Reuters: HDP Kilit Parti Olmayı Sürdürüyor

Bir yıldan kısa bir süre kalan Türkiye seçimlerinde zorlu ekonomik şartların etkisiyle yıpranan iktidarın değişebileceğine yönelik beklentiler güçlenirken, bazı uzmanlar muhalefetin iktidara gelebilmesi için HDP’nin seçimlerdeki gücünü kabul etmesi gerektiğini belirtiyorlar. Ancak milliyetçi seçmenin hassasiyetleri ve hükümetin HDP’yi “terör” ile ilişkilendirmesi, partilerin HDP ile yanyana gelmesinde sorun oluşturuyor.

Geçen günlerde CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık elbette verilir” sözleri tartışma yaratmıştı. Altılı masada yer alan İYİ Parti’nin Grup Başkanvekili Musavat Dervişoğlu bu açıklamanın ardından tepki göstermiş ve bu açıklamayı, “Densizlik, hadsizlik ve ilkelere saygısızlık” olarak nitelendirmişti. HDP ise bu tartışmaların ardından bakanlık konusunda herhangi bir talepleri olmadığını vurguladı.

Kılıçdaroğlu’nun gücü artıyor mu?

Muhalefet, adayını henüz açıklamasa da, bazı anketlere göre, muhalefetin “temsilcisi” konumuna gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan karşısındaki gücü artmış görünüyor. Ancak Reuters’ın görüşüne başvurduğu dört kamuoyu yoklama şirketine göre bu oyların da mevcut durumda yine meclis çoğunluğu ve Cumhurbaşkanlığı’ndan oluşan iktidarı alabilecek güçte olup olmadığını söylemek için erken.

Anketlere göre ayrıca son aylarda asgari ücrete yapılan artışlar ve memur zamlarının etkisiyle iktidarın oylarında bir miktar kıpırdanma olduğu gözleniyor ama son noktada hem Millet hem de Cumhur ittifakında belirgin bir öne çıkış yok.

“Bu şartlar altında biz bugün (eylül başı) seçim olsa ve seçime girsek Cumhur İttifakı’nın milletvekili sayısıyla, Millet İttifakı’nın milletvekili sayısı arasında dikkate değer bir fark olmayacak” diyen Metropoll Başkanı Özer Sencar sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Millet İttifakı) anayasayı değiştirecek bir çoğunluk üretemiyor… Anayasayı değiştirecek bir çoğunluk için kabaca %63 civarında oya ihtiyaç var… Millet İttifakı’nın güçlü bir desteği yoksa HDP olmadan karar çıkaramazlar.”

“Muhalefet rehavete sürüklenmemeli”

Sencar, ağustos ayındaki ankete göre AKP oylarının son üç aydır yükselişte olduğunu ve 3.5 puanlık artış kaydettiğini söyledi. Sencar ayrıca, sadece Erdoğan ve Kılıçdaroğlu karşılaştırılarak yapılan bir ankette CHP’nin parti oylarına yansımasa da cumhurbaşkanı adayı olarak Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ın önünde gittiğini kaydetti.

Öte yandan, Erdoğan’ın attığı bazı adımların halkta olumlu karşılığını az da olsa bulduğunu, bu nedenle de muhalefetin dikkatli olması gerektiğini söyleyen Sencar’a göre, AKP kitlesinin sosyal medyaya çok fazla aşina olmaması nedeniyle hükümetin Kemal Kılıçdaroğlu dediği için yapılan şeylerden haberi olmuyor. Bu nedenle Sencar’a göre sosyal medyadaki muhalif tablo muhalefeti rehavete sürüklememeli.

“Kısaca bizim bulgularımızla (AK Parti) son dört ayda kararsızlar dağıtılmadan yüzde 25’ten kabaca yüzde 29’a çıktı” diyen Sencar şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kılıçdaroğlu, ağustos ayında Erdoğan’dan 6 puan yukarıda. Siyaset sahnesinde Meral Hanım’ın cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıklayarak siyaset sahnesindeki oyun kurucu özelliğini kaybetmesiyle boşalan yeri Kemal Bey doldurdu… Bu şartlar altında bugün bu pazar seçim olsa ve seçime girsek Cumhur İttifakı’nın milletvekili sayısıyla Millet İttifakı’nın milletvekili sayısı arasında dikkate değer bir fark olmayacak. HDP’yle diğer sol partiler birleşirlerse bir ittifak oluşurursa onlar da yüzde 14-15’e tırmanabilirler.”

“HDP seçmeni halen seçimin kilit seçmeni olarak duruyor” diyen MAK Araştırma Başkanı Mehmet Ali Kulat’a göre ise AKP oyları yılın başından beri yapılan sekiz araştırmada yüzde 27 ile yüzde 29 arasında seyretti.

Kulat’ın verdiği bilgiye göre, “CHP ise yılın başından bu yana yüzde 25 ile yüzde 28 arasında seyretti ve şu anda AK Parti ile başbabaş hale gelmiş durumda.”

Gezici Araştırma Direktörü Murat Gezici’ye göre muhalefetin, iktidara destek veren seçmenin duygularını hafife almaması gerekiyor. “Güncel duruma baktığımızda iktidarın bir oy artışı olmadığını fakat mevcut oylarını da koruduğunu görüyoruz” diyen Gezici, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle son aylarda dış politikada işbirliğine dayalı ilişkileri geliştirmeye çalışması, seçmen ile daha yoğun bir empati kurmaya başlaması ve kararsız seçmenlere odaklanması, seçmen kitlesi nezdinde ‘Erdoğan, doğruları bulmaya çalışıyor’ algısını canlandırdı.”

Gezici, “Eski Türkiye diyebileceğimiz döneme dair canlı bir hafızaya sahip olan ve iktidara oy vermeyi sürdüren seçmen adeta ürkek bir güvercin gibi davranıyor…Evet çok ciddi bir ekonomik kriz var, korkunç bir enflasyon var; ancak kültürel-simgesel alanın gücünü de ihmal etmemek gerekiyor” diye konuştu.

HDP’nin seçimin kaderini belirleyip belirlemeyeceği yönündeki bir soruya ise Gezici, “HDP seçmeni en kararlı seçmen grubunu oluşturuyor. İkinci tur bir oylamada HDP’nin yüzde 22’sinin Cumhur İttifakı’na, kalan yüzde 78’sinin ise Millet İttifakı’na oy vereceğini öngörüyoruz” diyerek, mevcut durumda Millet İttifakı’nı desteklemesini beklediği cevabını verdi.

Gezici şöyle devam etti:

“Kürtlerin Türkiye’deki oranı neredeyse yüzde 22 ve onların da yüzde 55’i hala AK Parti’ye oy veriyor. Yüzde 30’u HDP’ye, yüzde 15’i ise diğer siyasi partilere oy veriyor. Kürtlerin bir kısmı halen Erdoğan’ı lider olarak görüyor, bir kısmı da mevcutlar arasında Erdoğan karsısındakine oy veririm diyor. Kürtlerin nereye oy vereceği o yüzden belli ve bu anlamda seçimlerin kaderi üzerinde belirleyici değiller.”

HDP her aşamada önemli olacak

Avrasya Kamuoyu Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz, AKP’nin oylarında hafif bir artış yaşandığını ama anlamlı bir artışın olmadığını belirterek, “Uzunca bir süredir esasen muhalefet toplamıyla Cumhur İttifakı toplamı sabitlenmiş gibi gözüküyor” dedi.

HDP tarafında önemli olanın aday çıkartıp çıkartamayacağı olduğuna işaret eden Özkiraz, “HDP seçmeninin yüzde 75’i Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veririm diyor Erdoğan’ın karşısında. Geri kalan yüzde 25’in çok büyük bir kısmı da partinin kurumsal kararını bekleyecek. Ama parti destek kararı açıkladığında muhtemelen yüzde 95’lere yakın bir destek olacak muhalefetin adaylığına” diye konuştu.

“HDP’nin tavrı, kurumsal tavrı seçimin ne kadar farkla biteceğini belirleyecek” diyen Özkiraz sözlerini cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna atıfta bulunarak, “HDP altılı masaya on beş gün önce mi kazandıracak? On beş gün sonra mı kazandıracak?” diye sürdürdü.

Özkiraz da sistemin şu anda muhalefette olan partilerin yasama organında kontrolü ele alabilmesi için mecliste 360 sandalye ile çoğunluğu elde edebilmesi gerektiğini belirterek, “Seçim sonrasında sistemi değiştirmek için HDP grubuna ihtiyaç var. Yani HDP her koşulda muhalefetin ihtiyaç duyduğu bir konumda olacak. Mesele cumhurbaşkanını seçtirmek değil, O cumhurbaşkanını bir de çalıştırabilmek mesele. Onun için herkes seçimden sonra HDP’yle mecburen bir oturacak” dedi.

HDP’nin seçmen tutumu ve aday tarifi

Partisinin seçim stratejisi ile ilgili Reuters’ın sorularını yanıtlayan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin farklı dinamikleri olacağını ifade etti.

“Mesela parlamento seçimlerinde biz HDP olarak kendi ittifaklarımız dışında herhangi bir ittifak arayışında değiliz. Yani Millet İttifakı, Cumhur İttifakı ile bir alakamız yok parlamento seçimleri için. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi farklı” diyen Oluç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 50 artı 1 oya ihtiyaç var. Dolayısıyla burada kendi adayımızla elde edeceğimiz sonuçtan daha önemlisi ortak adaylarla elde edilecek sonuçtur. O yüzden de biz geçtiğimiz yıl bir deklarasyon yaptık.”

Oluç, partisinin cumhurbaşkanı adayı tanımını işe şu şekilde yaptı:

“İsim günü geldiğinde tartışılacaktır. İsim önemsiz demiyoruz. İsimden daha önemlisi seçilecek kişinin Türkiye’nin yeni döneminde yapması gereken işler üzerine anlaşılması gerekiyor. (Bunlar) güçlü bir demokrasi. Yani güçlü bir yerel ve merkezi demokrasinin inşa edilmesi, tarafsız ve bağımsız bir yargı, hukukun üstünlüğü ve hukuk devletinin sağlanması, Kürt sorununda demokratik bir çözümün ortaya çıkarılması. Bunun için en azından bazı adımların atılacağının ilan edilmesi.”

AK Parti: Daha sahaya inmedik

Üst düzey bir AKP’li yetkili de anketlerin sürekli değişkenlik gösterdiğini ve zaman içinde olumlu trendin görüleceğini belirterek, enflasyon gibi sorunların tüm dünyada olduğunu ve halkın bunu gördüğünü söyledi.

HDP’nin seçim sürecindeki önemi konusunda ise aynı yetkili, “Kürtlerden bizi destekleyen önemli bir kesim var, kimse bunu yabana atmasın. Tabi Doğu ve Güneydoğu’dan daha çok oy almak için biz de daha çok çaba göstereceğiz. Ama sadece onlara yönelik değil, tüm Türkiye’deki seçmeni kazanmaya çalışacağız, tepkili olan eski seçmeni, küskün olan seçmenimizi. Uzun bir süreç var ve daha ciddi olarak sahaya bile inmedik” diye konuştu.

Kamuoyu araştırmacısı Gezici de bu konuda HDP’den ziyade “merkez seçmenin” önemine dikkat çekti. Gezici, HDP’nin oylarının nasıl bir tercihte bulunacağının az çok kestirilebildiğini, bu nedenle Doğu Karadeniz ve İç Anadolu’daki merkez seçmenin seçimlerin kaderinde belirleyici olacağını ifade etti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Türkiye’yi Soya Soya, Yiye Yiye Bitiremediler

Ayaş-Beypazarı-Nallıhan Kanaat Önderleri, Muhtarlar ve STK Temsilcileri Buluşması’nda açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye zengin bir ülke, soya soya, yiye yiye bitiremediler.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Paralar nereye kullanılıyor, sorun burada. Köprü yapılır. Ben basit bir soru soruyorum. Köprüyü, hastaneyi, yolu kaça yaptın? Kamu-özel işbirliği tamam, güzel. Müteahhit ihaleye girer kâr da edebilirsiniz zarar da edebilirsiniz. Bunlara diyelim ki 10 milyon dolarlık iş veriyorlar. Hazine garanti oluyor, 30 milyon dolar da garanti veriyorlar. Dolar, avro garantisi. Kimin parasını kime garanti ediyorsunuz? Beşli çeteler doyacak, Bay Kemal seyredecek… Asla seyretmeyeceğim, onların burnundan fitil fitil getireceğim.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, konuşmasını “5’li çeteye 18 yılda verilen kamu ihalesi 203 milyar 700 milyon dolar. Aracı koyuyorlar benimle görüşmek için ‘Acaba onu da ikna eder miyiz?’ diye. Sarayı ikna edersin, beni ikna edemezsin. Ben bu halkın hakkını, hukukunu savunmak zorundayım. Sizden tek bir şey istiyorum. Sandığa gittiğinizde elinizi vicdanınıza koyup, öyle oy kullanın.” cümleleriyle sürdürdü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da Ayaş-Beypazarı-Nallıhan Kanaat Önderleri, Muhtarlar ve STK Temsilcileri Buluşması’na katıldı. Kılıçdaroğlu burada yaptığı açıklamada çarpıcı mesajlar verdi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Buraya gelmeden önce Tapduk Emre’nin türbesini ziyaret ettim. Bu toprakların bereketi, huzuru, bu topraklarda hepimizin kardeşçe yaşamasının ve birlikte dertlerimizi, sevinçlerimizi paylaşmak için onların önderliğine her zaman ihtiyacımız olmuştur. Biz Anadolu Tasavvuf geleneğini, beraber yaşamayı, her kimliğe, yaşam tarzına saygı duymayı biz onlara borçluyuz.

Biz kendi tarihimize de çok iyi bilmek zorundayız geleceğimizi çok iyi inşa etmek istiyorsak. Kavga ettirmek istiyorlar bizi, kavga etmeyeceğiz. İnsanların kimliği üzerinden siyaset niye yapalım? Kim anne babasını seçme özgürlüğüne sahip? Bunları anlatmamın nedeni şu. Huzurun ve barışın, beraber, birlikte yaşamanın önemini bize anlatan büyüklerimizin sözlerine kulak vermeliyiz. Biz bu topraklarda kamplaşmayı değil kucaklaşmayı öğrenmeliyiz.

Neden biz dışardan mercimek alıyoruz? Neden dışarıdan canlı hayvan, et, mısır, ayçiçeği alıyoruz? Toprak mı yok? Arazi olarak Konya’dan küçük olan Hollanda bizim 10 mislimiz ihracat yapıyor. Sorumlusu kim? Cevabı gayet basit. Sorumlusu siyaset kurumudur. Devleti yönetenler bunun cevabını vermek zorundalar ama devleti yönetenler bunun cevabını verme yerine biz nasıl iç çatışmayı, kavgayı, kutuplaşma yaratırız, toplumu ayrıştırırız hesabı peşindeler. Bundan çıkmamız lazım. Yetmedi mi?

“O kişileri görünce benim umudum daha da arttı”

Bir yüzyıl devirdik. Kocatepe’ye gittim 25 Ağustos’ta. Gece 14 kilometre yürüdük, sabah 5’de Büyük Taarruz’un emrinin verildiği tepeye çıktık. Binlerce kişi vardı. O kişileri görünce benim umudum daha da arttı.

Her birimizin sorumluluğu var. Oturup konuşmamız lazım. Sorun sadece benim değil hepimizin sorunu. Sorumluluk da sadece bana ait değil, hepimizin sorumluluğu var. Benim sorumluluğum daha ağır doğrudur. Nasıl Mansur başkanın büyükşehir belediye başkanı olarak sorumluluğu diğer belediyelere göre daha fazlaysa, o diğer belediyelerinin sorumluluğu yok anlamına gelmez. Eğer bunu yapabilirsek pek çok sorunu birlikte aşabiliriz. Oturup düşünmemiz, hayatı sorgulamamız lazım.

Kırsal bir bölge burası. Tarımla uğraşılıyor. 2006 yılında bir kanun çıktı. ‘Her yıl çiftçilere milli gelirin en az yüzde 1’i oranında destek verilir’ deniliyor ama vermediler. Kim itiraz etti? Kimse istemedi. Ziraat odalarının dava açması lazım. Ben bağırıyorum ‘Çiftçiye hakkını teslim edin’ diye. ‘Etmiyoruz, zaten onların oyu çantada keklik’ diyorlar. ‘Nasıl olsa bize oy verecekler’ anlayışını yerle yeksan etmemiz lazım. Bütün bunları düşünmemiz lazım.

Sıkıntılarımız var aşabiliriz. Mazot fiyatından şikayet ediyorsunuz hepiniz. Fiyat artışı olur bunu da anlarım ama sosyal devlet dediğiniz kurum üreticiyi korur. Sosyal devlet herkesin doğumundan ölümüne kadar, yaşamını ekonomik olarak güvence altına alan devlet demektir.

Mansur başkan Ankara’ya çok ama çok önemli yardımlar yapıyor. Bizim diğer belediyelerimiz de yapıyorlar ama normalde bunları yapması gereken Tarım Bakanlığı.

Çiftçiye kredi alın diyorlar, faiz ödüyorsunuz. Allah nasip eder sizlerin oyu ile iktidara geldiğimizde ilk bir hafta içinde çiftçinin, üreticinin ve esnafın kredilerinin faizini sileceğiz. En büyük tehlikeye çiftçiyi toprağa küstürmektir. Çiftçi küserse 85 milyon açız.

Şanlıurfa’da dedim. Büyükşehiri bize verin biz en kısa zaman içinde çiftçiye elektriği bedavaya vereceğiz dedim. Güneş panelleri kuracağız, güneş enerjisi elde edilecek, artan elektriği de satacağız bir de para kazanacağız dedim. Bu olmaz dediler. Niye olmaz? Yapacağım, göreceksiniz. Neden olmak diyorlar çünkü doğalgaz, kömür lobisi var.

Hayatımızda planlama yaparız hepimiz. Devletlerde planlama yaparlar. Gelişmiş ülkeler 20,25,50 yıllık planlar yaparlar. Bu planları yapanlar toplumun en nitelikli insanlarıdır. Tarımda bizim planlamamız yok. Planlama yapacağız, hiçbir çiftçi zarar etmeyecek.

“Büyük kentlere akın engellenmiş olacak”

İster besicilik yapın, ister toprakla uğraşın üretimin yapıldığı her yere besicilik varsa veteriner tayin edilecek. Toprakla uğraşılıyorsa ziraat mühendisi ve teknikeri tayin edilecek. Bunlar olunca büyük kentlere akın engellenmiş olacak.

Kırsalda çalışan kadınlar ve gençler kırsalda çalıştıkları sürece sosyal güvenlik primlerini devlet ödeyecek.

Çiftçiyi, toprağı küstürdüğünüz için evlatlar gidiyor büyükşehirin varoşlarında asgari ücretle bir iş bulabilir miyim diye geziyor. Toprak var ya… Devlet akılla, bilgiyle, birikimle yönetilir. Bir insan her şeyi bilmez. ‘Ben her şeyi bilirim’ diyen adam hiçbir şey bilmez. Devlet dediğiniz kurumda liyakat esastır. Bu bizim inancımızda da böyledir. İşi ehline teslim ettiğin zaman en çok yönetici rahat eder. Siz bunu yapmıyorsunuz. Size bir soru. Kamu bankalarının yönetim kurulunda güreşçinin ne işi var? Merkez Bankası’nda arkeoloğun ne işi var? Rüşvet alan bir insanın büyükelçilikte ne işi var? Rüşvet alan birisini büyükelçi tayin ettiğinizde arabasında Türk bayrağı kullanacak bu sizin ağrınıza gitmiyor mu?

Siyasette bir adam zenginleşiyorsa bilin ki kul hakkı yiyor. 27 yıl kamuda çalıştım, siyasete girdiğim an mal varlığımı açıkladım karımın yüzüğüne kadar. Zenginleşmedim ama bakıyorsunuz bazı politikacılara deveyi hamuduyla götürmüş.

Ben muhtarlık kurumunu demokrasinin temel taşı olarak adlandırırım. Muhtarlık kurumu bugün hak ettiği düzeyde değil. Sosyal yardımların sizler aracılığıyla dağıtılması lazım. Belediye meclisinde sizin mahalleniz ile ilgili karar alınır. Sizin mahalleniz ile ilgili bir karar alınacaksa muhtarın o toplantıya katılması söz ve oy hakkı olması lazım. Bir bütçenizin, yardımcınızın olması lazım. Bunlara itiraz ettiler. ‘Kılıçdaroğlu uçtu’ diye. Uçmuyorum, ayaklarım yerde. Hangi paranın nereye harcandığını da bu kardeşiniz çok iyi bilir. Hakkı, hukuku bu ülkeye getireceğiz.

“Soya soya, yiye yiye bitiremediler”

Türkiye zengin bir ülke, soya soya, yiye yiye bitiremediler. Paralar nereye kullanılıyor sorun burada. Köprü yapılır. Ben basit bir soru soruyorum. Köprüyü, hastaneyi, yolu kaça yaptın? Kamu-Özel işbirliği tamam güzel. Müteahhit ihaleye girer karda edebilirsiniz zararda edebilirsiniz. Bunlara diyelim ki 10 milyon dolarlık iş veriyorlar. Hazine garanti oluyor, 30 milyon dolarda garanti veriyorlar. Dolar, avro garantisi. Kimin parasını kime garanti ediyorsunuz? Beşli çeteler doyacak, Bay Kemal seyredecek… Asla seyretmeyeceğim, onların burnundan fitil fitil getireceğim.

Faize karşıyız diyorlar. Hangi faiz? Kur Korumalı Mevduat yaptılar. Paran varsa götürüp yatırıyorsun. Faizin, dolar garantin var. Vergi almıyor bir de sana ucuz kredi vereceğim diyor.”

Paylaşın

CHP’de ‘İktidara Yürüyüş’ Toplantısı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) Genel Merkez’de toplanıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında yapılacak Parti Meclisi toplantısında, “İktidara yürüyüş” stratejisi ele alınacak.

CHP Parti Meclisi toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun sunuş konuşması ile başlayacak. Güncel siyasi gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunacak Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında seçim çalışmalarına ağır vereceği bildirildi.

BirGün’ün haberine göre, TBMM’nin tatile girmesinin ardından saha çalışmalarını artıran partililerden bu temaslarını sürdürmesini isteyecek olan Kılıçdaroğlu, bu buluşmaların halkın CHP’ye yakınlığını artırdığını vurgulayacak.

Toplantıda, TBMM’nin 1 Ekim’de yeniden mesaiye başlayacak olmasına karşın milletvekillerinin aynı anda farklı şehirlerde gerçekleştirdiği temasları sürdürmesi talimatı vereceği bildirilen Kılıçdaroğlu’nun, “Erken ya da zamanında bir seçime karşı sahada kalmayı sürdürün” demesi bekleniyor.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında ayrıca, “Altılı Masa, ittifak ve Cumhurbaşkanı adaylığı” konularında da birlikte hareket edilen partilerle sorun yaşanmasına neden olacak açıklamalardan kaçınılmasını isteyeceği ifade edildi.

CHP Parti Meclisi toplantısının bir diğer gündem maddesi ise yaklaşan seçimler öncesinde “iktidara yürüyüş stratejisi” olacak. 2020 yılında ilan edilen İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi kapsamında 2023 seçimlerine yönelik çalışmalarını sürdüren partide, ülke genelinde etkisini hissettiren mevcut sorunlar görüşülecek. Ayrıca parti yöneticileri tarafından başta ekonomi olmak üzere, yaşanan sorunlara yönelik çözüm önerileri paylaşılacak.

Altılı Masa ile gerçekleştirilen birliktelik, mevcut Millet İttifakı’nın geleceği ve genişletilmesi ihtimali de toplantıda tartışılacak konular arasında yer alacak.

Paylaşın

‘HDP’ye Bakanlık’ Kulisi: Gürsel Tekin Kişisel Konuştu, Parti Görüşü Değil

‘HDP’ye Bakanlık’ tartışması gündemin sıcak başlığı olmaya devam ediyor… Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “İktidara gelmemiz halinde HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklamaları tartışmaları beraberinde getirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, HDP’ye olan bakış açılarının çok net olduğunu ifade ederek, “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Bizim olduğumuz masada da HDP olmaz” dedi.

Akşener daha sonra Yeniçağ TV’ye yaptığı açıklamada: “Sayın Gürsel Tekin çok tecrübeli kilit taşlarından birisidir. Böyle bir cümle kurduğuna göre, kanaat belirttiğine göre partisinin görüşlerini iletiyor demektir” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da 6’lı masada alınan kararların belirleyici olacağını söyledi.

HDP kanadından tüm bu tartışmalara yönelik açıklama ise Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’tan geldi.

HDP’nin kimseyle bakanlık pazarlığına girmediğini belirten Beştaş, “Buna rağmen, yapay tartışmalarla ve çirkin bir üslupla HDP’lileri aşağılamaya çalışanlardan, toplumu nasıl kucaklayıp ülkeyi nasıl yöneteceklerini de duymak isteriz’’ dedi.

”Gürsel Tekin kişisel kamuoyu oluşturma gayreti ile partisini zora sokmuştur”

Euronews Türkçe’ye konuşan CHP kaynaklarına göre, CHP’li Gürsel Tekin bu açıklamayı kişisel kamuoyu oluşturma gayreti ile yaptı ve partisini zora soktu:

“Son HDP tartışmasının çıkış nedeni, iktidardan çok mevcutta bir yetkisi olmayan CHP’li vekil Gürsel Bey ve eski milletvekili Barış Yarkadaş’ın konuşmaları. Parti görüşünü partinin ilgili kurulları yapar milletvekilinin yaptığı açıklamaları parti görüşünden ziyade şahsi görüş olarak değerlendirmek gerekir. Ha derseniz ki ne amaçla yaptı bu açıklama, özetle şunu söyleyebilirim kişisel kamuoyu oluşturma gayreti ile partisini zora sokmuştur.’’

Bu tartışmadan 6’lı masanın dağılacağı yönündeki açıklamaların da gerçeği yansıtmadığı hatta bunun bir yıpratma politikası olduğu düşünülüyor.

CHP kaynaklarına göre iktidar HDP’yi düşmanlaştırarak ve bu düşmanlıktan beslenerek iç politikada hamle yapıyor.

Parti kaynağına göre, mevcut iktidar seçimi kazanamayacağını gördüğü için HDP üzerinden altılı masada bir gedik açmaya ve toplumu da HDP üzerinden muhalefete oy vermemeye ikna etmeye çalışıyor.

“Bu haberi okuyanlar iyi anlayacaktır son bir kaç yıldır CHP’nin toplantılarından son dakikalar geçmiyor. CHP’de flaş başlıkları neredeyse atılmıyor. Olmayan olaylar ya da alınmayan kararlar kamuoyuna doğruymuş gibi yansımıyor. Demek ki bir gedik CHP lideri Kemal Bey tarafından kapatıldı. Akşener ve İYİ Parti kuruldukları ilk günden beri o çizgide. Yeni bir şey söylemediler. Bu tarz tartışmalar alevlendikçe ara ara bu yönde beyanlar veriyorlar.’’

”Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken masanın dağılması mümkün değil”

CHP kaynakları 6’lı masanın dağılmasının mümkün olmadığını ve bu yöndeki beklentinin boşa olduğunu ifade ediyor.

“Masanın dağılması mümkün değil. Hatırlayalım Türkiye siyasi tarihinde bir dönüm noktası CHP’den milletvekillerinin istifa edip İYİ Parti’ye katılması ve İYİ Parti’nin seçime katılmasındaki engelin kalkmasıydı. İki parti arasında o günden beri oldukça anlayışlı bir süreç gitmekte. Yerel seçimde birinin aday çıkardığı yerde diğerinin çıkarmaması ya da uzlaşılarak iki partinin de o seçim bölgesinde aday çıkarması, meclis üyeleri listeleri iki parti arasındaki ilişkinin ne kadar doğru bir zeminde ilerlediğinin göstergesi. Bunu niye söylüyorum çünkü altılı masanın ana unsurları bu iki parti. Ve altılı masa dağılacak mı sorusu aslında CHP ile İYİ Parti ayrılacak mı? Ben cumhurbaşkanlığı seçimine giderken böyle bir ayrılığın olacağını düşünmüyorum. Peki neden sürekli bu tartışılıyor? Bunun nedeni de iktidarın bu masanın dağılmasını istemesi ve gündemi bu tartışmaya sıkıştırması. Bilerek ya da bilmeyerek bir çok insan ülkenin en önemli sorunlarını bir kenara bırakıp saatlerce bu konuyu konuşup tartışıyor.’’

“Adaya ilişkin bir anlayış birlikteliği var ama henüz isim belirlenmedi”

Ortak aday konusunda ise bir anlayış birlikteliği olduğu fakat ismin henüz belirlenmediği vurgulanıyor:

“Ortak aday konusunda bütün siyasi liderler aynı gözlemde. Adaya ilişkin bir anlayış birlikteliği de var ama henüz isim belirlenmedi. Anlayış ve ilkelerde uzlaşıldıktan sonra aday isminin belirlenmesi emin olun çok kolay. Daha önce de partimizden ilgili yetkililer açıkladı. Seçim tarihi resmi olarak duyurulsun aday da duyurulacak. Ve yeni Cumhurbaşkanı altılı masanın adayı olacak.’’

Saadet Partisi kaynakları ise bu gündemin suni olduğunu ve HDP’nin başka bir ittifakta yer aldığına dikkat çekiyor.

“En başından beri HDP 6’lı masada yer almıyor diyoruz fakat anlaşılmıyor. HDP başka bir yol ve ittifakın içinde. 6’lı masanın gündeminde bu suni tartışmalar yer almıyor. Amaç huzursuzluk yaratmak fakat bizim ülkenin dertlerine çözüm bulmak gibi bir gayretimiz var. Ve bu bağlamda masadaki her siyasi parti üstüne düşeni yapmaya çalışıyor. Komisyonlarımız çalışıyor ve ülke gündemi ile ilgiliyiz.’’

DEVA Kaynakları: CHP’nin kendi içindeki gerginlikten kaynaklandı

DEVA Partisi kaynakları da bu tartışmanın CHP’nin kendi içindeki bir gerginlikten kaynaklandığı görüşünde.

“Bu tartışma özelinde biz bir şey söylemedik. HDP, altı milyon seçmen oyu aldı hatta temsil ettiği kitle çok daha büyük. Bizim de temaslarımızı sürdürdüğümüz bir parti. Gündemde olan tartışma Diyarbakır’daki il yönetiminde yaşanan gerginliğin ardından geldi. Bizce iç dinamikleriyle alakalı. Üstüne masanın dağılacağı tartışmaları yürütüldü. Bu masanın devam etmesi için çaba gösteriyoruz, Türkiye açısından bir umut var. Bu sistem ülkenin başında kara bulut ve yeni bir parlamenter sistem inşa edilmeli. O nedenle iş birliği yapmak zorundayız. Sistem değişikliği için ortaklaşmak lazım ve hatta masada olmasa bile keşke aday ekseninde bir genişleme olsa. Ardından da adaylık tartışması sürdürüldü. Bu tartışmanın bu şekilde yürümesi bile çok sağlıklı, herkes fikrini söylüyor. Ayrıca seçim sathına girilmeden bir aday üzerinde konuşmak riskli, yıpratılır.’’

Paylaşın

Altılı Masa, Ortak Adayda Uzlaşamıyor Mu?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklaması altılı masadaki adaylık tartışmalarını hızlandırdı. İYİ Parti cephesi, son dönemde gündeme getirdiği Mansur Yavaş ismini kulislerde daha fazla dillendirmeye başlarken, CHP’li yetkililer ise “Masanın doğal adayı Kemal Kılıçdaroğlu” görüşünü savunuyor. HDP’den ise “Kimseyle pazarlık halinde değiliz” tepkisi geldi.

TV100’de katıldığı bir programda HDP ile ilgili bir soru üzerine “HDP’ye bakanlık verilebilir” diyen CHP’li Gürsel Tekin’in sözleri Ankara’da bir süredir konuşulan adaylık tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu, Koray Aydın ve Musavvat Dervişoğlu gibi isimlerin büyük tepki gösterdiği Tekin’in sözleri tartışılırken, bir gün sonra da Kılıçdaroğlu’ndan adaylıkla ilgili önemli bir açıklama geldi. FOX TV’de konuşan Kılıçdaroğlu, “Adaylığa hazırım” dedi.

Bunun üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, dün Yeniçağ gazetesinin Youtube kanalında “HDP’nin olduğu masada biz olmayız” açıklamasında bulundu; adaylıkla ilgili de “kazanacak aday” vurgusu yaptı. İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu da “Milletin ümitlerini ‘ben aday olacağım’ heveslerine kurban etmeyelim” diyerek adaylık tartışmasını sürdürdü.

İYİ Partili Kavuncu: Kafamıza göre söylemedik

Ankara’da tüm bu gelişmeler yaşanırken DW Türkçe’den Eray Görgülü, “HDP’ye bakanlık” açıklamasıyla başlayan ve adaylık polemiğine kadar varan süreçle ilgili Başkent kulislerine mercek tuttu. Adaylıkla ilgili tartışmalar, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun “Sahada en çok duyduğumuz isim Mansur Yavaş” sözleriyle başlamıştı.

Katıldığı bir televizyon programında bu ifadeleri kullanan Kavuncu, “Anlat İstanbul” projesi kapsamında 85 bin seçmenden veri alarak bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmanın sonuçlarının kendisine sorulduğunu belirten Kavuncu, “Konu altılı masaya ve adaya gelince biz de tespitlerimizi söyledik” dedi. Veri toplamanın yanı sıra altı aylık bir çalışma süresince milyonlarca kişiyle temas ettiklerini de kaydeden Kavuncu, “Biz bunu kafamıza göre söylemedik. Cumhur İttifakı’ndan kopan kararsız seçmenin Mansur Başkan lehine döndüğünü görüyoruz. O çalışma sonucundaki tespitimizi söyledik” ifadesini kullandı.

Kavuncu, tespitlerini önceki gün Ankara’da düzenlenen il başkanları toplantısında da dile getirdiğini ifade etti. Diğer il başkanlarının da büyük oranda benzer tespitlerde bulunduğunu vurgulayan Kavuncu, “Türkiye kritik bir seçime gidiyor ve önemli olan kazanmaktır” dedi. Kavuncu, buna karşın il teşkilatlarının görevinin genel merkez politikasını sahaya yansıtmak olduğunu kaydederek, “Altılı masadan hangi aday çıkarsa çıksın canla başla çalışırız” dedi.

CHP yöneticileri “Doğal aday Kılıçdaroğlu” diyor

CHP kulislerinde ise İYİ Parti’den gelen tepkilere karşı genel itibarıyla bir sessizlik hakim olsa da Kılıçdaroğlu’nun adaylığına kesin gözüyle bakılıyor.

CHP’li üst düzey bir yetkili, son kararın partilerin yetkili kurullarında verileceğine dikkat çekerek, “Adaya altılı masa karar verecek” ifadesini kullandı. Aynı yetkili, Akşener’in “kazanacak aday” kriterini gündeme getirdiğinin hatırlatılması üzerine de “Tabii ki biz de bu kriteri gözeteceğiz. Ancak, yağsız pilav olur mu olur, pirinçsiz pilav olur mu, olmaz” sözleriyle adaylık konusunda partisinin Kılıçdaroğlu ısrarındaki tutumunu anlattı. Aynı yetkili, masanın doğal adayının Kılıçdaroğlu olması gerektiğini de savundu.

HDP: Kimseyle pazarlık yapmayız

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise, sürece “bir akıl tartıştırıyor” iddiasıyla katıldı. Beştaş, süreci tartıştırmak ve meseleyi bilerek kaşımak isteyen bir aklın devrede olduğunu bildiklerini ifade etti. “HDP’ye bakanlık” tartışmaları ile ilgili “Kimseyle pazarlığımız söz konusu olamaz” diyen Beştaş, adaylık tartışmaları ile ilgili de 27 Eylül’de yayınladıkları deklarasyonu hatırlattı.

HDP, 11 maddelik ilkeleri içeren demokrasi tutum belgesini 27 Eylül 2021’de yayınlamış ve bu ilkelere uymayan cumhurbaşkanı adayını desteklemeyeceğini açıklamıştı. Bu açıklama ile HDP’nin Meral Akşener ile Mansur Yavaş’ın adaylığını desteklemeyeceği yorumları yapılmıştı.

Deklarasyonlarının çok açık olduğunu belirten Beştaş, “Türkiye’yi bu cendereden çıkartacak, daha demokratik, daha özgürlükçü, ekonomik buhranın kesinlikle azaltılacağı bir mücadele hattındayız. Emek ittifakı olarak büyüyerek, genişleyerek üçüncü yol olarak ciddi seçenek yürümeye devam ediyoruz” ifadelerini de kullandı.

Paylaşın

CHP Kurmayları Kılıçdaroğlu’nun ‘Hazırım’ Çıkışını Değerlendirdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir televizyon programında yaptığı “Altılı masa ismim üzerinde uzlaşırsa hazırım” açıklamasını CHP kurmayları değerlendirdi.

Cumhuriyet’ten Sapr Sağkal‘ın aktardığına göre, adayın açıklanacağı tarihin henüz belli olmadığını söyleyen kurmaylar, “Millet masası son kararı verecektir. Genel başkanımız da yaptığı açıklamada onların kararına saygı duyduklarını söyledi. Bizim birinci önceliğimiz Türkiye’nin temel sorunları, buna karşı çözüm önerileri ve yol haritası. En önemli nokta bu” yorumunu yaptı.

Bir aday açıklaması yapılmadan önce o adayın seçildikten sonra neler yapacağı, yetkilerinin neler olacağı, sistem değişikliğinin nasıl gerçekleşeceği gibi konuların açıklanacağını söyleyen CHP’liler, “Bu masanın asıl konusu Türkiye’nin sorunları. Türkiye bir avuç tefecinin kucağında, ekonomide sıkıntı var. Adaylık en son konuşulacak şey. Birinci öncelik adaylık olursa AKP’den farkımız olmaz. Tek adam rejiminin Türkiye’yi getirdiği nokta belli” dedi.

“Her alanda hazırız”

“CHP, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hazır mı” sorusunu yanıtlayan kurmaylar, şunları söyledi:

“Biz zaten yerel seçim bittikten sonra sahada kalmaya devam ettik. Sadece seçim dönemlerinde değil her zaman çalıştık. Pandemide bile sahadaydık ve Türkiye’nin temel sorunlarının nasıl çözüleceğini anlatıyorduk. Aday kim olursa olsun saha çalışmalarımızda bir değişiklik olmayacak ve bu tempoda devam edecek. CHP her zaman sahada olduğu için hazır. Sandık güvenliğinden projelere kadar hazırız.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında, altılı masanın kendi ismi üzerinde uzlaşması durumunda Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına ilişkin soruya, “Hazırım. Zaten devletin nasıl yönetilmesi gerektiği belli” diye yanıtı vermişti.

Paylaşın

Vatandaşlar Yüksek Faize Çalışıyor!

Ekonomik tabloda yaşanan olumsuz gelişmelerle birlikte tüketici kredileri ile kredi kartları kullanımı arttı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen iktidarın “ekonomik yıkım” programı uyguladığını, bunun da bankacılık sektörüne yaradığını söyledi.

Bankaların, bu yıl temmuz ayındaki kârının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 505 oranında artarak 38,7 milyar liraya, 2022 yılının ilk yedi aylık dönemindeki net kârının ise yüzde 417,2 oranında artarak 207,9 milyar liraya kadar tırmandığını belirten CHP’li Başevirgen, “Buna karşılık vatandaşların son 3,5 ayda bankalara olan borçları 187 milyar lira arttı. Bankaların kârı rekor kırarken vatandaşın borcu çığ gibi büyüyor ” dedi.

‘Vatandaşlar yüksek faize çalışıyor’

Toplumun tüketici kredisi ve kredi kartı borçları yüzünden bankacılık sektörüne ödediği faizin ise bu yıl ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 49,4 oranında artarak 95,3 milyar liraya kadar çıktığını söyleyen Başevirgen, “İktidarın faiz indirme masallarına rağmen vatandaşın faiz yükü geçen yıllara göre önemli ölçüde büyüdü. Geçen yıl bu dönemde bankacılık sektörüne ödenen faiz 63,8 milyar liraydı. Vatandaşlar yüksek faize çalışıyor” diye konuştu.

470 bini aştı

Toplumun yüksek enflasyon ve gelir azlığı nedeniyle zorunlu harcamaları için bankaların kapısını çaldığını söyleyen Başevirgen, “Vatandaşlar, gelirlerinin yetmediği zorunlu harcama ve borç ödemelerini yapabilmek için hızla borçlanıyorlar. Son 3,5 ayda vatandaşların bankalara olan borçlarında 187 milyar liralık artış yaşandı” dedi.

Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı borcu takiptekiler de dahil 26 Ağustos itibariyle 1 trilyon 299 milyar liraya yükseldiğini söyleyen Başevirgen, “Vatandaşların bu borcunun 976 milyar lirası bireysel kredilerinden, 323 milyar lirası da kredi kartı borç bakiyelerinden kaynaklanıyor. Son hafta tüketici kredilerinde 5,5 milyar liralık, kredi kartı borçlarında ise 11,1 milyar liralık artış yaşandı” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cebinde parası kalmayan vatandaş kredi kartına yükleniyor. Fahiş fiyat artışlarının yarattığı ekonomik sorunlar alım gücü büyük ölçüde azalan tüketicinin yaşamını daha da zora soktu. 5-10 TL tutarındaki alışverişlerde bile kredi kartı kullanılıyor. Kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 470 bini, kredi borcu bulunan vatandaş sayısı 36 milyonu aştı. Bankalar rekor kârda, tüketici ise kart ve kredi batağında.”

Paylaşın

Altılı Masa, Kılıçdaroğlu’nun ‘Adaylık’ Mesajını Nasıl yorumlandı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında cumhurbaşkanı adaylığı niyetini bir adım daha ileri taşıyarak “Ben hazırım” mesajı vermesi siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Daha önce de adaylık niyetini dile getiren Kılıçdaroğlu’nun özlerinin, 2 Ekim’de yapılacak ikinci tur toplantı öncesinde 6’lı masaya bir mesaj olup olmadığı tartışılıyor.

CHP’de, aday isminin “Ekim-Kasımda netleşmesi gerektiği” görüşü ağırlık kazansa da, 2 Ekim toplantısında, masadan aday isminin çıkması beklenmiyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, muhalefet kulislerinde, ikinci tur görüşmelerde “aday belirleme usulü”nün netleştirildikten sonra aday isminin açıklanacağı dile getiriliyor.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatıyla bir araya gelen 6 muhalefet partisi, ikinci tur görüşmelere 2 Ekim’de, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak toplantıyla başlayacak.

İlk tur görüşmelerde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, cumhurbaşkanı adayının nitelikleri, seçim güvenliği, iktidara gelinmesi halinde ekonomi ve kamu yönetiminin yapılanmasına ilişkin ilkeler üzerinden yürütüldü.

İkinci tur görüşmelerin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi, parlamento seçimi için ittifak modelleri ve parlamenter sisteme geçiş sürecinin netleştirilmesi gibi somut adımların atılması planlanıyor.

İkinci tur görüşmelere 1 aydan az bir süre kala, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, FOX TV’nin sabah programı “Çalar Saat”te 6’lı masayı işaret ederek, “Üzerimde uzlaşma olursa adaylığa hazırım” açıklaması, siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Bu açıklamanın ardından, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının “kim olacağının” 2 Ekim toplantısında masaya gelip gelmeyeceği de merak konusu oldu.

CHP: Ekim mi, Kasım mı olur ama artık konuşulmalı

CHP kulislerinde, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı son açıklamanın, aslında daha önce de dile getirdiği adaylık niyetinin devamı niteliğinde olduğuna dikkat çekiliyor.

2 Ekim’deki toplantıda doğrudan aday isminin konuşulmasının beklenmemesi gerektiği ifade edilse de, artık aday belirleme sürecinin geciktirilmemesi de isteniyor.

CHP’li bir parti yöneticisi, yeni seçim yasasının yürürlüğe gireceği Nisan ayından itibaren her an seçim olabileceğine işaret ederek artık adayın netleşmesi gerektiğini vurguluyor:

“Aslında Genel Başkan, uzun süredir adaylık konusunda hazır olduğunu söylüyor. Ama şimdi bir adım daha ileri taşımış oldu ve daha net olarak ifade etti. Ama kendi başıma adayım, gibi bir çıkış da yapmıyor, kararı masaya bırakıyor. Bu önemli. Ancak artık Ekim mi olur, Kasım mı olur, aday kim olacak açıklanmalı. Seçim sürecine giriliyor ve bu konuda artık daha geç kalınmamalı.”

İYİ Parti: Önce usul belirlenir

Millet İttifakı’nın diğer büyük ortağı İYİ Parti’de ise Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına temkinli yaklaşılıyor.

Siyasi partilerin, kendi stratejileri doğrultusunda hamleler yapabileceği, sadece Kılıçdaroğlu’nun değil, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun da 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adaylığı konusunda açıklamalar yaptığına dikkat çeken İYİ Parti kurmayları, “Partilerin göstermek istediği adaylara saygı duyulur, ama kararı 6’lı masa verir. Şu anda bizim gündemimizde de, masanın gündeminde de aday kim olacak konusu yok” görüşünü dile getiriyorlar.

İYİ Partililere göre, masaya “aday isminden önce usul” konusu gelecek:

“Aday nasıl olmalı, konusu birinci tur toplantılarla netleşti. Tahmin ediyorum, artık aday belirleme süreci nasıl olmalı konuşulacaktır. Parti liderlerinden birini mi aday yapalım, yoksa adaylık prensiplerine uyan birisini mi tercih edelim, adaylık niyeti olan bir lideri mi aday yapalım? Buna göre tercih yapılabilir. Bunlar yeni bir tecrübe olacak her parti için. Kırmadan, dökmeden bir usul oluşturmak lazım. Ekim, Kasım’da daha çok bu usul netleşir diye tahmin ediyorum. Usul üzerinde anlaşılırsa, isim üzerinde uzlaşı daha kolay olur.”

DEVA Partisi: Liderlere yüz yüze görüşmede açabilir

DEVA Partisi’nde CHP liderinin bu açıklaması, “adaylığını masaya getireceğinin mesajı” olarak yorumlandı.

Kılıçdaroğlu’nun adaylık niyetini, liderlerle “yüz yüze” yapacağı görüşmeler veya “arka kapı diplomasisi” ile nabız yokladıktan sonra masaya getireceğini belirten bir parti yöneticisi, bundan sonra izlenecek yönteme ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kemal Bey adaylığını bir şekilde masaya getireceğini ilan etmiş oldu. Kemal Bey bu niyetini ya doğrudan kendisi ya da partinin arka kapı diplomasisi olarak tanımlanmış unsurları üzerinden yapmazlarsa, partiler bunu kendi kendilerine tartışmazlar. CHP bu konuyu partiler arası diyalog zeminine taşımış değil. Biz de parti olarak olarak hiçbir ortamda bunu konuşmuş değiliz.

“Kemal Bey, liderlerle 2 Ekim öncesinde yapacağı yüz yüze görüşmelerde bu niyetini dile getirebilir. Yani yöntem olarak, masada tartışmaya açmadan önce birebir görüşmeyle adaylığını gündeme getireceğini düşünüyorum. Eğer böyle bir şey olursa, siyasi partiler bunu kendi içlerinde değerlendirir, ondan sonra masada aday ismi konuşup netleşir.”

Saadet Partisi: Masayı işaret etmesi önemli

Saadet Partisi’nde ise Kılıçdaroğlu’nun adaylık açıklamasının doğrudan 2 Ekim toplantısına dönük bir mesaj olarak yorumlanmıyor.

CHP liderinin adaylık niyetini daha önce de dile getirdiğini, ancak bu konudaki karar için yine “6’lı masayı referans” göstermesinin önemli olduğuna işaret ediliyor. CHP lideri’nin 6’lı masaya “basın üzerinden mesaj vermeyeceğini” belirten parti kaynakları, adaylığı düşünen birisinin gazetecilerin bu yöndeki sorularına “Aday değilim” yanıtını da vermeyeceğini ifade ediyorlar.

Parti kaynakları, seçim sürecine girilmeden aday isminin netleşmeyeceği görüşünde:

“Kemal Bey daha önce de söyledi adaylık niyetini. Ama esas önemli olan, masanın kararını işaret etmesi. Bu açıklamalardan bir cümle öne çıkarılacaksa, mutabakata verdiği önem ön plana çıkarılmalı. Aday olma niyeti zaten gizli değil, yadırganacak da bir şey değil. Ama muhalefet, seçim sathı mahalline girilmeden, ne 2 Ekim’de, ne de 2 Kasım’da adayını açıklamaz.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Nisandan Sonra Seçim Güçlü Olasılık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin seçim gündemine girdiğini belirterek “Öyle ya da böyle erken seçim görünüyor. Yaptıkları son değişikliğin uygulanabilmesi için bir yıl geçmesi gerekiyor ya, nisandan sonra seçim güçlü olasılık” dedi.

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, bugünkü köşe yazısında CHP lideri ile yaptığı görüşmeye yer verdi. Buna göre Kılıçdaroğlu’nun gündeme dair açıklamaları şöyle:

(Abdullah Gül’ün adaylığı) Biz altı lider yeni seçilecek cumhurbaşkanı ile birlikte yapılması gerekenleri konuşuyoruz. Temel konularda mutabıkız. Ancak henüz masada isimlendirme yapmadık. Herkes aday olma hakkına sahiptir. Elbet sayın Gül de… İnsanlar aday olarak görmek istediği kişilerin adını telaffuz edebilir. Bizim 6’lı masada isim değerlendirmemiz yok.

İstanbul, Ankara, öteki belediye başkanlarımız gayet güzel çalışıyorlar. Görevlerinin gereğini yerine getiriyorlar.

(Peker’in iddiaları) Sedat Peker mafya içindeki bir kişi olarak içeriden bilgi veriyor. Zaten mafyatik örgütler bu yolla çökertilir. Savcıların bir şey yapmasına gerek yok. Sedat Peker’in söylediklerini sıralayıp ifade alacaklar. Tek tek kişilerle uğraşmak yerine köklü bir temiz eller operasyonu gerekli. Ancak çarkın içindekiler çarkı temizleyemezler. Burada ana sorun savcılar değil, başsavcılar.

Türkiye seçim atmosferine girdi. Öyle ya da böyle erken seçim görünüyor. Yaptıkları son değişikliğin uygulanabilmesi için bir yıl geçmesi gerekiyor ya, nisandan sonra seçim güçlü olasılık…

Sandık güvenliğini şimdiden örgütlemeye başladık. Kusura bakmasınlar YSK’ye güvenmiyoruz. 81 ildeki sandık sorumlusu belli. İlçe başkanlarımız onları zaman zaman arayıp sağlama yapıyor.

Ekonomi, Nebati olayı falan değil. Onu aştı. Günübirlik yaşıyorlar. Tam bir talan ekonomisine döndü. Giderayak ne bulursak götürelim, diyorlar.

Beşli çete bir ara bizimle diyalog ortamı aramıştı. Artık bıraktılar. Umutlarını yitirmiş olmalılar.

Devlet kurumlarından bize bilgiler gelmeye devam ediyor. Bunları arkadaşlarımız değerlendiriyor. Hemen kullanma amacı da gütmüyoruz.

Helalleşme beklediğimden daha çok karşılık buldu. Tersine helalleşme de söz konusu oluyor. Bize gelip “Geçmişte size çok haksızlık ettik” diyorlar…

Sadece bizde değil dünyada da otoriter yönetimler döneminin sonuna geliniyor. Değişim Türkiye’den başlayacak.

Bu iktidar gidici. Halk bu kararı verdi. Her şey bizim daha fazla güven vermemize bakıyor. Bunun için Anadolu’yu dolaşıyoruz. Muhtarlarla toplantı yaptığımız gün vali de toplantı koyuyor. Ama çoğunlukla bizi tercih ediyorlar.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: HDP’nin Olduğu Masada Biz Olmayız

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in HDP’ye bakanlık verilebileceği yönündeki sözlerini değerlendirdi. Akşener “Bizim olduğumuz masada HDP olmaz” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, Ankara’da partisinin il başkanlarıyla bir araya geldi. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda il il seçim hazırlıkları ve stratejileri değerlendirildi, bundan sonra atılabilecek adımlar masaya yatırıldı.

Habertürk’ten Mahir Kılıç’ın aktardığına göre toplantıda CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in HDP’ye bakanlık verilebileceği yönündeki sözleri de gündeme geldi. Söz alan birçok il başkanı o sözleri eleştirdi, HDP’nin kırmızı çizgileri olduğunu ifade etti.

İl başkanlarının konuşmasının ardından söz alan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Bizim olduğumuz masada da HDP olmaz. Bu hassasiyetimiz devam edecek. Parti yetkilileri konuyla ilgili, parti hassasiyetleriyle ilgili gerekli açıklamalar yaptı” ifadelerini kullandı.

Gürsel Tekin ne demişti?

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’e katıldığı bir televizyon programında, “İktidar olursanız HDP’ye bakanlık verecek misiniz?” diye soruldu.

Bu soruya karşılık olarak TBMM’de başkan vekillerinin her partiden seçildiğini belirten ve mevcut TBMM Başkanvekilinin HDP milletvekili olduğunu söyleyen Tekin, şöyle konuştu:

“HDP’li başkana elimizi kaldırıyor muyuz? Buna genel başkanlar dahil. ‘Sayın başkanım söz hakkı istiyorum’ Şimdi bunu hak sayacaksınız ama bu ülkeyi yönetmek için bu kabul olmaz…

O zaman seçime sokmayın kardeşim. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman milli irade nerede kaldı. Bu seçmen yarın nasıl oy verecek kendi partisine. Elbette HDP’ye bakanlık verilebilir, her partiye verilebilir.”

Paylaşın