Kılıçdaroğlu’ndan ‘Devlet Bahçeli’ Açıklaması: Ciddiye Almıyorum

İBB Başkanı İmamoğlu’nun görevden alınması çağrısı yapan Bahçeli’yi “ciddiye almadığını” söyleyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanı görevden alınır mı? Başkası seçilir mi? Bunu yapmak isteyenler akıllarını ekmek peynirle yemiş kişilerdir. Böyle bir garabet olur mu, olmaz. Onlar da biliyor” dedi.

CHP’li belediyelere “baskında yapılacaklar” konusunda daha önce gönderdikleri talimatı güncellediklerini ve yeniden göndereceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Bizim korkumuz yok. Müfettiş de gelir, polis de gelir…” diye konuştu.

CHP oylarının istikrarlı şekilde arttığını; oylarının ilk kez oy vereceklerde yüzde 42, Türkiye genelinde yüzde 28 civarında olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Sağlıklı, tutarlı bir artış var. Yeterli mi yeterli değil ama biz göreceksiniz AKP’yi geçeceğiz, birinci parti olacağız” iddiasında bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yabancı yayın kuruluşları ve internet medyasının temsilcileri ile bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na sorulan sorular ve yanıtlar şöyle:

“Aklını ekmek peynirle yemiş kişiler”

Dün MHP Genel Başkanı Bahçeli İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile ilgili, “Belediye başkanının gerekirse görevden alınabileceğini ve belediye meclisinin de yeni başkan atayabileceğini” söyledi. Bu konuda bir risk görüyor musunuz? Ne tür adımlar atacaksınız?

Sayın Bahçeli’nin yaptığı açıklamayı biz çok fazla ciddiye almıyoruz. Belediye başkanı görevden alınır yerine bir başkası seçilir mi? Bunu yapmak isteyenler akıllarını ekmek peynirle yemiş kişilerdir. Böyle bir garabet olur mu? Olmaz. Onlar da biliyorlar zaten böyle bir garabet olmayacağını. Öyle anlaşılıyor ki Sayın Bahçeli’nin devlet yönetimiyle de bir alakası kalmamış. Çünkü işe alınacak kişilerle ilgili “Herhangi bir sabıkası yoktur, kamu görevlisi olabilir” diye adli sicil kaydını veren kişi savcı. Eğer bir yanlışlık varsa soruşturulacak kişi o belgeyi veren kişidir. Eğer Bahçeli açıklama yapacaksa adli sicil kayıtlarını kimler verdi, onun üzerinde durması lazım. Dediğim gibi çok ciddiye alınacak bir şey değil.

“Belediyelere polis baskınında yapılacakları anlatan bir metin gönderdik”

Arkadaşımız belediyeler konusunu sorunca, “Aklını ekmek peynirle yemiş olduklarını sanıyorum” dediniz. Parti olarak bu hamlelerin devamının geleceğinden endişe ettiğinizi söylediniz. Başka neler yapılabilir ve karşı hamle ne olur? Çünkü bu ülkede kayyumlar yaşandı.

Geçmişte de bizim belediyelere yönelik polis baskınları çok oldu. Biz belediye başkanlarımıza polis baskını olacağı zaman hangi önlemleri alacaklarını anlatan bir metin gönderdik. 7 ya da 8 madde halinde. Şimdi o maddeleri güncelliyoruz. Polis geldiği zaman bilgisayarlara el konduğunda imajını almadan vermeyeceksiniz. Alınan belgelerin mutlaka bir tutanağını tutacaksınız, fotokopisini alacaksınız. Bizim herhangi bir korkumuz yok. Müfettiş de gelebilir, belge de istenebilir, verilebilir… Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu var o harekete geçebilir. Yapılan bu hamlelerin tamamı doğrusunu isterseniz bizim için yani. Teşekkür ediyoruz kendilerine. Yapsınlar. Sonuçta bu milletin bir vicdanı var. Vatandaş sormayacak mı sandığa gittiğinde? Kardeşim devlet böyle yönetilir mi? Ben sana oy verdim bunun için mi?

“Özel masaların kurulduğunu biliyoruz”

Dün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “CHP’li belediyelerinin telefonları dinleniyor” ifadenizle ilgili suç duyurusunda bulunacağını duyurdu. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstedikleri kadar bulunsunlar. Biz bunu çok ciddiye almıyoruz. Biz telefonlarımızın dinlendiğini gayet iyi biliyoruz. Bir adım daha ileriye atayım. Özel masaların kurulduğunu da biliyoruz. Bunun da farkındayız. (‘Özel masadan kasıt ne’ sorusu üzerine) Bunu Soylu gayet iyi anlar. Meseleyi yargıya taşıyarak ‘acaba geri adım atarlar mı ya da benzer sert söylemekten kaçınırlar mı’ diye bi arayış içinde bulunabilirler. Bizim korkumuz yok.

“Gerekirse kamera ile mülakat yapılır”

Kamu Personeli Seçme Sınavı’ndan (KPSS) yüksek puan alan adayların mülakatlarda elenmesi ülke gündemine oturmuş durumda. Bu konuda örneğin bir genelgeyle CHP’li belediyelerde mülakat kaldırılabilir mi? Direkt sınavla personel alınması mümkün mü?

Mülakatı kaldıracağımızı söyledik zaten. Taahhüt ettik onu, daha önceden de ifade etmiştik. Ama belirli görevler için mülakat zorunluluğu olabilir. Örnek verelim: Bir hakim, savcı veya öğretmen… Onun fiziği, diksiyonu, anlatımı bunlara bakmak lazım. O zaman da kamera koymak zorundayız. Soruları kim soruyor, verilen yanıtlar… Herhangi bir şekilde haksızlığa uğradığını iddia eden kişi yargıya başvurduğu zaman da kamera kayıtlarıyla beraber gönderilir. Geçmişte Danıştay mülakatlarda kamera konması konusunda bir karar aldı. Fakat sonra AK Parti bir kanun teklifi getirdi ve kamerayı kaldırdı. Çünkü orada torpil işleyecekti yani ve işlettiler.

Artı eksi üç puan ve MEB’den açıklama

Sözlü mülakatın yazılıda alınan puanın üç artı veya üç eksi şeklinde olması gerekir diye, Milli Eğitim Komisyonu’nun mutabakat sağladığı bir alan var. Komisyon’daki bütün partiler Danıştay’ın vermiş olduğu karar üzerine “Ya artı üç puan vereceksiniz ya eksi üç puan vereceksiniz, aralık çok geniş olmayacak” diyor. Bu konuda uzlaşma var ama yapılan sınav bu uzlaşmaya uymuyor. Danıştay kararlarına da uymuyor. Bu arkadaşlarımız yargıya başvuracaklar biz de hukuki destek vereceğiz.

(Milli Eğitim Bakanlığı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasının ardından, bahsedildiği gibi bir Danıştay kararı olmadığına yönelik açıklama yayımladı)

“19.1 milyar dolar döviz sattılar”

Yeni Ekonomi Modeli ile ilgili Hazine Bakanı’nın yaptığı açıklamalar var. O ısrarla kamunun müdahalesi olmadığını söylüyor. Siz de tersini iddia ediyorsunuz döviz satışı konusunda. Ekonomi modelinin işleyişini nasıl görüyorsunuz?

Ortada bir model falan yok arkadaşlar. Kendi kendilerine model diyorlar.Satışlar konusunda bizim verdiğimiz rakamlar doğrudur. 19.1 milyar dolar para sattılar. Döviz piyasaya sürdüler. Bu doğru değil diyorlarsa çok basit, Meclis açıldığında araştırma önergesi vereceğiz, kabul edecekler. Hangi banka ne kadar döviz sattı ortaya çıkacak. Hepimiz öğreneceğiz. Korkmamaları gerekir. Ama ben de adım gibi biliyorum ki MHP ile beraber bunu reddedecekler çünkü gerçeklerin kamuoyu tarafından bilinmesini istemiyorlar.

“Model soygun modeli”

Merkez Bankası Ocak ayında yeni bir faiz indirimine gidebilir mi?

Gidebilir. Bizi şaşırtmaz. Merkez Bankası’nın faiz indirmesi piyasadaki faizlerin inmesine yol açmıyor ki. Buradan birileri kazanıyor. Siz doları 18 yapıp sonra aşağı indirirseniz kim kazanıyor? Birileri kazandı. Türkiye en büyük soygunu yaşadı aslında. Hepimiz biliyoruz. Merkez Bankası yüzde 14’ten kredi veriyor bankalara. Onlar da götürüp yüzde 22.5’tan hazineye veriyor. Alın teri bile dökmüyorsunuz. Siz buna model diyorsunuz. Bu model soygun modeli.

“Moral üstünlük diyorlarsa sandığı getirsinler”

Döviz kurlarının aşağı çekilmesiyle beraber kamuoyunda muhalefetin moral üstünlüğünün azaldığı şeklinde yorumlar yapıldı. Sizin böyle bir değerlendirmeniz var mı ve son günlerde bir anket çalışmanız oldu mu?

Bizim moral üstünlüğümüzde bir sorun yok. İktidar ‘Bir moral üstünlüğü elde ettik’ diye düşünebilir. Ama işin doğrusunu isterseniz güvenin olmadığı bir yerde moral üstünlüğü de olmaz. Erdoğan’la toplum arasında ciddi bir güven sorunu var. O güven sorunu yeniden inşa edilmedikçe toplum onlara destek vermez, vermemeye de kararlı. Dün bir anket geldi. Herhangi bir sorun yok. Geçmişte neyse sonuçlar aynı. CHP’nin hafif yukarıya doğru tırmanışı var, devam ediyor. Moral üstünlük diyorlarsa sandığı hemen getirsinler. Bu moral üstünlükle sandığa gidelim hep beraber seçim yapalım yani.

“Genel başkanların farklı işleri var”

Altı siyasi parti bir parlamenter sistem çalışması yaptınız ve çalışma tamamlandı. Altı lider olarak kameraların karşısına ne zaman geçeceksiniz? Bir takvim var mı?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem ile ilgili genel başkan yardımcılarının uzlaştığı ana metin ortaya çıktı. Bu ana metni şu anda genel başkanlar ve arkadaşları, kurmayları üzerinde çalışıyorlar. 2022’nin başlarında bu konuda uzlaştığımız, netleştirdiğimiz konularda kamuoyunda bir açıklama yapılır. Ama açıklama nasıl yapılacak, altı genel başkan bir araya gelecek mi, gelmeyecek mi bunu görüşürüz kendi aramızda. Altı partinin genel başkanının bir araya gelmesi, oturması, fotoğraf vermesini düşünüyorsunuz. Bu belki belli bir zaman dilimi içinde. Seçim takvimi belirlenmediği sürece altı kişi altı genel başkan bir araya, her birimizin dünya kadar işi var farklı yerlerdeyiz. Gelebiliriz de yani.

“Bürokraside yasalara aykırı imza atmama konusunda gelişme var”

Bürokraside yaşanan çözülme sonrası size bir miktar bilgi gelmesi söz konusu mu? Zira bürokrasiye yönelik çıkışınızdan sonra bu konu çok tartışılmıştı?

Bürokraside yasalara aykırı işlemlere imza atmama konusunda ciddi bir gelişme var. İstifalar da var, görevden almalar da var. Bunları da biliyoruz biz. Onlara şunu söylüyoruz: Bugün için sizi görevden alabilirler. Ama hiç meraklanmayın, belli bir süre sonra daha güzel görevlere geleceksiniz bu ülkeye hizmet etmek için. Bunu kendilerine aktarıyorum. Bilgi akışı var, doğrudur. Bürokraside çözülme değil de bürokraside diriliş desek daha iyi olur.

“Suriyelileri göndereceğiz”

Suriyelilerle ilgili olarak görüşünüz nedir? İktidar olduğunuzda Suriye politikası nasıl olacak? Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Suriye’yle barışacağız. Süratle büyükelçilikleri açacağız. Mısır’la barışacağız. Libya’yla barışacağız. Herhangi bir sorunumuz olmayacak. Suriyelileri de kendi ülkelerine göndereceğiz. Kendi iradeleriyle gidecekler. Huzur içinde gidecekler. Onların can ve mal güvenliklerini sağlayacağız, o konuda hiçbir endişem yok. Yaptığımız görüşmeler de oldu. İstanbul’da bir grup Suriyeliyle, Suriye’den kaçıp Türkiye’ye gelen kadın sivil toplum örgütleri vardı. “İki yıl içinde nasıl göndereceksiniz” diye sordular. Anlattım, son derece mutlu oldular, eğer bunları yaparsanız kendi ülkemize gitmekten mutlu oluruz dediler.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Yine Kapıda Kaldı: Bakanlığa Alınmadı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partililerden oluşan bir ekiple Milli Eğitim Bakanlığı’nı (MEB) ziyaret etmek istedi, ancak bakanlığa alınmadı. Kılıçdaroğlu’nun gelişi öncesinde bakanlığın giriş kapısının zincirle kilitlenmesi dikkat çekti.

Haber Merkezi / Bakanlık önünde yaptığı açıklamada, “Haksızlık, hukuksuzluk varsa, karşı çıkmak görevim… Dün bir feryadı dile getirdim. KPSS sınavında 80-90-95 puan alan evlatlarımızın elendiğini duydum, onlarla konuştum. Bu memlekete, gencecik evlatlarımıza yazıktır, günahtır.” diyen Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Daha düne kadar mülakatlarda artı 3, eksi 3 aralığında puan verilecektir uygulaması neden terk edildi? TÜGVA’dan, TÜRGEV’den gelen listeler üzerine mi bu kararlar alındı? Danıştay, haksızlığı tescilledi. Geçmişte verdiği kararlarda, ‘Verilen puanlar hayatın olağan akışına aykırıdır’ deniyor… Haksızlığa uğradığına inanan bütün arkadaşlara hukuki destek vereceğiz.”

MEB’in açıklamasıyla ilgili soruya Kılıçdaroğlu, “Sarayın talimatıyla iş yapanları ben muhatap almam. Benim hedefim haksızlık yapanlarla hesaplaşmak” diye yanıt verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün partisinin genel merkezinde KPSS’den yüksek puan almalarına rağmen mülakatlarda aldıkları düşük puan nedeniyle atanamayan öğretmenlerle bir araya gelmişti…

Mülakat yüzünden atanamayan öğretmenlere destek veren Kılıçdaroğlu, bugün Milli Eğitim Bakanlığı’na gideceğini açıklamıştı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), önüne gelmesi beklenen Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelişi öncesinde bakanlığın giriş kapısının zincirle kilitlenmesi dikkat çekti.

Bakan Özer’den açıklama

Milli Eğitim Bakanı Özer yaptığı açılamada, “Bakanlığımızın kapıları herkese açık. Kamuoyunu yanlış yönlendirerek maksadını aşan, emrivaki şekilde yapılacak görüşme talebini karşılamamız beklenmesin” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, TÜİK’in kasım ayı enflasyon rakamlarını açıkladığı gün kurumu ziyaret etmek istemişti. Randevu talebi reddedilen Kılıçdaroğlu bu kez kurumun binasına gitmiş ancak içeri alınmamıştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, KPSS Mülakat Mağdurlarıyla Görüştü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KPSS’de yüksek puan almasına rağmen mülakatta elenen öğretmen adaylarıyla birlikte basın toplantısı düzenledi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu mülakatları kaldıracaklarına dair söz verdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, “TBMM’nin aldığı, Milli Eğitim Komisyonu’nun aldığı karara uymayacaksınız, Danıştay kararına uymayacaksınız, keyfinize göre hareket edeceksiniz, çalışan, dereceye giren öğrencilerin hakkını yiyeceksiniz, sonra da bana adaletten, demokrasiden söz edeceksiniz.” dedi. Kendisinden önce konuşan gençlerin Türkiye’nin bugünü ve geleceği olduğunu belirterek, “Onlara yapılan bu işlemler dolayısıyla özür borcumuz var.” diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi;

“Değerli basın mensupları, az önce konuşan dört arkadaşımız bizim evlatlarımız yani Türkiye’nin bugünü ve geleceği. Onlara özür borcumuz var yapılan bu işlemler dolayısıyla. Fakat bırakın özür dilemeyi yetkililere sabahtan beri ulaşamıyoruz. Bakan Beye sabahtan beri ulaşamıyoruz. Bu haksızlığı o nedenle 84 milyonun duymasını istedim.

Vicdan sahibi herkesin elini vicdanına koyması lazım. Dün akşam, yüksek puan alan fakat sözlüde elenen Sahra adlı kızımızla görüştüm. Önce kendisini yüksek puan aldığı için kutladım. Bana şunu söyledi, Çok üzgünüm keşke bu puanı almasaydım. En azından bir gerekçem olurdu. En azından ben yüksek puan alamadığım için mülakata da çağırmadılar derdim” diyor.

Halkımıza seslenmek isteriz. Adaletin olmadığı bir yerde huzur olur mu? Adaletin olmadığı bir yerde bereket olur mu? Bu çocukların hayatını çalmak kimin hakkıdır, kim böyle bir hakkı kendi üstüne alıyor? Bu çocukların geleceğini nasıl çalıyorlar? Adaletsizce nasıl alıyorlar, nasıl gasp ediyorlar? Buna hepimizin itiraz etmesi lazım. Doğudan, batıdan, güneyden, kuzeyden 84 milyonun da itiraz etmesi lazım; yazıktır, günahtır. Babaların, annelerin çocuklarını, evlatlarını nasıl yetiştirdiklerini, hangi fedakarlıklara katlandığını herhalde hepimiz biliriz. Her anne, baba bilir bunu. Her anne babanın emeğini çalmak, bu çocukların hakkını çalmak kimin hakkıdır, kime böyle bir yetki verilir?

Daha önce bu konuda benzer olaylar çıktığında olay Danıştay’a yansıdı. Danıştay’ın verdiği bir karar var, “Mülakatta artı 3, eksi 3 puan verebilirsiniz” diyor. Bir puan aralığı belirliyor. KPSS’de aldığı puanla mülakatta verilecek puan aralığını belirliyor. Buna uymuyorlar. Yani Danıştay kararına uymuyorlar. Danıştay kararına uymayan bir yönetim olabilir mi, yargı kararına uymayan bir yönetim olabilir mi? Aklımızın almadığı, düşünemediğimiz olaylar Türkiye’de gerçekleşiyor. Bu karar çıktıktan sonra Milli Eğitim Komisyonunda bütün siyasi partilerin temsilcileri hep beraber Danıştay’ın bu kararına uyulması konusunda görüş birliği sağladılar. Grubu olan bütün siyasi partilerin temsilcileri oradaydı. AK Parti de, CHP de, İYİ Parti de, HDP de oradaydı ve bu konuda görüş birliği sağladılar. Görüş birliğine dahi uyulmuyor. Yazık günah değil mi bu çocuklara?

TBMM’nin aldığı, Milli Eğitim Komisyonunun aldığı karara uymayacaksınız, Danıştay kararına uymayacaksınız, keyfinize göre hareket edeceksiniz, birilerinin, çalışkan öğrencilerin, dereceye giren öğrencilerin hakkını yiyeceksiniz; sonra da bana adaletten söz edeceksiniz, demokrasiden söz edeceksiniz.

Bu evlatlarımızın hakkını, hukukunu korumak benim boynumun borcudur. Her türlü hukuki desteği vereceğiz. Haklarını alıncaya kadar da mücadele edeceğiz. Saray da bunu çok iyi bilsin, sarayın şürekâları da çok iyi bilsin. Birilerinin hakkını birilerine yetirmeyeceğiz. Herkesin hakkı kendisine ait olmalıdır. Birilerinin hakkını birilerine yedirirseniz, torpili getirirseniz, adam kayırmacılığı getirirseniz bu işler düzelmez.

O nedenle ben bu arkadaşların huzurunda da milletime açık ve net söz veriyorum: Allah’ın izniyle iktidar olduğumuzda bu mülakat belasını kaldıracağım. Ne mülakatı kardeşim, KPSS’ye giriyor, kim kaç puan alıyorsa puanına göre yerleştireceksiniz, bitti bu kadar! Benim adamım olsun, onun adamı olsun, onun dayısı olsun, onun akrabası olsun. Dayısı olmayan ne yapacak, akrabası olmayan ne yapacak, yakını olmayan ne yapacak? Bu ülkenin garibi ne yapacak, fukarası ne yapacak, boğazından kesip evladını yetiştiren anne ne yapacak, baba ne yapacak?

Sözüm söz, bu mülakat belasını kaldıracağız, böyle bir rezalete asla izin vermeyeceğiz. Bu arkadaşlarımızın hakkını da, hukukunu da sonuna kadar destekleyeceğiz ve her türlü hukuki desteği de vereceğiz.”

Salih Can Büyükaydın: Bu sene KPSS sınavından 79,72 alarak İngilizce Öğretmenliği alanında 303’üncü oldum. Ardından sözleşmeli öğretmenlik için yapılan sözlü sınavlara girdim. İki gün öncesinde de bu sözlü sınav sonucumun 56’ya düşürüldüğünü gördüm, tercih dışı bırakıldım. Bunun sonucunda da iki gündür uyku uyuyamıyorum. İki gündür yollardayım, kurum kurum geziyorum, çalmadık kapı bırakmadık deyim yerindeyse. İki gündür sadece 4 saat uyudum. Büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. İnşallah bizim emeğimizin, hakkımızın bize tekrar geri verilmesini umuyorum. Söyleyeceklerim bu kadar. Diğer arkadaşlarıma da söz hakkı vermek istiyorum.

Fuat Korkmaz: Lise matematikte Türkiye 68’incisi oldum 733 kontenjan arasından. Günlerimi ailemden, çocuğumdan feragat ederek, çalışarak geçirerek bu dereceyi, bu başarıyı elde ettim. Ama sözlü mülakatımın da çok iyi geçmesine rağmen, mülakattaki hocalarımın beni tebriklerle uğurlamasına rağmen ben şu anda 55 puan aldım ve benim gibi bir, on, yüz değil bin kişiye yakın böyle arkadaşımız var ve çok mağduruz. Adalet istiyoruz, hakkımızın teslim edilmesini istiyoruz. Teşekkür ederim.

Hatice Ulubay: Felsefe grubu öğretmeniyim. Felsefede kontenjan sadece 149 kişi. Ben ilk 100’ün içindeydim. Puanım 87.75. Ben de elendim. Bu benim ikinci mülakatımdı. İlk mülakata girdiğimdeki puanımla -3 ay önce girdim- puan aynı verildi. 81,5’tu 82’ye yuvarlandı fakat şimdiki mülakat puanım 54. Ben hala neden elendiğimi bilmiyorum. Bunu öğrenmek istiyorum sadece.

Ahmet Yılmaz: Özel eğitim öğretmeniyim. Ankara’ya Aksaray’dan geliyorum. Benim babam beni okutmak için bel fıtığı oldu, yıllarca emek verdi. Şu anda hareket ederken bile zorlanıyor. Ama benim hakkım gasp edildi ve 55 verilerek benim atama hakkım elimden alındı. Şu anda kontenjana dahilim ama atanamıyorum. Diyeceklerim bu kadar.

Paylaşın

Buldan ve Sancar’dan Kılıçdaroğlu’nu Ziyaret

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu partisinin genel merkezinde ziyaret etti. Ziyaretten sonra ortak basın açıklaması yapan liderler, soru almadı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu açıklamasında, “Türkiye’nin birliğe ihtiyacı var, beraber olmaya ihtiyacı var, kucaklaşmaya ihtiyacı var, helalleşmeye ihtiyacı var. Kavgalardan çok çektik. Bir araya gelmeliyiz, oturmalıyız ve konuşmalıyız” mesajını verdi.

Parti ziyaretlerinin bu ziyaretle sona erdiğini söyleyen Pervin Buldan, “Türkiye’nin acil çözülmesi gereken konuları belidir. Muhalefet partileri olarak bu konuları nasıl çözebileceğimizi ve Türkiye’nin bu geçiş döneminde yapması gerekenleri konuştuk” dedi.

Mithat Sancar da muhalefet partilerinin halka verebilecekleri en büyük vaadin “toplumsal barışı birlikte sağlamak” olduğunu söyledi, “‘Biz toplumsal barışı sağlamak konusunda hemfikiriz’ mesajını verebildiğimiz sürece toplumdan karşılık alabileceğimizi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu: Bir araya gelmeli, oturmalı ve konuşmalıyız

“Türkiye’nin kucaklaşmaya ihtiyacı var. Helalleşmeye ihtiyacı var. Kavgalardan çok acılar çektik, kavgayı değil barışı öncelemeyiz. Bir araya gelmeli, oturmalı ve konuşmalıyız. Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yok. Bütün sorunlar akılla mantıkla birikimle feraset ile çözülebilir. Bu çerçevede Türkiye’nin sorunlarını masaya yatırdık. Sayın genel başkanlar düşüncelerini ifade ettiler. Biz kendi düşüncelerimizi ifade ettik. Ekonomiden söz ettik, esnafın, çiftçinin, emeklinin, asgari ücretlinin sorunları masaya yatırıldı, tartışıldı. Elbetteki farklı görüşlerdeyiz ama her görüş bizim için son derece değerlidir. Tekrar hoş geldiniz, teşekkür ederiz.”

Pervin Buldan: Türkiye’nin bir geçiş sürecinde yapması gerekenleri konuştuk

“Teşekkürler sayın Başkanı ve siz değerli basın mensuplarına teşekkür ediyoruz. Siyasi partileri ziyaret programımızın son aşamasına geldik. Sabah DEVA Partisi’ndeydik. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve heyetiyle bir araya geldik. Elbette ki temel sorunlar konusunda her parti kendi görüşünü sunar. Biz de bunu bugün yaptık. Türkiye’nin acil çözülmesi gereken konuları bellidir. Muhalefet partileri olarak bunun sorumluluğunu taşıyarak, bu sorunları nasıl çözebiliriz ve Türkiye’nin bir geçiş sürecinde yapması gerekenleri konuştuk. Bu konuda görüş alışverişinde bulunduk. Elbette bir kriz süreci yaşıyoruz. Sadece ekonomik kriz değil, her alanda krizlerin olduğu bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

Ekonomik kriz, sosyal kriz siyasal krizler başta olmak üzere adalet konusunda da hukuk konusunda da büyük bir kriz yaşandığını özellikle belirtmek isterim. Bugün aynı zamanda Roboski Katliamı’nın 10’uncu yıl dönümü. Hepimiz çok yakından takip ediyoruz. Roboski Katliamı’nın gerçek failleri henüz ortaya çıkmadı ve yargılanmadı. Yine Emine Şenyaşar’ın bir adalet arayışı var. Aylardır bu arayış devam ediyor. Bütün bu meseleri elbetteki çözmek üzere Türkiye’nin yeni bir anlayışa ve yeni bir yönetime ihtiyacı var. Bu da tabi bir erken seçim kararı ile mutlaka Türkiye’nin gündemine gelecektir. Ve erken seçim kararı ile birlikte Türkiye yeni bir yönetimi ve yeni bir anlayışı mutlaka görecektir.

Bu konuda görüşlerimizi sayın genel başkana ifade ettik. Diğer partilerle yaptığımız görüşmelerde de ifade etmiştik. TBMM’ ye vereceğimiz ortak bir önerge ile erken seçim isteme talebini gündemlerine alma teklifimizi de sunduk sayın genel başkana. Kendi aralarında istişare edecekler tabi ki ve bize en kısa zamanda görüşlerini bilidereceklerdir. Bir kez daha sayın genel başkana ve heyetine bizleri kabul ettikleri ve önemli görüşlerini bizlerle paylaştıkları için çok teşekkür ediyorum. Bu ziyaretlerimiz önümüzdeki günlerde devam edecektir.”

Mithat Sancar: Bu yönetimin gitmesi aynı zamanda yönetim sisteminin değişmesinin de başlangıcı olacaktır 

“Öncelikle CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun görüşme talebimizi kabul etmesi ve bir araya gelmemizi sağlaması dolayısıyla kendisine ve partisine teşekkürlerimizi iletmek istiyorum. Türkiye’de çoklu krizler sürecinde olduğu konusunda hemfikiriz. Bu krizlerden çıkış yollarını, en geniş istişare diyalog ve tartışma yolu ile bulabiliriz. Eğer Türkiye’de demokrasi her alanda yok ediliyorsa bizim toplumsal zeminde ve muhalefet partileri arasında bunu canlandıracak yolları bulmak gibi bir görevimiz var. Biz ülkeye demokrasiyi getirmeyi vaat ediyorsak bunu öncelikle kendi ilişkilerimizde topluma göstermemiz gerekiyor. Öte yandan bu çoklu krizler bir yönetim krizidir ama aynı zamanda yönetim sistemi krizidir. Bu ikisini birlikte aşmak gerekiyor. Bu yönetimin gitmesi, aynı zamanda yönetim sisteminin değişmesinin de başlangıcı olacaktır. Bu konuda da görüşlerimizi ilettik. Erken seçim talebimizin temelinde de bu yatıyor. Ancak sadece seçim meselesine odaklanmak da sorunları çözmez, bugün halkın yaşadığı çok ağır sorunlar var. Yoksulluk, açlık, adaletsizlik ve başka alanlarda çok büyük haksızlıklar söz konusu. Bunlar da bizim halkı korumak için ortak davranma yükümlülüğümüzü yeniden gündeme getiriyor.  

Seçimlere kadar da yapmamız gereken pek çok iş var. Seçim esaslı özellikle seçim güvenliği konusunu bugünden itibaren ortak çalışmalarla işlemek gibi bir görevle karşı karşıyayız. Ayırca iktidarın toplumu kutuplaştırma, gerginleştirme ve düşmanlaştırma politikaları kendisini korumanın, varlığını sürdürmenin en temel strateijisidir. İktidar ayrıştırarak, düşmanlaştırarak, kutuplaştırarak varlığını sürdürmek istiyor. Buna karşı bizim yapmamız gereken tam tersidir. Yani diyalog, müzakere, istişare ile toplumsal barışı kurabileceğimizi topluma göstermemiz gerekiyor. Muhalefetin tüm partilerinin topluma verebilecekleri en büyük vaat, toplumu heyecanlandırabilecek en büyük söz, toplumsal barışı birlikte kurabileceğimiz sözüdür.

Farklılıklarımızı koruyoruz, ama toplumsal barışı sağlama konusunda ortak iradeye sahibiz” mesajını verebildiğimiz ölçüde toplumdan da büyük bir karşılık alabileceğimizi biliyoruz. Bunu başarabilirsek hem bu yönetimin gitmesini seçim yoluyla sağlarız hem de geleceği demokratik esaslar üzerinde, barış içinde kurma imkanlarını büyütürüz. Bu nedenle bu görüşmelerin önemi büyüktür. Heyetler arası görüşmeler olarak devam edecektir. İhtiyaç halinde, başkanlar olarak bu görüşmeleri sürdürmek istediğimizi bir kez daha dile getirdik. Türkiye’nin sorunlarına birlikte çözüm aramamız lazım. Yani hep birlikte Türkiye’ye kazandırmamız gibi bir sorumluluğumuz var. Biz HDP olarak bu sorumluluğun bilinciyle bu görüşmeleri başlattık ve devam ettirme kararındayız. Teşekkürler.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Millet Açıkça Soyuldu

Gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na (İBB) yönelik başlatılan “terör teftişi” yapılmasının “gündemi değiştirme çabası olduğunu’ belirten Kılıçdaroğlu, “Hazmedemedikleri için saldırıyorlar” dedi. 

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in haberine göre, Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: Yerel yönetimlerde CHP’nin başarısını Erdoğan bir türlü sindiremedi. Belediye başkanının Milli İstihbarat Teşkilatı mı var? Ama onların yanında terör örgütleriyle kucaklaşan bir sürü adam var. Hazmedemedikleri için saldırıyorlar. İçişleri Bakanlığı müfettişleri görevlendirmiş. Geç kaldın kardeşim. Daha önce gönderseydin bari. Sadece o değil ki… Bizim bütün belediye başkanlarımızın telefonlarını dinliyorlar. Başkanlar için özel masalar kurdular, bütün alınan elemanlara bakıyorlar. Baksınlar. Eğer terör örgütüyle iltisaklı varsa ilgili kamu kuruluşu devlet geleneğinde uyarılır. İktidarda kalmak için söylemeyecekleri yalan, atmayacakları iftira yok.

“İstanbul’u alırsak seçimlerde istediğimiz kadar rahat para harcarız” gibi bir anlayışları olabilir. Hangi gerekçeyle yapacaklar? Bunu yaptıkları takdirde, umarım yapmazlar, Türkiye’yi kimsenin rezil etme hakkı yoktur. (Açığa alındı raporu verilir mi?) Öyle bir müfettiş olacağını sanmıyorum.

Erdoğan, konuşmasının bütün bir saatini bana ayırmış. Bir saat konuşur ama 10 dakika cesaret edip televizyonda karşıma çıkamaz. Yüreğin varsa A-Haber duruyor orada, çık karşıma. Çıkamaz. İlk 10 dakikada dağıtırım onu ve tüm sinirlerini bozarım.

“Millet açıkça soyuldu”

Dolardaki sert çıkış ve düşüşün topluma bir maliyeti oldu. İç güçlerin soygunu Erdoğan eliyle gerçekleştirildi. Grup başkanvekillerimiz bir araştırma önergesi verdi. İktidar, “Biz soygun yapmadık, CHP doğru söylemiyor” diyorsa bu önergeye “evet” demek zorunda.

Fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın görevi. Ama Cumhurbaşkanlığı’nda Fiyat İstikrarı Komisyonu kurulup bu görev ona verildi. O da bir kere bile toplanmadı. Devlette fiyat istikrarını sağlayacak mekanizma yok. Görevli kurum şu an felç edilmiş. Doların 18 küsurlara çıkışı ve inişinin bir maliyeti oldu. Soygun oldu. Bu soygun Erdoğan eliyle gerçekleşti. Erdoğan’a yöneltmek için 11 soru hazırladık. İktidar ‘Biz soygun yapmadık’ diyorsa bu konudaki araştırma önergemize evet demeli.

Erdoğan 22 Kasım’da kurdaki artışa, “Mandacı iktisatçıların reçetelerine itibar etmiyoruz” dedi. 3 Aralık’ta Çin modelini esas aldıklarını söyledi. Sonra “Ekonomik Kurtuluş Savaşı veriyoruz” dedi. Ama 13 Aralık’ta Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “Dışarıdan bir saldırı yok” dedi. Orada şöyle dikkat çeken bir ifade var: “Millet dış güçlere odaklanmışken iç güçler tarafından soyulduk.” Aynen öyle. Bu millet açıkça soyuldu.

20 Aralık gecesi VakıfBank 1 milyar dolar bozdurduğunu açıkladı. Ama BDDK kayıtlarına bakıyorsunuz, kimse para bozdurmamış, tersine vatandaş döviz almış. 22 Aralık akşamına kadar VakıfBank 4.5 milyar dolar, Halkbank 3.6 milyar dolar, Ziraat Bankası 6.5 milyar dolar, Merkez Bankası arka kapısından da 4.5 milyar dolar, toplam 19.1 milyar dolar satış yapıldı. Erdoğan daha sonra “Nas neyi gerektiriyorsa onu yapacağım” dedi ama yapmadı. Türk Lirası’nı Amerikan Doları’na himmet etti. Bakan Nebati “Büyük finansörler bu işin nasıl döneceğini bilirler” dedi. Ama çarpılan kim oluyor? Küçük yatırımcılar. Şimdi kara kara düşünüyorlar. Bir iki gün içinde büyük bir soygun yapıldı ve Erdoğan’la arkadaşlarının talimatıyla gerçekleşti. Kurun yukarı çıkıp düşmesi Erdoğan’ın para kazanmasıyla alakalı. Saray çevresi belli kişilere olağanüstü avantajlarla Hazine’nin soyulmasını sağladı. Kazanan Erdoğan ve ailesi oldu.

Cumhurbaşkanı adayı konusunda bir görüşmemiz olmadı. Erken buluyoruz. Hukuk, anayasa, özgürlükler konusunda görüş birliği sağlandı. Ekonomi konusunda da sağlanmalı. Bileşenlerle konuşursak cumhurbaşkanı olacak kişinin devleti tanıması, bilmesi lazım. Biz popstar falan seçmeyeceğiz. Hem ittifakı bir arada tutacak hem de devletteki dönüşümü sağlayacak birisi olması lazım. (Aday kim olacak tartışması…) Bu konunun tartışılması hiç doğru değil. “Siz ister misiniz?” Onore bir görevdir. İttifak aday ol deyince “olmam” diyemezsiniz. Bunu sağa sola çekmenin bir mantığı yok. Gazeteci arkadaşlar yorum yazıyor, ben de bazen tebessüm ederek okuyorum.

(TÜİK Başkanı Sait Erdal Dinçer’in, Kılıçdaroğlu’na randevu vermemesi ile ilgili, “Kurumu siyasi tartışmaların bir parçası haline getirmek istemedim” demesi) Kendi internet sitesini okumamış mı bu adam? Orada randevu almadan gelebilirsiniz diyor. Kendi sitesiyle çelişen bir adam TÜİK’i yönetir mi? Onun tek rolü Saray’dan aldığı talimatın gereğini yapmak. Gerçek rakamları açıklamıyorlar. Korkmalarından, utançlarından bu.

Erdoğan’a sorulacak 11 soru

Sözcü’den Saygı Öztürk, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin TBMM’ye sunacağı “Erdoğan’a yöneltilecek 11 soru” önergesini açıkladığını yazdı. “Erdoğan eliyle bu soygun oldu” diyen Kılıçdaroğlu soruları şöyle sıraladı:

1- Erdoğan, 22 Kasım’da, döviz kurlarındaki artışı “kurdaki rekabet gücü” olarak değerlendirdi. Dolar kuru 11 lira 5 kuruş idi. Erdoğan kendisine “tedbir al” diyen iktisatçıları dinlemedi? Doların 18 lira 33 kuruşu görmesini neden bekledi? Bu politikadan bir gecede neden vazgeçildi?

2- Erdoğan’ın açıkladığı “Çin modelini”, 3 Aralık’ta Hürriyet manşet yaptı. O gün dolar kuru 13 lira 43 kuruş idi. Liranın değerini düşürerek, milleti fakirleştirerek, ucuz iş gücü haline getirmeyi amaçlayan bu modelden neden vazgeçildi?

3- Erdoğan, döviz artışını sürekli dış güçlere bağladı. Yeni Hazine Bakanı Nureddin Nebati, “dış güçler yok!” dedi. O gün, dolar kuru 13 lira 86 kuruş idi. Erdoğan doları, 8 lira 31 kuruştan, 18 lira 33 kuruşa kadar getiren güçlere neden sessiz kaldı? Millet iç güçler tarafından bir gecede soyuldu.

4- Erdoğan’ın 20 Aralık’ta yaptığı açıklamalarının gecesinde, Ziraat Bankası Genel Müdürü, “1 milyar dolar civarında bir para bozduruldu” dedi. BDDK’ya ait rakamlar ise aksine vatandaşın 218 milyon dolar döviz aldığını gösteriyor. Bu durumda o gece o dövizleri kimler sattı?

5- Sicili kabarık Amerikalı Finans şirketi J.P Morgan 18 Aralık’ta müşterilerine, “Türk Lirası için yeni algoritma emri almayacağını, eski emirlerin de en kısa sürede iptal edilmesi” tavsiyesinde nasıl bulunabildi? Bu finans şirketi 20 Aralık gecesi olacaklardan, nasıl haberdar oldu? Şirkete “Türkiye’de danışmanlık yapma” izni neden verildi?

6- 6- 21 Aralık sabahtan 22’si akşamına kadar Merkez Bankası’nın arka kapısından 4,5 milyar dolar, toplamda 19,1 milyar dolar satıldı. Eğer Erdoğan bu rakamlara “doğru değil” diyecekse, araştırma önergemize kabul oyu verir.

7- Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri 17 Aralık itibariyle, -46,7 milyar dolar. Yani kasada tek sent yok. Milletin kendisine emanet ettiği bankasına ait olmayan rezervleri arka kapıdan hangi kanuna, hangi kurala dayanarak sattı?

8- Erdoğan, 20 Aralık’tan bir gün önce “faiz indirmeye devam edeceğim, Ben Müslüman’ım naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” dedi. Madem Müslüman’dın, neden Türk Lirasına dolar üzerinden faiz artışı yaptın?

9- Özel bankaların ödeyeceği faiz bile Hazine’nin sırtına yüklendi. Acaba bu hangi dinin kitabında var? 84 milyonu kefil yapmak, hangi dinde caiz?

10- Merkez Bankası’nın faizi Eylül’den bu yana 19’dan 14’e indi. Hazine’nin borçlanma faizi 17’lerden 23’lere çıktı. Bu faiz lobilerinin isteğinin gereği mi?

11- Erdoğan, yaptığı operasyonla fakirden aldı, zengine verdi. Bu küçük yatırımcıları neden çarptın Erdoğan? Milletin alın terine, emeğine köpük deyip, neden bir gecede hüplettin?

HDP’nin yasalara göre kurulmuş siyasi parti olduğunu, önümüzdeki hafta kendileriyle görüşeceğini belirten Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“HDP ile konuşacağız. Demokrasiyi savunuyorsanız, ‘Biz şu siyasi partiyle görüşmeyiz’ demezsiniz. Eğer bir siyasi partinin terör örgütüyle bağlantısı varsa gereğini yaparsın. Yapmıyorsan suç işlemiş olursun. AKP şöyle bir siyaset izliyor: HDP kendisine yanaşır ve destek verirse sorun yok. Ama HDP, AKP’den uzaklaşırsa PKK ile bağlantılı olduğunu söylüyor. Doğuya gidince PKK’lı, batıya gelince FETÖ’cü oluyorsunuz. Bunlar FETÖ ile kucak kucağa yatmıyorlar mıydı? Terör konusunda tavrımız çok nettir.”

Paylaşın

CHP’li 11 Başkandan Deklarasyon: Belediyelerimiz Üzerinden Sürekli Kirli Siyaset Üretiliyor

Ankara’da bir araya gelen CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı, görüşmenin ardından bir deklarasyon yayımladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek veren belediye başkanları CHP’li belediyeler üzerinden kirli siyaset üretilmeye çalışıldığını söyledi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın okuduğu deklarasyonda ekonomi, tarım, turizm, iklim değişikliği gibi konular ele alınırken İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başlattığı ‘özel terör teftişi’ de gündemdeydi.

Deklarasyonu okuyan Mansur Yavaş kurdaki ani yükseliş ve büyük değişimlerle ekonomik koşulların önümüzdeki sene için mali yükü arttığını söyledi. Kaynaklarının büyük kısmınının Cumhur İttifakı belediyelerine gittiğini belirten Yavaş bunun adaletsiz olduğuna vurgu yaptı. Yavaş şöyle konuştu:

“Bizler örnek belediyecilik uygulamalarımızı sürdürürken hükümet tarafından dile getirilen ‘Bütün belediyelere eşit mesafedeyiz’ söylemlerinin gerçeği yansıtmadığı ortadadır. Türkiye Belediyeler Birliği’nin gelirinin yarısından fazlasını Millet İttifakı belediyeleri sağlarken, kaynaklarının büyük kısmını Cumhur İttifakı belediyelerine ve diğer kamu kurumlarına aktarması adaletsiz bir vakıadır.

Birçok belediyemiz kamu bankalarından ve İller Bankası’ndan kredi alabilmek bir yana, teminat mektubu dahi alamamaktadır. Gelir kalemlerinin büyük bir kısmını belediyelerimizin oluşturmasına rağmen, bütçesi valilikler tarafından yönetilen Kalkınma Ajanslarının gider kalemlerinden kurumlarımız etkin olarak faydalanamamaktadır. Birçok kredi onayı ise uzun süredir Cumhurbaşkanlığı makamının onayını beklemektedir. ‘Eşit mesafe’ değil, sadece ‘mesafe’ ile sürecin yürütüldüğü ve mesafenin Millet İttifakı belediyeleri olmamız sebebiyle gittikçe açıldığı yadsınamaz bir gerçektir.

“Bizlere devlet olanaklarıyla zorluk çıkartılıyor”

İki buçuk yıl boyunca belediyelerimizin yaptığı ve büyük takdir toplayan çalışmaların bir kesime rahatsızlık verdiğini görmekteyiz. Bu durumu anlayışla karşılıyoruz. Kabul etmediğimiz durum ise hukukun dışına çıkılarak, baskı ortamının oluşturulması, haksız ve mesnetsiz ithamlarla kurumlarımızın zan altında bırakılması ve devlet kurumu olan belediyelerimiz üzerinden sürekli olarak kirli siyaset üretilmesidir.

Gelinen noktada, vatandaşlarımızı ayırt etmeden hizmet eden belediyelerimize ayrımcılık yapıldığı, millet iradesi ile seçilen bizlere devlet olanaklarıyla zorluk çıkarıldığı, demokrasi ve hukuk kurallarıyla işlemesi gereken bir düzenden baskı ve engel düzenine geçiş yapıldığı açıktır.

İstanbul Büyükşehir Belediyemize yapılan haksızlığın, tüm belediyelerimize yapıldığını düşünüyor ve bu haksızlığı reddediyoruz. Bir belediyemiz için uygulanması düşünülen hukuksuzluk, karşısında tüm belediyelerimizi ve milletimizi bulacaktır.

Millet İttifakı Belediye Başkanları olarak bundan sonraki süreçte de haksızlığa, hukuksuzluğa, baskılara ve ithamlara karşı tek yürek olacağımızın bir kez daha altını çiziyoruz. Bu güçlü irade baskılardan bırakın yılmayı, aksine her zorlukta daha da güçlenecek ve vatandaşlarımıza daha çok hizmet etme azmimizi perçinleyecektir.”

Deklarasyon, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş’ın imzasını taşıyor.

Paylaşın

İBB’ye Yönelik Teftiş Sonrası CHP’de Kayyuma İhtimal Verilmiyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik teftiş sonrası CHP’li belediyelere yönelik “görevden alıp, kayyum atama” olasılıkları da tartışılıyor. Görüşmede, kayyum atanma gibi bir olasılığa ihtimal verilmezken, iktidarın buna cesaret edemeyeceği değerlendirmesinde de bulunuldu. Kılıçdaroğlu’nun da “Dilerim böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmezler” sözleriyle kararlılık mesajı verdiği ifade edildi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik, “terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönündeki ihbar ve tespitler” üzerine özel teftiş başlatmasının ardından CHP yönetimi, izlenecek yöntemi masaya yatırdı.

Partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı öncesinde “Büyükşehir Belediye Başkanları buluşması” çerçevesinde Ankara’da bulunan 10 belediye başkanı ile görüşen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın bu girişimleri karşısında “sakin olmaları ve aynı hızla çalışmalarını sürdürmelerini isteyerek, “İktidar gitme telaşında, bunun için her şeyi yapabilirler, biz işimize bakalım” mesajı verdi.

Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarını görevden almaya cesaret edemeyeceğini belirterek, “Dilerim akıllarından bile geçirmezler” dediği öğrenildi. İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye yönelik başlattığı “özel teftiş” başlatmasının ardından gözlerin çevrildiği CHP’de bugün yoğun bir trafik yaşandı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu önce, her ay yapılan “Büyükşehir Belediye Başkanları” toplantısı için Ankara’da bulunan belediye başkanlarını kabul etti.

Büyükşehir belediye başkanları toplantısının, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 102. Yıldönümü olması nedeniyle 27 Aralık’ta Ankara’da yapılması kararlaştırılmıştı. Görüşmenin İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne özel teftiş başlatması sonrasına denk gelmesi nedeniyle ilk sıradaki gündem maddesi de bu konu oldu.

Görüşmeye Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği programına katılmak için İzmir’de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ağırlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer dışında 10 büyükşehir belediye başkanı katıldı.

Edinilen bilgiye göre görüşmede Kılıçdaroğlu, İBB’ye yönelik kararı “kaybetme telaşı” olarak yorumladı ve “Gitmemek için her şeyi yaparlar. Ama sakin olmamız lazım, sizler aynı hızla çalışmaya devam edin. Herkes işine bakacak, böyle durumlarda yan yana olduğumuzu göstermemiz gerekiyor” görüşünü dile getirdi.

“Kayyuma ihtimal verilmiyor”

Kulislerde İBB’ye yönelik teftiş sonrası CHP’li belediyelere yönelik “görevden alıp, kayyum atama” olasılıkları da tartışılıyor. Görüşmede, kayyum atanma gibi bir olasılığa ihtimal verilmezken, iktidarın buna cesaret edemeyeceği değerlendirmesinde de bulunuldu. Kılıçdaroğlu’nun da “Dilerim böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmezler” sözleriyle kararlılık mesajı verdiği ifade edildi.

Görüşmeye katılan bir belediye başkanı “Kayyum asla olmaz. Buna kimse cesaret edemez. Hepimizin ortak görüşü bu” dedi. Bazı belediye başkanları da göreve geldiklerinden bu yana mülkiye müfettişlerinin belediyede olduğuna dikkat çekerek, “Biz hiçbir denetimden korkmuyoruz. Sadece tarafsız, bağımsız, vicdanı ile çalışacak, işini yapacak müfettişler lazım” görüşünü dile getirdi.

“Devlet tuzak kuruyorsa hukuktan başka yol var mı?”

Bu görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında toplanan MYK’da da İBB’ye yönelik teftiş kararı ve iktidarın CHP’li belediyelere yönelik olası hamleleri ve buna karşı partinin alacağı tutum ele alındı.

Toplantıda AKP’nin CHP’yi “itibarsızlaştırma ve terörle ilişkilendirme” çabası içinde olduğu ve bunun devamında da benzer girişimlerin gelebileceği yorumu yapıldı. İktidarın belediyeleri terörle veya rüşvetle irtibatlandırma girişimleri karşısında, hukuki delillerle bunların çürütülmesi ve kamuoyuyla da her zeminde bu bilgilerin paylaşılması görüşü benimsendi.

İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir gibi diğer belediyelere yönelik de çeşitli iddiaların gündeme getirilebileceği, hatta Buca belediyesine yönelik operasyon, Adana’da Ceyhan Belediye Başkanı’na yönelik rüşvet suçlaması, Yalova Belediyesi’ne operasyon gibi bundan sonra bazı ilçe belediyelerine yönelik de operasyonlar yapılabileceği görüşü dile getirildi.

Bir parti yöneticisi, Adana Ceyhan Belediye Başkanı’nın bir ses kaydı gerekçe gösterilerek, “rüşvet iddiasıyla” görevden alındığını belirterek, şu görüşleri dile getirdi:

“Altı ay sonra belediye başkanımızın avukatları bu kaydı dinletti. Evet konuşmada bir rüşvet geçiyor, ama ses belediye başkanımıza ait değil. Sonra belediye başkanımız tahliye edildi, ama görevine iade edilmedi. Bu belediye başkanımıza karşı bir itibar suikastiydi.

“Hukuk dışında başka mücadele zemini yok. Devlet tuzak kuruyorsa hukuktan başka kullanacak yolumuz var mı? Gideceğimiz yer adalet mekanizması olacak. Eninde sonunda yaptıkları ayaklarına dolaşıyor. Biz bunların peşine takılmayacağız. Yolumuzda yürüyeceğiz, özgürlük ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. İşi kişiselleştirmeyeceğiz. Faşizme karşı mücadele demokratik ve hukuki olmak zorunda. Biz hukuki zeminleri kullanarak, yapılanları ifşa edeceğiz.”

Paylaşın

BDDK’dan 5 Kişi Hakkında Suç Duyurusu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, ekonomist Güldem Atabay, gazeteci Emin Çapa ve Selçuk Geçer hakkında suç duyurusunda bulundu.

Kurul, suç duyurusunun nedeni olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 64. maddesinde yer alan “Bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz” hükmüne aykırı davranma iddiasını ileri sürdü.

Erdoğan sinyali vermişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  geçtiğimiz hafta katıldığı bir televizyon programında döviz kurlarındaki hareketlilikle ilgili yapılan değerlendirmelerle ilgili suç duyurusunun sinyallerini vermişti. Erdoğan şunları söylemişti:

“Yaşadığımız süreç bu yöndeki iddiaların gerçek dışı yanıltıcı manipülatif olduğunu ortaya çıkardı, hem de birkaç saat içinde. Söz konusu beyan ve iddialar, kanunlarımıza aykırıdır. Merkez Bankası’nın itibarını kıracak asılsız haber yayamazsınız. Piyasa bozucu eylemler, piyasa dolandırıcılık yapamazsınız. Finansla piyasalarda manipülasyonda suçtur.

Burada hiç af yok. Bunları yapanlar hakkında kanuni yollara başvurulacaktır. BDDK bunlarla ilgili adımlar atmıştır. Merkez Bankası’nda geçmişte başkanlık yapmış olan zat o da bu suçu işlemiştir”

Durmuş Yılmaz’ın döviz kurlarındaki hareketlilikle ilgili yaptığı değerlendirmeleri eleştiren Erdoğan, “Hele hele Merkez Bankası’nda başkanlık yapacaksın, kalkıp yol göstericiliğe soyunacaksın, bunları hesaba çekecekler. Kamu görevinde bulunmuş birisi kamu aleyhinde açıklama yapamaz. Burada bir sorun var, yine o sorunu hep beraber kaldıracağız. Onlarda bedelini ödeyecekler. Milletvekili sebebiyle yırtar ama tazminat olarak bunun bedelini öder” demişti.

“Gözdağı verilmek isteniyor”

Hakkında suç duyurusunda bulunan isimler BDDK’nın girişimine tepki gösterdi. Gazeteci Emin Çapa, Halk TV’de yaptığı açıklamada kendilerine gözdağı verilmek ve susturulmak istendiğini belirterek “Beni bir kenara bırakın Durmuş Yılmaz gibi Merkez Bankası’nda yöneticilik yapmış olan bir insan itibarsızlaştırılıyor. Öyle yağma yok. Ben kendi adıma şunu söylemek isterim halkıma karşı vicdanen rahat olmak ve ekonomi habercisi olarak görevimi yapmaya devam ediyorum” dedi. Çapa ayrıca konuyla ilgili bir açıklama yapacağını da Twitter hesabından duyurdu.

Selçuk Geçer de Medyascope’a yaptığı açıklamada “Dikkate bile almıyorum. Ben ömür boyunca hapis yatmaya razıyım. O geceyle ilgili bütün olayları araştırsınlar. Kim, nasıl manipüle etmiş? Konuyla ilgili BDDK’dan araştırma bekliyoruz” dedi.

“Önce 20 Aralık araştırılsın”

CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut da, Twitter hesabından “BDDK hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. BDDK önce 20 Aralık’ta yüklü miktarda kim alım, kim satım yaptı onu araştırsın” ifadelerini paylaştı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’dan Erdoğan’a Yanıt: Önce Konuşur Sonra Dediklerimi Yapar

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, kendisine “At atabildiğin kadar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar. Asgari ücret, elektrik faturaları, emekliye ikramiye olduğu gibi…” diye karşılık verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’dan, AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda kendilerini hedef alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a peş peşe yanıt geldi.

Önce Kemal Kılıçdaroğlu “Erdoğan’ın söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar” dedi. Ardından Erdoğan’ın hayata geçirdiği kendi projelerini sıraladı.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a cevabında şöyle yazdı:

“Ey Şahıs, Şanlıurfa’ya önerdiğim enerji modelini önce trollerinle kapatmak istedin; baktın olmuyor kendin geldin. Bugün 1 saat kürsüde beni anlatmışsın, anlat anlat. Beni takip etmeye devam et. Tekrar ediyorum, Şanlıurfa’nın taşlık arazisinde güneş enerjisinden elektrik üretilir.

Erdoğan’ın söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar. Asgari ücret, elektrik faturaları, emekliye ikramiye, 3600 ek göstergede yapacağı gibi… Şimdi de kadınları ve nafakayı konuşmaya başlamış. Koş Erdoğan koş, sana daha neler yaptıracak bu Bay Kemal!”

“İstanbul’a hizmet için çalışacağız”

Ardından Ekrem İmamoğlu Erdoğan “2,5 yılda yaptığımız yatırımlar ve hayata geçirdiğimiz projelerle İBB’de 21.500 kişiye istihdam sağladık. 2024’e kadar yeni yatırımlar ve projelerle Cumhurbaşkanımızın iddia ettiği rakamı, yani 45 bin kişiyi, İstanbul’a hizmet için istihdam etmek üzere var gücümüzle çalışacağız” sözleriyle karşılık verdi.

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda İmamoğlu’na yönelik şöyle konuşmuştu:

“CHP belediyelerinde 15 bin kişiyi işten çıkarıp terörle bağlantılı 45 bin kişiyi işe aldı. Hani İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde personel fazlası vardı? Utanmadan bana mektup gönderiyor, ‘Böyle bir şey yok’ diye. İBB’nin önünde hanımlarıyla beraber ağlayanların gözyaşlarını sen bize anlatma. Senin bütün yalanların orada tutuluyor. Bay Kemal ve onun müridi. Yenikapı’ya sıra sıra dizdikleri araçların daha fazlasını, 3-5 kat daha yüksek fiyatla belediyeye doldurdular. Belediyenin borcunu hiçbir iş yapmadan 23.5 milyar liradan 61 milyar liraya çıkardılar.”

Erdoğan Kılıçdaroğlu’na yönelikse şunları söylemişti:

“CHP Genel Başkanı Şanlıurfa’da belediyeyi vermeleri halinde elektriği bedava kullandıracakları sözünüz verdi çiftçiye. Hesap uzmanı bu zatın hesabı başlı başına felaket. CHP Genel Başkanı’na söylediklerinin ne anlama geldiğini anlatmaya çalışalım. Her 1 megawatt güneş enerjisi üretimi için 15 dönüm arazi gerekiyor Bay Kemal. Yani 2 milyon 300 bin dönüm arazide 153 bin megawatt enerji üretilebilir. Yani bu zat Şanlıurfa’nın taşlı tarlalarında 99 yıllık birikimimizi 1,5 kat aşacak bir enerji gücü kurmaktan söz ediyor.

“Ülkemizin hali hazırdaki 8 bin megawattlık güneş enerjisi altyapısının 21 katının bir kalemde Şanlıurfa’da kuruyor. Peki böyle enerji gücü oluşturmak için ne kadarlık bir yatırım gerekiyor. Tam 125 milyar dolar gerekiyor. Adana’da böyle bir arazi yok demişti ya, öyle de değilmiş. Adana topraklarının neredeyse yarısı tarıma uygun olmayan taşlık araziymiş. Aynı yatırımı orada da yapmasında hiçbir mahsur yok. Tabi iş yalan. Bu yalanı söylemeye gelince dilin kemiği yok. At atabildiğin kadar. Ama yalanı rakamlarla söyleyince işte böyle hesap kitap devreye giriyor ve gerçekler gelip yüzüne bir tokat gibi çarpıyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Hükümete ‘İşten Çıkarmalar 6 Ay Yasaklansın’ Çağrısı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Hükümet, derhal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının işini koruyacak önlemler alsın, sığınmacıların kaçak çalıştırılmasına göz yummasın. Ayrıca acilen işletmelere destek paketleri açıklansın ve 6 ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Acilen işletmelere destek paketleri açıklansın” çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu, çağrısında, “Ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.” ifadelerine de yer verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama da şu ifadeleri kullandı;

“Günlerdir ev kadınları ile buluşuyorum. Ev kadınları, asgari ücretli eşlerinin işini kaybetmesinden korkuyorlar. Şimdi, asgari ücretlinin işini güvence altına almamızın zamanı.

Hükümet, derhal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının işini koruyacak önlemler alsın, sığınmacıların kaçak çalıştırılmasına göz yummasın. Ayrıca acilen işletmelere destek paketleri açıklansın ve 6 ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.”

Paylaşın