CHP’de “Adayın” Belirleneceği Ön Seçim Takvimi Belli Oldu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere hazırladığı ön seçim takvimi ve mevzuatını açıkladı:

Haber Merkezi / “21 Şubat Cuma, Cumhurbaşkanlığı aday adaylığı başvurularının ve seçim kurullarının tamamlanmasının son günü. 22 Şubat Cumartesi, Merkez Yönetim Kurulumuzca Cumhurbaşkanlığı aday adaylarının ilan edilmesi ve aday adaylarının oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi amacıyla kura çekilmesi, 24 Şubat Pazartesi ön seçimde kullanılacak oy pusulaların basımına başlanması, 28 Şubat Cuma ön seçimde oy kullanabilecek üye başvurularının son günü, 3 Mart Pazartesi oy kullanabilecek üyelere ilişkin seçmen listelerinin basımına başlanması, 23 Mart Pazar Türkiye’de yaklaşık 4 bin sandıkta oy verme günü olarak planlanmıştır.”

“Anayasa’nın yok sayıldığı bir baskı döneminden geçiyoruz” diyerek erken seçim çağrısında bulunan Gül Çiftci, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Adaletin ve yargı bağımsızlığının yok edildiği, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik operasyonlarla halk iradesinin gasp edilmeye çalışıldığı, anayasanın rafa kaldırıldığı, gençlerin her geçen gün umutlarının tüketildiği, milyonlarca emekçinin açlık sınırı altında yaşamaya mahkum edildiği bir baskı döneminden geçiyoruz.

Belediye başkanlarımıza yönelik jet hızında soruşturmalar, gençlerin sesini kısmaya yönelik iddianameler ve halkı sindirmek için atılan tüm adımların tamamı AKP döneminin birer karanlık çıktısı olarak karşımızda duruyor. Bu karanlıktan ancak halkımızın iradesini büyüterek ve erken seçim sandığını en kısa sürede halkımızın önüne getirerek çıkacağımıza inanıyoruz. Erken seçim talebimizin bir gereği olarak; seçim, iktidar ve demokrasi diyerek özetleyebileceğimiz, bu sürecin en önemli adımlarından birisi de cumhurbaşkanlığı adaylığı örgüt denetiminde ön seçim takvimimizdir.

Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in 28 Ocak’ta açıkladığı CHP’nin Cumhurbaşkanı adayını örgüt denetiminde ön seçimle belirleme sürecinde artık yeni bir eşikteyiz. Salı günkü grup toplantımızda, Sayın Genel Başkanımız, örgüt denetiminde ön seçim kararının, partimizin yetkili organlarınca alındığını, seçim yönergesinin kabul edildiğini ve seçim takviminin başladığını duyurmuştu.

Seçim yönergesi ve seçim takvimi hakkında bilgilendirmeye başlamadan önce iki önemli hususun altını bir kez daha çizmek isterim. İlk olarak; üyelik kampanyamızın devam ettiğini, 28 Şubat Cuma günü saat 17.00’ye kadar bu sürecin devam edeceğini ve yine 28 Şubat Cuma günü saat 17.00’a kadar partimize, baba ocağına gelen tüm yurttaşlarımızın 23 Mart günü yapılacak örgüt denetiminde ön seçime katılacağını ve oy verebileceğini tekrar hatırlatmak isterim.

Genel Başkanımızın çağrı yaptığı günden yani 28 Ocak’tan itibaren üyelik kampanyamızda 40 katlık bir artış olduğunu daha önce sizlerle paylaşmıştık. Ülkemizde tüm yurttaşlarımızın özlemini çektiği, demokrasinin ve özgürlüklerin hakim olacağı yeni bir gelecek için çok önemli bir adım olarak gördüğümüz ön seçimde oy kullanmak, bu dönemin sadece tanığı değil aynı zamanda öznesi olmak isteyen tüm yurttaşlarımızı partimize üye olmaya yeniden davet ediyoruz.

Altını çizmek istediğim bir diğer husus ise, örgüt denetiminde ön seçimin içeriğine dairdir. Bununla ilgili de bazı mecralarda çeşitli soruları ve yorumları okuduk. Gerekli bilgilendirmeyi yaptık ancak sizlerin aracılığıyla yinelemekte fayda görüyorum. Cumhurbaşkanı adayını belirleme yetkisi tüzüğümüzün 54’üncü maddesinde gayet açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Örgüt denetiminde ön seçim; tüzüğümüzde yer alan ve Cumhurbaşkanı adayının saptanması için belirtilen yöntemlerden olan merkez yoklaması yönteminin, katılımcılık esası ve tüm üyelerimizin siyasi karar alma mekanizmalarına dahil edilmesinin bir anlayışıdır. Cumhurbaşkanı adayını gösterme ve sunma olarak tarifleyebileceğimiz durum ise yasalar çerçevesinde belirlenmiştir. Örgüt denetiminde ön seçimle yaptığımız işlem, CHP Merkez Yönetim Kurulunun, Meclis Grubumuza yapacağı öneri hakkının, yani bu iradesinin yine Merkez Yönetim Kurulu tarafından 1.6 milyon üyemizle paylaşılmasıdır.

Bu iki bilgilendirmeyi yaptıktan sonra, hazırladığımız Cumhurbaşkanlığı Adaylığı Örgüt Denetiminde Önseçim Yönergesi’nin detaylarını, ardından da seçim takvimini sizinle paylaşmak istiyorum. Yönergemizde; Cumhurbaşkanı adayımızın saptanmasında yapılacak örgüt denetiminde ön seçimin usul ve esasları tespit edilmiştir.

Örgüt denetiminde ön seçim kararı Parti Meclisimizce; takvim ve oy verme tarihi ise Merkez Yönetim Kurulumuzca kabul edilmiştir. Ön seçim, örgüt gözetiminde ve Genel Merkezimizde kurulacak merkez kurul, illerde il kurulu ve her ilçede ilçe kurulu gözetim ve denetimi altında yapılacaktır. Gözetim ve denetim; gizli oy, açık sayım ve döküm esaslarına uygun, aday adaylarının temsilci ve gözlemcilerine yer verdiği, seçim kanunlarının şikayet ve itiraz süreçlerinin tamamını kapsayacak şekilde bu kurullarca yerine getirilecektir.

Örgüt denetiminde ön seçimde kurulacak ilçe kurulları; ilçe başkanımızın başkanlığında, il ve ilçe yönetim kurullarının belirleyeceği birer üye, ilçe kadın ve gençlik kollarımızın bildireceği birer üye olmak üzere toplamda beş üyeden oluşacaktır. Aynı şekilde beş kişilik il kurullarımız ise il başkanlarımızın kurulda başkan yardımcısı olduğu, kurul başkanının Parti Meclisi üyemizin veya milletvekilimizin olduğu ve kalan üç üyesi ise Merkez Yönetim Kurulumuzca belirlenecek kurullardır. Merkez Yönetim Kurulumuzca belirlenecek üç üyeyi ise il seçim çevresine kayıtlı o ilde görev yapan kadın ve gençlerimiz arasından belirleyeceğimizi belirtmek isterim.

