Yeşil Muzun İnanılmaz Sağlık Faydaları

Yeşil muz, tam olgunlaşmamış muzdur. Hem yeşil hem de sarı muz, adeta besinlerin güç merkezidir. Her market ve manav tezgahında görebileceğimiz bu lezzetli meyveyi dünya genelinde hazırlanan her meyve sepetinde bulabiliriz. Ayrıca, Uzak Doğu mutfağında birçok çiğ muz yemeği görebiliriz.

Haber Merkezi / Yeşil muz, kızartma, salata, sos, yemek olmak üzere birçok lezzetli yemekte iyi bir bileşendir. Yeşil muz, lif, antioksidan, vitamin ve fitobesin dahil olmak üzere bol miktarda besine sahiptir. Besin emilimini en üst düzeye çıkarmak için kaynattıktan veya pişirdikten sonra yeşil muz yemelisiniz.

Sağlık faydaları

Yeşil muz, sağlığa sayısız faydası olan sayısız besin içerir, örneğin:

Yeşil muz, sindirime yardımcı olan, uzun süre tok tutan ve kilo yönetiminde yardımcı olan yüksek miktarda diyet lifi ve dirençli nişasta içerir.

Yeşil muz, mide ülseri, şişkinlik, kabızlık, ishal ve sindirim sisteminin bakteriyel enfeksiyonu gibi çeşitli mide rahatsızlıklarına faydalıdır.

Glutensiz beslenmeyi tercih edenler yeşil muz ununu tercih edebilir.

Yeşil muz, damar genişletici görevi gören ve kan basıncını kontrol eden potasyum açısından zengindir. Ayrıca ateroskleroz ve kalp krizi gibi birçok kalp rahatsızlığını önler ve kalp sağlığını iyileştirir.

Yeşil muzun glisemik indeksi düşüktür ve tüketildikten sonra insülin hormonunu yavaş yavaş salgılar. Bu nedenle, kan şekeri düzeyini yönetmek için beslenmeye eklenebilir.

Minerallere ek olarak yeşil muz, B6 ve C vitaminleri de dahil olmak üzere çeşitli vitaminler açısından zengindir. B6 vitamini vücuttaki birçok enzimatik sürece yardımcı olur ve metabolizmayı hızlandırır.

C vitamini, çok sayıda kronik hastalık ve enfeksiyonla savaşan etkili bir antioksidandır. Aynı zamanda cilt sağlığını iyileştirir ve bağışıklığı güçlendirir.

Yeşil muz vücuttaki elektrolit dengesini korur. Yeşil muzda bulunan antioksidanlar ve mineraller böbrek problemlerini önlemeye yardımcı olur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Akciğerleri Temizlemek İçin Süper Besinler

Akciğerler, sağlıklı bir vücudun temel bileşenlerinden biri olarak hemen akla gelmeyebilir, ancak akciğerlerde vücudun diğer organları gibi zamanla yaşlanır ve dejenere olurlar. Ayrıca sigara içmek, hastalıklar, kimyasal veya kirletici maddelere maruz kalma ve kötü beslenme alışkanlıkları gibi diğer faktörler de akciğer sağlığını etkilemede rol oynarlar.

Haber Merkezi / Günlük tüketilmesi gerekenden daha az oranda meyve, sebze ve kuruyemiş tüketenlerin akciğer fonksiyonlarında hızlı bir düşüş gözlemlenir. Bu gıda ürünleri, akciğerlerdeki iltihaplanmayı azaltan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren antioksidanlar, bitki bazlı fitokimyasallar ve antienflamatuarlar içerir.

Araştırmalar, besin yönünden zengin beslenme ile yaşam tarzı değişiklikleri, akciğerleri kronik iltihaplanmadan korumaya ve akciğer hastalıkları ve durumlarının semptomlarını azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur.

Bazı yiyecekler, akciğerleri korumaya ve akciğer hastalıklarının ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir, örneğin:

Zerdeçal

Zerdeçalın biyoaktif bir bileşiği olan kurkumin, doğal bir antioksidandır ve antibakteriyel, antiviral, antiinflamatuar ve antikanser özelliklerine sahiptir. Bu özellikler, göz, cilt, kalp, beyin ve akciğer hastalıkları gibi çeşitli sağlık sorunlarından korunmamıza yardımcı olur. Kurkumin, solunum sağlığına iyi gelir ve akciğerde oluşan hasarları onarır.

Domates

Domates ve domates ürünleri, sigara içen veya astımı olan kişilerde solunum yolu iltihabını azaltan likopen (karotenoid bir antioksidan), iltihaplanmayı azaltan ve serbest radikallere karşı savaşan C vitamini içerir. Araştırmalara göre domates pişmiş olarak tüketildiğinde vücut likopeni daha iyi emer.

Pancar kökü

Pancar ve yeşillikler, nitrat bakımından zengindir. Nitrat, kan damarlarını gevşeten ve yüksek tansiyon seviyelerini düşüren, pulmoner hipertansiyon ve KOAH’lı kişilerde akciğer fonksiyonlarını iyileştirir. Pancar ve yeşillikler, nitrata ek olarak, bağışıklığı ve akciğer sağlığını iyileştiren C vitamini, magnezyum, potasyum ve karotenoid antioksidan içerir.

Yapraklı yeşillikler

Lahana, ıspanak ve pancar gibi yapraklı yeşillikler, iltihabı azaltan ve akciğer kanseri riskini azaltan çeşitli vitaminler, antioksidanlar ve bitki bazlı fitokimyasallar içerir.

Elma

Düzenli elma tüketimi doktoru uzak tutar diye meşhur bir söz vardır. Elma, quercetin (bir bitki besin maddesi) açısından zengindir, astım riskini ve KOAH komplikasyonlarını azaltmaya yardımcı olur. Elma ayrıca solunum yolu iltihabını azaltan ve oksidatif stresi azaltan bir anti-enflamatuar özelliğe sahiptir. Elma kabuğu, kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olan ursolik asit açısından da zengindir.

