Erdoğan, Belediyeler Üzerinden CHP’yi Hedef Aldı: Pis Kokular Geliyor

Azerbaycan dönüşü gazetecilere konuşan Erdoğan, “CHP’nin birinci parti olması diye bir durum söz konusu değil. Yani onlar ne kadar anket yapıyorlarsa, biz de o denli anketlerimizi yapıyoruz, yaptırıyoruz. Şu anda Türkiye’de birinci parti AK Parti’dir” dedi ve ekledi:

“AK Parti, Cumhur İttifakı ile beraber bu yolda, emin adımlarla yürüyor. Hele hele yolsuzluk sendromu içerisindeki bir partinin Türk milletinden onay alması mümkün mü? Değil. İşte şu anda en önemli il İstanbul. İstanbul’un ne halde olduğu ortada. Her yerden şu anda çok ciddi pis kokular geliyor. Biz Türkiye’de iktidar partisi olarak emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan’ın Hankendi kentindeki Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

DEM Parti’nin, PKK’nın silah bırakmasıyla ilgili önümüzdeki haftayı işaret ettiğini biliyoruz. Siz de haftaya DEM Parti heyetini kabul edeceksiniz. Kabulde hangi hususlar ele alınacak? Tarih netleşti mi? Diğer taraftan “Terörsüz Türkiye” sürecinde hangi aşamadayız?

Biz “Terörsüz Türkiye” hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Milletimizin birçok hayalini gerçeğe dönüştürdüğümüz gibi, kardeşliğimizi tahkim edecek, iç cephemizi güçlendirecek ve medeniyet yürüyüşümüzü hızlandıracak bu hayali de gerçekleştireceğiz. “Terörsüz Türkiye” adımları kontrollü biçimde ardı ardına atılıyor. Bizim tavrımız net, bunu en başından ifade ettik. “Silah bırakma koşulsuz olmalı ve örgüt yapısal olarak kendini feshetmelidir” dedik ve aşama aşama bu noktaya gelindi. Terör örgütünün silah bırakma kararını uygulamaya başlamasıyla süreç biraz daha hız kazanacaktır. Silahın, kanın, gözyaşının milletimizin gündeminden tamamen çıkmasıyla önümüzde yepyeni bir kapı ardına kadar açılacak.

İlgili kurumlarımız her adımı, her hamleyi titizlikle takip ediyor ve gerekli adımları atıyor. Bu süreci kendi haline bırakmayız, provokasyonlara da müsaade etmeyiz. Titizlikle çalışıyor, emin adımlarla ilerliyoruz. DEM Parti heyetiyle de “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşmak için bugüne kadar atılan adımları ve bundan sonrasını ele alacağız. Kabulümüz önümüzdeki hafta içinde olacak. Bu konuda Özel Kalem Müdürüm Hasan Doğan Bey kendileriyle irtibat sağlayarak randevu tarihini verecek. O tarihte DEM Parti’den Pervin Buldan Hanım ve yanında da Mithat Sancar Bey birlikte gelecekler. Bu görüşmede benim de yanımda Genel Başkan Vekilimiz Efkan Ala Bey ve MİT Başkanımız İbrahim Kalın Bey olacak. Birlikte bu görüşmeyi yapacağız.

Terör örgütü PKK’nın silah bırakması, Türkiye için hem güvenlik hem demokrasi hem de kalkınma alanlarında yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır. “Terörsüz Türkiye” başlığı noktasında herhangi bir sıkıntı yok. Bunu zaten şu anda DEM Parti grubu da ifade ediyor. Birlikte inşallah bu “Terörsüz Türkiye” mücadelemizi yürüteceğiz. Ülkemizin tamamında, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu’da “Terörsüz Türkiye”yi nasıl inşa edeceğimize yönelik çalışmaları birlikte yapacağız. Burada herhangi bir tereddüt söz konusu değil. Cumhur İttifakı olarak zaten biz bu konuda hemfikiriz. İnşallah Terörsüz Türkiye’yi de birlikte inşa edeceğiz. Bizler silah bırakma konusunun da takipçisiyiz. Gerek Dışişleri Bakanlığımız gerek Milli İstihbarat Teşkilatımız süreci takip ediyor.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack geçtiğimiz günlerde F-35’ler ile ilgili bir açıklama yaptı. Yıl sonuna kadar bir gelişme olabileceğini söyledi. Buna tepki Yunanistan’dan geldi. Endişeyle karşıladıklarını ifade ettiler. Türkiye, dış politikasında hem çözümcü ara bulucu hem barışçı tutumunun somut örneklerini gösteren bir ülke. Buna rağmen Yunanistan’ın bu tutumu gerçek bir endişeyi mi yansıtıyor? Yoksa acaba Yunanistan’ın İsrail’le son dönemde yoğunlaşan ilişkilerinin bunda bir tesiri olabilir mi?

Biz F-35’leri öncelikle kendi güvenliğimiz için istiyoruz. F-35 meselesi bizim için yalnızca bir askeri teknoloji meselesi değil; aynı zamanda başta NATO gibi uluslararası platformlarda güçlü ortaklık konusudur. Ama tabii bu mesele kendi göbeğimizi kendimiz kesmemize vesile oldu ve savunma sanayii alanında atılımlarımızı hızlandırdı. Bizim güvenlik altyapımızı güçlendirmemiz, kimse için bir tehdit değildir. Hele hele dost ve müttefiklerimiz için hiç değildir. En son NATO zirvesinde müttefiklerin savunma harcamalarını artırmasına yönelik bir karar alındı. Yani denildi ki “NATO ülkeleri kendi savunma altyapılarını kuvvetlendirsin, ihtiyaçlarını karşılasın, bu NATO’nun da savunmasını da güçlendirsin.”

Dolayısıyla Yunanistan’ın bizim savunma alanında attığımız adımlar nedeniyle endişelenmesi yersiz ve manasızdır. Türkiye, güvenliğini ve çıkarlarını tehdit etmeyen, düşmanca bir tavırla önüne çıkmayan hiçbir ülke için tehdit değildir. Aksine Türkiye, bölgesinde ve dünyada barışı, huzuru ve güvenliği sağlamak için azami çaba gösteren, dostları için son derece güvenilir bir ülkedir. Çevremizde hiçbir çatışma yoktur ki Türkiye, barışçıl bir yaklaşımla onu sonlandırmak için çabalamasın. F-35 konusunu aramızda konuştuk ve işin takipçisiyiz. Ben Sayın Trump’ın bu konuda yaptığımız anlaşmaya sadık kalacağına inanıyorum. Bu F-35’lerin Türkiye’ye peyderpey teslimi onun döneminde gerçekleşecektir diye düşünüyorum.

Rusya’yla Azerbaycan arasında bir gerginlik yaşanıyor. Bu bölgesel bir krize dönüşebilir mi? Bu konu temaslarınızda gündeme geldi mi?

Türkiye, hem Azerbaycan hem de Rusya ile derin diplomatik ve stratejik ilişkilere sahip bir ülke. Gerginliği yakından takip ediyor ve her iki ülkeye de itidal çağrısında bulunuyoruz. Diplomatik gerilimi yumuşatacak açıklamalarla meselenin daha kolay ve makul bir çözüme kavuşacağına inanıyoruz. İki ülke arasında yaşanan olumsuz gelişmelerin bir an önce sona ermesini temenni ediyorum. Yaşanan talihsiz hadiselerin Rusya ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerde tamiri imkansız hasara neden olmaması en büyük arzumuzdur. Yaşanan lokal hadiselerin ve sonuçlarının kendi mecrasının dışına çıkartılmadan çözüme kavuşturulması mümkündür.

Meseleye itidali elden bırakmadan yaklaşmak gerekir. Biz iki dostumuzun da bu sorunun üstesinden gelecek anlayış seviyesinde olduğunu biliyoruz. Meselinin halli yolunda atılacak yapıcı adımlara destek vermeyi sürdüreceğiz. Önceliğimiz yeterince savaşa, çatışmaya sahne olmuş bölgenin zor da elde edilen istikrarını sarsacak ani tırmanışlardan kaçınmak olacak. Kafkasların yeni bir çatışmayı kaldırmaya tahammülü kalmamıştır. Türkiye olarak, sükunetin yanında yer alarak, diplomatik süreçlerle meseleyi çözümü kavuşturacağımıza inanıyorum. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Bey’le yaptığımız görüşmede konu gündemimize geldi. İlham Bey burada çok dikkatli, tedbirli bir adım atıyor. Bu işi kovalamak, kızıştırmaktan yana değil. Bunu telafi edeceklerini ben İlham Bey’in bana yaptığı açıklamalardan anladım.

ABD Başkanı Donald Trump Suriye’ye yaptırımları kaldırdı. Bu Suriye’nin ekonomik anlamda kalkınması için çok önemli bir adımdı. İlk sorum Türkiye’nin Suriye’nin kalkınmasındaki rolü ne olacak? Mesela ileriki aşamada bir serbest ticaret bölgesi görür müyüz? Diğer yandan Trump, yaptırımları kaldırırken Suriye’nin İbrahim Antlaşmaları’na katılmasını da talep etti. Büyükelçileri de bunu onayladı. ABD, Suriye-İsrail arasında güvenlik ön görüşmelerini yürütüyor. Orada da Suriye’den talepleri; İsrail’le iyi ilişkiler, SDG’nin sisteme entegrasyonu, kayıp Amerikalıların bulunması gibi konular. Türkiye açısından bu süreç ne ifade eder?

Türkiye, Suriye’nin müreffeh geleceğini destekleyen, huzuru ve barışı perçinleyen tüm gelişmeleri destekliyor. Nasıl ki Suriye’de yaşanan ve artık geride kalan iç savaşın ilk gününden itibaren Suriye halkının yanında durduysak, ülkelerini ve birliklerini yeniden inşa sürecinde de yanlarında olacağız. Biz Suriye yönetiminin ABD ve Avrupa’nın yaptırımları kaldırma kararı sonrası kalkınma yolunda daha hızlı adımlar atacağına inanıyoruz. Türkiye ile Suriye ikili ilişkilerinin yeniden inşa süreci de hızlı bir şekilde ilerliyor. Her alanda komşumuzla iş birliğimizi geliştiriyoruz. İstikrarlı, huzurlu ve güçlü bir Suriye’nin komşuları için de faydalı olacağını, bunun komşularının huzur ve güvenliğini de destekleyeceğini düşünüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için çok önemli.

Kendi sınır güvenliğimizi sağlamak ve Suriye’deki istikrarsızlığı sona erdirmek adına Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı gibi harekâtlarla sahada etkin bir pozisyon aldık. Suriye’nin kaynaklarının, imkanlarının, potansiyellerinin tek sahibi Suriye halkıdır. Suriye’nin kuzeyinde serbest ticaret bölgeleri, lojistik üsler, sınır pazarları gibi modelleri hayata geçirebiliriz. Tüm bunları yaparken de kırmızı çizgilerimizi net olarak vurguladık. Terör örgütlerini ya da uzantılarını meşrulaştıracak bir planı kabul etmeyiz. Terörün Suriye topraklarında tamamıyla etkisiz hale gelmesi, tüm silahlı unsurların lağvedilip, Suriye topraklarının tamamında sadece Suriye Ordusu’nun hakimiyetinin sağlanması için elimizden gelen desteği veriyoruz.

Suriye’de kalıcı huzur ve istikrar bizim de çıkarımızadır. Bunu bozmak için gayret gösterenler karşısında Türkiye’yi de bulacaklardır. Türkiye olarak biz ekonomik gelişmenin tarafında yer alacak, fırsatları değerlendireceğiz. Bu süreçte hem askeri hem diplomatik hem de ekonomik çıkarlarımızı gözeterek, sahadaki kazanımlarımızı masada artıracağız. Yaptırımların kaldırılması, ABD ile temaslar etrafında şekillenen bu konularla ilgili Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara olumsuz düşünmüyor. Onun yaklaşımı da olumlu. İlham Aliyev kardeşimle yaptığımız görüşmede, o da Suriye’ye doğal gaz konusunda “Ben her türlü desteği vermeye hazırım” dedi. İlham Aliyev’in böyle bir yaklaşımı ortaya koyması çok çok önemli.

Çünkü şu anda Suriye’nin en önemli sıkıntısı doğal gaz. Doğal gaz gelecek ki enerji olsun. Enerjide sıkıntı var. Biz de belli bir noktaya kadar enerjide yardımcı olmanın gayreti içindeyiz. Ama bugün ben İlham Bey’den bu müjdeyi de alınca gerçekten çok çok huzurlu oldum. Döner dönmez de Enerji Bakanıma o müjdeyi vereceğim. O da Sayın Şara’ya bunu bildirecek. İnşallah bizim attığımız adımları, Azerbaycan’ın vereceği destekle bütünleştirerek birlikte bu adımı da atalım istiyoruz. Zaten yaptırımları ortadan kaldırma adımları atıldı. Güçlendirerek bunu devam ettirmek niyetindeyiz.

“Bekle sabret; bağımsız yargı kararını versin”

İç politikayla ilgili soru yöneltmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi 100 gündür, vatandaşları halkı, sokağa çağırıyor. “Ekrem İmamoğlu’na özgürlük” istiyorlar. Erken seçim taleplerini dile getiriyorlar. Ancak bunda çok başarılı olduklarını görmedik. Vatandaş sokağa çıkmıyor. Sizce toplumun, halkın, CHP’ye ve onların aşırı sert siyaset yapma biçimine bakışı nasıl? Hala birinci parti olduklarını iddia ediyorlar. Siz nasıl görüyorsunuz?

CHP’nin siyaseti artık karşılıksız bir siyasettir. Sanal medya üzerinden kendi elleriyle oluşturdukları algı putlarını gerçeklerin sağlam gövdesi bir bir yıkıyor. İnsanların bilinçlerini türlü algı ve manipülasyonlarla yönetebileceklerini düşünüyorlardı, ancak milletimiz bu kirli oyunu fark etti. Vatandaşım sokak eylemlerinin ancak bölücülere, darbecilere hizmet edeceğini biliyor. CHP yöneticilerine tavsiyem sabredip, bağımsız yargının kararlarını beklemeleri yönünde. Bu süreç CHP yönetimi için bir de ayna vazifesi görmeli. CHP yönetimi ülke siyasetine katkı sağlamak yerine, proje üretmek yerine sokak eylemlerinden medet umuyor. Yargı kurumlarımızı yıpratma çabasıyla suçlarını örtmeye, sokak eylemleriyle suçluları aklamaya çalışıyorlar. Bekle, sabret…

Bağımsız yargı organlarımız kararını versin, zaten gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır. Ama bunlar ne kendilerine ne de belediye başkanlarına güvenemedikleri için sokak eylemleriyle konuyu çarpıtma derdindeler. Onlar herhalde biraz da kendilerini rüya sendromları içerisinde görüyorlar. CHP’nin birinci parti olması diye bir durum söz konusu değil. Yani onlar ne kadar anket yapıyorlarsa, biz de o denli anketlerimizi yapıyoruz, yaptırıyoruz. Şu anda Türkiye’de birinci parti AK Parti’dir. AK Parti, Cumhur İttifakı ile beraber bu yolda, emin adımlarla yürüyor.

Hele hele yolsuzluk sendromu içerisindeki bir partinin Türk milletinden onay alması mümkün mü? Değil. İşte şu anda en önemli il İstanbul. İstanbul’un ne halde olduğu ortada. Her yerden şu anda çok ciddi pis kokular geliyor. Biz Türkiye’de iktidar partisi olarak emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. İnşallah önümüzdeki hafta Kızılcahamam kampını yapıyoruz. Kızılcahamam kampından sonra da bütün Türkiye’ye teşkilatımız dağılacak ve bütün Türkiye’de il il çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Biz, şu anda sadece işimize bakıyoruz. AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak bizler inşallah gayretle milletimize hizmette bir yarışın içerisinde olacağız ve bu tür pisliklere de bulaşmadan yolumuza devam edeceğiz.

Geçtiğimiz hafta özellikle İzmir başta olmak üzere ülkemizin birçok noktasında başlayan büyük yangınlarla mücadele söz konusu. Elbette ki birçoğu kontrol altına alındı ancak bildiğimiz kadarıyla hala devam eden yangınlar mevcut. Hem AFAD ekipleri hem de Orman Genel Müdürlüğü sahada büyük bir gayret sarf ediyor. Siz de süreci yakinen takip ediyorsunuz. Gelinen son durum nedir Sayın Cumhurbaşkanım?

Türkiye, yaz aylarının başlamasıyla birlikte orman yangını riski açısından en hassas döneme girdi. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerimizdeki ormanlarımızda, ağaçlık alanlarımızda eş zamanlı yangınlar baş gösterdi. Bu yıl bin 332’si ormanlık alanlarda, bin 808’i orman dışı alanlarda olmak üzere 3 bin 140 yangın çıktı. Sadece son 9 günde çıkan 721 yangının 720’si kontrol altına alındı. Hatay Dörtyol’daki yangını kontrol altına alma çalışmaları da devam ediyor. Uçağa gelirken Tarım ve Orman Bakanımla bir görüşmem oldu. Şu anda kalan yerlerde de soğutma çalışmaları yapılıyor. Hamdolsun iyi bir konumdayız. Orman kahramanlarımıza dua edelim. Onlar bu süreci başarılı bir şekilde sürdürsünler. Yangınlarla havadan, karadan mücadele eden ekiplerimiz canlarını ortaya koyarak çalışıyor.

Yangınlarla mücadelede bölgemizin en iyi hava ve kara filosuna sahip ülkesiyiz. Bu bizim mücadelede güçlü kılıyor ve yangınlar büyümeden söndürülüyor. Ancak bazı bölgelerde hava sıcaklıklarının 45 dereceye ulaşması, rüzgârın sertliği ve nem oranının düşüklüğü yangınların kontrolünü zorlaştırıyor. Helikopterlerimiz, uçaklarımız ardı ardına sortiler yapıyor. Karada orman kahramanlarımız arazözlerle, su ikmal araçları ve dozerlerle yangınları söndürmeye çalışıyor. Orman teşkilatımız bu mücadelelerde şehitler vermiş, yaralananlar olmuştur. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum. Rüzgar yangınların yayılmasında çok etkili. Ekiplerimiz alevleri durdurmak için etkin tedbirler alıyor.

Hava araçları filomuzu genişletmiştik. 27 uçak, 105 helikopter, 14 İHA’dan oluşan hava filosuna sahibiz. Bunun yanında 6 bin kara aracı ve 25 bin orman kahramanımızla yangınlara anında müdahale edebiliyoruz. Her yangının nedeni ile ilgili titiz bir çalışma yürütüyoruz. Bazıları kasıt, bazıları ihmal, bazıları da doğal nedenlerden çıkan yangınlarla ilgili kasıt ve ihmali bulunanlar hakkında adli işlemler süratle yapılıyor. Sabotaj olup olmadığına ilişkin iddialar, emniyet ve jandarma birimlerimizce araştırılıyor. Yakalanan bazı şüphelilerle ilgili adli süreç devam ediyor. Yangınlarla ilgili gerek bakanlarımızdan gerek valilerimizden sürekli bilgi alıyorum. Yangın merkezlerinden anlık durum ve güncellemeleri alarak müdahaleleri yakından takip ediyorum.

Yangınların süratle söndürülmesi için gerekli ekiplerimiz ilgili bölgelere gönderilmiştir. Devletimizin imkanları bu yangınların söndürülmesi için seferber edilmiştir. Yangınların yüzde 90’ı ilk 24 saat içinde kontrol altına alındı. Bu tür yangınlarda Türkiye, artık geçmişe kıyasla çok daha hazırlıklı bir ülke. Ancak vatandaşlarımız özellikle yaz aylarında daha duyarlı olmalı. Dışarıda, tarım alanlarında ateş yakılması yangınlara sebep oluyor. Maalesef ormanlarımızın yanmasına önemsenmeyen bir kıvılcım neden olabiliyor. Her orman yangınında gördüğümüz vatandaşlarımızı provoke etmeye çalışanlarla da mücadele halindeyiz. Yaz mevsimlerinde yaşanan orman yangınları sadece bizim ülkemizde görülmüyor. Aşırı sıcaklık ve düşük nem yangın riskini dünyanın her yerinde artırıyor. Daha fazla dikkat ve gayretle, yeni yangınlar çıkmadan bu mevsimi geçirmeyi temenni ediyoruz.

Paylaşın

CHP’li Adana, Antalya Ve Adıyaman Belediye Başkanlarına Gözaltı

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Erdoğan, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili “Belgelerin hepsi ortada. Sadece İstanbul değil, başka illerde de ne yazık ki durum felaket” demişti.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere yönelik devam eden operasyonlar kapsamında, sabah saatlerinde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere gözaltına alındı.

Zeydan Karalar ve Abdurrahman Tutdere, Aziz İhsan Aktaş’ın elebaşı olduğu öne sürülen suç örgütünün, belediye başkanları ile belediyelerin üst düzey yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Karalar ve Tutdere’nin, soruşturma kapsamında etkin pişmanlık ifadesi vermesinin ardından tahliye edilen Aktaş’a ait firmalarda çalışan tanıklar ve tutuklu bulunan bazı şüphelilerin ifadeleri ve sundukları evrakların incelenmesi sonucunda gözaltına alındığını duyurdu.

Aktaş, suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet vermek suçlarından tutukluyken “pişmanlık” gösterip ayrıntılı beyanda bulunması üzerine geçen ay serbest bırakılmıştı.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanvekili Zeydan Karalar, sosyal medya hesabından “Bu sabah Gebze’de gözaltına alındım. Bu bir süreç, gönlünüz rahat olsun. Mücadeleye devam edeceğiz” notuyla paylaştığı videoda, şunları kaydetti:

“Sevgili kardeşlerim, ben bugün Gebze’deyim, ablamdayım. İstanbul’un bir soruşturmasıyla ilgili beni almaya geldiler. Benim dünya bilir ki parayla, pulla, üçkağıtla işim yok. Ama bu bir süreç. Bunlarla mücadele edeceğiz. Gönlünüz rahat olsun. Allah büyüktür. Allah haksızlık yapanlardan mutlaka hesap soracaktır.”

CHP’li Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sabah Ankara’da evimden gözaltına alındım. İstanbul’a götürülüyorum” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in de gözaltına alındığı bilgisini paylaştı. Bulut, sosyal medya hesabından, “Siyasi intikam amacıyla yargıyı sopa yapanların derdi hukuk değil, kendi iktidarlarını korumak. Millet iradesine darbe vuran bu kirli düzene asla boyun eğmeyeceğiz” dedi.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı ise Muhittin Böcek’in gözaltına alınması ile ilgili olarak şu açıklamada bulundu:  “Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/60355 nolu soruşturma evrakı kapsamında; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek‘in oğlu olan Mustafa Gökhan böcek (firar yurt dışı), Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in eski gelini olan Zeynep kerimoğlu isimli üç şüpheli hakkında iki farklı eylemden rüşvet suçu kapsamında yürütülen soruşturma arama elkoyma ve gözaltı işlemi ifa edilmiştir.”

Süreç İstanbul ile başlamıştı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Haziran’da yaptığı açıklamada, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili “Belgelerin hepsi ortada. Sadece İstanbul değil, başka illerde de ne yazık ki durum felaket,” demişti.

Bu sözler sonrası 1 Temmuz’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik olarak yolsuzluk ve usulsüzlük iddiasıyla bir soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında eski İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 138 kişi gözaltına alındı.

4 Temmuz Cuma günü soruşturma çerçevesinde, tutuklanmaları talep edilen 99 kişiden 35’i mahkeme tarafından tutuklandı. Tutuklananlar arasında, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da yer aldı.

Aynı gün CHP’li Antalya Manavgat Belediyesi’ne yönelik de soruşturma başlatıldı. Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara’nın da aralarında bulunduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

CHP’li belediyelere yönelik bu süreç, İstanbul’la başlamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınmış daha sonra da 23 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturmasından tutuklanmıştı. Tüm bu süreç, İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminin öncesinde geldi. Bu soruşturmaların başlangıcında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede. Telaşlarının sebebi bu,” demişti.

Ancak İmamoğlu tutuklanmasıyla aynı gün 15 milyona yakın oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı. İmamoğlu’nun yerine CHP’li Belediye Meclis Üyesi Nuri Aslan İBB Başkanvekili olarak seçildi.

İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanmasıyla tetiklenen kitlesel protestolar, Türkiye’de on yıldan uzun süredir görülen en büyük gösterilere dönüştü. Polis, protestolara karşı biber gazı, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile karşılık verdi. İstanbul başta olmak üzere ülkenin birçok büyük şehrinde güvenlik güçleri göstericilere sert müdahalelerde bulunuyor.

Yetkililer aralarında gazetecilerin de olduğu 2 binden fazla kişiyi gözaltına aldı. Gözaltılar sonrası 300’ü aşkın kişi tutuklandı. Daha sonra ise bunların bir kısmı itirazlarla serbest bırakıldı.

İmamoğlu’nun tutuklu bulunduğu soruşturmayla ilgili ise henüz bir iddianame hazırlanmış değil. İBB Başkanı’nın tutukluluğu sırasında kendisine hakimlik sorgusu nedeniyle bir dava daha açıldı.

“Patron çıldırdı”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Siyasi yoruma gerek yok; patron çıldırdı” ifadelerini kullandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, gözaltılara tepki gösterdi. Hatimoğulları, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: “Seçilmişlere, Türkiye halklarına yapılan bu eziyetten vazgeçilmelidir. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz.

Halkın sandıkta verdiği kararlara saygı gösterilmemesi, halkın iradesinin tanınmaması toplumda derin yarılmalara neden oldu/oluyor. Bu operasyonlar çözüm değil, demokratik Türkiye’ye giden yolu tıkamaktır. Bir kez daha demokratik siyasetin önünün açılması çağrısı yapıyoruz.”

Tuncer Bakırhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “CHP’li Adana, Antalya ve Adıyaman Büyükşehir Belediye başkanlarına yönelik bu sabah gerçekleştirilen gözaltı operasyonları, halkın iradesine ve demokratik siyasetin temel ilkelerine yönelik kabul edilemez müdahalelerdir. Bu uygulamaları kınıyor ve reddediyorum.

Yerel yönetimlere yönelik sürdürülen bu saldırı ve gözaltı dalgası, hukuksuzlukları derinleştirerek en büyük zararı toplumsal barış umuduna vermektedir. Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey, artan baskı ve antidemokratik uygulamalar değil, aksine demokratikleşme adımlarının kararlılıkla atılmasıdır. Gerçek toplumsal barış, ancak diyalogun güçlendirilmesi ve hukukun üstünlüğü ilkesinin her alanda egemen kılınmasıyla sağlanabilir.

Barış ve demokratik toplumu inşa etme sürecinin bu hukuksuzluklarla tartışılır hale getirilmesi kabul edilemez. Bu hassas süreç, tüm toplumsal kesimlerin katılımı ve ortak akıl ile yürütülmelidir. Demokratik değerlerin korunması ve toplumsal barışın tesisi için, seçilmiş iradeye yönelik her türlü saldırının derhal son bulmasını talep ediyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan, CHP’yi Hedef Aldı: Pusulası Bozulmuş

Erdoğan, “Mahkemeler üzerinde baskı kurmak kimsenin haddi de değildir. Ne yaparsak yapalım hukuka riayet etmek mecburiyetindeyiz. CHP’nin pusulası bozulmuş, siyasi kıblesi şaşmıştır” dedi.

“SAK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“AK Parti olarak istişare geleneğimizi istikrarlı şekilde sürdürüyoruz. Özel gündemli toplantılarla tehditlere çözüm yolları geliştiriyoruz. Her meseleyi açık yüreklilikle konuşuyor ve bu doğrultuda kararlar alıyoruz. İstişare geleneğimizi sürdürüyoruz. 11 Temmuz’da Kızılcahamam kampını yapacağız. AK Parti’nin yeni dönem yol haritasını hazırlayacağız.

Biz kavga edenlerden değil, kardeşlik hukukunu yüceltenlerdeniz. Bizi çıkarlarımız bir araya getirmedi. Makam, unvan için aday olmadık. Halka hizmet için buradayız. 86 milyonun birliğini, dirliğini, kardeşliğini güçlendirmek için mücadele ediyoruz.

Ortak gaye için mücadele ediyoruz. Bu kadroya durmak, rehavete kapılmak yakışmaz. Milletimizle aramıza mesafe koymak duvar örmek yakışmaz. Biz elitlerin, seçkinlerin değil, her zaman kimsesizlerin, ihtiyaç sahiplerinin yoldaşı olduk.

Bu yaz mevsimi bizim için mevsimlerden bir mevsim olmayacak. Çok çalışacağız. Kapı kapı dolaşacağız. Geçen sene yaptığımız Türkiye Buluşmaları’nı Türkiye Yüzyılı Buluşmaları olarak inşallah devam ettiriyoruz. 81 ilde halkın çeşitli kesimleriyle buluşacağız.

Yaz aylarını fırsata çevireceğiz. Yaz boyunca partimizin olmazsa olmazı danışma meclislerimizi de ara vermeden gerçekleştireceğiz. Yaz döneminde kadın ve gençlik kollarımız sahaya inecek ve önemli çalışmalara imza atacaklar.

Yaz dönemini muhalefetle aramızdaki farkı açmak için fırsat olarak kullanacağız. Tam kadro sahada olacağız. Biz millet için varız. Millet ne istiyorsa onu hayata geçireceğiz.

Birçok alanda Türkiye’ye çağ atlattık. Muhalefet hizmet yarışında bizim elimize su bile dökemez. AK Parti ve Cumhur İttifakı belediyelerinde icraat var, 7/24 çalışma var. Bizim belediyelerimizde şikayet etmek değil çözüm üretmek var. Rantın değil hizmetin izini süren yüce bir ahlak var. Söz namustur deyip canla başla çalışan heyecanlı gayretli liyakatli kadrolar var. Gerçek belediyecilik denilince son 30 yıldır akla ilk gelen bu hareket olmuştur. Belediyeciliğin kitabını yazmaya devam edeceğiz.

Muhalefetin halini sizler de takip ediyorsunuz. Parti için kavgadan didişmeden başlarını dahi kaldıramıyorlar. CHP’de süregiden iç savaş tabii ki CHP’nin iç meselesidir. Kurultay tartışmaları da yine CHP’nin iç sorunudur. Şikayet eden de mağdur olduk diyen de onlar. Bu kavganın hiçbir yerinde biz yokuz. Aynı durum diğer soruşturma ve kovuşturmalar için de geçerlidir. Biz bugüne kadar bu kavganın bu meydan muhaberesinin tarafı olmadık olmayacağız.

“CHP’nin pusulası bozulmuş”

Hepimiz tüm siyasi partiler anayasa ve yasalarla mukayyetiz. Mahkemeler üzerinde baskı kurmak kimsenin haddi de değildir. Ne yaparsak yapalım hukuka riayet etmek mecburiyetindeyiz. CHP’nin pusulası bozulmuş, siyasi kıblesi şaşmıştır.

Peygamberimizi her şeyden herkesten çok sevmeyi inancımızın bir gereği olarak görüyoruz. Mizah kisvesiyle yapılan açık bir kışkırtmadır, provokasyondur. Bu milletin değerlerinden yoksun ahlaksızların, peygamberimize yaptıkları hürmetsizlik asla kabul edilemez. Yargımız hemen harekete geçmiştir. Hukuk önünde hesap verecekler, takipçisiyiz.

Kimse kutsallarımıza hakaret edemez. Öfkenin aklı perdelemesine hiçbir genç kardeşim izin vermemelidir. Peygamberimizin aziz hatırasına sahip çıkmak bizim asli görevimizdir.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Ekonomiye Yönelik Eleştirilere Tepki

Erdoğan, “Muhalefetin çizdiği karamsar tabloyla gerçekler arasında büyük fark var. Çiftçi kardeşimiz çok uygun fiyatta kredi kullanıyor. Ortada iflas etme, borç batağına batma, ödeyememe gibi bir durum yok. Tarım sektörümüz hamdolsun dimdik ayaktadır” dedi ve ekledi:

“23 yıldır duruşumuzdan taviz vermedik. Nisan ayında başımıza gelen zirai don olayında sergiledik. Hasar tazminatlarını ödemeye başladık. Zirai don olayından 65 ilimiz etkilendi. TARSİM kapsamında zararlarını karşıladık, sigortasız çiftçilerimizin zararlarını da karşılamaya devam ediyoruz. Kasım’a kadar, hem sigortalı hem sigortasız bütün çiftçilerimizin zararlarını karşılamış olacağız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ziraat Bankası 4. Tarım Ekosistemi Buluşması’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Programa destek veren bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum. Ziraat Bankası’na teşekkür ediyorum. Ziraat’ın kullandırdığı tarım kredisi 700 milyar lirayı aşmış durumda. Çiftçi kardeşlerimiz çok uygun şekilde kredi kullanıyorlar. Üretimlerini, kapasitelerini büyütmek için alıyorlar ve ödemelerini de yapıyorlar. Kredilerin dönüş oranı yüzde 97 seviyesinde, Ziraat Bankamızın verdiği kredilerde bu yüzde 99’a çıkıyor. Yani ödeyememe gibi bir durum söz konusu değildir. Çiftçimiz asla yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Zirai don olayında bir kez daha duruşumuzu sergiledik.

Hatırlarsanız, nisan ayında son 30 yılın en düşük sıcaklıkları kaydedildi. Kimi yerlerde -17’yi gören sıcaklık düşüşleriyle karşılaştık. Zirai don olayından 34 ilimiz büyük ölçüde olmak üzere 65 ilimiz etkilendi. TARSİM kapsamında hasar tazminatlarını ödemeye başladık. Sigortalı olmayan üreticilerimizin de zararlarını telafi ediyoruz. İnşallah, kasıma kadar hem sigortalı hem sigortasız bütün çiftçilerimizin zararlarını karşılamış olacağız.Yüzde 70’e varan prim desteği sağlıyoruz. Yeni sigorta ürünleri üzerinde de çalışıyoruz. Çiftçilerimizi sigorta yaptırmaya davet ediyorum.

Tarım sektörümüz dimdik ayaktadır. Türkiye yürüyüşüne devam etmektedir. Kutlu yürüyüşümüzü hiçbir güç engelleyemeyecektir. Ortada bir batan ve iflas eden varsa o ana muhalefetin felaket tellallığı siyasetidir. Ekranlardaki ve gazetelerdeki tartışmaları görüyorsunuz. Yıllarca beraber yol yürüdükleri arkadaşlarının İstanbul’da yaptıklarını açıkça itiraf etmeye başladılar. Heybedeki irili ufaklı turplar da bizzat kendi arkadaşları tarafından birer birer ortaya çıkarılıyor. İstanbul’u zehir bir karmaşık misali saran suç örgütünün kimleri haraca bağladığı ortaya çıkıyor.

İki yıl önce Türkiye’yi yönetmeye aday gösterdikleri arkadaş hakkında söylediklerini görüyoruz. Şaibeyle yatıp butlanla kalkıyorlar. Lafa gelince Kuvayi Milliyeci olmakla övünen parti başkanı yabancı siyasetçilerden ricada bulunuyor. Millete ve memlekete faydaları olmadığı gibi toksik siyasetleriyle ülkemize zarar veriyorlar. Meclis kürsüsünde mazot bidonuyla siyaset yapıyorlar. Rabbim milletimizi bunların insafına bırakmasın.

Çiftçimiz ürettikçe biz de onlara destek olduk. Reel olarak 2,1 trilyon lira destek verdik, 2025’te toplam 84 milyar lira ödeme yaptık. Yıl sonunda bu meblağ 135 milyar lirayı bulacak. 236 çeşit mahsul üretiliyor, birçoğunda kendimize yeter durumdayız. Sebze-meyvede dünyada 4.’yüz. Et ve yumurtada Avrupa’da 1.’yiz. Su ürünlerinde dünyada 16, Avrupa’da 2. sıradayız. Tarım ihracatımızı 3,8 milyar dolardan 38,6 milyar dolara yükselttik. 110 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik.

İklim krizinin etkilerini daha fazla hissediyoruz. Tarım ve hayvancılığın önemi daha da artıyor. Son dönemde devrim niteliğindeki bazı düzenlemeleri hayata geçirdik. Üretim planlamasına başladık. Hangi ürünün nerede ve hangi miktarda üretileceğine karar veriyoruz. Toprak etüt ve ulusal toprak haritalamalarına ilişkin; 28 milyon hektar tarım ve mera alanımızda Dünya Bankası’ndan 143,5 milyon dolar finansman sağladık, 2,5 milyon hektarda çalışma tamamlandı, 6 milyon hektarda çalışmalar sürüyor.

1 Temmuz’da başlatacağımız tarım sayımı ile arazi büyüklüğünden ürün desenine kadar tüm verileri güncelleyeceğiz. Tüm çiftçilerimizi bakanlık ve TÜİK koordinasyonuyla yapılacak çalışmaya destek olmaya çağırıyorum.

“Çiftçimize cazip fırsatlarda kredi kullandırıyoruz”

Ziraat Bankamız, sektörün ihtiyaçlarına ve sizlerin beklentilerine uygun başarılı bir kredi paketi hazırlamış. ‘İşim Ziraat Kredisi’ ile birçok alanda çiftçimize cazip fırsatlarda kredi kullandırıyoruz. Yeni hayata geçecek bazı paketleri burada sizinle paylaşmak istiyorum. Sebze ve meyve yetiştirmek amacıyla sera kurmak isteyen üreticilerimize yeni kredi paketiyle destek oluyoruz. Bu kapsamda 10 dekarın altındaki sera yatırımlarının finansmanı için bir yıla kadar anapara ödemesiz, toplam 10 yıla kadar vadeli 10 milyon liraya kadar kredi imkanı sunuyoruz.

Yatırım tutarının yüzde 20’si öz kaynak olarak gerekirken genç ve kadın çiftçi olması hâlinde öz kaynak oranı yüzde 10 uygulanacak. Hâlihazırda büyükbaş süt hayvancılığı yapan işletmelerin kapasite artışına yönelik hayvan alımı için öz kaynak aranmaksızın bir yıl anapara ödemesiz, toplam 7 yıla kadar vadeyle 5 milyon liraya kadar yatırım kredisi veriyoruz.

Küçükbaş hayvan üreticilerimizi de elbette ihmal etmiyoruz. Ölçeklerini büyütmek, hayvan varlığını artırmak, atıl kapasitelerini üretime kazandırmak isteyen küçükbaş yetiştiricilerimizin önünü açıyoruz. Tarım Bakanlığımız ile Ziraat Bankası iş birliğinde yürütülen ‘Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var’ projesindeki küçükbaş kredilerinin limitini 600 bin liradan 1 milyon 200 bin liraya çıkartıyoruz. Kredi imkanlarının çiftçilerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

Paylaşın

Erdoğan: Muhalefet Milletin Ekmeği İle Oynuyor

“Memur-Sen 30. Yıl Vefa Buluşması” programında konuşan Erdoğan, “Muhalefet üç beş yankesiciyi korumak için milletin ekmeği ile oynuyor. Bölgemiz ateş çemberi ile sarılı iken yeni boykot listesi açıklaması gaflet değilse ekonomiye savaş açmak demektir” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Memur-Sen 30. Yıl Vefa Buluşması” programında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“6 Şubat’ta, orman yangınlarında, sel felaketlerinde Memur Sen hep sahadaydı. Yurt dışında da milletimizi başarı ile temsil ettiniz. Akif İnan ağabeyin mirasına sahip çıktınız. Mitinglerde imza kampanyaları ile, projelerle, yardım faaliyetlerle mazlumların haykıran sesi oldunuz. Bunun dışında Memur Sen asli vazifesini de yerine getirmiştir. Memur Sen uluslararası sendikacılık faaliyetlerde de önemli ivme yakalamıştır.

Akif İnan ağabeyin ülkemiz dünyayı kardeş görendir, gökleri insanın ortak tarlası diyerek rotasını çizdiği memur sen hamuru ahlakla vicdanla yoğrulmuş bir dava hareketidir. Her birinizi gayretleriniz için tebrik ediyorum. Prensiplerinizi ve değerlerinizi koruyarak, yola devam edeceğinize yürekten inanıyorum. Türkiye’nin büyümesi, gelişmesi, güçlenmesi, daha müreffeh ülkede yaşamamız için aşkla şevkle aralıksız çalışıyoruz. Allah’ın yardımı, aziz milletimizin desteği ile sayısız engelleri aştık. Gerek anayasa, kanun mevzuat düzeyindeki düzenlemelerle toplumun tüm kesimlerinin önünü açtık.

Bizim iktidarımızla milletimiz uzun yıllar sonra kendine hizmet eden, halkına hizmet eden anlayış ile tanıştı. Devlet ile millet arasına çekilen dikenli telleri birer birer kaldırdık. Cumhuru cumhuriyet ile buluşturduk, devleti millet ile kucaklaştırdık. Memur sen gibi sendikalarımızla kamu görevlilerimizin önemli taleplerini hayata geçirdik. Demokratik haklar konusunda son derece atılımlar gerçekleştirdik. Çalışanlarımızın lehine adımlar attık. 2010 Anayasa reformu ile toplu sözleşme hakkı getirdik.

Sizin de iyi bildiğiniz gibi ülkemizin en temel sorunlarından biri ayrımcılıktı. Kamu görevlilerimiz inançlarını yaşamak için fişleniyordu. İrticacı, gerici, yobaz denilerek tahkir ediliyordu. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, selamünaleyküm diyenler hor görüldü, psikolojik baskıya uğradı. Kamuda ideolojik kast sistemi bunun konuşulmasını asla istemediler. Kendileri dışında kimseye hayat hakkı tanımadılar. Millete bidon kafalı, göbeğini taşıyan adam dediler. Bunların hepsini sizlerle birlikte gördük.

Baskının her türlüsünü iliklerimize kadar sizlerle birlikte yaşadık. Milletlin iradesine, demokrasimize vurulan zincirleri siz Memur Sen’li kardeşlerimiz ile parçaladık. Azgın azınlığın sessiz çoğunluğa hayat tarzı dayattığı, parmak salladığı o karanlık günler geride kaldı. Hac için kamu çalışanlarına ücretsiz izin tanıdık. Baş örtüsüne yönelik yasakçı uygulamalara son verdik. Bugün kadınlar hiçbir kısıtlama olmadan kamu kurumlarında özgürce çalışabiliyor. Milletin oyları ile Melis’e başörtüsü ile girdiği için hanım kardeşlerimize had bildirildiği o karanlık günlerden başörtülü hakimlerin, valilerin, büyükelçilerin, bakanların olduğu günlere geldik.

Hedefimiz bunları güvenceye almaktır. Bizden sonrakiler bunları yaşamaması için kimsenin ötekileştirmediği iklimi tesis ve tahkim etmek durumundayız. Yasaklarla mücadelenin yanı sıra özlük haklarında da önemli adımlar attık. Asgari ücret tutarı kadar gelir vergisi muafiyeti getirdik. Ek gösterge düzenlemesini hayata geçirdik. Ana muhalefetin iptal ettirdiği toplu ikramiyelerin tüm kamu çalışanlarımıza ödenmesini sağladık. Kamuda sendika bilincini yaygınlaştırdık. Göreve geldiğimizde kamuda sendikalaşma yüzde 47,94’ken 2024’te 75.10’a çıktı.

2025 yılı ocak ayı zamları ile en düşük memur maaşını 43 bin liraya ulaştırdık. Şimdi önümüzde yeni bir toplu sözleşme var. 8. dönem kamu toplu sözleşme görüşmeleri ağustos ayında başlayacak. Bu görüşmelerde sendika taleplerini can kulağı ile dinleyeceğiz. Kamu çalışanları refahını dengeleyecek yol haritası çizmeye özen göstereceğiz. 23 yılda kamu çalışanlarımız için verdiğimiz mücadele, reformlar ortadadır. Türk ekonomimiz büyüdükçe katma değerin toplumun tüm kesimlerine adaletli şekilde yayılmasını sağladık.

“İsrail ile tüm ticari işlemleri durdurduk”

Türkiye olarak bir yandan 100 milyar doları aşan depremin yaralarını sarmak için çalışıyoruz. Bir yandan da ülkemizin suhuleti için çalışıyoruz. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına karşı 7 Ekim’den bu yana en net duruşu sergileyen ülke olduk. Soykırımcı İsrail ile tüm ticari işlemleri durdurarak toplamda 9 milyar doları bulan bir rakamdan sarfı nazar ettik.

Ana muhalefet Filistin direnişine terör çamuru atarken biz Gazzeli kardeşlerimizin yanında dimdik durduk. İsrail ve destekçilerinin, komşumuz İran’a yönelik saldırılarının daha büyük bir felakete dönüşmemesi için yoğun çaba harcıyoruz. İran’ın egemenliğine ve bölgemizin güvenliğine yönelik saldırılar kimden gelirse asla tasvip etmiyor ve tepkimizi de ortaya koyuyoruz. Yarın Lahey’e gidiyoruz. Telafisi mümkün olmayan acılar yaşanmaması için seferber olduk. Ülkemizi dalga boyu fırtınalı sulardan sakin sulara ulaştırmanın derdindeyiz. Günü birlik politikalarla değil dağın arkasındaki tehlikeleri görerek hareket ediyoruz. 86 milyonun kılına zarar gelmemesi için onu yaptık ve yapacağız.

Muhalefet üç beş yankesiciyi korumak için milletin ekmeği ile oynuyor. Bölgemiz ateş çemberi ile sarılı iken yeni boykot listesi açıklaması gaflet değilse ekonomiye savaş açmak demektir. Ülkesini seven kimse bu derece şuursuz hareket edemez. Kimseyi işten çıkarmayacağız dediler, ellerine fırsat geçince on binlerce emekçiyi kapı önüne koydular.

Kamuda çalışan 600 bin işçimizin toplu sözleşme süreci devam ediyor. Onların kahir ekseriyeti taşerondan kadroya aldığımız işçilerden oluşuyor. Çeşitli mağduriyete yol açan koruyucu giyim donanım konusunda yaşanan sorunu da çözüyoruz. Geçen hafta bununla ilgili kanun teklifi meclise sunuldu.”

Paylaşın

Numan Kurtulmuş Yeniden TBMM Başkanı Seçildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına AK Parti’nin aday gösterdiği Numan Kurtulmuş seçildi. TBMM Genel Kurulunda yapılan birinci ve ikinci tur oylamalarda adayların hiçbiri gerekli oya ulaşamazken, Kurtulmuş, yapılan üçüncü tur oylamada salt çoğunluk için gerekli 301 oyun üstünde oy alarak göreve seçildi.

Haber Merkezi / 7 Haziran 2023’ten beri TBMM başkanı olarak görev yapan Numan Kurtulmuş, erken seçim kararı alınmazsa 3 yıl süreyle daha görev yapacak.

Seçimde AK Parti’nin yanı sıra, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi kendi adaylarıyla yarıştı. Kurtulmuş’u destekleme kararı alan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ise aday çıkarmadı.

Seçim sonucunun açıklanmasından sonra TBMM Genel Kurulu’na hitap eden Kurtulmuş, “Gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz Cumhuriyetimizin ikinci asrını sivil, demokrat, katılımcı, kapsayıcı bir anayasayla taçlandırmak” dedi. Numan Kurtulmuş, “Bu dönem içinde tarihi bir fırsat olarak önümüze çıkan Terörsüz Türkiye meselesinin Türkiye’nin halletmesi gereken en acil konu olduğu konusunda hemfikiriz” diye ekledi.

Numan Kurtulmuş kimdir?

Numan Kurtulmuş 1959 yılında Ordu’nun Ünye ilçesinde dünyaya geldi.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi. Aynı üniversitede yüksek lisans yaptı. ABD’de Temple Üniversitesi School of Business & Management’ta lisansüstü çalışmalarına devam etti.

ABD’de Cornell Üniversitesi New York State School of Industrial & Labor Relations’ta misafir öğretim üyesi olarak bulundu ve doktorasını tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde doçent oldu. 2004 yılında profesör unvanını aldı.

25, 26, 27 ve 28 dönemde milletvekili seçildi. 62, 63 ve 64. Hükûmetlerde Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. 65. Hükûmette Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı. Kültür ve Turizm Bakanı olarak görev aldı. İngilizce bilen Kurtulmuş, evli ve 3 çocuk babası.

Paylaşın

DEM Parti’den AK Parti’ye “Süreç” Ziyareti

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) PKK’nın fesih ve silah bırakma kararının ardından siyasi parti turlarına devam ediyor. Heyet, son olarak AK Parti ile görüştü.

Haber Merkezi / DEM Parti heyetinde Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile TBMM Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Sezai Temelli yer aldı.

DEM Parti heyetini, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Abdullah Güler ve Özlem Zengin ile AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik karşıladı.

Görüşme sonrası Efkan Ala ve Abdullah Güler açıklamalara bulundu. Güler, “Çok samimi, dostane paylaşımlarımız oldu. Karşılıklı fikir alışverişlerimiz oldu. Her konu başlığında fikirlerimizi paylaştık. Onların önerileri oldu. Bizim farklı değerlendirmelerimiz oldu” dedi. Güler, Mecliste kurulması planlanan komisyona ilişkin de görüştüklerini söyledi.

Daha sonra konuşan Ala ise “Kapsamlı bir değerlendirme yapıldı sürece ilişkin. Süreç öngörüldüğü gibi devam ediyor. Herhangi bir aksama, duraksama yok. Herkesin bu sonucu ‘terörüz Türkiye’ sonucu elde etmek için herkes elinden gelen katkıyı bulunmasını sağlamak lazım” dedi.

Görüşme sonrası DEM Parti’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Görüşmede, Türkiye ve bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin kapsamlı bir fikir alışverişi yapıldı.

Bu çerçevede, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ndan sonra yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin demokratikleşme süreci, DEM Parti İmralı Heyetinin Sayın Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşme ve PKK’nin 12 Mayıs’ta açıkladığı kongre kararları ile sonrasındaki gelişmeler ele alındı.

Sürecin sağlıklı ilerlemesi için atılması gereken adımlar ve Meclisin üstleneceği rolün de konuşulduğu görüşmede, kurulacak komisyona dair karşılıklı değerlendirmeler yapıldı.

Görüşmede, özellikle infaz paketi, hasta tutsaklara ilişkin düzenlemeler ve bu düzenlemelerin bayram öncesi yasalaşması konusundaki toplumun ve partimizin beklentileri net bir şekilde ifade edildi. Siyasi parti ziyaretlerimiz şimdilik sona erdi. Detaylı bilgilendirme ve değerlendirmeler önümüzdeki günlerde yeniden yapılacaktır.”

DEM Parti heyeti, dün MHP’yi TBMM’de ziyaret etmiş, görüşme yaklaşık 40 dakika sürmüştü. DEM Parti heyetini MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kapıda karşılamış, görüşmenin ardından yine kapıdan uğurlamıştı.

DEM Parti heyetini, geçtiğimiz hafta muhalefet partilerini ziyaret etmişti.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik: Erdoğan’ın Yeniden Seçilmesini Arzu Ederiz

Erdoğan’ın yeniden aday olma ihtimali konusunda konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın sahip olduğu siyasi birikim ve liderlik kapasitesi devlet ve millet hayatımız için vazgeçilmez bir hazinedir. Dolayısıyla devam etmesini arzu ederiz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Benim tekrar seçilme veya tekrar aday olma gibi bir derdim yok” demişti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise yazılı bir açıklama yayımlayarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin, yeni yüzyılın yol haritasını çizen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a çok ihtiyacı olduğu tartışmasız bir tarih ve hayat gerçeğidir” sözleriyle Erdoğan’ın adaylığına destek vermişti.

Bahçeli, “Derdi vatan ve millet olan bir Cumhurbaşkanının yolundan caymaya hakkı yoktur” ifadelerini kullanmıştı.

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu. Ömer Çelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın yakından takip ettiği üzere yaptırımlarda ileri noktalara gelindi. Trump da yaptırımların kalkmasında Cumhurbaşkanı’mızın verdiği önemi bilerek olumlu tutum aldığını bildirdi.

Suriye’ye siyasi biçim çizmek değil bu kritik günlerinde Suriye halkının yanında olmak. Esas olan bütün grupların birlik halinde yaşaması noktasında yüksek iradenin ortaya çıkması. Suriye’yi istikrarsızlaştıran İsrail.

Biz Suriye’ye baktığımızda bütün kesimlerin bütün boyutlarıyla bir arada kardeşçe yaşamasını, hem toplumsal hayatta hem yönetimde temsil edilmesinin kıymetli olduğunu ifade ettik. Bundan sonra Suriye’ye katkı sağlamak en doğru iş olacaktır. Esad görevdeyken Suriye’nin yeni bir Afganistan’a dönüşmesinden bahsediliyordu. Şimdi bu tehlikelerden giderek uzaklaşıldığını görüyoruz. Şu anda istikrarsızlaştırıcı tek unsur İsrail saldırıları. İsrail saldırıları bölge barışını tehdit eden birinci etkendir.

“MİT silah bırakılıp bırakılmadığını sahada takip edecek”

PKK tüm unsurlarıyla silah bırakmalı, MİT silah bırakılıp bırakılmadığını sahada takip edecek. Türkiye’de terör gündemi olmasını istemiyoruz. Fesihle ilgili açıklama sahada somut olmalı.

Irak’taki süreçte, Irak hükümeti ile aramızdaki anlaşmalar çerçevesinde diyalog yakın şekilde sürdürülüyor. Bağdat, Süleymaniye, Erbil’le koordine edilecek konularda ilerleme sağlanmaya devam ediyor. MİT, TSK sahada kurdukları mekanizmalarla silah bırakma sürecini doğrulama mekanizmaları oluşturuyorlar. Bunun ne düzeyde olduğu teyit edilecek, her aşamada kontrol edilecek.

Suriye’de de terör yapılanmasının sona ermesi gerekiyor. Bu mesele hem Türkiye’nin sınırları içinde hem dışında çeşitli mekanizmalarla, İçeride İçişleri Bakanlığı’nın kuracağı mekanizmalarla takip edilecek. İnşallah bir sonuca ulaşılacak. Bölge açısından da bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen unsurların sürekli olarak terör örgütlerini araç olarak kullanması bölgede büyük istikrarsızlıklar ortaya çıkarmaktadır.

Cumhurbaşkanı’mızın ‘gelecek nesillere sivil bir Anayasa borcumuz olduğu yönünde’ bir hassasiyeti var. Türkiye’nin geleceği açısından önemli. Darbe rejimi anayasası çok kez değiştirilmiş olmasına rağmen, iradesinin meşru demokratik bir irade olduğu anayasa yapma ihtiyacı var. Türkiye Yüzyılı’nda yüce Meclis’in devrede olduğu, herhangi bir vesayet odağının karışmadığı bir anaysa zaruriyettir.

Fakat bu konu konuşulurken Cumhurbaşkanımızın yeniden adaylığı ve Parlamenter sistem gündeme getiriliyor. Parlamenter yönetim de bir sistem, Cumhurbaşkanlığı yönetimi de bir sistem. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın adaylık meselesi Anayasa tartışmalarının dışında. Bahçeli’nin açıklaması oldukça kıymetli bir açıklama. AK Parti olarak Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesini arzu ederiz. Dünyada demokratik yollarla iş başına gelmiş liderlerin arasında en tecrübelisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “PKK” Açıklaması: Süreci Yakından Takip Edeceğiz

PKK’nın silah bırakma kararına ilişkin konuşan Erdoğan, “İstihbarat teşkilatımız ve diğer birimlerimiz herhangi bir yol kazasının yaşanmaması ve verilen sözlerin tutulması için bundan sonraki süreci de çok büyük bir hassasiyetle takip edecektir” dedi.

Erdoğan “Daha kapsamlı açıklamaları gerek şahsen, gerekse yetkili arkadaşlarımız vasıtasıyla önümüzdeki günlerde kamuoyumuzla da paylaşacağız” diye konuştu. Erdoğan “Kökenlerimiz, kültürlerimiz, inançlarımız farklı olsa da hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci sınıf vatandaşlarıyız” diye ekledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Değerli arkadaşlar, terörsüz Türkiye hedefimize engelleri aşarak, ön yargıları kırarak, fitne ve nifak tuzaklarını bozarak emin adımlarla yürüyoruz. Cumhur İttifakı olarak iç cephemizi tahkim etme amacıyla büyük bir samimiyetle hayata geçirdiğimiz terörsüz Türkiye sürecinde bugün kritik bir eşiği daha aştık. Terör örgütü kendini feshetme ve silahları teslim etme kararı aldığını açıkladı. Alınan kararı ülkemizin güvenliğinin, bölgemizin huzurunun, milletimizin ebedi kardeşliğinin perçinlenmesi adına önemli buluyoruz. Bu açıklamayı Kuzey Irak’la birlikte Suriye ve Avrupa başta olmak üzere örgütün tüm uzantılarını da kapsayan bir karar olarak değerlendiriyoruz.

Terörün ve şiddetin tamamen devreden çıkmasıyla birlikte, başta siyasetin demokratik kapasitesinin güçlendirilmesi olmak üzere, her alanda yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Emperyalistlerin asırlık planları ölümcül bir darbe yiyecek, kardeşliğimize saplanan kanlı hançer inşallah ebediyen sökülüp atılacaktır. Kandan ve gözyaşından beslenenler kaybederken, kazanan milletimiz ve memleketimiz olacak, hatta bölgemizdeki tüm kardeşlerimiz olacaktır. Biz buna gönülden inanıyoruz.

İstihbarat Teşkilatımız ve diğer bilimlerimiz, herhangi bir yol kazasının yaşanmaması ve verilen sözlerin tutulması için, bundan sonraki süreci de çok büyük bir hassasiyetle takip edecektir. Biz de devlet haklı ve ciddiyetiyle gereken takibi anbean yapacağız. Daha kapsamlı açıklamaları gerek şahsen, gerekse yetkili arkadaşlarımız vasıtasıyla, önümüzdeki günlerde kamuoyumuzla paylaşacağız. Şunu tekrar vurgulamak isterim. Kökenlerimiz, kültürlerimiz, inançlarımız farklı olsa da, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci sınıf vatandaşlarıyız. Hep beraber Türkiye’yiz ve biz birlikte güçlüyüz. Bu duygudaşlığı, bu kaderdaşlığı ve kardeşlik şuurunu yücelttiğimiz takdirde, Allah’ın yardımıyla Türkiye’nin bileğini hiçbir güç bükemeyecektir.

Burada bir zafiyet yaşanırsa o zamanda bize kimse yardım edemez. Bu hakikati hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. İktidar ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye’yi 40 yıldır kanayan bu yarasından kurtarma noktasındaki kararlılığımızı tekrar vurguluyorum. İlk günden itibaren terörsüz Türkiye çalışmalarına samimiyetle sahip çıkan İttifak Ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere tüm genel başkanlara, siyasi partilere, medya mensuplarına, emeği olan herkese şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

“Riskleri azaltan bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz”

Sayın Devlet Bahçeli’ye Cumhuriyetimizin 102. yılına ithafen kabinemize gönderdiği şanlı bayrağımızın nakşedildiği anlamlı gül buketi için ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum. Bundan sonra yapılacak çalışmaların şimdiye kadarkinden daha yüksek dikkat, özen, sabır ve sorumluluk gerektirdiğinin gayet farkındayız. Menzile varıncaya kadar umudu büyüten riskleri azaltan bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz. İlgili kurumlarımızın çalışmaları, siyaset kurumunun müspet katkısı, aziz milletimizin de hayır duasıyla inşallah bu meseleyi artık tamamen geride bırakmayı ümit ediyoruz. Bu vesileyle vatanımızın bekası, devletimizin bölünmez bütünlüğü ve milletimizin istikbali uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Aynı kutlu mücadelede yaralanan gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Sınırlarımız içinde ve ötesinde fedakarca görev yapan tüm güvenlik güçlerimize Rabbim’den merhamet diliyorum. Rabbim ayaklarına taş değdirmesin niyazında bulunuyorum.

Örgütün kendini fesih ve silah bırakmasıyla artık bir daha yıllar boyunca neredeyse her gün ocaklara ateşlerin düştüğü günler geride kalmıştır. İnşallah terör yüzünden anne, eş, evlat yüreklerinin cayır cayır yandığı haberleriyle bir daha karşılaşmayacağız. Dolayısıyla bugün açıklanan kararın en büyük kazananlarından biri şehit yakınlarımız, gazilerimiz, güvenlik güçlerimiz, Diyarbakır annelerimiz, onların yavruları. Tek başına bu hakikat bile verilen mücadelenin ve gelinen aşamanın hem insani hem tarihi önemini göstermeye yeterlidir.

Aynı şekilde sürecin bir diğer önemli kazananı, yıllarca terör sebebiyle evlatlarını kaybeden, maddi manevi nice sıkıntılara maruz kalan evinden, yurdundan olan Kürt kardeşlerindir. Fiilen biten terörün kalan gölgesinin de bu şekilde üzerimizden kalkmasıyla, 86 milyon hep birlikte aynı ortak hayallere, aynı ortak hedeflere, aynı ortak değerlere sahip bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Cenab-ı Allah yolumuzu açık, bahtımızı açık etsin diyorum. Rabbim 86 milyonun tamamını korktuklarından emin, umduklarına nail eylesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımıza katkı veren tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Çelik’ten “PKK” Açıklaması: “Terörsüz Türkiye” Hedefi İçin Önemli Bir Aşama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, ‘terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik “Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır” ifadelerini kullandı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “bu sürecin devlet kurumları tarafından sahada titizlikle takip edileceğini ve ulaşılan aşamaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz edileceğini” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda kendini feshetme ve silah bırakma kararı almasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Ömer Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘terörsüz Türkiye’ için ortaya koyduğu yüksek siyasi iradesi ve sürecin koordinatlarını ‘devlet politikası’ olarak çizen kapsayıcı ve net yaklaşımı ile Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, gelişmelere dönük duruşu ve yönlendirmeleri, topyekun ‘iç cephe’nin güçlendirilmesinin başlıklarını oluşturmuştur.

Siyasi partiler arasındaki etkili ve verimli görüşme trafiği, istişare ve diyalog, demokratik siyasetin ‘meşru adres’ olarak sorumluluk almasını ve insiyatif üretmesini sağlamıştır.

İmralı’dan yapılan çağrı sonrasında PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, ‘terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır. Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır.

Bu süreç devlet kurumlarımız tarafından sahada titizlikle takip edilecektir. Ulaşılan aşamalar Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilecektir.

Bu çerçevede, terör örgütünün fesih ve silah bırakma kararının ‘içerde’ ve ‘dışarıda’ tüm boyutlarıyla ve somut olarak hayata geçmesi gerekir. Böylece, yakın bölgemizde terör örgütlerinin vekâlet savaşları için kullanıldığı emperyalist planların önünün kesilmesine dönük olumlu bir dalga oluşacaktır.

Ayrıca ‘terörsüz Türkiye’ hedefine somut olarak ulaşılması, tüm dünyada siyasetin siyasetsizleşmeye boğulduğu bir dönemde, Türkiye’nin siyasi tüm kanalları daha etkili şekilde işletebilmesine imkan verecek, demokrasimizi, siyasi hayatımızı ve milli birliğimizi daha da güçlendirecektir. Siyasi diyalog kanallarının, TBMM başta olmak üzere siyasetin tüm meşru adreslerinde en güçlü şekilde çalışmasını sağlayacaktır. Cumhuriyetimizin hepimizin ‘çatı’sı olduğu bilinci, demokrasimizin her türlü sorunun çözümü için temel ‘zemin’ olduğu anlayışı daha güçlenecek ve siyasi olarak kökleşecektir. Tarihdaşlık, kaderdaşlık ve vatandaşlık bilinci ile geleceğimiz en sağlam ve meşru zeminlerde şekillenmeye devam edecektir. Her olumlu aşama yeni bir olumlu aşamanın davetiyesi olacaktır.

‘Terörsüz Türkiye’ye sahada tüm boyutlarıyla, eksiksiz ve somut hedefleriyle ulaşılması gerekir. Buna ulaşılması demek, bütün kültürel, etnik ve mezhepsel unsurlarıyla tüm vatandaşlarımızın kazanması demektir. Kazanan tüm vatandaşlarımız olacaktır. Temel prensibimiz şudur: Adlarımız farklı olsa da hepimizin Türkiye Cumhuriyeti’dir. ‘Devletimizin nitelikleri’ ve ‘milletimizin değerleri’ konusunda hiçbir tartışma yoktur, bu değerleri zedeleyecek hiçbir adım sözkonusu değildir, olamaz.

Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği Türkiye Yüzyılı’nı kucaklayacak büyük stratejik adımlardan önde geleni ‘terörsüz Türkiye’ olacaktır. Milletimiz müsterih olsun, Türkiye Cumhuriyeti gündemine hakimdir.”

Paylaşın