CHP’li Cihaner: Seçim Kampanyalarına İndirgenmiş Siyaset Anlayışı Terk Edilmeli

Seçimler sonrası ortaya çıkan tabloyu değerlendiren CHP’li İlhan Cihaner, “Bugünkü parlamento, Türkiye tarihinin gördüğü belki de en gerici, en sağcı parlamento olarak ortaya çıktı” dedi ve ekledi:

“Orada yeni ittifaklar, yeni dinamikler nasıl oluşacak? Deneyimledik ki en büyük muhalif olarak görünen aktörler bile bir anda olgusal hiçbir karşılığı ya da bir gerekçesi olmadığı halde taraf değiştirebiliyor ya da işte kendi politik örgütlerinin çıkarları çerçevesinde -ki haklıdır da- farklı pozisyon alabiliyor.”

Cihaner, açıklamasının devamında, “2019’da kazanılan büyükşehirlerin ne şekilde kazanıldığının dinamiklerinin çok iyi ölçülmesi lazım. “X yerde bir başarı elde edildi, bu başarının mimarı şudur” gibi bir tutum içine girilmemeli. Baktığımız zaman 2019 yerel seçimlerin öncesindeki referandumda “Hayır” blokunun oyu neyse yerel seçimlerde elde edilen oy da o oldu.

Dolayısıyla burada kişiye indirgenmiş yaklaşımın da terk edilmesi lazım diye düşünüyorum. Ve elbette her şeyin şeffaf bir şekilde yürütülmesi lazım. Siyaset mühendisliğinin, işte partinin özellikle seçim kampanyalarına indirgenmiş bir siyaset anlayışının terk edilmesi lazım.” ifadelerini kullandı.

CHP’nin sol kanadında yer alan ve partinin ana hattının da bu doğrultuda olması gerektiğini savunan “Gelecek İçin Biz” grubu, seçimlerin ardından ortaya çıkan tabloyu “net bir yenilgi” olarak nitelendirerek parti içi değişim çağrısında bulundu.

Grubun kurucusu, aynı zamanda üç dönem CHP milletvekili ve Parti Meclisi üyesi olarak görev yapan, eski cumhuriyet başsavcısı İlhan Cihaner’le seçim sonuçlarını ve önümüzdeki süreçte nasıl bir sorumluluk alacaklarını bianet’ten Vecih Cuzdan’a değerlendirdi

14 ve 28 Mayıs seçimlerine iki büyük krizin gölgesinde gidildi: Ekonomik kriz ve 6 Şubat depremleri. Deprem sonrası CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “İktidarla hizalanmayı reddediyorum” çıkışı önemliydi. Ancak seçim sürecinde bu gündem öne çıkarılmadığı gibi, Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışının da özellikle ittifak içerisinde sahiplenilmediği görüldü. Hatta seçim sonuçlarından doğru tersine hareket edildiğini bile söyleyebiliriz. Siz bu konuda nasıl düşünüyorsunuz?

Deprem bölgesindeki özellikle ikinci tur sonuçlarına bakıldığı zaman tabii ki bu yenilginin depremzedelere kesilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Sizin söylediğiniz yaklaşımın belki en uç noktası bu oluyor. Ama deprem sonrası “İktidarla hizalanmayacağız” denilmesine rağmen bu sürecin politikleştirilmediğini de görüyoruz.

Bu belki çok insancıl bir gerekçeyle, insanların acıları çok sıcakken anlaşılabilir bir şey. Ancak nihayetinde bir siyasi partiden söz ediyoruz ve siyasi partilerin attığı adımların, aynı zamanda kendilerini siyaseten güçlendirecek şekilde formüle edilmesi lazım. Bu ikisi birbirini dışlayan şeyler değil.

Hem yurttaşın ihtiyaçlarını karşılayıp, acılarını dindirmeye çalışıp dayanışmayı yükseltebilirsiniz hem de bu süreci politikleştirebilirdiniz. Bence bu süreçte de çok doğru bir hat izlenmedi.

Bakın deprem bölgesinde ikinci günden itibaren vardık. Dayanışma mekanizmalarına katkı vermeye çalıştık ve o sahada özellikle büyükşehir belediyelerinin insanüstü gayretleri vardı. Şimdi herkesin şapkayı önüne koyup niçin buradan bir politik sonuç, bir politik kitle elde edilmediğini düşünmeleri lazım.

İktidar uydurma temel atmalarla, gerçekleştirilmesi imkânsız vaatlerle oraya gitti ama hatırlayacak olursanız bakanların da arabaları tekmeleniyordu, yuhalanıyorlardı. Deprem, özellikle ortaya koyduğu sonuçlar itibariyle tabii ki politikti.

Nihayetinde depremin bir doğal afet olduğu kuşkusuz ama ortaya çıkardığı sonuçlar da bir o kadar politiktir. Dolayısıyla deprem gündeminin, seçim sürecine politikleştirerek taşınamadığını düşünüyorum.

Nitekim iktidar deprem bölgesinin önemini düşünerek ağırlıklı olarak o bölgede propagandasını yaptı, o bölgeye dair projeler üretti. Bunların gerçekçi olup olmaması önemli değil. Özellikle ikinci turda doğrudan doğruya oraya çalıştı AKP.

Ama ne olursa olsun burada temel mesele CHP’nin ideolojisizleştiği, siyasetsizleştiği gerçeğidir. Sonuçta attığınız tüm adımların büyük bir politik tutumun parçası, onu güçlendiren, onu taşıyan şeyler olması lazım. Birbirinden kopuk işler yapıldı. Sadece depreme özgü de değil bu.

Ben çok sık şu örneği veriyorum: Türkiye siyasi tarihinin bence en önemli iki olayı, Gezi Direnişi -ki işte tam da 10. yıl dönümündeyiz- ve bir diğeri de Adalet Yürüyüşü’dür. Bu iki olgu da ıskalandı. Oradaki dinamikler iyi okunarak politikleştirilemedi. Bu belki genel olarak sosyalist solu da ilgilendiren bir durum olabilir. Ama özellikle Cumhuriyet Halk Partisi gibi değişimin öncülüğünü yapmış, işte Adalet Yürüyüşü’nün ne kadar heyecan yarattığını düşünün, o orada kaldı.

Özet olarak tüm bu süreçler, sahip olduğumuz siyasi bakış açısına mal edilmedi. Rumuzsuz, sembolsüz bir siyaset tarzı izlendi. Bunların da büyük bir hata olduğunu düşünüyorum.

CHP MYK üyelerinin istifasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir değişim, dönüşüm şart derken bu sadece birkaç istifa ya da MYK’nin bu şekilde değiştirilmesinden ziyade bunun bir özeleştiri sonrasında ve sorumluluk tarifiyle olması gerekiyor.

Dünkü istifalar aslında rutin, her seçim sonrası ya da parlamentonun yenilendiği zaman MYK üyelerinin Genel Başkan’ın elini rahatlatmak için verdikleri istifa olarak görülüyor. Mesela burada, “x” MYK üyesinin özeleştiri yaptığı, yenilenmenin ve dönüşümün önünü açarak attığı bir adım yok.

Öyle olsa bile burada yeni MYK üyeleri yine Parti Meclisi (PM) içerisinden seçilecek ve PM de aslından bu süreçte yaşanan hatalardan sorumludur. Birçok taktik ve stratejik hata yapılırken bir eleştiri yaptıklarını duymadık. Buna dair bir tartışma olmadı.

Çünkü nereden biliyoruz? PM toplantısı olmadığı halde söylemde ya da politikada radikal değişiklikler oldu. Anlaşılıyor ki bunların hiçbiri PM içerisinde tartışılarak alınmış kararlar değil.

Dolayısıyla partinin kurultaydan sonra en üst organı olan PM’nin de bypass edildiğini görüyoruz. Buna göz yuman, buna izin veren PM’den oluşturulacak yeni MYK’nin de bizim kastettiğimiz hem ideolojik ve siyaset anlamında hem de kadro anlamında bir yenilenmeye işaret edeceğini çok düşünmüyorum.

Son olarak, önümüzdeki süreçte “Gelecek İçin Biz” olarak nasıl bir sorumluluk alacaksınız?

Biz, CHP içerisinde büyümeye çalışıyoruz ve parti içerisinde siyaset yapıyoruz. Bu eleştirilerimizi dönem dönem dile getirdiğimizde “her şeyden memnuniyetsiz insanlar” ya da aday olup olmama üzerinden hedef alındık. Bunu kabul etmiyoruz. Parti Meclisi’ndeyken de milletvekiliyken de bu eleştirileri dillendiriyorduk.

Geldiğimiz noktada, parti tabanının ‘şimdi yeri ve zamanı değildir’ bakış açısının hâkim olmasına izin vermemesi gerekiyor. Bu tartışmaların tüketilmesi lazım ki yerel seçimlere güçlü bir şekilde gidilebilsin.

Ve yerel seçimler konusunu tekrar vurgulamak istiyorum: Yerel seçimlerin kazanılmasının dinamiği çok ama çok yanlış okunuyor. Biraz önce detaylandırdığım gibi, ana dinamik destekler ve ittifaklardır, isimler değildir. Orada izlenen, ortaya konulan çiçek, böcek politikaları değildir. Bu destek mekanizmaları ve dinamikleri aynı şekilde işleyecek mi? Bundan çok emin değilim. Çünkü artık başka bir siyasi tablo var önümüzde.

“Kişiye indirgenmiş yaklaşım terk edilmeli”

Bugünkü parlamento, Türkiye tarihinin gördüğü belki de en gerici, en sağcı parlamento olarak ortaya çıktı. Orada yeni ittifaklar, yeni dinamikler nasıl oluşacak? Deneyimledik ki en büyük muhalif olarak görünen aktörler bile bir anda olgusal hiçbir karşılığı ya da bir gerekçesi olmadığı halde taraf değiştirebiliyor ya da işte kendi politik örgütlerinin çıkarları çerçevesinde -ki haklıdır da- farklı pozisyon alabiliyor.

2019’da kazanılan büyükşehirlerin ne şekilde kazanıldığının dinamiklerinin çok iyi ölçülmesi lazım. “X yerde bir başarı elde edildi, bu başarının mimarı şudur” gibi bir tutum içine girilmemeli. Baktığımız zaman 2019 yerel seçimlerin öncesindeki referandumda “Hayır” blokunun oyu neyse yerel seçimlerde elde edilen oy da o oldu.

Dolayısıyla burada kişiye indirgenmiş yaklaşımın da terk edilmesi lazım diye düşünüyorum. Ve elbette her şeyin şeffaf bir şekilde yürütülmesi lazım. Siyaset mühendisliğinin, işte partinin özellikle seçim kampanyalarına indirgenmiş bir siyaset anlayışının terk edilmesi lazım.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan İstifa Sorusuna Dikkat Çeken Yanıt

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, istifa edip etmeyeceği konusunda da, “MYK’da, Parti Meclisi’nde incelemeler, değerlendirmeler, tartışmalar yapılacak ve hep birlikte karar vereceğiz” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “İktidar seçim kampanyasını, yalana, iftiralara, montaj kasetlere dayandırarak yürüttü. Halka yalan söyledi. Halkına yalan söyleyen biri cumhurbaşkanı olabilir mi? İktidarın ve seçim kampanyasının bu yönüyle sorgulanması gerekir” dedi.

“Siyasette abartı olur ama yalana, dolana, sahteciliğe, iftiraya yer yoktur” diyen Kılıçdaroğlu, “YSK seçim sonucunu onayladı ama bu sonucun ahlaki meşruiyeti yoktur” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’den Fikret Bila’ya konuştu. Kılıçdaroğlu, istifa edip etmeyeceği konusunda, “MYK’da, Parti Meclisi’nde incelemeler, değerlendirmeler, tartışmalar yapılacak ve hep birlikte karar vereceğiz” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “İktidar seçim kampanyasını, yalana, iftiralara, montaj kasetlere dayandırarak yürüttü. Halka yalan söyledi. Halkına yalan söyleyen biri cumhurbaşkanı olabilir mi? İktidarın ve seçim kampanyasının bu yönüyle sorgulanması gerekir” dedi.

“Siyasette abartı olur ama yalana, dolana, sahteciliğe, iftiraya yer yoktur” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

“Seçim kampanyası boyunca benim hakkımda yalan söylediler. İftiralar attılar. Sahte videolarla kampanya yürüttüler. Ve bu videoların sahte olduğunu, montaj olduğunu itiraf ettiler. Yüksek Seçim Kurulu seçim sonucunu onayladı ama bu sonucun ahlaki meşruiyeti yoktur.

“Ayrıca kimlere oy kullandırıldığını da gördük. İthal seçmen yarattılar. Türkçe bilmeyen yabancıların oy kullandığını gördük. Bu da ahlaki açıdan sorgulanmalıdır. Seçimi ahlaki meşruiyet açısından hukukçular da ilahiyatçılar da tartışmalıdır.”

Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla Genel Merkez Yönetimi arasında bir tartışma olup olmadığına ilişkin soruya da “Hiçbir sorun yok. Hiçbir gerginlik yok. Hep birlikte konuşup, değerlendirip yol haritamızı belirleyeceğiz” yanıtını verdi.

Paylaşın

CHP’li Cihaner: Bir Kişinin Gitmesiyle Değişim Olmaz

Seçimler sonrası ortaya çıkan tabloyu değerlendiren CHP’li İlhan Cihaner, “Değişim şart. Bu değişimin tabii ki birincil koşulu da bir kurultay yapılması. Kurultay yapılması derken sadece Genel Başkan ve Parti Meclisi’nin seçildiği bir kurultayı kastetmiyorum” dedi ve ekledi:

“Parti’nin ideolojik tutumunun da tartışılacağı, tüzük ve program kurultayını da içeren bir değişim olmadıktan sonra bir kişinin gidip bir kişinin gelmesi ya da işte tüm MYK’nın değişmesi, bu bizim kafamızdaki değişimi karşılayacak bir şey değil.”

Cihaner, açıklamasının devamında, “Çünkü değişim, parti tabanında ve partinin karar mekanizmalarının olgunlaştığı süreçte tartışılmadı. Dünya değişiyor, partiler de değişir. Partilerin tutumları da değişir. Ancak bu tutum üzerine etraflıca düşünülür, taban buna göre endoktrine edilir, bu içselleştirilir. Öyle olunca tabanınız sahaya çıktığında bunun taşıyıcısı olabilir” ifadelerini kullandı.

CHP’nin sol kanadında yer alan ve partinin ana hattının da bu doğrultuda olması gerektiğini savunan “Gelecek İçin Biz” grubu, seçimlerin ardından ortaya çıkan tabloyu “net bir yenilgi” olarak nitelendirerek parti içi değişim çağrısında bulundu.

Grubun kurucusu, aynı zamanda üç dönem CHP milletvekili ve Parti Meclisi üyesi olarak görev yapan, eski cumhuriyet başsavcısı İlhan Cihaner’le seçim sonuçlarını ve önümüzdeki süreçte nasıl bir sorumluluk alacaklarını bianet’ten Vecih Cuzdan’a değerlendirdi.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerini geride bıraktık. Gelecek İçin Biz olarak, seçim sonuçlarından hareketle, “merkez sağ inşası” taktiğinin tutmadığını belirterek, yönetime özeleştiri yapma ve sorumluluk alma çağrısında bulundunuz. CHP’yi bundan sonra nasıl bir süreç bekliyor?

Biz parti yönetiminin hem kadro olarak hem şu andaki karar mekanizmalarının tutumu olarak bir yenilenmeye, hem de en önemlisi politik tutum olarak bir yenilenmeye gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama parti karar mekanizmalarından yöneticilere kadar dışarıya yansıyan sanki bu yenilgi yaşanmamış gibi, sanki aynı minval üzere devam edileceği yolunda izlenimler ediniyoruz.

Köklü bir özeleştirinin gerektirdiği adımların atılması yerine birtakım vitrin değişikliklerine, kısmi kadro değişikliklerine gidildi ki bu da bizim tüzüğümüze göre yetersizdir. Çünkü örneğin MYK’nın kaynağı Parti Meclisi’dir. Ama Parti Meclisi bu yenilgiye giden süreç içerisinde hiçbir eleştiride bulunmadı, tutum almadı. Tam tersine, başından itibaren yetkilerinin tamamını tartışmadan Genel Başkan’a verdiler.

Tabii hatalar sadece Genel Başkan’ın tutumuna da indirgenemez. Çünkü Parti Meclisi tam da bunun için var. Her şey orada tartışılır, doğrular-yanlışlar ayırt edilir ve ortaya çıkan kararın demokratik ve politik meşruiyeti burada belirlenir. Ama bu mekanizmalar işletilmedi. Bu hatalar yapılırken, Parti Meclisi’nin dışında önemli illerin başkanları, büyükşehir belediye başkanları da bir eleştirel tutum getirmediler.

Biz de tabii artık adaylar belirlenip listeler kesinleştikten sonra o dar zamanda eleştiri dozumuzu düşürdük. Ama şimdi önümüzde çok önemli bir seçim var: Yerel seçimler. Her ne kadar parti yönetimi önümüzdeki yerel seçimler nedeniyle de bu tartışmaların yapılmaması ya da değişikliğin gerçekleştirilmemesi gibi bir bakış açısını hayata geçirmeye çalışıyor. Bu tutumu da çok yanlış buluyoruz.

Çünkü 2019 yerel seçimlerinde koşullar farklıydı. İYİ Parti’nin net bir desteği vardı büyükşehirlerde. Ayrıca HDP birçok yerde aday göstermeyerek örtülü bir destek vermişti. Şimdi hem Yeşil Sol Parti içerisindeki hem de İYİ Parti içerisindeki tartışmalar önümüzdeki süreçte ittifakların aynı şekilde devam edip etmeyeceğini de belirsiz hale getiriyor.

Dolayısıyla bu süreçte yenilgi olmamış gibi davranılamaz. İnsanlarda var olan motivasyon düşüklüğü, karamsarlık vs. bunların hepsinin acilen masaya yatırılması lazım.

Bugün yapılacak olan CHP MYK toplantısından bir beklentiniz var mı? Sizce tüm bunlar değerlendirilecek midir?

Kuşkusuz değerlendirilmiş bile olabilir. Ancak tek tük yapılan açıklamalardan ve önceki pratiğimizden hareketle muhtemeldir ki Genel Başkan’a ‘tam destek’ açıklaması yapılacaktır.

Belki kısmi bir MYK değişikliği için Genel Başkan’a alan açılacaktır -ki aslına bakarsanız zaten Genel Başkan tek belirleyici orada. Ancak sorun şu ki bizim tüzüğümüze göre MYK üyeleri, Parti Meclisi içerisinden seçilmek zorunda. Ve bu Parti Meclisi de bugüne kadar yapılan yanlışlardan, bu ideolojik savrukluktan, kadro ve liste hatalarından, ittifak hatalarından nihayetinde onlar da sorumlu. Ya doğrudan doğruya parçası olarak ya müdahale etmeyerek ya yetkilerini tüzüğe aykırı bir şekilde topyekûn olarak devrederek bu durumun sorumlusu aynı zamanda.

Dolayısıyla bu toplantıdan bizim düşündüğümüz gibi bir yenilenme, motivasyonu artırma veya örgütlerin yeniden sürece dâhil edilmesi gibi bir pratiğin çıkmasını doğrusu pek beklemiyorum. Umarım yanılırım.

Önümüzdeki süreç için “değişim” vurgusu yaptınız, bu noktada bir olağanüstü kurultay ya da benzer bir gelişmenin yapılabileceğini düşünüyor musunuz?

Değişim şart. Bu değişimin tabii ki birincil koşulu da bir kurultay yapılması. Kurultay yapılması derken sadece Genel Başkan ve Parti Meclisi’nin seçildiği bir kurultayı kastetmiyorum.

Parti’nin ideolojik tutumunun da tartışılacağı, tüzük ve program kurultayını da içeren bir değişim olmadıktan sonra bir kişinin gidip bir kişinin gelmesi ya da işte tüm MYK’nın değişmesi, bu bizim kafamızdaki değişimi karşılayacak bir şey değil.

Çünkü değişim, parti tabanında ve partinin karar mekanizmalarının olgunlaştığı süreçte tartışılmadı. Dünya değişiyor, partiler de değişir. Partilerin tutumları da değişir. Ancak bu tutum üzerine etraflıca düşünülür, taban buna göre endoktrine edilir, bu içselleştirilir. Öyle olunca tabanınız sahaya çıktığında bunun taşıyıcısı olabilir.

“Parti bir siyasi laboratuvara dönmüş durumda”

Son süreçten örnek vereyim. Şimdi herkesle temas edildi, tamam temas edilsin ama bunu yapan kadrolarınız bu süreçte ilk turdaki tezlerinizi mi taşıyacak, onları mı savunacak? Yoksa ikinci turdaki tezlerin mi savunusunu yapacak? Temas böyle bir şey değil ki. Yoksa en çok ev gezen başarıyı elde eder. Öyle bir şey değil. Dolayısıyla bir ideolojik netleşmeye de ihtiyaç var.

Nitekim bu tartışmaları Cumhuriyet Halk Partisi geçmiş dönemlerde de yapmış. Örneğin ‘Ortanın Solu’ sürecinde. Parti arşivine baktığımız zaman il, ilçelerde, gençlik kollarında inanılmaz tartışmalar yapılmış, raporlar düzenlenmiş. Ama şimdi parti adeta bir siyasi laboratuvara dönmüş durumda. İnformel, kayıt dışı siyaset yapılıyor.

Parti Meclisi’nin hatta belki MYK’nın bile onayı olmadan birdenbire bir hat değişikliği, bir söylem değişikliği gündeme geliyor. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da bir kafa karışıklığı, bir bulamaç ortaya çıkıyor. Bunların hepsinin tartışılacağı bir sürece ihtiyacımız var -ki zaman da yeterli.

Biz ilk çıktığımızda örneğin bir tüzük kurultayı yapıldı. O tüzük kurultayında tam da bu hataları giderecek, bir daha bu hataların yaşanmaması ya da minimize edilmesi için bir tüzük teklifi de sunmuştuk kurultaya. Orada da çok antidemokratik bir süreç yaşandı ve o tüzük kurultayı heba edildi.

Tüzük kurultayının tek çıktısı ön seçimin kaldırılması oldu. Eylemli olarak. Nitekim Cumhuriyet Halk Partisi neredeyse son üç-dört seçimdir ön seçim yapmıyor. Ne yerel yönetimlerde ne de genel seçimlerde. Bu da yaşadığımız yıkımın dinamiklerinden birisi olarak örgütün yeterince motive edilip sahaya sürülememesine vesile olmuştur.

Paylaşın

CHP’li Özel: Yeni Yol Haritasını Belirleyip Paylaşacağız

Gazetecilere açıklamalarda bulunan CHP’li Özgür Özel, “Sayın Genel Başkan bu süreci olması gerektiği gibi yönetti. Kılıçdaroğlu’na oy veren kimsenin kendisine kızgın olmadığını biliyoruz. Yaşananların hiçbirini mazeret olarak yöneltmiyoruz” dedi ve ekledi:

“Sayın genel başkanın cumhurbaşkanı adaylığı sürecinden sonra seçmenle kurduğu ilişki hepimizi gururlandırıyor. Sayın genel başkanın, MYK’nin seçim değerlendirmesinin ardından yol haritasını belirleyip paylaşacağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, milletvekili kaydını yaptıktan sonra TBMM’de gazetecilere açıklama yaptı.

“Hiçbir şey olmamış gibi siyaset yapacağımızı kimse düşünmesin” diyen Özgür Özel, şunları söyledi:

“Seçim sonuçları değerlendirilecek. Bu parlamentodan Sayın Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olacağı inancıyla ayrılmıştık ama seçim sonuçları bunu yansıtmadı.

Cuma günü yemin törenini yapacağız. Cumartesi günü kapalı grup toplantısında bir araya gelecek, bir grup başkanı 3 grup başkanvekili seçeceğiz. Engin Özkoç milletvekili değil, Engin Altay ve ben grup başkanvekilliği görevine talip değilim. 8 arkadaşımız bu göreve talip oldu. Cumartesi seçimimizi yapacağız.

Hiçbir şey olmamış gibi siyaset yapacağımızı hiç kimse düşünmesin. 25,5 milyonun sorumluluğuyla hareket edeceğiz. Bu seçimde Meclis’e taşınan bazı isimler ve partiler üzerinden kadınların çok endişeli olduğunu biliyoruz. Kimse korkmasın. Hiçbir şey olmamış gibi davranmıyoruz. Üzerimize düşenin fazlasını yapacağız.

Sayın Genel Başkan bu süreci olması gerektiği gibi yönetti. Kılıçdaroğlu’na oy veren kimsenin kendisine kızgın olmadığını biliyoruz. Yaşananların hiçbirini mazeret olarak yöneltmiyoruz.

Sayın genel başkanın cumhurbaşkanı adaylığı sürecinden sonra seçmenle kurduğu ilişki hepimizi gururlandırıyor. Sayın genel başkanın, MYK’nin seçim değerlendirmesinin ardından yol haritasını belirleyip paylaşacağız.”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu: Yürüyüşümüz Sürüyor Ve Buradayız

Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, “Bu seçimde, halkın otoriter bir yönetimi değiştirme iradesi tüm baskılara rağmen net olarak ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Millet İttifakı tüm unsurlarıyla, her cephede mücadelesini vermektedir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ülkemize gerçek anlamda demokrasi gelinceye kadar bu mücadelenin öncüsü olmayı sürdüreceğiz. Bu vatan için ne yapsak azdır. Bilin ki benim asıl üzüntü sebebim, ülkeyi bekleyen çok daha büyük sıkıntılardır.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “O sıkıntıların karşısında da ilk olarak bizlerin duracağını bilmenizi isterim. Şu andan itibaren öncelikle bana oy veren 25 milyonu aşan vatandaşımızı moralli bir şekilde, dimdik ayakta görmek istiyorum. Yürüyüşümüz sürüyor ve buradayız.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin CHP Genel Merkezi’nde açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:

“Hakkınızın yenmesine müsaade edemezdim, etmedim. Göz yumamazdım, yummadım. Eziyetlere, haksız, hukuksuz, adaletsiz bir düzene karşı susup dilsiz şeytan olamazdım, olmadım.

Milyonlarca göçmenin gelip de sizin ikinci sınıf vatandaş olmanıza susamazsın, susmadım. Evlatlarımız işsiz, güçsüz hayata tutunmaya çalışırken, onların sizin hakkınızı yemesine müsaade edemezdim, etmedim.

Çocuklarımızın yatağa aç girmesine, esnafımın borç içinde olmasına, çiftçimin toprağı üretime küsmesine gönlüm razı gelemezdi, gelmedi.

Hakkari’den Edirne’ye, Sinop’tan Hatay’a hepimiz bir aileyiz. Koskoca bir ailenin birbirine düşürülmesine müsaade edemezdim, etmedim.

Her gün, her şeye zam gelirken, benim halkımın belinin bükülmesine, dolabının boş olmasına gönlüm razı gelemezdi, gelmedi.

Ben bir kardeşiniz, bir dostunuz, bir evladınız, bir amcanız, her şeyden önce bu toprakların bir insanı olarak her zaman hakkınız için, hukukunuz için, kimse sizi ezmesin, birbirinize küsmeyesiniz diye, bolluk bereket içinde, huzur içinde yaşayın diye mücadele verdim, vermeye de devam edeceğim.

Şimdi sizlerden bir ricam var. Kendiniz için, evlatlarımız için, emeklilerimiz için, analarımız, babalarımız için, çiftçi, esnaf kardeşlerimiz için demokrasi mücadelesi sürdürmeye destek verin.

Son yılların en adil olmayan seçim sürecini yaşadık. Devletin bütün imkânları bir siyasi partiye seferber edildi. Bir adamın ayakları altına serildi.

Bu ahlak ve hukuk dışı baskılara ve yayılmak istenen korku iklimine boyun eğmeden mücadele eden Millet İttifakı’nın genel başkanlarına, teşkilatlarına ve seçmenlerimize, sandıklara sahip çıkan ve hala çıkmaya devam eden tüm vatandaşlarıma yürekten teşekkür ederim.

Bir özel teşekkürüm de kadınlar ve gençlere. Demokrasi mücadelemizin gerçek kahramanları onlardır. Onları sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

“Yürüyüşümüz sürüyor ve buradayız”

Bu seçimde, halkın otoriter bir yönetimi değiştirme iradesi tüm baskılara rağmen net olarak ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Millet İttifakı tüm unsurlarıyla, her cephede mücadelesini vermektedir.

Ülkemize gerçek anlamda demokrasi gelinceye kadar bu mücadelenin öncüsü olmayı sürdüreceğiz. Bu vatan için ne yapsak azdır. Bilin ki benim asıl üzüntü sebebim, ülkeyi bekleyen çok daha büyük sıkıntılardır.

O sıkıntıların karşısında da ilk olarak bizlerin duracağını bilmenizi isterim. Şu andan itibaren öncelikle bana oy veren 25 milyonu aşan vatandaşımızı moralli bir şekilde, dimdik ayakta görmek istiyorum. Yürüyüşümüz sürüyor ve buradayız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu İsyan Etti: Tümüyle Karartma Altındayım

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Sürekli iftiralar, yalanlar, komplolar, sandıklarda tuhaflıklar, müşahitlerin yasaklama çabaları, Babala TV’yle ilgili korkunç bir yalan kampanyası, montaj videolar, ayrıca mobil ekranlarımızı yasaklamalar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şimdi de gazetecilere programımızı duyuracağım kısa mesajı atamıyorum. Telekomünikasyon şirketleri gazetecilere SMS atmamı engelliyor. Tümüyle karartma altındayım. Soruyorum Erdoğan seçime mi girmeyeyim? Bu mu istediğin? Türkiye’de seçim yapılamıyor. Korkak bu adam korkak. Bir korkak yüzünden ülke gidiyor. Seçim yapılamaz duruma geliyor. Ne istiyorsun bu ülkeden? Korkak adam.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayımladığı bir video ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seçim kampanyasını engellemekle suçladı.

Kemal Kılıçdaroğlu 42 saniye süren video kaydında Erdoğan’a şu suçlamaları yöneltti:

“Sürekli iftiralar, yalanlar, komplolar, sandıklarda tuhaflıklar, müşahitlerin yasaklama çabaları, Babala TV’yle ilgili korkunç bir yalan kampanyası, montaj videolar, ayrıca mobil ekranlarımızı yasaklamalar. Şimdi de gazetecilere programımızı duyuracağım kısa mesajı atamıyorum.

Telekomünikasyon şirketleri gazetecilere SMS atmamı engelliyor. Tümüyle karartma altındayım. Soruyorum Erdoğan seçime mi girmeyeyim? Bu mu istediğin? Türkiye’de seçim yapılamıyor. Korkak bu adam korkak. Bir korkak yüzünden ülke gidiyor. Seçim yapılamaz duruma geliyor. Ne istiyorsun bu ülkeden? Korkak adam.”

Arka plan

Kılıidaroğlu bu mesajından bir saat önce gene Twitter’dan yayımladığı bir başka kayıtla yurttaşlara gönderilmesini planladığı “EYT konusunda yapacakları{nı] anlatmak için bir kısa mesaj gönder[me]” girişiminin BTK tarafından engellendiğini açıklamıştı.

Kılıçdaroğlu, “Erdoğan’ın zulmü ve yasakları varsa, benim de vicdanına güvendiğim halkım var. Beni ister sevin ister sevmeyin, ama bu videomu herkese yayın, gösterin, anlatın. EYT’den hakkını alamayanların ve sebebi ne olursa olsun bu ülkede mağduriyet yaşayan kim varsa hakkını geri vereceğim!” demişti.

Kılıçdaroğlu’nun mesajına getirilen yasak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu’nun imzasıyla bugün tüm GSM operatörlerine “acil” notuyla gönderilen “SMS, MMS, aramalara yönelik önemli uyarı” başlıklı yazıya dayandırıldı.

Yazıda, Yüksek Seçim Kurulu’nun 15 Mart 2023 tarihli kararında yer alan, “Vatandaşların elektronik posta adreslerine, taşınabilir ya da sabit telefonlarına görüntülü, sesli veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılmasının yasak olduğu” hükmüne atıf yapıldı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a Çok Sert Yanıt: Sen Nasıl Bir Müslümansın!

Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, “Benim Kandil’deki teröristlerle görüştüğüme dair kasetler olduğunu söyledin. Ey Erdoğan, sen nasıl bir Müslümansın!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Böyle bir görüşmeye dair elinde uydurma ve montaj olmayan gerçek bir kaset var da bunu yayınlayamıyorsan sen büyük bir yalancısın, müfterisin demektir.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Samimi bir Müslüman olarak inandığım bütün mukaddesler üzerine yemin ediyorum. Hem vallahi hem billahi böyle bir görüşme yoktur, yalandır, iftiradır. Milletimizden özür dilemelisin Erdoğan. Bir insana yakışır şekilde hareket et ve göz göre göre işlediğin bu suçlardan vazgeç” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Benim Kandil’deki teröristlerle görüştüğüme dair kasetler olduğunu söyledin. Ey Erdoğan, sen nasıl bir Müslümansın! Böyle bir görüşmeye dair elinde uydurma ve montaj olmayan gerçek bir kaset var da bunu yayınlayamıyorsan sen büyük bir yalancısın, müfterisin demektir.

Samimi bir Müslüman olarak inandığım bütün mukaddesler üzerine yemin ediyorum. Hem vallahi hem billahi böyle bir görüşme yoktur, yalandır, iftiradır. Milletimizden özür dilemelisin Erdoğan. Bir insana yakışır şekilde hareket et ve göz göre göre işlediğin bu suçlardan vazgeç.

Yeter bu iftiralar yeter. Allah’a sığınıyorum dedim. Durmuyor iftiraların, yalanların durmuyor. Müfterisin, günah ve pislik içinde boğuldun. Artık yeter.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Seçilirse Yapacağı İlk İşi Açıkladı

Adana’da konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, “Uyuşturucu baronlarının kökünü kazıyacağız. Benim bu millete sözüm var. Allah nasip eder sizlerin oylarıyla Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğumda ilk yapacağım iş uyuşturucu baronlarının kökünü kazımak. Hiçbirisini Türkiye’de tutmayacağım hiçbirisini. Fakiri zengini bütün evlatlarımızı zehirlediler. Hepsinin kökünü kazıyacağım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hepsini dışarı süreceğim. Buradaysa hepsini yakalayıp hapse attıracağım. Böyle bir rezalet olmaz. Bunun yolu sandığa gideceksiniz, elinizi vicdanınıza koyup oyunuzu öyle kullanacaksınız. Bu evlatlar hepimizin evladıdır. Bir annenin, bir babanın yaşadığı dram hepimizin ortak dramıdır.

Onun başına gelen yarın bizim de başımıza gelir. Evladınızın da başına gelebilir. Bu memlekette huzur istemiyor muyuz?  Beraber yaşayacaksak, huzur içinde yaşayacaksak bu laneti bu topraklardan temizleyip atmak zorundayız.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Afganistan’dan buraya gelirken milyar dolarlar dönüyor. Gemilerle Güney Amerika’dan gelirken milyar dolarlar dönüyor. Türkiye’de imalatçıları var. Kimin nerede uyuşturucu imal ettiğini herkes biliyor. Adresi de belli. Yeri de belli. Şahıs da belli. Herkes biliyor.

Polis yakaladığında hemen polise müdahale, sen niye yakaladın? Başı belaya giriyor, polisi sürüyorlar bu sefer. Bu memleketin namuslu polisleri var. Namuslu bürokratları var. Yeter ki siyasetçi de namuslu olsun. Hiç endişe etmeyin. Onların gözünü çıkaracağım. Bu topraklardan süreceğim. Hiç endişe etmeyin” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Adana Millet Buluşması’nda konuştu. Kılıçdaroğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Bir evde bir uyuşturucu bağımlısı varsa, ailesi bunun başkasını bilmesini istemez. Yıllardır bunu araştırıyorum. Yıllardır bunu araştırıyorum. Bu illet bulaşınca evde huzur kalmaz. Bu millete bir sözüm var. Her evde huzurun, bereketin olmasını istiyorum. Bir şehirde uyuşturucu kullanımı yaygınsa o kentte kimse sokağa çıkamaz.

Bu illetle mücadele etmek gerekiyor. Türkiye, özellikle son 10 yılda bütün uyuşturucuların merkezi haline geldi. Güney Amerika’dan Türkiye’ye getiriliyor. Nasıl olur da Afganistan’dan uyuşturucu getireceksiniz, bu sınırlar nasıl aşılıyor. Bu yoksul ailelerin derdini çözmek benim namus sorunudur.

Bunun bir siyasi tercih olduğunun altını çizmek isterim. Eğer deseler ki uyuşturucu konusunda siyasi otorite ‘bunu engelleyin’ dese, polise yetki versinler ve siyasiler dokunmasın, bütün uyuşturucu baronlarını kulaklarından tutar hakimin karşısına çıkarırlar. Ben bunu adım gibi biliyorum.

Bu işin sorumlusu neden siyasiler. Her şeyi sattılar paraya ihtiyaçları var. Kanun çıkarttılar, yurt dışındaki bütün kirli paranı getirebilirsin. Sekiz sefer kanun çıkarttılar. ‘Uyuşturucu baronlarının parasını Türkiye’ye getirin kimse size dokunmayacak’ dediler. Paraları getirirken kendileri de geldiler. İstanbul, uyuşturucu baronlarının at koşturduğu bir yer.

O kadar rahatlar ki, ‘kimse bize dokunamaz’ diyorlar. Kimse dokunmuyor onlara. Hapse girmiş uyuşturucu baronlarını bile çıkarıyorlar hapisten. Ülkeyi bu batağa sokanlara oy vermemeniz lazım. Evladınızı, huzurunuzu düşünüyorsanız, bu uyuşturucu baronları ile mücadele etmeyenlere asla oy vermemeniz lazım.

Uyuşturucu baronlarının kökünü kazıyacağız. Benim bu millete sözüm var. Sizin oylarınızla cumhurbaşkanı koltuğuna oturunca ilk yapacağım uyuşturucu baronlarının kökünü kazıyacağım. Hiçbirini Türkiye’de tutmayacağım. Bütün evlatlarımızı zehirlediler. Hepsini dışarı süreceğim. Hepsini hapse attıracağım. Böyle bir rezalet olmaz. Bunun yolu, sandığa gideceksiniz, elinizi vicdanınıza koyup oyunuzu öyle kullanacaksınız.

Bir devlet meşru zeminde olmak zorundadır. Bir devlet kirli paraya ihtiyaç duymaz. Eğer duyuyorsa uyuşturucu baronlarının adamı olur. Benim adaylığıma iki kesim çok karşı, birisi uyuşturucu baronları, beşli çeteler. Uyuşturucu baronlarını da beşli çeteleri de temizleyeceğim.

Uyuşturucu baronları, kendi hesaplarını da Türkiye’de yapıyorlar. Birbirlerine silah çekiyorlar, öldürüyorlar, bu ülkeyi yönetenler sadece seyrediyor. Onların hesaplaşmaları değil, onlara yer yok dememiz lazım. Eğer kalırlarsa söz veriyorum bu toprakları onlara mezar yapacağım.”

Paylaşın

HDP Ve YSP’den Kemal Kılıçdaroğlu’na Destek Kararı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti (YSP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda da destek verme kararı aldı.

Haber Merkezi / HDP ve YSP, 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ikinci turu ile ilgili görüş ve tavırlarını Ankara’da düzenledikleri ortak basın toplantısında açıkladı. Basın toplantısında HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün ve İbrahim Akın açıklamalarda bulundu.

Seçimin, “sisteme yönelik demokratik değişimden yana olanlar” ile “tek adam rejimini sürdürmek isteyenler” arasında bir referandum olduğunu kaydeden Buldan, şunları söyledi:

“Toplumdaki demokratik değişim direncini kıran, sömüren, sönümlendiren veya onaylayan hiçbir siyasi anlayışı doğru bulmayız. Bu tür yaklaşımlara karşı da demokratik mücadelemizi sonuna kadar sürdürürüz. Dün Zafer Partisi ve CHP arasında imzalanan protokolü de bu minvalde değerlendirdik ve eleştirilerimizi de kamuoyuyla paylaştık. Mücadelemizin ve üçüncü yol politikamızın temel hedefi, devletin ve toplumun imkanlarını düzenleyen evrensel standarda kavuşturmaktır. Bizi, tavizsiz ve baş eğmez kıldıran tek şey ezilen, mazlum halklarımızın bu talebi ve ihtiyacıdır.”

“Kürtlerin politik iradesine kayyumlar yoluyla ipotek koyanlar, aynı zamanda bütün Türkiye halklarının haklarına ve özgürlüklerine de ipotek koyanlardır” diyen Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kürt sorununun çözümsüzlüğü toplumun çıkarına değildir. Bu çözümsüzlük oyunu bozulmadan cumhuriyet, demokrasiyle bütünleşemeyecektir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken bizler, her ne koşulda olursak olalım halkın iradesini, tüm iradelerin üstünde tutacağız. Ortak ve eşit bir demokratik gelecek için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

28 Mayıs seçiminde ‘ucube rejimin devam edip etmeyeceğinin’ oylanacağını belirten Buldan, “Erdoğan bizler açısından asla bir seçenek değildir. Ve tek seçenek, onu ve temsil ettiği iktidarı değiştirmektir” dedi.

“Sandığa eksiksiz gideceğiz”

28 Mayıs’ta herkese sandığa gitme çağrısı yapan Buldan, “Bizler inanıyoruz, sizler de inanın. Sandığa eksiksiz gideceğiz ve hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz. Kendi gücümüz ve milyonların değişim arzusu en büyük ilham kaynağımızdır. Israrla ve inatla mücadelemizi sürdüreceğiz, asla ve asla pes etmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka bizler kazanacağız” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Bu rejimi değiştirmeye karalıyız”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ise değişim taleplerinin engellenemeyeceğini belirterek “14 Mayıs’ta yarım bıraktığımız işi 28 Mayıs’ta tamamlayacağız. 14 Mayıs’ta durdurduk, 28 Mayıs’ta değiştireceğiz” dedi.

“Bütün halklarımıza bir kez daha sesleniyoruz” diyen Akın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz buradayız ve değiştirme konusunda kararlıyız. Siyaseten ortaya koyduğumuz tutumumuzda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. 14 Mayıs’ta yaptığımız çalışma açısından bakıldığında toplumda daha güçlü bir motivasyon ve istek vardır ve Saray rejimi hiçbir zaman bu durumu engelleyemeyecektir.

Bu gücümüzü, bu enerjimizi 28 Mayıs’ta daha güçlü sandığa giderek koruyalım ve etkili bir şekilde sandıktan sonuç alalım. Türkiye’nin tarihsel ve kader seçimi olan bu seçim bir kişi seçimi değildir, bir rejim tercihidir. Bu rejimi değiştirmeye karalıyız ve hep birlikte başaracağız.”

“Bu siyaseti şoven ve milliyetçi dilden arındıracağız”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar da konuşmasında yeniden başlayan kayyum tartışmalarına değinerek, “Kayyum üzerinden siyaset yürütenlere dün de cevap olduk bugün de cevap olacağız. Bu siyaseti şoven ve milliyetçi dilden arındıracağız” dedi.

Kılıçgün Uçar, “Kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcı dil ile siyasetin mertebesini düşürenleri, iktidarda kalabilmek için her türlü yolu mübah görenleri uzun süredir birlikte takip ediyoruz. Partimiz ilk tur seçimlerinde aldığı kararla bir değişimi, dönüşümü ve demokrasiyi esas aldığını, kullandığı oyun da bu yönlü olacağını ifade etmişti. Bunu yaparken protokollere ve pazarlıklara ihtiyaç duymayan en ilkeli tutumunu en başından koyan ve bunu savunan tavrını sürdürdü” ifadelerini kullandı.

“Sandığa gidelim, sandığı koruyalım ve bu saray rejimini değiştirelim”

Son olarak konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar ise 28 Mayıs seçiminin bir referandum niteliğinde olduğunu belirterek, “Bu referandum bir yanında rant, sömürü, talan, savaş ve yalan rejiminin yer aldığı, diğer yanında halkların demokratik dönüşüm, özlem ve arzusunun yükseldiği bir seçim olacaktır. Bizler tercihimizi Türkiye toplumunun demokratik dönüşüm, barış ve refah umudu ve iradesi yönünde kullanıyoruz” dedi.

Ortaya çıkan bazı gelişmeler karşısında tutumlarını bir kez daha paylaşma ihtiyacı doğduğunu belirten Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu gelişmelerin bir kısmının ortamı bulandırmak ve halkların sandığa gitme isteğini kösteklemek amacına dönük olduğunun farkındayız. Tuzaklar kuruluyor, bunları da görüyoruz ama bizler demokratik dönüşüm, adalet, refah ve özgürlük hedefimizden vazgeçmiyoruz. O nedenle bizler tercihimizi Saray rejimini değiştirme yönünde ortaya koymuştuk, aynı kararlılıkla bu tercih ve politikamızı sürdürüyoruz.

Halklarımıza da özellikle birinci turda sandığa gitmeyen yurttaşlarımıza da açık çağrımızdır: Sandığa gidelim, sandıkları koruyalım, irademizle bu Saray rejimi değiştirelim, irademize de sandıklarımıza da sahip çıkalım. Buna inanalım ve hep birlikte değiştirelim.”

Ne olmuştu?

Dün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimi için bir protokol imzalamıştı.

Yedi maddelik protokolde belediyelere kayyum atanmasına dair dördüncü madde, HDP’nin tepkisini çekmişti.

Protokolde şu ifadeler yer alıyor: Terörle mücadele çerçevesinde, terörle bağlantısı hukuki kanıtlarla sabit olan mahalli idare yöneticileri yerine devlet görevlileri ataması uygulamasına yargı kararı çerçevesinde devam edilecektir.

Millet İttifakı’nın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’nde ise görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının yerine yeni belediye başkanının belediye meclisi tarafından seçileceği yazıyordu.

Kılıçdaroğlu-Özdağ protokolünü eleştiren HDP’den dün yapılan açıklamada, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı protokoldeki ilgili belirlemeler evrensel demokratik ilkelere aykırıdır. Kayyım uygulamaları sadece Diyarbakır’ın değil İstanbul’un ve bir bütün olarak hepimizin sorunudur” denilmişti.

Paylaşın

CHP’den “Seçim Güvenliği” Açıklaması: Gerekli Tedbirleri Aldık

Seçim güvenliğine dair açıklama yapan CHP’li Çelik, “Veri güvenliğini ve veri hızını arttırmaya yönelik yeni nesil teknolojilerle sistem mimarimizi güncelledik. Ayrıca sandık sonuçlarının anlık analizleri için yapay zeka teknolojilerini sistemimize entegre ederek sandık sonuç takip sistemimizi güncelledik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Güncellediğimiz teknolojik altyapımız, şu anda alanında uzman kişileri tarafından test ediliyor. Sistem güvenliği açısında tüm teknik detayları şu anda açıklamayı uygun bulmuyoruz. Seçim sistem değil, ıslak imzalı tutanaktır. Seçim güvenliğiyle ilgili gerekli tedbirleri aldık. Siz oyunuzu kullanın, gerisini Millet İttifakına bırakın.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevine getirilen Parti Meclisi üyesi Devrim Barış Çelik bugün seçim güvenliğine dair basın açıklaması yaptı.

Çelik, seçim güvenliğini üç aşamada planladıklarını anlattı:

“Seçim öncesinde, sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerinin belirlenmesi ve görevlendirilmesi, sonrasında bu kişilerin Parti Okulumuz tarafından yapılan eğitimleri. Okul Bilişim Sorumlularının atanması ve eğitilmesi buna örnek olarak verilebilir.

“Seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası yapılan düzenlemeler planlandı. Seçim gününde oy verme işleminin güvenle gerçekleşmesi için ıslak imzalı tutanakların alınması, sonrasında sonuçların aktarılması, ıslak imzalı tutanakların teslimi ve varsa farklılıkların tespit edilip hukuki sürecin başlatılması…”

Devrim Barış Çelik, 14 Mayıs’taki ilk turda ıslak imzalı tutanaklarla SEÇSİS’e girilenler arasında farklılıklar tespit edildiğini söyledi, “YSK sistemine yanlış girilenlerin olduğu tespit edildi, seçim sistemimiz bizi bu konuda uyardı. 2 bin 645 sandıkta aleyhimize ortaya çıkan farklılıklar düzeltildi. Diğer sandıklarda ise ilçe seçim kurulu üyelerimiz aleyhimize farklılıkları giderdi” dedi.

“Siyasi partilerin önceliği sandık güvenliği”

Çelik, “Hem geleneksel medyada hem sosyal medyada CHP’nin bir haber ajansı ya da medya kuruluşu gibi seçim takip ekranı yayınlanacağı beklentisi oluştu. Bizim seçim ekranımız parti sözcülerinin halkı bilgilendirmekte kullandığı bir ekrandır. Siyasi partilerin önceliği sandık güvenliğidir. Siyasi partiler, seçim takip ekranı şimdiye kadar yayınlamadıkları gibi bu seçimde de yayınlamamışlardır. Siyasi partiler sandık güvenliğini önceledikleri için halkın oy kullandığı sandıktaki sonuçları kontrol etmesini için ekranlar açabilirler” açıklamasını yaptı.

Seçim günü kullanacakları sisteme dair de şu bilgileri verdi: “Veri güvenliğini ve veri hızını arttırmaya yönelik yeni nesil teknolojilerle sistem mimarimizi güncelledik. Ayrıca sandık sonuçlarının anlık analizleri için yapay zeka teknolojilerini sistemimize entegre ederek sandık sonuç takip sistemimizi güncelledik.

Güncellediğimiz teknolojik altyapımız, şu anda alanında uzman kişileri tarafından test ediliyor. Sistem güvenliği açısında tüm teknik detayları şu anda açıklamayı uygun bulmuyoruz. Seçim sistem değil, ıslak imzalı tutanaktır. Seçim güvenliğiyle ilgili gerekli tedbirleri aldık. Siz oyunuzu kullanın, gerisini Millet İttifakına bırakın.”

Paylaşın