Altı Partiden Açıklama: İş Birliğimizi Sürdürmeye Kararlıyız

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın daveti üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın DEVA Partisi Genel Merkezinde dün buluştu.

Bir araya gelen altı muhalefet partisi toplantılarının ardından ortak yazılı açıklama yaptı. Ortak açıklamada, yine Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapıldı ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verildi.

Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denildi. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alındı.

Ortak açıklamanın tam metni şöyle:

“Toplumu en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak bizler, Türkiye siyasi tarihinde benzeri olmayan bir iş birliği bilinciyle, kutuplaşma yerine istişare ve uzlaşmayı esas alarak “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş” konusunda tam bir mutabakata varmış ve ortak mutabakat metnimizi 28 Şubat’ta milletimizle paylaşmıştık.

‘Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek üzere 12 Şubat tarihindeki toplantımızda kararlaştırdığımız iş birliği alanlarını değerlendirmek ve ilerletmek amacıyla bugün tekrar bir araya geldik.

Öncelikle Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturduk.

Geçtiğimiz ay içinde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirdik ve bu bağlamda birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk.

Milletimizin bilmesini isteriz ki, demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız.

Öte yandan hangi şartlarda olursa olsun, milli iradeyi parlamentoya tam olarak yansıtmak üzere seçim güvenliğini sağlamak amacıyla bir çalışma daha grubu oluşturduk.

Bugün ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik krizi de değerlendirdik.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber uygulamaya konulan akıldan, bilimden, gerçeklikten ve istişare kültüründen kopuk keyfi politikalar ağır bir hayat pahalılığına, işsizliğe ve yoksulluğa yol açmış, ekonomik kırılganlıklar ciddi biçimde artmıştır.

Bu konularla birlikte derin bir uluslararası krize yol açan Rusya-Ukrayna savaşını da ele aldık. Rusya Federasyonu’nun uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saldırması ile bölgemizde istikrar ve barış tehdit altına girmiştir. Bu kriz bize akılcı, tutarlı ve ülkemizin orta ve uzun vadeli stratejik menfaatlerini dikkate alan bir dış politikanın önemini bir kere daha göstermiştir.

Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyoruz; bizler Türkiye’yi karanlık günlerden çıkartma kararlılığı içerisindeyiz. Umutlarımız ve geleceğe olan inancımız, Türkiye’nin sorunlarından çok daha büyüktür.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metnimiz ve sürdürdüğümüz iş birliği, milletimizin geleceğe dair umudunu ve inancını artırmıştır.

Hedefimiz istişare ile derin sorunlarımıza son vermek ve her bir vatandaşımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır.

İktidarın ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının tam tersine, birlik ve uzlaşı ile çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

Altı Genel Başkanın Gündemi: Ekonomik Söylemde Birliktelik

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmasını tamamlayan ve ortak metne imza atan 6 muhalefet partisinin lideri, bir aylık aranın yeniden bir araya geliyor. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde Pazar akşamı düzenlenecek çalışma yemeğinde konuşulacak konular merak konusu olurken, gözler bir yandan da buluşma sonrasında yapılacak açıklamaya çevrildi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; Toplantıda AKP ve MHP’nin Seçim Yasası teklifinin gündeme geleceğine dair yorumlar yapılsa da, muhalefet partilerinin yetkilileri bu konunun kapsamlı bir şekilde gündeme gelmeyeceğini belirtiyor. Yetkililerin bu konudaki gerekçesi ise, teklifin henüz TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilip yasalaşmamış olması.

“İttifak, en fazla iki partiden oluşabilir diyebilirler”

DEVA Partisi Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin, yasanın görüşmeleri sırasında TBMM Genel Kurulu’nda değişiklikler olabileceğini bu nedenle de toplantıda bu konunun kapsamlı bir şekilde gündeme gelmesinin beklenmediğini söyledi. Seçim Yasası teklifinin 6’lı masayı etkileyecek bir yanı olmadığını ifade eden Şahin, “Resmi Gazete’de yayınlanmadan onun değerlendirmesi liderler tarafından yapılmaz” dedi. Teklifin bir buçuk senedir görüşmelerinin sürdüğünü hatırlatan Şahin, “Örneğin komisyonda değişikliklere uğradı. Bir buçuk senedir bunu öngörmemişler miydi? Mayınlı bir iki konu var. Onlarda da değişiklik olabilir. Mesela, ‘İttifak en fazla iki partiden oluşabilir’ diyebilirler” ifadesini kullandı.

Söylem birlikteliği için iş birliği

Toplantının gündem maddeleri arasında ittifakın ilke ve esasları ile seçim süreci ve sandık güvenliği bulunuyor. Bununla birlikte vatandaşı doğrudan ilgilendiren konularda da yürütülecek iş birlikleri de toplantının gündem maddeleri arasında bulunuyor. Partilerin ekonomik programları ve vaatlerini vatandaşa anlatırken, temel konularda söylem birlikteliği yakalanması adına kurulacak iş birliği için bir yol haritası oluşturması da bekleniyor.

“Öncelikli gündemimiz, yangın yerine dönen ekonomi”

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, toplantıda gündem maddelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Şahin, “En başta ekonomide yaşananlar, kur korumalı mevduat uygulamasının ülkeye kaybettirdikleri, Ramazan sofralarındaki pahalılık, Rusya-Ukrayna krizi, NATO görüşmeleri mutlaka değerlendirilir” dedi. Olası bir ittifak halinde ilkeler ve değerlerin ne olacağı konusunu gündemlerine aldıklarını belirten Şahin, her partinin öncelikleri olacağını ama ağırlıklı olarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’le ilgili geçiş sürecinin yol haritasını konuşacaklarını söyledi.

Şahin, “Bizim için öncelik, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinde yol haritası, bununla ilgili hangi adımlar atılacak, yürütmede Cumhurbaşkanının yetkileri nasıl kullanılacak gibi konular ve bununla birlikte, yangın yerine dönen ekonomi” ifadesini kullandı. Toplantı sonrasında bir ortak metin de paylaşılacağını kaydeden Şahin, ortak metinde bundan sonraki süreç içerisinde seçim ve seçim güvenliğine yapılabilecek iş birliği esaslarının yer almasının beklendiğini kaydetti.

Enginyurt: Vaatlerimizi masaya yatıracağız

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt’un verdiği bilgiye göre de liderler, Pazar günü vatandaşa yönelik seçim vaatlerini masaya yatıracak. Enginyurt, “Bu toplantılar artık Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem toplantısı olmaktan çıkacak. Topluma ne anlatacağımızın konuşulacağı toplantılar olacak” ifadesini kullandı. İşsizlik ve yoksulluğun giderek arttığını belirten Enginyurt, “Biz kendi adımıza millete olan vaatlerimizi masaya yatıracağız ve bunları nasıl anlatacağımızı planlayacağız” dedi.

Pazar günü bu iş birliğinin yol haritasının çizilmesini beklediklerini ifade eden Enginyurt, Millet İttifakı ile ilgili de dikkat çekici ifadeler kullandı. CHP’nin ittifakın ana merkezi olduğunu belirten Enginyurt, “6 partinin kurmuş olduğu bu ittifak Türk milletine umut olmuştur. CHP, bu birlikteliğin ana vagon görevini görmektedir” dedi. İttifakın bozulmaması gerektiğini kaydeden Enginyurt, “Bu ittifakı bozacak olan bedelini çok ağır öder. Bu ittifakı bozmaya, millete zulmetmeye kimsenin hakkı yoktur” diye konuştu.

Yamalı: Geçiş sürecidir, ilkelerle ilgili konudur

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nedim Yamalı da Millet İttifakı’nın yerel seçimlerdeki başarısına dikkat çekerek, ittifakı başarılı bulduklarını ve iş birliği yollarının araştırılmasını istediklerini söyledi. 28 Şubat’ta yapılan toplantının öncesinde açıklanan sonuç bildirgesini hatırlatan Yamalı, iş birliği içinde bulunan partilerin sağlıklı bir ittifak oluşturabilme çabası göstermesi konusunda karar aldığını vurguladı. Bu kapsamda her ay toplantı yapılmasının kararlaştırıldığını da hatırlatan Yamalı, “Bu bir geçiş sürecidir, ilkelerle ilgili konudur” dedi.

“Ekonominin yol haritası gündeme gelebilir”

Toplantıda “popüler siyasi konuların” gündeme geleceğini kaydeden Yamalı, ittifak ile ilgili “Genel seçimler için de daha da genişletilmesi, içinin daha da doldurulması ve her kesimi kuşatır hale gelmesini ve sadece bir seçim ittifakı ile sınırlı kalmamasını istiyoruz” ifadesini kullandı. Yamalı, seçim sonucunu da yönetecek bir süreç için programların şimdiden çalışılmasını istediklerini kaydetti. Gündem maddeleri ile ilgili “Ekonominin yol haritası, anayasa değişiklikleri için yol haritası, adalet ve yargı konuları ile ilgili çalışmalar gündeme gelebilir” diyen Yamalı, toplantıda çalışma gruplarının da oluşturulabileceğine dikkat çekti.

Paylaşın

Babacan: Sistem, Türkiye’yi Depresyona Soktu

Partisinin Yıldırım ilçe kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Taraflı ve partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde ülkemiz her yıl daha mutsuz oluyor. Huzur getirecek dedikleri sistem Türkiye’yi depresyona soktu” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Gençlere, gasp edilen hayatlarını iade etmeyi taahhüt ediyoruz. Yarının Türkiye’si için gençlerin aklına ihtiyacımız olduğunu iyi biliyoruz. Biz gençlere fırsat eşitliği sağlayacağız.” ifadelerini kullandı.

Babacan, “Gençlerin istihdam olanaklarını arttıracağız. Onlara düşüncelerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini geliştirebilecekleri özgürlükçü bir iklim sunacağız. İş baskısıyla, siyasi iklim baskısıyla, sosyal çevre baskısıyla nefeslerinin kesilmeyeceği, kendileri gibi olacakları bir ülke hazırlayacağız.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa’da partisinin Yıldırım ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Dünya Mutluluk Endeksi yayınlandı. 146 ülkede en üst sırada Finlandiya, en alt sırada Afganistan var. Türkiye tam 112. sırada, yakın zamanda toprağında savaş görmüş Irak’tan daha mutsuz. Ülkeleri gelir, özgürlük, sağlık, sosyal yardım, yolsuzluk, eğitim ve satın alım gücü kriterlerine göre sıraladığınızda Türkiye kötü durumda. Değerli bir şairimiz ‘Kim istemez mutlu olmayı, ama mutsuzluğa da var mısın?’ demiş…  Bu dizeler belli ki Erdoğan ve Bahçeli ortaklığının seçim sloganı. Artık ülkeyi mutlu yapabilme imkânları yok.

“Türkiye’yi mutlu gençlerin, kadınların, çalışanların ülkesi yapacağız”

En kısa zamanda, ülkeyi bir kişinin kafasına estiği gibi yönetmesine son vereceğiz. Tüm vatandaşlarımızın hukuk güvenliğini sağlayacağız, refahını yükselteceğiz. Türkiye’yi mutlu gençlerin, mutlu kadınların, mutlu çalışanların, mutlu insanların ülkesi yapacağız. Otoriter ittifak ortaklarının DEVA Partisi’ni engellemek için ürettiği tüm o entrikaları boşa çıkaracağız.

Ülkede antidepresan ilaç satışları ciddi ölçüde artmış durumda. Eczacılara soruyorum, ‘Satışlar çok arttı’ diyorlar. Bir araştırma yapılmış, 2017 yılında ülkede 48 milyon kutu satılırken, bu rakam 2021’de 59 milyon kutuya çıkmış. İnsanlar daha çok stres çekiyorsa, bu durum hükûmetin eseri. Taraflı ve partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde ülkemiz her yıl daha mutsuz oluyor. Huzur getirecek dedikleri sistem Türkiye’yi depresyona soktu.

Gençlere, gasp edilen hayatlarını iade etmeyi taahhüt ediyoruz. Yarının Türkiye’si için gençlerin aklına ihtiyacımız olduğunu iyi biliyoruz. Biz gençlere fırsat eşitliği sağlayacağız. Gençlerin istihdam olanaklarını arttıracağız. Onlara düşüncelerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini geliştirebilecekleri özgürlükçü bir iklim sunacağız. İş baskısıyla, siyasi iklim baskısıyla, sosyal çevre baskısıyla nefeslerinin kesilmeyeceği, kendileri gibi olacakları bir ülke hazırlayacağız.

“Gençlerin pencereden kafalarını çıkarmaları en az 100 lira”

Gençler, ‘Harçlıklarımızla sokağa çıkmak, bir kafede oturmak, sinemaya gitmek mümkün değil artık’ diyor. Geçen gün Ankara’da şehir merkezinde bir sinemanın bilet fiyatlarına baktım. Öğrenci bileti 26 lira. Alışveriş merkezlerinde bir sinema filmi öğrencilere 36 lira. Yarın Dünya Tiyatrolar Günü. Gençler tiyatroya gidemiyor. Yemesiydi, içmesiydi derken, geldiğimiz noktada, gençlerin evin penceresinden kafasını çıkarması en az 100 lira.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin altında Türkiye’nin imzası var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yargıçlar görev yapıyor. Rahmetli Özal’dan bu yana vatandaşlarımızın AİHM’e başvuru hakkı var. Taraf olduğumuz uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin iç hukukumuzu bağladığı kendi Anayasamızın hükmü. Özal niye ‘Vatandaşlarımız içeride sıkışırsa ortağı olduğumuz AİHM’e başvurabilsin’ demiş? 1980 darbesinden sonra işbaşına geldi. Bunu, hak ihlallerinin yapıldığı, ‘bir sağdan, bir soldan’ diye gencecik çocukların canına kıyıldığı dönemden sonra yaptı. Bugün AİHM bir karar veriyor; Sayın Erdoğan ‘Uymuyorum’ diyor. Anayasa Mahkememizin kararlarına ‘Saygı duymuyorum’ diyor. Böyle bir şey olmaz, olamaz. Kendi anayasasını, yasasını ihlal eden bir hükûmet asla başarılı olamaz.

“Partimize üye olan vatandaşımızın sosyal yardımını kesmişler”

Sosyal yardımları bağımlılık sağlansın diye değil, vatandaşlarımız zor durumdan çıksın diye, sosyal devlet ilkesi gereği sağlayacağız. Esas olan, bir ülkede sosyal yardım almak zorunda olan vatandaşların sayısını azaltmaktır. Daha çok insanın devlet yardımlarına muhtaç hale gelmesi belki de hükûmetin işine geliyor. Pek çok ilde, ilçede duyuyorum; sosyal yardım, sosyal destek almak için iktidar partisine üyelik kartını soruyorlar. Çanakkale’de partimize üye olan vatandaşımızın sosyal yardımını kesmişler. Niye? DEVA Partisi’ne üye oldu. Devlet olmak bu mu?

23 Aralık’ta, 24 Aralık’ta dövize endeksli kur koruma mevduat hesabına 100 lira yatıran vatandaş üç ay sonra 127 lira aldı. Üç ayda yüzde 27… Hey gidi faiz düşmanı Erdoğan… Geldiği noktaya bakın. Bunun yıllık bileşiği yüzde 160. Geçen ay üç haneli enflasyonu gösterdiler, şimdi de üç haneli faiz ödüyorlar. Kime? Bir avuç mevduat sahibine ödüyorlar. Kur bu seviyede giderse, bir yılda bu mevduatlara 40 milyar lira faiz ödeyecekler.”

Paylaşın

Altı Muhalefet Lideri İkinci Defa Buluşuyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve Gelecek Partisi liderleri, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde ikinci defa bir çalışma yemeğinde bir araya gelecek.

Ahlatlıbel’de yapılan ilk görüşmeden yaklaşık 1.5 ay sonra gerçekleşecek ikinci buluşmada masada “Parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritası”, “Olası bir ittifakın ilke ve değerleri” ile “Seçim sonrası uygulanacak politikalar konusunda üzerinde çalışılacak konular”ın olması bekleniyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan 12 Şubat’ta Çankaya Belediyesi’nin Ahlatlıbel tesislerinde bir araya gelmiş, yaklaşık 5 saat süren görüşmede Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ne nokta koyarak metnin 28 Şubat’ta açıklanması kararı almıştı.

Görüşmeden sonra yapılan açıklamaya göre liderler ayrıca ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’e geçiş sürecinin yol haritası ve seçimlerden sonra uygulanmaya başlanacak politikalar konusunda ortak çalışma yapılacak konu başlıklarının belirlenmesinde uzlaşmıştı.

Görüşmenin ardından planlandığı gibi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni 6 partinin genel başkanının katılığı bir programla 28 Şubat’ta kamuoyuna açıklandı. Ardından 27 Mart’ta yapılacak ikinci buluşma için hazırlıklar başladı.

“2. Liderler Buluşması”na ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan görüşme öncesi 5 genel başkanı ayrı ayrı ziyaret ederek toplantının gündemine dair görüş alıverişinde bulundu.

Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre Babacan’ın sunduğu taslak gündemde “Parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritası”, “Olası bir ittifakın ilke ve değerleri ne olmalı?” ve “Seçim sonrası uygulanacak politikalar kapsamında ele alınacak tematik konular ne olmalı?” başlıkları yer aldı.

Geçiş sürecinin yol haritası ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ konusunda uzlaşan partilerin seçimi kazanmaları durumunda parlamenter sisteme geçiş takvimini, Cumhurbaşkanı’nın geçiş sürecinde ülkeyi nasıl yöneteceği, yetkilerini nasıl kullanacağı, bu yetkileri kullanırken kendisini destekleyen partilerin iradesini hangi metotlarla yönetim sürecine katacağı gibi başlıkları içeriyor.

6 liderin buluşması her ne kadar “ittifak” olarak yorumlansa da henüz ittifakın adı da yapısı da konuşulmuş değil. Olası bir ittifakın ilke ve değerleriyle ilgili çalışma kapsamında da kurulacak ittifakın yapısı, mekanizmalarının da yer alacağı ilke ve değerler üzerinde de konuşulup uzlaşılması gerekiyor. Ayrıca seçime doğru giderken başta ekonomi olmak üzere dış politika, sosyal politika gibi belirlenen bazı temel konularda ortak hedef ve ilkeleri içeren tematik çalışmalar yapılması öneriliyor.

Liderler bu gündem önerilerinde anlaşmaları durumunda, söz konusu 3 başlıkla ilgili çalışma başlatılması talimatı verecek. Bu çerçevede partiler görevlendirmeler yapacak, çalışma komisyonları oluşacak.

Seçim kanunu

6 liderin buluşmasında AK Parti ve MHP’nin hazırladığı seçim kanunu teklifinin resmi gündem başlıkları arasında yer alması beklenmiyor. Liderlerin konuyla ilgili değerlendirme yapabileceği konuşulurken bu konunun kanun Meclis’ten geçtikten sonra ele alınacağı ifade ediliyor.

Kaynaklar, “Teklifin Meclis’ten nasıl çıkacağının görülmesi gerek. Son hali görülmeyen bir düzenlemeyi konuşmak doğru olmaz.

Aylarca barajın yüzde 7’ye düşürülmesi gündemdi. Ancak teklif ittifak sürprizi ile geldi. Son dakika Meclis Genel Kurulu’nda da önergelerle değişiklik yapılması mümkün. O nedenle teklifin nasıl yasalaşacağını görmek gerek” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı adayı

Muhalefet liderlerinin ilk buluşmasında Cumhurbaşkanı adayının gündeme gelmediği, sadece “bu konuyu değerlendirmek için erken olduğu” görüşünde uzlaşıldığı ifade edilmişti. Ortak Cumhurbaşkanı adayı konusunda genel bir eğilim olsa da liderlerin bu konuyu daha ilerideki buluşmalarda ele alabileceği ifade ediliyor.

6 muhalefet lideri 12 Şubat’taki ilk buluşmasını Çankaya Belediyesi’nin Ahlatlıbel tesislerinde gerçekleştirdi. DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan’ın ev sahipliği yapacağı ikinci buluşma için otel, restoran gibi farklı seçenekler değerlendirildikten sonra en son DEVA Partisi’nin Mustafa Kemal Mahallesi’ndeki Genel Merkez binasında karar kılındı. Yemekli buluşma için DEVA Partisi genel merkezindeki geniş bir toplantı salonunun kullanılması bekleniyor.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Hani Erdoğan Faize Düşmandı?

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Flash TV’de Orhan Uğuroğlu’nun sunduğu Serbest Bölge programında gündemi değerlendirdi. Babacan, AK Parti ve MHP’li milletvekilleri tarafından hazırlanan seçim kanunu teklifini, ‘tuzak’ olarak nitelendirdi.

DEVA Lideri Babacan, “Seçim günü geldiğinde kimin az oy alacağını, kimin çok oy alacağını halk belirleyecek. Önce MHP arkasından da AK Parti, şu anda hazırlamış oldukları tuzağa kendileri düşecek. 2018 seçim sonucuna göre bilgisayarda bir simülasyon yapıp ‘Kural farklı olsaydı’ şu kadar fazla vekil çıkartacaktık, kuralı değiştirelim’ çabası beyhude” dedi. Babacan, “Sayın Erdoğan ‘Yuvarlak masadan bir şey çıkmaz’ demiyor muydu? Çıktı işte. Biz çıkarttık” diyerek, şöyle konuştu:

“Sayın Erdoğan ‘Yuvarlak masadan bir şey çıkmaz’ demiyor muydu? Çıktı işte. Biz çıkarttık. Kendileri Şubat 2021’de ‘yeni anayasa’ diyorlardı. Sayın Bahçeli ‘Yeni anayasayı yazmaya başladık’ diyordu. Topu topu iki partisiniz. Bitirin haydi, ortaya bir şey koyun. Biz sapasağlam parlamenter sistemi altı partili mutabakatla ortaya koyduk. Muhalefete düştükleri an bunu destekleyecekler.

Cumhurbaşkanı seçimi için 50+1 gerekiyor. Anayasayı değiştirmek için en az 360 milletvekili gerekiyor. İktidar partisi bile yanına ortak almadan seçim kazanamıyor. Mevcut sistem partileri iş birliğine zorluyor. Seçimi kazanacaksak, partiler arası iş birliğini ülkemizin geleceği için şart görüyoruz.

“Ekonomik, sosyal sonuçları çok ağır olur”

Uzlaşma niyetiyle yola çıkınca uzlaşıyorsunuz. Uzlaşmama niyetiyle oturduğunuz masadan uzlaşarak kalkmanız mümkün değil. Eğer niyet ülkenin sorunlarını çözmekse anlaşma kolaylaşıyor. Her partinin, her genel başkanın kendi hedefleri olabilir ama büyük hedef Türkiye olmalı. Seçimlerde Türkiye’de çok köklü bir değişikliğin olması gerekiyor. Aksi halde yol kazası olursa kötüye gidiş çok hızlanır. İnsanlar ülkesine güvenini kaybeder. Ekonomik, sosyal sonuçları çok ağır olur. Ülke bunu kaldıramaz. Dar parti çıkarı, dar şahsi siyasi çıkarları bir kenara koyup, ‘Bu ülke meselesi’ diye hep beraber sarılmak lazım.

Geçiş sürecinin yol haritası için altı parti de görevlendirmeleri yaptı. Temel ilke ve değerleri aynı arkadaşlarımız çalışacak. Geçiş sürecinin yol haritasında neler olacak? Orada gündem başlıkları neler? Bunları netleştirmemiz gerekiyor. Önümüzdeki pazar günkü toplantımız ve ondan sonraki süreçte öncelikle gündemi netleştirmemiz gerekiyor. Çalışma başlıklarını kesinleştirip, görevlendirdiğimiz arkadaşlara bir çerçeve vermemiz gerekiyor.

Sayın Bahçeli şiddet uygulayanları alınlarından öptü. Üstelik Sayın Bahçeli’nin içinden geldiği camia zamanında polis şiddetinden ve işkenceden çok çeken bir camia. Ama milliyetçi hareketin bir cefasını çekenler var, bir de sefasını sürenler. Sefasını sürenler o dönemde o eziyeti çekmediği için şu anda uygulanan şiddete ve işkenceye alkış tutuyorlar.

Kamuda işe alımda, terfilerde, üst düzey pozisyonlarda ehliyet ve liyakati baz aldığınızda ister FETÖ olsun ister onlar gibi etki kurmaya çalışan başka yapılar olsun etki alanları azalacaktır. Ehliyet ve liyakati baz aldığınızda öbeklenmeyi önlersiniz. Öbür türlü mülakat komisyonunu kontrol eden kendi zihniyetinde, örgütünde, mensubiyetinde kim varsa dolduruyor. Eline fırsat geçen acımıyor.

“Hani Sayın Erdoğan faize düşmandı?”

Hazine’nin borçlanma faizi eylül ayında yüzde 17, bugün yüzde 28. Yani Merkez Bankası’nın bankalara borç verirken aldığı faizi beş puan indirdiği dönemde Hazine’nin borç alırken verdiği faiz tam 11 puan artıyor. Kredi faizlerinde durum aynı. 23 Aralık’ta 100 liralık kur korumalı mevduat hesabı açana bugün 27 liralık faiz ödendi.          Yıllık bileşik faizi yüzde 163’e geliyor. Hani Sayın Erdoğan faize düşmandı? Bu 27 puanın 4 puanını bankalar, geri kalanını Hazine ödüyor.

Merkez Bankası’nın yirmi ayda 130 milyar dolarlık dövizi arka kapıdan gizli saklı satması skandalı ortaya çıktı. Aralık ayındaki toplam döviz müdahalesi 17 milyar dolar. Daha önce yayınladıkları verileri yayınlamamaya başladılar. Şu anda endirekt metotlarla ne kadar sattıklarını hesap edemiyoruz. İyice kararttılar. Ne kadar döviz sattığını öğrenmenin tek yolu piyasa oyuncularının hissiyatı.”

Paylaşın

Babacan: Milletin Vergilerini Bir Avuç İnsana Yatırdılar

Kur korumalı mevduat sistemini ‘devleti batırma kampanyası’ sözleriyle tanımlayan DEVA Lideri Babacan, “Milletin vergilerini bankada yüksek mevduatı olan bir avuç insana faiz olarak ödeyecekleri banka hesaplarına yatırdılar” dedi. 

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bu hafta, faiz miktarı netleşti. 21 Aralık’ta açılan kur korumalı mevduata 3 ayda %11,9 oranında faiz ve kur farkı ödediler. Vadeler değiştiği için faiz yıllık bileşik ile hesap edilir. Yıllık bileşik faiz tam %57! 22 Aralık’ta açılan hesaplar için 3 ayda %20,1 faiz ve kur farkı ödediler. Yıllık bileşik faiz tam %108! 23 Aralık’ta açılan hesaplar için yapılacak faiz ve kur ödemesi %27,3… 23 Aralık’ta 100 lira para yatıran bugün 27 lira 30 kuruş faiz alacak. Yıllık bileşiği %163! Bu, devleti batırma projesi değil de ne?” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. 27 Mart’ta ev sahipliğini yapacağı liderler zirvesinden önce toplantının gündemini birlikte belirlemek üzere diğer genel başkanlarla görüştüğünü söyleyen Babacan Adana’daki işkence görüntülerine ve kur korumalı mevduat sistemine tepki gösterdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Kolluk güçlerinin Furkan Vakfı gönüllülerine işkence uyguladığını gözlerimizle gördük. Anayasal hakkını kullanmak isteyen vatandaşın tepesine inen cop, hiçbir koşulda meşrulaştırılamaz. Polisin görevi milletin can güvenliğini sağlamaktır. Milletin canına kast etmek değil. Neymiş? ‘Yasa dışı’ yürüyüş yapmışlar. Ülkede parkur yürüyüşlerinden başka ‘yasa içi’ yürüyüş mü kaldı? Ülkede yasa mı kaldı ki böyle söylüyorsunuz?

Kendilerini yöneten siyasetçilerden cesaret almayan hiçbir polis memuru böylesine pervasızca işkence uygulayamaz. Kolluk kuvvetlerine ‘Bacaklarını kırın’, ‘Siz yıkın, mahkeme kararı arkadan gelsin’ diyen bir bakanın emrindeki kolluk kuvvetlerinin hukuk içinde hareket etmesi beklenebilir mi? Cumhurbaşkanı gereken tepkiyi ve talimatı vermiyorsa polis şiddetinin önüne geçebilir misiniz?

“Bahçeli, 12 Eylül’deki eziyetten ders çıkarmadığını gösterdi”

Polis şiddetinin münferit bir tavır değil, zihniyet meselesi olduğunu Sayın Bahçeli ispatladı.İşkencecileri alınlarından öperek kendisine yakışanı yaptı. Adı bunca kirli işle anılan ve işkence olayında dahi kendi vatandaşını suçlayan ilgili bakanın arkasında durdu. Sayın Bahçeli, 12 Eylül döneminde, kendi geleneğinin gördüğü onca eziyetten hiçbir ders çıkarmadığını gözler önüne serdi. Bilen bilir. Milliyetçi hareketin bir ‘cefasını çekenler’ olmuştur, bir de ‘sefasını sürenler’.‘Sefa sürenlerin’ bunları anlaması mümkün değildir.

Sayın Bahçeli artık şiddetle, mafyayla, çetelerle, hukuksuzlukla aranıza bir mesafe koyun. Siz siyaset yapıyorsunuz. Beğenseniz de beğenmeseniz de hukuka bağlı olmak zorundasınız. İnsanın ar damarı bir kez çatlamaya görsün. İşkenceyi meşrulaştırana da mağdura kimliğini sorana da yazıklar olsun.”

Kur korumalı mevduat sistemini “devleti batırma kampanyası” sözleriyle tanımlayan Babacan şunları söyledi:

“Milletin vergilerini bankada yüksek mevduatı olan bir avuç insana faiz olarak ödeyecekleri banka hesaplarına yatırdılar. Bu hafta, faiz miktarı netleşti. 21 Aralık’ta açılan kur korumalı mevduata 3 ayda %11,9 oranında faiz ve kur farkı ödediler. Vadeler değiştiği için faiz yıllık bileşik ile hesap edilir. Yıllık bileşik faiz tam %57! 22 Aralık’ta açılan hesaplar için 3 ayda %20,1 faiz ve kur farkı ödediler. Yıllık bileşik faiz tam %108! 23 Aralık’ta açılan hesaplar için yapılacak faiz ve kur ödemesi %27,3… 23 Aralık’ta 100 lira para yatıran bugün 27 lira 30 kuruş faiz alacak. Yıllık bileşiği %163! Bu, devleti batırma projesi değil de ne?

“Hey gidi faiz düşmanı Erdoğan…”

Hey gidi faiz düşmanı Erdoğan hey! Nereden nereye! Siz faizlerin yüzde 8-9 olduğu dönemlerde, zamanın tertemiz bürokratlarını vatana ihanetle suçluyordunuz. Hesap ortada. Siz son üç gündür bu ülkenin hazinesinin katkısıyla %57, %108, %185 yıllık bileşik faiz ödediniz.

Bu hesaplar yabancı uyruklu insanların da kullanımına açıldı. Bütün dünyaya ‘En güzel faiz burada’ dediler. Ortalıkta ‘Faizle mücadele edeceğim’ diye dolananların geldiği nokta, tüm dünyaya ‘fahiş faiz’ vermek oldu. Dillerinden düşürmedikleri ‘faiz lobisi’ vardı. Eğer varsa öyle bir lobi, bu hükûmet faiz lobisine bugüne kadar görmedikleri bir saadet yaşatıyor.

“Erdoğan, vergilerimizi tüm dünyaya peşkeş çekmeye karar verdi”

Sayın Erdoğan, tüm dünyaya vatandaşlarımızdan toplanan vergileri peşkeş çekmeye karar verdi. Emekçiler, o vergileri ödemek için haftada en az 45 saat çalışıyor. Ev kadınları alışverişte o KDV’yi, ÖTV’yi de ödeyecekleri için kendi mutfaklarından kısıyorlar. Küçük ve orta ölçekli işletmeler kendi yatırımlarından kesiyorlar. O vergiler siz sağa sola faiz dağıtın diye ödenmiyor. Artık yeter.

Gerçeği örtbas etmeyin. Devleti batırma kampanyasının Hazineye yükünün iddia ettiğiniz gibi yıllık 15 milyar olmayacağını çıkın açıklayın. Döviz kur bugünkü seviyede kalsa bile, bütçeye yılda en az 40 milyar liranın üzerinde bir yük getiriyor. Kurdaki her yüzde 10’luk artış; 60 milyar lira daha yük getirecek. Sayın Erdoğan; Hazine kimsenin babasının malı değil. Kendi hazinen değil, milletin hazinesi. 40 milyarı şöyle düşünün: Bu senenin bütçesinde gençlere, kadınlara, insan haklarına, afet yönetimine, sanayinin üretim ve yatırımlarına tüm destekleri alt alta yazın, tamamı 40 milyar etmiyor.

Bir avuç mevduat sahibine garanti verilsin diye bütün yükün dar gelirlinin sırtında olmasına razı olamayız. İş başına geldiğimiz ilk gün bu devleti batırma kampanyasını bitireceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Hazine’sini içine düşürüldüğü bu bataklıktan kurtaracağız. Dünyaya güven vererek, yatırımları çeken bir Türkiyeye hep beraber kavuşacağız. Bu milletin her bir ferdinin zenginleşmesini sağlayacağız.”

Paylaşın

Babacan: Devleti Batırma Projesi Tam Gaz Devam Ediyor

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Gurbetçilerin Kur Korumalı Mevduat sisteminden yararlanması için yapılan değişikliği değerlendirdi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Lideri Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Devleti batırma projesi tam gaz devam ediyor. Türkiye’deki enflasyondan etkilenmeyecek olmasına rağmen yabancılara da bu imkân verildi. Sayın Erdoğan; tüm dünyaya faiz vermeye mi karar verdiniz? Bu muydu sizin faizle mücadele dediğiniz?” ifadelerini kullandı.

Gurbetçilerin Kur Korumalı Mevduat sisteminden yararlanması için çıkarılan Yurt Dışında Yerleşik Vatandaşlar Mevduat Katılım Sistemi’nde (YUVAM) değişiklik yapılarak, yabancı şirket ve kişilerin de sisteme dahil edilmesinin önü açıldı.

Buna göre 1 şubat 2022 tarihli YUVAM hesapları hakkında tebliğin “tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin d bendindeki “Yurt dışında yerleşik vatandaş” ifadesi “yurt dışında yerleşik kişiler” olarak değiştirildi. Fıkranın devamında ise bankada hesap açma şartlarını taşıyan yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin de YUVAM hesabından yararlanabileceği hükme bağlandı.

YUVAM hesabında da DTH ve altın hesaplarının dönüşümünde olduğu gibi masraf veya komisyon ödenebileceğine ilişkin hükümler tebliğe eklendi.

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan Ve Bahçeli’ye: Seçim Meydanda Kazanılır

Partisinin İzmir il kongresine yaptığı konuşmada, iktidarın seçim kanunu değişikliği girişimlerini eleştiren DEVA Lideri Babacan, “Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli masa başı formüllerle jübile seçimlerine nasıl gireceklerini konuşmuşlar. İkisinin de jübilesi olacak.” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan ve Sayın Bahçeli’ye seslenen Babacan, “Sizin entrikalarınız bize vız gelir. Seçim meydanda kazanılır. Hodri meydan. Çıkın meydana. Sizin gücünüz; Türkiye’nin köklü demokrasisini yok etmeye yetmeyecek. Türkiye’yi daha fazla aşağı çekmenize izin vermeyeceğiz. İlk seçimden hemen sonra Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i inşa edeceğiz. Ülkemizi özgürlükle, adaletle ve zenginlikle buluşturacağız. Engelleyemeye gücünüz yetmeyecek.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İzmir il kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli masa başı formüllerle jübile seçimlerine nasıl gireceklerini konuşmuşlar. İkisinin de jübilesi olacak. Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum: Sizin entrikalarınız bize vız gelir. Seçim meydanda kazanılır. Hodri meydan. Çıkın meydana. Sizin gücünüz; Türkiye’nin köklü demokrasisini yok etmeye yetmeyecek. Türkiye’yi daha fazla aşağı çekmenize izin vermeyeceğiz. İlk seçimden hemen sonra Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i inşa edeceğiz. Ülkemizi özgürlükle, adaletle ve zenginlikle buluşturacağız. Engelleyemeye gücünüz yetmeyecek.

Zannediyorlar ki önümüzdeki seçim sonuçları 2018 sonuçları gibi olacak. Bana soruyorlar, ‘Hükûmet sizi mi hedef aldı?’ diyorlar. Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarını dinlersek öyle görünüyor ama bizi hedef almak kolay değil. Çünkü biz yerinde duran bir hedef değiliz. Hızla ileriye koşan, hareketli bir hedefiz. Bugün adım atıyorlar, seneye işliyor. Bir sene sonra DEVA Partisi’nin nereye geleceğini hesaplayamıyorlar.

“Bu millet 90’lı yılların yıkımlarını unutmadı”

Ekonomik kriz veya faili meçhul cinayetler dönemi denilince ilk akla gelen bazı isimlerden medet umar hale gelmişler. Enerjinize yazık. Bu millet, 90’lı yılların siyasi yıkımlarını unutmadı, unutmayacak. 90’lı yılların karanlığında, ülkenin doğusunda kol gezen Beyaz Torosları, ülkenin batısında katledilen aydınları ve gazetecileri, Manisa’da gençler için kurulan işkencehaneleri unutmayacak.

Devletin içinde, hukuka aykırı faaliyet yürüten şebekeler bir gün mutlaka temizlenecek. Cirit atıyorlar şimdi. Mafyalar, çeteler sardı etrafı. Ülkeyi yönetenler iç içe çalışıyorlar. Hiçbir masum vatandaşımız, boğazında düğümlenen acısıyla yaşamayacak bu ülkede. Bundan birkaç ay önce, bir mafya liderinin, çete benzeri yapılanmalarla ilgili anlatılarını hep beraber izledik. Kararlı bir siyasi irade iş başına geçtiğinde, böylesine hukuk dışı faaliyetlere asla geçit verilmeyecek.

Devletin resmî belgelerinde dahi kayda geçen Gladyo ve benzeri çetelerden mutlaka hesap sorulacak. Bu hesabı, ‘bağımsız ve tarafsız yargı’ soracak. Devlet her türlü hukuksuzluğa karşı, hukuk içinde kalarak mücadele verir. Karşınızda çete de olsa, mafya da olsa, terör örgütü de olsa, devlet bunlara karşı mücadelesini, devlete yakışır şekilde hukuk içerisinde verir. ‘Bağımsız ve tarafsız yargı’nın altını özellikle çiziyorum. Hukuka aykırı işler yapanlar; demokrasimize kast eden, hukuk sistemimizi felç eden FETÖ’nün bulandırdığı suda temizlenemezler. Biz, öncelikle yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını tesis edeceğiz. Kurunun yanında yaşı yakmadan, masum tek bir vatandaşımızın haksız yere ceza çekmesine razı gelmeden adaleti tesis edeceğiz.

“Ya el ele verip özgürleşeceğiz ya da otokrat rejim perçinleşecek”

Ülkemiz şu anda, son derece önemli bir yol ayrımında. Ya 84 milyon el ele verip özgürleşeceğiz ya da bu otokrat rejim memleketimize iyice perçinleşecek. Ya Türkiye’yi hep beraber bir hukuk devleti yapacağız ya da iktidardaki otoriter ortaklığın ülkemizi sefalete sürüklemesine seyirci kalacağız. Ya Türkiye’yi tam demokrasi rotasına sokacağız ya da demokrasimizden eser kalmayacak.

Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli; gençler, buldukları ilk fırsatta, kendilerine başka bir ülkede hayat kurmayı istiyorlar. Var mı bir cevabınız? Gençler, ‘Harçlıklarımızla sokağa çıkmak, bir kafede oturmak, sinemaya gitmek mümkün değil artık’ diyor. ‘Sosyal medyada düşüncemi açıkladığımda kapıma polis dayanmasından, ileride iş bulamamaktan korkuyorum’ diyor. ‘Emeğim mülakatlarda çöp oluyor, torpil yoksa iş yok’ diyor. Var mı bir cevabınız?

Avrupa’nın kapıları Türkiye’ye ne zaman açılır? Kendi anayasasını çiğneyen, hukukun üstünlüğünü yerle bir eden bu zihniyeti iktidardan gönderdiğimizde, Avrupa Birliği’nin kapıları tekrar açılır. Kadrolarımıza güveniyoruz. Türkiye’yi, Avrupa Birliği sürecine yeniden sokacak siyasi aklın DEVA Partisi’nde olduğunu biliyoruz.”

Paylaşın

Babacan: Ülkeyi İflas Ettirdiler, Eski Defterleri Karıştırıyorlar

Partisinin Balıkesir Sındırgı’daki ilçe kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Siz partili ve taraflı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kedi olalı bir fare tuttuğunu gördünüz mü? Yok… Onun için Cumhurbaşkanı sürekli eski defterleri karıştırıp duruyor. Aynı müflis tüccar gibi. Demirel’in tabiriyle, dünün güneşiyle bugünün çamaşırını kurutmaya çalışan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Tüm yetkiyi tek elde topladığınızdan bu yana ne yaptığınızı onu anlatın.” dedi.

Haber Merkezi / “Sayın Erdoğan son dönemde bozuk bir plak gibi tutturdu. ‘Bu yolları, köprüleri biz yapıyoruz, muhalefet bu projelere son verecek’ diyor. Herhalde rüya gördü, kendi rüyasıyla kavga ediyor” diyen Babacan şu ifadeleri kullandı:

Dün 1915 Çanakkale Köprüsü açıldı. Evet, önemli bir proje. Vatana millete hayırlı olsun. Ancak, 45 bin araç geçişi ve araç başına da 16 euro geçiş ücreti taahhüdüyle yapılabildi. Gerçekten bir yarışma olsaydı, o proje üç beş kişiden zarfta teklif alarak değil açık bir ihaleyle yapılsaydı, çok daha düşük bir garanti bedeli ve geçiş ücretiyle yapılabilirdi. Hem büyük proje yapacaksın hem de ucuza mâl edeceksin. Maharet orada.

Yap-işlet-devret projelerinin tamamını DEVA Partisi iktidarının ilk 90 gününde teknik, idari, hukuki ve yasama denetimine tabi tutacağız. Kamu Özel İşbirliği yöntemini, makul bir nakit akışı üreten projelerle sınırlayacağız. Eğitim sağlık gibi alanlarda bu modelin kullanılmasına izin vermeyeceğiz.

“Siz partili ve taraflı cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kedi olalı bir fare tuttuğunu gördünüz mü?” diye soran Babacan, “ Yok… Onun için Cumhurbaşkanı sürekli eski defterleri karıştırıp duruyor. Aynı müflis tüccar gibi. Demirel’in tabiriyle, dünün güneşiyle bugünün çamaşırını kurutmaya çalışan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Tüm yetkiyi tek elde topladığınızdan bu yana ne yaptınız onu anlatın” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Balıkesir’de partisinin Sındırgı ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı;

“Sayın Erdoğan son dönemde bozuk bir plak gibi tutturdu. ‘Bu yolları, köprüleri biz yapıyoruz, muhalefet bu projelere son verecek’ diyor. Herhalde rüya gördü, kendi rüyasıyla kavga ediyor. DEVA Partisi Türkiye’nin layık olduğu en büyük projeleri yapabilecek tek partidir. Biz çok daha büyük projeleri, çok daha ucuza mal ederiz. Milletimizin vergilerini bir avuç müteahhide peşkeş çekmeyiz. Devletin de milletin de kazıklanmasına izin vermeyiz.

Dün 1915 Çanakkale Köprüsü açıldı. Evet, önemli bir proje. Vatana millete hayırlı olsun. Ancak, 45 bin araç geçişi ve araç başına da 16 avro geçiş ücreti taahhüdüyle yapılabildi. Gerçekten bir yarışma olsaydı, o proje üç beş kişiden zarfta teklif alarak değil açık bir ihaleyle yapılsaydı, çok daha düşük bir garanti bedeli ve geçiş ücretiyle yapılabilirdi. Hem büyük proje yapacaksın hem de ucuza mâl edeceksin. Maharet orada.

Yap-işlet-devret projelerinin tamamını DEVA Partisi iktidarının ilk 90 gününde teknik, idari, hukuki ve yasama denetimine tabi tutacağız. Kamu Özel İşbirliği yöntemini, makul bir nakit akışı üreten projelerle sınırlayacağız. Eğitim sağlık gibi alanlarda bu modelin kullanılmasına izin vermeyeceğiz.

Bu projelerin ortak akılla ve tüm paydaşların katılımıyla gerçekleştirilmesini sağlayacağız. Şeffaf ve açık ihale usulüyle sağlıklı bir yatırım ortamı oluşturacağız. Bu projeler nedeniyle kamunun yapacağı harcamaları, şeffaf bir şekilde ve periyodik olarak kamuoyuyla paylaşacağız.

Bu aralar iktidarın 1990’lardan çıkarıp getirdiği bazı siyasetçiler var. Hani meydanlarda ‘iki anahtar’ diye oy isteyip, sonra vatandaşın cebindeki parayı hiç edenler. Ülkeyi yönetmeye çalışan otoriter ittifaka hatırlatmak isterim: Seçim yasasındaki oynamalarla, Beyaz Torosların gölgesinde siyaset yapanlarla, ülke ekonomisini mahveden o 90 model siyasetçilerle durumu kurtaracağınızı zannetmeyin.

Hiçbir şey DEVA Partisi’nin yükselişini durduramayacak. Seçimi kazanmak için entrikanın peşinde koşanlara sesleniyorum: Elinizden geleni ardınıza koymayın. DEVA Partisi’nin damlaları sel oluyor. Bu selin karşısında hiçbir baraj duramayacak. Hiçbir şey, zamanı gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir. DEVA fikrinin zamanı gelmiştir. Önümüzdeki ilk seçimde bu otoriter ittifakın irili ufaklı tüm ortaklarıyla da yancılarıyla da vedalaşacağız.”

“Ülkeyi iflas ettirdiler, eski defterleri karıştırıyorlar”

Siz partili ve taraflı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kedi olalı bir fare tuttuğunu gördünüz mü? Yok… Onun için Cumhurbaşkanı sürekli eski defterleri karıştırıp duruyor. Aynı müflis tüccar gibi. Demirel’in tabiriyle, dünün güneşiyle bugünün çamaşırını kurutmaya çalışan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Tüm yetkiyi tek elde topladığınızdan bu yana ne yaptığınızı onu anlatın.

‘Bütün dünyada enflasyon yükseldi’ diyor. Japonya, enflasyon yüzde 2’ye çıktı diye panik şu anda. Avrupa, Amerika yüzde 5’i, yüzde 6’yı, yüzde 7’yi görünce ’40 yılın en yüksek enflasyonu’ diyor. Adamların bir yıllık enflasyonunu Türkiye’de 15 günde yaşıyoruz. Türkiye’deki mazot ve benzin fiyatları sadece petrolün varil fiyatı kadar artsaydı, bugün en fazla 9-10 liraydı. Türkiye’de döviz kuru ikiye katladı. Onun için mazot, benzin bugün 20 liraya, 23 liraya satılıyor.

İki gün önce hazine dolar bazında yüzde 8,8 ile borçlandı. Avrupa’da eksi faiz varken, Amerika’da faizler yüzde 1 civarındayken bu millete dolar cinsinden yüzde 8,8 faiz ödetmek yazık değil mi? Talimat ver de düşsün o faiz. Kendisine bağlı Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’nden bahsediyoruz. Ticari kredi faizleri yüzde 30’u geçti. Talimat versin de düşürsün. İhtiyaç kredilerinin faizi yüzde 25-30 arasında değişiyor. ‘Tek imzayla her şeyi yapacağım’ dedi, yapsın.

Ülkenin ekonomisini yönettiğini zannedenler, sözüm ona bakanlık yapanlar Sındırgı’da 20 metrekarelik bir dükkânı işletecek beceriye, bilgiye sahip değil. Rafı dolu, sıfır borçla bir dükkânı emanet edin; bir senede batırırlar. Bunu beceremeyecek insanlar ülkeyi yönetmeye çalışıyor.”

Paylaşın

Babacan: Erdoğan Ve Bahçeli Kendi Kazdıkları Kuyuya Düşecek

Cumhur İttifakı’nın Meclis’e sunduğu seçim yasasını değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Açık açık ifade ediyorum. Erdoğan ve Bahçeli, kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşecek. Seçim günü geldiğinde, halkımızın iradesi, her türlü siyaset mühendisliği ürünü formülü yıkıp geçecek.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Biz sadece ve sadece halkımızın sağduyusuna güvenerek bu yola çıktık. Halkımızın yoğun ilgi ve teveccühüyle de yolumuza devam ediyoruz. Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum: Masa başında üretilen formüllerle, entrikalarla seçim kazanılmaz. Seçim meydanda kazanılır. Onun için Erdoğan ve Bahçeli’ye hodri meydan diyorum.” ifadelerini kullandı.

Babacan, açıklamasının devamında, “Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli baş başa verip, jübile seçimlerine nasıl gireceklerini konuşmuşlar. Ancak, görünen köy kılavuz istemez. Sonuç şimdiden ülkemize hayırlı olsun. Önümüzdeki seçimler, Sayın Bahçeli’nin çeyrek yüzyıllık genel başkanlık kariyerinin de jübilesi olacak. Biz kendilerini, er ya da geç, kendilerine yakışan bir şekilde uğurlayacağız. Ardından, ülkemizi en kısa sürede, huzura, zenginliğe ve adalete kavuşturacağız. Önümüzdeki seçimler, devletin elindeki tüm imkanların, iktidardaki parti lehine seferber edildiği son seçim olacak.

İktidar ortaklarının aklına harita mühendisliği yapmak gelmiş. Seçimi, mevcut kurallarla artık kazanamayacaklarını nihayet anladıkları için, seçimin kurallarını değiştirme gayretine düşmüşler.Fakat yine yanılıyorlar! Çünkü seçimi, mevcut seçim sistemi yüzünden kaybedeceklerini zannediyorlar. Oysa kaybetmelerinin asıl nedeni, seçim sistemi falan değil. Kaybedecek olmalarının asıl nedeni, evirilip içine düştükleri zihniyet. Kaybeden kendi zihniyetleri, bu otoriter zihniyet olacak.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan’ın gündeminde seçim kanunu tasarısı, dış politikadaki diplomasi trafiği ve aile hekimlerinin talepleri vardı. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Seçim yasalarıyla oynamaktan medet umanlar, halkın çoktan vermiş olduğu bir kararla inatlaşmaya çalışıyorlar. Beyhude. Halkın desteğini kaybedip, seçimi matematik formülleriyle kazanacaklarını zannediyorlar. Vay yavrum vay… Uğraşsınlar, mümkün değil. Açık açık ifade ediyorum. Erdoğan ve Bahçeli, kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşecek. Seçim günü geldiğinde, halkımızın iradesi, her türlü siyaset mühendisliği ürünü formülü yıkıp geçecek.

Biz sadece ve sadece halkımızın sağduyusuna güvenerek bu yola çıktık. Halkımızın yoğun ilgi ve teveccühüyle de yolumuza devam ediyoruz. Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum: Masa başında üretilen formüllerle, entrikalarla seçim kazanılmaz. Seçim meydanda kazanılır. Onun için Erdoğan ve Bahçeli’ye hodri meydan diyorum.

‘Jübile seçimlerine nasıl gireceklerini konuşmuşlar’

Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli baş başa verip, jübile seçimlerine nasıl gireceklerini konuşmuşlar. Ancak, görünen köy kılavuz istemez. Sonuç şimdiden ülkemize hayırlı olsun. Önümüzdeki seçimler, Sayın Bahçeli’nin çeyrek yüzyıllık genel başkanlık kariyerinin de jübilesi olacak. Biz kendilerini, er ya da geç, kendilerine yakışan bir şekilde uğurlayacağız. Ardından, ülkemizi en kısa sürede, huzura, zenginliğe ve adalete kavuşturacağız. Önümüzdeki seçimler, devletin elindeki tüm imkanların, iktidardaki parti lehine seferber edildiği son seçim olacak.

İktidar ortaklarının aklına harita mühendisliği yapmak gelmiş. Seçimi, mevcut kurallarla artık kazanamayacaklarını nihayet anladıkları için, seçimin kurallarını değiştirme gayretine düşmüşler. Fakat yine yanılıyorlar! Çünkü seçimi, mevcut seçim sistemi yüzünden kaybedeceklerini zannediyorlar. Oysa kaybetmelerinin asıl nedeni, seçim sistemi falan değil. Kaybedecek olmalarının asıl nedeni, evirilip içine düştükleri zihniyet. Kaybeden kendi zihniyetleri, bu otoriter zihniyet olacak.

Ukrayna’da yaşanan gelişmeler nedeniyle, diplomaside yoğun bir trafiğin yaşandığı günlerden geçiyoruz. Dış politikanın, günübirlikçi zihniyete terk edilemeyecek kadar önemli bir konu olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Dış politikanın, bir kişinin duygu ve dürtüleriyle yönetilemeyeceği bir dönemdeyiz. Bu nedenle, başta Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri olmak üzere, diğer devletlerle yürütülen görüşmeleri çok yakından takip ediyoruz. Uluslararası alanda, ülkemizin ağırlığına duyulan ihtiyacın arttığı bir dönemde; iktidardaki zihniyetin kapasitesinin küresel gelişmeleri taşıyamaya yetmediğini görüyoruz.

‘Türkiye’yi AB sürecine yeniden sokacak siyasi akıl DEVA Partisi’nde’

Türkiye’yi, Avrupa Birliği sürecine yeniden sokacak siyasi aklın DEVA Partisi’nde olduğu özgüveniyle hareket ediyoruz. Tam demokrasiye varacağımız bu rotada vatandaşlarımızın hukuk güvenliğini ve refahını yükselteceğiz. Avrupa’yla ekonomik iş birliğimizi güçlendirerek, Avrupa ülkelerinden ülkemize akacak doğrudan yatırımların artmasını sağlayacağız. Asya’yla, Afrika’yla, tüm dünya coğrafyasıyla iyi ilişkilere dayanan bir anlayışla ülkemizin çıkarlarını koruyacağız.

Sağlık sistemini yönetmenin en iyi yolu, insanların hastalığa yakalanmasını önleyecek tedbirleri baştan alabilmektir. Koruyucu hekimlik sistemi güçlendirilmelidir. Hastanelerin üzerindeki yük hafifletilmeli, sağlık çalışmalarında gereken kaynaklar ve verimlilik arttırılmalıdır. Hükûmete, hekimleri hedef alan tüm eylem ve söylemi terk etmesi gerektiğini söylüyoruz. Sağlık hizmetleri geriye gidiyorsa tek sebebi kötü yönetimdir. Kimse suçu sağlık çalışanlarımıza ve hekimlerimize atmaya çalışmasın. Bu çağrımın bir numaralı muhatabının Sayın Erdoğan olduğunu ve dün yine kürsüden hekimlere nefret boca eden Bahçeli olduğunu tekrar ifade etmek istiyorum.

İnanıyorum ki önümüzdeki 14 Martlar hekimlerimizin eylem değil bayram yapacağı bir gün olacak. Önümüzdeki yıllar sağlık çalışanlarımızın insanca yaşadığı yıllar olacak. Aile hekimlerinin iş güvencelerini ortadan kaldıran, sözleşmelerinin feshini kolaylaştıran ve ifade özgürlüklerini kısıtlayan Ceza Yönetmeliği’nin derhal değiştirilmesi gerektiğini söylüyoruz.”

Paylaşın