Kan Grubuna Göre Hangi Yiyeceklerden Uzak Durulmalı?

Muhtemelen hepiniz kendinize şu soruyu sormuşsunuzdur: “Herkes aynı şekilde mi beslenmeli?” veya “Bir gıdanın sağlıklı olarak tanımlanması, herkesin onu tüketmesi gerektiği anlamına mı gelir?” Peki ya kan grubu?

Haber Merkezi / Kan grubuna göre beslenme, Dr. Peter D’Adamo’nun 1996’da yayımladığı ve kan gruplarının evrimsel kökenlerine dayanarak beslenme önerileri sunduğu “Eat Right 4 Your Type” kitabıyla popülerleşen bir beslenme yaklaşımıdır.

Bu beslenme yaklaşımındaki temel fikir, her kan grubunun (A, B, AB, 0) genetik özelliklere bağlı olarak belirli yiyeceklere daha iyi tepki verdiği ve bazı yiyeceklerin ise sindirim, bağışıklık veya metabolik sorunlara yol açabileceği yönündedir.

İşte kan gruplarına göre beslenme önerileri:

0 Grubu: D’Adamo’ya göre 0 grubu, insanlığın en eski kan grubu olup avcı – toplayıcı atalara dayanır. Bu nedenle yüksek proteinli bir beslenme bu grup için uygundur.

Önerilenler:

Protein: Kırmızı et (sığır, kuzu), balık (somon, morina), kümes hayvanları.
Sebze: Brokoli, ıspanak, kara lahana gibi yeşil yapraklılar.
Yağlar: Zeytinyağı, keten tohumu yağı.
Meyve: Erik, incir, kiraz gibi alkali meyveler.

Uzak durulması gerekenler:

Tahıllar: Buğday, mısır, yulaf (gluten hassasiyeti iddia edilir).
Baklagiller: Mercimek, fasulye (sindirimde zorluk yaratabilir).
Süt ürünleri: Süt, peynir (çoğu 0 grubu bireyin laktozu sindiremediği öne sürülür).
Diğer: Kahve, alkol, işlenmiş gıdalar.

A Grubu: A grubu, tarım toplumlarının ortaya çıkmasıyla ilişkilendirilir. Vejetaryen bir yaşam tarzına daha uygun olduğu düşünülür.

Önerilenler:

Sebze: Brokoli, havuç, ıspanak, kabak.
Meyve: Yaban mersini, limon, greyfurt, ananas.
Tahıllar: Karabuğday, kinoa, yulaf.
Baklagiller: Mercimek, soya fasulyesi, siyah fasulye.
Protein: Soya ürünleri, az miktarda balık (somon, sardalya).

Uzak durulması gerekenler:

Et: Kırmızı et, tavuk (sindirimde ağır geldiği iddia edilir).
Süt ürünleri: Yoğurt, peynir (bağışıklık sistemini zayıflatabilir).
Sebzeler: Patates, domates, biber (lektin içeriği nedeniyle sakıncalı bulunur).
Diğer: İşlenmiş karbonhidratlar, şeker.

B Grubu: B grubu, göçebe topluluklarla bağdaştırılır ve hem bitkisel hem hayvansal gıdalara uyum sağladığı düşünülür.

Önerilenler:

Protein: Kuzu, tavşan, balık (morina, alabalık), yumurta.
Süt ürünleri: Yoğurt, kefir, az yağlı peynir (B grubu laktozu iyi sindirir).
Sebze: Brokoli, pancar, havuç.
Tahıllar: Yulaf, kinoa, pirinç.

Uzak durulması gerekenler:

Et: Tavuk, domuz eti (lektinlerin bağışıklık sistemini etkilediği öne sürülür).
Tahıllar: Mısır, buğday, çavdar.
Baklagiller: Mercimek, nohut.
Diğer: Yer fıstığı, susam, ayçiçeği tohumu.

AB Grubu: En yeni kan grubu olarak kabul edilir ve A ile B’nin özelliklerini birleştirir.

