Cumhur İttifakı’nın İkinci Tur Hesabı: Seçmen Oyunu İstikrardan Yana Kullanır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimler için 14 Mayıs’ı işaret ediyor… İktidar partilerindeki birçok siyasetçiye göre de seçim ikinci tura kalırsa Cumhur İttifakı adayı daha avantajlı olur. İktidar kulislerinde bunun nedeni şöyle açıklanıyor:

“Bizim hedefimiz Meclis başkanını seçmek ve komisyonlarda çoğunluğu elde etmek için 301 milletvekili. Muhalefet ise vaat ettiği parlamenter sisteme geçiş için 360 milletvekiline ulaşmak zorunda. Bizim 301’e ulaşmamız, muhalefetin 360’a ulaşmasından daha kolay. Muhalefete yakın anket şirketleri bile 360 vekil olasılığını göstermiyor.

Bizim 301’i geçtiğimiz, muhalefetin 360’ı yakalayamadığı tabloda cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa seçmen oyunu istikrardan yana kullanacaktır. Bu durumda 2. turda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak daha kolay olacaktır.”

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için ibre 14 Mayıs’ı gösteriyor. Yaklaşık 100 gün sonra gerçekleşecek seçimin sonucuna dair birçok senaryo var. Muhalefet partilerinin birçoğu cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda bitmesi gerektiğini savunuyor.

Bu görüşte ikinci tur sürecinin “bilinmezlik” taşıması etkili. İktidar partilerindeki birçok siyasetçiye göre de seçim ikinci tura kalırsa Cumhur İttifakı adayı daha avantajlı olur.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, iktidar kulislerinde bunun nedeni şöyle açıklanıyor:

“Bizim hedefimiz Meclis başkanını seçmek ve komisyonlarda çoğunluğu elde etmek için 301 milletvekili. Muhalefet ise vaat ettiği parlamenter sisteme geçiş için 360 milletvekiline ulaşmak zorunda. Bizim 301’e ulaşmamız, muhalefetin 360’a ulaşmasından daha kolay. Muhalefete yakın anket şirketleri bile 360 vekil olasılığını göstermiyor.

Bizim 301’i geçtiğimiz, muhalefetin 360’ı yakalayamadığı tabloda cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa seçmen oyunu istikrardan yana kullanacaktır. Bu durumda 2. turda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak daha kolay olacaktır.”

Muhalefetin kazanma formülü

Öte yandan Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın “Bay Bay Kemal” Sözlerine Yanıt

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Madem ‘Bay Kemal’ bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse bundan sonra kendisine kullanacağı yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal” sözlerine “Organize İşler” filminden bir kesit paylaşarak, “Ey beşli çeteler, hani bir şarkı vardı…” şeklinde yanıt verdi.

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının büyük bir kısmı, 6’lı Masanın önceki gün açıkladığı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” üzerineydi.

Erdoğan, metni eleştirdiği konuşmasında , “Madem ‘Bay Kemal’ bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse bundan sonra kendisine kullanacağı yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a sosyal medya hesabından cevap verdi. Kılıçdaroğlu, yönetmen, oyuncu Yılmaz Erdoğan’ın “Organize İşler” filminden bir kesit paylaşarak, “Ey beşli çeteler, hani bir şarkı vardı…” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.

6’lı Masa’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin hedefine alan Erdoğan, “Bunlar bırakın yeni projeler için kafa yormayı, ülkede ne yapılıp edildiğine bile hiç bakmamışlar. Baksalar, ‘ortak politikalar’ diye açıkladıkları metindeki hususlardan çoğunun, vadettiklerinin daha fazlasıyla zaten yapılmış veya yapılmakta olduğunu herhalde görürlerdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Karşımızda henüz bir cumhurbaşkanı adayı bile belirlemekten aciz bir masa olduğu hakikatini unutmuyoruz. Bu masanın, bizim yaptıklarımızı, hedeflerimizi ve vizyonumuzu aşacak bir belge ortaya koyabilmesine de pek ihtimal vermiyoruz ama yine de ‘Ne yapmışlar, bir bakalım’ dedik. Keşke bakmaz olaydık. Kendimiz adına değil ama bu partilere umut bağlayanlar adına gerçekten çok üzüldük.

“İçimizden ‘buradan ülkenin ve milletin hayrına bir şey sadır olmaz ama gençlerimize güzel eğlence malzemesi çıkar’ dedik. Karşımızdaki kafadan, memleketin herhangi bir derdine derman olacak, sadra şifa bir şeyler beklemenin beyhudeliğini az çok tahmin etmemize rağmen yine de milletimiz adına üzüntü duyduk.”

Erdoğan, söz konusu metinde yer alan başlıkların ayrıntılarıyla ilgili değerlendirmeyi, partisinin Genel Merkezi ve bakanlıkların yeri geldikçe milletle paylaşacağını aktararak, “Burada sadece şu kadarını söyleyeyim ki bunlar bırakın yeni projeler için kafa yormayı, ülkede ne yapılıp edildiğine bile hiç bakmamışlar. Baksalar, ‘ortak politikalar’ diye açıkladıkları metindeki hususlardan çoğunun, vadettiklerinin daha fazlasıyla zaten yapılmış veya yapılmakta olduğunu herhalde görürlerdi. Gözleri var görmüyor; ağzı var konuşmuyor, çünkü kalpler tamamen mühürlenmiş” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, altılı masanın mutabakat metnine ilişkin, “Tamam adayı belirlemekte tembellik ediyorsunuz orasını anladık da bari vaatlerinizi oluştururken azıcık ders çalışsaydınız” dedi.

“Bay bay Kemal”

Muhataplarını tanıdıklarını belirten Erdoğan, “Adaylığını zor yetiştirecek. Slogandı, programdı, vizyondu onları hiç yetiştiremez. Memleketin her işi gibi, muhalefetin adayının sloganını bulmak da bize kaldı. Madem Bay Kemal bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse kendisine bundan sonra kullanabileceği yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal. Alsın tepe tepe kullansın. Telifini de istemeyiz. Bizden yana helali hoş olsun” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Babacan’a Tepki: Batı’nın ‘Aferin’ Demesine Muhtaç Mısın?

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEVA lideri Ali Babacan’ın mutabakat metnine dair “Avrupa görecek, aferin Türkiye’ye diyecek” sözlerini eleştirerek, “Kendilerine rakip istemeyen, ülkemizin güçlenmesini istemeyen Batı’ya selam gönderiyorlar. İçlerinden birisi çıkıp ‘Batı bize aferin diyecek’ diyor. Yazıklar olsun. Sen Batı’nın ‘Aferin’ demesine muhtaç mısın?” dedi.

