CHP Tüzük Kurultayı: Değişiklikler Oy Çokluğuyla Kabul Edildi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) “İkinci Yüzyılda Değişim Kurultayı” başlıklı 20’nci Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nda Genel Merkez’in getirdiği tüzük metni 900’ün üzerinde evet oyu ile kabul edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tüzük kurultayı Ankara ATO Congresium Kongre Merkezi’nde başladı. İzleyicilere kapalı olan kurultaya CHP kurultay delegeleri katıldı. Kurultayın divan başkanlığına CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek oybirliği ile seçildi.

Özgür Özel’in konuşmasından önce CHP yönetiminin göreve geldiği 10 ayda yaptıklarını anlatan bir sinevizyon gösterildi. Sinevizyon gösterisinin ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel kürsüye çıktı. Partililerini, emeklileri, gençleri, çiftçileri, işçileri selamlayan ve ‘merhaba’ diyen Özel, ‘Atatürk’ün askerlerine merhaba’ diyerek selamlamasını bitirdi.

“CHP kurultayları, liderlerden talimat alan kurultaylar değildir. Bizim kurultaylarımız liderlere talimat verir” diyen Özel, kadın-erkek eşitliğine vurgu yaparak, “Sayın Erdoğan’ın kabinesi 18 kişiden oluşmaktadır. Her birine karşı görevlendirmesini yaptık. Sayın Erdoğan’ın 18 kişilik kabinesinde sadece 1 kadın bakan vardır, o da aileden sorumludur. CHP bugünkü gölge kabinesinde olduğu gibi yarın kurulacak Türkiye’yi yöneteceği kabinesinde eşit temsile yer verecektir, bundan kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

Özel sözlerini şöyle sürdürdü: 2024 seçimlerini ittifaksız kazanamayacağımıza inananlar çoktu. İttifakı reddeden bir parti olmadığımız gibi sırf ittifak yapmak için olmayacak tavizler vermedik. Bu örgütün hakkını kimseye yedirmedik. İttifakın partilerle yapılmayacağını milletin kendisiyle yapılacağını gördük. Önümüzde iki risk vardı. İktidarın CHP’yle tartışma, kavga etme, kutuplaşma siyasetini bir taktik ve strateji olarak sürdüğünü gördük. Bunlara karşı kulak asmadık. Sizinle kavga etmeyeceğiz. Kavga edeceksek emekli için, öğrenci için, esnaf için kavga edeceğiz ama sizin suni gündeminiz peşine takılmayacak, bu seçimin yerel seçim olmaktan çıkarmayacağız dedik ve böyle yaptık.

İkinci tehlike ise eski dostlarımızın benzer yaklaşımları olmuştu. Özellikle Türkiye İttifakı’nın temellerini bombalamaya yönelikti. Bu parti, 2018-2019 ve 2023 seçimlerine ittifakla girdi. Yerel seçimde de ittifaksız olmayacağını söylüyorlardı. İttifakı reddeden bir parti olmadığımız gibi ittifak arayışları için üzerimize düşeni yaptık. Ama sırf ittifak yapmak için olmayacak teklifler yapmadık. Biz ittifakın partilerle değil milletin kendisiyle yapılması gerektiğini gördük. Partilerle yapılamayacağını gördük.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. Millet 31 Mart’ta Türkiye’de yeni bir siyasi iklim yarattı. Bizlere ağır bir sorumluluk yükledi, ağır bir kredi açtı. Bu kredi, bir yatırım kredisidir. Seçmen, Türkiye’nin geleceğine ve CHP’nin geleceğine yatırım yapmıştır. 412 belediye başkanımızın, başta büyükşehir belediye başkanlarımızın ellerindeki anahtar, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında partimizi iktidar yapacak olan anahtardır.

Partiyi 100. yılında, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılındaki ilk seçiminde Türkiye’nin bütün demokratları sahiplenmişken kişisel hırslarından dolayı bu partinin karşısında adaylaşanlar, adaylaştıkları yerde kalsınlar. O dönem o hatalar yapılmayacak, bir daha onlar bu partide görev almayacaklardır.

“47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık” diyen Özel, şunları söyledi:  Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. Millet 31 Mart’ta Türkiye’de yeni bir siyasi iklim yarattı. Bizlere ağır bir sorumluluk yükledi, ağır bir kredi açtı. Bu kredi, bir yatırım kredisidir. Seçmen, Türkiye’nin geleceğine ve CHP’nin geleceğine yatırım yapmıştır. 412 belediye başkanımızın, başta büyükşehir belediye başkanlarımız ellerindeki anahtar, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında partimizi iktidar yapacak olan anahtardır.

Özel “normalleşme” söylemine ilişkin de şu ifadeleri kaydetti: Ramazan Bayramı’nda Türkiye’nin birinci partisi olmanın sorumluluğuyla tüm siyasi partilerin liderlerini teker teker aradım bayramlaştım. Anıtkabir’de siyasi liderlerin her biriyle, tüm bakanlarla ve sayın Erdoğan’la tokalaştım. Sayın Erdoğan’ı ziyaret ettim ve partimizde kabul ettim. Yaptığım her görüşmede, kurduğum her temasta sadece halkın beklentilerini dile getirdim. Normalleşme dediğimiz sürece önce birileri yumuşama dediler. Ancak bir süre sonra onlar da normalleşmeyi kullandılar. Halkın bu sürece teveccühü tüm araştırmalarda ortaya çıktı ve çıkmaya devam ediyor.

Bu süre içinde iktidar tarafında ilk başlarda birkaç olumlu atılmaya çalışılsa da normalleşme sürecinde kendisine yer olmadığını düşünenlerin saldırıları süreci belli noktalarda aksaklığa uğratmıştır. Yaptığımız görüşme ne AK Parti’yle ittifak görüşmesi, ne Cumhur İttifakı’na iltihak görüşmesidir. Yapılan görüşme milletin derdini tasasını ifade etmek, çözüm önerilerini sunmak, bu müzakerelerden sonuç alınamazsa mücadele etme ve millete bunu açıkça gösterme sürecidir. Bunun dışında bir sürecin ne biz içinde oluruz, ne de siyasi rakiplerimizin böyle bir isteği olduğunu düşünmüyorum.

Özgür Özel, liderlerle ve Cumhurbaşkanıyla temaslarını da anlatarak Emine Şenyaşar ve Ayşe Ateş’e dikkat çekti: Anıtkabir’de siyasi liderlerin her biriyle, tüm bakanlarla ve Cumhurbaşkanı ile tokalaştım. Erdoğan’ı partisinde ziyaret ettim, kendisini genel merkezimizde ağırladım. Tüm liderlerle tamamlayabildiğimiz oranda görüşmeler gerçekleştirdim, görüşmeler de devam ediyor. Kurduğum her temas, her cümlede sadece halkın sorunlarını ve beklentilerini dile getirdim. ‘Millet size son seçimde iktidar olma sorumluluğu verdi, o zaman emeklinin derdinin çözüm adresi budur.

Asgari ücrete dört kez zam yapılabilir diyordunuz, enflasyon bu noktada temmuz zammını artık verin’ dedim. ‘Çiftçilerin alın terinin karşılığını verin ve ortaya koyacağınız her çözümde biz size Meclis’te destek olmaya hazırız’ dedim. ‘Esnafın faizlerini artırmayın, pandemiden beri gelen kredilere faiz yükseltmek nedir, esnafa bu zulüm nedir, bu işten vazgeçin’ dedim. ‘Enflasyon muhasebesinde inat etmeyin, boşu boşuna kazanılmamış paradan vergi almaya çalışmayın’ dedim. ‘Hasta hükümlü paşaları adli tıp raporlarına rağmen içeride tutmayın, onları tahliye edin’ dedim.

Gezi tutuklularının uğradıkları haksızlıkları birer birer anlattım. Tayfun Kahraman’ın yaptığı görüşmeden çıkışta darbe çağrısı değil, ‘ağaçları kesmeyecekler, topçu kışlasını dikmeyecekler, AKM’yi yıkıp AVM yapmayacaklar, mahkeme kararını bekleyecekler, o kötü bile gelse referandum yapacaklar, artık Gezi Parkı’nı boşaltmayı takdirlerinize sunuyorum’ ifadelerinden darbe çıkmayacağını söyledim. Emine Şenyaşar’a randevu verilmesini, o ananın yüreğindeki yangının hafifletilmesi gerektiğini söyledim.

Ayşe Ateş’i, ‘Bir siyasi parti Ankara’nın ortasında Sinan Ateş’in cenazesini yerde bırakmış olabilir ama eşi var, iki küçük kızı var, onlara randevu verin, adalet duygusunu zedelemeyin, bu millet Ayşe Ateş’i kardeşi bildi, siz de randevu verin’ dedim. Vatandaşın hizmet beklediği belediyelerimizin elini kolunu bağlamaya çalışmanın bu milletten döneceğini söyledim. Tüm bu süreçleri şeffaflıkla halkımızla paylaştım. Yanımda hazır bulunan büyükelçimizin tuttuğu notları partinin kasasına, partinin kurumsal hafızasında yer almak üzere genel sekreterimize teslim ettim.

Erdoğan’ın anayasa çağrısına ret

Özgür Özel, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de şu ifadeleri kullandı: Bu süreçte iktidar tarafından ilk başlarda olumlu birtakım adımlar atmaya çalışsa da iktidar tarafında da muhalefet tarafında da normalleşmiş bir Türkiye’de kendisine yer olmayacağını düşünenlerin bazı adımları süreci akamete uğratmıştır. Yapılan görüşmeler ne AKP ile ittifak görüşmesi ne de Cumhur ittifakına iltisak görüşmesidir. Böyle bir tutum içinde ne biz oluruz, ne de siyasi rakiplerimizin böyle bir isteği olduğunu da düşünmüyorum.

Çeşitli toplantılarda, bu ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı var diyenlere; evet var ama mevcut anayasaya uyarsanız, yeni anayasayı konuşabilirseniz. Ama bundan daha 6 yıl önce, her doğana yapılması gerekirken Erdoğan’a yapılan anayasaya bugün Erdoğan bile uymuyorsa, o yeni anayasayı yapacak yeni bir meclis, ona güçlü irade koyan, kuvvetler ayrılığına inanan güçlü bir yönetici iradeye ihtiyaç var. Onun da zamanı CHP iktidarıdır. Yarın bir sihirli değnek bu iktidarın başına değerse, yarın sabahtan itibaren bütün AİHM kararlarına, AYM kararlarına uyarlarsa, kuvvetler ayrılığını, başta yürütmenin meclis üzerindeki ve yargı üzerindeki tahakkümünü ortadan kaldırırlarsa, bu konuda geçmişteki hatalarını telafi eder, yeni yanlışlar yapmazlarsa, o zaman CHP yeni bir anayasa söylemine bir kez daha kulak kabartabilir.

“Tüzük yapmak anayasa yapmak gibidir”

Tüzük değişikliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, “Tüzük yapmak anayasa yapmak gibidir. Yapıyorsanız kendinize uyduramazsınız. Bu, Erdoğan’a anayasa yapmaktan farklı olmaz. Tüzük ortak mutabakat, örgütsel mutabakat işidir” dedi.

Tüzük Kurultayı hazırlık sürecini anlatan Özel, tüzüğün Özgür Özel’in tüzüğü olmadığını söyledi. Hem kendisinin hem Kemal Kılıçdaroğlu’nun tm taahhütlerinin tüzük taslağına işlendiğini belirten Özel, “Sayın Genel Başkanımızla (Kemal Kılıçdaroğlu) tüzük konusunda bir araya geldik, taslağı dün akşam kendisine mail olarak ilettik. Kendisi de bir önerisi olursa ileteceğini ifade etti” dedi. Özel, “Bu tüzük ne benimdir ne Kemal Bey’indir ne önceki genel başkanlarındır ne Zeynel Emre’nin ne Gül Hanım’ındır” ifadelerini kullandı.

Tüzük hazırlıklarıyla ilgili birçok karalama, korku yayma süreciyle karşılaştıklarını söyleyen Özel, “Korkulacak değil, övünülecek bir taslak ortaya çıktı ve komisyona oybirliği ile kabul edildi” dedi ve şöyle devam etti: “Bu tüzük geçince kimse kaybetmez, bu örgüt kazanır. Bu tüzüğün bu örgüt tarafından sahiplenilmemesini kaygı verici bulurum.”

CHP’li seçilmişlere 3 dönem sınırı getirilmesiyle ilgili tüzük değişiklik maddesine değinen Özel, Tüzük Komisyonu’nda ‘Dönem sınırında genel başkan muafiyeti olsun’ önerisi getirildiğini söyledi. Bu öneriyi kabul etmediğini söyleyen Özel, “Genel Başkan dahil hepimiz ön seçime gireceğiz” dedi.

Genel Başkanların yüzde 5 imza ile yeniden genel başkanlığa aday olmasına ilişkin düzenlemenin delege üzerinde baskıya sebep olduğunu belirten Özel, ‘Mevcut genel başkan aday olmak isterse imza toplamasına gerek olmaz, talebi halinde adaydır’ maddesinin tüzüğe işlendiğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu’na destek

Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden yargı süreçlerini ve İmamoğlu’nun devam eden yargılaması için kullandığı “İstinaf ceza verirse iktidar Yargıtay kararının gününü göremez” ifadelerini hatırlatan Özel şöyle konuştu: “Biz iktidara yürürken kararlılığımızı görüyorlar ve yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar. Geçtiğimiz haftalarda Sayın Ekrem İmamoğlu’nun uzun süredir bekletilen dosyaları üzerinden maksatlı biçimde sızdırıldı. Sayın İmamoğlu bu çabalara karşı kendi duruşunu en kararlı, en net bir biçimde ifade etti. Partinin genel başkanı olarak herkesin huzurunda ifade ediyorum ki Sayın İmamoğlu’nun tutumu partimizin tutumudur.”

Özel sözlerine şu cümleyi de ekledi: “CHP Ekrem İmamoğlu’nın yanındadır. İstanbul’un sevgilisi, partimizin gözdesini kimsenin kem gözlerine bırakmayız.”

CHP geleceğin güvencesi

‘İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’ ismiyle düzenlenen kurultay salonunda ‘Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin Birinci Partisi’, ‘Her derdin var bir çaresi, Cumhuriyet Halk Partisi’ sloganları yer aldı. Salondaki dijital ekranlarda da CHP’nin yerel seçim başarısını anlatan videolar, miting görüntüleri yayınlandı.

Kurultay için ‘Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin kalesi, geleceğin güvencesi’ sözlerinin yer aldığı yeni bir şarkı da hazırlandı. Şarkı delegeler salona yerleşirken dinletildi. Kurultay salonundaki hazırlıkları CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Medya ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut koordine etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Mansur Yavaş, salonda en çok ilgi gören isimlerdi. Delegeler sık sık iki isimle fotoğraf çektirdi.

Kurultaya CHP’nin önceki dönem genel başkanları Hikmet Çetin, Altan Öymen ve Murat Karayalçın katılırken, önceki dönem genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultaya katılmasının beklenmediği ifade edildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultay salonuna önceki dönem genel başkanları Öymen, Karayalçın ve Çetin’le birlikte girdi.

Daha sonra tüzük teklifinin oylamasına geçildi. Aday belirleme yöntemini düzenleyen 52. maddesinin görüşmelerinde, “hakim denetiminde ön seçim”in tek yöntem olmasını isteyen bazı partililer madde aleyhinde söz aldı.

Konuşmacı Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum kürsüdeyken salondan “Kılıçdaroğlu nerede?” Sesi duyuldu. Bunun üzerine Ankara Milletvekili Deniz Demir cevap verince salonda tansiyon kısa süreli yükseldi.

Kurultayda aday belirleme yöntemini düzenleyen 52’nci madde taslaktaki haliyle, oy çokluğuyla kabul edildi. 52’nci maddeye itiraz eden CHP’liler aday belirlemede tek yöntemin “hakim denetiminde ön seçim” olması için önerge verdi. Ancak önergeler oy çokluğuyla reddedildi.

CHP tüzüğünün 28 maddesinde değişiklik öngören taslak kurultay delegelerinin oy çokluğuyla kabul edildi.

CHP’nin tüzük kurultayı programı, yeni parti programı hazırlıkları çerçevesinde düzenlenecek Program Çalıştayı ile devam edecek. Çalıştay kapsamında 2 gün boyunca 20 yuvarlak masada program güncelleme çalışmaları yürütülecek.

Merkez ve yerel yönetim konularının da gündeme geleceği çalıştayda, küresel gelişmeler de ele alınacak. Çalıştaya, Sosyalist Enternasyonal’in fikir tartışmalarını ve politika çalışmalarını yürüten komitesi de katılacak. Sosyalist Enternasyonal Komitesi’nin hazırlayacağı Ankara Deklarasyonu, kurultay delegeleri tarafından kurultayın kapanışında oylanacak.

CHP’nin kuruluş yıl dönümü olan 9 Eylül Pazartesi günü ise Anıtkabir ziyareti yapılacak. Aynı gün Devlet Mezarlığı, Karşıyaka Mezarlığı ve Cebeci Mezarlığı ziyaret edilecek. Pembe Köşk’te “CHP Tarihi Sergisi”nin açılışı yapılacak. Kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında, CHP Genel Merkezi önünde Şevval Sam konser verecek.

Paylaşın

Özgür Özel’den “Avrupa Birliği” Vurgusu

Partisinin İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Bugün CHP tüm mikro sorunların yanı sıra Türkiye’nin önüne makro bir hedef koymaktadır. O hedef, Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefidir” dedi ve ekledi:

“Hedefimiz Balkan coğrafyasıyla ve Türki cumhuriyetlerle en iyi ilişkileri kuran, KKTC ile Azerbaycan ile üstenci, buyurgan bir dille değil dost ve kardeş ülke bağı oluşturan, diğer yandan da Rusya ve Çin gibi devletlerle diplomatik ilişkilerini geliştiren bir dış politikayı oluşturabilmektir. Bugün 32’si Avrupa’da toplamda 77 partinin bulunduğu Sosyalist Enternasyonal, partimizin AB mücadelesine tam destek vereceğini açıklamıştır. Pusulası millet olan CHP’nin hedefi, güçlü, zengin, dünyayla yarışan Avrupa Birliği üyesi olmuş Türkiye’dir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda açıklamalarda bulundu. Birgün’ün aktardığına göre, Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Biz bugün 105 yıl önce bu topraklarda Cumhuriyetimize ve bağımsızlığımıza uzanan yolun en önemlilerinden birinin atıldığı Sivas’tayız. Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkışı, Havza ve Amasya Genelgeleri ile Erzurum Kongresi sonrası Sivas’a geldi. Temsil Heyeti Başkanı Gazi Mustafa Kemal başkanlığında 41 kongre delegesi 4 Eylül 1919 günü Sivas Sultani binasında toplandılar. Kongrede tam 8 gün boyunca Cihan harbinden çıkan işgale uğrayan ülkenin nasıl kurtarılabileceği tartışıldı.

Tüm delegeler fikirlerini açıkça beyan ettiler, özgürce tartıştılar. Ve 11 Eylül günü mutabakatla çıkan bildirgede ‘Milli istiklalimizin sağlanması için milli iradenin hakim kılınması esastır’ ifadesi yer alarak manda ve himaye kesin bir dille reddedildi. Bölgelerinde mücadele yürüten cemiyetler, dernekler, yapılar ‘Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ altında birleştirildiler. İstanbul hükümetine Milli Meclisi bir an önce toplama çağrısı yapıldı ve burada alınan tüm kararların meclisin denetimine ve onayına sunulması net bir dille talep edildi. Bu nedenle Sivas Kongresi önce son Osmanlı Mebusan Meclisinin toplanmasını ardından kurtuluş mücadelemizi de yönetecek olan TBMM’nin açılmasını kolaylaştırmış, teşvik etmiş ve zorlamıştır.

Bağımsızlık ve özgürlüğümüze giden yolun en güçlü kolonu Sivas Kongresi’nde inşa edilmiştir. Atatürk yıllar sonra Sivas Kongresi’ni ‘Bir milletin kurtuluşunu hazırlayan kararların verildiği yer’ olarak tanımlamıştır. Partimizin kurulduktan sonraki ilk kurultayının Ekim 1927’de gerçekleştirildiği bilinir. Ancak Atatürk, ilk kurultayımızı Sivas Kongresi olarak tanımlamış ve Sivas Kongresi’nin partimizi doğurduğunu ifade etmiştir. Sivas Kongresi bizim ilk kurultayımızdır.

Ülkemizi kurtaran, bağımsızlığı mümkün kılan partimiz ülkemizi önce demokrasiyle sonra sosyal demokrasiyle tanıştırmıştır. Ne yazık ki partimiz son yarım asırda tek başına iktidar olma imkanından mahrum kalmış, bunu başaramamıştır. Ülkeyi yönetecek sorumluluğu elinde bulunduramamıştır. Ancak bugün Sivas’tan kurucu kadrolarımıza armağan etmek isteriz ki bugün kuruluş felsefesinden sapmayan CHP, yapılan son seçimlerin ve Türkiye’nin birinci partisidir.

Partimize ömrünü adayanlara armağan ederiz ki 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nde kurulan partimiz o kongreden tam 105 yıl sonra yapılan seçimleri kazanarak 47 yıl aradan sonra Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. CHP bugün özgüvenli siyasetiyle iktidarın tek ve en güçlü seçeneğidir. Atatürk’ün hatırasına armağan ederiz ki partimiz Cumhuriyet’i korumaya, yüceltmeye ant içmiş, gençlerin ve kadınların daha çok söz sahibi olduğu milletin partisi olarak yapılacak ilk seçimlerde Ata’mızın partisini iktidar yapacak kararlılıktadır.

