Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a 1 Milyon TL’lik Manevi Tazminat Davası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında, seçim mitinglerinde izlettiği ve montaj olduğunu kabul ettiği video nedeniyle 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı gereğince; Türk tarih ve kültürü ile özdeşleşmiş ‘Mertçe Mücadele’ etik değerinden bihaber olan, müfteriliği ise değer olarak benimseyip içselleştirmiş bulunan, montajcıbaşından yani Erdoğan’dan; montaj video sahtekârlıklarının hesabını sormak üzere davamızı açtık!

Ancak bu kez Erdoğan’ın ederini gözetmedik! Kişiliğine biçilen değeri aşarak, 1 Milyon TL miktarlı olarak dava açma yoluna gittik: Şehitlerimizin çocuklarına eğitim bursu olarak dağıtılmak üzere…”

Dilekçede ise şu ifadelere yer verildi:

“13. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedeceği düşüncesinden hareketle, düştüğü acziyet içerisinde, Türk Halkını yanıltmak üzere hareket eden davalı Recep Tayyip Erdoğan; Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili montaj videolar hazırlatıp dolaşıma sokturmuş, daha ötesi bu görüntüleri bizzat 07.05.2023 tarihli İstanbul mitinginde yayınlatmıştır.

1. Ekte sunulu video görüntüleri incelendiğinde görüleceği üzere; seçim aşamasında kullanılmak üzere 13. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu özelinde hazırlanmış videoları davalı montajlatıp, tamamıyla yalan ve iftira kapsamlı kurgularla değiştirmiş, PKK’lıların da videoya eklenmesini sağlayarak Genel Başkanımızın terör örgütleri tarafından desteklendiği, terör örgütü ile işbirliği yapıldığı haksız algısı verilmeye çalışılmıştır.

Davalı, hazırlatmış olduğu bu suç kapsamlı montaj videolarının sosyal medyada yayınlanmasını sağlamış, daha ötesi 07.05.2023 tarihinde düzenlemiş olduğu İstanbul Mitinginde bizzat yayınlatarak zarar vermiştir.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi mitinglerinde ve gençlerle buluştuğu programlarda gösterdiği, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun montajlı videosu 22 Mayıs’ta tekrar gündeme geldi.

TRT ortak yayınında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Abdülkadir Selvi tarafından kendisine sorulan soru üzerine, “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Ama montaj ama şu ama bu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği görüntünün orijinali, Millet İttifakı’nın 14 Mayıs seçimleri için yayımladığı kampanya filminden. Montajlı videoda ise Kılıçdaroğlu’nun arkasına aralarında Murat Karayılan’ın da olduğu PKK’lılar yerleştirildi.

Paylaşın

Zafer Partisi Lideri Özdağ’dan Kılıçdaroğlu’na Destek Açıklaması

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ümit Özdağ, düzenledikleri ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi anlaşmaya vardıklarını kamuoyuna duyurdu. Özdağ, parti olarak 28 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

Haber Merkezi / Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu ile sığınmacıların bir yıl içinde “insan haklarına ve uluslararası hukuka uygun şekilde ülkelerine geri gönderilmesi” konusunda mutabık kaldıklarını ve bu nedenle Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldıklarını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Zafer Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Merkez önünde karşıladı.

Görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada, “Verimli ve güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Bir metin de hazırlandı, paylaşacağız. Türkiye’nin geleceği açısından her partiye, genel başkana sorumluluk düşüyor. Biz de bir araya geldik, oturduk, konuştuk. Güzel sonuçlar elde ettik. Genel başkan ve arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Umarım Türkiye güzel günlere gebe, Türkiye’yi huzura kavuşturacak adımları atacağız. ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ sloganı da fena değil” dedi.

Özdağ da, “Türkiye’nin en önemli sorunu 13 milyon sığınmacı ve kaçağın geri yollanmasıdır. 13 milyon vatanlarına geri yollanmadan, yenilerinin gelmesi engellenmeden Türkiye’nin ekonomik sorunlarını aşması mümkün değildir. 11 milyar dolar harcayarak fakirlikten kurtulamayız, kiraların yükselişini engelleyemeyiz, sokaklarda güvenliği sağlayamayız, çocuklarımıza iş bulamayız. Nasıl bir yüzücünün bacaklarına yirmişer kilo demir bağlarsanız ne kadar iyi bir yüzücü olursa olsun yüzemez ise, bir ülke de 13 milyon sığınmacı ile ekonomisini güvenliğini doğru bir çizgiye oturtamaz.

Bundan dolayı 14 Mayıs seçimlerine giderken Türk halkından Zafer Partisi olarak sığınmacıları vatanlarına geri yollamak için destek istedik. Ancak partimizin yeni kurulmuş olması, medyada uygulanan ambargo vatandaşımıza erişmemizi engelledi.

Birinci turun sonunda gördük ki ortaya çıkan siyasi görünüm iki adayın 28’inde bir ikinci yarış için Türk halkının önüne gideceği çerçeveyi oluşturmuş ve Numan Bey bizi ziyaret etti. Kendilerine sorduk, bizden destek istediler ‘Sığınmacılar konusunda ne yapmak istiyorsunuz?’ diye sorduk. Anlattıkları sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu.

Kemal Bey çok net bir şekilde sığınmacıların vatanlarına dönmesi gerektiğini ve bu politikayı izleyeceğini söyledi. Bu politikanın detaylarını konuştuk. Ve Zafer Partisi’nin önermiş olduğu bir sene içerisinde uluslararası hukuka uygun dönen Suriyelilerin Suriye’de güvenliğini sağlayacak ama Türk ekonomisinin üzerindeki büyük yükü de kaldıracak, uyuşturucu çetelerini sokaklarımızdan çözecek bir model üzerinde kendisi ile fikir birliğine vardık.

Zafer Partisi olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nu ikinci turda destekleme kararı verdik, hayırlı olsun. Eğer Türkiye’nin Türkiye olarak kalmasını istiyorsanız, göçmenistan olmasını istemiyorsanız, çocuklarınızı dışarıya güven içinde yollamak istiyorsanız 28 Mayıs’taki seçimlerde 13 milyon sığınmacıyı gönderecek politikalara, Kılıçdaroğlu’na destek verin” diye konuştu.

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu: Burası AK Parti Devleti Değil

Katıldığı bir televizyon programında gündemi değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, “Burası parti devleti mi, Türkiye Cumhuriyeti devleti mi? Burası bir AK Parti devleti değil. Burası milli kurtuluş savaşı sonrası kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti devletidir. 85 milyon bu ülkenin onurlu vatandaşlarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna ilişkin Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile ortak basın açıklaması yapacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Yarın 11.00’de açıklayacağız. Onların ve bizim beklentilerimiz var. Türkiye’nin bu durumdan bir an önce çıkması lazım. Temel konu olarak sığınmacılar, terör, Anayasa’nın ilk 4 maddesi, 66. maddesi, yolsuzluklar var. Bütün bunlar konuşuluyor” dedi ve ekledi:

“Hangi konularda uzlaşma sağladığımızı zaten kamuoyu bilecek. Anlaşma hemen oturduk imzaladık değil. Görüşmeler devam ediyor. Ümit Bey’le üç kez yan yana geldim. Tamamen ülke çıkarları üzerine bir mutabakat sağlamaya dönük çalışma var. Onlar da biz de gidişattan rahatsızız, düzelmesini istiyoruz. Anlaşma olursa kamuoyuyla paylaşacağız.”

