ASAL Araştırma ve Danışmanlık tarafından 4-10 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen “Türkiye Siyasi Gündem Ekim 2026 Araştırması”, ekonomik sorunlara ilişkin kamuoyu algısında dikkat çekici bir değişimi ortaya koydu.
Araştırmaya katılanların yüzde 26,5’i, Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu olarak yatırım fonu ve borsa krizini gösterdi. Uzun süredir ekonomik gündemin ilk sıralarında yer alan enflasyon, gıda fiyatları ve konut maliyetleri ise bu kez geride kaldı.
Katılımcılara yöneltilen “Genel olarak düşündüğünüzde Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir?” sorusuna verilen yanıtlar, finans piyasalarında yaşanan gelişmelerin kamuoyundaki ağırlığını gözler önüne serdi.
Araştırma sonuçlarına göre yatırım fonu ve borsa krizini en önemli ekonomik sorun olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 26,5 oldu. Enflasyonun yüksekliğini işaret edenlerin oranı yüzde 22,2’de kalırken, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 13 ile üçüncü sırada yer aldı.
Kira ve konut fiyatlarının yüksekliği yüzde 6,8, elektrik, su, aidat ve doğalgaz giderlerinin yüksekliği yüzde 5,5 oranında yanıt aldı. İşsizlik ve faizlerin yüksekliği yüzde 5’er, ekonomi yönetimi yüzde 4,8, akaryakıt fiyatlarının yüksekliği ise yüzde 3,7 oranında belirtildi.
Katılımcıların yüzde 3,1’i diğer sorunları işaret ederken, yüzde 3’ü fikri olmadığını veya yanıt vermek istemediğini belirtti. Ekonomide herhangi bir sorun bulunmadığını düşünenlerin oranı ise yüzde 1,4 oldu.
Böylece yatırım fonu ve borsa krizi, enflasyonun 4,3 puan önüne geçerken, gıda fiyatlarındaki artışın iki katından fazla oranda yanıt aldı.
ASAL Araştırma’nın haziran ayında aynı soruyla gerçekleştirdiği çalışmada ekonomik sorun algısı farklı bir görünüm sergilemişti. 6-14 Haziran tarihleri arasında yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 21’i gıda fiyatlarındaki artışı ilk sırada göstermişti. Kira ve konut fiyatları yüzde 18,5 ile ikinci, enflasyon ise yüzde 12,4 ile üçüncü sırada yer almıştı.
Ekim araştırmasında ise ilk sıraya yatırım fonu ve borsa krizi yerleşti. Haziran ile ekim ayları arasındaki bu değişim, eylül ayında derinleşen fon krizinin kısa sürede ekonomik gündemin öne çıkan başlıklarından biri haline geldiğine işaret etti.
Türkiye’de yatırım fonlarına ilişkin sorunlar, eylül ayında bazı fonlarda artan satış taleplerinin karşılanamaması ve fon paylarının iade ödemelerinde yaşanan aksaklıklarla gündeme geldi. Süreçte yatırımcıların paralarına erişimi, fonların yönetimi ve sermaye piyasalarına duyulan güven öne çıkan tartışma konuları oldu.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait toplam 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verdi. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre tasfiye kapsamındaki fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.
Kriz, yalnızca doğrudan yatırım fonlarında pay sahibi olan kişilerle sınırlı kalmadı. Fon portföylerinde yer alan hisse senetleri üzerinden Borsa İstanbul’da oluşan satış baskısı da sermaye piyasalarındaki dalgalanmaların daha geniş bir yatırımcı kitlesinin gündemine taşınmasına neden oldu.
Tasfiye sürecine ilişkin kararlar, devam eden soruşturmalar ve yatırımcıların alacaklarına ne zaman kavuşacağına dair belirsizlikler, finans piyasalarında güven tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Fon krizinin siyasi yansımalarına ilişkin değerlendirmeler de gündeme geldi. MAK Araştırma’nın sahibi Mehmet Ali Kulat, X hesabından yaptığı paylaşımda, sahadan elde ettikleri verilerin krizin siyasi etkilerinin ekonomik boyutunun ötesine geçtiğini gösterdiğini ifade etti.
Kulat, “Sahadan gelen veriler net: FON’un siyasete etkisi, FON’un kendisinden çok daha büyük!” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumun beklentisine de dikkat çeken Kulat, “Vatandaşın tek bir beklentisi var: Şeffaflık ve herkese eşit işleyen bir yargı sistemi” ifadelerini kullandı. Kulat, halkın ekonomik ve sosyal koşullarına ilişkin değerlendirmesinde ise “Ama hepsinden büyük bir gerçek var ki; halkın ekonomik ve sosyal sorunları artık dayanılamaz boyutta!” sözleriyle uyarıda bulundu.
Öte yandan fon tasfiyelerine ilişkin düzenlemelerin yanı sıra yatırımcıların zararlarının karşılanması ve sorumluların mal varlıklarından tahsilat yapılmasına yönelik yasal süreçler de gündemin önemli başlıkları arasında yer aldı.
Fon krizi toplumsal sorun algısını nasıl etkiledi?
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, doğrudan finansal piyasalarda yaşanan bir krizin hayat pahalılığına ilişkin başlıkları geride bırakması oldu. Enflasyon, gıda fiyatları, kira ve enerji giderleri milyonlarca hanenin günlük bütçesini etkilerken, fon krizinin yüzde 26,5 ile ilk sıraya yerleşmesi sermaye piyasalarındaki gelişmelerin kamuoyu nezdindeki önemini ortaya koydu.
Bununla birlikte araştırma sonuçları, fon krizini en önemli ekonomik sorun olarak gören katılımcıların tamamının doğrudan yatırım fonlarında parası bulunduğu anlamına gelmiyor. Anket, katılımcıların kişisel maddi kayıplarını değil, Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu hakkındaki değerlendirmelerini ölçüyor.
Ekim ayında enflasyonun yüzde 22,2 ile ikinci sırada kalması, gıda fiyatlarındaki artışın yüzde 13’e gerilemesi ve konut maliyetlerinin yüzde 6,8 oranında yanıt alması, ekonomik sorun algısında fon krizinin öne çıktığını gösteriyor. Ancak bu sonuçlar, hayat pahalılığının ortadan kalktığı ya da haneler üzerindeki etkisinin azaldığı şeklinde yorumlanamaz.
ASAL Araştırma’nın ekim ayında aynı katılımcı grubu üzerinden gerçekleştirdiği genel sorun araştırmasında da fon krizi yüzde 16,5 ile ikinci sırada yer aldı. Bu çalışmada ekonomi, enflasyon ve hayat pahalılığı yüzde 46,6 ile ilk sıradaydı. İki araştırmanın sonuçları, sorunun nasıl çerçevelendiğinin ve katılımcılara hangi başlığın yöneltildiğinin yanıt dağılımında etkili olabileceğini de ortaya koyuyor.
ASAL Araştırma’nın “Türkiye Siyasi Gündem Ekim 2026 Araştırması”, 4-10 Ekim tarihleri arasında Türkiye genelinde gerçekleştirildi. NUTS-2 sınıflandırmasına göre 26 bölgeyi kapsayan 28 ilde, 18 yaş ve üzerindeki 2 bin 20 kişiyle yapılan araştırmada Bilgisayar Destekli Telefon Anketi (CATI) yöntemi kullanıldı.
Araştırmanın güven düzeyi yüzde 95, açıklanan hata payı ise ±2,41 puan olarak belirtildi.
Araştırma sonuçları, eylül ayında derinleşen fon krizinin ekim itibarıyla ekonomik sorun algısında ilk sıraya yükseldiğini gösterirken, enflasyon ve hayat pahalılığının toplumun gündemindeki yerini koruduğunu da ortaya koydu.


