“Artık hiçbir şey olmamış gibi davranamayız”

Geçen yıl bugünlerde 14 ve 28 Mayıs seçimlerinden mağlup çıkan partimiz son derece üzgün, yaralı, umutsuz seçmenlerimiz vardı. Sokakta karşılaştığımız gençlerin gözündeki fer sönmüş, büyüklerimizin omzu yere düşmüştü. Toplumda büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk hakimdi ve bu tüm ölçümlere yansıyordu. O günlerde hepimizin önünde yeni bir sorumluluk vardı. Yeni bir sayfa açmak için şunu söyledik; artık hiçbir şey olmamış gibi davranamayız.

CHP değişecek, Türkiye değişecek. İşte 5 Kasım kurultayında delegelerimizin ortaya koyduğu irade 31 Mart seçimlerinde partimizi Türkiye’nin birinci partisi yapan iradenin ta kendisiydi. 5 Kasım kurultayımızın sloganı değişimdi. Ancak bu değişimi sadece kişilere indirgemek bir haksızlık, vefasızlık yapmak olur. İhtiyacımız olan, bu değişimi başta partinin yazılı belgelerine yansıtarak, sürdürmek, devam ettirmek ve bu değişimin sonunda başararak sonuç almaktır.

İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’nda bu değişim talebinin altını doldurarak tüzüğümüzü daha da demokratikleştirecek, ardından partimizin iktidar programına evrilecek olan parti programımızı değiştirme aşamasına güçlü bir adım atacağız. Şimdiden kurultayımız için nisan ayından itibaren görüş ve önerileri toplamaya başladık. Önümüzdeki günlerde, 6’sında tüzüğümüzü değiştirdikten sonra 7 ve 8’inde 25 farklı masada, dört ana temada çok farklı fikirlerin, görüşlerin tartışıldığı ve değişim kurultayının en önemli bileşeni olan program değişikliğini nasıl yapacağımızı, 81 ilde nasıl yürüteceğimizi, ilçelere nasıl taşıyacağımızı, kamuoyunun taleplerini nasıl alacağımızı, toplumun beklentilerini nasıl duyacağımızı, var olan çözümleri nasıl anlatacağımızı, yeni çözümleri nasıl üreteceğimizi hep birlikte tartışacağımız çok kıymetli iki günü hep birlikte gerçekleştireceğiz.

Ardından 9 Eylül’de hep birlikte bugün olduğu gibi önemli bir tarihsel sahipleniş ve vurguyla Türkiye’yi kurulurken de birinci partisi, son seçimlerin de birinci partisi, bugünün de birinci partisi, yapılacak olan ilk seçimlerin de birinci partisi olan CHP’nin birlik, beraberlik içinde bu süreci tamamladığını, dostlara büyük bir kıvançla dost olmayanlara da duyacakları derin kaygıyla hissettireceğiz. Bunun için bugün buradayız. Hep birlikteyiz. Başarmak için ilk adımı atmak üzere yine Sivas’tayız, yeniden Sivas’tayız.

CHP’nin diğer partilerden çok önemli bir farkı vardır. Bizim kurultaylarımızın özelliği şudur; liderlerden talimat almaz. Liderlerin dediğini yapmaz. Liderlerin telgrafında ayağa kalkıp nefes almadan dinlemez. CHP’nin kurultayları görev almaz, görev verir. Gazi Mustafa Kemal’in liderliğindeki Sivas Kongresi bize mandayı, himayeyi reddetme, kurtuluşu örgütleme, bağımsızlığı ilan etme görevi vermiştir. 1972 Kurultayı Bülent Ecevit’i Genel Başkan seçmiş, ona partimizi; işçilerle, üretenlerle, ezilenlerle, hak arayanlarla buluşma, sosyal demokrasiyi iktidar yapma görevi vermiştir.

5 Kasım kurultayında bizlere verilen görev de partimizin önünü açacak bir değişimi sağlamak ve önce yerel seçimlerde ardından genel seçimlerde birinci parti olma göreviydi. Biz bu görevi kurultayımızdan aldık. Gençlerin ve kadınların daha fazla yer bulduğu, bilime inanan, sokağın sesini duyan bir anlayışla yerel seçimlere gittik. Ve kurultayımızdan aldığımız ilk görevi başarıyla tamamlayarak yerel seçimlerde partimizi birinci parti yaptık. Şimdi bize düşen görev, örgütümüzün ve milletimizin beklentilerine göre tüzük ve program değişikliklerini yapmak ve birlik ve beraberlik içinde genel seçimlere gitmektir.

Kısır kavgalara, şahsi tartışmalara değil nitelikli tartışmalarla ve kavga etmeden nitelikli bir süreci hep birlikte yürüterek, milletin gündeminden başka bir gündemi konuşmadan, bizi çekmek istedikleri kutuplaşma oyunlarına gelmeden, birlik ve beraberlik içinde genel seçimlere gitmek, özgüvenli siyasetimizden ödün vermeden geleceğe yürümek ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini ilk genel seçimlerde iktidar yapmaktır.

Türkiye’nin birinci partisinin rakibi, artık diğer partiler değildir. Hedefimiz, yerel seçimlerde aldığımız yüzde 38 oyu yüzde 50’nin üzerine çıkarmak için milletle daha güçlü bağlar kurmaktır. Diğer partilerin hedefi bize ulaşmak, bizim hedefimiz ise kendi başarı çıtamızı daha da yukarıya çıkarmaktır. Artık Türkiye eski Türkiye değildir. Olmayacaktır. Milleti bölerek, ayrıştırarak iktidarda kalma dönemi kapanmak üzeredir. Çünkü onların karşısında artık, milletin hakkının yegâne savunucusu olan bir CHP, tüm renkleriyle Türkiye İttifakı vardır. Bugün Türkiye, artık gitmekte olan bir hükümetin neden olduğu ağır sıkıntılar içindedir.

Emekliler, asgari ücretliler, üreticiler geçinemiyoruz diye feryat etmekte, sokakta, meydanda ses yükseltmektedir. Ancak biz, ‘İktidar başarısız olursa biz iktidar oluruz’ diye beklemiyoruz, beklemeyeceğiz. Biz iktidara milletin güvenini kazanarak, milletin rızasını alarak yürüyeceğiz. Bizim her soruna doğru bir tespitimiz ve doğru bir çözüm önerimiz mevcuttur. Bizlere düşen, partimizin her alandaki tutumunu, önerisini, 81 ilde 86 milyon vatandaşımıza ulaştırmaktır. Bugün CHP tüm mikro sorunların yanı sıra Türkiye’nin önüne makro bir hedef koymaktadır.

O hedef, Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefidir. Hedefimiz Balkan coğrafyasıyla ve Türki cumhuriyetlerle en iyi ilişkileri kuran, KKTC ile Azerbaycan ile üstenci, buyurgan bir dille değil dost ve kardeş ülke bağı oluşturan, diğer yandan da Rusya ve Çin gibi devletlerle diplomatik ilişkilerini geliştiren bir dış politikayı oluşturabilmektir. Bugün 32’si Avrupa’da toplamda 77 partinin bulunduğu Sosyalist Enternasyonal, partimizin AB mücadelesine tam destek vereceğini açıklamıştır. Pusulası millet olan CHP’nin hedefi, güçlü, zengin, dünyayla yarışan Avrupa Birliği üyesi olmuş Türkiye’dir.

“İktidar yürüyüşümüzü başlatıyoruz”

Yol haritamızı belirlemek, en demokratik tüzüğü yapmak, Türkiye’yi nasıl yöneteceğimizi tarif edeceğimiz program değişikliğini başlatmak üzere Sayın genel başkanlarımı, grup başkanvekillerimi, milletvekillerimi, PM üyelerimi, belediye başkanlarımı ve tüm kurultay delegelerimizi iktidar yürüyüşüne ilk adımı atmak üzere Ankara’ya davet ediyorum. Sizleri Ankara’ya davet ediyorum, kalkın Ankara’ya gidelim. Kalkın partimizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapalım. İktidar yürüyüşümüz Sivas’tan başlıyor, Ankara’da devam ediyor, Çankaya’da bir CHP’li Cumhurbaşkanı olana, bu ülkeyi yeniden Gazi’nin partisi yönetene kadar devam edeceğiz. Ankara’ya gidiyoruz, iktidar yürüyüşümüzü başlatıyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Erdoğan’ın Aday Olmasını İstiyoruz

Erken seçim yapılması gerektiğini belirten CHP Lideri Özgür Özel, “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim” dedi ve ekledi:

“Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Erdoğan’ın yeni anayasa çağrılarını da değerlendiren Özgür Özel, “Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Demokrasi Meydanı programına katıldı. Özgür Özel erken seçim yapılması gerektiğini belirterek şöyle dedi: “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim. Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Yeni Anayasa: Özel, yeni anayasaya bir ihtiyaç olduğunu ancak mevcut durumdaki ekonomik koşullar nedeniyle bu konunun halkın gündeminde olmadığını belirterek şunları söyledi: “Toplumsal mutabakat metni, toplumsal mutabakatla olur. Türkiye’nin bir mutabakata ihtiyacı var. Türkiye’nin yüzde 70’i yönetim sisteminden memnun değil. Bugün Türkiye’de insanların ne istediğini sorun, kimse anayasa yazmaz. Ama Anayasa’ya ihtiyaç var mı? Bence var. Aslında yeni bir Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor.”

AK Parti’nin mevcut durumunu değerlendiren Özel, “Sayın Erdoğan’ı farklı yönlere çekmeye çalışan pek çok kişi var. Ancak iktidar, tükenmişlik sendromu içinde. AKP, tarihinin en büyük sarsıntılarından birini yaşıyor. Eskiden yoksul olanlar şimdi derin bir yoksulluğun pençesinde, orta sınıf ise yoksullaşmış durumda. İnsanlar, maaşlarını kiraya verince aç kalıyorlar, karınlarını doyurunca da barınacak yer bulamıyorlar. Bu durum, öfkeye dönüşen bir hüzün yaratıyor, ancak umut ışığı da sönmüş değil. İktidar değişimi için artık günler sayılıyor.”

Teğmenlerin yemini: Bundan Atatürk’ü seven kimse rahatsız olmaz. Yıllardır edilen bir yeminin birkaç yıldır ettirilmemesi ayıp. Bir ülkeyi bölmeye çalışanlara karşı kılıcımız keskindir diyorlar. Bu yemini edenler arasında kaçıp da etmeyenler varsa onları tutup atacaksın oradan. Bundan ‘Keşke Yunan kazansaydı’ var ya, ona inananlar, onun peşinden gidenler rahatsız olur. Bu tartışmalarla yoksulluğu örtmeye çalışıyorlar. İnsanlar geçinemiyor.

Dilruba Kayserilioğlu: Benim gencecik bir kadının sırf konuştu diye içeri atılmasına, gecenin bir yarısında da bırakılmasına itirazım var. Dilruba’nın sözlerinin belli yerleri haklı ama kullandığı bazı ifadeler vatandaşın kalbini kırabilecek, AKP’ye oy veren vatandaşın kalbini kıracak sözler. Buraların da onarılması lazım. Fuar konuşmasında mahsurlu ifadeler gördüm. Serbest kalmak için değil, birçok insan seni yanlış anladı. Ağzından çıkan bazı sözler yanlış anlaşıldı. Bir de onların oy veren kitlesi var, alınmış olabilirler bunu bir yerden düzelt.

Ama günü gelince, serbest kaldıktan sonra münasip bir lisanla düzelt. Dilruba konuştuğundan pişman değil, 6 ay daha yatsa pişman değil ama insanları kırmak istemediğini kendini söylüyor. Önceki sözlerde de mahsurlu ifadeler var. ‘Sözlerimin arkasındayım’ demiş, ben orayı bile mahsurlu gördüm. Kendisine telkin ettiğim şey düşünce özgürlüğü noktasında çok değerli bir noktada duruyorsun, ama Ama Türkiye insanların birbirinin kalbini kırdığı değil birbirine sahip çıktığı bir ülke olması lazım. Dilruba’ya sahip çıkıp işimize bakacağız. Teğmenlere sahip çıkıp işimize döneceğiz.

Paylaşın

CHP’de “Ön Seçim Ve Dönem Sınırlaması” Masaya Yatırıldı

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı için dün toplanan CHP Parti Meclisi’nde dönem sınırlaması ve ön seçim yönetimi masaya yatırıldı.

Bazı Parti Meclisi (PM) üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde olması ve dönem sınırlamasının geçmişe dönük de uygulanması gerektiğini savundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), tüzük değişikliği gündemiyle toplandı. CHP Lideri Özgür Özel, Parti Meclisi üyelerinin tüzük değişikliğine yönelik önerilerini dinledi. Parti Meclisi üyelerinin bir bölümü, taslak metnin, eski tüzüğe göre daha ilerici olduğunu dile getirdi. Toplantıda en büyük tartışma ise ön seçim ve dönem sınırlaması konularında yaşandı.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre bazı Parti Meclisi üyeleri, milletvekillerini belirlemede genel merkeze yüzde 15 kontenjan verilmesinin, “Milletvekillerinin 90’ının Genel Merkez’den belirlenmesi” anlamını taşıyacağı gerekçesiyle itiraz etti. CHP Lideri Özel ise itirazlara karşı, “Genç ve kadın kotası” vurgusu yaptı. Özel, kontenjanın tamamının genç ve kadınlar için kullanılacağını belirtti. Öte yandan Özel, kontenjanın kullanılacağı seçim çevresinin, “Öneriler doğrultusunda” değiştirilebileceğini dile getirdi.

PM toplantısında öne çıkan bir diğer tartışma ise ön seçim uygulamasına dönük oldu. Edinilen bilgiye göre, bazı PM üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde yapılmasını istedi. CHP Lideri Özel ise hakim gözetiminde yapılacak bir önseçimde Genel Merkez’in kontenjanının kullanılamayacağı ve bazı seçim çevrelerinde seçim yenilgisine yol açabileceğini savundu. Genel Merkez, “Örgüt gözetiminde yapalım, çıkan sonuca uyalım” görüşünü kaydetti.

Toplantıda, Kasım 2023’te gerçekleşen kurultayda da tartışma yaratan çarşaf liste konusu da gündeme geldi. Blok listenin yarışı kısıtladığını savunan bazı Parti Meclisi üyeleri, “Çarşaf liste, yarışı güçlendirir, herkesin yarışa dahil olmasını sağlar” yorumunu yaptı. CHP Genel Başkanı Özel, bu yoruma sıcak baktı.

CHP PM Toplantısı’nda, tüzük değişikliğine yönelik öneriler arasında yer alan dönem sınırlaması da masaya yatırıldı. Bazı PM üyeleri, dönem sınırlamasının hemen uygulanması gerektiğini söyledi. CHP Lideri Özgür Özel, önerinin gözden geçirileceğini ifade etse de CHP kaynakları, “Bu, hukuken mümkün olmaz” diyerek dönem kuralının yeni tüzüğün yürürlük tarihi itibarıyla uygulanması gerektiğini bildirdi.

CHP’de bazı PM üyeleri, MYK’nin de PM tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Özel’in bu talebi not aldığı aktarıldı.

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Beklenen Büyük Değişim Olur Mu?

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı, aynı zamanda, partiyi iktidara taşıyabilecek bir değişimi hayata geçirip geçiremeyeceği açısından önem taşıyor.

Normalde 25-26 Kasım 2023 tarihinde yapılması planlanan ve parti içinde uzun zamandır konuşulan tüzük kurultayı 31 Mart yerel seçimlerine hazırlık amacıyla Eylül’e ertelenmişti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, bir haftalık değişim kurultayına gidiyoruz” derken, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da “CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olmaz” sözleriyle kurultayın önemini aktarmıştı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; 31 Mart yerel seçimlerinden büyük moralle çıkan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) bu hafta gerçekleştireceği tüzük kurultayı partiyi iktidara taşıyabilecek bir değişimi hayata geçirip geçiremeyeceği açısından önem taşıyor. Kurultay, aynı zamanda yeni bir parti programının konuşulması için de zemin oluşturacak.

Kamuoyunda tüzük kurultayı olarak nitelendirilen 20’nci Olağanüstü Kurultay, 4-9 Eylül tarihlerinde önce Sivas ardından Ankara’da düzenlenecek. Normalde 25-26 Kasım 2023 tarihinde yapılması planlanan ve parti içinde uzun zamandır konuşulan tüzük kurultayı 31 Mart yerel seçimlerine hazırlık amacıyla Eylül’e ertelenmişti.

4 Eylül’de Sivas Kongresi’nin 105’inci yıldönümünde Sivas’ta toplanacak olan kurultay ardından Ankara’da devam edecek. Ankara’daki kurultayda 5 Eylül’de 81 ilden temsilciler, milletvekilleri, parti yetkililerinin oluşturduğu ve çalışmaları bir süredir devam eden tüzük komisyonu toplanacak. 6 Eylül’de ise tüzük kurultayının resmi bölümü gerçekleştirilerek, aynı gün yeni tüzük belirlenecek.

7-8 Eylül’de ise Olağanüstü Kurultay program çalıştayı ile devam edecek. Ardından ise partinin kuruluş yıldönümü dolayısıyla 9 Eylül Pazartesi günü Anıtkabir ziyaret edilecek. Kurultayda mevcut tüzüğün 48’inci Maddesi kapsamında gündemden başka bir konu görüşülemeyecek ve seçim yapılamayacak. CHP’nin mevcut tüzüğü en son 9-10 Mart 2018 tarihli 19’uncu Olağanüstü Kurultay’da yenilenmişti. O dönemde yapılan değişiklikler yeterli görülmemişti.

Bu kurultayda partinin “anayasası” niteliğindeki tüzüğünün yenilenmesi ile eş zamanlı olarak parti programının da mevcut zamana ve koşullara uygun olarak değiştirilmesi çalışmalarına başlanması ve son iki gündeki çalıştayda bu konu üzerinde yoğunlaşılması bekleniyor.

Tüzük kurultayı neden önemli?

Tüzük kurultayı CHP açısından pek çok açıdan önem taşıyor. 14 Mayıs genel seçiminde yenilgiye uğrayan muhalefet kanadının en büyük partisi olan CHP, seçmenlerde büyük hayal kırıklığı yaratan bu hezimetin ardından kurultay toplayarak parti tarihinde ender görülen şekilde seçimle genel başkanını değiştirmişti. 31 Mart yerel seçimlerinde ise CHP birinci parti çıkarak pek çok yerde belediye başkanlığını kazanmıştı.

Parti yetkilileri ile yapılan görüşmelere göre kurultay, tüzüğün ve belki daha da önemlisi parti programının değiştirilmesi, 2028’de ya da daha erken yapılacak bir genel seçimde partinin iktidar için güçlü bir aday olabilmesi için önemli bir zemin olarak görülüyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, bir haftalık değişim kurultayına gidiyoruz” derken, 14 Mayıs seçimi sonrasındaki değişim çağrısıyla hatırlanan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da “CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olmaz” sözleriyle kurultayın önemini aktarmıştı.

Kurultayın bir diğer önemi ise “değişim” sloganıyla yola çıkarak Kemal Kılıçdaroğlu dönemini sona erdiren Özgür Özel yönetiminin bu vaadini ne kadar gerçekleştireceği ve örgütlerin uzun zamandır talep ettiği ön seçim ya da üç dönem kuralı gibi uygulamaları getirip getirmeyeceği.

Bu arada kurultay Özel, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasındaki hassas dengenin ve partililer üzerindeki güçlerinin gözlemlenmesi için de bir platform olacak.

Hangi çalışmalar yapıldı?

CHP, tüzük değişikliğine ilişkin 90 kişilik bir komisyon oluşturdu ve bu komisyon 2 Eylül’e kadar iki kez toplandı. Komisyon’un bugünkü toplantının ardından 5 Eylül’de son kez bir araya gelmesi bekleniyor. Hazırlık aşamasında yeni tüzük için üyeler, il-ilçe örgütleri, eski ve yeni milletvekilleri, MYK üyeleri, Parti Meclisi üyeleri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarından gelen binlerce öneri alındı.

Tüzük Komisyonu’nda Parti Meclisi’nden üç, Meclis Grubu’ndan iki ve 81 ilden de birer kurultay delegesi yer aldı. Komisyonun 16 Ağustos’taki ilk toplantısında daha önce örgütlerden ve parti üyelerinden alınan 7 bin 422 öneriye ilişkin sunum yapıldı.

27 Ağustos’taki 11 saatlik uzun toplantısında ise komisyon tüzük için istenen en önemli konu başlıklarını ele aldı ve kendi içinde bazı maddelerde uzlaşma sağladı. Daha sonra da taslak metin milletvekilleri ve il örgütleri ile paylaşılarak tartışmaya açıldı. CHP Parti Meclisi de bugün bir araya gelerek taslak metni ele alacak.

Yeni tüzük için neler konuşuluyor?

Yeni tüzükle CHP yönetimlerinin yıllardır yapması istenilen ve bu kurultayda gerçekleşmesi beklenen değişiklikler bazı başlıklarda toplanıyor. Şimdiye kadarki süreçte taslak metinde yer alması beklenen ve sıkça konuşulan başlıklar arasında ön seçim, dönem kuralı, cumhurbaşkanı adayının belirlenme yöntemi, partiye üyeliğin tanımı, Parti Meclisi üye sayısının artırılması, olağan kurultayın yapılma süresinin iki yıldan üç yıla çıkarılması, güçlü genel sekreterlik, kadın ve gençlik kotaları gibi konular öne çıktı.

Hafta sonu basına da sızan taslak metne göre milletvekilliği seçimlerinde bir kişi en fazla üç dönem üst üste seçilebilecek. Dönem süreleri üç yılı geçmeyen milletvekilleri için ise bu kural uygulanmayacak. Yerel seçimlerde bir kişi merkez yoklaması yöntemiyle en fazla üç dönem üst üste belediye başkanı, belediye veya il genel meclis üyesi seçilebilecek.

Parti organlarında hâlâ tartışmaları devam eden taslak metne göre mevcut genel başkan talebi halinde aday olabilecek fakat adaylığa önerilemeyecek. Birkaç haftadır gündemde tutulan bir başka başlık ise cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği oldu. Mevcut CHP tüzüğünün 54’üncü Maddesinde cumhurbaşkanı adayının seçmen yoklaması, ön seçim, aday yoklaması, merkez yoklaması gibi yöntemlerinden biriyle belirlenebileceği ve hangi yöntemin uygulanacağına Parti Meclisi’nin karar vereceği hükmü bulunuyor.

Ancak tüm partileri bağlayan Siyasi Partiler Yasası’na göre ise cumhurbaşkanı adayı ya TBMM’de grubu bulunan partilerin vekillerinin imzasıyla ya da 100 bin vatandaşın imzayla belirlenebiliyor. Bu nedenle partinin yasaya aykırı bir yöntem uygulayamayacağı ama aynı zamanda diğer yöntemlere de kendi iç mekanizması için başvurabileceği belirtiliyor ve yeni tüzükte bu konuya dair bir değişiklik öngörülmüyor.

Bir diğer yapılması beklenen değişiklik ise kadın kotası ile ilgili. Mevcut tüzükte yüzde 33 olarak belirlenen kadın kotasının kademeli olarak önce yüzde 40’a ardından yüzde 50’ye yükseltilmesi söz konusu. Bu ve buna benzer taslakta yer alan diğer başlıkların Tüzük Komisyonu’nun bugünkü toplantısında yeniden ele alınması bekleniyor.

Kurultay öncesi siyasi gelişmeler neler oldu?

Tüzük değişikliğinin ele alınacağı Olağanüstü Kurultay öncesi bir yandan teknik çalışmalar devam ederken, diğer yandan parti içindeki farklı kesimlerden tüzüğe ve partinin yeni yönetimine yönelik öneriler ya da eleştiriler geliyor. Bu dönemde üstü örtülü bazı polemikler de yaşandı.

Bu eleştirileri yükselten önemli isimlerden biri CHP’nin bir önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve partide ona yakın siyaset yapanlar oldu.

Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesine geçen hafta yaptığı açıklamada CHP’nin temel ilkelerini temsil eden Altı Ok’un yeniden yorumlanması gerektiğini söyleyerek, “Parti programının yenilenmesi gerekiyor. Parti programında demokrasiye öncelik veren, demokrasinin ne olduğunu anlatan ve CHP’nin bu konuda neleri, hangi hamleleri atması gerektiğini belirleyen kurallar koymak gerekiyor” dedi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun yeni parti yönetimiyle ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile arasının iyi olmadığına yönelik basında yer alan çok sayıda haber ve yorumun üzerine İmamoğlu 20 Ağustos’ta eski Genel Başkanı evinde ziyaret etti. Bu görüşme sonrasında iki siyasetçi de “uzlaşı ve geçmişi bir kenara bırakma” eğilimlerini yansıttı.

Aynı günlerde Özgür Özel’in de Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edeceği basına yansırken, bu görüşme de 1 Eylül akşamı gerçekleşti. Özel beraberinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Ankara İl Başkanı Ümit Erkol olduğu halde Kılıçdaroğlu ile 2,5 saatlik akşam yemeğinde bir araya geldi.

Özel, tüzük kurultayı ile ilgili tartışmalara dair 27 Ağustos’ta İstanbul’da açıklama yaparak, “Bekliyorlar ki birbirimize düşeceğiz ve onları kötü yönetimlerine rağmen sorumluluklarıyla baş başa bırakacağız. Yok öyle yağma. Biz biriz beraberiz, kararlıyız hep birlikte bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz” dedi.

Öte yandan tüzük kurultayı öncesinde siyasetteki bir diğer önemli gelişme ise Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) üyelerinin iki yıl önce verdiği şikayet dilekçesi üzerine Kılıçdaroğlu hakkında dava açılması oldu. Bu gelişmenin Özel, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasında kurultay öncesi sağlanmaya yaklaşılan uzlaşının öncesine getirilmesi dikkati çekti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Dikkat Çeken “Altı Ok” Açıklaması: Yeniden Yorumlanmalı

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Altı Ok’un gelişen dünya ile birlikte yorumunun yine parti programında yer alması lazım. O zaten bütün parti programlarında var. Yeni hazırlanacak parti programında da Altı Ok’la ilgili yeni yorumun, çağdaş yorumun konulması gerekiyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4 – 8 Eylül’de gerçekleştirilecek tüzük kurultayı öncesi, Genel Başkan Özgür Özel ‘tüzüğü demokratikleştirme’ mesajları verirken, partinin önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da nelerin değişmesi gerektiğine dair açıklamalarda bulundu.

Sözcü’den Saygı Öztürk‘e konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, partinin arşivinde tüzük konusunda yapılmış çok sayıda çalışma olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Tüzükle ilgili yaptığımız çalışmayı da belli bir noktaya getirmiştik. Partimizin seçim ve hukuk işlerinin o dönem yürüttüğü çalışmaların yanı değişiklik önerileri de gelmişti. En çok da ‘Dönem kuralı’ öneriliyordu. Yine önseçim talepleri var. Parti üyeliğini ‘aktif” ve ‘pasif’ üyelik olarak ikiye ayrılmalı. Bunun da kuralları var. Ön seçime, üyelik gereklerini yerine getiren aktif üyeler katılmalı. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, il genel meclis üyeliği, belediye meclis üyeliği seçiminin aktif üyeler tarafından yapılmasıyla ilgili tüzük değişikliğini getirmiştik.

Ama kurultay reddetmişti. Şimdi anladığım kadarıyla kurultaya aynı konuda delegelerin önerileri var. Bu önerinin mutlaka kabul edilmesi yönünde görüş birliğinin çıkması beni sevindirdi. Ön seçimin olması, bir anlamda üye ile parti arasındaki aidiyeti sağlıyor. Düzenli aidat ödemeleri, parti çalışmalarına katılmaları partiye artı getirir. Adaylar, merkez yoklamasıyla değil, önseçimle aktif delegelerin oylarıyla belirlenecek.”

Milletvekilliği, belediye başkanlığı için ‘Dönem kuralı’ getirilmesiyle ilgili öneriler var. Milletvekilliğinin iki dönemle, üç dönemle sınırlandırılmasını isteyenler var. Bu öneriler yine partinin yetkili organlarında büyük bir ihtimalle tartışılır, bundan sonra da Tüzük Kurultayında ele alınır.”

Artık merkez yoklaması sadece genel başkanın, seçim yasasında öngörülen yüzde % 5’le sınırlı kalırsa dönem kuralına gerek kalmaz. Çünkü gerçekten halk istiyorsa bir milletvekilini seçer; istemiyorsa zaten seçmeyecektir.

“Parti programının yenilenmesi gerekiyor”

Parti programıyla ilgili de yapılmış çalışmalar var. Onlarda partinin arşivinde. Parti programını da yenilenmesi gerekiyor. Değişen, gelişen koşullara göre parti programının da yeniden ele alınması gerekiyor. CHP’nin programından önce ‘Demokratikleşme’ dediğimiz, yani ‘Cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırılması’ dediğimiz ilkesinden hareket etmeliyiz. Bugün ‘Demokrasi’ dediğimiz şey tamamen sözde kaldı. Anayasa uygulanmıyor, yasalar uygulanmıyor. Dolayısıyla biz parti programında demokrasiye öncelik veren, demokrasinin ne olduğunu anlatan ve CHP’nin bu konuda neleri, hangi hamleleri atması gerektiğini belirleyen kurallar koymak gerekiyor.

Her halükarda zaten Altı Ok’un gelişen dünya ile birlikte yorumunun yine parti programında yer alması lazım. O zaten bütün parti programlarında var. Yeni hazırlanacak parti programında da Altı Ok’la ilgili yeni yorumun, çağdaş yorumun konulması gerekiyor.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: En Kısa Zamanda Seçimi, Sandığı Getireceğiz

Ayvalık’ta yurttaşlara seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Yoksulluk konuşulmasın diye kavga icat edenler, işsizlik konuşulmasın diye polemik üretenler, güvencesizliğin üstünü siyasi kavgayla örtenlere inat, bu milletin gerçek sorunları dışında hiçbir sorunu konuşmayacağız, hiçbir şekilde suni gündemlere teslim olmayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ayvalık İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti.

Burada yurttaşlara seslenen Özgür Özel, “Biz yerel seçimin akşamı şunu söyledik; bu bir zafer değil, bu bir başarı ama çok önemli bir görevi sırtımıza yükleyen bir başarı. Biz bundan sonra kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi ayırmadan, adil, düzgün bir şekilde görev yapacak belediye başkanlarımızla beraber bize verilen krediyi en iyi şekilde kullanacağız ve esas büyük başarıyı hep beraber yapılacak ilk genel seçimlerde yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

“Kurultayda, kongrede verdiğim sözlerden ilkini tuttum” diyen Özel, şöyle devam etti: “Bu partinin genel merkezinin de ilçe binalarının da il binalarının da ışıkları erkenden sönmeyecek. Seçim gecesi o ışıklar sabaha kadar yanacak. Cumhuriyet Halk Partili kadınlar akşam saatinde tülbentini sirkeli suya basıp başına bağlayıp ışıkları kapatıp oturmayacak. O gece ışıklar sabaha kadar yanacak, o tülbentler sallanacak ve hep birlikte başaracağız. İlkini 31 Mart’ta yaptık.”

Gelecek genel seçimler için mesaj veren Özel, “Bundan sonra da CHP’den kaybetmiyoruz, kaybettik ama üzülmüyoruz mesajları değil, hep iyi haberler alacaksınız. Verdiğimiz sözü yerel seçimlerde tuttuk, genel seçimlerde de göreceksiniz Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde hepimizin partisi iktidar olacak” ifadelerini kullandı.

İzmir’deki sokak röportajında kullandığı ifadeler nedeniyle tutuklanan Dilruba Kayserilioğlu ve nya Diş Hekimliği Kongresi’nde görev almak için yaptığı başvuru başörtüsü nedeniyle reddedilen Dilara Çiçek için mesaj veren Özel, şunları söyledi:

“Dilruba ve Dilara… Dilruba bir sokak röportajında, söylediği sözlerin hepsine katılmayabilirsiniz ama genç bir kadın düşüncülerini ifade ediyor. Onu aldılar, tutukladılar ve Eylül ayının 3’ünde mahkemeye çıkaracaklar. Yarın sabah Dilruba’yı hepiniz adına ziyaret edeceğim ve partimizin 9 Eylül’deki partimizin kuruluş yıldönümü törenlerine davet edeceğim.

İkinci bir isim Dilara… Dilara, diş hekimliği fakültesi öğrencisi. Dünya Diş Hekimliği Kongresi, İstanbul’da yapılacak. Kongre için görev almak isteyen öğrenciler gelsin dediler, Dilara da gitti. Demişler ki ‘Seni istemiyorlar.’ Niye? Başörtüsü var! Bu sabah Dilara’yı aradım, kızım İpek’le yaşıt, daha sonra da kızımla görüştüler. Böyle bir uygulamayı tasvip etmediğimizi söyledim. Telefon görüşmemizde 9 Eylül’deki partimizin kuruluş yıldönümüne davet ettim. Bir zorluğu olmazsa kızım İpek’le birlikte İstanbul’dan Ankara’ya gelecekler ve babaevine misafir olacaklar.”

“Suni gündemlere teslim olmayacağız”

“Birileri istiyor diye kutuplaşmayacağız” diyen Özel, şunları kaydetti: “Yoksulluk konuşulmasın diye kavga icat edenler, işsizlik konuşulmasın diye polemik üretenler, güvencesizliğin üstünü siyasi kavgayla örtenlere inat, bu milletin gerçek sorunları dışında hiçbir sorunu konuşmayacağız, hiçbir şekilde suni gündemlere teslim olmayacağız.”

“En kısa zamanda seçimi, sandığı getireceğiz”

CHP Lideri Özgür Özel, Gömeç Belediye Başkanlığı’nı da ziyaret etti. Özel, ziyaretinin ardından Gömeç Belediye Başkanlığı binasının önünde kendisini karşılayanlara hitap etti. Özel, şunları söyledi:

“Onlar iyi yönetecekler, güzel yönetecekler. Örgütümüzle uyum halinde çalışacaklar. Vatandaşın beklentilerini karşılayacaklar. Şeffaflıktan, dürüstlükten asla taviz vermeyecekler. Sonunda CHP’nin geneldeki iktidarının da kapısını aralayan, nasıl geçen sefer bir söz vermiştim. Nasıl Ecevit 1970’lerde sorunu doğru görmüş, dünyada esen rüzgarları doğru okumuş, Türkiye’ye bu işi en doğru siyasi söylemle taşımış, yapılan ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de birinci parti olarak partisini çıkarmışsa, biz ilk yerel seçimlerde verdiğimiz sözü tuttuk.

Yerel seçim öncesi dediler ki Anadolu Ajansı sizi vermiyor. Atatürk’ün cepheden haber versin diye kurduğu ajans, bizim haberlerimizi çok kısıtlı ve fevkalade maksatlı kısaltarak çok içeriksiz veriyor. Canları sağ olsun dedik. Efendim TRT, AKP’nin kanalı olmuş. Onlara 31 Mart akşamı sürprizim var dedim.

Öbürü bize saldırdı, canın sağ olsun dedim. Bir diğeri hakaret etti, seninle kavga etmeye niyetim yok, milletin derdi ile dertleneceğim, seninle meşgul olmamam dedim. Sonunda 31 Mart akşamı oldu. 31 Mart akşamı büyük bir zafer kazanacağımız, doğru belirlediğimiz adaylarla, anketlerle, sahadaki takiplerimizle görünüyordu. Son 10 gün daha da büyük bir coşkuya dönüştü. Partiler, kriz anlarını yönetmek için önceden tedbir alırlar.”

Eskiden şöyle tedbirler alıyorduk. Çünkü Anadolu Ajansı farkı 25 puan gösteriyor. Öbürü şöyle oldu diyor. Moraller bozulacak. Seçimin sonucunun da birazcık sıkıntılı olacağı anketlerde de görülüyor. Partide şöyle SMS’ler hazırlanıyordu. Gelecek haberler ne olursa olsun, seçimi açık farkla kaybettiğimiz iddia edilse de bunlara inanmayın. Moralinizi bozmayın, sandıkların başından ayrılmayın. Bu sefer de bir hazırlık yapıyoruz akşama.

Nasıl bir SMS hazırlayalım, kaçta gitsin dediler. Dedim ki sandıklar batıda da kapanıp, üstünden bir yarım saat, bir saat geçtikten sonra sandık görevlilerine şu mesaj gitsin. Sandık görevlilerini göreyim, kimler var? Sandık görevlilerine bu sefer ne mesaj geldi? Birazdan çok iyi haberler alacaksınız. Sakın sandıkların başını bırakmayın. Son imzalı tutanağı teslim edene kadar görevinizin başında olun. Sizler bizim demokrasi kahramanlarımızsınız.

Artık, yeterince kaybetmeyi öğrendik. Her yenilgiden ders çıkardık. Ama yenilmekten bıktık. Artık kazanmayı öğrenmenin zamanıdır. 31 Mart bu özgüven ve kararlılığın, hep birlikte ortaya koyduğumuz büyük mücadelenin sonucudur. Bundan sonra yenilgilerden ders almak değil başarıyı, zaferi olgunlukla taşıma sınavıdır. Biz geçen 31 Mart’ta bunu hep birlikte yaptık. Bundan sonra da hep birlikte bunu sürdüreceğiz.

Gömeç Belediyesi’nin elbette sorunları var. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi yıllarca AKP’deydi. BASKİ, suda, kanalizasyonda çok eksiği var. Enkaz devrettiler, borç devrettiler. Faiz devrettiler. Bir de onun üstüne üstümüze gelerek çalıştırmamaya çalışıyorlar. Ama bu Körfez’in arıtma sorunlarını da kentlerin kanalizasyon sorunlarını da su sorunlarını da çözeceğiz. Tayyip Bey orada burada diyordu ya CHP çöptür, çukurdur.

Vallahi AKP’den Balıkesir Belediyesini devraldık. Büyükşehrin yetkisinde olan Körfez’in arıtması yok. Hani diyor ya, şudur, budur. Şimdi ben de tutup AKP şudur, budur deyip o pislikleri sıralamayacağım. Ama hani deyim yerindeyse, ekonomik olarak da proje olarak da vizyon olarak da bir enkaz devraldık. Yönetemeyen, yönetme kabiliyeti olmayan, kamu varlıklarını bölüşülecek ganimet sayan, halka hizmet etmek yerine kendi yakın çevrelerine hizmet eden anlayıştan Balıkesir bıkmıştı. Bıçak kemiğe dayanmıştı, Balıkesir gereğini yaptı.

Şu anda komşu iliniz memleketim Manisa’da da burada da nüfusun yüzde 95’ine yakınını CHP’li belediyeler yönetiyor. Eksik olur, kusur olur ama çalışkan, dürüst, genç, dinamik ve aklı fikri kente hizmet olan belediye başkanlarımız var. Biz ve siz bu güzel kentleri onlara emanet ettiniz. Ben de bu güzel belediye başkanımı size emanet ediyorum. Sahip çıkacağız. Destek olacağız. Eksikleri kulağına söyleyeceğiz. Güzellikleri hep birlikte anlatacağız. Çünkü çok yakında biz bu ülkeyi yöneteceğiz. O günler geliyor.

CHP’de herhangi bir noktada bir uyuşmazlık, bir sorun, çekişme, tartışma, vallahi de yok billahi de yok. Ama kim istiyor bunu? İktidar medyası istiyor bunu. Her gece CHP konuşmak istiyorlar. Varsın konuşsunlar. Bazıları çok az sayıda, şimdi partili olduğunu öğrendiğimiz, sosyal medyadan bizlere hakaret eden, iftira eden, güya parti içinde bir hizbi temsil eden, kardeşim 47 yıl sonra parti birinci parti olmuş.

Parti 47 yıl sonra öyle bir zafer kazanmış ki Avrupa ve dünyanın yerel yönetimlerde en güçlü partisi ve Avrupa’nın en yüksek oy alan sosyal demokrat partisi olmuş, efendim kavga edecekmişiz. Biz bu şartlarda birbirimizle uğraşırsak, millet der ki bunlar iktidar bile olsa içerideki tartışma bitmeyecek. Ama şu kadar net ki partide 81 il başkanı tüzük çalışıyor. Tam bir mutabakat ve muhteşem bir uyum. Bütün delegelerimizle, bütün ilçelerimizle, bütün belediye başkanlarımızla etle tırnak gibiyiz. Biriz ve beraberiz. En çok gözettiğim şey, bu iki arkadaşın uyumu. Bütün Türkiye’de örgüt belediye başkanına sahip çıkacak, belediye başkanı örgütüne sahip çıkacak.

Bu noktada hepimizin üzerindeki vazife, iktidara yürürken kararlılıkla, güvenle, birlik ve beraberlik içinde davranmak. Çünkü insanlar bize bu ülkeyi bu arkadaşlar iyi yönetir mi gözüyle bakıyorlar. Bize bu krediyi verdiler. Bu krediyi belediye başkanlarımız en iyi şekilde kullanacaklar. Biz hep beraber ümit ediyorum Türkiye’yi yönetmeye hazır olduğumuzu, Türkiye’deki bütün vatandaşlarımıza anlatıp, çok çok büyük bir zaferle Cumhuriyetin yüzüncü yılının ilk genel seçimlerinde yine partimizin ışıklarını sabaha kadar açacağız. Yine hep birlikte başarıyı yaşayacağız.

Son sözüm şudur. Burada ‘Karanlık gider, Gezi kalır’ diyor. Can Atalay’ın fotoğrafını gösteriyorlar. Gezi’deki herkes, Tayfun başta olmak üzere Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun, Sayın Kavala ve Can Atalay. Beşi de orada bizim yerimize yatıyorlar. Neden bizim yerimize yatıyorlar? O günlerde ağaçlar kesiliyordu. Ağaçlar kesilmesin dediler. Yerine 31 Mart vakasına rövanş, o döneme atıf. Topçu kışlası yapacak, yapılmasın dediler.

Atatürk Kültür Merkezi’ni yıkıp AVM yapacaklardı, bu olmasın dediler. Gaz fişeği ile kör ediyorlardı gençleri, bunu yapmayın dediler. Varıp da bu arkadaşlar, gelip de Cumhurbaşkanı istifa etsin. Başbakan yurda dönmesin. Bakanlar Kurulu görevi bize devretsin demediler. Bunu deseler darbe girişimi olurdu. Ama onlar ağaç dediler, kent dediler, çevre dediler. Şimdi birileri tarafından efendim Gezi de darbe girişimiydi filan içeride duruyorlar… Hangimiz olsak onu söylerdik. Her birimiz onu söyledik. Şunu bilin ki Gezi’de yatan herkes Özgür Özel’in yerine yatıyor.

Hepimizin yerine yatıyor. Bunun için üzerimize ne düşüyorsa yapmaya, mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Tayfun Kahraman partimizin üyesidir. Evladı Vera, hepimizin evladıdır. Bu sene ilkokula başlayacak. Babası onu hiç kreşe götüremedi. Babası benim yerime hapis yattığı için babasının yerine mezuniyetine gittim. Ama Vera’nın ilkokulu babasız okumasına izin vermeyeceğiz. Son sözüm şudur. Bu güzel yaz gününde, sıcak günde buraya geldiniz. Bizi dinlediniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Sizi bir arada tutan şey rant değil, çıkar değil. Sizi bir arada tutan şey. Şüphesiz bu ülkeyi var eden değerlere, bu ülkenin kurucu değerlerine, kurucu kadrolarına, kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığınız. Para için birlikte duranlar, rant için birlikte duranlar, çıkar ilişkileri ile birlikte duranlar o çıkar ortadan kalkınca tuzla buz olurlar. Yıllardır, 47 yıldır birinci parti olmamışız, şimdi olduk. Uzun yıllardır ağız tadıyla iktidar hiç olmadık.

Ama bir yere gitmediniz. Bir arada durdunuz. Bugünleri getirdiniz. Biz sizin bu bağlılığınız, Cumhuriyete bağlılığınız. Devrimlere bağlılığınız. Aydınlanmaya bağlılığınız. Bizi var eden ilkelerimize bağlılığınızdan aldığımız güçle, üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Size inanıyoruz, güveniyoruz, söz veriyorum bundan sonra seçim akşamlarında CHP’nin ve Türkiye ittifakının zaferine sevineceğiz. Kötü günler geride kaldı. Mutlaka geliyor. En kısa zamanda seçimi, sandığı getireceğiz. Bu iktidarı değiştireceğiz. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.”

Paylaşın

“CHP Genel Başkanlığına Aday Olacağı” İddiası: İmamoğlu, Gülüp Geçti

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun CHP genel başkanlığına aday olacağına ilişkin kulis bilgilerini değerlendiren bir CHP’li, bu fikrin daha önce gündeme geldiğini ancak İmamoğlu ve ekibinin gülüp geçtiğini dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun CHP Genel Başkanlığına aday olacağına ilişkin kulis haberleri tartışılmaya devam ediyor. Murat Sabuncu’nun T24’te “Bir CHP dört portre” başlıklı yazı dizisinde aktardığı “siyasi yasak getirecek yargı kararının ana muhalefet partisinin lideri olduğu takdirde kolayca alınamayabileceği” fikrinden yola çıkarak İmamoğlu ve ekibinin CHP genel başkanlığı için çalışmalara başladığı bilgisi bugün bir başka CHP kulis haberi ile yalanlandı.

Sözcü yazarı Aytunç Erkin’e konuşan bir CHP’li, bu fikrin daha önce gündeme geldiğini ancak İmamoğlu ve ekibinin gülüp geçtiğini dile getirdi. Erkin’in aktardığına göre, bu haberler CHP içinden bir gurup tarafından özellikle gündeme getiriliyor. Aytunç Erkin’in CHP kulislerinden aktardığı bilgiler şöyle:

“Belediye başkanı olunca ceza onanıyor ancak genel başkan olunca onanmıyor. O zaman bir örnek vereyim: Canan Kaftancıoğlu CHP il başkanıydı ve ceza çıktı.’

O zaman bir başka soru. ‘Genel başkanlık’ ya da ‘cumhurbaşkanlığı adaylığı’ tartışmasıyla ilgili değerlendirmesini merak ettim: ‘CHP’nin kurultayı en erken 2025 Kasım sonu ya da 2026 Kasım sonu. Bir yıl uzatma hakkı var partilerin. Bir buçuk ya da iki buçuk yıllık bir süreç için isimler üzerinde böyle çok konuşulmasını parti içinde bir kliğin çalışması olarak görüyorum. Kimseye de faydası yok. Bakın istinaftan umudumuz hiç olmadı ki. Cezayı onaylar diye bekliyoruz. Mesele Yargıtay. Anlayamadığım bir şekilde bir operasyon oluyor. Bizim mahalledeki gazeteciler de bu konuları konuşmaya teşne. Tüzük kurultayı var ve 81 il başkanı da imza vermiş. Sıra dışı bir durum yok. Her şey sakin.’”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: İktidara Hazırlık

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, önümüzdeki hafta sonu yapılacak CHP Tüzük Kurultayı’na ilişkin, ‘iktidara hazırlık’ olduğunu dile getirdi. İmamoğlu, kurultayı ‘ortak akıl şenliğine’ dönüştürmek istediklerini ifade etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İl Danışma Kurulu toplantısında konuştu. Toplantıda ilk konuşan Ekrem İmamoğlu,

“CHP’nin tarihsel önemini ve değerini çok iyi bilen vatandaşlarımız, partimizin halkçı ve icraatçı yönünü yaşayarak bir süreci görme fırsatı buldular. Partimizin yerel yönetim başarıları iftira ve hurafelerle CHP’yi karalamaktan başka hiçbir meziyet olmayanları, toplumun karşısında değersizleştirdi.

CHP’nin büyük bir cesaretle kendini yenileme mücadelesi siyasetteki bozulma ve çürümeyi daha da görünür hale getirdi. Kendi içinde doğru dürüst bir siyasi rekabet yaşamayan, parti içi demokrasiden nasibini almamış yapıların ekonomi, adalette yaşanan krizlerin temel neden olduğunu milletimiz bu süreçte daha iyi gördü ve anladı. Vatandaşlarımız, CHP ile birlikte yeni bir yola görmeye hazır olduklarını net bir şekilde gösterdiler.

Birbirimize vakit ayıralım konuşalım halleşelim helalleşelim konuşalım ama bütün bu konuşmalar kendi içimizde ve aramızda suhuleti sağlamak iş birliğini oluşturmak adına kaliteli bir süreç şekliyle ilerlesin. Kamuoyuna farklı yönleriyle yansıyarak milletimizin temel gündemini sağa sola esnetecek bir biçimde gündemi meşgul etmemesini diliyorum.

Danışma kurulu toplantılarının karşılığını verdiğini düşünüyorum. CHP olarak en güzel tüzük kurultayını bu haftadan başlayarak partimizin kuruluş yıl dönümüne kadar gidecek süreci en iyi şekilde hazırlayacağımızı düşünüyorum. Bu konuda sayın genel başkanımız Özgür Özel’e inanıyorum. Bu hazırlık bir iktidar hazırlığı. Halktan uzak gündemlere ayıracak tek bir dakikamız yoktur. Yolumuz açık olsun. İl Danışma Kurulu toplantımız yeni heyecanlara vesile olsun. Yolumuz iktidar yolu olsun. CHP değişecek, Türkiye değişecek.

Ekrem İmamoğlu’nun ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, toplantıda açıklamalarda bulundu: “Partilerin tüzükleri demokratik olmadan söylenecek sözlerin hiçbir önemi yok. Kurultay delegelerimiz sokağı duydu. Eğer CHP değişirse Türkiye değişecek söylemine destek verdiler. Kurultaydan aldığımız güçle ve ortaya koyduğumuz büyük emekle 31 Mart seçimlerine gittik ve İstanbul’daki her üç belediyeden ikisini kazanan, bütün yıpratmalara rağmen büyükşehiri büyük farkla kazanan, nüfus olarak Türkiye’nin yüzde 65’ini yöneteceğimiz seçim başarısını elde ettik.

Biz kurucu partiyiz diye devletin sahibi değiliz. Devleti 22 yıldır likayatsizce yönetenler, yıpratanlar, perişan edenler bir yanda dururken günü geldiğinde sanki her şeyin sorumlusu bizmişiz gibi kendilerini geri çekmelerine izin vermeyeceğiz. Biz kendinden emin, milletine sahip çıkan bir anlayışla altı oktaki her ilkeyi bu çağda olması gerektiği gibi, geçmişini sahiplenip bugününe doğru yorumlayıp hep birlikte ilerleyeceğiz.

CHP bu yüzyılda kimin için siyaset yaptığını bilerek, faturayı ödemesi gerekenlere ödetmek için bu yürüyüşü nasıl yapacağımızı mutabakatla belirleyip milletin önüne koyacağız. Biz bu kararlılıktayken bizim karşımızda çaresizce ama birtakım kurnazlıklarla bizi başka tartışmaların içine çekmeye çalışanlar var. Bu tartışmalara eski reflekslerle katılanlara bir şey demiyorum ama bu kötü niyetin bir parçası olmaya kalkanların bu ülkenin hak ettiği CHP iktidarıyla kesişen bir duyguları olmadığı açıktır.

CHP’ye yönelik eleştirileri de yanıtlayan Özel, “CHP’yi kurduğu ülkeyi bölücü gibi göstermeye çalışmak, aslında yoksulluğu örtmek büyük ihmallerin sorumluluğunu almamaya çalışmaktan başka bir şey değil. Kim CHP’nin seçimden beri yaptığını doğru bulmuyorsa bilse iyi olur, CHP Türkiye’nin birinci partisidir” ifadelerini kullandı.

“Hep birlikte bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz”

‘Normalleşme’ süreci üzerinden gelen eleştirilere ve parti içindeki tartışmalara da değinen CHP lideri, şunları söyledi: “Normalleşme bugüne kadar muhalefeti eksik yapmaya yol açacak hiçbir unsuru içermedi. Normalleşme, milletin tümüne sesini duyurmaktır. Yaptıkları tek bir yanlışa sessiz kalmamak, ezdikleri tek bir karıncayı yalnız bırakmamaktır. Bütün çalışma arkadaşlarımın bu oyuna gelmeyecek dirayette olmasını istiyorum. Sabırla, umutla, kararlılıkla, özgüvenle ilerliyoruz. Siyasi partiler arasındaki en demokratik en katılımcı tüzüğü yapacağız.

Birileri bekliyor ki tartışacağız. Birileri bekliyor ki kendi içimize düşüp onların yakasını bırakacağız. Milletin meselelerini konuşmayı, Türkiye’nin gerçek gündemini takip etmeyi, siyasetin gerçek gündemini belirlemeyi bırakacağız. Bekliyorlar ki birbirimize düşeceğiz ve onları kötü yönetimlerine rağmen sorumluluklarıyla baş başa bırakacağız. Yok öyle yağma! Biz biriz, beraberiz, kararlıyız; hep birlikte bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz.

CHP demokratikleşecek Türkiye demokratikleşecek. CHP değişecek, Türkiye değişecek. Türkiye’deki insanların umudu değişecek. Türkiye 100 yıl önce olduğu gibi bütün dünyanın gelişimine biretle baktığı bir ülke olacak. Bu ülkeye demokrasiyi, cumhuriyeti, çok partili sistemi biz getirdik. İktidarı alanın yargıyı, basını tüm kurumları ele geçirdikleri bir süreci bu ülkenin yaşamasına engel olamadık. Sorumluluğumuzun farkındayız. Kimsenin ele geçiremediği bir medya oluşturmak, yargı sistemi kurmak için bu ülkenin 100 yıl sonra tekrar bize ihtiyacı var.”

Paylaşın

Bahçeli, Yine CHP’yi Hedef Aldı: Yüksek Düzeyli Tehdit

Yerel seçimlerde en çok oyu alarak Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’yi hedefine koyan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Tarihimizi karıştırmak ve yaşanmış hadiseleri saptırmak ancak ve ancak güncellenmiş Bizans senaryosu, Türk ve İslam düşmanlarının alçak kurgusu olarak adlandırılacaktır. DEM’lenen CHP’nin siyasi pozu ve pozisyonu yüksek düzeyli tehdittir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gelişmelerin başkaca bir izah ve ifade tarzı maalesef çok zordur. 953 yıl önce Anadolu’nun Müslüman Türk milletinin vatanı olmasını hala hazmedemeyen, derin yaralarını bir türlü kapatamayan, uğradıkları yenilginin acısını asla unutamayan iç ve dış düşman çevrelerin siyasetten, medyadan, üniversitelerden, iş aleminden, sanattan, aydınlardan ve sivil toplum kuruluşlarından devşirdikleri kuklalarla üzerimize gelmeleri, milli hassasiyetlerimizi tahriş etmeleri gün geçtikçe şiddetlenmektedir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Malazgirt Savaşı’nın 953’üncü, Büyük Taarruz’un 102’inci yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Devlet Bahçeli’nin açıklaması şu şekilde:

“Ağustos ayı, birbiriyle iç içe geçen, birbirine eklemlenen, varoluş onurumuzu belgeleyen, farklı zamanlarda tezahür eden tarihi başarılarımızı tescilleyip istikbalin yol haritasını temin eden zaferler ayıdır. Tarih bir bütün olup herhangi bir dönemine dudak büküp bir başka dönemini sivriltmek takdiri ve tasvibi mümkün olmayan zafiyettir. Özellikle tarihten husumet çıkarmanın, tarihi şahsiyet ve vakıalar arasında kategorik ayrımcılık yapmanın çok tehlikeli sonuçları doğacaktır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Sultan II.Abdülhamid’i kutuplaştıran menfur zihniyetlerin hızını alamayıp bu kutuplaşmayı Sultan Alparslan’a kadar taşımaya cüret etmesi sadece cehaletin değil aynı şekilde faili oldukları siyasi ve ideolojik cellatlığın komplosudur. Malazgirt Zaferi ile Büyük Taarruzu rekabete tutuşturmak, Türk tarihinin iki şerefli sayfasını karalamak, Muş ile Afyonkarahisar arasına nifak saçmak şerefli, sorumlu ve vicdanlı bir tavır değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri ile birlikte candaş, yandaş ve fondaş zillet medyası deyim yerindeyse zıvanadan çıkmış, hezeyandan hezeyana sürüklenmeye başlamışlardır. Cumhuru ve Cumhuriyet’i ayrıştırma partisine dönüşen CHP’nin Türk tarihine bakışı haçlı emellerinin bakışıyla neredeyse bire bir aynıdır. 26 Ağustos’ta Malazgirt Zaferi’ne rakip olarak Büyük Taarruzu göstermek, iki taraflı cephe oluşturmak tarihe, millete ve milli mukadderata vahim bir saygısızlık ve saldırganlıktır.

Hacı Bektaşi Veli’yi anma törenlerinde etnik ve mezhebi bölücülüğü DEM’lenerek kamçılayan CHP’nin aynı tutumu 26 Ağustos münasebetiyle ve daha da ilerleterek sergilemesi utanç duyulacak bir rezalettir. Bölücülük CHP’nin siyasetine iyice sinmiş ve sirayet etmiştir. Esasen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eserlerine, emanetlerine ve erdemli mücadelesine hakaretamiz davranan, bunun da ötesinde savaş açan karanlık odağın hamisi bugünkü CHP yönetimidir.

Ecdadımız arasına fitne yaymaya kalkışmak hafıza ve haysiyet kaybı yaşayan işbirlikçi ve ilkesiz güruhun dış güdümlü operasyonudur. Elbette Türk milleti bu oyuna gelmeyecektir. Malazgirt Meydanı’nda Bizans’ı ezip Anadolu’nun kapılarını açan yüksek iradeyle Büyük Taarruzu başlatıp hitamında müstevlileri Dumlupınar’da yerle yeksan eden irade aynıdır ve bu irade Türk milletine mahsustur. Tarihimizi karıştırmak ve yaşanmış hadiseleri saptırmak ancak ve ancak güncellenmiş Bizans senaryosu, Türk ve İslam düşmanlarının alçak kurgusu olarak adlandırılacaktır.

DEM’lenen CHP’nin siyasi pozu ve pozisyonu yüksek düzeyli tehdittir. Gelişmelerin başkaca bir izah ve ifade tarzı maalesef çok zordur. 953 yıl önce Anadolu’nun Müslüman Türk milletinin vatanı olmasını hala hazmedemeyen, derin yaralarını bir türlü kapatamayan, uğradıkları yenilginin acısını asla unutamayan iç ve dış düşman çevrelerin siyasetten, medyadan, üniversitelerden, iş aleminden, sanattan, aydınlardan ve sivil toplum kuruluşlarından devşirdikleri kuklalarla üzerimize gelmeleri, milli hassasiyetlerimizi tahriş etmeleri gün geçtikçe şiddetlenmektedir.

Ancak Sultan Alparslan’ın sancağını inançla tutan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden sevdayla yürüyen aziz milletimiz bu şiddeti göğüslemeye, yörüngesi kaymış taşeronların heveslerini kursaklarında bırakmaya hiç kuşkusuz mahir ve muktedirdir. Ruhen mezbeleye dönüşen ve zilletin çukuruna düşen siyasi kapkaççı anlayışa hatırlatırım ki, vatan demek imara açılmış arazi, hibe edilmiş arsa, ikram edilmiş toprak parçası demek değildir.

Bir coğrafyayı vatan yapan, bir mücadeleden ve muhabereden vatan çıkaran sayısız ve birbiriyle eklemlenmiş zincirleme hadiseler silsilesi vardır. Vatan bir zaman aralığının, bir tarih anının tesadüfi mahsulü olmayıp; mazisi uzun yıllara yayılmış meşakkatli bir arayışın, imrenilecek bir amacın inanç ve irfanla serpilmiş mahsulüdür. Bir toprağa vatan unvanı veren, vatan aşısı vuran elbette uğrunda gösterilen fedakârlıklar, maziyi atiyle kenetleyen yüksek şuur ve bunların da fevkinde şehitlerin muazzam feragatidir.

Hamd olsun bu fedakârlık bilinci, bu feragat kültürü büyük Türk milletinde fazlasıyla merbut ve mevcuttur. Anadolu’nun vatanlaşması öncelikle akılla bezenmiş bir hazırlığın, ahlakla bilenmiş bir haysiyetin, imanla billurlaşan büyük bir hedefin hayranlıkla anılacak mükafatıdır. 953 yıl evvel bu topraklarda kahramanlık korkaklığı yere sermiştir. 953 yıl evvel bu topraklarda Hakk’ın sesi batılın nefesini kesip atmıştır.

Malazgirt’te, tarihin rotası, beşeriyetin yörüngesi, medeniyetler arasındaki gerilimin ana kulvarı değişim, hatta dönüşüm göstermiştir. Bu nedenle asırlardır muhasım odakların Türk milletine karşı beslediği intikam duygusu hiç bitmemiş, hiç de azalma emaresi göstermemiştir. Malazgirt ovasında Bizans ölümcül bir darbe almakla kalmamış, İstanbul’un kapıları Efendimizin müjdesine mazhar olan aziz milletimize açılmıştır.

Anadolu coğrafyasının adalete susamışlığı, huzur ve kardeşliğe muhtaçlığı Malazgirt Zaferi’yle son bulmuş, 30 Ağustos Dumlupınar Zaferi’yle de teyit edilmiştir. Anadolu’nun fethi yalnızca silahın, savaşın, cenk meydanlarındaki başarının, kahramanca çarpışmanın eseri görülemez, görülmemelidir. Şayet kazanılmış zaferler onu hazmedecek, kaldıracak, adım adım ileriye taşıyacak fazilet, merhamet, dirayet, irade ve insaniyetle perçinlenmezse kalıcı olmaz, olamaz.

Her büyük zafer layık olmayanlar için ağır bir yüktür. Nitekim CHP ve DEM’lenen ortakları için tarihi zaferlerimiz yük olarak değerlendirilmekte, bu yüzden tahribine niyet edilmektedir. Türk milleti elde ettiği zaferleri kanının son damlasına, alın terinin son zerresine kadar hak etmiş muzaffer bir millettir. Bu nedenle hem tarih yapmış, hem de tarih yazmıştır. Türk milleti tarihten çekilip alındığında geriye yalnızca masal yığını, kuru kuruya anlatılan yavan olaylar ve anılar geçidi kalacaktır.

“Türk milletinin gücünü sınamaya cüret edenlere…”

Malazgirt aynı zamanda gönüllerin, aynı zamanda özlemlerin, aynı zamanda ümitlerin fethidir. Türk milleti fetihle birlikte kutlu varlığına bir daha kapanmamak üzere bir istikbal sayfası aralamıştır. Bu sayfa tertemizdir, nice fani ömrün marifetiyle pekişmiştir. 30 Ağustos 1922 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları işgali reddederek tarihimizin şanlı zaferlerine yenisini eklemişler, Türk milletinin gücünü sınamaya cüret edenlere tarihi bir ders vermişlerdir.

Malazgirt Zaferi’yle birlikte Büyük Taarruz; Türk milletinin var olma azminin yüreklerde çınarlaştığı birbirini tamamlayan iki ayrı milat olmuş ve tarihteki ayrıcalıklı yerlerini almışlardır. Ne büyük bir tevafuktur ki, Anadolu’yu vatan yapan muhteşem zaferle, bu tarihten tam 851 yıl sonra aynı gün başlayan ve 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz son yurdumuzu karanlıktan aydınlığa taşıyan, Anka Kuşu’nu küllerinden doğuran, Türk tarihini birbirine bağlayan muazzez nitelikli kader ve kavşak eşikleridir.

Geride kalan onca süre sahip olunan vatanın stratejik önemine uygun olarak kendi jeopolitiğini ve beşeri zenginliğini geliştirmiştir. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan da Cumhuriyetimize köklü bir maddi ve manevi veraset olarak intikal etmiştir. Vatanı korumak; vatan kurmak, vatan kurtarmak kadar şerefli bir görevdir. Aziz Türk milletinin ruh kökü olan Cumhur İttifakı bu şerefe müstahaktır ve vatanı sonuna kadar koruyacak, işbirlikçilere ve ihanet cephesine göz açtırmayacaktır.

Türk vatanında aklı kalanlar, Türk milleti üzerinde hesap yapanlar unutmasınlar ki, Sultan Alparslan’ın ahfadı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anıları heybetle ve heyecanla ayaktadır. Terör örgütlerini kullanarak zehir saçanlara, 953 yıllık fütuhat mirasının rövanşını alabilmek için zulmü rehber edenlere Malazgirt’teki Bizans İmparatoru’nun pespaye durumunu, İzmir’de denize dökülen müstevlilerin kepaze hallerini dikkatle hatırlatmak isterim.

Bilinmelidir ki, 953 yıldır üzerinde yaşadığımız bu kutsal topraklar; muzaffer atalarımızın emaneti olup, muhafaza ve müdafaası her türlü mülahazanın üzerinde tutulması gereken bir vatan sorumluluğudur. Bu hazineyi yağmaya heves edenler ağır sonuçlarına her seviyede katlanacaklardır. Dün içimize fitne sokmaya çalışan tekfurlara, Türk milletini yok etmeye kararlı güçlere nasıl cevap verilmişse, bugün de bu büyük milletin iradesinin yeniden şahlanarak hak edenlere Osmanlı’nın şamarını indireceği muhakkaktır.

Türkiye Cumhuriyeti yaşayacak, Türk ve Türkiye Yüzyılının destanı yazılacak, Türk vatanı sonsuza kadar var olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; Malazgirt Zaferi’nin 953’üncü yıldönümünde büyük ecdadımız Sultan Alparslan’ı ve cesur neferlerini; Büyük Taarruz’un ve 30 Ağustos Zaferi’nin 102’üncü yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi saygıyla, şükranla, rahmetle anıyorum. Zaferlerimiz kutlu olsun diyorum.”

Paylaşın