Hem Cumhur İttifakı Hem De İYİ Parti CHP’nin Zaafına Oynuyor

Evrensel yazarı İhsan Çaralan, 12 Ocak’ta AKP, CHP, MHP ve İyi Partinin TBMM grup başkan vekilleri bir araya gelerek yayımladıkları Kazakistan Bildirisi, İYİ Parti’nin HDP Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlık fezlekesine ilişkin tutumu ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in HDP’li Semra Güzel’in dokunulmazlık fezlekesine “evet” diyecekleri yönündeki açıklamasını değerlendiren Çaralan, “Hem Cumhur İttifakı hem de İyi Parti, CHP’nin yumuşak karnı olan Kürt sorunu karşısındaki tutumu üstünden “HDP’yle mesafesi”ne oynarken “terör konusu”ndaki zaafı okşanarak da CHP’nin yığınların siyasete müdahalesinin önüne barikat olması için teşvik etmektedirler. Böylece, siyasetin bir laf yarışı olmaktan çıkıp sahada karşılığı olan bir mücadeleye dönüşmesinin önünü kesmede CHP’nin zaafları kullanılmaktadır. Ki, süreç ilerledikçe İyi Partinin Milet İttifakına ayar verme rolü daha açıkça görülür hale gelmektedir” dedi.

“Açıkça anlaşıldığı gibi dört parti, Kazakistan’daki halk isyanını “İnsan hayatını tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ve mala zarar veren şiddet eylemleri” olarak gördüklerini söylüyor” değerlendirmesinde bulunan Çaralan, “ Peki bu dört partinin ağız birliği ederek “İnsan hayatını tehlikeye  atan, mala zarar veren eylemciler” olarak ilan ettiği isyancılar ne istiyordu? diye sordu.

Çaralan, “Özetle isyancılar “30 yıldan fazla bir zamandan beri ülkeyi yöneten Nazarbayev ailesinin ülkeyi babaların çiftliği gibi yönetip kendileri ve yakınlarının milyar dolarlarla ifade edilen servetler edinmesi”ne karşı “Halkı işsizliğe ve yoksulluğa mahkum eden rejime son verilmesi”ni, “Yapılan fahiş zamların geri alınması”nı, “93 Anayasa’sına geri dönülmesi”ni, “Sendika ve parti kurma hakkının tanınması”nı, “Halka yönelik baskılara son verilmesi”ni, yani özetle Kazakistan’daki tek adam rejimine karşı demokratik bir Kazakistan istiyorlardı! İsyanın tüm ülkeye yayılması karşısında Tokayev, “Hükümetin istifa ettiğini, zamların da geri alınacağını” duyurdu. Ancak isyancılar Nazarbayev ve Tokayev’in de istifa etmelerini ve diğer taleplerinin de karşılanmasını istiyordu. Ne var ki Tokayev, isyancıların taleplerini karşılamak yerine Kazakistan’a diğer ülkelerden gelen 20 bin silahlı yabancı teröristin girdiğini iddia ederek Rusya’yı yardıma çağırdı” anımsatmasında bulundu.

“Kazakistan tutumunun Meclisteki dört parti böyle bir rejime her tür desteği vermeye hazır olduğunu açıklıyor” tespitinde bulunan Çaralan, “ Burada ister istemez akla; Kazakistan halkının bu en haklı talepleri için isyanını, kendileri için de bir tehdit olarak algılayan Bahçeli geliyor. Çünkü Bahçeli, Kazakistan’daki isyanın zirve yaptığı günlerde, ülkedeki “Sokağa dökülme” tartışmasını da bahane edip Millet İttifakını da hedefe koyarak, “Kazakistan bitinizi mi kanlandırdı; Türkiye’den Kazakistan mı çıkarmak istiyorsunuz?” diye sormuştu. Tabii burada akla sadece Bahçeli’nin sorusu değil, “CHP ve İYİP’in bildiriye Bahçeli’nin bu sorusuna yanıt olarak mı imza attılar?” sorusu da geliyor. Çünkü bu bildiriye imza atarak bu partiler Bahçeli’yi çok rahatlatmış olmalı! Tabii aynı zamanda “Sokağa dökülme bizim kitabımızda yok” diyen Kılıçdaroğlu’nu da rahatlatmış olmalılar” dedi.

Çaralan’ın Evrensel’de yayımlanan yazısının bir kısmı şu şekilde:

İYİ Parti, Millet İttifakı’na ayar vermeye devam ediyor

AKP ve MHP, son günlerde HDP Milletvekili Semra Güzel’in PKK’li Volkan Bora ile 5 yıl önce, “çözüm süreci”nde çekilmiş fotoğrafları üstünde tepiniyor. Nitekim bu tepinme Semra Güzel’in milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlanıp Meclise gönderilmesine kadar geldi.

Büyük olasılıkla da AKP ve MHP tezkereyi Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için Meclis Genel Kuruluna getirecekler. Tabii sadece AKP ve MHP de değil İyi Partililer de el ovuşturarak Semra Güzel’in fezlekesini bekliyorlar.

Nitekim İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, gazetecilerin sorusu üzerine; “Semra Güzel isimli milletvekilinin bir fezlekesi gelecek. Bildiğim kadarıyla ‘evet’ oyu verecek arkadaşlarımız. İYİ Partinin tutumu her zaman teröre yataklık, iltisak gibi konularda açık ve nettir” derken AKP ve MHP’lilerden bile heyecanlı olduğu Akşener’in sesine yansıyordu!

Böylece, daha AKP ve MHP’nin fezlekeyi Meclise getirip getirmeyeceği bile kesinleşmemişken İyi Parti çoktan kararını vermekle de kalmamış, bu kararı kamuoyuyla paylaşmakta da bir beis görmemişti.

Tabi Akşener, ortağı CHP’nin ne diyeceğini de umursamamıştı! Belki de Akşener, CHP içinde bir tartışma yaratmayı da amaçlayarak bu açıklamayı önceden yapmayı tercih etmişti!

Yani Akşener, “Biz tutumumuzu söyledik. Şimdi CHP düşünsün!” demiş olmaktadır.

Hem Cumhur İttifakı hem de İyi Parti, CHP’nin yumuşak karnı olan Kürt sorunu karşısındaki tutumu üstünden “HDP’yle mesafesi”ne oynarken “terör konusu”ndaki zaafı okşanarak da CHP’nin yığınların siyasete müdahalesinin önüne barikat olması için teşvik etmektedirler. Böylece, siyasetin bir laf yarışı olmaktan çıkıp sahada karşılığı olan bir mücadeleye dönüşmesinin önünü kesmede CHP’nin zaafları kullanılmaktadır. Ki, süreç ilerledikçe İyi Partinin Milet İttifakına ayar verme rolü daha açıkça görülür hale gelmektedir.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ Çalışması Tamamlandı

6 partinin hazırladığı ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ çalışması tamamlandı. Çalışmanın 6 partinin genel başkanlarının katılacağı ortak bir toplantı ile açıklanması bekleniyor. Açıklama için ocak ayı sonu ya da şubat ayı başı konuşuluyor.

Millet İttifakı ortağı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi temsilcilerinin katıldığı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışması tamamlandı. Çalışmanın 6 liderin katılacağı ortak bir toplantı ile açıklanması bekleniyor. Açıklama için ocak ayı sonu ya da şubat ayı başı konuşuluyor.

Gazete Duvar’da yer alan haber göre; henüz tarih netleşmese de ortak açıklamanın nasıl olacağı ile birlikte oturma düzeni de konuşulmaya başlandı. Geçen hafta kulislere yansıyan bilgiye göre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 6 liderin katılacağı programda liderlerin ya da partilerin isimlerine göre alfabetik sıra ile oturulabileceği, söz haklarının da böyle düzenlenebileceği önerisinde bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun önerisi kabul görürse parti sıralaması CHP, DEVA, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi şeklinde olurken liderlerin isimlerine göre sıralama Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Gültekin Uysal, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu şeklinde oluyor.

Bir başka öneri ise, liderlerin ‘tecrübeleri’ gözetilerek, yani yaşlarına göre sıralanması. Bu durumda ise sıralama Temel Karamollaoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Gültekin Uysal oluyor.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: 3-4 Aya Birinci Parti Oluruz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Oylarımızda istikrarlı bir artış söz konusu. Bu hızla gidersek 3-4 aya kadar birinci parti oluruz. Anketler bunun ispatı. Her geçen gün güçleniyoruz” ifadelerini kullandı.

Birgün’de yer alan habere göre; CHP Parti Meclisi (PM) Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Olası erken seçime hazırlıksız yakalanmamak için bu yıl yapılması gereken kurultayın bir yıl ertelenmesine karar verilen toplantıda, Genel Başkan Kılıçdaroğlu, CHP’nin yakın bir zamanda anketlerde en çok oy alan parti konumuna geleceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu’nun sunuşu ile başlayan PM’de, son ekonomik ve siyasi gelişmeler ele alındı. Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, PM üyelerine gerçekleştirdiği sunumunda, 20 Aralık günü döviz kurunda yaşanan değişimleri dakika dakika anlattı.

Faik Öztrak, “20 Aralık Finansal Kumpası olarak adlandırılan bu süreçte, bir yandan Erdoğan serbest piyasa ekonomisine ve kambiyo rejimine bağlılık mesajları verirken, bir yandan da bazı banka genel müdürleri ekranlara çıkarılarak piyasada 2 milyar dolara yakın döviz bozdurulduğu şeklinde açıklamalar yaptırıldı.

Böylece küçük yatırımcı çarpılarak döviz hesaplarını bozdurmaya yönlendirildi. Fakat banka müdürlerinin ve bakanların iddia ettiğinin aksine 20, 22 Aralık tarihlerinde ne gerçek kişiler ne de resmi, ticari ve diğer kuruluşlar dövizlerini bozdurdu. BDDK’nin günlük verilerine göre bu iki gün içerisinde hem gerçek kişilerin hem de tüzel kişilerin döviz mevduatları azalmadı, aksine arttı” dedi.

“3-4 aya kadar birinci parti oluruz”

CHP Parti Meclisi toplantısında, Genel Başkan Kılıçdaroğlu da iktidar hedeflerine yönelik önemli mesajlar verdi.

CHP’nin yakın bir zamanda anketlerde en üst sırada yer alacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Kısa süre içerisinde en çok oy alan parti konumuna geleceğimizi görüyoruz. Bu süreçte halkı dinlemeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz. Oylarımızda istikrarlı bir artış söz konusu. Bu hızla gidersek 3-4 aya kadar birinci parti oluruz. Anketler bunun ispatı. Her geçen gün güçleniyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’de Olağan Kurultay Bir Yıl Ertelendi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM),  Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Toplantıda, CHP’nin  temmuz ayında yapılması planlanan 38. Olağan Kurultayı’nın bir yıl ertelenmesi kararı onaylandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), temmuz ayında yapılması planlanan 38. Olağan Kurultay’ın bir yıl ertelenmesi kararını onayladı.

Genel Başkanın sunuşu ile başlayan Parti Meclisi’nde (PM), son ekonomik gelişmelerin yanı sıra mevcut siyasi gelişmeler ışığında siyasi tutum değerlendirmeleri, eğitim politikaları sunumu yapıldı, Parti Okulu’nun 2021 yılı raporu görüşüldü.

37. Olağan Kurultayı’nı 25-26 Temmuz 2020 tarihinde Ankara’da gerçekleştiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), yine temmuz ayında yapılması planlanan 38. Olağan Kurultayı bir yıl ertelemeyi de görüştü.

Parti Meclisi’nde (PM) ertelenme kararı onaylandı. Erteleme kararının olası erken seçim ve artan salgın şartları nedeniyle alındığı belirtildi.

28-29 Mart 2020 tarihlerinde Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirilmesi kararlaştırılmış olan 37. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Olağan Kurultayı , Kovid 19 pandemisi nedeniyle 16 Mart 2020 tarihinde alınan kararla ileri bir tarihe ertelenmişti.

Sonradan alınan kararla 25-26 Temmuz 2020 tarihinde Bilkent Üniversitesi Odeon’da gerçekleştirilen kurultayda mevcut Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, tek aday olarak girdiği başkanlık seçimini 1251 delegenin oyuyla kazanmıştı. Bu kurultayda İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi kabul edilmişti.

Paylaşın

2021 Yılında 101 Bin 750 Esnaf İflas Etti

2021 genelinde 81 bin 159 esnafın sicilden terkinini, 20 bin 591 esnafın ise meslekten terkinini yaparak kepenk kapatmak zorunda kaldığını aktaran CHP’li Veli Ağbaba, “Birkaç yandaşı daha fazla zengin etmek için kuru bilinçli bir şekilde köpürten iktidar, 101 bin 750 esnafın iflasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Özellikle aralık ayının esnaf iflaslarının pik yaptığı ay olduğunu belirten Veli Ağbaba, “Dolar kurunun 18,40’ı gördüğü aralıkta sadece 13 bin 16 esnaf iflas etti. Yüksek döviz kuruna ve artan girdi maliyetleri nedeniyle ürün tedarikinde zorlanan esnaf, borç sarmalından kurtulmak için son çareyi ekmek teknesini elinden çıkarmakta buldu. Köpüğün maliyeti 2021 yılında esnafa açlık ve iflas olarak geri dönmüş oldu” dedi.

2021 yılında tescil edilen esnaf sayısının 2020 yılına göre yüzde 21 oranında azalarak 287 bin 550’ye gerilediği bilgisini veren Ağbaba, “Tescil sayısının azalması ve iflas sayılarında yaşanan artışlar, esnafın artık iktidarın ekonomi politikalarına güvenmediğinin de en büyük kanıtı oldu” ifadelerini kullandı.

2022’nin henüz ilk iki haftasını geride bırakmamıza rağmen zamların ardı arkasına kesilmediğine vurgu yapan Ağbaba, “A’dan Z’ye tüm girdi maliyetleri ikiye katlanmış durumda. Henüz kepenk kapatıp, iflasını ilan etmemiş esnaf ise; hem bankalara borçlu hem BAĞ-KUR primlerini yatıramaz haldeler” dedi.

En düşük Bağkur priminin 1726 TL’ye yükseldiğini, esnafın elektrik ve doğalgaza gelen zamlar nedeniyle dükkânında müşterisini karanlıkta karşılamak zorunda kaldığını aktaran Ağbaba’nın konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklama şöyle;

“Esnaf ve Sicil Gazetesi verilerine göre; 2021 yılının genelinde meslekten ve sicilden terkinini yaparak iflas eden esnaf sayısı en az 101 bin 750 olarak kayıtlara geçti. Birkaç yandaşı daha fazla zengin etmek için kuru bilinçli bir şekilde köpürten iktidar, 101 bin 750 esnafın iflasına sebep oldu.

2021 yılının genelinde 81 bin 159 esnaf sicilden terkinini, 20 bin 591 esnaf ise meslekten terkinini yaparak kepenk kapatmak zorunda kaldı. Toplamda 101 bin 751 esnafın iflas ettiği 2021 yılında Aralık ayı, esnaf iflaslarının pik yaptığı ay oldu. Dolar kurunun 18,40’ı gördüğü aralık ayında sadece 13 bin 16 esnaf iflas etti.

Yüksek döviz kuruna ve artan girdi maliyetleri nedeniyle ürün tedarikinde zorlanan esnaf, borç sarmalından kurtulmak için son çareyi ekmek teknesini elinden çıkarmakta buldu. ‘Köpüğün’ maliyeti 2021 yılında esnafa açlık ve iflas olarak geri dönmüş oldu.

Ekonomik krizin pik yapması ve piyasalarda yaşanan güvensizlik neticesinde 2021 yılında tescil edilen esnaf sayısında da azalmaya neden oldu. 2021 yılında tescil edilen esnaf sayısı 2020 yılına göre yüzde 21 oranında azalarak 287 bin 550’ye geriledi. Tescil sayısının azalması ve iflas sayılarında yaşanan artışlar, esnafın artık iktidarın ekonomi politikalarına güvenmediğinin de en büyük kanıtı oldu.

‘Esnaf köşeye sıkışmış durumda’

2022 yılının henüz ilk iki haftasını geride bırakmamıza rağmen zamların ardı arkasına kesilmedi. A’dan Z’ye tüm girdi maliyetleri ikiye katlanmış durumda. Henüz kepenk kapatıp, iflasını ilan etmemiş esnaflar ise hem bankalara borçlu hem BAĞ-KUR primlerini yatıramaz haldeler. En düşük bağ kur primi 1726 TL’ye yükselmiş durumda.

Esnaflar, elektrik ve doğalgaza gelen zamlar dükkânında müşterisini karanlıkta karşılamak zorunda kalıyor. Esnaf pandemi sürecinde çektiği kredilerin faizleri ve piyasaya olan borçları yüzünden adeta köşeye sıkışmış durumda. Esnaf, bugün sattığı ürünü yarın aynı fiyatla yerine koyamamaktan şikâyetçi.  Halen bir umut evine ekmek götürmek için bekleyen, ekmek teknesini terk etmeyen esnaf ise esasında yaşadığı sıkıntılar göz önüne alındığında fiilen iflas etmiş durumdadır.”

Paylaşın

Davutoğlu, Akşener Ve Kılıçdaroğlu’na ‘Yeni İttifak’ Önerdi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yaklaşık 10 gündür Millet İttifakı ortakları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener arasında “ev ziyareti” ve “akşam yemeği” buluşmaları ile adeta mekik dokuyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Görüşmeye ilişkin olarak parti genel merkezlerinden, liderlerin ülke meselelerini görüştüğüne ilişkin birkaç cümlelik açıklamalar yapıldı. Ancak kulislere yansıyan bilgiler, Davutoğlu’nun, önümüzdeki seçime yönelik olarak, partisinin de içinde yer alacağı “yeni bir ittifak tasarımı” için mesai yaptığı yönünde.

‘Sürpriz görüşmeler’ zinciri

Muhalefet partilerinin genel başkanları arasında karşılıklı olarak, heyetler halinde genel merkez ziyaretleri uzunca süredir yapılıyor. Ancak son dönemde dikkat çeken ise haberciler tarafından “sürpriz ziyaret” başlığıyla duyurulan, liderlerin resmi program dışı yaptıkları görüşmeler oldu.

Bunların ilki 6 Ocak akşamı Akşener’in Davutoğlu’nu konutunda ziyaretiyle gerçekleşti ve görüşmeye ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Daah sonra Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu Salı günü akşam yemeğinde bir araya geldi. Genel merkezler tarafından iki liderin fotoğrafları ile birlikte “güncel gelişmeleri değerlendirdiği” bilgisi paylaşıldı.

Bu görüşmeden bir gün sonra ise Davutoğlu, Meral Akşener’e bir kez daha “sürpriz ziyaret”te bulundu ve bu bilgi kamuoyuyla yine görüşme sonrasında paylaşıldı.

Millet İttifakı yerine yeni ittifak önerisi

Kulislere yansıyan bilgilere göre Davutoğlu’nun iki liderle başlattığı program dışı görüşmelerinin temel konusu ise “yeni bir ittifak tasarımı” üzerinde çalışılması önerisi.

Edinilen bilgiye göre, Akşener ve Kılıçdaroğlu’na yeni ittifak modeli ve bunun sağlıklı işlemesi için de bir mekanizma kurulması önerisi götüren Davutoğlu, liderlerin uzlaşması halinde bunun en kısa sürede bir deklarasyonla kamuoyuna açıklanmasını istiyor.

Davutoğlu’nun bu hamlesinin altında ise yeni kurulan bir parti olarak “Millet İttifakı’na eklemlendi” algısını engellemenin yanı sıra, seçmene güven verecek bir ittifak mekanizması oluşturulması arayışının yattığı konuşuluyor.

‘Millet İttifakı tıkandı, üst tasarıma geçilmeli’

Gelecek Partisi kaynakları, parlamenter sistemi savunan muhalefet partilerinin “iktidar ve sistem değişikliği” iddiasıyla yola çıktığını ve bunun için seçmene güven verecek bir ittifak modelinin ortaya konulması gerektiğini belirtirken, mevcut Millet İttifakı’nın yapısının bunun için yeterli olmadığını söylüyor:

“Millet İttifakı bir yere geldi ama tıkandı, durdu. Aralarında bir senkronizasyon sorunu var. Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli görüşmesi bile liderler zirvesi gibi oluyor. Fakat Millet İttifakı’nın liderleri onlardan daha az bir araya geliyor. İktidara aday olan ittifakın ortakları daha fazla bir araya gelmeli. Biz bu konudaki tavsiyelerimizi de söylüyoruz.

“Cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılması halinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçilecek. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçilmesinden sonra da bir seçime gidilecek ve orada da başarı sağlanması gerekiyor. Çok zorlu, sancılı bir süreç var önümüzde. Onun için ilkeleri baştan belirlenmiş, sağlıklı işlemesi için mekanizmaları oluşturulmuş daha üst bir ittifak tasarımı oluşturulması gerekiyor. Biz eğer böyle bir yeni ittifak tasarımı olursa, içinde yer alacağımızı söylüyoruz.”

‘Aday tartışması tuzağına düşülmemeli’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, muhalefeti “Kim aday olacak?” tartışması üzerinde ayrıştırmak ve çatıştırmak istediğine dikkat çeken Gelecek Partisi kurmayları, bu tartışmanın önünü kesmek için “yeni ittifak modelinin ilkeleri ve mekanizmalarının” oluşturularak bir an önce kamuoyuna açıklanması gerektiğine işaret ediyor.

Davutoğlu’nun bu görüşleri hem Kılıçdaroğlu, hem de Akşener’e ilettiği belirtilirken, iki liderin de bu önerilere sıcak baktığı vurgulanıyor.

‘Ortak deklarasyon’ önerisi

Gelecek Partisi kurmaylarının verdiği bilgiye göre Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu ve Akşener’le görüşmeleri önümüzdeki günlerde de “yeni bir kompozisyonla” devam edecek. CHP ve İYİ Parti liderleri ile kesin uzlaşmaya varılması halinde, “yeni ittifak tasarımı” önerisi diğer muhalefet partileriyle de tartışılacak.

Öneri konusunda iki liderle yapılan görüşmelerde önemli mesafe kat edildiğini belirten bir parti yöneticisi, BBC Türkçe’ye gelinen noktayı şöyle anlattı: “Gelecek hafta biz yine görüşmelere devam edeceğiz. Ama bu görüşmelerin biraz farklı kompozisyonu olabilir. Bu çalışmayla ilgili ortak mesaj verme yolunda çaba sarfediyoruz ve bu konuda da adım atıldı.

“Türkiye’de seçimlerde hiç kimsenin kaybettiği düşüncesine kapılmadığı, herkesin kazandığını hissedeceği bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Bu konuda seçimden önce muhalefet olarak seçmene güven verecek, ilkelerin ortaya konulduğu bir ortak açıklama yapılabilir. Bu bir deklarasyonla olabilir. Ama bunun çok gecikmeden, kısa bir süre sürede hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Genel Başkanımız da bu görüşleri Millet İttifakı’nın liderlerine iletti.”

Paylaşın

CHP’den Aysel Tuğluk Serbest Bırakılsın Çağrısı

CHP Adana İl Başkanı Mehmet Çelebi, “Cezaevinde kalamayacağına dair verilen raporlara rağmen tutukluluğu devam eden Aysel Tuğluk sağlığı daha da bozulmadan tahliye edilmeli ve tedavisine uygun yaşam koşullarına kavuşması sağlanmalıdır” dedi.

CHP Adana İl Başkanı Mehmet Çelebi’den Aysel Tuğluk çağrısı geldi. Çelebi, cezaevinde hafıza kaybı yaşadığı açıklanan ve “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını istedi.

Çelebi ““Hasta tutuklular çoğu zaman kaderine terk edilmekte, tedavi edilemez noktalara gelindiği zaman yoğun kamuoyu baskısı olursa fark edilmekte ya da içeride sağlık ve bakım hizmeti olanaklarından mahrum bir şekilde yaşamlarını yitirmektedirler. Birçok tutuklu eski sağlığına yeniden kavuşamayacak bir şekilde zarar görmektedir. Cezaevinde kalamayacağına dair verilen raporlara rağmen tutukluluğu devam eden Aysel Tuğluk sağlığı daha da bozulmadan tahliye edilmeli ve tedavisine uygun yaşam koşullarına kavuşması sağlanmalıdır” dedi.

Ne olmuştu?

Aysel Tuğluk, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı görevinde bulunduğu dönemde, 29 Aralık 2016’da tutuklanmıştı. Tuğluk, hakkında hazırlanan iddianamede, DTK Eş Başkanlığı döneminde yaptığı açıklamalar ve faaliyetleri nedeniyle suçlanmıştı.

16 Mart 2018’de kararını açıklayan Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Aysel Tuğluk’a “örgüt yöneticisi olmak” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası vermişti. Yapılan itirazların ardından Yargıtay 16. Ceza Dairesi de Tuğluk hakkında verilen hapis cezasını onamıştı.

Son olarak ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6-8 Ekim Kobani eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Tuğluk için tutuklama kararı verilmişti.

Annesinin cenazesi

2017 yılında Tuğluk, annesi Hatun Tuğluk’u kaybetmiş, Tuğluk’un cenazesi vasiyeti üzerine defin için Ankara’da bulunan İncek Mezarlığı’na getirilmişti. Aysel Tuğluk’un cezaevinden izinli çıkarak gittiği cenazenin defnedilmesinden kısa bir süre sonra ilk etapta 5-6 kişiden oluşan bir grup cenazeyi protesto etmek üzere toplanmıştı.

Cenazeye katılanlar, grubun sayısının daha sonra giderek arttığını ve mezarlığa saldırmaya çalıştıklarını açıklamıştı.

Saldırıların devam etmesinin ardından toprak açılarak cenaze mezardan çıkarılmak zorunda kalmış, başka bir yere defnedilmişti. Cenazeye saldıran bir kişinin emniyette İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile fotoğrafı ortaya çıkmıştı.

Sağlık problemleri

Annesinin ölümünden sonra hafıza kaybı yaşamaya başlayan Aysel Tuğluk’un abisi Alaattin Tuğluk bianet’e kardeşinin sağlık durumuna ilişkin şu açıklamaları yapmıştı:

“Kardeşimi iyi görmedim. Soruyu 3-4 kez soruyor. Bazı şeyleri hatırlamıyor. Mesela, aileden birisini soracak. ‘Kimdi, kimdi?’ diyor. Onlar yakın insanlar, tanımaması mümkün değil. Endişem, bunun ilerlemesi, geri dönülemez bir yere gelmesi, kardeşimi kaybetmemiz… Yol yakınken, tedavi istiyorum. Bir heyet daha incelesin ve ona göre karar verilsin. Şu an 1-2 ilaç veriliyor. Yeterli değil. Tedavisi biter, sonra gider yatar.”

Aysel Tuğluk hakkında

Demokratik Toplum Partisi’nde (DTP) Eş Başkanlık yaptı. 2007-2009 yılları arasında Diyarbakır milletvekili, 2011-2015 yıllarında HDP Van milletvekili oldu.

Ayrıca HDP Hukuk ve İnsan Haklarından sorumlu eski Eş Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürdü. Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu üyesi, İnsan Hakları Derneği Üyesi ve Yurtsever Kadınlar Derneği kurucusu oldu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Adaylarını Açıklayamıyorlar’ Yanıtı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir etkinlikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Cumhurbaşkanı adaylarını açıklayamıyorlar” eleştirisine, “Seçim tarihini belirlesin biz adayımızı belirleyeceğiz. Adayımızı açıklamamız için senin ‘Ben erken seçim istiyorum, sandığı getiriyorum. Bay Kemal gel sen de oy kullan’ demesini bekliyoruz” cevabını verdi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın kendine yönelik eleştirileri hakkında “Benden uzak beni eleştiriyorsun. Çıkarsın karşıma iki uygar insan gibi tartışırız. Senin taraftarların da izlerler, beni de bütün vatandaşlar izlerler. Yani hem benden çekiniyor, arkaya dolanıyor, arkadan bir sürü laf ediyor. Ya sen çık karşıma kardeşim. Otur, beraber tartışalım. Türkiye de izlesin yani. Kaybedeceğimiz bir şey yok ki zaten. İki uygar insan gibi oturur tartışırız” dedi.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Edirne, İmralı’ya hesap verecek’ dedi. Sizi hedef alırken, ‘eli kanlı teröristleri güvenen siyasetçiler, Bay Kemal’ gibi. Kanda onların da payı var” ifadelerinin anımsatılması üzerine şu yanıtı verdi:

“Gidip İmralı’da masaya oturan kimdi? Şimdi İmralı’nın postacılığına soyunmuş, öyle anlaşılıyor. Posta memuru mu kendisi? Gidip tezgahı kuran, konuşan, medet uman o. Yerel seçimlerde ne yaptı? Yerel seçimlerde de ona bir akademisyen gönderdi. ‘Acaba bize oy verebilirler mi?’ diye. Selamlarını getirdi. Devletin televizyonunda bunu canlı yayınladılar. Şimdi dönüp bizi suçluyor. Ne yaparsa yapsın, beyefendi gidici artık. Millet tahammül edemiyor. Yalana, zamma, haksızlığa tahammül edemiyor. Gidecek. Beni suçluyor. Çıksın karşıma.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zonguldak’ta Muhtarlar, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuştu. Kılıçdaroğlu, helalleşme çağrısını yineleyerek özeleştiride bulundu ve “Bizim de yanlışlarımız oldu. Biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Hatamız, eksiğimiz, yanlışımız oldu. Onları telafi etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

Ne ezen ne ezilen, insanca, hakça bir düzen’ ifadesi bu topraklarda söylendi. 84 milyon insan evlerinde huzur içinde yaşasın diye düşünülüyorsa ezenin ve ezilenin olmadığı, barış, huzur, sevginin olduğu bir toplumu inşa etmek zorundayız. Her birimiz eleştirebiliriz. Övgüde de bulunabiliriz ama şimdi her birimizin düşünme zamanı. Memleketin iyiye gitmediğini, işsizliğin olduğunu siz de ben de biliyorum. Buradan nasıl çıkarız siz de ben de düşünüyorum. Kim buradan Türkiye’yi çıkaracak? Siyaset kurumu. Siyaset kurumu dışında başka seçeneğimiz yok. Her birimizin doğuştan siyasetle ilişkisi çıkıyor.

Zonguldak’ın şöyle bir önemi var. Altında bir hazine var. Kömür diyoruz buna. 38 milyon ton kömür tüketiyoruz bir yılda. Burada kömür varken biz neden dışarıdan kömür getiriyoruz diye Zonguldaklının sorması lazım. Doğru düşünceden hareket edeceksek 38 milyon ton kömür tüketiyoruz, 35 milyonunu neden ithal ediyoruz? 1.5 milyar ton kömür rezervi var sadece Zonguldak’ta. Bunun kararını alan siyaset kurumu. İçeriden çıkarmayalım, dışarıdan ithal edelim.

Ülkenin sorunları sadece beni değil her birimizi tek tek ilgilendiriyor. Kömür çıkarırsak ne olur? Üç temel şey olur. İstihdam yaratırsınız. Kömür çıkarırken işçi çalıştıracaksınız. Eskiden burada on binlerce işçi çalışırdı. Dışarıdan getiriyorsun döviz ödüyorsun, daha yüksek para ödüyorsun. Zonguldaklı, Türkiye kazanmıyor dışarıdaki kazanıyor. Türk Lirası ile ithal etmiyorsunuz. Öyle bir noktaya geldik ki Merkez Bankası’nın rezervleri ekside. O zaman bir taşla üç kuş vurmak varken neden üç ayrı alanda negatif bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz? Bunu düşünmemiz lazım.

Sorunun çözümü çok kolay. Siyasi otorite diyecek ki ‘Yeteri kadar çıkaramazsam dışarıdan kömür alacağım’ demesi lazım. Neden biz çıkarmıyoruz, kazanmıyoruz da başkaları kazanıyor? Bu bir siyasi tercihtir. Bu tercihe doğru diyorsanız, aynı şekilde oyunuzu gidip mevcut iktidara veriniz. Bu tercih yanlıştır diyorsanız oyunuzun rengini değiştirmek zorundasınız. ‘Biz dünyaya meydan okuyoruz’ diyorlar. İşsizle mi, eksi rezervlerle mi meydan okunur? Bir ülkenin dünyaya meydan okumasının tek yolu vardır üretim.

Demir-Çelik sektörümüz kömürü dışarıdan getiriyorlar. Uzun Mehmet’in topraklarındayız. Bu bereketi yeniden yakalamak zorundayız.

Zonguldak’ta gezdiğim zaman emeklilerle karşılaştım. ‘Emekli şehrine döndük’ diye sitem ettiler. Emekli, çalışır, alın teri döker, vergisini, sigorta primini öder, belli bir yaşa gelince de emekli olur. Diğer ülkelerin emeklileri gibi rahat yaşamak ister. Bir yasal düzenleme yapılır ve ‘Emekli milli gelir artışından pay alamaz’ diye bir kanun konuluyorsa bütün emeklilerin düşünmesi lazım. ‘Ben bu ülkenin ikinci sınıf vatandaşı mıyım?’ diye düşünülmesi lazım. Emekli geçinemeyince, bayramlarda birer maaş ikramiye verin diye meydan meydan gezdim. Bütün mitinglerde söyledim. Bir ilden bir grup emekli bana telgraf çekti. ‘Biz ikramiye istemiyoruz durumumuz iyi’ dediler. Aynı emekliler şimdi aynı telgrafı çeker mi bilmiyorum. Sizin hakkınızı savunan kişiye, bizim hakkımızı savunmayın diyor bu emekli kardeşlerimiz. Bana oy verin diye değil, sizin hakkınızı bu ülkeye yaptığınız katkılar dolayısıyla savunuyorum.

CHP olarak biz sosyal kimlikler üzerinden siyaset yapıyoruz. İşin kolayına kaçıp da etnik kimlik üzerinden, din iman üzerinden edebiyat yaparsanız ülkeyi ayrıştırırsınız. Hanginiz anne babasını seçme özgürlüğüne sahipsiniz? Biz kimliğimizle gurur duyarız. Her kimlikten insanın bizim başımızın üstünde yeri var. İnanç üzerinden siyaset de yanlış. Kimin Allah’a daha yakın ya da daha uzak olduğunu kim bilebilir? Herkesin inancı kendi vicdanıdır. Yaşam tarzı üzerinden siyaset de yanlıştır. Siyasetin konusu manav, bakkal kazanıyor mu, emekli geçiniyor mu budur… Biz bunları bıraktık başka işlerle uğraşıyoruz. Sosyal kimlikler üzerinden siyaset yaparak olayı götürmeye çalışıyoruz.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar sorunu

Emekliye iki maaş ikramiye dedik ama biner lira verdiler. 2021’de bin 100 lira vermeye başladılar ama benim hedef iki maaş ikramiyedir.

EYT’liler neden şikayetçi? Ne kadar çok çalışırsanız o kadar az emekli aylığı alacaksınız, akıl tutulması… Bir garabet. Normali, ben daha fazla çalışır, daha fazla prim öderim daha çok emekli aylığı alırım. Bütün dünyada budur. Tek istisna var Türkiye. Çok prim ödersen daha düşük alıyorsun. O yüzden emeklilik hakkını dolduran kişi işinden ayrılıyor. Bu kanun çıkarken sendikalarımız, emeklilerimiz, işçilerimiz neredeydi? Bu Meclis’te çalışırken biz CHP olarak terk ettin ‘bu olmaz’ diye. EYT’liler haklı olarak ‘çalışamıyoruz, geçinemiyoruz’ diyorlar. Sendikaların da bunun için mücadele etmesi lazım.

Memleketin her tarafı dolar oldu, milli parayı unuttuk. Milli para itibarsız bir hale geldi. Merkez Bankası’nı 1930 yılında kurduk. Osmanlı’nın parasını basacak matbaası yoktu. Yabancılar tarafından basılırdı. Sonra 1930 yılında kendi paramızı basacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı kurduk. Siz ekonomiyi alır yabancı bir paraya endekslerseniz, bütün fiyatları yabancı para üzerinden çözerseniz, mevduatınızı da kura ayarlarsanız bunu yapanların milliyetçiliğini ben sorgularım. Milliyetçilik, siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla taçlandırılması demektir. Ekonomik olarak güçlü değilseniz, siyasi bağımsızlığınız yoktur. Bütün fabrikaları sattık peki ne yaptık yerine? Kim üretimde güçlüyse onun parası güçlüdür. O nedenle üretim, üretim, üretim diyoruz.

‘Faizleri düşüreceğiz. Yeni bir modele geçtik’ dediler. Hangi faiz düştü? 17 Eylül’de iki yıl vadeli devlet tahlili yüzde 17.68’di faiz. Şimdi yüzde 24.41. 5 yıl vadeli devlet borçlanması Eylül ayında yüzde 17,61’di şimdi 26.44. Hangi faiz düştü? Kimin faizi düştü, kim vurgunu yaptı? 18 liradan doları bozdurup 13 liradan doları aldığın zaman milyarları kim götürdü? Araştırma önergesi verdik o da reddedildi. Benim Zonguldaklılara sözüm var. Allah’ın izniyle Millet İttifakı iktidara geldiği zaman bunu araştıracağız. Bütün soygunu milletin önüne koyacağız.

Tüketici kredisi Eylül ayında yüzde 23’dü şimdi 29.55. Hani faiz düşmüştü, hani din iman vardı, hani günahtı? Milletin derdi geçim. Bunlar tutmuyor. Her birimizin düşünmesi lazım.

“Millet İttifakı ile inşallah bu kanunu çıkaracağız”

Muhtarlar demokrasinin temel taşıdır. Bu topraklarda yapılan ilk seçim 1833 yılında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yapılan bir muhtarlık seçimidir. Siz de birleşik oy pusulası yok. Eğer bir rakibiniz sizin oy pusulasınızı kabinden alabilir. Neden birleşik oy pusulanız yok? Çünkü itibar yok. Size özen gösterilmiyor da onun için. Bir mahallede veya bir köyde kimin yoksul olduğunu en iyi bilen kişi mahallenin muhtarı ya da bakkalıdır. Sosyal yardımı dağıtırken neden muhtarlar aracılığıyla dağıtmıyoruz? Muhtarlık kanuna göre bir kamu kurumu olarak tanımlanmıyor. Çünkü belediyeler sizinle ortak proje geliştiremezler. Çok sayıda kanunda muhtar adı geçer. Sizin temel bir muhtarlık kanununuz yok. Onunla ilgili bir çalışma yaptık, TBMM’ye bir kanun teklifi olarak verdik. Millet İttifakı ile inşallah bu kanunu çıkaracağız.

Size birer personel verilmesi gerektiğini ısrarla söyledim. Ben bunu söylediğim de kıyameti kopardılar. Bizim çoğu belediyemiz muhtarlara bir eleman tahsis ediyor ama muhtar o zaman belediye başkanını rahat eleştiremiyor.

Bir çalışma yapılıyor. Belediye seçimleri ile muhtarlık seçimleri ayrı ayrı zamanlarda yapılsın diye. Buna karşı çıkın, sandığa kişi getiremezsiniz. Türkiye’nin kavgaya değil, helalleşmeye ihtiyacı var. Bizim de yanlışlarımız oldu. Biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Hatamız, eksiğimiz, yanlışımız oldu. Onları telafi etmeye çalışıyoruz. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir. Kimin derdi varsa onunla dertleşiriz.”

‘Çıkarsın karşıma iki uygar insan gibi tartışırız’

Program çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP lideri, Cumhurbarşkanı Erdoğan’ın kendine yönelik eleştirileri hakkında “Benden uzak beni eleştiriyorsun. Çıkarsın karşıma iki uygar insan gibi tartışırız. Senin taraftarların da izlerler, beni de bütün vatandaşlar izlerler. Yani hem benden çekiniyor, arkaya dolanıyor, arkadan bir sürü laf ediyor. Ya sen çık karşıma kardeşim. Otur, beraber tartışalım. Türkiye de izlesin yani. Kaybedeceğimiz bir şey yok ki zaten. İki uygar insan gibi oturur tartışırız” dedi.

Erdoğan’ın, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının açıklanmaması ile ilgili eleştirilerine ise, “Gayet güzel. Seçim tarihini belirlesin biz adayımızı belirleyeceğiz. Seçim tarihini belirlemiyor. ‘Adayınız kim?’ adayımızı açıklamamız için senin ‘Ben erken seçim istiyorum, sandığı getiriyorum. Bay Kemal gel sen de oy kullan’ demesini bekliyoruz. Söylemiyor” diye yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Edirne, İmralı’ya hesap verecek’ dedi. Sizi hedef alırken, ‘eli kanlı teröristleri güvenen siyasetçiler, Bay Kemal’ gibi. Kanda onların da payı var” ifadelerinin anımsatılması üzerine şu yanıtı verdi:

“Gidip İmralı’da masaya oturan kimdi? Şimdi İmralı’nın postacılığına soyunmuş, öyle anlaşılıyor. Posta memuru mu kendisi? Gidip tezgahı kuran, konuşan, medet uman o. Yerel seçimlerde ne yaptı? Yerel seçimlerde de ona bir akademisyen gönderdi. ‘Acaba bize oy verebilirler mi?’ diye. Selamlarını getirdi. Devletin televizyonunda bunu canlı yayınladılar. Şimdi dönüp bizi suçluyor. Ne yaparsa yapsın, beyefendi gidici artık. Millet tahammül edemiyor. Yalana, zamma, haksızlığa tahammül edemiyor. Gidecek. Beni suçluyor. Çıksın karşıma.”

Paylaşın

Altı Muhalefet Partisi Yeniden Bir Araya Geliyor

Altı muhalefet partisi CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e ilişkin yürüttükleri ortak metin çalışması kapsamında hedefledikleri son redaksiyon toplantısı iki haftadır yapılamayınca, kulislerde imza krizi yaşandığı öne sürülmüştü.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; Gelecek Partisi’nin son toplantıya katılmak istemediği iddia edilirken Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün “Parti liderleri, imza atılıp atılmayacağını, çalışmanın kamuoyuna ne şekilde sunulacağını kendi aralarında belirleyecektir. Zaman zaman yavaşlar, zaman zaman hızlanır. Böylesi önemli bir çalışmanın akamete uğrayacağını tahmin etmiyorum” ifadesini kullanmıştı.

Davutoğlu ve Karamollaoğlu ile görüştü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu dün akşam sürpriz bir şekilde bir araya geldi. Görüşmede Davutoğlu’nun seçim öncesi ittifak görüşmeleri de dahil olmak üzere seçim sonrası Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş süreci ile ilgili yaklaşımlarını Kılıçdaroğlu’na aktardığı ifade edildi. Kılıçdaroğlu, bu görüşmenin ardından da hastanede tedavi gören Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu ziyaret etti.

Salı günü saat 17.00’de

Dün akşamki liderler görüşmesinin ardından bu sabah değerlendirmelerde bulunan 6 muhalefet partisinin genel başkan yardımcıları ortak metne son şeklini vermek ve redaksiyon toplantısını yapmak üzere önümüzdeki Salı günü saat 17.00’de TBMM’de bir araya gelme kararı aldı.

Uzlaşılan ilkeler ortak metne işlendi

6 muhalefet partisinin, seçim sonrasında parlamenter sisteme dönüşe ilişkin yol haritası ve ilkelerin belirlenmesi amacıyla ilkini Eylül ayında başlattığı toplantılara CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya ve Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp katılıyordu. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi doğrultusunda yasama, yürütme ve yargı alanlarında kapsamlı düzenlemelere gidilmiş, bu alanlarda önemli olan ve üzerinde uzlaşılan ilkeler öngörülerek ortak metne işlenmişti.

Paylaşın

CHP’li Salıcı, Erken Seçim İçin Tarih Verdi

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz ve siyasi atmosferle ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, muhtemelen önümüzdeki sonbaharda seçime gidileceğini söyleyerek, “AKP kolay kolay seçim istemez. Elinde mevcut bir güç var ve bunu devam ettirmek ister. Biz de ülkenin bu sıkıntıdan çıkması için seçim olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Seçime hazır olduklarını belirten Salıcı, “Bugün de seçim olsa hazırız. Seçime hazır olmanın koşulları var. Bu pazar seçim olsa CHP sandıkların başına yerleştireceği sandık sorumlularının yüzde 95’i hazır. Sandığa ne giriyorsa onun çıkmasını sağlamamız lazım. Vatandaşımızın da kendi oyuna sahip çıkacağı bir sorumluluk göstermesi lazım. Biz çok seçim kaybettik ama bu sefer kazanacağız. Nerede yanlış yaptık diyerek çok ders çıkarttık. Eğer ders çıkarmamış olsaydık 31 Mart seçimlerinde İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin toplam 11 büyükşehir CHP tarafından yönetiliyor olmazdı. Nüfusun yüzde 50’si yapıyor. Biz aslında yerelde iktidarız. İktidar bunu çekemediği için bize baskı uygulamaya çalışıyor” dedi.

Salıcı, İBB’ye teştişe ilişkin ise, “Bizim belediye başkanlarımıza hiçbir şey yapamazlar. İstanbul’un ikinci seçimi bunun için oldu. Hayatı boyunca “millet iradesi” lafı ağızlarından düşmeyen iktidar, millet iradesi kendi aleyhlerine tecelli edince korktu ve ne yapacağını bilemedi” dedi.

Salıcı, ayrıca, “Millet İttifakı’nın içinde HDP yok ve katılmak gibi bir talebi de yok. İktidar bizi yan yana getirme gibi bir algı oluşturursa başarılı olacağını düşünüyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, FOX TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat’in konuğu oldu. Salıcı’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“AKP kolay kolay seçim istemez. Elinde mevcut bir güç var ve bunu devam ettirmek ister. Biz de ülkenin bu sıkıntıdan çıkması için seçim olmasını istiyoruz. Muhtemelen önümüzdeki sonbaharda seçime gideceğiz.

Biz hazırız. Bugün de seçim olsa hazırız. Seçime hazır olmanın koşulları var. Bu pazar seçim olsa CHP sandıkların başına yerleştireceği sandık sorumlularının yüzde 95’i hazır. Sandığa ne giriyorsa onun çıkmasını sağlamamız lazım. Vatandaşımızın da kendi oyuna sahip çıkacağı bir sorumluluk göstermesi lazım.

Biz çok seçim kaybettik ama bu sefer kazanacağız. Nerede yanlış yaptık diyerek çok ders çıkarttık. Eğer ders çıkarmamış olsaydık 31 Mart seçimlerinde İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin toplam 11 büyükşehir CHP tarafından yönetiliyor olmazdı. Nüfusun yüzde 50’si yapıyor. Biz aslında yerelde iktidarız. İktidar bunu çekemediği için bize baskı uygulamaya çalışıyor.

Millet İttifakı’nın içinde HDP yok ve katılmak gibi bir talebi de yok. İktidar bizi yan yana getirme gibi bir algı oluşturursa başarılı olacağını düşünüyor.

Bizim belediye başkanlarımıza hiçbir şey yapamazlar. İstanbul’un ikinci seçimi bunun için oldu. Hayatı boyunca “millet iradesi” lafı ağızlarından düşmeyen iktidar, millet iradesi kendi aleyhlerine tecelli edince korktu ve ne yapacağını bilemedi.

Halk geçinemiyor. Sorunu çözmeye çalışan bir AKP iktidarı var ama meselenin tamamını görmüyor. Pansuman tedbirlerle uğraşıyorlar. Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu ve dünyada da kimsenin arkasında durmadığı ekonomi teorisi uygulanmaya çalışıldığı sürece biz bunlarla boğuşmaya devam edeceğiz.

Sayın Genel Başkan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kanaat önderleriyle görüşüyor. Vatandaşın genel başkana sorabileceği her türlü soruyu sorabiliyorlar.

Terör terördür. Dini inançları sömüreni de terördür, etnik kökenleri ayrıştırmaya çalışanı da terördür, başka bir düzen kurmak istiyorum diyen de terördür. Elinize silah aldığınız andan itibaren demokratik mücadele olarak nitelendiremezsiniz. Bu iktidar herkese “terörist” diyor. Terör sözcüğünün ağırlığını yerle bir etti. Bankada paranız varsa, dolarınız varsa terörist oluyorsunuz.

Adayımız şu an belli değil. İttifakı oluşturan partiler bir araya gelerek adayı belirlerler ama şu an için belli değil.

“Karar mercii Millet İttifakı’nın masasıdır”

Benim gönlümden Sayın Kılıçdaroğlu geçer. Ben Kılıçdaroğlu’nun yardımcısıyım, benim liderim. 31 Mart sürecini ören, o ittifakı oluşturan, siyasi başarıya götüren lider. Biz başkanlık sisteminde değil de parlamenter sistemde olsaydık bizim başbakan adayımız kim olacaktı? O zaman da tartışılacak mıydı? Partinin genel başkanı, başkakan adayı olacaktı, yetki ona verilecekti. Benim gönlümden Sayın Kılıçdaroğlu’nun geçmesinden daha doğal bir şey yok. Ama günün sonunda karar mercii Millet İttifakı’nın masasıdır.

Bu pazar seçim olsa Erdoğan’ın aday olacağı belli ama karşısında kimin aday olacağı net değil. Bir süre oran 40-50’lerde idi. Ama şu an Erdoğan’a kesinlikle oy vermem diyenler yüzde 50’nin üzerinde, kesinlikle oy veririm diyenler ise yüzde 30’larda.

Sıkıntı büyük, insanımız yoksullukla, açlıkla sınanıyor ama umudunuzu kaybetmeyin. Türkiye, bütün bu sıkıntıları atlatacak siyasi iradeye sahip. İktidar değişecek. O kendisini yurt dışına atmak isteyen gençlerimiz Türkiye’de kalmak isteyecek.”

Paylaşın