AK Parti Ve CHP ‘Siyasette Yumuşama’ Sürecinden Ne Bekliyor?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yumuşama”, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “normalleşme” olarak nitelendirdiği iktidar-muhalefet diyaloğu konusunda AK Parti ve CHP içinde farklı yorumlar yapılıyor.

CHP içinde ve muhalif kesimlerde, “siyasette yumuşama adımı”nı “seçimden yenilgiyle çıkan, ekonomik kriz nedeniyle sıkışan Erdoğan’ın zaman kazanma hamlesi” olarak değerlendirenler olsa da, CHP yönetiminde “temkinli iyimserlik” havasının sürdüğünü söylemek mümkün.

Örneğin bazı CHP milletvekilleri, Osman Kavala’nın yeniden yargılama talebini değerlendirecek mahkeme heyetinin değişmesini, siyasetteki normalleşme adımlarına bağlıyor. Ancak yine de “sonucu görmeden, paçaları sıvamamak” gerekir yorumları yapıldığını da belirtelim.

İktidar partisinde de siyasi kutuplaşmanın seçmeni yorduğu kabul ediliyor ve bu anlamda Erdoğan’ın verdiği “yumuşama” mesajları olumlu karşılanıyor. Bazı AK Parti kurmaylarına göreyse CHP’nin seçim başarısı ve siyaset iklimindeki yumuşamanın temelinde, CHP’deki “politika değişikliği” yatıyor:

“Aslında CHP, AK Partilileşti. CHP; seçimi CHP politikalarıyla kazanmadı, bizim tarzımızı, metodlarımızı kullanarak kazandı. Mesela Arapça tabelalarla ilgili o açıklamayı Tayyip bey yapsaydı ne olurdu, nasıl tartışmalar yaşanırdı? Baktı ki bu politikalarla seçim kazanma şansı yok, onlar da biraz daha ortaya, makule gelelim dedi.”

31 Mart yerel seçimlerinin ardından siyasi partiler, seçim sonuçlarına ilişkin analizlerine devam ediyor; seçmenin verdiği mesajlar doğrultusunda, 4 yıllık seçimsiz döneme ilişkin stratejiler belirlenmeye çalışılıyor.

Seçim sonrasında İYİ Parti lider değişimine giderken, Saadet Partisi’nde de Temel Karamollaoğlu Genel Başkanlığı bırakmaya hazırlanıyor. CHP’nin seçim öncesinde nokta koyduğu “değişim” tartışması, ilk kez ikinci parti konumuna düşen iktidar partisinin de en önemli gündem maddelerinden birisi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “değişim” mesajı olumlu karşılansa da, AK Parti içinde “değişim isimlerle sınırlı kalırsa yol alamayız; politika, iş yapış biçimi değişmeli” talepleri yüksek sesle dile getiriliyor. Değişimin adresi olarak ise sonbaharda yapılması planlanan olağan kongre gösteriliyor.

Yerel seçim yenilgisinin ardından, parti içi değerlendirme toplantılarının sürdüğü AK Parti’de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir parti kurullarında değişim mesajı veriyor.

Erdoğan, son olarak Salı günkü genişletilmiş il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada da “Milletin sınıfta bıraktığını baş tacı edemeyiz” sözleriyle, parti kurullarında değişikliğe gideceğini bir kez daha vurguladı. Bu değişikliğin kabineye de uzaması sürpriz olmayacak.

Erdoğan’ın seçim sonrasına ilişkin ikinci değişim adımı ise kendisinin “siyasette yumuşama”, CHP Lideri Özgür Özel’in “normalleşme” olarak nitelendirdiği, muhalefetle diyalog kapısını açması oldu.

İktidar partisinde seçim sonuçları ve yeni dönem stratejilerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerin önce milletvekilleri, Haziran ayı içinde de belediye başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilecek kampta yapılması planlanıyor.

Erdoğan’ın başkanlığında yapılacak kamp öncesindeyse Meclis grubu ile toplantı süreci başladı. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve grup başkanvekilleri, sorumluluk alanlarındaki milletvekilleriyle gruplar halinde görüşerek, seçim yenilgisinin nedenleri, şikayetleri ve yeni döneme ilişkin önerileri alıyor.

Geçen hafta, Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, Grup Başkanı Güler’in de katılımıyla, sorumluluğundaki 40’ın üzerindeki milletvekiliyle bir araya geldi. Salı günüyse grup başkanvekilleri Özlem Zengin ve Leyla Şahin Usta, ayrı ayrı milletvekili gruplarıyla görüşmelerini sürdürdü. Kulislere yansıyan bilgilere göre bu toplantılarda sahadan izlenimlerini aktaran milletvekillerinin en çok ilettikleri eleştiri başlıkları şöyle oldu:

Memura zam yapılırken, emeklilere yapılmaması adaletsizlik duygusu yarattı. Büyük bölümü AK Parti seçmeni olan emekli, son ana kadar zam bekledi ama beklentisi karşılanmadı. Seçmen bize kızdı ve küstü.

İktidara geldiğimizde, sağlık en iddialı olduğumuz alandı. Şimdi en çok şikayet hastanelerden, doktor yetersizliğinden geliyor. Sağlıkta randevu sistemi düzeltilmeli, doktor açığı giderilmeli.

Sahada en çok gelen şikayetlerden birisi “kamuda mülakat”ın kaldırılması. Vatandaş, seçim beyannamesinde yer alan ve seçim öncesinde verilen mülakatın kaldırılması sözümüzü tutmamızı bekliyor.

Bir çok yerde aday tercihi nedeniyle kayıplar yaşandı. Aday belirleme süreci şeffaf, kurumsal bir çerçeveye oturtulmalı.

Başta emekliler olmak üzere bize kızan küsen seçmenin büyük bölümü yine de başka partiye yönelmemiş. Sandığa gitmeyerek, aslında bize merhamet etmiş. Bu da hâlâ seçmenin Cumhurbaşkanımız ve partimizden umudunu kesmediğini gösteriyor. Bunun telafisi için yeni dönemde sadece kişi değil, politika değişikliğine de gidilmeli.

Seçim süreci ve sonrasında sürekli milletvekilleri hedef oluyor, en kolay suçlanacak kesim oluyor. Seçim yenilgisi nedeniyle varsa bir kabahat en az kabahatli olan grup milletvekilleri. Kampanyanın parçası değiller, aday belirleme süreçlerinde yoklar. O nedenle Meclis güçlendirilmeli ve daha fonsiyonel hale getirilmeli, milletvekillerinin etkinliği artırılmalı.

Milletvekili toplantılarında dile getirilen bu şikayetlerin yanısıra, parti kulislerinde “müfredat değişikliği” ve “kayyum politikaları”na yönelik eleştirileri de duymak mümkün.

Geçmişteki seçilmiş belediye başkanları yerine kayyum atanmasının sadece bölgede değil, İstanbul, İzmir gibi büyükşehirlerde de oy kaybına neden olduğuna işaret ediliyor. Kürt nüfusun artık çok büyük bölümünün büyükşehirlerde yaşadığına dikkat çeken bir AK Parti kurmayı, şu örneği veriyor:

“Örneğin bölgedeki Kürtlerin yüzde 57’si, kimlik üzerinden tercihte bulunurken, İstanbul’da bu oran yüzde 83’e çıkıyor. O nedenle Doğu’daki kayyum, İstanbul’da, İzmir’de de bize büyük zarar verdi.”

AKP ve CHP normalleşme veya yumuşama sürecinden ne bekliyor?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “normalleşme”, Erdoğan’ın “yumuşama” olarak nitelendirdiği iktidar-muhalefet diyaloğu konusunda AK Parti ve CHP içinde farklı yorumlar yapılıyor.

CHP içinde ve muhalif kesimlerde, “siyasette yumuşama adımı”nı “seçimden yenilgiyle çıkan, ekonomik kriz nedeniyle sıkışan Erdoğan’ın zaman kazanma hamlesi” olarak değerlendirenler olsa da, CHP yönetiminde “temkinli iyimserlik” havasının sürdüğünü söylemek mümkün. Örneğin bazı CHP milletvekilleri, Osman Kavala’nın yeniden yargılama talebini değerlendirecek mahkeme heyetinin değişmesini, siyasetteki normalleşme adımlarına bağlıyor. Ancak yine de “sonucu görmeden, paçaları sıvamamak” gerekir yorumları yapıldığını da belirtelim.

İktidar partisinde de siyasi kutuplaşmanın seçmeni yorduğu kabul ediliyor ve bu anlamda Erdoğan’ın verdiği “yumuşama” mesajları olumlu karşılanıyor. Bazı AK Parti kurmaylarına göreyse CHP’nin seçim başarısı ve siyaset iklimindeki yumuşamanın temelinde, CHP’deki “politika değişikliği” yatıyor:

“Aslında CHP, AK Partilileşti. CHP; seçimi CHP politikalarıyla kazanmadı, bizim tarzımızı, metodlarımızı kullanarak kazandı. Mesela Arapça tabelalarla ilgili o açıklamayı Tayyip bey yapsaydı ne olurdu, nasıl tartışmalar yaşanırdı? Baktı ki bu politikalarla seçim kazanma şansı yok, onlar da biraz daha ortaya, makule gelelim dedi.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ’31 Mart’ Yorumu: Kapsamlı Muhasebemizi Yapıyoruz

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulunan Erdoğan, “31 Mart seçim sonuçlarını göz ardı etmiyoruz. Sonuçlara dair kapsamlı iç muhasebemizi partimizin yetkili organlarında yaptık, yapıyoruz ve yapacağız” dedi ve ekledi:

“MYK, MKYK, AK Parti Meclis grubumuzla, fikirlerine kıymet verdiğimiz dostlarımız, kanaat önderlerimiz, partimizde daha önce görev almış yol ve dava arkadaşlarımızla, siyaset bilimci akademisyenlerle bir araya geldik, konuştuk, düşüncelerini aldık.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “İnşallah istişare halkamızı genişletmeye devam edeceğiz. Son MYK toplantımızda geleneksel istişare kampımızı çok yakın bir tarihte toplama kararı aldık . Önce milletvekili ardından belediye başkanlarımızla bir araya geleceğiz. Komplekse kapılmadan, eleştiriye kulak tıkamadan bu süreci büyük bir özgüven ve şeffaflıkla yönetiyoruz. Hata değil; yanlışta ısrar etmek kaybettirir.

Nereden geldiğinizi unutmazsanız, hedeflerinizden de kopmazsınız. Biz siyasi hayatımız boyunca elde ettiğimiz her başarıyı, her mücadeleyi önce Allah’ın yardımına sonra da milletimizin desteğine, duasına ve yanımızda olmasına borçluyuz. AK Parti milletin kurduğu, tabelasını milletin astığı, siyaseti daima millet için ve milletle birlikte yapmış bir partidir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“31 Mart seçim çalışmalarımızı çok yoğun şekilde devam ettirirken teşkilatlarımızla irtibatımızı en üst seviyede tuttuk. 31 Mart seçimleri demokrasi şöleni havasında gerçekleşti. Bölücü örgüt uzantılarının seçmeni baskı altına alma girişimleri dışında ülkemiz genelinde sandığa gölge düşürecek hiçbir olay yaşanmadı.

‘Bu son seçim olacak’ kehanetinden ekonomiyle ilgili piyasaya sürülen tezvirata kadar pek çok algı operasyonuna maruz kaldık. 85 milyon olarak sandığın gücünü ortaya koyduk. Türkiye’nin demokrasi standardının nereden nereye geldiğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik.

Demokrasi asla ve asla sıfır toplamlı bir oyun değildir. Demokrasinin kazandığı bir yerde kaybeden olmaz. Sandığın itibarının arttığı denklemde galip 85 milyonun tamamıdır. Sivil siyaseti güçlendiren her sonuç Türk demokrasisinin istikbali adına eşsiz bir başarıdır.

75 yıllık çok partili demokrasi hayatına iki darbe, iki muhtıra, iki darbe girişimi sığdırmış milletimiz. Neredeyse 10 yılda bir demokrasimiz vesayet odaklarının saldırısına uğradı. 15 Temmuz’da 253 insanımızın canı pahasına tarihimizin en alçak darbe teşebbüsünü püskürttük. Vesayet odaklarının asla uyumadığını, pes etmediğini, uygun ortam ve fırsat kolladığını hep iyimiz çok iyi biliyoruz.

Son yıllarda FETÖ’cülerin ve marjinal yapıların propagandasıyla bazı toplum kesimlerinde sandığa karşı istifhamların zemin bulduğunu gördük. 31 Mart seçimleri bu algıyı yerle bir etmiştir. 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı seçimi yüzde 0,5 farkla ikinci tura kalırken, 31 Mart seçimlerinde milli irade farklı şekilde tecelli etmiştir. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak milletin iradesini öpüp başımızın üstüne koyduk.

Sandık sonuçlarından dolayı kabahati millete atma gibi yollara tevessül etmedik. 14 Mayıs’la ortaya çıkan belirsizlik, 28 Mayıs seçimleriyle giderildi. Millet yasamada olduğu gibi ülke idaresinde mührü bize takdim etti, Cumhur İttifakı’nı açık ara lider yaptı. 31 Mart yerel yönetimler seçimlerinde yine milletimizin takdiriyle Türkiye haritası daha fazla renge boyandı. 2019 seçimlerine göre daha çok sayıda siyasi parti il, ilçe, belde düzeyinde belediye başkanlığı kazandı. Başkaları gibi 14 Mayıs gecesi sahnelenen öndeyiz müsamerelerine başvurmadık. Her ne kadar hedeflerimizin uzağında kalsak da 31 Mart seçim sonuçlarını müspet karşıladık.

Bizim için önemli olan Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin kazanmasıdır. Siyaseti önce milletim ve önce memleketim şiarıyla yapıyoruz. Sandığın itibarına itibar katan her neticeyi Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde aşılmış yeni bir eşit olarak görüyoruz. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın olgun duruşu, 31 Mart sonrası siyasetin genel havasını değiştirmiştir.

Yumuşama ikliminde siyasetçilerin mesajları ve toplumda siyaset kurumuna güvenin artmasının önemli payı vardır. Bu ikliminin geçici değil Türk siyasetinin hakim karakteri haline gelmesini arzu ediyoruz. Başta 1 Mayıs olmak üzere çeşitli oyunlarına gelmedik. Muhalefetteki muhataplarımızın dirayetli davrandığını görüyor, bundan da ülkemiz siyaseti adına memnuniyet duyuyoruz. Siyasetçilerin sorumluluk bilinciyle hareket ederek sandığın itibarına gölge düşürecek, sivil siyasete güveni sarsacak beyanlardan uzak duracak beyanlarını diliyorum.

Siz kurmay kadromuzun nezdinde teşkilatımızın her bir mensubuna, her bir dava arkadaşıma 31 Mart seçimleri dönemi boyunca gösterdiğiniz gayretler dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hepimizden razı olsun. 31 Mart seçim sonuçlarını göz ardı etmiyoruz. Sonuçlara dair kapsamlı iç muhasebemizi partimizin yetkili organlarında yaptık, yapıyoruz ve yapacağız.

MYK, MKYK, AK Parti Meclis grubumuzla, fikirlerine kıymet verdiğimiz dostlarımız, kanaat önderlerimiz, partimizde daha önce görev almış yol ve dava arkadaşlarımızla, siyaset bilimci akademisyenlerle bir araya geldik, konuştuk, düşüncelerini aldık.

“Yanlışta ısrar etmek kaybettirir”

İnşallah istişare halkamızı genişletmeye devam edeceğiz. Son MYK toplantımızda geleneksel istişare kampımızı çok yakın bir tarihte toplama kararı aldık . Önce milletvekili ardından belediye başkanlarımızla bir araya geleceğiz. Komplekse kapılmadan, eleştiriye kulak tıkamadan bu süreci büyük bir özgüven ve şeffaflıkla yönetiyoruz. Hata değil; yanlışta ısrar etmek kaybettirir.

Nereden geldiğinizi unutmazsanız, hedeflerinizden de kopmazsınız. Biz siyasi hayatımız boyunca elde ettiğimiz her başarıyı, her mücadeleyi önce Allah’ın yardımına sonra da milletimizin desteğine, duasına ve yanımızda olmasına borçluyuz. AK Parti milletin kurduğu, tabelasını milletin astığı, siyaseti daima millet için ve milletle birlikte yapmış bir partidir.

Siyasette rotamızı bugüne kadar hep milletimiz çizdi. İstişarelerimizi milletimizle yaptık. Derdimizi milletimize anlattık. Sorunlarımıza milletimizle birlikte çözüm aradık. Başarılarımızın sevincini yine milletimizle paylaştık. İhtiyaç duyduğumuzda her zaman milletimizi yanımızda bulduk. Millet bize bakınca kendini gördü, kendi meselelerini gördü aynı zamanda sıkıntılarına çözüm üretecek güçlü irade gördü. Ne teşkilatlarımızın ne belediyelerimizin ne de gönlümüzün kapılarını milletimize hiçbir zaman kapatmadık. Bugün bir kez daha açık ve net söylemek istiyorum; AK Parti milletin partisidir ve inşallah ebediyen öyle kalacaktır.

Biz şafak vakti evine ekmek götürmek için yola koyulan emekçilerin, yazın sıcağına, kışın ayazına aldırmadan rızık peşinde koşan çiftçilerin, esnafın, tüccarın, sanayicinin, vatanımız uğruna gözünü kırpmadan şehadete koşan kahramanların, gençlerimizin, ellerini değdikleri her yeri güzelleştiren, bereketlendiren kadınlarımızın, ülkemizin başarılarını kendi başarıları olarak gören tüm mazlumların, hangi kökene, hayat tarzına mensup olursa olsun büyük Türkiye sevdalısı her bir yüreğin partisi olmayı sürdüreceğiz. Milletle kurduğumuz gönül köprülerini kimse yıkamaz ve yıkamayacaktır.

Siyaset milletin içinde milletle omuz omuza sırt sırta vererek yapılır. Halkla araya mesafe koymanın, duvar örmenin, sokaklarla, çarşıyla, pazarla, mahalleyle bağı zayıflatmanın siyaset geleneğimizde yeri yoktur. Eksiğimiz, hatamız, problemimiz, millete karşı kusurumuz varsa çok açık söylüyorum mutlaka kendimizi düzeltmemiz gerekiyor. Partimizin ve davamızın geleceği her türlü şahsi kaygı ve kişisel hesabın ötesindedir.

Sadece kampanya döneminde 51 ilimizi ziyaret ettim. Diğer vilayetlerimize farklı vesilelerle defalarca gittim. AK Parti’nin gerçekten inanmış, kendini adamış milyonlarca neferi var. Hepsi birer özveri abidesi olan bu kardeşlerimizin hakkını ödeyemeyiz. Karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek samimi AK Parti neferlerinin emeklerini kusura bakmayın ama kibirlerin boyunlarını aşan muhterislere kesinlikle kurban edemeyiz.

Siyasetçisiyle, kaprisli bürokratıyla, lobisiyle çıkar gruplarıyla kimse partimize gönül verenlerin fedakarlığını şahsi heves ve menfaatleri için zayi edemez. Biz buna rıza göstermeyiz. Bu partinin genel başkanı ve hepsinden öte bir neferi olarak böyle ağır vebali şahsen taşıyamayız.

Olanda hayır vardır düsturuyla 31 Mart seçimlerini hayra tebdil etmek için ne gerekiyorsa onu yapmaktan kesinlikle çekinmeyeceğiz. Buradaki hiçbir arkadaşımın da şüphe duymamasını istiyorum. İstişare ve yenilenme sürecimizin sonunda AK Parti olarak yolumuza çok daha güçlü şekilde devam etmekte kararlıyız. AK Parti’nin alameti farikası kendini yenileme, geliştirme, yeni şartlara adapte etme kabiliyetine haiz olmasıdır. Kongre sürecini bunun en önemli vesilesi olarak görüyoruz. Bu süreci zehirlemek, aramıza nifak tohumları ekmek için bekleyen fitne tüccarlarına karşı dikkatli olmanızı bekliyorum. Attığımız adımları bugüne kadar dedikodulara göre belirlemedik. Temel bir kriterimiz vardır; o da hakka ve halka hizmet etmektir.

Milletimizin nazarında ibra olan bizim gözümüzde de başarılıdır. Milletin sınıfta bıraktığını biz de baştacı edemeyiz. İnşallah bu süreci kılı kırk yaran bir kuyumcu titizliğinde yürüteceğiz. Kırarak, dökerek dağıtırak değil; toparlayarak, bütünleştirerek, kucaklaşarak ilerleyeceğiz. Saflarımızı sıklaştıracak partimizi daha da büyütmenin gayretinde olacağız. Yeni hizmet erleriyle, isimlerle kadrolarımızı tahkim ederken partimizin emektarlarına vefasızlık göstermeyeceğiz.

Bizim AK Parti’den güç devşirecek isimlere değil AK Parti’ye güç katacak ufuk, vizyon, dinamizm, heyecan katacak şahsiyetlere ihtiyacımız var. Bu anlayışla partimizin çatısı altında AK Parti rozetiyle ülke ve millete hizmet etmek isteyenlere kapımızı kapatmıyoruz. Ama siyaseti kariyer basamağı olarak görenlerle yol yürünemeyeceğini de geçmiş tecrübelerimizin ışığında çok çok iyi biliyoruz.”

Paylaşın

AK Parti’de Sekizinci Olağan Kurultay Ne Zaman?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği kurultay süreci için henüz kesin tarih belirlenmedi. AK Parti kurmaylarından edinilen bilgiye göre kurultay için iki tarih değerlendiriliyor.

Bu tarihlerden en erkeni, kurultay takviminin yaz aylarından başlatılması büyük kurultayın ise Ekim- Kasım aylarında yapılması. Bir diğer alternatif ise kurultay takvimin kış aylarından başlatılarak, büyük kurultayın 2025 yılının ilkbaharında yapılması şeklinde.

AK Parti’nin kurmayları bu alternatifin daha olası olduğu görüşünde. Sürecin daha sağlıklı işleyebilmesi için bu tarihin öne çıktığı değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın bu süreçte büyük ilçeler ve il kurultaylarına katılmasının da gündeme olduğu belirtiliyor.

Yerel seçimlerde kan kaybı yaşayan AK Parti’de seçim muhasebesi yapılırken, yönetim kademelerinde değişim yapılacağı söylentisi gündeme gelmişti. Bu konuda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da değişim olabileceği yönünde mesajlar vermişti.

Seçim sonrasında gerçekleşen AK Parti MYK ve MKYK toplantılarında gündeme gelmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değişim için kurultayı işaret ettiği, ama kurultay öncesinde de bazı değişimlerin gündeme gelebileceğine işaret ettiği belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği kurultay süreci için henüz kesin tarih belirlenmedi. Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in AK Parti kurmaylarından edindiği bilgiye göre kurultay için iki tarih değerlendiriliyor. Bu tarihlerden en erkeni, kurultay takviminin yaz aylarından başlatılması büyük kurultayın ise Ekim- Kasım aylarında yapılması.
Bir diğer alternatif ise kurultay takvimin kış aylarından başlatılarak, büyük kurultayın 2025 yılının ilkbaharında yapılması şeklinde.

AK Parti’nin kurmayları bu alternatifin daha olası olduğu görüşünde. Sürecin daha sağlıklı işleyebilmesi için bu tarihin öne çıktığı değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın bu süreçte büyük ilçeler ve il kurultaylarına katılmasının da gündeme olduğu belirtiliyor.

AK Parti’de kurultay süreci nasıl işleyecek?

AK Parti 7’nci olağan büyük kurultayını 24 Mart 2021 gerçekleştirmişti. 4’üncü olağanüstü kurultayını ise 7 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirmişti. Olağan kurultay sürecinin başlaması için partinin en üst karar organı olan MKYK’da karar alınması gerekiyor.

Önümüzdeki hafta gerçekleşecek bu toplantıda kurultay kararının alınması öngörülüyor. Bu takvim belirlendikten sonra belde ve mahalle teşkilatlarından başlayarak teşkilatlarda seçim heyecanı yaşanacak. Tüm il ve İlçe kurultayları tamamlandıktan sonra büyük kurultay gerçekleşecek.

Paylaşın

AK Parti Kulisleri: Nerede Yanlış Yaptık?

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de radikal adımlar atılmazsa partinin sonunun geleceğini söyleyenler olduğu öne sürüldü.

Siyasetin gündemi yeni anayasa ve normalleşme tartışmalarına odaklansa da; AK Parti’de yerel seçim sonuçları konuşulmaya devam ediyor. Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan‘ın yazısına göre AK Parti koridorlarında dolaşan fısıltılar partinin geleceği bakımından soru işaretleriyle dolu.

Nuray Babacan’ın yazısına göre; Erdoğan’ın sevdiği anketler hiç de iyi şeyler söylemiyor. Babacan “AK Parti, “Nerede yanlış yaptık?” diye sordu: “Halktan koptunuz, halkı ezdiniz” yanıtını aldı” diye yazdı.

Nuray Babacan’ın yazının ilgili bölümleri şöyle: “Yerel seçimdeki yenilgisinin şaşkınlığını üzerinden atan iktidar partisi, hatalarını görmek için özel bir araştırma yaptırdı. Araştırma da ortada olan durum, bir kez daha halk tarafından teyit edildi. Araştırma sonuçları, ekonomik krizin en büyük neden olduğunu ortaya koyarken, ‘partinin halkan koptuğuna’ ilişkin saptama net bir mesaj olarak görüldü.

AKP yönetimi, kongreye kadar olan süreçte sürüklendikleri girdaptan çıkmak için öneriler hazırlamaya çalışıyor. Kötü yönetimin sonuçları ve yapılması gerekenler ortadayken, kamuoyu araştırmalarını dayanak yapan yönetim, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a birkaç aşamadan oluşan bir rapor sunmaya hazırlanıyor.

Partinin Strateji Kurulu, son toplantısında önlerine konulan araştırmayla herkesin bildiği gerçeklerle bir kez daha yüzleşti. Araştırma, vatandaşların yüzde 55’inin AK Parti’ye oy vermeme gerekçesi olarak kötü ekonomiyi ve hayat pahalılığını gösterdi. En önemli ikinci başlık ‘Partinin halktan koptuğu’ oldu. Emeklilerin ve dar gelirlilerinin durumu da ilk üç sırada yer aldı. Kamuoyu araştırmasındaki bir değer önemli konu, CHP’nin halen oylarını koruduğu ve AK Parti’nin önünde olduğu gerçeğiydi.

Parti kurmayları arasında, radikal adımlar atılmazsa AK Parti’nin sonunun geleceğini söyleyenler var. Kişilerden çok, zihniyetin ve anlayışın değişmesi gerektiği konuşuluyor kulislerde. Genel merkez ekibi, yaptırdıkları araştırmanın yanı sıra SETA gibi kuruluşlardan ve bazı STK’lardan görüş alarak atılacak adımlara ilişkin başlıkları oluşturmaya çalışıyor.”

“Kamuda mülakat” gündemi

Öte yandan AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler ile AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül de dün parti genel merkezinde, 44 milletvekili ile istişare toplantısı gerçekleştirdi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun edindiği bilgiye göre toplantıda bir kez daha milletvekilleri, AK Parti yöneticilerine, seçimde sahada en fazla halkın kamuda mülakat sistemine yönelik sitemlerine tanık olduklarının altını çizdi. “Kamuda mülakat sisteminin sonuçlandırılması gerektiğini” anlatan milletvekillerinin, “Halktan gelen tepki, yerel seçimlerdeki sonucu etkiledi. Bu sistem toplumdaki adalet duygusunu zedeledi.

Ayrıca mülakatlarla belirlenen isimlerin partiye ne kadar katkısı olduğu da tartışılır. Kamuda işe alımlarda soruşturma birinci faktör olmalı. Devlet mekanizması işletilmeli ve soruşturmalar sonucu işe alımlar gerçekleştirilmeli” eleştirisini getirdikleri kaydedildi. Milletvekilleri ayrıca “toplumdaki adalet duygusunun zedelenmemesi için hukuktaki ‘suç bireyseldir’ ilkesinin de uygulanması gerektiğine” atıfta bulundu.

Toplantıda milletvekilleri ayrıca “ekonomi ve artan enflasyon nedeniyle halkın şikâyetlerini dinlediklerine” değindi. Milletvekillerinin, emeklilerle ilgili AK Partili yöneticilere, emeklilerin, “Emekli geçim sıkıntısı yaşıyor. Ancak emeklilerle ilgili sorun onlara verilen 10 bin 15 bin gibi maaşlar değil. Emekliler, memurlara zam yapılıp kendilerine yapılmamasından yana serzenişte. Emeklide de adalet duygusu zedelenmiş. Kendilerinin ‘yok sayıldığını’ düşünüyor” şeklindeki sitemlerini de ilettiğinin altı çizildi.

Milletvekillerinin sağlık sistemine yönelik eleştirilerde de bulunduğu, halktan MHRS sisteminden randevu almakta zorlandıklarına yönelik çokça eleştiri aldıkları kaydetti.

AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın Monako’dan ıstakozlu paylaşım yapması kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. Toplantıda, milletvekillerine “sosyal medya paylaşımlarına dikkat etmeleri” uyarısının yapıldığı ve bu tür paylaşımların parti kimliğine zarar verdiğine dikkat çekildi.

Toplantıda milletvekillerinin ayrıca seçim döneminde AK Parti teşkilatlarına yönelik eleştirilerde bulunduğu da ifade edildi. Bazı milletvekillerinin, “Özellikle aday belirleme sürecinde hata yapıldı. Teşkilatlar herkese deyim yerindeyse ‘mavi boncuk’ dağıttı. Aday adayı olmak isteyenlere yönelik ‘Her an telefon gelebilir, hazırlık olun’ mesajları paylaşıldı. Ancak o telefon gelmeyince teşkilatların sahada motivasyonu düştü. Aday tercihlerinin yanlışlığı da eklenince sonuç alınamadı” dediği belirtildi.

Paylaşın

‘Troll Hesap’ Raporu Erdoğan’a Sunuldu

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in partiyi ve partilileri hedef alan troll hesaplarla ilgili bir rapor hazırlayarak geçtiğimiz hafta AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduğu öğrenildi.

Raporda sosyal medya üzerinden itibar suikastını kimlerin, hangi metotla yaptıkları, hangi trolleri kullandıkları gibi konularda bilgi verildiği öğrenilirken, sosyal medyanın yanı sıra medyada AK Parti’ye yakınlığı ile tanınan yorumcuların açıklamaların da seçim sonuçlarına etkilerinin irdelendiği ifade edildi.

AK Parti seçim yenilgisinin nedenlerini araştırmaya devam ediyor. Teşkilatlar, adaylar, milletvekilleri ve seçim stratejisine ilişkin değerlendirmeler devam ederken, sosyal medya paylaşımları ve bazı sosyal medya hesaplarının paylaşımlarının ne kadar etkili olduğunu da değerlendiriliyor.

Yerel seçimden sonra AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısında partiyi ve partilileri hedef alan troll hesapların tespiti ve bunların önlenmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimat verdiği iddia edilmişti.

Erdoğan’ın “Bizim görevlendirmediğimiz hiç kimse bizim adımıza konuşamaz, itibar suikastı yapamaz. Partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına itibar suikastına geçit vermeyin. Böyle durumlara maruz kalan arkadaşlarımıza arka çıkın, linçe fırsat vermeyin” dediği de ifade edilmişti.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre; Bu kapsamda AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in bir rapor hazırlayarak geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduğu öğrenildi. Raporda troll olarak adlandırılan hesapların yaptığı paylaşımlar, bu paylaşımların partiye zararları gibi başlıkların raporda yer aldığı öğrenildi.

Raporda sosyal medya üzerinden itibar suikastını kimlerin, hangi metotla yaptıkları, hangi trolleri kullandıkları gibi konularda bilgi verildiği öğrenilirken, sosyal medyanın yanı sıra medyada AK Parti’ye yakınlığı ile tanınan yorumcuların açıklamaların da seçim sonuçlarına etkilerinin irdelendiği ifade edildi.

Özlem Zengin de trollerin saldırısına uğramıştı

Yerel seçim sonrasında seçim yenilgisini ilişkin sosyal medya paylaşımlarında Grup Başkanvekili Özlem Zengin de hedef alınmıştı. Zengin’in istifa edeceği ya da görevden alınacağına yönelik paylaşımlar yapılmıştı. Zengin’in seçim yenilgisinde etkili olduğuna yönelik paylaşımlar da yapılmıştı.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: Trol Hesaplar Yakın Takibe Alındı

AK Parti’nin kimliğine zarar veren trol hesaplar tespit edilerek yakın takibe alınırken Erdoğan’ın “Bizim görevlendirmediğimiz hiç kimse bizim adımıza konuşamaz, itibar suikastı yapamaz” dediği öğrenildi.

AK Parti kaynakları, onlarca hesabın para karşılığı, partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına yönelik itibar suikastı gerçekleştirildiğini tespit ettiklerini kaydetti.

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerinde 22 yıl sonra ikinci parti konumuna düşen AK Parti’de önümüzdeki dönemin yol haritası için çalışmalar sürüyor.

Sosyal medya trollerinin konuşulduğu ve partiye zarar verdiği AK Parti MYK’da, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimat vermesi üzerine söz konusu hesaplar tespit edilerek yakın takibe alındı.

Erdoğan’ın talimat verdiği biliniyordu, “Bizim görevlendirmediğimiz hiç kimse bizim adımıza konuşamaz, itibar suikastı yapamaz. Partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına itibar suikastına geçit vermeyin. Böyle durumlara maruz kalan arkadaşlarımıza arka çıkın, linçe fırsat vermeyin” dediği öğrenildi.

Türkiye gazetesinden Emrah Özcan’ın aktardığına göre, AK Parti kaynakları özellikle “X” üzerinden, onlarca hesabın para karşılığı, partinin kurumsal kimliğine ve kurmaylarına yönelik itibar suikastı gerçekleştirildiğini tespit ettiklerini kaydetti.

Parti kurmayları, “Kim yapıyor, hangi metotla yapıyor, hangi trolleri kullanıyor, kimin adına yapıyor, teknik incelemelerde bunlar ortaya çıkıyor. Planlı, programlı, para harcanarak ve bazı insanlar hedef alınarak yapılıyor. Bunları takip ediyoruz, edeceğiz de. Bu parti trollerin şekil verdiği bir parti değildir. AK Parti kurumsal ve köklü bir partidir. Herkes ne yaptığını bilmelidir. Konuyu çok ciddi takip ediyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın

Erdoğan: Kamu Malına El Uzatmak İhanete Eşdeğerdi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde katıldığı bir etkinlikte konuşan Erdoğan, “Siyasetçiler, kamu görevlileri ülkeye ve millete karşı vazifelerini yerine getirme noktasında hiçbir bahanesi olamaz” dedi ve ekledi:

“Milletin derdiyle dertlenmedikten, sorunlarına çözüm bulup hayır duasını almadıktan sonra hangi vazife olursa olsun insan için yüktür. Son dönemde artan serzenişlerin farkındayız. Tespit ettiğimiz tüm eksiklerin, hataların, varsa ihanetlerin bundan sonra daha kararlı bir şekilde gideceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Külliyesi’ndeki ‘Vakıf Haftası 100. Yıla Özel 201 Eser Toplu Açılış Töreni’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Dünya üzerinde nerede atalarımıza ait eser varsa onlara ulaşıyor ve gün yüzüne çıkarıyoruz. Sadece Türkiye’de değil dünya üzerinde ata mirasına sahip çıktık. Ecdadın emanetine en güzel bir şekilde sahip çıkan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü tebrik ediyorum. Depremde yıkılan ve hasar gören vakıf eserlerimize ayağa kaldırmak için her türlü çabayı da takdirle karşılıyoruz. Toplam 50 bin ihtiyaç sahibi evladımız da vakıflarımızdan burs alıyor.

“Soykırım davasına müdahil olmayı kararlaştırdık”

8’inci iyilik gemimizi de Gazze’ye ulaştırdık. Türkiye 50 bin tonla dünyada Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülke konumuna ulaştı. Geçen haftadan itibaren İsrail ile ithalat ve ihracatı tüm ürünleri dahil edecek şekilde durdurduk. İsrail’e soykırım davasına müdahil olmayı kararlaştırdık.

15 bini çocuk 35 bine yakın kardeşimizin hayatına kastedenlerin hukuk önünde hesap vermesi için Türkiye olarak tüm imkanlarımızı kullanacağız. Kimi işgüzarlar bunu görmese de devletiyle vatandaşıyla Türkiye Gazze sınavını en başarılı veren ülkelerden biridir. İsrail’e baskının dozunu yükseltiyoruz.

“Kamu malı milletin emanetidir”

İslam’a göre insan alemin özüdür. Vakıflarımız sadece insana hizmetle kendilerini sınırlandırmamıştır. Tarihimizde aç kuşlar için ağaçlar için kurulan vakıflar görüyoruz. Bir vakfiyede tüm insanların, tabiatın, gelecek kuşakların hakkı hukuku vardır. Vakıf eserleri nasıl bize vakıf sahibinin ecdadın emanetiyse kamu malı da milletin emanetidir.

Millete hizmet yolunda rehavete üşengeçliğe ‘bugün git yarın gel’ kaprislerine asla ve asla yer yoktur. Bugünkü konumumuzu aziz milletimize borçluyuz. Millete büyüklenmek kesinlikle kabul edilemez. Milletin derdiyle dertlenmedikçe hangi vazife olursa olsun insan için yüktür.”

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Parti’de ‘Değişim’ Mesajı

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de genel başkan Erdoğan, “Değişim beklentileri de var. Ama bir değişim yapacaksak, bu değişim bizim belirlediğimiz şartlarda ve takvimde olacak” dedi ve ekledi:

“Birilerinin yönlendirmesine göre hareket etmeyeceğiz. Bu tartışmalar yapılırken, tefrikaya düşmeyeceğiz. Aramıza fitne ve fesat sokmayacağız. Hepimiz bu davanın mensuplarıyız. Medya üzerinden konuşup, birbirinizi suçlar nitelikte davranmayın.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinde seçim sonuçlarına ilişkin yapılan istişare toplantılarında Cumhur İttifakı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, kamuoyunda gündeme gelen değişim tartışmalarını değerlendirdi.

Erdoğan, “Bu dava ve partimizin geleceği, ben dâhil hepimizin geleceğinden daha önemlidir. Hiçbirimiz kendi geleceğimizi partinin geleceğinin önünde tutamayız. Milletin beklentileri neyse ona göre hareket edeceğiz” dedi.

“Şu anda, seçim sonuçlarına ilişkin birçok tartışma yapılıyor” diyen Erdoğan, şunları söyledi: “Değişim beklentileri de var. Ama bir değişim yapacaksak, bu değişim bizim belirlediğimiz şartlarda ve takvimde olacak. Birilerinin yönlendirmesine göre hareket etmeyeceğiz. Bu tartışmalar yapılırken, tefrikaya düşmeyeceğiz. Aramıza fitne ve fesat sokmayacağız. Hepimiz bu davanın mensuplarıyız. Medya üzerinden konuşup, birbirinizi suçlar nitelikte davranmayın.”

Erdoğan, şöyle devam etti: “Seçim sonuçları, bir anlamda, biriken problemlerin gün yüzüne çıkmasıdır. Bu problemleri çözmek için teşhisi doğru yapmalıyız. ‘Teşhis, tedavinin yarısıdır’ ilkesi ile hareket edeceğiz. Tespitlerimizi de buna göre yapacağız. Hassas ve titiz davranacağız.”

Erdoğan, “Cumhur İttifakı içinde sıkıntı var” söylentilerine değinerek, “Son günlerde sanki Cumhur İttifakı içinde bir problem varmış gibi algı oluşturuluyor. Cumhur İttifakı’nda hiçbir sorun yok. Sayın Bahçeli ile görüşmede de bunu bir kez daha teyit ettik” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Partili Vekillere Uyarı

Toplantılarda, yerel seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmaya devam eden Erdoğan’ın, Meclis çalışmaları ve milletvekillerinin yeterince etkin olmadığına ilişkin uyarılarda bulunduğu belirtildi.

Grup yönetiminin, yasa görüşmeleri uzayacağı gerekçesiyle AKP milletvekillerinin konuşmasına izin vermediği şikayetlerini anımsatan Erdoğan’ın, “Gerektiği yerde arkadaşlar çıksın konuşsun. Herkes derdini anlatsın. Yasa çıkmıyorsa ya da görüşmeler uzarsa uzasın. Arkadaşlara konuşma imkanı verin” dediği aktarıldı.

Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan, “Erdoğan’dan ilginç mesajlar…” yazısında AK Parti’deki son gelişmeleri aktardı. Babacan’ın yazısından öne çıkan bölümler şöyle:

Seçim sonuçlarından oldukça etkilenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Marmaris tatilinin ardından düzenlediği toplantılarda, yapılan hatalara ilişkin değerlendirmelerde bulunmaya devam etti. Erdoğan’ın seçim sonuçlarını, “Biriken sorunların su yüzüne çıkması” olarak nitelendirdiği öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre Erdoğan son MYK toplantısı dahil, parti kurmaylarıyla yaptığı görüşmelerde, AKP’nin oy kaybı ve vatandaşın tepki gösterdiği uygulamalarla ilgili saptamalarda bulunuyor. Erdoğan’ın son günlerde art arda yaptığı görüşmelerdeki değerlendirmeleri özetle şöyle:

“Şu anda, seçim sonuçlarına ilişkin tartışmalar yapılıyor. Değişim beklentileri var. Ama bir değişim yapacaksak, bizim belirlediğimiz koşullarda ve takvimde olacak. Birilerinin yönlendirmesine göre hareket etmeyeceğiz.

Aramıza fitne ve fesat sokmak isteyenlere karşı uyanık olacağız. Hepimiz bu davanın mensuplarıyız. Medya üzerinden konuşup, birbirimizi suçlar nitelikte davranmayın. Seçim sonuçları bir anlamda, biriken problemlerin gün yüzüne çıkmasıdır.

“Cumhur İttifakında hiçbir sorun yok”

O nedenle ‘teşhis, tedavinin yarısıdır’ diyerek tespitlerimizi buna göre yapmalıyız. Son günlerde sanki Cumhur İttifakı içinde bir problem varmış gibi algı oluşturuluyor. Cumhur İttifakında hiçbir sorun yok. Bahçeli ile görüşmede de bunu bir kez daha teyit ettik.

Bu dava ve partimizin geleceği ben dahil hepimizin geleceğinden daha önemlidir. Hiçbirimiz kendi geleceğimizi partinin geleceğinin önünde tutamayız. Milletin beklentileri neyse ona göre hareket edeceğiz.”

Erdoğan’ın, Meclis çalışmaları ve milletvekillerinin yeterince etkin olmadığına ilişkin uyarılarda bulunduğu belirtildi.

Grup yönetiminin, yasa görüşmeleri uzayacağı gerekçesiyle AKP milletvekillerinin konuşmasına izin vermediği şikayetlerini anımsatan Erdoğan’ın, “Gerektiği yerde arkadaşlar çıksın konuşsun. Herkes derdini anlatsın. Yasa çıkmıyorsa ya da görüşmeler uzarsa uzasın. Arkadaşlara konuşma imkanı verin” dediği aktarıldı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Yumuşama’ Mesajı: Türkiye’nin Buna İhtiyacı Var

Erdoğan, CHP Lideri Özgür Özel ile görüşmesine ilişkin, “Özgür Bey şu an CHP’de genel başkan oldu. Genel Başkan olduktan sonra böyle bir ziyareti kendisinin gerçekleştirmiş olması iktidar ve ana muhalefet arasında olumlu bir gelişme” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bundan önceki süreçlerde bu tür adımlar atılmıyordu. Bu adımın atılmasıyla siyasetin ülkemizde çok daha yumuşama dönemine girdiğini görüyoruz. Ben de Özgür Bey’e ilk fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. İlk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmesine ilişkin, “Özgür Bey şu an CHP’de genel başkan oldu. Genel Başkan olduktan sonra böyle bir ziyareti kendisinin gerçekleştirmiş olması iktidar ve ana muhalefet arasında olumlu bir gelişme” dedi ve ekledi:

“Bundan önceki süreçlerde bu tür adımlar atılmıyordu. Bu adımın atılmasıyla siyasetin ülkemizde çok daha yumuşama dönemine girdiğini görüyoruz. Ben de Özgür Bey’e ilk fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. İlk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum.”

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başlamasından 210 gün sonra ticaretin tamamen durdurulmasını da değerlendiren Erdoğan, “İsrail-Filistin arasındaki gelişmelerin kabul edilebilir bir yanı yok. İsrail 45 bin Filistinliyi acımasızca öldürdü. Bir Müslüman olarak bizim seyirci kalmamız düşünülemez. Atılacak adımlar nelerdir, yaptık. Ülkemizde de maalesef siyasetin acımasız yüzü olan bazı partiler bunu acımasızca kullandı” dedi ve ekledi:

“Bizim İsrail ile ilişkimizin onların düşündüğünün dışındaymış gibi ifadeler kullandılar. Biz de acele etmeden süreci değerlendirelim istedik. Bu adımı attık. İsrail bizim bu yaklaşımlarımıza, Netanyahu ile ABD’de yaptığım görüşmeyi durup dururken yapmadım. Ama Netanyahu acımasız.

Bu acımasızlığını da bu çocuklara, kadınlara, yaşlılara karşı gösterdi. Tüm batı İsrail’e çalışıyor. Başta ABD olmak üzere, İsrail’e çalışıyorlar. İmkanlar seferber edilerek ne yazık ki Filistin’in fakir, yoksul insanları İsrail’in bombaları karşısında ölüme mahkum edildiler. Bunun karşısında daha sabredemezdik, adımlarımızı attık. 9,5 milyar dolarlık ticaret hacmi vardı. Bunu yok farz ederek bu kapıyı kapattık.”

CHP Lideri Özel’den ziyaret ilişkin açıklama

Öte yandan DEM Parti ziyareti sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’la görüşmesindeki ‘boş koltuk’ ile ilgili bir soruya şu yanıtı verdi: “Krizleri yeniden konuşmak anlamlı değil. Orada ortaya çıkan tablo ve aramızdaki görüşmeden sonra sayın Erdoğan’ın CHP’ye bir ziyaret yapma talebini iletmesi ile birlikte olabilecek en iyi şekilde çözülmüş oldu. Artık dönüp bir değerlendirmeyi doğru bulmam.”

Erdoğan’la görüşmesi hakkında bilge veren Özel, “Biz kamuoyunun gündeminde ne varsa hepsini sayın Erdoğan’la görüşme imkanı bulduk. Kendisi dinledi, heyetinde bulunan arkadaşlar not aldılar. Biz de sayın Erdoğan’ın değerlendirmelerini dinledik. Dünkü toplantının Türkiye demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu düşünüyorum.”

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın görüşmede yer almasının kimin tarafından önerildiği sorulması üzerine Özel, şunları söyledi: “Ben, sayın Cumhurbaşkanı’nı ziyaret etmeden önce seçilmiş son tarafsız Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e bir ziyarette bulundum. Ziyaretimde bir cumhurbaşkanı ile görüşmeden önce kendisinin önerilerini almak ve bazı sorularıma yardım istemek üzerineydi.

Kendisinin uyarısı şöyle oldu; Cumhurbaşkanı’nın özel kaleminin ve protokol müdürlüğünün bir büyükelçi olduğunu, onun için benim de partide bulunan bir büyükelçiyi görevlendirmek suretiyle bu protokol akışını, randevulaşmayı ve devamını büyükelçinin götürmesinin doğru olacağını ifade ettiler. Ben de partimizde görev yapan İstanbul Milletvekilimiz Namık Tan’ı görevlendirdim.”

Görüşmede Erdoğan’a “Deprem Bakanlığı önerisinde bulunup bulunmadığı” sorulan Özel, şu cevabı verdi: “Deprem üzerine, ismi doğrudan Deprem Bakanlığı olarak konur mu yoksa Doğal Afetlerle Mücadele ve Depreme Hazırlık Bakanlığı mı olur bilmiyorum ama bir bakanlık kurulmasını önerdim. Dahasını önerdim.

Meclis’te grubu bulunan bütün siyasi partilerden birer bakan yardımcısı talep etmesi durumunda ben partimden bir bakan yardımcısını görevlendireceğimi ve deprem meselesini siyaset üstü bir şekilde ele almanın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundum. Sayın Cumhurbaşkanı dikkatle takip etti, not aldı ve not aldırdı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın nasıl bir adım atacağını bilmiyorum.”

Paylaşın