Önerilenler:

Protein: Deniz ürünleri (somon, sardalya), hindi, tofu.
Süt ürünleri: Yoğurt, kefir, az yağlı peynir.
Sebze: Brokoli, ıspanak, kereviz.
Meyve: Üzüm, kiraz, kivi.
Tahıllar: Pirinç, kinoa, yulaf.

Uzak durulması gerekenler:

Et: Kırmızı et, tavuk (sindirimde zorluk yaratabilir).
Baklagiller: Siyah fasulye, barbunya.
Diğer: Mısır, kafein, alkol.

Kan grubuna göre beslenme, ilginç bir görüş olsa da bilimsel olarak kesin bir doğruluğu yok. Yine de bazı kişiler için yapılandırılmış bir beslenme rehberi sunduğu için motive edici olabilir.

Örneğin, 0 grubu için düşük karbonhidratlı diyet veya A grubu için bitkisel ağırlıklı beslenme, genel sağlık trendleriyle uyumludur ve fayda sağlayabilir. Ancak bu diyeti körü körüne takip etmek yerine, kendi ihtiyaçlarınızı ve sağlık hedeflerinizi göz önünde bulundurmanız önemlidir.

Paylaşın

Aç Karnına Spor Yapmak Bu Altı Hastalığa Yol Açabilir

Aç karnına spor yapmanın daha fazla yağ yakmaya yardımcı olduğuna inanılıyor. Bu fikir kulağa hoş gelse de gerçek farklıdır. Spor öncesi öğün atlamak faydadan çok zarar verebilir.

Haber Merkezi / Aç karnına spor yapmak, zamanla ciddileşebilecek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

Düşük kan şekeri (hipoglisemi): Aç karnına egzersiz yapmak kan şekeri seviyesinde ani düşüşe neden olabilir. Vücut enerji için yakacak kadar glikoza sahip olmadığında, temel işlevleri yavaşlatarak tepki verir.

Bu, baş dönmesine, titremeye, kafa karışıklığına, baş ağrılarına ve hatta bayılmaya yol açabilir. Bazıları için, sadece yorgun hissetmekle başlayabilir, ancak tekrarlayan ataklar tehlikeli hale gelebilir.

Yağ kaybı yerine kas kaybı: Aç karnına spor sırasında vücut yağ yakmak yerine, devam etmek için kas proteinini kullanır. Zamanla bu, kas kaybına, daha zayıf güce ve daha yavaş bir metabolizmaya yol açar. Buna kas katabolizması denir.

Hormonal dengesizlik: Spor öncesi öğün atlamak stresi ve metabolizmayı düzenleyen hormonları etkileyebilir. Örneğin stres hormonu kortizol, vücut baskı altındayken ve yakıtı azken yükselir.

Kortizol seviyesi zamanla yüksek kaldığında uykuyu bozabilir, göbek yağını artırabilir ve hatta bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Bunun gibi hormonal dengesizlikler sağlıklı kalmayı veya herhangi bir spor hedefine ulaşmayı zorlaştırabilir.

Mide sorunları ve asitlik: Midede yiyecek olmadığında, sindirim için üretilen asit zararlı hale gelebilir. Spor sırasında, bu asit mide astarını tahriş edebilir ve asit reflüsüne, şişkinliğe veya hatta gastrite yol açabilir.

Bazıları için hafif bir rahatsızlık olarak başlar, ancak uzun vadede günlük yaşamı etkileyen kronik sindirim sorunlarına dönüşebilir.

Kalp sorunları riskinin artması: Bir araştırma, aç karnına yapılan sporun bazı bireylerde kalbe giden kan akışını geçici olarak azaltabileceğini ortaya koydu. Bu, altta yatan kalp rahatsızlığı olanlar için özellikle risklidir.

Sağlıklı bireylerde bile, düşük enerji seviyeleri yoğun egzersizler sırasında kalbe ekstra yük bindirebilir ve düzensiz kalp ritmi ve göğüs ağrısı riskini artırabilir.

Yorgunluk ve zayıf antrenman performansı: Aç karnına spor yapmak, yorgunluğa, nefes darlığına ve egzersiz performansında büyük bir düşüşe yol açar. Zamanla, bu sürekli yorgunluk tamamen tükenmişliğe veya aktif kalmak için motivasyon kaybına yol açabilir.

Paylaşın

Bu Besinler Stresi Artırıyor

Bazı besinler vücuttaki stres seviyesinin artmasına veya sinir sisteminin işleyişinin bozulmasına neden olabilir. Bunun yerine, tam tersine vücudu rahatlatacak besinler tercih edilmelidir.

Haber Merkezi / Bazı besinlere verilen tepkilerin kişiden kişiye değişebileceğini unutmamakla birlikte, işte stresi artırabilecek başlıca besinler:

Kafeinli içecekler (kahve, çay, enerji içecekleri, kola): Kafein, kortizol (stres hormonu) üretimini artırabilir ve sinir sistemini uyararak kaygıyı tetikleyebilir. Aşırı tüketim uykusuzluğa yol açar, bu da stresi yükseltebilir.

Şekerli gıdalar (tatlılar, çikolata, şekerli içecekler): Şeker, kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olur. Düşüşler halsizlik ve sinirlilik yaratabilir. Uzun vadede inflamasyonu artırarak stresle başa çıkmayı zorlaştırabilir.

İşlenmiş karbonhidratlar (beyaz ekmek, makarna, fast food): Hızlı sindirilir ve kan şekerinde ani yükseliş – düşüşlere sebep olur, bu da ruh hali dalgalanmalarını tetikleyebilir. Besin değeri düşük olduğu için vücudu strese daha hassas hale getirebilir.

Alkol: Kısa vadede rahatlatıcı görünse de, alkol uyku kalitesini bozar ve beyindeki stres kimyasallarını artırabilir. Aşırı tüketim kaygıyı ve depresif hisleri yoğunlaştırabilir.

Tuzlu ve işlenmiş gıdalar (cips, konserve yiyecekler, hazır soslar): Yüksek sodyum, kan basıncını yükselterek vücudun stres tepkisini artırabilir. İşlenmiş gıdalardaki katkı maddeleri sinir sistemini olumsuz etkileyebilir.

Trans yağlar ve kızarmış yiyecekler (patates kızartması, donut, margarin içeren ürünler): İnflamasyonu artırır ve beyin sağlığını olumsuz etkileyerek stresle mücadele kapasitesini düşürebilir.

Yapay tatlandırıcılar (aspartam, sakarin içeren diyet içecekler): Bazı kişilerde baş ağrısı, sinirlilik ve kaygıyı tetikleyebilir. Bağırsak sağlığını bozarak dolaylı yoldan stres düzeyini etkileyebilir.

Paylaşın

Metabolizmayı Hızlandıran Yağ Yakıcı Besinler

Yağ yakmak sadece spor yapmakla ilgili değildir, tükettiğiniz şeyler metabolizmanızı hızlandırmada ve vücudunuzun kalorileri daha hızlı yakmasına yardımcı olmada büyük rol oynarlar.

Haber Merkezi / Vücudunuza hem yeterli oranda kalori sağlamak hem de kilo vermek istiyorsanız, bu yağ yakıcı besinler tam size göre.

İşte yağ yakmanıza yardımcı olabilecek bazı besinler:

Yeşil çay: Yeşil çay sadece sakinleştirici bir içecekten daha fazlasıdır; metabolizmanız için harikadır. Antioksidanlarla, özellikle de kateşinlerle doludur ve vücudunuzun yağları daha verimli bir şekilde yakmasına yardımcı olur. Gün içinde bir veya iki fincan içmek kalori yakmanıza hafif bir destek sağlar.

Avokado: Zengin, kremamsı ve doyurucu avokado, her öğüne veya atıştırmalığa ideal bir katkıdır. Avokado, metabolizmanızı aktif tutmaya ve yağ kaybını desteklemeye yardımcı olan sağlıklı tekli doymamış yağlarla doludur. Bu sağlıklı yağlar ayrıca vücudunuzun besinleri daha iyi emmesine ve daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur.

Tarçın: Tarçın, kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olarak gereksiz atıştırmalara yol açan şeker düşüşlerini önleyebilir. Ayrıca vücuttaki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilen iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Bunun da ötesinde, termojenezi artırarak vücudunuzun ısı üretirken kalori yakmasına yardımcı olur.

Yoğurt: Yoğurt sizin için ideal atıştırmalıktır. Proteinle doludur, kas yapmanıza yardımcı olur ve sizi daha uzun süre tok tutar, daha fazla kas daha hızlı bir metabolizma anlamına gelir. Yoğurttaki probiyotikler ayrıca bağırsak sağlığını destekler, bu da verimli sindirim ve yağ yakımı için anahtardır.

Acı biber: Baharat hayranıysanız, acı biberler yağ yakmada müttefikiniz olabilir. Acı biberler, metabolizmanızı hızlandıran ve vücudunuzun daha fazla kalori yakmasına yardımcı olan kapsaisin içerirler.

Limon: C vitaminiyle dolu olan limon, kan şekeri seviyesini düzenlemeye ve yağ metabolizmasını iyileştirmeye yardımcı olur. Gününüze bir bardak ılık limonlu suyla başlamak sindiriminizi harekete geçirebilir ve metabolizmanıza hızlı bir başlangıç ​​sağlayabilir.

Kahve: Kahvenin size enerji verdiğini muhtemelen biliyorsunuzdur, ancak aynı zamanda yağ yakma faydaları da vardır. Kahvedeki kafein metabolizmanızı hızlandırarak daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olabilir. Sabah bir fincan size enerji verebilir ve ayrıca metabolizmanızı harekete geçirebilir.

Paylaşın

Mango Kabuğunun Cilt İçin Şaşırtıcı Faydaları

Tropik bölgelerde yetişen ve en lezzetli meyvelerden biri olan mango, cilt dokusunu, tonunu ve durumunu iyileştiren mineraller ve vitaminler açısından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir.

Haber Merkezi / Ancak, çok az kişi mango kabuklarının cilt üzerindeki şaşırtıcı faydalarını biliyor. İşte mangonun cilt üzerindeki şaşırtıcı bir kaçı:

Güneşin zararlarından korur: Mango kabukları, cilt hücresi oksidasyonunu azaltarak güneş hasarını hafifleten doğal olarak oluşan antioksidanlar içerir. Mango kabukları güneş kremi görevi görmez, ancak zengin vitamin içeriği UV ışınlarının verdiği hasarı önemli ölçüde azaltır.

Mango, iltihabı azaltan ve harika bir akne kovucu olarak işlev gören C vitamini özelliklerine sahiptir. Mango kabuğunu yaz aylarında haftada üç kez uygulamak kırışıklıkları ve ince çizgileri de azaltabilir.

Sağlıklı ve dolgun bir cilt: Mangoda bulunan antioksidanlar, mineraller ve vitaminler genel cilt durumunu iyileştirir. A vitamini ciltteki çizgileri azaltır ve koyu lekelerin açılmasına yardımcı olan kolajen üretimini destekler.

Öte yandan, B6 vitamini cildin yağlılığını en aza indirir ve akne, sivilce ve donuk görünümden uzak tutar. Mango kabuğu ayrıca lekelerin ve yara izlerinin azalmasına yardımcı olan K vitamini içerir.

Yaşlanma karşıtı etki: Mango kabuğunu cilde uygulamak, ciltteki besinleri yenileyebilir ve erken yaşlanma oranını düşürebilir.

Parlak ve canlı cilt tonu: Mango kabuğunda, ölü deri hücrelerini yok eden ve cilt tonunu düzenleyen sitrik asit bulunur. Mango kabuğu, gül suyu ve bal ile karıştırılarak yüz maskesi olarak kullanılabilir.

Sivilce ve iltihabı azaltır: A vitamini açısından zengin olan mango kabukları, inatçı akne ve akne izlerinden kurtulmaya da yardımcı olabilir. A vitamini eksikliği nedeniyle vücut aşırı keratin üretir, bu da ter bezlerini tıkar ve akne sorunlarına yol açar.

Paylaşın

Yeterince Çinko Almadığınızı Gösteren Beş İşaret

Dışardan takviye şeklinde alınabilen çinko, vücuttaki birçok işlev için son derece önemli bir mineraldir. Yetişkin bir kişinin günlük 10-12 mg çinko takviyesi alması gerekir.

Haber Merkezi / Çinko eksikliği, vücudun temel işlevleri için yeterli miktarda çinko mineraline sahip olmaması durumudur. Ancak çinko eksikliği semptomlar aşırı olana kadar ortaya çıkmaz.

İşte yeterli oranda çinko almadığını gösteren en önemli beş belirti:

Çinko eksikliğinin en yaygın belirtilerinden biri, özellikle çocuklarda büyümenin geri kalmasıdır. Çinko ayrıca hücre büyümesi ve bölünmesinde de rol oynar ve eğer çinko eksikliği varsa, vücudun gelişimi yavaşlar.

Kırılgan ve incelen saçlar çinko eksikliğinin bir başka belirtisidir. Çinko, saç ve tırnak dokularını sağlıklı tutar ve çinko eksikliği olduğunda saçlar kırılır veya incelir, tırnaklar ise kırılgan hale gelir.

Cilt döküntüleri veya tahrişi de çinko eksikliğinin diğer bir belirtisidir. Çinko, cildin onarılmasında hayati bir rol oynar. Çinko eksikliği, cilt enfeksiyonuna ve döküntülere neden olur.

Çinko eksikliği üreme ve beyin sağlığını da etkiler. Çinkonun nörotransmitter işlevinde oynadığı rol nedeniyle beyin sağlığında değişimler yaşanır. Çinko üreme işlevi ve hormon dengesi için gerekli olduğundan, hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlık da azalır.

Çinko, vücudun enfeksiyonlardan etkili bir şekilde kurtulabilmesi için sağlam bir bağışıklık sistemi için kritik öneme sahiptir. Vücut yeterli çinkoya sahip değilse enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelir.

Paylaşın

Göbek Yağını Eritmekte Zorlanıyor Musun? İşte 35 Yaş Üstü İçin İpuçları

Göbek yağı, özellikle de iç organ yağı, sadece cildinizin altında durmaz. Hormonlarınızla oynar, diyabet, kalp hastalığı, yağlı karaciğer ve daha fazlası için risk oluşturur.

Haber Merkezi / Yani estetik nedenlerle düz bir karın peşinde olmasanız bile, göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmaya çalışmak uzun vadeli sağlığınız için akıllıca bir hareket olacaktır.

Kötü bir beslenmeyi egzersizle telafi edemezsiniz: Çoğu beslenme uzmanına göre, göbek yağını azaltmak tabağınızdakilerle başlar. Beyaz pirinç, beyaz ekmek, paketlenmiş atıştırmalıklar ve tatlandırılmış içecekler gibi şekeri ve rafine karbonhidratları azaltın. Bunlar insülin seviyelerini yükseltir ve özellikle göbek çevresinde yağ depolanmasını teşvik eder.

Mercimek, yumurta, kuruyemiş, tohum ve yağsız proteinlerle birlikte mevsim sebzeleri, meyveler, darı, esmer pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar gibi tam gıdalara öncelik verin. Porsiyonlarınıza dikkat edin, sağlıklı yiyecekleri fazla yemek de fazla yemektir. Daha küçük tabaklar kullanın, dikkatli yiyin ve yüzde 80 tok olduğunuzda durun.

Protein alımınızı artırın: Protein göbek yağınızın en büyük düşmanıdır. Metabolizmayı hızlandırır, iştahı azaltır ve kalori açığınız olduğunda kas kaybını önler. Her öğüne protein ekleyin, örneğin kahvaltıda yumurta, öğle yemeğinde dal veya paneer, akşam yemeğinde ızgara tofu veya balık, hatta kızarmış nohut, Yunan yoğurdu veya haşlanmış yumurta gibi atıştırmalıklar bile yardımcı olur.

Daha az oturun ve daha çok hareket edin: Egzersiz, maraton koşmak anlamına gelmek zorunda değil. Her gün aktif olun ve egzersizlerinizin işe yaramasını sağlayın. Yağsız kas oluşturmak için haftada 3-4 kez kuvvet antrenmanı yapın (bu, dinlenirken daha fazla kalori yakar). Yağ yakmak için haftada iki kez ağırlık antrenmanları ekleyin; 20 dakikalık yüksek yoğunluklu aralıklar, 60 dakikalık yavaş kardiyodan daha etkilidir. Daha fazla yürüyün; yürüyüş hafife alınır ancak güçlüdür. Günlük 8.000-10.000 adımlık bir yürüyüş metabolizmanızı hızlandırmak için yeterlidir.

Alkolü bırak: “Bira göbeği” terimi bir sebepten dolayı var. Alkol boş kalorilerle doludur ve göbek bölgesinde yağ depolanmasını artırma eğilimindedir. Uykunuzu etkiler ve sindirimi ve hormonları bozar. Göbek yağını eritmek konusunda ciddiyseniz, alkolü azaltmak akıllıca bir harekettir. Haftada 1-2 küçük içkiyle yetinin (eğer içiyorsanız) ve şekerli içecekleri atlayın.

Uykuya öncelik verin: Uyku sadece güzellik dinlenmesi değildir; yağ yakma zamanıdır. Kötü uyku kortizolü (stres hormonu) artırır, bu da vücudunuza özellikle göbek çevresinde yağ tutmasını söyler. Uyku eksikliği açlık hormonlarınızı da bozar ve ertesi gün abur cubur yemenize neden olur. Uyku dostu bir rutin oluşturun: yatmadan bir saat önce ekran kullanmayın, odayı karanlık ve serin tutun ve bitki çayı veya hafif esneme hareketleri gibi sakinleştirici ritüellerle gevşeyin.

Moda diyetlerden uzak durun: Yağ kaybı için günde 6 kez detoks çayları, keto hapları veya limon-bal-kırmızı biber içecekleri gerekmez. Çoğu hızlı çözüm kısa vadeli sonuçlar verir ve tükenmişliğe veya geri tepme kilo alımına yol açar. Trendlere değil, bilime bağlı kalın. Gerçek yağ kaybı yavaş, istikrarlı ve sürdürülebilirdir. Haftada 0,5-1 kg’lık bir kayıp sağlıklıdır. Daha hızlı olan her şey genellikle su kaybı veya kas kaybı anlamına gelir; yağ kaybı değil.

Su için: Su, toksinlerin atılmasına yardımcı olur, sindirimi iyileştirir ve şişkinliği azaltır. Bazen, göbek yağı gibi görünen şey sadece su tutulumu veya kabızlıktır. Günde 2,5–3 litre hedefleyin. Sade su sizi sıkıyorsa limon, nane, salatalık veya kimyon ekleyin.

Tutarlı olun ve gerçekçi olmayan beklentilere sahip olmayın: En büyük hata? 7 günde sonuç beklemek ve 8. günde bırakmak. Yağ kaybı, özellikle göbek yağı, yavaş bir yanmadır. Durgunluklar, istekler ve ruh hali değişimleri olacaktır. Ancak temellere sadık kalırsanız -temiz gıda, hareket, dinlenme ve su- işe yarayacaktır. İlerlemeyi kıyafetlerinizin nasıl oturduğu, ne kadar enerjik hissettiğiniz veya hatta kaybettiğiniz inçler üzerinden takip edin, sadece tartı üzerinden değil.

Paylaşın

Herkes İçin Bahar Diyeti: Haftada 2 Kilo Verebilirsiniz

Yılın bu zamanları vücut şekline önem verilmeye başlanılan zamanlarıdır, ki kilo verme isteği de böyle başlıyor. Diyetler, bu dönemde kilo vermek isteyenler için popüler yöntemler arasındadır.

Haber Merkezi / Haftada iki kiloya kadar verilebilen “Bahar Diyeti” de oldukça hafif, aynı zamanda tüm vitamin ve mineralleri koruyan mükemmel dengeli bir diyet yaklaşımıdır.

Bahar diyetinde amaç, detoks etkisi oluşturmak, bağışıklığı desteklemek, metabolizmayı canlandırmak ve mevsimsel yiyeceklerle beslenmeyi teşvik etmektir.

Diyetin temel ilkeleri arasında, işlenmiş gıdalardan uzak durmak, hafif ve sindirimi kolay besinler tüketmek, bol su içmek ve mevsim ürünlerini öne çıkarmak yer alır.

Bahar diyetinde öne çıkan besinler:

Taze yeşillikler: Ispanak, roka, marul, dereotu, maydanoz gibi yapraklı sebzeler vitamin ve mineral açısından zengindir.

Mevsim sebzeleri: Enginar, taze bakla, bezelye, kuşkonmaz, turp gibi bahar sebzeleri hem düşük kalorilidir hem de lif bakımından zengindir.

Meyveler: Çilek, erik, kiraz gibi antioksidan dolu meyveler tatlı ihtiyacını doğal yoldan karşılar.

Tam tahıllar: Kinoa, bulgur, yulaf gibi kompleks karbonhidratlar uzun süre tok tutar.

Protein kaynakları: Hafif seçenekler tercih edilir; örneğin, tavuk, balık, yumurta veya baklagiller (mercimek, nohut).

Su ve bitki çayları: Günde 2-3 litre su, papatya, rezene veya yeşil çay ile metabolizma desteklenir.

Örnek menü:

Kahvaltı: Yulaf ezmesi, üzerine çilek ve bir kaşık yoğurt; yanında yeşil çay.

Ara öğün: Bir avuç çiğ badem ve bir yeşil elma.

Öğle: Izgara tavuklu roka salatası (limon ve zeytinyağı ile), bir dilim tam buğday ekmeği.

Ara öğün: Bir bardak kefir veya bir avuç kiraz.

Akşam: Fırında somon, yanında haşlanmış kuşkonmaz ve kinoa.

Tatlı: Bir kare bitter çikolata veya donmuş yoğurtla çilek.

Dikkat edilmesi gerekenler:

Bahar diyeti genelde kısa süreli (1-2 hafta) uygulanır. Uzun süreli kısıtlayıcı diyetler besin eksikliğine yol açabilir.

Eğer diyabet, böbrek hastalığı gibi bir sağlık sorununuz varsa, doktorunuza danışmadan başlamayın.

Paylaşın

Guava Mı Kivi Mi: Hangisinde Daha Fazla C Vitamini Var?

Guava ve kivi, yüksek C vitamini içeriği nedeniyle sıkça övülen iki meyvedir. C vitamini, sağlıklı bir bağışıklık sistemi, demir emilimi ve sağlıklı bir cilt için hayati öneme sahiptir.

Haber Merkezi / Her iki meyve de oldukça fazla miktarda C vitamini sağlasa da, diğer besin değerleri ve faydaları bakımından farklılık gösterirler.

Guava, yüksek C Vitamini içeriğiyle ünlüdür. Sadece bir guava, bu temel besin maddesinin günlük önerilen alımının yüzde 200’ünden fazlasını sağlayabilir.

