MB’nin Faiz İndirimi Kararına Kılıçdaroğlu’ndan Tepki

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirim kararına bir tepkide CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Kılıçdaroğlu, “Bugün bir kez daha anlaşıldı ki, Merkez Bankası Başkanı da Erdoğan’dır” dedi.

Haber Merkezi /Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’na da tepki gösteren Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Erdoğan, ‘Ben ekonomistim’ diye diye aldığın kararlarla ülkeyi bugün daha da fakirleştirdin. Milleti faturasını ödeyemez hale getirirken, yine yandaşlarını zengin ettin. Sevgili halkım unutmayın; Erdoğan sebep, hayat pahalılığı ve ödenemeyen faturalar sonuçtur.

Bir sözüm de Merkez Bankası Başkanı’na! Onuru olan bir bürokrat, akıl dışı bu emir karşısında, istifasını verir ve giderdi. Bugün bir kez daha anlaşıldı ki, Merkez Bankası Başkanı da Erdoğan’dır. Ama unutmayın, milletin parasını pul eden herkes hesap verecek!”

Merkez Bankası , yüzde 19 olan politika faizini yüzde 18’e indirdi. Piyasanın beklentisi faizlerin yüzde 19 seviyesinde tutulacağı yönündeydi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık faiz indirimi kararının ardından, dolar/TL yüzde 1’in üzerinde yükselişle 8.8017’yi gördü. Euro/TL ise 10.32’yi aştı.

Dolar/TL kurunda tüm zamanların en yüksek seviyesi, geçen haziran ayında gerçekleşmişti. Kur, 8.8122’ye ulaşmıştı.

Borsa İstanbul ise kazançlarını sildi. Borsa İstanbul BİST 100 Endeksi’nde yüzde 0,5 civarı eksiye döndü ve 1.400 puanın altı görüldü.

TCMB’nin karar metninde çekirdek enflasyona ilişkin gelişmelerin değerlendirildiği ifade edilirken, metinden “kararlı sıkı duruş” ifadesi de çıkarıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre ağustosta tüketici fiyat endeksi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19.25 artmıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Alın Terine, Emeğe Değer Veren Bir Partiyiz

Bir dizi ziyaret için Rize’ye giden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Rize’nin Bozkale Köyü’nde çay üreticileri ile kahvaltıda buluştu. Köy halkı ile sohbet ederek, yaşadıkları sorunları dinleyen Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, “Biz alın terine, emeğe değer veren bir partiyiz. Az önce içeride söz verdim. Kaçak çay Türkiye’de büyük bir sorundur. İktidar olacağız, kaçak çayları Rize meydanda yakacağım. Hiç kimsenin Rizelilerin alın terini çalmasına izin vermeyeceğim. Ben adalet dediysem, 400 km yol yürüdüysem o kaçak çayları yakalayıp, Rize meydanda yakmakta benim boynumun borcu” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasında çay üreticilerinin sorunlarına değinen Kılıçdaroğlu, “Çay üretiminde en büyük emeği harcayan kadınların dertleri var. Fiyatlardan memnun değiller. Fiyatların yükseltilmesini istiyorlar. ‘Bizi özel sektöre mahkum etmeyin’ diyorlar. Bu rahatsızlığın giderilmesi konusunda bir kanun teklifi hazırladık bunu parlamentoya verdik” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, “Bütün partilere açık ve net çağrı yapıyorum. Rizeli çay üreticisinin sorunlarını çözmek istiyorsanız bu kanunu meclisten birlikte geçirir. İsterseniz bu kanunu CHP değil onlar teklif etsin biz destek verelim. Rize’nin bu sorunu aşılabilir. Taban fiyatın altında bir alım yapılmasın. Rizelilerin, üreticilerin hakkını savunuyoruz. Rize’de üreticilerin büyük bir kısmı öteden beri iktidar partisine destek veriyor. Bugün gelinen noktada onların alınteri birilerine peşkeş çekiliyor” diyen Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi;

“Rize deyince akla doğal olarak çay geliyor. Dünyanın neresine giderseniz, bir Rizeli ile karşılaşınca ortak sorununuz çay olur. Burada da çay sorunu var, üreticilerinin sorunları var. Az önce içeride kadın kardeşlerimiz ile konuştum; malum çay toplama konusunda, çay fidanlarının bakımı konusunda en büyük emeği harcayan kişiler, Rizeli kadınlar.

Onların dertleri var, fiyatlardan memnun değiller, bu fiyatların yükseltilmesini istiyorlar. ‘Bizi özel sektöre mahkum etmeyin. Topladığımız ürünün hakkını almak istiyoruz, alın terini almak istiyoruz, emeklerimizin boşa gitmesini istemiyoruz. Biz mahkum etmeyin. Dolayısıyla devlet ürünü alsın, istiyorsa özel sektöre satsın’ diyorlar.

Dolayısıyla var olan yapıdan müthiş bir rahatsızlık var. Bu rahatsızlığın giderilmesi konusunda ve bir kanun teklifi hazırladık. Kanun teklifinin parlamentoya verdik. Buradan bütün partilere açık ve net çağrı yapıyorum; Rizeli çay üreticinin sorununu çözmek istiyorsanız o kanun teklifini Meclis’ten geçirelim, beraber geçirelim hatta istiyorsanız bu kanun teklifini CHP değil onlar versinler, destekleyelim. Bunun tamamı yapılabilir ve bu sorun aşılabilir, çözülebilir” dedi.

Sorular sordular, neler yapılacağı konusunda. Söyledik; taban fiyatı belirlesin, taban fiyatının altında bir alım yapılmasın. Özel sektör tarafından da yapılmasın çünkü taban fiyat adı üstünde, tavan değil taban fiyat. Taban fiyat, makul bir karı içeren bir fiyattır. Bu fiyatın altında eğer özel sektöre satmaya mahkum ediliyorsa çay üreticisi, alın teri çalınıyor demektir. Bunun önüne geçmek lazım.

“İnşallah iktidar olacağız, Rizelilerin oylarıyla iktidar olacağız”

Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak çaba harcıyoruz. Rizelilerin ve üreticilerin haklarını savunuyoruz. Bakın adım gibi biliyorum, Rize’de üreticilerin büyük bir kısmı, öteden beri iktidar partisine destek veriyor ama bakın bugün gelinen noktada onların alın teri, birilerine peşkeş çekiliyor. Alın terine, emeğe değer veren bir partiyiz.

Herkesin kazanmasını, herkesin üretmesini, herkesin alın teri dönmesini ve onun karşında da alın terinin karşılığını almasını isteyen bir partiyiz. Buradaki soruna el koyduk. Az önce içeride Rizeli kadınlara söz verdim; kaçak çay Türkiye’de ciddi bir sorundur. İnşallah iktidar olacağız, Rizelilerin oylarıyla iktidar olacağız.

Kaçak çayları, Rize meydanında yakacağım, bunu söyledim. Hiç kimsenin, Rizelilerin alın terini çalmasına asla izin vermeyeceğim. Eğer ben haktan, hukuktan, adaletten söz ettiysem 450 kilometre yol yürüdüysem o kaçak çayları yakalayıp, Rize meydanında yakmak da benim boynumun borcu olacak.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Bahçeli’ye ‘HDP’ Yanıtı

MHP Lideri Bahçeli’nin “HDP’yi meşru organ görmek demek, PKK’yı muhatap almak demektir” açıklamasına yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “O zaman o Sayın Genel Başkan’a söyleyelim, HDP’nin TBMM Başkanvekilliği yaptığı zaman el kaldırıp söz istemesinler. Söz istiyorlarsa, nasıl istiyorlar? Biraz mantık olur” dedi.

Haber Merkezi / Ankara’da Gaziler Haftası Buluşması’na katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu , Kürt sorununa çözümü ve HDP tartışmaları kapsamında yeni açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, gazetecilerin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “HDP’yi meşru organ görmek demek, PKK’yı muhatap almak demektir. CHP yönetimi siyasi ikbal ve istikbalinin çürük şifrelerini Kandil mağaralarının pespaye karanlığında bulmak üzere harekete geçmiştir” açıklamasını hatırlatması üzerine, şunları söyledi:

“Eğer millete hizmet edeceksek, her politikacının samimi ve dürüst olması lazım. Bu ülkenin sorunları var mı? Evet, sorunları var. Bu sorunlar kronikleşmiş mi? Evet, kronikleşmiş. Bugüne kadar çözülmemiş mi? Evet, çözülmemiş. Bir sorun varsa, bu sorunu çözecek organ hangisi? TBMM. TBMM’den daha büyük bir güç yoktur.

“Bu ülkeye huzuru, bu ülkeye barışı birlikte getireceğiz”

Milli Kurtuluş Savaşı’nı veren Meclis, bizim TBMM’dir. Dolayısıyla, ‘adres şöyleydi, adres böyleydi, şu sorun vardı, bu sorun vardı.’ Türkiye’de dünya kadar sorun var. Biz sorunlardan korkmuyoruz. CHP’nin Genel Başkanı olarak da bütün millete açık ve net söylüyorum, sizin oylarınızdan çok sizin sorunlarınıza talibim. Bu sorunları, samimi ve dürüst olarak çözeceğim. Bu ülkeye huzuru, bu ülkeye barışı birlikte getireceğiz. Dostlarımızla beraber getireceğiz.

Yeter artık bu millet bıktı. Kavgadan bıktı. Açlık var, sefalet var, yoksulluk var. Öğrenciler mezun olmuş, yurt bulamıyorlar yaptıkları tartışmalara bak. Bu tartışmalar Türkiye’yi kısır bir sürecin içine sokar. Dürüst ve namuslu olan siyasetçi, ahlaklı olan siyasetçi halkına güven veren siyasetçi doğruları her yerde her ortamda dillendirmek zorundadır, ben de bunu dillendiriyorum. Bunu söylüyorum.

“Söylediğiniz şeylerin mantığı olur”

Sorun var, evet. Bu sorun nerede çözülecek? TBMM’de çözülecek, bu kadar açık bu kadar net. ‘Öbür Genel Başkan şunu söylemiş, şu Genel Başkan bunu söylemiş’ o zaman o Sayın Genel Başkan’a söyleyelim, HDP’nin TBMM Başkanvekilliği yaptığı zaman el kaldırıp söz istemesinler. Söz istiyorlarsa, nasıl istiyorlar. Biraz mantık olur. Söylediğiniz şeylerin mantığı olur, mantık çerçevesinde hareket edersiniz.

“Bütün sorunlarını çözmeye kararlıyım, dostlarımızla beraber çözeceğiz”

Onu düşmanlaştır, bunu düşmanlaştır, kamplaşma yap. Bu kadar dert varken bunların derdi mi yok ya. Çocuklar yatağa aç giriyor. Sen 20 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’nde görev yapıyorsun, yönetiyorsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, 20 yılda yurt sorununu çözemedin. Bir yılda çözülecek sorunu çözemedin. Şimdi kalkmış bana bir sürü laf ediyorlar. İstediklerini etsinler yine söz veriyorum, bu ülkenin bütün sorunlarını çözmeye kararlıyım, dostlarımızla beraber çözeceğiz.

Sorunlarla boğuşan değil, nefes alan bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Sorunlarıyla ‘nereye gidiyor bu memleketin hali’ diye sormayacak vatandaş, o sorunlardan sıyrılacak, görkemli, güzel, ahlaklı, temiz bir siyaseti ve onun büyüttüğü Türkiye’yi görecek. Hedefimiz bu.”

Paylaşın

Akşener’in ‘Tek Aday’ Önerisine Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

Akşener’in “ittifak ilk tura tek adayla gitmeli” açıklamasına cevap veren Kılıçdaroğlu, “Kafamda yüzde yüz şu olsun diye belirlenmiş bir model yok. Meral Hanım’ı dikkatle dinliyorum. Tek adayla gitmenin avantajından söz ediyor. Olabilir. İttifak olarak bir araya gelip tek aday üzerinde anlaşabilirsek tek aday üzerinden gidilebilir. Bir sakıncası yok.” ifadelerini kullandı.

Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeyi köşesine taşıdı. Kılıçdaroğlu’na İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “ittifak ilk tura tek adayla gitmeli” yorumunu da anımsattım. Şu karşılığı verdi:

“Kafamda yüzde yüz şu olsun diye belirlenmiş bir model yok. Meral Hanım’ı dikkatle dinliyorum. Tek adayla gitmenin avantajından söz ediyor. Olabilir. İttifak olarak bir araya gelip tek aday üzerinde anlaşabilirsek tek aday üzerinden gidilebilir. Bir sakıncası yok.

Hangisinde daha başarılı olunur bugünden kestirmek zor. Önümüzdeki süreç içinde kamuoyu yoklamalarıyla ya da bu işi iyi bilen kişilerle oturup konuşmak lazım.

Biz illa çok adayla ya da tek adayla gidin gibi bir dayatma içinde olmayacağız. Zaten ittifakımızın özelliği de demokratik olması, liderlerin rahatlıkla birbirleriyle konuşabilmesi, düşüncelerini paylaşabilmeleri. Biz bu özelliğimizle Cumhur İttifakı’ndan ayrışıyoruz.”

Deniz Zeyrek’in “Kılıçdaroğlu: Seçim yasasını değiştiren iktidar gidicidir” başlıklı yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Gençler, Çok Özgür Bir Dönem Sizi Bekliyor” Paylaşımı

Sosyal medya hesabından gençlere seslenen, CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Çok parlak, çok yaratıcı, çok eğlenceli, çok zengin ve çok özgür bir dönem sizi bekliyor” paylaşımında bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından gençlere seslenerek bir paylaşımda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımında, “‘CHP gelirse ne olacak’ değil, CHP geliyor sevgili gençler. Sizden hayat enerjinizi çalanların inadına, benim önceliğim hayat enerjinizi geri vermek olacak. Çok parlak, çok yaratıcı, çok eğlenceli, çok zengin ve çok özgür bir dönem sizi bekliyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Elinize Dizinize Dursun’ Açıklamasına Kılıçdaroğlu’ndan Sert Yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversite öğrencilerinin aldığı kredilere yönelik ‘Elinize dizinize dursun’ açıklamasına cevap veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu,  “Bu ülkenin evlatlarıyla, azarlar gibi konuşamazsın. İşini düzgün yap!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için ABD’ye giderken düzenlediği basın toplantısında üniversite öğrencilerinin yurt ve kredi/burs sorunlarına ilişkin ”2001 yılında 45 liraydı, şimdi 650 lira. Elinize dizinize dursun” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın bu sözlerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile yanıt verdi. Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin açıklaması şöyle;

”Erdoğan demeç veriyor, yüzünde sevginin zerresi yok. Halkından nefret eden bir figür… Tutamıyor kendisini, günlük 22 Lira’ya karşılık gelecek şekilde, aylık 650 Lira olan bursları ile ilgili öğrencilere “Elinize dizinize dursun ya!” diyor. Kime diyor? Ülkemizin evlatlarına…

Erdoğan, bu ülkenin evlatlarıyla, azarlar gibi konuşamazsın. Sen onlara hizmet etmek için oradasın. İşini düzgün yap!

Erdoğan, üstelik sen kimseye bir şey de vermiyorsun. Ülkenin anne-babalarının, evlatlarımıza burs olsun diye ödediği vergileri, kendine Saray yapmak için harcıyorsun. Kalan da yetmediği için, evlatlarımız burssuz, yurtsuz kalıyor.

Bugüne kadar sarayını üniversite yapmayı düşünüyordum. Artık yurt yapmayı da düşüneceğim! Gençlerden çalınan her şeyi, onlara geri vereceğim. Senin yanlışlarını, israfını telafi edeceğim.

Erdoğan, küfür kıyameti bırak; birazcık cesaretin varsa, çık er meydanına. Seçimden ne zamana kadar kaçacaksın ki! Sen de biliyorsun, #GeliyorGelmekteOlan”

Paylaşın

CHP’li Özkoç: AKP Politikaları Vatandaşı Ölüme Terk Ediyor

Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile fahiş fiyatlara tepki gösteren CHP Milletvekili Engin Özkoç, açıklamasında “AKP politikaları vatandaşı ölüme terk ediyor. AKP KORONAVİRÜS’TEN DAHA TEHLİKELİDİR!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile fahiş fiyatlara tepki gösterdi.

Özkoç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Balı, kaymağı geçtim. Bir şişe süt alıyorsun 10 TL. Bir yumurta 1 TL. Bu millet nasıl beslenecek? Bu millet nasıl geçinecek? Düşünen yok. Varsa yoksa ekonomiyle ilgili yalanlar… AKP politikaları vatandaşı ölüme terk ediyor. AKP KORONAVİRÜS’TEN DAHA TEHLİKELİDİR!”

CHP’li Özkoç, daha sonra yaptığı bir paylaşımda da yurt sorununa dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı;

“Yurtların durumu ortada. Yurtlar yetersiz! Pandemi koşullarına uygun değil! Bir yıl yatmanın, önlem almamanın sonucu ağır olacak. Geleceği parlak gençlerimizi, bu ülkenin yetiştirdiği değerli öğretim üyelerini, öğretmenleri kaybedemeyiz. ÖNLEM ALIN!”

Paylaşın

CHP’li Öztrak: Şaha Kalkan Ekonomi Değil, Borçlar

Partisinin Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, iktidara ekonomi üzerinden yüklenerek, “Cumhurbaşkanı makamında oturanların, önce hesap bilmesi gerekir. Biz buradan kendisine nelerin milli gelirden daha hızlı arttığını, neyin şaha kalktığını bir söyleyiverelim: şaha kalkan BORÇ… Tekrar ediyorum borç” dedi.

Haber Merkezi / Öztrak, Erdoğan’ın 2023 hedefleriyle ilgili, “Cumhuriyet tarihinin en iddialı ve en cesur makas değişikliği” açıklamasını değerlendirerek, “İnsaf be kardeşim. Ne makas değiştirmesi, siz treni devirdiniz. Treni, treni…” dedi.

Erdoğan Hükümetlerinin yargı, liyakat, eğitim, tarım, ekonomi gibi her alanda treni devirdiğini söyleyen Öztrak, “Ne söylediyse, ne vaat ettiyse, altında ezildi. Şimdi aynı Erdoğan, milletten özür dilemek yerine, müflis bezirgân misali, eski vaatlerine kulp takıp, allayıp pullayıp, yeniden milletimize yutturmaya kalkıyor. İsmi bile kalmayan 2023 hedeflerini sayıklayarak, ortalarda dolaşıyor. Ama milletimize de, 2023’te 2 trilyon dolara çıkarmayı taahhüt ettiği milli geliri neden 925 milyar dolara düşürdüğünü, ‘25 bin dolar olacak’ dediği kişi başına geliri neden 10 bin 703 dolara indirdiğini, ‘500 milyar dolar olacak’ dediği yıllık ihracatı nasıl olup da 242 milyar dolara gerilettiğini, yüzde 5’e indirmeye söz verdiği işsizliği nasıl olup da yüzde 11,4’e sıçrattığını anlatmıyor. Anlatamıyor” diye konuştu.

2009 tarihinde çıkarılan 200 liralık banknotla, aynı yılın Ocak ayında alınabilen meyve, sebze, et, un ve şekerin, bugün ancak dört tane 200 liralık banknot ve yanına bir de 50 liralık banknotla alınabildiğini söyleyen Öztrak, “Hükümet bu masrafları, hayat pahalılığını düşürecek önlemler alacağına görüntüyü kurtarmaya çalışıyor. Yalandan fiyat etiketlerini denetliyor… Erdoğan şimdi de raflardaki, etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının önüne geçmeyi vadediyor. Beyler herhalde yeni iş başına geldi. Soruyorum, Allah aşkına, raflardaki, etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının önüne geçmek için koskoca 20 yıldır ne yaptınız?” diye sordu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu: Öztrak’ın açıklamaları şöyle;

“Orhan Veli; “Öyle bir rûzigâr ki, kendi gitti, ismi bile kalmadı yadigâr” diyor. AK Parti Genel Başkanı, Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 yılında, ulaşmayı taahhüt ettiği hedefleri, bundan 10 yıl önce 2011 seçimlerine giderken, bu seçim beyannamesiyle ilan etmişti.

Bu yetmedi, bu seçim beyannamesindeki taahhütlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 10. Kalkınma Planı’yla da resmileştirdi. Üzerinden 11 yıl geçti, Erdoğan iki hafta önce, kendi imzasıyla açıkladığı Orta Vadeli Program’da, millete verdiği 2023 taahhütlerinin yalan olduğunu, hayal olduğunu açıkladı. Söz verdiği bu hedeflerin yarısına bile ulaşamayacağını itiraf etti.

Ne söylediyse, ne vaat ettiyse, altında ezildi. Şimdi aynı Erdoğan, milletten özür dilemek yerine, müflis bezirgân misali, eski vaatlerine kulp takıp, allayıp pullayıp, yeniden milletimize yutturmaya kalkıyor. İsmi bile kalmayan 2023 hedeflerinin ismini sayıklayarak, ortalarda dolaşıyor.

Ama milletimize de, 2023’te 2 trilyon dolara çıkarmayı taahhüt ettiği milli geliri neden 925 milyar dolara düşürdüğünü, “25 bin dolar olacak” dediği kişi başına geliri neden 10 bin 703 dolara indirdiğini, “500 milyar dolar olacak” dediği yıllık ihracatı nasıl olup da 242 milyar dolara gerilettiğini, yüzde 5’e indirmeye söz verdiği işsizliği nasıl olup da yüzde 11,4’e sıçrattığını anlatmıyor.

Sözlerini tutamayan Erdoğan, “Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten” diyemiyor. Onun yerine Büyük ve güçlü Türkiye’nin “siluetinin” ufuktan göründüğünü söylüyor. 19 yıllık yönetimlerinin sonunda milletimize, “Hedefleri tutturamadık, yalan oldu” demek yerine, “Size 2023 hedefleri yerine siluet verelim, sesinizi çıkartmayın” diyorlar.

Yetmiyor, hiç sıkılmadan, “2023’te yeniden şahlanıştan” bahsediyorlar. Sanırsınız beyler tazecik hükümet yeni geldiler daha. Beyefendi “çıraklık” dedi, “kalfalık” dedi, “ustalık” dedi, milletin 20 yılını çaldı… Şimdi çıkmış hala şahlanmaktan bahsediyor.

En son 2003’te Cihan isimli bir küheylan, şahlanıp Erdoğan’ı üstünden atmıştı. Şimdi de asil milletimiz sandıkta şahlanıp; Erdoğan’ı attan düşmekten beter etmeye hazırlanıyor.

Orada da durmadı. “Cumhuriyet tarihinin en iddialı ve en cesur makas değişikliğini gerçekleştirdiklerini” söylüyor. İnsaf be kardeşim. Ne makas değiştirmesi, siz treni devirdiniz. Treni, treni…

Ben söyleyeyim bu beceriksiz makasçı, yargı trenini devirdi önce… 2010’da Hâkimler ve Savcılar Kurulunu FETÖ’ye teslim etti. Ordumuza kumpas kurdurdu. Ordumuzun Harim-i ismetini, kozmik odasını, suç ortaklarına açtı. Sonra aynı yağmurda ıslandığı eski dostları, darbeye kalkıştı. Meclisi bombaladı. Millet, o gece devletini sokaklardan topladı. Erdoğan’da yolunu açtığı bu hain darbe girişimine “Allah’ın bir lütfu” dedi. Bu darbe girişimini kendi vesayet rejimini kurmak için kullandı.

Bu beceriksiz makasçılar devlette liyakat trenini de devirdi… Büyükelçiler, rüşvetten aklanmamış eski bakanlara, rektörlükler, tekaüt milletvekillerine arpalık yapıldı. Liyakatin yerini, Saraya sadakat aldı.

Beceriksiz makasçı Erdoğan eğitimde de treni devirdi. Her gelen bakanla eğitim sistemi değişti, her gelen bakanla sınav sistemi değişti. Öğrencilerin de, öğretmenlerin de, velilerin de başı döndü.

Beceriksiz makasçı Erdoğan Şahsım Hükümeti tarımda da treni devirdi. Ürün fiyatı ile girdi fiyatı arasında sıkışan çiftçilerimiz perişan… Üzüm üreticisi feryat ediyor, fındık üreticisi feryat ediyor, pancar üreticisi feryat ediyor. Yer fıstığı üreticisi feryat ediyor. Ayçiçeği üreticisi feryat ediyor.

Çiftçiye kanunen hak ettiği, 213 milyar liralık tarımsal desteği ödemediler. Bunu yapmadıkları gibi birde çiftçiyi ithalat sopasıyla dövüyorlar. 19 yılda, tarım ve hayvancılıkta yapılan toplam ithalat, 120 milyar 419 milyon doları buldu.

Beceriksiz makasçı, vatandaşın geçim trenini de devirdi. Üretici perişan oldu ama vatandaş da ucuz meyve-sebze göremedi. Hayat pahalılığı aldı başını gitti. Hükümet bu masrafları düşürecek önlemler alacağına görüntüyü kurtarmaya çalışıyor. Yalandan fiyat etiketlerini denetliyor…

Onun yerine 128 milyar dolar rezervimizi, Merkez Bankası’nın arka kapısından Hazine Bakanı Damadınızın Hazine’sine aktardınız, teslim ettiniz. Onun talimatıyla da kamu bankaları bu paraları buharlaştırdı. Paramızı pul oldu.

Erdoğan 2018 seçimlerine giderken, “Verin bu kardeşinize yetkiyi, faizle, şununla, bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz” demişti. Millet de, “Treni 2023’e götürsün”, faizle, şununla, bununla uğraşsın diye, Erdoğan’a yetkiyi verdi. Sonuç, dünyada en yüksek politika faizine sahip 9. ülkeyiz.

19 yıllık Şahsım Hükümetleri döneminde, milletin cebinden alıp, Londra’daki bir avuç faiz lobisinin cebine koydukları para 191 milyar dolar. Aynı dönemde, bütçeden içeriye ve dışarıya yapılan toplam faiz ödemesi, 509 milyar 381 milyon dolar. Şimdi bu milyar dolarları, liraları söylemesi kolay da hakikaten aklın, havsalanın alacağı rakamlar değil bunlar.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün maliyeti 3,5 milyar dolar. Şimdi bunların ödedikleri faizle, 145 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılırdı. İstanbul-İzmir Otoyolu’nun maliyeti, Osmangazi Köprüsü de dâhil 10,3 milyar dolar. Bunların ödedikleri bu faizlerle Türkiye’nin etrafını dört kere dönecek, otoyol yapılırdı.

“Vatandaş iğne ipliğe dönmüş”

Erdoğan’ın yönettiği ekonomide, yandaşlar da abat olmaya devam ediyor. “1 kuruş vermeden yaptırdık” denen, dolar, avro garantili ballı projelere, saray sadece bu yılın ilk 8 ayında 18 milyar 874 milyon lira ödemiş. Şahsım vesayet rejiminde, havuzcular tosun gibi şişerken, vatandaş iğne ipliğe dönmüş.

Dünya Bankası verilerine göre son üç yılda ülkedeki yoksul sayısı, 3 milyon 232 bin kişi arttı. TÜİK’e göre yoksul sayısı 17 milyon 921 bin kişi. Bütün bunların yanında en hazini bir de çok derin çocuk yoksulluğu var. Derin Yoksulluk Ağı’nın İstanbul’da düzenli geliri olmayan ailelerle yaptığı, son araştırmaya göre, ailelerin yüzde 74’ü bebek maması ve bezi almakta zorlanıyor.

Millet önceden düğünde dernekte, eşine dostuna rahatlıkla bir çeyrek altın takabiliyordu. Şimdi millet kendi evladının mürüvvetinde bile çeyrek altın takmakta zorlanıyor.

Ama saray ahalisi söylüyorum hep baştan beri milleti unuttu. Sesini duymuyor. Avrupa İstatistik Ofisi’nin rakamlarına göre, 26 Avrupa ülkesi içinde, Arnavutluk, Karadağ ve Bulgaristan’dan sonra, asgari ücretin en düşük olduğu ülke, Türkiye. Türkiye artık Avrupa’nın Çin’i bile değil.

Ben buradan tekrar söylüyorum, Cumhurbaşkanı makamında oturanların, önce hesap bilmesi gerekir. Biz buradan kendisine nelerin milli gelirden daha hızlı arttığını, neyin şaha kalktığını bir söyleyiverelim: şaha kalkan BORÇ… Tekrar ediyorum borç.

Ne yazık ki salgın döneminde milletin borç yükü daha da ağırlaştı. Dünya, salgında vatandaşlarını paraya boğdu, Erdoğan Şahsım Hükümeti milletimizi borca batırdı. Dünyada benzer ülkeler arasında, vatandaşına en az doğrudan destek veren, buna karşılık en fazla borç veren ülke biz olduk.

“Dört ayaklı bir strateji izleyeceğiz”

Önümüzdeki seçimler, ülkemiz için büyük önem taşıyor. Milletimizin bu iktidardan sıtkı sıyrıldı. Ülkemize lig düşürten bu iktidardan kurtulmak için, millet artık sandığı hasretle bekliyor. Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılında, CHP iktidarında, Yeni Kurumlarla, Yeni Kurallarla, Yeni Kadrolarla ülkemizi ayağa kaldıracağız.

Bunun için dört ayaklı bir strateji izleyeceğiz. Stratejimizin ilk ayağında, adaleti, demokrasiyi ve kuvvetler ayrılığını ayağa kaldırmak var. Tarafsız Cumhurbaşkanı ile “Yepyeni ve Güçlendirilmiş Bir Parlamenter Sistem” yapacağımız tüm diğer işlerde güçlü bir zemin ve yitirilen güven ortamının yeniden temini imkanını oluşturacaktır.

Programımızın ikinci ayağında üretimin önünü açacak önlemler var. Ekonomiyi borçla şişirme modeli artık iflas etmiştir. Üreterek, verimliliği artırarak, ekonomiyi büyüten bir modeli getireceğiz. Salgın döneminde ülkeler çok önemli dersler edindi. Bu dersler ışığında devletin, sağlık, eğitim, gıda güvenliği gibi kritik alanlarda akılcı müdahalesini sağlayacağız. Dijital ve Yeşil Ekonominin sunduğu fırsatları değerlendireceğiz. Refah Devleti 3.0 yaklaşımından yararlanacağız.

Programımızın üçüncü ayağında, üretilen refahın adil şekilde paylaştırılması var. Üretim artışıyla oluşan refahı topluma yaymadığınızda, toplum kesimlerini dışladığınızda, birilerini arkada bıraktığınızda, maalesef büyüme sürmüyor. Bunu artık gelişmiş ülkelerde anladı. Bizim burada yararlanacağımız en önemli yeni kurum Aile Destekleri Sigortası olacak.

Ve Programımızın dördüncü ayağında, çevresel, ekonomik ve mali sürdürülebilirlik var. Bu sene yaşadığımız yangın ve sellerde gördük; tüm yapılacak işlerde, çevrenin sürdürülebilirliğini planlamak önceliğimiz olmak zorunda. Yeşil Mutabakata uyum sağlayacağız, Paris İklim Antlaşması’nı onaylayacağız. Borcun kontrolsüz artışına müsaade etmeyeceğiz. Enflasyona neden olmadan, istikrar içinde hızla büyüyeceğiz.

Soru – Cevap

Soru; İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Akşener, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek adayla gidilmesinin faydalı olacağını düşündüğünü söyledi. Adayın belirlenmesi sürecini tıkamayacağını açıkladı. Akşener’in bu sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP olarak Millet İttifakı’nın tek aday çıkarması konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Faik Öztrak; Genel Başkanımız da, Sayın Akşener’de bu konuda fikirlerini ifade ederken konunun Millet İttifakı’nın iktidarının önünü tıkamayacağını açık, seçik söylüyorlar. Millet ittifakı içinde bu konular sorun yaratmaz.

Soru; Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk öğrencilere 300 TL, Suriyeliler başta olmak üzere yabancı öğrencilere 600 TL burs veriyor. Bu ayrımcılık hakkındaki yorumunuz ne olabilir?

Faik Öztrak; Konuşmamda söyledim. Bu hükümet kendi vatandaşına bu ülkeyi cehennem, yabancılara da bu ülkeyi cennet haline getirmek için elinden geleni ardına koymuyor. Hiç şaşırmadım. Hep diyorum, bu hükümet el iyisidir.

Soru; Çıplak semazen olayı çok tepki çekti. Sizin bu konuda bir yorumunuz olacak mı?

Faik Öztrak- Şimdi bir kere İzmir Büyükşehir Belediyemizin yaptığı bir açıklama var. Diyor ki, “Bu sema değil, modern danstır” diyor. Ben şunu anlamıyorum hakikaten, çocuklarımız yurt bulamıyor. Tekirdağlı hemşerim borç yüzünden canına kıyıyor, bazılarının derdi de kim nerede çıplak dans etmiş o. Bunlar milletten iyice koptular. Bıraksınlar bu boş gündemleri milletin derdiyle uğraşsınlar. Milletimizin sıkıntısı büyük.

Soru- Yarın Memleket Partisi’nde birinci olağan kurultay var. Sayın Muharrem İnce tek aday olarak kurultaya girmesi şu anda görünen durum. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Faik Öztrak- Hayırlısı olsun diyoruz.

Soru; Son dönemde açıklamalarıyla gündemde olan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Cumhurbaşkanı kararıyla yeniden Diyanet İşleri Başkanlığına atandı. Cumhurbaşkanına teşekkür ederken “Anayasamızın toplumu din konusunda aydınlatma görevini verdiği Diyanet İşleri” diyerek anayasal görev vurgusu yaptı. Hem bu konudaki değerlendirmeniz, hem de Diyanet’in Kuran kursuna giden çocuklar okul öncesi eğitimi almış kabul edilsin önerisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Faik Öztrak; Şimdi aslında tabi bu atama kararı bizim için şaşırtıcı değil, buna geleceğim. Ama Ali Erbaş’ın bahsettiği o görev anayasada yazmıyor. Diyanetin kendi kanununda yazıyor. Demek ki Anayasayı okumamış. Ben kendisine tavsiye ediyorum, anayasanın 136. maddesini bir okusun. Anayasanın 136. maddesi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevini “bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak” yerine getireceğini söylüyor, bunu emrediyor. Cumhur İttifakı’na sadakatle hizmet eden Diyanet İşleri Başkanı’nın, Diyanet’i sarayın şubesi haline getiren Diyanet İşleri Başkanı, belli ki bir gece yarısı kararnamesiyle yeniden atanarak mükâfatlandırılmış.

İkinci soruya gelince; tabi uluslararası güvenilir çalışmalar okul öncesi eğitimin, tüm eğitim kademeleri içinde çocuk gelişimi açısından en önemli safha olduğunu söylüyor. Dolayısıyla okul öncesi eğitime ilişkin değerlendirmeler son derece önemli. Bunların öyle ayaküstü yapılmaması gerekiyor. Bilimin ışığında uzun uzun tartışılması gerekiyor.

Paylaşın

CHP’li Akın: İktidarın Uyguladığı En İyi Politika Zam Yapmak

1 Ekim’de yapılması beklenen elektrik zammıyla ilgili iktidarın arayış içinde olduğunu söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, “İktidar bugüne kadar uyguladığı en iyi politika olan “faturayı vatandaşa keserek zam yapmayı” hayata geçirmeye hazırlanıyor” dedi.

Haber Merkezi / CHP’li Akın, iktidarın artan elektrik maliyetleri nedeniyle faturalara yapılacak zamla ilgili iktidarın formül arayışında olduğuna işaret ederek, “Vatandaşların tepkisi üzerine iktidar mesken abonelerine daha az; sanayi, ticarethane ve tarımsal sulama abonelerine ise daha çok zam yapmayı değerlendiriyor. Meskenlerde zam yapılmadığı algısı yaratmak için sanayiye fahiş zam yapılırsa fatura yine vatandaşa kesilecek. Bütün temel ürünler ve gıda kış aylarında zamlanacak. Geliri düşen vatandaşımızın bütçesi kışın yapılacak bu zamla adeta sabote edilecek” değerlendirmesinde bulundu.

Ahmet Akın, yaptığı yazılı açıklamada 1 Ekim’de yapılması beklenen elektrik zammıyla ilgili iktidarın arayış içinde olduğunu kaydetti. CHP’li Akın, açıklamasında şunları dile getirdi:

“Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 1 Ekim 2021 tarihinde açıklayacağı elektrik tarifesinde; son dönemde yaşanan kuraklık, uluslararası piyasalarda doğalgazın fiyatının yükselmesiyle artan maliyetler nedeniyle büyük bir zam yapılması bekleniyor. Maliyetlerin artacağı neredeyse aylar öncesinden bilinmesine karşın iktidar herhangi bir politika geliştirilmedi.

İktidar aylar öncesinden ülkemizde yaşanacak kuraklığı görmezden geldi. Pandemi sonrası uluslararası enerji fiyatlarında yaşanacak artışa karşın herhangi bir politika uygulamadı. Oysa bu dönemde yapılacak kaynak yönetimi ve elektrik üretimine ilişkin planlamayla elektrikteki maliyet artışının etkisi vatandaşlara yansıtılmayabilirdi. Ancak geldiğimiz aşamada iktidar bugüne kadar uyguladığı en iyi politika olan “faturayı vatandaşa keserek zam yapmayı” hayata geçirmeye hazırlanıyor.

“İktidar, yapılacak elektrik zammıyla ilgili formül arayışında”

Elektrik faturaları son üç yıl içerisinde 2 kattan daha fazla (yüzde 122 oranında) zamlanmıştır. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları başta olmak üzere elektrik zamlarıyla ilgili yaptığımız açıklamalar kamuoyunda ses getirince vatandaşımız elektrik faturalarına karşı haklı tepkilerini dile getirmiştir. Vatandaşların artan tepkisinden çekinen iktidarın, yapılacak elektrik zammıyla ilgili formül arayışında olduğu belirtilmektedir.

İktidarın değerlendirdiği formüllerden birine göre; 1 Ekim’de yapılacak zammın doğrudan vatandaşlara yansıtılmaması için mesken tarifesinde daha az bir zam yapılması yönünde bir adım atılabileceği belirtiliyor. Artan maliyet artışının karşılanması için sanayi, ticarethane ve tarımsal sulama tarifelerine ise fahiş zamların yapılabileceği kaydediliyor.

Üretim faaliyetinde bulunan sanayi Türkiye’de en büyük elektrik tüketimini yapan abone grubunu oluşturuyor. Sanayi abone tarifesine yapılacak fahiş zam, sanayicimizin artan maliyeti nedeniyle dünya genelinde rekabetini düşürmesinin yanı sıra yaratacağı domino etkisiyle kış aylarında enflasyonu tetikleyecektir.

İktidarın mesken tarifelerine az zam yapıldığı illüzyonu yaratmak için sanayi, ticarethane ve tarımsal sulama abonelerine yapacağı fahiş zamların faturası yine vatandaşa kesilecek. Sebze, meyve, temel gıda ve temizlik ürünlerinde kış aylarında büyük zamlar yaşanacak. Bu durum hâlihazırda geliri düşen vatandaşımın bütçesinin gizli olarak adeta sabotaja uğraması anlamına gelecek.

“İktidar bu gibi algı oyanlarıyla uğraşmasın”

Vatandaşların tepkisi nedeniyle iktidarın uygulayacağı bu politika zaten artan hayat pahalılığını daha da artıracak. Bir kez daha uyarıyoruz: İktidar bu gibi algı oyanlarıyla uğraşmasın. İktidar şirketler değil, vatandaş lehine tercih yaparsa ne doğrudan ne de dolaylı zam yapmasına gerek yok. Elektrikte artan maliyetler; şirketlere verilen destekleme ödemeleri, dağıtım bedeli, vergi ve fonlar üzerinden karşılanabilir. Bu kararı almak iktidarın elinde.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Hayal Satıyorlar

Kırklareli’nde Muhtarlar, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidara, eğitim, ekonomi ve dış politika üzerinden yüklenerek, “Satacak bir şey kalmadı. Hayal satıyorlar. Kardeşim sen dün gelmedin 3 yıl olmadı 5 yıl olmadı 10 yıl olmadı 15 yıl olmadı 20 yıldır ya 20 yıldır. Şimdi sıra geldi hayale. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, tüm ülkenin mutlu ve beraber olması halinde millet olunacağını vurguladı. Türkiye’de milletin sorunlar altında ezildiğini, toplumun her kesiminden dert dinlediklerini belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasında şunları söyledi;

“Millet sorunların altında ezilmiş vaziyette. Toplumun hangi kesimine giderseniz dert dinliyorsunuz. İster çiftçi ister işçi, ister emekçi, ister kamyon şoförü, ister apartman görevlisi, ister muhtar, ister devlet memuru, ister sanayici herkes sorununu kendi penceresinden görüyor. Sanayiye gidiyorsunuz ‘Önümü göremiyorum yatırım yapamıyorum dolar nereye gidecek bilmiyorum avro nereye gidecek bilmiyorum, yatırım yapamıyorum’ diyor. Esnafa gidiyorsunuz, kan ağlıyor esnaf ve çiftçiye gidiyorsunuz alın teri dökmek istiyorum, ama harcadığım emeğin karşılığını almak istiyorum diyor. Bu sorunlardan Türkiye’nin arınması lazım. Bu sorunlardan arındıracak olan da siyaset kurumudur. Siyasi partiler devlet değildir devlet ayrıdır, devlet bakidir. Devlet adalet ile yönetilir devlet liyakatle yönetilir. Adaletin ve liyakatini olmadığı bir yerde devlet dediğiniz kurum yara alır temelleri sarsılır.

“Evlatlarımızı uyuşturucuya alıştıran bütün baronlarla mücadele edeceğim”

Kocaeli Dilovası’nda ve Mersin Limanı’nda kilolarca kokain bulundu. Değeri milyar dolarlar… Ne savcı cesaret ediyor dava açmaya ne de kime geldiğini kimse soruyor! Evlatlarımızı zehirleyen insanlara hiç kimse cesaret edip dokunamıyor. Ne savcı ne de başka birisi. O zaman soru şu: Bunlar gücü kimden alıyorlar? Gücü çiftçilerden mi alıyorlar? Hayır. Sanayiciden mi, hayır. Esnaftan mı? Hayır. Gücü nereden alıyorlar? Devleti yöneten siyasi otoriteden alıyorlar. O zaman hepiniz elinizi vicdanınıza koyup sandığa giderken bunu düşünmek zorundasınız. Ben oy verirken baronların yanında olan uyuşturucu kaçakçılarının yanında olan onlara kol kanat geren, onlarla ilgili bir şey yapmayan bir partiye mi oy vereceğim, yoksa evlatlarımızı uyuşturucudan kurtaracak olan siyasi partiye mi oy vereceğim, bunun üzerine düşünmek zorundasınız. Bu millete söz verdim. Evlatlarımızı uyuşturucuya alıştıran bütün baronlarla mücadele edeceğim. Bakın bu yetkiyi verin polise deyin kardeşim bunların yakalayın. Fazla değil 6 ayda sinek uçsa haberleri olur.

“Türkiye’yi bu bataktan çekip çıkarmak zorundayız”

Sadece bizim değil Orta Doğu’nun en büyük baronunu hapishaneden çıkarıyorsunuz. Zindaşti’yi ifade etmek istiyorum. Hapishaneden çıkarıyorsunuz, serbest bırakıyorsunuz, adam kayıplara karıştıktan sonra usulen bir tutuklama kararı çıkarıyorsunuz. Kim çıkardı adamı? Çiftçi mi çıkardı, emekli mi çıkardı, kim çıkardı bu adamı? Parayı verdin mi her şey oluyor. Başka bir örnek vereyim. İçişleri Bakanı çıkıp da televizyona ‘Bir siyasetçi her ay 10 bin dolar rüşvet veriliyor’ dediği zaman, kimin hemen harekete geçmesi lazım? Devleti yönetenlerin. ‘Bir dakika diyecekler ya siyaseti kirlilikten arındırmamız lazım, ne demek ya her ay 10 bin dolar rüşvet alacak, bunu İçişleri Bakanı çıkacak devletin televizyonunda söyleyecek. Şu memleketin geldiği hale bakın, şu siyaset kurumunun geldiği hale bakın. Parayı verenin düdüğünü çaldığı bir devlet olmaz. Devletin dini adalettir. Türkiye’yi bu bataktan çekip çıkarmak zorundayız.

“Türkiye’nin geldiği hale bak”

Okullar açıldı gayet güzel. Bakın size okullarla ilgili bazı rakamlar vereyim. Gerçekten içim acıyarak söylüyorum, hala birleştirilmiş sınıflar var. Türkiye’de 21. yüzyılda yani 1. 2. ve 3. sınıf çocukların aynı odada aynı öğretmenden ders gördüğü sınıflar, sınıflarımız var. Hala dersliğe ihtiyacımız var. Üniversiteler açıldı yurt sorunumuz var. 20 yıldır yurt sorununu çözemedi bu iktidar. Kırklareli’nden bütün Türkiye’ye sesleniyorum; 20 yıl değil 1 yıl içinde yurt sorunu çözmesem siyaseti bırakacağım. Böyle bir şey olamaz. Türkiye’nin geleceği onlar. Ne kadar iyi yetişirse ne kadar iyi eğitim alırlarsa Türkiye o kadar büyüyecek. Ama siz bunları pahalı yerlere mahkûm ediyorsunuz. Ev kiraları aldı başını gidiyor kimin derdi bu vatandaşın derdi. Saray dolduranların böyle bir derdi asla yok. Bir yerden değil 5 yerden maaş alanların böyle bir derdi yok. Şu Türkiye’nin geldiği hale bak.

Eğitim başlı başına bir sorun alanı. 2 milyon çocuk internete ulaşamıyor. 1 milyon 600 bin evladımız EBA’ya ulaşamadı. Ben 21. yüzyıldan söz ediyorum. Sizin 1 milyon 600 bin çocuğunuz eğer EBA’ya ulaşamıyorsa bu çocuğa hangi eğitimi veriyorsunuz? 40 bin çocuğumuz okuma yazma bilmiyor. Şu eğitim sistemine bak.

“Devlet önyargıyla kinle intikam duygusuyla yönetilmez”

Dış politikanın milli olması lazım. Dış politika milli zeminde büyür. İktidarı muhalefeti olmaz. Defalarca söyledik yanlış yapıyorsunuz. Bu yanlış dış politika, Türkiye’yi bölgesinde yalnızlaştırır, dünyada yalnızlaştırır dedik. ‘Hayır siz bilmezsiniz, Türkiye şahlanıyor’ dediler. Devlet adalet ile yönetilir bilgi ile yönetilir birikim ile yönetilir irfanla yönetilir, erdemle yönetilir. Devlet önyargıyla kinle intikam duygusuyla yönetilmez.

“Ülkeyi yeniden inşa edeceğiz”

Satacak bir şey kalmadı. Hayal satıyorlar. Kardeşim sen dün gelmedin 3 yıl olmadı 5 yıl olmadı 10 yıl olmadı 15 yıl olmadı 20 yıldır ya 20 yıldır. Şimdi sıra geldi hayale. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım. Hem çıkaracağız hem büyüteceğiz, bunun için hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. Millet ittifakı ile birlikte Allah’ın izniyle ve sizlerin desteğiyle Türkiye’yi bu badireden çekip çıkaracağız. Huzurlu güzel gerçekten de bölgesinde şanlı şerefli olan bir ülkeyi yeniden inşa edeceğiz.

Ne diyorlardı? ’24 saatte Emevi Camii’nde namaz kılacağız’ diyorlardı. Resmi rakamlara göre 3 milyon 600 bin Suriyeli geldi. Resmi rakamlara göre 5 milyon 6 milyon ve Afganistan’dan insanlar katar katar geliyorlar. İran coğrafyasını aşarak buraya geliyorlar ve bizim sınırlardan geçiyorlar ve bizde ikamet ediyorlar. Efendim ‘Para verilirse daha fazla alacağız.’ Kimden izin aldın sen arkadaş? Bu millete sözüm sözdür; en geç 2 yıl içinde herkesi, bütün sığınmacıları davulla zurnayla memleketlerine göndereceğim. Kararlıyım, ırkçılık yapmadan. Çünkü onların kabahati yok onları buraya getirenlerin kabahati var. Dolayısıyla sığınmacılara kızmayacağım ama onları kendi ülkelerine can ve mal güvenliklerini sağlayarak göndereceğiz.

Ekonomi de çok berbat. Kaynaklar, nerelere kimlere ne kadar tahsil edildi bilmiyoruz. Bakın ‘128 milyar dolar nereye harcandı, kime verildi’ diye sorduk. Merkez Bankası döviz satar eyvallah. Çünkü fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın görevidir. Kimlere sattığını Merkez Bankası bilir, bunu kendi internet sitesinde de yayınlar. Ama bir karar alıyorlar; Merkez Bankası’nın elinden bu yetkiyi alıyorlar, Hazine ve Maliye Bakanı’na veriyorlar. Damat alıyor, 128 milyar doları satıyor, kime sattığını kimse bilmiyor. Bir Allah’ın kulunun çıkıp da ‘Arkadaş biz 128 milyar doları şuralara sattık, şu bedelden sattık demesi lazım’ demiyor, vermiyor hesabını. 128 milyar dolar hepimizin parası. Buğday yöneticisine vermiyorsun ayçiçeği üreticisine vermiyorsun.

“Ekonomiyi Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettik”

Bir ülkede vergi toplanır. Toplanan vergi planlanır, nereye önce hangi yatırımları yapalım diye planlanır. Bunu bürokratlar yaparlar, ona göre kaynak tahsisleri yapılır ve yatırımları yapılır. Her devlet 5 yılını 10 yılını 30 yılın 50 yılını bazı ülkeler 100 yıllık planlarını yapar. Biz ne yaptık? Eskiden bir Devlet Planlama Teşkilatı vardı değil mi? Kapattık onu, yok öyle bir teşkilat. Ekonomiyi Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettik. 19 yılda sadece faize 191 milyar dolar ödedik. Kimin sırtından hepimizin sırtından. Çiftçiye vermiyorsun tefeciye veriyoruz, emekliye vermiyorsun tefeciye veriyoruz. Esnafa vermiyorsun tefeciye veriyorsun. Kimlerden alıyorsun esnaftan, çiftçiden, emekliden, sanayiciden alıyorsun, Londra’daki tefecilere veriyoruz. Bu ekonomi politika sömürü düzenine dayalı bir politikadır. Buradan da Türkiye’nin çıkması lazım.

İktidar olduğumuzda ilk yapacağımız şey ilk 6 ayda memlekette bir rahat nefes alınmasını sağlamaktır. Esnafın bankalara borcu var. Pandemi döneminde kredi verdiler. Bunların, ister bankalardan ister Esnaf Kefalet Kooperatifi’nden aldıkları faizlerin tamamını sıfırlayacak, ana parayı da takside bağlayacağız. Fakir ailelerin çocukları üniversiteye giderken Kredi Yurtlar Kurumu’ndan kredi alıyorlar, mezun oluyor çocuk işsiz ‘Parayı öde’ diyorlar. ‘Para ödemezsen babanın mal varlığına haciz koyacağız’ diyorlar. Durduracağız bunları. Çocuk işe girdikten sonra parayı ancak isteyebilirsin.

Milli tarihimizde ilk kez, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihinde ilk kez terör örgütünden kaçtık ve topraklarımızı terör örgütüne teslim ettik. Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdık. Millete sözümdür bir hafta içinde bedeli ne olursa olsun o topraklara gideceğiz Süleyman Şah Türbesi’ni koyacağız yerine ve şanlı bayrağımızı da göndere çekeceğiz. Evlatlarımızın güzel sınıflarda okuması için 43 bin 627 dersliğe ihtiyacımız var. ‘Bizim belediyelerimizin olduğu yerde bize arsa gösterin size derslik yapacağız, bedava vereceğiz’ dedik. Cesaret edip bize arsa vermiyorlar, verseler yapacağız.

“Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi lazım”

Siyaseti kirlilikten arındıracağız. İlk yapacağımız iş, yapacağımız iş, Siyasi Ahlak Yasası’nı TBMM’ye getirmektir. Rüşvetçinin Meclis’te ne işi var? İhale takipçisinin Meclis’te ne işi var? Uyuşturucu baronlarının rüşvet alanların Meclis’te ne işi var? Onların işini kovalayan onları destekleyenlerin Meclis’te ne işi var? Aynı zamanda Siyasi Partiler Yasası’nı da değiştireceğiz. Gidiyorsunuz oy kullanıyorsunuz güzel, milletvekilini siz mi seçiyorsunuz? Hayır bizler seçiyoruz. Peki siz kime oy veriyorsunuz? Listenin altına oy basıyorsunuz o kadar. Oysa olması gereken, milletin vekilini milletin seçmesi. Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi lazım. Darbe döneminde çıkan yasa bugünkü tablonun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Onu da ortadan kaldıracağız.

Aile Destekleri Sigortası’nı getireceğiz. Hiçbir çocuk bu coğrafyada yatağa aç giremez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir devlettir. Kaynakları olan bir devlettir. Yerinde ve zamanında kullanırsanız, sigortasını getirdiğiniz andan itibaren şu tablo ortaya çıkıyor yoksulluk bir kader olmaktan çıkıyor. Sosyal devlet harekete geçiyor. Fakir aile mi var olabilir, sosyal devlet o ailenin banka hesabına düzenli her ay belli bir para yatırır onlar da giderler emekli gibi memur gibi işçi gibi bankadan parasını alırlar. Onun yoksulluğunu kimse bilmez ve onun onurunu korumuş oluruz.

82 kanunda ve 354 maddede muhtar adı geçer. Siz bilmezsiniz, ben de bilmem. Biz araştırdık da bulduk bunu. Sizin başlı başına bir Muhtarlık Kanunu’na ihtiyacınız var, yetkileri tanımlanmış, görevleri tanımlanmış, yapacağınız işlerin tanımlandığı bir kanuna ihtiyacınız var. Bunu hazırladık, muhtar örgütleri ile konuştuk, onlara gönderdik, ‘Eksiğimiz olabilir’ dedik, ‘Bakın varsa bir eksiğimiz düzeltelim’ dedik. Bunu çıkaracağız. Biz muhtarlığı demokrasinin temel taşı olarak görürüz. O nedenle muhtarlık kurumu ne kadar güçlü olursa demokrasi de o kadar güçlü.

“Neden konuşmuyorsunuz?”

Muhtara maaş verilmez, ne verilir, ödenek verilir, izne ayrılırsanız kesilir. Niye ödenek veriyorlar da maaş vermiyorlar? Ben, ‘Muhtarlara birer personel tahsis edilecek’ dediğim zaman koro halinde ‘Vay nasıl verirsin’ dediler. Niye vermiyor, dünya kadar işsiz var. Muhtar bir yere izin alıp gittiğinde o kişi arkadaş orada veya muhtar mahalle içinde bir yere gidebilir, taziyeye gidebilir, düğüne gidebilir, alışverişe gidebilir, kaymakamlığa gidebilir, doktora gidebilir, orada bir kişinin oturması lazım. Her muhtarlığın ayrı bir bütçesinin olması lazım. Seçimle gelen herkesin bütçesi var, niye sizin bütçeniz yok. Niye siz mahalleniz ile ilgili bir konu tartışırken belediye meclisinin toplantısına davet edilmiyorsunuz? Neden konuşmuyorsunuz? Neden söz hakkınız olmuyor? Muhtar kardeşlerim şundan emin olsunlar demokrasiyi bu ülkeye getirirken önce muhtarlıktan başlayarak getireceğiz. Muhtarlar gerçek anlamda demokrasinin temeli olacak.”

 

Paylaşın