Portakal

Portakal, C vitamini ve kalsiyum açısından zengindir. Bunlar, steroid tedavisinden sonra kaybedilen besin seviyelerini yeniler, akciğerleri KOAH ve kanserlerden korur ve akciğer sağlığını iyileştirir.

Biber

Biber, özellikle kırmızı biber, akciğerleri astım ve KOAH gibi çeşitli hastalıklardan korumaya yardımcı olan C vitamini açısından zengindir. Antioksidan açısından zengin bu gıda ürünü, akciğerleri oksidatif hasardan korur ve akciğer fonksiyonlarını iyileştirir.

Yaban mersini

Yaban mersini, akciğer dokusunu oksidatif hasardan koruyan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren besinler ve antosiyaninler açısından zengindir.

Kabak

Kabaklar, akciğer fonksiyonlarını iyileştiren güçlü anti-enflamatuar ve antioksidan özelliklere sahip olan karoten, zeaksantin ve lutein gibi karotenoidler içerir.

Brokoli

Brokoli, akciğerleri sigara veya çevre kirliliğinden kaynaklanan toksinlerin neden olduğu hasarlardan koruyan sülforafan bileşiği içerir. Brokoli ayrıca kronik akciğer enfeksiyonlarını ve kanseri önlemek ve bağışıklığı güçlendirmek için serbest radikallerle savaşan güçlü bir antioksidan olan C vitamini içerir.

Mantarlar

Mantarlar, solunum yollarındaki iltihaplanmayı azaltmaya ve akciğer sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilecek D vitamini ve beta-glukanlar açısından zengindir.

Olgunlaşmamış soya fasülyesi

Olgunlaşmamış soya fasülyesi, nefes darlığı semptomlarını azaltan ve akciğer fonksiyonlarını iyileştiren izoflavonlar içerir.

Yoğurt

Yoğurt, selenyum, kalsiyum, fosfor ve potasyum dahil olmak üzere çok sayıda mineral ve antioksidan içerir. Bu besinler akciğer fonksiyonlarını artırır ve KOAH riskini azaltır.

Somon ve istiridye

İstiridye ve somon gibi bazı deniz ürünleri, omega-3 yağ asitleri, D vitamini ve çinko, bakır ve selenyum gibi çeşitli besin maddeleri içerir. Bu besinler akciğer fonksiyonunu ve solunum kas gücünü geliştirir ve sigara içenlerin KOAH’tan korunmasına yardımcı olur.

Ceviz

Ceviz, akciğer kaslarını güçlendirmeye yardımcı olan magnezyum açısından zengindir. Ayrıca akciğer iltihaplanmasını azaltan, akciğer enfeksiyonuyla savaşan ve nefes almayı kolaylaştıran omega-3 yağ asitleri içerirler.

Brezilya fındığı

Brezilya fıstığı, selenyum açısından en zengin besin kaynağıdır. Selenyum, iltihaplanma ve akciğer kanserine karşı korur, bağışıklık ve solunum fonksiyonlarını iyileştirir.

Arpa

Bu tam tahıllı gıda ürünü, oksidatif hasardan koruyan ve akciğer sağlığını iyileştiren flavonoidler (antioksidanlar) ve E vitamini açısından zengindir.

Mercimek ve fasulye

Mercimek ve beyaz, siyah, kırmızı gibi tüm fasulyeler, akciğer sağlığını iyileştirmeye ve akciğer kanseri ile KOAH’a karşı korumaya yardımcı olan lifler ve besinler açısından zengindir.

Yumurta

Yumurta, solunum yolu kaslarının gücünü artıran, hasarlı akciğer hücrelerinin onarılmasına ve normal hücrelerin büyümesine yardımcı olan protein, omega-3 yağ asitleri ve A vitamini açısından zengindir.

Kakao ve kakao ürünleri

Kakao ve bitter çikolata gibi kakao ürünleri, alerjik solunum semptomlarını ve iltihaplanmayı azaltan, hava yolunu rahatlatan ve kronik akciğer hastalıkları ve kanserlere karşı koruyan flavonoid antioksidanlar ve teobromin bileşikleri açısından zengindir.

Daha fazla bitki bazlı ürün tüketerek ve daha az işlenmiş gıda ve kırmızı et yiyerek akciğer sağlığınızı iyileştirebilirsiniz. Beslenme değişiklikleriyle bağlantılı olarak, yaşam tarzı değişikliği ve düzenli fiziksel aktivite akciğer sağlığını iyileştirir ve birçok kronik akciğer hastalığını uzak tutar.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Tarihteki Bilinen En Eski Hayvanların ‘Ne Yediği’ Ortaya Çıktı

575 milyon yıl önce Ediyakaran Dönemi’nde yaşayan hayvanların yeşil algler ve bakterilerle beslendiği anlaşıldı. İncelenen canlılar arasında bilimsel adları Kimberella ve Dickinsonia olan iki hayvan yer aldı.

Salyangoz benzeri Kimberella’nın bir ağzı ve bağırsakları olduğu, yiyecekleri tıpkı modern hayvanlar gibi sindirdiği saptandı. Boyu 1,4 metreye kadar ulaşabilen yassı ve çizgili Dickinsonia’nın ise ağzı yoktu. Bu yüzden, bu hayvanın besinleri gövdesiyle emerek sindirdiği sonucuna varıldı.

Almanya’daki GFZ Yerbilimleri Araştırma Merkezi’nden Dr. Ilya Bobrovskiy liderliğindeki bir ekip, fosilleri çıplak gözle görülebilen, yani mikroskobik boyutlarda olmayan en eski canlılardaki kimyasalları analiz etti.