Öte yandan kivi de bol miktarda C vitamini içerir; orta büyüklükteki bir kivi günlük C vitamini ihtiyacının yaklaşık yüzde 80’ini karşılayabilir.

Her iki meyve de iyi C vitamini kaynaklardır ancak konsantrasyon seviyeleri bakımından çok farklılık gösterirler.

Guavadaki ek besinler

Guava, C vitamini açısından zengin olmasının yanı sıra, diyet lifi ve likopen gibi antioksidanlarla da yüklüdür. Bu besinler sindirim sağlığını destekler ve oksidatif stresle savaşarak kronik hastalık riskini azaltabilir.

Guavadaki potasyum içeriği ayrıca normal kan basıncı seviyelerini kontrol altında tutarak kalp sağlığını da destekler.

Kivi’nin eşsiz faydaları

Kivi sadece C vitamini açısından zengin olmasıyla bilinmez; aynı zamanda yüksek miktarda K ve E vitamini de içerir. Her iki vitamin de kemik sağlığı ve hücrelerin serbest radikal hasarından korunması açısından önemlidir.

Kivi ayrıca proteinleri daha iyi parçalayarak sindirime yardımcı olan aktinidin adlı bir enzime sahiptir.

Guava mı kivi mi?

Besin değerleri açısından guava ve kiviyi karşılaştırırken ihtiyacınıza göre hareket etmelisiniz. Eğer daha fazla lif veya likopen gibi antioksidan özellikler istiyorsanız guavayı tercih edin.

Ancak, K veya E vitamini alımınızı C vitamini faydalarıyla artırmak istiyorsanız, o zaman kivi daha iyi bir seçenek olacaktır.

Paylaşın

Bu Yiyecekleri Yemeyi Bırakın Ve Kilo Vermeye Başlayın

Sağlıklı kiloyu korumak veya kilo vermek için kalorilere odaklanılsa da tüketilen yiyecekler ve içecekler de sağlıklı kiloyu korumada veya kilo vermede oldukça önemlidir. 

Haber Merkezi / Araştırmalar, düşük karbonhidratlı veya Akdeniz tipi beslenme modellerinin (bol sebze, zeytinyağı, balık) kilo verme ve sağlıklı bir kiloyu korumada etkili olduğunu gösteriyor.

İşte uzak durulması gereken yiyecekler ve nedenleri:

Şekerli İçecekler ve Yiyecekler: Şekerli içecekler (kola, gazoz, hazır meyve suları) ve tatlılar (çikolata, kek, şekerleme) “boş kalori” kaynaklarıdır. Yani, enerji verir ama besin değeri (vitamin, mineral, lif) çok azdır. Ayrıca fruktoz içeriği karaciğerde yağ birikimine yol açabilir.

İşlenmiş Karbonhidratlar: Beyaz unla yapılan gıdalar (ekmek, simit, pizza hamuru) hızlıca sindirilir ve kan şekerinde ani yükseliş – düşüşlere neden olur. Bu da daha çabuk acıkmaya neden olur.

Trans Yağlar ve Kızartmalar: Trans yağlar (hidrojene bitkisel yağlar) ve kızartmalardaki yüksek yağ içeriği sadece kilo aldırmakla kalmaz, aynı zamanda kötü kolesterolü (LDL) artırıp kalp sağlığını riske atar.

Alkol: Alkol, gram başına 7 kalori içerir (yağdan sonra en yüksek kalori kaynağı). Ayrıca, alkol tüketimi iştahı artırabilir ve sağlıksız atıştırmalıklara yönlendirebilir.

Yüksek Kalorili Soslar ve İşlenmiş Gıdalar: Mayonez, krema bazlı soslar, hazır çorbalar ve paketli atıştırmalıklar genellikle şeker, tuz ve yağ bombasıdır. Kaloriler fark etmeden hızlıca birikir.

Paylaşın