Ekrem İmamoğlu: Cumhurbaşkanı, Milletini Cezalandırıyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Rakip olarak Erdoğan’ı mı görüyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıtta, “Rakip diye kavramlandırmak doğru değil. Yani yaşadığımız sorunların, yaşadığımız İstanbul’a dair problemlerin ana kaynağı ve ana konusunun sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum. Yani İstanbul’a dayatılan Kanal İstanbul’un sahibinin sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanlığı yatırım planına hayati bir kısım projelerimizin alınmamasının sebebini sayın Cumhurbaşkanı olarak görüyorum. Milletini cezalandırıyor. Ve bunun gibi birçok şeyi daha sıralayabilirim. Dolayısıyla usul ve üslubunu kendisine hatırlatmayı ve milletimizin de bunu görmesini, daha iyi idrak etmesini sağlamayı sorumluluk olarak görüyorum.”

İmamoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Türkiye Cumhuriyeti demokrasisi adına, İstanbul’a hizmet etmenin gerekliliği adına, kendisinin ihtiyacı adına bunu sorumluluk olarak görüyorum ve yapıyorum, yapmaktan da hiç geri durmadım durmam da. Çünkü bu tavır ve davranış milletimize zarar veren bir davranış. Bir de onun dışında tabii benim ona laf yetiştirmem değil kendilerinin bana yetiştirdiği laflar, zat ya da zevat diyerek, tarifleyerek kurduğu cümlelere verilen cevaplardır” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.

İmamoğlu, gezileri sırasında hiç Türkçe bilmeyen Kürtlerle karşılaştığını ve onların duygularını anlamak istediği için de Kürtçe kelimeler öğrenmeye başladığını söyledi: “Yani öğreniyorum demeyeyim, birkaç kelimeyi aklımda tutmaya çalışıyorum. Ama elbette Kürtçe bilen çalışma arkadaşlarım var. Özellikle saha gezilerimde mutlaka onlar yanımda oluyor. Bazen hiç Türkçe bilmeyen Kürt vatandaşlarımızla karşılaşıyoruz.

Özellikle kadınlarda daha çok oluyor ya da yaşı oldukça yukarıda olan Kürt vatandaşlarımız da oluyor. Onların da duygularını anlamak istiyorum açıkçası. Ve gerçekten kendime sordum ben niye hiç Kürtçe bilmiyorum? En azından merhaba diyecek kadar, bir nasılsın diyecek kadar onun halini hatırını soracak kadar. Bunu açıkçası öğrenmeyi de kendime sorumluluk olarak kabul ediyorum.”

“Allah sevgisini de Allah korkusunu da bilen bir insanım”

Kişisel hayatında dindar olduğunu dile getiren İmamoğlu; inancın kişisel bir şey olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kişisel yaşamımda ben kendimi dindar olarak kabul ederim. Yani inancına bağlı, inançla huzur bulan, inancıyla insanlara iyi bakmayı seven bir insan olarak bilirim. Çünkü ben Allah sevgisini de Allah korkusunu da bilen bir insanım. İnanç benim için aynı zamanda şöyle bir şey. Çok kişisel bir şey. Yani insanın Yaratan’la arasına kimse girmez.

Benim Kur’an-ı Kerim’den, yüce Kur’an’dan öğrendiğim ya da aldığım dinî eğitimden öğrendiğim şey, kimsenin inancını ölçemezsin kimse de senin inancını ölçemez. Kimse Yaradan’la olan ilişkine dahil olamaz, araya giremez. Kimse ölümlü dünyada sevabını, günahını ölçemez. Yani buradaki affedici de yüce Allah’tır, ceza veren de yüce Allah’tır. Benim bakışım bu. O bakımdan birilerinin inancı kullanarak inanç üzerinden çıkar sağlama, inanç üzerinden siyasi menfaat elde etme gibi girişimlerine karşı da açık söyleyeyim tedbirli bir insanım ve bunu asla kendi inancımla, İslam’la, Müslümanlıkla da bağdaştırmayan birisiyim.”

“Kanal İstanbul’un sahibinin sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum”

İmamoğlu, “Rakip olarak Erdoğan’ı mı görüyorsunuz?” sorusuna verdiği yanıtta ise şu ifadeleri kullandı: “Rakip diye kavramlandırmak doğru değil. Yani yaşadığımız sorunların, yaşadığımız İstanbul’a dair problemlerin ana kaynağı ve ana konusunun sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum. Yani İstanbul’a dayatılan Kanal İstanbul’un sahibinin sayın Cumhurbaşkanı olduğunu düşünüyorum.

Cumhurbaşkanlığı yatırım planına hayati bir kısım projelerimizin alınmamasının sebebini sayın Cumhurbaşkanı olarak görüyorum. Milletini cezalandırıyor. Ve bunun gibi birçok şeyi daha sıralayabilirim. Dolayısıyla usul ve üslubunu kendisine hatırlatmayı ve milletimizin de bunu görmesini, daha iyi idrak etmesini sağlamayı sorumluluk olarak görüyorum.

Türkiye Cumhuriyeti demokrasisi adına, İstanbul’a hizmet etmenin gerekliliği adına, kendisinin ihtiyacı adına bunu sorumluluk olarak görüyorum ve yapıyorum, yapmaktan da hiç geri durmadım durmam da. Çünkü bu tavır ve davranış milletimize zarar veren bir davranış. Bir de onun dışında tabii benim ona laf yetiştirmem değil kendilerinin bana yetiştirdiği laflar, zat ya da zevat diyerek, tarifleyerek kurduğu cümlelere verilen cevaplardır.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Sert Tepki: İşine Bak

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’ın CHP’ye yönelik eleştirilerine, “Erdoğan’ın işi enflasyonu düşürmek, işine baksın. Onun işi CHP kulisi konuşmak değil. ‘CHP’nin yaptığı bir işle övüneceksiniz’ deseniz CHP tüm partilerle bayramlaşan tek partidir derim” şeklinde yanıt verdi.

Özgür Özel, yerel seçimlere ilişkin ise, “İstanbul ve Ankara’yı yeniden almalıyız. Kadın aday meselesi benim çok ısrar ettiğim bir meseledir. Erdoğan kadın eşittir aile olarak kodluyor. Ama biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyeceksek adayların yarısı kadın olana kadar bu mücadele sürecek” dedi.

CHP Lideri Özel, Afyonkarahisar belediye başkan adayı Burcu Köksal’ın açıklamalarına ilişkin ise, “Kullandığı ifadeyi duymadım, duysam o an müdahale ederdim. İfadenin ne maksatla söylendiğini gördüm ama siyasette bunun karşı tarafta nasıl değerlendirileceği önemlidir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, KRT TV’de canlı yayında soruları yanıtladı. Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Bu benim ilk seçimim. Gönlümden geçen hiçbir belediyeyi kaybetmemek. Ama en güçlü olduğumuz zamanda bile onlarca belediye kaybedersiniz onlarca belediye alırsınız. Meral hanım gibi bir son nokta demem benim için çok erken ilk seçimim.

Bu seçim CHP tek başına giriyor. Bu sonucun takdir edilecek bir sonuç olacağını değerlendiriyorum. Bir genel seçimde partimi iktidar yapmazsam bir gün durmam ayrılırım. Bu kadar başarıya susamış, insanların bu kadar travmatik bir döneminde eğer partimi iktidar yapmazsam bir gün durmam. Bu seçim çok özel şartlarda olacak bir seçim. Ölçe ve değerlendirmeye ben inanılmaz inanıyorum.

