Guterres: Gazze, BM Güvenlik Konseyi’ni ‘Felç Etti’

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Gazze Şeridi’nde ateşkes talep edememesinden üzüntü duyduğunu belirterek, jeostratejik bölünmeler nedeniyle felç olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Antonio Guterres, ABD’nin Gazze’de ateşkes çağrısını engellemesinin, kurumun otoritesini ve güvenilirliğini ciddi şekilde zayıfladığını belirtti. İnsani ateşkes ilan edilmesi yönündeki çağrısını yinelediğini söyleyen Guterres, maalesef Güvenlik Konseyi’nin bunu başaramadığını vurguladı.

Katar’da düzenlenen Doha Forumu’nda konuşan BM Genel Sekreteri Guterres, ABD’nin Gazze’de ateşkes çağrısında bulunan karar tasarısını veto etmesiyle daha da kötüleşen itibarına bir darbe daha vurduğunu sözlerine ekledi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) görüşülen Gazze’de insani ateşkes tasarısı, ABD tarafından veto edildi. 13 üye ülke, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sunulan karar tasarısı lehinde oy kullanırken İngiltere çekimser kaldı.

Karar tasarısında Hamas’ın kınanmadığını, bazı Konsey üyelerinin bu konuda sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten ABD, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Arap ülkelerinin öncülük ettiği acil bir ateşkes için artan talepleri bir kez daha reddettmiş oldu.

Antonio Guterres, görev süresi boyunca yetkisini ilk kez kullanarak Gazze’deki insani felaketin önlenmesi için BM Şartı’nın 99. maddesini işletmiş ve 6 Aralık’ta BMGK’ya mektup göndermişti.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 213 Filistinlinin daha öldürüldüğünü ve toplam can kaybının 17 bin 487’ye çıktığını açıkladı. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 48 bin 780’e çıktığını belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’deki şartların ölümcül hastalıkların yayılması için ideal olduğunu söyledi.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, Filistin topraklarındaki sağlık koşullarını görüşmek üzere toplanan DSÖ yürütme kurulunda yaptığı konuşmada, çatışmaların, Gazze’de sağlık sistemi üzerindeki sonuçlarının “felaket boyutunda” olduğunu söyledi.

“Çatışmanın sağlık üzerindeki etkisinin felaket boyutunda olduğunu söylemek malumun ilanı olacaktır” diyen DSÖ Genel Direktörü Tedros, “Toplamda sağlık ihtiyaçları çarpıcı bir biçimde arttı ve sağlık sisteminin kapasitesi üçte bir oranında düştü” ifadelerini kullandı.

“Sürekli daha fazla insan daha küçük alanlara taşındıkça, aşırı kalabalık, yeterli gıda, su, barınak ve hıfzısıhha eksikliğiyle birlikte hastalıkların yayılması için ideal koşulları yaratıyor” diyen Tedros, ishal, sarılık, nefes yolu gibi salgın hastalık belirtileri olduğunu ve bunlarla ilgili riskin yaklaşan kış nedeniyle daha da artacağını belirtti.

Gazze Şeridi’nde sağlık sisteminin çökmekte olduğunu belirten Tedros, 36 hastaneden sadece 14’ünün kısmen işler halde olduğunu belirtti. DSÖ Genel Direktörü, Gazze Şeridi’nin güneyindeki iki büyük hastanenin de yatak kapasitesinin üç katı kadar dolu olduğu, stoklarının tükendiği ve yerinden olmuş binlerce kişiye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı Direktör Yardımcısı Carl Skau Gazze’de yaşayanların yarısının açlık çektiğini söyledi. Carl Skau ihtiyaç duyulan malzemelerin sadece bir kısmının bölgeye ulaştığını kaydetti. Skau’ya göre Gazze’deki her 10 insandan dokuzu her gün yemek yiyemiyor.

Paylaşın

BMGK’da Gazze Oturumu: ABD, Ateşkes Tasarısını Veto Etti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) görüşülen Gazze’de insani ateşkes tasarısı, ABD tarafından veto edildi. 13 üye ülke, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sunulan karar tasarısı lehinde oy kullanırken İngiltere çekimser kaldı.

Haber Merkezi / Karar tasarısında Hamas’ın kınanmadığını, bazı Konsey üyelerinin bu konuda sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten ABD, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Arap ülkelerinin öncülük ettiği acil bir ateşkes için artan talepleri bir kez daha reddettmiş oldu.

Antonio Guterres, görev süresi boyunca yetkisini ilk kez kullanarak Gazze’deki insani felaketin önlenmesi için BM Şartı’nın 99. maddesini işletmiş ve 6 Aralık’ta BMGK’ya mektup göndermişti.

BM Genel Sekreteri Guterres, “Güvenlik Konseyi üyelerini insani felaketin önlenmesi için baskı yapmaya çağırıyorum ve insani ateşkesin ilan edilmesi talebimi tekrarlıyorum. Bu çok acil” dedi.

BMGK’da 7 Ekim’in ardından çok sayıda oturum düzenlenmiş ve birçok karar tasarısının veto edilmesinin ardından Gazze’de çatışmalara “acil ve uzatılmış ara verilmesi” talep edilen 2712 sayılı karar 15 Kasım’da kabul edilmişti.

ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Büyükelçi Robert Wood, tasarının “gerçeklikten kopuk” olduğunu ve “sahada bir ilerleme kaydettirmeyeceğini” savundu. Wood, söz konusu tasarıyı destekleyenleri tasarıyı aceleye getirmekle suçlayarak, ateşkese ilişkin koşulsuz ateşkes çağrısının değiştirilmemesini eleştirdi.