Bunun sonucunda yaklaşık 575 milyon yıl önce Ediyakaran Dönemi’nde yaşayan hayvanların yeşil algler ve bakterilerle beslendiği anlaşıldı.

İncelenen canlılar arasında bilimsel adları Kimberella ve Dickinsonia olan iki hayvan yer aldı.

Salyangoz benzeri Kimberella’nın bir ağzı ve bağırsakları olduğu, yiyecekleri tıpkı modern hayvanlar gibi sindirdiği saptandı.

Boyu 1,4 metreye kadar ulaşabilen yassı ve çizgili Dickinsonia’nın ise ağzı yoktu. Bu yüzden araştırmacılar, bu hayvanın besinleri gövdesiyle emerek sindirdiği sonucuna vardı.

Hakemli bilimsel dergi Current Biology’de yayımlanan araştırmanın başyazarı Bobrovskiy, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu:

“Bulgularımız, Ediyakaran biyotasına ait hayvanların, Dickinsonia gibi tuhaf canlılardan ve Kimberella gibi daha gelişmiş hayvanlardan oluşan karışık bir ortam olduğunu gösteriyor.”

Bobrovskiy, “Özellikle Kimberella, insanların ve bugünkü diğer hayvanlarınkine benzer biyolojik özelliklere sahipti” diye ekledi.

Kimberella ve Dickinsonia fosillerini analiz eden araştırmacılar, önce modern hayvanların alametifarikası olarak görülen kolesterol izlerine rastladı.

Bunun ardından fosillerde başka moleküllere rastlanıp rastlanmayacağını araştıran ekip, bu eski hayvanlara ait olmayan diğer yağ moleküllerini buldu.

Bunların, söz konusu hayvanların ölmeden önce yediği son öğüne ait moleküller olduğu anlaşıldı. Ayrıntılı incelemeler sonucunda bu son öğünün de bakteri ve algler olduğu ortaya kondu.

Araştırma ekibinde yer alan, Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Profesör Jochen Brock, “Özellikle Kimberella’nın bağırsaklarındaki molekülleri analiz ettikten sonra tam olarak ne yediğini ve yiyecekleri nasıl sindirdiğini belirleyebildik” diye konuştu.

Kimberella’nın hangi besinlerin kendisi için iyi olduğunu kesinlikle bildiğini ve geri kalan her şeyi bağırsakları aracılığıyla filtrelediğini aktaran bilim insanı, “Fosillerdeki kimyasalları inceleyerek, hayvanların bağırsakları çoktan çürümüş olsa bile içerikleri görünür hale getirebiliyoruz” diye ekledi:

“Aynı tekniği, Dickinsonia üzerinde de kullandık ve bağırsağı olmadığını keşfettik.”

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Hamilelik Sonrası Göbek Yağı Nasıl Eritilir?

Hamilelik sonrası göbek bölgesinde oluşan yağlardan kurtulmak zor olabilir. Yeni anne olanlar, hamilelik sonrası göbek bölgesinde oluşan yağı nasıl eritecekleri konusunda gerçekten endişelenme eğilimindedirler ve her şeyi denemeye hazırdırlar.

Haber Merkezi / Hamilelik sonrası göbek bölgesinde oluşan yağlarından nasıl kurtulacağınızı mı merak ediyorsunuz?  Okumaya devam edin…

Göbek bölgesinde yağlanmanın arkasında birçok neden olabilir, bunların birçoğunun yeme veya egzersizle hiçbir ilgisi yoktur. İşte göbek yağının arkasındaki nedenleri anlamanıza yardımcı olacak birkaç örnek.

Hormonlar: Göbeğinizin etrafında yağlanma söz konusu olduğunda hormonlarınız hayati bir rol oynar. Östrojen, hamilelik sırasında kadınların göbek çevresinde kilo almasını sağlayan bir kadınlık hormonudur. Hamilelik sırasında östrojen seviyeleri önemli ölçüde azalır, böylece genellikle emzirmeye hazırlık olarak adlandırılan karın ve uyluk çevresindeki yağ depolanması artar.

Hamilelik: Hamilelik sırasında, kadının cildi bir veya iki bebeği barındıracak kadar gerilir, böylece bebek korumada kalır. Bu da kadınların hamilelik döneminde göbek çevresinden kilo alması için yeterli bir sebeptir.

Genetik yapı: Her insan farklı bir genetik yapıya sahiptir. Bazıları karın çevresinde kolayca yağ alırken, bazıları tamamen genetiği nedeniyle uyluklarının çevresinde yağ alır.

Stres : Stres, birçok kişi için kilo alımının ana nedenidir, çünkü kronik olarak stres altında olduğunuzda, vücudunuz stresle mücadele edebilmek için büyük miktarda kortizol üretmeye başlar. Yüksek düzeyde kortizol, göbek etrafında yağ depolanmasına yol açar. Yani, stres miktarı göbek boyutunuzla doğru orantılıdır.

Yanlış beslenme: Beslenmeye yanlış gıdaları dahil etmek de karın bölgesinde yağlanmya neden olabilir.

Hamilelikten sonra düz bir karın için en hızlı çözüm yolları

Emzirme: Yeni anneler için emzirme, hamilelik sonrası kilolarını oldukça kolay bir şekilde kaybetmelerinin sihirli yollarından biridir. Bunun arkasındaki mantık basittir. Emzirirken rahminiz normal boyutuna dönmeye başlar, böylece karnınız küçük ve düzgün görünür.

Doğru beslenme: Hamilelik sonrası doğru yiyecekler yemek, karın çevresindeki yağı kaybetmeye kesinlikle yardımcı olacaktır.

Alkolden uzak durun: Hamileliğiniz sırasında alkolden uzak durmuş olmalısınız, ancak karın bölgesindeki yağı da kontrol altında tutmak için şekerli, gazlı içeceklerle birlikte alkolden uzak durmanız önerilir.

Tam vücut egzersizi: Hamilelikten sonra, vücudunuzun belirli bir bölümündeki yağları azaltmanıza yardımcı olacak egzersizler hakkında çok şey duyacaksınız. Ancak burada önerdiğimiz şey, yağ kaybı dengesini korumak için tüm vücudunuzu çalıştırmanızdır çünkü bu, diğer sorunlu alanlarla birlikte karın bölgesindeki yağları da eritmenize yardımcı olacaktır.

Ağırlık ve kuvvet antrenmanı: Kardiyovasküler egzersizler, kilo verme problemlerinizin çoğunu çözebilecek egzersizlerdir.

Motive olun: Motivasyon, kilo vermenin anahtarı olmaya devam ediyor, ihtiyacınız olan tek şey, o inatçı göbek bölgenizdeki yağlardan kurtulma hedefine yönelik motive kalmak.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Sağlıklı Tahıl

Yıllar boyunca ekmek ve makarna gibi ürünler karbonhidrat dolu oldukları için kötü bir üne sahip oldular. Birçok insan, beslenmesini daha sağlıklı hale getirmek için, ekmek ve makarna gibi ürünleri beslenmelerinden çıkardılar. 

Haber Merkezi / Son dönemlerde ise, ekmekler ve makarn gibi ürünler yeniden popüler hale geliyor, ancak etiketlerinde yalnızca “tam tahıllar” içerdiği yazıyorsa.

Tahıllar düzenli beslenmemizin önemli bir parçasıdır. Tahıllar aynı zamanda beslenmemizdeki en zengin karbonhidrat kaynaklarıdır ve kalp için sağlıklı doymamış yağlar, B-kompleks vitaminleri, mineraller, lif ve bitkiye göre değişen bir dizi fitokimyasal sağlar.

Tahıllar, bitkinin 3 ana bölümünü içerir:

  • Kepek (dış lifli tabaka): Lif kaynağı, B-Vitaminleri ve demir gibi mineraller sağlar.
  • Germ (tane çekirdeği): Çoklu doymamış yağlar, vitamin –E ve mineraller içerir.
  • Endosperm (iç tabaka): Enerji sağlayan nişastalı tabaka.

Tahıllar iki çeşittir:  Tam Tahıllar ve Rafine Tahıllar

Tam tahıllar, tahılın üç ana bölümünü de içerir ve bize karmaşık karbonhidratlar sağlarlar, daha besleyici olarak kabul edilirler. Araştırmalar, prebiyotik liflerinin, iyi bakterileri besleyen dirençli nişastaların bir işlevi olan mikrobiyom üzerinde faydalı sonuçları olduğunu göstermektedir. Tahıllar içinde bulunan lifler, tokluk hissi verir ve kolesterolun dengelenmesine ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur.

Tam tahıllara birkaç örnek: Kırmızı pirinç, kahverengi pirinç, kepekli buğday, darı, kepekli ekmek, arpa, tam mısır, kinoa vb.

Rafine edilmiş tahıllar, yalnızca besin açısından eksik olan, nişasta bakımından zengin endospermi bırakır ve bize basit karbonhidratlar sağlar. Bu tahıllar Vitamin-B, E, K ve Folat gibi besinlerden yoksundur; Magnezyum, Potasyum, Selenyum, Lif vb. mineraller.

Rafine edilmiş tahıllar, tam tahıllara göre daha yüksek glisemik indekse sahiptir.

Rafine tahıllara birkaç örnek: Beyaz pirinç, rafine buğday unu, mısır unu, beyaz ekmek vb.

Ürünün içindekiler listesine bakın ve tam tahıldan bahsedilip bahsedilmediğini kontrol edin. İçerik listesinde tam tahıllardan, rafine edilmiş tahıllara oranla daha fazla bahsedilir.

Tahıl miktarı limitleri aşılırsa kilo alımına, insülin direncine, kalp hastalıklarına, inflamasyonun artmasına ve bağışıklık fonksiyonunun azalmasına neden olabilir.

Paylaşın

Dengeli Beslenme Nasıl Olur Ve Avantajları Nelerdir?

Dengeli bir beslenme, vücuda düzgün çalışması için gerekli besinleri sağlayan gıdaların bir karışımı olarak tanımlanır. Dengeli bir beslenme, meyveler, sebzeler, tahıllar ve süt ürünleri gibi tüm besin gruplarından yiyecekler içerir. Bu gıdalar, vücudun büyümesi, gelişmesi ve hayatta kalması için kullanılan  karbonhidratları, proteinleri, yağları, mineralleri, vitaminleri ve suyu sağlar.

Haber Merkezi / Ancak dengeli bir beslenme sadece tüm besin gruplarının dahil edilmesi değil, aynı zamanda oranlarıdır. Bu nedenle, dengeli beslenmenin bileşenleri, her şeyi gerekli miktarda içerecek şekilde orantılıdır.

Dengeli beslenmenin bileşenleri 

Yukarıda bahsedildiği gibi, dengeli bir beslenme, proteinler, karbonhidratlar, lipitler, vitaminler, mineraller ve su olmak üzere altı ana besin grubu altında besin sağlayan gıdalardan oluşur.

Yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivite düzeyine bağlı olarak, ortalama bir kişinin sağlığını koruması için günde yaklaşık 2.000-2500 kaloriye ihtiyacı vardır. Bu günlük kalorinin yüzde 45 ila 65’i karbonhidratlardan, yüzde 10 ila 30’u proteinlerden ve yüzde 25 ila 35’i görünür ve görünmez yağlardan gelmelidir. Su, hidrasyon için önemlidir ve vücutta kimyasal reaksiyonları gerçekleştirmek için bir ortam görevi görür. Su gereksinimi günde 2,7 ila 3,7 litre arasında değişir.

Dengeli beslenmenin faydaları

Dengeli bir beslenmenin hemen hemen tüm sağlık sorunları için her derde deva olarak görülmesi boşuna değildir. Dengeli beslenmenin faydaları şunlardır:

1. Büyüme ve gelişmeye yardımcı olur; Çocukluk yıllarında proteinler, kas ve kemiklerin büyümesi ve gelişmesi için önemlidir. Yaşlandıkça, kas gücünün onarımı ve korunması için yeterli protein gerekir. Kalsiyum ve D vitamini, güçlü kemikler ve sağlıklı dişler için çok önemlidir.

2. Kilo yönetimi için önemli; Tüketilen besinler sindirim sürecinden geçer. İşlem sırasında, günlük işleri gerçekleştirmek için kullanılan enerjiyi üretmek için parçalanır. Enerjisi yoğun, besin değeri düşük gıdalar tüketmek, besin değeri sağlamadan kalori sayımına katkıda bulunur. Gün içinde yakılandan daha fazla kalori almak yağ olarak depolanır.

3. Eksiklik hastalıkları geliştirme riskini ortadan kaldırır; İyi dengelenmiş bir beslenme, eksiklik hastalıklarını uzak tutmanın anahtarıdır. Temel besinler, vücudun iyi sağlığı destekleyen bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur.

4. Beyin gücünü artırır: İyi dengelenmiş bir beslenme, hafızayı ve öğrenme yeteneğini geliştirmek için gerekli olan yeterli miktarda omega-3 yağ asidi sağlar. Bu temel besinler aynı zamanda zayıflatıcı zihinsel bozuklukları uzak tutmak için de önemlidir.

5. Düzenli ve kaliteli uyku: İyi bir gece uykusu, vücut kaslarının onarılmasına, yenilenmesine ve gençleşmesine yardımcı olur. Uyku eksikliği çeşitli sağlık sorunlarına yol açar. Ancak iyi dengelenmiş bir beslenme, yeterli beslenmeyi sağlar ve açlık hissini giderir. Ayrıca vücudu iyi bir gece uykusuna hazırlar.

6. Enerji ve verimliliği artırır: Kötü veya çarpık beslenme planları üretkenlik üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Bir vücut temel besinlerden yoksun olduğunda, halsiz hisseder. Ayrıca, boş kalori tüketmek yalnızca anlık enerji artışlarına yol açar ve genel üretkenliği artırmaz.

7. Ömrü uzatır: Sağlıklı bir beden ve zihin, uzun ve aktif bir yaşamın yolunu açar. Bir vücut, hastalıklardan kurtulduğunda, verimli çalışması için yeterli besinleri aldığında ve yeterince uyuduğunda gençleşir ve tazelenir.

Dengeli beslenme nasıl olur?

Dengeli bir beslenme, kırmızı, mor, mavi, turuncu, sarı, yeşil ve beyaz olmak üzere yedi renk kategorisinin tümünden gıdaları içermelidir. Yemeğinizi hazırlarken bunu kriteriniz olarak düşünün. Dengeli beslenmeye ilişkin bazı ipuçları:

1. Meyve ve sebzeleri dahil edin: Tabağınızın yaklaşık yarısında mevsim meyveleri ve sebzeleri bulunmalıdır. Tüm renkleri ve çeşitleri dahil etmeye çalışın. Bunlar iyi bir antioksidan, vitamin, mineral kaynağıdır.

2. Karbonhidratlarınızı alın: Tabağınızın dörtte biri tahıl içermelidir. Tam tahılları rafine una tercih edin, çünkü birincisi besin ve vitamin açısından zengindir. Ayrıca tokluk hissi veren ve kan şekeri ve insülin seviyeleri üzerinde daha hafif bir etkiye sahip olan lif içerirler.

3. Karbonhidrat türleri: Dengeli bir beslenme tükettiğiniz karbonhidrat miktarı kadar, tükettiğiniz karbonhidrat türleri de önemlidir . Karbonhidratlar, şekerli gıdalarda bulunan karmaşık karbonhidratlar ve basit karbonhidratlar olabilir. Karbonhidratları meyvelerden, yüksek lifli kepekli tahıllardan ve sebzelerden almayı tercih edin ve basit karbonhidratlar veya ilave şekerden kaçının.

4. Proteinleri dahil edin: Proteinler tabağınızın dörtte birini oluşturmalıdır. Hem bitki bazlı proteinler hem de hayvan bazlı proteinler iyi protein kaynaklarıdır. Ancak balık, kümes hayvanları, fasulye, kuruyemiş, mercimek ve baklagiller gibi çok yönlü protein kaynakları eklemeyi unutmayın.

5. Yağlara dikkat edin: Yağları ölçülü alın. Yemeklerinizi zeytin, kanola, soya, mısır ve ayçiçeği gibi sağlıklı bitkisel yağlar kullanarak hazırlayın. Ancak hidrojene yağlardan ve trans yağlardan kaçının.

6. Baharatları ve taze yeşillikleri dahil edin: Baharatlarınızı iyi kullanın. Baharatların yiyeceklerin lezzetini ve aromasını arttırdığı bilinmektedir. Baharatlar, taze bitkilerden elde edildiğinden, aynı zamanda iyi bir bitkisel besin kaynağıdır. Bu bitkisel besinlerin antioksidan, anti-inflamatuar ve anti-kanser özellikleri vardır.

7. Bol su için: Şekerli içeceklerden ve paketlenmiş meyve sularından, yüksek miktarda ilave şeker içerdiğinden kaçının. Kahve ve çayı ise günde iki küçük fincanla sınırlayın.

8. Birkaç çiğ gıda alın: Yemek pişirmek bazı temel vitamin ve mineralleri aşındırdığı için çiğ meyve ve sebzeleri beslenmenize salata şeklinde ekleyin.

9. Probiyotikleri dahil edin: Beslenmenize yoğurt ve lor gibi fermente gıdalar ekleyin. Bunlar probiyotikler açısından zengindir ve bağırsak sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur. Bunun yanında öğünlerinize prebiyotik besinler ekleyin. Bu besinler bağırsakta iyi bakterilerin büyümesine yardımcı olur.

10. Lif çeşitleri: Beslenmenizin hem çözünür hem de çözünmez lif içerdiğinden emin olun. Çözünür lif yulaf, bezelye, fasulye, meyve ve sebzelerde bulunur. Dolgunluk hissini arttırırlar ve kolesterol ve kan şekeri düzeylerini düşürmeye yardımcı olurlar. Öte yandan, çoğunlukla kepekli tahıllarda ve meyve kabuğunda bulunan çözünmeyen lif, vücut tarafından sindirilmez ve bağırsakta yığın oluşturur. Çözünmeyen lif, sağlıklı bağırsak hareketlerini sürdürmek için önemlidir.

11. Süt ürünlerini dahil edin: Günlük beslenmenize yeterli miktarda süt ürünü ekleyin. Süt ürünleri zengin bir protein ve kalsiyum kaynağıdır. Bunlar güçlü kemikleri ve dişleri korumak için önemlidir.

12. Farklı protein kaynaklarını birleştirin: Bitki proteinleri, amino asitlerin doğru dengesini sağlamadıkları için tam proteinler değildir. Hayvan bazlı proteinlerin eklenmesi bu nedenle önemli hale gelir.

13. İşlenmiş gıdalardan kaçının: Bazı gıdalar lezzet ve raf ömrünü artırmak için işlenir. Ancak bu işlenmiş gıdalar süreç içerisinde besin değerlerini kaybederler. Ayrıca yüksek miktarda şeker ve koruyucu içerirler. Bu nedenle işlenmiş gıdalar dengeli bir beslenme gıdası değildir .

14. Tuzu azaltın: Beslenmenize çok fazla tuz eklemeyin. Yüksek tuz alımı tansiyon riskini artırır. Günlük tuz alımınızı 5-6 gram ile sınırlayın. Bunun yerine, yiyecekleri tatlandırmak için baharatları kullanın. ‘Tuz ilavesiz’ için gıda etiketlerini okuyun. Yine, yüksek miktarda tuz içerdiğinden işlenmiş gıdalardan kaçının.

15. Porsiyon büyüklüğünü izle: Porsiyon büyüklüğünüzü yakından izleyin. Dengeli bir beslenmede aşırı yemek kilo sorunlarına da yol açabilir. Unutmayın, enerji üretmek için yakılmayan kaloriler vücutta yağ olarak depolanır. Çok fazla kalori tüketmekten kaçınmak için porsiyon boyutunuzu sınırlayın.

16. Alkol alımınızı ölçün: Alkol alımınıza dikkat edin. Bir birim saf alkol, hacimce 10 ml ve ağırlıkça 8 gm’ye eşittir. Erkekler ve kadınlar, alkol tüketimini haftaya eşit olarak dağıtarak haftada 14 birim ile sınırlamalıdır. Ayrıca haftada en az iki alkolsüz gün gözlemlenmelidir. Hamile kadınlar, emziren kadınlar ve hamile kalmaya çalışan kadınlar alkolden uzak durmalıdır.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Kilo Verme Ve Proteinler

Yaşam için hayati öneme sahip olan proteinler, fiziksel gelişim ile organ ve hücre fonksiyonları için gerekli olduğu için Yaşamın Yapı Taşları olarak adlandırılır. Beslenmedeki makro besinler olarak vücut kompozisyonunun iyileştirilmesine yardımcı olan proteinler, amino asit zincirlerinden oluşur ve karbon, hidrojen, oksijen ve azot içerir.

Haber Merkezi / Hayvansal gıda kaynaklarından elde edilen proteinler, daha eksiksiz bir amino asit karışımı sağladığı için biyolojik değeri yüksek proteinler, bitki besin kaynaklarından gelen proteinler düşük biyolojik değerli proteinler olarak bilinir ve tüm amino asitleri yeterli miktarda içermezler.

Proteinlerin işlevleri:

  • Bağışıklık sistemi için antikorlar,
  • Metabolik süreçlerin düzenleyicileri olarak hormonlar,
  • Besinlerin ve oksijenin taşınması için kan proteinleri,
  • Besinlerin sindirimi ve emilimi için enzimler,
  • Kas, karaciğer ve bağırsak için önemli bir enerji kaynağı,
  • İskeletin şeklini belirleyen kolajen ve kıkırdağı oluşturur.

Yakın tarihli bir meta-analizi, yaşlı yetişkinlerin (50+), yüksek proteinli bir beslenme ile kilo verme sırasında yağsız vücut kütlesini daha etkili bir şekilde koruyabildiğini ortaya koymuştur. Araştırmaya göre, yüksek proteinli öğünlerden sonra tokluk hormonları yükselmiş ve bu da daha fazla tokluk algısı ile sonuçlanmış ve öğün miktarının azaltılmasına yardımcı olmuştur.

Ancak kilo verme diyeti uygulanırken önerilen miktardan fazla protein alımı, amino asit yıkımından kaynaklanan atıkları metabolize etme ve vücuttan atma gibi iki hayati organa, yani karaciğer ve böbreklere olan yükü artırır. Planlanan diyet günde daha fazla protein ve yetersiz kaloriden oluştuğunda, diyet proteini enerji kaynağı olarak oksitlenir ve doku proteininin parçalanması gerçekleşir. Protein-enerji oranı, farklı yaşlar ve farklı aktiviteler arasında farklılık gösterir.

Karbonhidrat ve proteinlerin sağladığı kalori aynıdır yani bu besinlerin her ikisinin de 1 gramı 4 kcal verir ancak bu besinlerin vücuda etkisi farklıdır. Yani hem karbonhidrat hem de protein dengesi gereklidir. Bu, proteinleri enerji için hızla parçalanmaktan kurtaracak ve proteinlerin vücut geliştirme ve onarım ile düzenleyici ve koruyucu işlev için kullanılmasını kısıtlayacaktır. Protein kullanımı ve birikimi, yeterli enerji alımına bağlıdır.

Herhangi bir takviyeye bağımlı olmaktansa yeterli miktarda karbonhidrat ve mikro besin ile birlikte önerilen protein alımı ile dengeli bir diyet uygulamadır.

Proteinlerin besin kaynakları:

Proteinin besin kaynakları bakliyat, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık ve kümes hayvanları ile et, kuruyemiş ve yağlı tohumlar vs.’dir.

Paylaşın

Bitki Bazlı Protein Mi Yoksa Hayvan Bazlı Protein Mi?

Protein, insan vücudundaki dokuların yapı taşı olduğu için önemli bir rol oynar. Protein biyoyararlanımı, vücudumuzda ne kadar proteinin kullanılabilir olduğu anlamına gelir. Spesifik bir protein türü, sindirilmesi, emilmesi ve diğer daha az karmaşık temel proteinlere dönüştürülebilmesi kolaysa, yüksek biyoyararlılıklı olarak kabul edilir.

Haber Merkezi / Beslenmemize yeterli miktarda protein eklemek genel sağlığımızı için çok önemlidir. Protein, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, hücre yapısının korunması, birçok kimyasal reaksiyonda katalizör, hormonların işleyişi, organ yapısının korunması ve vücudun genel olarak büyümesi ve gelişmesi gibi çeşitli işlevleri yerine getirir.

Vücut için gerekli olan proteini hem bitkilerden hem de hayvanlardan alabiliriz. Hangi kaynağın daha iyi olduğu oldukça tartışmalıdır.

Protein üretimi için yirmi amino asit çok önemlidir. Vücudumuz bu yirmi amino asitten dokuzunu kendi başına üretemez. Bu dokuz amino aside esansiyel amino asitler denir.

Hayvan kaynaklı proteinler genellikle dokuz temel amino asidin tümünü içerir, bu nedenle tam protein kaynakları olarak adlandırılır. Bazı bitki kaynaklı proteinler de tam protein kaynaklarıdır, ancak çoğu eksik olarak kabul edilir. Ancak bu eksik bitki proteinleri birleştirmek vücudumuzun gereksinimlerini karşılayabilir.

Protein açısından zengin kaynaklar

Proteinin biyoyararlanımına göre, vücudumuzun protein ihtiyacını karşılamak için çok çeşitli hayvansal ve bitkisel protein kaynakları mevcuttur, örneğin:

  • Hayvansal protein kaynakları

Tüm hayvansal protein kaynakları temel proteinler açısından zengin değildir. Zengin hayvansal protein kaynakları şunlardır:

  • Yumurta ve kümes hayvanları eti
  • Yağsız et
  • Hindi
  • Somon, kabuklu deniz ürünleri gibi deniz ürünleri ve balıklar
  • Süt, yoğurt ve peynir gibi diğer süt ürünleri

Ancak sağlığa yararı olmadığı için tavuk kanadı veya deniz ürünleri gibi işlenmiş hayvansal ürünleri tüketmekten kaçınılmalıdır.

  • Bitki protein kaynakları

Birçok bitki protein açısından zengindir ve günlük gereksinimlerimizi karşılayabilir:

  • Tofu, edamame gibi soya ürünleri
  • Fıstık gibi kuruyemişler
  • Fasulye ve baklagiller
  • Kinoa
  • Karabuğday
  • Chia tohumları ve kenevir tohumları
  • Spirulina
  • Yabani pirinci
  • Beslenme mayası

Çeşitli yiyecekler içeren bir beslenme, protein ihtiyacımızı karşılayabilir. Çeşitli proteinlerin karışımına sahip bir beslenme, birçok hastalık riskini azaltabilir. Bu nedenle beslenmenize sizi zinde ve sağlıklı tutabilecek iyi protein kaynakları ekleyin.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Çikolata Veya Yağlı Yiyecekler Sivilceye Neden Olabilir Mi?

Ölü deri hücreleri ve ciltteki yağın kıl köklerini tıkamasıyla oluşan bir tür cilt rahatsızlığı olan sivilce, kadınların ve erkeklerin, yaşamları boyunca en az birkaç kez karşı karşıya aldığı bir sorundur.

Haber Merkezi / Erkeklerin daha ciddi sivilce sorununa sahip olma olasılığı daha yüksekken, kadınlarda ise sivilce sorunu daha rastgele olma eğilimindedir.

Çikolata veya yağlı yiyecekler yemek sivilceye neden olabilir mi?

Birçok kadın çikolata veya yağlı yiyecekler yemenin sivilceye neden olduğunu düşünürken, su ana kadar yapılan araştırmalar, beslenme ve sivilce arasında bir bağlantı ortaya koyamadı.

Konunun uzmanları, yiyeceklerin sivilce üzerinde çok az etkiye sahip olduğunu ifade ediyorlar. Ancak, uzmanlar, sağlıklı beslenmenin her zaman önemli olduğunu belirtiyorlar.

Kadınlarda sivilceleri neler tetikler?

  • Ergenlik döneminde hormon değişiklikleri. Ergenlik döneminde kadınlarda androjen adı verilen erkek cinsiyet hormonlarında artış olur. Bu artış bezlerin büyümesine ve daha fazla sebum üretmesine neden olur.
  • Adet döngüsü en yaygın akne tetikleyicilerinden biridir.
  • Hamilelik ve menopoz gibi diğer hormon değişiklikleri bazı kadınlarda sivilceleri iyileştirir. Ancak bazı kadınların bu seyir tersine olur.
  • Doğum kontrol haplarının kullanımı da sivilce oluşumunda rol oynayabilir.
  • İlaçlar: Epilepsi ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar.
  • Makyaj.
  • Ciltte basınç veya sürtünme.
  • Aile de sivilce yaygınlığı.

Akne izleri için ameliyat ne zaman yapılmalı?

Akne izleriniz varsa, dermatoloğunuz ameliyat önerebilir. Lazer tedavisi, akne izlerini azaltabilir. Dermabrazyon, yüzeysel izleri giderebilen ve derin izlerin derinliğini azaltabilen bir ameliyat türüdür.

Diğer bir seçenek ise vücudun bir bölgesinden yüze yağ transferi yapmaktır. Bazı durumlarda, tek bir tedavi akne izine yardımcı olabilir. Ancak kalıcı sonuçlar için genellikle birkaç seansa ihtiyaç vardır. Akne izleri için topikal tedaviler de vardır.

Fotodinamik terapi yeni bir akne tedavisidir. Bu tedavi hafif mikrodermabrazyon ile başlar, yüzün yüzeyindeki ölü deri hücrelerini çıkarmak için kullanılır. Daha sonra cilde 30 ila 60 dakika arasında bir asit sürülür. Son olarak cilt lazerle tedavi edilir. Bu tedavi yöntemi hala araştırılmaktadır, ancak uzun vadede olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir.

Paylaşın

Kilo Vermek Zordur; Başarılı Kilo Kaybı İçin İpuçları

Kilo vermek için hızlı ve kesin bir çözüm yoktur. Kilo vermek, daha sağlıklı bir yaşam tarzı yaşamanın bir parçasıdır. Anahtar, hayatınızın geri kalanında sadık kalabileceğiniz küçük, sağlıklı değişikliklere odaklanmaktır.

Haber Merkezi / Daha sağlıklı bir yaşam için kilo verme mücadelenizde bu ipuçlarından bazılarını deneyin.

Başarı için bir plan yapın

  • İyi bir zaman seçin: Hayattaki bazı dönemler diğer dönemlere oranla daha streslidir. Taşınmak, evlenmek veya boşanmak, mezun olmak veya yeni bir işe girmek gibi büyük bir değişiklik varsa, kilo vermeye başlamak için iyi bir zaman olmayabilir.
  • Ölçülebilir gerçekçi hedefler belirleyin: İlk ayda 30 kilo vermeyi beklemeyin. Haftada 450 gr. hedef belirleyin ve takip edin.
  • Önce diğer sağlık sorunları üzerinde çalışın: Örneğin, uyku apneniz varsa, uyku apnesinin tedavisi için doktorunuzla konuşun
  • Yemeklerinizi planlayın

Sağlıklı beslenin

  • Ne yediğinizi ve neden yediğinizi düşünün: Her yemek yediğinizde ne yediğinize ve neden yediğinize dikkat edin.
  • Dışarıda yemek yerken daha küçük porsiyonlar seçin: Restoran yiyecekleri genellikle tuz, yağ ve kalori bakımından yüksektir. Küçük veya daha düşük kalorili seçenekleri sipariş edin.
  • Önce su için: Bazen açlık sandığınız şey aslında susuzluktur. 
  • İçeceklerden elde edilen kaloriler: İçtiğiniz içeceklerden edindiğiniz kalorileri günlük almanız gereken kaloriye eklemeyi unutmayın.
  • Yemek pişirmeyi öğrenin: Televizyonlardaki gibi en iyi şef olmak zorunda değilsiniz, ancak sağlıklı beslenenler, kendileri veya aileleri için birkaç basit yemek pişirmeyi bilirler.
  • Evde yemek yerken daha küçük porsiyonlar tercih edin: Porsiyon kontrolü zamanla kilo vermenize yardımcı olacaktır.

Harekete geçin

  • Kendinizi meşgul edin: Gerçekten aç değilseniz zihninizi yemeklerden uzak tutacak bir şeyler deneyin.
  • Ekran süresini sınırlayın: Ekranın, özellikle de televizyonun önünde geçirilen zaman, kilo alımıyla bağlantılıdır.
  • Ağırlık çalışın: Fiziksel aktivite yapmak sadece kilonuzu korumanıza veya vermenize yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda birçok hastalık riskinizi azaltır ve ruh halinizi iyileştirir.

Zihinsel olarak sağlıklı olun

  • Stres ile başa çıkın: Stres kilo alımını daha olası hale getirebilir. Stresi azaltmanın yollarını bulun: Meditasyon, yoga, okuma, arkadaşlarınızla ve ailenizle zaman geçirme…
  • Kendi değerinizi bilin: Fazla kilolu veya şişman olmak sizi kötü veya zayıf birisi yapmaz. Başarılı bir şekilde kilo vermek için kendinizi tanıyın. Kilo verme özveri ve azim gerektirir.

Pes etmeyin

  • Denemeye devam edin: Kilo vermenin anahtarlarından biri denemeye devam etmektir.
  • Geçici bir durum olarak kabul edin: Aşırı kiloyu veya kiloyu size geçici rahatsızlık veren bir durum olarak düşünün.
  • İlham bulun: Düğün, yaş günü veya tatil gibi tarihler belirleyin.
  • Yeni ödüller bulun: Sizi neyin iyi hissettirdiğini önceden belirleyin; uzun bir banyo yapmak, sevdiklerinizle vakit geçirmek, bir hobinin tadını çıkarmak.
  • Uykuya odaklanın: Uyku kilo kontrolünde önemli bir rol oynar. Araştırmalar, geceleri 7 saatten az uyumanın kilo alımına yol açabileceğini gösteriyor.
  • Aldığınız ilaçlar hakkında doktorunuzla konuşun
  • Farklı bir şey deneyin: Geçmişte kendi başınıza kilo vermeyi denediyseniz ve işe yaramadıysa, bir kilo verme grubuna katılmayı deneyin.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın