Ekonomi Gündemi Değişti: Fon Krizi İlk Sıraya Yükseldi

ASAL Araştırma ve Danışmanlık tarafından 4-10 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen “Türkiye Siyasi Gündem Ekim 2026 Araştırması”, ekonomik sorunlara ilişkin kamuoyu algısında dikkat çekici bir değişimi ortaya koydu.

Araştırmaya katılanların yüzde 26,5’i, Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu olarak yatırım fonu ve borsa krizini gösterdi. Uzun süredir ekonomik gündemin ilk sıralarında yer alan enflasyon, gıda fiyatları ve konut maliyetleri ise bu kez geride kaldı.

Katılımcılara yöneltilen “Genel olarak düşündüğünüzde Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir?” sorusuna verilen yanıtlar, finans piyasalarında yaşanan gelişmelerin kamuoyundaki ağırlığını gözler önüne serdi.

Araştırma sonuçlarına göre yatırım fonu ve borsa krizini en önemli ekonomik sorun olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 26,5 oldu. Enflasyonun yüksekliğini işaret edenlerin oranı yüzde 22,2’de kalırken, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 13 ile üçüncü sırada yer aldı.

Kira ve konut fiyatlarının yüksekliği yüzde 6,8, elektrik, su, aidat ve doğalgaz giderlerinin yüksekliği yüzde 5,5 oranında yanıt aldı. İşsizlik ve faizlerin yüksekliği yüzde 5’er, ekonomi yönetimi yüzde 4,8, akaryakıt fiyatlarının yüksekliği ise yüzde 3,7 oranında belirtildi.

Katılımcıların yüzde 3,1’i diğer sorunları işaret ederken, yüzde 3’ü fikri olmadığını veya yanıt vermek istemediğini belirtti. Ekonomide herhangi bir sorun bulunmadığını düşünenlerin oranı ise yüzde 1,4 oldu.

Böylece yatırım fonu ve borsa krizi, enflasyonun 4,3 puan önüne geçerken, gıda fiyatlarındaki artışın iki katından fazla oranda yanıt aldı.

ASAL Araştırma’nın haziran ayında aynı soruyla gerçekleştirdiği çalışmada ekonomik sorun algısı farklı bir görünüm sergilemişti. 6-14 Haziran tarihleri arasında yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 21’i gıda fiyatlarındaki artışı ilk sırada göstermişti. Kira ve konut fiyatları yüzde 18,5 ile ikinci, enflasyon ise yüzde 12,4 ile üçüncü sırada yer almıştı.

Ekim araştırmasında ise ilk sıraya yatırım fonu ve borsa krizi yerleşti. Haziran ile ekim ayları arasındaki bu değişim, eylül ayında derinleşen fon krizinin kısa sürede ekonomik gündemin öne çıkan başlıklarından biri haline geldiğine işaret etti.

Türkiye’de yatırım fonlarına ilişkin sorunlar, eylül ayında bazı fonlarda artan satış taleplerinin karşılanamaması ve fon paylarının iade ödemelerinde yaşanan aksaklıklarla gündeme geldi. Süreçte yatırımcıların paralarına erişimi, fonların yönetimi ve sermaye piyasalarına duyulan güven öne çıkan tartışma konuları oldu.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait toplam 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verdi. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre tasfiye kapsamındaki fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Kriz, yalnızca doğrudan yatırım fonlarında pay sahibi olan kişilerle sınırlı kalmadı. Fon portföylerinde yer alan hisse senetleri üzerinden Borsa İstanbul’da oluşan satış baskısı da sermaye piyasalarındaki dalgalanmaların daha geniş bir yatırımcı kitlesinin gündemine taşınmasına neden oldu.

Tasfiye sürecine ilişkin kararlar, devam eden soruşturmalar ve yatırımcıların alacaklarına ne zaman kavuşacağına dair belirsizlikler, finans piyasalarında güven tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Fon krizinin siyasi yansımalarına ilişkin değerlendirmeler de gündeme geldi. MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, X hesabından yaptığı paylaşımda, sahadan elde ettikleri verilerin krizin siyasi etkilerinin ekonomik boyutunun ötesine geçtiğini gösterdiğini ifade etti.

Kulat, “Sahadan gelen veriler net: FON’un siyasete etkisi, FON’un kendisinden çok daha büyük!” değerlendirmesinde bulundu.

Toplumun beklentisine de dikkat çeken Kulat, “Vatandaşın tek bir beklentisi var: Şeffaflık ve herkese eşit işleyen bir yargı sistemi” ifadelerini kullandı. Kulat, halkın ekonomik ve sosyal koşullarına ilişkin değerlendirmesinde ise “Ama hepsinden büyük bir gerçek var ki; halkın ekonomik ve sosyal sorunları artık dayanılamaz boyutta!” sözleriyle uyarıda bulundu.

Öte yandan fon tasfiyelerine ilişkin düzenlemelerin yanı sıra yatırımcıların zararlarının karşılanması ve sorumluların mal varlıklarından tahsilat yapılmasına yönelik yasal süreçler de gündemin önemli başlıkları arasında yer aldı.

Fon krizi toplumsal sorun algısını nasıl etkiledi?

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, doğrudan finansal piyasalarda yaşanan bir krizin hayat pahalılığına ilişkin başlıkları geride bırakması oldu. Enflasyon, gıda fiyatları, kira ve enerji giderleri milyonlarca hanenin günlük bütçesini etkilerken, fon krizinin yüzde 26,5 ile ilk sıraya yerleşmesi sermaye piyasalarındaki gelişmelerin kamuoyu nezdindeki önemini ortaya koydu.

Bununla birlikte araştırma sonuçları, fon krizini en önemli ekonomik sorun olarak gören katılımcıların tamamının doğrudan yatırım fonlarında parası bulunduğu anlamına gelmiyor. Anket, katılımcıların kişisel maddi kayıplarını değil, Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu hakkındaki değerlendirmelerini ölçüyor.

Ekim ayında enflasyonun yüzde 22,2 ile ikinci sırada kalması, gıda fiyatlarındaki artışın yüzde 13’e gerilemesi ve konut maliyetlerinin yüzde 6,8 oranında yanıt alması, ekonomik sorun algısında fon krizinin öne çıktığını gösteriyor. Ancak bu sonuçlar, hayat pahalılığının ortadan kalktığı ya da haneler üzerindeki etkisinin azaldığı şeklinde yorumlanamaz.

ASAL Araştırma’nın ekim ayında aynı katılımcı grubu üzerinden gerçekleştirdiği genel sorun araştırmasında da fon krizi yüzde 16,5 ile ikinci sırada yer aldı. Bu çalışmada ekonomi, enflasyon ve hayat pahalılığı yüzde 46,6 ile ilk sıradaydı. İki araştırmanın sonuçları, sorunun nasıl çerçevelendiğinin ve katılımcılara hangi başlığın yöneltildiğinin yanıt dağılımında etkili olabileceğini de ortaya koyuyor.

ASAL Araştırma’nın “Türkiye Siyasi Gündem Ekim 2026 Araştırması”, 4-10 Ekim tarihleri arasında Türkiye genelinde gerçekleştirildi. NUTS-2 sınıflandırmasına göre 26 bölgeyi kapsayan 28 ilde, 18 yaş ve üzerindeki 2 bin 20 kişiyle yapılan araştırmada Bilgisayar Destekli Telefon Anketi (CATI) yöntemi kullanıldı.

Araştırmanın güven düzeyi yüzde 95, açıklanan hata payı ise ±2,41 puan olarak belirtildi.

Araştırma sonuçları, eylül ayında derinleşen fon krizinin ekim itibarıyla ekonomik sorun algısında ilk sıraya yükseldiğini gösterirken, enflasyon ve hayat pahalılığının toplumun gündemindeki yerini koruduğunu da ortaya koydu.

Paylaşın

Son Anket: YENİ Parti Yüzde 30,64 İle İlk Sıraya Yükseldi

GÜNDEMAR Araştırma ve Danışmanlık tarafından 23-30 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Türkiye Gündemi Araştırması’na göre, kararsızlar dağıtıldıktan sonra YENİ Parti yüzde 30,64 ile ilk sırada yer aldı.

AK Parti yüzde 28,24 ile ikinci sırada bulunurken, iki parti arasındaki fark 2,40 puan olarak ölçüldü.

Türkiye genelinde 60 ilde 2 bin 400 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, katılımcılara “Bu pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz?” sorusu yöneltildi. Kararsız, fikrim yok ve protesto yanıtlarının dağıtılmasının ardından elde edilen sonuçlar, partilerin oy oranlarında ağustos ayına kıyasla değişimler yaşandığını ortaya koydu.

Araştırmanın sonuçlarına göre YENİ Parti’nin oy oranı, ağustos ayında yüzde 26,95 iken eylül ayında yüzde 30,64’e yükseldi. Böylece partinin oy oranında bir ayda 3,69 puanlık artış kaydedildi.

AK Parti’nin oy oranı ise aynı dönemde yüzde 28,38’den yüzde 28,24’e geriledi. Partinin oy oranındaki düşüş 0,14 puan oldu.

Ağustos ayında AK Parti’nin 1,43 puan gerisinde bulunan YENİ Parti, eylül araştırmasında 2,40 puan öne geçti. İki parti arasındaki fark, bir aylık dönemde YENİ Parti lehine 3,83 puan değişti.

Anket sonuçlarında oy oranını artıran partiler arasında Zafer Partisi de yer aldı. Ağustos ayında yüzde 4,69 olarak ölçülen partinin oy oranı, eylülde yüzde 5,81’e yükseldi. Böylece Zafer Partisi’nin oy oranında 1,12 puanlık artış görüldü.

Buna karşılık İYİ Parti’nin oy oranı yüzde 8,21’den yüzde 7,77’ye, DEM Parti’nin oy oranı ise yüzde 8,09’dan yüzde 7,63’e geriledi. İYİ Parti’deki düşüş 0,44 puan, DEM Parti’deki düşüş ise 0,46 puan olarak hesaplandı.

MHP’nin oy oranı da ağustos ayındaki yüzde 5,74 seviyesinden yüzde 5,46’ya indi. Böylece partinin oy oranında 0,28 puanlık gerileme kaydedildi.

Araştırmada CHP’nin oy oranı ağustos ayındaki yüzde 4,99 seviyesinden eylül ayında yüzde 3,63’e düştü. Bu değişim, partinin oy oranında 1,36 puanlık gerilemeye karşılık geldi.

Yeniden Refah Partisi’nin oy oranı da aynı dönemde yüzde 3,81’den yüzde 2,51’e indi. Partideki düşüş 1,30 puan olarak ölçüldü.

Anahtar Parti’nin oy oranı yüzde 2,83 olurken, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) oy oranı yüzde 1,60 olarak kaydedildi. Anahtar Parti’nin oy oranı ağustos ayına göre 0,78 puan, TİP’in oy oranı ise 0,45 puan geriledi.

Partilerin eylül ayı oy oranları:

GÜNDEMAR araştırmasının kararsızlar dağıtıldıktan sonra açıklanan sonuçları ve ağustos ayına göre değişimler şöyle sıralandı:

YENİ Parti: Yüzde 30,64 — 3,69 puan artış

AK Parti: Yüzde 28,24 — 0,14 puan düşüş

İYİ Parti: Yüzde 7,77 — 0,44 puan düşüş

DEM Parti: Yüzde 7,63 — 0,46 puan düşüş

Zafer Partisi: Yüzde 5,81 — 1,12 puan artış

MHP: Yüzde 5,46 — 0,28 puan düşüş

Diğer: Yüzde 3,88 — 0,40 puan artış

CHP: Yüzde 3,63 — 1,36 puan düşüş

Anahtar Parti: Yüzde 2,83 — 0,78 puan düşüş

Yeniden Refah Partisi: Yüzde 2,51 — 1,30 puan düşüş

TİP: Yüzde 1,60 — 0,45 puan düşüş

Araştırma, 23-30 Eylül 2026 tarihleri arasında 60 ilde 2 bin 400 kişiyle gerçekleştirildi. Sonuçlar, araştırmanın kapsadığı katılımcıların yanıtlarını ve ağustos ayına göre ölçülen değişimleri yansıtıyor.

Paylaşın

Gençlerin Gündemi Ekonomi Ve İşsizlik

Arayüz Kampanyası tarafından Türkiye genelinde 18-30 yaş arasındaki bin 255 gençle gerçekleştirilen “Arayüz Gençlik Araştırması: Siyasi Eğilimler, Sosyal Konumlanma ve Mobilizasyon Araştırması 2026” çalışmasının sonuçları açıklandı.

27-31 Temmuz 2026 tarihleri arasında bilgisayar destekli telefon anketi yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada gençlerin ekonomik koşullarından duygu durumlarına, siyasete ilgilerinden seçimlere katılım niyetlerine kadar çeşitli başlıklar ele alındı.

Araştırmanın ayrıntılarını Arayüz Kampanyası Direktörü Nevzat Taşçı ile Saha Araştırmacısı Yusuf Said Akcakaya paylaştı.

Araştırmada gençlerden Türkiye’de karşı karşıya kaldıkları en kritik sorunlardan en fazla ikisini belirtmeleri istendi. Sonuçlarda ekonomi ve işsizlik, gençlerin en fazla işaret ettiği sorunlar olarak öne çıktı.

Raporda barınma sorunu, gelecek planı yapamama ve evlilik süreçlerinin de gençler tarafından ekonomik koşullar ve istihdam sorunlarıyla bağlantılı değerlendirildiği belirtildi.

Gençlerin geçim durumlarına ilişkin sonuçlar da ekonomik sıkıntının boyutunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 40’ı geçinemediğini ifade ederken, yüzde 39’u geçinebildiğini ancak herhangi bir birikim yapamadığını belirtti. Böylece araştırmaya göre gençlerin yaklaşık beşte dördü ya geçim sıkıntısı yaşıyor ya da gelirinden birikim yapamıyor.

İstihdam türüne göre yapılan değerlendirmede ise mavi yakalı çalışanlar ve işsiz gençler arasında geçinemediğini belirtenlerin oranının yüzde 50’ye yaklaştığı aktarıldı.

Araştırmada gençlerin duygu durumları da 10 puanlık ölçek üzerinden değerlendirildi. Stres ve kaygı, 6,4 puanla gençlerin en yoğun yaşadığı duygu olarak ilk sırada yer aldı. Öfke 5,5 puanla ikinci sırada bulunurken, çaresizlik üçüncü sırada yer aldı.

Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yaklaşık yarısı yüksek düzeyde stres ve kaygı yaşadığını belirtti.

Yaş gruplarına göre değerlendirmede stres düzeyi 22-25 yaş grubunda 6,7 puanla en yüksek seviyeye ulaştı. Raporda bu yaş döneminin üniversiteden mezuniyet, iş arama ve çalışma hayatına geçiş süreçleriyle örtüştüğüne dikkat çekildi.

Cinsiyet bazındaki sonuçlarda ise kadın gençlerin stres puanının erkeklerden yaklaşık 0,8 puan daha yüksek olduğu görüldü.

Ekonomik durum ile duygu durumu arasında da belirgin bir ilişki tespit edildi. Rahat geçinebildiğini ve birikim yapabildiğini belirten gençlerde stres daha düşük, umut düzeyi ise daha yüksek ölçüldü. Geçinemediğini ifade edenlerde ise stres düzeyi yükselirken umut düzeyi daha düşük çıktı.

Araştırmada gençlerin siyasete ilgisi ile seçimlere katılım niyeti arasında dikkat çeken bir fark ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 22’si siyasetle doğrudan ilgilendiğini belirtirken, yüzde 34’ü siyasete “biraz ilgi duyduğunu” ifade etti.

Buna karşın gençlerin yüzde 74’ü bir sonraki seçimde oy kullanmayı düşündüğünü bildirdi. Siyasetle hiç ilgilenmediğini söyleyen gençlerde dahi sandığa gitme niyetinin yüzde 65 seviyesinde olduğu aktarıldı.

Gençlerin temsil beklentisi yüksek

Araştırmaya göre gençlerin önemli bir bölümü mevcut siyasi yapıların kendilerine yeterince söz hakkı ve temsil imkânı sunmadığını düşünüyor. Gençlerin yaklaşık beşte üçü kendi gelecekleri üzerinde karar verici konumda olmadığını belirtirken, yüzde 65’i yaşadıkları sorunların siyasi partiler tarafından yeterince gündeme getirilmediğini ifade etti.

Gençlerin yüzde 80’i TBMM’de ve yerel yönetimlerde daha fazla genç siyasetçinin görev almasını istedi. Buna karşın, ekonomik ve finansal engellerin bulunmadığı bir ortamda bizzat siyasete girmek isteyenlerin oranı yüzde 31’de kaldı.

Raporda bu iki sonuç arasındaki farkın, gençlerin doğrudan siyasete katılmaktan ziyade kendilerini temsil edecek daha fazla genç ismin siyasi ve idari kademelerde yer almasını istemeleriyle ilişkili olduğu değerlendirildi.

Çalışmada ayrıca Ekrem İmamoğlu ile Recep Tayyip Erdoğan’ın yarışacağı varsayılan olası bir cumhurbaşkanlığı ikinci tur senaryosu katılımcılara yöneltildi.

Kararsız seçmenler dağıtılmadan yapılan ölçümde İmamoğlu’nun oy oranı yüzde 43,4, Erdoğan’ın oy oranı yüzde 29,5 olarak kaydedildi. Kararsızların oranı ise yüzde 27 oldu.

Araştırmanın raporunda, kararsız oyların oransal olarak dağıtılması halinde İmamoğlu’nun oranının yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaşacağı hesaplandı. Bu ikinci hesaplama, kararsız seçmenlerin varsayımsal bir dağıtımına dayanıyor ve doğrudan ölçülen oy oranından farklı bir gösterge niteliği taşıyor.

Paylaşın

CHP Birinci Parti, AK Parti İle Fark 3,7 Puan

Piar Araştırma tarafından gerçekleştirilen “Türkiye Siyasi Gündem Araştırması Mayıs 2026” anketi, seçmen tercihlerine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

Ankete göre, kararsız seçmenlerin dağıtılmasının ardından CHP yüzde 35,4 oy oranıyla ilk sırada yer alırken, AK Parti yüzde 31,7 ile ikinci sırada kaldı.

4-8 Mayıs tarihleri arasında 26 ilde toplam 2 bin 386 kişiyle yapılan araştırmada katılımcılara, “Bu pazar genel seçim olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz?” sorusu yöneltildi.

Kararsız seçmenlerin dağıtılmasıyla oluşturulan sonuçlara göre, ana muhalefetteki Özgür Özel liderliğindeki CHP yüzde 35,4 oy oranına ulaşarak birinci parti konumuna yükseldi. Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti ise yüzde 31,7 ile ikinci sırada yer aldı. Böylece iki parti arasındaki fark 3,7 puan olarak ölçüldü.

Araştırmada üçüncü sırayı yüzde 8,8 ile Milliyetçi Hareket Partisi alırken, onu yüzde 8,6 ile DEM Parti izledi.

Diğer partilerin oy oranları ise şöyle sıralandı:

İYİ Parti: %5,1
Zafer Partisi: %3,8
Yeniden Refah Partisi: %3,4
Diğer partiler: %3,2

Anket sonuçları, CHP’nin birinci parti konumunu koruduğunu gösterirken, AK Parti ile arasındaki farkın birkaç puan seviyesinde olduğunu ortaya koydu. Cumhur İttifakı’nın iki ortağı AK Parti ve MHP’nin toplam oy oranı yüzde 40,5 olurken, CHP ve DEM Parti’nin toplam desteği ise yüzde 44 seviyesinde hesaplandı.

Araştırma, seçmen eğilimlerinin önümüzdeki dönemde siyasi partilerin stratejileri açısından belirleyici olmaya devam edeceğine işaret ederken, kararsız seçmenlerin dağılımının seçim yarışındaki dengeleri önemli ölçüde etkileyebileceğini gösterdi.

Paylaşın

Ekonomi Yönetimine Güvenenlerin Oranı Yüzde 16,6

Asal Araştırma’nın kasım ayı araştırmasına göre; ekonomi yönetimine “güveniyorum” diyenlerin oranı yüzde 16,6, “çok güveniyorum” diyenlerin oranı ise sadece yüzde 2,6 oldu.

Asal Araştırma tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirilen Türkiye Siyasi Gündem Araştırması, halkın ekonomi yönetimine olan güveninin oldukça zayıf olduğunu ve en önemli ekonomik sorunun açık şekilde konut ve gıda fiyatlarındaki artış olduğunu ortaya koydu.

Katılımcılara yöneltilen “Ekonomi yönetimine güveniyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlar, ekonomi politikalarına duyulan güvenin oldukça düşük seviyelerde seyrettiğini gösterdi.

Yanıtların dağılımı şu şekilde oldu:

Güvenmiyorum: Yüzde 36,0
Hiç güvenmiyorum: Yüzde 34,4
Ne güveniyorum ne güvenmiyorum: Yüzde 10,2
Güveniyorum: Yüzde 14,0
Çok güveniyorum: Yüzde 2,6
Fikrim yok/Cevap yok: Yüzde 2,8

Bu veriler doğrultusunda, ekonomi yönetimine güvenmeyenlerin oranı toplamda yüzde 70,4’e ulaşırken, güven duyanların oranı yalnızca yüzde 16,6 oldu. Kararsızların ve yanıt vermeyenlerin oranı ise toplamda yaklaşık yüzde 13 seviyesinde kaldı.

Anket sonuçları, ekonomi politikaları konusundaki toplumsal memnuniyetsizliğin derinleştiğine işaret ederken, ekonomi yönetimiyle ilgili olumlu görüşlerin ciddi biçimde azaldığını gösterdi.

Araştırmanın dikkat çeken ikinci bölümü ise “Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir?” sorusuna verilen yanıtlardı. Katılımcıların büyük bölümü, yaşam maliyetlerine doğrudan etki eden barınma ve gıda fiyatlarındaki artışı öne çıkardı.

Verilere göre en önemli ekonomik sorunlar şu şekilde sıralandı:

Kira ve konut fiyatlarındaki artış: Yüzde 22,6
Gıda fiyatlarındaki artış: Yüzde 17,0
Enflasyonun yüksekliği: Yüzde 10,5
Faizlerin yüksekliği: Yüzde 5,4
Elektrik, su, aidat ve doğalgaz fiyatlarının yüksekliği: Yüzde 5,3
Ekonomi yönetimi: Yüzde 4,9
İşsizlik: Yüzde 4,2
Üretimde yetersizlik: Yüzde 4,0
Akaryakıt fiyatlarının yüksekliği: Yüzde 3,8

Vergi oranlarının yüksekliği: Yüzde 3,5
Liyakatsizlik: Yüzde 3,3
Eğitim harcamaları/sistemi: Yüzde 3,0
Sosyal eşitsizlik: Yüzde 2,7
Kamuda israf: Yüzde 2,2
Diğer: Yüzde 2,6
Sorun yok: Yüzde 1,8
Fikrim yok/Cevap yok: Yüzde 3,2

Ankete katılan her 5 kişiden biri, barınma maliyetlerindeki artışı birincil sorun olarak tanımladı. Onu gıda fiyatlarındaki artış ve genel enflasyon izledi. Bu veriler, enflasyonun doğrudan etkilediği temel tüketim kalemlerinin halkın hayatında en büyük baskıyı oluşturduğunu ortaya koydu.

“Ekonomi yönetimi” yalnızca güven anketinde değil, sorun algısında da doğrudan bir başlık olarak yer aldı. Katılımcıların yüzde 4,9’u doğrudan ekonomi yönetiminin kendisini Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu olarak tanımladı.

Paylaşın

Anket: Kadınların İlk Tercihi CHP

“Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği kadın seçmenlerin yüzde 36,2’i CHP yanıtını verirken, AK Parti diyenlerin oranı ise yüzde 27,5 oldu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

ORC Araştırma 26 ilde 2 bin 160 kadın seçmenle 9-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirdiği anket sonuçlarının bulgularını paylaştı.

Katılımcılara siyasi parti isimleri okunarak, “Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu yöneltildi.

Katılımcıların yüzde 36,2’i CHP yanıtını verirken AK Parti diyenlerin oranı yüzde 27,5 oldu. İki parti arasındaki farkın yüzde 8,7 olduğu görüldü.

MHP diyenlerin oranı yüzde 6,3 olurken DEM Parti diyenlerin oranı da yüzde 5,9 olarak ölçüldü. Ankette İYİ Parti diyen kadın seçmenlerin oranı yüzde 5,7 olurken Zafer Partisi diyenlerin oranı da yüzde 5,4 olarak kaydedildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 36,2
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 27,5
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP): Yüzde 6,3
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti):  Yüzde 5,9
İYİ Parti: Yüzde 5,7

Zafer Partisi: Yüzde 5,4
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 3,2
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 2,9
Saadet Partisi: Yüzde 2,5
Diğer: Yüzde 4,4

Paylaşın

Anket: CHP’nin Oy Potansiyeli Yüzde 44,6, AK Parti’nin Yüzde 41,8

Piar Araştırma’nın anketine göre, CHP’nin oy potansiyeli 44,6 olurken; AK Parti’nin ise yüzde 41,8 oldu. AK Parti 14 Mayıs genel seçimlerinde yüzde 36,30, CHP ise yüzde 25,80 oy almıştı.

Haber Merkezi / Ankette, İYİ Parti yüzde 18,3 oy potansiyeli ile üçüncü sırada yer alırken, MHP’nin oy potansiyeli ise yüzde 13,8 oldu. TİP’in oy potansiyeli yüzde 15,3, Zafer Partisi’nin yüzde 14,8, BTP’nin 13,6, DEM Parti’nin ise yüzde 12,7 oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

Piar Araştırma, Ekim 2025 tarihli son anket araştırması sonuçlarını yayınladı. Araştırma, 30 Eylül – 3 Ekim 2025 tarihleri arasında 26 ilde 2 bin 264 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdi. Hata payı ±%2,06 olarak açıklandı.

Anket araştırmasına göre, CHP’ye “oy verebilirim” diyenlerin oranı yüzde 44,6, AK Parti’ye “oy verebilirim” diyenlerin oranı yüzde 41,8 oldu. AK Parti 14 Mayıs genel seçimlerinde yüzde 36,30, CHP ise yüzde 25,80 oy almıştı.

Piar Araştırma’nın “siyasi partiler oy potansiyeli” anket sonuçları şöyle:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 44,6
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 41,8
İYİ Parti: Yüzde 18,3
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP):  Yüzde 17,8
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 15,3
Zafer Partisi: Yüzde 14,8
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP): Yüzde 13,6
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 12,7
Yeniden Refah Partisi: Yüzde 7,6
Yeni Yol Partisi: Yüzde 4,1

Paylaşın

Anket: CHP, İstanbul, Ankara Ve İzmir’de AK Parti’nin Önünde

ORC’nin anketine göre, İstanbul’da CHP yüzde 34,6 ile birinci parti olurken, AK Parti yüzde 31,7 ile ikinci sıradaki yerini korudu. Ankara’da  CHP’nin oy oranı yüzde 32,9 çıkarken, AK Parti yüzde 31,4 ile ikinci sırada yer aldı.

Haber Merkezi / İzmir’de CHP yüzde 41,9 ile birinci parti olurken, AK Parti yüzde 22,4 ile ikinci sıradaki yerini korudu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor. ORC Araştırma Şirketi İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaptığı anket sonuçlarını açıkladı.

Açıklanan yeni araştırmada 1 – 3 Ekim 2025 tarihleri arasında Ankara, İstanbul ve İzmir’de yaşayan vatandaşlara ‘Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?’ sorusu soruldu.

İstanbul:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 34,6
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 31,7
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 7,4
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP):  Yüzde 5,5
İYİ Parti: Yüzde 4,5
Zafer Partisi: Yüzde 4,1
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 2,5
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 2,2
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 2
Saadet Partisi: Yüzde 1,9
Anahtar Parti (A Parti): Yüzde 1,6
Diğer: Yüzde 2

Ankara:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 32,9
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 31,4
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP):  Yüzde 8,0
İYİ Parti: Yüzde 6,1
Zafer Partisi: Yüzde 4,6
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 3,2
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 2,7
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 2,1
Anahtar Parti (A Parti): Yüzde 2
Saadet Partisi: Yüzde 1,8
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 1,7
Diğer: Yüzde 3,5

İzmir:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 41,9
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 22,4
İYİ Parti: Yüzde 7,9
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti): Yüzde 7,5
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP):  Yüzde 4,7
Zafer Partisi: Yüzde 3,4
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 2,6
Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 2,2
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 1,7
Saadet Partisi: Yüzde 1,4
Anahtar Parti (A Parti): Yüzde 1,3
Diğer: Yüzde 3

Paylaşın

Erken Seçim İsteyenlerin Oranı Yüzde 67,8

Muhalefetin “erken seçim” çağrılarına, iktidar “en erken 2027” yanıtını verse de, yapılan son seçim anketine katılan katılımcıların yüzde 67,8’i “erken seçim” yapılmalı cevabını verdi.

Ser – Ar Araştırma Şirketi’nin 25 – 28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirdiği iki ayrı ankette, hem Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday tercihleri hem de erken seçim beklentisine dair çarpıcı veriler ortaya kondu.

26 ilde 2100 kişiyle yapılan çalışmaya göre, Erdoğan’ın karşısında muhalefet adayları avantajlı bir konumda yer alırken, seçmenin önemli bir kısmı da önümüzdeki bir yıl içinde erken seçim yapılmasını istiyor.

Katılımcılara yöneltilen “Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylar bu şekilde olsa hangi adaya oy verirsiniz?” sorusuna verilen yanıtlarda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu yüzde 44,5 ile ilk sırada yer aldı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise yüzde 41,9 oy oranında kaldı. Aradaki fark 2,6 puan olarak hesaplandı.

Aynı ankette yer alan ikinci senaryoda, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ile Erdoğan karşı karşıya geldi. Bu eşleşmede Yavaş yüzde 46,9 oyla Erdoğan’ın (yüzde 40,9) 6 puan önünde yer aldı. Sonuçlar, her iki adayın da Erdoğan karşısında önde olduğunu gösterirken, Yavaş’ın farkı daha yüksek tutturduğu dikkat çekti.

Aynı saha çalışmasında yöneltilen “Sizce önümüzdeki 1 yıl içinde erken seçim olmalı mı, olmamalı mı?” sorusuna ise seçmenin ezici çoğunluğu “Evet” yanıtı verdi. Erken seçim isteyenlerin oranı yüzde 67,8 olurken, “Hayır” diyenlerin oranı yüzde 28,5’te kaldı.

Yüzde 3,7’lik bir kesim ise fikir belirtmedi. Ankete göre her 10 seçmenden yaklaşık 7’si, mevcut siyasi tabloda sandığın bir yıl içinde yeniden kurulmasını istiyor.

Paylaşın

Anket: Her 100 Kişiden 59’u Belediye Operasyonları “Siyasi Amaçlı” Diyor

KONDA Araştırma’nın haziran ayında yaptığı araştırmaya katılan katılımcıların yüzde 59’u, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların siyasi amaçlarla yapıldığını düşünüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025 tarihinde tutuklanmasının ardından başlayan soruşturma süreci, zamanla İBB bünyesindeki iştirak şirketlerini ve bazı büyükşehir ve ilçe belediyelerini de kapsayacak şekilde genişledi.

Bu süreçte aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de bulunduğu çok sayıda isim hakkında gözaltı kararları verildi. Soruşturmalara ilişkin tartışmalar sürerken, KONDA Araştırma’nın Haziran 2025’te yaptığı bir kamuoyu araştırması, toplumdaki algıya ışık tuttu. Ankete katılanların yüzde 59’u, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların siyasi amaçlarla yapıldığını düşünüyor.

Haziran 2025 raporunda, kamuoyunun son dönemde CHP’li belediyelere yönelik art arda gerçekleşen operasyonlara ilişkin algısı ölçüldü. Araştırmaya katılanların yüzde 59’u bu operasyonların “siyasi amaçlarla muhalefeti zayıflatmak için yapıldığını” belirtti. Katılımcıların yüzde 41’i ise operasyonların “yolsuzlukla mücadele kapsamında” yürütüldüğü görüşünde olduğunu ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan gözaltı ve soruşturmalar silsilesi, başta Beyoğlu Belediyesi olmak üzere birçok belediyeyi kapsayacak şekilde genişletilmişti. Soruşturmalar kapsamında çok sayıda belediye personeli, sosyal medya birimleri ve danışmanlık ilişkileri mercek altına alınmış, 44 kişiye kadar varan gözaltı listeleri gündeme gelmişti.

Haziran 2025’te yapılan araştırma, 2.118 kişiyle yüz yüze olarak gerçekleştirildi. Anket kapsamında katılımcılara, CHP’li belediyelere yapılan operasyonların amacıyla ilgili görüşleri soruldu. Elde edilen sonuçlara göre toplumun çoğunluğu, bu operasyonların adli değil, siyasi nitelikte olduğu kanaatini taşıyor.

Paylaşın