ABD’de Silahlı Saldırı: 3 Ölü 2 Yaralı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Indiana eyaletinin Greenwood şehrinde bir alışveriş merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda üç kişi hayatını kaybetti, biri çocuk iki kişi yaralandı.

ABD’nin The New York Times gazetesinin aktardığına göre, uzun namlulu silahı ve birden fazla şarjörü bulunan silahlı bir erkek, alışveriş merkezine gelerek yemek katında bulunanların üzerine ateş açtı. Yetkililer silahlı bir kişinin silahlı saldırganı vurarak öldürdüğünü duyurdu.

Saldırıya ilişkin konuşan Greenwood Emniyet Müdürü Jim Ison, 12 yaşındaki bir kız çocuğunun saldırıda hafif yaralandığını, yaralanan diğer kişinin durumunun ise stabil olduğunu kaydetti. Yetkililer, saldırının hangi saikle gerçekleştirildiğini ve saldırganın kimliğini açıklamadı.

Saldırıdan sonra konuyla ilgili açıklama yapan Greenwood Belediye Başkanı Mark Myers da “kamuoyuna yönelik herhangi bir tehditin bulunmadığını ve emniyet güçlerinin olay yerini kontrol altına aldığını” söyledi. Belediye başkanı ayrıca halkın bölgeden uzak durmasını istedi.

Greenwood Emniyet Müdürü Ison, dün düzenlediği basın toplantısında saldırıyla ilgili detayları paylaştı. Buna göre, yerel acil durum çağrı merkezine yerel saatle 18:00’da saldırıya ilişkin telefonlar gelmeye başladı. Ison, “yoldan geçen silahlı birinin saldırganı durdurduğunu” söyledi.

Ison, yoldan geçen ve saldırganı vurarak öldüren kişinin Bartholomew bölgesinde yaşayan 22 yaşında bir erkek olduğunu açıkladı. Polisin açıklamasına göre, silahlı adamın “yasal olarak silah taşıma yetkisi” vardı.

ABD’de silahlı şiddet ve silah yasaları

ABD’de son dönemde artan silahlı saldırıların sonrasında, ABD Başkanı Joe Biden, Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti’nin üzerinde anlaştığı ve ABD Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği silah kontrolü yasasını imzalamıştı.

ABD’deki silah şiddetine karşı silah alımını kısıtlayan ve yasa dışı silahların denetlenmesine imkan tanıyan yasa, 25 Haziran’da Biden’ın onayına sunulduktan sonra yürürlüğe girmiş oldu.

NPR’ın haber sitesinin Silahlı Şiddet Arşivi platformunun paylaştığı verilerden aktardığına göre, 2022’nin ilk 156 gününde ABD’de en az 246 kitlesel silahlı saldırı oldu. Bu, platformun kayıt tutmaya başladığından bu yana en fazla silahlı saldırının kayıtlara geçtiği dönem demek.

14 Mayıs’ta New York’un Buffalo bölgesinde gerçekleştirilen ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan ırkçı silahlı saldırıdan bu yana ABD’de 40’ın üzerinde silahlı saldırı daha yaşandı. Bunların arasında Teksas’ta 19 ilkokul öğrencisi ve iki öğretmenin öldürüldüğü saldırı da vardı.

Paylaşın

ABD’nin Hipersonik Füze Denemesi Başarısız Oldu

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ortak Hipersonik Süzülen Gövde füzesi denemesi başarısız oldu. Öte yandan ABD yürüttüğü farklı hipersonik füze programlarında başarılı testler gerçekleştirdi.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’dan yapılan açıklamaya göre, Hawai’deki füze deneme üstünde yapılan testte iki aşamalı füze fırlatma sisteminde ilk taşıyıcının Mach 5 hıza çıktıktan sonra üzerinde savaş başlığı taşıyan füzeyi serbest bırakarak hedefe yöneltmesi planlanıyordu.

Tüm sistemin entegre bir şekilde test edildiği ilk deneme tamamlanamadı fakat Pentagon tamamen başarısız olunmadığını duyurdu. Pentagon sözcüsü, test sırasında elde edilen bilgilerin hayati öneme sahip olduğunu vurgulasa da testin hangi aşamada başarısız olduğu konusunda detay vermedi.

Sözcü hipersonik silahların envantere dahil edilmesinin bakanlığın önceliği olduğunu, saldırı ve savunma amaçlı hipersonik füzelerin 2020’li yılların başından itibaren kullanıma sokulması hedefinin sürdüğünü vurguladı.

Rusya ve Çin’in başarılı hipersonik denemeleri gerçekleştirmesi Amerikalı yetkilileri endişelendirmiş ve programın hızlandırılması konusunda savunma bakanlığı üzerindeki baskı artmıştı.

Çin’in geçen sene denediği hipersonik füze dünya yörüngesinde bir tur attıktan sonra hedefini vurmuştu. Rusya ise Ukrayna işgali sırasında kullandığı İskender ve Kinzal füzeleri ile bir savaşta hipersonik füze kullanan ilk ülke olmuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

G7 Ülkelerine Tepki: Milyonlarca Kişiyi Açlıktan Ölüme Terk Ettiniz

Uluslararası sivil toplum kuruluşu Oxfam, küresel gıda güvenliği kriziyle mücadele için 4,5 milyar dolar ayıran G7 (Almanya, ABD, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya, Kanada) ülkelerini kınadı.

Birleşik Krallık tarafından kurulan ve merkezi Kenya’da yer alan Oxfam’dan Max Lawson, salı günü yaptığı açıklamada G7 ülkelerinin “milyonlarca kişiyi açlıktan ölüme terk ettiğini” söyledi.

Oxfam’ın eşitsizlik politikası başkanı Lawson, son 10 yılın en büyük gıda krizinin yaşandığı bir dönemde 4,5 milyar dolarlık bütçenin bununla mücadelede çok yetersiz kaldığını belirtti.

Lawson, “Birleşmiş Milletler’in insani yardım çağrılarındaki büyük boşluğu doldurmak, açlığı sona erdirmek ve gıdayla tarım yatırımlarını finanse etmek için en az 28,5 milyar doların” gerekli olduğunu ifade etti.

G7 ülkeleriyse, en son açıklanan 4,5 milyar dolarlık paketle birlikte bu yıl gıda kriziyle mücadele için toplamda 14 milyar dolar ayırdı. Fakat bu miktarın ne kadarının ihtiyacı olan ülkelere gönderildiği net değil.

ABD, Ukrayna’ya gönderilecek ve “küresel açlıkla mücadele” amacı için de kullanılacak 5 milyar dolarlık bir silah ve yardım paketini mayısta onaylamıştı. Öte yandan ABD’li siyasi yayın kuruluşu Politico’nun haberine göre henüz açlıkla mücadele için ayrılan miktar gönderilmedi.

Oxfam’a göre küresel gıda ve açlık krizinden en çok Doğu Afrika etkileniyor. 70 yılın en kötü kuraklığının yaşandığı Etiyopya, Kenya ve Somali’de her 48 saniyede bir kişi açlıktan ölüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Pasifik’te Çin’e Karşı ABD Öncülüğünde Yeni Beşli Grup

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve İngiltere, Pasifik ada ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkileri güçlendirmek amacıyla gayri resmi bir grup kurdu.

Euonews Türkçe’den Mustafa Bag’in haberine göre, Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Başkan Joe Biden yönetiminin, Hint-Pasifik bölgesine daha fazla kaynak aktarma sözü verdiği bildirildi.

5’li grubun kurulması, Çin’in, yabancı yatırıma ihtiyaç duyan Pasifik ada ülkeleriyle ekonomik, askeri ve polisiye alanlarda ilişkilerini güçlendirmeye çalıştığı bir sürece denk geliyor.

PBP (Partners in the Blue Pacific) olarak adlandırılan grup, Pasifik bölgeselciliğini kuvvetlendirmeye ve Pasifik’te yer alan adalarla dünyanın geri kalanı arasındaki ekonomik bağları güçlendirmeye odaklanacak.

“Pasifik toplumlarının yararına olan bu bölgeyi destekleme konusundaki ortak kararlılıkta birleşiyoruz” ifadesine yer verilen Beyaz Saray’ın açıklamasında, “Ayrıca bu vizyonu Pasifik bölgeselciliği, egemenlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve en önemlisi Pasifik Adaları tarafından yönetilen ve idare edilen ilkelere göre nasıl gerçekleştireceğimiz konusunda da bir araya geliyoruz” denildi.

Beyaz Saray Hint-Pasifik Koordinatörü Kurt Campbell yaptığı açıklamada, Washington’ın, stratejik öneme sahip bölgede Çin’e karşı koymak için angajmanını artırdığı bir ortamda daha fazla üst düzey ABD’li yetkilinin Pasifik ada ülkelerini ziyaret etmesini beklediğini söyledi.

PBP, Hint-Pasifik bölgesinde ‘Çin’i dengelemeye’ yönelik bir ittifak olarak değerlendirilen ve ABD, Hindistan, Japonya ve Avustralya’nın katılımıyla kurulan Quad İttifakı’ndan farklı olarak daha ziyade (yine Pekin’e karşı) bölge ada ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmeyi amaçlıyor.

Paylaşın

ABD Merkez Bankası, Üç Yıl Sonra Faiz Artırdı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkez bankası Federal Reserve (Fed), enflasyondaki rekor artışa karşı, beklenen adımı atarak faiz oranını 25 baz puan artırdı. Üç yıllık aradan sonra ilk kez faiz artırımına giden Fed, faiz oranını 0-0,25’ten 0,25-0,50 aralığına yükseltti.

Fed’in bu yıl içinde altı faiz artırımı daha yapabileceği ve faiz oranını yıl sonuna kadar yüzde 1,875’e yükselteceği tahmin ediliyor.

Enflasyonda artış, büyümede düşüş beklentisi

Fed, enflasyon tahminini de yükselterek 2022 sonu itibarıyla yüzde 4,3 olarak açıkladı. Yıllık hedef daha önce yüzde 2 olarak belirlenmişti. Aralık ayı itibarıyla yüzde 4 olarak tahmin edilen ekonomik büyüme beklentisi de yüzde 2,8’e indirildi.

ABD’de enflasyon, 1970’ler sonrasının en yüksek seviyelerine çıkarak Şubat ayında yüzde 7,9 olarak kaydedilmişti. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle tavan yapan petrol fiyatları da ekonomide endişeleri artırıyor.

Bazı iktisatçılar, Fed’i faiz artırımı kararında yavaş davranarak riskleri artırmakla eleştirmişti. Fed’in faiz kararı gelişmekte olan ülkelerde de merakla bekleniyordu.

ABD’nin faizi artırması, doların bu ülkelerin para birimleri karşısında değer kazanmasına yol açıyor. Bu ülkelerin de para birimlerinin değer kaybını önlemek için faiz artırımına gitmesi bekleniyor.

Türkiye’de de Merkez Bankası Para Politikası Kurulu yarın toplanarak faiz kararını görüşecek. Fakat ekonomistler bir faiz artışı beklemiyor.

Paylaşın

ABD’deki Halkbank Davasının Askıya Alınmasına Karar Verildi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Manhattan 2. Temyiz Mahkemesi, Halkbank’ın ABD Yüksek Mahkemesi’ne yaptığı itiraz başvurusu neticelenene kadar federal hükümetin bankaya karşı açtığı davayı askıya almaya karar verdi. Karar, aynı zamanda Halkbank’a ceza davasına karşı savunma yapmak zorunda kalmadan temyize gitme imkanı da sağlıyor.

Halkbank’a karşı ABD’de yürüyen yargı sürecinde bir gelişme daha yaşandı. İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarını delmekle suçlanan Halkbank ile ilgili dava süreci, Yüksek Mahkeme’ye itiraz başvurusu nedeniyle donduruldu.

Bankacılıkta dolandırıcılık, kara para aklama ve İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delme suçlamalarıyla yargılanan Halkbank son olarak “Yabancı Egemen Devlet Dokunulmazlık Yasası” kapsamında bulunduğu ve bu nedenle yargılanamayacağı teziyle temyize gitmiş, ancak temyiz mahkemesi Ekim ayındaki kararında bankaya yöneltilen suçlamaların “ticari faaliyet istisnaları” kapsamına girdiğine hükmederek bu bağlamda bankanın üstüne atılı suçlardan dolayı yargılanabileceğine karar vermişti. Halkbank bunun üzerine ABD’nin anayasa mahkemesi konumundaki Yüksek Mahkeme’ye başvuruda bulunmuştu.

Cuma günü Manhattan 2’nci Bölge İstinaf Mahkemesinde görülen duruşmada mahkeme, Yüksek Mahkeme’ye yapılan başvuru nedeniyle yargılama sürecinin dondurulmasına hükmetti. Mahkeme, Halkbank’ın dava dosyasının Yüksek Mahkeme’ye gönderilmesini kabul ederek savcılığın, başvuru sürecinde eş zamanlı olarak yargılamanın devam etmesi talebini reddetti.

Davayı açan ABD Adalet Bakanlığı, davanın geciktirilmesine karşı çıkarak Halkbank’ın dokunulmazlık iddialarının davayla ilgili önemli soru işaretleri oluşturmadığını ve hızlı yargılama yönündeki kamusal yararı arka plana itecek bir nitelik taşımadığını savunmuştu.

Halkbank, İran’a yönelik ABD yaptırımlarını İran, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) paravan şirketler ve para transfer şirketleri aracılığıyla delmekten yargılanıyor. Savcılık, Halkbank’ı petrol gelirlerini altına ve ardından nakde çevirerek İran’ın çıkarlarına hizmet etmek, ayrıca petrol gelirlerinin transferini temize çıkarmak için sahte gıda sevkiyatı belgeleri oluşturmakla suçluyor.

Halkbank’a aynı zamanda, erişimi sınırlandırılmış fonlardan 20 milyar doları gizlice transfer etmesi için İran’a yardım ettiği, bu miktarın en az 1 milyar dolarlık bölümünün Amerikan mali sistemi içinde aklandığı suçlaması yöneltiliyor.

Suçlamaları reddeden Halkbank ise söz konusu davada yargılanmasının Yüksek Mahkeme’nin benzer davalardaki içtihadıyla tezat oluşturduğunu savunarak ABD tarihinde ilk kez ‘Yabancı Egemen Devlet Dokunulmazlığı Yasası’ kapsamındaki bir kurumun yargılanmasına yeşil ışık yakıldığını” savunuyor. Halkbank avukatları, bankanın “dokunulmazlığa sahip olduğu bir davada savunma yapmaya zorlanmasının bankaya onarılamaz ölçüde hasar vereceğini vurguluyor.

Paylaşın

10 Ülkeden Osman Kavala’yı Serbest Bırakın Çağrısı

Aralarında Almanya, ABD, Danimarka, Finlandiya gibi ülkelerinde bulunduğu 10 ülkenin büyükelçiliği, Türkiye’ye Osman Kavala’yı serbest bırakın çağrısında bulundu. Çağrı metninde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kavala kararı hatırlatıldı.

Haber Merkezi / Almanya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda Büyükelçilikleri 4 yıldır tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala hakkındaki kararın hatırlatıldığı çağrı metninde şu ifadelere yer verildi;

“Osman Kavala’nın tutuklanmasının üzerinden dört yıl geçti. Davanın, farklı dosyaların birleştirilmesi ve beraat kararından sonra yeni davaların yaratılması yoluyla sürekli geciktirilmesi, Türk yargı sisteminde demokrasiye saygıyı, hukuk devleti ve şeffaflık ilkelerini gölgelemektedir.

“Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması…”

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda Büyükelçilikleri olarak Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleriyle ve milli kanunlarıyla uyumlu şekilde, bu davanın adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiği kanısındayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu husustaki kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunuyoruz.”

Paylaşın