CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Hayal Satıyorlar

Kırklareli’nde Muhtarlar, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidara, eğitim, ekonomi ve dış politika üzerinden yüklenerek, “Satacak bir şey kalmadı. Hayal satıyorlar. Kardeşim sen dün gelmedin 3 yıl olmadı 5 yıl olmadı 10 yıl olmadı 15 yıl olmadı 20 yıldır ya 20 yıldır. Şimdi sıra geldi hayale. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, tüm ülkenin mutlu ve beraber olması halinde millet olunacağını vurguladı. Türkiye’de milletin sorunlar altında ezildiğini, toplumun her kesiminden dert dinlediklerini belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasında şunları söyledi;

“Millet sorunların altında ezilmiş vaziyette. Toplumun hangi kesimine giderseniz dert dinliyorsunuz. İster çiftçi ister işçi, ister emekçi, ister kamyon şoförü, ister apartman görevlisi, ister muhtar, ister devlet memuru, ister sanayici herkes sorununu kendi penceresinden görüyor. Sanayiye gidiyorsunuz ‘Önümü göremiyorum yatırım yapamıyorum dolar nereye gidecek bilmiyorum avro nereye gidecek bilmiyorum, yatırım yapamıyorum’ diyor. Esnafa gidiyorsunuz, kan ağlıyor esnaf ve çiftçiye gidiyorsunuz alın teri dökmek istiyorum, ama harcadığım emeğin karşılığını almak istiyorum diyor. Bu sorunlardan Türkiye’nin arınması lazım. Bu sorunlardan arındıracak olan da siyaset kurumudur. Siyasi partiler devlet değildir devlet ayrıdır, devlet bakidir. Devlet adalet ile yönetilir devlet liyakatle yönetilir. Adaletin ve liyakatini olmadığı bir yerde devlet dediğiniz kurum yara alır temelleri sarsılır.

“Evlatlarımızı uyuşturucuya alıştıran bütün baronlarla mücadele edeceğim”

Kocaeli Dilovası’nda ve Mersin Limanı’nda kilolarca kokain bulundu. Değeri milyar dolarlar… Ne savcı cesaret ediyor dava açmaya ne de kime geldiğini kimse soruyor! Evlatlarımızı zehirleyen insanlara hiç kimse cesaret edip dokunamıyor. Ne savcı ne de başka birisi. O zaman soru şu: Bunlar gücü kimden alıyorlar? Gücü çiftçilerden mi alıyorlar? Hayır. Sanayiciden mi, hayır. Esnaftan mı? Hayır. Gücü nereden alıyorlar? Devleti yöneten siyasi otoriteden alıyorlar. O zaman hepiniz elinizi vicdanınıza koyup sandığa giderken bunu düşünmek zorundasınız. Ben oy verirken baronların yanında olan uyuşturucu kaçakçılarının yanında olan onlara kol kanat geren, onlarla ilgili bir şey yapmayan bir partiye mi oy vereceğim, yoksa evlatlarımızı uyuşturucudan kurtaracak olan siyasi partiye mi oy vereceğim, bunun üzerine düşünmek zorundasınız. Bu millete söz verdim. Evlatlarımızı uyuşturucuya alıştıran bütün baronlarla mücadele edeceğim. Bakın bu yetkiyi verin polise deyin kardeşim bunların yakalayın. Fazla değil 6 ayda sinek uçsa haberleri olur.

“Türkiye’yi bu bataktan çekip çıkarmak zorundayız”

Sadece bizim değil Orta Doğu’nun en büyük baronunu hapishaneden çıkarıyorsunuz. Zindaşti’yi ifade etmek istiyorum. Hapishaneden çıkarıyorsunuz, serbest bırakıyorsunuz, adam kayıplara karıştıktan sonra usulen bir tutuklama kararı çıkarıyorsunuz. Kim çıkardı adamı? Çiftçi mi çıkardı, emekli mi çıkardı, kim çıkardı bu adamı? Parayı verdin mi her şey oluyor. Başka bir örnek vereyim. İçişleri Bakanı çıkıp da televizyona ‘Bir siyasetçi her ay 10 bin dolar rüşvet veriliyor’ dediği zaman, kimin hemen harekete geçmesi lazım? Devleti yönetenlerin. ‘Bir dakika diyecekler ya siyaseti kirlilikten arındırmamız lazım, ne demek ya her ay 10 bin dolar rüşvet alacak, bunu İçişleri Bakanı çıkacak devletin televizyonunda söyleyecek. Şu memleketin geldiği hale bakın, şu siyaset kurumunun geldiği hale bakın. Parayı verenin düdüğünü çaldığı bir devlet olmaz. Devletin dini adalettir. Türkiye’yi bu bataktan çekip çıkarmak zorundayız.

“Türkiye’nin geldiği hale bak”

Okullar açıldı gayet güzel. Bakın size okullarla ilgili bazı rakamlar vereyim. Gerçekten içim acıyarak söylüyorum, hala birleştirilmiş sınıflar var. Türkiye’de 21. yüzyılda yani 1. 2. ve 3. sınıf çocukların aynı odada aynı öğretmenden ders gördüğü sınıflar, sınıflarımız var. Hala dersliğe ihtiyacımız var. Üniversiteler açıldı yurt sorunumuz var. 20 yıldır yurt sorununu çözemedi bu iktidar. Kırklareli’nden bütün Türkiye’ye sesleniyorum; 20 yıl değil 1 yıl içinde yurt sorunu çözmesem siyaseti bırakacağım. Böyle bir şey olamaz. Türkiye’nin geleceği onlar. Ne kadar iyi yetişirse ne kadar iyi eğitim alırlarsa Türkiye o kadar büyüyecek. Ama siz bunları pahalı yerlere mahkûm ediyorsunuz. Ev kiraları aldı başını gidiyor kimin derdi bu vatandaşın derdi. Saray dolduranların böyle bir derdi asla yok. Bir yerden değil 5 yerden maaş alanların böyle bir derdi yok. Şu Türkiye’nin geldiği hale bak.

Eğitim başlı başına bir sorun alanı. 2 milyon çocuk internete ulaşamıyor. 1 milyon 600 bin evladımız EBA’ya ulaşamadı. Ben 21. yüzyıldan söz ediyorum. Sizin 1 milyon 600 bin çocuğunuz eğer EBA’ya ulaşamıyorsa bu çocuğa hangi eğitimi veriyorsunuz? 40 bin çocuğumuz okuma yazma bilmiyor. Şu eğitim sistemine bak.

“Devlet önyargıyla kinle intikam duygusuyla yönetilmez”

Dış politikanın milli olması lazım. Dış politika milli zeminde büyür. İktidarı muhalefeti olmaz. Defalarca söyledik yanlış yapıyorsunuz. Bu yanlış dış politika, Türkiye’yi bölgesinde yalnızlaştırır, dünyada yalnızlaştırır dedik. ‘Hayır siz bilmezsiniz, Türkiye şahlanıyor’ dediler. Devlet adalet ile yönetilir bilgi ile yönetilir birikim ile yönetilir irfanla yönetilir, erdemle yönetilir. Devlet önyargıyla kinle intikam duygusuyla yönetilmez.

“Ülkeyi yeniden inşa edeceğiz”

Satacak bir şey kalmadı. Hayal satıyorlar. Kardeşim sen dün gelmedin 3 yıl olmadı 5 yıl olmadı 10 yıl olmadı 15 yıl olmadı 20 yıldır ya 20 yıldır. Şimdi sıra geldi hayale. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım. Hem çıkaracağız hem büyüteceğiz, bunun için hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. Millet ittifakı ile birlikte Allah’ın izniyle ve sizlerin desteğiyle Türkiye’yi bu badireden çekip çıkaracağız. Huzurlu güzel gerçekten de bölgesinde şanlı şerefli olan bir ülkeyi yeniden inşa edeceğiz.

Ne diyorlardı? ’24 saatte Emevi Camii’nde namaz kılacağız’ diyorlardı. Resmi rakamlara göre 3 milyon 600 bin Suriyeli geldi. Resmi rakamlara göre 5 milyon 6 milyon ve Afganistan’dan insanlar katar katar geliyorlar. İran coğrafyasını aşarak buraya geliyorlar ve bizim sınırlardan geçiyorlar ve bizde ikamet ediyorlar. Efendim ‘Para verilirse daha fazla alacağız.’ Kimden izin aldın sen arkadaş? Bu millete sözüm sözdür; en geç 2 yıl içinde herkesi, bütün sığınmacıları davulla zurnayla memleketlerine göndereceğim. Kararlıyım, ırkçılık yapmadan. Çünkü onların kabahati yok onları buraya getirenlerin kabahati var. Dolayısıyla sığınmacılara kızmayacağım ama onları kendi ülkelerine can ve mal güvenliklerini sağlayarak göndereceğiz.

Ekonomi de çok berbat. Kaynaklar, nerelere kimlere ne kadar tahsil edildi bilmiyoruz. Bakın ‘128 milyar dolar nereye harcandı, kime verildi’ diye sorduk. Merkez Bankası döviz satar eyvallah. Çünkü fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın görevidir. Kimlere sattığını Merkez Bankası bilir, bunu kendi internet sitesinde de yayınlar. Ama bir karar alıyorlar; Merkez Bankası’nın elinden bu yetkiyi alıyorlar, Hazine ve Maliye Bakanı’na veriyorlar. Damat alıyor, 128 milyar doları satıyor, kime sattığını kimse bilmiyor. Bir Allah’ın kulunun çıkıp da ‘Arkadaş biz 128 milyar doları şuralara sattık, şu bedelden sattık demesi lazım’ demiyor, vermiyor hesabını. 128 milyar dolar hepimizin parası. Buğday yöneticisine vermiyorsun ayçiçeği üreticisine vermiyorsun.

“Ekonomiyi Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettik”

Bir ülkede vergi toplanır. Toplanan vergi planlanır, nereye önce hangi yatırımları yapalım diye planlanır. Bunu bürokratlar yaparlar, ona göre kaynak tahsisleri yapılır ve yatırımları yapılır. Her devlet 5 yılını 10 yılını 30 yılın 50 yılını bazı ülkeler 100 yıllık planlarını yapar. Biz ne yaptık? Eskiden bir Devlet Planlama Teşkilatı vardı değil mi? Kapattık onu, yok öyle bir teşkilat. Ekonomiyi Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettik. 19 yılda sadece faize 191 milyar dolar ödedik. Kimin sırtından hepimizin sırtından. Çiftçiye vermiyorsun tefeciye veriyoruz, emekliye vermiyorsun tefeciye veriyoruz. Esnafa vermiyorsun tefeciye veriyorsun. Kimlerden alıyorsun esnaftan, çiftçiden, emekliden, sanayiciden alıyorsun, Londra’daki tefecilere veriyoruz. Bu ekonomi politika sömürü düzenine dayalı bir politikadır. Buradan da Türkiye’nin çıkması lazım.

İktidar olduğumuzda ilk yapacağımız şey ilk 6 ayda memlekette bir rahat nefes alınmasını sağlamaktır. Esnafın bankalara borcu var. Pandemi döneminde kredi verdiler. Bunların, ister bankalardan ister Esnaf Kefalet Kooperatifi’nden aldıkları faizlerin tamamını sıfırlayacak, ana parayı da takside bağlayacağız. Fakir ailelerin çocukları üniversiteye giderken Kredi Yurtlar Kurumu’ndan kredi alıyorlar, mezun oluyor çocuk işsiz ‘Parayı öde’ diyorlar. ‘Para ödemezsen babanın mal varlığına haciz koyacağız’ diyorlar. Durduracağız bunları. Çocuk işe girdikten sonra parayı ancak isteyebilirsin.

Milli tarihimizde ilk kez, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihinde ilk kez terör örgütünden kaçtık ve topraklarımızı terör örgütüne teslim ettik. Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdık. Millete sözümdür bir hafta içinde bedeli ne olursa olsun o topraklara gideceğiz Süleyman Şah Türbesi’ni koyacağız yerine ve şanlı bayrağımızı da göndere çekeceğiz. Evlatlarımızın güzel sınıflarda okuması için 43 bin 627 dersliğe ihtiyacımız var. ‘Bizim belediyelerimizin olduğu yerde bize arsa gösterin size derslik yapacağız, bedava vereceğiz’ dedik. Cesaret edip bize arsa vermiyorlar, verseler yapacağız.

“Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi lazım”

Siyaseti kirlilikten arındıracağız. İlk yapacağımız iş, yapacağımız iş, Siyasi Ahlak Yasası’nı TBMM’ye getirmektir. Rüşvetçinin Meclis’te ne işi var? İhale takipçisinin Meclis’te ne işi var? Uyuşturucu baronlarının rüşvet alanların Meclis’te ne işi var? Onların işini kovalayan onları destekleyenlerin Meclis’te ne işi var? Aynı zamanda Siyasi Partiler Yasası’nı da değiştireceğiz. Gidiyorsunuz oy kullanıyorsunuz güzel, milletvekilini siz mi seçiyorsunuz? Hayır bizler seçiyoruz. Peki siz kime oy veriyorsunuz? Listenin altına oy basıyorsunuz o kadar. Oysa olması gereken, milletin vekilini milletin seçmesi. Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi lazım. Darbe döneminde çıkan yasa bugünkü tablonun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Onu da ortadan kaldıracağız.

Aile Destekleri Sigortası’nı getireceğiz. Hiçbir çocuk bu coğrafyada yatağa aç giremez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir devlettir. Kaynakları olan bir devlettir. Yerinde ve zamanında kullanırsanız, sigortasını getirdiğiniz andan itibaren şu tablo ortaya çıkıyor yoksulluk bir kader olmaktan çıkıyor. Sosyal devlet harekete geçiyor. Fakir aile mi var olabilir, sosyal devlet o ailenin banka hesabına düzenli her ay belli bir para yatırır onlar da giderler emekli gibi memur gibi işçi gibi bankadan parasını alırlar. Onun yoksulluğunu kimse bilmez ve onun onurunu korumuş oluruz.

82 kanunda ve 354 maddede muhtar adı geçer. Siz bilmezsiniz, ben de bilmem. Biz araştırdık da bulduk bunu. Sizin başlı başına bir Muhtarlık Kanunu’na ihtiyacınız var, yetkileri tanımlanmış, görevleri tanımlanmış, yapacağınız işlerin tanımlandığı bir kanuna ihtiyacınız var. Bunu hazırladık, muhtar örgütleri ile konuştuk, onlara gönderdik, ‘Eksiğimiz olabilir’ dedik, ‘Bakın varsa bir eksiğimiz düzeltelim’ dedik. Bunu çıkaracağız. Biz muhtarlığı demokrasinin temel taşı olarak görürüz. O nedenle muhtarlık kurumu ne kadar güçlü olursa demokrasi de o kadar güçlü.

“Neden konuşmuyorsunuz?”

Muhtara maaş verilmez, ne verilir, ödenek verilir, izne ayrılırsanız kesilir. Niye ödenek veriyorlar da maaş vermiyorlar? Ben, ‘Muhtarlara birer personel tahsis edilecek’ dediğim zaman koro halinde ‘Vay nasıl verirsin’ dediler. Niye vermiyor, dünya kadar işsiz var. Muhtar bir yere izin alıp gittiğinde o kişi arkadaş orada veya muhtar mahalle içinde bir yere gidebilir, taziyeye gidebilir, düğüne gidebilir, alışverişe gidebilir, kaymakamlığa gidebilir, doktora gidebilir, orada bir kişinin oturması lazım. Her muhtarlığın ayrı bir bütçesinin olması lazım. Seçimle gelen herkesin bütçesi var, niye sizin bütçeniz yok. Niye siz mahalleniz ile ilgili bir konu tartışırken belediye meclisinin toplantısına davet edilmiyorsunuz? Neden konuşmuyorsunuz? Neden söz hakkınız olmuyor? Muhtar kardeşlerim şundan emin olsunlar demokrasiyi bu ülkeye getirirken önce muhtarlıktan başlayarak getireceğiz. Muhtarlar gerçek anlamda demokrasinin temeli olacak.”

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Bu İktidar Kime Çalışıyor?

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidarın tarım politikalarını eleştirerek, “Tarıma bakın, tam bir felaket. Akıl alacak şey değil. Bizim çiftçiden makarnalık buğdayı 1800 liradan alıyorsunuz, dışarıdan ithal ettiğiniz aynı buğdaya 2450 lira ödüyorsunuz. Bu iktidar kime çalışıyor? Bizim çiftçimize mi, yabancı ülkelerin çiftçisine mi?” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasında, ayrıca, “Şu anda Türkiye’yi yönetenler çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıyalar. Toplumu bu hale getirdiler. Ekonomiye, yargıya eğitime bakın. Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım” ifadelerini kullandı.

Beş temel sorunu çözmek için temel ilkeleri belirlediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Cehaletle mücadelenin temel ilacı eğitimdir. Toplumu eğittiğiniz zaman farklı bir Türkiye’yi yaşatırsınız. Bugün geldiğimiz nokta nedir? Demokrasiye vurulan en büyük darbe tek adam rejiminin hayata geçirilmesidir. Bütün yetkilerin tek bir kişide toplanmasıdır.

“Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım”

Bütün yetkiler bir kişide toplandıktan sonra var olan kişi çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıya bıraktı Türkiye’yi. Şu anda Türkiye’yi yönetenler çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıyalar. Toplumu bu hale getirdiler. Ekonomiye, yargıya, eğitime bakın. Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım. Tarıma bakın, tam bir felaket. Akıl alacak şey değil. Bizim çiftçiden makarnalık buğdayı 1800 liradan alıyorsunuz, dışarıdan ithal ettiğiniz aynı buğdaya 2450 lira ödüyorsunuz. Bu iktidar kime çalışıyor? Bizim çiftçimize mi, yabancı ülkelerin çiftçisine mi?

Güçlü bir demokrasi saygın bir eğitim, bir toplumsal barış, kimsenin kimliği, inancıyla ilgilenilmeyen herkesin yaşan tarzına saygı gösteren bir Türkiye, hiç kimsenin düşüncelerinden ötürü yargılanmadığı, gençlerin sabahın beşinde kapılarının çalınıp gözaltına alınmadığı bir Türkiye. Bunu dostlarımızla beraber yapacağız. Çünkü bütün dostlarımız güçlü, saygın bir Türkiye istiyorlar. 83 milyonu bir avuç tefeciye hizmet eden bir Türkiye istemiyorlar.

“İktidarın Türkiye’yi yönetme şansı yoktur”

Faiz… 79 milyon faiz ödeyeceğiz. Özellikle AK Partiye oy veren kardeşlerime seslenmek isterim; bunların 3 yıllık plana göre her gün 79 milyon dolar TC vatandaşları olarak faiz ödeyeceğiz. Kime? Bir avuç tefeciye. Türkiye’yi yönetemiyorlar. Zaten çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıya kalan bir siyasal iktidarın Türkiye’yi yönetme şansı yoktur. Tefeci tarafından teslim alınan bir tepe yönetici Türkiye’ye hizmet edemez. Teslim alınmışlardı.

Öğrenme kayıplar var pandemi süreci içinde. Süratli bir araştırma yapılması lazım. Eğer toplumu aydınlatabilirlerse, öğrenme kayıplarının boyutlarını öğrenmek zorundayız. En kısa zamanda 107 bin öğretmenin atanması lazım. Tüm okullarda aşamalı olarak birer sağlık görevlisinin olması lazım. 101 bin yardımcı hizmet personeline ihtiyaç var. Bunların atanması lazım.

Bizim belediyelerimizin olduğu yerde arsayı göstersinler, okulu yapacağız. Hiçbir şey beklemiyoruz, parasını da beklemiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum; göster arsayı, yapacağız okulu. Derslik ihtiyacı var. 43 bin 627 dersliğe ihtiyaç var. Yapamıyorsanız bize haber verin. Arsayı gösterin, okulu yapacağız. Anahtarı da size vereceğiz.”

Paylaşın

Tam Açılmanın Bilançosu Ağır Oldu: Her Saat 5 Kişi Kovid 19’dan Hayatını Kaybetti

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, tam açılmanın ilan edildiği 1 Temmuz’dan 6 Eylül’e toplam 8 bin 645 kişinin hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Bu her saat 5 kişiyi yitirdiğimiz anlamına geliyor. Pandemi ile etkin mücadele etmeyen iktidar bu ölümlerin sebebidir” diye konuştu. 

Haber Merkezi / Gamze Akkuş İlgezdi, Eylül ayının ilk 6 günü Kovid 19’dan vefat eden sayısının bin 667olduğunu ortaya koyarak, “Tam açılmanın ilan edildiği Temmuz ayı boyunca bin 600 kişi hayatını kaybederken, Eylülün ilk 6 günü Temmuz ayı ölüm sayısını geçti. Bu rakamlar ekonomi çarkını döndüremeyen hükümetin insan hayatını hiçe sayarak hiçbir önlem almadan karar verdiği tam açılım politikasının can yakan sonucudur. Önlem almadan, aşılama programını hızlandırmadan süreci sadece yurttaşların bireysel tedbirlerine bırakmak cinayete teşebbüstür” dedi.

CHP’li İlgezdi eylül ayı ile birlikte vakaların ve ölüm oranlarının ciddi şekilde arttığını vurgulayarak, “1 Temmuz’da 5 bin 288 olan günlük vaka sayısı 6 Eylül 2021 itibariyle 4 kat (%296) artarak 20 bin 962 oldu. Ülke gibi pandemi de yönetilemiyor” diye konuştu.

İlgezdi, tam açılmanın ilan edildiği Temmuz ayı boyunca bin 600 kişi hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Eylül ayının ilk 6 gününde hayatını kaybeden kişi sayısı şimdiden bin 667’ye ulaştı. Bu da eylülün ilk 6 günü temmuz ayında kayıt altına alınan bütün covid-19 ölümlerinden daha çok vefatın yaşandığı anlamına geliyor” açıklamasında bulundu.

Tam açılmadan bugüne her saat 5 kişiyi kaybettik

Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi tam açılmanın ilan edildiği 1 Temmuz’dan 6 Eylül’e toplam 8 bin 645 kişinin hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Bu her saat 5 kişiyi yitirdiğimiz anlamına geliyor. Pandemi ile etkin mücadele etmeyen iktidar bu ölümlerin sebebidir” diye konuştu.

Akkuş İlgezdi, aşı konusunda gerilemenin de devam ettiğini, bu hafta yapılan aşı sayısının, bir önceki haftaya göre (22-28 Ağustos) göre yüzde 6 azaldığınıifade ederek, “İktidar cephesinden yapılan açıklamalar, sağlık bürokrasisinin çelişkili söylemleri bugüne kadar Türkiye’de aşı tereddüdünü yaratmıştı. Üzülerek görüyoruz bugün aşı tereddüdü yerini aşı karşıtlığına bırakmıştır.

Sırası geldiği halde aşı olmayan 15 yaş üstü 16 milyon 612 bin 224 kişinin sorumluluğu bu propagandaya izin veren, önlemeyen, dahası önlem almayı düşünmeyen bakanlık bürokrasisinindir. Şuanda hedeflenen toplumsal bağışıklığın çok uzağındayız. Toplumsal bağışıklığa yaklaşamadığımız sürece yapılan aşılar etkisini kaybediyor. Bu da aşı karşıtlarının “aşılar yetersiz” propagandasının daha yüksek sesle dinlendirmelerine olanak sağlıyor” dedi.

Paylaşın

Erdoğan’ın Kararına Kılıçdaroğlu’ndan Sert Tepki

Hububat ve bakliyat alanında gümrük vergilerinin sıfırladığı ‘Cumhurbaşkanı Kararı’na sert tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamada, “Saray, hububat ve bakliyat ithalatında gümrük vergilerini sıfırladı. Can çekişen tarımımızı ve çiftçimizi bitirmeye yeminli bir Erdoğan var!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hububat ve bakliyat alanında gümrük verilerinin sıfırladığı kararına sert tepki verdi.

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “Saray, hububat ve bakliyat ithalatında gümrük vergilerini sıfırladı. Can çekişen tarımımızı ve çiftçimizi bitirmeye yeminli bir Erdoğan var!”

Bakın bu konu şimdi çok ilginizi çekmeyecek belki ama ileride çocuklarımızın en önemli konusu toprağımız, suyumuz, enerjimiz, çiftçimiz olacak. İklim ve tarım en öncelikli reform konularımız arasında. Evlatlarımıza ithal ürün cenneti; bereketsiz, çorak bir Türkiye bırakmayacağız.” ifadelerini kullandı.

Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile buğday, arpa, mısır, çavdar, yulaf ile kırmızı mercimek, yeşil mercimek ve nohut için uygulanan gümrük vergisi oranları yüzde 0 olarak uygulanacak.

Alınan kararın gerekçesinde ise, hububat ve bakliyat fiyatlarında yaşanan artışın önüne geçebilmek ve spekülatif fiyat hareketlerinin engellenebilmesi olduğu belirtildi.

Paylaşın

100 TL’lik Elektrik Faturasının 23 TL’si Şirketlere Gidiyor!

Özel elektrik üretim şirketlerine yapılan destekleme ödemelerinin son 3 yılda 2 kattan fazla arttığına dikkat çeken CHP’li Akın, “Şu anda vatandaşın ödediği her bir elektrik faturasının yüzde 23’ü elektrik üreten şirketleri desteklenmeye gidiyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, vatandaşın faturasına eklenen özel elektrik üretim şirketlerine yapılan destekleme ödemelerinin son 3 yılda 2 kattan fazla arttığına dikkat çekerek, “Destekleme amacından saptı. 2018-2020 arasında şirketlere yapılan ödeme yüzde 112 arttı. Şu anda vatandaşın ödediği her bir elektrik faturasının yüzde 23’ü elektrik üreten şirketleri desteklenmeye gidiyor. Kurulan sistem halkın değil şirketlerin lehine. Bu sistemler faturalar düşmesi mümkün değil” dedi.

Cumhuriyet’ten Erdem Sevgi’nin haberine göre Akın, özel elektrik üretim şirketlerine verilen desteklemelerin vatandaşın faturasına yansıması konusunda Makina Mühendisleri Odası (MMO) Enerji Çalışma Grubu ile yaptığı ortak çalışmada doğrudan ya da dolaylı olarak vatandaşın faturasına yüklenen tutarları ortaya çıkardı. Akın’ın çalışmasında özetle şunlar yer aldı:

“Öyle ya da böyle vatandaşın cebinden alınıyor”

3 çeşit destek var: Özel elektrik üretim şirketlerine yenilenebilir enerji destekleme mekanizması (YEKDEM), yerli kömür santrali desteği ve kapasite mekanizması olmak üzere toplam üç çeşit parasal destek veriliyor. Söz konusu üç destek doğrudan ya da dolaylı olarak vatandaşın faturalarına yansıtılarak bir yük oluşturuyor. Destekleme adı altında ödenen paranın kamudan çıktığı dikkate alındığında bu paranın öyle ya da böyle vatandaşın cebinden alındığını söylemek mümkün.

Amacından saptı: Destekleme ödemelerinde en büyük payı YEKDEM oluşturuyor. Dünyanın her yerinde yenilenebilir enerji destekleniyor. Şüphesiz Türkiye’de desteklenmesi gerekiyor. Ancak bugünkü haliyle YEKDEM amacından sapmış durumda. YEKDEM’de küçük üreticiler yerine büyük üreticilerin ağırlığı arttı. Büyük kamu santralleri özelleştirildikten sonra YEKDEM kapsamına dahil edildi. Özellikle son 6-7 yılda yaşanan dere tipi HES furyası da sistemin amacından sapmasına neden oldu.

3 yılda katlandı: EPDK tarafından açıklanan ‘faturalandırılan elektrik üretim miktarı’ ile ‘YEKDEM’, ‘yerli kömür’ ve ‘kapasite mekanizması’ ödemeleri karşılaştırılınca özellikle son 3 yılda özel elektrik üretim şirketlerine yapılan destekleme ödemelerindeki rekor artış dikkat çekiyor. Yıllık olarak yapılan hesaplamada 2018, 2019 ve 2020 yılı verileri karşılaştırınca elektrik faturalarına doğrudan ya da dolaylı yansıyan tutarın 3 yılda katlandığı gerçeğiyle ortaya çıkıyor.

2018’de her ay 11.09 TL: 2018’de yılında 150 kilovatsaat elektrik tüketimi yapan bir haneye vergi ve fonlar dahil özel şirketlere yapılan destekleme ödemeleri; 9.21 lira YEKDEM, 0.76 lira yerli kömür ve 1.12 lira kapasite destek mekanizması olmak üzere toplam 11.09 lira olarak yansıdı. Başka bir deyişle 2018’de ortalama 150 kilovatsaat tüketim yapan bir haneden doğrudan ya da dolaylı olarak tükettiği elektrik miktarı bedelinin dışında her ay özel şirketlere destek ödemesi adı altında 11.09 lira yansıtıldı.

2019’da hız kesmedi: 2019’de faturalandırılan elektrik miktarı azalmasına karşın özel elektrik üretim şirketlerine yapılan destek ödemeleri daha da arttı. Buna göre 2019’da ortalama 150 kilovatsaat elektrik tüketimi yapan bir haneye her ay tükettiği elektrik bedelinin dışında 13.67 lira YEKDEM, 1.64 lira yerli kömür ve 1.62 lira kapasite mekanizması olmak üzere toplam 16.92 lira destek ödemesi yansıtıldı. 2019’ds faturalara yansıyan destek ödemesi kalemlerinden YEKDEM yüzde 48; yerli kömür yüzde 115 ve kapasite mekanizması ise yüzde 44 oranında arttı.

Artış iki kattan fazla: 2020’ye de destek ödemesinin yükü artışını sürdürdü. Buna göre 2020’de ortalama 150 kilovatsaat elektrik tüketimi yapan bir haneye 20.14 lira YEKDEM, 1,72 lira yerli kömür ve 1,74 lira kapasite mekanizması olmak üzere toplam 23,62 lira destek ödemesi yansıtıldı. 2018 ile karşılaştırıldığında destek ödemelerindeki artış yüzde 112.98 oldu. Başka bir deyişle 2018-2020 arasında vatandaşa doğrudan ya da dolaylı olarak yansıtılan destek ödemeleri 2 kattan fazla arttı.

Faturanın yüzde 23’ü: 2020’de aylık 150 kilovatsaat tüketim yapan bir abonenin her ay gelen faturasına dolaylı ya da doğrudan yansıtılan ve özel elektrik üretim şirketlerine yapılan destek ödemelerinin payı yaklaşık yüzde 23 oldu. Başka bir deyişle vatandaşın elektrik faturasında ödediği tutarın yüzde 23’u şirketlere gidiyor.

“Sistem şirketlerin lehine işliyor”

CHP’li Akın, desteklemenin amacının kaliteli hizmet ve düşük fatura olduğuna dikkat çekerek; “Gelinen aşamada sistem amacından saptı. Destekleme artık vatandaşın ucuz enerji alması değil, şirketlerin desteklenmesi ve kurtarılmasına dönüştü. Bu destekleme sistemleri vatandaşın değil, şirketlerin lehine. Sistem mevcut haliyle devam ederse vatandaşın faturası asla düşmez” değerlendirmesinde bulundu.

 

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Gençlere 6 Vaadini Açıkladı

Sosyal medya hesabından gençlere seslenen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 6 vaadini açıklayarak, “Biliyorum, bu iktidarın elinden en çok siz çektiniz, bu yüzden önceliğim de siz olacaksınız” dedi. 

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından gençlere seslendiği bir video paylaştı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, yaptığı paylaşımda, “Sevgili gençler, çalışmalarımızı tamamladık. Size güzel haberler vereceğim için ayrı bir heyecanlıyım. Biliyorum, bu iktidarın elinden en çok siz çektiniz, bu yüzden önceliğim de siz olacaksınız. Bu videoyu atın fav’a” ifadelerini kullandı.

Videoya “Sevgili gençler merhaba, uzun zamandır sizi evime misafir edemiyordum” sözleriyle başlayan Kılıçdaroğlu, gençlere 6 vaadini açıkladı.

“Benden haber bekleyin”

Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden daha önce yaptığı paylaşımda, “Sevgili gençler, sürekli gündemler ile uğraşırken, sizi unuttuğumu zannetmeyin. Arkadaşlarımla çok yoğun çalışmaya devam ediyoruz, benden haber bekleyin” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Gençler, Benden Haber Bekleyin

Sosyal medya hesabından videolu bir paylaşım yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımında, “Sevgili gençler, sürekli gündemler ile uğraşırken, sizi unuttuğumu zannetmeyin. Arkadaşlarımla çok yoğun çalışmaya devam ediyoruz, benden haber bekleyin” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından videolu bir paylaşımda bulundu. CHP Lideri Kılıçdaroğlu paylaştığı videoda, şu ifadeleri kullandı:

Gençlere güzel müjdelerim olacak ama önümüzdeki günlerde. Artısını, eksisini iyice düşünüp, finansmanını iyice düşünüp 27,5 yıl bu devlette vergi işiyle uğraştım. Prim işiyle uğraştım. Para nasıl toplanır, nasıl harcanır, nerelere harcanması lazım, imkanımız nedir bütün bu çerçeve içinde düşünüyoruz. Onlara güzel müjdelerimiz olacak. Gençlere müjdelerimiz olacak.

Gençler asla umutsuzluğa kapılmasınlar. Umutsuzluğa kapılmamaları için ne gerekiyorsa yapacağım. Şundan kesinlikle emin olsunlar: Ben gençlerin mahallelerini sattırmayacağım. Gençler o mahallelerde; huzur içinde, başı dik, onurlu gezecekler. Geleceklerini yurt dışında değil, kendi ülkelerinde arayacaklar. Ben gençlerin kendi ülkelerinde iş bulmaları, rahat gezmeleri, eğlenmeleri, çalışmaları için çok güzel şeyler yapacağım.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Kararlıyız, Başaracağız

30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla sosyal medya hesabından bir mesaj yayımlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Milletimize söz veriyorum: Kararlıyız, başaracağız! Cumhuriyetimizi, ne pahasına olursa olsun demokrasi ile taçlandıracağız! 30Ağustos Zafer Bayramı’nı yürekten kutluyorum” dedi.

Haber Merkezi / Mesajına “Ya istiklal ya ölüm, diyerek yola düşen, tüm imkansızlıklara rağmen bağımsız bir Cumhuriyet kuran Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının ilk işi, egemenliği kayıtsız şartsız millete devretmek olmuştur” sözleriyle başlayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bugün bizlere düşen de 98 yıl önce kurulan Cumhuriyeti, demokrasi ile taçlandırarak ülkemizi kalkındırmanın yanı sıra, mazlum halklara da umut ışığı olmaktır. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da yaşanan gelişmeler, İslam coğrafyasında bitmek bilmeyen kardeş kavgası, bu zorunluluğun en açık kanıtıdır. Bölgemizin huzura kavuşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti’ ilkesine sıkı sıkıya bağlı olmasından geçmektedir.

Demokrasi mücadelesi zor bir yolculuk olsa da hiç kimsenin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk mücadele rotasını “Zafer ‘Zafer benimdir..’ diyebilenindir. Başarı ise ‘Başaracağım.’ diye başlayarak sonunda ‘Başardım’ diyebilenindir.” sözüyle çizmişti.

Milletimize söz veriyorum. Kararlıyız, başaracağız! Cumhuriyetimizi, ne pahasına olursa olsun, demokrasi ile taçlandıracağız!

Paylaşın

CHP’den Bakan Derya Yanık’a Sert Tepki

Elektrik desteği alan hane sayısını açıklayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’a CHP’den sert tepki geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, “Sayın Bakan; 2,1 milyon haneye verilen elektrik tüketim desteğinin 30 katından daha fazlasının özel elektrik üretim şirketlerine ‘destekleme’ adı altında verildiğini bilmiyor mu?” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun elektrik faturalarına ilişkin yaptığı açıklamaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, elektrik desteği alan hane sayısını açıklayarak yanıt verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Bakan Yanık’ın açıklaması sonrası yaptığı yazılı açıklamada, “Sayın Genel Başkanımız vatandaşlarımızın tepkisini gündeme getirince; iktidar 2,1 milyon haneye elektrik tüketim desteği verildiğini itiraf etti” ifadelerini kullandı

CHP’li Akın, açıklamasında buna göre her 12 haneden birinin muhtaç duruma geldiğine işaret ederek, “Yarattıkları yoksulluğu bir lütuf gibi sunan Sayın Bakan; 2,1 milyon haneye verilen elektrik tüketim desteğinin 30 katından daha fazlasının özel elektrik üretim şirketlerine “destekleme” adı altında verildiğini bilmiyor mu?” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, yaptığı yazılı açıklamada özetle şu ifadeleri kullandı;

“Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, elektrik faturalarındaki soygunu gündeme getirince; iktidar yıllardır gizlediği verileri açıklamak zorunda kaldı. Elektrik tüketim desteğinden kaç hanenin yararlandığı konusunda bugüne kadar pek çok kez başvurmamıza karşın hiçbir yanıt verilmemişti. Önceki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt’e Haziran 2020 ve Nisan 2020 tarihlerinde iki defa, Sayın Bakan Derya Yanık’a ise Mayıs 2021 tarihinde bir defa elektrik tüketim desteğiyle ilgili önerge verdik. Hem bilgi edinme yasası kapsamında hem de soru önergeleriyle yaptığımız başvurulara yasal süreleri dolmasına karşın hiçbir yanıt veremediler. Sayın Genel Başkanımız vatandaşlarımızın sesi olunca açıklamak zorunda kaldılar.

“Vatandaşları elektrik faturalarını ödeyemez duruma getirdiler”

Ekonominin uçacağı vaadiyle hayata geçirilen tek adam rejimi faturalar uçuşa geçti. Temel bir hak olan enerji faturalarına her ay zam üstüne zam yapıldı. Ekonomi değil, faturalar şahlandı. Tek adam rejimi; ülkemizde milyonlarca haneyi yoksullaştırarak elektrik faturalarını ödeyemez duruma getirdi. Bakan Yanık; 2,1 milyon haneye 2019 yılından beri 2,9 milyar lira destek verildiğini söyledi. Türkiye’de yaklaşık 25 milyon hane olduğu dikkate alındığında Sayın Bakan’ın bu açıklaması ülkemizde neredeyse her 12 haneden birinin bu iktidar döneminde muhtaç duruma düşürüldüğünün itirafı oldu!

Sayın Bakan; ihtiyaç sahibi 2,1 milyon haneye 2,9 milyar lira destek verilmesini adeta bir lütuf gibi duyururken; özel elektrik üretim şirketleri ile özel elektrik dağıtım şirketlerine ödenen tutarları neden açıklamıyor? “Destekleme” adı altında özel elektrik üretim şirketlerine vatandaşın faturasından kesilerek aktarılan tutar 100 milyar lirayı geçiyor. Özel elektrik üretim şirketlerine verilen destek; 2,1 milyon haneye verilen elektrik tüketim desteğinin 30 katından fazla! AK Parti vatandaşın değil, şirketlerin yanında olmayı tercih ediyor. Sayın Genel Başkanımızın da vurguladığı gibi eğer bu soyguna devam edilirse biz halkımızla birlikte kararımızı verip, şirketlere ve faturalara karşı adımlarımızı atacağız!”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Elekrtik Zammı’ Çağrısı

Sosyal medya hesabından elektrik şirketlerinin yeni bir zam oranı için onay istediğini ileri süren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulunarak, “Böyle bir şeyi onaylamayı sakın aklından bile geçirme, sakın” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabında bir paylaşımda bulunarak, elektrik şirketlerinin yeni bir zam oranı için onay istediğini ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunduğu paylaşımında Kılıçdaroğlu, “Duyuyoruz ki elektrik şirketleri saraydan yeni zam oranı için onay istemişler. Erdoğan, böyle bir şeyi onaylamayı sakın aklından bile geçirme, sakın” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, paylaşımının devamında ise şunları dedi;

“Bırakın zammı, iktidarın elektrik faturasında halka destek vermesi gerekir. Ya fatura inmeli ya halka destek verilmeli. Eğer bu soygun devam ederse biz halkımızla birlikte kararımızı verip, bu şirketlere ve faturalarına karşı adımlarımızı atacağız.”

 

Paylaşın