Altı Büyük Merkez Bankasından Dolar Likiditesini Artırma Kararı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Japonya, Kanada, Avrupa, Fed ve İsviçre Merkez Bankaları, finans piyasalarına güven vermek amacıyla, ABD doları akışını artırma kararı aldı.

Haber Merkezi / Bankalar, koordine bir şekilde “likidite karşılığının artırılacağını” ortak bir açıklama ile dünya kamuoyuna duyurdu.

Devreye sokulacak sistemle bankalar, FED üzerinden borçlanabilecek. Bu sistem, 2008 finans krizi sırasında uygulanmaya başlanmıştı. Kovid 19 sürecinde de uygulamaya konulan sistemin “en azından Nisan sonuna dek” devrede olacağı belirtiliyor.

Altı büyük merkez bankası tarafından yapılan ortak açıklamada, ABD doları fonlamasını sağlamada swap hatlarının etkinliğini artırmak için halihazırda dolar işlemleri sunan merkez bankalarının 7 gün vadeli işlemlerinin sıklığını haftalıktan günlüğe çıkarma konusunda anlaştığı bildirildi.

Açıklamada, merkez bankalarının arasındaki swap hatları ağının, küresel fonlama piyasalarındaki baskıları hafifletmek için önemli bir likidite desteği işlevi gördüğü ve böylece bu tür baskıların hanehalkı ve işletmelere yönelik kredi arzının üzerindeki etkileri hafifletmeye yardımcı olduğu kaydedildi.

Büyük merkez bankalarının likiditeyi artırmaya yönelik attığı adım, İsviçre’nin en büyük bankası UBS’in kriz yaşayan Credit Suisse’i satın alacağını açıklamasının ardından geldi. Söz konusu adım, ABD ve Avrupa’da finansal sistemdeki son gelişmelere ilişkin endişelerin derinleştiği şeklinde yorumlandı.

SWAP hattı nedir?

Swap hattı, merkez bankaları arasında geçici olarak, belirli bir zaman diliminde, bir varlık ya da yükümlülüğe bağlı faiz ödemeleri ya da döviz cinsini karşılıklı olarak değiştirmek için yaptıkları anlaşmadır.

Başlangıçta merkez bankaları tarafından belirli piyasa müdahalelerini finanse etmek için kullanılan swap takas hatları; son yıllarda finansal istikrarı korumak ve piyasada oluşan panik havasının, reel ekonomiyi etkilemesini önlemek için kullanılan önemli bir araç haline gelmiştir.

Paylaşın

ABD’den Savunmaya Rekor Bütçe: 886 Milyar Dolar

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), 2024 savunma bütçesi 886 milyar dolar olarak açıklandı. ABD’nin içinde bulunduğumuz sene için kabul edilen savunma bütçesi 858 milyar dolar olmuştu.

ABD’nin 2024 savunma bütçesinin 842 milyar dolarlık kısmı Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) kullanımına, 44 milyar dolarlık kısmın ise savunma ile ilgili projeler için, örneğin Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından harcanmasını öngörüyor.

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin hazırladığı bütçe tasarısı kabul edildiği takdirde, ülkenin bir barış döneminde ya da herhangi bir savaşa dolaylı da olsa katılmadığı bir dönemde savunma giderlerine harcanacak en yüksek miktar olacak.

886 milyar dolara çıkarılan savunma bütçesi ile, askeri personele ortalama yüzde 5,2 maaş zammı ve ordunun AR-GE (araştırma-geliştirme) çalışmalarının finansmanının sağlanması hedefleniyor.

Ayrıca Rusya’ya karşı savaşında Ukrayna’ya verilen desteğin de savunma giderlerini arttıran bir başka etken olduğu belirtiliyor. ABD Kongresi’nin her iki kanadı, geleneksel tavrını sürdürerek, söz konusu bütçeyi onaylayacağının sinyallerini verdi.

“En büyük kriter Çin’e karşı caydırıcılık”

Ukrayna savaşının daha uzun süre devam edebileceğinden yola çıkan Kongre ve Biden yönetimi, diğer yandan Rusya ve Çin ile olası ihtilaflara ordunun hazır olmasını istiyor.

ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Kathleen Hicks, konuyla ilgili açıklamasında, “Bizim en büyük ve burada en sık dile getirdiğimiz başarı kriterimiz, Çin yönetiminin her sabah uyandığında, olası bir saldırganlığının bedelini düşünmesi ve ‘Bugün o gün değil’ demesidir” ifadelerini kullandı.

ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, ticaretten casusluk faaliyetlerine kadar pek çok konudan dolayı uzun süredir gerilimli bir seyir izliyor. Her iki ülke sınırlarının çok uzağındaki ülkelerde birbiri ile büyük bir rekabet halinde.

İsveç merkezli düşünce kuruluşu Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2022 yılı küresel silah ihracatı raporuna göre, listenin birinci sırasında, küresel silah ihracatındaki payı, önceki dört yıla oranla yüzde 7 artış göstererek yüzde 40’a yükselen ABD geliyor.

İkinci sıradaki Rusya’nın payı ise yüzde 22’den yüzde 16’ya gerilerken, bu iki ülkeyi üçüncü sıradaki Fransa, dördüncü sıradaki Çin ve beşinci sıradaki Almanya takip ediyor.

Küresel silah ihracatındaki payı 2018-2022 yılları arasında yüzde 1,1 olarak seyreden Türkiye ise, sıralamada 12’nci sırada yer alıyor.

Paylaşın

Oscar Ödülleri 95. Kez Sahiplerini Buldu

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen ve sinema dünyasının en prestijli ödülleri arasında gösterilen Oscar Ödülleri 95’inci kez sahiplerini buldu.

En İyi Film ödülünü “Everything Everywhere All At Once” alırken, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü Brendan Fraser, En iyi Kadın Oyuncu ödülünü ise Michelle Yeoh aldı.

Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once) filmi tam 7 dalda Oscar kazanarak gecenin en çok ödül kazanan yapımı oldu.

Los Angeles’taki Dolby Tiyatrosu’nda yapılan ödül töreninde bu yıl kırmızı yerine “şampanya rengi” halı vardı. Oscar adaylarının şıklık yarışında boy gösterdiği ve törenle özdeşleşen “kırmızı halı” 62 yıldır kullanılıyordu.

Oscar Ödülleri’nin bu yılki sunucusu Amerikalı komedyen Jimmy Kimmel, “Kırmızıdan şampanya rengi halıya geçme kararı artık törende kan dökülmeyeceğinden ne kadar emin olunduğunu gösteriyor” diyerek, törende geçen yıl yaşanan tokat olayına gönderme yaptı. Geçen yılki törende, sunucu Chris Rock’ın, Will Smith’in eşinin saçlarıyla ilgili yaptığı espri sonrası Smith sahneye çıkarak Rock’ı tokatlamıştı.

Gecenin kazananı “Everything Everywhere All At Once” filmi

Törende “En İyi Film” ödülü, 11 dalda Oscar’a aday gösterilen “Everything Everywhere All At Once” filminin oldu.

Yönetmenliğini Daniel Kwan ve Daniel Scheinert’in yaptığı, gerçeküstü (sürreal) bir film olan “Everything Everywhere All At Once” “En İyi Yönetmen”, “En İyi Film”, “En İyi Özgün Senaryo” ve “En İyi Kurgu” gibi aday gösterildiği 11 daldan 7’sinde ödül kazandı.

Diğer yandan filmdeki kadın oyuncu Michelle Yeoh, “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) İyi Niyet Elçisi olan Yeoh, bu ödülü alan ilk Asyalı kadın oldu.

Curtis’e 45 yıllık kariyerinin ilk Oscar’ı

Brendan Fraser ise “The Whale” filmindeki performansıyla “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazandı. En iyi yardımcı erkek ve kadın oyuncu ödülleri de, “Everything Everywhere All At Once” filmindeki rolleriyle Ke Huy Quan ve Jamie Lee Curtis’e gitti.

Jamie Lee Curtis böylece 45 yıllık oyunculuk kariyerinin ilk Oscar’ını kazanmış oldu.

Ke Huy Quan, ödülünü alırken yaptığı duygusal konuşmada “Ben hayallerimden neredeyse vazgeçmiştim ama hayaller gerçekten inanmanız gereken şeylerdir” dedi.

51 yaşındaki Ke Huy Quan, çocukken The Goonies ve Indiana Jones and the Temple of Doom filmlerinde oynamış, ardından oyunculuğa uzun bir ara vermişti. Vietnamlı aktör “Bunun gibi hikayelerin sadece filmlerde olduğu söylenir. Bunu yaşadığıma inanamıyorum. Bu, Amerikan rüyası. Yolculuğum bir botta başladı. Bir yılım mülteci kampında geçti ve bir şekilde burada, Hollywood’un en büyük sahnesinde son buldu” dedi.

En iyi belgesel ödülü Navalni’nin

En iyi kurgu belgesel ödülü ise, Rus muhalif lider Aleksey Navalni’nin 2020 yılında zehirlenmesiyle ilgili olayları anlatan “Navalni” belgeseline verildi. Ödül konuşmasında belgeselin yönetmeni Daniel Roher, ödülü Navalni’ye ve dünyadaki tüm siyasi tutuklulara adadığını söyledi.

Gecenin en büyük hayal kırıklığı ise 9 dalda adaylığı bulunan “The Banshees of Inisherin” filminin hiç ödül alamaması oldu.

Törende bazı ünlüler, mavi kurdele takarak BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) “Sığınmacılarla Birlikteyim” kampanyasına destek verdi.

Şarkıcı Rihanna ve Lady Gaga törende sahne aldı. Lady Gaga törenin başında giydiği kıyafetini değiştirerek sahneye kot pantolon ve tişört ile makyajsız olarak çıktı.

95’inci Oscar Ödülleri’nin kategorileri ve kazananları şöyle:

– En İyi Film: “Everything Everywhere All At Once”
– En İyi Kadın Oyuncu: Michelle Yeoh, “Everything Everywhere All At Once”
– En İyi Erkek Oyuncu: Brendan Fraser, “The Whale”
– En İyi Yönetmen: Daniel Kwan ve Daniel Scheinert, “Everything Everywhere All At Once”
– En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jamie Lee Curtis, “Everything Everywhere All At Once”

– En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Ke Huy Quan, “Everything Everywhere All At Once”
– En İyi Uluslararası Film: “All Quite On The Western Front” (Almanya)
– En İyi Özgün Senaryo: “Everything Everywhere All At Once”
– En İyi Uyarlama Senaryo: “Women Talking”
– En İyi Belgesel: “Navalny”

– En İyi Kısa Belgesel: “The Elephant Whisperers”
– En İyi Animasyon Filmi: “Pinocchio”
– En İyi Sinematografi: James Friend, “All Quite On The Western Front”
– En İyi Görsel Efekt: “Avatar: The Way of Water”
– En İyi Film Kurgusu: “Everything Everywhere All At Once”

– En İyi Film Müziği: “All Quite On The Western Front”
– En İyi Özgün Şarkı: RRR, “Naatu Naatu”
– En İyi Ses Kurgusu: “Top Gun: Maverick”
– En İyi Yapım Tasarımı: “All Quite On The Western Front”

– En İyi Kısa Film: “An Irish Goodbye”
– En İyi Kısa Animasyon: “The Boy, The Mole, The Fox and The Horse”
– En İyi Kostüm Tasarımı: “Black Panda: Wakanda Forever”
– En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı: “The Whale”

Paylaşın

Biden: ABD, Ukrayna’ya Savaş Uçağı Göndermeyecek

Ukrayna’nın şu aşamada F-16 savaş uçaklarına ihtiyacı olmadığını belirten, ABD Başkanı Joe Biden, ABD’nin Ukrayna’ya savaş uçağı göndermeyeceğini söyledi. Ancak Biden bu konuda kapıyı tamamen de kapatmadı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Ukrayna’ya sürpriz ziyaretinin ardından Amerikan ABC televizyonuna özel bir mülakat verdi ve gezisini değerlendirdi.

Joe Biden, “Ukrayna’nın şu an F-16’lara ihtiyacı olmadığını mı düşünüyorsunuz?” sorusuna “Hayır şu an F-16’la ihtiyaçları yok” yanıtını verdi.

Ancak ABD Başkanı Biden bu konuda kapıyı tamamen de kapatmadı. Sunucu David Muir’in “Asla göndermeyiz mi diyorsunuz?” şeklindeki sorusuna da ABD Başkanı, şu aşamada bunu tam olarak bilmenin imkansız olduğu yanıtını verdi.

Joe Biden, ilerideki dönemde Ukrayna’nın ihtiyaçlarının ne yönde şekilleneceğini şu aşamada tam olarak bilmenin mümkün olmadığını dile getirdi. Biden, “Ordumuzun şu an Ukrayna’da F-16 savaş uçaklarına ihtiyaç olduğu şeklinde bir gerekçe yok” diye konuştu.

ABD Başkanı, şu aşamada Ukrayna’nın ihtiyaçlarının gönderildiğini söylediç Biden, “Biz onlara şu an tecrübeye sahip ordumuzun ihtiyaç olduğunu düşündüğü şeyleri gönderiyoruz. Ukrayna’nın şu an tanklara, toplara, aralarında HIMARS füzelerinin de bulunduğu hava savunma sistemlerine ihtiyaçları var” dedi.

Biden, Ukrayna’nın bu bahar aylarında, yaz aylarında ve sonbaharda avantajlı duruma geçmesini sağlayacak mühimmatın kendilerine gönderileceğini belirtti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Rusya’nın Nükleer Kapasitesi Ne Kadar, Kullanma Talimatını Kim Veriyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile nükleer silahların yayılımını önlemek amacıyla imzaladıkları Yeni Stratejik Silahların Azaltılması (New START) anlaşmasını askıya aldıklarını açıkladı.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Peki Rusya’nın sahip olduğu nükleer kapasitenin boyutu nedir? Rusya’nın nükleer silahları kimin komutasında?

Nükleer süpergüç

Sovyetler Birliği’nin nükleer silahlarını devralan Rusya, dünyanın en fazla nükleer savaş başlığına sahip olan ülkesi.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, 2022 yılı itibarıyla yaklaşık 5 bin 977 nükleer başlığı kontrolu altında bulunduruyor. Düşünce kuruluşu Amerikan Bilimadamları Federasyonu’na göre ABD Başkanı Joe Biden’ın kontrolunda bulunan nükleer başlık sayısı 5 bin 528.

Bu savaş başlıklarının 1500 kadarı büyük olasılıkla halen bütünlüğünü korusa da rafa kaldırılmış durumda. 2 bin 889 nükleer savaş başlığının yedek, 1588’ininse konuşlandırılmış stratejik savaş başlığı olduğu düşünülüyor.

Atom Bilimcileri Bülteni’ne göre yaklaşık 812 savaş başlığı karadaki balistik füzelerde, 576’sı denizaltılardaki balistik füzelerde, 200 kadarıysa ağır bombardıman üslerinde konuşlu bulunuyor.

Amerikan Bilimadamları Federasyonu’na göre Amerika’nın yaklaşık bin 644 adet konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlığı bulunuyor. Çin 350, Fransa 290, İngiltere ise 225 adet konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlığına sahip.

Bu rakamlar, hem Moskova hem de Washington’un dünyada defalarca kez tahribata yol açabileceğini gösteriyor.

Sovyetler Birliği, Soğuk Savaş sırasında en fazla yaklaşık 40 bin nükleer savaş başlığına sahipti. Amerika’nın sahip olduğu azami nükleer savaş başlığı sayısıysa 30 bin civarındaydı.

Ancak kilit mesele, nükleer savaş başlıklarının füze, denizaltı ve bombardıman uçaklarıyla nasıl atılacağıyla ilgili.

Rusya’nın 400 civarında nükleer donanımlı kıtalararası balistik füzesi olduğu düşünülüyor. Atom Bilimcileri Bülteni’nin tahminine göre bu füzeler 1185 savaş başlığı taşıyabilecek kapasiteye sahip.

Rusya ayrıca azami 800 savaş başlığı taşıyabilecek 10 nükleer silah donanımlı ve nükleer enerjiyle işleyen denizaltıya ve 60 ila 70 nükleer bombardıman uçağına sahip.

Yeni nükleer silahlar

Amerika’nın nükleer kapasitesi, gücü ve politikalarını değerlendiren Nuclear Posture Review’un 2022 yılında yayınladığı rapora göre Rusya ve Çin, nükleer güçlerinin kapsamını genişletiyor ve nükleer kapasitelerini modernleştiriyor. Raporda Washington’un yüksek maliyetli silahlanma yarışının önünü kesmek için silah kontroluna dayalı bir yaklaşım benimseyeceği kaydediliyor.

Putin ise Amerika’nın yeni tür nükleer silah geliştirdiğine ilişkin bilgi sahibi olduğunu söyledi.

Öte yandan Rusya, nükleer silahlarını modernleştiriyor.

Silah kontrolu politikalarını teşvik etmek amacıyla kurulan partilerüstü Arms Control Association’a göre Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında çöküşünden bu yana az sayıda ülke nükleer silah denemesinde bulundu. Amerika en son 1992’de, Çin ve Fransa 1996’da, Hindistan ve Pakistan 1998’de, Kuzey Kore de 2017’de nükleer silah denemeleri yaptı.

Sovyetler Birliği ise son olarak 1990 yılında nükleer deneme yapmıştı.

Rusya’da nükleer silah kullanma talimatını kim veriyor?

Rusya’nın nükleer doktrinine göre ülkedeki hem stratejik hem de stratejik olmayan nükleer silahlarının kullanımı konusunda son sözü Rusya Cumhurbaşkanı söylüyor.

Adını Kafkas Dağları’ndaki Cheget tepesinden alan ve Rusya’nın nükleer kodlarını içeren çanta, her an Rusya Cumhurbaşkanı’nın yanında bulunuyor. Rusya Savunma Bakanı (şu anda Sergey Şoygu) ve Genelkurmay Başkanı’nın (şu anda Valeri Gerasimov) da benzer çantalar taşıdığı düşünülüyor.

Cheget adlı çanta, Rusya Cumhurbaşkanı’nın askeri komuta zincirinin en üst rütbeli subaylarıyla iletişim kurmasını sağlıyor. Bu iletişim, Kazbek adı verilen, yüksek gizliliğe sahip elektronik komuta ve kontrol ağıyla sağlanıyor. Kazbek sistemi, Kavkaz olarak bilinen bir başka sistemi destekliyor.

Rus Zvezda televizyon kanalının 2019 yılında yayınladığı görüntüler, nükleer kodların bulunduğu çantalardan birinin içindeki düğmeleri göstermişti. Çantanın içindeki komuta bölümünde iki düğmenin bulunduğu, beyaz düğmenin “fırlatma” kırmızı düğmeninse “iptal” konutlarını gösterdiği görülmüştü. Zvezda’ya göre çantanın aktivasyonu, özel bir bilgi kartıyla sağlanıyor.

Rusya’nın stratejik nükleer saldırıyla karşı karşıya olduğunu düşünmesi durumunda Cumhurbaşkanı, nükleer çantalar aracılığıyla, Genelkurmay Başkanlığı’na ve nükleer kodlara sahip yedek komuta birimlerine doğrudan fırlatma talimatı gönderiyor. Bu talimatlar farklı iletişim sistemlerinden stratejik roket güçlerine basamak basamak aktarılıyor ve Amerika ya da Avrupa’ya nükleer silah atılmış oluyor.

Rusya’ya yönelik herhangi bir nükleer saldırı olduğunun doğrulanması durumunda Cumhurbaşkanı Putin, son adım olarak “Ölü El” olarak bilinen “Perimetr” sistemini harekete geçirebilir. Bu sistem, bilgisayarların kıyamet gününün ne zaman olacağını belirlemesi anlamına geliyor ve bir kontrol roketi, Rusya’nın geniş kapsamlı cephaneliklerinden nükleer saldırı talimatı veriyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden’dan Ukrayna’ya Sürpriz Ziyaret

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin yıl dönümüne birkaç gün kala Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Ukrayna’nın başkenti Kiev’e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret, önceden kamuoyuna duyurulmamıştı.

Haber Merkezi / Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelen Biden, Ukrayna’ya yönelik yeni bir askeri yardım paketi açıkladı.

ABD Başkanı Biden, paketin ayrıntılarının kamuoyuna yarın duyurulacağını ve ABD’nin Ukrayna’nın elindeki Yüksek Hareketli Top Roket Sistemleri için daha fazla mühimmat sağlayacağını söyledi.

Joe Biden, “Kiev’e yaptığım ziyaret ile Ukrayna’nın demokrasisine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne sarsılmaz bağlılığımızı yeniden teyit ediyoruz” dedi.

Joe Biden, “Putin yaklaşık bir yıl önce işgalini başlattığında Ukrayna’nın zayıf, Batı’nın da bölünmüş olduğunu düşünüyordu. Bizden daha uzun süre dayanabileceğini düşündü. Ama fena halde yanılmıştı” diye konuştu.

Biden’ın Kiev’i ziyareti sırasında Ukrayna’nın başkentinde sirenler çaldığını bildirildi. Başkan Biden’ın Kiev’den sonra ise Polonya’ya gitmesi bekleniyor.

Brüksel’de toplanacak Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları ise Ukrayna’ya mühimmat yardımını görüşecek.

Zelenskiy de Aralık ayında Washington’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmiş ve ABD Kongresi’ne ülkesine daha fazla silah yardımı yapılması çağrısında bulunmuştu.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Biden ile el sıkıştığı anın görüntülerini Telegram sayfasında yayımladı.

Zelenskiy, paylaştığı mesajda, “Joseph Biden, Kiev’e hoş geldiniz! Ziyaretiniz, tüm Ukraynalılara yönelik desteğin son derece önemli bir göstergesi” dedi.

Paylaşın

ABD’nin Suriye’deki Askeri Üssüne Füze Saldırısı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Suriye’nin Deyr ez Zor kentine bağlı Omar yerleşiminde bulunan askeri üssüne dün akşam saatlerinde füze saldırısı düzenlendiği bildirildi. Saldırıda ölen veya yaralanan ABD askeri olup olmadığına dair bilgi paylaşılmadı.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın haberinde “Füze saldırısı, cumartesi akşam Deyr ez Zor’un doğusunda ABD güçleri tarafından kontrol edilen Omar yerleşiminde düzenlendi” ifadelerine yer verildi.

Suriye basınında yer alan haberlerde, Deyr ez Zor sakinlerinin saldırının düzenlendiği bölgede gökyüzünü aydınlatan ışık yansımaları gördüğü kaydedildi. Saldırı sonucunda ölen veya yaralanan ABD askeri olup olmadığına dair bilgi paylaşılmadı.

SANA, Suriye’de ABD’nin kurduğu askeri üslere yönelik saldırıların son aylarda arttığına dikkat çekti.

IŞİD liderlerinden Batar, yakalandı

Öte yandan ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM) bugünün ilk saatlerinde açıklama yaparak Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) liderlerinden birinin Suriye’nin doğusunda düzenlenen baskınla yakalandığını duyurdu.

Operasyonun, çatı yapısını Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’yle (SDG) birlikte yapıldığı bildirilen açıklama şöyle:

18 Şubat’ın ilk saatlerinde CENTCOM ve SDG, Suriye’nin doğusunda helikopterle baskın düzenledi ve IŞİD’in Suriye Bölge Sorumlusu Batar yakalandı. Batar, SDG’nin koruduğu hapishanelere yönelik saldırılar planlıyor ve el yapımı patlayıcılar üretiyordu.

Başarıya ulaşmasını sağlamak için detaylı bir plan hazırladık. Hiçbir sivil ya da ABD ve SDG gücü olayda ölmedi veya yaralanmadı.

Paylaşın

AP’den Depremlerle İlgili Çarpıcı Analiz: Yıllarca…

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Associated Press (AP) Türkiye ve Suriye’de on binlerce kişinin yaşamını yitirdiği Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremle ilgili çarpıcı bir analiz haber yayınladı.

Associated Press (AP) uzmanlara dayandırdığı haberinde Türkiye’nin deprem bölgelerinde gayrimenkul sektörünü canlandırmak için yıllarca çağdaş inşaat kurallarını zorunlu tutmadığı belirtiliyor.

Haberde Türkiye’nin yıllarca çağdaş bina yapım yönetmeliklerini uygulanmasını zorunlu tutmayarak kaderi tahrik ettiği, gayrimenkul sektörünü canlandırmak için bazı deprem bölgelerinde bu yönetmeliklerin uygulanmamasına izin verdiği hatta bazı durumlarda uygulanmamasını cesaretlendirdiği vurgulanıyor.

Bina yapım yönetmeliğinin uygulanmasındaki gevşekliğin yıllardır jeoloji ve mühendislik uzmanları tarafından dile getirildiği belirtilen haberde son depremin ardından konunun yine gündeme geldiği kaydediliyor.

Londra Koleji Üniversitesi’nde acil durum planlaması profesörü olan David Alexander, “Bu kalitesiz yapı nedeniyle oluşan bir felaket, deprem nedeniyle değil” diyor.

Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, deprem bölgesindeki birçok yapının kalitesiz malzemeler ve yöntemlerle yapıldığının bilinen bir gerçek olduğunu ve çoğunlukla da devletin standartlarıyla uyumlu olmadığını kaydetti.

Muhcu, yıkılan binalar arasında 20 yıldan fazla önce yürürlüğe giren bina yapım yönetmeliklerinden sonra yapılan çok sayıda yeni bina olduğuna dikkat çekti.

Muhcu, bölgedeki yapı stoğunun deprem gerçeğine rağmen zayıf olduğunu, sağlam olmadığını belirtiyor.

Problemin üzerine gitmenin pahalıya mal olacağı ve ülkenin ekonomik büyümesinin kilit kısmını oluşturan inşaat sektörünü frenleyeceği gerekçesiyle uzmanlar problemin yıllarca görmezden gelindiğini belirtiyor.

Associated Press’in haberine göre uzmanlar depremin neden bu kadar yıkıma neden olduğuna dair çok sayıda kanıtın olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre kağıt üzerinde bina yapım yönetmelikleri var ama bunun çok nadir uygulanması zorunlu tutuluyor.

Bazı uzmanlar yetkililerin soruşturmalarla ilgili açıklamalarını yetersiz buluyor, ekonomik büyümeye destek olan inşaat sektöründeki canlılıkla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil bölgesel ve yerel yetkililerin de bu konudaki politikalarının mercek altına alınması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye’de 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi hükümet tarafından bina yapım yönetmeliklerini ihlal eden şirket ve kişilere af çıkarıldı.

2021’de Jeoloji Mühendisleri Odası bir dizi rapor yayınlayarak Kahramanmaraş, Hatay ve Osmaniye de dahil olmak üzere bazı bölgelerde var olan ve yapılmakta olan yeni yapılarla ilgili uyarılarda bulundu.

Jeoloji Mühendisleri Odası hükümete, binaların yapım yönetmeliklerine uygun ve güvenli bölgelerde yapıldıklarından emin olunması için çalışmalar yürütmesi çağrısında bulundu.

Bir yıl önce Jeoloji Mühendisleri Odası yayınladığı raporda gecekondu ve inşaat affı politikalarının tehlikeli olduğunu belirtmiş ve felaket güvenliğine olan ilgisizliğin önlenebilir ölümlere neden olabileceği uyarısında bulunmuştu.

1999 depreminin ardından yapım yönetmelikleri sıkılaştırıldı ve kentsel dönüşüm hala yürürlükte.

Ama iyileştirme özellikle yoksul kentlerde yeterince hızlı olmuyor.

Mimarlar Odası Başkanı Muhcu’ya göre inşaatçılar genelde düşük kaliteli malzemeler kullandı, projenin denetimi için daha az sayıda profesyonel işe aldı ve maliyetleri düşük tutmak için de bazı yönetmeliklere uymadı.

Muhcu, 2018 seçiminden önce çıkarılan yapı barışının güvensiz binaları yasal hale getirdiğini belirtiyor ve bunun bedelinin de binlerce ölüm, binlerce binanın yıkılması ve ekonomik kayıplarla ödendiğini kaydediyor.

Güvenli olarak reklam edilen yeni yapılan binalar bile yıkıldı.

Havaalanı pistinin zarar gördüğü, iki kamu hastanesinin yıkıldığı Hatay’da depremzede Bestami Çoşkun, aralarında gösterişli de olan birçok yeni binanın yıkıldığını belirtiyor.

Antakya’da 2012 ya da 2013 yılında yapılan 12 katlı bir bina yıkıldı. Kaç kişinin öldüğü ya da enkaz altında olduğu bilinmiyor. Rönesans Rezidansı bölgedeki lüks yapılardan biri olarak nitelendiriliyordu.

Anadolu Ajansı’na göre binanın denetimini yapan bir inşaatçı yurt dışına çıkmak üzereyken İstanbul Havaalanı’nda yakalandı.

Antakya’da yıkılan bir başka bina da Güçlü Bahçe. Yapımına 2017’de başlanmış ve 2019’da yapımı bitmiş. Binanın açılışına Doğrulukpayı adlı internet sitesinin haberine göre Hatay’ın belediye başkanı ve diğer bölgesel yetkililer de katılmış.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “Rusya Yaptırımları” Baskısı

Özellikle Türkiye’ye Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulması konusunda uyarılarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Amerikan yapımı uçaklarla seferlerini sürdürmesini engellemek için Türkiye’ye baskıyı artırıyor.

Washington yönetimi ayrıca İran’a yönelik yaptırımlar konusunda da Türkiye’ye uyarılarda bulunuyor.

Wall Street Journal gazetesinin isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberine göre üst düzey Amerikalı yetkililer geçtiğimiz ay, Rusya ve Belarus’ta Türkiye’ye gelen Amerikan yapımı uçaklara yakıt ikmali, yedek parça ve bakım gibi hizmetler sunan Türk vatandaşlarının hapis, para cezası, ihracat izni iptali gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Habere göre uyarı notunu Amerikan Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Thea Rozman Kendler geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği ziyaret sırasında iletti.

Uzmanlar bu uyarının ABD ve müttefiklerinin Rusya ve Belarus’a Ukrayna işgali sonrası uyguladıkları yaptırımların uygulanıp uygulanamadığı noktasında bir test olduğunu belirtiyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, ayrıntılar hakkında yorum yapmayı reddederken Rus, Belarus ve İranlı ticari havayolu şirketlerine hizmet verme konusunda ABD’nin uyguladığı ihracat kontrollerine uyulması konusunda uyarılar yapıldığını onayladı.

Beyaz Saray geçen yıl şubat atında Rusya’ya Amerikan yapımı uçaklara ihracat yasağı getirmişti. Bu kontroller kapsamında Amerikan yapımı ya da bünyesinde yüzde 25’ten fazla Amerikan yapımı parça bulunduran uçakların Rusya ve Belarus’a lisans verilmeden uçması yasaklandı.

Gazeteye göre Rus ve Belaruslu havayolu şirketleri filolarında bulunan Boeing 777, 757 ve 737 tipi uçaklarla 1 Ekim’den bu yana İstanbul, İzmir ve Antalya’ya 2 bin 100’den fazla uçuş gerçekleştirdi.

ABD’den Türkiye’ye “yaptırımlara uyun” ziyareti

Ayrıca, ABD Maliye Bakanlığı’ndan Terörizm ve Finansal İstihbarat’tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, önümüzdeki hafta aralarında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın da bulunduğu ülkelere bir ziyaret gerçekleştirecek. Ziyaretin konusu Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulması ve İran yaptırımları olacak.

Reuters haber ajansının ABD Maliye Bakanlığı Sözcüsü’nün açıklamasına istinaden yaptığı haberde bakanlığın Terörizm ve Finansal İstihbarat’tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında bölgeye bir ziyaret gerçekleştirecek. Nelson, Türkiye ve diğer ülkelerdeki ziyaretleri sırasında hükümet yetkilileri, iş adamları ve finans kurumlarının yetkilileriyle biraraya gelecek.

Görüşmelerde Washington’un Rusya’ya yönelik yaptırım kararlarına uyulması konusunda kararlılığı bir kez daha ilgili kişi ve kurumlara bir kez daha hatırlatılacak.

Paylaşın

Rusya Yaptırımları: ABD’den Türkiye’ye Kritik “Uyarı” Ziyareti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson’ın 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında Türkiye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret edecek. Nelson, yaptırım listesindeki Rus şirketlerle iş yapılmasının olası sonuçları konusunda uyarıda bulunacak.

Brian Nelson’ın ziyaret Ankara ve Washington arasındaki ilişkilerin NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) ile ilgili görüş ayrılıkları nedeniyle gerildiği bir döneme denk gelecek.

ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl Ekim ayında da Rusya’ya yönelik yaptırımlarla ilgili uyarıda bulunmak için Türkiye’ye üst düzey bir yetkili göndermişti.

ABD Hazine Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerinden Brian Nelson, önümüzdeki hafta Türkiye ve Ortadoğu’ya gerçekleştireceği ziyaretlerde yaptırım listesindeki Rus şirketlerle iş yapılmasının olası sonuçları konusunda uyarıda bulunacak.

Reuters’a konuşan bir ABD Hazine Bakanlığı sözcüsü, Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson’ın 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında Türkiye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret edeceğini söyledi.

Sözcünün ajansa verdiği bilgiye göre, Nelson bu ülkelerde hükümet yetkilileri, şirketler ve finans kuruluşlarıyla yapacağı görüşmelerde, ABD’nin yaptırımlarını agresif şekilde uygulamaya devam edeceğini vurgulayacak.

Sözcü, yaptırım listesindeki şirketlerle iş yapan ya da bu konuyla ilgili “gerekli özeni göstermeyen” birey ve kurumların ABD piyasalarına girememe riskiyle karşılaşacağı uyarısında bulundu.

Nelson’ın Ankara ve İstanbul’daki görüşmelerini 2-3 Şubat’ta gerçekleştireceğini belirten sözcü, ABD’li yetkinin şirket ve bankaları olası çift kullanımlı teknoloji transferlerine ilişkin işlemlerden kaçınmaları için uyaracağını söyledi. ABD, söz konusu teknolojilerin bu yolla Rus ordusu tarafından kullanılabilmesine imkân tanınmasından endişe ediyor. Çift kullanımlı ürünlerin hem ticari hem de askeri uygulamaları olabiliyor.

ABD ve müttefikleri, Rusya’ya Ukrayna’yı işgalinin ardından çok sayıda yaptırım uygulamaya başladı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı İHA tedarik ederek destek verdi. Ancak Ankara aynı zamandaBatı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına da karşı çıkıyor. Buna karşın Türk hükümeti, uluslararası yaptırımların Türkiye’de etrafından dolaşılmayacağına dair de söz verdi.

ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl Ekim ayında da Rusya’ya yönelik yaptırımlarla ilgili uyarıda bulunmak için Türkiye’ye üst düzey bir yetkili göndermişti.

Washington, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesinden de endişeli. ABD Hazine Bakanlığı geçen ay Türk iş insanı Sıtkı Ayan ve şirketlerini, İran Devrim Muhafızları yararına petrol satışı gerçekleştirilmesi ve para aklanmasına yardım ettiği gerekçesiyle yaptırım listesine almıştı.

Paylaşın