HDP Kapatma Davası: Yargıtay Başsavcısı Sözlü Açıklama Yaptı

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) açılan davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, AYM heyetine yaklaşık 45 dakika süren sözlü açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, buradan ayrılırken gazetecilere de değerlendirmede bulundu.

Şahin, gazetecilere AYM heyetine 7 Haziran 2021 tarihli iddianameyi, 29 Kasım 2021 tarihli esasa ilişkin görüşlerini ve 3 Ocak’ta hesaplara bloke konulmasına ilişkin yazılı taleplerindeki hususları aynen tekrar ettiğini belirterek “HDP’nin terör örgütü ile alan bağının milletçe bilinen bir gerçek olduğunu” savundu.

“Neredeyse 85 milyon da davalı partinin PKK’nın güdümünde bir organ olduğunu kabul ediyor” ifadelerini kullanan Şahin, davalı partililerden kimsenin PKK’yı kınadığına ilişkin duyumuna rastlamadığını ifade etti.

Parti yöneticilerinin “PKK’yı terör örgütü olarak görmeyip silahlı halk örgütü olarak tanıdıklarını açıkça kendilerinin söylediğini” belirten Şahin, Diyarbakır Anneleri eylemini örnek gösterdi.

Diyarbakır Anneleri eylemini örnek gösterdi

“Davalı parti terör örgütünün sözde asker alma dairesi gibi faaliyet göstermektedir” diyen Şahin, “bunun en önemli delilinin zorla ya da kandırılarak örgüte götürülen çocuklar ve gençlerin annelerinin Diyarbakır il binası önünde üç yıldır devam eden eyleminin olduğunu” kaydetti.

Şahin, “Dava açıldıktan sonra da eylemlere devam ettiklerinin en büyük delili; 287 aile daha bu nöbete katılmıştır. Bu durum davalı partinin terör örgütü ile bağını koparmadığının bir ispatıdır” dedi.

Şahin, kapatma davası sürecinin seçime kadar tamamlanıp tamamlanmayacağı sorusuna ise “O yüksek mahkemenin takdiri. Bizim görevimiz bugün itibarı ile bitti. Biz tüm delillerimizi ortaya koyduk, dosyayı da sunduk. Bizim açımızdan süreç tamamlandı” yanıtını verdi.

Bundan sonra ne olacak?

Başsavcı Şahin’in sözlü açıklamasının ardından HDP yetkilileri, belirlenen bir tarihte sözlü savunma yapacak ve partinin Hazine yardımına bloke konulmasına ilişkin savunmasını da vermesinin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan AYM heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Paylaşın

AYM Başkanlığı Seçimi ‘HDP Kapatma Davası’nı Nasıl Etkileyecek?

Halkların Demokratik Partisi (HDP) kapatma davasını doğrudan etkileyecek bir durum 13 Şubat’ta görev süresi dolacak olan Zühtü Arslan’ın yerine Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanlığı seçimi olacak. AYM Genel Kurulu’ndaki dosyaların hangi gün gündeme alınacağını doğrudan başkan belirliyor. Başkanın tavrı, kapatma sürecinin uzamasına veya kılmasına yol açıyor.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Zühtü Arslan’ın AYM’deki görev süresinin 2024’te dolması nedeniyle yeniden aday olmayacağı konuşuluyor. Buna karşılık en güçlü başkan adayının, iktidara yakın üyeler blokundan çıkması bekleniyor. İktidara yakın görünen çoğunluk üyeler arasında ise iki isim öne çıkıyor: Rıdvan Güleç ve Basri Bağcı. Muhalif üyeler arasında ise başkan vekili Hasan Tahsin Gökcan.

HDP’nin Hazine yardımı hesaplarına bloke koyan Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının 7’ye karşı 8 oyla alınması, gözleri AYM’deki dengelere çevirdi. Yüksek Mahkeme’de son dönemde Başkan Zühtü Arslan’ın arasında bulunduğu 5 muhalif üye varken HDP kararındaki muhalif üye sayısının 7’ye yükselmesi dikkat çekti. Bu durumun kapatma kararı için gerekli 10 oyun bulunmasında dengeleri etkileyeceği belirtiliyor. Diğer yandan Şubat ayında yapılacak AYM başkanlığı seçimi ise kapatma davasının gidişatında belirleyici olacak.

AYM, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kapatma davası kapsamında HDP’nin Hazine yardımı hesaplarına bloke konulması talebini dün kabul etmişti. HDP’nin savunmasının alınmasına kadar geçici olarak hesaplara bloke konulmasına karar verilmişti. HDP’ye bu kapsamda 30 günlük savunma süresi tanındı.

Karardaki oy dağılımı ne anlama geliyor?

Peki AYM’nin HDP kararı ne anlama geliyor, mahkemedeki dengeleri nasıl etkileyecek?

AYM’nin kararı 15 üyeden 8’inin oyuyla alındı. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın arasında bulunduğu 7 üye karara muhalefet etti. HDP aleyhinde açılan davada karar çıkması için 15 üyenin 10 üyesinin oyu gerekiyor. Bu nedenle 7-8 şeklindeki oy dağılımı yargı kulislerinde sürpriz olarak nitelendirildi.

AYM’de şu ana kadar Başkan Zühtü Arslan, başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan, üyeler Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez, Emin Kuz muhalif kararıyla biliniyordu.

Ancak HDP bloke kararına HDP’nin savunması alınmadığı gerekçesiyle ret veren Recai Akyel, Yıldız Seferinoğlu ve Selahattin Menteş de karşı oy kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçilen Akyel, Seferinoğlu ve Menteş daha önce çoğunluk grubuyla hareket ediyordu.

Son oy dağılımı, bu üyelerin de HDP kapatma davasında “hayır” oyu vereceği beklentisi yarattı. Ancak karardaki muhalif gerekçenin esasa ilişkin değil usul yönünden olması nedeniyle kapatma kararında üyeler farklı oy tercihinde bulunabilir.

Kararda, muhalif olan üyelerin gerekçesi “HDP’nin savunması alındıktan sonra bloke kararının görüşülmesi” oldu. Ancak kulislerde, 7 üyeden bazılarının bloke kararı verilmesi halinde bunun kapatma kararı öncesinde “ihsas-ı rey” anlamına geleceği endişesini taşıdığı öğrenildi.

“İhsas-ı rey”, bir davada tarafını önceden belli etmek anlamına geliyor.

Kapatma kararı için 10 üyenin oyunun gerekmesi nedeniyle 7 kişilik son muhalif üyelerden ikisinin tercihini değiştirmesi gerekiyor. Aksi durumda HDP hakkında kapatma kararı çıkmaza girecek.

AYM’de kritik başkanlık seçimi

HDP kapatma davasını doğrudan etkileyecek bir durum ise 13 Şubat’ta görev süresi dolacak olan Zühtü Arslan’ın yerine AYM Başkanlığı seçimi olacak. AYM Genel Kurulu’ndaki dosyaların hangi gün gündeme alınacağını doğrudan başkan belirliyor. Başkanın tavrı, kapatma sürecinin uzamasına veya kılmasına yol açıyor.

Peki kulislerde Zühtü Arslan yerine başkanlık için kimlerin adı geçiyor?

Zühtü Arslan’ın AYM’deki görev süresinin 2024’te dolması nedeniyle yeniden aday olmayacağı konuşuluyor. Buna karşılık en güçlü başkan adayının, iktidara yakın üyeler blokundan çıkması bekleniyor.

İktidara yakın görünen çoğunluk üyeler arasında ise iki isim öne çıkıyor: Rıdvan Güleç ve Basri Bağcı. Güleç, muhafazakâr yapısıyla bilinirken Basri Bağcı ise milliyetçi-muhafazakar çizgide görülüyor Bağcı’nın uluslararası hukuk alanında yüksek lisans yapması, bir dönem Adalet Bakanlığı’nda bürokrat olması kulislerde şansını arttıran öğeler olarak yorumlanıyor. Sayıştay kökenli olan Güleç’in ise İngilizce ve Almanca bilmesinin, uluslararası ilişkilerde ön plana çıkmasını sağlayacağı ifade ediliyor.

Diğer yandan adayın belirlenmesinde doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan gelecek işaretin de etkili olacağı ifade ediliyor. Muhalif üyeler arasında ise başkan vekili Hasan Tahsin Gökcan’ın adaylık için istekli olduğu öğrenildi.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın Görevi Sona Erecek Mi?

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Halkların Demokratik Partisi (HDP) aleyhine Hazine yardımına bloke koyulması yönündeki kararında muhalif tutum sergileyen Yüksek Mahkeme Başkanı Zühtü Arslan’ın yeniden seçilip seçilmeyeceği konuşuluyor.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) HDP’ye ilişkin kararına internet sitesinde yer vermesiyle birlikte oylama tablosunda üyelerin nasıl tutum aldığı da netleşti.

AYM’nin kararına göre; Zühtü Arslan, Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım, Recai Akyel, Yusuf Şevki Hakyemez, Yıldız Seferinoğlu ile Selahaddin Menteş’in, Hazine yardımı engellemesine karşı oy verdi.

HDP aleyhindeki karara muhalif tutum alan bu AYM üyeleri, aynı zamanda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebini görüşmek için HDP’nin savunmasını almak gerektiğini de ifade etti.

Karara muhalefet eden AYM Başkanı Arslan’ın görev süresi 13 Şubat 2023’te sona erecek.

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’nun aktardığına göre, başkanlık seçimi, salt çoğunluk esasıyla yapıldığı için de HDP’ye ilişkin kararda olduğu üzere 15 üyeden oluşan AYM’de önümüzdeki haftalarda yapılacak başkanlık seçiminde sekiz üyeye karşı yedi denklemi oluşması ihtimali gündemde.

Arslan, geçmişte iki kez seçildiği AYM Başkanlığı görevine yeniden aday olması ihtimali konusunda henüz kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadı. Ancak aday olması durumunda iktidar cephesi açısından Ankara kulislerinde dile getirilen “rahatsızlık” nedeniyle Arslan’ın seçilemeyebileceği görüşü aktarılıyor. Bu nedenle Arslan’ın Başkanlık görevine aday olup olmayacağı merak konusu.

AYM Başkanı, üyeler arasından dört yıllığına seçiliyor ve Zühtü Arslan ilk kez 10 Şubat 2015’te, ikinci kez 25 Ocak 2019’da başkanlığa seçilmişti. Şimdi AYM üyeleri arasında gizli oylamayla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu esasıyla yeniden kimin seçileceği önümüzdeki günlerde duyurulacak seçim gününde belirlenecek.

Bu arada Arslan, 17 Nisan 2012’de AYM üyeliğine seçildiği ve Anayasa uyarınca üyelerin görev süresi 12 yıl olduğu için başkan olmasa da üye olarak normal koşullarda 2024 yılı Nisan ayına kadar görevde olacak.

AYM 30 gün içinde yeniden değerlendirme yapacak

AYM’nin başkanlık seçimiyle birlikte yorumlanan HDP kararında ise şöyle denildi:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Halkların Demokratik Partisine ödenen ya da ödenecek Devlet yardımının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulması talebini içeren 13/12/2022 tarihli ve 36321649/2022/1 sayılı dilekçesi ile 3/1/2023 tarihli ve 2021/2 Esas (Siyasi Parti Kapatma) sayılı dilekçesi ve ekleri incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tedbir talebini içeren yazı ve eklerinin, talep hakkında karar verilmeden önce Halkların Demokratik Partisine gönderilerek savunmasının alınmasına gerek olmadığına, Zühtü Arslan, Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım, Recai Akyel, Yusuf Şevki Hakyemez, Yıldız Seferinoğlu ile Selahaddin Menteş’in karşı oyları ve oyçokluğuyla,

-Davalı partiye ödenen devlet yardımının bulunduğu banka hesabına 2023 yılında ödenen veya ödenecek devlet yardımı yönünden tedbiren bloke konulmasına; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuya ilişkin dilekçe ve eklerinin davalı Partiye tebliğ edilerek savunma için 30 gün süre verilmesine; savunmanın alınmasından sonra tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesine, Zühtü Arslan, Engin Yıldırım, M. Emin Kuz, Yusuf Şevki Hakyemez, Yıldız Seferinoğlu ile Selahaddin Menteş’in karşı oyları ve oyçokluğuyla…”

Bu karar uyarınca AYM, 30 gün içinde HDP’nin yapacağı savunma sonrasında Hazine yardımı kararına blokajı yeniden değerlendirecek.

Paylaşın

HDP’li Ebru Günay: Mutlaka Kazanacağız

HDP Sözcüsü Ebru Günay, AYM’nin partinin Hazine yardımı hesaplarına bloke konulması kararına ilişkin, “Partimizi güçsüz bırakmak, seçim çalışmasını yürütmesini engellemek, kolumuzu kanadımızı kırmaya çalışanlara birkaç sözümüz var. Partimizi tanımayanlar, yılların direniş geleneğinen bihaber olanlar, devlet ocaklarında kurulan ve büyütülen, ayakkabı kutularından, ranttan ve gasptan beslenen partiler, halkın gücünün ne olduğunu bilemezler” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Günay, konuşmasının devamındaBizim gücümüz seçim sabahı ekmek arasına peynir koyarak sandık sandık gezen annelerdir. Bizim seçim coşkumuz, geceden sabaha sokak sokak afiş, bayrak çalışması yürüten ve oradan işe giden gençlerdir. Ev ev gezerek yaşamı değiştiren ve dönüştüren kadınlardır. Sandık başlarına ceplerinde iplerle giden annelerimizdir. Bizim pusulamız özetle halklardır, halkın ‘Artık yeter, değişim istiyoruz’ diyen çığlığıdır.” dedi ve ekledi:

“Bizim için en büyük Hazine yardımı bu davaya gönül veren milyonlardır, emekçi halkımızdır. Bu karar bizi yıldıramayacak, aksine faşizme karşı olan öfkemizi daha da büyütecektir. Şimdi daha inançlı ve daha kararlıyız. Şimdi daha mücadeleciyiz. Şimdi daha umutluyuz geleceğe dair. Çünkü bizler daha büyük geliyoruz. Mutlaka kazanacağız.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) partinin Hazine yardımı hesaplarına bloke konulması kararına ilişkin açıklamada bulundu. Günay, şunları söyledi:

“AYM bir kez daha Evrensel hukuk ilkelerinden yoksun, bütünüyle siyasi, utanç verici bir karara imza atmıştır. Demokratik siyasete bir daha vurulmuştur bugün. Demokratik siyasete düşman bir iktidarın yarattığı iklim bu kararın sebebidir. Bu karar halkın iktidara olan öfkesini bilemiş, inancını ve kararlılığını daha fazla büyütmüştür. Kimsenin kuşkusu olamasın, bugünün sonunda kazanan bizler olacağız, Türkiye halkları olacaktır.”

Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığının daha önce iki kez yaptığı başvuruyu reddeden AYM, bu kez siyasi baskılara dayanamamıştır. Bu karar ihsası reyi dahi aşan bir karardır. Usul esasları ayaklar altına alınmıştır. Bu karar meşruiyetten yoksundur, hiçbir izahatı yoktur. Türkiye halklarının nezdinde mahkum edilmiştir ve kabul edilemez bir karardır.

Hazine yardımının yapılmasına birkaç gün kala talebi işleme alması, üstüne böyle bir karar çıkması, mahkeme üyelerinin açık siyasi baskı altında olduğu izlenimini doğrulamakta, adil kararlar vermesi önünde engeller olduğunu bir kez daha göstermiştir. Süregelen bir davanın ortasın alınan bu karar mahkeme üyelerinin nasıl baskı altında olduğunu ve siyasi nefretin boyutunu gözler önüne sermektedir.

Bu karar, Hazine yardımı seçimlere birkaç ay kala Türkiye’nin üçüncü büyük partisine değil ÖSO çetelerine, beşli çeteye, yandaş patronlara, ranta ve talana gitsin kararıdır. Mafya ile iltisaklı, rant ve talan ilişkilerine batmış, milliyetçi hamasetten başka bir şey bilmeyen siyasi nefreti köpürtenler, halk nezdinde mahkum olmuşlardır.

Partimizi güçsüz bırakmak, seçim çalışmasını yürütmesini engellemek, kolumuzu kanadımızı kırmaya çalışanlara birkaç sözümüz var. Partimizi tanımayanlar, yılların direniş geleneğinen bihaber olanlar, devlet ocaklarında kurulan ve büyütülen, ayakkabı kutularından, ranttan ve gasptan beslenen partiler, halkın gücünün ne olduğunu bilemezler.

