CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Mücadelemizi Sürdürmek Zorundayız

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan parti üyelerine bir mektup gönderen Kılıçdaroğlu, “Adil ve özgür bir Türkiye için hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu nedenle partimizin hedefine daha büyük kararlılıkla ulaşmasını sağlayacak adımları hep birlikte atacağız. Atatürk’ün ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’ sözü partimize gönül vermiş olanların hiç unutmaması gereken temel bir ilkedir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tüm parti üyelerine bir mektup gönderdi. Kılıçdaroğlu’nun “Değerli yol arkadaşım” diye başlayan mektubunda şu ifadeler yer aldı:

“Cumhuriyet tarihimizin en kritik seçimlerinden birini geride bıraktık. Karanlığın baskının iftiraların yanında yalanların, hilelerin ve hukuksuz bir biçimde devlet olanaklarının kullanıldığı adaletsiz bir seçimden çıktık. Süreç çalıştığımız beklediğimiz ve dilediğimiz gibi sonuçlanmadı.

“Mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız”

Demokrasi mücadelemizde birlikte yol almak için gösterdiğiniz büyük çaba ve kararlılığın çok değerli olduğunu bilmenizi isterim. Elini taşın altına koyma cesareti gösteren sizler sayesinde partimiz daha da güçlendirmektedir.

Adil ve özgür bir Türkiye için hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu nedenle partimizin hedefine daha büyük kararlılıkla ulaşmasını sağlayacak adımları hep birlikte atacağız.

Atatürk’ün ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’ sözü partimize gönül vermiş olanların hiç unutmaması gereken temel bir ilkedir.”

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: İmamoğlu’nun Çıkışını Yönetim Nasıl Karşıladı?

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “Değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), İBB Başkanı İmamoğlu’nun “İktidar İçin Değişim Daveti” ile tartışma yeniden alevlendi.

İBB Başkanı İmamoğlu’nun çağrısının ardından toplanan CHP MYK’da bu konuda değerlendirme yapılmadı. Ekonomi alanında yaşanan gelişmelerin ele alındığı toplantının bir diğer başlığı ise kurultay süreci ve tüzük hazırlıkları oldu.

Bayram sonrası toplanan CHP MYK yaklaşık 5 saat sürdü. Edinilen bilgiye göre, ilçelerde başlayan kongre süreciyle ilgili MYK üyelerinden bilgi alan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim süreçlerinde herhangi bir müdahale olmaması ve üyelerin baskıdan uzak şartlarda hareket etmesini talep etti.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, MYK gündemine dair açıklamalarda bulunan Parti Sözcüsü Faik Öztrak, toplantıda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı “İktidar için değişim” kampanyasının konuşulmadığını belirtti.

Bu açıklamadan dakikalar sonra sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Ekrem İmamoğlu, “değişim” çağrısıyla oluşturulan internet sitesini bir günde yarım milyona yakın kişinin görüntülediğini, toplamda da 32 bin 827 görüş ve öneri geldiğini açıkladı.

CHP MYK’sında söz konusu çağrının konuşulmadığı ifade edilse de yapılan çağrı parti kurmaylarının gündemindeydi. Kurmaylara göre İmamoğlu’nun bu adımı CHP yönetiminin bu süreçte attığı “değişim” adımına benzer nitelikte ama “doğrudan” seçmene ulaşmaktan uzak.

Kongre sürecinde üyelerle doğrudan temas edilmesi için kendilerinin de çalışma yaptığını belirten CHP’li kurmaylar bu kapsamda 1 milyon 300 bin parti üyesinden, partide değişmesini istedikleri başlıklarla ilgili görüş yazısı istediklerini hatırlattı.

‘Metin ve internet sitesi beklentinin altında kaldı’

İmamoğlu tarafından yayınlanan metnin “manifesto” niteliğinde olduğu değerlendirmelerinin yapıldığını fakat “açık” bir tutum alış görülmediğini ifade eden CHP’li kurmaylara göre metin ve internet sitesi beklentinin altında kaldı.

CHP’li üyelere gönderilen mesaj ile partinin tüzüğünde yer alması gerekenlerin sorulduğunu ifade eden bir partili, “Demokratik talepler olabilecek en hızlı sürede yeni parti tüzüğünde yer alacak. Bu nedenle ortada farklı bir durum göremiyoruz” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aynı görüşte olduğunu ifade eden partililer, Kılıçdaroğlu’nun “Değişim süreci zaten başladı” değerlendirmesinde bulunduğunu aktardı.

‘İmamoğlu’nun açıklamaları toplantıda konuşulmadı’

CHP’nin MYK’sinin ardından Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarına dair toplantıda değerlendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin bir MYK üyesi, toplantının teknik konular çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti.

Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarının toplantıda konuşulmadığını ifade eden CHP’li yönetici, “Adı anılmadı. Gündeme gelmedi” ifadelerini kaydetti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti çalışmaları hakkında bilgi aldığını belirten kurmay, İmamoğlu’na dair Kılıçdaroğlu’nun da MYK toplantısında bir yorumda bulunmadığını aktardı.

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: İlhan Cihaner’in Adaylığı İlan Edilecek

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “Değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), “Gelecek İçin Biz” grubunun lideri, eski İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, Genel Başkanlığa aday olduğunu açıkladı.

İlhan Cihaner, “Neden adaysınız?” sorusuna, “CHP politikasını doğru şekilde ortaya koyarsa daha yaşanabilir bir Türkiye, daha yaşanabilir bir dünyaya katkı sunabilir. Şu anda LGBTİ haklarıyla ilgili İnsan hakkı savunusu bile yapamıyoruz. Merdan Yanardağ birilerinin hoşuna gitmeyen sözleri nedeniyle tutuklandı. Orada refleks çok geç verildi” yanıtını verdi.

İlhan Cihaner, Sözcü’den İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı. İlhan Cihaner, şöyle konuştu:

“CHP’de bir değişim gerekiyor mu?

Değişimin üç ayaklı olması gerekiyor. İlkin, partinin politik ve ideolojik tutumunun netleştirilmesi lazım.

En son genel başkanın danışman ataması (Kılıçdaroğlu, Zafer Partili Gökşen Anıl Ulukuş’u danışmanlığa atadı) bugüne kadar izlenen merkez sağa oturma çizgisinin terk edilip Zafer Partisi’ne yakın, daha milliyetçi çizgiye işaret ettiğini düşünüyorum. Bu ikinci bir intihar olacaktır.

O halde ZP ile ittifaka atanmasına karşısınız.

Özdağ ile olan ittifak zaten çok anormaldi. Niye? Birinci turda sığınmacı politikasıyla ilgili olarak başka bir şey söylemişsiniz. İkinci turda ZP’nin dilini kullanıyorsunuz.

Protokolde, ilk dört maddenin değiştirilemeyeceğine nasıl imza atarsınız? CHP’nin genetiğinde olan şey bu. Bu çok aşağılayıcı.

Kayyum politikaları protokolde ne geziyor? Nitekim ikinci turda Kürt seçmenin sandığa gitmesinde çekingenlik oldu.

İkinci ayağa geliyoruz. O da kadro. Genel Başkan, ‘CHP kadro hareketidir’ diyorsa da kadro böyle olmaz. Parti Meclisi’ndekiler danışmandan nasıl hesap soracak?

Danışmana, örgütleri veremezsiniz. Danışmana sosyal medyayı veremezsiniz. Siyasi sorumluluğu olmayan adama yetki veriyorsun. Bir sabah kalkıp şu partiyle ittifak kuracağım diyemezsiniz. Tek adamın belirlenmesiyle milletvekili listesi oluşturursanız kadrodan bahsedemezsiniz.

Üçüncü ayak, parti içi demokrasi. Antidemokratik uygulamaların günah keçisi olarak siyasi partiler yasası gösteriliyor. Bu büyük bir aldatmaca.

Hiçbir partinin önünde milletvekillerini üyelerle belirlemesinde, adayların yarısını kadın yapmada engel teşkil etmiyor.

Partiyi yönetenler, seçim sonuçlarının tabanımızda nasıl bir yıkım yarattığının farkında değil.

“25 milyon oya ulaştık” söylemi olağanüstü yanlış. 25 milyon oy iki seçenekli cumhurbaşkanı seçiminde verildi.

Kılıçdaroğlu, başarı olduğunu düşünüyor. 

Başarıyı bırakın, hezimet olarak adlandırıyorum. Önemli kısmı sadece Erdoğan’dan kurtulmak için verildi.

Bunların hepsini getirip “Bu bizim başarımızdır” diyemezsiniz. Hezimet dememin en büyük gerekçesi şu: Parlamentodaki çoğunluğu kaptırmışız, tarihin en gerici parlamentosu oluşmuş. AKP ile hareket edebilecek bir sürü milletvekili girmiş. Bu tablodan başarı nasıl çıkarılır?

Hangi hatalar yapıldı? 

Partinin dili muhafazakar milliyetçi dile döndü. AKP ve MHP iktidarının karşısına alternatif politik dille çıkmak yerine, “Onlar gibi konuşmamız lazım” denildi. İdeolojik bulamaca dönüştü CHP. CHP sağ bloka iltihak etti. Altılı Masa, sağın karşısına sağ ittifak olarak kuruldu.

İnce süreci iyi yönetilemedi.

Akşener’in masadan kalkıp dönüşü soruna yol açtı.

İki CHP’li belediye başkanının cumhurbaşkanı adayı yapılması kafa karışıklığı yarattı.

Cumhurbaşkanı adayı geç belirlendi. Aylarca CHP’li üç aday yarıştırıldı. Hepsi birbirine karşı yıpratıldı.

Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsaydınız ne yapardınız?

İstifamı açıklardım. Başka kaygım varsa derdim ki: ‘Aday olmayacağım.’ Olağanüstü kurultay çağrısı yapardım. “Sürecin yönetilmesini gözeteceğim” deyip siyasetle ilgili keserdim.

Kılıçdaroğlu’nun çizgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Değişim dinamiklerini boğdular. Danışmanlarla yürütülebilecek bir siyaset izlenecek.

Kılıçdaroğlu devam ederse ne olur?

Üç temel değişim sağlanmazsa genel başkan gitse de gitmese de yerel seçimlerde hezimet kaçınılmaz olur.

Değişim arayışları için ne düşünüyorsunuz?

Partililerin mevcut durumun analizini yapması lazım. Biz niye yenildik? O süreci eleştirmeyen ve alkışlayan, sürecin aktörü olanların değişimin gerçek aktörü olabileceği kanaatinde değilim.

Bir yandan parti içi iktidarın konforunu süreceksin şimdi değişimin konforunu süreceksin. Bu olmaz.

İmamoğlu’nun çağrısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

İmamoğlu’nun partiyi daha sol-sosyal demokrat bir çizgiye mi oturtacak, bir şey bilmiyoruz.

Siz adaysınız değil mi?

Tabii ki.

Neden adaysınız?

CHP politikasını doğru şekilde ortaya koyarsa daha yaşanabilir bir Türkiye, daha yaşanabilir bir dünyaya katkı sunabilir. Şu anda LGBTİ haklarıyla ilgili İnsan hakkı savunusu bile yapamıyoruz. Merdan Yanardağ birilerinin hoşuna gitmeyen sözleri nedeniyle tutuklandı. Orada refleks çok geç verildi.

Daha bir solda bir CHP mi arzunuz?

Tabi. Sol, ittifakları öyle kurmaz. Laikliği görmezden gelemez. Eğitimden özelleştirme politikalarına cesur adımlar atar. Sol bir parti emek örgütleriyle organik bağlar kurar. Çevre mücadelesinin ana aktörü haline gelir. İş veren sendikası kuramaz. Cumhurbaşkanı adaylarını, siyasal İslamcılardan seçemez. Bir gün Deniz Gezmiş’i, bir gün Adnan Menderes’i anarak solculuk olmaz. Sahte solculuk bu.

Kurultay ne zaman yapılmalı?

Derhal.

Yerel seçimden sonraya bırakılması tartışması var.

Yanlış buluyorum. Kurultayın derhal yapılıp tartışmaların bitirilmesi lazım. Aksi taksirde tartışmaları yerel seçime götürür. Asıl sorun o zaman ortaya çıkar.

Karamollaoğlu diyor ki, ‘CHP’nin oyunun yüzde 7-8’i dışarıdan geldi.” CHP niye suskun?

CHP açıklama yapamaz çünkü “Bu oy bizim” dediğinde ittifak kurgusunun yanlış olduğu ortaya çıkacak. Eleştiren bizlerin haklılığı ortaya çıkacak. Yüzde bir bile oyu olmayan bir oluşuma 40’a yakın milletvekili verdiniz. Tabanınızı da dönüştürdünüz ittifak yürüsün diye. “Hayır, bunların dediği doğru” dediğinde oyun yüzde 20’nin altına düşmesi gibi bir tablo çıkacak. Onun için CHP açıklama yapamaz.

Paylaşın

CHP’de İl Ve İlçe Kongre Tarihleri Belli Oldu

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “Değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), ilçe kongreleri 5 Ağustos’ta il kongreleri ise 16 Eylül’de başlayacak.

Haber Merkezi / Kongrelerde, partiye ilişkin önemli kararların alınması ve yönetim kadrolarının yenilenmesi bekleniyor. CHP’de, 13. Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili seçimleri nedeniyle büyük kurultay ertelenmişti.

Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) tarafından 6 Haziran itibarıyla il ve ilçe kongrelerinin başlayacağı belirtilmişti.

CHP

9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde kurulan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), siyasi ideolojisini sosyal demokrasi ve Atatürkçülük olarak tanımlar. Merkez sol siyasi yelpazede yer almakta olup tüzük ve programında belirtilen ideolojilerin yanında demokratik sosyalist ve sosyal liberal eğilimler de barındırmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ve ilk yasal siyasi partisi olma özelliklerini taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi, 1923’ten 1950’ye kadar aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya kadar genellikle tek parti yönetimini uygulamıştır. Türkiye’de en uzun süre iktidarda kalmış siyasi partidir.

Atatürk tarafından “Halk Fırkası” adıyla Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin devamı olarak kurulan partinin adının başına, 10 Kasım 1924’te “Cumhuriyet” sözcüğü eklenmiş, 1935’teki 4. Kurultay’da “fırka” sözcüğü yerine dış dünyayla daha uyumlu bir sözcük tercih edilmesi kararlaştırılmış ve bugünkü “Cumhuriyet Halk Partisi” adı benimsenmiştir.

12 Eylül Darbesi’nin ardından, o dönem Bülent Ecevit’in Genel Başkanlık yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi kapatılmış; daha sonra 3821 sayılı yasaya dayanarak, kuruluşunun 69. yıl dönümü olan 9 Eylül 1992 tarihinde tekrar açılmıştır.

CHP, kurucusu ve ilk Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyeti ile tasarruf haklarını CHP’ye bıraktığı Türkiye İş Bankası’nın bir bölüm hissesinin de sahibidir. CHP’nin tasarruf hakkına sahip olduğu %28,1’lik orandaki bu banka hisselerinin kazancı, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna aktarılmaktadır.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Değişim” Çağrılarına Yanıt: CHP Kadro Partisidir

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, “CHP, bir tek adam partisi değildir. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Atatürk’ten, günümüze CHP her zaman bir kadro partisi olmuştur. Bir tek adam partisi hiç olmamıştır. Tarihinde doğruları yanlışları olmuştur. Ama bu hareket her zaman haksızlığa uğrayanların, adalete susamışların yanında olmuştur. CHP’nin tüm kadroları dünden bugüne siyasi yaşamlarının hiçbir döneminde kişisel ikballerinin peşinde koşmamışlardır” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi bu kabustan çıkarmak için yolun sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ne ben tek başıma 25 milyon kişiyi bu namuslu davama tek başıma kattım ne de CHP kattı. Ne mutlu bize ki bu 25 milyon kişinin tamamı haksızlık karşısında susmama, dilsiz şeytan olmama inancımızın koalisyonunda olmak istediler. Onlar mücadelemizin parasız, pulsuz, çıkarsız, namuslu yolun bu olduğunu gördüler” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs seçimlerinde TİP’ten Hatay Milletvekili seçilmesine rağmen hala hapiste tutulan Can Atalay’a ilişkinde değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri, “Can Atalay… 50 günü geçti. Nasıl bir dünyada, nasıl bir ülkede yaşadığımızı daha güzel bir örnek göstermez herhalde. YSK, vekil adayı olabilirsin diyor. Vekil seçiliyor. Tutuklusunuz, mahkum değilsiniz ve dışarı çıkarılmıyorsunuz. Numan Kurtulmuş’a seslenmek isterim. Bir TBMM Başkanı, yasalara aykırı şekilde hapiste tutuluyorsa ve kendisi girişimde bulunmuyorsa TBMM’nin itibarını ayaklarının altına alıyor demektir. Kurtulmuş’a çağrı yapıyorum. Cindoruk’un yazılarını çıkarabilir, nasıl mücadele ettiğini görebilir. Artık TBMM Başkanı karar alırken, saraydan irade almamalı.” dedi.

Gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklanmasına ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, “Merdan Yanardağ… Bir gazeteci, bir yazar, televizyoncu. Niçin içeride? O da 7 gündür tutuklu. Bir komisyon oluşturduk partide, ziyaret edildi. Bir gazeteciyi tutuklamak, hangi aklın işidir? Troller devreye giriyor, her suçlama yapılıyor. Suçlamalardan sonra savcılar harekete geçiyor. Tutuklanmaması gereken bir konuda tutuklama kararı veriliyor. Akıl alır gibi değil.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:

“Acısıyla, tatlısıyla bir bayramı daha geçirdik. Acısız bir bayramı geçirmek acaba Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne nasip olacak mı diye kafamda hep bir soru işareti var. Deprem hadi diyelim oldu, büyük acılar yaşandı. Ama bazen kendi irademizle haksızlıklara kapı aralıyoruz. Cezaevlerinde düşüncesinden ötürü, ifade ettiği için hapis yatan çok sayıda gazeteci, hak savunucuları, avukatlar, siyasetçiler var.

Hiç kimse 21. yüzyılın Türkiye’sinde düşüncelerinden ötürü hapse atılmamalı. Düşünce, özellikle aykırı düşüncelerin ne kadar değerli olduğunu herkesin bilmesi gerekir. Düşünceden, aklımızı kullanmaktan hiç kimse ötekileştirilmemeli, yargılanmamalı. Biz eğer aklımızı kullanabilirsek Türkiye’yi aydınlığa çıkaracağız. Birileri benim gibi düşünmediğin için ben seni hapse atarım derse o ülkede demokrasi olmaz.

Acılar var evet, bayramda da yaşandı bu acılar. Sivas Katliamı’nın 30. yılı. Aydınların, gazetecilerin, şairlerin yakıldığı bir Türkiye asla kabul edilemez. Bir aydının, düşünürün, ozanın, ressamın yakılarak öldürülmesi kadar vahşi bir şey yoktur. Bu bir insanlık suçudur. O ateş hala yüreklerimizde yanıyor. Adaletin sağlanmadığı bir yerde bu ateşler hep yanar. Adaletin sağlanması lazım. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bunun zaman aşımının olmaması lazım.

Can Atalay hapiste. 50 günü geçti. Gidiyorsunuz, başvuruyorsunuz, YSK “Aday olabilirsin” diyor. Halkın oylarıyla vekil seçiliyorsunuz, oluyorsunuz. Demokrasinin kuralı işliyor. Tutuklusunuz, hükümlü değil. Dışarıya çıkarmıyorlar sizi. Ben Numan Kurtulmuş’a seslenmek isterim. Bir TBMM Başkanı, haksız yere yasalara, anayasaya aykırı olarak tutuluyor ve kendisi hiçbir girişimde bulunmuyorsa TBMM’nin itibarını ayaklarının altına alıyor demektir. Sayın Kurtulmuş’a tekrar çağrı yapıyorum. Artık TBMM Başkanı karar alırken Saraydan irade almamalı. Saray ne diyecek diye sormamalı. Çünkü o sarayın hakkını, hukukunu değil Türkiye Cumhuriyeti’nin hakkını, hukukunu savunmak zorundadır.

Gezi Davası tutukluları da başlı başına bir dramdır. Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Çiğdem Mater tam 435 gündür hapiste. Dava açıldığında birisi yurt dışından geldi. Kaçma niyetleri yok zaten, suç işlemediler ki kaçsınlar. Ama tutuklandılar. Şimdi Yargıtay’ın kararını bekliyorlar. Bu kararın bir an önce açıklanması lazım. Onlar da büyük olasılıkla saraydan bekliyor görüş.

“Adalette çifte standart olmaz”

Bir hakimin, savcının iradesi saraya ipotek edilemez. Osman Kavala tam 2 bin 72 gündür özgürlüğünden mahkum edildi. AİHM kararı var suçsuzdur diye. Türkiye’den iki ayrı mahkeme tahliyesi için karar verdi. İki ayrı mahkeme beraat için karar verdi ama kararları takan kim? Neden içeride? 75 yaşında, 80, 85 yaşında insanlar, eski komutanlar içerideler. İnsanda biraz vicdan, adalet olur. Eğer biz bunları dillendirmezsek siyaseten görevimizi yapmıyoruz demektir. Biz hakkı, hukuku, adaleti savunuyoruz. Adalette çifte standart olmaz.

Merdan Yanardağ, bir televizyoncu, gazeteci, yazar. Niçin içeride? Hangi gerekçe ile içeride? O da 7 gündür tutuklu. Bir komisyon oluşturduk CHP Grubu olarak. Bir gazeteciyi, televizyoncuyu tutuklamak hangi aklın işidir? Önce bekliyorlar hiçbir şey yok, troller devreye giriyor. Suçlamalardan sonra savcılar harekete geçiyor. Tutuklanmaması gereken bir konuda tutuklanma kararı veriliyor. Akıl alacak şey değil. Bunun adı kısacası hainliktir.

Var olan kabineyi Düyûn-ı Umûmiye Kabinesi olarak ilan etmiştim. Bu ülkeyi borç batağına sürükleyenler bir süre sonra batının tefecileri tarafından teslim alındı. Artık onlar ülkeye Hazine ve Maliye Bakanı, Merkez Bankası Başkanı tayin eder hale geldiler. Uluslararası tefeciler artık bakan, başkan atıyorsa çok ciddi bir beka sorunumuz var demektir. Erdoğan kontrol eden değil, artık kontrol edilen kişidir. Uluslararası tefecilerin kontrol ettiği ve yönlendirdiği kişidir. Düne kadar faizi arttırmam diyen kişiye tükürdüğünü yalatmak bu uluslararası tefecilerin görevleri arasında olmuştur. CHP olarak bunları içimize sindiremiyoruz.

Döviz kurundaki bir liralık artışın maliyeti devletin borçlanması açısında 145.5 milyar lira. Bu yükü, 85 milyon insan ödüyor. Doları olanlar, beşli çeteler kazanıyorlar. Onlara şimdilik hiç kimse dokunmuyor.

“CHP, zulme karşı milyonları kapsayan, kucaklayan çoğulcu bir duvardır”

Hepinizin bildiği gibi CHP, bir tek adam partisi değildir. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bugüne CHP her zaman bir kadro partisi olmuştur. Doğrular, yanlışları olmuştur ama bu hareket her zaman ve her zaman ezilenlerin, sesi duyulmayanların, haksızlığa uğrayanların, adalete susamışların yanında olmuştur. CHP, zulme karşı milyonları kapsayan, kucaklayan çoğulcu bir duvardır.

Mustafa Kemal Atatürk gibi saray ve işgal kuvvetlerinin kendisine sunduğu ihtişamlı hayatı elinin tersiyle iterek, idam edilme pahasına uçurumun kenarında yıkık bir ülkeden, genç bir Cumhuriyet’i kurmayı başarmıştır. Örneğin Ecevit, uluslararası tüm tehditlere ve siyasi yaşamını zora sokma pahasına Kıbrıs’a barış harekatı düzenlemiş, Beşparmak Dağları’na Türk bayrağı dikmeyi başarmıştır. Örneğin Deniz Baykal, 1 Mart tezkeresindeki kararlı duruşuyla Türkiye Cumhuriyeti’ni Orta Doğu kaosunun dışında tutmayı başarmıştır.

Bugün, özellikle de son 10 yılda Türkiye giderek büyüyen bir ekonomik krizle karşı karşıyadır. Özellikle aile yapısını temelden sarsmaya başlamıştır. Boşanma davalarının çığ gibi artması bunun en önemli göstergesidir. Yaşadığımız onca sıkıntı yetmiyormuş gibi uygulanan göçmen politikası ülkemizin demografisini değiştirmiş, Türkiye’yi Avrupa’nın sığınmacı deposu haline getirmiştir. İktidar ailesi üyelerinin dış ülkedeki mal varlıklarının ülkenin dış politikasında pazarlık unsuru haline gelmiş olmasıdır. Türkiye bu ve benzeri sorunların kaynağı olan otoriter bir iktidar tarafından teslim alınmıştır.

Bunların karşısında CHP olarak sessiz durmamız, klasik politika araçlarıyla klasik muhalefet yapmamız beklenemezdi. Konumum gereği yapılması gerekenleri yapmalıydım. Ne mi yaptım? Asla görüşülemez denilenler ile görüştüm, bir araya gelinmez denilenlerle bir araya geldim. Daha önce görmezden gelinen tüm toplumsal kesimleri helalleşmeye çağırdım. Hiç kimseyi ötekileştirmedim, kin tutmadım. Ülkemizin farklı toplumsal, siyasal, kültürel kesimleriyle bir fincan da olsa kahve içtim.

Tüm bunları herkes için hak, hukuk, adalet hedefiyle yaptım. Biz ülkemizin tüm sorunlarının çözümü için sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik tüm sorunlarına karşı akılcı çözüm öneriyle vatandaşlarımızın karşısına çıktık. Tüm sorunların çözüm adresi olarak TBMM’yi gösterdik. Eğer bizim hayat görüşümüz haksızlığa karşı mücadeleyse doğru yolda olmanın verdiği haz her şeyden üstündür. Asıl mücadele devrimi, değişimi gerçekleştirdiğimize de haklının yanında kalabilmektir. Ne seçimi aldığımızda haksızlığa karşı mücadeleyi bırakacaktık, ne de seçimi alamadık diye mücadeleyi bırakacağız.

“Biz doğru yoldayız ve doğru yolda kalmaya ne pahasına olsun devam edeceğiz”

Türkiye’yi bu kabustan çıkarmak için yolun sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ne ben tek başıma 25 milyon kişiyi bu namuslu davama kattım, ne de tek başına CHP kattı. Ne mutlu bize ki bu 25 milyon kişinin tamamı haksızlık karşısında susmama koalisyonunda olmak istediler. Çünkü onlar mücadelemizin parasız, pulsuz, çıkarsız, namuslu yolun bu olduğunu gördüler. O halde biz doğru yoldayız ve doğru yolda kalmaya ne pahasına olsun devam edeceğiz.

Bizler 25 milyon gibi birçok ülkenin toplam nüfusuna sahip insanla birlikte çıkarsız, parasız sadece ama sadece hakkın yanında olmak için bir araya gelen bir koalisyon kurduysak, başörtülüsü, seküleri, milliyetçisi, Atatürkçüsü bir araya gelebildiysek büyük bir değişimi zaten başlatmışız demektir. Biz, toplum olarak neyin değiştiğine değil, neyin değişmediğine bakarsak hata yapmış oluruz.

Değişen şeyler yüzde 20’lerden yüzde 48’lere uzanan kitlelerdir. Değişen şeyler asla görüşülemez denilen cenahlarla görüşmek, ittifak yapmaktır. Bugün bu değişimleri yaparak 25 milyonu davamıza kattık. Yarın 35 milyonu davamıza katacağız. Anlatmaya çalıştığım şu, 25 milyonu bir araya getirmenin başarısının sadece bana yani sadece lidere ait olmadığıdır.

Bizler, yani hakkın yanında olanlar, insanların kimliğini, inancını, yaşam tarzını siyaset malzemesi yapmayan 25 milyon kişiyiz biz. Eğer tüm kara propagandaya, yapılan sahtekarlıklara, sermaye gücüne rağmen haksızlığı görüp hakkın yanında yer alabilmişsek bu başarı 25 milyon olarak hepimizindir. Başarıyı tek başına üstlenmem ama bu birlikteliği başarısızlık olarak tanımlarsanız o zaman tek başıma karşınızda dururum. 25 milyona dokundurtmam.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Manifestosunu Açıklayacak: Nasıl Bir Değişim?

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen CHP’de ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, İmamoğlu, “Nasıl bir değişim?” sorusuna yanıt vereceği açıklamasında görüşlerini ortaya koyacak.

Ayrıca CHP’liler ve toplumun görüşlerinin alınması için bir süreç başlatılacak. Açıklamayla ‘birlikte ve ortak akıl ile değişim’ teması öne çıkarılacak.

Partililerin ve yurttaşların görüşlerinin toplanması, açıklanan manifestonun yayınlanması için de bir internet sitesi hazırlandı. Sitenin ‘değişime davet’ vurgusuyla yayınlanacağı belirtildi.

Diken’den Altan Sancar’ın haberine göre 28 Mayıs’ın hemen ardından değişim tartışmasını başlatan Ekrem İmamoğlu ve ekibi, bir süredir üzerinde çalışılan ‘değişim manifestosu’nu kamuoyuna açıklayacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Nasıl bir değişim?” sorusuna yanıt vereceği açıklamasında görüşlerini ortaya koyacak. Ayrıca CHP’liler ve toplumun görüşlerinin alınması için bir süreç başlatılacak. Açıklamayla ‘birlikte ve ortak akıl ile değişim’ teması öne çıkarılacak.

Partililerin ve yurttaşların görüşlerinin toplanması, açıklanan manifestonun yayınlanması için de bir internet sitesi hazırlandı. Sitenin ‘değişime davet’ vurgusuyla yayınlanacağı belirtildi.

Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarından Erdoğan Toprak, “Değişimde yüzde 50+1’e nasıl ulaşılacağının somut bir yol haritasını ortaya koyduğunuz zaman ben buna saygı duyarım” demişti.

Veli Ağbaba da değişim diyecek

Öte yandan ‘değişim’ diyenlere yeni bir ismin daha katılması bekleniyor. CHP’nin eski genel başkan yardımcısı, parti meclisi üyesi ve Malatya milletvekili Veli Ağbaba’nın da ‘değişim’ isteyeceği öğrenildi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Burhanettin Bulut gibi daha önce ‘değişim’ diyen isimlere yakınlığıyla bilinen Ağbaba’yla birlikte son dönemde CHP’de yönetim katında görev alan bazı isimlerin de bu çıkışa destek vermesi bekleniyor.

Parti kulislerinde Özel ile İmamoğlu’nun yakınlaşmaya başladığı ve süreç içinde fikir birliği sağlanması halinde ortak hareket edebilecekleri de konuşuluyor.

Paylaşın

“İstanbul’da 18 İlçe Başkanı Kaftancıoğlu’ndan Habersiz İmamoğlu İle Görüştü” İddiası

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, Seyhan Avşar, CHP İstanbul teşkilatına ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu.

Seyhan Avşar, 18 ilçe başkanının CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun bilgisi dışında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile toplantı yaptığını öne sürdü. Avşar, bu toplantı sonrasında Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün’ün görevden alındığını belirtti.

Halk TV yazarı Seyhan Avşar, “CHP İstanbul’da sular ısınıyor” başlıklı yazısında, CHP kulislerinden de yeni bilgiler aktardı:

“Değişim için kollarını sıvayan Ekrem İmamoğlu 15 Haziran’da ilçe başkanlarıyla Emirgan’da bir araya gelmiş. Kaftancıoğlu’nun bilgisi dışında yapılan bu toplantıya 18 ilçe başkanı katılmış.

Partililerin iddiasına göre buluşma talebi ilçe başkanlarından gelmiş. Bu görüşmeye katılan ilçe başkanlarıyla konuştum. Başkanlar görüşmenin ana konusunun değişim olmadığını belirterek, ‘İlçemizin sorunlarını anlattık’ diyorlar.

İlçe örgütünün sorunlarını neden Kaftancıoğlu yerine İmamoğlu ile paylaştıkları ise yoruma oldukça açık bir konu. Ancak kendisine haber verilmeden yapılan bu görüşmenin Kaftancıoğlu’nu oldukça rahatsız ettiği belirtiliyor. Bu görüşmeden iki gün sonra Kaftancıoğlu da ilçe başkanlarını Kadıköy’de bir araya topluyor.

Ancak bu görüşmeye CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün katılmıyor. İmamoğlu’nun toplantısına katılıp Kaftancıoğlu’nun toplantısına katılmayan Düzgün, bu toplantıdan günler sonra ilçe başkanlığı görevinden alınıyor.

Kaftancıoğlu’na yakın bir isim, ‘Düzgün hakkında 3 yıldır devam eden şikayetler vardı. İki ilçe başkan yardımcısının şikayeti var. Toplantı yapıldı ve görevden alınmasına karar verildi’ diyor. Düzgün’ün başarısız bir ilçe başkanı olduğunu da sözlerine ekliyor.

Düzgün’ün iddiası ise oldukça vahim. Düzgün, ‘ Beni sopalayarak diğer ilçe başkanlarını dizayn etmek istiyorlar’ diye konuşuyor.

Kaftancıoğlu cephesinde ise o ilçe başkanı başarısızlıkla suçlanırken hakkında 3 yıldır şikayetler olduğu aktarılıyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP’de Kurultay Takvimi Başladı: Genel Merkez Çoğunluğu Kaybetmek İstemiyor

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, olağan kurultay süreci de mahalle delegeleri seçimleri ile bugün başlıyor.

İlçe, İl ve Genel Merkez delegelerinin belirlenmesi için ilk adım olan mahalle delegelerinin belirlenmesi sürecini parti içi muhalefet sıkı takıp ediyor. Parti içi muhalefetin önemli oranda desteğini alan Ekrem İmamoğlu ekibin mahalle delegelerinin belirlenme sürecini yakından takip ettiği biliniyor.

Muhalefet ilk adımda üstünlüğü ele geçirip sonraki süreçlerde belirleyici olmak istiyor. Muhalefet kadar CHP Genel Merkez yönetimi de mahalle delegeliğinde üstünlüğü kaybetmek istemiyor. Bunun için Genel Merkez’i destekleyen il başkanlarından da sürecin sıkı takip edilmesi ve fire verilememesi istediği öğrenildi.

CHP’de seçim yenilgisi sonrasında yenilenen MYK’sı ilk toplantısında olağan kurultay süreci için takvim oluşturmuştu. Hazırlanan takvime göre ilk olarak CHP üyelerinin listeleri adres kayıt sistemine göre yeniden düzenlendi.

Listeler muhtarlık esasına göre tanzim edildi. Üye listeleri daha sonra ilçe başkanlıklarında askıya çıktı ve listelere itiraz süreci sona erdi. İtirazların arıdan CHP üyeleri bugünden itibaren mahalle delegelerini belirlemek için sandık başına gitmeye başlıyor.

Mahalle delegeleri kurultay yarışının ilk ayağı

Seçimlerden sonra CHP içerisinde başlayan yenilenme söylemi sonrasında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığına karşı çıkan parti içi muhalefet olağanüstü kurultay için hazırlık yapmış ama tüzük gereği olağan kurultay sürecinin başlatılması ile bu ihtimal rafa kaldırılmıştır.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre; Şimdi kurultayda muhalefet delege üstünlüğünü ele geçirmek istiyor. Mahalle delegelerinin belirlenmesi için bugünden itibaren mahallelerde sandıklar kurulacak. CHP üyeleri mahalle delegelerini belirlemek için oy verecek.

Mahalle delegeliği için yakın markaj

İlçe, İl ve Genel Merkez delegelerinin belirlenmesi için ilk adım olan mahalle delegelerinin belirlenmesi sürecini parti içi muhalefet sıkı takıp ediyor. Parti içi muhalefetin önemli oranda desteğini alan Ekrem İmamoğlu ekibin mahalle delegelerinin belirlenme sürecini yakından takip ettiği biliniyor. Muhalefet ilk adımda üstünlüğü ele geçirip sonraki süreçlerde belirleyici olmak istiyor.

Genel Merkez’de çoğunluğu kaybetmek istemiyor

Muhalefet kadar CHP Genel Merkez yönetimi de mahalle delegeliğinde üstünlüğü kaybetmek istemiyor. Bunun için Genel Merkez’i destekleyen il başkanlarından da sürecin sıkı takip edilmesi ve fire verilememesi istediği öğrenildi.

En büyük mücadele İstanbul’da

Delege yarışının en yoğun yaşanacağı illerin başında İstanbul geliyor. Genel Merkez’e karşı muhalefet bayrağı açan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu kendi şehrinde üstünlüğü kaybetmek istemiyor.

İmamoğlu ile arası açık olan CHP’nin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da yine delege üstünlüğünü elde etmek istiyor. CHP Genel Kurultayı’nda İstanbul örgütünün 196 delegesi bulunuyor. Bu sayı genel başkanlık yarışında da büyük etkisi sağlıyor.

Belediye Başkanları da devrede

CHP Genel Merkezi ve parti içi muhalefet kadar CHP’li belediye başkanları da kurultay sürecinde kendilerine yakın isimlerin delege listelerine girmelerini için uğraşıyor. Belediye Başkanları delege listelerinde kendileri yakın isimleri yazdırarak, yerel seçimde yeniden adaylık süreçlerini garantiye almak istiyor.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Zafer Partisi’nden CHP’ye Yeşil Işık

31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde nasıl şekilleneceği siyaset kulislerinde konuşulmaya başlandı. 28 Mayıs’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Zafer Partisi, yerel seçimlerde de ‘CHP ile işbirliğine’ yeşil ışık yaktı.

Zafer Partili yetkililer, yerel seçimler sürecinde salt CHP ile değil diğer partiler ile olası bir işbirliği için partinin taviz vermeyeceği ilkeleri şöyle sıralıyor:

“Her şey olabilir ancak burada önemli olan şey, ilkeleri korumak ve o ilkelerden taviz vermemek. Biz, bazı ilkelerden asla taviz vermeyiz. Atatürk’ten taviz vermeyiz. Atatürk çizgisindeki milliyetçilikten taviz vermeyiz. Vatanın bölünmez bütünlüğünden taviz vermeyiz.

Tarikat ve cemaatlere karşı olduğumuzu zaten defalarca kamuoyu ile de paylaştık. Anayasanın ilk 4 maddesini kesinlikle tartışmaya açtırmayız. Bu ilkeler çerçevesinde, bu ilkelerden taviz vermeden bizimle işbirliği içinde olmak istenirse, tabii ki olabilir. Şu an bunları söylemek için erken ama ilkeler ön koşulumuz.”

Zafer Partisi, 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde ATA İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan’ı destekleme kararı almıştı. Ancak seçimlerin ikinci tura kalmasının ardından ittifakın ortak adayı Oğan, 28 Mayıs’taki seçimlerde ise Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında Cumhur İttifakı’nın ortak adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklamıştı. Zafer Partisi ise ikinci turda Kılıçdaroğlu’na destek vereceklerini duyurmuştu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turundan itibaren CHP ile Zafer Partisi arasında gelişen diyaloğun, 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde nasıl şekilleneceği siyaset kulislerinde konuşulmaya başlandı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, HDP’nin de her ilde kendi adayı ile yerel seçimlere katılacağını açıklamasının ardından Zafer Partisi’nin “CHP ile bir işbirliği yapıp yapmayacağı” tartışılmaya başlandı.

Zafer Partisi yetkilileri, Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde gelişen sürecin “CHP ile yerel seçimlerde olası bir işbirliğine dönüşme evresine yeşil ışık yaktı.” Ancak Zafer Partisi, CHP ile olası bir işbirliği için kırmızı çizgilere işaret ediyor.

‘Cemaatlere karşıyız’

Zafer Partili yetkililer, yerel seçimler sürecinde salt CHP ile değil diğer partiler ile olası bir işbirliği için partinin taviz vermeyeceği ilkeleri şöyle sıralıyor:

“Her şey olabilir ancak burada önemli olan şey, ilkeleri korumak ve o ilkelerden taviz vermemek. Biz, bazı ilkelerden asla taviz vermeyiz. Atatürk’ten taviz vermeyiz. Atatürk çizgisindeki milliyetçilikten taviz vermeyiz. Vatanın bölünmez bütünlüğünden taviz vermeyiz.

Tarikat ve cemaatlere karşı olduğumuzu zaten defalarca kamuoyu ile de paylaştık. Anayasanın ilk 4 maddesini kesinlikle tartışmaya açtırmayız. Bu ilkeler çerçevesinde, bu ilkelerden taviz vermeden bizimle işbirliği içinde olmak istenirse, tabii ki olabilir. Şu an bunları söylemek için erken ama ilkeler ön koşulumuz.”

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: İlk Gündem Tüzük Düzenlemesi

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, bayram tatilinin sona ermesinin ardından, partide yeni bir tüzük için taslak oluşturacağı bildirildi.

CHP Tüzük Komisyonu’nun önündeki ilk madde, aday belirleme süreci hakkında olacak. Milletvekili ve belediye başkanı seçim sürecinden önce adayların ön seçimle belirlenmesi, Tüzük’te kesin hükme bağlanacak. Genel Başkana her adaylık için sınırlı bir kontenjan ayrılması da gündemde.

Milletvekillerinin yedi döneme kadar üst üste Meclis’te yer almasına tepki gösteren partililerin bir diğer talebinin “dönem sınırı” olduğu öğrenildi. Bu talebin kabul edilmesi durumunda kişiler yalnızca belirlenen dönem kadar milletvekilliği yapabilecekler. Milletvekilliğine devam etmek isteyenler yeniden aday olmak için “bağımsız” ya da başka parti adayı olması gerekecek.

Kongreler sürecini başlatan ve değişim için ilk olarak tüzük düzenlemesine gitme kararı alan CHP, bayram sonrası üyelerden gelen önerileri ele alacak. CHP Tüzük Komisyonu’nun ön seçim, adaylıklarda dönem sınırı ve Parti Meclisi’nin yapısı, sayısı ve seçim yöntemine ilişkin değişiklikleri ele alacağı bildiriliyor.

BirGün‘de yer alan habere göre, CHP’de bayram tatilinin sona ermesinin ardından kurultaya yönelik çalışmalar hız kazanacak. Kongreler sürecini başlatan, ardından büyük kurultayda yeni Tüzük ile yola devam etme kararı alan, bu kapsamda bir de heyet oluşturan CHP yönetimi, taslak çalışmayı kısa sürede istiyor.

CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre başkanlığındaki Tüzük Komisyonu, bayram sona erene kadar partililerden önerileri almaya devam ediyor. Komisyonun bir süre daha bu önerileri alacağı, daha sonra iç çalışma ile yeni Tüzük için taslak oluşturacağı da bildirildi.

Habere göre, CHP Tüzük Komisyonu’nun önündeki ilk madde, aday belirleme süreci hakkında olacak. Milletvekili ve belediye başkanı seçim sürecinden önce adayların ön seçimle belirlenmesi, Tüzük’te kesin hükme bağlanacak. Genel Başkana her adaylık için sınırlı bir kontenjan ayrılması da gündemde.

Milletvekillerinin yedi döneme kadar üst üste Meclis’te yer almasına tepki gösteren partililerin bir diğer talebinin “dönem sınırı” olduğu öğrenildi. Bu talebin kabul edilmesi durumunda kişiler yalnızca belirlenen dönem kadar milletvekilliği yapabilecekler. Milletvekilliğine devam etmek isteyenler yeniden aday olmak için “bağımsız” ya da başka parti adayı olması gerekecek.

PM’nin yapısı

Parti Meclisi ise üyelerin hedefindeki bir diğer birim. Parti üyelerinin önemli bir bölümünün PM’nin yapısı, üye sayısı ve seçim yöntemine tepkili oldukları öğrenildi. Özellikle kurultayda seçim günü dolaşan listelere tepki gösteren üyelerin, daha demokratik ve müdahaleye kapalı sistem talebinde bulunduğu, PM üyelerinin sayısının artırılabileceği dile getirildi. Liste savaşlarının yasaklanması gibi hususlar da gündemde.

CHP’de Merkez Yönetim Kurulu Üyesi olmanın tek yolunun PM’ye girmek olduğunu anımsatan partililerin, genel başkan yardımcılarının belirlendiği PM’nin sadece genel başkanın talep ettiği isimlerden oluşmaması gerektiğini vurguladığı aktarıldı. Bazı üyelerin bu nedenle özellikle kurultay günü dolaşıma sokulan “genel başkanın listesi” uygulamasının son bulması görüşünde oldukları öğrenildi.

Paylaşın