Dünyanın Üçüncü Büyük Ekonomisi Artık ‘Almanya’

Geçen yılın sonunda beklenmedik bir şekilde resesyona giren Japonya, dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olma unvanını Almanya’ya kaptırdı. Hindistan’ın 2026 yılında hem Japonya’yı hem de Almanya’yı geçmesi bekleniyor.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Japonya’nın 2023 yılı gayrisafi yurtiçi hasılası dolar bazında yüzde 1,9 büyümesine rağmen 4,2 trilyon dolar olurken, Almanya’nın 4,5 trilyon dolar oldu.

Ekonomistlere göre pozisyonlardaki değişim, 2023 yılında yüzde 0,3 daralan Alman ekonomisinin Japonya’dan daha iyi performans göstermesinden ziyade, Japon para birimi yenin dolar karşısındaki keskin düşüşünü yansıtıyor.

Japon para birimi ABD para birimi karşısında 2022 ve 2023 yıllarında neredeyse beşte bir oranında, geçen yıl ise yaklaşık yüzde yedi oranında değer kaybetti.

Bunun nedeni kısmen, yükselen enflasyonla mücadele etmek için borçlanma maliyetlerini artıran diğer büyük merkez bankalarının aksine, Japonya Merkez Bankası’nın fiyatları artırmak amacıyla negatif faiz oranlarını sürdürmesiydi.

Almanya’nın büyük ölçüde ihracata bağımlı üreticileri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yükselen enerji fiyatlarından özellikle olumsuz etkilendi.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi, Avrupa Merkez Bankası’nın Euro Bölgesi’nde faiz oranlarını yükseltmesinin yanı sıra bütçe konusundaki belirsizlik ve kalifiye işgücündeki kronik sıkıntılar nedeniyle de sekteye uğradı.

Her ne kadar zayıf yen ihracatı daha ucuz hale getirse de Toyota gibi büyük firmaların Çin gibi kilit pazarlardaki zayıflığı dengelemesine yardımcı oldu.

Perşembe günü açıklanan veriler Japonya ekonomisinin 2023’ün son üç ayında bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 oranında küçüldüğünü ve yüzde 0,2’lik büyüme beklentisinin altında kaldığını gösterdi.

Üçüncü çeyrek büyümesi de aşağı yönlü revize edilerek negatif yüzde 0,8 olarak açıklandı ve bu da Japonya’nın 2023’ün ikinci yarısında teknik resesyonda olduğu anlamına geliyor.

Paylaşın

Türkiye Talep Etti; Almanya, Eurofighter Vermeyi İncelemeye Aldı

Almanya’nın Türkiye’nin talep ettiği Eurofighter konusunu incelemeye aldığı ifade edildi. İncelemenin hangi aşamada olduğu, bunun sonucunda nasıl bir kararın verileceği konusunda ise bir bilgi paylaşılmadı.

Ancak, konunun incelemeye alınması dahi Almanya’nın daha önce koyduğu vetoyu kaldırabileceğinin bir işareti olarak görülebilir. İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da bir süre önce Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile Eurofighterler konusundaki kararını gözden geçirmesini önerdiğini söylemişti.

Kasım ayında Türkiye, 23 milyar dolar değerinde 40 adet Typhoon satın almak için İngiltere ve İspanya ile görüştüğünü ancak Almanya’nın bu fikre karşı çıktığını açıklamıştı. Eurofighter Typhoon jetleri Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya’dan oluşan bir konsorsiyum tarafından üretiliyor.

Türkiye son birkaç yıldır askeri hava gücünü yenilemek ve güçlendirmek için yoğun bir çaba içerisinde. Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alınmasına tepki gösteren ABD, Türkiye’yi dahil olduğu F-35 projesinden çıkarmıştı. Bunun üzerine bölgesinde önemli bir askeri güç olmayı hedefleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın planları önemli ölçüde sekteye uğramıştı.

ABD’nin engelini aşmak için yapılan girişimler henüz ciddi bir sonuç vermiş değil. En son ABD yönetimi Türkiye’ye F-35 yerine F-16 savaş uçağı vermek için yeşil ışık yaktı. Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini kabul etmesine karşılık ABD tarafından yakılan bu yeşil ışık kapsamında Türkiye’de 40 adet yeni F-16 savaş uçağı ve Türkiye’nin halen kullandığı uçakların modernizasyonu için gerekli kitler verilecek.

Nihai kararı ABD Kongresi verecek. 10 Şubat’tan sonra konunun ele alınması bekleniyor. Türkiye’nin daha modern savaş uçakları olan F-35 projesine dönmesi için ise ABD’nin daha önce gündeme getirdiği S-400’lerin elden çıkarılması şartı devam ediyor.

ABD’nin F-35 konusunda geri adım atmaya yanaşmaması üzerine Türkiye bu kez yönünü Avrupa’ya çevirdi. 17 Kasım’da Berlin’i ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi olarak 40 adet Eurofighter savaş uçağı almak istediklerini bildirdi.

ABD’nin vermediği F-35’lerin yerini doldurması beklenen Eurofighter savaş uçağını İngiltere, İspanya, İtalya ve Almanya birlikte üretiyor. Üç ülkenin uçağın Türkiye’ye verilmesine yeşil ışık yakmasına rağmen Almanya bölgesel gelişmeleri gerekçe göstererek karşı çıkmıştı.

Ancak kısa bir süre önce Suudi Arabistan’a, daha önce veto koyduğu 48 adet Eurofighter için yeşil ışık yakan Almanya, benzer bir adımı Türkiye için de atabilir.

Hükümete yakın kaynaklar tarafından Evrensel’den Yücel Özdemir’e verdiği bilgiye göre, hükümetin dış ve güvenlik politikalarını gözeterek silah satışına karar verdiği, buna göre hareket ettiği belirtilerek, Türkiye’nin talep ettiği Eurofighter konusunun incelemeye alındığı ifade edildi. İncelemenin hangi aşamada olduğu, bunun sonucunda nasıl bir kararın verileceği konusunda ise bir bilgi paylaşılmadı. Ancak, konunun incelemeye alınması dahi Almanya’nın daha önce koyduğu vetoyu kaldırabileceğinin bir işareti olarak görülebilir.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da bir süre önce Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile Eurofighterler konusundaki kararını gözden geçirmesini önerdiğini söylemişti. Eurofighterlerin diğer üreticisi olan ülkelerin de pazarı tek başına ABD’ye bırakma niyetinde olmadıkları hesaba katıldığında, son yıllarda silah satış rekorları kıran Almanya’nın da Türkiye konusunu yeniden gözden geçirme olasılığını güçlendiriyor.

Bu nedenle, hükümetin Türkiye’nin başvurusunu “İncelemeye alması” Suudi Arabistan için izlenen yolun bir benzerinin Türkiye için izlenebileceğini ileri sürüyor. Daha önce Suudi Arabistan’ın Yemen’deki savaşın parçası olduğu gerekçesiyle Eurofighterlerin satışına yanaşmayan Almanya, 7 Ekim’den sonra yaşanan gelişmelere bağlı olarak İsrail’in güvenliği için Suudi Arabistan’a Eurofighterlerin satışına yeşil ışık yakmıştı.

Türkiye’nin satın alacağı Eurofighterlerin asıl olarak Irak ve Suriye sahasında kullanacağı tahmin ediliyor. Bölgede Almanya’nın daha önceki vetosunu değiştirecek yeni bir gelişme yok. İyileşme yerine daha da olumsuz gelişmeler yaşanıyor. Satış sözleşmesinde Yunanistan ve Akdeniz’de kullanmama gibi şartların olması da gündeme gelebilir.

Paylaşın

Avrupa Ülkelerinden Radikal Karar: 50 Bin Türkiye Vatandaşı Sınır Dışı Edilecek

İngiltere ve Almanya’nın aldığı yeni kararlar doğrultusunda, bu ülkelerde bulunan yaklaşık 50 bin Türkiye vatandaşı sınır dışı edilecek. İki ülkeden sınır dışı bekleyenlerin toplam sayısı ise 60 bini aşmış durumda.

Avrupa kaçak insanlarla ilgili harekete geçti. Özellikle Almanya ve İngiltere’den bu konuyla ilgili keskin bir karar geldi. Bu ülkeler kaçak gelen ve ‘iltica hakkı olmayanların’ hızlıca sınır dışı edilmesini öngören yasalarını meclislerinden geçirdi.

Karara göre, İngiltere’ye kaçak giden Türkiye vatandaşı, ilticaları reddedildikten sonra eğer ülkesi geri almazsa, Ruanda’da kurulacak kampa gönderilecek ve sınır dışı edilen diğer ülke vatandaşları ile birlikte kalacak.

Sözcü’de yer alan habere göre, Almanya, ‘hızlı ve kolay sınır dışı’ durumuyla yasa değişikliğini onayladı. İngiltere ile birlikte ilk etapta toplam 50 bin Türkiye vatandaşının sınır dışı edilmesi bekleniyor.

Türkiye vatandaşları yüzde 87 oranıyla ilticaları en çok kabul edilmeyen kişiler ve şu anda iki ülkeden sınır dışı bekleyenlerin toplam sayısı ise 60 bini aşmış durumda.

Almanya’nın Ruanda veya Doğu Avrupa kampları ise AB ile varılan anlaşma gereği, 2026’da kurulacak.

Alman Federal Meclisi’nden dün geçip yasalaşan ve İltica Yasası ile sınır dışı etme durumlarını düzenleyen değişiklik, şimdiye kadarki uygulamaları önemli ölçüde değiştiriyor. Değişiklikler, polisin karşılaştığı sorunlara çözüm olarak öngörüldü.

İşte ülkeye kaçak giren ya da suç işleyenlerin daha kolay sınır dışı öngören kararlar:

İltica yurtlarında ya da evlerde kalan yabancıların kimliğini tespit edebilmek için polis, şüphelendiği başka kişileri de arayabilecek. Polislere ayrıca gece baskınları ve başkalarının odalarını arama yetkisi verildi.

Kaçaklar, en fazla 10 gün gözaltında tutulabiliyordu. Bu süre 28 güne çıkarıldı. Böylece kolluğa, uzun süre inceleme ve araştırma yapabilme süresi tanındı. Aynı zamanda, sınır dışı edilecek kişinin kısa sürede bırakılınca kaçması da önlenecek.

Bir kaçak ya da ilticacı soruşturması sırasında polise bilgi vermeyen ya da zorluk çıkaran 3’üncü bir şahıs, gözaltına alınabilecek ve bilgi vermeye zorlanabilecek. Bilgi vermekten kaçınma, gözaltı sebebi olacak.

İnsan tacirliği yapan ya da kaçağı ülkeye sokan kişilere cezalar ağırlaştırıldı. Bu kişilere bir yıllık hapis cezası verilecek ve tekrarı halinde sınır dışı edilecek.

Birçok suça karışmış kaçak göçmen daha hızlı bir şekilde sınır dışı edilecek. Ayrıca çete kuranlar ya da suç örgütü üyeleri de benzer şekilde sınır dışı edilebilecek.

Yahudi düşmanlığı ya da bu amaçla davrananlar sınır dışı tehdidiyle karşı karşıya kalacak. Yahudi karşıtları ülkeden atılacak.

Bu kararların sınır dışı durumlarını büyük oranda artırmayacağı tahmin ediliyor. Bu durum için, yasa dışı göçmen ihraç eden ülkelerle daha sıkı görüşmeler yapılacak. Çünkü birçok ülke, suçlu vatandaşını geri almak istemiyor ve ülkelerce bunun yolu aranacak.

Paylaşın

Tesla’dan Üretime İki Hafta Ara!

ABD merkezli elektrikli otomobil üreticisi Tesla, Almanya’daki üretimi iki hafta süreyle durdurma kararı aldığını duyurdu. Tesla, kararın, Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırıların tedarik zincirini etkilemesi nedeniyle alındığını belirtti.

Husilerin İsrail’in Gazze’ye saldırılarına karşılık ticari gemilere yönelik eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı almıştı.

Husi saldırıları, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasında en kısa rotayı sunan ve küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’sinin yapıldığı Süveyş Kanalı’ndan geçişleri de tehlikeye atıyor.

Kızıldeniz’de ticari gemilerin uğradığı saldırılar ve şirketlerin peş peşe aldığı kararlar, küresel ekonomide yeni bir “tedarik zinciri krizinin” başlayacağına ilişkin endişeleri artırıyor.

Tesla, Berlin’deki fabrikasında üretimi iki hafta süreyle durdurma kararı aldığını duyurdu.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Tesla’dan yapılan açıklamada, Kızıldeniz’deki silahlı çatışmaların ve buna bağlı olarak Ümit Burnu üzerinden Avrupa ve Asya arasındaki nakliye rotalarındaki kaymaların tedarik zincirine yansıdığı, bunun da gecikmeler nedeniyle Almanya’daki üretimi etkilediği belirtildi.

Uzayan nakliye sürelerinin tedarik zincirlerinde boşluk oluşturduğuna işaret edilen açıklamada, “Eksik bileşenler nedeniyle Berlin-Brandenburg’daki Gigafactory’de araç üretimini 29 Ocak-11 Şubat tarihlerinde birkaç bölge dışında askıya almak zorunda kalıyoruz. Üretim 12 Şubat’tan itibaren tam olarak devam edecek” ifadesi kullanıldı.

Yemen’deki Husiler, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılar düzenlemesinden sonra Hamas’a destek verdiğini duyurmuş, Kızıldeniz’deki ticari gemilere insansız hava araçları ve füzelerle çok sayıda saldırıda bulunmuştu. Bunun sonucunda ticari gemiler rotalarını değiştirip Kızıldeniz yerine taşımanın daha uzun sürdüğü Süveyş Kanalı’nı kullanmaya başlamıştı.

ABD ve İngiltere, Yemen’de Husilere ait hedefleri vururken, Amerikan ve İngiliz savaş uçakları, gece saatlerinde Yemen’in Sana, Hudeyde ve Taiz kentlerindeki bazı noktalara hava saldırısı yapmıştı.

ABD Başkanı Joe Biden, yaptığı yazılı açıklamada, Avustralya, Bahreyn, Kanada ve Hollanda’nın da saldırıya destek verdiğini bildirmişti. ABD medyasındaki haberlerde, ABD ve İngiltere ordu kuvvetlerinin en az 12 Husi hedefini vurduğu, saldırıların savaş uçakları ve Tomahawk füzeleriyle yapıldığı belirtilmişti.

Paylaşın

Türkiye İstemişti: Almanya’dan S. Arabistan’a Eurofighter Satışına Yeşil Işık

Suudi Arabistan’ın İsrail’in güvenliğine ve çatışmaların bölgede yayılmasının engellenmesine katkıda bulunduğunu söyleyen Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, hükümetin Suudi Arabistan’a Eurofighter satışını engellemeyeceğini söyledi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen yıl 17 Kasım’daki Berlin ziyareti öncesinde Türkiye’nin Eurofighter satın alma niyetini açıklamıştı. Bakan Güler, Eurofighter satın almak istediklerini, İngiltere ve İspanya’nın bu talebe olumlu baktıklarını ancak Almanya’nın ikna edilmesi gerekeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuyu Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile Berlin’deki ortak basın toplantısında da gündeme getirmiş ve Almanya’nın NATO müttefik olarak Türkiye’ye savunma sanayii ihracatında kısıtlama uygulamaması gerektiğini vurgulamıştı.

Almanya, Türkiye’nin 2019’da Suriye’nin kuzeyine başlattığı askeri operasyonlar ve 2020 yılında Doğu Akdeniz’de tırmanan gerilimlerle birlikte savunma sanayii ihracatını büyük ölçüde sınırlandırmıştı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Kudüs’te İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Dışişleri Bakanı Israel Katz’le yaptığı görüşmeler sonrasında açıklama yapan Almanya Dışişleri Bakanı, Suudi Hava Kuvvetlerinin Yemen’deki Husi isyancıların İsrail’e karşı fırlattığı füzeleri etkisiz hale getirdiğini belirtti.

Suudi Arabistan’ın bu sayede İsrail’in güvenliğine ve çatışmaların bölgede yayılmasının engellenmesine katkıda bulunduğunu söyleyen Baerbock, “bu nedenle Alman hükümeti olarak İngiltere’nin Suudi Arabistan’a Eurofighter verme planlarının karşısında durmayacaklarını” belirtti.

Alman hükümeti Temmuz ayında İngiltere’nin Suudi Arabistan’a Eurofighter satışına izin vermemişti. Eurofighter Typhoon savaş uçakları Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya’nın oluşturduğu konsorsiyum tarafından üretiliyor. Bu nedenle bir ülkenin Eurofighter satın alma isteği dört ülkenin de onayına bağlı.

Suudi Arabistan hem insan hakları karnesi hem de Yemen’deki çatışmalara müdahil olması sebebiyle uzun süredir eleştiriliyor. Riyad Yemen’deki iç savaşta Husi isyancıların mücadele ettiği hükümeti destekliyor. Husiler, İsrail-Hamas savaşında Hamas’ı destekliyor. Yemen’in kuzeyini kontrol eden ve Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere destek olmayı amaçladığını duyuran Husi milisleri haftalardır Kızıldeniz’de İsrail’e giden ticari gemilere saldırılar düzenliyor.

Geçen yıl Aralık ayında Sol Parti’nin soru önergesine yanıt veren Alman Ekonomi Bakanlığının verilerine göre Alman hükümeti 2023 yılında Suudi Arabistan’a 7,41 milyonu muharebe silahı olmak üzere yaklaşık 13 milyon 260 bin euro değerinde silah ihracatına izin verdi.

Almanya, Yemen savaşındaki rolü, insan hakları karnesi ve Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle 2018’de Suudi Arabistan’a da ihracat kısıtlamaları getirmişti. Hükümet bu nedenle Suudi Arabistan’ın talep ettiği Eurofighter’ların satışına izin vermemişti.

Paylaşın

A Milli Futbol Takımı, Özel Maçta Almanya’yı Mağlup Etti

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılmayı garantileyen A Milli Futbol Takımı ile Almanya, Berlin Olimpiyat Stadı’nda karşı karşıya geldi. Hakem Bartosz Frankowski’nin yönettiği karşılaşmadan A Milli Futbol Takımı, 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / A Milli Futbol Takımı’na galibiyeti getiren golleri, 38. dakikada Ferdi Kadıoğlu, 45+2. dakikada Kenan Yıldız ve 70. dakikada penaltıdan Yusuf Sarı kaydetti. Almanya’nın gollerini ise 5. dakikada Kai Havertz ve 49. dakikada Niclas Füllkrug attı.

A Milli Futbol Takımı, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri D Grubu son maçını 21 Kasım Salı günü TSİ 22.45’te Galler ile deplasmanda oynayacak.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakikada Almanya’nın geliştirdiği atakta sağ kanatta Sane topla buluşurken içeri doğru ortasını yaptı. Havertz, ceza sahası içinde topa gelişine vurdu ve mücadelede skoru 1-0’a getirdi.

12. dakikada hızlı gelişen atağımızda A Milli Takım hızla atağa çıktı, rakip yarı alanda topla buluşan Yusuf Yazıcı sağ kanatta soluna doğru alıp vuruşunu yaptı ancak top kalenin sağından auta gitti.

16. dakikada Kimmich’in derinlemesine caza sahasına gönderdiği pası Sane kontrol etti. Daha sonra Sane’nin attığı şutunda top kaleci Altay’ı geçerek kalenin sağından auta çıktı.

37. dakikada A Milli Takımı’mızda Abdülkerim’in uzun topuna hareketlenen Ferdi, topu kontrol edip ceza sahasına girdi. Ferdi, kaleci Trapp’in soluna doğru üst ağlara sert vurdu ve mücadeleye 1-1’lik eşitliği getirdi.

45+2. dakikada Kaan Ayhan’ın uzun topunda, sol çaprazdan topu alan Kenan Yıldız harika bir vuruşla topu tavana gönderdi ve A Milli Takımı’mızı Almanya karşısında 2-1 öne geçirdi.

53. dakikada İrfan Can’ın pasıyla topla buluşan Salih Özcan, topu sürdü ve harika bir şut çıkardı. Top, kalecinin soluna doğru giderken direkten dönüp dışarı çıktı.

64. dakikada Almanya’nın köşe vuruşu sonrasında Kimmich’in kafa vuruşunda top kaleci Altay’da kaldı.

71. dakikada Türkiye bir kez daha önce geçti. Abdülkerim Bardakçı’nın pasında top Almanya’nın ceza sahasında Havertz’in koluna çarptı. Hakem VAR incelemesinden sonra penaltı verdi. Topun başına geçen Yusuf Sarı penaltıyı gole çevirdi: 2-3.

74. dakikada Alman Milli Takımı sağ kanattan geliştirdiği atakta Brandt kaleci Altay Bayındır ile karşı kaşıya kaldı. Brandt’ın şutunda golü Altay ayağıyla önledi.

82. dakikada Kerem Aktürkoğlu sol kanattan ceza sahası çizgisine kadar taşıdığı topu Barış Alper Yılmaz’a aktardı. Barış Alper Yılmaz’ın kaleye gönderdiği topu kaleci Trapp zorlukla çıkardı.

Stat: Berlin Olimpiyat

Hakemler: Bartosz Frankowski, Marcin Boniek, Jakub Winkler (Polonya)

Almanya: Trapp, Henrichs, Rüdiger, Tah, Kimmich (Dk. 72. Goretzka) , İlkay Gündoğan, Sane, Wirtz (Dk. Gnabry), Brandt (Dk 82 Ducksch), Havertz, Füllkrug

Türkiye: Altay Bayındır, Zeki Çelik, Ozan Kabak, Abdülkerim Bardakçı, Ferdi Kadıoğlu (Dk. 63 Eren Elmalı), İsmail Yüksek (Dk. 46 Salih Özcan), Emre Akbaba (Dk. 34. Abdülkadir Ömür), Kaan Ayhan, Yusuf Yazıcı (Dk. 63 Barış Alper Yılmaz), İrfan Can Kahveci (Dk. 63 Yusuf Sarı), Kenan Yıldız (Dk. 73 Kerem Aktürkoğlu)

Goller: Dk. 5 Kai Havertz, Dk. 49. Niklas Füllkrug (Almanya), Dk. 38 Ferdi Kadıoğlu, Dk. 45+2 Kenan Yıldız, Dk. 71 Yusuf Sarı (Penaltıdan) (Türkiye)

Paylaşın

Almanya Başbakanı’na Genelev Daveti: Size Uzmanlığımızı Sunmak…

Almanya Seks İşçileri Birliği, Başbakan Olaf Scholz’a hitaben yaptığı açıklamada, “Size uzmanlığımızı sunmak ve sizi Berlin’deki bir genelevi gezmeye ve tartışmaya davet etmek istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

Sendika, insan kaçakçılığı, cinsel istismar ve sömürünün kabul edilemezliği konusunda Şansölye’nin tutumunu paylaştığını ancak çalışanlarının iddia edildiği gibi bunu yapmadığını, gerçekte ‘iyi ve değerli hizmetler sunduğunu’ belirtti.

Sputnik Türkçe’de yer alan habere göre; Alman Seks İşçileri Birliği, Almanya Başbakanı Olaf Scholz’u fuhuş sorunlarına birlikte çözüm bulmak üzere bir geneleve davet etti.

Scholz daha önce Federal Meclis’teki bir tartışmada fuhuşun azaltılması gerektiğini, para ile seks yapmanın ‘normal bir durum olarak görülmemesi gerektiğini’ ve kadınların bedenlerini erkeklere satma ihtimalinin bir feminist olarak kendisini her zaman kızdırdığını söylemişti.

Alman Seks İşçileri Birliği internet sitesinde Scholz’a hitaben yapılan açıklamada, “Size uzmanlığımızı sunmak ve sizi Berlin’deki bir genelevi gezmeye ve tartışmaya davet etmek istiyoruz” denildi.

Sendika, insan kaçakçılığı, cinsel istismar ve sömürünün kabul edilemezliği konusunda Şansölye’nin tutumunu paylaştığını ancak çalışanlarının iddia edildiği gibi bunu yapmadığını, gerçekte ‘iyi ve değerli hizmetler sunduğunu’ belirtti.

Paylaşın

Erdoğan’dan Almanya’ya: Bizim İsrail’e Borcumuz Yok

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Filistin’de sivilleri öldürmesine karşı yeterince ses çıkarılmamasını eleştirirken, “Burada görüldüğü gibi bu çocuklar nasıl vuruluyor? Hastanelerde bunlar nasıl öldürülüyor? Bunlar karşısında biz elimiz, kolumuz bağlı mı duracağız? Buna karşı hiç sesimizi çıkarmayacak mıyız? Eğer burada elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı kalırsak bunun tarihe hesabını veremeyiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Onun için bir borçluluk psikolojisi içerisinde İsrail-Filistin savaşını değerlendirmemek gerekir. Bakın ben rahat konuşuyorum. Çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok. Çünkü insana saygımız bizim çok çok farklıdır. Başbakanlığım döneminde ben ilk defa antisemitizm noktasında tavır koymuş bir liderim. Dünyada hiçbir başbakan bu tavrı koymamıştır. Ama ben koydum. Ta o zamanda. Bundan dolayı da kimseye borcumuz yok.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile baş başa görüşme ve heyetler arası çalışma yemeği öncesinde ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Başbakanlık binasına gelişinde kendisini karşılayan Almanya Başbakanı Scholz ile tokalaştı ve basın mensuplarına poz verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında yaptığı açıklamada, şahsına ve heyetine gösterilen misafirperverlik için başta Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Almanya Başbakanı Scholz olmak üzere tüm Alman dostlarına teşekkür etti.

Almanya Başbakanı Scholz’un daveti üzerine gerçekleştirdiği ziyarete büyük önem verdiğini ifade eden Erdoğan, Almanya Başbakanı Scholz ile Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkileri tüm yönleriyle ele alacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmenin, ticari, siyasi, askerî ilişkiler boyutunun, özellikle de Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeler ve son olarak İsrail-Filistin arasındaki gelişmeler boyutunun olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada da açık ve net konuşacağım. Çünkü 7 Ekim tarihi bir başlangıç olarak anlatılıyor. 7 Ekim’den sonraki süreç hiç konuşulmuyor. Şu an itibarıyla malum 13 bin Filistinli çocuk, kadın, yaşlı ne yazık ki öldürülmüştür. Bunun yanında artık neredeyse Gazze diye bir yer kalmadı, her taraf yerle yeksan oldu. Şu anda yatıyorlar, kalkıyorlar, Hamas, Hamas, Hamas…

Hamas’ın silah varlığı ve gücü ile acaba İsrail’in silah varlığı, gücü mukayese edilebilir mi? Şu anda İsrail’in nükleer silahı var mı? Var ama bunu İsrail’e sorarsanız ‘var’ demez. Çünkü onlar yalanı çok iyi kullanırlar. Bütün bunlarla beraber şu anda şu kadar mali destek verildiğinden bahsediliyor. Peki, Hamas’a böyle bir mali destek veriliyor mu? Böyle bir şey söz konusu mu? Hayır, böyle bir şey de yok. Filistin’in kendisine verilmesi gereken destekler de verilmiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bu yokluklar içerisinde, ibadethanelerin, kiliselerin, hastanelerin vurulduğunu anımsattı. Bütün bunların yanında hastanelerin vurulmasının, çocukların öldürülmesinin Tevrat’ta olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Tevrat’ta bunların hiçbirisi yoktur. Yapamazsın. İnsan hakları beyannamesinde yapamazsın. Ama burada görüldüğü gibi bu çocuklar nasıl vuruluyor? Hastanelerde bunlar nasıl öldürülüyor? Bunlar karşısında biz elimiz, kolumuz bağlı mı duracağız? Buna karşı hiç sesimizi çıkarmayacak mıyız? Eğer burada elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı kalırsak bunun tarihe hesabını veremeyiz. Onun için bir borçluluk psikolojisi içerisinde İsrail-Filistin savaşını değerlendirmemek gerekir. Bakın ben rahat konuşuyorum.

Çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok. Çünkü insana saygımız bizim çok çok farklıdır. Başbakanlığım döneminde ben ilk defa antisemitizm noktasında tavır koymuş bir liderim. Dünyada hiçbir başbakan bu tavrı koymamıştır. Ama ben koydum. Ta o zamanda. Bundan dolayı da kimseye borcumuz yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu seyahatte bütün bu konuları konuşacaklarını ancak konuşmaları gereken önemli bir meselenin, sorunun nasıl çözüleceği olduğunu dile getirdi.

İnsani ateşkese Türkiye’nin, Almanya’nın ne kadar katkıda bulunabileceğinin ve bu adımların nasıl atılacağının önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Buna var mıyız, yok muyuz? Bir hafta sonra Sayın Steinmeier, İsrail’e gidiyor. Kendisinden ricada bulundum. Dedim, siz bir taraftan tutun, bize düşen görev neyse biz de diğer taraftan tutalım. Önemli olan bu insani ateşkesi birlikte sağlayalım. Bu adımı eğer atar, böyle bir insani ateşkesi birlikte Almanya-Türkiye, diğerleri, sağlayabilirsek, bu ateş çemberinden bölgeyi kurtarma imkânı yakalarız.

Rehinelerin takası deniliyor. Eyvallah, biz buna da varız. Fakat rehine dediğiniz zaman, rehine sayısı itibarıyla İsrail’deki rehinelerin sayısı nedir? Öbür tarafta, Hamas’ın veya Filistin’in elindeki rehinelerin sayısı nedir? Buna da baktığımız zaman katbekat fazlasıyla İsrail’in elinde rehine var. Yılların rehineleri, tutsakları İsrail’in elinde. Bunu da görmemiz lazım. Bunu görmezsek bu da haksızlık olur. Biz bütün bunlara varız.”

Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’ndaki çalışmalarında Avrupa-Afrika gibi bir ayrım yapmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Karadeniz Tahıl Koridoru’ndan gelenin yüzde 40’ı Avrupa’ya gitti, yüzde 14’ü Afrika’ya gitti, yüzde 14’ü bize geldi. Diğerleri, diğer bölgelere gitti.

Şu anda bile Afrika’dan talepler var ve Rusya ciddi miktarda bir tahılı, buğdayı göndermeye karar verdi ama sıkıntıları var. Nedir o sıkıntı? Şimdi gönderilen yer, aklımda kaldığı kadarıyla Zimbabve, oraya tahıl gidiyor ama bunun değirmen safhası orada yok. Bu akşam Dışişleri Bakanıma onu söyledim, ‘onları biz hallederiz’ dedim. Türkiye olarak, Toprak Mahsulleri Ofisi olarak değirmenlerde öğütür, un olarak oralara göndeririz.

Atmamız gereken adımlar var, yapmamız gerekenler var. Biz bunları yaparız. Şu anda dört veya beş ülkeye Rusya böyle bir koridordan yine tahıl göndermeyi planladı ve adımını da atacak. Biz de bunun ikinci safhası olan bunların una dönüştürülmesinde bu adımı atarız. Zaten daha önce de Rusya-Türkiye-Katar olarak üçlü bir adım atmıştık ve bu çalışmayı yaparız. Tabii bütün bu adımın atılması için özellikle Almanya-Türkiye arasında böyle bir adımın atılmasının yanında NATO müttefikimiz Almanya ile kararlı adımlar atmanın görüşmelerini de aramızda yapmamız lazım.”

“Savunma sanayii iş birliğimizin engelsiz şekilde yürütülmesi, müşterek menfaatimizeydi” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Almanya’nın terörle mücadelede daha yakın iş birliği içinde olması gerektiğini söyledi.

İki ülke arasında beşeri köprü vazifesi gören ve nüfusu 3,5 milyona ulaşan Almanya’daki Türk toplumunun huzur içinde yaşamasının en büyük temennileri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk toplumunun dini ihtiyaçlarını karşılamak üzere burada görev yapan din adamlarımızın yetiştirilmesi amacıyla ortak bir çalışma yürütüyoruz. Almanya ile iş birliği alanlarımızdan diğeri malum göç konusudur. Ortak çalışma grubumuz çalışmalarına devam ediyor” diye konuştu.

“52 senedir Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir”

Görüşmelerin ana gündemlerinden birini de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin oluşturduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyorsunuz bu sürecin yeniden ivme kazanmasını samimiyetle arzu ettiğimizi daha önce de açıklamıştım.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi gibi konularda uzun süreden beri haklı beklentilere sahibiz. Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkelerinden olan Almanya’nın bu bağlamda vereceği katkıları önemsiyoruz. Kolay değil 52 senedir Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir. Vize serbestisi sağlanıncaya kadar vatandaşlarımızın vize işlem süreçlerinin kolaylaştırılması ve hızlandırılmasını bugün ele alacağız.”

Almanya Başbakanı Scholz ile görüşmelerinde Gazze’de yaşananları çok daha farklı bir şekilde ele alacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye olarak olayların başından beri sivilleri hedef alan saldırıları hiçbir şekilde tasvip etmediğimizi ifade ettik ve bunu hep dile getirdik. Hepimizin önceliği ateşkesin sağlanması ve insani yardımların engelsiz olarak akışının sağlanması.

Şu ana kadar 10 uçak dolusu insani yardımı Mısır’a gönderdik ve en son yine gemiyle 666 ton gıda, sahra hastanesi vesaire gibi gönderdiklerimiz oldu ama bütün dert; akan kanın durmasında. En son 27 kanserli hasta ve yanlarında refakatçilerini El Ariş’ten Türkiye’ye aldık. Dün de kendilerini hastanede ziyaret ettim ve durumlarını gördük.

Tabii temennimiz daha fazla hastayı da yaralı veya kanserlileri de ülkemize almak, tedavilerini yapmak. Fakat yaşananlar 1967 sınırları temelinde iki devletli çözümün artık kaçınılmaz olduğunu bir kez daha bizlere göstermiştir. Türkiye olarak amacımız; İsrailli ve Filistinlilerin yan yana, barış içinde yaşadığı, huzurun ve güvenin hâkim olduğu bir iklimin tesisidir. Bunu başarmamız lazım. Orta Doğu’da adil ve kalıcı bir barışın temini için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyorum.”

“Bunlara karşı da bir tavır koyun”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman bir gazetecinin “İsrail’e yönelik Hamas tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarının ardından açıklamalarınız sadece Almanya’da değil, NATO üyesi ülkeler arasında da rahatsızlık oluşturdu. İsrail’in varoluş hakkını kabul ediyor musunuz? İsrail’in ‘faşist bir devlet olduğunu’ söylediniz, hangi gerekçelendirmeniz var bunun için? İsrail ordusunun Hamas’a karşı saldırısına neden ‘soykırım’ diyorsunuz? Tüm NATO ittifakı tarafından terör örgütü olarak tanınan, yüzlerce insanı İsrail’de katleden bir örgütü nasıl bir ‘kurtuluş örgütü’ diye tanımlayabilirsiniz? Türk-Alman ilişkilerini, NATO içindeki iş birliğini tehlikeye atıyor musunuz? Türkiye, savunma sanayi için 40 Eurofighter talep ediyor. Almanya bunu kabul edecek mi?” sorusuna, şu cevabı verdi:

“Öncelikle NATO’nun önde gelen ülkelerinden bir tanesi, ilk beşin içerisinde yer alan bir ülkeyiz Türkiye olarak. Türkiye, NATO’da sıradan bir ülke değil. İlk beşin içinde. Şu anda NATO’nun içinde düşüncesi, kanaati kimin ne olursa olsun, Rusya-Ukrayna arasında herkes kimin yanında yer alıyor? Ukrayna’nın yanında yer alıyor. Türkiye olarak biz, Ukrayna ile de görüşüyoruz, Rusya ile de görüşüyoruz. Aralarında herhangi bir ayrım yapmıyoruz. Ama 33 milyon ton tahıl koridorundan bütün o tahılı Avrupa’ya, Afrika’ya götüren biz olduk. Şu anda da yine diyorsunuz ki ‘yüzlerce’, bak ben sana yüzlerce demiyorum, binlerce Filistinliyi şu anda İsrail öldürdü mü, öldürdü.

Hastaneleri yok etti mi, etti. İbadethaneleri, kiliseleri vuruyor mu, vuruyor. Ben bir Müslüman olarak bundan rahatsızım. Peki, sen bir Hristiyan olarak bu kiliselerin vurulmasından rahatsız olmuyor musun? Bunlara karşı niye bir tavır koymuyorsunuz? Bunlara karşı da bir tavır koyun. Bizim için bu noktada bölgede Musevi, Hristiyan, Müslüman bu ayrımın olmaması gerekir. Antisemitizme karşı da bir mücadele verildiyse, bu mücadeleyi dünyada ilk veren lider ben oldum. Ve şu anda da bakın Almanya ‘İsrail’e şu kadar maddi destek verdiğinden’ bahsediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter savaş uçaklarına ilişkin ise “Eurofighter konusunda Almanya verir veya vermez. Dünyada savaş uçaklarını üreten sadece Almanya mı? Birçok yerden bunların çalışmasını yaparız, temin ederiz. Şu anda insansız savaş uçakları noktasında da Türkiye önde gelen ülkelerden bir tanesi durumuna gelmiştir. Bir basın mensubu olarak, bizi bununla tehdit etmeyin. Bize öyle sorular sorun ki bu sorular vicdani olsun, insani olsun, cevaplarını da biz size o şekilde verelim” ifadelerini kullandı.

“İsrail’in varoluş hakkı bizim için olmazsa olmaz”

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise “Birlikte doğrudan görüşme imkanımızın olması çok iyi. İkimiz de dünyadaki krizlerle uğraşıyoruz. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bütün dünyada hissedildi. İkimiz de Rusya’nın saldırganlığını sona erdirmesi konusunda mutabıkız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Karadeniz’den tahıl ihracı anlaşması nedeniyle teşekkür eden Scholz, “Türkiye’nin özellikle tahıl ihracatı alanında çok önemli rol oynadığını biliyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanı’na bu konudaki kişisel katkılarından ötürü özellikle teşekkür etmek istiyorum. Moskova’nın maalesef bu anlaşmayı daha fazla sürdürmemesi üzücü” dedi.

Avrupa’nın güvenliğinin tehlike altında olduğunu belirten Scholz, “Rusya bu şekilde savaş yürüterek uzun yıllardır mevcut olan bir anlaşmayı ihlal ediyor. Çünkü sınırların zorla değiştirilmemesi gerekiyor. Avrupa’nın güvenliği burada tehlike altında. Aynı zamanda İsveç’in NATO üyeliğini görüşeceğiz. Üyeliğin TBMM’de görüşüldüğünü biliyoruz. Umarız yakında olumlu karar alınacaktır. Çünkü NATO’nun güçlendirilmesi söz konusu” dedi.

İsrail-Filistin çatışmasına değinen Almanya Başbakanı, şunları söyledi: “7 Ekim’de Hamas, İsrail’e hunharca bir saldırı düzenledi. Biz bu terör eylemini keskin bir şekilde kınamaktayız. Biraz sonra gerilimin tırmanmaması için neler yapabileceğimizi konuşacağız. Çünkü Orta Doğu’da çatışmaların tırmanmasından endişe duyuyoruz. Almanya’yı bilen gayet iyi bilir, bizim İsrail’le olan dayanışmamız hiçbir şekilde tartışmaya açık değildir.

İsrail’in kendisini savunma hakkı vardır. Filistinli sivil halkın acıları, Gazze’de yaşananlar bizi de üzüyor. Onlarca yıldır Almanya bu alanda insani yardım sunmaktadır. Bu sene 160 milyon Euro’luk yardım sağlıyoruz. İnsani yardım alanında en büyük donörlerden biriyiz. Bizim için hedef iki devletli çözümdür. İsrail’in varoluş hakkı bizim için olmazsa olmaz.”

Almanya’da antisemitizme izin vermeyeceklerini dile getiren Scholz, “Aynı zamanda Almanya’da yaşayan 5 milyon Müslüman’ın, bu ülkedeki yerini inkar edenlere de karşıyız” dedi. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini de ele alacaklarını aktaran Olaf Scholz, “Geçmiş yıllarda potansiyelimizin gerisinde kaldık, bunu nasıl ileri taşıyacağımızı görüşeceğiz. Ekonomik işbirliği açısından büyük potansiyel var” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak basın toplantısının ardından Scholz ile baş başa görüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Almanya Başbakanı Scholz daha sonra heyetler arası çalışma yemeğine katıldı.

Paylaşın

2023 Yılında Almanya’ya İltica Başvurusu Yapan Türklerin Sayısı 45 Bini Geçti

2023 yılı Ocak – Ekim ayları arasında Almanya’ya toplam 267 bin 384 ilk kez iltica başvurusu yapıldı. Bunların 45 bin 86’sı Türkiye vatandaşları. Türklerin toplam başvurular içindeki payı yüzde 16,9 oldu. 

Almanya’ya ilk kez iltica başvurusu yapanlar arasında ilk sırada yüzde 31,2 ile Suriye vatandaşları var. Türkiye vatandaşları ikinci sırada. Üçüncü sırada yüzde16,4 ile Afganistan vatandaşları var.

Alman basınında Türkiye vatandaşlarının başvurularının Suriyelileri geçtiği yönünde çıkan haberler ise resmi veriler tarafından yalanlandı.

Almanya Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi (BAMF) ekim ayı iltica başvurusu istatistiklerini açıkladı. Buna göre; 2023 yılında Ocak-Ekim ayları arasında Almanya’ya toplam 267 bin 384 ilk kez iltica başvurusu yapıldı.

Bunların 45 bin 86’sı Türkiye vatandaşları. Türklerin toplam başvurular içindeki payı yüzde 16,9 oldu. İlk sırada yüzde 31,2 ile Suriye vatandaşları var. Türkiye vatandaşları ikinci sırada. Üçüncü sırada yüzde16,4 ile Afganistan vatandaşları var.

Ekim ayında ise toplam 31 bin 887 başvurunun 9 bin 692’si Türkiye vatandaşlarından geldi. Türklerin payı ekim ayında yüzde 30,4 oldu. İlk sırada yüzde 33,5 ile yine Suriye vatandaşları yer aldı.

Alman basınında Türkiye vatandaşlarının başvurularının Suriyelileri geçtiği yönünde çıkan haberler ise resmi veriler tarafından yalanlandı.

AB İstatistik Ofisi ve BAMF verilerine göre ağustos, eylül ve ekim aylarında toplam 21 bin 752 Türkiye vatandaşı Almanya’ya ilk kez iltica başvurusu yaptı. Ağustos ayı öncesinde kadar aylık başvuru sayısı 5 bini hiç aşmamıştı.

Almanya’ya ekim ayı itibariyle son 12 ay toplamı (Kasım 2022-Ekim 2023) ise 53 bin 847 oldu. Son 12 ay toplamı geçtiğimiz yıl aynı dönemde 20 binin altındaydı. Kasım 2022’de son 12 ay toplamı ilk kez 20 bin sınırı aşılırken 2023’te bu sayı her ay artarak yükseldi.

Türkiye vatandaşları en çok hangi ülkelere iltica ediyor?

AB istatistik ofisinin ekim ayına ilişkin verileri yok. O yüzden veriler Ocak-Eylül ayı toplamını yansıtıyor. Almanya için ise Ocak-Ekim verileri mevcut. Buna göre Almanya’ya başvurusu sayısı 45 bini aştı. Bu sayı Ocak-Eylül döneminde 35 binin üzerindeydi.

Almanya’nın ardından Türkiye vatandaşlarının en çok iltica ettiği Avrupa ülkesi Fransa (6 bin 755). Ardından İsviçre (4 bin 705), Avusturya (2 bin 890) ve Hollanda (bin 860) geliyor.

Resmi verilere göre 2023 yılının ilk dokuz ayında AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı 51 bini aştı. Eski rekor 2022 yılında 48 bin 615 başvuru ile kırılmıştı. Almanya’nın ekim ayı veriler de eklendiğinde 2023 toplamı 61 bini aştı.

Diğer ülkelerin ve kalan ayların da eklenmesiyle 2023 yılında AB’ye iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı çok daha yüksek bir seviyeye çıkacak. 2008-2015 yılları arasında AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı 4 bin civarında gerçekleşti.

15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı 2016’dan sonra ise iltica sayısı hızla arttı. 2016’da ilk kez iltica sayısı 10 bin sınırına dayandı. Covid-19 öncesi 2019 yılında bu sayı 23 bini aştı. 2022 yılında ise 48 bin 615 Türkiye vatandaşı ilk kez AB ülkelerine iltica başvurusu yaptı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’ın Ziyareti Almanya Basınında Nasıl Yankılandı?

Almanya basını hafta sonundan bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17 Kasım Cuma günü Almanya’ya yapacağı resmi ziyaretine ilişkin haber ve yorumların yoğunlaştığı dikkat çekiyor.

Almanya’da Erdoğan’ın İsrail ve Hamas konusunda yaptığı açıklamalar nedeniyle yoğun tartışmalara neden olurken, Almanya’daki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) yönelik eleştirilerin dozu da artıyor.

Köln merkezli Kölner Stadt Anzeiger gazetesindeki yorumda: “Recep Tayyip Erdoğan, hem Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier hem de Başbakan Olaf Scholz tarafından ağırlanacak. Daha fazla onurlandırma zaten mümkün değil. Otokratik biçimde yönetilen Türkiye hâlâ bir NATO üyesi. Avrupa Birliği’ne tam üyelik müzakereleri ise hâlâ daha nihayete ermiş değil. Ziyaret tuhaf, zira Erdoğan ülkesini demir yumrukla yönetiyor, hele de son seçimlerden sonra daha da fazlaca.

Ülkede vatandaşlar zaman zaman sandığa gidiyor olsa da Türkiye için demokrasiden söz etmek uzun süredir mümkün değil. Medya denetim altında, muhalifler cezaevlerinde. Erdoğan Almanya’daki uzantıları üzerinden buraya da etki etmeyi sürdürüyor. Erdoğan, dış politikada da bir güç politikası izliyor. İster Azerbaycan ister Libya ister de Suriye, hedefi Türkiye’nin etki alanını genişletmek. Bunu şimdi de Ortadoğu’da deniyor. Erdoğan terör örgütü Hamas’tan yana pozisyon aldı. Buna rağmen Batı, Erdoğan ile ipleri hâlâ koparmadıysa bu kendi çıkarları yüzünden. Almanya, örneğin, Türkiye ile yapılan mülteci mutabakatından vazgeçemiyor.

Yapıldığı dönem itibarıyla mutabakat örnek olarak gösteriliyordu. Bir de Ankara’ya yönelik daha sert bir politikanın Erdoğan’ı daha da kestirilemez yapacağı endişesi de hakim. Bu koşullarda Erdoğan’ın Berlin gezisinden ne beklenebilir? Çok şey beklenemez. Ancak Almanya Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, Ankara Sultanı’na cesurca hakkında ne düşündüğünü söylemeli. Sonucu olmasa da insan sadece bunu yapmalarını diliyor.”

Welt am Sonntag gazetesindeki yorumda da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’i “örgüt” olarak nitelemesine atfen İsrail’in devletinin varlığını sorguladığına işaret edilerek şu satırlara yer veriliyor:

“Erdoğan, İsrail’in Hamas’a yönelik saldırılarındaki yüksek sivil ölümleri üzerine Müslümanların artan öfkesini siyasi olarak kullanıyor ve İsrail karşıtları listesinde adını en başa yerleştirmeyi deniyor. Aynı Erdoğan, eski Başbakan Angela Merkel döneminde de ona ‘Nazi yöntemleri kullanmak’ suçlamasını yöneltmişti. Şimdi de yangına körükle giden Erdoğan, 17 Kasım’da Almanya’ya geliyor ve pek çok konuda Başbakan Scholz ile görüş alışverişinde bulunacak. Erdoğan’ın (İsrail ve Hamas ile ilgili) son açıklamaları sonrasında ‘gelme’ denmesini talep edenlerin sayısı artıyor.

Açıklamalarıyla Yahudilerin güvenliğini tehlikeye atan ve İsrail’in varlığına şüpheli bakan bir liderin, her ikisinin de güvenliğinin bir devlet politikası olduğu Almanya ziyaretinin iptali yönünde pek çok sebep var aslında. Türkiye zor bir partner. Ancak Erdoğan’ın gezisinin iptali, içinde bulunulan durum itibarı ile getiri sağlayacak bir adım değil. Dünyanın alevler içinde olduğu bir dönemde yeni bir diplomatik krize daha davetiye çıkarmak gereksiz. Türkiye zor ve bir o kadar da vezgeçilmesi kolay olmayan bir partner olarak kalmaya devam edecek. Hem Ukrayna hem de Ortadoğu’da ona ihtiyacımız var.”

Straubinger Tagblatt gazetesindeki yorumda da Erdoğan’ın sorunlar yaşanan bir lider olmakla birlikte diyaloğun önemine dikkat çekiliyor:

“Erdoğan’ın ziyareti her yönüyle sorunlu ancak onunla diyalog kurmamak da kesinlikle yanlış olacaktır. Bu ziyarette belirleyici olan, Başbakan Olaf Scholz’un Cuma günü hem iki liderin başbaşa konuşmasında hem de kamuoyu önündeki açıklamalarda Erdoğan’ın yaptıklarının en ileri derecede kışkırtma olduğunu açıkça söylemesidir. Erdoğan’ın ayrıca yaptığı açıklamalarla Ortadoğu’da bir arabuluculuk rolü üstlenme konusunda kendini tamamen diskalifiye ettiğini de öğrenmesi gerekiyor.

Frankfurter Allgemeine gazetesindeki yorumda ise Erdoğan’ın geçmişte yaptığı farklı açıklamalarında da sınırları aştığı hatırlatılıyor, ancak bu sefer ipleri şimdiye kadar olduğundan daha da fazla gerdiği iddia ediliyor.

“İsrail’in varlığını sorgulamasıyla Erdoğan, yayı olabileceğinden çok daha fazla germiş oldu. Almanya gezisinden bu kadar kısa süre önce bir de İsrail’i faşist olmakla suçlaması, yaptığı provokasyonu daha da çirkin kıldı. Anlaşılan Gazze ile ilgili arabuluculuk müzakerelerinde hiçbir rol oynamaması Erdoğan’ın canını epey acıtmış. Bundan dolayı o da başka yollarla kendini tartışmaların merkezine koymayı istiyor.”

DİTİB tartışmaları

Öte yandan Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir, Welt am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, Almanya’da Türkiye’den bağımsız dini yapılara ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Özdemir, Almanya’daki İslami kuruluşlar konusunda “Değerlerimize bağlı ve anayasa zemininde sağlam bir şekilde duran bir İslam’ın uygulanabileceği, bağımsız ve Ankara ile bağı bulunmayan yapılara ihtiyacımız var” dedi. Özdemir, Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı’na tabi olan ve Yahudiler ile İsrail devletini “kötü görenlere” karşı Almanya’da “yanlış bir hoşgörü” gösterilmemesi gerektiğini ifade etti.

Schleswig-Holstein eyaletinin Eğitim Bakanı ve Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Yahudi Forumu’nun sözcüsü olan Karin Prien ise Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte, Almanya’nın yurt dışından yönetilen ve Almanya’daki yasalar ile kuralları tanımayan dini temsilciliklere ihtiyacının olmadığını ifade etti. Prien aynı zamanda Almanya’da bir kurumun devlet tarafından muhatap alınması için o kurumun İsrail devletinin var olma hakkına bağlılığını ortaya koymasının “zorunlu bir ön koşul” olması gerektiğini belirtti.

Hür Demokrat Parti’nin (FDP) dini politikalar konusundaki sözcüsü Sandra Bubendorfer-Licht ise Welt am Sonntag’a yaptığı açıklamada, din dersleri konusunda okullar ile DİTİB arasında varılan iş birliklerinin “derhal son bulması” gerektiğini kaydetti. Yurt dışından gelen etkilere bağımlılığın azaltılması gerektiğini ifade eden Bubendorfer-Licht, “Bu nedenle imamların Almanya’da eğitimine artık hız verilmeli ve değerlerimize uygun Avrupa tarzı bir İslam’ı hayata geçirmeliyiz” dedi.

Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ekim ayının ortasında yaptığı bir açıklamada, “İsrail’in Filistin üzerinde yapmış olduğu katliam, soykırım dünyanın gözü önünde yapılıyor. Ne yazık ki insan olduğunu söyleyen bazı kimseler, ülkeler de bunu destekliyor” diye konuşmuştu. Almanya’da DİTİB çatı örgütüne bağlı olarak çalışan 1000 kadar imam Türkiye’deki Diyanet tarafından atanıyor.

Almanya Türk Toplumu (TGD) Genel Başkanı Gökay Sofuoğlu ise Redaktionsnetzwerk Deutschland (RND) haber sitesine yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya ziyaretine toplumdan sert tepkiler gelebileceğini söyledi. Sofuoğlu, “Hamas ve diğer konulardaki açıklamalarına karşı tepkiler olacaktır. Gösteriler olabileceğini tahmin ediyorum” dedi.

Alman Federal Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Michael Roth ise Erdoğan’ın “kışkırtıcı, hakaretamiz ve popülist” davranışlarıyla Türkiye’nin Avrupa ve Ortadoğu arasında bir köprü olarak taşıdığı önemin hakkını vermediği için ülkesine ciddi zarar verdiğini söyledi. Roth, “Son olarak İsrail’e yönelik çirkin ve kötü şöhretli söylemleri ve Hamas terörünü savunması, son derece tehlikeli bir çatışmanın ateşini bir kez daha körükledi” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ekim sonunda yaptığı açıklamada Hamas’ın bir terör örgütü olmadığını, “topraklarını ve vatandaşlarını koruma mücadelesi veren bir kurtuluş ve bir mücahitler grubu” olduğunu ifade etmişti. 7 Ekim’de İsrail’e saldırılar düzenleyerek 1200 kadar insanı öldüren ve 240 kadar kişiyi de rehin alan Hamas, Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından terör örgütü olarak nitelendiriliyor. Hamas’ın saldırılarının ardından İsrail “savaşta olduğunu” ifade ederek Hamas’a yönelik Gazze Şeridi’nde saldırılar düzenliyor. Çatışmalarda şu ana kadar Gazze tarafında, yüzde 40’ı çocuk olmak üzere en az 11 bin kişinin öldüğü bildiriliyor.

17 Kasım’da Almanya’yı ziyaret edecek Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Olaf Scholz tarafından akşam yemeğinde ağırlanacak. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından da kabul edilecek.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın