Beşiktaş’ta M. Başakşehir hazırlıkları başladı

Süper Lig’de lider durumda bulunan Beşiktaş, M. Başakşehir ile oynayacağı maçın hazırlıklarına başladı. M. Başakşehir maçı hazırlıklarına yarın yapacağı çalışmayla devam edecek.

Haber Merkezi / Beşiktaş, Süper Lig’in 30. haftasında, 12 Mart Cuma günü saat 19.00’da deplasmanda M. Başakşehir ile oynayacağı maçın hazırlıklarına, bir günlük iznin ardından bu sabah BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde yaptığı antrenmanla başladı. İlk 15 dakikası basına açık gerçekleştirilen çalışma, 1.5 saate yakın sürdü.

Teknik Direktör Sergen Yalçın yönetiminde yapılan idman; dinlenme, kondisyon ve taktik çalışmasıydı. Gaziantep FK maçında oynayan futbolcularımız, koşu, stretching ve 5’e 2 pas çalışmasıyla günü tamamladı. Diğer futbolcular; ısınma koşuları, istasyon koşuları ve stretching çalışmasıyla antrenmana başladı. 5’e 2 ve dar alanda oyun kontrol pas çalışmaları yapıldı. İdman, yarım sahada oynanan çift kale maçın ardından sona erdi.

Siyah-beyazlılar, M. Başakşehir maçı hazırlıklarına yarın (9 Mart) saat 12.00’de BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde yapacağı çalışmayla devam edecek.

Antrenmandan kareler;

Fotoğraflar: bjk.com.tr

Paylaşın

Sistem9 Yeşilyurt 3 – 1 Beşiktaş

Haber Merkezi / Beşiktaş, Misli.com Sultanlar Ligi’nin 29. haftasında 25-16, 18-25, 25-14 ve 25-16’lık set sonuçlarıyla Sistem9 Yeşilyurt’a 3-1 mağlup oldu.

Misli.com Sultanlar Ligi’nin 29. haftasında Sistem9 Yeşilyurt, Beşiktaş’ı ağırladı. Sistem9 Yeşilyurt sahadan 25-16, 18-25, 25-14 ve 25-16’lık set sonuçlarıyla sahadan galip ayrıldı.

Ligde iki galibiyeti bulunan Beşiktaş, son olarak karşılaştığı Beylikdüzü Voleybol İhtisas’ı mağlup etmişti.

Salon: Burhan Felek Vestel

Hakemler: Caner Çıldır, Uğur Ateş

Sistem9 Yeşilyurt: Cross, Buket Gülübay, Zeynep Sude Demirel, Carutasu, Scuka, Derya Cebecioğlu (İrem Nilşat Kaya, Ece Hocaoğlu Şanlı, Bihter Dumanoğlu)

Beşiktaş: Deniz Hakyemez, Sude Pehlivan, Ezgi Dilik, Rida Erlalelitepe, Seray Altay, Bengisu Aygün (Elif Teksoy, Erce Kasapoğlu, Adlin Kaymaz)

Setler: 25-16, 18-25, 25-14, 25-16

Süre: 96 dakika (27, 22, 24, 23)

Fotoğraf: bjk.com.tr

Paylaşın

Beşiktaş’ta Denizlispor maçı hazırlıkları başladı

Haber Merkezi / Süper Lig’in 27. haftasında Yukatel Denizlispor ile karşılaşacak olan Beşiktaş, maçın hazırlıklarına, üç günlük iznin ardından bu sabah BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde yaptığı çalışmayla başladı.

Beşiktaş, Süper Lig’in 27. haftasında 26 Şubat Cumaa günü Vodafone Park’ta Yukatel Denizlispor ile oynayacağı maçın hazırlıklarına, üç günlük iznin ardından bu sabah BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde yaptığı çalışmayla başladı. Basına kapalı yapılan idman, 1.5 saate yakın sürdü.

Teknik Direktör Sergen Yalçın yönetiminde yapılan antrenman, kondisyon ve taktik çalışmasıydı. İdman, sahada yapılan ısınma koşuları, istasyon koşuları ve stretching çalışması ile başladı. Pas ve dar alanda oyun kontrol pas çalışmaları yapıldı. Antrenman, yarım sahada oynanan çift kale maçın ardından yapılan şut çalışması ile sona erdi.

Sol dizinde ağrı hisseden ve yapılan MR görüntülemesinde ödem tespit edilen Cenk Tosun tedaviye alınırken, tedavilerine devam edilen Francisco Montero ile Rachid Ghezzal idmanda yer almadı. Sağ uyluk arka adalesindeki yaralanma sonrası sahaya dönüş çalışmaları süren Rıdvan Yılmaz takımdan ayrı çalıştı.

Fotoğraflar: bjk.com.tr

Paylaşın

Ufuk Yılmaz, altın madalyanın sahibi

Haber Merkezi / 97 ülkeden 1237 sporcunun katılımıyla 2019 yılında Katar’da düzenlenen Dünya Plaj Oyunları’nda Türkiye’yi temsil eden Ufuk Yılmaz, çıktığı final maçından 2 yıl sonra dünya şampiyonluğu unvanına ulaştı.

Beşiktaş’ın milli güreşçisi Ufuk Yılmaz, 97 ülkeden 1237 sporcunun katılımıyla 2019 yılında Katar’da düzenlenen Dünya Plaj Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etmiş, final müsabakasında İranlı güreşçi Pouya Rahmani’ye mağlup olarak Dünya İkincisi olmuştu.

Dünya Olimpiyat Komiteleri Birliği, şampiyonanın ardından yapılan testlerde İranlı güreşçinin doping yaptığının belirlenmesi üzerine gelişen itiraz sürecinin sonunda, birincilik unvanının milli güreşçi Ufuk Yılmaz’a geçmesine karar verdi.

Beşiktaş’tan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Ay-yıldızlı formayla Dünya Şampiyonu olarak Camiamızı gururlandıran sporcumuz Ufuk Yılmaz’ı tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.” ifadeleri yer aldı.

Fotoğraf: bjk.com.tr

Paylaşın

Özcan Arkoç, 81 yaşında hayatını kaybetti

Haber Merkezi / Türk futbolunun efsane kalecilerinden Özcan Arkoç, 81 yaşında hayatını kaybetti. Türkiye’de Vefa, Fenerbahçe ve Beşiktaş formalarını terleten Arkoç, Avusturya’da Austria Wien, Almanya’da da Hamburg takımlarında görev almıştı.

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) yapılan açıklamada, “A Milli Takımı’mız ve Türk futbolunun efsane kalecilerinden Özcan Arkoç’un Almanya’da vefat ettiğini derin bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Merhum Özcan Arkoç’a Allah’tan rahmet; ailesi, sevenleri, yakınları ve futbol camiasına başsağlığı dileriz.” ifadeleri kullanıldı.

Arkoç, 9’u A Milli olmak üzere toplam 28 maçta ay-yıldızlı formayı giymişti. Türkiye’de Vefa, Fenerbahçe ve Beşiktaş formalarını terleten Arkoç, Avusturya’da Austria Wien, Almanya’da da Hamburg takımlarında görev almıştı.

Özcan Arkoç kimdir?

Özcan Arkoç 1939 yılında Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinde dünyaya geldi. Futbola 13 yaşında Alpullu Şekerspor’da başlayan Arkoç, 1954 yılında Vefa Spor Kulübü’ne geçti. Özcan Arkoç burada 17 yaşında forma giyerek ligin en genç oyuncusu oldu.

1956-57 sezonunda da takımı başarılı olmasa da Merkez Hakem Komitesi’nce ligin en centilmen futbolculardan biri olarak seçildi. Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği “Yılın En İyi Sporcusu” oylamasında 3. oldu. Özcan Arkoç, öğrencilik yıllarında da Sultanahmet Sanat Okulu’nun kalesini korumuş ve bir keresinde ise eski Beylerbeyi, Beşiktaş ve Fenerbahçeli Birol Pekel’in de oynadığı Beyoğlu Ticaret Lisesi’ne karşı da forma giymiştir.

1958’de Fenerbahçe’ye transfer oldu. 1958-59’da İstanbul Profesyonel Ligi’nin namağlup şampiyonu olurken Fenerbahçe 18 maçta sadece 7 gol yiyerek en az gol yiyen takım oldu. Türkiye Ligi’nin ilk sezonu olan 1959 yılında ilk şampiyon olan takımda yer aldı. Galatasaray ile oynanan final maçlarında Fenerbahçe’nin kalesini korudu. İlk maçı Galatasaray 1-0 kazanırken, Arkoç, Metin Oktay’ın ünlü “ağları delen golü”nü yedi. İkinci maçta ise rakiplerini 4-0 yendiler. Fenerbahçe 16 maçta 8 gol yiyerek yine en az gol yiyen takım oldu. 59-60 sezonunda ise lig ikincisi oldular. Fenerbahçe’nin ilk Avrupa deneyimi olan Şampiyon Kulüpler Kupası eleme turunda Macar takımı Csepel SC’yi elemiş, ilk turda ise Fransa şampiyonu Nice’i zorlayıp, üçüncü maçta elenmişlerdi. 60-61 sezonunda Fenerbahçe ve Arkoç ikinci şampiyonluğa erişti. 1961-62 sezonu sırasında askerliğini yapan Arkoç, takımda fazla yer bulamadı ve üçüncü kaleci konumuna düştü. Fenerbahçe ise ligi 2. bitirdi. Sezon sonu Fenerbahçe ile parada anlaşamayıp serbest kaldı.

1962’de rakipleri Beşiktaş’a transfer oldu. İlk sezonunda bir puan farklı ikinci olsalar da Arkoç’un kalesini koruduğu Beşiktaş ligin en az gol yiyen ekibi oldu. Sonraki sezon da bir puan farkla lig ikinci oldular. Bu sezon sonrası Arkoç başarısı ile Avrupa kulüplerinin dikkatini çekti. Önce Alman kulüpleri tarafından istenen Arkoç, daha sonra Avusturya’da denendi. Austria Wien’e tarafından beğenilen Arkoç, 1964’te bu takıma transfer oldu.

Arkoç, 1964-1967 arasında 64 kez forma giydi. Daha ilk sezonunda Avusturyalı millî kaleci Gernot Fraydl’ın yerine geçti. İlk sezon ligde başarılı olmadılar, ikinci sezonunda ise 3. oldular. 66-67 sezonunda da üçüncü olsalar da Arkoç’un sayesinde ligin en az gol yiyen takımı oldular ve Avusturya Kupası’nı kazandılar.

Hamburg SV

Avusturya’daki başarılı performansı sayesinde 1967-1974 arasında Hamburg’un kalesini korudu. Daha ilk sezonunda ünlü Alman kalecilerinden Horst Schnoor’un yerini kaptı. Teknik direktör Kurt Koch, 1967-68 sezonunun ilk haftasında sahaya Arkoç ile çıktı. 19 Ağustos 1967’de SV Werder Bremen karşısında sahaya birinci kaleci olarak çıkan Arkoç, Bundesliga kariyerine şanssız bir başlangıç yaptı ve daha 20. dakikada sakatlanıp oyundan çıktı. İki hafta kaleden uzak kalan Arkoç, dördüncü haftadan itibaren kalesini geri alıp sezon sonuna kadar yerini kaptırmadı. İlk sezonunun sonunda UEFA Kupa Galipleri Kupası finalinde AC Milan’a karşı oynadı ancak Kurt Hamrin’in iki golüne engel olamadı. Bu final maçı ile birlikte ilk kez bir Türk futbolcu bir UEFA organizasyonu finalinde forma giymiş oldu.

1969-70 sezonunda Hamburg takımını yöneten Georg Knöpfle döneminde birinci kalecilikten uzak kalsa da sonraki sezon Klaus-Dieter Ochs ile birinci kaleciliğe geri döndü. 1973-74 sezonunda takımın en yaşlı futbolcusu olan Arkoç, ikinci kaleciliğe düşüp sadece 2 maçta forma giydi. Sezon sonunda futbolcu bıraktı. Erkoç, Hamburg kalesini 159 maçta korudu. Ancak ligde büyük bir başarı sahibi olamadılar. En büyük başarısı Almanya Kupası ikinciliği ve lig beşinciliği oldu.

Milli takım kariyeri

26 Ekim 1958’de Belçika ile oynanan bir özel maçta ilk kez Türkiye millî futbol takımı forması giydi. O zaman kupa usulü yapılan EURO 1960 elemelerinde ilk turun ikinci maçında kaleyi korudu. Türkiye maçı 2-0 kazansa da ilk maçı 3-0 kaybettiği için elendi. 59-62 arası millî olamayan Arkoç 62’de tekrar takıma döndü. Özel maçlarda başarılı bir performans gösterse de EURO 64 elemelerinde İtalya’ya 6-0 yenildiklerinde kaledeydi. Tekrar bir üç senelik ara sonrası bir maçlığına Austria Wien forması ile millî takıma geri döndü.

9 kez millî olan Arkoç, bunların 4’ünde Fenerbahçe, 4’ünde Beşiktaş, birinde ise Austria Wien forması giyiyordu. Oynadığı 9 maçın 5’inde gol yemedi, 4’ünde ise 1 gol yedi. Beşiktaş forması ile çıktığı bir maçta takımın kaptanlığını da yaptı. 1956’dan beri çeşitli seviyelerde millî formayı giyen Arkoç, 5 kez Türkiye Amatör, 13 kez Türkiye U-21, bir kez de B genç millî olmuştu.

Paylaşın

Beşiktaş zirve takibini sürdürdü!

Haber Merkezi / Beşiktaş, Süper Lig’in 25. haftasında Gençlerbirliği’ne konuk oldu. Beşiktaş, Eryaman Stadyumu’nda oynanan karşılaşmayı Rachid Ghezzal ve Cenk Tosun’un (2) golleri ile 3-0 kazandı. 

Bu sonuçla Beşiktaş 51 puana yükselerek aynı puandaki Galatasaray ve Fenerbahçe ile zirve mücadelesini sürdürdü. Gençlerbirliği ise 20 puanda kaldı.

Süper Lig’de Beşiktaş önümüzdeki haftayı bay geçecek. Gençlerbirliği, Denizlispor’a konuk olacak.

4. dakikada Beşiktaş, Ghezzal’ın golüyle öne geçti. Rosier’in pasında ceza sahası dışı sağ çaprazda topla buluşan Ghezzal, ayak içiyle yaptığı şık vuruşla kaleci Nordfeldt’in sağından meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 0-1

89. dakikada Beşiktaş ikinci golü buldu. Dorukhan’ın pasında savunmanın arkasına sarkan Cenk Tosun, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu filelere gönderdi: 0-2

90+4. dakikada Josef de Souza’nın topuk pasında ceza sahası sol çaprazda topla buluşan Cenk, plase vuruşla farkı üçe çıkardı: 0-3

Stat: Eryaman

Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, İbrahim Çağlar Uyarcan, Erdinç Sezertam

Gençlerbirliği: Nordfeldt, Johansson, Arda Kızıldağ, Toure, Polomat, Soner Dikmen, Furman, Candeias, Mugni (Dk. 73 Spiridonovic), Ayite (Dk. 87 İlker Karakaş), Sefa Yılmaz (Dk. 64 Stancu)

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Rosier, Welinton, Necip Uysal, Dorukhan Toköz, Josef de Souza, Hutchinson, Ghezzal (Dk. 62 Nkoudou), Ljajic (Dk. 78 Mensah), Larin (Dk. 87 Gökhan Töre), Aboubakar (Dk. 62 Cenk Tosun)

Goller: Dk. 4 Ghezzal, Dk. 89 ve 90+4 Cenk Tosun (Beşiktaş)

Sarı kartlar: Dk. 28 Ayite, Dk. 36 Furman, Dk. 78 Candeias (Gençlerbirliği), Dk. 87 Josef de Souza, Dk. 90+8 Dorukhan Toköz (Beşiktaş)

“Kazanmak bizim için değerliydi”

Karşılaşma sonrası açıklamalarda bulunan Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın özetle şunları söyledi;

“Birçok gol pozisyonu üretiyoruz ama ne yazık ki sonuçlandıramıyoruz. Goller daha erken gelseydi, daha farklı bir sonuç olabilirdi. Rakiplerimizin kazandığı haftada kazanmak bizim için değerliydi.

İttifak Holding Konyaspor ile ligde ve kupada oynadığımız maçlarda net penaltılarımız verilmedi. VAR’daki arkadaşlar çay-kahve içsin, ligde ve kupada rakiplerimizin gerisine mi düşelim, yok öyle! Bırakın herkes çıksın, oynasın. Kim iyi oynarsa o şampiyon olsun. VAR’daki arkadaşlar çok dikkatli olsunlar. Camiaların ve teknik adamların kaderleriyle oynuyorlar.

BAY haftasında Montero harici tüm oyuncular takıma dönecek. Oyuncularımız yoruluyor, kolay değil. Biraz dinleneceğiz, takıma üç gün izin verdik. Cenk attığı iki golle iyi bir dönüş yaptı. Cenk, camiamıza çok önemli hizmetlerde bulunmuş, çok kıymetli bir futbolcu. İnşallah sezon içinde bize sezon sonrasında da milli takıma ciddi katkı sağlayacak.”

“Beşiktaş’ın oyuna girenleri maçı çevirdi”

Gençlerbirliği Teknik Direktörü Mehmet Altıparmak ise maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, erken bir gol yediklerine işaret ederek, “İki takım da mutlak kazanmak için sahaya çıktı. Oyunun genelinde çok iyi oynamamıza rağmen ilk ve son 10 dakikasını kötü oynadık. Maça 1-0 mağlup başladık.” diye konuştu.

15 ila 45. dakika arasında istedikleri oyunu sahaya yansıttıklarını söyleyen Altıparmak, şöyle devam etti:

“Candeias’ın pozisyonu gol olsaydı 1-1’i yakalamış olsaydık, Beşiktaş’ı daha faklı durumlara sokabilirdik. İkinci yarı aynı oyunumuzu devam ettirmeye çalıştık. İkinci devre Beşiktaş oyunu biraz daha kendi sahasında kabul edip kontrataklarla gelmeye çalıştı. Ama biz öndeki baskıları iyi yaptık. Maçın kırılma anları var. 85. dakikada Stancu topa dokunabilse belki maç 1-1’e gelecekti, son dakikalarda belki biz aynı şeyi yapacaktık.”

Altıparmak, son bölümde risk aldıklarını dile getirerek, “Yediğimiz bir kontrayla durum 2-0 oldu, maç 3-0 bitti. Biz gerçekten büyük bölümünü çok iyi oynadığımız, çok mücadele ettiğimiz bir karşılaşmayı kaybettik. Bu saatten sonra yapacak çok fazla bir şey yok. Bizim daha çok önemli maçlarımız var. Bundan sonra onlara hazırlanacağız. Maçı Beşiktaş’a getiren oyuncu değişiklikleri oldu. Beşiktaş’ın oyuna girenleri maçı çevirdi. Bana göre bugünkü maçın özeti bu.” değerlendirmesinde bulundu.

 

Paylaşın

Beşiktaş’ta Konyaspor hazırlıkları başladı

Beşiktaş, Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final turunda İttifak Holding Konyaspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarına, başladı. Siyah Beyazlılar, maçın hazırlıklarına, yarın (9 Şubat) saat 12.00’de basına kapalı yapacağı çalışmayla devam edecek.

Beşiktaş, bu sabah BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final turunda İttifak Holding Konyaspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarına başladı. Basına kapalı yapılan idman, 1.5 saate yakın sürdü.

Teknik Direktör Sergen Yalçın yönetiminde yapılan antrenman; dinlenme, kondisyon ve taktik çalışmasıydı. Dünkü maçta oynayan futbolcular, koşu ve stretching çalışmasıyla günü tamamladı. Diğer futbolcular ise, sahada yapılan ısınma koşuları, istasyon koşuları ve stretching çalışmasıyla idmana başladı.

Pas, 5’e 2, dar alanda oyun ve minik kale maç yapıldı. Antrenman, yarım sahada oynanan çift kale maç sonrası yapılan şut çalışması ile sona erdi. Devre arası transfer döneminde kadroya dahil olan Cenk Tosun, ilk antrenmanına çıktı.

Beşiktaş, Ziraat Türkiye Kupası’nda İttifak Holding Konyaspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarına, yarın (9 Şubat) saat 12.00’de basına kapalı yapacağı çalışmayla devam edecek.

Fotoğraflar; bjk.com.tr

Paylaşın

İstanbul: Barbaros Türbesi

Dünyanın en önemli kültür, turizm, sanat, finans ve ticaret merkezlerinden biri olan İstanbul, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Barbaros Türbesi; İstanbul’un Beşiktaş İlçesi, Barbaros Anıtı’nın karşısında yer alır.

Mimar Sinan’ın eseri olan türbe, XVI. yüzyılın ünlü denizci ve kaptan-ı deryâsı Barbaros Hayreddin Paşa için yaptırılmıştır. Sekiz köşeli, önü revaklı, kubbeli, yalın bir yapıdır. Yapının içi renkli bezemelidir. Üstteki alçı pencereler vitraylıdır. Bahçesindeki 25 gömütte yakınları gömülüdür.

İstanbul’un kısa tarihi

İstanbul’un tarihi, Yenikapı Theodosius Limanı kazılarıyla gün ışığına çıkan Neolitik çağ yerleşimiyle, 8500 yıl geriye uzanmış, bu süreçte kentin geçirdiği kültürel, sanatsal, jeolojik değişim ve kent arkeolojisi hakkında yeni bir dönem açılmıştır. Şüphesiz, İstanbul’un tarihi ile ilgili en göze çarpan özelliği, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu gibi üç evrensel imparatorluğa başkentlik yapmış olmasıdır.

M.S. 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu çok genişlemiş; İstanbul, stratejik konumundan dolayı, İmparator Büyük Konstantin tarafından Roma’nın yerine yeni başkent olarak seçilmiştir. Kent 6 yılı aşkın bir sürede yeniden düzenlenmiş, surlar genişletilmiş, tapınaklar, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inşa edilmiştir. 330 yılında yapılan büyük merasimlerle, kentin, Roma İmparatorluğu’nun başkenti olduğu resmen açıklanmıştır.

Yakın çağın başladığı dönemde İkinci Roma ve Yeni Roma adları ile anılan kent, daha sonra “Byzantion” ve geç devirlerde Konstantinopolis olarak adlandırılmıştır. Halk arasında ise kentin adı tarih boyunca “Polis” olarak anıla gelmiştir. Büyük Konstantin’den sonraki imparatorların da şehri güzelleştirme çabalarının devam ettiği anlaşılmaktadır. Kentteki ilk kiliseler de Konstantin’den sonra inşa edilmiştir. Batı Roma İmparatorluğu’nun 5. yüzyılda çökmesi nedeniyle, İstanbul, uzun seneler Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) başkenti olmuştur.

Bizans döneminde yeniden inşa edilen kent, surlarla tekrar genişletilmiştir. Günümüzdeki 6492 m. uzunluğundaki ihtişamlı şehir surları, İmparator Il. Theodosius tarafından yaptırılmıştır. 6. yüzyılda nüfusu yarım milyonu aşan kentte, İmparator Justinyen idaresinde bir altın çağ daha yaşanmıştır. Günümüze kadar ulaşan Ayasofya, bu dönemin bir eseridir. 726-842 yılları arasında kara bir devir olan Latin egemenliği, 4. Haçlı seferinin 1204 yılında şehri istilası ile başlamış, tüm kilise ve manastırlar ile abidelere kadar şehir yıllar boyu talan edilmiştir. 1261’de idaresi tekrar Bizanslıların eline geçen kent, eski zenginliğine tekrar kavuşamamıştır.

İstanbul, 53 günlük bir kuşatma sonrası, 1453’te Türklerin eline geçmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in savaş tarihinde ilk defa kullanılan iri boyutlardaki topları, İstanbul surlarının aşılmasının önemli bir sebebidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti buraya taşınmış, ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen göçmenlerle şehir nüfusu arttırılmış, boş ve harap olan şehrin imar çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin eski halkına din hürriyeti ve sosyal haklar tanınarak, yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmıştır. Fetihten yüzyıl sonra ise Türk Sanatı şehre damgasını vurmuş, kubbeler ve minareler şehir siluetine hakim olmuştur.

16. yüzyıldan itibaren Osmanlı Sultanlarının Halife olmalarından ötürü, İstanbul tüm İslam dünyasının da merkezi olmuştur. Sultanların idaresinde şehir tamamen imar edilmiş, büyüleyici bir atmosfere bürünmüştür. Eski akropolde kurulu Sultan Sarayı, Boğaziçi’nin ve Haliç’in eşsiz manzarasına hakim kılınmıştır. 19. yüzyıldan itibaren Batı dünyası ile sıklaşan temaslar sonrası, camiler ve saraylar, Avrupa mimarisi tarzında, Boğaziçi kıyılarına inşa edilmeye başlanmıştır.

Kısa sürede inşa edilen birçok saray, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin de sembolleridir. 20. yüzyılın başında, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesine şahit olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken ve iç ve dış düşmanlar kendi payları için mücadele ederken; Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milletinin desteğini alarak, silah arkadaşları ile birlikte, vatan toprağının kurtarılması için mücadeleye girişmiştir. Milletin iradesi ile kazanılan Kurtuluş Savaşı’nı müteakiben; Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

Bu süreçte, başkentin Ankara’ya taşınması, İstanbul’un önemini değiştirmemiştir. Bu eşsiz şehir, büyüleyici görünümü ile dünya üzerindeki en önemli kültür-turizm-sanat-finans ve ticaret başkentlerinden biri olmayı sürdürmektedir.

Paylaşın

İstanbul: Sinan Paşa Camii

İstanbul, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Sinan Paşa Camii; İstanbul’un Beşiktaş İlçesi, Sinanpaşa Semti, Beşiktaş Caddesi üzerinde yer alır. Barbaros Anıtı’nın karşısındadır.

1553-1555 yıllarında Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Edirne’deki Üç Şerefeli Cami’nin planını daha küçük boyutlarda yineleyen yapı, 6 ayaklı camilerin öncüsüdür. Cami avlusunu, 22 mermer sütunlu, kiremit örtülü revaklar ardında medrese odaları çevrelemektedir. Yapının iç süslemeleri ince kalem işlidir.

İstanbul’un kısa tarihi

İstanbul’un tarihi, Yenikapı Theodosius Limanı kazılarıyla gün ışığına çıkan Neolitik çağ yerleşimiyle, 8500 yıl geriye uzanmış, bu süreçte kentin geçirdiği kültürel, sanatsal, jeolojik değişim ve kent arkeolojisi hakkında yeni bir dönem açılmıştır. Şüphesiz, İstanbul’un tarihi ile ilgili en göze çarpan özelliği, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu gibi üç evrensel imparatorluğa başkentlik yapmış olmasıdır.

M.S. 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu çok genişlemiş; İstanbul, stratejik konumundan dolayı, İmparator Büyük Konstantin tarafından Roma’nın yerine yeni başkent olarak seçilmiştir. Kent 6 yılı aşkın bir sürede yeniden düzenlenmiş, surlar genişletilmiş, tapınaklar, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inşa edilmiştir. 330 yılında yapılan büyük merasimlerle, kentin, Roma İmparatorluğu’nun başkenti olduğu resmen açıklanmıştır.

Yakın çağın başladığı dönemde İkinci Roma ve Yeni Roma adları ile anılan kent, daha sonra “Byzantion” ve geç devirlerde Konstantinopolis olarak adlandırılmıştır. Halk arasında ise kentin adı tarih boyunca “Polis” olarak anıla gelmiştir. Büyük Konstantin’den sonraki imparatorların da şehri güzelleştirme çabalarının devam ettiği anlaşılmaktadır. Kentteki ilk kiliseler de Konstantin’den sonra inşa edilmiştir. Batı Roma İmparatorluğu’nun 5. yüzyılda çökmesi nedeniyle, İstanbul, uzun seneler Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) başkenti olmuştur.

Bizans döneminde yeniden inşa edilen kent, surlarla tekrar genişletilmiştir. Günümüzdeki 6492 m. uzunluğundaki ihtişamlı şehir surları, İmparator Il. Theodosius tarafından yaptırılmıştır. 6. yüzyılda nüfusu yarım milyonu aşan kentte, İmparator Justinyen idaresinde bir altın çağ daha yaşanmıştır. Günümüze kadar ulaşan Ayasofya, bu dönemin bir eseridir. 726-842 yılları arasında kara bir devir olan Latin egemenliği, 4. Haçlı seferinin 1204 yılında şehri istilası ile başlamış, tüm kilise ve manastırlar ile abidelere kadar şehir yıllar boyu talan edilmiştir. 1261’de idaresi tekrar Bizanslıların eline geçen kent, eski zenginliğine tekrar kavuşamamıştır.

İstanbul, 53 günlük bir kuşatma sonrası, 1453’te Türklerin eline geçmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in savaş tarihinde ilk defa kullanılan iri boyutlardaki topları, İstanbul surlarının aşılmasının önemli bir sebebidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti buraya taşınmış, ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen göçmenlerle şehir nüfusu arttırılmış, boş ve harap olan şehrin imar çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin eski halkına din hürriyeti ve sosyal haklar tanınarak, yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmıştır. Fetihten yüzyıl sonra ise Türk Sanatı şehre damgasını vurmuş, kubbeler ve minareler şehir siluetine hakim olmuştur.

16. yüzyıldan itibaren Osmanlı Sultanlarının Halife olmalarından ötürü, İstanbul tüm İslam dünyasının da merkezi olmuştur. Sultanların idaresinde şehir tamamen imar edilmiş, büyüleyici bir atmosfere bürünmüştür. Eski akropolde kurulu Sultan Sarayı, Boğaziçi’nin ve Haliç’in eşsiz manzarasına hakim kılınmıştır. 19. yüzyıldan itibaren Batı dünyası ile sıklaşan temaslar sonrası, camiler ve saraylar, Avrupa mimarisi tarzında, Boğaziçi kıyılarına inşa edilmeye başlanmıştır.

Kısa sürede inşa edilen birçok saray, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin de sembolleridir. 20. yüzyılın başında, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesine şahit olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken ve iç ve dış düşmanlar kendi payları için mücadele ederken; Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milletinin desteğini alarak, silah arkadaşları ile birlikte, vatan toprağının kurtarılması için mücadeleye girişmiştir. Milletin iradesi ile kazanılan Kurtuluş Savaşı’nı müteakiben; Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

Bu süreçte, başkentin Ankara’ya taşınması, İstanbul’un önemini değiştirmemiştir. Bu eşsiz şehir, büyüleyici görünümü ile dünya üzerindeki en önemli kültür-turizm-sanat-finans ve ticaret başkentlerinden biri olmayı sürdürmektedir.

Paylaşın

İstanbul: Bebek Camii

Dünyanın en önemli kültür, turizm, sanat, finans ve ticaret merkezlerinden biri olan İstanbul, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Bebek Camii; İstanbul’un Beşiktaş İlçesi, Bebek Semti’ndeki Bebek İskelesi’nin yanındadır.

1912 yılında Mimar Kemalettin yaptırmıştır. Neo-klasik akımın içinde değerlendirilen yapı, 8 köşeli kasnağa oturan büyük kubbe ile örtülüdür. Kubbe yanlarda 4 yarım kubbeyle desteklenmiştir. Tuğla yapının son cemaat yeri, 4 kalın sütuna oturan 3 kubbeyle örtülüdür. Mihrap yazısı, Hattat Hüseyin Macit Ayral’a aittir.
İstanbul’un kısa tarihi

İstanbul’un tarihi, Yenikapı Theodosius Limanı kazılarıyla gün ışığına çıkan Neolitik çağ yerleşimiyle, 8500 yıl geriye uzanmış, bu süreçte kentin geçirdiği kültürel, sanatsal, jeolojik değişim ve kent arkeolojisi hakkında yeni bir dönem açılmıştır. Şüphesiz, İstanbul’un tarihi ile ilgili en göze çarpan özelliği, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu gibi üç evrensel imparatorluğa başkentlik yapmış olmasıdır.

M.S. 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu çok genişlemiş; İstanbul, stratejik konumundan dolayı, İmparator Büyük Konstantin tarafından Roma’nın yerine yeni başkent olarak seçilmiştir. Kent 6 yılı aşkın bir sürede yeniden düzenlenmiş, surlar genişletilmiş, tapınaklar, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inşa edilmiştir. 330 yılında yapılan büyük merasimlerle, kentin, Roma İmparatorluğu’nun başkenti olduğu resmen açıklanmıştır.

Yakın çağın başladığı dönemde İkinci Roma ve Yeni Roma adları ile anılan kent, daha sonra “Byzantion” ve geç devirlerde Konstantinopolis olarak adlandırılmıştır. Halk arasında ise kentin adı tarih boyunca “Polis” olarak anıla gelmiştir. Büyük Konstantin’den sonraki imparatorların da şehri güzelleştirme çabalarının devam ettiği anlaşılmaktadır. Kentteki ilk kiliseler de Konstantin’den sonra inşa edilmiştir. Batı Roma İmparatorluğu’nun 5. yüzyılda çökmesi nedeniyle, İstanbul, uzun seneler Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) başkenti olmuştur.

Bizans döneminde yeniden inşa edilen kent, surlarla tekrar genişletilmiştir. Günümüzdeki 6492 m. uzunluğundaki ihtişamlı şehir surları, İmparator Il. Theodosius tarafından yaptırılmıştır. 6. yüzyılda nüfusu yarım milyonu aşan kentte, İmparator Justinyen idaresinde bir altın çağ daha yaşanmıştır. Günümüze kadar ulaşan Ayasofya, bu dönemin bir eseridir. 726-842 yılları arasında kara bir devir olan Latin egemenliği, 4. Haçlı seferinin 1204 yılında şehri istilası ile başlamış, tüm kilise ve manastırlar ile abidelere kadar şehir yıllar boyu talan edilmiştir. 1261’de idaresi tekrar Bizanslıların eline geçen kent, eski zenginliğine tekrar kavuşamamıştır.

İstanbul, 53 günlük bir kuşatma sonrası, 1453’te Türklerin eline geçmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in savaş tarihinde ilk defa kullanılan iri boyutlardaki topları, İstanbul surlarının aşılmasının önemli bir sebebidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti buraya taşınmış, ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen göçmenlerle şehir nüfusu arttırılmış, boş ve harap olan şehrin imar çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin eski halkına din hürriyeti ve sosyal haklar tanınarak, yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmıştır. Fetihten yüzyıl sonra ise Türk Sanatı şehre damgasını vurmuş, kubbeler ve minareler şehir siluetine hakim olmuştur.

16. yüzyıldan itibaren Osmanlı Sultanlarının Halife olmalarından ötürü, İstanbul tüm İslam dünyasının da merkezi olmuştur. Sultanların idaresinde şehir tamamen imar edilmiş, büyüleyici bir atmosfere bürünmüştür. Eski akropolde kurulu Sultan Sarayı, Boğaziçi’nin ve Haliç’in eşsiz manzarasına hakim kılınmıştır. 19. yüzyıldan itibaren Batı dünyası ile sıklaşan temaslar sonrası, camiler ve saraylar, Avrupa mimarisi tarzında, Boğaziçi kıyılarına inşa edilmeye başlanmıştır.

Kısa sürede inşa edilen birçok saray, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin de sembolleridir. 20. yüzyılın başında, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesine şahit olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken ve iç ve dış düşmanlar kendi payları için mücadele ederken; Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milletinin desteğini alarak, silah arkadaşları ile birlikte, vatan toprağının kurtarılması için mücadeleye girişmiştir. Milletin iradesi ile kazanılan Kurtuluş Savaşı’nı müteakiben; Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

Bu süreçte, başkentin Ankara’ya taşınması, İstanbul’un önemini değiştirmemiştir. Bu eşsiz şehir, büyüleyici görünümü ile dünya üzerindeki en önemli kültür-turizm-sanat-finans ve ticaret başkentlerinden biri olmayı sürdürmektedir.

Paylaşın