Erdoğan’ın “Ortak Liste” İçin Devreye Girmesi Bekleniyor

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Aday listelerinin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslimi için geri sayım sürerken, Cumhur İttifakı, Millet İttifakı ve Emek ve Özgürlük İttifakı ve diğer siyasi partilerde liste çalışmalarına hız verildi.

Bu kapsamda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta başından itibaren iftar sonrası mesaisini milletvekili aday listelerine ayırdı. 6 bin 25 başvurunun yapıldığı AK Parti’de parti içinde adayları belirlemek için oluşturulan üst komisyon yaptığı değerlendirmelerde bu sayıyı 1200 dolayına indirdi.

AK Parti ile birlikte Cumhur İttifakı içinde yer alan YRP, BBP ve MHP daha önce 81 ilde kendi listeleriyle seçime gireceğini ilan etti.

AK Parti, YRP ve Hür Deva Partisi (HÜDA PAR) ile ittifak masasına oturmadan önce MHP ile ortak liste seçeneğini konuşuyordu. Ancak YRP’nin yanı sıra BBP’nin de kendi listeleriyle seçime gireceğini açıklaması üzerine MHP de kendi listeleriyle 81 ilde seçime girme kararını kamuoyuna açıkladı.

MHP Genel Başkanı Lideri Devlet Bahçeli aday listelerini, diğer partilerin aksine Cuma günü kamuoyuna açıklayıp YSK’ya sunma kararı aldıklarını duyurdu.

AK Parti yönetimi ise az milletvekili çıkaran illerde, Millet İttifakı’nın ortak liste ile seçime gitmesi halinde, bir çok yerde seçimin kaybedileceği değerlendirmesi yapıyor. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, hem MHP lideri Devlet Bahçeli hem de diğer ittifak ortağı partilerin liderleri ile görüşerek ortak listeye ikna etmeye çalışacağı ifade ediliyor. AKP kulislerinde, Erdoğan’ın yarın Bahçeli ile görüşebileceği beklentisi dile getiriliyor.

AK Parti’de 19 seçim çevresinde “ortak liste” çıkarılması ve bunun en az 10’unun MHP ile ortak liste olması hesabı yapılıyor. BBP ve YRP ile yapılacak görüşmeler sonrasında da bu partilerin seçime girme hakkını sağlamak için 41 ilde seçime girmesi, seçilebilir yerlerden adayların, HÜDAPAR ile olduğu gibi AKP listelerinden aday gösterilebileceği belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay dahil, bakanların tamamına yakınını milletvekili adayı göstermeyi planladığını açıklamıştı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın edindiği bilgiye göre Erdoğan, bakanların aday gösterileceği seçim çevreleri üç kriteri dikkate alacak. Parti kulislerinde bu kriterler, “memleket”, “afet bölgesinin talepleri” ve “etki alanı” olarak ifade ediliyor. Bu çerçevede, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık’ın memleketi Osmaniye, yine Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın memleketi Kayseri’den aday gösterilmesi bekleniyor. Yozgatlı olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, çok sayıda hemşehrisinin yaşadığı Ankara ikinci bölgeden aday gösterileceği belirtiliyor.

Aslen Gaziantepli olan eski Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, oy alma potansiyeli dikkate alınarak Diyarbakır, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın ise Şanlıurfa’dan aday gösterilebileceği konuşuluyor.

AK Parti kulislerinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un ise “affını” istediği kulislere yansımıştı.

Parti kaynakları iki bakanın adaylık başvurusunda da bulunmadığını söylüyor.

Erdoğan 3 dönem kuralını istisnasız uygulayacak mı?

AK Parti tüzüğü gereği iki dönem üst üste milletvekilliği dahil, partide görev yapanların üçüncü dönem yeniden aynı göreve aday olamayacağı kuralı getirilmişti. Ancak, daha önce bu kural Merkez Yürütme Kurulu’na yetki verilerek esnetilmişti.

14 Mayıs seçimleri için ise bazı parti yöneticileri, üç dönem kuralının ya istisnasız olarak uygulanması ya da esnetilmesi halinde, yararlılık, deneyim ilkeleri gözetilerek aday gösterilmesi görüşünü savunuyordu.

Partide, 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihleri arasına denk gelen 25. Dönemin hesaba katılmaması koşuluyla, parti yönetimi üç dönem kuralının uygulanması kararı aldı. Bu kararın istisnasız uygulanması halinde aralarında Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Genel Başkan Yardımcıları Ali İhsan Yavuz, Hamza Dağ, Nurettin Canikli, Grup Başkanı İsmet Yılmaz, grup başkanvekilleri Bülent Turan, Yılmaz Tunç’un da aralarında bulunduğu çok sayıda ismin aday gösterilmesi mümkün olmayacak.

AK Parti kulislerinde Erdoğan’ın, bu kez üç dönem kuralını istisnasız uygulayacağı konuşuluyor. Erdoğan’ın bütün milletvekillerine “Adaylık başvurusu yapın” talimatı verdiğini anımsatan üç dönemlik bazı AK Parti milletvekilleri, “AFAD’a yardımda bulunmuş olduk” diyerek durumlarını özetliyorlar.

Üç dönem kuralına takılan bazı milletvekilleri umudunu seçimin kazanılması halinde kabinede yer almaya bağlarken, bazıları da genel merkezde kendilerine görev verilebileceğini söylüyor.

Paylaşın

Financial Times’tan Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan’ın Otoriter Pazarlığı Çöktü

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basını da seçim sürecine yer vermeye devam ediyor. Birleşik Krallık merkezli Financial Times gazetesi de, Erdoğan’la ilgili bir analiz yayımladı.

Gönül Tol’un imzasını taşıyan “Türkiye’de Erdoğan’ın otoriter pazarlığı çöküyor” başlıklı yazıda, “Gelecek ay yapılacak seçimler birleşik demokratik muhalefet için şans vadediyor ama zafer kolay olmayacak” alt başlığı kullanıldı.

Tol, dünya genelinde otokrasiler yükselişteyken, liberal demokrasinin kaderiyle ilgili tahminler yapmanın revaçta olduğunu ama otokrasilerin geleceğinin daha az incelendiğini belirttiği yazısında, “Recep Tayyip Erdoğan gibi yerleşik güç figürlerini seçimler yoluyla görevinden indirmek mümkün mü? Türkiye’nin muhalefet partileri bu umutla ilgili hiç daha olumlu olmamışlardı. Ve iyi bir nedenleri var. Tıpkı demokrasiler gibi, otokrasiler de fakirlikte ölür” değerlendirmelerini yaptı.

Erdoğan’ın göreve geldiği 2003’te Türkiye’nin büyük bir ekonomik krizden çıktığını hatırlatan Tol analizinde, o dönem en büyük vaadin refah olduğu ve iktidarın görevdeki ilk 10 yılı boyunca Batı yanlısı politikalarla birlikte bu vaadin peşinden gittiğini savundu.

Tol, değerlendirmesinde ilk 10 yılın ardından yaşananlarla ilgili şu ifadeleri kullandı:

Erdoğan’ın saltanatı yolsuzluğa, kötü yönetime ve kayırmacılığa battı. Tepedeki az sayıda kişi sınırsız zenginliğin tadını çıkarırken, milyonlarca Türk yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Erdoğan’ın otoriter pazarlığı çöktü. Türkiye muhalefeti topluma, parlamenter demokrasinin yeniden tesis edildiği, barışçıl, Batı yanlısı bir dış politikanın izleneceği yeni bir sözleşme öneriyor ve refahı paylaşmayı öne çıkarıyor. Bu sonunda halkın beğenisini kazanabilir.

Türkiye’de muhalefetin birleşmesinin umutları beslediğinin belirtildiği yazıda, “Otokratlar demokrasileri yok etmek için çoğunluğa ihtiyaç duymazlar. Tek ihtiyaçları bölünmüş muhalefettir. Erdoğan, zayıf rakiplerle kutsanmıştı” dendi.

FT’nin analizinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olarak seçilmelerinin umutları artırdığı belirtilirken, HDP’nin aday çıkarmamasının da Kemal Kılıçdaroğlu lehine verilen bir işaret olduğuna dikkat çekildi.

“Otokratlar birbirine yardım ediyor, Batı ülkeleri demokratlara sırtını döndü”

“Ne adil ne de özgür olan seçimlerde bir otokratı yenmek hâlâ kolay değil” ifadelerinin kullanıldığı yazıda, tüm dünyada otokratların kendi yönetim modellerinin reklamını özgürce yaptığı bir ortamın olduğu ifade edilirken, bu isimlerin birbirine yardım ettiğine de dikkat çekildi.

Tol, buna örnek olarak Rusya, Çin ve Suudi Arabistan’dan Erdoğan yönetimine gelen nakit akışına işaret ederek, “Bir kez daha onun arkasında toplanıyorlar” ifadelerini kullandı.

Buna karşın Batı ülkelerinin Erdoğan’la etkileşime dayalı bir ilişki kurarak, Cumhurbaşkanı’nın yerel rakiplerine karşı elini güçlendirdiğinin öne sürüldüğü yazıda, şu değerlendirmelere yer verildi:

Başkan Joe Biden, ABD dış politikasının merkezine yeniden demokrasiyi koyacağı sözünü verdi. Ama jeopolitik çıkarlar uğruna, Erdoğan’ın demokratik normlara yönelik saldırılarına büyük oranda sessiz kaldı. Erdoğan, Türkiye’nin demokratik teminatlarını parçalarken Avrupa Birliği de bunu görmezden geldi ve onunla çatışma bölgelerinden gelen mültecileri engellemesi için pazarlığa oturdu.

Tol, Türkiye’deki seçimlerin sınır ötesi etkilerinin olacağına da dikkat çekerek, “Yakın bir yarış olacak. Eğer muhalefet kazanırsa, ülkenin Erdoğan yönetimindeki otoriter gidişatı, demokrasiye giden uzun ve zorlu bir yola sapacak. Eğer muhalefet kaybederse, Türkiye daha da derin bir otoriterliğe kayacak ve seçimler artık önemli olmayacak. Seçimlerde yaşananlar sadece ülkenin kaderini belirlemeyecek. Seçimler ayrıca Türkiye’nin sınırlarının ötesinde ne yapacağına da karar verecek. Hepsinden önemlisi, seçim sonuçları demokrasinin dünyadaki geleceği için çok şey söyleyecek” ifadelerini kullandı.

Siyaset bilimci Tol, ABD’nin başkenti Washington’daki kâr amacı gütmeyen düşünce kuruluşu Ortadoğu Enstitüsü’nün (Middle East Institute) Türkiye Çalışmaları Merkezi’nin direktörlüğünü yapıyor.

Araştırmacı, ekimde Erdoğan’ın Savaşı: Bir Güç Figürünün Ülkesindeki ve Suriye’deki Mücadelesi (Erdoğan’s War: A Strongman’s Struggle at Home and in Syria) adlı bir inceleme kitabı da yayımladı.

Tol, 12 Haziran 2011’de yapılan genel seçimlerde AK Parti’den Mersin milletvekilliği için aday adayı da olmuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Kürtler, Erdoğan’ın Siyasi Kaderini Belirleyecek

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basını da seçim sürecine yer vermeye devam ediyor. Son olarak, ABD merkezli CNN International’da, seçimlere ilişkin bir analiz yayınlandı.

“Erdoğan’ın siyasi kaderini Türkiye’nin Kürtleri belirleyebilir” başlıklı analizde, seçim süreci değerlendirildi.

Nadeen Ebrahim imzalı analizde, “Kürt yanlısı HDP, seçimlerde kazananı belirleyecek parti oldu ve Recep Tayyip Erdoğan’ı 20 yıllık iktidardan edecek dengeyi sağlayacak belirleyici bir rol oynuyor” ifadelerine yer verildi.

Selahattin Demirtaş’ın yaklaşık 7 yıldır cezaevinde tutulduğu ve HDP’nin kapatma davasıyla karşı karşıya olduğu belirtilen analizde, “Bütün bunlara rağmen HDP’nin etkisi Türkiye siyasetinin yönünü belirleyebilir” ifadeleri kullanıldı.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adaylık açıklamasına yer verilen değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürtler ve HDP ile ilişki ise ‘karmaşık’ olarak yorumladı.

Analizde, “Erdoğan’a karşı en kritik gelişme HDP’nin geçen ay kendi adaylarını çıkarmayacağını açıklaması oldu. Birçok uzman bu hamlenin HDP’nin destekçilerinin Erdoğan’ın esas rakibine oy vermesinin önünü açacağını söylüyor” denildi.

“Çok dikkatli olmamız gerekiyor”

CNN International’a konuşan HDP’li Hişyar Özsoy ise, “Aday çıkarmayacağız ve bunu yorumlamayı uluslararası topluma bırakacağız” açıklamasında bulundu.

“Oyunu akıllıca oynamak istiyoruz ve çok dikkatli olmamız gerekiyor” diyen Özsoy, partinin ‘kirli bir siyasi iklimden’ kaçınmak istediğini de sözlerine ekledi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Gıda Enflasyonu AK Parti Döneminde Yüzde Bin 749

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) de gıda fiyatlarında yaşanan artışa ilişkin araştırma verilerini paylaştı. Buna göre AK Parti iktidarı döneminde gıda fiyatlarında yüzde bin 749 oranında fiyat artışı yaşandı.

Haber Merkezi / DİSK-AR açıklamasında TÜİK verilerine işaret edilerek, resmi enflasyonun farklı gelir gruplarına ilişkin gerçeği yansıtmadığı kaydedildi.

“Resmi ortalama enflasyon oranları düşük gelirlilerin, emekçilerin günlük yaşamda karşılaştığı ve hissettiği oranlar değildir” denilen açıklamada, “Bu nedenle DİSK-AR olarak TÜİK’in ham verilerinden yararlanarak emeklilerin, dar gelirlilerin, düşük gelirlilerin hissettiği gıda enflasyonunu yeniden hesaplıyoruz. Yaptığımız hesaplamaya göre gıda enflasyonu ortalama yüzde 67,9 olarak gerçekleşirken, emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 86,5 oldu. Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 73,8 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 87,5, en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 100,2 olarak gerçekleşti” bilgileri paylaşıldı.

En yüksek gelir grubunun gıda enflasyonunun yüzde 50 olduğu ve buna karşılık en yoksul kesim için bu oranın yüzde 100’ü aştığı vurgulanarak, “Bu durum enflasyonun gelir gruplarına göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor” denildi.

DİSK-AR açıklamasında birçok farklı veriye yer verilirken, AK Parti iktidarı dönemine de dikkat çekildi. Gıda enflasyonun 20 yıllık süreçte yüzde bin 749 arttığı kaydedildi.

Araştırmanın tamamı için TIKLAYIN

TÜİK Açıkladı: Enflasyon yüzde 50,51

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart 2023 rakamlarını açıkladı.

Buna göre, enflasyon mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,29, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,52, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,51 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,20 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 17,27 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 70,73 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla mart ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -1,92 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, mart ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 6,30 ile eğitim oldu.

Mart ayında, endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5’li Düzey), 24 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 111 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2023 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,19, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 12,27, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 52,11 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 63,72 olarak gerçekleşti.

ENAG Duyurdu: Enflasyon yüzde 112,51

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), şubat ayı enflasyon araştırmalarının sonucunu açıkladı.

ENAG’ın verilere göre, tüketici fiyat endeksi (E-TÜFE) martta yüzde 5,08 arttı. Endeksteki yıllık artış ise yüzde 112,51 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 112.51 olarak gerçekleşti.

Verilere göre, ana ürün grupları kapsamında en az aylık artış sağlık, en fazla yükseliş ise yüzde 11.62 ile giyim ve ayakkabı kaleminde gerçekleşti. İkinci sırada yüzde 6.94 artışla lokanta ve oteller, üçüncü sırada ise yüzde 6.54 artışla ev eşyası yer aldı.

Paylaşın

Erdoğan, Demirtaş Üzerinden Millet İttifakı’na Yüklendi

İstanbul Bağcılar’da toplu açılış töreninde konuşan Erdoğan, “Siyaset sahnesinde yaşananları sizler de takip ediyorsunuz. Milletimizin karşısındaki tablo gayet açık ve nettir. Bir taraftan 15 Temmuz’da kurulan Cumhur İttifakı var, diğer tarafta çıkarlarının bir araya getirdiği 7’li koalisyon var.” dedi ve ekledi:

“Bu terör örgütlerinin parlamentodaki uzantısı hangi parti? HDP. HDP’yi ziyaret etti mi bay Kemal, ne sözü verdi? Hadi açıkla… Ne diyor, Demirtaş’ı serbest bırakacakmış. Bunları serbest bırakma gayretinde olanlara biz 14 Mayıs’ta gereken cevabı vereceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Bağcılar’da toplu açılış töreninde konuştu

Erdoğan, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i eleştirdi.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun 31 Mart’ta İstanbul’da katıldığı iftar sonrası vatandaşlarla çekilen bir fotoğrafta yerde seccade olmasını gündemine alırken, İYİ Parti İstanbul İl Binasının kurşunlanmasıyla alakalı da Meral Akşener’e yüklendi.

Erdoğan seccade tartışması üzerinden Bağcılar’da törene katılan kalabalığa Kemal Kılıçdaroğlu’nu yuhalattı. Meral Akşener’e de ‘utan’ dedi.

Erdoğan “Fazla kalmadı 40 gün. Bu 40 gün içerisinde birileri seccadelerin üzerine ayakkabılarla basabilir. Çünkü bunlar Pensilvanya’dan alıyorlar talimatı. Onlara göre meşrudur, yapabilirler” diye konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Deprem bölgesinde 31 bin 663 konutun temelini attık, 1 yıl müsaade istedik, bir yıl içinde 319 bin konutu depremzedelere teslim edeceğiz. Toplamda inşa edeceğimiz konut sayısı 650 bini bulacaktır. Tüm şehirlerimizi eski görkemine kavuşturana kadar durmayacağız.

Bay Kemal, sen İzmir’in milletvekilisin, belediye sende ne yaptın söyle bakalım. Çok çalışacağız, 14 Mayıs’ta gereken dersi vereceğiz.

Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Bağcılar’ı asla ihmal etmiyoruz. Bağcılar’ın kalbimizde ayrı bir yeri var. Buranın Bakırköy’e bağlı olduğu dönemde buralarda çizme ile çok dolaştık.

Kahramanmaraş depremlerinde dönüşümün önemini gördük. Yıllardır CHP zihniyetinin acımasız şekilde eleştirdiği TOKİ binalarımız deprem imtihanından alnının akıyla çıktı. Buralarda hiçbir can kaybı, yıkıntı yaşanmadı.

Meral Akşener’in saldırı açıklamasına tepki

Beni çok asabi görmüş, bana papatya çayı tavsiye ediyor. Biz de kendisine rezene çayı tavsiye ettik. Bizim yönlendirmemiz şeklinde kurşunlandığı yalanını yaydı. Tayyip Erdoğan’ın hayatında bu tür ahlaksızlık, bu tür adilik olmamıştır.

Senin geçmişinde varsa bilemem. Failler ortaya çıktı şimdi özür dileyebiliyor musun? Dileyemez, bu bir cibiliyet meselesidir. Özellikle hanım kardeşlerimden bu hanımefendi bir ders vermenizi istiyorum.

Selahattin Demirtaş üzerinden Millet İttifakına yüklendi

42 gün sonra sandıklara gideceğiz ve nasıl bir siyasi anlayışla yönetileceğimizi tayin edeceğiz. Çok önemli bir karar alacağız.

Siyaset sahnesinde yaşananları sizler de takip ediyorsunuz. Milletimizin karşısındaki tablo gayet açık ve nettir. Bir taraftan 15 Temmuz’da kurulan Cumhur İttifakı var, diğer tarafta çıkarlarının bir araya getirdiği 7’li koalisyon var.

Bu terör örgütlerinin parlamentodaki uzantısı hangi parti? HDP. HDP’yi ziyaret etti mi bay Kemal, ne sözü verdi? Hadi açıkla… Ne diyor, Demirtaş’ı serbest bırakacakmış. Bunları serbest bırakma gayretinde olanlara biz 14 Mayıs’ta gereken cevabı vereceğiz.”

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik: Akşener’in Cumhurbaşkanımıza Dönük Kullandığı Dili Kınıyoruz

İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na yönelik silahlı saldırıya ilişkin açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Siyaset kurumunun bu saldırılara karşı kararlı ve sağduyulu bir duruş göstermesi önemlidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buna karşın Sayın Akşener’in bu saldırıdan sonra Sn. Cumhurbaşkanımızı suçlayan açıklaması ise sorumsuz ve provokotif bir yaklaşımdır. Sayın Akşener’in Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük kullandığı dili kınıyoruz.”

Ömer Çelik, açıklamasının devamında, “Sayın Akşener şu anda bu saldırı karşısında tüm siyaset kurumunun ortak dayanışma tutumunun altını çizmelidir. Bu lanetli saldırıyı sorumsuz yaklaşımlarla siyasi kazanç malzemesi yapmaya çalışmak, birileri tarafından üretilmek istenen ortama katkı sağlamaktan başka işe yaramaz.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na yönelik silahlı saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Çelik’in açıklamaları şöyle:

“İyi Parti İstanbul İl binasına yapılan saldırıyı lanetliyoruz. İyi Parti’ye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Siyaset kurumuna dönük her türlü taciz ve saldırının karşısındayız. Hiçbir provokasyon ve saldırı amacına ulaşamaz.

Siyaset kurumunun bu saldırılara karşı kararlı ve sağduyulu bir duruş göstermesi önemlidir. Buna karşın Sn Akşener’in bu saldırıdan sonra Sn Cumhurbaşkanımızı suçlayan açıklaması ise sorumsuz ve provokatif bir yaklaşımdır.

Sn. Akşener’in Sn. Cumhurbaşkanımıza dönük kullandığı yakışıksız ve provokatif dili kınıyoruz.

İyi Parti il binasına yapılan saldırının failleri ortaya çıkacaktır. Özellikle seçime giderken tüm provokasyonlara karşı ortak tutum alınması önemlidir. En güçlü iradeyle siyaset kurumuna dönük saldırılara karşı duracağız.

Bunun kadar önemli olan ise sorumsuz açıklamalar yaparak provokasyona katkı sağlamamaktır. Sn. Akşener doğrudan Sn. Cumhurbaşkanımıza karşı yakışıksız bir dil kullanarak maalesef bu saldırıyla amaçlanan provokasyona katkı sağlayabilecek bir açıklama yapmıştır.

Sn. Akşener şu anda bu saldırı karşısında tüm siyaset kurumunun ortak dayanışma tutumunun altını çizmelidir. Bu lanetli saldırıyı sorumsuz yaklaşımlarla siyasi kazanç malzemesi yapmaya çalışmak, birileri tarafından üretilmek istenen ortama katkı sağlamaktan başka işe yaramaz.

Siyasi partilere yapılan saldırılar karşı durulması gereken eylemlerdir, sorumsuz yaklaşımlarla siyasi rant üretme malzemesi değildir. Bu sorumsuz yaklaşımlarla kimse siyasi rant elde edemez.

14 Mayıs’ta ülkemizi için demokratik bir yarışla seçim gerçekleştireceğiz. Bu ortamı lekelemek isteyen provokasyonlara karşı olduğumuz gibi, sorumsuz açıklamalarla bunlara destek veren siyasi yaklaşımlara da karşıyız.”

İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına, henüz kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce sabaha karşı silahlı saldırı düzenlendi.

Akşener: Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır

Saldırı sonrası, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı önüne geldi. Meral Akşener, burada bir açıklama yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Seçime 1,5 ay kala ve Sayın Cumhurbaşkanı demem ama Cumhurbaşkanı böyle olmaz, Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır.

Daha önce dedi ki bana bunlar iyi günlerin, linçe uğradım, evim basıldı, bu defa beni kendinle uğraştırma dedi; partimizin İstanbul İl Başkanlığı 2 yerinden kurşunlandı.

Türkiye bir kabile devleti olamaz. Partilerin seçime 1,5 ay kala korkutulması kabul edilemez. Akşener’i korkutacak adam anasından doğmadı. Cenab-ı Hak’tan başka kimseden korkmam.

Evim basıldı beraat ettiler. Linçe uğradım beraat ettiler. Torunuma iftira attılar, beraat ettiler. Aziz milletim, bu ucube sistem süremez.

Bugün bana, yarın size. 14 Mayıs’ta sandığa gideceksiniz, bu pis sistemi bitireceksiniz. Yanımda Ekrem başkan var. Seçimi iptal ettiler. Ben milletime güveniyorum.

Kadın kardeşlerim sizlere sesleniyorum. Erkek siyasetçilere yapılmayan iğrençlik bana yapıldı. Eğer bu zulmün bitmesini istiyorsanız 14 Mayıs’ta oylarınızı Millet İttifakı’na oy vereceksiniz.

Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı seçeceksiniz, İYİ Parti’yi birinci parti yapacaksınız. Işıklar söndüğünde evinden işe nasıl gidildiğini biliyorum. Bir lokantada yalnız yemek yiyorsanız başınıza neler geldiğinizi biliyorum.

Recep Bey size sesleniyorum. Devri iktidarınızda başıma gelmeyen kalmadı. 14 Mayıs’tan sonra iftiralar, hakaretler bitecek. Etrafındaki yalaka tayfa yerine bize bağırmaya tercih ediyor.”

Paylaşın

MHP Ve AK Parti Seçimde Ortak Liste Çıkarabilir Mi?

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaştıkça ittifaklarda seçimlerde en iyi sonucu almak için çalışmalarını devam ediyor. İttifaklar, cumhurbaşkanlığının yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) de çoğunluğu sağlayabilmeyi hedefliyor.

Hem CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı hem de AK Parti, MHP, BBP ve YRP’den oluşan Cumhur İttifakı, Meclis’te çoğunluğa yani en az 301 milletvekiline ulaşma hedefiyle seçimlere hazırlanırken bu noktada yapılan ince hesaplar arasında seçimlere ortak liste ile gitmek de yer alıyor.

Cumhur İttifakı’nın iki ana partisi AK Parti ve MHP arasında da ortak liste konusu çeşitli toplantılarda ele alınırken ve AK Partili yöneticilerden çeşitli dönemlerde “ortak liste konusunda çalışmaların sürdüğü” yönünde açıklamalar gelirken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “ortak liste olmayacak” çıkışı yaptı.

Bahçeli Salı akşamı Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Yeniden Refah ve BBP’ye işaret ederek “Cumhur İttifakı’nı teşkil eden 2 partinin kendi adıyla, amblemiyle ve adaylarıyla seçime katılmaları söz konusu iken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak liste hazırlığına teşne olması ve buna tevessül etmesi doğru, mantıklı ve makul bir seçenek olamayacaktır” ifadelerini kullandı.

AK Parti’nin Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, Meclis’te gazetecilerin soruları üzerine, “Diğer 3 parti de kendi listesinden seçime girme hazırlığı yapıyor. Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu tavır da bizim aktardığımız durumun aynısı. Yeni seçim yasasına göre; zorlayan birtakım şeyler var; hem Millet İttifakı’nı hem bizi. Çünkü ‘en demokratik bir tablo gerçekleşsin’ dediğimizde, en kolayı olmuş olmuyor. Bazı zorluklar da yaşanıyor. Kim, hangi partiyi kastetmiş, oyunu vermişse; o partiden milletvekili çıkacak. Çıkartamıyorsa da o oylar yok sayılacak. Bunu hem Cumhur İttifakı’nın bileşenleri olarak hepimiz biliyoruz hem de Millet İttifakı’nın bileşenleri bence biliyordur” değerlendirmesi yaptı.

AK Parti “umutlu”

Seçimlerde partilerin kendi logosu ile yer alması için en az 41 ilde aday çıkarması şart. AK Parti’de MHP ile en az 10-15 ilde “ortak liste” yapılması gerektiği savunuluyor. Ancak iktidar partisi olması nedeniyle 81 ilde milletvekili çıkarmak isteyen AK Parti’de, MHP’nin 10-15 ilde çıkarmayarak AK Parti listelerine destek vermesi gerektiği görüşü hakim.

Edinilen bilgiye göre, MHP ise bu çerçevede bir “ortak liste” yapılmasına mesafeli. Bu arada hiçbir formülde MHP’li isimlerin AK Parti listelerinden yazılması gibi bir seçenek olmadığı da vurgulanıyor. Eğer ortak liste yapılırsa, hangi illerde ortak liste olması gerektiğine ilişkin olarak da iki parti arasında görüş ayrılığı bulunuyor.

MHP kurmayları, “Cumhur İttifakı’nın 4 partisinin de birlikte karar almasına dikkat çekerken bir partinin ortak listeye ‘hayır’ bir partinin ‘evet’ demesinin doğru olmayacağını” savunuyor. Kurmaylar, MHP’nin 50 yılı aşkın bir tarihi olduğuna ve “küçük bir parti” gibi değerlendirilemeyeceğini de ifade ediyor.

Milletvekili aday listelerinin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslimi için son gün 9 Nisan Pazar. AK Parti yetkilileri 9 Nisan’a kadar yapılacak görüşmelere göre MHP, BBP ve Yeniden Refah ile ortak liste konusunda uzlaşmaya varılabileceği değerlendiriliyor. Bir kurmay, “9 Nisan’a kadar çok uzun süre var. O günü beklemek lazım” değerlendirmesi yaptı.

Liste tartışmaları yaşanırken, Cumhurbaşkanı ve Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan partilere ziyaretlerini sürdürüyor. Salı günü Yeniden Refah’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Çarşamba günü de BBP’ye bir ziyaret gerçekleştirerek BBP lideri Mustafa Destici ile görüştü. BBP de, seçimlere kendi parti logosu ile 81 ilde girileceğini açıklamıştı. Ancak BBP’de bazı kritik yerlerde ortak liste ile seçime girilebileceği görüşü de hakim.

Sencar: Ortak girmeleri mantıklı

Peki, AK Parti ve MHP’nin ortak liste ile seçime girmemesinin sonuçlara nasıl bir etkisi olur?

DW Türkçe’den Kıvanç El‘e konuşan Metropoll Araştırma’nın Kurucusu Özer Sencar “AK Parti ve MHP ortak liste ile girerlerse açık ve net daha fazla milletvekili çıkarırlar. MHP’nin şu anda yüzde 7-8 civarında oyu var ve İttifak olarak girdiği için baraj tehlikesi yok. Bazı illerde ortak girmeleri mantıklı olacaktır” tahmini dile getirdi. Sencar, MHP’nin seçime kendi logosuyla girmek istemesini de “MHP, 50 yıllık bir parti. ‘Küçük bir parti’ gibi başka listeden girmek itibar kaybettirici. Bahçeli’nin endişe ettiği de budur diye düşünüyorum” sözleriyle değerlendirdi.

“AK Parti tavizi göze almalı”

Sencar, AKP’nin 81 ilde girip MHP’nin bazı illerde aday çıkarmama fikrine ilişkin de, “Eski AK Parti yok, yüzde 50 alan bir AK Parti bugün yok, oyları yüzde 35’lerde. AK Parti bence bu tavizi göze almalı. Örneğin Osmaniye’den ve bazı illerden aday çıkarmamalı. Taviz vermek AK Parti için çok incitici olmaz. Ben AK Parti olsam bunu yaparım” görüşünü kaydetti.

MHP’nin bazı illerde vekil adayı çıkarmayarak AKP’ye destek verebileceğini kaydeden Sencar, “Burada sadece şöyle bir riskleri var. A ilinde MHP girmedi AK Parti girdi diyelim. MHP seçmeni kendini serbest hisseder. Başka partiye oy verebilir. MHP’li seçmen milliyetçi bir partiye oy verebilir. Parti tüm seçmenini bu şekilde kontrol edemez, bu nedenle kendi listesinden aday çıkarmak isteyebilir. İYİ Parti veya Memleket Partisi’ne kaymaları durdurmuş olurlar” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Akşener’e Yanıt: Beni Kendinle Uğraştırma

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında İYİ Parti Lideri Akşener’in grup toplantısında yaptığı açıklamalara yanıt vererek, “Bakıyorsunuz hanımefendi inşaat mühendisi olmuş, bu da konuşuyor. Bizim hastanelerle ilgili attığımız temelleri küçümsüyor. Ben hemen Sağlık Bakanımı aradım, neyin nesidir. Ondan sonra da süratle Murat Kurum kardeşimi aradım. O da bazı eksiklikler olsa bile ben bizzat bakanımla da konuştum, buna biz müdahale edeceğiz dedi. Müdahalelerini de yaptılar.” dedi ve ekledi:

“Yalana gerek yok. Biz bir şeyi eğer yapıyoruz, yaptık dersek, biz bunu yaparız Meral Hanım. Bizim adımıza dikkat et. Benim adım Tayyip soyadım da Erdoğan. Erdoğan’a da dikkat et, Tayyip ismine de dikkat et. Konuştuğun zaman buna göre konuş.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Belediye başkanlığımdan buraya kadar attığımız her adımı tartarak biçerek atarız. Ve 20 yıllık iktidarımız döneminde İstanbul-İzmir bu otoyoldaki atılan adımlara dikkat et. Bu otoyollarda bir fire var mı? Kocaeli’nde yaşıyorsun, Kocaeli’nde attığımız adımlara da bak. Eğer orada bir çürük çarık ortaya koyarsan ayrı mesele. Yalanla dolanla iş yapma. Yanlış yere maalesef kafanı çarpıyorsun dikkat et. Beni kendinle de uğraştırma.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan, Hatay’da kullandığı “Burası CHP’li demedik, onlar da bizim vatandaşımızdır dedik” ifadelerine tepki gösteren ve deprem sonrası atılan temeller üzerinden eleştiren Akşener hakkında konuşan Erdoğan, “Deprem bölgesinde yeni konutların temellerini attık, atmaya devam ediyoruz. İYİ Parti’nin Başkanı çıkmış inşaatlara ‘çukur’ diyor. Hayatında inşaat görmemiş, tepeden tırnağı bunların ne kadar derinliği olması gerektiğini bilmiyor.

Biz bir şeye yapıyoruz dersek biz bunu yaparız Meral Hanım. Bizim adımıza dikkat et. Benim adım Tayyip, soyadım da Erdoğan. Erdoğan’a da dikkat et. Tayyip ismine de dikkat et. Konuşurken buna göre konuş. 20 yıllık iktidarlık dönemimizde İstanbul ve İzmir’de atılan otoyollara dikkat et. Bunlardan bir fire var mı? Kocaeli’de yaşıyorsun oraya da iyi bak. Yalanla dolanla iş yapma. Yanlış yere kafanı çarpıyorsun. Beni kendinle uğraştırma” dedi.

Ne olmuştu?

Erdoğan’ın Hatay’da katıldığı törenle temeli atılan Defne Devlet Hastanesi’nin, beton dökülerek temelinin atıldığı alanın görüntüsü sosyal medyada gündem olmuştu. Söz konusu olayı eleştiren Akşener grup toplantısında, sarf ettiği “Burası CHP’li demedik, onlar da bizim vatandaşımızdır dedik” ifadelerine de sert tepki göstermiş ve “Kendine gel Sayın Erdoğan, kendine gel. Ağzından çıkanı kulağın duysun. Ayıptır, günahtır. Sen önce git, bir aynaya bak Sayın Erdoğan. Sen bu ülkeyi, yönettiğini mi sanıyorsun?” demişti.

“Sıkıntılar yaşadık, sonra da bunları aştık”

Muhalefet herkesi kendisi gibi beceriksiz zannediyor. Yaptıkları herhangi bir şey yok. 11 vilayette Elazığ hariç hepsini gezdim. Hiçbir zaman oralarda gerçekten muhalefetin büyükşehir belediyelerinden kimseyi göremedim. Herzamanki gibi suistimal, ayrıştırma üzerinden bir tarzla hareket ediyor.

Partimizin büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri istisnasız, sağolsun kardeş belediyeler ilan etmek suretiyle deprem bölgelerinde kendilerine zemin oluşturdular. Burada çılışıyorlar. Yemek, su, A’dan Z’ye. Hatay Valisine dedim, açıklamanı yap diye. Kullanma suyu ile içme suyunu karıştırmasınlar. Biraz bu noktada sıkıntılar yaşadık, sonra da bunları aştık.

“Avucunuzu yalarsınız”

Hala benim askerime, benim Mehmedime, jandarmama, polisime ‘yoklar burda bunlar’ diyor. Elinize, dilinize dursun. Hepsi oradalar. Buyrun. Bu askere böyle ihanet olur mu? Bu ihaneti askerime yaptılar. Ey muhalefet size, askerime, Mehmedime, jandarmama, polisime, güvenlik görevlilerime hakaret etmekle ekmek çıkmaz. Avucunuzu yalarsınız. Biz asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışması ile gelirken muhalefeti yalanları, iftiraları, hezeyanlarıyla başbaşa bırakıyoruz.

Ne yazık ki bizim muhalefetimiz çok konuşur ama hiçbir iş yapamaz. İzmir’de deprem oldu. İzmir belediyesi ana muhalefette. Ne yaptılar? Hiç. Biz gidene kadar bunlar ortada yoktu. İçişleri Bakanım, Çevre Şehircilik oraya gittiler, süratle işleri başlattılar. Milletimiz ne demeye başladı; ‘yaparsa AK Parti yapar’ dediler. Rezerv alanlarında hala çalışmalar ediyor. Ey Bay Bay Kemal, Karabağlar’da kim var? Oraya kim bakıyor? CHP belediyesi. Peki ne yapıyorsunuz siz Karabağlar’da?

“Süratle değişim, dönüşüme gidiyoruz”

İmarla ilgili zaten yasal düzenlemelerimiz var. Bu olaylardan sonra en son İstanbul’da 120-130 bu alanlarda söz sahibi olan mühendislerle, mimarlarla, jeoloji mühendislerle, hocalarımızla genişçe bir toplantı yaptık. İkincisini Gaziantep’de Çevre Şehircilik Bakanım yaptı. Yeni bir düzenlemeyi yapmak mukadderdir diye düşünüyorum. Allah bize lütfederse, yeni dönemde hocalarımızla teferruatla şekilde ele alıp bir adım atabiliriz.

Artık ‘bu evde filanca oturuyor, ne olacak bunun hali’ diye düşünmeden ‘Buna ne yapılır’ kararını vermemiz lazım. İstanbul’da Fikirtepe’yi, Çamlıca’nın altında Küplüce, Ferah Mahallesi’ni hatırlayın. Oralarda evleri yıkamadık. Oralar bizim oy depomuzdur. Bakanım tek tek oraları ziyaret etti. Kira ise kira, bir an önce buradan sizi kiraya taşıyalım, daha sonra evlerinizi yapalım ve gelin evlerinizde oturun.

Bazıları ‘benim şu kadar çocuğum var en az 2 daire isterim’, bazıları ‘3 daire isterim’. Bunları yapmakta zorlanıyorsunuz. Bazı şeyleri dinlemedik oraları yaptık. Zemin +3 gibi binalar yapıldı. 15 gün önce yolumu çevirdiler. Evlerini yıktırmayanlar bu defa ‘Başkanım ne olur bizim evleri de yık’ dediler. Yapılanları gördüler. Halbuki benim bunlara 3-4 sene önce söylediğimde bugün o binalar bitmiş olacaktı. Anlatamıyorsun. İnanmıyor, açıkta kalırım zannediyor. Şimdi de bu felaketler olunca hepsi buraları süratle değişim, dönüşüme gidiyoruz.

Bunlar ne millidir ne yerlidir? Askerimize bu tür hakarette bulunanlar vatan hainidir. Bunların bir defa vatanını, milletini sevmek gibi bir derdi yok. Açık, net söylüyorum; bunlar vatan haini, asker düşmanıdır. Jandarmanın, polisin düşmanıdır. Bütün bunlar şu anda Bay Bay Kemal’in, ana muhalefetin başındaki zâtın kimi ziyaret ettiği belli değil mi? Terörün parlamentodaki uzantılarını ziyaret ediyor.

“Sen nerede dolaşıyorsun?”

Ana muhalefetin başındaki zât kimi kurtarmaktan bahsediyor. Demirtaş’ı kurtarmaktan, Apo’yu kurtarmaktan bahsediyor. Sen nerede dolaşıyorsun? Diyarbakır’da yavrularımızı, insanlarımızı öldürenler, Demirtaş’ın talimatıyla sokaklara dökülüp, onları şehit etmediler mi? Şu anda Meral Hanım da içinde olmak kaydıyla birlikte 6’lı Masa şimdi 7 oldular. Bunları nasıl çıkaracaklarının planını yapıyorlar. Milletim hesabı 14 Mayıs’ta bunlardan soracaklardır.

Paylaşın

“HÜDA PAR Yöneticileri AK Parti’den Aday Gösterilecek” İddiası

Fatih Erbakan’ın lideri olduğu Yeniden Refah Partisi (YRP), AK Parti, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı’na katılma kararı almış, aynı saatlerde HÜDA PAR Lideri Yapıcıoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın seçilmesi için çalışacaklarını belirtmişti.

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, milletvekili adaylarını ise AK Parti listelerinden göstereceklerini açıklamıştı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, kulislerde HÜDA PAR Lideri Yapıcıoğlu, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Hüseyin Yılmaz ve Genel Başkan Vekili İshak Sağlam’ın 14 Mayıs seçimlerinde “AKP listelerinden milletvekili adayı gösterilecekleri” konuşuluyor.

Adı geçen parti yöneticilerinin Hizbullah ile bağlantıları ise oldukça dikkat çekici.

90’lı yıllarda onlarca kişiyi katleden Hizbullah, öldürdüğü kişilere domuz bağı yöntemiyle işkence uygulamıştı.

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Hüseyin Yılmaz, Hizbullah çatı davasında “Dosyalarda gördüğüm domuz bağı ile öldürülmüş tek bir şahıs yoktur. Otopsi tutanakları da maktullerin fotoğrafları da domuz bağı iddiasını yalanlamaktadır. Beykoz’da ele geçen sorgu kasetleri yayımlanmış olsaydı halktan Hizbullah’a sempati oluşabilirdi. O kasetlerde JİTEM, Ergenekon vb. yapıların izleri var” yorumunu yapmıştı.

Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Hüseyin Yılmaz ve Genel Başkan Vekili İshak Sağlam, Kürtçe mevlit okutulan “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri yapmasıyla bilinen MustazafDer’in genel başkanlığını yaptı.

Dernek 2010’da, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce “Hizbullah terör örgütü mensuplarını ve sempatizanlarını bir araya getirerek örgütsel birleşmeyi sağlamak”, “Örgüte eleman temini”, “Cezaevinde bulunan örgüt mensuplarının ve yakınlarının çeşitli ihtiyaçlarını gidermek” ve “Hizbullah’ın yayın organı İnzar dergisinin dağıtımını yapmak” gerekçeleriyle feshedildi.

6 yıl derneğin genel başkanlığını yapan Sağlam, 2010’da tutuklandı, “Hizbullah üyesi olma suçundan” 6 yıl 3 ay hapis yattı.

Sağlam’ın tutuklanmasının ardından ise derneğin genel başkanlığına Yılmaz getirildi. Yılmaz, derneğin Hizbullah bağlantısı için, “Belli bir tarihte Hizbullah diye illegal bir yapı vardı. Şu anda tabanda bu akıma karşı sempati besleyenler olabilir. Fakat şu an bizim nezdimizde yasal düzeyde faaliyet düzenleyen Mustazaflar vardır” açıklamasını yaptı.

Yılmaz, Yargıtay’ın derneğin kapatılmasını onadığı 2012’ye dek genel başkanlık görevine devam etti. Ayrıca Yapıcıoğlu, Sağlam ve Yılmaz, Hizbullah çatı davasında sanıkların avukatlığını da yaptı.

Paylaşın

“Bakan Koca, Seçimde Aday Olmak İstemiyor” İddiası

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere sayılı günler kala partilerin milletvekili listelerine ilişkin bilgiler kulislere düşmeye başladı. Son olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın seçimde aday olmak istemediği öne sürüldü.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında kabinedeki tüm bakanları milletvekili adayı göstereceğini söylemişti.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşesinde, AK Parti’nin yayın organlarında 14 Mayıs’taki seçimnde bakanların hangi kentten aday olacağının yazıldığı, kaynağının Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya dikkat çektiğini ifade etti.

Koca’nın ya Adıyaman’dan ya da Hatay’dan AK Parti’nin adayı olacağı iddiasının dillendirildiğini ifade etti.

Pehlivan şunları yazdı: “Ne yani, doğru değil mi? Anlatıyor kaynağım: ‘Önce şunu düşünmelisiniz… 2024’te yerel seçimler var ve birileri ince hesaplar peşinde. O sebeple Koca’nın adını özellikle Anadolu’da geçiriyor, İstanbul’dan uzak tutuyorlar akıllarınca. Hatta, Çevre Bakanı Murat Kurum’un İstanbul’dan aday olacağı iddiası da bu nedenle sızdırılıyor. Zira, Kurum’un da gözü İBB’de.’

‘Affını istedi’

Ben not alırken bir süre sessizlik oldu. ‘Ancak’ dedi ve ekledi karşımdaki: ‘Aslına bakılırsa, Fahrettin Koca yoruldu siyasetten. Hatta kısa bir süre önce sayın cumhurbaşkanı ile gizli bir buluşma da gerçekleştirdi.

Ben heyecanlı bir şekilde dinliyordum. Sahi, ne konuşmuşlardı o görüşmede? Yanıt çok çarpıcıydı: ‘Fahrettin Koca 2023 için listelerde olmayı arzulamadığını, söyledi. Ve affını istedi.’

Şaşırmıştım. Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dedi bu talebe? Şöyle dedi AK Parti’deki kaynağım: ‘Bakın, orasını tam bilmiyorum. Duyduklarım var ama sizi yanıltmak istemem.’

‘Ersoy da siyasetten çekilmek istiyor’

Ben tam konuşma bitti, derken ‘Dahası da var’ diye de ekliyordu: “Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da siyasetten çekilmeyi istediği biliniyor. Ancak unutmayın ki hem Koca hem Ersoy konusunda son söz reisin olacak.”

Görülen o ki… AK Parti’deki aday listesi rahatsızlığı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan ibaret değil. Öyle ki iktidarın etkili isimleri aday gösterilecekleri yerleri beğenmiyor. Yetmiyor…

Fulya Öztürk teklifinden rahatsızlar

Gazeteci Fulya Öztürk’e milletvekilliği teklifi gitmesi bile, AK Parti’nin medyadaki kalemlerini oldukça rahatsız etmişe benziyor. Öyle ki içlerinden ’21 yıldır sokakta küfür yiyen biziz ama depremde popüler olan birini milletvekili yapıyorlar’ diyen bile çıkmış.

Demem o ki Cumhurbaşkanı Erdoğan partide ‘3 dönem kuralını’ da hayata geçirse iktidar içindeki hiç ummadığımız kişilerin vedasına şahit olacağız.”

Paylaşın