Haber Merkezi / “Darbecilere, vesayetçilere selam veriyorlar” diye konuşmasını sürdüren Erdoğan, “Tamam cumhurbaşkanı adayını belirlemekte tembellik ediyorsunuz onu anladık da bari vaatlerinizi doğru düzgün yapsaydınız. Herhalde bunlar uykudaydı. Milleti anlamak için zerre kadar gayret göstermeyenler.

1990’ların Türkiye’sinden bir adım öteye geçemeyenler bina değiştirerek sorun çözeceğini sanıyorlar. Sadece 2020’den 2022’ye istihdamın 5 milyona yakın arttığından haberleri yok. Her tarafı tel tel dökülen derme çatma bir programla milletin karşısına çıkıyorlar. Demokrasilerde iktidar kadar muhalefet de önemlidir. Ülkeye de yazık, millete de yazık. Yarın öbür gün sorumluluk üstlendiklerinde ülkeyi ne hale getireceklerini siz düşünün…” ifadelerini kullandı.

Altılı Masa’nın açıkladığı mutabakat metnine de değinen Erdoğan, “Son 20 yılda ülkemizin demokrasi ve kalkınma yürüyüşü öylesine hızlı oldu ki muhalefet bile bunun gerisinde kaldı. Biliyorsunuz önceki gün 6 parti güya aylarca çalışıp, uğraşıp, didinip hazırladıkları bir ortak politikalar metni yayınladı. Ülkemizin 6 güzide partisi bir araya gelip böyle bir metin hazırlayınca insan ister istemez şöyle bir beklentiye giriyor; neyin nesidir. Öyle ya bir 20 yıldır gece gündüz çalışmaktan ola ki bazı şeyleri gözden kaçırmış, bazı şeyleri ihmal etmiş hatta bazı konularda hata yapmış olabiliriz.

Netice itibariyle hepimiz beşeriz yani hepsi mümkün. Gerçi karşımızda henüz bir cumhurbaşkanı adayı bile belirlemekten aciz bir masa olduğu hakikatini unutmuyoruz. Bu masanın bizim yaptıklarımızı, hedeflerimizi, vizyonumuzu aşacak bir belge ortaya koyabilmesine de pek ihtimal vermiyoruz. Ama yine de ‘Ne yapmışlar’ bir bakalım dedik. Keşke bakmaz olaydık. Kendimiz adına ama bu partilere umut bağlayanlar adına gerçekten çok üzüldük.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açıkladıkları metinde herkese selam veriyorlar. HDP’ye selam veriyorlar. Kamudan uzaklaştırılan FETÖ’cülere ve PKK’lılara selam veriyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından önemli başlıklar şöyle:

“Meclis’in temsil ettiği milli iradeye sahip çıktık. 2007 yılında bize Cumhurbaşkanı seçtirmemek için Anayasa’yı ayaklar altına aldıklarında biz çareyi yine burada aradık. Anayasa ve yasalarımızı demokrasimizi, hak ve özgürlükleri, kalkınma mücadelemizi destekleyecek adımlarla yola çıktığımızda çareyi hep burada aradık. FETÖ’cü alçakların bombalarıyla iradeyi susturmak isterken, direnişi burada sürdürdük. Türkiye Yüzyılı’nı da Meclisimizle inşa edeceğiz. Yeni yönetim sistemimizle yasama-yürütme-yargı arasındaki ilişkileri netleştirip bu sürecin en sağlıklı şekilde yürümesini sağlayacak altyapıyı kurduk.

“2023 hedeflerimize, önümüzde çıkartılan engellere rağmen büyük ölçüde ulaştık”

Yeni yönetim sistemimizin ilk dönemindeki tecrübelerin ışığında sistemi ileri taşıyacak restorasyonları Meclisimizle yapmayı umut ediyoruz. Bu umudun gerisinde 20 yıllık emek ve kazanım vardır. Bundan 20 yıl önce hükümete gelirken ne söz verdiysek, Rabbim hemen hepsini yerine getirmeyi nasip etti. 2023 hedeflerimizden, dünyada yaşanan onca krize rağmen asla vazgeçmedik, asla sapmadık, asla geri atmadık. Cumhuriyetimizin ilk asrını tamamlarken 2023 hedeflerimize de, önümüzde çıkartılan engellere rağmen büyük ölçüde ulaştık. Başka bir ülkenin başına gelse ya da ülkemizde başka döneme denk gelse çok büyük yıkımlara yol açacak nice badireyi milletimizin desteğiyle atlattık.

Önceki gün altı parti aylarca çalışıp, didinip hazırladıkları ortak politikalar metni yayınladı. İnsan ister istemez bir beklentiye giriyor. Netice itibariyle hepimiz beşeriz, hepsi mümkün. Karşımızda henüz Cumhurbaşkanı adayı belirlemekten aciz masa olduğunu unutmuyoruz. Yine de ne yapmışlar bir bakalım dedik, keşke bakmaz olaydık. Kendimiz adına değil bu partilere umut bağlayanlar adına çok üzüldük. Gençlerimize güzel eğlence malzemesi çıkar dedik. Sadra şifa bir şeyler beklemenin beyhudeliğini tahmin etmemize rağmen milletimiz adına üzüntü duyduk.

“Açıkladıkları metinde herkese selam veriyorlar”

Metinle ilgili değerlendirmeyi genel merkezimiz ve bakanlıklarımız yeri geldiğinde paylaşacaktır. Bunlar bırakın yeni projeler için kafa yormayı, ülkede ne yapılıp edildiğine bakmamışlar. Şehir hastanelerini kapatmayı, milletin malı olan külliyenin kapısına kilit vurmayı, yeni bakanlıklar icat etmeyi; siyaset bilimi birinci sınıf öğrencilerine söyleseniz gülmekten katılacakları zırvaları vaat diye yazmazlardı. Açıkladıkları metinde herkese selam veriyorlar. Kayyımı kaldıracağız, belediyelere özerklik vereceğiz diyerek HDP’ye selam veriyorlar.

‘OHAL kararnamelerini iptal edeceğiz’ diye PKK ve FETÖ’cülere selam veriyorlar. Genelkurmay Başkanlığı ve MİT Başkanlığı’na sataşarak tüm terör örgütlerine ve kullananlara selam veriyorlar. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne, savunma sanayi projelerine, kamu-özel yatırımlarına dokunacağız diyerek ülkemizin güçlenmesinden rahatsız olan batıya selam veriyorlar. Hatta içlerinden birisi ‘Batı bize aferin diyecek’, yazıklar olsun. Sen Batı’nın aferin demesine bu kadar muhtaç mıydın? Bir tek kazanımları ve hayalleriyle aziz milletimizin kendisine selam vermemişler.

Tamam cumhurbaşkanı adayını belirlemekte tembellik ediyorsunuz onu anladıkta bari vaatlerinizi oluştururken azıcık ders çalışsaydınız. Siz dün benim yanımda değil miydiniz? Benim yanımdayken Merkez Bankası’nın Ziraat Bankası’nın İstanbul’a gidişini konuşmadık mı? O gün ne iş yapıyordunuz. Herhalde bunlar uykudaydı. Önümüzdeki 5 yılda yüzde 5 büyüme vaadinde bulunuyorlar. Önümüzdeki 5 yılda 5 milyon istihdam sözü veriyorlar. Her tarafı tel tel dökülen programla milletin karşısına çıkıyorlar. Türkiye böylesine sakil bir muhalefeti hak etmiyor. Bu kadar pespayece davrananların yarın sorumluluk üstlendiklerinde ülkeyi ne hale getireceklerini varın siz düşünün.

“Yeni sloganı da vereyim; bay bay Kemal. Bizden yana helali hoş olsun, tepe tepe kullansın”

Kendisine zaman zaman ‘Bay Kemal’ diye hitap ediyoruz. Bay Kemal ifadesinin sonundaki ünlemi anlamadan kendisine slogan ilan etmiş. Memleketin her işi gibi muhalefetin sloganını bulmak da bize kaldı. Madem Bay Kemal bu ifadeyi o kadar sevdi, kendisine bundan sonra kullanabileceği yeni sloganı da vereyim; bay bay Kemal. Bizden yana helali hoş olsun, tepe tepe kullansın. Biz bunları söyleyince Tayyip Erdoğan bizimle maytap geçiyor diye feveran ediyorlar. Memleketin gülmeye, eğlenmeye de ihtiyacı var. Hiçbir işe yaramıyorsunuz bari o işe yarayın. Şu fotoğraf karşısında başka nasıl davranabiliriz? Yaptığı siyaset değil, hasisliktir.

Bizim adaylığımız bir yıldır belli; Anayasa, seçim kanunu ortada. Madem böyle düşünüyordunuz neden bizimle yarışacak aday belirlemek için toplantı üzerine toplantı yapıyorsunuz? Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Madem biz Cumhurbaşkanı adayı çıkaramıyoruz, Cumhur İttifakı da çıkaramasın demenin başka anlamı olabilir mi? Bizim vizyonumuz yok, Cumhur İttifakı’nın da olmasın demenin başka manası olabilir mi? Aslında bunların tarihleri benzer işlerle dolu olduğu için bunlara şaşırmamak lazım.

Dün hayallerini ve hayatını çaldıkları merhum Menderes’in sloganını çalarak genel merkezlerine asmışlar. Allah’tan korkmadıklarını biliriz de milletten utanmadıkları da kesin. Milletimiz 14 Mayıs’ta bu hasis siyasetine, bu utanmazlık siyasetine yeter diyecektir. Biz sözü de kararı da milletimize bırakarak 14 Mayıs için gece gündüz çalışmayı sürdüreceğiz. Birileri kendi sırça köşklerinde siyasetçilik oynayadursun biz milletimize gitmeye sürdürüyoruz.

Açıkladıkları programı ülkenin meselelerini çözmek için değil, Batılı efendilerinden aferin almak için hazırladıklarını ikrar etmekten çekinmiyorlar. Biz politika metinlerinin gerisindeki rövanşist zihniyete yabancı değiliz. Gezi olaylarında şart olarak önümüze konan, uluslararası mecralarda karşımıza çıkarılan ne varsa hepsi bu metnin ruhunda mevcut. Biz Türkiye Yüzyılı hayali ile geleceğe bakarken bunların milletin kazanımlarına göz dikmek dışında heveslerinin olmadığı ortada.

14 Mayıs seçimlerine ilk günkü heyecanla, azimle hazırlanıyoruz. Bay Kemal bu akşam TRT yayınını Çankaya Köşkü’nde yapacağım. Çankaya Köşkü bizim şahsi malımız değil. Külliyemiz de milletin malıdır. Bunlar seni niye bu kadar rahatsız etti? Siyasi hayatlarında tek bir seçim kazanamamış olanların Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı, bakanlık, kurum için birbirlerini tekmelemeleri niyetlerini ortaya koyuyor. 14 Mayıs’ta milletimiz bu yağmacılara yeter diyecektir.

“Bizim LGBT ile alakamız yok, çünkü biz aileyi savunuyoruz”

Sadece bize oy verenlerin değil, vatandaşlarımızın tamamının hak ve özgürlük alanlarını genişletmeye çalıştık. Kadınlarımızın hak ettikleri yeri almaları için özel önem verdik. Biz özgürlükleri savunurken CHP ve şuhelası mahkeme mahkeme dolaştılar. Ellerine geçirdikleri tüm fırsatları, başörütüsü kadınlarımızın hakları gasp etmek için kullandılar. Bay Kemal sosyal medyadan yayınladığı video ile eski yaraları tekrar kanattı. Bu çıkışın gerisindeki amacın kadınlarımıza hak vermek olmadıklarını, Meclis’e getirdikleri yasa teklifi ile bir kez daha gördük.

Biz de kalıcı çözüme kavuşturmak için süratle harekete geçtik. Ülkemizin geçmişten bugüne yaşadığı acıların bir kez daha tekerrür etmesisi için kendi teklifimizi hazırladık. Şimdi Altılı Masa’ya soruyorum: Biz kutsal saydığımız aile kurumunu anayasa teklifi altında Parlamento’ya sunduk. Ve aile kurumunu kutsiyeti içerisinde parlamentoya getirirken. Ey Altılı Masa’nın içinde olanlar açıkça LGBT’yi kimler savunuyor, savunmuyor. Bunu da söyleyin.

Bizim LGBT ile alakamız yok, çünkü biz aileyi savunuyoruz. Ve bizim ailelerimiz tarihinden bugüne o kutsiyeti içerisinde gelmiş, inşallah bugünlere ve yarınlara yürüyece. Hiçbir ayrım yapmadan Meclis’te grubu bulunan partilere bu sürece davet ettik. Komisyon görüşmelerinde Anayasa değişikliğini sulandırmaya çalıştılar. Yakın bir zamanda inşallah anayasa değişikliği teklifimizin genel kurul görüşmeleri başlayacak. Sosyal medyadan hak ve özgürlük nutuğu çekenlerin ne kadar samimi olduğunu tekrar göreceğiz.

Grubumuzun maalesef genel kurulda toplantılara katılmada sıkıntı yarattığını dün öğrendim. Bu beni üzmüştür. Bu millet, kendi kasasından, kesesinden maaşı veriyor. Bu maaşla birlikte vekil arkadaşlarımız bu görevi yapıyor. Ama genel kurulda eğer yoklamalarda benim vekil arkadaşlarım bulunmazsa, ki dün böyle oldu, bu millet sizlere hakkını helal etmez. Kim gelmediyse ben de onlara hakkımı helal etmiyorum. Bu sıradan bir olay değil. Eğer milletvekili adayı olmuşsan arkadaş burada görevini hakkıyla yerine getireceksin. Yerine getirmiyorsan, aldığınız maaşlar haramdır bunu böyle bilin.

NATO’nun genişleme sürecine ilişkin gelişmeleri yakından izliyoruz. İsveç, boşuna uğraşma. Sen benim mukaddes kitabım Kuran’ın yakılmasına müsaade ettiğin sürece biz sizin NATO’ya girmenize evet demeyiz. Finlandiya konusunda bakışımız olumludur, İsveç konusunda olumlu değildir. Bunu böyle bilin.”

Paylaşın

Seçimler Yaklaşıyor; Peki Hangi Parti Ne Kadar Hazine Yardımı Alacak?

Siyasi partilere yapılacak Hazine yardımı yasa gereğince bütçe yürürlüğe girdikten sonra Ocak ayı başında Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirleniyor ve 10 Ocak’a kadar siyasi parti hesaplarına yatırılıyor.

Bu yılki bütçeye göre, son seçimlerde, en yüksek oyu alan AK Parti 653,8 milyon, CHP 348 milyon, HDP 179,8 milyon, MHP 170,5 milyon, İYİ Parti ise 153,1 milyon TL Hazine yardımı aldı.

Seçim takviminin açıklanmasının ardından partilere ek yardım yapılacak. Bu durumda ise AK Parti’ye 1,3 milyar TL, CHP’ye 695,9 milyon TL, HDP’ye 359,7 milyon TL, MHP’ye 341 milyon TL, İYİ Parti’ye ise 306,1 milyon TL ek yardım yapılacak.

Türkiye’nin seçime hazırlandığı bugünlerde en çok tartışılan konulardan biri de Hazine yardımı. Aldıkları oy oranında Hazine’den yardım alan partiler arasında en büyük pay bu yıl da AK Parti’ye düşüyor. AK Parti 653,8 milyon TL yardım alacak. Yardımdan en az payı, 153,1 milyon TL ile İYİ Parti alacak.

Türkiye’de siyasi partilere Hazine yardımı yapılması uygulaması 1965 yılında, 648 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılan yasal düzenlemeyle başladı.

Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Siyasetin Kamusal Finansmanı- Siyasal Partilere Devlet Yardımı’ isimli kitapta yer alan bilgilere göre ilk yardımın yapıldığı 1965 yılında, Adalet Partisi 2,5 milyon, CHP 2,5 milyon, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi 1 milyon TL Hazine yardımı aldı.

Yardım oranları dönem dönem değişse de hala devam eden bir uygulama. Yasaya göre milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların yüzde 3’ünden fazlasını alan siyasi partilere her yıl, o yılki genel bütçe gelirlerinin 5 binde ikisi oranında Hazine yardımı yapılıyor.

3 trilyon 762 milyar 439 milyon 808 bin lira olarak hesaplanan 2023 bütçesindeki gelirlerin 1 milyar 504 milyon 976 bin TL’lik miktarı partilere yardım olarak dağıtılacak. 2023’ün milletvekili seçim yılı olması nedeniyle, yasa gereği, bu miktar üç katına çıkarılarak, 4 milyar 514 milyon lira olacak.

En büyük pay AK Parti’nin

Siyasi partilere yapılacak Hazine yardımı yasa gereğince bütçe yürürlüğe girdikten sonra Ocak ayı başında Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirleniyor ve 10 Ocak’a kadar siyasi parti hesaplarına yatırılıyor. Bu yılki bütçeye göre, son seçimlerde, en yüksek oyu alan AK Parti 653,8 milyon, CHP 348 milyon, HDP 179,8 milyon, MHP 170,5 milyon, İYİ Parti ise 153,1 milyon TL Hazine yardımı aldı.

Seçim takviminin açıklanmasının ardından partilere ek yardım yapılacak. Bu durumda ise AK Parti’ye 1,3 milyar TL, CHP’ye 695,9 milyon TL, HDP’ye 359,7 milyon TL, MHP’ye 341 milyon TL, İYİ Parti’ye ise 306,1 milyon TL ek yardım yapılacak.

Geçen yıl dağıtılan Hazine yardımında da en büyük payı yine AK Parti almıştı. 2022 yılında AK Parti 280 milyon 279 bin TL, CHP 149 milyon 134 bin TL, HDP 77 milyon 65 bin TL, MHP 73 milyon 99 bin TL almıştı. Barajı geçen 4 partinin dışında, 2018’de yapılan seçimlerde yüzde 10 barajını geçemeyen ancak yüzde 3’ten fazla oy alan İYİ Parti de 65 milyon 588 bin TL Hazine yardımı aldı.

İYİ Parti’nin Hazine yardımından yararlanmasını sağlayan düzenleme 2013 yılındaki ‘Demokratikleşme Paketi’ ile hayata geçirildi. Yapılan düzenlemeyle yüzde 7 olan Hazine yardımı şartı yüzde 3’e çekildi.

HDP yardımı kullanamayacak

Seçim yardımlarıyla birlikte HDP’nin kasasına 539,5 milyon TL para girecek ancak HDP bu parayı hesaplarına bloke konulduğu için kullanamayacak.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması talep edilen dava kapsamında partinin Hazine yardımının bulunduğu hesaplarının tedbiren bloke edilmesini talep etmişti.

HDP’nin seçim yılında bulunulduğu için böyle bir karar alınmaması yönündeki yazılı başvurusuna rağmen AYM, sekiz kabul oyuna karşılık yedi ret oyu ile bu ay başında banka hesaplarının bloke edilmesi yönünde karar aldı. Bunun üzerine HDP de “Hazinemiz Halkımız” sloganıyla yardım kampanyası başlattı.

(Kaynak: VOA Türkçe/Mahmut Bozarslan)

Paylaşın

Adaylık Tartışması; Erdoğan: 2018’de Sistem Değişti, Yeniden Adayım

Adaylığıyla ilgili eleştirilere yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin takdiriyle 2017 yılında kabul edilen anayasa değişikliği en küçük bir tereddüde, en küçük bir tartışmaya mahal vermeyecek kadar açıktır. Türkiye 2018 seçimleriyle birlikte yeni bir yönetim sistemine geçti, yani bu bakımdan kronometreyi sıfırladı. Aklen de hukuken de fiilen de 2018’de seçilen cumhurbaşkanı, yeni sistemin ilk cumhurbaşkanıdır” dedi.

Haber Merkezi / “Altılı masadakiler bir anda aydınlanma yaşamışlar. Şimdiden seçim günüyle ilgili kaos senaryolarına sarılmaları, kaybetme korkusunun bir kez daha yüreklerini sardığını gösteriyor” diyen Erdoğan, “Bırakın bu eski Türkiye oyunlarını da meydana çıkın. Zaman kaybediyorsunuz. Bırakın tek parti faşizmi özentisi dalavereleri de sandığa gelin” çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir dizi program ve toplu açılış töreni için bugün Denizli’ye geldi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerindeki tartışmalara yanıt veren Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Denizli’ye son gelişimde sizlerle sohbet ederken Pensilvanya ve Kandil destekli 4’lü çeteden bahsetmiştik. Baktılar 4 yetmiyor sayıyı 6’ya çıkartıp bir masa kurdular. Masayı kurdular ama masadan bir türlü aday çıkartamadılar. Baktılar kendileri masadan aday çıkartamıyor bu defa bizim adaylığımıza çamur atmaya başladılar.

“Aklınız neredeydi”

Halbuki biz aylardır siyaset er meydanıdır biz adayız karşımıza kimi çıkartacaksınız çıkartın, söyleyin de milletin huzurunda er meydanında yarışalım dedik. Bir yılda bir aday çıkartmayı beceremeyenler kendi sünepeliklerinin üzerini örtmek için şimdi istikameti başka tarafa çevirdiler. 4.5 yıldır Cumhurbaşkanıyım, öncesi var. Aklınız neredeydi ya. Niye şimdiye kadar bunları söylemediniz. Yeni yönetim sistemi ile kronometre 2018’de sıfırlandı.

“Vesayet odaklarına ‘Yeter’ diyoruz”

Parti binalarına, ‘Yeter söz milletindir’ afişi asıyorlar. Rahmetli Menderes bunların ağababalarına ‘Yeter söz milletin’ demişti. Biz de bugün küresel vesayet odaklarına ‘Yeter’ diyoruz. 14 Mayıs’ta masa vesayetini sandığa gömeceğiz. Bakalım hepsi birden milli iradenin gücünün karşısında ne ifade edecek.

Onların bir yuvarlak masanın etrafında toplanıp durdukları 1 yılda bizde 47 il ziyareti yaptık. Biz Türkiye’yi, dünyayı dört dolandık, onlar bir masanın etrafında tur atmanın ötesine geçemedi.

Türkiye’yi milli irade yerine kendi vesayet sistemimizle yönetmek istiyoruz dediler. Bunlara bu zırvaları bırakın dedik. Denizli’ye bakın. Sadece bu meydanda 80 bin kişi var. Yoldakileri söylemiyorum. Bu ihtiras fırtınalarına karşı yeter diyoruz. Sözün de, kararın da milletin olduğunu söylüyoruz.”

Adaylık tartışması

Cumhurbaşkanlığı seçimi tarihinin belirlenmesinin ardından Erdoğan’ın üçüncü kez aday olup olamayacağı yönündeki tartışmalar yeniden başlamıştı. Anayasa’nın 101’inci maddesinde “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” deniliyor.

Ancak TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak 2018’de seçildiğini belirterek Erdoğan’ın tekrar aday olabileceğini öne sürüyor. Anayasaya hukukçuları ise Erdoğan’ın ikinci kez aday olması için TBMM’nin erken seçim kararı alması gerektiğini, aksi takdirde aday olamayacağını ifade ediyor.

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken Erdoğan’ın “Seçim Taktiği” Analizi

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının ilk yarısında ekonomik büyümenin ivme kazanması dikkat çekerken, analistlere göre son 10 yılda refah seviyesinde gerçekleşen düşüş Erdoğan’ın seçmen arasındaki popülerliğini zedeledi.

TL son 3 ayda yatay bir seyre geçmeden önceki son 5 yılda dolar karşısında %80 civarı değer kaybı yaşadı. TL böylece yüzde 89 kayıp yaşayan Arjantin’den sonra benzerleri arasında en kötü performansı gösteren para birimi oldu.

Tüm bunlar enflasyonun yüzde 85’i aşarak 20 yıldan uzun bir sürenin zirvesine çıkmasıyla sonuçlanırken pek çok seçmene göre ise sokakta hissedilen enflasyon çok daha yüksek oldu.

İktidar, yeni konut paketlerinden emeklilikte yaşa takılanlara, yapılandırmadan 2,000 TL altı icralık borçların silinmesine kadar birçok düzenleme ile azalan popülerliği tekrar artırmaya da çalışıyor.

Bunun için diğer ülkelere göre daha güçlü olan bütçeden harcamalar kullanılırken, piyasalar iktidarın son attığı adımların seçmen davranışlarına nasıl yansıyacağını izliyorlar.

Reuters haber ajansı seçimlere giden Türkiye’nin içerisinde bulunduğu atmosferi analiz eden bir yazı kaleme aldı.

Analize göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikada çizdiği ‘güçlü’ lider portresi ve Kur’an-ı Kerim’e yönelik saldırılar sonrası İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı söylemleri, muhalefetin seçim öncesi en güçlü silahı olan ekonomik sorunlara rağmen, kitlesini ‘dış düşman’ karşısında konsolide ediyor ve bu silahı muhalefetin elinden almaya çalışıyor.

Oda TV’nin aktardığına göre o analizin tamamı şöyle:

En son İsveç’in başkenti Stockholm’de hafta sonu gerçekleşen gösterilerde aşırı sağ ve göçmen karşıtı bir politikacının Kur’an-ı Kerim’i yakması, İsveç’in NATO üyeliği için Ankara’nın desteğine ihtiyaç duyduğu bugünlerde iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdı.

Politikacılar ve analistler buna benzer gerilimleri seçim dönemlerinde Erdoğan’ın lehine kullanmaya çalıştığını vurguluyor.

Son olayları değerlendiren CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Seçim yaklaşırken, yurtdışında da ilginç olaylar, psikolojik harp taktiklerini andıran gelişmeler yaşanmaya başladı” yorumunda bulunurken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Son olayları değerlendiren CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Seçim yaklaşırken, yurtdışında da ilginç olaylar, psikolojik harp taktiklerini andıran gelişmeler yaşanmaya başladı” yorumunda bulunurken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Sayın Erdoğan ve arkadaşları, bu tarz konularda, genellikle; ‘Oh ne güzel! Seçim için malzeme çıktı…’ diye, sevinmeyi tercih ediyorlar. İç politika için, siyasi rant devşirmeyi tercih ediyorlar. Bol bol gürültü çıkartmayı, ama iş icraata gelince, arazi olmayı tercih ediyorlar.”

Akşener, devleti yönetenlerin esas hedefinin bu tip eylemlerin tekrarlanmasını önlemek olması gerektiğini söyledi ve “Bu nefret suçunun gerçekleşmesine yol verdiği için, İsveç hükûmetini yargıya şikâyet edeceğiz. Ve nihai olarak, bu davayı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, ilgili maddeleri kapsamında açacağız” diye konuştu.

“Güvenlik algısını ön plana çıkarmak”

MetroPOLL Araştırma Yöneticisi Özer Sencar’a göre, İsveç ve Finlandiya’nın NATO girişlerinin bloke edilmesi, NATO’ya ya da ABD’ye karşı tavır alınması gibi konular Erdoğan’ın iç politikada kullanabileceği ‘malzeme üretim meselesi’ olurken, Sencar “(Erdoğan’ın) burada temel yaklaşımı (amacı) kamuoyu üzerinde güvenlik algısını ön plana çıkarmak” dedi.

Yunanistan ile olan çekişme, Suriye’nin kuzeyinde PYD ile ilgili ABD ile olan ilişkilerin benzer düzeyde güvenlik algısını öne çıkaran konular olduğunu söyleyen Sencar, “Geleneksel olarak Türkiye’de Cumhuriyet politikasıdır: ‘Herkes Türkiye’nin düşmanıdır. Türk’ün dostu yoktur. Herkes Türk’ün düşmanıdır’ algısı zaten halktan yerleşmiş bir şey. Erdoğan bu duyguyu da esas alarak olayları Türkiye için bir güvenlik meselesi haline dönüştürüyor” diye konuştu.

“Eğer bir güvenlik algısı, güvenlik sorunu üretebilirseniz o zaman insanlar, güvenlik söz konusu olduğunda güçlü liderlerin arkasında toplanırlar” diyen Sencar, İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakılması olayının iç politikada nasıl kullanıldığını ise şöyle açıkladı:

“Manipüle edilmiş, provokasyon hareketidir… Eğer iktidar buna sahip çıkmasaydı Türkiye’de hiçbir gürültü olmazdı. Bunu ‘dış dünya, hem Türklere karşı hem müslümanlara karşı hem dine karşı’ algısı üreterek bunların karşısında olan bir lider çıkıyor ortaya. Erdoğan çok iyi kullanıyor bunları.”

“Dış politika dinamikleri seçmen kararını etkileyecek gibi durmuyor”

Ekonomik ve Dış Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen de, “Bu son hadiselerle gördüğümüz gibi özellikle İsveç’le NATO’dan da bağımsız olarak bir siyasi kriz yaşanması ve içeride bunun bir iç siyasi söyleme dönüşmesi söz konusu olabilir, özellikle İslamofobi eleştirisi üzerinden. Fakat bunun seçimler üzerindeki etkisini değerlendirmek zor. Bunun, seçmen davranışını etkileyecek nitelikte bir gelişme olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu.

Seçmenin şu anda büyük ölçüde ekonomiye odaklanmış durumda olduğunu söyleyen Ülgen, seçmenin hükümetin ekonomi alanında atacağı ya da atmayacağı adımlara bakacağını belirterek, “Bu gibi dış politika dinamikleri seçmen kararını etkileyecek gibi durmuyor” dedi.

Ülgen, Kur’an-ı Kerim’e saldırı olayında bütün Türkiye’nin iktidar-muhalefet tüm partiler bu eylemi eleştirdiği için aynı ölçüde iç siyasete malzeme olacak bir konu olarak görünmediğini vurguladı.

Paylaşın

AK Partili Çelik’ten “Seçim Tarihi” Açıklaması: 14 Mayıs’ta Yapılması Artık Kesinleşti

Seçim takvimine ilişkin açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Seçimin 14 Mayıs’ta yapılması artık kesinleşti. Burada esas olan muhalefet Meclis’e önem verilmesi gerektiğini söylüyor. Tabii ki Meclis önemlidir. Türkiye Meclis’i dünyada önemli bir yere sahiptir. Tüm Meclis’ler savaş sonucu kurulmuştur fakat bizim Meclis’imiz savaşa komuta etmiştir” dedi ve ekledi:

“Türkiye demokratik tecrübeye sahip bir ülke. Cumhurbaşkanımız gerekli açıklamayı yaptı. 14 Mayıs’ı telaffuz ederek. Türkiye büyük bir olgunlukla bu seçimi gerçekleştirebilecek yetkiye sahip. En çok sandık güvenliği söyleniyor. Bütün siyasi partilerden temsilciler, vatandaşlar sandıkların başında olacak. Güvenlik sorunu yok. Kurallara uygun bir şekilde sandık başında görevini gerçekleştirenlere teşekkür ettik.”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, katıldığı bir canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İsveç’te Türkiye’nin büyükelçilik binasının önünde aşırı sağcı ve ırkçı politikacı Rasmus Paludan’ın Kuran yakmasıyla ilgili konuşan Çelik, “İsveç Başbakanı diyor ki; bu eylemleri yapanlar bizim NATO’ya üye olmamızı engelliyor. Bunlar sizi engelliyorsa ve siz buna karşı bir şey yapamıyorsanız tabii ki bir zaaf söz konusu. ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın makeninin yakılmasını biz kabul etmeyiz’ dediler, ama bundan sonra bütün eylemleri ifade özgürlüğüne sokuyorlar” dedi.

Çelik, Türkiye-İsveç gerginliğinin ardından Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik müzakerelerinin iptal edilmesiyle ilgili, “Masada ilerleme değil, gerileme var. Bu noktaya getiren İsveç’in kendisi oldu. İsveç verdiği hiçbir sözü tutamadı. Bu çerçevede o toplantının yapılmasının bir anlamı yok. Finlandiya bu konuda kendisini pozitif yönde ayrıştırmak istiyor. Onun için NATO ile konuşacak. Finlandiya ve İsveç iki ayrı bir ülke. Finlandiya terör konusunda doğru adımları attıktan sonra tabii ki İsveç’ten kendisini ayrıştırmış olur” ifadelerine yer verdi.

“Bütün siyasi partilerden temsilciler, vatandaşlar sandıkların başında olacak”

Seçim takvimine ilişkin açıklama yapan Çelik şunları kaydetti:

“Seçimin 14 Mayıs’ta yapılması artık kesinleşti. Burada esas olan muhalefet Meclis’e önem verilmesi gerektiğini söylüyor. Tabii ki Meclis önemlidir. Türkiye Meclis’i dünyada önemli bir yere sahiptir. Tüm Meclis’ler savaş sonucu kurulmuştur fakat bizim Meclis’imiz savaşa komuta etmiştir. Türkiye demokratik tecrübeye sahip bir ülke. Cumhurbaşkanımız gerekli açıklamayı yaptı. 14 Mayıs’ı telaffuz ederek. Türkiye büyük bir olgunlukla bu seçimi gerçekleştirebilecek yetkiye sahip. En çok sandık güvenliği söyleniyor. Bütün siyasi partilerden temsilciler, vatandaşlar sandıkların başında olacak. Güvenlik sorunu yok. Kurallara uygun bir şekilde sandık başında görevini gerçekleştirenlere teşekkür ettik.

“Kampanyamız güçlü bir şekilde hazırlanıyor”

Burada enteresan bir şey vardır. Cumhurbaşkanımızın siyaset yapma biçimi CHP’yi dönüştürdü. Cumhurbaşkanımız CHP liderine Demokrat partinin ilkesini söyletmiş oldu. Her seçime giderken patronunuz millettir. Her seferinde bunu ifade edersiniz. Burada millete atıf yapmak. Kampanyamız güçlü bir şekilde hazırlanıyor. Bunlar Türkiye Yüzyılı şemsiyesi altında oluyor. Bizim beyannamemiz vardır. Manifestomuz çıkar ve kampanyamız olur. Ana sloganı Cumhurbaşkanımız açıkladığında göreceğiz. Cumhurbaşkanımızın mitinglerinde adım adım slogan ve kampanya açıklanacak.”

“Asla doğru bulmadığımız bir ifade”

AK Parti Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı överken kullandığı ve büyük tepki çeken “Tayyip ağabeye ihaneti bırak, sırtımızda taşımamız lazım, ayakkabısını elimizle yalamamız lazım” ifadeleri sorulan Çelik, “Asla doğru bulmadığımız bir ifade. Kendisi de özür dileyip bir açıklama yaptı. Böyle bir ifadeden üzüldük doğrusu” yanıtı verdi.

Paylaşın

Başörtüsü Teklifi: İYİ Parti Ve CHP Anayasa Değişikliğine Destek Vermeyecek

CHP ve İYİ Parti, AK Parti ve MHP’nin önerdiği Anayasa’nın 24. Maddesinde değişiklik içeren başörtüsü teklifine TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerde destek vermeyecek. HDP’de anayasa değişikliği teklifine destek vermeyeceğini açıklamıştı.

Yeni bir uzlaşma olmazsa, teklifin Meclis’ten geçmesi mümkün görünmüyor. AK Parti, MHP ve BBP’nin milletvekili sayısı TBMM Başkanı Mustafa Şentop oy kullanamadığı için 334’te kalıyor ve bu sayı değişikliğin Meclis’ten geçmesi için yeterli değil.

TBMM Anayasa Komisyonu’nda, başörtüsüne anayasal güvence ve “evlilik birliği”nin tanımlandığı anayasa değişikliği önerisi, AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi. Teklifin, başörtüsü serbestisini düzenleyen birinci maddesi üzerinde verdikleri değişiklik önergesi reddedilen CHP ve İYİ Parti ise komisyonu terk etti.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre önergesi reddedilen CHP ve İYİ Parti ile parti kapatma davası nedeniyle iktidar kanadını protesto ederek komisyon görüşmelerine de katılmayan HDP, Genel Kurul’daki görüşmelerde anayasa değişikliği teklifine, bu haliyle destek vermeyecek. Yeni bir uzlaşma olmazsa, teklifin Meclis’ten geçmesi mümkün görünmüyor.

AK Parti, MHP ve BBP’nin Anayasa değişikliği teklifi din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24. Maddesi ile “ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. Maddesinde değişiklik öneriyordu.

Muhalefetin önergesinde, Anayasa değişikliği teklifinin birinci maddesinde yer alan “dini inancı sebebiyle başını örtmesi” ibaresinin “başını örtmesi ya da örtmemesi de dahil olmak üzere” şeklinde ve “Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda ise devlet; kadının başını örtmesini engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alır” şeklinde değiştirilmesi öngörüldü.

AK Parti, MHP ve BBP’nin milletvekili sayısı TBMM Başkanı Mustafa Şentop oy kullanamadığı için 334’te kalıyor ve bu sayı değişikliğin Meclis’ten geçmesi için yeterli değil.

Böyle bir durumda seçimlerde cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği seçim sandığının yanına “referandum” sandığı koyma planı yaptığı belirtilen Cumhur İttifakı’nın, muhalefetle yeni bir uzlaşma kapısını açmazsa, bu hedefe ulaşması zor görünüyor.

Paylaşın

Başörtüsü Teklifi: CHP Ve İYİ Parti Önerge Verdi AK Parti Reddetti

CHP ve İYİ Parti’nin TBMM Anayasa Komisyonu’nda Anayasa’nın 24. Maddesinde değişikliği içeren madde üzerinde verdiği değişiklik önergesi, AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Bunun üzerine İYİ Partili ve CHP’li üyeler komisyonu terk etti.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, “Şu andan itibaren komisyonda kalmanın manası kalmamıştır” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da “Bu saatten sonra bu oyunun parçası olmayacağız” ifadelerini kullandı.

Komisyonda, önergenin ilk maddesi Cumhur İttifakı’nın oylarıyla kabul edildi.

CHP ve İYİ Parti, başörtüsü teklifi görüşmelerinde Anayasa Komisyon’a ortak önerge sunmuştu. Önergede 24’üncü maddeye eklenmesi öngörülen “dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve…” ibaresinin “başını örtmesi ya da örtmemesi de dahil olmak üzere“ şeklinde değiştirilmesi öngörüldü. Gerekçe olarak, dini inanç ibaresine bağlı kalmaksızın tüm kadınların başını örtme ya da örtmeme özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması gerektiği belirtildi.

24’üncü maddenin son cümlesinin de “Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda ise devlet kadının başını örtmesini engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alır” şeklinde değiştirilmesi istendi. Bu değişikliğe gerekçe olarak kamusal görevin gerektirdiği şekilde giyinme hususundaki tereddütlerin giderilmesi gerektiği gösterildi.

Tek maddede değişiklik istediler

AK Parti-MHP ortak teklifinde Anayasa’nın 24. maddesine, “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ile kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanılması hiçbir kadının başının örtülü veya açık olması şartına bağlanamaz.

Hiçbir kadın, dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve tercih ettiği kıyafetinden dolayı eğitim ve öğrenim, çalışma, seçme seçilme siyasi faaliyette bulunma kamu hizmetlerine girme ile diğer herhangi bir temel hak ve hürriyeti kullanmaktan ya da kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yaralanmaktan hiçbir surette yoksun bırakılamaz. Bu nedenle kınanamaz, suçlanamaz ve herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulamaz.

Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda Devlet, ancak dini inancı sebebiyle kadının başını örtmesini ve tercih ettiği kıyafetini hiçbir surette engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alabilir” eklemesi yapılıyor.

Teklifte başka ne var?

AK Parti ve MHP, başörtüsüne anayasal güvence getirilen ve ailenin yeniden tanımlandığı anayasa değişikliği teklifini 9 Aralık’ta Meclis’e sunmuştu. Teklife göre, Anayasa’nın 24. ve 41. maddelerinde değişiklik öngörülüyor.

Teklifin başörtüsüne güvence getiren değişikliğe ilişkin gerekçe bölümünde, önceki dönemlerde dini inancı nedeniyle başlarını örten kadınların haksızlığa uğradıkları ancak Anayasa ve kanunlara aykırı bu haksız yasakların kaldırıldığı ifade edilerek, “Türkiye’de başörtüsü yasağı ve bundan kaynaklanan herhangi bir hak mahrumiyeti yoktur. Ancak dini inancı sebebiyle başını örten ve kıyafet tercihinde bulunan kadınların yasal ve idari düzenlemeler veya fiili uygulamalarla, insan onuruyla bağdaşmayan, Anayasa’ya aykırı, ayrımcı ve çağ dışı uygulamalara bir daha maruz bırakılmamaları amacıyla Anayasal güvence getirilmektedir” denildi.

AK Parti 24. maddede değişikliğin yanı sıra ayrıca aileye dair de teklifte düzenleme öngörüyor. Anayasa’nın 41. maddesinde değişiklik öngören düzenlemeye göre de, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır” ifadesi değiştirilerek, “eşler” ibaresinin yalnızca bir kadın ve bir erkek arasında kurulan evlilik birliğini kapsadığı belirtiliyor. Madde gerekçesinde, “Türk toplumunun temeli olan aile yapısını korumak ve aileye yönelik her türlü tehlike, tehdit, saldırı, çürüme ve sapkınlığa karşı tedbir almanın devletin asli görevleri arasında” olduğu kaydediliyor.

Referanduma gider mi?

AK Parti, MHP ve BBP oyları ile yani 336 imza ile sunulan teklifin Meclis’ten geçmesi için en ay 400 milletvekilinin “evet” oyu gerekiyor. 360-400 aralığında ise referandum gündeme geliyor. CHP ve İYİ Parti kendi teklifleri kabul edilmemesi halinde mevcut teklife “evet” demeyecek.

HDP de oylamaya katılmayacak. Bu durumda teklif, 336-340 gibi bir oy aralığında kalacak ve yasalaşamadan gündemden düşmüş olacak. Teklife “evet” diyen milletvekili sayısı 360’ı aşarsa referanduma gidilebilecek.

Paylaşın

İYİ Parti Ve CHP’den Anayasa Komisyon’a Ortak ‘Başörtüsü Teklifi’ Önergesi

İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) başörtüsü teklifi görüşmelerinde Anayasa Komisyonu’na ortak önerge sundu. Başörtüsü teklifi, Anayasa’nın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24’üncü maddesi ile ailenin korunmasını düzenleyen 41’inci maddesinde değişiklik öngörüyor.

Adalet Ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunduğu başörtüsü düzenlemesine ilişkin anayasa değişikliği teklifi, Anayasa Komisyonu’nda görüşülmeye devam ediyor.

TBMM Anayasa Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon, geçen hafta görüşmeleri başlayan ve başörtüsüne anayasal güvence getiren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam etti. Teklif, Anayasa’nın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24’üncü maddesi ile ailenin korunmasını düzenleyen 41’inci maddesinde değişiklik öngörüyor.

İYİ Parti ve CHP’den önerge

CHP ve İYİ Parti, başörtüsü teklifi görüşmelerinde Anayasa Komisyon’a ortak önerge sundu.

Önergede 24’üncü maddeye eklenmesi öngörülen “dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve…” ibaresinin “başını örtmesi ya da örtmemesi de dahil olmak üzere“ şeklinde değiştirilmesi öngörüldü. Gerekçe olarak, dini inanç ibaresine bağlı kalmaksızın tüm kadınların başını örtme ya da örtmeme özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması gerektiği belirtildi.

24’üncü maddenin son cümlesinin de “Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda ise devlet kadının başını örtmesini engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alır” şeklinde değiştirilmesi istendi. Bu değişikliğe gerekçe olarak kamusal görevin gerektirdiği şekilde giyinme hususundaki tereddütlerin giderilmesi gerektiği gösterildi.

Paylaşın