Üzgün ​​Ve Depresif Mi Hissediyorsunuz? Sebebi Bu Olabilir

Beslenme ile zihinsel sağlık, özellikle de üzüntü ve yalnızlık duyguları arasında güçlü bir bağlantı vardır. Farklı bir ifadeyle, ne yediğiniz ile nasıl hissettiğiniz arasında güçlü bir etkileşim mevcuttur. 

Haber Merkezi / Bu nedenle dengeli ve sağlıklı bir beslenmenin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık için çok önemli olduğu vurgulanmaktadır.

Besin eksiklikleri ve zihin sağlığı: Vitaminler, mineraller, omega-3 yağ asitleri ve amino asitler gibi temel besin maddelerinden yoksun bir beslenme, serotonin ve dopamin gibi ruh halini düzenleyen beyin kimyasallarındaki dengesizliklere katkıda bulunabilir.

Bu dengesizlikler genellikle üzüntü, kaygı ve hatta yalnızlık duygularıyla ilişkilendirilir. Meyveler, sebzeler, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar da dahil olmak üzere çeşitli tam gıdalar açısından zengin bir beslenme, optimal beyin fonksiyonunu ve duygusal dayanıklılığı desteklemek için gerekli besinleri sağlayabilir.

Kan şekeri seviyesi: Düzensiz beslenmeden kaynaklı, şekerli veya işlenmiş gıdaların sık tüketiminden veya aşırı kalori kısıtlamasından kaynaklanan dengesiz kan şekeri seviyeleri, ruh halinizi etkileyebilir. Bu nedenle kompleks karbonhidratlar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar içeren düzenli, dengeli bir beslenmeye önem verilmeli.

Bu, kan şekeri seviyelerinin sabit kalmasına yardımcı olur ve sinirlilik, düşük ruh hali ve hatta sosyal izolasyon duygularına yol açabilecek enerji çöküşlerini önler.

Bağırsak-beyin ilişkisi: Bağırsak-beyin bağlantısı bağırsaklar ve beyin arasında iki yönlü bir iletişim vardır. Özellikle bağırsaklar, zihin durumunu önemli ölçüde etkileyen serotonin ve dopamin gibi “mutlu hormonları” üretir ve barındırır.

Bu bağlantı beslenmemizden etkilenir: İşlenmiş gıdalar açısından zengin ve lif açısından düşük bir beslenme, bağırsak sağlığını bozabilir ve potansiyel olarak nörotransmitter üretimini etkileyebilir. 

Ancak lif açısından zengin gıdalar, prebiyotikler tüketerek dengeli bir bağırsak mikrobiyomunu destekleyerek zihin halini düzenleyen bu nörotransmitterlerin üretimine yardımcı olur. Sonuçta bağırsakları beslemek zihinsel sağlığı olumlu yönde etkileyebilir.

Sosyal ve psikolojik yönler: Yemekleri sevdiklerinizle paylaşmak, yemekle olumlu bir ilişki kurmak ve bilinçli yemek yeme pratiği yapmak, bağlılık duygusuna ve duygusal tatmine katkıda bulunabilir. Tersine, aşırı veya az yemek yeme, izolasyon, suçluluk ve yalnızlık duygularına yol açabilir.

Beslenme ve zihinsel sağlık söz konusu olduğunda herkese uyan tek bir çözümün olmadığını hepimiz biliyoruz. Her bireyin beslenme ihtiyaçları, tercihleri ​​ve kültürel etkileri farklıdır. Kişinin özel ihtiyaçlarına ve hedeflerine göre kişiselleştirilmiş tavsiyeler sunabilecek bir diyetisyen veya beslenme uzmanından rehberlik almak her zaman daha iyidir.

Paylaşın

Sağlıklı Bir Cilt İçin Bu Meyveleri Tüketin

Sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmak birçok kişinin ulaşmayı arzuladığı bir hedeftir. Cilt bakım ürünleri ve rutinleri cilt sağlığının korunmasında önemli bir rol oynasa da, gözden kaçırılmaması gereken önemli bir faktör de beslenmedir.

Haber Merkezi / “Ne yersen o’sun” sözü cildin durumu söz konusu olduğunda geçerli bir deyimdir. Vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve suyla dolu meyveler, sağlıklı bir cilt için oldukça önemlidir.

Sağlıklı bir cilde sahip olmak için tüketilmesi gereken meyvelerin bazıları şunlardır:

Yaban mersini, çilek, ahududu ve böğürtlen, antioksidanlar, özellikle C vitamini ve antosiyaninler açısından oldukça zengindir. Antioksidanlar serbest radikallerle savaşarak ciltteki oksidatif stresi ve iltihabı azaltır. Bu, erken yaşlanmanın önlenmesine ve genç görünümün korunmasına yardımcı olabilir.

Portakal, greyfurt, limon, kolajen üretimine yardımcı olan güçlü bir antioksidan olan C vitamini açısından zengindir. Kollajen cilt elastikiyeti için gereklidir, ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltır.

Papaya: Bu tropik meyve, peeling özellikleriyle bilinen papain adı verilen bir enzim içerir. Düzenli papaya tüketimi ölü cilt hücrelerinin temizlenmesine yardımcı olarak daha parlak bir cilt elde edilmesine yardımcı olabilir.

Karpuz: Adına uygun olarak karpuz, yüksek su içeriğinden dolayı mükemmel bir nemlendiricidir. Nemli kalmak dolgun, genç görünen bir cilt için çok önemlidir.

Avokado: Sağlıklı yağlar açısından zengin olan avokado, cildin içten dışa nemlenmesine yardımcı olur. Ayrıca cildi oksidatif hasardan koruyarak sağlığını destekleyen E vitamini de içerirler.

Kivi: Kivi, kolajen sentezine yardımcı olan ve cildin sıkılığına katkıda bulunan bir C vitamini deposudur. Ayrıca cilt sağlığının korunmasına yardımcı olan E vitamini ve K vitamini içerir.

Nar: Antioksidanlar ve polifenollerle dolu olan nar, antiinflamatuar faydalar sağlarken cilt dokusunu ve elastikiyetini iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Muz: Muz, her ikisi de cilt bütünlüğünün korunmasında rol oynayan iyi bir B6 vitamini ve C vitamini kaynağıdır. Ayrıca kolajen üretimini destekleyen manganez de içerirler.

Mango: Beta-karoten ve A vitamini açısından zengin olan mango, cilt hücresi yenilenmesini destekler ve parlak bir cilde katkıda bulunabilir.

Elma: Elma, iltihapla mücadeleye yardımcı olan bir antioksidan olan quercetin içerir. Ayrıca sindirime yardımcı olan ve dolaylı olarak cilt sağlığını etkileyebilen diyet lifi de sağlarlar.

Üzüm: Üzümde bulunan resveratrol, UV hasarına karşı koruma ve kollajen üretiminin teşviki de dahil olmak üzere çeşitli cilt yararlarıyla ilişkilendirilmiştir.

Domates: Domates, cildin güneş hasarından korunmasına yardımcı olabilecek bir antioksidan olan likopen açısından zengindir. Ayrıca kolajen oluşumunu destekleyen C vitamini de içerir.

Paylaşın

Eriğin İnanılmaz Faydaları: Kalp, Kemik, Sindirim…

Erik, tam anlamıyla vitamin ve mineral hazinesidir. Bu meyve, A, B, B1, B2, B5, B6, C, E ve K vitaminleri içerir. Vitaminlerin yanı sıra mineraller de erikte bolca bulunur: Kalsiyum, demir, magnezyum, manganez, fosfor, sodyum, potasyum ve çinko.

Haber Merkezi / Eriğin kilo kaybı ve kalp sağlığı için inanılmaz faydalarını öğrenmek için okumaya devam edin.

Kilo vermeye yardımcı olur: Uzmanlar, sağlıklı kilo vermek isteyenlere eriği önermektedirler. 100 gram erik ortalama 44 kalori içermektedir. Erik ayrıca, sindirim sistemini iyileştiren ve ağırlığı azaltan lif ve su bakımından oldukça zengindir.

Kalp sağlığını iyi gelir: Antioksidan bakımından zengin olan erik, kalp sağlığına iyi gelir. Erik ayrıca, kolesterolü ve kan basıncını kontrol altında tutmaya yardımcı olur.

Kemikleri güçlendirir: Polifenol, kemiklerin sağlıklı kalmasına yardımcı olan önemli bir bileşiktir. Polifenol açısından oldukça zengin olan erik, kemiklerin sağlıklı kalmasına yardımcı olur.

Sindirim sistemine iyi gelir: Lif açısından zengin zengin olan erik, sindirim sisteminin sağlıklı kalmasına iyi gelir.

Diyabeti riskini azaltır: Erikte bulunan biyoaktif bileşik diyabet (şeker hastalığı) riskini azaltır. Şeker hastaları, bu meyveyi ara öğün olarak tüketebilir. Erik ayrıca, kan şekerini kontrol altında tutmaya yardımcı olur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Vücutta Ürik Asidi Artıran Bu 5 Besinden Uzak Durun!

Genel olarak vücuttaki kan, yağ, kolesterol ve şeker seviyesinin farkındayız. Ancak vücuttaki bazı önemli asitlerin miktarları hakkında pek bilgi sahibi değiliz. Bunların arasında içinde ürik asitten söz edilebiliriz.

Haber Merkezi / Doktorlar vücuttaki ürik asit artışının birçok yan etkiye neden olabileceğini söylüyor. Ayrıca artritin neden olduğu hastalıklar da ürik asit artışından kaynaklanır.

Vücutta artan ürik asi eklemler arasında birikerek şiddetli ağrılara neden olur. Yediğimiz bazı besinler bu asidin fazla üretilmesinin ana sebebidir. Bazı yiyecekler, fazla olan ürik asidi dışarı atma yeteneğinizi etkileyebilecek yüksek miktarda pürin içerir.

O halde bu yazımızda yüksek düzeyde ürik asit üretimine neden olabilecek yiyeceklere bir göz atalım.

Tatlılar ve Meşrubatlar: Tatlılar ve meşrubatlar genel olarak çeşitli sorunlara yol açar. Alkolsüz içecekler çok fazla ilave şeker içerir. Bu, vücuttaki ürik asit seviyesini artırabilir.

Alkol: Alkol vücuda her şekilde zarar verir. Alkol içindeki pürin nedeniyle vücuttaki ürik asidi artırır. Bu nedenle, aşırı alkol tüketimi gut hastalığını şiddetlendirebilir.

Mısır Şurubu: Mısır şurubu bir tür yapay tatlandırıcıdır. Günümüzde dışarıda yediğimiz birçok yemeğe eklenmektedir. Mısır şurubu, mısır nişastası yapay olarak glikoz ve fruktoz ile birleştirilerek yapılır.

Özellikle dondurma, reçel, tatlılar, fast food, sos, ekmek, paketlenmiş gıdalar, şekerlemeler, çikolata, gazlı içecekler, meşrubatlar ve konserve yiyeceklere mısır şurubu eklenir. Mısır şurubu içeren bu tür yiyeceklerden kaçınılmalı.

Kırmızı et: Kırmızı et yemek de vücutta ürik asit riskini artırır. Bunun nedeni, içindeki aşırı pürinlerdir. Ürik asit seviyesini yükseltebilir ve gut hastalığına neden olabilir. Bu nedenle, kırmızı etten kaçınmak en iyisidir.

Deniz Ürünleri: Deniz ürünleri yemenin birçok faydası vardır. Ancak ringa balığı, istiridye, midye, morina balığı, ton balığı, alabalık, mezgit balığı gibi deniz balıkları yüksek miktarda pürin içerir.

Bu nedenle, bunları tüketmek vücuttaki ürik asidi artıracaktır. Bu, artrit semptomlarına neden olabilir. Bu nedenle bu tür balıklardan kaçınmak en iyisidir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Kadınlar Dikkat: 40 Yaşından Büyükseniz Bu Yiyecekleri Yemelisiniz

Sağlıklı yaşam tarzı uygulamalarını ne kadar takip edersek edelim, yaşa bağlı hem fiziksel hem de zihinsel bazı sorunlar gelişmeye başlar. Özellikle yaşlandıkça kemikler zayıflamaya başlar.

Haber Merkezi / Kemiklerin zayıflaması, vücudumuzdaki kalsiyum eksikliğinin nedenidir. Özellikle 40 yaşını aşan kadınlarda kemik gücü azalmaya başlar. Kadınlar, bunu telafi etmek için kalsiyum açısından zengin yiyecekler tüketmelidirler.

Soya fasulyesi: Soya fasulyesi, kalsiyum açısından zengindir. Kemikleri güçlendirir ve kolesterol seviyesini düşürür. D vitamini açısından da zengindir.

Yapraklı sebzeler: Lahana, brokoli, ıspanak ve diğer yapraklı sebzeler protein ve kalsiyum açısından oldukça zengindir.

Süt ürünleri: Her gün düzenli olarak aldığımız süt ve süt bazlı ürünler kalsiyum açısından oldukça zengindir. Özellikle yaşlandıkça süt çok önemlidir.

Balık: Somon ve ton balığı gibi balıklar protein ve kalsiyum açısından zengindir. Kalsiyum ihtiyacını karşılar ve içerisindeki omega 3 yağ asidi kolesterolün erimesine yardımcı olur. Benzer şekilde keçi kemiği suyu veya koyun budu çorbası içmek kemikleri güçlendirecektir.

Badem: Kalsiyum sadece besin ihtiyacını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda yaşlansak bile güçlü kalmamıza yardımcı olur. Her gün badem yemek eklem ve kas ağrılarını vb. hafifletebilir. Kemikleri güçlendirir.

Yumurta: Yumurtalar protein, kalsiyum ve D vitamini gibi besinlerle doludur. Yaşınıza ve vücut kompozisyonunuza bağlı olarak günlük tükettiğiniz yumurta sayısını artırabilirsiniz.

Tohumlar: Tohumlar kalsiyum açısından oldukça zengindir. 40 yaş üstü kişilerin protein ve diğer besin ihtiyaçlarını da karşılar.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Kan Şekerini Düşürmek İçin Yüksek Lifli 5 Sebze

Şeker (diyabet) hastaları, kan şekeri seviyesinin yükselmemesi için beslenmesine dikkat etmesi gerekmektedir. Kan şekeri seviyesinin yüksek olduğu durumlarda, şeker hastalarının beslenmesine lif oranı yüksek gıdalar dahil edilmesi tavsiye edilir.

Haber Merkezi / Lif yönünden zengin besinler, kan şekerinin ani yükselişini engeller ve ayrıca şekerin emilim sürecini yavaşlatır. Şeker hastaları tarafından tüketilebilecek lif bakımından zengin bazı sebzeleri sıraladık.

Taze fasulye: Fasulye yüksek oranda lif içeren sebzeler arasında yer alır. Taze fasulye, protein, vitamin ve birçok mineralin yanı sıra iyi bir lif kaynağıdır.

Taze fasulye, ayrıca iyi bir demir ve kalsiyum kaynağıdır. Fasulye sadece kan şekerini düşürmede yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olmaktadır.

Brokoli: Brokoli, sağlık için oldukça faydalı olan sebzeler arasında gelir. Brokoli lifin yanı sıra yüksek oranda C vitamini içermektedir. A, C, E, K ve B12 vitaminleri de brokolide bulunmaktadır.

Ayrıca brokolide bulunan fitokimyasallar kan şekeri seviyesini düşürmeye yardımcı olmaktadır.

Lahana: Lahana, lif açısından zengin olduğu için şeker hastalarının beslenmesinin bir parçası olması tavsiye edilir. Lahana, aynı zamanda uzun süre tokluk hissi verdiği için kilo vermeye de yardımcı olmaktadır.

Havuç: Havuç, yüksek lif oranı nedeniyle şeker hastalarının beslenmesine dahil edilmesi tavsiye edilen bir diğer sebzedir. Havuç ayrıca A, C ve K vitaminleri açısından da zengindir.

Kabak: Şeker hastaları, kan şekeri seviyesini kontrol altına tutmak için kabak tüketebilir. Kabak, aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olmaktadır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Şeker Hastalığına İyi Gelen 5 Sebze

Sağlık açısından oldukça faydalı olan sebzeler, hastalıklardan korunmayı sağlayan birçok doğal besin içerir. Sağlıklı olmak için kadınların günde 2 ila 3 bardak, erkeklerin ise günde 3 ila 4 bardak sebzeye ihtiyacı vardır.

Haber Merkezi / Bazı sebzeler diyabet hastaları (şeker hastalığı) için çok daha faydalı olabilir. Diyabet hastaları, bu sebzeleri tüketerek kan şekerini kontrol altına alabilir. Diyabet hastalığına iyi gelen 5 sebze:

Salatalık

Çoğu kişi, yaz aylarında salatalık yemeyi sever, salatalık vücudun nemli kalmasını sağlayan çok miktarda su içerir. Salatalıkta bulunan su içeriği, şeker seviyesini kontrol etmeye yardımcı olur. 2022 yılında yapılan bir araştırmada, salatalık yemenin şeker hastalığı dışında vücutta oluşan iltihaplardan kurtulmayı yardımcı olduğu tespit edilmiştir.

Ispanak

Diyabet hastaları, mutlaka ıspanak tüketmelidir. Yapılan bir araştırma, ıspanağın tilakoid adı verilen ve insülin duyarlılığını artıran bir zar içerdiğini ortaya koymuştur. Bu zar şeker seviyesini kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Ayrıca ıspanak suyu da çok faydalıdır.

Lahana

Lahana sağlık açısından oldukça faydalı bir sebzedir. Bu sebze diyabet hastaları için çok faydalı kabul edilir. Lahana, kan şekerini düşürmeye yardımcı olan çok miktarda lif içerir. Lahana ayrıca, sindirim sistemini de iyileştirir.

Domates

Domates, kan şekerini düşürmede yardımcı olan likopen antioksidan içerir. Domates ayrıca, bağışıklığa iyi geldiği düşünülen C vitamini açısından zengindir. Domatesin kalp sağlığına da iyi geldiği kabul edilir.

Bamya

Bamya, sağlık açısından oldukça faydalı bir sebzedir. Birçok çalışma, bamyanın kan şekerini düşürmeye yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur. Bamya, şeker emilimini yavaşlatan lif içermektedir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Yağlı Karaciğer İçin Japon Diyeti

Genel olarak, Japonların daha uzun yaşadığı ve Yağlı Karaciğer Hastalığı (FLD) dahil olmak üzere bir çok kronik hastalıktan daha az muzdarip olduğu ve bunun en önemli sebebinin de beslenme olduğu söylenir.

Haber Merkezi / Fazla yağın karaciğerde depolanması ve iltihaplanma nede olması, karaciğer yağlanması olarak adlandırılır. Karaciğeri kötü etkileyen bir hastalıktır. Şimdi, Japon diyetinin karaciğeri korumaya nasıl yardımcı olduğuna bakalım.

Japon diyeti nedir ve faydaları nelerdir?

Japon diyeti için sağlığı destekleyen yiyecekleri tüketmenin bir diyet diyebiliriz. Tüm besinler açısından zengin ve dengeli bir beslenme. Çalışmalar, Japon diyetini takip etmenin yağlı karaciğer hastalığı da dahil olmak üzere birçok kronik hastalığın görülme sıklığını azalttığını göstermiştir.

Karaciğerdeki iltihaplanmayı önlemek ve karaciğeri korumak için lif, antioksidanlar ve diğer bitkisel besinler açısından zengin sebzeler, meyveler, kepekli tahıllar ve baklagiller açısından zengin bir diyet önerilir. Diyet ayrıca, anti-enflamatuar özelliklere ve kalp koruyucu faydalara sahip mükemmel omega-3 yağ asitleri kaynakları olan balık ve deniz ürünlerini de takip eder.

Midenin yüzde 80’i dolana kadar yemek: Japon mutfağının bir diğer özelliği. Tüketilen kalori miktarını azaltır ve kilo vermeyi destekler. Aşırı yemekten kaçınılır, obezite ve sindirim bozuklukları önlenir.

Japon diyeti yağlı karaciğer hastalığını önlemeye nasıl yardımcı olur?

Bitki bazlı gıdalara vurgu yapan, kırmızı et, işlenmiş gıdalar ve şekerden kaçınan Japon diyeti, karaciğere besin sağlarlarken oluşan hasarı da gidermeye yardımcı olur.

Japon diyetinde ayrıca, pirinç ve erişte gibi karmaşık karbonhidratlar bulunur. Bunlar düşük glisemik indeks seviyelerine sahiptir. Hal böyle olunca sabırla sindirim yapılır ve kan şekeri seviyesi sorunsuz bir şekilde korunur.

Sonuç olarak, yağlı karaciğer hastalığı riski azalır.

Japon diyetinde hangi yiyecekler tüketilir?

Sebzeler: Japon diyetinde sebzelere ağırlık verilir. Sebzeler çiğ, salamura veya yarı pişmiş olarak yenebilir. Turp, patlıcan, fasulye, mantar gibi…

Meyveler: Sebzeler gibi meyveler de Japon diyetinde önemli bir rol oynar. Çilek, şeftali, üzüm gibi mevsim meyveleri daha çok tüketilir.

Tam Tahıllar: Japon diyeti pirinç, arpa, erişte ve tam tahıllar içerir.

Deniz ürünleri: Balık ve deniz ürünleri, Japon diyetinin önemli bir parçasıdır.

Bakliyat: Protein açısından zengin soya fasulyesi ve tofu gibi baklagiller de Japon diyetinde önemli bir rol oynar.

Fermente Gıdalar: Fermente gıdalar sindirim sağlığı için gerekli faydalı bakterileri içeren gıdaları içerir.

Yeşil Çay: Japonya’da geleneksel bir içecek olan yeşil çay, gün boyunca tüketilir. Yeşil çaydaki antioksidanlar sağlığa birçok yönden fayda sağlar.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Öğlen Egzersizleri İle Diyabeti Kontrol Altına Alın

Doktorlar, diyabet (şeker hastalığı) hastalarının doğru egzersiz ve doğru beslenme ile şeker seviyesini kontrol altına alabileceğini belirtiyorlar. Yapılan yeni bir araştırma bunu doğruluyor.

Haber Merkezi / Araştırmacılar, öğleden sonra aktif olmanın diyabetli kişilerde kan şekeri seviyesini kontrol etmeye yardımcı olduğunu buldular.

Araştırmayı yürüten bilim insanları, öğleden sonra aktif olanların kan şekerini günün diğer saatlerinde aktif olanlara göre daha iyi kontrol ettiğini söylediler.

Dünyanın en iyi diyabet araştırma merkezlerinden ABD’deki Jaslin Diyabet Araştırma Merkezi’nden bilim insanları, aktif kalma süresinin özellikle kan şekeri seviyesini etkileyip etkilemediğini incelediler.

Araştırma için 2.400 kişi seçildi ve fiziksel aktivitelerini ölçen bir cihazı bellerine takmaları talimatı verildi. Araştırmaya katılan denekler 4 yıl boyunca takip edildi.

Araştırma, öğleden sonra fiziksel olarak aktif olanların, kandaki şeker seviyesini kontrol etmede diğerlerine göre daha başarılı olduğunu buldu.

Egzersizin diyabet hastaları için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyan araştırmada, bazı deneklerin şeker seviyesini kontrol altında tutmak için ilaç kullanmayı bıraktığı da belirtildi.

Paylaşın

Multivitaminler Alzheimer’ı Önler Mi? Dikkat Çeken Araştırma

İnsanlar kendilerini zayıf hissettiklerinde genellikle multivitamin almaya başlarlar. Multivitaminler her zaman faydalı mıdır? Multivitaminlerin vücudu nasıl ve ne kadar etkilediğini hiç merak ettiniz mi? 

Haber Merkezi / Columbia Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nden bilim insanları, üç yıl süren bir araştırmada düzenli olarak multivitamin almanın vücut üzerindeki etkilerini inceledi.

Bilim insanları araştırmayla, günde bir kez multivitamin almanın yaşla birlikte meydana gelen hafıza kaybını önleyebileceğini ortaya koydular.

American Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanan araştırmada, 60 yaş üstü 3500’den fazla yetişkin üzerinde çalışma yapıldı.

Bir gruptan günlük multivitamin verilirken, diğer gruba üç yıl boyunca plasebo verildi. Ardından, her yılın sonunda, katılımcıların hafızasını test etmek için bilişsel değerlendirmeler yapıldı.

Araştırma, günlük multivitamin alan katılımcıların hafızasındaki gerilemenin azaldığını buldu. Plasebo alanların hafızasındaki gerileme ise yaşla birlikte devam etti.

Araştırma ayrıca, kardiyovasküler hastalıkları olan ve günlük multivitamin alanlarda iyileşmenin daha belirgin olduğunu ortaya koydu.

Multivitaminler Alzheimer’ı önler mi?

Columbia Üniversitesi’nde Nöropsikoloji Profesörü Dr. Adam M. Brickman, araştırmanın, multivitaminlerin yaş ilerledikçe bile hafızayı korumada önemli bir rol oynayabileceğini bulduğunu söyledi.

Brickman, iyi bir beslenmenin ve takviyenin, Alzheimer gibi ciddi hastalıklara karşı bilişsel egzersizlerden daha iyi sonuç verebileceğini söyledi.

Brickman, kardiyovasküler hastalığı olan kişilerde multivitaminlerin hafıza üzerinde neden daha hızlı bir etkiye sahip olduğunun ise henüz net olmadığını belirtti.

Bilim insanları, multivitamin takviyelerinin dengeli bir beslenme için iyi bir alternatif olmayacağı konusunda da uyarıyorlar.

Paylaşın