“Erdoğan, 2 Hamle İle AK Parti’de Çok Ciddi Tasfiye Yaptı” İddiası

Gazeteci Sedat Bozkurt; Süleyman Soylu, Hulusi Akar ve Binali Yıldırım’ın, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tasfiye edildiğini öne sürdü:

Hakan Fidan ve İbrahim Kalın ile ABD’ye önemli mesaj verildiğini iddia eden Bozkurt, “Erdoğan deneme yanılma yöntemiyle bir kez daha kendisine diplomatik hat belirledi. Atandığı bakanlarla batıya yönelme niyetini ortaya koyuyor. Sadece Şimşek ile batının finans çevrelerine mesaj yok, Fidan ve İbrahim Kalın ile bizzat ABD’ye çok çok önemli mesaj var ve bu alınmış gözüküyor.” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Sedat Bozkurt’un Kısa Dalga’da yayımlanan “Erdoğan’ın ‘İnce’ siyaseti” başlıklı yazısında öne çıkanlar şöyle:

“Tartışma hep özneleri yeni bakan olan isimler üzerinden yürüdü. Ama bu yeni kurgunun bir de arka planı bulunduğunu unutmayın. Erdoğan 2 hamle ile partisinde çok ciddi bir tasfiye yaptı. Bunu çok ince yaptığını söylemek lazım. Aralarında sıkıntı olduğu bilinen Süleyman Soylu ile Hulusi Akar’ı bakanlıktan uzaklaştırmak için bakanların ikisi hariç hepsini TBMM’ye taşıdı ve orada bıraktı. Turizm ve sağlık bakanlarına da aday olmayacakları, siyaseti bırakmayı düşündüklerine ilişkin açıklama bizzat Erdoğan tarafından yaptırıldı. Çünkü onlarla çalışmak istiyordu. Mevlüt Çavuşoğlu ile de çalışmak istiyordu ama bu nedenle istisna yaratmamalıydı. Hakan Fidan’a da makam bulması lazımdı. Muhtemelen Çavuşoğlu Antalya’dan belediye başkan adayı olacak.

Bu yönteme muhatap olan Soylu da Akar da hayli kızgın. Akar’ın bu kızgın hali devir teslim töreninde de görüntülere yansıdı. Akar kızgınlığını tepki haline getirecek ve TBMM’de hiçbir görevi kabul etmeyecek. TBMM çalışmalarına da çok katılmayı, grup toplantılarına bile gelmeyi düşünmüyor. Çünkü meseleyi anladı, bu tasfiyeydi. Soylu politik profili daha yüksek bir isim. Daha politik davranacaktır. TBMM’de olmasa bile belediye başkan adaylığı beklentisi muhtemelen vardır. Gösterilir mi? Bu biraz muallak ve ihtiyaca bağlı Erdoğan siyasetinin bu gibi kararları.

Hakan Fidan bakan oldu. Başbakan olduğu zaman 15 Temmuz’da yaşadığı sıkıntı nedeniyle onu MİT Müsteşarlığı görevinden almak isteyen Binali Yıldırım parti tüzüğündeki 3 dönem kuralı, kendisinin yoğun talebine karşın esnetilmedi ve aday gösterilmedi, cumhurbaşkanlığı yardımcılığı görevine de getirilmedi beklentisi olmasına karşın. Buna çok bozuldu. Politik hamleleri anlayacak deneyime sahip olduğu için uzun zamandır uygulamada olan tasfiyenin yeni bir aşamasında olduğunu hemen anladı. Onunla birlikte pek çok önemli isim de tasfiye planının içindeydi.

Ortalıkta gözükmediği için tartışmaların merkezinde olan Berat Albayrak da damatlık hukuka karşın tasfiye edilenler listesinde. Önceki bakanlardan Mehmet Muş, Nurettin Nebati ve Fatih Sönmez Albayrak kontenjanından bakandı. Şimdi Albayrak kontenjanından bakan koltuğuna oturan hiç kimse yok. Enerji bakanlığı için Albayrak tarafından bir talep iletildiği ama kabul edilmediğine ilişkin bir bilgi de ortalıkta dolaşıyor. Ve ekonominin direksiyonunda bir dönem yanına Erdoğan’ı da alarak mücadele ederek tasfiye ettiği anlayışın en katı savunucusu oturuyor. Ve şimdi Erdoğan onun yanında.

‘Fidan ve Kalın ile bizzat ABD’ye çok çok önemli mesaj var’

Erdoğan deneme yanılma yöntemiyle bir kez daha kendisine diplomatik hat belirledi. Atandığı bakanlarla batıya yönelme niyetini ortaya koyuyor. Sadece Şimşek ile batının finans çevrelerine mesaj yok, Fidan ve İbrahim Kalın ile bizzat ABD’ye çok çok önemli mesaj var ve bu alınmış gözüküyor.

Seçimler döneminde dillerden düşmeyen ‘yükselen Türk milliyetçiliği’ söylemine karşın bakanların tamamı muhafazakâr. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i bilmiyoruz. Ziyaret edeceği yazarlar aracılığıyla Hulusi Akar’da olduğu gibi belki bunu öğrenebiliriz.”

Paylaşın

Meclis Başkanlığı Yarışı: AK Parti Ve MHP’nin Adayı Numan Kurtulmuş

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grubu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na aday olarak, AK Parti İstanbul Milletvekili Numan Kurtuluş’u gösterme kararı aldı.

Haber Merkezi / Numan Kurtulmuş’un ismi akşam saatlerinde AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunuldu. AK Parti’nin başkan adaylığı için başvuru dilekçesi TBMM’ye iletildi.

TBMM Genel Kurulu, 7 Haziran’da geçici Meclis Başkanı Devlet Bahçeli Başkanlığı’nda toplanacak. Yeni atanan kabine üyeleri ile milletvekili seçilen eski bakanlar, Genel Kurul’da yemin edecek. Daha sonra Meclis Başkanlığı için siyasi partilerin gösterdikleri adayların seçimi yapılacak.

Gizli oylama ile yeni Meclis başkanı seçiminin ilk turu yapılacak. İlk 2 oylamada 400, sonuç alınamazsa 3. oylamada salt çoğunluk olan 301 kabul oyu ile başkan seçilebilecek. 3. oylamada da salt çoğunluk sağlanamazsa; bu oylamada en çok oy alan 2 aday için 4. oylama yapılacak ve en fazla oy alan üye başkan seçilmiş olacak.

Numan Kurtulmuş kimdir?

Numan Kurtulmuş, 1959 yılında Ordu’da dünyaya geldi. Baba adı İsmail Niyazi, anne adı Ayşe Güngör’dür.

Akademisyen olan Numan Kurtulmuş, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi. Aynı üniversitede yüksek lisans yaptı. ABD’de Temple Üniversitesi School of Business & Management’ta lisansüstü çalışmalarına devam etti.

ABD’de Cornell Üniversitesi New York State School of Industrial & Labor Relations’ta misafir öğretim üyesi olarak bulundu ve doktorasını tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde doçent oldu. 2004 yılında profesör unvanını aldı.

25 ve 26. Dönemde Ordu Milletvekili seçildi. 62, 63 ve 64. Hükûmetlerde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. 65. Hükûmette Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. Kültür ve Turizm Bakanı olarak görev aldı. İngilizce bilen Kurtulmuş, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Muhalefetin adayları belli oluyor

Yeşil ve Sol Parti, Adana Milletvekili Tülay Hatimoğullarını Meclis Başkan adayı olarak gösterirken İYİ Parti, parti yöneticisi ve İstanbul Milletvekili Cihan Paçacı’nın aday olduğunu Meclis Başkanlığı’na bildirdi.

Türkiye İşçi Partisi’nin Meclis Başkanı adayı ise tutuklu milletvekili Can Atalay oldu. TİP’in önümüzdeki günlerde başvuru yapması bekleniyor. CHP’nin aday göstereceği ismin henüz netleşmediği ifade edildi.

Paylaşın

AK Parti’nin “Meclis A Takımı” Belli Oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Adalet Ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında AK Parti Meclis Grup Yönetimi’nde yer alacak isimler belirlendi.

Haber Merkezi / Buna göre; AK Parti TBMM Grup Başkanı’nın Abdullah Güler, Grup Başkanvekilleri’nin ise Abdulhamit Gül, Özlem Zengin, Muhammet Emin Akbaşoğlu, Leyla Şahin Usta ve Bahadır Yenişehirlioğlu seçildi.

Abdullah Güler kimdir?

28 Mart 1969’da Sivas’ta doğan Güler İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. İstanbul’da uzun yıllar serbest avukat olarak çalıştıktan sonra, TOKİ Başkan Danışmanı ve Hukuk Müşaviri olarak görev yaptı.

2016-2018 yılları arasında Türkiye Okçuluk Federasyonu Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. 2003-2015 yılları arasında AK Parti İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği ve İl Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

2009-2014 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeliği ve Hukuk Komisyonu Başkanlığı yaptı. Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi olan Güler orta derecede İngilizce biliyor.

Muhammet Emin Akbaşoğlu kimdir?

Aslen Çankırılı olan M. Emin Akbaşoğlu 6 Ekim 1968’de İstanbul’da doğdu. Baba adı Bayram, anne adı Nevin’dir. Küçükköy İHL’den sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Ayrıca Halkla İlişkiler Bölümünden mezun oldu.

Gaziosmanpaşa Millî Gençlik Vakfı İlçe Başkanlığı, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde Özel Kalem Müdürü ve Müfettiş olarak, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda Hukuk Müşaviri ve 1. Hukuk Müşaviri olarak görev yaptı. Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcılığı’na atandı.

Avrupa ülkeleri ile birlikte gerçekleştirilen Geliştirilmiş Bilirkişilik Projesinde Yürütme Kurulu Üyesi olarak görev aldı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yönetimlerinde bulundu. 25, 26 ve 27. Dönem Çankırı Milletvekili seçildi. İngilizce ve Arapça bilen Akbaşoğlu, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Özlem Zengin kimdir?

1969 yılında Tokat’ta dünyaya gelen Özlem Zengin’in baba adı Salih, anne adı Nimet’tir. Özlem Zengin, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Din Sosyolojisi alanında yüksek lisans yaptı.

Serbest avukat olarak çalıştı. Medya alanında çalışmalar ve televizyon programları yaptı. 25. Dönemde İstanbul Milletvekili seçildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı olarak görev aldı. İyi düzeyde İngilizce bilen Zengin, 3 çocuk annesidir.

Abdulhamit Gül kimdir?

12 Mart 1977’de Gaziantep Nizip’te dünyaya gelen Abdulhamit Gül’ün baba adı Cemil, anne adı Saliha’dır. Abdulhamit Gül, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi.

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının gençlik kollarında aktif olarak yer aldı. Milli Gençlik Vakfı Üniversitelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Üyesidir. Ankara’da serbest avukatlık yaptı.

Refah ve Fazilet Partisi Ankara İl Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyeliği, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyeliği görevlerini yürüttü. HAS Parti Genel İdare Kurulu Üyeliği ve Ankara İl Başkanlığı görevlerinde bulundu. AKP 4. Olağan Kongresinde MKYK Üyesi seçildi.

Seçim İşleri Başkan Yardımcılığı ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. AKP 5. Olağan Büyük Kongresinde yeniden MKYK Üyeliğine seçildi ve AKP Genel Sekreteri olarak görevlendirildi. Adalet Bakanlığı yaptı.

Leyla Şahin Usta kimdir?

8 Mart 1973 tarihinde dünyaya gelen Leyla Şahin Usta, Tıp eğitimini Viyana Medizinische Universität’de 2003 yılında tamamlamıştır.

25 ve 26. Dönemde Konya Milletvekili seçildi. AK PARTİ Genel Merkez İnsan Hakları Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Grubu Üyeliği, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Sözcülüğü, çeşitli Meclis araştırması komisyonları ve Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyeliği yaptı.

Çok iyi düzeyde Almanca ve orta düzeyde İngilizce bilen Usta, evli ve 2 çocuk annesidir.

Bahadır Yenişehirlioğlu kimdir?

Manisa’nın Akhisar ilçesinde dünyaya gelen Bahadır Yenişehirlioğlu’nun babası Ali Yenişehirlioğlu, annesi Namiye Yenişehirlioğlu’dur (Gürman Şahin, 2018). Dedesi Yenişehirlizâde Ahmet Efendi, İzmir belediyesinin ilk başkanıdır. Amcası Nahit Yenişehirlioğlu (TBMM) ise iki dönem Manisa milletvekilliği yapmıştır.

İlk, orta ve lise öğrenimini Akhisar’da tamamlayan Bahadır Yenişehirlioğlu, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Hukuk Fakültesini 1985’te bitirdi. Ağır ceza avukatı olarak çalıştı ve bu mesleği emekli oluncaya dek sürdürdü.

Çin, Fransa, İspanya, İsviçre, İtalya, Almanya, İngiltere, Bosna Hersek, Suudi Arabistan, Suriye, Filistin ve daha birçok ülkede halklar ve toplumlar üzerine araştırmalar yaptı.

Bahadır Yenişehirlioğlu, Canan Yenişehirlioğlu ile evli ve Neyir adında bir kızı, Talha adında bir oğlu vardır.

Paylaşın

Erdoğan’dan Yerel Seçim Talimatı: İstanbul Ve Ankara İçin…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan MYK’da, muhalefetin seçim sürecinde iftira ve yalanla propaganda yaptığını söyleyerek, “Milleti ekonomik yalanlarla korkutmaya çalıştılar ama kaybettiler. Bundan sonra oylarımızın azaldığı tüm iller için özel olarak çalışacağız” dedi ve ekledi:

“Neden böyle olduğunu araştıracağız. Sebep neyse onlara hızlıca neşter vuracağız. Önümüzde yerel seçimler var. Depremin yarattığı ekonomik yük, büyükşehirlerde kiralarla ilgili problemler gibi vatandaşın sahada bize ulaştırdığı tüm sorunları çözmek için yoğun bir mesai harcayacağız.”

Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerde sergilediği performans il il masaya yatırılırken, hangi ilde neden oy kaybedildiği üzerine değerlendirmeler yapıldı.

Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu’nun haberine göre toplantıda kıl payı vekil kaçırılan iller üzerinde özel olarak duruldu. Seçimlerde MHP ve Yeniden Refah Partisi’ne oy geçişi yaşandığı ancak bu oyların en azından ittifak içinde kalmasının olumlu olduğu yorumları yapıldı.

Erdoğan’ın, toplantıda önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimler öncesi, 28 Mayıs’ta Millet İttifakı’nın adayı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha yüksek oy aldığı İstanbul ve Ankara için özel bir çalışma yapılması talimatını verdiği de öğrenildi.

Erdoğan MYK’da, muhalefetin seçim sürecinde iftira ve yalanla propaganda yaptığını söyleyerek, “Milleti ekonomik yalanlarla korkutmaya çalıştılar ama kaybettiler. Bundan sonra oylarımızın azaldığı tüm iller için özel olarak çalışacağız. Neden böyle olduğunu araştıracağız.

Sebep neyse onlara hızlıca neşter vuracağız. Önümüzde yerel seçimler var. Depremin yarattığı ekonomik yük, büyükşehirlerde kiralarla ilgili problemler gibi vatandaşın sahada bize ulaştırdığı tüm sorunları çözmek için yoğun bir mesai harcayacağız” dedi.

Paylaşın

“Erdoğan, Kabineyi Sil Baştan Yenileyebilir” İddiası

AK Parti kulislerinde konuşulanlara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kabineyi sil baştan yenileyeceği ve milletvekili seçilen bakanların hiçbirisini kabineye almayacağı ve kabinenin tamamen yeni isimlerden oluşacağı yönünde.

Bu görüşü savunanlar Erdoğan’ın, milletvekilliği seçiminde üç dönem kuralını istisnasız uyguladığını, bir kişinin kabineye yeniden alınması halinde “kırılma yaratabileceği”ni belirterek, Erdoğan’ın “sil baştan değişim stratejisini uygulayabileceği” görüşünü dile getiriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Seçimi ikinci turunu kazanmasının ardından yeni kabineye ilişkin kulis bilgileri gelmeye devam ediyor.

TBMM’de Cuma günü yapılacak milletvekili yemin töreninin ardından Erdoğan’ın da yeni kabinesini aynı gün açıklaması yüksek olasılık görülüyor. Erdoğan’ın YSK’nin kesin sonuçları açıklama takvimine göre Cumartesi günü yemin edip resmen görevine başlaması bekleniyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın kulis haberine göre, kabinenin nasıl şekilleneceği konusunda ise iki seçenekten söz ediliyor. Birincisi, Erdoğan’ın mevcut kabinede yer alan ancak milletvekili seçilen bazı bakanları yeniden kabineye alabileceği yönünde.

Bu çerçevede, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesi beklenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanı Murat Kurum, kabinede yer alması olası isimler olarak görülüyor.

AK Parti kulislerinde konuşulan bir başka iddia ise Erdoğan’ın, kabineyi sil baştan yenileyeceği ve milletvekili seçilen bakanların hiçbirisini kabineye almayacağı ve kabinenin tamamen yeni isimlerden oluşacağı yönünde.

Bu görüşü savunanlar Erdoğan’ın, milletvekilliği seçiminde üç dönem kuralını istisnasız uyguladığını, bir kişinin kabineye yeniden alınması halinde “kırılma yaratabileceği”ni belirterek, Erdoğan’ın “sil baştan değişim stratejisini uygulayabileceği” görüşünü dile getiriyor.

Ayrıca, yeni dönemde sandalye sayısının 268’e düşmesi nedeniyle, komisyon çoğunluğunun ancak MHP desteğiyle sağlanabildiği, geçen dönemde olduğu gibi milletvekili seçilen isimlerin bakan olarak atanmasının sıkıntı yaratabileceği düşünülüyor.

Geçen dönem kabinesinde daha çok “teknokrat” isimlere yer veren Erdoğan’ın, bu dönem siyasi deneyimi olan isimleri kabineye alması yüksek olasılık olarak görülüyor. Bu çerçevede, üç dönem kuralına takılmaları nedeniyle aralarında parti yöneticileri veya eski grup yöneticilerinden isimleri kabineye alabileceği konuşuluyor.

Mehmet Şimşek kabinede görev alır mı?

Yeni dönemde Erdoğan’ı bekleyen en önemli sorunların başında ekonomi geliyor. Seçimler öncesinde eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüşerek ekonominin başına geçmesini istediği, ancak olumlu yanıt alamadığı biliniyor. Kulislerde Erdoğan’ın bu kez Şimşek’i “ikna ettiği” iddiaları konuşulsa da bu konuda henüz kesin bilgi yok.

Şimşek için ekonomiden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcılığı, Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu başdanışmanlığı pozisyonunda görev alabileceği yorumu yapılıyor. Yeni dönemde Erdoğan’ın, ekonomi yönetiminde değişikliğe gidebileceği, Hazine ile Maliye’nin iki ayrı bakanlık olarak yapılandırabileceği de belirtiliyor.

TBMM Başkanlığı için ise Cuma günü milletvekili yemini ettikten sonra görevi sona erecek olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un adı konuşuluyor.

Oktay’ın parlamentoya yeni girmesi nedeniyle TBMM Başkanlığı’na hemen getirilmeyebileceği yorumları yapılsa da, Erdoğan’ın tercihinin belirleyici olacağına dikkat çekiliyor.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik: Bu Ülke Hepimizin Ülkesi

Partisinin MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Çelik, muhalefete yönelik “Bolca değişim, özgürlük söylemi kullanarak değiştiklerine dair bir izlenim vermeye çalıştılar. Ama hep beraber gördük ki, değişim diye bir şey yok. Demokrasi söylemlerinin arkasında statüko duruyor” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımız 16 kez girdiği referandum ve seçimleri kazanan lider olarak millet iradesine her zaman saygılı olduğunu, kazandığımız, kaybettiğimiz yerlerde de göstermiştir” sözlerini ekledi.

Çelik konuşmasına, “Kaybeden çok büyük iddialarla konuşan siyasi partiler, genel başkanlar olmuştur. Ama hiçbir vatandaşımız kaybetmemiştir…. Burası hepimizin vatandıdır, hiçbir vatandaşımızın incinmesini, üzülmesini istemeyiz… Hiç kimse bir diğerinin hayat tarzının üzerine baskı kuramaz. Bazı vatandaşlarımızın kendisini incinmiş, ötekileştirilmiş hissetmesi doğru bir yaklaşım olmaz. Bu ülke hepimizin ülkesi. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her vatandaşımızın desteğine, nefesine, gayretine ihtiyacımız var” şeklinde devam etti.

Seçim sonuçlarının netleşmesinin ardından AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ilk kez toplandı.

Toplantı sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, açıklamalarda bulundu. Çelik’in konuşmasından başlıklar şöyle:

“Karşımızdaki ittifakın içerisindeki ana unsurun da millet iradesini gasp etmenin adresi, karargahı olarak öne çıkan bir yapı olduğu siyasi tarihimizde sabittir. Ama bolca demokrasi, değişim, özgürlük söylemi kullanarak değiştiklerine dair bir izlenim vermeye çalıştılar. Ama hep beraber gördük ki, değişim diye hiçbir şey yok. Bu söylemlerinin arkasında o katı statüko en kesif biçimde duruyor ve Türkiye’yi yeniden birtakım karanlıklara götürmek için fırsat kolluyor. Bütün bu süreç seçim boyunca net bir şekilde görülmüştür.

Cumhurbaşkanımız 1994’ten beri, 16 kez girdiği referandum ve seçimleri kazanan lider olarak millet iradesine her zaman saygılı olduğunu, kazandığımız, kaybettiğimiz yerlerde de göstermiştir. Fakat bu kesif statükoyu savunanlar aylardır, yıllardır ahlaka uymayacak biçimde diktatör demeye devam ettiler. Aylarca CHP yandaşı gazeteciler, yorumcular, bize sürekli olarak şu cevabı vermemizi istediler, ‘Eğer seçim sonucu farklı şekilde ortaya çıkarsa saygı duyacak mısınız’ diye. Bunu gündeme getiren gerçek gazeteci arkadaşlarımıza saygı duyuyoruz.

Bu söylem onlar tarafından yaygınlaştırılıp gündem yapıldığı zaman haklı olarak onlar da bu soruyu sordular. Onların yaklaşımını tabii ki saygıyla karşılıyoruz. Ondan evvel CHP yandaşı gazeteci ve yorumcuların siyasi angajman içerisine, AK Parti’nin demokratlığını sorgulama hakkı kendileriymiş gibi ortaya koydukları süreci hep beraber takip ettik. Biz hep şunu söyledik, sandığa saygı konusunda sabıkası olan biz değiliz. Sabıkası olanlar karşıdakiler. Biz bütün genel seçimleri kazandık. Geçen yerel seçimde kaybettiğimiz yerler de oldu hepsine saygı gösterdik.

Aylarca bu suçlamayı yöneltenler 14 Mayıs gecesi iki CHP’li belediye başkanın çıkıp da daha oylar sayılırken ’13. Cumhurbaşkanı Kılıçdaroğlu’dur’ diyerek, millet iradesine asıl saygısızlığın, provokasyonun oradan geldiği görüldü. Netice itibariyle bu büyük demokrasi yarışını ve bütün dünyanın adeta nefesini tutarak izlediği demokrasi yarışını milletimizin her bir ferdi olgunlukla yönetti ve katılım sağladı. Farklı siyasi partilerden vatandaşlarımız birbirlerini tebrik ettiler. Güvenlik güçleri büyük bir basiretle güvenliği sağladı. Bazı olaylar olduğunda bizim partimize de başka partilere de oldu, siyasete dönük şiddeti hep beraber kınadık. Ama siyasi alana şiddetin hakimiyeti asla söz konusu olmadı.

Bugün itibariyle demokrasi sınavında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bir kez daha onay almıştır. Çünkü karşımızdakilerin en büyük argümanı güçlendirilmiş parlamenter sistem diye aslında son derece eklektik, yamalı bohça gibi bir sistem üretmişlerdi.

Türkiye’yi kaosa götürecek unsurlar barındıra, bir şekilde devlet içinde devlet mekanizması üretmeye dönük, sadece Altılı Masa’nın kariyer ihtiyaçlarını karşılamaya dönük bir yapılanmayı bir devlet modeli olarak sunmaya çalışmışlardı. Milletimizin buna onay vermediği net bir şekilde görülmüştür. Kaybeden çok büyük iddialarla konuşan siyasi partiler, siyasi parti yöneticileri, siyasetçiler ve genel başkanlar olmuştur ama kaybeden hiçbir vatandaşımız olmamıştır. Türkiye’nin önü açıktır, Türkiye Yüzyılı’nın bütün altyapısı tamamlanmıştır.

Bu seçim sürecinde unutulmaması gereken olaylardan bir tanesi, ilk defa bir siyasi parti genel başkanı, Sayın Kılıçdaroğlu mezhepçi yaklaşımları seçim sürecinin bir parçası haline getirmeye çalışmıştır. Orta Doğu’da gördüğümüz, memleketlerin başına çok iş açmış, hiçbir şekilde siyasette gündem olmaması gereken etnikçi ya da sekter birtakım tartışmaları açtığı gibi birtakım mezhepçi tartışmaları da açmaya çalışmıştır.

Bunun karşısında hep şunu söyledik, adlarımız farklı, aidiyetlerimiz, mezheplerimiz farklı olabilir ama biz siyasal alanın değerleriyle konuşuyoruz, hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Şimdiye kadar Türk siyasetinde hassasiyetle kaçınılan bu durumun bu şekilde gündeme getirilmesinin çok üzücü ve sorumsuzca bir davranış olduğunu ifade etmek isterim. Kendisi bunu yapınca masadaki ortaklarından birisi farklı bir mezhebi referans kullanmaya kalktı. Bu son derece sorumsuz olmuştur.

YSK mensupları, kamu görevlileri bütün bu sürece katkı veren bütün görevlilere çok teşekkür ediyoruz. Türkiye’deki seçim mekanizmalarının ne kadar güvenli olduğu da görüldü. Karşımızdaki adayın, başta CHP olmak üzere veri akışı çökerken, Seçim İşleri Bakanımız Ali İhsan Yavuz başkanlığındaki verileri toplama ve işleme mekanizmamız saat gibi işlemiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız bu çalışmaları yürüten genç kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı tebrik etti.

Seçim sürecinin en büyük yalanı hangisiydi açık ara? Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından söylendi. AK Parti’nin 3 kere terörist başını bırakmaya teşebbüs ettiğini söyledi. Bu, seçim sürecinin açık ara seçimin birinci yalanıydı. AK Parti 3 kere terörist başını serbest bırakmak için kanun çıkarmaya çalıştı dediler. Baştan aşağı yalan. Bu bahsettiği kanun AK Parti iktidarından önce Kenan Evren, Turgut Özal zamanlarından beri Milli Güvenlik Kurulu Kararı’yla topluma kazandırma adıyla çıkarılmış bir kanun.

1985 yılında. Bu kanunda, örgütü deşifre eden herhangi suça bulaşmamış kişilere, örgütün dağılması için alan yaratmak üzere MGK kararıyla, 1985 yılında örgütün çözülmesini sağlamaya dönük yaklaşım geliştirilmiş. Bu kanun esasında terörist başını, PKK terör örgütü yöneticilerini kapsamıyor. Bu açık ve net. Daha sonra bu süreli olduğu için çeşitli kereler güncellenmiş. Bizim iktidarımız döneminde de güncelleme yapılmış. Terörist başının yargılandığı ve ceza aldığı maddenin zaten bu kanuna girmesi mümkün değil.

Sosyal medyada bazı genç arkadaşlarımız, kadın arkadaşlarımız videolar paylaşıyor. Hiçbir vatandaşımızın incinmesini, üzülmesini istemeyiz, burası hepimizin vatanıdır, herkes müsterih olsun. Kendi hayat tarzının ya da düşüncesinin seçimlerde kaybettiğini düşünenler, Türkiye büyük ülkedir, hiç kimse bir diğerinin hayat tarzının üzerine baskı kuramaz.

Kendini ifade etme, kendi değerlerini, ideolojik kimliğini ifade etme açısından bir şey yok. Kimse kendisinin değer sistemi açısından kaybettiği düşüneceği bir tablonun ortaya çıkması doğru değildir. Bazı vatandaşlarımızın kendisini incinmiş, ötekileştirilmiş hissetmesi doğru bir yaklaşım olmaz. Hangi partiye oy vermiş olursa olsun her vatandaşımızın desteğine, nefesine, gayretine ihtiyacımız var. Seçimlerde siyasi rekabet söz konusudur, husumet söz konusu değildir.

“YSK açıklamayı yaptıktan sonra yemin töreni ve kabine takvimi başlayacak”

YSK milletvekilliği seçimi kesin sonuçlarını açıkladı. O sebeple 3 gün içerisinde yemin olacak. Fakat Cumhurbaşkanlığı kesin sonuçlarını açıklamadı. YSK açıklamayı yaptıktan sonra yemin töreni ve kabine takvimi başlayacak. Yemin töreninin yapıldığı akşam muhtemelen hem kabine açıklanmış olacak ve hem de tören yapılacak. Pek çok devlet başkanı gelmek istiyor. Süreç devam ediyor. Geniş bir katılımla o törenin gerçekleşeceğini değerlendiriyoruz.

(Mehmet Şimşek’le Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesiyle ilgili soru üzerine) Mehmet Bey yakın bir arkadaşımız, çok da değerli arkadaşımız. O açıklamayı yaptığımız gün herkes ‘reddetti’ diyordu, benim odamla kahve içiyorduk, size bir kulis bilgisi. O da şaşırdı. Cumhurbaşkanımızla Mehmet Bey basına yansıyan ve yansımayan görüşmeler yapıyor. Mehmet Bey partimizin içinde zaten. Bu sürece katkı vermek istiyor. Kabine tamamen Cumhurbaşkanımızın takdirindedir. O konuda bizim bir şey söylememiz doğru olmaz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na Sert Tepki: İspatlayamazsan Namertsin

Kemal Kılıçdaroğlu’nun TRT’deki konuşmasını da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Kılıçdaroğlu, TRT’de bizim terör örgütleri ile görüştüğümüzü söylüyor. Bunu ispatlayamazsan namertsin. Bizim terör örgütleri ile temsilcileri ile görüşme yaptığımızı ispatlamak müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İspatlayamazsan namertsin” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Biz terör örgütleri ile görüşme değil onları inlerinde vurmadık. Sen ise Kandil’den talimat alarak bunların parti binalarına bile değil parlamentoda odalarında görüşme yapıyorsun. Beraber yol haritasını çiziyorsun. Asla bizim terör örgütleri ile bir araya gelmemiz kozmik odalarda toplantı yapmamız sözkonusu değildir.”

Kılıçdaroğlu’nun karşıya karşıya televizyona çıkma çağrısına da yanıt veren Erdoğan, “Bizi televizyona çağırıyorsun. Şöhret olmak istiyorsun. Sana şöhret minderi vermeye niyetimiz yok” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, AK Parti mitinglerinde “Kılıçdaroğlu’nun reklam filmine yapılan montaj görüntilerini” paylaşması ile ilgili de şunları söyledi:

Kafası zehir gibi çalışan gençlerimizin yaptığı video üzerinden kaset kumpas geçmişinin üzerini örtmeye çalışıyor. CHP’den ayrılarak aday olan birisine dün yaptıkları ortada. Kandil’deki elebaşlarının kendisine yaptığı destek çağrıları 14 Mayıs sonrası da devam etti. Erdoğan’a böyle bir destek mesajı yayınlanmıyor. Zaten böyle bir desteği kabullenmeyiz. Bize milletimizin desteği yeter.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Güçlü Sanayi ve Güçlü Türkiye İstanbul Buluşması’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Sayın Kılıçdaroğlu TRT’deki açıklamasında bizim terör örgütleriyle görüşmeler yaptığımızdan bahsediyor. Sayın Kılıçdaroğlu, bunu ispatlayamazsan namertsin. Bizim terör örgütleriyle, temsilcileriyle herhangi bir yerde, herhangi bir görüşme yaptığımızı ispatlamak hukukun dili itibariyle, müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İspatlayamazsan tekrar ediyorum, namertsin.

Biz terör örgütleriyle görüşme değil, onları inlerinde vurmakla görevli olduk.  Asla bizim terör örgütleriyle bir araya gelmemiz, kozmik odalarda toplantılar yapmamız, böyle bir şey söz konusu değildir. İspat sana aittir. Erdoğan’ın ve arkadaşlarının terörle mücadelede, nerede olduğunu benim milletim çok iyi bilir.

Bu konuda Cudi’nin, Gabar’ın, Tendürek’in, Besler Deresi’nin dili olsa da konuşsalar. O zaman bu işi sen çok daha iyi öğrenirsin ama sen tam aksine sınır ötesinde bile teröristlerle nasıl adımlar atılacağının görüşmelerini ne yazık ki şu anda dirsek dirseğe beraber yürüdüğün HDP ile bu çalışmaları yaptın. Nerede yaptın? Meclis’teki odalarında yaptın. Bunu artık bütün konvansiyonel medya zaten ortaya koydu. Her şey açık, ortada.

Sen kalkıp da zaten akşam yalan, sabah yalan hayatın bununla geçiyor, bir de utanmadan sıkılmadan bizi televizyona çağırıyorsun. Senin derdin başka, şöhret olmak istiyorsun. Sana yalan şöhretliyi yeter. Bunun dışında sana ayrıca bir şöhret minderi vermeye bizim vaktimiz yok.

Çünkü hayatları yalan üzerine kurulu olanlar, mesajı yanlış anlayıp bir anda bambaşka mecralara savrulmuş olsalar da milletimizin duruşu gayet açıktır ve değişmemiştir. Seçim sonuçlarını hazmedemeyip depremzede vatandaşlarımız başta olmak üzere milletimize etmedik hakareti bırakmayanların pazar günü hangi yüzle onlardan oy isteyeceğini açıkçası biz de merak ediyoruz.”

Paylaşın

AK Parti’de “Ekonomi Politikaları” Çatlağı

Reuters’a konuşan üst düzey bir yetkili “Yeni bir ekonomik model üzerinde çalışıyorlar. Çünkü mevcut model sürdürülemez. Temel olarak, faiz oranını kademeli olarak yükseltecek ve çoklu oran kullanma yapısını sona erdirecekler” dedi. İsmini vermek istemeyen yetkili, grubun planını henüz Erdoğan’a sunmadığını da sözlerine ekledi.

AK Parti yetkilisi bir başka kaynak ise, “Parti içinde iki farklı görüş var” diyerek, herhangi bir kararın bir sonraki kritik seçim sınavı olan gelecek yıl Mart ayında yapılacak belediye seçimlerine kadar ekonomik istikrarı korumaya yönelik olacağını kaydetti.

Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda iktidarını üçüncü on yıla taşımayı hedefleyen Erdoğan, seçim kampanyası boyunca iktidarda olduğu sürece faiz oranlarının düşeceğini ve enflasyonun kontrol altına alınacağını söyledi.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, AK Parti’de seçimden sonra uygulanması planlanan ekonomi politikasıyla ilgili görüş ayrılıkları olduğunu bildirdi.

Ajans Ankara mahreçli haberinde hükümet yetkilileri ve konu hakkında doğrudan bilgi sahibi olan 9 kaynakla görüşmeler yaptığını aktardı. AK Parti’den bir grubun kademeli faiz artışları ve hedefli bir kredi programından oluşan yeni ekonomi politikasının nasıl benimsenebileceğini tartışmak üzere geçtiğimiz haftalarda biraraya geldiği kaydedildi.

Yönetim dışında olan ancak geçmişte üst düzey görevlerde bulunmuş bazı AK Parti üyelerinin de dahil olduğu görüşmelere, Erdoğan’ın doğrudan katılmadığı belirtildi.

Ancak Reuters bu grubun aksine parti içinde faiz indirimlerine devam edilmesi ve mevcut ekonomi politikasına bağlı kalınmasını savunan AK Partili yetkililerin de yer aldığına dikkat çekti.

“Yeni bir ekonomik model üzerinde çalışıyorlar”

Ekonomistlerin, döviz rezervleri hızla eriyen Türkiye’de mevcut ekonomi politikasının devam ettirilmesi halinde daha büyük ekonomik sıkıntıların yaşanabileceği konusunda uyardığını belirten Reuters, üst düzey bir yetkilinin “Yeni bir ekonomik model üzerinde çalışıyorlar. Çünkü mevcut model sürdürülemez. Temel olarak, faiz oranını kademeli olarak yükseltecek ve çoklu oran kullanma yapısını sona erdirecekler” sözlerine yer verdi.

İsmini vermek istemeyen yetkili, grubun planını henüz Erdoğan’a sunmadığını da sözlerine ekledi.

AK Parti yetkilisi bir başka kaynak ise, “Parti içinde iki farklı görüş var” diyerek, herhangi bir kararın bir sonraki kritik seçim sınavı olan gelecek yıl Mart ayında yapılacak belediye seçimlerine kadar ekonomik istikrarı korumaya yönelik olacağını kaydetti.

Dört kaynak ise yeni bir plan üzerinde çalışan gayrı resmi grubun agresif bir parasal sıkılaştırma yerine, borç verme piyasalarında politika faizini yeniden vurgulayan daha kademeli bir yol izlemeyi düşündüğünü söyledi. Bir başka seçeneğin de seçici kredi sağlamak için bir kamu kurumu ve devlet sübvansiyonlarını kullanmak olduğunu eklediler.

Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda iktidarını üçüncü on yıla taşımayı hedefleyen Erdoğan, seçim kampanyası boyunca iktidarda olduğu sürece faiz oranlarının düşeceğini ve enflasyonun kontrol altına alınacağını söyledi.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Diktatörlük” İddialarına Yanıt: Safsatadan İbaret

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu. 14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda ‘algı balonlarının’ sönmesine de şahitlik ettik. Peki, neydi bunlar?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye’ye atılan ‘diktatörlük’ iftiralarıydı. Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı. Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı. Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı. CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık. Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Ülkemizin içinde bulunduğu seçim süreci sayısız hakikatin anlaşılmasına vesile oldu. 14 Mayıs’ta sandıkta Türk demokrasisinin gücünü görmekle kalmadık, aynı zamanda ‘algı balonlarının’ sönmesine de şahitlik ettik. Peki, neydi bunlar?

Türkiye’ye atılan ‘diktatörlük’ iftiralarıydı. Kendi ülkelerinde seçmenin yarısını bile sandığa götüremeyenler tarafından yürütülen karalama kampanyalarıydı. Bizlerle ilgili uluslararası basında yapılan sinsi psikolojik harekâtlardı. Muhalefetin meydan meydan tekrarladığı yalanlar ve bühtanlardı. CHP Genel Başkanı ve şürekâsının körüklediği korku siyasetiydi.

İşte 14 Mayıs gecesi sandıkta tecelli eden iradeyle tüm bunları boşa çıkardık. Diktatörlük iddialarının tamamen safsatadan ibaret olduğunu gösterdik. Milletimize dergi kapaklarından ayar verilemeyeceğini gösterdik. Türk Milletinin iradesine zincir vurulamayacağını gösterdik. Yalan, iftira ve korku siyasetiyle seçim kazanılamayacağını gösterdik. Nefret söylemleriyle milletin gönlüne girilemeyeceğini gösterdik. Siyasi ikbal uğruna bölücüler ve FETÖ’cülerle yol yürünemeyeceğini gösterdik.

Daha pek çok gerçeğin yanı sıra demokrasimizin son 21 yılda ulaştığı olgunluk seviyesini ve milletimizin ferasetini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. Bunu da hangi siyasi partiye oy verirse versin 85 milyon hep beraber başardık. İnşallah 28 Mayıs’tan sonra ülkemizin tüm bu kazanımlarını el birliğiyle çok daha ileriye taşıyacağız.”

Paylaşın

AK Partili Kurtulmuş’tan Ümit Özdağ’ın Açıklamalarına Yalanlama

AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Ümit Özdağ’ın “Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu” şeklindeki sözlerinin “gerçek dışı” olduğunu belirtti ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hem baş başa görüşmemizde hem de sonrasındaki ortak basın açıklamasında ifade ettiğimiz gibi hükümetimiz Suriyeli göçmenlerin güvenli ve gönüllü geri dönüşleriyle ilgili kapsamlı çalışmalarını hassasiyetle sürdürmektedir.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet ittifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destekleyeceklerini açıklamıştı.

Ümit Özdağ, destek açıklamasını yaparken “Birinci turun sonunda gördük ki ortaya çıkan görünüm iki adayın 28’inde bir ikinci yarış için Türk halkının önüne gideceği çerçeveyi oluşturmuş ve Numan Bey bizi ziyaret etti. Kendilerine sorduk, ‘Sığınmacılar konusunda ne yapmak istiyorsunuz’ diye sorduk. Anlattıkları sığınmacıların vatandaşlarına dönmesini içermiyordu” ifadelerini kullanmıştı.

AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ‘Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu’ şeklindeki sözlerinin “gerçek dışı” olduğunu belirtti.

Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sayın Ümit Özdağ’ın bugün yaptığı açıklamasında ifade ettiği ‘Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu’ şeklindeki sözleri tamamen gerçek dışıdır.

Hem baş başa görüşmemizde hem de sonrasındaki ortak basın açıklamasında ifade ettiğimiz gibi hükümetimiz Suriyeli göçmenlerin güvenli ve gönüllü geri dönüşleriyle ilgili kapsamlı çalışmalarını hassasiyetle sürdürmektedir” dedi.

Paylaşın