Wood konuya ilişkin, “Bu karar hala koşulsuz bir ateşkes çağrısı içeriyor. (Bu haliyle) Hamas’ı 7 Ekim’de yaptıklarını tekrarlayabilecek durumda bırakacaktır” ifadelerini kullandı. Hamas, uluslararası toplumun çok büyük bir kesimi tarafından terör örgütü olarak nitelendiriliyor.

Tasarının öncüsü olan BAE’den yapılan resmi açıklamada, “Birleşik Arap Emirlikleri derin bir hayal kırıklığına uğramıştır. Ne yazık ki bu konsey insani bir ateşkes talep edemiyor” ifadeleri kullanıldı.

Filistin’in BM temsilcisi Riyad Mansur da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Eğer bunu (bu savaşı) desteklerseniz insanlığa karşı işlenen suçları desteklemiş olursunuz. Bu Güvenlik Konseyi için korkunç bir gün” dedi.

İsrail ise Washington’un veto kararını takdir ederken, ülkenin BM elçisi Gilad Erdan “ABD’ye ve Başkan Biden’a kararlı bir şekilde yanımızda durdukları için teşekkür ederiz” dedi.

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, ABD’nin, BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Gazze’de acilen insani ateşkes talep edilen karar tasarısını veto etmesine ilişkin, AA muhabirine yazılı açıklama yaptı.

Konsey’de alınan kararı not ettiklerini belirten Dujarric, “BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Gazze’de insani ateşkes ve insani yardım erişimi için baskıları, kararlı bir şekilde devam edecek” dedi.

BMGK’daki kritik oylama öncesinde ABD’nin tutumuna Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütünden (MSF) sert eleştiri geldi. MSF’den yapılan açıklamada, “Bugüne kadar BMGK’nın eylemsizliği ve üye ülkelerin, özellikle de ABD’nin vetoları, Konsey’i süregelen katliamın işbirlikçisi haline getirmiştir” denildi.

Bu eylemsizliğin erkek, kadın ve çocukların kitleler halinde öldürülmesine yeşil ışık yaktığını vurgulayan MSF, “Şu an tam ateşkesi sağlamak ve kuşatmayı sona erdirmek üzere harekete geçememek affedilmez olacaktır. Tarih bu katliamın durdurulmasını geciktirmenin hesabını yazacaktır” uyarısı yaptı.

Daha önce de ateşkes çağrısında bulunan birkaç tasarı veto edilmişti. BM, Gazze’de nüfusun yaklaşık yüzde 80’inin yerinden edildiğini, gıda, yakıt, su ve ilaç sıkıntısının yanı sıra hastalık tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtirken, BM Genel Sekreteri Guterres, “Uluslararası insani hukuk sivilleri koruma görevini de içerir” dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), beş daimi üyesi ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin. Bu yapı, Birleşmiş Milletler’in kurulmasına yardımcı olan ve 2. Dünya Savaşı’ndan galip ayrılan beş ülkeyi bir araya getiriyor.

Şu anda konseyin 10 dönüşümlü üyesi daha var: Arnavutluk, Brezilya, Ekvator, Gabon, Gana, Japonya, Malta, Mozambik, İsviçre ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Ancak beş daimi üye ülke, herhangi bir kararı veto etme yetkisine sahip. Veto yetkisi, Rusya ve Çin’in ABD, İngiltere ve Fransa’ya karşı işbirliği yapma eğiliminde olması nedeniyle konseyin on yıldır çıkmaza girmesine neden oldu.

Paylaşın

BM Genel Sekreteri Guterres: İsrail’in Operasyonlarında Yanlış Bir Şeyler Var

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında 33. gün geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze Şeridi’nde öldürülen sivillerin sayısının İsrail’in Hamas militanlarına karşı operasyonlarında “bir şeylerin yanlış olduğunu açıkça ortaya koyduğunu” ifade etti.

BM Genel Sekreteri Guterres, “Hamas’ın insanları canlı kalkan olarak kullandığında yaptığı ihlaller var. Ancak, askeri operasyonlarla öldürülen sivillerin sayısına bakıldığında da açıkça yanlış olan bir şeyler var” diye konuştu. BM Genel Sekreteri, Filistin halkının her gün yaşadığı korkunç insani tabloyu görmenin İsrail’in de çıkarına olmadığını belirterek, “Bu, küresel imajı açısısından İsrail’e de fayda sağlamıyor” dedi.

Antonio Guterres, Gazze’de öldürülen çocuk sayısının da BM’nin her yıl raporladığı çatışmalardaki çocuk ölümlerinden çok daha fazla olduğuna da dikkat çekti. BM Genel Sekreteri, “Gazze’de birkaç gün içinde binlerce çocuk öldürüldü, bu da açıkça bu askeri operasyonların gerçekleştiriliş şeklinde bir hata olduğuna delalet” diye konuştu.

Gazze’de can kaybı 10 bin 569’a yükseldi

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr Aşraf el-Kudra yaptığı açıklamada Gazze Şeridi’ndeki son duruma ilişkin şu bilgileri verdi: Gazze’de 4.324’ü çocuk, 2.823’ü kadın, 649’u yaşlı olmak üzere en az 10.569 kişi öldürüldü ve 26.475 kişi de yaralandı.

Son 24 saatte düzenlenen 27 saldırıda öldürülen 241 kişinin yarısı Gazze Şeridi’nin güneyindeydi. 18 hastane ve 40 sağlık ocağı hizmet dışı kaldı, çatışmalarda 193 sağlık personeli hayatını kaybetti. 1.350’si çocuk olmak üzere en az 2.550 kişi kayıp.

Bakanlık tıbbi malzeme, yakıt ve sağlık personelinin girişi ve binlerce yaralının çıkışı için güvenli bir insani koridor oluşturulması çağrısında bulundu.

“Gazze’de insani arayı destekliyoruz”

G7 ülkeleri dışişleri bakanlarının Japonya’nın başkenti Tokyo’daki zirvesi sona erdi. Gazze Şeridi’ndeki durumun ele alındığı zirvenin sonuç bildirisinde “Gazze’de kötüleşen insani krize eğilebilmek için acilen harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyoruz” denildi.

Bildiride ayrıca “Acil ihtiyaç duyulan yardımları, sivillerin hareketini ve rehinelerin serbest bırakılmasını kolaylaştırmak için insani araları ve insani koridorları destekliyoruz” ifadelerine yer verildi.

Bildiride “Tüm taraflar, gıda, su, tıbbi bakım, yakıt, barınak, insani yardım çalışanlarının erişimi dahil olmak üzere sivillere engelsiz insani destek sağlanmasına izin vermelidir” denildi. Hamas’ın 7 Ekim 2023 tarihindeki terör saldırıları ve sürmekte olan füze saldırıları da kınandı. G7 dışişleri bakanları “İsrail’in saldırıların tekrar etmesini önlemek için uluslararası hukuka uyumlu şekilde kendini ve halkını savunma hakkı” olduğunu da ifade etti.

G7 Dışişleri Bakanları Bildirisi’nde Tahran’a da çağrıda bulunuldu. “İran’ı Hamas’a destek sağlamaktan kaçınmaya ve Lübnan Hizbullahı’na … destek vermek dahil olmak üzere Ortadoğu’yu istikrarsızlaştıran başka adımlar atmamaya çağırıyoruz” denildi.

“İsrail savaş suçu işliyor”

Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Balakrishnan Rajagopal, “Sistematik olarak sivil konutları ve altyapıyı yok edeceğini, Gazze’yi yaşanılmaz hale getireceğini bilerek askeri operasyon yürütmek savaş suçudur” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki sivil konutlara ve altyapıya yönelik, insan hayatını etkileyen korkunç ve kitlesel saldırılara son vermek için dünyanın hemen harekete geçmesi gerektiğini belirten Rajagopal, “Sistematik olarak sivil konutları ve altyapıyı yok edeceğini, Gazze’yi yaşanılmaz hale getireceğini bilerek askeri operasyon yürütmek savaş suçudur” ifadesini kullandı.

Rajagopal konutların, sivil tesisler ve altyapının sistematik veya yaygın şekilde bombalanmasının uluslararası insancıl hukuk, ceza hukuku ve insan hakları hukuku tarafından şiddetle yasaklandığını belirtti. Bu tür eylemlerin “savaş suçu” anlamına geleceğini vurgulayan Rajagopal, bunların, sivil nüfusa yönelik olduğunda “insanlığa karşı suç” anlamına geldiğini ifade etti.

Rajagopal, apartmanlar, hastane, ambulans, okul, kilise, cami, altyapı tesisleri ve mülteci kamplarının askeri objeler olmadığını belirterek, İsrail’deki sivil konutların da bu kapsamda olduğunu ve buralara da Gazze’den veya başka bir yerden saldırılar düzenlemenin bir savaş suçu olduğunu kaydetti.

Paylaşın

BM’den Gazze’de Ateşkes Çağrısı: Çocuk Mezarlığına Döndü

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında bir ay geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze Şeridi’ndeki durumu “insanlık krizi” diye nitelendirerek “Gazze çocuk mezarlığına dönüşüyor. Her gün yüzlerce çocuğun öldüğü ya da yaralandığı haberleri geliyor” dedi.

Haber Merkezi / Hamas’ı rehin alarak Gazze’ye kaçırdığı kişilerin de derhal serbest bırakılması çağrısı yapan BM Genel Sekreteri Guterres, İsrail ile Hamas arasında acilen bir insanî ateşkesin gerekliliğine dikkat çekti.

Antonio Guterres, “İsrail ordusunun kara operasyonları ve devam eden bombardımanlarda siviller, hastaneler, mülteci kampları, camiler, kiliseler ve BM kuruluşları vuruluyor. Çadırlar dahil. Kimse güvende değil” diyerek Hamas ve diğer milis güçlerin de sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını ve İsrail’e yönelik saldırıları sürdürdüğünü vurguladı.

Savaş öncesinde günde insani yardım taşıyan 500 kamyonun Gazze Şeridi’ne giriş yaptığını, bu sayının son iki haftada toplam 400’e gerilediğini belirten Guterres, özellikle hastaneleri açık tutmak için gerekli yakıtın bölgeden içeri sokulamadığını kaydetti.

BM Genel Sekreteri, artan antisemitizm ve Müslüman düşmanlığından da derin endişe duyduğunu belirterek çatışmaların yayılması tehlikesine karşı uyardı. Guterres, “Lübnan’dan Suriye’ye, Irak’a, Yemen’e… Halihazırda gerilimin tırmandığı bir sarmalla karşı karşıyayız. Bu tansiyon durmak zorunda” dedi, itidalin ve diplomatik çabaların galip gelmesi gerektiğini söyledi.

İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, daha önce Gazze’yi “çocuklar için mezarlık” olarak tanımlayan ve derhal ateşkes çağrısında bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e sert tepki gösterdi. Cohen, sosyal medya hesabından Guterres’i etiketleyerek “Yazıklar olsun sana” diye yazdı.

Cohen’in paylaşımı şöyle sürdü: “Ebeveynlerinin soğukkanlılıkla öldürülmesine tanık olan, aralarında 9 aylık bir bebeğin de olduğu 30’dan fazla çocuk, Gazze Şeridi’nde kendi iradeleri dışında tutuluyor. Gazze’deki sorun Hamas’tır, İsrail’in bu terör örgütünü ortadan kaldırmaya yönelik eylemleri değil.”

Gazze’de can kaybı 10 bini aştı

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında can kaybının 10 bini aştığını duyurdu. Sağlık Bakanlığı, hayatını kaybedenler arasında 4 bin 104 çocuk olduğunu da kaydetti. Bakanlık, son 24 saatte 200’den fazla kişinin öldürüldüğünü de aktardı.

BM kuruluşlarından ortak açıklama

Birleşmiş Milletler’in tüm büyük kuruluşlarının başkanları nadiren yayımladıkları bir ortak açıklamada Gazze’de “derhal insani bir ateşkes ilan edilmesi gerektiğini” söyledi ve “Artık yeter” dediler. Açıklamada “Neredeyse bir aydır dünya İsrail ve işgal altındaki Filistin topraklarında giderek artan can kaybını ve parçalanan hayatları şok ve dehşetle izliyor” denildi.

UNICEF, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Gıda Prdogramı ve Save the Children gibi yardım kuruluşları, her iki taraftaki can kayıplarını “dehşet verici” diye tanımlarken, Hamas’ın 7 Ekim’de aldığı esirleri derhal, koşulsuz serbest bırakmasını talep etti.

Açıklama, “Ancak Gazze’de daha çok sivilin öldürülmesi ve 2,2 milyon Filistinli’nin gıdaya, suya, ilaca, elektriğe ve yakıta erişiminin kesilmesi bir zulüm” cümleleriyle devam etti. Açıklamada ayrıca 7 Ekim’den bu yana Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA için çalışan 89 kişinin öldürüldüğü ve bunun tek bir çatışmada kayıtlara geçen en çok sayıda BM personeli kaybı olduğu vurgulandı.

AB’den Kızılhaç önerisi

Çatışmalara ara verilmesi için bir çağrı da bugün AB’den geldi. AB Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Kızılhaç’ın Gazze’deki rehinelere erişiminin sağlanması karşılığında İsrail’in operasyonlara ara vermesi formülünü ortaya attı. Borrell, “Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin rehinelere erişimine karşılık bir insanî ara verilmesinin, rehinelerin serbest bırakılması konusunda bir ilk adım olarak üzerinde  çalışmamız gereken bir girişim olduğunu düşünüyorum” dedi.

“Bunu ne diye adlandırırsanız adlandırın, şiddetin azalması ve uluslararası insanî hukuka riayet edilmesi gerekiyor” diye konuşan Borrell, İsrail’in aşırı tepkiler göstermesinin, sonuçta uluslararası toplumun desteğini yitirmesine yol açacağı uyarısı yaptı. AB yetkilisi, “Bu sorunun askerî bir çözümü yok. Hamas’ı Gazze’den söküp atsanız bile Gazze sorunu çözülmeyecek” ifadesini kullandı.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırısını “Önümüzdeki on yıllar boyunca Ortadoğu’nun geleceğini belirleyecek bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Borrell, “Ortadoğu’da patlak veren trajedi, siyasi ve ahlakî açıdan toplu bir fiyaskonun sonucudur. Bu fiyasko nedeniyle İsrailli ve Filistinli siviller çok yüksek bir bedel ödüyor. Bu ahlakî ve siyasi fiyasko, İsrail-Filistin sorununu çözmede yıllardır gösterdiğimiz isteksizlikten kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği’nin İsrail saldırıları altında bulunan Gazze Şeridi için 25 milyon euro ek insani yardım yapacağı duyuruldu. Böylece AB’nin bölgeye yardım miktarı 100 milyon euroya yükseldi.  Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler için 25 milyon euroluk ek yardım sağlanacağını duyurdu.

Brüksel’de pazartesi günü yapılan açıklamayla birlikte AB’nin bölgeye yaptığı toplam insani yardım 100 milyon euroya ulaştı. Avrupalı ​​büyükelçilere konuşan Komisyon Başkanı von der Leyen ayrıca, insani yardımların Gazze Şeridi’ne düzenli olarak taşınması için Kıbrıs’tan bir deniz koridoru kurulması konusunu gündeme taşıdı.

Paylaşın

BM’den Dikkat Çeken Uyarı: Buzullar Eriyor Ve Bunun Geri Dönüşü Yok

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Himalayalar’daki buzulların “rekor seviyede” eridiğine dikkat çekerek “Sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlandırmalıyız. Buzullar eriyor ve bunun geri dönüşü yok. BM’nin iklim planı doğrultusunda ilerlemeliyiz,” dedi.

Guterres, sel ve heyelanların bölgeyi ve bölgede yaşayan insanları ciddi şekilde etkilediğini belirterek “Bu deliliği durdurmalıyız,” dedi. Guterres, iklim krizinin Himalayalar üzerindeki “korkunç etkisine bizzat şahit olduğunu” belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Nepal Başbakanı Pushpa Kamal Dahal’ın daveti üzerine Nepal’in Himalaya bölgesini ziyaret etti. Guterre böylece, 1 Ocak 2017’de göreve gelmesinden bu yana ilk kez Nepal’i ziyaret etmiş oldu.

Bianet’te yer alan habere göre; Guterres, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Himalayalar’daki buzulların “rekor seviyede” eridiğine dikkat çekerek “Sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlandırmalıyız. Buzullar eriyor ve bunun geri dönüşü yok. BM’nin iklim planı doğrultusunda ilerlemeliyiz,” dedi.

Guterres, sel ve heyelanların bölgeyi ve bölgede yaşayan insanları ciddi şekilde etkilediğini belirterek “Bu deliliği durdurmalıyız,” ifadelerini kullandı.

Everest Dağı’na giden Guterres, bu dağın eteklerinden, iklim krizinin Himalayalar üzerindeki “korkunç etkisine bizzat şahit olduğunu” belirtti. Guterres, Nepal Başbakanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Nepal ve iklim problemlerinden mustarip olan diğer ülkelere yapılan desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı.

Katmandu merkezli Uluslararası Entegre Dağ Geliştirme Merkezinin (ICIMOD) yayımladığı rapora göre, Himalaya Dağları’nın buzulları “benzeri görülmemiş oranlarda” eriyor. Sera gazı emisyonlarının hızlı şekilde azaltılmaması halinde 21. yüzyılda Himalaya buzulları, hacimlerini yüzde 80 oranında kaybedebilir.

Himalayalar’da gelecek yıllarda artması öngörülen ani sel, çığ ve buzul taşkınları ile buz kaybının hızlanması bekleniyor. Bu durumun ise dağların çevresinde yaşayan 240 milyon kişinin yanı sıra Hindistan, Pakistan, Çin ve diğer çevre ülkelerdeki 1 milyar 650 milyon insanı olumsuz etkileyeceği tahmin ediliyor. Buzullar, yaklaşık 2 milyar insanın tatlı su kaynağı olan nehirleri besliyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler İle İsrail Arasında “Gazze” Gerginliği

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında 18. gün geride kalırken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) İsrail-Hamas çatışması ile ilgili düzenlenen oturumda yaptığı konuştu.

Guterres’in “Hamas saldırılarının boşlukta gerçekleşmiş olmadığının idrak edilmesi de önemli. Filistin halkı, 56 yıldır süregelen boğucu bir işgal altında” sözleri İsrail ile Birleşmiş Milletler (BM) arasında gerginliğe neden oldu.

İsrail’in BM temsilcisi Gilad Erdan, Genel Sekreter’in açıklamalarını “şok edici” olarak nitelerken Dışişleri Bakanı Eli Cohen, Guterres ile programlanmış toplantısını iptal etti. 2020-22 arasında İsrail Savunma Bakanı olan asker kökenli politikacı Benny Gantz, BM Genel Sekreterini “terör savunucusu” olarak adlandırdı.

Erdan, Guterres’in açıklamalarının “korkunç” ve “bölgedeki gerçeklikten tamamen kopuk” olduğunu söyledi. Büyükelçi Erdan, bu açıklamaların “terör ve cinayeti haklı çıkardığını” ve katliamları “anlayışla karşıladığını” ileri sürdü.

Guterres ne demişti?

“Orta Doğu’daki durum her saat daha da vahimleşiyor. Gazze’deki savaş şiddetleniyor ve bölge boyunca yayılma riski taşıyor. Bölünmeler toplumları parçalıyor, gerginlikler kabından taşmak üzere. Böylesi kritik anlarda, başta sivillere saygı gösterme ve koruma ilkesi gelmek üzere ilkeler konusunda netlik önemlidir.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’deki dehşet verici ve benzeri görülmemiş terör eylemlerini su götürmez bir biçimde kınadım. Sivillerin kasten öldürülmesi, yaralanması ve kaçırılması ya da sivil hedeflerin roketlerle vurulmasını hiçbir şey mazur gösteremez. Tüm rehinelere insanca muamele edilmeli ve hepsi derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır. Şimdi aramızda bulunanları ve aile üyelerini de saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, Hamas saldırılarının boşlukta gerçekleşmiş olmadığının idrak edilmesi de önemli. Filistin halkı, 56 yıldır süregelen boğucu bir işgal altında. Gözleri önünde toprakları yerleşimlerce biteviye yutuluyor, şiddete gömülüyor, ekonomileri köstekleniyor, insanları yerinden ediliyor ve evleri yerle bir ediliyor. Durumlarına bir siyasal çözüm bulma umudu gitgide yok oluyor. Ancak Filistin halkının talepleri, Hamas’ın dehşet verici saldırılarını mazur gösteremeyeceği gibi, bu dehşet verici saldırılar da Filistin halkının topluca cezalandırılmasını mazur gösteremez.

Savaşın dahi kuralları var. Tüm taraflardan uluslararası insancıl hukuka uygun davranmalarını, askeri operasyonlarını sivilleri gözetecek şekilde daimi bir dikkatle yürütmelerini, hastanelerin ve BM tesislerinin dokunulmazlığına saygı göstermelerini talep etmemiz gerekir. Bu tesisler bugün 600 bini aşkın Filistinliyi barındırıyor. İsrail güçleri Gazze’yi sürekli bombardıman altında tutarken, mahalleler toptan yok edilmeye devam ediyor ve sivil kayıpların düzeyi derin bir kaygı doğuruyor.

Son iki hafta içinde Gazze bombardımanında öldürüldükleri belirlenebilen en az 35 BM çalışanı onurlu mesai arkadaşımızı saygıyla anıyorum. Silahlı çatışmalarda sivillerin korunması her şeyden daha önemlidir. Sivilleri korumak, onları canlı kalkan olarak kullanmak anlamına gelmez. Sivilleri korumak, bir milyonu aşkın insanın barınağın, yiyeceğin, suyun, ilacın ve yakıtın bulunmadığı güneye tehcir emrini vermek ve onları orada da bombalamayı sürdürmek anlamına da gelmez. Gazze’de tanık olduğumuz uluslararası insancıl hukukun açık ihlallerinden derin kaygı duyuyorum. Şunu açıkça belirteyim: Silahlı çatışmaya taraf olanlar uluslararası insancıl hukukun üstünde değillerdir.

Sonunda bir miktar insani yardım Gazze’ye ulaşmaya başladı ama bunlar ancak ihtiyaçlar okyanusundaki bir damla kadarlar. Ayrıca, Gazze’deki BM yakıt stoklarımızın birkaç gün içinde tükenecek olması bir başka bir felaket. Yakıt olmaksızın yardımlar ulaştırılamaz, hastanelere elektrik verilemez ve içme suyu arıtılamaz veya pompalanamaz. Gazze halkı, ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayacak düzeyde sürekli yardım gereksiniyor ve bu yardımın kısıtlamalar olmaksızın ulaştırılması gerekiyor. Gazze’deki tehlikeli koşullar altında çalışan ve ihtiyaç sahiplerine yardım sağlamak için hayatlarını tehlikeye atan BM mesai arkadaşlarımızı ve insani yardım ortaklarımızı selamlıyorum. Hepsi birer esin kaynağı.

Kelimelere sığmayan acıyı hafifletmek, yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmak ve hiçbir güvenceleri olmayan rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak üzere hemen şimdi bir insani ateşkes çağrımı tekrarlıyorum.

Bu ciddi ve yakın tehlike anında bile, gözümüzü barış ve istikrarın tek hakiki temeli olan iki devletli çözümden ayıramayız. İsrailliler meşru güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilmeli ve Filistinliler Birleşmiş Milletler kararlarına, uluslararası hukuka ve eldeki anlaşmalara uygun olarak bağımsız bir devlete kavuştuklarını görmelidir.

Ve son olarak, insanlık onurunu yüksekte tutma ilkesi konusunda net olmalıyız. Kutuplaşma ve insandan saymama bir dezenformasyon tufanıyla körükleniyor. Yahudi düşmanlığı ve Müslüman düşmanlığı taassubuna ve nefretin her türlüsüne karşı durmalıyız.

Bugün BM Şartı’nın yürürlüğe girdiği 78. yılın anısını kutladığımız Birleşmiş Milletler Günü. Bu Şart, ortak taahhüdümüz olan barış, sürdürülebilir kalkınma ve insan haklarının ilerletilmesinin yansısıdır. Bu BM Günü’nde, bu kritik saatte, şiddet daha fazla yaşamı yok etmeden ve daha fazla yayılmadan herkesi uçurumun kenarından çekilmeye çağırıyorum.”

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırıda bin 400 kişi hayatını kaybetmiş, 200’den fazla kişi de rehin alınmıştı. Saldırının ardından İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında 5 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Gazze’deki yaklaşık 2,2 milyon nüfusun 1,4 milyonu İsrail’in devam eden hava saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Gazze içinde yer değiştirmek zorunda kalanların sayısı, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinin boşaltılması uyarısı yaptığı 13 Ekim’den sonra daha da hızlı arttı.

Birleşmiş Milletler, acil sığınma alanı olarak kullanılan ve çoğu okul binası olan yaklaşık 150 kampa, 590 binden fazla kişinin sığındığını açıkladı. Buralarda kapasitenin iki katı kadar nüfusun yaşamaya çalıştığı belirtildi.

Paylaşın

BM Genel Sekreteri Guterres’ten Gazze İçin İnsani Ateşkes Çağrısı

Filistin – İsrail savaşını görüşmek üzere Mısır’ın ev sahipliğinde düzenlenen Kahire Barış Zirvesi’nde konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “insani ateşkes” ilan edilmesi için çağrıda bulundu.

Haber Merkezi / BM Genel Sekreteri Guterres, acilen atılması gereken üç adımı; abluka altındaki Gazze Şeridi’nde yaşayan sivillere yönelik insani yardımın hiçbir engel olmaksızın ulaştırılması, İsrail’den kaçırılan kişilerin derhal koşulsuz şekilde serbest bırakılması ve çatışmaların şiddetlenmesinin engellenmesine yönelik çabalar için taahhütte bulunulması olarak sıraladı.

Sorunun sadece iki devletli çözümle aşılabileceğini belirten Antonio Guterres, “Harekete geçme, bu korkunç kâbusu sonlandırmak için harekete geçme vakti geldi” dedi.

BM Genel Sekreteri Guterres’in çağrısına, toplantıda konuşan Fransız ve İspanyol yetkililerden destek geldi. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ve Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna da insani ateşkes çağrısında bulundu. Colonna, Gazze’deki sivillere yardım ulaştırılabilmesi için bir insani koridor oluşturulması gerektiğini söyledi.

Mahmud Abbas: Vatanımızı terk etmeyeceğiz

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise zirvede, Filistinlilerin Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’ten gönderilmesi girişimlerine karşı uyarıda bulunarak “Ne olursa olsun topraklarımızda kalacağız.” dedi.

Abbas konuşmasında, “Halkımızı Gazze’den başka yerlere yerleştirme girişimlerine karşı uyarıyoruz. Ayrıca Filistinlilerin evlerinden çıkarılmasına ya da Kudüs veya Batı Şeria’dan sürülmesine karşı da uyarıyoruz. Yerinden edilmeyi kabul etmeyeceğiz ve ne olursa olsun topraklarımızda kalmaya devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.

Gazze’de yaklaşık 2 bini çocuk 4 bin 385 ölü

Savaşta yaşamını yitiren Filistinli sayısının 4 bin 385’e çıktığı açıklandı. Filistinli sağlık yetkilileri, 15. günde devam savaşta ölü ve yaralı sayısına ilişkin son verileri paylaştı. Buna göre İsrail bombardımanı altında bulunan Gazze’de 4 bin 385 Filistinli öldürüldü.

Ağır bombardımanda can verenlerin bin 756’sının çocuk ve 967’sinin kadın olduğu belirtildi. İsrail saldırılarında 13 bin 561 Filistinli de yaralandı. Öte yandan saldırılarda bin 400 İsrailli hayatını kaybederken, 205 kişi de Gazze’ye kaçırıldı.

Gazze’ye yardımlar başladı

Ayrıca tam ablukaya alınan Gazze’ye insani yardımlar ulaştırılmaya başladı. Mısır tarafında bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere bu sabah Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze’de 2 bin tır yardıma ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. İsrail ile Hamas arasındaki son çatışmalardan önce Gazze’ye günde 450 tır yardım ulaştırılıyordu.

Geçmişteki çatışmalarda yardımlar, İsrail kontrolündeki Kerem Şalom kapısından Gazze’ye ulaştırılıyordu. Ancak İsrail, Hamas’ın elindeki tüm rehineler serbest bırakılmadan topraklarından Gazze’ye herhangi bir yardım geçmesine izin vermeyeceğini duyurdu.

Mısır, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından sınırın Gazze tarafı İsrail ordusunca bombalandığı için Refah kapısını kapalı tutuyordu.

Mısır’ın Sina Yarımadası’na açılan Refah, Gazze’nin İsrail tarafından kontrol edilmeyen tek sınır kapısı olma özelliği taşıyor. İsrail’in Hamas saldırısı sonrası Gazze’ye uyguladığı abluka nedeniyle bölgede su, yiyecek ve yakıt sıkıntısı yaşanıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den G20’ye İklim Kriziyle Mücadele Çağrısı

Hindistan’ın başkenti Delhi’de düzenlenecek G20 Zirvesi öncesi açıklamalarda bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliğiyle etkili bir şekilde mücadele etmek için “1,5 santigrat derece hedefinin” korunmasının hayati önemini vurguladı.

Haber Merkezi / BM Genel Sekreteri Guterres, dünya GSYİH’sının yüzde 85’ini ve küresel emisyonların yüzde 80’ini oluşturan G20 ülkelerinin, 1,5 santigrat derece küresel ısınma hedefinin tutturulmasında öncülük etmesi gerektiğini belirtti.

1,5 santigrat derece hedefi, iklim değişikliğinin yıkıcı ve muhtemelen geri döndürülemez sonuçlarından kaçınmak için küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelere (1850-1900) kıyasla 1,5 santigrat derece ile sınırlamayı amaçlayan 2015’teki Paris iklim görüşmelerinde kabul edildi.

İklim krizinin hızla tırmandığını ancak G20 ülkelerinin krizin gidişatını etkileme gücünün bulunduğunu söyleyen Guterres, “bu ülkeler küresel emisyonların yüzde 80’inden sorumludur” dedi.  Guterres, alınan önlemlerin iklim çöküşünü önlemek için yeterli olmayacağı konusunda uyardı.

BM Genel Sekreteri Guterres, G20 liderlerini, 1,5 santigrat derece hedefini desteklemeye, iklim adaletini vurgulayarak güveni yeniden inşa etmeye ve yeşil ekonomiye adil, eşitlikçi bir geçişi ilerletmeye çağırdı.

Guterres, büyük emisyon salınım yapan ülkelerin emisyon salınımlarını azaltmak için ekstra çaba sarf etmeleri ve gelişmekte olan ekonomilere bu emisyon salınım azaltımları konusunda da destek vermeleri gerektiğini vurguladı.

Guterres ayrıca G20 içindeki gelişmiş ülkelere, gelişmekte olan ülkelere yönelik taahhütlerini yerine getirerek liderlik etmeleri çağrısında bulundu.

Bu, 100 milyar dolar tutarındaki iklim finansmanı hedefinin tutturulmasını, uyum finansmanının iki katına çıkarılmasını, Yeşil İklim Fonu’nun yenilenmesini ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) son Taraflar Konferansı’nda oluşturulan kayıp ve hasar fonunun faaliyete geçirilmesini içermektedir.

Guterres, gelişmiş ülkelerin 2040 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı taahhüt ettiğini, gelişmekte olan ekonomilerin ise 2050 yılına kadar bu hedefi hedeflemesi gerektiğini söyledi.

Guterres ayrıca, OECD ülkelerinin 2030 yılına kadar kömürü aşamalı olarak bırakmalarını, diğer ülkelerin de 2040 yılına kadar aynı şeyi yapmalarını önerdi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, G20 ülkelerini iki öncelikli alana odaklanmaya çağırdı: iklim bozulmasını önlemek ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Duyurdu: Küresel Kamu Borcu Rekor Düzeyde

2022 yılında yıl küresel kamu borcu 92 trilyon dolarla rekor kırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, durumu “Görünen piyasalar değil, insanlar acı çekiyor” sözleriyle özetledi.

Antonio Guterres, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Bazı çok yoksul ülkeler borçlarını ödemekle halklarına hizmet etmek arasında seçim yapmaya zorlanıyor” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler raporuna göre, küresel kamu borcu 2022 yılında 92 trilyon dolara yükselerek bir rekora imza attı. Dünya genelinde iç ve dış kamu borcu son 25 yılda 5 kattan fazla yükseldi.

Özellikle de borç yükü gelişmekte olan ülkelerin sırtında. Gelişmekte olan ülkelerin kamu borcu küresel kamu borcunun toplamının nerdeyse yüzde 30’unu oluşturuyor.

59 gelişmekte olan ülke, gayri safi milli hasılasına kıyasla çok yüksek seviyelerde borç içinde. Gelişmekte olan ülkelerin borçlarının yüzde 62’si bankalar, tahvil sahipleri gibi özel kredi verenlere.

Afrika’da özel kredi sağlayanlara borç 2010’da yüzde 30 iken, 2021’de yüzde 44’e yükselmiş. Latin Amerika’da da devletlerin dış borcunun yüzde 74’ü özel kredi sağlayanlara.

BM raporu, uluslararası mali piyasaların gelişmekte olan ülkelere krediyi yetersiz ve yüksek faizle verdiğine de dikkat çekiyor. Rapor, borçların ödenmesi konusunda ayrıntıya girmeden bir mekanizma kurulması çağrısı yapıyor.

Rapora göre, ülkeler yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gibi krizlerle mücadele edebilmek için borca yöneldi.

Paylaşın

BM’den Putin’e “Tahıl Anlaşmasını” Sürdürme Teklifi

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Karadeniz tahıl anlaşmasını birkaç ay daha sürdürmeye izin vermesi teklifinde bulundu.

BM sözcüsü Stephane Dujarric bugün, Guterres’in dün Putin’e bir mektup göndererek Rus gıda ve gübre ihracatını hızlandırmak ve Ukrayna tahılının Karadeniz’den ihraç edilmesine devam etmek için bir yol teklif ettiğini söyledi.

Stephane Dujarric, “Amaç, Rus Tarım Bankası aracılığıyla mali işlemleri olumsuz etkileyen engelleri ortadan kaldırmak ve aynı zamanda Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden geçişini sürdürmek” dedi.

Daha fazla ayrıntı vermeyen Stephane Dujarric, Guterres’in meseleyle ilgili tüm taraflarla görüştüğünü ve önerilerini Rusya ile değerlendirmeye istekli olduğunu kaydetti.

Reuters haber ajansının bazı kaynaklara dayandırdığı haberine göre BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e, Ukrayna tahılının Karadeniz’deki limanlardan güvenli ihracatını sağlayan anlaşmanın süresini uzatması karşılığında Rusya’nın tarım bankasının bir alt kolunun uluslararası ödeme sistemi SWIFT’e bağlanmasını teklif etti.

Rusya, kendi tahıl ve gübresinin ihracatı için gereken şartların karşılanmadığı gerekçesiyle, süresi Pazartesi günü dolacak olan anlaşmayı iptal etme tehdidinde bulunmuştu. Anlaşma kapsamında son iki gemiye süre dolmadan önce Odesa limanında tahıl yükleniyor.

Moskova’nın kilit taleplerinden biri, Rus tarım bankası Rosselkhozbank’ın uluslararası ödeme ağı SWIFT’e yeniden bağlanmasıydı.

Avrupa Birliği, geçen yıl Haziran’da Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’yı SWIFT sisteminden çıkarmıştı. Mayıs ayındaysa bir AB yetkilisi, Rus bankalarının sisteme yeniden dahil edilmesi seçeneğini düşünmediklerini söylemişti.

Ancak üç kaynağa göre AB, tahıl ve gübre ödemeleri için şimdi Rus tarım bankası Rosselkhozbank’ın bir alt kolunu SWIFT sistemine bağlama seçeneğini ele alıyor. Avrupa Komisyonu, konuya ilişkin açıklama talebini yanıtsız bıraktı.

Kremlin ise konuya ilişkin açıklama yapmadı. Rusya’nın gıda ve gübre ürünleri Ukrayna işgali sonrasında Batılı ülkelerin yaptırımlarına tabi olmasa da Moskova, ödemeler, lojistik ve sigorta gibi alanlardaki kısıtlamaların nakliyenin önünde engel oluşturduğunu kaydediyor.

BM yetkilileri, Rusya’nın SWIFT ödeme sistemine erişimi olmadığı bu dönemde Amerikan bankası JPMorgan Chase’in Amerikan hükümetinden güvencelerle bazı Rus tahıl ihracatı ödemelerini işleme koymaya başlamasını sağlamıştı.

BM ayrıca Afrika İhracat-İthalat Bankası Afreximbank’la Rusya’nın Afrika’ya yaptığı tahıl ve gübre ihracatının parasal işlemlerini gerçekleştirmesi için bir platform kurması üzerinde de çalışıyor.

Rusya’nın Ukrayna tahıl anlaşmasından çıkma tehdidi küresel gıda güvenliğine ilişkin korkuları körüklüyor

Rusya’nın Karadeniz tahıl anlaşmasının süresini uzatmayabileceğine ilişkin kaygılar, açlığın pençesindeki ülkelerde Ukrayna gıda ürünlerin ulaşmayacağı korkularını tırmandırdı.

BM; buğday, arpa ve bitkisel yağın önde gelen ihracatçı ülkeleri olan Rus ve Ukrayna’nın özellikle Afrika, Ortadoğu ve bazı Asya ülkelerinin muhtaç olduğu gıda ürünlerini tedarik etmeye devam etmesi için kırılgan anlaşmayı kurtarmaya çalışıyor. Anlaşma, Ukrayna’nın şimdiye kadar 32,8 milyon ton tahılı gelişmekte olan ülkelere göndermesini sağladı.

Rusya’nın anlaşmadan çıkması, Somali, Etiyopya ve Afganistan gibi açlık riski altında olan ve gıda tedariki için Dünya Gıda Programı’na muhtaç olan ülkelerin ana gıda kaynağını kesebilir ve çatışma, ekonomik kriz ve kuraklıkla mücadele eden savunmasız ülkelerin gıda güvenliği sorununu körükleyebilir. Ukrayna’dan ihraç edilen tahıl miktarı, şimdiden azalmış durumda.

Yük gemilerinin silah değil, sadece gıda ürünü taşıdığından emin olmak için yapılan denetimlerin ortalama günlük sayısı Ekim’de 11’ken Haziran’da 2’ye düştü. Bu nedenle Ekim’de 4,2 milyon ton tahıl ihraç edilirken bu miktar, Mayıs’ta 1,3 milyon tona geriledi.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin Küresel Gıda ve Su Güvenliği Programı Direktörü Caitlin Welsh, “Anlaşmanın süresi uzatılmazsa gıda güvenliği için Ukrayna’ya muhtaç olan ülkeler başka kaynaklar aramak zorunda kalacak ve büyük olasılıkla Rusya’ya yönelecek, ki Rusya’nın da niyetinin bu olduğunu sanıyorum” dedi.

Ukrayna Altyapı Bakanlığı, Rusya’nın denetimleri reddetmesi nedeniyle 29 geminin Türkiye karasularında beklemede olduğunu kaydetti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın