Özgür Özel’den Devlet Bahçeli’ye “Soysuz” Yanıtı

MHP Lideri Bahçeli’nin açıklamalarına yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Bugün Devlet Bey de ‘Kürtlerden Başbakan olmadı mı geçmişte’ dedi. Benim dediğim; Devlet Bey, benim memleketim Manisa’da MHP’li bir başkan seçebiliyorlar mazbatasını alıyor. Sizin memleketiniz Osmaniye’de AKP seçtiler görev yaptı, MHP’yi seçtiler görev yaptı” dedi ve ekledi:

“Ama Diyabarkır’da, Batman’da, Mardin’de Kürtler belediye başkanı seçiyor ama siz kayyum atıyorsunuz. Manisalılar, Rizeliler, Osmaniyeliler eşittir ama sizin bu uygulamanız yüzünden Kürtler daha az eşittir. Camiler dini kurum kabul ediliyor ama Cemevleri kabul edilmiyor.”

Özel konuşmasının devamında, “Siz isteyin yarın Ülkü Ocakları sokağa çıkabilirler, Tayyip bey istesin Osmanlı Ocakları sokağa çıkabilir ama 1 Mayıs olur, sendikalar sokağa çıkamazlar. Bu ülkede muhalifler daha az eşittir Devlet Bey. Kendisi nazikçe telefon etti. Bugün diyor ki bu soysuz iddia, o arkadaşları, o metni yazan arkadaşları Sinan Ateş’in de arkadaşları da çok iyi biliyor.

O arkadaşlar bana soysuz demeye kalkıyorlarsa, Devlet bey, benim soyum Selanik’tir. Ayıptır söylemesi babamın babası üzerinden soyumuz 1880’lerde Üsküp’tedir. Soyumuz, Osmanlı’ya hizmet eden Makedonya’dır. Ben bu cümleyi ona yakıştıramadım. Devlet Bey’in çocuğu yok diye Tayyip Bey, “zürriyetsiz” demişti. Ben bunu hiç yakıştıramamıştım. Devlet Bey’in prompterina o ifadeyi yazanı, Devlet beye bizzat havale ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Ali Mahir Başarır ve çok sayıda partili hukukçu arkadaşımız Diyarbakır’dalar. Tahir Elçi davasını sürüncemede bırakıyorlar. Dinlenmesi gereken tanıklar dinlenmiyor. Deliller karartılması için bir el devreye girmişti. Tahir Elçi davasının yargılaması içimize sinmiyor. Sevgili Türkan Elçinin içinde yanan ateş elbette sönmeyecek. Ama sonuna kadar takipçisi olacağız. O eller yargılanana kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Geçtiğimiz hafta İBB altyapı yatırımlarından örnekler vermiştim. İBB gibi CHPli belediye başkanları sosyal belediyeciliğin adeta kitabını yazmaya devam ediyorlar. Bugünkü örneğim ABB’den. Neler yapmış sosyal belediyecilikle ilgili, neler gördük neler.

Çocuklar üşümesin diye bir kampanya var 3 yıldır devam ediyor. Tam 200 bin aileye doğalgaz ve kömür desteği veriyorlar. Kışın en soğuk 3 ayında 500’er lira yatıyor, 600 lira gelecekse fatura 100 lira ödüyorlar. Evinde doğalgazı olmayana birer ton kömür veriliyor. Çocuklar protein alsın diye 2 yıldır süren 200 bin yoksul aileye bir kilo et veriliyor.

Mansur Yavaş, 200 bin aileye yani koca bir koçu boynuzundan tutup götürüp, çocukları yesin diye verdi. 918 köye, beldeye Ankara Büyükşehir Belediyesi internet desteği veriyor. 12 bin 500 öğrenciye otobüs abonmanı, 105 bin çocuğa bayram harçlığı veriyor.

Eğer CHP’li belediye seçerseniz 2 yılda bir kurbanlık koç kadar etten, karne hediyesinden, ödeyemediğiniz sınav parasını ödemeye koşacak sıcacık bir sosyal belediyecilik yapan belediye başkanınız olacak. Bunu Türkiye’nin dört bir yanında yaptığımızda CHP’li adayları seçtiğinizde bu sıcak el sizlere de uzanacak.

Seçimde sosyal belediyecilik nedir diye gösteren CHP’li belediyelere oy atmaya davet ediyorum. Ankara’yı parsel parsel satanlar değil güzel iyi dürüst insanlar yönetsin diye destek aldık. Mansur Yavaş bir de kurs açtı. Sosyal belediyecilik kursu. Sayın Erdoğan, başkanlarını gönderirsen onlara çok faydası olur.

Biz bu belediyeleri sadece CHP’lilerin oyuyla kazanmadık. İstanbul’da, İstanbul İttifakı’yla, Ankara’da dürüst insanlar Başkent’i yönetsin diye destek aldık ve kazandık. Biz işbirliğine tüm siyasi partileri, güç birliğine davet ediyoruz

Gazze’de 4 günlük ateşkes sona erdi, sonra 2 gün uzatma geldi. Biz CHP olarak kalıcı ateşkes istiyoruz. Yine CHP doğru yerde duruyor, Türkiye doğru yerde duruyor ama Bosna Hersek’te susanlar bugün yine susuyor. Dünyadaki tüm kardeşlerimize sesleniyorum; Filistin’deki zulmü durdurmak bütün solcuların, sosyal demokratların, sosyalistlerin görevidir. Hepinizi davet ediyoruz.

Çok yerli ve millisiniz ya; Türkiye’deki bütün siyasi partilerin genel başkanlarını alarak sınır kapısına kol kola gidelim; Türkiye’nin tavrını tüm dünyaya gösterelim. Çağrım sanadır Erdoğan.

Emekliler açlıkla sınanıyorlar. En düşük emekli maaşı mutlaka asgari ücret düzeyine çıkarılmalı. Plan Bütçe Komisyonu bugün önergemizi oylayacak. O eller havaya kalktığında göreceğiz. Grubumuz en düşük emekli maaşı asgari ücret olsun diye el kaldıracak. Göreceğiz kim emekliyi seçim olan pazara kadar, kim hak baki olana kadar savunuyor, göreceğiz. Herkesi AKP ve MHP’nin tavrını izlemeye davet ediyorum.

Bugün Devlet Bey de ‘Kürtlerden Başbakan olmadı mı geçmişte’ dedi. Benim dediğim; Devlet Bey, benim memleketim Manisa’da MHP’li bir başkan seçebiliyorlar mazbatasını alıyor. Sizin memleketiniz Osmaniye’de AKP seçtiler görev yaptı, MHP’yi seçtiler görev yaptı.

Ama Diyabarkır’da, Batman’da, Mardin’de Kürtler belediye başkanı seçiyor ama siz kayyum atıyorsunuz. Manisalılar, Rizeliler, Osmaniyeliler eşittir ama sizin bu uygulamanız yüzünden Kürtler daha az eşittir. Camiler dini kurum kabul ediliyor ama Cemevleri kabul edilmiyor.

Siz isteyin yarın Ülkü Ocakları sokağa çıkabilirler, Tayyip bey istesin Osmanlı Ocakları sokağa çıkabilir ama 1 Mayıs olur, sendikalar sokağa çıkamazlar. Bu ülkede muhalifler daha az eşittir Devlet Bey. Kendisi nazikçe telefon etti. Bugün diyor ki bu soysuz iddia, o arkadaşları, o metni yazan arkadaşları Sinan Ateş’in de arkadaşları da çok iyi biliyor.

O arkadaşlar bana soysuz demeye kalkıyorlarsa, Devlet bey, benim soyum Selanik’tir. Ayıptır söylemesi babamın babası üzerinden soyumuz 1880’lerde Üsküp’tedir. Soyumuz, Osmanlı’ya hizmet eden Makedonya’dır. Ben bu cümleyi ona yakıştıramadım. Devlet Bey’in çocuğu yok diye Tayyip Bey, “zürriyetsiz” demişti. Ben bunu hiç yakıştıramamıştım. Devlet Bey’in prompterina o ifadeyi yazanı, Devlet beye bizzat havale ediyorum.

Üye sayısında ciddi bir artış yaşıyoruz, tüm milletimizi baba evine, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’te olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olmaya davet ediyorum.”

Paylaşın

RTÜK’ten 11 Ayda 7 Kanala 49 Yaptırım, 22 Milyon Lira Para Cezası

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ocak ve Kasım aylarını kapsayan 11 ayda, Halk TV, FOX, TELE 1, Habertürk, Flash Haber, KRT ve TV5’e toplam 49 yaptırım uyguladı. Verilen ceza tutarı ise 22 milyon lirayı geçti.

CHP’li Utku Çakırözer, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, RTÜK’ün görevi sarayın, iktidarın sopalığını yapmak değildir, kendini mahkeme yerine koymak hiç değildir. RTÜK’ün görevi televizyon kanallarını, medyayı karartmak değil, yaşatmaktır, özgürlüğünü korumaktır” dedi ve ekledi:

“RTÜK’ün haksız hukuksuz cezaları, basın sektöründeki sorunların temeli olarak görülen sendikalaşma hakkı başta olmak üzere ilgili yaşanan sorunlar, yaşadığımız bu kara tabloyu maalesef daha da karartıyor. Hep diyoruz: Demokrasinin olmazsa olmazı basın özgürlüğüdür. Ülkemizde demokrasinin, hukuk devletinin işler hâle getirilebilmesi için işe önce basın özgürlüğünden, önce ifade özgürlüğünden, önce gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmekten başlamalıyız diyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Ocak ve Kasım aylarını kapsayan 11 aylık ceza karnesini açıkladı. Sol Haber’in aktardığına göre; Çakırözer, RTÜK’ün televizyon kanallarına verdiği cezaları şöyle sıraladı:

“Geçtiğimiz haftaki toplantısında RTÜK, TELE1’e, Halk TV’ye, Flash Habere, KRT’ye, FOX’a ağır cezalar yağdırdı. Ceza gerekçelerine bakıyorsunuz: Neymiş, emekli maaşlarının düşüklüğü, ikramiyesinin alınmaması eleştirilmiş. Neymiş, Erdoğan’ın ‘köprü ve otoyollara zam yapılmayacak’ demesine rağmen zam yapılmasının eleştirilmesi küçük düşürücüymüş. Neymiş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD’li mevkidaşına mesafeli tutumuyla övünülmesini komik bulduğunu söylemiş bir yorumcu; ceza gelmiş. Böyle ceza gerekçeleri olur mu?”

“RTÜK Başkanı ve iktidar kanadının üyeleri toplanıp toplanıp kim kimi küçük düşürmüş, kim kimle alay etmiş, nasıl rencide olmuşlar bunu hesaplıyorlar” diyen Çakırözer, “Aslında tek amaçları var haksız, hukuksuz cezalarla gerçekleri anlatan televizyon kanallarını, gazetecileri susturmak. İstedikleri tek şey var suskun bir basın, sinmiş bir basın, halkın gerçekleri bilmemesi, görmemesi, işitmemesi” eleştirilerini yaptı.

Çakırözer, RTÜK’ün 2023 yılı ceza karnesini şu şekilde açıkladı: “Yılın ilk 11 ayında Halk TV, FOX, TELE 1, Habertürk, Flash Haber, KRT ve TV5’e toplam 49 yaptırım uygulandı. Verilen ceza tutarı tam 22 milyon lirayı geçti. Yüce Meclis çatısı altında bir kez daha hatırlatmak isteriz ki: RTÜK’ün görevi sarayın, iktidarın sopalığını yapmak değildir, kendini mahkeme yerine koymak hiç değildir. RTÜK’ün görevi televizyon kanallarını, medyayı karartmak değil, yaşatmaktır, özgürlüğünü korumaktır.

RTÜK’ün haksız hukuksuz cezaları, basın sektöründeki sorunların temeli olarak görülen sendikalaşma hakkı başta olmak üzere ilgili yaşanan sorunlar, yaşadığımız bu kara tabloyu maalesef daha da karartıyor. Hep diyoruz: Demokrasinin olmazsa olmazı basın özgürlüğüdür. Ülkemizde demokrasinin, hukuk devletinin işler hâle getirilebilmesi için işe önce basın özgürlüğünden, önce ifade özgürlüğünden, önce gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmekten başlamalıyız diyorum.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Dikkat Çeken ‘Akşener İle Görüşme’ Açıklaması

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bir görüşme yapıp yapmayacağı sorusuna yanıt veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel,  “Henüz planlanan bir şey yok” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Özel, “Yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağız” dedi. Pazartesi günü itibarıyla “memnuniyet anketlerine” başlayacaklarının altını çizen Özel, “Vatandaşın gönlünde olan belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde” ifadelerini kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İl Başkanları İstanbul Buluşması’na katıldı. Özgür Özel, toplantıda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bosna’dan buraya geldim. İlk ziyareti büyükelçimizle gerçekleştirdik. Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı ile bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesiyle bir araya geldik. Dün gün boyunca hem çok duygulandığımız hem de hatırlamamız ve hatırlatmamız gereken ziyaretler zincirini gerçekleştirdik.1600 bebeğin mezarının olduğu anıta, şehitliklere, Aliya İzzetbegovic’in ebedi istirahatgahını ziyaret ettik. Orada şu cümleyi hatırlatma gereği duyduk: Unutulan katliamlar tekrarlanır. 1992-1995 arası Bosna Hersek’te Cumhuriyet Halk Partisi doğru yerde duruyordu, Türkiye Cumhuriyeti doğru yerde duruyordu ama gelişmiş dünya, uluslararası örgütler durmaları gereken yerde durmuyordu.

Onlar sonradan yas tutarken yanımızdaydı, ama katliam olmasın, bu iş soykırıma dönüşmesin diye seslenirken, dünya ağırdan alıyordu. Bugünlerde de Filistin’de yaşananlar var. Bosna’dan seslendik, 1992-95 arası Bosna’nın sesini duymayanlara, Türkiye’nin sesini duymayanlara bir kez daha sesleniyoruz. Sonradan bunu insanlık suçu ilan etmek, soykırım kabul etmek, gidip oralarda nutuklar atmak değil, katliama engel olmak için bütün dünyanın başta Avrupa’nın derhal harekete geçmesi, BM’nin çok daha net pozisyon alması ve bu mezalime dur denmesi gerekiyor.

CHP Genel Başkanı olarak 120 siyasi akrabamıza bir mektup yolladım. Bunlardan 12 tanesi hükümet başkanı, bakanlar var, anamuhalefet liderleri var. Onları Filistin’in sesini duymaya davet ettik. Solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere savaşa, kana, gözyaşına susmak değil engel olmak yaraşır. CHP olarak başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında Filistin devletine sahip çıkmaya, akan kanı durdurmaya, İsrail’in ortaya koyduğu sivillere karşı ayrım gözetmeksiniz şiddete dur denmesine davet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı buradan da ifade ediyoruz.

Aslında enflasyon, emekli maaşlarını kuşa çevirdi. Bizim bütün kanun tekliflerimize, mücadelemize rağmen, en düşük emekli maaşı 7.500 TL gibi komik bir noktada. Emeklileri, açlıkla sınayan bir noktada. Bunun en az asgari ücret seviyesine çıkarılması gerekiyor. Seçim döneminde en düşük emekli maaşında iyileştirme yapacağını söyleyenler, seçimden sonra bu işi bir kereye mahsus bir ikramiyeye çevirdiler. Hiçbir yaraya merhem olmayacak bir düzenleme yaptılar. Bunda da çalışan emeklileri dışarıda bıraktılar. Oysa, bir emekli niye çalışır diye oturup düşünmediler.

İtiraz ettik, ses yükselttik, biz konuştuk, siz konuştunuz. Nihayet bu yanlıştan dönüldü. Dönülen iş, 5 bin TL’lik ikramiyeyi bütün emeklilere vermek. Oysa bunun derhal maaşlara yansıtılması, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyinde olması. Asgari ücretin de insanca yaşanacak sınırlarda olması gerekiyor. Bu konuda bir kez daha hükümetin dikkatini çekiyoruz. Emeklilerin, memurların en önemli sorunu artan kiralar, kiralardaki fahiş artışlar. Cumhurbaşkanı, Cuma günü kira artışlarına şaşırmış ve kızmış. Şaşırdıkları şey, kendi çıkardıkları, bizim bu çözüm olmayacak dediğimiz bir kanun. Kanuna uyan yok. Devletin elini taşın altına koymadan ve iki tarafı düşünmeden yapılacak hiçbir düzenleme doğru değildir.

Burada yapılan iş, evsahibi ve kiracıyı karşı karşıya getirmektir. Biz bu kira artışlarının altında ezilen insanlara mutlaka sosyal devletin doğru yerden bir müdahale, destekte bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanına şunu hatırlatıyoruz: Kanuna uymayanlara şaşırmak ve kızmak için önce senin anayasaya uyman lazım. Anayasaya uymayan birisinin kanuna vatandaşın uymasına şaşırmaması, burayı anayasal devlet olmaktan çıkarmanın en basit sonuçlarına bile katlanmanın bu kadar zor olduğu bir yerde, ortaya çıkacak vahim sonuçların göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ediyorum.

Yeniden değerleme oranında yüzde 58,5’lık artışla, bütün vatandaşları yoksul diye, işsiz diye ayırmadan etkileyecek bir artışla karşı karşıyayız. Burada Cumhurbaşkanının bir yetkisi var. Bunu yüzde 50 oranında artırmaya, yüzde 50 oranında azaltmaya yetkili kendisi. 2024 enflasyon hedefi yüzde 36. Yani siz koyduğunuz bu enflasyon hedefine inanıyorsanız, herkesin enflasyon hedefi doğrultusunda doğru fiyatlamalar yapmasını istiyorsanız, önce samimiyeti kendiniz göstereceksiniz.

Bu harçların yüzde 58,5 değil, yetkiniz oranında düşürülerek, bundan sonraki süreçte vatandaşı ödeyeceği verginin, harcın yüzde 60 sınırında olmamasını sağlamanız gerekiyor. Bunu dikkatle takip ediyoruz. 2024 yılında enflasyon yüzde 36 olacak diyenler samimiyse, sizin ödeyeceğiniz harcı, ödeyeceğiniz vergiyi yüzde 50 oranında azaltmak durumundadır. Bunu talep ediyoruz ve takip edeceğiz.

“Özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz”

Türkiye’nin bir anayasa sorunu vardır, sivil bir anayasa sorunu vardır. Yoksulu gören, kadını gören, dezavantajlıyı gören, çevreyi gören, bütün bunlar için çok doğru yerden, bütün toplumun desteğini alacak bir anayasa sorunu vardır. Ama Türkiye’nin bir anayasa yapma iradesi sorunu da vardır. Anayasalar aşkın zamanlı metinler olabilmesi için, her gelene uygun metinler olabilmesi için, kuşaktan kuşağa güçlenerek aktarılması için her doğan için yapılması gerekir.

Erdoğan için yapılan bir anayasanın birkaç yıl içinde nasıl Erdoğan için yetersiz, Erdoğan’ın kendi gözü dönmüş yetki taleplerine, niyetlerine yetersiz kaldığı ortadadır. Birinin üzerine dikilen kıyafetin, herkese uymadığı gibi bir süre sonra kendisine de uymayacağı görülmüştür. Bütün toplumu kapsayan, herkesi kucaklayan, Türkiye’deki herkesi eşit yurttaşlıkla kucaklayan, temel hak ve özgürlükleri genişleten, Türkiye’yi bir hukuk devleti haline getiren, kadını, engelliyi, yoksulu, güvencesizi, çevreyi koruyan evrensel ölçütlerde özgürlükçü bir anayasa için biz her zaman var olduk, var olmaya devam edeceğiz.

Ancak Erdoğan’ın yeni yetki taleplerini, Anayasayı hiçe sayan, Türkiye’yi anayasasızlaştıran, Cumhur İttifakının mutfağında hazırlanmış milletin burnuna dayatılan bir çabanın içinde hiçbir zaman olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Kadınları, gençleri endişelendiren, hukuk devletini askıya almaya niyet edinmiş bir değişiklikte Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacak.

3 hafta önce hepimiz Kurultayda bir görev aldık. CHP’nin kurultayları görev alan değil görev veren kurultaylardır. Partimizin ilk kurultayı Sivas Kongresi’ydi. Oradan önce kurtuluş, sonra kuruluş görevi alınmıştı, görev layığıyla yerine getirildi. 5. Olağanüstü Kurultayımız, dünyayı doğru okuma ve partiyi doğru konumlandırma sorumluluğu veren kurultaydı, o kurultaydan sonra sosyal demokrasi doğru tariflendi, 1970’lerde yapılan ikisi yerel ikisi genel 4 seçimden 1’inci parti çıkıldı.

Partimizin 38’inci Olağanüstü Kurultayı, hepimize yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidar yapma görevi yaptı. O görevi hep beraber kurultayımızdan aldık. O günden sonra da kurultayda verdiğimiz bütün sözleri tutarak, var gücümüzle çalışmaya, durmadan, yorulmadan birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik hukukumuzu koruyarak, ortaya koyduğumuz kapsayıcı, birleştirici, kucaklayıcı anlayışla partimizi iktidar yapmaya kararlıyız.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanından sadece 3 il başkanının kadın olması, bizim buradaki en önemli eksikliklerimizden bir tanesi. 78 erkek il başkanımızdan talebimdir, lütfen örgütünüzdeki güçlü kadınlara yanınızda mutlaka görev verin. Onları yanınızda sizin en baş yardımcınız olarak çalıştırın. Gelecekte bu görevi yapmaya hazır, aday kadınlara resmi ve gayriresmi olarak mentörlük yapın, onların emeklerinden, enerjilerinden, deneyimlerinden yararlanın. Bu eksiği de bundan sonraki süreçte fiilen giderene kadar, hep birlikte bu şekilde halletmemiz gerekiyor.

Ben kurultayımızı kaybedenin olmadığı bir kurultay olarak nitelendiriyorum. Kurultayın kaybedeni yok ama kazananı, önce bu parti, ama esas kazananı Türkiye olacak. Ben de il başkanlarımdan iki hususta gayret göstermelerini istiyorum. Bunlardan bir tanesi önümüzdeki hafta başlatacağımız üye kampanyası. Şu anda bizim kurultayımızdan sonra bütün illerde büyük bir heyecan, büyük bir umut var. Geçtiğimiz hafta çok sayıda üye kaydı oldu, sevindik.

Ama esas sevindiğimiz şudur: Yeni gelen üyelerin yüzde 73’ü 30 yaş altı kadın ve erkekler. Bu enerjiyi görmek lazım. 100’üncü yılımızda üye kampanyası başlatıyoruz. Genel merkezden hedefler belirlemeyeceğiz. Gerçekçi hedefler belirleyin ama kendinizi zorlayın. Gönlünde Atatürk olan, gönlünde güçlü bir Türkiye olanların gözündeki ışıkları görün, onları baba evine getirin, Atatürk’ün partisine kaydedin. Sizden bunu istiyorum. Bütün vatandaşlarımız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kapıları ardına kadar açıktır. O evin içinde yeriniz baş köşedir.

Sizlerden ikinci beklentim, yerel yönetimler seçimlerine yönelik. Bu süreci, barış içinde, dostluk içinde, hiç kırgın yaratmadan, yerel seçim başarısına hedeflenerek, doğru adayların belirlenmesi, doğru yöntemlerin belirlenmesi, sürecin kırgını, küskünü olmadan, geride kimseyi bırakmadan, 2019’daki başarıyı aşan bir noktadan hep birlikte başarmaya mecbur olduğumuz bir süreci yöneteceğiz.

Önceki genel başkanımızın ilan ettiği 3 büyükşehir dışında kimseye verilmiş bir sözümüz yok. Verilmiş bir tek sözüm var, yerel seçimlerde başarılı olmak için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Bu sürece hep birlikte katkı vereceğiz. Bu süreçte memnuniyet anketlerimiz Pazartesi gününden itibaren başlatıyoruz. 7 farklı yapı, anket yapacak. Ürettikleri sonuçlar hem yapay zeka marifetiyle, hem istatistik biliminin en ileri teknikleriyle denetlenerek en doğru biçimde memnuniyet anketleri yapacağız.

Vatandaşın gönlünde olan, seçildiğinden ileride olan bütün belediye başkanlarımız bizim de gönlümüzde. O ölçme değerlendirmeyi örgütümüzle paylaşacağız. Kararı örgütümüzle birlikte vereceğim. Örgüt gözetiminde ön seçimden bir adım geri atmadık, atmayacağız, bunu buradan ifade ediyorum” ifadesini kullandı.

Özel’den Akşener sorusuna yanıt

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da bulunan 81 CHP’li İl Başkanı ile Sarıyer’de Büyükdere Atatürk Fidanlığı’nın açılış törenine katılarak burada  bir konuşma yaptı. Özel konuşmasının ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile açılışını yaptıkları fidanlığı gezdi.

Bu sırada bir basın mensubu Özel’e, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bir görüşme yapıp yapmayacakları konusunda soru yöneltti. Özel soruya, “Henüz planlanan bir şey yok” yanıtını verdi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Yerel Seçimlerde İttifak Yapmayacağız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Yerel seçimlerde ittifak yapmayacağız. Çünkü ittifak kelimesi çok yoruldu. El birliğiyle o kelimeyi bayağı yıprattık, artık çok olumlu çağrışım yapmıyor seçmenin kulağında” dedi ve ekledi:

“Ben ‘işbirliği’ kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Seçim bölgelerine özel işbirlikleri yapılabilir. Bu işbirliğinde mümkünse iki parti ama özel bir gereklilik varsa belki bazen üçe çıkabilir ama genelde iki partinin işbirliğinin, güç birliğinin doğru olacağını düşünüyorum.”

Özgür Özel, açıklamasının devamında, “Yerel seçimlerde işbirlikleri yapmalıyız. Kaybettirecek formüller üzerinde durmak bize yakışmaz. Ben Meral Hanımla, Sayın Genel Başkanımızla, onun deyimiyle Meral Ablam ile beraber pek çok zorluğu aşacağımıza inanıyorum. Bunun için de üzerime ne düşüyorsa yapacağım. Umutla baktığım bir süreç” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV’de Uğur Dündar’ın sorularını yanıtladı. Özel’in sorulara verdiği yanıtlardan başlıklar şöyle:

“CHP’yi, sadece Meclis’te, kürsüde değil, sahada, tarlada, sokakta göreceksiniz. Artık bambaşka bir siyasi anlayışın gelip, Türkiye’yi büyütmesi, kalkındırması, ekonomiyi ayağa kaldırması ve bölüşüme müdahale etmesi gerekiyor. Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu bir Türkiye yerine büyümeden geniş kitlelerin pay alması gerekiyor.

(Gizli protokol) Bunu bir siyasi parti kendisi için gündemde kalma aracına çevirmek istiyor. Beyefendi şimdi protokolü falan yayınlamış. O kendisini gündeme getirmek istiyor ama ben o tartışmanın tarafı olmam. CHP’lilere benim atanmışlarla değil, seçilmişlerle yöneteceğimi, bir daha gizli protokoller yapılmayacağını söylemiştim. Geriye dönüp de o konuya saplanmanın anlamı yok.

(İYİ Parti ile ittifak) Yerel seçimlerde ittifak yapmayacağız. Çünkü ittifak kelimesi çok yoruldu. El birliğiyle o kelimeyi bayağı yıprattık, artık çok olumlu çağrışım yapmıyor seçmenin kulağında. Ben ‘işbirliği’ kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Seçim bölgelerine özel işbirlikleri yapılabilir. Bu işbirliğinde mümkünse iki parti ama özel bir gereklilik varsa belki bazen üçe çıkabilir ama genelde iki partinin işbirliğinin, güç birliğinin doğru olacağını düşünüyorum.

Yerel seçimlerde işbirlikleri yapmalıyız. Kaybettirecek formüller üzerinde durmak bize yakışmaz. Ben Meral Hanımla, Sayın Genel Başkanımızla, onun deyimiyle Meral Ablam ile beraber pek çok zorluğu aşacağımıza inanıyorum. Bunun için de üzerime ne düşüyorsa yapacağım. Umutla baktığım bir süreç.

(Pervin Chakar polemiği) Devlet Bey de kızdı geçen gün. Kızacaksa Tayyip Bey’e kızacak önce. Pervin Chakar, TRT Kürdi’de tek çıkan opera sanatçısı. Kaldı ki Pervin Chakar, ‘Türkiye Kürdistan’ı’ falan dememiş. Muhteşem bir dinletiydi. Çıktık, çiçek vereceğiz, çok da tasarladığım bir şey değildi, elini uzatınca sanatçıya ve sanatına duyduğum saygıdan nezaketle elini öptüm. Ben sanatçının elini öptüm, hiç pişman değilim. Yarın olsa yine aynı eli öperim. Pervin Chakar çıkıp da orada savaş çığırtkanlığı yapsa salonu terk ederim.”

Paylaşın

Özdağ, Kılıçdaroğlu İle Yaptıkları 4 Maddelik “Gizli Protokolü” Yayımladı

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2. turu öncesi eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan gizli protokolü sosyal medya hesabından yayınladı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu ile Özdağ arasında yapılan protokolde, Zafer Partisi’ne İçişleri Bakanlığı dahil 3 bakanlığın verileceği, Güvenlik, Adalet ve Ekonomi bürokrasisi ile müsteşarlıkların verileceği dikkat çeken ayrıntılar oldu.

Hükümetin Oluşturulması ve Görev Bölümü başlıklı protokolde şu maddeler yer aldı: AKP hükümeti döneminde tamamen tahrip edilen devlet düzen ve kurumlarının, yeniden düzenlenmesinde aşağıdaki görev bölümü kapsamında işbirliği yapılacaktır. Bu kapsamda;

1) İçişleri Bakanlığı ve iki Bakanlık olmak üzere toplam üç Bakanlık,

2) Güvenlik, Adalet ve Ekonomi bürokrasisi öncelikli olmak üzere, görüş birliği sağlanan Bakan Yardımcılıkları (Müsteşarlıklar) Zafer Partisine tahsis edilecektir.

3) Zafer Partisine tahsis edilen makamlar ve bağlıları konusundaki atamalarda Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ile birlikte karar alınacaktır.

4) Zafer Partisince deruhte edilen Bakanlıkların teşkilat yapıları, görevlendirme esasları 14 Mayıs 2023 seçimlerinden önce olduğu gibi değiştirilmeden devam ettirilecektir.

Özdağ’dan Özer’e yanıt

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ CHP’nin yeni lideri Özgür Özel’in, “Zafer Partisi’yle yapılan gizli protokolün bazı Kürt seçmenleri ciddi şekilde rahatsız ettiğini ve bunun bize bir maliyet yüklediğini de kendi kulaklarımla duydum. Diyarbakır’da, ‘Değişim olmazsa oy vermeyeceğiz, gizli protokole çok kızıyoruz’ diye bir sürü Kürt seçmen yüzüme söyledi” ifadelerine yanıt verdi.

Ümit Özdağ, “Öyle gözüküyor ki CHP liderliği geçmiş hatalardan ders çıkarmak yerine yeni vahim hatalar ile yeni bir başarısızlığa doğru yelken açmaktadır. Bir CHP milletvekilinin ‘Atatürkçülüğü ve laikliği Zafer Partisine kaptırdık’ diyerek itiraf ermek zorunda kaldığı gibi artık Atatürk’ün partisi Zafer Partisi’dir ve Türk milliyetçiliği Zafer Partisi’nde temsil edilmektedir. Altını çizerek vurguluyoruz, Türk milletini cepheleştiren, bölücülere taviz veren CHP ve AKP politikaları artık Türk siyasetinde Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerinden, büyük Atatürk’ten, sığınmacıların vatanlarına dönmesinden taviz vermeyen Zafer Partisi olduğu gerçeği ile her platformda karşı karşıya kalacaktır” dedi.

Ne olmuştu?

14 Mayıs’ta yapılan seçimler 28 Mayıs’taki ikinci tura kalmıştı. İkinci turda adaylar Kemal Kılıçdaroğlu ve Recep Tayyip Erdoğan, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ ile görüşmüştü. Sinan Oğan Erdoğan’a desteğini açıklarken Özdağ, Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı almıştı. Özdağ ve Kılıçdaroğlu’nun anlaşması sonrası kamuoyunda ‘Özdağ’a İçişleri Bakanlığı verilecek’ iddiaları gündeme gelmişti.

Ümit Özdağ verdiği bir söyleşide anlaşma sürecine ilişkin, “Söz vermek değil, yazılı mutabakatımız var. Biz İçişleri Bakanlığı dahil üç bakanlık ve Millî İstihbarat Teşkilatı konusunda Kemal Bey’le mutabık kaldık” ifadelerini kullanmıştı.

Özdağ, “MİT Başkanlığı da Zafer Partisi’ne verilecekti. Ama o sözlü anlaşmaydı. Bakanlıklar yazılı mutabakatta vardı. Ben İçişleri Bakanı olacaktım. Kemal Bey, zerre kadar oy faydası olmayan altılı masadaki ortaklarının İçişleri Bakanlığı’nın Zafer Partisi’ne verilmesine tepki göstereceğini bildiği için benim bu konuda anlayışlı davranmamı rica etti. ‘Bunu çok vurgulamayın’ dedi. Ben de kabul ettim. Kılıçdaroğlu bu seçimi kazanabilirdi eğer ortakları engellemeseydi” demişti.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a 50+1 Yanıtı: Git Derdini Başka Tarafta Anlat

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Erdoğan’ın ’50+1 değişmeli’ sözlerine yönelik olarak, “Sayın Erdoğan, sen ne değiştireceksin bilmiyorum, sistem mi değiştireceksin, ortak mı, ittifak mı değiştireceksin, rahmetli Erbakan’a attığın kazıkta olduğu gibi gömlek mi değiştireceksin. Ne değiştirirsen değiştir emin ol bizimle birlikte anayasa değiştiremeyeceksin” dedi ve ekledi:

“Biz, kendisi için her doğan için değil Erdoğan için yapılmış anayasaya ‘bu kıyafetin kolu uzun, paçası dar geliyor’ diyorsa biz ona şunu söylüyoruz: Anayasa toplumsal mutabakatla yapılır, öyle MHP ile baş başa verdik, noktasını virgülünü değiştirmez dersen seni böyle esir alırlar kardeşim, derdine kendin yan. Git derdini başka tarafta anlat.”

Özel konuşmasına, “Öbür taraftan enteresan bir ilişki, bir yandan bakıyorsunuz, biri diyor ki yanlış yollara saptım, diğer sistem çok güzel, cumhurbaşkanımız aramızı kimse bozamaz diyor. Yürümeyen bir evliliği biri devam ettirmek istiyor, biri bitirmek istiyor gibi. Hadi oradan keratalar meşgul etmeyin memleketi” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Bu hafta sonu Bosna Hersek’te olacağız. Bosna Hersek 1990’larda çok büyük acılar yaşadı. Dünyanın gözü önünde büyük soykırım yaşadı. Türkiye olması gereken yerdeydi.

Şimdi İsrail-Filistin meselesinde olduğu gibi. Filistin’de halka en büyük zararı veren Hamas’ın sınır aşmasıyla başladı. Bunu araç sallaştıran İsrail adeta bir soykırıma girişti. 13 bin 300 kişi hayatını kaybetti. Öldürülen çocukların sayısı 4 bin 600’e ulaştı. Bu kadar büyük bir zulmün karşısında dünyanın güçlüleri Bosna’da 1995’te girdikleri suskunluğa girdiler. Sonra gözyaşı döktüler. Yapmaları gereken bu zulme dur demektir.

Arkadaşlarımız çalışıyor, gerekli diplomatik girişimleri başlattılar, Filistin’e gideceğiz.

Yargıtay Can Atalay kararıyla birkaç yere birden had bildiriyor. Hatay seçmenine karşı bir meydan okuma var. Mesele devamında Can Atalay krizini çok aşıyor. AYM’ye diyor ki, ben Anayasa’yı tanımam. Meclis’e diyor ki, ben 600’ünüzü de takmam. Meclis Başkanı’na ayar veriyor. Numan Kurtulmuş da rahatsızlık duyuyor ama bu noktada yapması gerekenleri Meclis adına yapmıyor. Tarafsız bir Meclis Başkanlığı görevi için yola çıkmıştı.

Ortada bir anayasa krizi yok. Yaşanan mesele, bir mahkemenin ve ona cesaret veren parti genel başkanının anayasayı tanımama krizidir, mesele bir devlet krizidir. Mesele, ‘anayasanın bir sayfasını tanımayayım, yarın ses çıkmazsa meclisi de tanımam’ın, anayasasız bir düzeni dayatmanın, meclisi tanımamamın, belki seçimleri bile yapmamanın hesabı içinde olan bir darbe girişine direnip direnmeme meselesidir.

CHP, Erdoğan’ın başına geçtiği bu darbe girişimine direnmeye karar verdi. Grubumuz toplandı, ikinci bir karara kadar bu mücadelemiz Meclis’te sürecek. İktidarın korkusuyla bazı merkez medya ve yandaş kanallar gözlerini kapamış durumdalar. Erdoğan’ın karşısında bu darbeye direniyoruz, direnmeye devam edeceğiz.

“MHP’nin sırtında kambur olduğunu açıkça ifade ediyor”

10 Kasım 2021’den önce, 5 Ekim 2019’da Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki, ’50+1 rastgele bir tercih değildir. Bilinçli ve vazgeçilmez bir kriterdir’. Solcuları, sosyal demokratları, Kürtleri bu devleti yönetmene değer görmüyor ya, kendince bir koalisyon yapacak, oradan ayrılmayacak. Biz yaptık, biz önerdik demiyor. Kürt’ü Alevi’yi solcuyu, emekçiyi, onların temsilcilerini dışarıda tutan bir anlayış.

10 Kasım 2021’e gelince Karamollaoğlu ziyaretinde 50+1’in mahsurlu olduğunu anladık diyor. İttifak ortağından yanıt geliyor, ’50+1 hesabını eleştirenleri anlayışla karşılamamız abesle iştigal olur, bu masum bir talep değildir’ diyor. Tartışma rafa kalkıyor. Geçen günlerde Erdoğan ’50+1 şartının değişmesi isabetli olur, yanlış işler yapılıyor’ diyor. MHP’nin yanlış bir yol olduğu, onunla birlikte olmanın bir hata olduğu, MHP’nin sırtında kambur olduğunu açıkça ifade ediyor. Hep birlikte susuldu, beklendi ki Devlet Bey buna ne diyecek. Devlet Bey, ‘eksiklikleri olabilir ama taviz verilemez, ama cumhurbaşkanımız ile aramızı da kimse açamaz’ dedi.

Bizim CHP olarak bunlarla meşgul olmamız mümkün değil. Sayın Erdoğan, sen ne değiştireceksin bilmiyorum, sistem mi değiştireceksin, ortak mı, ittifak mı değiştireceksin, rahmetli Erbakan’a attığın kazıkta olduğu gibi gömlek mi değiştireceksin. Ne değiştirirsen değiştir emin ol bizimle birlikte anayasa değiştiremeyeceksin.

Biz, kendisi için her doğan için değil Erdoğan için yapılmış anayasaya ‘bu kıyafetin kolu uzun, paçası dar geliyor’ diyorsa biz ona şunu söylüyoruz: Anayasa toplumsal mutabakatla yapılır, öyle MHP ile baş başa verdik, noktasını virgülünü değiştirmez dersen seni böyle esir alırlar kardeşim, derdine kendin yan. Git derdini başka tarafta anlat.

Öbür taraftan enteresan bir ilişki, bir yandan bakıyorsunuz, biri diyor ki yanlış yollara saptım, diğer sistem çok güzel, cumhurbaşkanımız aramızı kimse bozamaz diyor. Yürümeyen bir evliliği biri devam ettirmek istiyor, biri bitirmek istiyor gibi. Hadi oradan keratalar meşgul etmeyin memleketi.”

Paylaşın

Eski CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Çirkin İftiraları Üzülerek Takip Ediyorum

Eski CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Gerek sosyal medya gerekse televizyon programlarında partimizi ve delegelerimizi yıpratmak için parti kültürümüzle asla bağdaşmayan çirkin iftiraları üzülerek takip ediyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Muhakkak ki bu kumpaslara yeltenen art niyetli gruplar olmuştur ya da olacaktır. Ama partimizi ve delegelerimizi kimsenin yıpratmasına asla izin vermem.”

Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Partimize yönelik iftiralar üzerine…” notuyla bir video paylaştı. Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Sevgili Cumhuriyet Halk Partisi ailem, kurultayımızdan sonraki süreç üzerine birkaç şey söylemek istiyorum.

Gerek sosyal medya gerekse televizyon programlarında partimizi ve delegelerimizi yıpratmak için parti kültürümüzle asla bağdaşmayan çirkin iftiraları üzülerek takip ediyorum.

Muhakkak ki bu kumpaslara yeltenen art niyetli gruplar olmuştur ya da olacaktır. Ama partimizi ve delegelerimizi kimsenin yıpratmasına asla izin vermem. Güzel günlerde görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın.”

Paylaşın

CHP, Genişlemek, Büyümek İçin Mi Çalışacak Yoksa…

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) genel başkan değişimi yaşanan “tarihi” kurultayının üzerinden 2 hafta geçti. Partinin 8. Genel Başkanı Özgür Özel birlikte yol alacağı “Gölge Kabine”li yeni MYK’sını açıklarken çok yoğun bir çalışma sürecine de başladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Manisa, Hatay, Osmaniye ve KKTC’ye giden Özel, baroların ve DİSK’in yürüyüşlerine katıldı. Birçok ziyaret ve görüşme gerçekleştiren Özgür Özel’i parti içinde bir grup da yakın izlemeye aldı.

CHP’nin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu döneminde parti tabanını büyütmek için yapılan çeşitli açılımlara dikkat çeken bu partililer, “CHP açılımlarına, son yıllardaki kazanımlarına sahip çıkıp genişlemek, büyümek için mi çalışacak yoksa dar grupçu bir anlayışla mı yol alacak? “CHP, CHP’lilerindir”, “Partinin öz evlatları ile yol alacağız” şeklindeki söylemlerle parti büyümez” endişesini paylaşıyor.

İYİ Parti’de sular durulmuyor

Öte yandan seçim sonrası iki milletvekilinin istifası ve milletvekili sıralarının satılması, partinin kayıp parası gibi çeşitli iddialarla sarsılan İYİ Parti’de tartışmalar durulacak gibi görünmüyor. Para iddiaları için “ispatlarlarsa politikayı bırakırım” restini çeken Akşener, psikolojik bir harple karşı karşıya olduklarını söyledi.

Akşener’e yakın isimlere göre de İYİ Parti’ye yönelik hem iktidar hem de muhalefet tarafından iki cephede ‘algı kampanyası’ yürütülüyor.

14-28 Mayıs seçimlerinin ardından “Hür ve müstakil İYİ Parti” denilerek yapılan ittifaklar dışı üçüncü yol tarifinden sonra bu süreci yaşadıklarını söyleyen bazı partililer, “Tarihi kararlar sonrası kırılmalar olur. Biz müstakil yürüyeceğiz. Beklentisi, hedefleri olanların hesapları bozuldu. Kırılmalar olur, olacak. Ama bunu atlatacağız. Sadece İYİ Parti değil bundan Türkiye kazançlı çıkacak” diyor.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’den ‘Anayasa’ Mesajı

TBMM Başkanı Kurtulmuş ile görüşmesinin ardından açıklama yapan CHP Lideri Özer, “Anayasa tartışması, bizim yakın yere koyacağımız bir tartışma değil. Bahsedilen anayasa değişikliği ile ilgili konuda tutumumuz zaten çok belli. Bütün partilerin üzerinde görüş alışverişinde bulunacağı bir süreç olursa o da yerel seçimden sonra olabilir” dedi.

Haber Merkezi / Özgür Özer açıklamasının devamında, “Anayasa Mahkemesi’ni zayıflatacak, aldığı kararların uygulanmamasına sebebiyet verecek, bu yargı darbesini meşrulaştıracak bir şeyin içinde olmamız zaten mümkün değil. Bu konuda bir teklifle gelinmiş de değil” ifadelerini kullandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i Meclis’teki odasında ziyaret etti.

Ziyaret sonrası gazetecilere açıklama yapan Özgür Özel, “Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş, bugün planlı bir ziyarette bulundu. Hem geçirdiğimiz kongre süreciyle, üstlendiğimiz yeni görevle ilgili tebriklerini iletti. Daha önce kendisini CHP grubu olarak ziyaret etmiştik. Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna iadei ziyarette bulundu. Samimi bir ortamda geçti görüşmemiz” dedi. Özel, soru üzerine, “Anayasa ve içtüzükle ilgili tartışmaları yerel seçimden sonraya bıraktık” diye konuştu.

CHP Lideri Özel, bir başka soru üzerine, “Sayın Kurtulmuş, konuya mümkün olduğu kadar yapıcı şekilde yaklaşmaya çalıştığını söyledi. Benim ve kendisinin ayrı ayrı değerlendirmeleri oldu. O konuda herhangi bir şey söylemem doğru olmaz. Anayasa tartışması, bizim yakın yere koyacağımız bir tartışma değil. Bahsedilen anayasa değişikliği ile ilgili konuda tutumumuz zaten çok belli. Bütün partilerin üzerinde görüş alışverişinde bulunacağı bir süreç olursa o da yerel seçimden sonra olabilir” ifadesini kullandı.

Özgür Özel, “Ülkenin anayasa tartışması gündemine dair, Anayasa Mahkemesi’ni zayıflatacak, aldığı kararların uygulanmamasına sebebiyet verecek, bu yargı darbesini meşrulaştıracak bir şeyin içinde olmamız zaten mümkün değil. Bu konuda bir teklifle gelinmiş de değil. Genel olarak anayasa ve içtüzük ile ilgili gruplar arası diplomasi yerel seçimlerden sonra olabilir” diye konuştu.

Özel, Can Atalay hakkındaki yargı kararının TBMM’de okutulup okutulmayacağına ilişkin bir soru üzerine, “Bugün benim Sayın Başkandan önümüzdeki birkaç hafta içinde ya da muhalefet partilerinin haberi olmaksızın böyle bir şeyin olmayacağına yönelik bir hissiyatım oluştu. Gelecek hafta böyle bir şey beklemiyoruz. Biz zaten bütün meclis başkanvekillerinin ve Meclis Başkanının, bu yargı darbesine karşı Meclisin ve milletvekillerinin arkasında durması gerektiğini düşünüyoruz. Yakın zamanda böyle bir şeyin yaşanma tehlikesine yönelik bir izlenim edinmedim” diye konuştu.

“Türkiye Cumhuriyeti’ne açık bir meydan okumadır”

CHP Lideri Özel, Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın tahliyesine ilişkin bir soru üzerine, “Bir el, bu 4 aydaki kanaati değiştirmiş. Bir el, punduna getirmiş katilini serbest bırakmış. Bir el, Hrant Dink’in katilini korumuş, kollamış, günü gelince de hepimize şu mesajı vermiş: ‘Gerekirse buradaki derin yapı, katiline bile sahip çıkar.’ Bu, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne açık bir meydan okumadır. Bu, Ermeni cemaati için inanılmaz incitici ve ürkütücüdür. Onların yaşadığı hissiyatı yüreğimizde hissediyoruz.

Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün vatandaşlara, burada Anayasada yazmayan kurallar vardır, burada karanlık ve derin güçler, hepimizin gözünün önünde racon kesmektedir. Buna teslim olmayacağız. Bunu not ettik, bu Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasiye karşı günahlar defterine kalın harflerle yazılıp altı çizilecek, demokrasiye karşı suçlar defterine kalın harflerle yazılıp altı çizilecek bir kara lekedir. Defter, Tayyip Erdoğan’ın defteridir. Ama kalemi hangi ittifak ortağı ya da hangi başka siyaset dışı derin yapı tutup yazmıştır. Onu tarih gösterecektir. Ama biz bu yapıya teslim olmayacağız” diye konuştu.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a ‘Demirtaş’ Yanıtı: Öcalan’dan Medet Umacağıma…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup toplantısındaki ifadelerine cevap veren CHP Lideri Özgür Özer, “Abdullah Öcalan’dan medet umacağıma Selahattin Demirtaş’a yapılan hukuksuzluğu eleştirmek çok daha izah edilebilir bir şeydir. Selahattin Demirtaş bir partinin genel başkanıyken alındı, cezaevine kondu ve birçok hak ihlal kararlarına rağmen hâlâ orada tutuluyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Oysaki kendisi 40 bin kişinin katili Abdullah Öcalan’la mektup arkadaşlığı yapmaktadır. Ondan mektup alıp, yerel seçimlerde mektup okutturmaktadır. Binali Yıldırım’ı destekletmektedir. Yani esas kimin kimle ilişkili olduğunu vatandaşımız takdir etsin. Biz, hukuksuz yargılamalara itiraz etmeye devam edeceğiz. Tayyip Erdoğan’ın mırıldanmalarıyla geri adım atacak falan değiliz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC’nin 40. Kuruluş Yıl Dönümü törenlerine katılmak ve bir dizi temas için, tarifeli uçakla Ankara’dan Lefkoşa’ya gitti.

Resmi geçit töreninin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özgür Özel, “Bugün 15 Kasım, KKTC’nin kuruluşunun 40’ıncı yıldönümündeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak seçildikten sonra ilk ziyaretimi Kıbrıs’a yapacağımı söylemiştim. Sabah resmi törenlere katıldık, öğlen Sayın Başbakan’ın verdiği davete katıldık. Şimdi Meclis Başkanı’yla görüştük” dedi.

CHP Lideri Özel, “Bugün yavru vatanda değiliz, yavru vatan demek yerine kardeş vatan demeyi tercih ediyoruz. Her ne kadar nüfusumuz ve yüzölçümümüz daha büyük de olsa, Kıbrıs ile ilişkileri bir ağabey, kardeş formasyonuna ya da anne-yavru formasyonuna dökmek yerine eşitler arasında iyi diyalogla sürdürülen bir ilişkiyi tercih ediyoruz. Tabi, Kıbrıs Türklerinin burada yaşadığı çok sayıda sorun var, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sorunları yakından takip ediyor olacağız. Kıbrıs ile hem diplomatik ilişkilerimizi, hem de gönül ilişkilerimizi çok daha yoğun bir şekilde yaşayacağımız bir döneme girdiğimizi ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel açıklamalarını, “Gelecek yıl Kıbrıs Barış Harekatının 50’nci yılı. 3’üncü Genel Başkanımız, Başbakan Bülent Ecevit zamanında yapıldı barış harekatı. Adaya barışı getirdi. Barış Harekatının 50’nci yılında hem Ecevit’i hem de bu cesur kararı alanları anmak için farklı etkinliklerde bulunacağız. Kıbrıs’ta çok iyi karşılandık, her şey çok iyi gidiyor. Kardeş KKTC ile çok daha yakın ilişkiler içinde olacağız” cümleleriyle sürdürdü.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının sorulması üzerine Özel şu ifadeleri kullandı: “Ne demeli, 15 Temmuz akşamı darbe oldu, Meclis Başkanı’nı ilk Özgür Özel aradı. AK Parti Grup Başkanvekillerini Özgür Özel aradı. Ne dedi? Darbenin karşısındayız, kapalı Meclis’i açalım, birlikte direnelim, dedi. Bu lafı söylemiş kişiye utanmadan sıkılmadan utanmaz diyor. Bir utanmazlık varsa, darbe gecesi ilk desteği açıklayan, Meclisi açan, darbenin karşısında yer alan partiye, o gece o partinin sözcüsüne, bugünkü genel başkanına bunları söylemek, utanmazlığın daniskasıdır.

Bütün darbeler anayasaları askıya alırlar. Bunu topla tüfekle yaparsanız askeri darbe olur. Sizin gibi anayasayı hiçe sayarsanız sivil darbe olur. Yapılmaya çalışılan, anayasanın bir maddesini hiçe sayarak, Anayasa Mahkemesi denetiminden kurtulmak. İki yüksek yargı organı arasında anlaşmazlık olduğu doğru. Anayasa, Anayasa Mahkemesi kararları yargıyı da bağlar diyor. Siz, buna karşı ‘Ben Yargıtay’ın tarafındayım’ derseniz,, sizin tarafınız darbenin tarafıdır, galiba siz darbenin başısınız” ifadesini kullandı.

CHP Lideri Özel, “Biz değişim kurultayını yaptığımızdan beri, Tayyip Erdoğan bir cümlede 4 kere değişim diyor. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki değişimin, onun uykularını kaçırdığı çok belli. Bizimle meşgul, Ben bundan çok memnunum. Ona kötü bir haberim var. Parti içinde değişim yaşandı ama esas değişim iktidarda yaşanacak. İktidarı değiştireceğiz, Cumhurbaşkanını değiştireceğiz. Bunu da çok uzak bir zamanda yapmayacağız. Önce yerel seçimlerde büyük bir başarı elde edeceğiz. Ardından da bu sürdürülemez yönetim biçimine karşı, vatandaşımızdan genel seçimin sandığını talep edeceğiz. Biz Cumhurbaşkanı değiştireceğiz. O yüzden onun her an beyninin içinde değişim kelimesinin olduğunu bir cümlede 4 kere değişim demesinden anlıyoruz. Endişelenmekte haklı” diye konuştu.

“Abdullah Öcalan’dan medet umacağıma…”

Özgür Özel, “Abdullah Öcalan’dan medet umacağıma, Selahattin Demirtaş’a yapılan hukuksuzluk eleştirmek çok daha izah edilebilir bir şeydir. Demirtaş, bir partinin genel başkanıyken alındı, cezaevine kondu, birçok hak ihlal kararlarına rağmen hala orada tutuluyor. Oysa ki kendisi 40 bin kişinin katili, Öcalan’la mektup arkadaşlığı yapmaktadır. Yerel seçimlerde mektup okutmaktadır. Hiç olmazsa oy vermeyin dedirtmektedir. Esas kimin kiminle ilişkili olduğunu vatandaşımız takdir etsin. Biz, hukuksuz yargılamalara itiraz etmeye devam edeceğiz. Tayyip Erdoğan’ın mırıldanmalarıyla geri adım atacak falan değiliz” ifadesini kullandı.

Özel, “Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetçisiyim. Atatürk’ün emanet ettiği cumhuriyete sahip çıkıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’ne genel başkanlık yapıyorum. Atatürk’ün koltuğunda oturuyorum. Bir emanet daha var, Atatürk’ün bir emaneti de Cumhurbaşkanlığı koltuğu. O emaneti de kendisinden geri almak üzere gün sayıyoruz. Kendisi emaneti teslim edeceği günü belirlesin. Çok ileri bir tarih olmayacağını da kendisine müjdeliyorum. Onun dışında kullandığı hakaretler, duyduğu endişeden dolayı. Biz kendi yolumuzda yürümeye, Tayyip Erdoğan’ı da kendi çirkin üslubuyla baş başa bırakmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

CHP Lideri Özel, KKTC’de yaşanan protokol kazasına ilişkin bir soru üzerine, “Kötü niyetli olduğunu düşünmediğimiz bir şekilde, bizi Kıbrıs’ın muhalefet partileriyle bir yere koymuşlar. Oysaki, bugün burada Cumhurbaşkanı Yardımcısından sonra Türkiye protokolündeki en üst makam ana muhalefet partisi genel başkanlığıdır. Sorun çözüldükten sonra da yerimize geçtik, Meclis Başkanımızın hemen yanında oturdum. Krize dönüşecek bir şey yok. Biz bunları dert etmeyiz, iyi niyet önemli” ifadesini kullandı.

Paylaşın