Bizim gücümüz seçim sabahı ekmek arasına peynir koyarak sandık sandık gezen annelerdir. Bizim seçim coşkumuz, geceden sabaha sokak sokak afiş, bayrak çalışması yürüten ve oradan işe giden gençlerdir. Ev ev gezerek yaşamı değiştiren ve dönüştüren kadınlardır. Sandık başlarına ceplerinde iplerle giden annelerimizdir. Bizim pusulamız özetle halklardır, halkın ‘Artık yeter, değişim istiyoruz’ diyen çığlığıdır.

Bizim için en büyük Hazine yardımı bu davaya gönül veren milyonlardır, emekçi halkımızdır. Bu karar bizi yıldıramayacak, aksine faşizme karşı olan öfkemizi daha da büyütecektir. Şimdi daha inançlı ve daha kararlıyız. Şimdi daha mücadeleciyiz. Şimdi daha umutluyuz geleceğe dair. Çünkü bizler daha büyük geliyoruz. Mutlaka kazanacağız.”

Paylaşın

HDP’den AYM’nin Kararına Tepki: İktidar Talimatı İle Uygulanan Bir Hak Gaspı

HDP, AYM’nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kapatılma istemiyle açılan davada, partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına tedbiren bloke konulması talebini kabul etmesine tepki gösterdi. 

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP), kararın “hak gaspı” olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Partinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Hazine yardımı bulunan hesaplarımıza bloke kararı, iktidar talimatı ile uygulanan bir hak gaspıdır. Adil, demokratik bir seçim sürecini engellemeye ve seçmen iradesini yok saymaya dönük olan bu karar ne iktidarın kaybetmesine engel olur, ne bizim daha büyük kazanmamıza!” denildi.

Ne olmuştu?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması davasında hazırladığı iddianamede partinin hesaplarına tedbiren bloke konulmasını talep etmiş, bu talep AYM tarafından reddedilince 19 Aralık’ta talebini tekrarlamıştı.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) hazine yardımı hesabına geçici olarak bloke koyma kararı aldı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP’ye ödenen hazine yardımının kesilmesi talebiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne dün yanıt verdi. Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen 11 sayfalık yazıda, bir kez daha HDP’nin “PKK ile irtibatının” dava sürecinde de devam ettiği belirtildi.

Başsavcılık, “hazine yardımının parti dışı faaliyetlerde kullanılmasının engellenmesi için HDP’nin hazine yardımı ödenen hesaplarına bloke konulması” gerektiğini ifade etti.

HDP, bir ay içerisinde savunmasını yapacak. Bir ay sonra tedbir kararı gözden geçirilerek, tedbire devam ya da tedbir sonlandırılsın kararı verilecek. HDP’ye bu sene 179 milyonu 10 Ocak’a kadar olmak üzere 539 milyon TL hazine yardımı yapılacaktı.

Kapatma davası süreci nasıl işleyecek?

Anayasa Mahkemesi’nde 10 Ocak günü ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, davanın esasına ilişkin sözlü beyanlarda bulunacak. Şahin’in beyanlarının ardından HDP’ye sözlü savunma için bir ay süre verilecek.

Bu aşama tamamlandıktan sonra AYM Başraportörü, davaya ilişkin esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu rapor AYM üyelerine dağıtılacak.

Anayasa Mahkemesi Başkanı, raporun dağıtılmasından sonra belirli bir gün tespit ederek kapatma davasının esastan görüşme aşamasını başlatacak. Bu görüşme sonunda kapatma kararı çıkıp çıkmayacağı belli olacak. Kapatma kararı alınabilmesi için 3’te 2 oy çoğunluğu aranacak.

HDP’ye yönelik davanın 843 sayfalık iddianamesinde, partinin temelli kapatılması ve Hazine yardımlarından tamamen yoksun bırakılması istenmişti. 451 partili hakkında ise siyasi yasak talep edilmişti.

Paylaşın

AYM’den HDP’nin Hazine Yardımına Bloke Kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemiyle açılan davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına tedbiren bloke konulması talebini kabul etti.

Haber Merkezi / Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması davasında hazırladığı iddianamede partinin hesaplarına tedbiren bloke konulmasını talep etmiş, bu talep AYM tarafından reddedilince 19 Aralık’ta talebini tekrarlamıştı.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) hazine yardımı hesabına geçici olarak bloke koyma kararı aldı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP’ye ödenen hazine yardımının kesilmesi talebiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne dün yanıt verdi. Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen 11 sayfalık yazıda, bir kez daha HDP’nin “PKK ile irtibatının” dava sürecinde de devam ettiği belirtildi.

Başsavcılık, “hazine yardımının parti dışı faaliyetlerde kullanılmasının engellenmesi için HDP’nin hazine yardımı ödenen hesaplarına bloke konulması” gerektiğini ifade etti.

HDP, bir ay içerisinde savunmasını yapacak. Bir ay sonra tedbir kararı gözden geçirilerek, tedbire devam ya da tedbir sonlandırılsın kararı verilecek. HDP’ye bu sene 179 milyonu 10 Ocak’a kadar olmak üzere 539 milyon TL hazine yardımı yapılacaktı.

HDP: İktidar talimatı ile uygulanan bir hak gaspı

HDP, kararın “hak gaspı” olduğu değerlendirmesinde bulundu. Partinin Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Hazine yardımı bulunan hesaplarımıza bloke kararı, iktidar talimatı ile uygulanan bir hak gaspıdır. Adil, demokratik bir seçim sürecini engellemeye ve seçmen iradesini yok saymaya dönük olan bu karar ne iktidarın kaybetmesine engel olur, ne bizim daha büyük kazanmamıza!” denildi.

Kapatma davası süreci nasıl işleyecek?

Anayasa Mahkemesi’nde 10 Ocak günü ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, davanın esasına ilişkin sözlü beyanlarda bulunacak. Şahin’in beyanlarının ardından HDP’ye sözlü savunma için bir ay süre verilecek.

Bu aşama tamamlandıktan sonra AYM Başraportörü, davaya ilişkin esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu rapor AYM üyelerine dağıtılacak.

Anayasa Mahkemesi Başkanı, raporun dağıtılmasından sonra belirli bir gün tespit ederek kapatma davasının esastan görüşme aşamasını başlatacak. Bu görüşme sonunda kapatma kararı çıkıp çıkmayacağı belli olacak. Kapatma kararı alınabilmesi için 3’te 2 oy çoğunluğu aranacak.

HDP’ye yönelik davanın 843 sayfalık iddianamesinde, partinin temelli kapatılması ve Hazine yardımlarından tamamen yoksun bırakılması istenmişti. 451 partili hakkında ise siyasi yasak talep edilmişti.

Paylaşın

Kapatma Davasında HDP Adına Savunmayı Eş Başkanlar Yapacak

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, ilk kez, Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görülecek olan kapatma davasında HDP adına savunmayı eş genel başkanlar olarak kendisinin ve Mithat Sancar’ın yapacağını açıkladı.

Buldan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kapatma davası sonuçlanmadan partiye verilecek Hazine yardımına tedbir konulması talebinin “hukuksuz” olduğunu söyledi. Buldan, “Anayasa Mahkemesi bu talebi reddetmeli” dedi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan Buldan, ilk kez, kapatma davasında HDP adına savunmayı eş genel başkanlar olarak kendisinin ve Mithat Sancar’ın yapacağını açıkladı.

Parti avukatları ile savunma hazırlıklarını sürdürdüklerini ve her olasılığa karşı hazırlıklarını yaptıklarını belirten Buldan, “Seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız” diye konuştu.

HDP hakkındaki kapatma davasını görüldüğü Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, siyasi partilere yapılacak Hazine yardımından HDP’ye düşen paya tedbir konularak ödenmemesi talebini Perşembe günü görüşecek.

HDP itiraz etti: Bloke talebi incelenmeden reddedilmeli

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu ise bugün Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak, hem davanın seçim sonrasına bırakılmasını istedi, hem de “Hazine yardımı kesilmesi” talebine itiraz etti.

HDP Genel Başkan Yardımcısı Rüştü Tiryaki, “Umarın AYM, bu talebi incelemeden reddeder, aksi bir karar AYM’nin seçimlere müdahale etmesi anlamına gelecektir” dedi.

Komisyon eş sözcüsü Nuray Özdoğan da Anayasa’nın 69. Maddesi uyarınca, kapatma davası sürerken, bir partinin hesaplarına bloke konulması ya da kesilmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Buldan: B, C planlarımız olacak; seçmeni seçeneksiz bırakmayacağız

HDP yönetimi de, “Hazine yardımının kesilmesinin” zaten kapatma davası kapsamında öngörülen bir yaptırım olduğuna işaret ederek, AYM’nin hesaplara bloke konulması yönünde karar vermesinin “ihsası rey” anlamına geleceğine işaret ediyor. HDP’de bu talep, “AYM kararını etkileme çabası” olarak görülüyor.

HDP EŞ Genel Başkanı Pervin Buldan da, AYM’nin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılının bu talebini reddetmesi gerektiği görüşünde.

HDP’nin kapatılmasının iktidara hiçbir yarar sağlamayacağını kaydeden Buldan, ne kendilerinin ne de seçmenin “boş durmayacağını, evde oturmayacağını” söyledi: Mutlaka B, C planlarımız olacak. Ona göre tedbirlerimizi alacağız, hiçbir şekilde seçmenimizi seçeneksiz bırakmayacağız. Bu konuda kararlıyız.

Paylaşın

HDP’den Anayasa Mahkemesi’ne ‘Kapatma’ Başvurusu: Siyasete Müdahale

HDP Milletvekilleri Mehmet Rüştü Tiryaki, “Olağan koşullarda yapılacak seçimlere 6 aydan kısa bir süre kaldı. Daha erken bir seçimin yapılması tartışması sürüyor. Bugün de iktidarın küçük ortağının böyle bir çağrısı olduğunu gördük. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının seçimlere müdahale anlamına gelecek, seçim yarışının adil bir biçimde yürütülmesinin önüne geçecek bir talepte bulunmuş oldu.” dedi ve ekledi: 

“Biz doğrudan AYM’ye bir başvuru yaptık. Özü itibariyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu talebinin AYM’nin kuruluş yasasına ve ceza yasasına aykırı olduğu yönünde tespitimiz var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın talebi doğrudan siyasete, Türkiye’de zaten sınırlı olan demokrasiye bir müdahale anlamına geliyor. Umarın AYM bu talebi incelenmeksizin reddeder ve aksi bir karar AYM’nin seçimlere müdahale etmesi anlamına gelecektir.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) parti kapatma davasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuru yaptı. Davanın seçim sonrasına bırakılmasını istedi.

Konuya ilişkin parti genel merkezinde Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Özdoğan, milletvekilleri Mehmet Rüştü Tiryaki ve avukatlarla bir basın toplantısı düzenleyen HDP, ayrıca Yargıtay cumhuriyet başsavcısı Bekir Şahin’in hesaplara bloke konulması talebini siyasete doğrudan müdahale olarak değerlendirdi.

Tiryaki: Talep incelemeden reddetmeli

Toplantıda ilk olarak Demokratik Yerel Yönetimler Kurulundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki söz aldı.

Yargıtay’ın partinin hesaplarına bloke konulmasıyla ilgili başvurusuna dair henüz bir tebligatın yapılmadığını belirten Tiryaki şunları söyledi:

Olağan koşullarda yapılacak seçimlere 6 aydan kısa bir süre kaldı. Daha erken bir seçimin yapılması tartışması sürüyor. Bugün de iktidarın küçük ortağının böyle bir çağrısı olduğunu gördük. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının seçimlere müdahale anlamına gelecek, seçim yarışının adil bir biçimde yürütülmesinin önüne geçecek bir talepte bulunmuş oldu.

Biz doğrudan AYM’ye bir başvuru yaptık. Özü itibariyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu talebinin AYM’nin kuruluş yasasına ve ceza yasasına aykırı olduğu yönünde tespitimiz var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın talebi doğrudan siyasete, Türkiye’de zaten sınırlı olan demokrasiye bir müdahale anlamına geliyor.

Umarın AYM bu talebi incelenmeksizin reddeder ve aksi bir karar AYM’nin seçimlere müdahale etmesi anlamına gelecektir.

Özdoğan: HDP halkın emeğiyle kurulan bir partidir

Daha sonra söz alan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Özdoğan da kapatma davası sürerken hesaplara bloke konulamayacağını ifade etti:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebi zaten siyasi bir süreç olarak tanımladığımız iddiamızın altını kalınca çizmiş oldu. Bir seçim sürecindeyiz ve HDP yönelik kapatma davasının yanı sıra Kobanê davasında gelinen süreçte siyasetçilerin halen tutuklu olması iktidarın HDP’nin olmadığı bir seçim süreci istemektedir. Bunu da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının eliyle yapmak istemektedir.

Biz hep söyledik, yargı siyasetin aracı olmasın, siyasetin eli olmasın. Kapatma davası ne yazık ki birçok başlıkta basınla paylaşılan ve bizim sonradan duyduğumuz bir şekilde gerçekleşiyor. Seçimi kazanmanın aracı haline dönüştürülmüş durumunda.

Başsavcılık hukuksal bir merci, mevzuatı bilmeyen bir kurum değil. Mevcut yasada Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası sürerken, bir partinin hesaplarına bloke konulması ya da hesaplarının kesilmesi söz konusu değil. Anayasa 69/7 açık. Başsavcılık bu maddeyi bilmektedir, bunu bile bile siyasetçilerin açıklamalarının akabinde bir talepte bulunmaktadır.

Siyasetçilerin açıklamalarını takip eden bir Yargıtay Başsavcılığıyla karşı karşıyayız. Hukuksal süreçleri değil, siyaseti veri alan bir başsavcılık var karşımızda. HDP gibi güçlü bir siyasi gelenek, elbette yardımlarla hazineden alınan paralarla kurulmadı. Halkın emeği ve mücadelesiyle kurulan bir partidir. Hazine yardımı da hak edilen meşru bir haktır. Partiye yönelik sopa gösterme politikası karşılık bulmayacaktır. Elbette HDP ve HDP siyaseti devam edecektir.

Erol: Talebin hukuksal bir yönü yok

HDP avukatlarından Özgür Erol ise iki yıldır süren kapatma davasında HDP’ye yönelik ciddi bir siyasi kampanyanın yürütüldüğünü söyledi:

Bu siyasi kampanya çeşitli gerekçelerle örülmeye çalışıldı. Geldiğimiz noktada HDP’nin hazine yardımı alacağı hesaplara bloke konulması talebi artık son noktayı ifade ediyor. Hukuksal bir yönü bulunmayan bir talep. Mart 2021’deki ilk iddianamede bu talep öne sürüldü, iddianame reddedildi, Haziran 2021’deki iddianamede bu talep yenilendi ve AYM tarafından yine reddedildi.

Aradan geçen bir buçuk yıldan sonra davada ne tür yeni bir durum oldu da başsavcılık bu talebi yenileme gereği duydu? Yeni olan tek şey, seçim sürecine gelinmiş olundu. Yasal veya anayasal bir temeli olmayan bu talebi incelenmeksizin reddini talep ettik.

Kapatma davasında 10 Ocak’ta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı AYM’de sözlü görüşlerini sunacak. Bu artık son merhalelerden biridir. Bundan sonrasında da HDP adına bu görüşler sunulacak, bu aşamaya gelmeden bu talebin apar topar sunulmuş olması, bu işleyişlerin iç içe geçmesine yol açıyor. Öncelikle bu talebe doğru hususun netleşmesi gerekir. Bu husus netleşmeden, bu hususta ya ret kararı verilecek ya HDP’nin görüşü ve savunması alınacak. Bu süreçler tamamlanmaksınız bunun üstüne Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının dinlenmesi prosedürü işletilemez.

Dolayısıyla bu karara dair bir incele yapılacaksa Yargıtay’ın sözlü mütalaa prosedürünün de ertelenmesi gerekir. Mevcut dilekçemizin içeriğindeki talepler bunlar. Bizim talebimiz bu demokratik toplum değerlerine taban tabana ters HDP’yi bu yargılama sürecinde son derece dezavantajlı durumuna düşürecek, seçim sürecinde dezavantajlı duruma düşürmeye yönelmiş bu talebin AYM tarafından reddedilmesi yönündedir.

Paylaşın

Turgut Kazan: HDP’nin Hazine Yardımına Tedbir İsteği Tam Bir Hukuk Skandalı

İstanbul Barosu eski başkanlarından Turgut Kazan, HDP’ye Hazine yardımının kesilmesi talebine ilişkin olarak, “HDP’nin alacağı hazine yardımına tedbir isteği tam bir hukuk skandalıdır” dedi ve ekledi:

“[Anayasanın 69. Maddesi’nde] davada öne sürülen aykırılık saptanmışsa (nihai olarak) bu yardımdan ‘kısmen veya tamamen yoksun bırakma kararı verilebileceğini’ söylüyor.Dolayısıyla bir yaptırım, asla bir tedbir olarak uygulanamaz.”

İstanbul Barosu eski başkanlarından avukat Turgut Kazan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın HDP’nin kapatılması davası kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı “hazine yardımı içeren hesapların bloke edilmesi” talebini “tam bir hukuk skandalı” olarak değerlendirdi.

Kazan peş peşe paylaştığı iki tvitin ilkinde HDP’ye Hazine yardımının kesilmesi talebine ilişkin olarak, “HDP’nin alacağı hazine yardımına tedbir isteği tam bir hukuk skandalıdır. [Anayasanın 69. Maddesi’nde] davada öne sürülen aykırılık saptanmışsa (nihai olarak) bu yardımdan ‘kısmen veya tamamen yoksun bırakma kararı verilebileceğini’ söylüyor.Dolayısıyla bir yaptırım, asla bir tedbir olarak uygulanamaz.” dedi.

Kazan ikinci tvitinde de AYM’yi “yanlışlık”tan kaçınmaya çağırdı: “Özellikle, seçimlerin nisanda / mayısta yapılabileceği konuşulurken ve seçim yılı nedeniyle (yasa gereği) partilere daha çok yardım yapılırken HDP’yi ayrı tutmak yeni bir seçim hilesi sayılır, sayılacaktır. İnanmak istiyorum ki AYM böyle bir yanlışlık yapmayacaktır, yapmamalıdır.”

AYM 6 Ocak’ta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının talebini görüşerek karara bağlayacak.

Arka plan

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, 19 Aralık’ta AYM Başkanlığı’na başvurarak HDP’nin Hazine yardımı bulunan hesaplarının  “HDP’nin terör örgütü ile organik bağı[nın] dava sürecinde de devam e[ttiği|” gerekçesiyle “acilen bloke” edilmesini istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı talebini şu gerekçelere dayandırdı: “Haziran 2021 tarihli iddianamemiz ve 29 Kasım 2021 tarihli esas hakkındaki görüşümüzde ayrıntılarıyla açıklanan ve davalı partinin terör örgütü ile organik bağını gösteren eylem ve söylemlerine devam ettiği anlaşılmakla, sadece partinin ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılmak gayesiyle verilen devlet yardımlarının parti faaliyetleri dışında terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullanılmasının engellenmesi bakımından bu yardımların geri alınmasındaki olası güçlükler gözetilerek, devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasına karar verilmesini yeniden talep etmek zarureti hasıl olmuştur.”

Ancak, Bekir Şahin’in talepnamesine temel teşkil eden, iddianame ve esas hakkındaki mütalaada ileri sürülenlerden farklı ne gibi bir yeni kanıt sunulduğu henüz savunmasını yapması için HDP’ye iletilmedi.

Medyada yer alan haberlere göre Şahin’in “hazine yardımına bloke” talebi, “[…] davalı parti hakkında kapatma kararı veya devlet yardımından yoksun bırakılma kararı verilmesi halinde [önceden] ödenen ya da ödenecek devlet yardımının harcanma ihtimali”ne dayandırılıyor; “davada delillerin toplandığı ve karar aşamasına geldiği” öne sürülerek “talebin ivedilikle görüşülüp” karar alınması isteniyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçladığı” gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi’bin temelli kapatılması ve partinin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın da bulunduğu 687 üyeye siyasi yasak getirilmesinin talep edildiği iddianame, 17 Mart 2021’de Yüksek Mahkemeye gönderilmişti.

Şahin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gösterilen beş adayın dördüncüsüyken 4 Haziran 2020’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tercihiyle Başsavcılığa atanmıştı.

HDP’nin kapatılması talebini ilk kez 11 Aralık 2020’de yaptığı basın açıklamasında Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme getirdi. “HDP’nin kapısına açılmamak üzere kilit vurulmalıdır. Yani demem odur ki, HDP’yi Türk siyasetinin taşıma ve hazmetme kapasitesi dolmuştur. Bu terör ve bölücülük yatağı kapatılmalıdır.”

AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş’un, “Parti kapatmalarının Türkiye’de olumlu sonuçları görülmedi.” yanıtına karşın Bahçeli, 11 Ocak 2021’de çağrısını yineledi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dava açmadığı takdirde başvuruyu kendilerinin yapacağını belirtti.

Bahçeli 2 Mart 2021’de “HDP’nin terör örgütleriyle iltisaklı olduğu” gerekçesiyle kapatma davasının açılmasını talebini bir kez daha yineledi.

İddianame ve savunma

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Bekir Şahin’in 17 Mart’ta sunduğu iddianameyi “usul eksiklikleri” gerekçesiyle iade eti. AYM 15 Nisan’da, gerekçeli kararını Yargıtay’a gönderdi.

Bekir Şahin incelemesini tamamlayarak iddianemesini 7 Haziran’da yeniden AYM’ye gönderdi. Ön incelemesini tamamlayan raportör, iddianamenin kabulünü istedi. AYM, 21 Haziran’da iddianameyi oy birliğiyle kabul etti.

Dava prosedürlerinde öngörülen işlemlerin çoğu tamamlandı. HDP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunmalarını AYM’ye teslim etti. AYM, 10 Ocak 2023’teki toplantısının gündemine HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davayı aldı.

Bekir Şahin belirlenen tarihte mahkemeye gelerek sözlü açıklama yapacak.

Şahin’in açıklamasının ardından belirlenecek günde ise HDP sözlü savunmasını verecek.

Anayasa Mahkemesi raportörü, Şahin’in sözlü açıklaması ve HDP yetkililerinin sözlü savunmasının ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak ve esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılması sonrası mahkeme başkanı toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

15 üyenin 10’uyla

HDP’nin kapatılması talebiyle açılan davayı, 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmî Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesi’nin siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmî Gazete’de gerekçeli yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamayacak.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Demirtaş’tan AYM Başkanı Arslan’a Çağrı: Açıklama Yap

Sosyal medya hesabı üzerinden AYM Başkanı Arslan’a çağrı da bulunan Demirtaş,  “Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Sayın Zühtü Arslan’ı, görev süresi dolmadan açıklama yapmaya davet ediyorum” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Sayın Zühtü Arslan’a sosyal medya üzerinden avukatları aracılığıyla çeşitli sorular yöneltti.

Twitter üzerinden “Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Zühtü Arslan’ı, görev süresi dolmadan açıklama yapmaya davet ediyorum” diyen Demirtaş, AYM Başkanı Arslan’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları sıraladı:

  • Anayasa’nın 138. maddesine aykırı şekilde, iktidar tarafından bugüne kadar size hiç telkinde bulunuldu mu, baskı yapıldı mı?
  • Yüksekdağ ve Demirtaş başvurularında siz AYM olarak ihlal yok dediniz ama iki kararınız da AİHM’den ağır ihlal kararıyla döndü.
  • AİHM kararlarının uygulanmamasına yıllardır sessiz kalıyor, başvurularımızı da karara bağlamıyorsunuz.
  • Baskı gördünüz mü, tehdit edildiniz mi?
  • HDP kapatma davası ve hazine yardımına tedbir konulması hususlarında mahkemenize baskı yapıldı mı? Telkin ya da tehdit aldınız mı?
  • Benim son tutukluluk başvurum üç buçuk yıldır önünüzde bekliyor. Karar vermemeniz için size baskı yapıldı mı?

“Son anda onurlu duruş göstermeyi düşünüyor musunuz?”

Demirtaş sorularına şöyle devam etti:

  • Halen vermediğiniz kararlar ve verdiğiniz yanlış kararlarla tek adam rejiminin inşasında rol aldığınızın, vebale girdiğinizin farkında mısınız?
  • Kavala ve Gezi dosyalarında verdiğiniz ve vermediğiniz kararlar nedeniyle yol açtığınız yıkımın, adaletsizliğin farkında mısınız? Vicdanınız rahat mı, huzur içinde uyuyabiliyor musunuz?
  • Sayın Zühtü Arslan, yarın bir gün emekli olduktan sonra konuşmaktansa gerçekleri şimdiden açıklayarak, son anda bile olsa onurlu bir duruş göstermeyi düşünüyor musunuz?

Sayın AYM Başkanı, biz burada rahat uyuyoruz çünkü suçsuzuz, vicdanımız rahat.

Ne olmuştu?

HDP’ye yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanmıştı.

Demirtaş’ın tahliyesi için 15 Mayıs’ta Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan başvuru, 21 Mayıs’ta reddedilmişti.

Demirtaş’ın tahliye talebi üst mahkeme olan Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da 24 Mayıs’ta reddedilmesi üzerine avukatlar 29 Mayıs’ta Demirtaş’ın başvurusunun öncelikle görüşülmesi talebiyle AYM’ye başvurmuşlardı.

Anadolu Ajansı (AA) 13 Haziran Çarşamba akşamı geçtiği haberde, AYM’nin Demirtaş’ın tahliye talebini reddettiğini belirtmişti.

HDP’den 14 Haziran Perşembe günü yapılan yazılı açıklamada ise özetle şu ifadelere yer verildi:

“AYM, başvurunun yapıldığı gün İçtüzük 73 uyarınca tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Ancak Demirtaş ile ilgili İçtüzük Madde 73’e göre herhangi bir talebimiz bulunmamaktadır. Talebimiz, İçtüzük 68 uyarınca dosyanın öncelikli ele alınması talebidir. AYM’nin olmayan bir talep hakkında karar vermiş olması, dosyayı incelemeden direktifle karar verdiğinin açık bir göstergesidir. Ayrıca olmayan bir taleple ilgili verilen bu karar toplumda algı oluşturmak için basına da servis edilmiştir.”

Demirtaş da, 19 Haziran’da avukatları aracılığıyla yaptığı paylaşımda “Anayasa Mahkemesi’nin tahliye talebimi reddettiği şeklindeki haberler doğru değildir. AYM, avukatlarımın tahliye başvurusunu henüz görüşmedi bile. Halen ölü taklidi yapıyorlar. AYM, dosyamı ele almaya korkar hale getirildi. Gerçekten çok yazık” dedi.

Bunun üzerine Demirtaş’ın avukatları, AİHM’e 26 Haziran’da başvuru yaptı. 20 Kasım 2018’de AİHM Demirtaş kararını açıkladı ve “Serbest bırakılsın” dedi. Serbest bırakılmayan Demirtaş, halen Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın