Dikkat Çeken Rapor: Eğitim Masrafları Dört Yılda Yüzde 654 Arttı

Okul masraflarına ilişkin hazırlanan bir raporda, okul öncesi düzeyde okula başlama maliyetlerinin 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 285,26, 2023 yılında ise yüzde 654,36 oranında arttığı ifade edildi.

Raporda, ilkokul düzeyinde okula başlama maliyetlerinin 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 316, 2023 yılında ise yüzde 493,8 oranında yükseldiği, ortaokul düzeyinde okula başlama maliyetlerinin 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 304,1, 2023 yılında ise yüzde 450,5 oranında artığı, lise düzeyinde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 286,8, 2023 yılında ise yüzde 486,4 oranına çıktığı belirtildi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, 11 Eylül’de başlayacak yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde okul masraflarına ilişkin hazırladıkları raporu açıkladı. Karabıyık, okul masraflarının son dört yılda giderek arttığını söyledi ve piyasadaki 137 ürünün gerçek fiyatları üzerinden yaptıkları araştırmayı paylaştı.

Karabıyık, yaptıkları araştırmaya ilişkin şunları söyledi: “Okul öncesi düzeyde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 285,26, 2023 yılında ise yüzde 654,36 oranında arttı.

İlkokul düzeyinde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 316, 2023 yılında ise yüzde 493,8 oranında yükseldi. Ortaokul düzeyinde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 304,1, 2023 yılında ise yüzde 450,5 oranında arttı. Lise düzeyinde okula başlama maliyetleri 2019 yılına göre; 2022 yılında yüzde 286,8, 2023 yılında ise yüzde 486,4 oranına çıktı.

Her yıl olduğu gibi okullarımız yine eğitim öğretim yılına birçok eksik ile başlayacak. Fiziksel eksikliklerin yanı sıra temizlik, güvenlik personeli gibi eksiklikleri hala devam ediyor. Kadrolu yardımcı hizmetli ve güvenlik görevlisi ataması yapılmadı.

Yaklaşık 63 bin güvenlik, 105 bin de temizlik görevlisine ihtiyaç bulunuyor. Yeteri kadar öğretmen ataması yapılmadı. Önceki öğretim yılında 90 binin üzerinde ücretli öğretmen çalıştırıldığı düşünülürse en az 100 bin öğretmen ataması yapılmadığı takdirde öğrenciler öğretmensiz, öğretmenler öğrencisiz kalacağı ortadadır.

Yapılan 45 bin atama, emekli olup sistem dışına çıkanlar düşünüldüğünde ihtiyaç duyulan öğretmenin yarısı bile değildir. Dolayısıyla öğretmen açığı yine ücretli öğretmenlik sistemi ile kapatılmaya çalışılacak.

Öte yandan eğitim iş görenleri ciddi oranda mali zorluk çekiyor. 25 yıllık bir öğretmen 25.154 lira maaş alıyor.  Bu nedenle eğitim öğretime hazırlık ödeneği en az bir maaş tutarında ödenmeli ve en düşük öğretmen maaşı yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.

Okul bütçeleri oluşturulmadığı sürece velilerden para toplanmaya devam ediliyor. Okula başlama maliyetleri bu kadar artmış iken velilerin üzerinden mali yükün alınabilmesi ancak okul bütçelerinin oluşturulmasıyla mümkün olacak.

Zorunlu eğitim kapsamında, devlet okullarında örgün eğitim içerisinde 15.189.878 öğrenci bulunuyor. MEB’in bütçesi 435 milyar liradır. Okullara her eğitim öğretim yılının başında eğitim öğretime hazırlık amacı ile öğrenci başına en az 500 lira bütçe gönderilmelidir. Öğrenci başına 500 lira gönderildiği takdirde MEB’in bütçesinin sadece 7,5 milyar lirası (yüzde 1,72) kullanılmış olacak.

“Bir maaştan fazlası okul masrafına gidiyor”

Yaşanan hayat pahalılığı öğrencilerin kullandıkları malzemelere de yansımış, geçen yıllara oranla bütün malzemelerde büyük bir artış oluştu. Asgari ücretle hayatını devam ettiren bir aile, ilkokula başlayan çocuğu için, bir aylık maaşından fazlasını, en düşük maaş alan memur ise maaşının yarısını okul masrafı olarak harcamak zorunda.

Sonuç olarak anayasanın 42’nci maddesine göre, temel eğitim, tüm vatandaşlarımıza eşit ve parasızdır. Bu nedenle devlet, çocuklarımızın eşit koşullarda eğitim almalarını sağlamak zorundadır. Velilerin eğitim harcamaları göstermektedir ki devlet okullarında bu sağlanamamaktadır. Bu nedenle de okullarımız toplumdaki bütün eşitsizlikleri yansıtan kurumlar haline dönüşmüştür.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP İçerisinde Yeni Hareket: Sol – Diyalog Kurulu

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), partinin emekten ve sol bir anlayıştan yana tavır alması gerektiğini savunanlar, Sol – Diyalog Kurulu’nu oluşturdu.

Oluşuma ilişkin değerlendirmede bulunan eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, “Başlayan ilçe kongre süreçleri biraz toparlanmamızı geciktirse bile diğer gruplarla etkileşim halinde olabildik. Şu an için geldiğimiz aşamada herkese duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığındayız. Katılımcı bir anlayışla herkes kendi çevresi ya da grubundaki ile iletişim halinde ve geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz.

Metnin ana vurgusunun partinin stratejisini ortaya çıkarması gerektiğini saptıyoruz. Kurultay sürecinin sağlıklı yürümesini, hesaplaşmaların yerine doğru politikalarla beraber yerel yönetim seçimlerinde de ittifak konularının nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz. İl seçimlerinden önce örgüte çağrı yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Örgütün sol vicdanı, sol yanı olarak bu yanı görünür kılacağız” dedi.

CHP’de bir taraftan değişim tartışmaları sürerken bir taraftan da önümüzdeki dönem yerel seçimlerine dair partinin ne yönde hareket edeceği tartışmaları başladı. Sancılı geçen tartışmaların arasında CHP içerisinde yeni bir hareketin oluştuğu öğrenildi.

BirGün’den Öncü Durmuş‘un haberine göre, Parti içerisinde sol siyasetten ve emek yanlısı politikalardan yana tavır alınmasını savunan, kendilerini gruplar-üstü tanımlayan bir Sol-Diyalog Kurulu oluşturuldu. Kurul içerisinde CHP’de bir dönem Ankara İl Başkanlığı yapan Prof.Dr. Tarık Şengül, CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, CHP eski İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve CHP eski Ankara Milletvekili Necati Yılmaz bulunuyor.

Oluşturulan Sol-Diyalog kurulu hakkında Prof.Dr. Tarık Şengül ve CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı BirGün’e değerlendirmelerde bulundu.

Partisinde yaşanan tartışmalarda herkesin hemfikir olduğu bir noktaya değinen Prof.Dr. Tarık Şengül, “Yaşanan dramatik yenilgilerden sonra herkes CHP’de bir dönüşüm ihtiyacı olduğunu kabul ediyor. Ancak değişim her kesimin elinde başka bir gerçeklik kazanıyor. Kimi durumda değişim liderin değişmesi demek; bir başka kesim için kadroları yenileme halini alıyor. Gerçek bir değişim çok daha temel bazı tutumları değiştirmemizi gerektiriyor. Örneğin emekten, özgürlüklerden ve demokrasiden yana bir siyasal projeyi uzun süredir cesurca söylemiyoruz. Aydınlanmacı Cumhuriyet Projesi’ni 21 yüzyıla nasıl taşıyacağımız hiç tartışılmıyor.

Böylesi bir proje öne çıkarıldığı zaman o projeyi en iyi biçimde gerçekleştirecek liderlik ve kadroyu da bulursunuz. Benzer biçimde yerel seçime gidiyoruz. Ortada iyi uygulamalar var ama bir yerel yönetimler programı, belediyecilik modeli yok. Ne var ki Kurultay’a böyle giderse belediye başkanlarını kim belirleyecek kaygısı damgasını vuracak. Şunu söylüyoruz, yerel seçime güçlü bir belediyecilik programıyla gidelim. Dahası bu programları gerçekleştirecek kadroları da yerel düzeyde katılımcı mekanizmalar kurarak belirleyelim. Bunları yapmadığımız için kaybediyoruz. Yaparsak kazanacağız. Kısaca gerçek dönüşüm istiyoruz.” dedi.

Solun bir yanıtı olmalı

Şengül, CHP içerisinde kendileri gibi düşünen büyük bir kitlenin olduğu ve sol değerlerin ön plana çıkartılması gerektiğini dile getirdi ve şöyle konuştu: “Uzun süredir sistematik biçimde sol değerler ihmal ediliyor. Bunun büyük bir maliyeti var. CHP ne zaman emekten yana, soldan, aydınlanmadan yana olduysa o derece toplumda karşılık bulmuş, halkın desteğini almıştır. Bu noktadan çıktık ve çalışmalarımız devam ediyor. Biz bir grup değiliz; farklı kesimleri bir araya getirmeyi, ortaklaşmayı hedefleyen biçimde kendimizi gruplar üstü tanımlıyoruz.

Çeşitli grup ve kişilerle görüş alışverişlerimiz devam ediyor. Şu an için kamuoyuna duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığımız var. Sol değerleri savunan herkesle birlikte bir metin üzerinde çalışıyoruz. İl kongreleri aşamasına girdiğimizde metnin çağrısını gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Kolektif bir oluşumun ürünü olarak CHP içerisinde gerçekten değişimden yana olan farklı bir alternatifin olduğunu göstermek istiyoruz.”

Sol-Diyalog Kurulu hakkında konuşan CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı bu durağanlık döneminin sol politikalarla aşılacağının altını çizdi. Sarı şu ifadelere yer verdi: “Tarihsel olarak CHP krizden hep kendi içerisinden çıkardığı dinamikle sorunlarını aşmış bir yapı. Şu an da bir kriz içerisindeyiz ve durağanlık dönemi ile karşı karşıyayız. Değişim kavramı etrafında oluşan beklenti gerçekte neyin değişmesini bir miktar geri plana atan bir yere doğru kaydı.

Gruplar parti içerisindeki iktidara dair hareket etmeye başladı. Oluşturduğumuz bu kurul ile esas değişimin ne olduğu tartışmasını yürütebilecek, herkesin enerjilerini tek bir alana yönlendirebileceği bir kanal açma gayretindeyiz. Örgütün somutlaşmış sol bir vicdanı olmayı ve ideolojisini, politikalarını güncelleyecek halkın ihtiyaçlarına göre yol alacak bir parti yapısının doğru olduğunu düşünüyoruz”

Katılımcı bir anlayışın önemini vurgulayan Sarı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Başlayan ilçe kongre süreçleri biraz toparlanmamızı geciktirse bile diğer gruplarla etkileşim halinde olabildik. Şu an için geldiğimiz aşamada herkese duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığındayız. Katılımcı bir anlayışla herkes kendi çevresi ya da grubundaki ile iletişim halinde ve geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz.

Metnin ana vurgusunun partinin stratejisini ortaya çıkarması gerektiğini saptıyoruz. Kurultay sürecinin sağlıklı yürümesini, hesaplaşmaların yerine doğru politikalarla beraber yerel yönetim seçimlerinde de ittifak konularının nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz. İl seçimlerinden önce örgüte çağrı yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Örgütün sol vicdanı, sol yanı olarak bu yanı görünür kılacağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Organize Suçlara Dikkat Çekti: İktidar Göz Yumdu

Suç örgütlerine ve uyuşturucu baronlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız birer birer uyuşturucu çetelerinin ağına düşüyor. Uyuşturucu bağımlılığı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Aileler çaresiz… Peki neden?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çünkü uyuşturucu baronlarının kirli parasına muhtaç olacak kadar memleketi ekonomik bir soykırıma maruz bırakan siyasi iktidar, gün geldi sadece kirli paranın değil sahiplerinin de Türkiye’ye girmesine göz yumdu.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Uyuşturucu baronları paralarıyla birlikte Türkiye’ye gelsinler diye, birden fazla özel kanun dahi çıkardı. Böylece uyuşturucu baronları, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yuvalanma imkânı buldular… Sonuç, kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya, hesaplaşmaya başladılar. Özellikle İstanbul, dünya suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının çatışma alanına döndü.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir dizi açıklamayla ülkedeki suç örgütlerine ve uyuşturucu baronlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, iktidarı eleştirdi. Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabında yaptığı açıklamalar şöyle:

“İstanbul’da uyuşturucu baronları tarafından kahraman polisimiz Hakan Telli’nin şehit edilmesi ve iki silah arkadaşının yaralanması; emniyet güçlerimizin, zorlu şartlar ve siyasi baskılara karşın verdiği azimli mücadeleye rağmen, yüzleşmemiz gereken acı bir gerçeği önümüze koydu.

Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız birer birer uyuşturucu çetelerinin ağına düşüyor. Uyuşturucu bağımlılığı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Aileler çaresiz… Peki neden? Çünkü uyuşturucu baronlarının kirli parasına muhtaç olacak kadar memleketi ekonomik bir soykırıma maruz bırakan siyasi iktidar, gün geldi sadece kirli paranın değil sahiplerinin de Türkiye’ye girmesine göz yumdu.

Uyuşturucu baronları paralarıyla birlikte Türkiye’ye gelsinler diye, birden fazla özel kanun dahi çıkardı. Böylece uyuşturucu baronları, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yuvalanma imkânı buldular… Sonuç, kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya, hesaplaşmaya başladılar. Özellikle İstanbul, dünya suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının çatışma alanına döndü.

Daha garip olanı ise dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu” dediği operasyonda nasıl olduysa herkes serbest kaldı. İsrail Dışişleri Bakanı ise, Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığından 10 yıl hüküm giyen Danny Awka’nın diplomatik temas sonucunda serbest bırakılacağını açıkladı ve dışarıdan talimat alan Saray Hükümeti uyuşturucudan hükümlü İsrailli’yi bıraktı. Malum papazı da böyle bırakmıştı…

Türkiye eskiden uyuşturucunun transit bölgesiydi. Şimdi ise Saray ve şürekâsının desteğiyle Türkiye uyuşturucunun pazarı haline geldi. Saray iktidarı resmen, çocuklarımızı uyuşturucu baronlarına kurban verdi. Ne uğruna? Üç gün daha iktidarda kalmak uğruna. Uyuşturucu parası ile cari açığı finanse edebilmek uğruna.

Biraz rakam paylaşayım: Emniyet Genel Müdürlüğü bir rapor yayınladı. Türkiye Uyuşturucu Raporu’na göre; ülkemizi kuşatan metamfetamin kullanımı son 2 yılda 5,5 kat arttı. Met olaylarındaki şüpheli sayısı ise bir yılda yüzde 61,5 arttı. Uyuşturucu kullanımı 10 yaşına kadar düştü.

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’nin raporuna göre; İstanbul metamfetamin kullanımında Avrupa’daki 106 merkez arasında 10’uncu sırada. İktidarda kalabilmek uğruna, kirli para uğruna kendi ülkesinin evlatlarını bile gözden çıkaran Saray Hükümetinin önünde tek bir hedef var: Milletimizi manipüle ederek, kentlerimizi tümüyle baronlara teslim etmek. Buna, milletimizle birlikte dur diyeceğiz!”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Milletvekillerine “Akşener” Talimatı: Cevap Vermeyin

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in CHP’yi hedef alan konuşmaları sonrası CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekillerine Akşener’e cevap niteliğinde açıklamalar yapmamalarını istediği öğrenildi.

Özellikle ittifakla ilgili konularda partide çok seslilik olmamasının istendiğini kaydeden bir CHP yöneticisi şunları söyledi: “Bu ittifak kolay kurulmadı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde belediye başkanlıkları kolay kazanılmadı. Bu seçim döneminde de bazı işbirlikleri yapılması gerekiyor.

Aksi durum sadece AKP’nin işine yarar. Her kafadan bir ses çıkması doğru olmaz. Aynı duyarlılığı seçimde ittifak yaptığımız partilerden de bekliyoruz. Yapılan açıklamalardaki sözlere de dikkat edilmeli. Her zaman siyasette nezaketi elden bırakmamalıyız, çok sert açıklamalardan kaçınmalıyız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekillerine 26 Ağustos’ta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP’yi hedef alan konuşmalarına cevap niteliğinde açıklama yapmamalarını istedi.

Sözcü’den Saygı Öztürk‘ün aktardığına göre; bazı CHP milletvekilleri, bu konuda açıklamanın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu veya parti Sözcüsü Faik Öztrak tarafından yapılabileceğini, kendilerinin bu konuda açıklama yapmamalarının istendiğini söylediler.

Özellikle ittifakla ilgili konularda partide çok seslilik olmamasının istendiğini kaydeden bir CHP yöneticisi şunları söyledi: “Bu ittifak kolay kurulmadı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde belediye başkanlıkları kolay kazanılmadı. Bu seçim döneminde de bazı işbirlikleri yapılması gerekiyor. Aksi durum sadece AKP’nin işine yarar.

Her kafadan bir ses çıkması doğru olmaz. Aynı duyarlılığı seçimde ittifak yaptığımız partilerden de bekliyoruz. Yapılan açıklamalardaki sözlere de dikkat edilmeli. Her zaman siyasette nezaketi elden bırakmamalıyız, çok sert açıklamalardan kaçınmalıyız.”

Öte yandan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu 31 Ağustos’ta gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları cevaplandıracak.

Ne olmuştu?

Afyonkarahisar’da, iktidarın seçim sonrası adımları ve partisinin yerel seçim kararına kadar pek çok konuda açıklamalarda bulunan Akşener, kaybedilen 2023 seçimlerine ilişkin, isim vermeden Kılıçdaroğlu’na yüklenmişti.

Akşener, konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı: “Sadece iktidar mensuplarıyla değil, biz bu seçimin kaybedilmesi için çalışanlarla da mücadele ettik. Biz önce millet, önce memleket dedik. Ama ‘önce şahsım, önce ben’ diyenlerle uğraştık. Biz milletimizin geleceği için şahsi çıkarlarımızdan vazgeçtik ama koltuğundan başka hiçbir şeyi düşünmeyenlerle uğraştık.

En nihayetinde maalesef olmadı, olduramadık. 2023 seçimlerindeki yenilgiye maalesef engel olamadık, Ben iktidarı sandıkta yenmenin yeterli olacağını gördüm ama asıl sorunun kendi saflarımızda olduğunu göremedim. Onların yolunu kapatanlara maalesef engel olamadım”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Akşener’in Kendisine Yönelik Suçlamalarına Yanıt Vermedi

İYİ Parti Lideri Akşener’in kendisine yönelik isim vermeden yaptığı suçlamalara yanıt vermeyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Sayın Akşener’in sözlerinin yorumuna dayalı soruları yanıtlarsam Sayın Akşener’e saygısızlık yapmış olurum, nezaketsizlik yapmış olurum” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesinin ardından yapılan sandık boykotu çağrılarına ilişkin olarak da konuşan Kılıçdaroğlu, “Siyaset bir anlamda geçmişten ders çıkarıp geleceğe odaklanma işidir. Dolayısıyla yaşama küsmek, geleceği inşa etmekten vazgeçmek asla ve asla doğru değildir. Bizler en zor koşullarda bir otoriter yönetimin kuşatması altında seçimlere girdik.

İftiraların, yalanların, devletin otoriter Saray yönetimine hizmet ettiği bir süreci yaşadık. Dolayısıyla günlük kızgınlıkları, küskünlükleri kronik hale getirmek, hele hele demokrasiyi savunanların otoriter bir yönetime sandığı teslim etmeleri düşünülemez.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet’te Miyase İlknur’a konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Yerel seçimlerde ittifak kapısını tam kapatmasa da tümüyle açtığı da söylenemez. Yerel seçimlerde Akşener’in koyduğu çekinceler üzerinden konuyu ele alırsak geçen seçimde alınan iller yeniden muhalefetin olur mu?

Sayın Akşener’in sözlerinin yorumuna dayalı soruları yanıtlarsam Sayın Akşener’e saygısızlık yapmış olurum, nezaketsizlik yapmış olurum. Sorunuzun diğer bölümü ise 2019 seçimlerindeki başarının tekrarına ilişkin…

2019 yerel seçimleri muhalefet açısından çok önemli kazanımlara neden oldu. Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Antalya kazanıldı. İzmir, Eskişehir, Hatay, Muğla, Aydın büyükşehir belediyeleri yeniden kazanıldı. Bu başarının en önemli nedenlerinden biri İYİ Parti’yle yapılan işbirliği. Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin de desteği son derece kıymetli.

Aynı zamanda adaylarımız sadece bu üç partinin oyunu almadı. O kentte, beldede yaşayan her bir bireyin oyuna talip oldu. AK Parti, MHP, HDP, TİP, SOL Parti seçmeni diye kimseyi ayırmadı. “Ben bu kenti daha iyi yönetirim” dedi ve kentinde yaşayan herkesin oyuna talip oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesinden sonra sandık boykotu çağrıları yapılıyor. Sizce bu boykot etkili olabilir mi?

Siyaset bir anlamda geçmişten ders çıkarıp geleceğe odaklanma işidir. Dolayısıyla yaşama küsmek, geleceği inşa etmekten vazgeçmek asla ve asla doğru değildir. Bizler en zor koşullarda bir otoriter yönetimin kuşatması altında seçimlere girdik. İftiraların, yalanların, devletin otoriter Saray yönetimine hizmet ettiği bir süreci yaşadık.

Dolayısıyla günlük kızgınlıkları, küskünlükleri kronik hale getirmek, hele hele demokrasiyi savunanların otoriter bir yönetime sandığı teslim etmeleri düşünülemez. Şunu herkesin bilmesini isterim: “Saray iktidarı”nın ahlaki ve siyasi meşruiyeti yoktur.

Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir iktidara karşı demokratik yollarla mücadele etmek de her vatandaşın görevidir. Demokratların sandığı boykot etmesi, ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan Saray iktidarının da en büyük arzusudur.

Paylaşın

CHP’de “Değişimciler” Aday Çıkarmakta Kararlı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) kurultay takvimi işliyor.

Gazete Duvar‘da yer alan habere göre; Değişim çağrısı yapanlar ilçe ve il kongrelerinde tablo ne olursa olsun aday çıkarmakta kararlı görünüyor, ‘böyle bir yenilginin ardından kurultayda aday çıkmazsa zaten hayal kırıklığı yaşayan seçmende umut tükenir’ diyor.

Ancak yerel seçim sürecinde gerçekleşecek kurultayın handikapları var. Partinin il-ilçe teşkilatlarında, genel merkez organlarında görev yapan birçok kişinin yerel seçim sürecinde beklentisi olduğu için bu beklenti doğrultusunda pozisyon alabileceği konuşuluyor.

Tam da bu nedenle aday çıkarmanın şart olduğunu söyleyenler, “Değişim çağrısı yapıp bunun için adım atmadığınızda bu kez dönüp bu çağrıyı yapanlara, ‘Hangi belediyeleri aldınız ya da siz belirlediniz de neden durdunuz’ diye sorulabilir. Bir de saymak lazım, biz kaç kişiyiz. Asıl olan ise sonucu ne olursa olsun ortada büyük bir mesele var. Ve kurultay yapısal değişim, dönüşüm meselesinin konuşulması, itirazların yüksek sesle dile getirilmesi gereken yegane yer” diyor.

CHP kongre takvimi ilçe kongreleri ile devam ediyor. 25 Ağustos itibariyle 973 ilçenin 550’sinde kongreler tamamlandı. 9-10 Eylül’de partinin kuruluş yıldönümü etkinlikleri nedeniyle kongreler yapılamayacak. Ama mevcut takvime göre kalan ilçeler il kongrelerinin başlayacağı 16 Eylül’e kadar seçimlerini tamamlayacak.

Birçoğu iki adaylı ilçe kongrelerinde kimin kazandığına dair çok farklı yorumlar yapılıyor, ancak partiyi bilenler asıl il kongreleri ve bunun sonunda belirlenecek kurultay delegelerinin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Genel kanı ise İmamoğlu’nun rotasını İstanbul’a çevirmesi dolayısıyla değişimcilerin ciddi bir ivme kaybı yaşadığı yönünde.

Paylaşın

“Özgür Özel, Eylül Ayının İlk Haftası Adaylığını Açıklayacak” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. CHP Genel Başkan adaylığı için adı geçen Grup Başkanı Özgür Özel’in eylül ayının ilk haftasında, adaylığını açıklayacağı ifade ediliyor.

Partide değişim tartışmalarının başladığı süreçte, genel başkan adaylığı konusunda “Üzerine sorumluluk düşerse adaylıktan kaçmam, fedakarlık düşerse bir dakika düşünmem” açıklamasıyla aday olabileceği mesajı veren Özel’in eli, İmamoğlu’nun adaylık yarışından çekilmesi ile rahatladı.

Değişim tartışmalarının ardından, Özel ile İmamoğlu’nun sık sık görüşmeler yaptığı ve birlikte hareket etme kararı aldığı kaydediliyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, yakın çevresi Özel’in, adaylık konusunda kesin kararlı ve şu anda yol haritası üzerinde çalıştığını belirtiyor.

Özel’e yakın kaynaklar, “Bize göre düşük oy alma ihtimali yok ama 100-200 oy alacak olsa bile adaylıkta kararlı. Çünkü kendisi de bu kadar ağır seçim yenilgisinin ardından, ‘CHP tek adayla kurultaya gitti, hiçbir değişim tartışması olmadı’ görüntüsünün tabanda duygusal kopuşu hızlandıracağını düşünüyor. O nedenle de kendisi her koşulda aday olacak” yorumunu yapıyor.

“Kadrosu yok, desteği yok” eleştirilerine yanıt vermeyi hedefliyor

Değişim talebinin gerekçelerini açıklayacağı ve adaylık kararının zeminini oluşturacak olan vizyon belgesi üzerinde çalışmalar yürüttüğü ifade edilen Özel’in gelecek hafta bunu kamuoyuna açıklaması yüksek olasılık görülüyor.

Özel’in öncelikle vizyon belgesini açıklayarak, kamuoyunda tartışılmasını sağlamayı hedeflediğini belirten kaynaklar, Eylül’ün ilk haftası da adaylığını açıklamasının planlandığına işaret ediyor.

Yakın ekibine göre Özel adaylık açıklamasını, henüz mekan ismi belli olmamakla birlikte kesinlikle “Genel merkez ve Meclis dışında” bir mekanda yapacak.

Adaylık açıklamasında kendisine destek veren ve Parti Meclisi’nde (PM) MYK’de yer vereceği “kadrosu” ile birlikte kameraların karşısına çıkmayı planladığı belirtilen Özel’in, parti kulislerinde dillendirilen “kadrosu yok, örgütte, tabanda desteği yok” eleştirilerine de yanıt vermeyi hedeflediği belirtiliyor.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduatın Devlete Zararı 565 Milyar Lira

Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasını bir ”hata” olarak tanımlayan CHP’li Cevdet Akçay, uygulamadan kademeli çıkış adımlarının Hazine üzerinde oluşturacağı maliyet yüküne işaret etti. Akay, uygulamanın kamuya olan zararının 565 milyar lira olduğunu aktardı.

CHP’li Akay, ”İktidar; çaresizlerin parası işsizlik maaşındaki damga vergisinden, ateşe verdiği mutfağın mutfak tüpündeki ÖTV’den, açlığa mahkum ettiği beşikteki bebeklerin bezindeki KDV’den, kısacası vatandaşa hizmet için toplanan vergileri zenginlere dağıtmıştır” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) Kur Korumalı Mevduatla (KKM) ilgili son tebliği piyasalar kapandıktan sonra açıklanmasına rağmen bilgiyi alan yurtdışı fonlarının seans başlar başlamaz satışa geçtiği görülmüştü. Borsada yabancı yatırımcıya bakanlık içerisinden bilgi taşındığı iddia edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Karabük Milletvekili ve Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Cevdet Akay, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında konuyu gündeme getirdi.

Kur Korumalı Mevduat uygulamasını bir ”hata” olarak tanımlayan Akay, uygulamadan kademeli çıkış adımlarının Hazine üzerinde oluşturacağı maliyet yüküne işaret etti. Uygulamanın kamuya olan zararının 565 milyar lira olduğunu aktaran Akay, ”İktidar; çaresizlerin parası işsizlik maaşındaki damga vergisinden, ateşe verdiği mutfağın mutfak tüpündeki ÖTV’den, açlığa mahkum ettiği beşikteki bebeklerin bezindeki KDV’den, kısacası vatandaşa hizmet için toplanan vergileri zenginlere dağıtmıştır” dedi.

Kur Korumalı Mevduattan çıkış ve Merkez Bankası’nın faiz artırımı hamlelerini ”nafile” çabalar olarak değerlendiren Akay, ”’U’ dönüşleriyle meşhur AKP iktidarı, şimdi de yanlış ekonomi politikalarından ‘U’ dönüşü yapmaya çalışıyor. Gelir adaletsizliğini katlayarak artıran, vatandaşı açlığa savuran irrasyonel ekonomi modelinden ekonomiyi rasyonel zemine döndürmeye çalışıyor. Ama kısa vadede bu yapmanın olanağı yoktur, çünkü iktidar ekonomiyi bataklığa saplamış durumdadır” ifadelerini kullandı.

‘Borsada vurgun yapıldı, devlet seyirci kaldı’

Borsa İstanbul’da vurgun yapıldığı iddialarını da Meclis’e taşıyan Akay, şöyle konuştu: ”Merkez Bankası’nın KKM ile ilgili son tebliği, piyasalar kapandıktan sonra açıklanmasına rağmen bu bilgiyi önceden haber alan Amerikan ve İngiliz yatırım fonları seans başlar başlamaz satışa geçti. Yani Amerikan ve İngiliz bankaları tebliği daha önceden öğrendiği için hisseleri boşalttı ve ciddi bir vurgun yaptı.

Piyasada birkaç haftadan beri “bankalar ucuz, yabancı yatırımcılar banka hisselerinde yüklü alım yapıyor” haberleri pompalanıp fiyatların yükselmesine neden olundu. Aracı kurumların hemen hepsinin model portföylerinde birkaç bankanın yer alması yerli yatırımcıyı da bankacılık sektörü hisselerine yöneltti. Ucuz kalmış bankacılık sektöründe kimse yüzde 5’lere varan bir düşüş yaşandı. Tebliğ öncesi bankacılık sektöründe milyonlarca lot hissenin satışıyla çöküş başladı.

Yasadışı olan İnsider Trading (içeriden bilgi alanların ticareti) yoluyla haksız kazanç sağlama olarak değerlendirilen KKM haberinin sızdırılması yerli ve küçük yatırımcılar büyük bir zarara uğratıldı. Piyasalar kapalıyken bu tebliğin yayınlanacağını kimler sızdırdı? Bakanlık içindeki köstebekler kimler? Devletimizi zarara uğratan bu vatan hainleri kimler? Bu sızdıranlar hakkında neden hala bir soruşturma açılmadı? Borsada haksız kazanç elde edenler neden açıklanmıyor?”

(Kaynak: Sol Haber)

Paylaşın

Akşener Sert Konuşacak; İttifak Kapısını Kapatmayacak

CHP kulislerinde, cumartesi günü Afyonkarahisar’da açıklamalarda bulunacak İYİ Parti Lideri Akşener’in, kendi tabanını konsolide etmek anlamında sert konuşacağı, ancak diyalog kapısını aralık bırakacağı ve ittifak kapısını kapatmayacağı konuşuluyor.

İYİ Parti’yle bir iş birliği olacağı ancak bunu konuşmak için henüz erken olduğu ifade edilen kulislerde, olası bir iş birliğinde İYİ Parti’ye büyük ilçelerin verilebileceği ancak partinin elinde olan büyükşehir belediyelerinin verilemeyeceği konuşuluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cumartesi günü Afyonkarahisar Kocatepe’de partisinin yol haritasına ilişkin yapacağı açıklama merakla bekleniyor.

Milliyet’in haberine göre, Akşener yarın Afyonkarahisar’da vatandaşlara hitap edecek. Akşener’in yapacağı konuşmaya ilişkin CHP’li yetkili, “Meral Hanım’ın açıklaması önemli olacak bizim için. El yükseltecek. Sert bir açıklama olacak, ama diyalog ve müzakereye açık olacaktır. Çok majör bir ittifak sistemi değişikliği beklemiyoruz” dedi.

Akşener sert konuşacak!

Kulislerde ayrıca, “Kendi tabanını konsolide etmek anlamında sert konuşacaktır. Ancak diyalog kapısını aralık bırakacaktır. İttifak kapısını kapatmayacaktır” değerlendirmesi yapılıyor.

Öte yandan İYİ Parti’yle bir iş birliği olacağı ancak bunu konuşmak için henüz erken olduğu ifade ediliyor. CHP’de olası ittifak görüşmelerinin kasım ayında yapılması planlanan kurultaydan sonra başlayacağı görüşü hakim.

CHP kulislerinde olası bir iş birliğinde İYİ Parti’ye büyük ilçelerin verilebileceği ancak partinin elinde olan büyükşehir belediyelerinin verilemeyeceği konuşuluyor. Bu çerçevede İzmir, İstanbul, Trakya’da büyük bir ilçenin İYİ Parti’ye bırakabileceği konuşulurken, “Kazanmak için il belediyesi de verilebilir” yorumunu yapanlar da var.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Kendisini Ve CHP’yi Hedef Alan Erdoğan’a Sert Yanıt

Erdoğan’ın kendisini ve CHP’yi hedef alan açıklamalarına yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Sevgili Erdoğan; yolsuzluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, 5’li çetelere hizmeti hiçbir zaman “kalite” ve “kalibre” olarak görmedik, görmeyeceğiz de. Bu senin ve Saray sosyetesinin işidir dedi ve ekledi:

“22 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendine ve Saray sosyetesine benzetmeye çalıştığını söylüyorsun… Boşuna uğraşma; devleti soyanların, uyuşturucu baronlarına hizmet edenlerin, hudutları namus olmaktan çıkaranların asla CHP’de yeri yoktur, olmaz da!”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 22. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu. Muhalefete oldukça ağır yüklenen Erdoğan, Kılıçdaroğlu için “Onurluca geri çekilmeyi dahi beceremedi” dedi.

Erdoğan, “Kalibremize uygun bir muhalefet maalesef bulamadık. Her şeyi değiştirdik ama ülkemizin ana muhalefet partisini tek parti faşizminin boyunduruğundan kurtaramadık. Yıllar geçiyor, ülke değişiyor, dünya değişiyor; hatta eski çamlar bardak oluyor ama CHP’nin faşist kodları asla değişmiyor” şeklinde konuştu.

“Senin ve Saray sosyetesinin…”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından Erdoğan’a şöyle yanıt verdi: “Sevgili Erdoğan; yolsuzluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, 5’li çetelere hizmeti hiçbir zaman “kalite” ve “kalibre” olarak görmedik, görmeyeceğiz de. Bu senin ve Saray sosyetesinin işidir.

22 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendine ve Saray sosyetesine benzetmeye çalıştığını söylüyorsun… Boşuna uğraşma; devleti soyanların, uyuşturucu baronlarına hizmet edenlerin, hudutları namus olmaktan çıkaranların asla CHP’de yeri yoktur, olmaz da!“

Paylaşın