CHP adaylarını belirlerken anketlerden de yararlandı ama mesela İzmir’e 46 milletvekili gönderildi, rapor hazırlandı. Birkaç yöntemi birlikte uyguladığımız oldu. Bir genel başkan açısından belediye kaybetmek babanın evlat kaybetmesi gibi bir şey.

Seçime kısa bir süre kala anket açıklanmasını doğru bulmuyorum. Antalya AK Parti’ye geçiyor verisi benim için şaşırtıcı bir veri. Hatay’da, Lütfü Savaş hızla farkı kapatıp seçimi kazanacak gibi duruyor. Hatay’ı kazanırsak benim için sürpriz olmayacak.

İstanbul ve Ankara’yı yeniden almalıyız. Kadın aday meselesi benim çok ısrar ettiğim bir meseledir. Erdoğan kadın eşittir aile olarak kodluyor. Ama biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyeceksek adayların yarısı kadın olana kadar bu mücadele sürecek.

Burcu Köksal’ın açıklamasını ertesi gün üçe kadar geciktirmesi bizi türbülansa soktu. Kullandığı ifadeyi duymadım, duysam o an müdahale ederdim. İfadenin ne maksatla söylendiğini gördüm ama siyasette bunun karşı tarafta nasıl değerlendirileceği önemlidir. Burcu Köksal ‘Siz düzeltin başkanım’ dedi. Ben de ‘CHP’nin kapısı herkese açıktır’ dedim.

Burcu Hanım’ın dediği, ‘Ben burada belediyeyi kendim yöneteceğim, DEM ile ittifakımız yok’ demek. Bu ifadelerin bu kelimelerle kullanılması genel seçimlerde DEM’e oy vermiş, yerel seçimlerde kendi isteğiyle CHP’ye oy verecek seçmeni rahatsız edebilirdi. Konuşmanın içindeki hüküm cümleleri biz dahil olduktan sonra düştü.

Bizim milletimiz sahtekarlığı sevmez. Abdülkadir Selvi hiç olmamış diyalogları olmuş gibi yazıyor… Erdoğan’ın işi enflasyonu düşürmek, işine baksın. Onun işi CHP kulisi konuşmak değil. ‘CHP’nin yaptığı bir işle övüneceksiniz’ deseniz CHP tüm partilerle bayramlaşan tek partidir derim.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Bu Seçim Ya Kanal Ya İstanbul Seçimidir

Ümraniye’de halka seslenen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuşmasında rakibi Murat Kurum’a yüklenerek, “Bu aday geldiği günden beri bir şey söylüyor. Diyor ki; ‘Milletin gündeminde olmayan benim gündemimde yok’. Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle” dedi ve ekledi:

“Ne için söylüyor bunu? Kanal İstanbul için. Bakın ‘Evet, destekliyorum, mutlaka yapılmalıdır’ da demiyor, ‘Hayır, asla yapılmamalı’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Destekliyorum, Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı’ dese, biliyor millet ağzının payını verecek. ‘Kanal İstanbul yanlıştır, asla yapılmamalıdır’ dese bu sefer onu buraya gönderen kişi ağzının payını verecek. İşi zor.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “O yüzden cesaretle özgüvenle cümle kuramıyor. Kendini bu hale düşüren Allah muhafaza İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? ‘Kanal mı İstanbul mu?’ seçimi. Bu seçim ya Kanal ya İstanbul seçimidir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Ümraniye’de halka seslendi: İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kardeşiniz bu dönem milletin parasını millete vermeye devam etti. 100 bin gencimize 7 bin 500 TL burs verdik. Seneye 15 bin TL veriyoruz. Bu liste uzar gider. Bu liste benim yol arkadaşlarımın şeref madalyası. Geçtiğimi 5 yılda İstanbul belediyecilik neymiş gördü. Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için şimdi bu seçimi yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar.

Her seçimden önce yaptıkları gibi hemen inançları, milli değerleri istismar ediyorlar. Geçen gün dersine çalışmayan rakibimi bir konuşmasını dinledim. Dersine hiç çalışmıyor. Diyor ki, ‘seçimde öyle bir zafer kazanacağız ki şehit aileleri bayram edecek’ bak bak. Sanki biz bir düşman ordusuyuz  Allah akıl versin sana. Hani İstanbul’u alınca Filistin, Gazze diyordu. Şimdi şehit ve gazilerimizi sürecin içine dahil etmeye çalışıyorlar.

Ben sana buradan bir şey söyleyeyim, dersini çalışmayan ithal aday. Tepe takla gidiyorsun, 31 Mart’ı çıkartabilir misin bilmiyorum. Tavsiyede bulunayım, bir kere seçim kazanmak zafer kazanmak değildir. Zafer birilerine karşı kurulan üstünlüktür.

Geçtiğimiz 5 yılda İstanbul belediyecilik neymiş gördü. İşini seven, gayretli, adaletli belediye başkanı nasıl olurmuş gördü. Belediyecilikte rakip olabilecek birini bulamadıkları için şimdi bu seçimi yerel seçim alanından çıkarmaya çalışıyorlar.

“Ya Kanal ya İstanbul”

Bu aday geldiği günden beri bir şey söylüyor. Diyor ki; ‘Milletin gündeminde olmayan benim gündemimde yok’. Hayatımda gördüğüm en yuvarlak cümle. Ne için söylüyor bunu? Kanal İstanbul için. Bakın ‘Evet, destekliyorum, mutlaka yapılmalıdır’ da demiyor, ‘Hayır, asla yapılmamalı’ da demiyor. Eveliyor, geveliyor. ‘Destekliyorum, Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı’ dese, biliyor millet ağzının payını verecek.

‘Kanal İstanbul yanlıştır, asla yapılmamalıdır’ dese bu sefer onu buraya gönderen kişi ağzının payını verecek. İşi zor. O yüzden cesaretle özgüvenle cümle kuramıyor. Kendini bu hale düşüren Allah muhafaza İstanbul’u ne hale düşürür? İstanbul’u Allah korusun. Bu seçim ne seçimi biliyor musunuz? ‘Kanal mı İstanbul mu?’ seçimi. Bu seçim ya Kanal ya İstanbul seçimidir.

İstanbul’da biz 39 ilçede kent lokantası açacağız. Keşke insanlarımız 3 çeşit, 4 çeşit yemeğe 40 lira değil de 400 lira verebilecek güçte olsa. Ama siz bu memleketin öğrencilerinin cebinde para bırakmadınız, emeklileri yoksullaştırdınız. Onun için açıyoruz biz bunları.”

“Bir insan seçim için bu kadar takla atar mı?”

Ekrem İmamoğlu, gün içerisinde Ataşehir Bütünleşik Halk Sağlığı Merkezi açılış töreninde açıklamalarda bulundu. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şu şekilde;

Yaşanabilirlik endeksine göre sağlık ve sağlığa erişim bu şehri yaşanabilir kılıyor. Bu önemli bir konudur. En önemli beş objektiften birisi, göreve geldiğimiz gün itibariyle ele aldığımız hususlardan birisiydi. Sağlık tüm hayallerimizin ve 4 buçuk yıldır hayata geçirdiğimiz tüm hizmetlerin ortak kesişim kümesi. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz önemli hizmetlerimiz var.