Kılıçdaroğlu, ilk turda yüzde 5,17 oy alan ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’ın Cumhur İttifakı’na desteğini açıklaması konusunda da “Siyaseten bir kişi durduğu yeri bilmeli, bu her şeyden önce ahlaki bir şeydir. Siz cumhurbaşkanı adayı olmadan önce topluma neler vadettiniz? Şimdi ne oldu da birdenbire 180 derece görüş açısı değişti?” diye sordu ve Oğan’a oy verenler için de “Size daha önce destek verenler köleleriniz değil ki sizin peşinizden gelsin” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim kampanyası konusunda ise Kılıçdaroğlu, “Bir seçim kampanyasının iktidar partisi tarafından bu kadar kirli, yalana dayalı olmasını hiç aklımızdan geçirmedik” dedi ve ekledi: Sahte video üreten kişiye ne denir? Sahtekâr denir değil mi? Devletin Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan bir kişi nasıl sahtekârlık yapabilir. Bu kadar iftira, düzeysizlik Cumhuriyet tarihinde hiç olmadı.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk yayınına katılarak gündemi değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Yarın 11.00’de açıklayacağız. Yorum yapmak istemem. Elbette ki doğal olarak partilerle bir araya geliyoruz. Onların ve bizim beklentilerimiz var. Türkiye’nin bu durumdan bir an önce çıkması lazım. Temel konu olarak sığınmacılar, terör, Anayasa’nın ilk 4 maddesi, 66 maddesi, yolsuzluklar var. Bütün bunlar konuşuluyor.

Hangi konularda uzlaşma sağladığımızı zaten kamuoyu bilecek. Anlaşma hemen oturduk imzaladık değil. Görüşmeler devam ediyor. Ümit Bey’le, sayın genel başkanla üç kez yan yana geldim. Tamamen ülke çıkarları üzerine bir mutabakat sağlamaya dönük çalışma var. Onlar da biz de gidişten rahatsızız. Dolayısıyla düzelmesini istiyoruz. Anlaşma olursa kamuoyuyla paylaşacağız.

Oylar kişiye gitmez; idealizme gider. Sizin hedefiniz ne? Hedefe gider. Beklenti kişiye özgü değil; beklenti nelerin nasıl yapılacağını yönelik. Bunu ifade eden kişi yarın vazgeçip de başka yerde konumlanıyorsa bütün taban oraya gidecek diye bir şey yok. Bugün yapacağım diyorsunuz destek alıyorsunuz, üç gün sonra vazgeçtim diyorsunuz. Size destek verenler köleleriniz değil ki.

Onlara ‘Anayasa’nın ilk 4 maddesini değiştirecek kişilerin yanında yer almayacağım, 66. maddeyi değiştirmeyeceğim’ dediniz. Böyle bir toplum yok, olamaz da zaten. Sayın Oğan Cumhur İttifakı’nı destekleme yolunda karar aldı. Siyasette bir kişi durduğu yeri bilmeli. Siz topluma neleri vaat ettiniz? Şimdi hangi gerekçeyle vazgeçtiniz. Sade bir vatandaş olarak, hele hele oy veren vatandaş olarak bilmek isterim.

Tüm maskeler düştü. Halka farklı görünüp, sarayda farklı görünen kişi iki maske takamaz. Maskesi düşer. Sayın İnce ile görüştüm yakın zamanda. Kendisini aradım, geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Yıllar yılı bu partiye emek vermiş. Binlerce kişiye yol arkadaşlığı yapmış, grup başkan vekilliği yapmış, il başkanlığı yapmış. Partideki üyeliği benden çok eski olan arkadaşımızdır. Kendisine her zaman her yerde saygı duymak benim görevimdir. Geçmiş olsun dileklerimi ilettim, karşılıklı biraz sohbet ettik. Tedavi sonrası inşallah kısa sürede sağlığına kavuşur diye dileklerimi ifade ettim.

Doğrusunu isterseniz 1. turda sonuç alacağımızı düşünüyordum. İki taraf da beklenen sonucu alamadı. Şimdi iki lider var. Ve tek bir oy pusulasında iki kişi var. Seçimin ötesinde bu bir referandum. Siz Anayasa’nın ilk 4 maddesini değiştirmek isterseniz Erdoğan’a, buna karşı iseniz Kılıçdaroğlu’na vereceksiniz.

Kadın haklarının kısıtlanmasını istiyorsanız Erdoğan’a vereceksiniz. Yeni sığınmacılar da gelsin, sayıları 10 milyon yapacağım diyorsanız Erdoğan’a oy vereceksiniz. Hayır ben sığınmacıları en geç 2 yıl içinde göndereceğim diyorsanız Kılıçdaroğlu’na oy vereceksiniz. Ekonomide istikrarsızlık devam etsin, fakir fukara kitle olarak daha da büyüsün diyorsanız Erdoğan’a oy vereceksiniz. 2. tur seçim değil bir referandum haline gelmiştir.

(Meclis’teki çoğunluğun Millet İttifakı’nda olması) Tam tersine büyük bir yarar. Bakın ortak mutabakat metninde bütçe harcamalarının sağlıklı bir şekilde denetlenmesi için Kesin Hesap Komisyonu kuracağımızı, başkanlığını da ana muhalefet partisinden olmasını istedik. Yaptığımız bütün harcamaların hesabını parlamentoda muhalefete vereceğiz. Halkımız ‘çoğunluk burada olsun’ dedi. Eyvallah çoğunluk burada olsun. Mesele yok, her türlü denetime parlamento açık olacak. Yaptığımız açıklamalar, aldığımız kararlar. Parlamento bir denetim organı aynı zamanda.

Parlamentoyu ve AK Parti’yi rahatsız edecek kanunu niye götürelim ki? Bizim götüreceğimiz yasalar toplumun yararına olacak. Biz Türkiye’de siyaset anlayışını değiştireceğiz. Örneğin bütçe kanunu gelecek değil mi? Kaynakların nereye harcandığının hesabını parlamentoya vereceğiz. Sayıştay’ın bütün denetim raporları oraya gidecek. Sarayın bütün harcamaları gizli, kimse bilmiyor. Biz bütün bunları açacağız. Parlamentodaki 600 milletvekili bizim götüreceğimiz yasalara ‘evet, haklısınız’ diyecekler.

Anket sonuçlarına bir şey diyemem. Anketler yapılır, bizler bakar, saygı duyarız. Sonuçta benim yorum yapma şansım yok. Bir anketi alıp bütün ayrıntılarına girecek zamanım yok daha doğrusu. Emin olun eğer anketler geliyorsa kapağını bile açmadan sayın Fethi Açıkel hocaya gönderiyorum.

Toplumun en hassas ve duyarlı olduğu noktaları biliyorum. Sorunu yaşayan kitlelerle bir araya geliyor, o sorunun nasıl çözülmesi gerekeni anlatıyorum. Türkiye’de açık ve net söylüyorum, her sorunun çözümü konusunda iddialıyım. Devlette 27,5 yıl çalışmış, toplumun sorunlarını bilen, o sorunlara zamanı geldiğinde neşter atan bir kişiyim. Apartman görevlisini, sanayici, çiftçinin sorununun ayrıntılarını bilirim.

Biz hiçbir zaman seçim kampanyasını bu kadar kara ve lekeli olduğunu hiç düşünmedik. Şu aklınıza gelir miydi Allah aşkına! “Efendim sen teröristlerle berabersin.” Dün akşam TRT’de ne söyledi? Kandil’de ortak bir şeyler yapmışız. Görüntüler mi çıkmış, öyle bir şey söyledi. Sözde kampanya yapmışız. Ondan sonra gazeteci arkadaş ‘anlayamadım’ diyor. Sonra montajlı falan. Vicdanı, ahlakı, erdemi ve inancı olan herkese soruyorum; nasıl olur da beni Kandil’le… Gideceğim de ortak program, video, görseller…

“Niye iftira atıyorsun?”

Hayatımın bütün evresinde teröre karşı çıkan birisi için bu kadar ahlaksız, düzeysiz bir iş nasıl yapılabilir. Sahte video üreten kişiye ne denir? Sahtekâr denir değil mi? Devletin Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan bir kişi nasıl sahtekârlık yapılabilir. Allah’a sığınıyorum. Bu kadar iftira, düzeysizlik Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman olmadı. Keşke karşıma gelse de ‘yemin et’ derim, ‘Allah’a inanıyorsun yemin et’ derim. Niye iftira atıyorsun? Kandil’in anahtarı senin cebinde. Telefonlar senin cebinde. Beni suçluyorsan karşıma çıkacaksın karşıma. Kendini erkek olarak görüyorsan er olarak karşıma çıkacaksın. Nedir bu rezalet. Biz bunu hiç düşünmedik.

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişinin bu kadar alçalacağını hiç düşünmedik. Eleştirebilir, saygı gösteririm. Yalan, iftira, karalamalar üzerine aşağılık bir kampanyayı hiç düşünmedim. Gerçekten Allah büyüktür. Rahmetli babam ‘oğlum sen doğru dur eğri belasını bulur’. Allah aşkına, madem montajsa, sen Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyorsun. Bir montajı kalkıp da nasıl gösterirsin. İnsanda biraz ahlak, erdem olmaz mı? Böyle bir rezalete nasıl izin verirsin. Sen Cumhurbaşkanısın. Ben bu ülkenin cumhurbaşkanıyım, benim önüme bunu getirmeyin, dersin. Biz bunu hiç hesaplamadık.

6 okumuzdan birisi zaten milliyetçilik. Biz zaten milliyetçi partiyiz. Bir tanesi devletçilik. Milliyetçilik vatanseverlik değil midir? Milliyetçilik 6 milyon sığınmacıya Türkiye Cumhuriyeti kapılarını açmak mıdır? ‘Hudut namustur’ kavramından vazgeçip sınırları yol geçen hanına çevirmek midir? Üreten kişinin üretmemesi için çaba harcayıp, her şeyi dışarıda getirmek midir milliyetçilik? Milliyetçilik, yurtsever dediğiniz adam Süleyman Şah türbesini kaçırmaz. Var olan sorunları nasıl çözeceğimizi anlattık. Karşımıza devletin valisi, kaymakamı, cumhurbaşkanı, bakanları, bütün televizyon kanalları, havuz medyasının bütün kanallar neredeyse bizi terörist ilan edecekler.

Kuran’da da yazar ‘aklınızı kullanın’ diyor. Teröristlerin yaptığı konuşma kimin işine yarar? Ben boşuna mı söylüyorum; Kandil’in anahtarı Erdoğan’ın cebindedir diye. Gidip görüştüklerini bilmiyor muyum? Bütün dolaplarını biliyorum.

Ekonomik krizi bir yana bırakıp beka sorunu. Beka sorunu zaten sensin. Türkiye’yi dünyada yalnızlaştırdın. Biz ‘bu memleket elden gitmesin, herkes huzur içinde yaşasın’ diyoruz. Yarın öbür gün sığınmacı sayısı 10 milyondan 30 milyona çıkacak, Türkiye çok daha büyük sıkıntıya girecek. Reyhanlı kadar Reyhanlı’da Suriyeli var. Beka sorunu budur. Bütün bunları toplumun gözünden kaçır, biz teröristlerle yan yanaymışız. Yüreği yetiyorsa, namuslu bir insansa çıkar karşıma bunları anlatır.

“Burası bir AK Parti devleti değil”

Savunma sanayini söyleyeyim. Benim ağzımdan aleyhte bir cümle duydunuz mu? Milli mesele bu. Silah üretildi de karşı mı çıktık. İHA, SİHA üretildi de karşı mı çıktık? Tank Palet Fabrikasını Katar Ordusu’na niye sattın? Buna karşı çıktık. TSK Güçlendirme Vakfı, savunma sanayinin ana aktörü. Niye karşı çıkalım? Bunlar bir partinin değil ki. Bu devletin. Devletin ürettiği silaha ‘neden silah üretiyorsunuz’ niye diyelim.

Burası parti devleti mi, Türkiye Cumhuriyeti devleti mi? Burası bir AK Parti devleti değil. Burası milli kurtuluş savaşı sonrası kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti devletidir. 85 milyon bu ülkenin onurlu vatandaşlarıdır. Silah üreteceğiz, elbette ki savunma sanayimiz güçlenecek. Türkiye’nin savunma sanayinde güçlü olması lazım. Rahmetli Ecevit, rahmetli Erbakan, rahmetli Turgut Özal’a teşekkür etmemiz lazım. Kaynak ayıran onlardır. Sanki bunlar yapıyor, başka savunma sanayi yok, biz niye karşı olalım? Hiçbir zaman karşı olmadık.

Biz lider partisi değiliz. Biz akılla mantıkla kararları alırız. Diğer taraf biat eder. Bizde öyle bir şey yok. Şu anda bizim bakan belirleme gibi düşüncemiz yok. Ama bizim mükemmel kadrolarımız var. Ekonomi kadrolarımız Cumhur İttifakı’nda yok. Merkez Bankası, BDDK, Kamu İhale Kurumu’nun başına kimlerin gelmesi gerektiğini çalışıyoruz zaten. Buralara erdemli, ahlaklı, liyakatli kişileri getireceğiz.

“Biz bunları göndereceğiz”

Türkiye Cumhuriyeti devleti Erdoğan’ın devleti değil. Ben Avrupa’nın sığınmacı deposu değilim. Kusura bakmayın diyeceğiz. Biz bunları göndereceğiz. İnsani koşullarda kendi ülkelerine gitmeleri lazım. Oturup anlaşma yapacağız. Suriye hükümetiyle bunların can ve mal güvenliklerini sağlayacağız. AB parayı verecek. ‘Ben bunu vermek istemiyorum’ derse kusura bakmasın geri kabul anlaşmasının manası yok. Bunlar Türkiye’yi devlet olmaktan çıkardılar. Sen bu geri kabul anlaşmasını niye imzaladın? Koltuğunu korumak için.

Sadece Suriyeliler değil, her yerden gelen var. Uyuşturucu baronları geliyor. Türkiye’yi uyuşturucu cennetine çevirdiler. O uyuşturucu baronlarının kökünü kazıyacağım, herkes bilsin. Her tarafa paralar dağıtıyorlar. Seçim kampanyasında devletin bütün organlarını harekete geçirdiler. Valilerin, kaymakamların neler yaptığını çok iyi biliyorum. Namuslu, düzgün kaymakam ve valiler de var. Onları da biliyorum.

Sığınmacılar konusunda Millet İttifakı’nda farklı yaklaşımlar yok. Bizim zaten ortak mutabakat metninde bu var. Sığınmacılar ve kaçakçıların kendi ülkesine gitmesini istiyoruz. Bizim askerlerimiz Suriye’de her an çatışma ile karşı karşıya kalabilirler ve her an şehit olabilirler. Bizim askerimiz orada şehit olacak buraya gelip krallar gibi yaşayacaklar. Kilis’e gittim neredeyse orada bizim esnafımız kalmamış. Ortak mutabakat metninde bu var. Sadece zaman yok. Biz 2 yıl diyoruz. Belki çok daha erken bir sürede olacak bu.

Seçmen sandığa gitmeli, oyunu kullanmalı. Türkiye’nin içinde bulunduğu acı tablonun değişmesi lazım. Pazara çıktığı zaman hayat pahalılığını görüyorsa, kendilerine montajlı videolarla yalan söyleniyorsa vicdan sorgulaması yapması lazım. Bu düzeni, yapıyı, anlayışı değiştirmesi lazım. 22 yıldır terörü bitiremedi. Oysa rahmetli Ecevit bunlara biten bir terörü devretmişti.

“2,5 milyon çok büyük rakam değil”

Nasıl bir devlet yönetimidir bu? Bizim şu anda geçen dönem milletvekilliği yapan, bu dönem yeniden seçilen arkadaşlarımız şu anda Anadolu’da her tarafta çalışıyorlar. Sorunları aktarıyorlar. 2,5 milyon çok büyük rakam değil. Bu rakam rahatlıkla kapatılacak göreceksiniz. Vatanseverlerin ortak hareket etmesi lazım.

Sığınmacıdan, hayat pahalılığından, yolsuzluklardan, liyakatsizlikten şikayet ediyorsan 22 yıldır bunu beceremeyenlerin gitmesi lazım. Demokrasi budur. Devlet soyuldu. Bu zengin devlet resmen soyuldu. Paralar yurt dışına götürüldü. Bundan şikayetçi olmayanları biliyorum. 5’li çeteler, 4-5 yerden aylık alanlar, paralarını yurt dışında dünyalıklarını yapanlar. Bunlar hayatlarından memnun. Asıl geniş kitle hayatlarından memnun değil.

“Montajlı videolarla bir toplumu zehirliyorlar”

Devletin çürüyen kolonları var. Bunların yeniden inşa edilmesi lazım. Yasama, yargı, yürütmenin olması lazım. Medyada da ciddi çürüme var. Türkiye’nin bu kamplaşmadan çıkması lazım. Kendi aramızda görüş farklılıkları kavga nedeni olmamalı. Biz iyilikte yarışmak için yola çıkıyoruz, öbür taraftan montajlı videolarla bir toplumu zehirliyorlar. Allah büyüktür, çıkıp en son kendi itiraf etmek zorunda kaldı ‘bunlar montajdır’ diye. Hangi yüzle topluma çıkacaksınız. Çıkıp topluma ben dürüst adamım, doğru adamım diyemezsiniz.

200 bine yakın sandık var. Bazı sandıklarda görevlimiz yoktu. Orada İYİ Parti’nin sandık görevlisi vardı, bizim de müşahitlerimiz vardı. Bazı yerlerde İYİ Parti’nin yoktu bizim görevlimiz vardı. Müşahit sayısının yetersiz olduğunu gördük. Bütün veriler geldi. Sadece bizim değil AK Parti’nin itirazları oldu. O nedenle bilgilerin akmasında baştan tutanaklar geldi. Yüklenmede biraz zaman aldı.

Öbür taraftan Anadolu Ajansı yüzde 57 ile açtılar. Bize büyük kentlerden bilgi akıyordu. AA öteden beri düşüncesi; önce iktidar partisinden gelen oyları verir. Sandıklara polisin gidip bilgi almak istediğini biliyorum. İki kez İçişleri Bakanlığı kendi kurduğu yapıya bilgi aktarılmasını istedi. YSK iki kez reddetti. Buna rağmen polisler sandıklardan bilgi almaya kalktı. Bir müdahaleyi de gördük, bize de aktarıldı.

“Hedef ikinci turu almak”

Siz Almanya’da seçim sonuçlarını ‘burada hile yapıldı’ diye duydunuz mu? İktidara kimse güvenmiyor. Toplumun büyük kısmı ‘bunlar oy çalacak’ diyor. Devlete duyulan saygının kaybolduğunu hepimiz görüyoruz. Bütün bilgilerin şeffaf şekilde topluma aktarılması lazım. İstanbul seçimlerinde gördük. Torbaların değiştirilmek istendiğini gördük. 200 bin sandık var.

Müşahitlerle beraber 550 bin kişiyi göndermişiz. Bu kez 1 milyon hedefimiz var. 1 milyon müşahidin sandıkta olması lazım. Bir ilde müftü şunu söyledi ‘Ben müftüyüm doğru sayım yapmak istiyorum. Sizin müşahidiniz 2, karşı taraf kalabalık, lütfen müşahit sayısını artırın’ dedi. Doğu’da, Güneydoğu’da daha büyük olaylar var. Bazı soru işaretlerimiz var ve çalışıyoruz. 1. turda nerelerde bizim zayıflığımız var. Hedef ikinci turu almak, birinci turda oyu tartışmanın bir mantığı yok.

Onursal Adıgüzel Bey kendi isteğiyle istifa etti. Gecikmeler oldu. Bilgiyi yüklemekte gecikmeler oldu. O gecikmenin yüklediği sıkıntılar ortaya çıktı. Sistem tümüyle dışarı kapatıldı. Dışarıdan yapılacak müdahaleler konusunda son derece dikkatli davranıldı. 200 bin kişiye destek olmak için orada müşahitler var. İYİ Parti, DEVA, Gelecek Partisi, Saadet Partisi’nin de müşahitleri var. Sayının belli bölgelerde yetersizliğinden kaynaklanan şikayetler geldi.

Büyük kentlerde müşahit sayısında sıkıntı çekmiyoruz. Daha çok küçük yerlere mezralarda sıkıntımız var. Örneğin Ankara’dan bir grup genç oyunu kullandıktan sonra süratli şekilde Çankırı’ya gidip müşahit olacaklar. Buna benzer uygulamamız olacak. Zaman zaman eleştiri geliyor ‘7 tane yardımcı olur mu’ neden olmasın? Devleti bir kişiye teslim ederseniz bugünkü tablo. Biz bir aradayız, sorunumuz yok. Zaten bakanlar olacak, göreceksiniz çok nitelikli insanlardan oluşacak. Biz hangi kararları alacağımızı ve nasıl yöneteceğimizi ortak mutabakat metninde yazdık ve açıkladık. Cumhur İttifakı’nda var mı böyle bir şey? Kimse sormuyor bunu.

Babala TV’nin yaptığı programın benzerini Kars’ta, İstanbul’da gençlerle yaptım. Bu toplantılar medyaya kapalıydı. Kanaat önderleriyle yaptım. Onlar istedikleri soruyu soruyorlardı. Katılırsınız veya katılmazsınız benim düşüncelerimi bilmeniz lazım dedim. Babala TV’ye kendi isteğimle katıldım. Aklınıza gelen her soruyu rahatlıkla sorabilirsiniz dedim. Şundan emin olmanızı isterim; anlatacağım her şeyi büyük samimiyetle söyleyeceğim. Siz siyasetçiye güveneceksiniz, en azından bana, ben de size güveneceğim beraber yol yürüyeceğiz dedim. 7 saatlik program oldu. Programa katılmaktan memnunum. Gençlerin sorularından da memnunum.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Sahtekarlık Yapandan Cumhurbaşkanı Olmaz

Hatay’da konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Siyaset ahlak işidir. Ahlaklı insanların siyaset yapması lazım. Rakibini eleştirebilirsin. Siyaset rakibine iftira atmak, kumpas kurmak değildir. Allah bizi kumpasçılardan, sahtekarlık yapanlardan korusun. Sahtekarlık yapandan cumhurbaşkanı olmaz.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Daha düne kadar bizim terör örgütleriyle işbirliği yaptığımızı söylediler. Buna dair sahte videolar hazırladılar. Daha dün televizyonda montajlı görüntüler kullandıklarını itiraf ettiler.

Rakibimiz olabilir, eleştiriyi yaparız ama kumpas kurmayız. Olmayan olayları olmuş gibi gösterip böyle sunmayız. Biz ahlaklı ve erdemli insanlarız. Ahlaklı ve erdemli olmayanların en tepede olması kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Hatay’da Millet Buluşmasında yaptığı konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’deki sığınmacılarla ilgili olarak “En geç iki yıl içinde herkesi kendi ülkelerine göndereceğiz. Bu konuda Millet İttifakı olarak anlaştık, ortak mutabakat metnindeki ilkelere uyacağız ve bunları kendi ülkelerine iade edeceğiz” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Geri kabul anlaşması yaptılar, Türkiye’yi sığınmacı deposu haline geldiler, Türkiye’yi buradan çıkaracağız… Türkiye, bölgede barışın, dostluğun güvencesi olacak” diye devam etti.

“Terör nereden gelirse gelsin, hepimizin ortak mücadele etmesi lazım” diyen Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitinglerinde kullandığı “montajlı video” için de şu ifadeleri kullandı:

“Beni derinden üzen konu şu: Siyaset ahlak işidir. Ahlaklı insanların siyaset yapması lazım. Rakibini eleştirebilirsin. Siyaset rakibine iftira atmak, kumpas kurmak değildir. Allah bizi kumpasçılardan, sahtekarlık yapanlardan korusun. Sahtekarlık yapandan cumhurbaşkanı olmaz.”

Daha düne kadar bizim terör örgütleriyle işbirliği yaptığımızı söylediler. Buna dair sahte videolar hazırladılar. Daha dün televizyonda montajlı görüntüler kullandıklarını itiraf ettiler.”

Rakibimiz olabilir, eleştiriyi yaparız ama kumpas kurmayız. Olmayan olayları olmuş gibi gösterip böyle sunmayız. Biz ahlaklı ve erdemli insanlarız. Ahlaklı ve erdemli olmayanların en tepede olması kabul edilemez.”

Kemal Kılıçdaroğlu, Pazar günü yapılacak seçimlerde oy kullanma çağrısını yineledi ve “Vatanseverlik oy kullanmaktır, vatanseverlik adalet ve ahlak isteyenleri iktidara taşımaktır” dedi.

Kılıçdaroğlu: Bu bir referandumdur

Kılıçdaroğlu, sosyal medya paylaştığı bir videoda seçmenleri oy kullanmaya çağırdı.

Kılıçdaroğlu, “Sen beni sevsen de sevmesen de kabulüm. Ekonomi için karar ver. Bunlar gelirse dolar 30 liraya çıkacak. O oyu benim için değil kendin için vereceksin. Vatanını seven sandığa gelsin.” dedi.

Paylaşın

28 Mayıs Seçimi: Adalet Partisi’nden Kılıçdaroğlu’na Destek

ATA İttifakı bileşenlerinden Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini belirterek, “Keşke Yunan kazansaydı diyenlerin tabutuna omuz verenlere bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz” dedi.

Vecdet Öz, açıklamasının devamında, “Bu Atatürk’ün kurmuş olduğu laik cumhuriyet düzeniyle, kurulmaya çalışılan siyasal İslam rejimi arasındaki kavgadır” ifadelerini kullandı. Öz, ittifakın Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi bir hareket olduğunu söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ATA İttifakı bileşenlerinden Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz’ü ziyaret etti.

Vecdet Öz, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tur oylamasında Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

“Demokrasinin devam etmesi için, demokrasinin önünün kesilmemesi için bizler kararımızı verdik. Toplantımızın sonunda sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na destek kararı çıktı. Bu karar, oy birliğiyle çıkmıştır” diyen Öz, “Bu ülkede keşke Yunan kazansaydı diyenlerin tabutuna omuz verenlere bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz. Bu Atatürk’ün kurmuş olduğu laik cumhuriyet düzeniyle, kurulmaya çalışılan siyasal İslam rejimi arasındaki kavgadır” ifadelerini kullandı.

ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda görevini yaptığını söyleyen Öz, ittifakın Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi bir hareket olduğunu söyledi.

“Amacımız, Türkiye’nin Atatürk çizgisinde cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkarak, Kurutuluş Savaşı’nın yapılma sebeplerine uygun bir nizamın tekrar tesis edilmesiydi. Cumhuriyetin yıpranan değerlerini tekrar tesis etmekti” diyen Öz, “Sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin payidar kalması için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu da vatandaşları 28 Mayıs’ta oy kullanmaya davet ederek “Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar, hepimizin malumu. Bir var olma veya yok olma mücadelesi veriyoruz. Türkiye aydınlığa veya karanlığa sürüklenecek. Hepimizin sorumluluğu var. Hepimiz bu sorumluluk içinde hareket etmeliyiz. Türkiye’yi aydınlığa çıkarmalıyız. Kavgadan, çekişmeden, kamplaşmadan ayrılan bir Türkiye, kucaklaşan bir Türkiye, birbirine saygı duyan bir Türkiye… Hepimizin temel hedefi bu. Artık bu bir seçim olmasının ötesinde bu bir referanduma dönüşmüştür” dedi.

Vecdet Öz, sosyal medya hesabından iki gün önce yaptığı açıklamada partisinin Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısından Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı çıktığını ancak partinin resmi kararının Kılıçdaroğlu’nun yapacağı ziyaret sonrasında kamuoyuna açıklanacağını belirtmişti.

Vecdet Öz, Sinan Oğan’ın Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemesinin ardından “Herkes kendine yakışanı yaptı” ifadesinin yer aldığı bir paylaşım yaptı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Ümit Özdağ İle Görüştü: Güzel Ve Verimli Bir Toplantı Yaptık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Zafer Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiği toplantı sona erdi. Görüşme yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Sayın Genel Başkan’a Millet İttifakı’nın liderlerinin görüşlerini aktardım. Güzel ve verimli bir toplantı yaptık” dedi.

Zafer Partisi Lideri Özdağ da, açıklamasında, “Bazı sorularımız vardı, onları sorduk, ayrıntılı cevaplar aldık ve aldığımız cevaplar çerçevesinde biz de yetkili kurullarımızda değerlendirmelerimizi yapacağız” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Sayın genel başkan ve arkadaşları lütfedip kabul ettiler kendileriyle gayet güzel verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Türkiye’nin sorunlarını dünya sorunlarını masaya yatırdık. Değerlendirmelerde bulunduk.

Ben sayın genel başkana Millet İttifakı liderlerinin görüşmelerini çalışmalarımızı, anayasa değişikliği ile ilgili düşüncelerimizi, bazı sorular da sordu, olabildiğince ayrıntılı şekilde bilgilendirdim.

Türkiye’nin demokrasiye dayanışmaya ihtiyacı var. Sayın genel başkan arkadaşlarıyla görüşecek. Biz kendi düşüncelerimizi ayrıntılarıyla aktardık.”

Kılıçdaroğlu’nun ardından konuşan Özdağ ise şunları söyledi:

“Biz de sayın CHP Genel Başkanına ve heyete teşekkür ediyoruz. Bazı sorularımız vardı onları sorduk. Ayrıntılı cevaplar aldık. Aldığımız cevapların çerçevesinde yetkili kurullarda değerlendirmemizi yapacağız.

ATA İttifakı’nı oluşturan diğer siyasi partilerin genel başkanlarıyla ve Sinan Oğan’la bu toplantıdan önce değerlendirmeler yapmıştık, sonrasında tekrar yine değerlendirme yapacağız. Kısa zaman içerisinde Türk kamuoyuyla görüşlerimizi paylaşacağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Konca Kuriş’li Video: Vatanını Seven Sandığa Gelsin!

Sosyal medya hesabından yeni bir video paylaşan Kılıçdaroğlu, videosunda, 1998’de Mersin’de evinin önünden kaçırıldıktan sonra 2000’de Konya’nın Meram ilçesinde Hizbullah’a ait bir evin bodrumunda üzerine beton dökülmüş şekilde cesedi bulunan Müslüman feminist Konca Kuriş’in görüntülerine ve ardından çıkan haberlere yer verdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, videonun sonuna doğru, “”Biz bu vatanı sokakta bulmadık. Milletim ayağa kalksın. Vatanını seven bizimle omuz omuza versin. Vatanını seven sandığa gelsin!” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yeni bir video paylaştı.

Kılıçdaroğlu, yeni videosunda, Ankara’daki CHP Genel Merkezi’nde yaptığı açıklamalarından kesitlere yer verdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Sevgili halkım, aziz vatandaşlarım. Benim görevlerimden birisi de gerçekleri söylemektir. Bir seçim süreci Erdoğan’ın yalan ve iftira kampanyalarıyla gölgelendi. Bize iftira atmaya çalışan asıl muhatabıyla yani Erdoğan’la bir konuşalım.

Erdoğan, sen değil misin terör örgütleriyle defalarca masaya oturan, kapı arkalarında milletimizden gizli gizli pazarlıklar yapan? Senin ne haddine bizim vatan sevgimizi sorgulamak! Senin ne haddine bize kara çalmak! Ben terör örgütleriyle masaya asla oturmadım ve hiçbir zaman da oturmayacağım. Nokta!

Erdoğan, sen bu ülkeyi uyuşturucu baronlarına teslim ettin. Memleket mafya babalarının barınağına döndü. Buradan ilan ediyorum, iktidara gelir gelmez bu uyuşturucu baronların tamamının kökünü kazıyacağım. Nokta!

İki adet torbacıya öldürttüğünüz gerçek ülkücü kardeşimiz Sinan Ateş’in hesabını, kuytuda saklanan suçlulardan soracağım, yanan yürekleri soğutacağım. Nokta!

Erdoğan, sen parmağındaki tek yüzükle iktidara geldin. ‘Eğer bu yüzükten fazla bir şeyim varsa bana hırsız diyebilirsiniz’ dedin. Ama şimdi kendini, aileni ve etrafındakilerin yedi sülalesini zengin ettin. Bak Erdoğan, ben hiçbir zaman çalmadım, çırpmadım, buna tenezzül bile etmedim.

Milletim ayağa kalksın

Buradan ilan ediyorum, devletin ve milletin 5 kuruşunda gözü olanın, beytülmale el uzatanın gözünü çıkaracağım, gözünü çıkaracağım ve alacağım o paraları. Ayrıca söz verdim milletime, burunlarından fitil fitil getireceğim.

Biz bu vatanı sokakta bulmadık. Milletim ayağa kalksın. Vatanını seven bizimle omuz omuza versin. Vatanını seven sandığa gelsin!”

Paylaşın

Associated Press: Kılıçdaroğlu ‘Vites Değiştirdi’

Uluslararası basın, 28 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’nde yaptığı basın açıklaması da dünya basınında geniş yer buldu.

“Erdoğan’ın rakibi ikinci tur öncesi tutumunu sertleştirdi” başlığı ile Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını paylaşan Amerikan haber ajansı Associated Press (AP), Kılıçdaroğlu’nun ‘vites değiştirdiğini’ yazdı.

Kılıçdaroğlu’nun 28 Mayıs öncesi ‘daha milliyetçi ve katı bir duruş sergilediğini’ belirten AP’de, şu ifadeler kullanıldı:

“Altı partili muhalefet ittifakının yumuşak huylu adayı Kılıçdaroğlu, çoğunlukla ifade özgürlüğü ve baskıları geri alma vaadiyle son derece olumlu ve birleştirici bir kampanya yürütmüştü. Ancak bu hafta 74 yaşındaki siyasetçi, milliyetçi siyasetçi Sinan Oğan’a oy verenler de dahil olmak üzere milliyetçi seçmenlere hitap etmek için söylemini sertleştirdi.”

Agence France-Presse’te (AFP) yer alan haberde ise, “Erdoğan’ın rakibi milliyetçilere kur yaparak tavrını sertleştiriyor” başlığı kullanıldı. “Türkiye’de muhalefet lideri milyonlarca mülteciyi göndereceğini açıklayarak aşırı sağcıların desteğini almayı amaçlıyor” denilen haberde, Kılıçdaroğlu’nun Oğan ile bir görüşme yapmasının da beklendiği aktarıldı.

Haberde, şu ifadeler kullanıldı: “Kılıçdaroğlu kampanyanın ilk aşamasında belirlediği daha kapsayıcı üslubunu perşembe günü önemli ölçüde sertleştirmeye çalıştı. Kılıçdaroğlu’nun performansı, 20 yıldır ülkeyi yöneten Erdoğan’a karşı en iyi performanstı. Fakat seçim öncesi anketlerin gerisinde kaldı ve muhalefette gözle görülür bir üzüntü yarattı.”

“Daha karanlık bir söylem benimsedi”

İngiltere merkezli Financial Times ise Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a meydan okurken ‘mültecileri evlerine gönderme’ sözü verdi” başlığı ile okuyucularına aktardı. 14 Mayıs öncesi seçim kampanyasına kıyasla Kılıçdaroğlu’nun ‘daha karanlık bir söylem benimsediğini’ yazan FT’de, şöyle denildi:

“Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapılacak ikinci tur seçimler öncesinde yeni ve sert bir kampanya stratejisi benimserken milyonlarca göçmeni ülkeden kovma sözü verdi. 74 yaşındaki Erdoğan’ın üslubunu benimseyerek, iktidara gelir gelmez ‘tüm mültecileri evlerine göndereceğini’ söyledi.”

“Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçimi yarışındaki rakibi, mülteciler konusundaki tonunu sertleştirdi” başlığını kullanan Reuters ise, “Kılıçdaroğlu’nun son açıklamaları, cumhurbaşkanlığı yarışında üçüncü bir adayın ikinci tur için kararını açıklayacağı beklentileri arasında geldi” diye yazdı.

İlk turu 5.2 oy oranıyla üçüncü sırada bitiren ATA İttifakı adayı Sinan Oğan’ın belirleyici konumda olduğunu aktaran Reuters’ta şu ifadelere yer verildi: “Kılıçdaroğlu seçim kampanyasında, güvenlikleri için Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile bir anlaşma yaptıktan ve BM ile koordinasyon sağladıktan sonra iki yıl içinde Türkiye’deki Suriyelileri evlerine göndermeyi planladıklarını söylemişti.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Kaftancıoğlu: 28 Mayıs, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Varlık Ve Yokluk Seçimi Olacak

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, “Kökünü Kuva-yi Milliye’den alan CHP ve Millet İttifakı’na ‘teröristlerle iş tutuyor’ diye bütün medya organlarıyla kara propaganda yaptılar. Teröristlerle, kadınları sahiplenecek mal gibi gören, domuz bağıyla kadınları öldüren, üzülerek söylüyorum, neredeyse Afganistan örneğini birebir yaşayacağız gelecekte, o tehlikeyi vatandaşlara anlatacağız” dedi ve ekledi:

“28 Mayıs’taki seçimler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık ve yokluk seçimi olacak. Vatandaşın ferasetine güveniyoruz. ‘Vatandaşın ferasetine güveniyorsunuz, ama sandıkta neden sonuçlar böyle çıkıyor’ derseniz, bizim vatandaşımıza ulaşacak bir örgütümüz var, sınırlı medya kuruluşumuz var.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Fox TV’de İlker Küçükkaya’nın, “Çalar Saat” programında 14 Mayıs seçim sonuçlarını ve cumhurbaşkanlığı seçimnin ikinci turundaki Millet İttifakı’nın yol haritasını değerlendirdi.

Kaftancıoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kökünü Kuva-yi Milliye’den alan CHP ve Millet İttifakı’na ‘teröristlerle iş tutuyor’ diye bütün medya organlarıyla kara propaganda yaptılar. Teröristlerle, kadınları sahiplenecek mal gibi gören, domuz bağıyla kadınları öldüren, üzülerek söylüyorum, neredeyse Afganistan örneğini birebir yaşayacağız gelecekte, o tehlikeyi vatandaşlara anlatacağız.

28 Mayıs’taki seçimler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık ve yokluk seçimi olacak. Vatandaşın ferasetine güveniyoruz. ‘Vatandaşın ferasetine güveniyorsunuz, ama sandıkta neden sonuçlar böyle çıkıyor’ derseniz, bizim vatandaşımıza ulaşacak bir örgütümüz var, sınırlı medya kuruluşumuz var.”

Yeni Şafak’ta PKK’nın üst düzey yöneticisi Duran Kalkan’ı yayınlanıyor, terör örgütü propagandası yapıyor, sonra ‘CHP teröristlerle iş birliği yapıyor’ deniliyor. Hadi oradan derler adama. Seçimi vatandaşlar için değil, kendi bekaları için kazanmak için terör örgütü propagandası yapan, terör örgütlerini Meclis’e sokan iktidardaki bir kötülük anlayışı var.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medyada böyle şeyler dolaşmaya başladıktan sonra, ilk attığı tweet’lerden biri buydu: ‘Lütfen deprem bölgesi insanımıza söyleyeceğimiz her şeyde, 10 düşünelim 1 diyelim. Hiçbir siyaset o insanların kalbini kırmaya değmez. Her bir vatandaşımız, hele hele depremzedelerimiz, politik tercihi ne olursa olsun benim başımın üstündedir.

14 Mayıs’ta seçim bitsin de 15 Mayıs’ta depremzedeler için ne yapabileceksek yapabilelim istedim. Yakınlarını kaybetmiş, travma yaşamış vatandaşlarımıza laf etmek kimin haddine. Asla kabul edilemez. Tekirdağ Belediyesi’ne dair de bilgilendirme yapayım. Belediyelerimiz depremzedelere geçici konaklamalar sağladılar. Bir yerde konaklatıldıklarında ne kadar kalacaklarını biliyordu.

İlk başta 1 ay konaklama sunuldu, ‘3 ay konaklama sunabiliriz’ diyen belediyeler oldu. İzmir belediyemiz vatandaşlarımızın da desteğiyle bir kampanya yaptı, 1 yıllık kira ödeme imkanı sağladı. Farklı belediyelerde farklı süreçler işletildi. Tekirdağ Belediyesi’nin açıklamasıyla sosyal medya paylaşımlarını bir araya getirdiler, kara propaganda yaptılar. Depremzede vatandaşlarımıza o bölgeye ücretsiz konut yapacağımızı duyuramamışız.”

Paylaşın

28 Mayıs Seçimi: Millet İttifakı Stratejisini Belirledi

Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti , DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, CHP Genel Merkezi’nde yaptığı toplantıda Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi için stratejisini belirledi.

Milletr İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kampanyasında, Cumhur İttifakı’nın “terörle yan yanalar” algısını kırmak için mücadele verecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, ilk turda “pozitif kampanya” yürüten Kılıçdaroğlu, “terörle mücadele” konusunda daha somut ve net mesajlar verecek, kampanya dilini sertleştirecek.

Cumhur İttifakı’nın Meclis’te çoğunluğu sağlaması ile “Kılıçdaroğlu gelirse istikrarsızlık olur” söylemine de karşı söylem geliştirildi.

Saha çalışmalarında Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkileri ön plana çıkarılacak ve Meclis’in “denge-denetleme” işlevine vurgu yapılacak.

Altılı Masa CHP Genel Merkezi’nde toplandı

Millet İttifakı’nın liderleri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, ittifakın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde, ikinci tur seçim kampanyasının stratejisine son biçimini vermek için CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Liderler, geçmişteki toplantıların tersine, bu kez medyaya görüntü vermedi, garaj girişini kullanmayı tercih etti.

Toplantıdan tek kare fotoğraf paylaşılırken, herhangi bir açıklama yapılmadı.

Yaklaşık 3 saat süren toplantıda, parlamento seçimlerine ilişkin sonuçlar değerlendirildi, ikinci tur seçim kampanyası stratejisini netleştirildi.

İkinci turun kampanya hedefleri

Kulislere yansıyan bilgilere göre kampanya sürecinde hedef, Erdoğan’ın “terör söylemi” nedeniyle Millet İttifakı’na oy vermekten kaçınan “milliyetçi seçmeni ikna” ve ilk turda oy kullanmayan yaklaşık 8,5 milyon seçmenden bir bölümünü sandıkla buluşturma olarak belirledi.

Altılı Masa, Erdoğan’ın ilk turda yarışı önde bitirmesinde en önemli etken olarak, “teröristlerle işbirliği yapıldığı ve seçim kazanılırsa Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılacağı” yönündeki söylemin bir kısım seçmende karşılık bulmasını gösteriyor.

İttifak bu söylemi “dezenformasyon” olarak nitelendiriyor.

Seçim sürecinde sahada karşılaşılan en büyük zorluk olarak da, Erdoğan’ın “kurgu videolarl”a oluşturduğu bu algının kırılamaması, bir kısım seçmenin adeta “perdelerini kapatıp, kendilerini dinlememesi” işaret ediliyor.

CHP kurmayları, Erdoğan’ın “terör söyleminin” bu kadar etkili olmasını ise “Bu iletişim dili çok önceden başlanmış, iyi hazırlanmış ve çalışılmış. Devletin valisi, kaymakamı dahi bir şekilde bu projenin içinde olmuş görünüyor. Hemen her kesimden, aynı ifadelerle bizi terör üzerinden itham etmenin başka izahı yok” ifade ediyorlar.

‘Negatif kampanya’ yürütülecek

Bu saptamalar doğrultusunda, “iftira” olarak nitelendirilen bu algıyı kırmak ve milliyetçi seçmeni ikna etmek için “negatif kampanya”  olarak nitelendirilen bir kampanya stratejisi benimsendi.

Erdoğan’ın ikinci tur sürecinde de yine “terör söylemi” üzerinden seçmeni konsolide edeceği değerlendirmesi yapılarak, bu iddialara karşı somut belge ve görüntülerle karşılık verilmesi görüşü öne çıktı.

Bu çerçevede, Cumhur İttifakı’nın 2019 yerel seçimleri öncesi muhalefete destek verilmemesi için “Abdullah Öcalan’ın mektubunu” kampanyasında kullanması, Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılması, HÜDA PAR’ın Hizbullah’la ilişkisi, AKP iktidarının çözüm sürecindeki yanlış politikalarına vurgu yapacak mesajlar ve görseller paylaşılacak.

‘Karar Ver’ sloganı

İkinci tur kampanyasının ana sloganlarından birisi ise “Karar Ver” olarak belirledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da göçmen politikasına ilişkin görüşlerini anlattığı sosyal medya paylaşımını da “Karar Ver” başlığıyla yaptı.

İttifakın seçim stratejisinin ikinci ayağını ise sandığa gitmeyen veya iki kesimi de protesto edip Sinan Oğan’a oy veren seçmeni ikna etmek oluşturacak.

Bu çerçevede, ikinci tur seçimin bir “final olacağı” vurgusu yapılarak, seçmenin “Özgür, adil bir Türkiye” ile “baskıcı bir rejim” arasında tercih yapmak durumunda kalacağı belirtilerek, “Karar Ver” sloganı ile seçmeni sandığa götürme stratejisi izlenecek.

Cumhur İttifakı, 14 Mayıs seçimlerinde Meclis’te çoğunluğu sağlamanın avantajıyla ikinci tura gidecek. Konuşmalarında buna sık sık vurgu yapan Erdoğan’ın, “Kılıçdaroğlu gelirse istikrarsızlık olur” söylemine karşı ise Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkileri ön plana çıkarılarak, parlamentonun “denge-denetleme” işlevini üstleneceği vurgusu ön plana çıkarılacak.

Meclis’in gensoru, güven oylaması yetkileri olmadığı için yürütmede istikrarsızlık yaşanma riski olmadığı anlatılacak.

Liderler sahada ayrı ayrı çalışacak

Edinilen bilgiye göre Millet İttifakı liderleri sahada ayrı ayrı bölgelerde çalışma yürütecek, büyük mitingler düzenlenmeyecek.

Başta deprem bölgesi olmak üzere sahada farklı toplum kesimleri, kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri, esnaf ziyaretleri gibi yüz yüze ve dar kapsamlı toplantılar yapılacak.

Sandık güvenliğini sağlamada parti yöneticileri görev alacak

14 Mayıs seçimlerinden sonra kamuoyunda en çok tartışılan konulardan birisi “seçim güvenliği” oldu.

Muhalif seçmenin Yüksek Seçim Kurulu’na olan şüpheli bakışı ve “Oylarımız çalınıyor” endişesi nedeniyle ikinci turda bu kuşkuyu ve riski ortadan kaldırmak için ekstra önlem alınması benimsendi.

Bu çerçevede, 28 Mayıs gecesi, parti yöneticileri, milletvekilleri, parti örgütlerinin temsilcilerinin, oy sayım işlerinin sürdüğü süreçte sandık başında olması planlandı.

‘Mücadeleye devam, buradayız’

Öte yandan yönetimi, ikinci tur seçim için yapılacak çalışmalara ilişkin bir genelgeyle görevlendirme yaptı.

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı imzasıyla CHP Meclis Grup Başkanlığı tarafından milletvekillerine gönderilen ve “Mücadele devam. Buradayız” başlıklı genelgeye göre, 26, 27 ve parlamentoya yeni giren 28’inci dönem milletvekilleri görevlendirildikleri illerde saha çalışması yürütecek.

Belediye başkanları kendi bölgelerinde çalışacak. İl başkanlarının koordinasyonunda, kadın ve gençlik kollarının katılımıyla saha çalışması yürütülecek.

Paylaşın