorusunun yanıtlarını içeren bir çalışma hazırlandığını belirtiyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve adaletsiz vergi politikası başta olmak üzere, Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik yol haritasının da hazırlandığı kaydediliyor.

Toplumun dezavantajlı kesimlerinin sorunlarını daha fazla gündemde tutulacağını ifade eden CHP kurmayları, “Yoksulluğun tek nedeni AKP’nin kamu kaynaklarına yönelik hoyrat tutumu ve yanlış ekonomi politikasıdır. Bunu halka anlatacağız” diyor.

CHP’nin “sokakta siyaset” politikası “tematik mitinglerin” yanı sıra kent gezileri ile sürdürülecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin de aralarında olduğu CHP’nin ekonomi kurmayları, yeni yasama yılı ile birlikte il il dolaşacak. Ekim ayında gerçekleşmesi beklenen kent ziyaretlerinde yurttaşların sorunları dinlenecek.

Yurttaşların yanı sıra sanayicilerin, esnafın ve çiftçilerin sorunlarını da dinleyecek olan CHP, meslek birlikleri ile odaları da ziyaret edecek. CHP’nin ekonomi kurmayları, sorunlara yönelik çözüm önerilerini anlatacak.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nin ardından düzenlenen hemen her ankette CHP’nin birinci parti olarak göründüğünü vurgulayan CHP kurmayları, “CHP iktidarında ekonomi politikası nasıl olacak?” sorusunun yanıtlarını içeren bir çalışma hazırlandığını belirtiyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlik ve adaletsiz vergi politikası başta olmak üzere, Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik yol haritasının da hazırlandığı kaydediliyor.

Toplumun dezavantajlı kesimlerinin sorunlarını daha fazla gündemde tutulacağını ifade eden CHP kurmayları, “Yoksulluğun tek nedeni AKP’nin kamu kaynaklarına yönelik hoyrat tutumu ve yanlış ekonomi politikasıdır. Bunu halka anlatacağız” diyor.

CHP kaynaklarından edinilen bilgiye göre, CHP idaresindeki belediyeler de Genel Merkez tarafından sıkı takipte olacak. CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, bu kapsamda her ay bir il belediyesinde toplantı yapacak. Toplantılarda, belediyelerin icraatları ve yeni döneme yönelik yapılacak çalışmalar masaya yatırılacak.

CHP, yurttaşın gündem maddeleri arasında ilk sırada yer alan eğitim alanında da daha aktif rol alacak. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş da yaz boyunca 30 ili dolaşacak ve eğitim ile ilgili halk buluşmaları düzenleyecek. CHP, 24 Ağustos’ta ise Antep’te, “Fıstık mitingi” gerçekleştirecek. CHP Lİderi Özgür Özel, Antep mitingi öncesi Diyarbakır, Batman ve Mardin’i ziyaret edecek.

Paylaşın