Hayata geçirdiğimiz 21, geçireceğimiz 14 yaşam vaadimizde; bütüncül vizyonla hareket ettik. Sosyal politikalarımızda da girişim ve girişimcilere verdiğimiz desteklerle sağlıklı bir İstanbul yalnızca 16 milyon İstanbulluya değil 85 milyonluk Türkiye’ye de iyi geldiğini yaptığımız hizmetlerle gösteriyoruz.

10 yeni bağımlılıkla mücadele merkezi açacağız. Bu bağımlılıkla mücadele meselesi, Türkiye ve İstanbul’umuzun özellikle son dönemde niçin en büyük problemlerden birisi olduğunu bu millet merkezi idareye soracak hiç bu işin lamı cimi yok. Bir dönem bu işle hayatını geçiren insanlar ortalıkta kol geziyor. Şimdi de her gün birisi öbürüsü yakalanıyorken alkışlanıyorlar. Ben açıkçası söyleyeyim biz bu kadar nasıl mafyanın arasında kaldık.

Bunlar ne zaman bu ülkeye yerleşti diye düşünmeden edemiyorum. 39 ilçeye genişleteceğimiz psikolojik merkezlerimiz, hamile kadınlara gebelik danışmanlığı, ücretsiz jinekolojik sağlık kontrolleri ve smear testi testleri ve sosyal incelmesini yaptığımız kişilere ücretsiz HPV aşısını uygulamaya başladığımız hizmetlerimiz, 40 yaş ve üzeri kadınlarımıza ücretsiz mamografi hizmetimiz, 18 yaş ve üzeri kadınlara yılda bir kez ücretsiz ultrason hizmetimiz.

Hayatınızda sizi sağlıksız kılan, ruh sağlığınızı bozan, moralinizi bozan iftiralardan, kumpaslardan korusun. Bu önemli bir duadır diye düşünüyorum. Tabii sağlık tıp bilimsel bir sahadır ama biz maneviyatı yüksek bir toplumuz duanın hepimize iyi geleceğine inanıyorum. Benim duamın geçmediği bir avuç insan kaldı Türkiye’de.

Onlar içinde dua etmekten geri durmuyorum. Allah onlar için de akıl sağlığı, güzel düşünce sağlığı versin. Ama onların şöyle bir durumu var seçim yaklaşırken iki üç haftalık ruh sağlıkları bir bozuluyor bir hiddetleniyorlar. Ondan sonra seçim bitiyor biz onları siyaseten söyledik diyorlar. Ben de diyorum ki bir insan oy için seçim için bu kadar takla atar mı? Ya bu kadar kötü söz söylenir mi yapılmaz.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a Dikkat Çeken Gönderme!

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, katıldığı bir açılış töreninde yaptığı konuşmada, yerel seçimlerdeki rakibi Murat Kurum’a göndermede bulunarak, “Hayatınızda sizi sağlıksız kılan, ruh sağlığınızı bozan, moralinizi bozan iftiralardan, kumpaslardan korusun” dedi ve ekledi:

“Bu önemli bir duadır diye düşünüyorum. Tabii sağlık tıp bilimsel bir sahadır ama biz maneviyatı yüksek bir toplumuz duanın hepimize iyi geleceğine inanıyorum. Benim duamın geçmediği bir avuç insan kaldı Türkiye’de. Onlar içinde dua etmekten geri durmuyorum.

Allah onlar için de akıl sağlığı, güzel düşünce sağlığı versin. Ama onların şöyle bir durumu var seçim yaklaşırken iki üç haftalık ruh sağlıkları bir bozuluyor bir hiddetleniyorlar. Ondan sonra seçim bitiyor biz onları siyaseten söyledik diyorlar. Ben de diyorum ki bir insan oy için seçim için bu kadar takla atar mı? Ya bu kadar kötü söz söylenir mi yapılmaz.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Ataşehir Bütünleşik Halk Sağlığı Merkezi açılış töreninde açıklamalarda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şu şekilde;

Yaşanabilirlik endeksine göre sağlık ve sağlığa erişim bu şehri yaşanabilir kılıyor. Bu önemli bir konudur. En önemli beş objektiften birisi, göreve geldiğimiz gün itibariyle ele aldığımız hususlardan birisiydi. Sağlık tüm hayallerimizin ve 4 buçuk yıldır hayata geçirdiğimiz tüm hizmetlerin ortak kesişim kümesi. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz önemli hizmetlerimiz var.

Hayata geçirdiğimiz 21, geçireceğimiz 14 yaşam vaadimizde; bütüncül vizyonla hareket ettik. Sosyal politikalarımızda da girişim ve girişimcilere verdiğimiz desteklerle sağlıklı bir İstanbul yalnızca 16 milyon İstanbulluya değil 85 milyonluk Türkiye’ye de iyi geldiğini yaptığımız hizmetlerle gösteriyoruz.

10 yeni bağımlılıkla mücadele merkezi açacağız. Bu bağımlılıkla mücadele meselesi, Türkiye ve İstanbul’umuzun özellikle son dönemde niçin en büyük problemlerden birisi olduğunu bu millet merkezi idareye soracak hiç bu işin lamı cimi yok. Bir dönem bu işle hayatını geçiren insanlar ortalıkta kol geziyor. Şimdi de her gün birisi öbürüsü yakalanıyorken alkışlanıyorlar. Ben açıkçası söyleyeyim biz bu kadar nasıl mafyanın arasında kaldık.

Bunlar ne zaman bu ülkeye yerleşti diye düşünmeden edemiyorum. 39 ilçeye genişleteceğimiz psikolojik merkezlerimiz, hamile kadınlara gebelik danışmanlığı, ücretsiz jinekolojik sağlık kontrolleri ve smear testi testleri ve sosyal incelmesini yaptığımız kişilere ücretsiz HPV aşısını uygulamaya başladığımız hizmetlerimiz, 40 yaş ve üzeri kadınlarımıza ücretsiz mamografi hizmetimiz, 18 yaş ve üzeri kadınlara yılda bir kez ücretsiz ultrason hizmetimiz.

“Bir insan seçim için bu kadar takla atar mı?”

Hayatınızda sizi sağlıksız kılan, ruh sağlığınızı bozan, moralinizi bozan iftiralardan, kumpaslardan korusun. Bu önemli bir duadır diye düşünüyorum. Tabii sağlık tıp bilimsel bir sahadır ama biz maneviyatı yüksek bir toplumuz duanın hepimize iyi geleceğine inanıyorum. Benim duamın geçmediği bir avuç insan kaldı Türkiye’de.

Onlar içinde dua etmekten geri durmuyorum. Allah onlar için de akıl sağlığı, güzel düşünce sağlığı versin. Ama onların şöyle bir durumu var seçim yaklaşırken iki üç haftalık ruh sağlıkları bir bozuluyor bir hiddetleniyorlar. Ondan sonra seçim bitiyor biz onları siyaseten söyledik diyorlar. Ben de diyorum ki bir insan oy için seçim için bu kadar takla atar mı? Ya bu kadar kötü söz söylenir mi yapılmaz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Acı Reçete” Uyarısı

İzmir’in Ödemiş ilçesinde halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, 1 Nisan’da bu hükümet ‘yahu bu kadar zam yaptım, bu kadar enflasyon oldu, bu kadar eziyet çektiler yine de oy verdiler’ derse ertesi güne yapacak bir şey yok” dedi ve ekledi:

“1 Nisan’ın ertesi günü artık emeklisi, emekçisi, çiftçisi, esnafı büyük zorluklar yaşayacak. Ama 1 gün önce yapacak bir şey var. 31 Mart günü önünüzde sandık var. Bu seçim bir genel seçim değil yerel seçim, çalışkan, dürüst insanlara ilçenizi emanet edeceksiniz. Ama bu seçim aynı zamanda ülkeyi yönetenlere mesaj verilecek bir seçim.”

Özel, konuşmasının devamında, “Yokluktan, yoksulluktan, kıtlıktan, düşük maaşlardan, enflasyondan, hayat pahalılığından şikayeti olan herkes bu hükümete bir sarı kart gösterirse, bir kırmızı ışık yakarsa ‘benim derdim boyumu aştı, hep zenginleri düşünmeyin’ derse o zaman bir ümit var” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin İzmir’in Ödemiş ve Tire ilçesinde düzenlediği mitinde açıklamalarda bulundu. Konuşmasında ekonomik sorunlara dikkati çeken Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Bundan sonraki süreç artık geneldeki iktidarın gücünün yerelle dengelenmesi sürecidir. 4 yıl seçim yok. Acı reçete geliyor ve hiç kimsenin şüphesi olmasın; bu ülkede kemeri 5’li çete sıkmıyor, acı reçeteyi koca koca holdingler içmiyor. Erdoğan başbakan olduğunda en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret seviyesindeydi. Erdoğan bu düzeni bozmasaydı bugün en düşük emekli aylığı 26 bin lira olacaktı. Bugün aldığınız 10 bin lira 2,5 çeyrek altını zor karşılıyor.

2015’te Sayın Kemal Kılıçdaroğlu emekliye iki bayramda 1 maaş ikramiye dedi. 7 Haziran’da emekli gücünü gösterdi oylarını AK Parti’ye vermedi, çoğunluğu kaybetti. 1 Kasım’da seçimlere giderken bende vereceğim dedi AK Parti. 2018’de ise bin TL verdi. Beğenmediğimiz bin TL bayram ikramiyesi 24 kilo dana kıyma alınıyordu. Bugün 3 bin TL yaptı ikramiyeyi, 6 kilo dana kıymayı zor alıyor.

Dün akşam döndük baktık. Erdoğan ilk geldiğinde üniversiteliye verilen kredi 300 TL. Kendisi bugün 2 bin TL veriyor. ‘300 TL nere 2 bin TL nere’ diyor. 2014’de 300 TL ile 333 gevrek alınıyor. Bu seneki 2 bin TL ile 200 tane İzmir gevreği alınıyor. Öğrencinin cebinden 133 gevrek çalıyorlar her ay. 2014’te 300 TL ile 500 boyoz alınıyor. 2 bin TL’lik kredi ile 200 boyoz alınıyor. Öğrencinin cebinden 300 boyozu Recep Tayyip Erdoğan almıştır. Bu hesap böyle biline… Bir asgari ücret Saray’da 55 saniyede harcanıyor. Dün ilan edilen işsizlik son 32 ayın en yüksek rakamı.”

Özel’den Kılıçdaroğlu mesajı: Allah ondan razı olsun

Özgür Özel, Tire’de yaptığı konuşmada ise özetle şunları söyledi: “Emeklinin halini gördünüz. AKP ilk iktidara geldiğinde ‘kriz var’ diyordu. O zamanlar emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti. Emekliyle uğraşmasa, enflasyona ezdirmese, Tayyip Bey gelip emeklinin maaşına dokunmasaydı, düzen sürseydi bugün emekli maaşı 26 bin TL olacaktı.

3 Kasım 2002 günü en düşük asgari ücret, tam 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün 10 bin TL iki buçuk çeyrek altın alıyor. Bayram ikramiyesini kimin sayesinde alıyoruz? Kılıçdaroğlu sayesinde. Allah ondan razı olsun. 2015 yılında Kemal Bey dedi ki ‘İki bayramda da birer emekli maaşı’. Dediler ki ‘Olmaz, veremezsin’. Yeniden seçime giderken ne dediler? ‘Biz de vereceğiz’. 2015’te söz verdiler, 2018’de 1000 TL verdiler.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Erdoğan’ı Gizleyerek Propaganda Yapıyorlar

İzmir’de halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Büyük bir oyunun içindeyiz. Birileri aday olmuş İzmir’e, Türkiye’nin her yerinde Recep Tayyip Erdoğan resmi var İzmir’de yok. Ampul zaten yok. İzmir’de Erdoğan’ı gizleyerek propaganda yapıyorlar ve İzmirliden oy istiyorlar” dedi ve ekledi:

“Oy istiyorsun da bak İrfan’ın genel başkanı burada, logosu yakasında. Buradan soruyorum; İzmir’e aday olunca sakalını toplatan bıyığını düzelten adam; sen genel başkanını neden saklıyorsun? Atatürk’le İnönü’ye iki ayyaş diyen adamı neden saklıyorsun? Fesli Kadir ‘Atatürk heykelleri devrilecek’ diyordu, bu adamlar şimdi gelmiş İzmir’de büyükşehir belediye başkanı olmak istiyor. Haydi canım sende.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin İzmir’in Deprem Anıtı Meydanı’nda düzenlediği mitingde halka seslendi. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Özgür Özel’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“CHP İzmir’i ‘çantada keklik sanıyor’ diyorlar. Biz İzmir’i dinliyoruz, okuyoruz, anketler yaptırıyoruz ve ona göre İzmir’de büyük bir değişimi başlatıyoruz.

Geçmiş dönemlerde partimize hizmet eden başkanlarımız çok kıymetli. İzmir’in beklentisi ve en önemli talebi büyük bir değişimden yana.  Bunun iki aksı var. Bunlardan biri kadınlar. Atatürk bütün dünyadan yıllar önce kadına seçme seçilme hakkı vermişken Cumhuriyet’in 100. yılında kadın devrimi vakti gelmişti.

9 ilçede kadın adaylarımız var, Atatürk’ün kızlarını Atatürk’ün kentine emanet ediyorum. Atatürk Cumhuriyet’i canı pahasına kurdu. Genel başkanlara veya milletvekilleri emanet etmedi bu Cumhuriyet’i, gençlere emanet etti. Genç adaylarımızı İzmir’e emanet ediyorum.

İzmir’deki CHP listelerinden biri de gençlere duyduğu güven ve gençlere verdiği görevdir. 30 adayın 12’si 40 yaş altında. Gençlik kollarında uzun yıllar çalışmış  ve belediyede çalışmış örgütten gelen 39 yaşında İrfanımız var. Değerli İzmirliler 12 tane genç belediye başkanımızı laik ve çağdaş İzmir’e emanet ediyorum. İrfan Önal’ı da sizlere emanet ediyorum.

30 tane belediye başkanı ve bir takım kaptanı Cemil Tugay var, onu da sizlere emanet ediyorum… Her ikisinin kapısı herkese açık ama depremsellik sorunu, depremzedenin mağduru olan kim varsa onların İrfan’a, Cemil’e ve bana emanettir.

Türkiye’nin dört bir yanında büyükşehir adaylarımız var. İlçe belediye başkan adaylarımız var. Her birinden iyi ve dürüst yönetim bekliyoruz. Bu iki başkanımızdan ayrı bir beklentim var. 2020 yılında burası bir deprem felaketi yaşadı. 117 canımızı kaybettik.

Hep beraber göz yaşı döktük. Bu iki arkadaşımızın temel görevi depremzedelerin mağduriyetlerini ortadan kaldıracaklar. Kentsel dönüşüm için, aynı felaketi yaşamamak için ikisine birden çok inanıyorum, çok güveniyorum.

“Erdoğan’ı gizleyerek propaganda yapıyorlar”

Büyük bir oyunun içindeyiz. Birileri aday olmuş İzmir’e, Türkiye’nin her yerinde Recep Tayyip Erdoğan resmi var İzmir’de yok. Ampul zaten yok. İzmir’de Erdoğan’ı gizleyerek propaganda yapıyorlar ve İzmirliden oy istiyorlar. Oy istiyorsun da bak İrfan’ın genel başkanı burada, logosu yakasında.

Buradan soruyorum; İzmir’e aday olunca sakalını toplatan bıyığını düzelten adam; sen genel başkanını neden saklıyorsun? Atatürk’le İnönü’ye iki ayyaş diyen adamı neden saklıyorsun? Fesli Kadir ‘Atatürk heykelleri devrilecek’ diyordu, bu adamlar şimdi gelmiş İzmir’de büyükşehir belediye başkanı olmak istiyor. Haydi canım sende.

İzmir özgür bir kent olmasaydı o rahatlığı yaşanması mümkün değildi. AKP zihniyetinin yönettiği şehirlerde özgürlük yok, belli saatten sonra zabıta, polis karışır. İzmir’i kimseye karıştırmayız, kimseye bulaştırmayız.

Cumhur İttifakı var ama demokratların hepsinin bir arada olduğu bir ittifakı var; İzmir İttifakı var burada. Türkiye’de Türkiye İttifakı var. Biz Türkiye İttifakı’yız. Mezhebine, doğduğu yere bakmadan bu ülkeyi seven, milli takım gol atınca sevinen herkes Türkiye İttifakı’dır.

Başkanlarımıza çok güveniyoruz. Bayraklı, İrfan, Tugay, İzmir size emanettir. Cumhuriyetin sancak gemisi İzmir İzmirlilere emanettir.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “İsrail İle Ticareti Bitir” Çağrısı

CHP Lideri Özgür Özel, “Siz bir yandan Filistin’de yaşananlara göz yaşı dökeceksiniz, bir yandan yakınlarınızın, arkadaşlarınızın, yakın çevrenizin siyaset arkadaşlarınızın, destekçilerinizin gemileri İsrail’le Türkiye limanları arasında mekik dokuyacak…” dedi ve ekledi:

“Recep Tayyip Erdoğan’a eğer İsrail’e bir şey söyleyeceksen yandaşlarının ticaretini keserek söyleyeceksin. Bu ramazan mübarek günde İsrail’deki zulmün bitmesini istiyorsan önce ticareti bitireceksin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu İSKİ Küçükçekmece Ayamama- Kaynarca Yağmur Suyu Tünelleri Kazı Başlatma Töreni’ne katıldı.

CHP Lideri Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada, Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“Siz bir yandan Filistin’de yaşananlara göz yaşı dökeceksiniz, bir yandan yakınlarınızın, arkadaşlarınızın, yakın çevrenizin siyaset arkadaşlarınızın, destekçilerinizin gemileri İsrail’le Türkiye limanları arasında mekik dokuyacak… Afrika ülkeleri karasularını İsrail ticaretine kapatmışken, Çin’den gelen gemiler 20 günde alacakları yolu bazı ülkelerin tepkisi yüzünden 40 günde almak zorunda kalıyorken, Filistin’i dilinden düşürmeyenlerin İsrail ile yapılan ticareti misli ile arttırmasını, daha dün akşam saatlerinde Türkiye’den çimento taşıyan gemiler ayrıldı.

Gübre taşıyan gemiler ayrıldı ki, gübre dediğinizin aslında patlayıcı yapımında da kullanılabilen bir madde olduğunu hiç kimsenin unutmaması gerekiyor. İğneden ipliğe kargo gemileri ayrıldı ve bir yandan da Filistin’de zulüm sürüyor. Biz de buradan Recep Tayyip Erdoğan’a eğer İsrail’e bir şey söyleyeceksen yandaşlarının ticaretini keserek söyleyeceksin. Bu ramazan mübarek günde İsrail’deki zulmün bitmesini istiyorsan önce ticareti bitireceksin.”

“Kendi öz kaynaklarımızı kullanarak yapıyoruz”

Özgür Özel’den önce açıklamalarda bulunan Ekrem İmamoğlu ise, konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Dün Kartal’da çok güzel bir yurt binasının hizmete açılışını gerçekleştirdiniz. Yenidoğan Emek metrosunu başlattık. Çubuklu sahilinde muazzam bir alanı 65 – 70 bin metrekarelik bir alanı içinde doğa tarihi müzesi, petrol tanklarının nasıl bir dönüşümle topluma kazandırıldığının açılışı yaptık.

Yıllardır kaos şeklinde kalmış olan Beykoz Meydanı’nı açtık. Bizim 1 günümüzle bile yarışamazlar. Bu açılışlarda 1 lira kamu bankasının kurumun kuruluşunun katkısı yok. Biz burada yaptıklarımızla kendi öz kaynaklarımızı kullanarak yapıyoruz.

Kent Lokantaları meselesi İstanbul’un ve Türkiye’nin gündeminde, Birçok yerde Kent Lokantası taahhüdünde bulunuyorlar, bu güzel bir şey tabi bizim Kent Lokantalarımızı ve süt dağıtımımızı, bir çay bardağı süt gibi dalga geçerek küçümsemeye çalışan bir aklın İstanbul’da bir ithal adaya bir acemiliğe dönüşmesini hayretle izliyorum.

Ama esas olan şu özrü kabahatinden büyük dil sürçmesi olarak tariflemiş söylemlerinin. Benim bildiğim dil sürçmesi bir kaç saniyedir. Bir kaç cümleyle olmaz. Birkaç cümleyi kurma meselesi önemli bu aslında bir zihniyeti bir vicdanı gösteriyor. Milyonlarca insanın yararlandığı öğrencisinden işçisine emeklisine kadar hepsinden özür dileyene kadar ben bunu dile getireceğim ağız dolusu özür dileyecek.

Kıymetli genel başkanım 5 yıl önce tümden yeni bir başlangıç diyerek yola çıktık. Bir devri kapatacağız dedi. Başardık mı? bence başardık. İhmali, israfı ihanetle dolu bir devri tarihe gömdük. Artık bizim projelerimizi vaat diyerek vaat listelerine koyuyalar. İcraat hizmet yatırım ama nereye ihtiyacı olan yere. Bu büyük değişimi İstanbul ile ilgili tüm sayılarda görebilirsiniz. Sadece şehrin gündemindeki değişiklik bile anlatıyor her şeyi. Bazı şeyleri hiç konuşmuyoruz.

Kişiye özel bir parsele imar vermek artık konuşulmuyor 5 yıldır unutuldu. Şehircilik Bakanlığı’nda hiç unutulmadı ama oraya da unutturacağımız günleri inşallah birlikte yakalayacağız. Bir kişinin kızının, oğlunun siyaset mecralarının içinde ne işi var? Gitsin evine, işine gücüne baksın. Bu anlamda biz İstanbul’da yakınlık ilişkilerini biz tarihe gömdük. Yeşil alanların dere yataklarının imara açılmasından bahsetmiyoruz, oralara yaşam vadileri yapıyoruz.

31 Mart seçimleri, iki farklı yönetim ahlakı arasında olacak. Önümüzdeki seçim, ayrımcılık ile birleştiricilik arasında bir seçim olacak. Onlar ayrıştırıcı, biz birleştiriciyiz. Bu seçim, tek adamcılık ile halkçılık arasındadır. Öyle bir durumdadırlar ki talimat almadan parmak kaldıramazlar. Halkın sevgisinden, desteğinden aldığımız güçle Allah’ın izniyle Küçükçekmece’de de, Beylikdüzü’nde de, diğer ilçelerimizde de biz bu seçimi kazanacağız.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: İstanbul, Ankara Ve İzmir’de Risk Yok

Katıldığı bir televizyon programında yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir risk yok” dedi ve ekledi:

“Seçmene saygısızlık olmasın ama anket şirketlerinin dediği gibi Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Mansur Yavaş rekor oyla geliyor. Yüzde 60’ı zorlar deniyor. Ankara’da yarış belediye meclisinde. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme. Baya iyi gidiyoruz.

İstanbul’da KONDA’nın anketinde 7 puan öndeyiz. İzmir’de büyük bir değişim alevi yaktık. Genç adaylarımız var. İzmir’de İYİ Parti ve DEM Parti’nin adayları var, tabii ki bir oy kaybı olabilir. İlçeler için gönlümde bir rekor var. Keşke 30/30, 30/28 olsa. Büyükşehirde farkı açıyoruz. İzmir’in sokakları ‘İtirazımız duyuldu’ diyor. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem yönetim devrim yapacağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TELE1’de Merdan Yanardağ, Murat Taylan ve Bilge Yurtdagülen’in sorularını yanıtladı.

Özel’in konuşmasından satır başları şöyle: “Bu seçim birkaç seçime benzetilebilir, üçüncü tur diyenler var. Belki şuradan ele almak lazım. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’e bir anayasa değişikliği, bir referandum ve bir genel seçim sığdıran, yani kanlı bir girişimi araçsallaştıran bir akılla yönetiliyor Türkiye.

OHAL şartlarında anayasa değiştiremezsiniz ama bizim anayasamız 1980’de askerler tarafından yazıldığı için böyle bir şey yok. Çünkü toplum sözleşmesi en özgür şekilde tartışılarak hazırlanıp ve oylanır. Siz anayasal hakları askıya alarak anayasayı tartışamazsınız. Kenan Evren bunu yaptı ama o anayasa ne kadar meşru tartışılır. 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı zaten bir anayasa değişikliği yapacaklardı. Buna benzer bir anayasa yapacaklardı daha demokratik olmayacaktı.

MHP’de yönetim değişecekti ama yargı eliyle o kongre iptal edildi. Bahçeli de onun diyet borcu olarak anayasa değişikliğine geçit verdi. Toplum sözleşmesi çiğnenerek toplum sözleşmesi yapıldı. Daha sonra bir baskın seçimle tek adam rejimi işgalcilik kazandı.

Büyük bir kaybetmişlik duygusu vardı ama seçmen sandıkta dengeyi yerelden kurdu. CHP bir anda 11 büyükşehir yöneten bir parti oldu. Bu siyasete bir denge getirdi. Ve biz böyle genel seçime gittik. Kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik. Recep Tayyip Erdoğan’ın hedefinin ne olduğunu biliyorduk.

Ama hedefi çok daha ilerideydi 2019 yerel seçimi bunu engelledi. Seçmen yine umutsuzdu ama CHP seçimli bir kurultaya gitti ve yeni bir süreç başlattık. Şimdi yine seçimlere gidiyoruz. Şimdi seçmen yeniden bir denge kurulacak mı? Kuracağımızı gördüler ve Recep Tayyip Erdoğan ittifakına sarıldı. Millet İttifakı bileşenleri gayretlerimize rağmen ittifaktan çekti. O gün HDP bugünkü DEM de iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Adaylarını çıkardılar.

“Erdoğan son bir hamle yapabilir”

Şu andaki trend lehimize görünüyor. Erdoğan kaybettiğini gördüğü anda bir hamle yapabilir. Zam yapacağım’ derse ‘Yap’ deriz, ‘Meclis’i aç’ derse ‘Aç’ deriz. Sonuçta emeklinin cebine girecek her para bizi memnun eder. Ama ben şu an böyle bir ihtimal görmüyorum açıkçası.

Bizim durduğumuz yer belli. Recep Tayyip Erdoğan seçim kazanmak için gün oluyor Abdullah Öcalan’dan mektup okutuyor, gün oluyor Osman Öcalan’a kamera gönderiyor, gün oluyor MHP’ye gün oluyor HÜDA PAR’a gidiyor. Her şeyi yapıyor. Ondan sonra bana ‘Zübük’ diyor. Arkadaşlar ‘TDK sözlüğü yollayalım’ dedi, ben ‘Ayna yollayalım, Zübük kimmiş görsün’ dedim. Bugün söyledikleri çaresizliğini gösteriyor.

Benle kavga etmek için can atıyor. Kimlik siyaseti ve kendini en rahat hissettiği konularda. Ben o kavgayı göze alıyorum ama emekli maaşları, çifçiler üzerinden kavga ediyorum. Böyle olunca sinirleri bozuluyor. ‘Bu son seçimim’ dedi, bu ayrı bir şey. Onu konuşmak istiyor. Ben yoksulluğu, zamları konuşmak istiyorum. 2018’de, 2019’da, 2023’te de ‘Son seçimim’ dedi. Bu açıklamasının ‘Biliyorum yoksulsun ama bu son seçimim’ diye düşüncesiyle söylemiş olabilir.

“Üç büyükşehirde risk yok”

Hatay’da artık kafa kafayayız artık. Lütfü Savaş dediği gibi kendi trendini yükselterek devam ediyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir risk yok. Seçmene saygısızlık olmasın ama anket şirketlerinin dediği gibi Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Mansur Yavaş rekor oyla geliyor. Yüzde 60’ı zorlar deniyor. Ankara’da yarış belediye meclisinde. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme. Baya iyi gidiyoruz.

İstanbul’da KONDA’nın anketinde 7 puan öndeyiz. İzmir’de büyük bir değişim alevi yaktık. Genç adaylarımız var. İzmir’de İYİ Parti ve DEM Parti’nin adayları var, tabii ki bir oy kaybı olabilir. İlçeler için gönlümde bir rekor var. Keşke 30/30, 30/28 olsa. Büyükşehirde farkı açıyoruz. İzmir’in sokakları ‘İtirazımız duyuldu’ diyor. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem yönetim devrim yapacağız.

CHP, Jandarma Komando Tugay’ı değil, herkes partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebilir. Geçen gün Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın (Soyer) arayarak birlikte çalışmak istediğini söyledi. Peki ‘İzmir’de çalışıyor, bir mahsuru olur mu’ dedi. ‘Bir mahsuru olmaz, İzmir’de de çalışacak inşallah’ dedi. Serzenişi haklı.

Soyer bir önceki başkan Aziz Kocaoğlu’nun yerine geldi. Ve Soyer için topuyla tüfeğiyle çalıştı. Kendisine aday gösterilmemesine dair anketi gösterdim. Kendisine uluslararası bir görev teklif ettim. Kabul edemeyeceğini söyledi ve şimdi İstanbul’da. İstanbul’da kapılar açık, gelebilir. İzmir’de de üstüne düşeni yapmalı, öbür türlüsü doğru olmaz.

(‘Kemal Kılıçdaroğlu yanlıları tasfiye ediliyor’ iddiaları) Gerçeği yansıtmıyor. Bu bana sorulacak soru değil, kimseyi de ‘değişim’ dedi diye ödüllendirmedim. Bizim partimizi Alevi-Sünni ayrımı olmaz. Alevi yurttaşlardan aldığım alkışı desteği Sünni yurttaşlardan almadım. Ben bunlarla meşgul değilim.

Genel başkan belli bir sözü söylediğinde o iş orada biter. Burcu Köksal Afyon’da belediyeyi alıyor zaten esas telaş ondan. Benim düzeltme yapmam, Burcu Hanım da bir düzeltme yaptı. Bu da bir süreç. O beni düzeltmedi. Algıyla olgu yer değiştirdi. Ben bu ifadeleri siyaseten sorunlu buluyorum.

O dedi ki ki bana ‘eş başkan’, ‘Bu belediyeyi DEM Parti’yle yöneteceksin’ diyorlar. ‘Ben belediyenin kapıları DEM hariç herkese açık’ dedim. Burcu milliyetçiliği hassasiyeti olan biri. Burcu’nun ‘DEM Parti’yle yöneteceksiniz’ sözünden kurtulmak için yaptığı bir iş. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. İBB Kürtlerin de bir belediyesi.

Birçok ilde Kürtlerin desteği kritik. Bugün Ahmet Türk de ‘Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü’ dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnumum. Seçime giderken bir vekil, bir belediye kaybetmek, bir ayağının tökezlemesi hoş değildir. Benim de işim o.”

Paylaşın

Siyasette ‘DEM Parti’ Polemiği: Özel’den Erdoğan’a Yanıt

Edirne’nin Keşan ilçesinde halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, İktidarın ekonomik sıkıntılar konuşuldukça DEM Parti üzerinden polemik oluşturduğunu vurgulayarak, “Her şehirde ekonomi konuşuyoruz. Tayyip Erdoğan benimle kavga etmek istiyor, görüyorsunuz” dedi ve ekledi:

“Her gün bir iftira, bir hakaret. Her mala zam zam zam yapıyor; dönüyor bize, DEM, DEM, DEM deyip kavga etmeye çalışıyor. Dünya kadar yalan. Dünya kadar iftira ama ona söyledim. Çok istiyorsan seninle kavga edeceğim, dedim. Onunla kavga edeceğim ama kimlik siyaseti üzerinden değil, onun belirlediği çatışma alanlarından değil; ben çiftçinin, üreticinin, emeklinin, emekçinin hakkı için onunla sonuna kadar kavga edeceğim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da Mustafa Necati Kız Öğrenci Yurdu ve Venüs Gezegen Sosyal Tesisi açılışına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Bugün buraya hem bir borcu ödemek üzere geldim, hem bir davete icabet etmek üzere hem de bir teşekkür etmek üzere geldim. Hepsinin kesiştiği noktada Gökhan Başkan var. En önemlisi şu, bugün Türkiye’de siyasette gençler, gençlerin durumu bazı yükleri gençlerin taşıyıp taşıyamayacağı, henüz çok tecrübesiz oldukları için bu görevi yapıp yapamayacakları gibi birtakım tartışmalar yürütülüyor. Bu tartışmalar siyasette hep vardır.

Burada hem kreşler ki kadınların sosyal yaşamına, iş yaşamına katılması için çok önemli. Hem yurtlar çok önemli. Bu konuda hep yerel yöneticilerimize telkinde bulunmuş, onları yüreklendirmiş, bu yurdun ilk temelini o günlerde atan, önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nu minnetle anıyoruz, kendisini selamlıyoruz.

Ekrem Başkan bugün bir başka yerde halk buluşması var. Ben buradayım, Ekrem Başkan orada. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kartal’a neler yaptığına şöyle bir bakınca, bitmeyecek okumakla ama 6 bin 44 öğrenciye Kartal’da burs veriyor. Kartal aslında geçen seçimde Ekrem Başkan’a ve Gökhan Başkan’a verdiği oydan çok memnun. Bütün anketler bunu gösteriyor.

Bu kadar yüksek memnuniyete bakınca 6 bin 44 öğrenciye burs vermek şu demek, geçen sefer eğer bu tercihte bulunmasaydı İstanbullular, bu 6 bin öğrencinin sahip çıkanı yoktu. 1529 öğrenci düzenli kırtasiye desteği alıyor. 185 bin ton sadece Kartal’da asfalt dökmüşler, 72 bin 366 metrekare yayalaştırma çalışması yapmışız. 6 bin 370 haneye, 10 bin 98 öğrenciye düzenli nakdi destek sağlıyoruz Kartal’da. 55 bin kişiye sağlık hizmeti vermişiz. 3 bin 935 ağaç, 3,5 milyon çiçek ve fide dikmişiz. 32 bin 873 adet gıda ve hijyen kolisi dağıtmışız.

34 bin 981 sahipsiz hayvana veterinerlik hizmeti sağlamış, barınaklara almışız. 8 bin 224 haneye İstanbulkart vermişiz, annelere. Kartal Gaffar Okan Parkı’nı açmışız. Soğanlı Mahallesi Cami’ni onarmışız. Neyzen Teyfik Meydanı’nı açmışız diye uzayıp gidiyor. Kartal’da gençleri merkezine alan bir belediyecilik anlayışının, sen oku diye ve genç üniversiteli kampanyaları ile öğrencilere destek sağlamanın ve bunun 31 Mart’tan sonra Türkiye’deki tüm CHP’li belediyelere yaygınlaştıracak olmanın umudunu, heyecanını ve kıvancını yaşıyoruz.

31 Mart’tan sonra çok daha fazla sosyal demokrat belediye başkanına sahip olacağımızı, İstanbul’da 14 olan belediye sayımızı başkanımız 14 artı 14 diye, 28 olarak bir hedef koyuyor, çok yüksek rakamlara ulaşacağımızı, genç belediye başkanları başardıkça daha çok gencin önünün açılacağını, CHP’nin genç Cumhuriyetin 100’üncü yılında bundan sonra daha çok kadın, genç ve büyüklerin tecrübeleriyle birlikte çok daha kararlı adımlarla yürüyeceğimizi, önce yerel seçimlerde başaracağımızı, sonra da Cumhuriyetin ikinci yüzyılında CHP’nin son genel başkanına da ilk genel başkanına da vefa borcumuzu onların partisini iktidar yaparak ödeyeceğimizi buradan müjdeleyerek, her birinizi ayrı ayrı sevgi ve saygı ile selamlıyorum.”

Özel’den Erdoğan’a “DEM Parti” yanıtı

CHP Lideri Özgür Özel, açılış töreni sonrası, yerel seçimler kapsamında partisinin Edirne Keşan ilçesinde düzenlediği mitinge katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Recep Tayyip Erdoğan en son oy istediğinde, 28 Mayıs 2023 günü, bundan 9-10 ay önce oy istediğinde o gün mazot 19 liraydı, bugün mazot 42 lira. Yüzde 106 mazot girdisi artmış durumda. Tarım yasasına göre hükümetin; gayri safi milli hasılanın, milli gelirin yüzde 1’ini teşvik olarak çiftçilere dağıtması gerekiyor. O parayı dağıttığı takdirde ödemesi gereken tutar 263 milyar lira ama o, bu sene 85 milyar lira teşvik ödedi.

Yani aradaki 178 milyar TL çiftçiye verilecekken verilmedi. Hepimizin Hazine’sinden parasına para katmak isteyenlere 152, sadece Hazine’den, bir de bunun Merkez Bankası var, 152 milyar TL’yi buldular. Otoyolları, köprüleri yapan müteahhitler var. Geçiş garantisi var. Geçse de para verelim, geçmese de para verelim, diyorlar. Onlara ödeyecek parayı da buldular. Onlara da 162 milyar lira para ödediler ama çiftçinin yüz 178 milyar lirasını iç ettiler.

Bu memlekette bir metrekare toprak vermemek için Çanakkale’de 100 binler şehit oldu ama Edirne’nin dörtte birini Yunan bankası, tek kurşun atmadan, tek asker yollamadan, hiçbir emek harcamadan Edirnelilerin elinden almak üzere. Biz bu istilaya, bu iş birliğine, çiftçimizin bu kadar mağdur edilmesine isyan ediyoruz. Bunun hesabını Recep Tayyip Erdoğan’dan sandıkta soracağız.

Edirne, emeklisi de çok olan bir kent. Yüzde 70-80’i emekli. Çok önemli bir kısmı en düşük emekli maaşını alıyor. 10 bin lira veriyorlar. Bu en düşük emekli maaşı ilk çıktığında, daha doğrusu Adalet ve Kalkınma Partisi ilk iktidara geldiğinde, 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün asgari ücret 17 bin lira. Yani kabataslak hesapla bugün 26 bin lira olması gerekirdi.

Oysa yüzde 60’ına indi, 0,59. Geçen sene 7 bin 500’dü. Enflasyon yüzde 120 ama emekliye zam yüzde 33, oldu 10 bin lira. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı kuyumcuda 8 çeyrek altın alıyordu. Bunu bütün emeklilere anlatın. Bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alıyor. Yani toplam 5,5 çeyrek altın, emeklinin cebinden Tayyip Erdoğan tarafından çalınmıştır. Bütün emekliler bunu bilsin.

Her şehirde ekonomi konuşuyoruz. Tayyip Erdoğan benimle kavga etmek istiyor, görüyorsunuz. Her gün bir iftira, bir hakaret. Her mala zam zam zam yapıyor; dönüyor bize, DEM, DEM, DEM deyip kavga etmeye çalışıyor. Dünya kadar yalan. Dünya kadar iftira ama ona söyledim. Çok istiyorsan seninle kavga edeceğim, dedim. Onunla kavga edeceğim ama kimlik siyaseti üzerinden değil, onun belirlediği çatışma alanlarından değil; ben çiftçinin, üreticinin, emeklinin, emekçinin hakkı için onunla sonuna kadar kavga edeceğim.

Karşımızda korkuyu, öfkeyi, kaygıyı örgütlemeye çalışan bir iktidar var. Yalana sarılmış. AK Parti-MHP birbirine sarılmış, her geçen gün birbirine benziyor. Küfrediyorlar, hakaret ediyorlar. Bize neyse, size kötü söz söylüyorlar. Ağızlarına geleni söylüyorlar ama bir de birbirlerine sarılmak yetmez.

Gitmişler, Hizbullah’ın avukatlarına, domuzbağcılara, kadınları sokak hayvanları gibi bekar kadınları sahiplendirmek lazım diyenlere, HÜDA-PAR’cılara sarılmışlar. Edirne, Keşan, bu aydınlık, çağdaş insanlar bunu görsünler. Bir tarafta korkunun ittifakı var. Bir tarafta umudun ittifakı var. Bizim ittifakımızda elbette aslan sosyal demokratlar var. Yalnız değiliz. Milliyetçi demokratlar var. Yakasında güneş olan ya da gönlünde güneş olan, gözü pırıl pırıl olan milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Haramdan ve yalandan korkan, bunların yaptıklarına akıl sır ediremeyen samimi, muhafazakar demokratlar var.

Biz Keşan’da da Edirne’de de Türkiye’de de onlarla birlikteyiz. Kürt-Türk ayırmıyoruz. Laz-Çerkez ayırmıyoruz. Doğuda doğmuş, batıda doğmuş, kuzeyde doğmuş, güneyde doğmuş, ayırmıyoruz. Baktığımız tek şey, yüreğinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi varsa omuz omuzayız, kol kolayız. Bizim ittifakımız, Cumhur İttifakı’nın koyu gri, yağmur bulutu rengine karşı kırmızıyla beyaz.”

Paylaşın

Çanakkale Köprüsü İçin Verilen Garanti Tutmadı: Hazineden Milyarca Lira Ödendi

CHP’li Mustafa Sarıgül, Meclis’te yaptığı açıklamada, “1915 Çanakkale Köprüsü için verilen araç garantisinin neredeyse sadece 5’de 1’i sağlanabildi” dedi ve ekledi:

“2022 Mart ve 2023 Mart döneminde Hazinenin işletmeci firmaya ödediği tutarın 5 milyar 75 milyon lira. 12 aylık dönemde fatura 6 milyar 630 milyon lira ile birlikte toplam 11 milyar 705 milyona çıktı.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, TBMM’de 1915 Çanakkale Köprüsü’ne verilen garantilerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Günlük 45 bin, yıllık 16 milyon 425 bin araç geçiş garantisi verilen köprüyü bugüne kadar kullanan araç sayısının 6,2 milyon olduğunu, geçmesi gereken araç sayısının ise 32 milyon 850 bin olması gerektiğini belirten Sarıgül, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Çanakkale Köprüsü’nden ikinci yılının sonunda geçmesi gereken araç garantisinin neredeyse sadece 5’de 1’i sağlanabildi. İktidar yap-işlet-devret projeleri için geçiş ücretlerini dolar ve Euro’ya göre belirliyor. ABD tüketici endeksi de bu ücretlere dahil ediliyor” diyen Sarıgül TBMM’de yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hesaplar alt üst oldu, garanti edilen geçiş sayıları tutmuyor. Geçen yıl dönemin Ulaştırma Bakanı 2022 yılı sonu itibari ile 1 milyon 800 bin araç geçişi sağlandığını, 18 Mart 2023’te köprünün birinci yıl dönümünde bu sayının 2 milyon 200 bin araca ulaştığını açıkladı. Bu rakamlar garanti edilen 16 milyon 425 bin araç sayısının çok uzağında kaldı.

Bu verilerle birlikte 2022 Mart ve 2023 Mart döneminde Hazinenin işletmeci firmaya ödediği tutarın 5 milyar 75 milyon lira. 12 aylık dönemde fatura 6 milyar 630 milyon lira ile birlikte toplam 11 milyar 705 milyona çıktı. 2022 yılında Çanakkale Köprüsünün açılışında Euro 15,5 TL idi. 2023 yılında 19,98 TL oldu ve bugüne kadar da 2 katına çıktı. Güncel kurla yaklaşık 34,81 TL olan Euro’nun köprü geçiş ücretini de 274 TL’den bugün 650 TL noktasına getirdi.

Yüklenici firma köprüyü anlaşma gereği 12 yıl boyunca işletecek. Sadece 4 yıl sonunda köprünün maliyeti karşılanacak. Kaynak ve bütçe emekliye gelince yok, firmalara gelince ise çok.”

Paylaşın