Genel merkezimizdeki seçim kurulu başkanlığı ise; Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı’nın başkanlığında, iki üyesi TBMM üyelerimiz, iki üyesi de Parti Meclisi üyelerimiz arasından Genel Başkanımızca belirlenecek ve toplamda beş kişiden oluşacaktır. Örgüt denetiminde ön seçime, Merkez Yönetim Kurulu tarafından belirlenen, yani 28 Şubat 2025 günü mesai saati bitimine kadar üye olan tüm partililerimiz katılıp oy kullanabilecektir.

Cumhurbaşkanlığı aday adaylığı için Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’ndaki adaylık şartlarını sağlayanlar yani 40 yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, Milletvekili Seçimi Kanunu’ndaki seçilme yeterliliğini taşıyanlar; TBMM grubumuzun 20 üyesinin imzasıyla başvuruda bulunabileceklerdir. Bir milletvekilimiz birden fazla aday için imza verebilecektir.

Cumhurbaşkanlığı aday adaylığı başvuruları 17 Şubat Pazartesi gününden 21 Şubat Cuma günü mesai bitimine kadar genel merkezimize yapılacaktır. Genel sekreterliğimizce hazırlanan seçmen listeleri oy verme gününden yedi gün önce üç gün süreyle askıya çıkarılacak, askı listelerine itirazlar merkez kurulca incelenerek karara bağlanacaktır. Adres değişikliği veya ikinci ikametgahında oy kullanmak isteyen üyelerimiz ise bu süre zarfında gerekli başvurularda bulunarak diledikleri adreste oy kullanabileceklerdir.

Genel Sekreterlik mührünü taşıyan oy pusulaları ve oy zarfları ile seçim için gerekli diğer araç ve gereçler Genel Merkezimizce hazırlanarak ilçelere gönderilecektir. Bir sandıkta oy kullanacak üye sayısı 600 tespit etmiş bulunmaktayız. Sandık sayısı ve oy verme yerleri ilçe başkanlıklarımızca belirlenerek Genel Merkezimize bildirilecek ardından merkez kurulca bu bilgiler ilan edilecektir.

Sandık kurulları bir başkan ve bir üyesi ilçe başkanlıklarımızca, kalan bir üyesi ise aday adaylarının bildirdiği isimler arasından ad çekme yöntemiyle tespit edilecek üç kişiden oluşacaktır. Oylar, resmi kimlik belgeleri ile gizli kullanılacak, sayım ve döküm açık olarak yapılacak, sandık sonuç tutanakları ağzı plastik kelepçeyle kilitlenen oy torbaları ilçe başkanlıklarına gönderilecektir.

İlçe kurulları, birleştirme tutanağını düzenleyerek derhal il kurullarına, il kurulları ise söz konusu birleştirme tutanaklarını genel merkezimize gönderecek ve derhal sonuçlar açıklanacaktır. Tüm tutanakların birer sureti isteyen aday adaylarına, temsilcilerine ya da gözlemcilerine verilecektir. Sandık kurulu iş ve işlemlerinden başlayarak tüm süreçlerde aday adayları, temsilcileri ya da gözlemcileri itiraz edebilecektir. İtirazlar ise merkez kurulca kesin karara bağlanacaktır.

Yönergemizin kabul edilmesi ve ardından Genel Başkanımızın duyurduğu ve şimdi sizinle tamamını da paylaşacağımız toplamda ilanından oy verme gününe kadar 41 günlük bir süreyi kapsayan seçim takvimimiz ise ana hatlarıyla şu şekildedir:

14 Şubat Cuma yani bugün Cumhurbaşkanı Adaylığı Örgüt Denetiminde Önseçim Yönergesi ve Seçim Takviminin İlanı, 17 Şubat Pazartesi Cumhurbaşkanlığı aday adaylığı başvurularının ve seçim kurullarının oluşumunun başlaması, 18 Şubat Salı sandık sayısı, sandıklardaki seçmen sayısı ve sandık alanlarının belirlenmesi çalışmalarının başlangıcı, 21 Şubat Cuma Cumhurbaşkanlığı aday adaylığı başvurularının ve seçim kurullarının tamamlanmasının son günü,

22 Şubat Cumartesi Merkez Yönetim Kurulumuzca Cumhurbaşkanlığı aday adaylarının edilmesi ve aday adaylarının oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi amacıyla kura çekilmesi, 24 Şubat Pazartesi ön seçimde kullanılacak oy pusulaların basımına başlanması, 28 Şubat Cuma ön seçimde oy kullanabilecek üye başvurularının son günü, 3 Mart Pazartesi oy kullanabilecek üyelere ilişkin seçmen listelerinin basımına başlanması, 13 Mart Perşembe basımı tamamlanan seçmen listelerinin ilçe başkanlıklarına gönderilmesi, 14 Mart Cuma basımı tamamlanan oy pusulalarının ilçe başkanlıklarına gönderilmeye başlanması,

16 Mart Pazar seçmen listelerinin ilçe başkanlıklarımızca askıya çıkarılması ve merkez kurulca sandık sayıları ile oy kullanma yerlerinin ilanı, 18 Mart Salı seçmen listelerinin askıdan indirilmesi, 20 Mart Perşembe sandık kurulu üyeliği için aday adaylarının ya da temsilcilerinin bildirdiği isimler arasından ad çekme işlemlerinin yapılması ve sandık kurulu oluşumlarının tamamlanması. 21 Mart Cuma seçmen listelerine itirazların değerlendirilmesi ve karara bağlanması. Ve son olarak; 23 Mart Pazar Türkiye’de yaklaşık dört bin sandıkta oy verme günü olarak planlanmıştır.

Oy verme gününden sonraki dört gün ise ilçe, il ve merkez kurula itirazlar düzenlenmiş ve 27 Mart Perşembe günü ise tüm itirazların karara bağlanmasının son günü olarak ilan edilmiştir. Seçim yönergemiz ve seçim takvimimiz ana hatlarıyla bu şekildedir. Tüm bunların yanında; Türkiye demokrasi hayatına çok önemli bir kazanımı armağan edeceğimiz, ülkemizde karar alma süreçlerindeki katılımcılığa yeni bir anlam kazandıracağımız bir ön seçim gerçekleştireceğiz.

Tüm süreci hem sizinle hem de yurttaşlarımızla şeffaf bir şekilde paylaşarak, yıllardır adım adım iktidar tarafından yıkılmış olan demokrasiye can verecek bir seçimin nasıl yapılacağını 1.6 milyon üyemizle birlikte göstermiş olacağız. Buradan bir kez daha örgüt denetiminde ön seçimde oy kullanmak isteyen, Cumhurbaşkanı adayını, hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin 13’üncü Cumhurbaşkanını belirlemek isteyen gençleri, kadınları, işçileri, emeklileri kısacası tüm yurttaşlarımızı CHP’ye üye olmaya, bu mücadeleye omuz vermeye davet ediyorum.”

“Ön seçimler parti tarihimiz için önemli eşikler”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çiftci, “Şu ana kadar yapılan toplantılar ve açıklamalardan görebildiğimiz kadarıyla şimdilik elbette tek adaylı bir yarış bekleniyor. Bu yarış olmayacak eleştirileri de var tam olarak. Örgütten bu nedenle tek aday olduğu için yeterli katılım gelmesini bekliyor musunuz? Anlamı ne olacak” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ön seçimler parti tarihimiz için önemli eşikler. 31 Mart’ta 186 seçim çevresinde biz ön seçim gerçekleştirdik. 2015 genel seçimlerinde 2018 genel seçimlerinde aday adaylarımızı ön seçimlerle belirledik. Kimisi hakim denetimde, kimisi örgüt denetiminde oldu. Bugüne kadar ki katılımlar yüzde 54-55 civarındaydı. Ancak partimize yapılan üyelik başvuruları ilçe başkanlıklarımıza yapılan üyelik başvuruları göz önüne alındığında ve üyelerimizden gelen telefonlara da değerlendirdiğimizde biz katılımın yüzde 65’in üzerinde olacağını değerlendiriyoruz. Dolayısıyla katılımın düşük olacağına ilişkin herhangi bir düşüncemiz bulunmamaktadır.”

Paylaşın

“Kent Uzlaşısı” Soruşturması: 10 Kişi Hakkında Tutuklama Kararı

“Kent Uzlaşısı” soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan, aralarında Kartal ve Ataşehir Belediye Başkan Yardımcılarının da bulunduğu 10 kişi tutuklandı.

Tutuklananlar arasında CHP’li Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcıları C.Y ile L.G’nin yanı sıra Üsküdar Belediye Meclis Üyesi B.K, Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi E.G., Fatih Belediye Meclis Üyesi G.A, Tuzla Belediye Meclis Üyesi H.Ö., Adalar Belediye Meclis Üyesi N.A., Şişli Belediye Meclis Üyesi S.G., Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi T.Ş. var.

Gazete Duvar’dan Furkan Karabay’ın haberine göre; Savcı Ahmet Şahin tarafından hazırlanan tutuklamaya sevk yazısında, 15 Ekim 2011 tarihinde kurulan Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından, ‘terör örgütü’ olarak kabul edilen Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) devamı olduğu öne sürüldü.

HDK’nın yasa dışı bir örgüt olmadığına yönelik İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı olmasına ve istinaf tarafından onanmasına rağmen savcı Şahin, HDK’nın ‘terör örgütü’ olduğu tespiti yaptı. Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel ve Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür’ün de aralarında bulunduğu 10 kişinin HDK içerisinde faaliyet gösterdiği iddia edildi.

Cemalettin Yüksel’in 31.01.2015 ile 31.01.2025 tarihleri arasındaki HTS verilerinin incelenmesinde adli kaydı olan 313 kişiyle iletişimde olması tutuklamaya gerekçe olarak gösterildi. Yüksel’in, “HDP 1. Bölge İlçeler” adlı WhatsApp grubuna üye olması da delil olarak sunuldu.

Yüksel’in evinde, “Şüphe yoktur. 6-8 Ekim olaylarının toplumsal açıdan yarattığı derin yaraları sarmanın yolu bu olaylar ile ilgili hakikatin açığa çıkarılması” notunun bulunması da “PKK’ya destek” olarak yorumlandı.

Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür’ün tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen deliller arasında, 31.01.2015 ile 31.01.2025 tarihleri arasında adli kaydı olan 52 kişiyle iletişim kurması vardı. Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Bülent Kaygun’un da aranması olan kişilerle iletişim kurması ve “Üsküdar Basın” WhatsApp grubuna üye olması tutuklanma talebine gerekçe gösterildi.

Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi Elif Gül hakkındaki delillerden biri de 31.01.2015 ile 31.01.2025 tarihleri arasında aranması olan kişilerle iletişim kurması olarak gösterildi. “Kongre Grubu” adlı WhatsApp grubuna üye olması da Gül hakkındaki tutuklama talebine gerekçe yapıldı.

Fatih Belediye Meclis Üyesi Güzin Alpaslan’ın ise aranan 4 şahıs ile iletişim kurması ve “8 Mart eylemleri: Kadınlar erkek-devlet şiddetine boyun eğmeyecek” başlıklı haberde isminin geçmesi üzerine tutuklanması talep edildi.

Tuzla Belediye Meclis Üyesi Hasan Özdemir’in, soruşturma kaydı olan 223 farklı kişi ile iletişim kurduğu, “Tuzla DEM Parti İlçe Yönetim Grubu” adlı WhatsApp grubuna üye olduğu gerekçesiyle tutuklanması istendi. Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi Turabi Şen için gösterilen deliller ise soruşturma kaydı olan 474 farklı kişi ile iletişim kurması ve birlikte gözaltına alındığı belediye meclis üyeleriyle irtibatlı olması.

Şişli Belediye Meclis Üyesi Sinan Gökçe’nin tutuklanması için de soruşturma kaydı olan 336 farklı kişi ile iletişim kurması ve eski HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın konuşma yaptığı kongreye katılması gerekçeleri sıralandı. Adalar Belediye Meclis Üyesi Nesimi Aday’ın, aranması olan şahıslarla iletişim kurduğu, “Demokratik Modernite” dergisinin hazırlanmasında “rolü” olduğu için tutuklanması istendi.

Savcı Ahmet Şahin, WhatsApp gruplarına üye olmayı, soruşturması bulunan kişilerle iletişim kurmayı, dergi hazırlamayı ve not tutmayı “örgüt faaliyeti” kapsamında değerlendirerek 10 kişinin de “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklanmasını talep etti. 10 kişi çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğinde tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gözaltına gerekçe olarak sunduğu açıklamada şu ifadeler yer alıyordu: “Kent uzlaşısı formülünün teorisinin terör örgütü yönetimince yapıldığı, demokratik özerklik sisteminde bazı alanlarda uygulanacak bir formül olduğu, doğu illerinde yerel yönetimlerin kazanılarak özerklik sisteminin kurulması,

batı illerinde ise Kürt nüfusunu özerklik sistemine benzer bir sistemle yerel yönetimlere dahil edilmesi planlaması çerçevesinde oluşturulduğu ve adına da ‘Kent Uzlaşısı’ denildiği, Kent Uzlaşısı formülü ile batı il ve ilçelerindeki Kürtlerin, belediyeleri kazanamasalar da uzlaşılacak ve desteklenecek aday karşılığında, belediye meclislerinde belli sayılarda kota elde edilmesi sonucu belediye meclis kararlarında söz sahibi olmalarının,

yerel yönetimlerde yer almalarının ve siyasi bir denge olmalarının amaçlandığı, Özerlik Sistemi ve Kent Uzlaşısı formülünün, DEM Parti üstü bir örgütlenme sistemi olduğu, özellikle örgütlenme konusunda çalışmalar yürüten örgüt bünyesindeki oluşumların (DBP, HDK) örgütün taban (halk) örgütleme sistemini geliştiren ve yöneten esas kurumlar olduğu anlaşılmıştır.”

“Kent Uzlaşısı” nedir?

DEM Parti, 15-16 Aralık 2023’te düzenlenen ve Mart 2024’te yapılan yerel seçimlere yönelik olarak karar alınan Parti Meclisi toplantısında “Kent Uzlaşısı” stratejisi açıklamıştı.

Parti Meclisi’nin ardından duyurulan bu strateji ile kayyum atanan belediyelerin geri alınacağını savunan DEM Parti, “Bunun yanı sıra daha önce yönetiminde bulunmadığımız birçok il, ilçe, belde belediyesinin seçimlerini kazanacak ve halkı yolsuzluktan, rant şebekelerinden ve kimliğimizi inkar edenlerden kurtaracağız. Bu hedefimize ulaşmak için parti adımızla çeşitli iş birlikleri ve güç birlikleri kurarak ilerleyeceğiz,” diye belirtmişti.

Toplantıda sonucunda açıklanan bildirinin 5. maddesinde de “Türkiye’nin batısında ise kenti var eden, yaşatan sosyal ve siyasal dinamikleri geniş ölçekte kapsayan tüm kurum, kuruluş,  işçi, emekçi, ekolojist, kadın, gençlik, halklar ve inanç örgütleri, siyasi partiler, emek ve meslek örgütleri, demokrat ve vicdan sahibi yurttaşlar, tüm toplumsal taraflar ve siyasi aktörlerle görüşmek, müzakere etmek, birlikte yürümek, ortak mücadeleyi örecek Kent Uzlaşısı zeminini oluşturmayı öncelikli görev olarak görüyoruz,” ifadeleri yer almıştı.

Tutuklamalara tepki

Tutuklamalara tepki gösteren CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı: “Bugün yaşananlar gösteriyor ki bir kez daha hukuk, siyasetin aparatı haline geldi. Siyaseti dizayn etmek için mahkemeleri kullanmak adetleri haline geldi.

Tutuklanan meclis üyeleri seçime girmeden önce YSK’ya, temiz kağıtları ile başvurdu. Temiz kağıtlarını Adalet Bakanlığı’ndan aldılar. Seçildiler. YSK elinden mazbatalarını aldılar. İktidarını sürdürmek için türlü pazarlıkları adet edinmiş olanlar, bir yandan yeni ‘pencere’ açarken bir yandan da insanlara şafak operasyonu yapıyor.

Kendi saflarında siyaset yapanlara bakmadan partimize yönelik ucube iftiralar atmaktan da geri durmuyorlar. Sözün özü şu; Ülkemizi suni gündemlerle oyaladığınız yeter. Halkımızın gerçek gündemi yoksulluk, güvensizlik hatta açlık. Bunu biliyoruz. Mücadelemiz bunun içindir.

Erken seçim sandığı gelecek, halkımız bu çileye son verecek. Bu düzen değişecek. İşte o gün, siyaset ve hukuk arasına çok net çizgiler çekeceğiz. Vatandaşlarımız ve siyasetçiler arasında aldığı pozisyona göre farklı işleyen ikili hukuk sistemi değil, 86 milyona eşit ve adil işleyen bir yargımız olacak.”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır tutuklamaların “iktidarın kılıcını sallıyor” diye nitelendirdiği İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in hukuku askıya alması sonucu gerçekleştiğini belirterek karara şöyle tepki gösterdi:

“Dört gün önce gözaltına alınan meclis üyeleri, belediye başkan yardımcılarımız tutuklandı. Aslında neden mahkemeye çıktıklarını da bilmiyorum, gerek de yok çünkü Akın Gürlek, bir gün savcılık yapmamış ama başsavcılık koltuğunda oturan, iktidarın kılıcını sallayan, hak ve özgürlükleri askıya almış bir kişi kararı zaten veriyor.

Mahkemeye ne gerek var ki? Bu ülkede o Sulh Ceza Mahkemeleri tutuklama taleplerini değerlendiriyor mu sanıyoruz? Buradan gelen siparişler önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kaleme alınıyor. Ondan sonra senaryoyu polisler toplayarak nezarete atıyor. Mahkemeler sadece bir prosedür uyguluyor. Artık hukuk düzeni askıya alınmıştır. Türkiye başka bir noktaya gelmiştir.

Sandıkta toplayamadığı oyları, meclis üyelerini bir savcı eliyle azaltarak çoğunluğu elde etmek istiyorlar. Her gün bir soruşturma, her gün bir tutuklama… Geldiğimiz nokta konuşulmalı. Türkiye’de demokrasi üzülerek söylüyorum ki askıya alınmıştır.

Öğle saatlerinde grup başkanvekili Cumhurbaşkanı’nın bir şiir okuması sebebiyle siyasi yasaklı olduğun söyledi. Bugün Cumhurbaşkanı’nın yarattığı bu kara düzen siyasetçileri, gazetecileri, sanatçıları, hepsini tutuklayarak, susturarak baskı altına almak istiyor. Hep beraber direneceğiz. Bu artık hukuk falan değil. O kararları tanımıyoruz. Ne mahkeme, mahkeme; ne savcı, savcı; ne düzen, düzen!”

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de tutuklamalara tepki gösterdi. Koçyiğit şöyle konuştu: “İstanbul merkezli yürüyen ve CHP’li 9 belediyede yapılan operasyon sonucu gözaltına alınan 10 kişi tutuklandı bugün. Tutuklanma gerekçesi aslında savcılığın kamuoyuna yaptığı açıklamada açık ve netti.

Bugün adliyeye çıkarıldıklarında kamuoyuna servis edilen görüntülerden minareyi çalıp kılıfına uydurmaya çalıştıklarını çok iyi biliyorduk. Bu ülkede demokratik siyaset zeminini ortadan kaldırmaya çalışan, hukuku askıya alan, adaleti yok eden bir rejim adım adım İstanbul merkezli inşa edilmeye çalışılıyor. İstanbul merkezli, Akın Gürlek’in başında olduğu bir yargı darbe mekaniği devreye girmiş durumda.

Bu ülkede demokrasiye, seçilmişlere, herkese kumpas kuruluyor ve bu kumpaslar eliyle de büyük bir istibdat rejimi hakim kılınmaya çalışılıyor. Bunu asla ama asla kabul etmiyoruz. Belediyeleri böyle yıldırmaya çalışmak, ortaklaşma zeminlerini ortadan kaldırmaya çalışmak, siyasi muhalefetin yan yana gelmesini kriminalize etmeye çalışmak buradan kendilerine göre bir algı operasyonuyla Türkiye’nin 2028 seçimlerini adım adım örmeye çalışan anlayışın karşısındayız, karşısında olmaya devam ediyoruz.

Kamuoyuna deklare edilen, gizlisi saklısı olmayan işler, yapılan siyasi tutumların kendisini mahkum etmeye çalışan, terörize etmeye çalışan bu anlıyışın karşısında duracağız. İstanbul merkezli savcılık eliyle bu ülkenin demokrasisine darbe yapılmaya çalışılıyor.”

Paylaşın

Özgür Özel’den “Mansur Yavaş” İddialarına Net Yanıt

Özgür Özel, Mansur Yavaş’ın “Anketler böyle çıkmaya devam ederse aday olacağımı bilin” dediği iddialarına ilişkin, “Ben de bu ifadeleri duydum ama pazar akşamı (üçlü zirve) değil. Pazartesi ve salı sabahı bir Ankara temsilcisinin canlı yayındaki ifadelerinden duydum” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan’ı parti genel merkezinde ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları Ensar Aytekin ve Gül Çiftci eşlik etti.

Ali Babacan – Özgür Özel görüşmesinin ardından iki lider ortak basın toplantısı düzenledi. Ali Babacan, “Türkiye’nin sorunları oldukça büyük ve gittikçe de büyüyor. Görüşmemizde ülkenin genel durumunu karşılıklı olarak değerlendirdik. Basına gösterilen yargı sopası kabul edilemez. Yaklaşımlarımızın ne kadar yakın olduğunu da bu görüşmemizde teyit etmiş olduk” dedi.

Özgür Özel ise, “Zorlu süreçten çıkmak için hep birlikte hareket etmek zorundayız. CHP’nin kendi içinde yürüttüğü seçim çalışmalarına ilişkin bilgi verme imkanı buldum” dedi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayını belirme sürecine ilişkin sorulan soruya Ali Babacan ise “Kuşkusuz her siyasi partinin cumhurbaşkanı adayı belirleme ile ilgili kendi iç sürecidir. Her parti kendi iç sürecine saygı duyar ve izler. Bizim herhangi bir partinin iç sürecine yorum yapmamız doğru olmaz” yanıtını verdi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile gerçekleştirdikleri üçlü zirvede “Bu saatten sonra aday olup olmamak bu sadece benim kararım olamaz. Toplum bu işi satın aldı. Anketler böyle çıkmaya devam ederse aday olacağımı bilin” dediğinin kulislere yansıdığını belirten bir gazeteciye Özel, şu cevabı verdi: “Ben de bu ifadeleri duydum ama pazar akşamı değil. Pazartesi ve salı sabahı bir Ankara temsilcisinin canlı yayındaki ifadelerinden duydum. Bunlar pazar akşamı duyduğum ifadeler olmadığım için gazeteciler siyasetçileri yorumlar ama siyasetçilerin gazetecileri yorumlamak gibi bir yükümlülüğü yok.”

Özel,  pazar günü gerçekleşen zirveye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Sayın Mansur Yavaş da Sayın Ekrem İmamoğlu da bu kriz içinde olan ülkenin krizden çıkışının tek çaresinin erken seçim olduğunu ve bu erken seçimin sağlanabilmesinin için CHP’nin yetkili kurularının verdiği kararlara ve en nihayetinde tüm üyelerinin vereceği karar saygılı olacakları ve partinin başarısı için gösterecekleri ve temel hedefin CHP’yi iktidar yapmak olduğu, bunun için fedakarlıksa fedakarlık, sorumluluksa sorumluluk makamlarına hazır olduklarını hep birlikte konuştuk.”

“Bizim öyle bir senaryomuz yok”

Bir gazetecinin “23 Mart’taki ön seçim sonrası iki adaylı bir formüle zorunlu kılınırsa durum buradaki senaryonuz nedir” sorusu üzerine Özel, “Bizim öyle bir senaryomuz yok. Bizim iki belediye başkanımız da ‘partim bir görev verirse ordayım. Partimin verdiği kararlara saygılıyım’ dedikten sonra bu gereksiz tartışmalara yanıt vermeyi doğru bulmuyorum” dedi.

Özel, Erdoğan’ın adaylığı hakkında gelen bir soruya, “Kasım 2025’i erken seçim tarihi olarak daha önce de ifade etmiştik. Tam görev süresinin ortasıdır. YSK’nın son verdiği karar gereğince Erdoğan ancak erken seçim yapılırsa aday olabilir. Biz, 2,5 yıl daha bu yoksulluğa katlanmamak için Erdoğan’ın aday olduğu ya da olmadığı bir erken seçimi talep ediyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun eleştirilerine de yanıt veren Özel, “‘Kuralları onun koyacağı bir seçime Erdoğan’ı aday etmeyin’ demek yerine, Erdoğan’ı her şartta yeneceğiz iddiasını çok daha inandığım, güvendiğim ve tekrar ettiğim bir söylem olarak benden duymaya devam edeceksiniz” diye konuştu. Babacan ise “Hukuki açıdan Erdoğan’ın aday olma hakkı yok. Biz YSK’ye dilekçe verdik ‘mümkün değil dedik'” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Kampanya Çalışmaları Başladı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağına kesin gözüyle bakılırken, İmamoğlu cephesinde hem ön seçim süreci hem de cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 23 Mart’ta yapacağı ön seçimle cumhurbaşkanı adayının kim olacağını netleştirecek. Mansur Yavaş’ın ön seçimde aday olmayacağını belirtmesinin ardından CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

İmamoğlu cephesinde hem ön seçim süreci hem de cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; Ön seçim takviminin netleşmesiyle birlikte İmamoğlu’nun adaylığını ilan edeceğini belirten parti kurmayları “İmamoğlu 23 Mart’a kadar ön seçimin adayı olarak sahada olacak, kent gezileri düzenleyecek” dedi.

Ön seçimin sonuçlanmasının ardından İmamoğlu’nun adaylığı kesinleşince cumhurbaşkanı adayı olarak çalışmalarının ve kampanyasının başlayacağını belirten kurmaylar, bu kampanyanın hazırlıklarının da devam ettiği bilgisini verdi.

İmamoğlu’nun kampanya çalışmalarını yürüten “güçlü bir ekip” olduğunu kaydeden İmamoğlu’na yakın kurmaylar, kampanya programından vaatlere kadar her başlıkta çalışma yürütüldüğünü söyledi.

Ekrem İmamoğlu’nun ekonomiden turizme, diplomasiden yargıya her alanda çalıştığı masalar olduğunu ve bu masalarda akademisyenler, siyasetçiler ve alanında uzman kişilerin emek verdiğini belirten kurmaylar, “Ekrem İmamoğlu her anlamda nitelikli ekiplerle çalışmalar yürütüyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimi çalışmaları boyunca Ekrem İmamoğlu’nun salon buluşmalarından halk buluşmalarına pek çok çalışma yapacağını anlatan kurmaylar, “Türkiye İttifakı” benzeri bir yapının oluşması için tüm siyasi partilerle temas kuracağını ancak taban ittifakının daha hayati olduğunu kaydetti.

Adaylığının kesinleşmesinin ardından İmamoğlu’nun vaatlerini içeren iktidar programını açıklayacağını belirten kurmaylar, “Açıklanan politikalarda taban ittifakını göreceğiz” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun adaylık sürecinde, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde birlikte çalışacağı bakanları açıklayıp açıklamayacağını sorduğumuz kurmaylar, bunun için erken olduğunu ifade ederek yanıt verdi.

İmamoğlu’na yakın bir kurmay, “Kabineyi hemen açıklamaz. Ama partisinin kadrolarıyla sınırlı bir ekiple de çalışmaz. Tüm Türkiye’nin adayı olma iddiasıyla yolan çıkan bir kişi kadrosunu CHP ile sınırlı tutmaz” dedi.

İmamoğlu’nun Türkiye yönetimi ile parti yönetiminin ayrışmasını istediğini de ekleyen kurmay, “Partiyi yöneten ile devleti yönetenin aynı kişi olmaması gerektiğini düşünüyor” diye konuştu.

İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı gibi görevleri varken adaylık iddiası ile yola çıkmasının eleştiri sebebi olduğunu hatırlattığımız kurmaylar, “Ekrem Bey, bir kişinin birden fazla şapkayı aynı anda taşımaması gerektiğini düşünüyor. ‘Bütün güç bende olsun’ gibi bir tartışmanın içine girmez. Adil, demokratik, kurumsal olmayan bir işin peşine hiçbir zaman düşmedi. Bunun planlamasını da zamanla ortaya koyacaktır” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu’nun adaylık sürecine dair çalışmalarını planlı, programlı ve profesyonelce yürüttüğünü kaydeden kurmaylar, “Ekrem Bey her şeye hazır. Seçilmesi halinde ilk gün kaç kararname imzalayacağı bile belli” değerlendirmesini yaptı.

CHP yönetiminin öncelikli gündemi ise ön seçim. Ön seçim sürecinin Türkiye geneline hitap eden bir kampanya olarak yürütmek üzere hazırlıklar yapan CHP yetkilileri, “Ön seçim değil erken seçim” benzeri bir şiarla hareket edeceklerini ve sloganda erken seçim vurgusunun mutlaka olacağını ifade etti. Ön seçimin teknik işleyişine ilişkin tüm detayların cuma günü kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.

“Mansur Yavaş, adaylık iddiasından vazgeçmedi”

Öte yandan ön seçimde aday olmayacağı kesinleşen Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılmayı düşünmediği ve partide oluşan birlik görüntüsüne zarar vermeyeceği belirtildi.

Yavaş’a yakın isimler Yavaş’ın adaylık iddiasından vazgeçmediğinin de altını çizdi. Yavaş’ın süreci izleyeceği, anketlere, kamuoyunun tercihlerine göre kararını vereceği belirtildi.

Paylaşın

Mansur Yavaş’tan Dikkat Çeken “Üçlü Zirve” Paylaşımı

Mansur Yavaş, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile yaptığı görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Ülkemizin güzel günlere kavuşması için biriz ve beraberiz” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu. Mansur Yavaş, “biriz ve beraberiz” vurgulu paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Pazar günü Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu ile birlikte gerçekleştirdiğimiz görüşme fotoğraf karelerine yansıdı.

Ülkemizin güzel günlere kavuşması, emeklilerin, asgari ücretlinin, öğrencilerin, işçilerin rahata erebilmesi, parlamenter demokrasinin yeniden tesis edilebilmesi için biriz ve beraberiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, dün Ankara’da bir araya gelmişti.

Yaklaşık 2,5 saat süren görüşme sonrası CHP Lideri Özgür Özel, sosyal medya hesabından “Birlikteyiz, hep birlikte olacağız, hep beraber kazanacağız, Türkiye kazanacak…” mesajını paylaşmıştı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’ndan Operasyonlara Tepki; Erken Seçim Çağrısı

Ataşehir ve Kartal Belediye Başkan yardımcıları ile Şişli, Beyoğlu, Fatih, Tuzla, Fatih, Adalar belediye meclis üyelerinin de bulunduğu 10 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, erken seçim çağrısını tekrarladı.

Haber Merkezi / İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin yerel seçimler süresinde kullandığı ‘kent uzlaşısı’ kavramına değinmişti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcıları ile diğer belediyelerde görevli 7 belediye meclis üyesi hakkında gözaltı kararı verilmesine, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi ve erken seçim çağrısı yaptı.

Ekrem İmamoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İstanbul’daki bazı CHP ilçe belediyelerimize bu sabah yine şafak operasyonu düzenlendi. 2 belediye başkan yardımcımız ve 7 ilçe meclis üyemiz gözaltına alındı. Seçimlere kadar rutin işlerini yapan, normal hayatlarına devam eden bu insanlar, seçimlerden sonra her nedense aniden ‘terörist’ ilan ediliyor. Tıpkı 65 yaşında ‘terörist’ ilan edilen Esenyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer gibi.

31 Mart seçimlerinde AK Parti’den 12 ilçe belediyesi kazanan, İstanbul’da 26 ilçe belediye başkanlığı kazanan, Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde rakibine 1 milyon oy fark atan partimizin başarısını sindireceksiniz. Öyle ya da böyle sindireceksiniz. Siyasal depresyonlarınıza, yargıyı alet ederek, çeşitli kılıflara sarılan siyasi operasyonlarınızla bu milletin gözünü boyamanıza dün de izin vermedik bugün de vermeyeceğiz.

İktidar koltuğu da, Cumhurbaşkanlığı makamı da kimseye babasından miras değil. Kimsenin tapulu malı da değil. Sadece milletin malı. Kendisini millet iradesinin üzerinde gören, kendisini milletin efendisi zanneden 1 kişinin kaprislerine memleketi alet etmenin faturasını ödüyoruz. Hayat pahalılığı ile ödüyoruz. Geçim sıkıntısıyla ödüyoruz. Sosyal çürümeyle ödüyoruz. Siyasal çürümeyle ödüyoruz.

İşte bu çürümüş düzenin çürük elmalarını temizlemek, Türkiye’mizi hak ettiği demokrasi ve refaha ulaştırmak için yola çıktık, erken seçim istiyoruz. O sandık erkenden gelecek. Sandık millet isteyince gelir, siz isteyince değil. Sandık gelecek. 1 kişi gidecek, her şey değişecek!”

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “terör örgütü ile koordineli olarak kent uzlaşısı” ile seçildikleri öne sürülen Kartal ve Ataşehir belediye başkan yardımcıları ile diğer belediyelerde görevli 7 belediye meclis üyesi ve bir sivil hakkında gözaltı kararı verildiğini bildirdi. Başsavcılık, bu kişilere yönelik gözaltı işlemleri ve aramaların TSİ sabah 06.00 itibarıyla başladığını belirtti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, operasyonun terör örgütünün HDK çatı yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında yapıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınanların Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür, AKP yönetimindeki Fatih Belediyesi ile CHP’li başkanların yönetimindeki Üsküdar, Sancaktepe, Tuzla, Adalar, Şişli ve Beyoğlu Belediye Meclislerinden birer üye ile bir sivil kişinin olduğu kaydedildi.

Açıklamada, haklarında gözaltı kararı verilen isimlerin 31 Mart 2024 seçimlerinde talimatla “kent uzlaşısı”‘ faaliyeti kapsamında seçilmeleri sağlandığı iddia edildi. Açıklamada, “Kent uzlaşısı formülünün, DEM Parti üstü bir örgütlenme sistemi olduğu, özellikle örgütlenme konusunda çalışmalar yürüten örgüt bünyesindeki oluşumların (DBP, HDK) örgütün taban (halk) örgütleme sistemini geliştiren ve yöneten esas kurumlar olduğu hususu da nazara alındığında adı geçen şüphelilerin terör örgütünün kent uzlaşısı faaliyeti kapsamında faaliyet yürüten örgüt mensuplarından oldukları anlaşılmış olup…” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, 06.00 itibarıyla eş zamanlı operasyonlarda 10 kişinin gözaltına alındığı, polisin adı geçen isimlerin ev, iş yeri ve başkan yardımcılarının makam odalarında arama yaptığı kaydedildi.

Paylaşın

CHP’ye “Şaibeli Kurultay” İncelemesi: Özgür Özel Genel Başkan Seçilmişti

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel’in CHP genel başkan seçildiği kurultay hakkında inceleme başlattı. Başsavcılık, Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi’yi ifadeye çağırdı.

Haber Merkezi / Kurultayın ilk gününde yapılan genel başkanlık seçiminde, Manisa Milletvekili ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, ikinci turda 812 delegenin oyunu alarak (yüzde 59,44) CHP Genel Başkanı seçilmişti.

Özel, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı verdiği mücadelede zafer elde ederken, kurultay süreci boyunca çeşitli tartışmalar gündeme gelmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4 – 5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında “şaibe” incelemesi başlattı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: “‘Ankara’da gerçekleşen Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayında ‘kurultay günü para karşılı oy kullandırıldığı’ şeklinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbar üzerine yetkisizlik kararıyla evrakın yetki itibariyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmesini müteakip Başsavcılığımızca 2024 yılı Ocak ayında soruşturma başlatılmıştır.

Soruşturmaya konu olayla ilgili basın organlarında ve sosyal medyada yapmış oldukları açıklamaları nedeniyle Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi tanık sıfatıyla ifadeye çağrılmıştır. Soruşturmaya titizlikle devam edilmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyulur.”

Kurultayın ilk gününde yapılan genel başkanlık seçiminde, Manisa Milletvekili ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, ikinci turda 812 delegenin oyunu alarak (yüzde 59,44) CHP Genel Başkanı seçilmişti. Özel, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı verdiği mücadelede zafer elde ederken, kurultay süreci boyunca çeşitli tartışmalar gündeme gelmişti.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özel’in genel başkan seçildiği CHP’nin 38. Olağan Genel Kurultay’ı için “şaibe” iddiasında bulunmuştu.

Erdoğan, daha önce de birçok kez ortaya attığı bu iddiayı son olarak partisinin Manisa İl Kongresin’de dillendirmiş ve “2 sene öncesini hatırlayın. Eski genel başkanlarını yere göğe sığdıramıyorlardı. Sürekli övgü yağmuruna tutuyorlardı. Türkiye’yi kurtaracak adam dedikleri Bay Kemal’i bir günde istenmeyen adam ilan ettiler. Şaibeli bir kurultayla Bay Kemal’i partiden tehcir ettiler” demişti.

Kemal Kılıçdaroğlu da katıldığı televizyon yayınında “Sükut ikrardan gelir” diyerek CHP yönetiminin açık ve net açıklama yapması gerektiğini söylemişti. Kılıçdaroğlu, iddiaların hatırlatılması üzerine CHP yönetiminin açıklama yapması gerektiğini belirtmiş, “Yapmıyorsanız, sükut ikrardan gelir o zaman başka bir şey var demektir burada.” demişti.

Özel, Erdoğan’ın ‘CHP’nin kurultayı şaibeli’ sözlerine yanıt verilmesi gerektiğini iddia eden Kılıçdaroğlu’na şu yanıtı vermişti:

“Sayın Erdoğan’ın bir siyasi partinin içini karıştırmak için söylediği sözlere yanıt vermeye kalksak… 14 yıldır, Sayın Erdoğan bundan önceki kurultayımıza da, Sayın Kemal Bey’in geldiği kurultaya, olmadık şeyler söylüyordu. ‘Şöyle geldiniz, böyle geldiniz.’ Bir gün cevap verdik mi? Kemal Bey buna bir gün cevap verdi mi? Buna cevap mı verilir?

Ben, Sayın Erdoğan’ın böyle bir sorusunu hani duyduğumu, buna zaman harcadığımı söylesem bu, Atatürk’ün kurduğu partinin dünden bugüne emek vermişlerin, emeklerine ve bugün 1 milyon 600 bin üyesine ayıp etmiş olur. Yani bunlar ciddiye alınacak şeyler mi arkadaşlar?”

Paylaşın

CHP’de Adaylık Tartışmaları: Mansur Yavaş Önseçime Katılmayacak

Mansur Yavaş’ın, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile yaptığı görüşmede, “Ön seçime katılmayacağım. Ön seçim tek başına bir kriter olmamalı. Alternatif seçenekler de masada bulunmalı” dediği öne sürüldü.

Yavaş’ın, “Önseçimin şimdiden partililer arasında büyük bir ayrışmaya yol açacağını düşünüyorum. Bunun belirtileri de kendini göstermeye başladı” ifade ettiği iddia edildi. Yavaş’ın ayrıca, ön seçimin tek başına kullanıldığı bir mekanizmanın da sağlıklı sonuçlar doğurmayabileceğine işaret ettiği öne sürüldü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş dün Ankara’da bir araya geldi.

Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık iki buçuk saat sürdü. Görüşme sonrası Özel, toplantıdan bir fotoğraf paylaştı ve “Birlikteyiz, hep birlikte olacağız. Hep beraber kazanacağız. Türkiye kazanacak.” ifadelerini kullandı. Yavaş ve İmamoğlu Özel’in gönderisini yeniden paylaştı.

Kulis bilgisi paylaşan ANKA, GazeteDuvar, Sözcü gibi gazeteler toplantıda Özel ve İmamoğlu’nun partinin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesine ilişkin ön seçim yapılacağı kararını yenilediğini kaydetti. Bunun için bugün Parti Meclisi’nin toplanacağını anımsattı.

Gazeteler, Yavaş’ın, ön seçime kategorik olarak karşı olmadığını ancak kendi kararının, parti üyelerinin katılacağı ön seçimde yer almamak yönünde olduğunu belirtti. Yavaş’ın su konuşmasına yer verdi:

“Ön seçime katılmayacağım. Ön seçim tek başına bir kriter olmamalı. Alternatif seçenekler de masada bulunmalı. Hepsi bizim partililerimiz bizim üyelerimiz, verecekleri karara saygımız elbette vardır ancak ben gündemin bu olduğunu düşünmüyorum. Ancak bunun şimdiden partililer arasında büyük bir ayrışmaya yol açacağını düşünüyorum. Bunun belirtileri de kendini göstermeye başladı.”

Yavaş ayrıca, ön seçimin tek başına kullanıldığı bir mekanizmanın da sağlıklı sonuçlar doğurmayabileceğine işaret ettiğini belirten gazeteler kamuoyuna yansıyan bazı anketlerden örnekler verdiğini, aday belirlemek için ön seçim dışındaki mekanizmaların da değerlendirilmesi gerektiğini söylediğini aktardı.

Ayrıca Yavaş’ın aday belirleme sürecinin erken olduğunu, gündemin ön seçim tartışmalarıyla meşgul edilmemesi gerektiğini söylediğini geçti.

Yavaş’ın “Bizim gündemimiz açlık ve yoksulluk olmalı. İnsanlar perişan. İktidarı biz ancak bu gündemle devirebiliriz. Bu konuda çalışma yapıp halka bozulan ekonomiyi düzeltebileceğimiz konusunda güven vermeli ve önceliğimiz bu olmalı” sözlerini aktardı.

CHP’de erken seçim tartışması

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde birinci parti olan CHP son aylarda erken seçim çağrılarını sıklaştırmış durumda.

İstanbul’daki Esenyurt ve Beşiktaş belediyelerine yapılan operasyonlar ve İstanbul Büyükşehir Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan soruşturmalar da bu süreci hızlandırdı.

İmamoğlu’na açılan iki soruşturma sonrası CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin cumhurbaşkanı adayını belirleyeceklerini söylemişti. Geçen hafta partisinin grup toplantısında cumhurbaşkanı adayının CHP üyeleri tarafından belirleneceğini belirtti.

Ekrem İmamoğlu 30 Ocak Perşembe günü bir video yayımladı. CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için ön seçim süreci başlatmasının “devrimsel” bir nitelik taşıdığını belirtti.

“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, partimiz için son derece demokratik bir Cumhurbaşkanı adayı belirleme süreci başlattı. CHP’nin tam 1,6 milyon üyesi ön seçimlerde partimizin adayını belirleyecek. Ülkemiz tarihinde ilk defa yapılacak olan bu demokratik uygulama, yakın geleceğimiz adına tam bir devrimdir” dedi.

İmamoğlu, partinin aldığı bu kararı desteklediğini ifade ederek ‘erken seçim’ vurgusu da yaptı: “Bu dibe vuruştan kurtulmanın tek yolu erken seçimdir. Sandık gelir, herkes boyunun ölçüsünü alır. Bu yoldan da dönmeyeceğim.”

Mansur Yavaş 3 Şubat Pazartesi günü yaptığı açıklamada cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarına ilişkin, ‘Aday belirlemenin çok erken olduğu düşüncesindeyim. Seçim tarihi belli değil. O zamana kadar Türkiye’de şartlar değişir” dedi.

Ülkedeki ekonomik sıkıntıların öncelik olduğunu ifade eden Yavaş, ”Ben öncelik olarak şu ekonomik sıkıntı varken adayların birbirinin enerjisini yormaması, toplumun bununla uğraşmaması kanaatindeyim. Bütün siyasi partilerin, özellikle muhalefetin hep birlikte bugün yaşanan derin yoksulluğa sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Özgür Özel 6 Şubat’ta Sözcü TV’de “Geçen pazartesi akşamı Mansur Yavaş ile verimli bir görüşme yaptık. Ön seçime bir itirazı yok. Girer mi girmez mi bilmiyorum. Mansur başkanın partiye ve ülkeye kaybettirmek gibi bir niyeti hiç yok” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP’de Özgür Özel Ekrem İmamoğlu Ve Mansur Yavaş Zirvesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile bir araya geldi.

Haber Merkezi / Yaklaşık 2,5 saat süren görüşme sonrası CHP Lideri Özgür Özel, sosyal medya hesabından “Birlikteyiz, hep birlikte olacağız, hep beraber kazanacağız, Türkiye kazanacak…” mesajını paylaştı.

CHP bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde göstereceği adayı parti üyeleri arasında yapılacak ön seçim ile belirleme kararı alırken, iki güçlü aday olan Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu’nun adayın açıklanmasına ilişkin zamanlamaya dair farklı görüşlerde olduğu kulislere yansımıştı.

Ana hatlarıyla; Yavaş cephesi aday açıklanması için şu anda erken olduğunu düşünürken aynı zamanda adayın CHP üyeleri arasında ön seçim ile belirlenmesine de tüm Türkiye’nin eğilimini yansıtmayabileceğini söyleyerek sıcak bakmıyor.

Ekrem İmamoğlu cephesinde ise adayın bir an önce açıklanması gerektiği çünkü iktidarın yargı eliyle CHP üstündeki oluşturacağı baskının aşılmasında bu yöntemin de etkili olabileceği düşünülüyor.

Bu kanat 2023 seçimlerinde CHP’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu isminin son ana kadar açıklanmaması ve son anda Meral Akşener ile olan 3 Mart krizinin bir kez daha yaşanmaması gerektiğini de ifade ediyor.

Ekrem İmamoğlu, dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili’nin yazdığı iddianameyle üçüncü kez “siyasi yasak” talebiyle karşı karşıya kaldı.

İmamoğlu, soruşturma için ifadeye gitmeden bir gün önce 30 Ocak’ta yaptığı açıklamada, “Ülkemiz tarihinde ilk defa yapılacak olan bu demokratik uygulama, yakın geleceğimiz adına tam bir devrimdir” diyerek Özel’in yol haritasına destek verdi.

31 Ocak’ta ifade veren İmamoğlu’na destek vermek için Çağlayan’daki Adalet Sarayı’nın önüne gelen ve sonrasında İBB Başkanı’yla el ele halkı selamlayarak “birlikteyiz” mesajı veren CHP’nin diğer potansiyel cumhurbaşkanı adayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise adayın erken belirlenmesine karşı.

Mansur Yavaş, gazetecilerin soruları üzerine, “Her şeyden önce aday belirlemenin çok erken olduğu düşüncesindeyim. Seçim tarihi belli değil. O zamana kadar Türkiye’de şartlar değişir, her şey değişir” dedi.

Ön seçim yapılırsa aday olup olmayacağı sorulan Yavaş, “Gün ola harman ola. O güne kadar kim kalacak, önce bir seçim tarihi belli olsun. Daha geniş konuşuruz” karşılığını verdi.

Paylaşın

CHP’de Adaylık Tartışmaları: Mansur Yavaş Ne Yapacak?

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), erken seçim olmaz ise, 2028 yılında yapılacak seçimleri için cumhurbaşkanı adayını erken belirleme kararını doğru bulmadı.

Türkiye’nin gündeminin yoksulluk olduğunu söyleyen ABB Başkanı Mansur Yavaş, “Bizim gündemimiz belli. Bu gündem dışında hiçbir şeyin tartışılmasından yana değilim” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ön seçim kararının alınacağı Parti Meclisi toplantısı öncesi İstanbul ve Ankara belediye başkanları ile bir araya gelecek. Bugün Ankara’da gerçekleşecek buluşmada ön seçim kararı ile ilgili itirazların ele alınıp orta bir yol aranması bekleniyor. Ancak Parti Meclisi, itirazlara karşın ön seçim kararını alırsa Mansur Yavaş’ın bu seçime katılıp katılmayacağı da merak konusu.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Birçok siyasetçi Yavaş’ın sadece CHP üyelerinin katılacağı bir ön seçime girmeyi doğru bulmayacağını belirterek, “Sayın Yavaş seçime girerek değil girmeyerek etkisini göstermek isteyebilir. Sahne dışında kalarak güç toplamaya devam eder. Ön seçimde de tüm üyeler oy kullanamaz. Verilmeyen her oy Mansur Bey’e yazar. Önümüzdeki 3 yıl çok şeye gebe” diyor.

Muhalefette “Altılı Masa” travması

Öte yandan 2023 seçimleri öncesi başta CHP ve İYİ Parti olmak üzere altı siyasi partinin oluşturduğu Millet İttifakı, kamuoyuna yansıyan isimlendirmeyle ‘Altılı Masa’yı seçim yenilgisinden sonra hiç kimse hatırlamak istemiyor. Hatta muhalefet arasında yeni iş birliği mekanizmaları oluşturulması gerektiği ifade edilince, “Altılı Masa travmasını hatırlatan bir şey olmamalı. Yeni bir yol bulunmalı” deniliyor.

Muhalefette birlik tartışması CHP’nin cumhurbaşkanı adayını erken belirleme kararı ile yeniden alevlendi. CHP içinden bazı isimlerin de yer aldığı muhalefet temsilcileri, şu ifadeleri kullanıyor:

“Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 38 değil yüzde 50’nin üstünde oy alınması gerek. CHP’nin kendi adayını belirleme hakkı var ama bunu istişare etmeden yapıyorsa o aday tüm muhalefetin adayı olmayacaktır. Böyle bir dayatmayı kimse kabul etmez. Biz birinci partiyiz, peşimize takılın bakışı doğru değil. Altılı Masa dağıldı ama birlik-beraberlik ruhu devam etmeli. Belki parlamenter sistemden yana olanlar platformu kurulabilir.”

Paylaşın