AK Parti’de “Vergi Paketi” Kavgası: Mehmet Şimşek’i Zora Sokup…

Radikal düzenlemelerinin yer aldığı 104 sayfalık son vergi paketinin, AK Parti içindeki gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olabileceği ifade ediliyor.

Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor.

Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor

10haber yazarı ve ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mayıs ayında yapılan 104 sayfalık vergi paketini basına sızdıranların Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten memnun olmayan ve yıpratmaya çalışan AKP’li isimler olduğunu yazdı.

Sağlam, bugünkü “Vergi paketinin tamamı sızdı, sebebi AKP içindeki kavga” başlıklı yazısında, “Radikal vergi düzenlemelerinin yer aldığı son vergi paketinin, AKP içinde gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor” ifadelerini kullandı.

Erdal Sağlam “Sızmanın doğrudan bu AKP’liler tarafından, ya da onların 104 sayfalık sunumu gönderdiği bazı iş insanlarının kanalıyla olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor. Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor” ifadelerine yer verdi.

“Bakan Şimşek’i zora sokup”

Erdal Sağlam, “Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor” diye yazdı.

Taslakta bazı maddelerin değiştirilmesine kesin gözüyle bakıldığını belirten Sağlam, “Öğrendiğimiz kadarıyla taslakta yurt dışına çıkış harcı olarak 3 bin TL alınmasının önerildiği, ancak tartışmalar sonucunda bunun 1500 liraya inmesinin kararlaştırıldığını biliyoruz. Bunun gibi başka tartışmalı maddeler de taslakta yer alıyor. Bunun içinde bahşişlerden vergi alınması, kuryelerin vergi kapsamına alınması gibi maddeler bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: Partide Köklü Değişiklikler Kapıda

31 Mart’ta yapılan seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de yönetim kongreye kadar teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefliyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Yerel seçimlerde beklediği sonucu alamayan AK Parti’de teşkilatlardan başlayan değişim süreci önümüzdeki günlerde hız kazanacak. AK Parti yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile kongre takvimi ile ilgili alternatifli formüller hazırlamıştı.

Kongrenin 2025 yılı içinde yapılmasının daha doğru olacağı sonucuna varılmış, ancak bu süre içinde il ve ilçe başkanlarından başlayarak değişim sürecinin başlatılması kararlaştırılmıştı. Erdoğan, yerel seçimlerden sonra katıldığı parti toplantılarında ‘Bayrak değişimine’ gidileceğini açıklamasında rağmen, şu ana kadar parti üst yönetimine ilişkin herhangi bir adım atmadı.

Türkiye Gazetesi‘nde yer alan habere göre Erdoğan’ın, parti üst yönetimi yerine değişim sürecini teşkilatlardan başlatılması görüşünde olduğu belirtiliyor. Bu kapsamda, bayramdan önce genel merkezin talimatı ile Rize, Adıyaman ve Batman il başkanları istifa etmişti.

Önümüzdeki günlerde hız kazanacak değişim sürecinin teşkilatlardan başlanmasına parti içinde itiraz edenler de bulunuyor. Ancak il ve ilçe bazında değerlendirmeleri tamamlama aşamasına gelen AK Parti yönetimi, değişimin tabandan tavana doğru ilerlemesinin teşkilatları canlı tutacağı görüşünde.

Erdoğan’ın, ‘Seçmenden geçer not alamayan bizim takdirimize de mazhar olamaz’ şeklindeki açıklamasını hatırlatan AK Parti kurmayları, özellikle seçim kaybedilen illerde kapsamlı bir değişimin kapıda olduğunu kaydetti.

Edinilen bilgilere göre kongreye kadar, teşkilatlardaki yenilenme sürecini tamamlamayı hedefleyen AK Parti yönetimi, istifa ettirilecek il ve ilçe başkanlarının yerlerine atanacak isimler için de detaylı bir çalışma yapıyor. Erdoğan’ın da teşkilatlara getirilecek yeni isimler hakkında ‘güvendiği isimlerle ve fikrine önem verdiği yakın dostları’ ile bizzat değerlendirme yaptığı ifade ediliyor.

Paylaşın

AK Parti’de Yeni Seçmen Kitlesine “Ulaşılamadığı” Eleştirileri

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de, yıllar içerisinde değişim gösteren yeni seçmen kitlesine “ulaşılamadığı” eleştirileri yapılıyor.

Partide “Genç seçmenin tercihinin genellikle CHP’den yana olduğu” değerlendirmesi yapılırken, “Partinin yeni ve genç seçmenlerin de birinci tercihi olması için artık yeni şeyler de söylemek lazım. Gençlere yönelik yeni atılımlar, onların isteklerine kulak veren ve bu istekleri yerine getiren bir anlayışla hareket edilmeli” görüşleri dile getiriliyor.

31 Mart yerel seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinde seçim yenilgisinin nedenleriyle ilgili detaylı çalışmaların yapılması talimatını vermişti. Erdoğan’ın talimatları sonrası seçim yenilgisini masaya yatıran AK Parti’de, partiye yönelik özeleştiriler de ön plana çıkmaya başladı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; AK Parti’de, seçim yenilgisinin en başlı nedenlerinden birinin Türkiye’deki artan enflasyon ve ekonomi yönetimi olduğuna dikkat çekiliyor. Ancak AK Parti’de, en önemli nedenlerden birinin ekonomi olmasına karşın en az ekonomi kadar önemli nedenlerden bir diğerinin ise “sorunların görülememesi” olduğuna da dikkat çekiliyor.

Bu nedenle sorunları yerinde tespit edebilmek ve çözüm önerileri belirleyebilmek için TBMM’nin yaz tatiline girmesinin ardından gerek parti yöneticilerinin gerekse milletvekillerinin “oy kayıplarının en yüksek olduğu il ve ilçelerde bire bir iletişime geçerek, yurttaşların söylemlerine ve isteklerine kulak verecekleri” kaydedilirken, AK Parti’nin 2028 yılına giden süreçte de “icraatın içinden” stratejisini yürüteceğine işaret ediliyor.

Sorunların yerinde tespit edilmesinin ardından AK Parti’nin o sorunların çözümüne yönelik icraatlara yöneleceği, bu süreçte partinin bugüne değin yaptıkları ve bundan sonra atacakları adımlar konusunda bizzat parti yöneticileri, milletvekillerinin kamuoyunu bilgilendireceği de ifade ediliyor.

“Gençlere yönelik yeni atılımlar…”

AK Parti’de, yıllar içerisinde değişim gösteren yeni seçmen kitlesine “ulaşılamadığı” eleştirileri de yapılıyor. “Genç seçmenin tercihinin genellikle CHP’den yana olduğu” değerlendirmesi yapılırken, “31 Mart yerel seçimleri gösterdi ki yeni seçmen kitlesine ulaşmakta zorluk yaşıyoruz.

Burada bir yanlış var ve bu yanlış, gazetecilerin ekranlarda partimizi anlatmasıyla düzelmiyor aksine yurttaşlarda partiye güveni azaltıyor. Bu güvenin yeniden tesis edilmesi gerekiyor. Partinin yeni ve genç seçmenlerin de birinci tercihi olması için artık yeni şeyler de söylemek lazım. Gençlere yönelik yeni atılımlar, onların isteklerine kulak veren ve bu istekleri yerine getiren bir anlayışla hareket edilmeli.

Ancak tüm bunları yapabilmek için de genç ve yeni seçmenle de parti üyelerinin bire bir buluşması, oturup onların geleceğe ve ülke yönetimine dair fikirlerinin dinlenmesi elzem. Bu nedenle sahayı boş bırakmayacağız. Gerekirse kapıları tek tek çalacağız. Bu süreç devamlılık arz edecek” görüşleri dile getiriliyor.

Paylaşın

İktidar, Kamu Mallarını Yok Pahasına Satmaya Devam Ediyor

Kamu varlıkları yok pahasına elden çıkarılıyor. AK Parti iktidarı ile geçilen 2002-2024 döneminde toplam 21 milyar 827 milyon 534 bin liralık kamu taşınmazı satıldı.

AK Parti döneminde kamu taşınmazları satışından elde edilen toplam gelir, 1986-2001 döneminde elde edilen 43 milyon 304 bin liralık geliri 504’e katladı. 1986-2024 döneminde elde edilen kamu taşınmazı satışı gelirinin yüzde 99,7’sini AK Parti döneminde elde edilen gelir oluşturdu.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; AK Parti iktidarında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük emeklerle elde edilenler de dahil olmak üzere çok sayıda kamu varlığı yok pahasına elden çıkarıldı. Çok sayıda kamu kurumu, özelleştirmeye kurban edilirken kamu kurumları kiracı durumuna düşürüldü.

Kamu taşınmazları satışından elde edilen gelirin yıllara göre dağılımı da iktidarın kamu varlıklarına yönelik hoyrat tutumunu gözler önüne serdi. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından Haziran 2024’e kadar gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, 20 milyar TL’yi aştı.

AK Parti iktidarı ile geçilen 2002-2024 döneminde toplam 21 milyar 827 milyon 534 bin TL’lik kamu taşınmazı satıldı. AK Parti döneminde kamu taşınmazları satışından elde edilen toplam gelir, 1986-2001 döneminde elde edilen 43 milyon 304 bin TL’lik geliri 504’e katladı. 1986-2024 döneminde elde edilen kamu taşınmazı satışı gelirinin yüzde 99,7’sini AK Parti döneminde elde edilen gelir oluşturdu.

Kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, yıllara göre şöyle sıralandı:

2004: 41 milyon 122 bin TL
2008: 8 milyon 139 bin TL
2012: 564 milyon 645 bin TL
2016: 615 milyon 324 bin TL
2020: 144 milyon 592 bin TL

İktidar, kamu varlıklarını satmayı bu yıl da sürdürdü. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre, 2024 yılının ocak-mayıs döneminde gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından 596 milyon 175 bin TL para toplandı.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 2024-2028 dönemine yönelik yol haritası, saldırgan özelleştirme politikasının hız kesmeden devam edeceğini ortaya koyuyor. 2024 yılı içinde 10 kamu kuruluşunu daha özelleştirme kapsamına almaya hazırlanan AK Parti, özelleştirmelerden 25 milyar TL’lik satış elde etmeyi planlıyor.

2025 yılında 205, 2026 yılında ise 210 özelleştirme ihalesi yapılması hedefleniyor. 2025 için özelleştirme gelir tutarı 30 milyar TL, 2026 yılı için ise 35 milyar TL olarak tahmin ediliyor.

Paylaşın

Kulis: Erdoğan, Muhalefete ‘Kapıları Kapatmayacak’

Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmasıyla birlikte siyasetteki “normalleşme” sürecinin devamını sağlayacağı ve böylece “toplumun her kesimine ulaşmak ve AKP’nin kurulduğu ilk yıllarda olduğu gibi partiyi tüm kesimlere hitap eden bir konuma yükseltmek istediği” belirtiliyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte de muhalefet cephesine “kapıları kapatmayacağı” söyleniyor. AKP’nin, 2028 stratejilerinden birinin de “toplumsal uzlaşı ve siyasetteki gerginliğin azaltılması, gerginliğin azalmasıyla birlikte yeniden AKP’ye güveni artırmak” olduğuna da vurgu yapılıyor.

AKP’nin ilk kez ikinci parti konumuna gerilemesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefet ile başlattığı “normalleşme” adımları “erken seçim” tartışmalarını beraberinde getirirken, Erdoğan’ın “AKP’de ve hükümette revizyon sürecini başlatmadan ve belli bir düzene oturtmadan” olası bir erken seçime asla sıcak bakmayacağı kaydediliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP teşkilatları ile bayramlaşmasında bir kez daha dört yıllık seçimsiz döneme işaret ederek, “erken seçim” tartışmalarının önüne set çekti.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun edindiği bilgiye göre, Erdoğan’ın, “ekonomide ve yurttaşların alım gücünde iyileşme olmadan herhangi bir erken seçim kararına sıcak bakmayacağına” vurgu yapılıyor. Erdoğan’ın seçimsiz dört yılda hükümet olarak daha çok revizyona ağırlık vereceği ve kalkınma politikalarına öncelik vereceği de ifade ediliyor. Bakanlara yeni yatırımlar ve projeler için talimat vereceği de konuşuluyor.

Erdoğan’ın, dört yıl içinde hem ekonomide iyileşme hedeflerken, hem de partiye yeni siyaset ve söylem üretebilen, kamuoyunun seveceği ve güveneceği yeni isimleri kazandırmak istediğine işaret ediliyor.

Yerel seçimler sonrasında Erdoğan “partide değişim” mesajı vermiş ancak beklenen “değişimin” 2025 yılında olması planlanan olağan kurultayda gerçekleşeceği kamuoyuna yansımıştı. Partide “vizyoner yeni isimler” için çalışmaların başladığı konuşulurken Erdoğan’ın, 2028 yılı seçim sürecinde de Türkiye üzerindeki iç ve dış tehditlere dikkat çekeceği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “Türkiye’ye yeni bir anayasa kazandırmadan ülkeyi seçime götürmek istemeyeceği” de ifade ediliyor. Ancak Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmasıyla birlikte siyasetteki “normalleşme” sürecinin de devamını sağlayacağı ve böylece “toplumun her kesimine ulaşmak ve AKP’nin kurulduğu ilk yıllarda olduğu gibi partiyi tüm kesimlere hitap eden bir konuma yükseltmek istediği” belirtiliyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte de muhalefet cephesine “kapıları kapatmayacağı” söyleniyor. AKP’nin, 2028 stratejilerinden birinin de “toplumsal uzlaşı ve siyasetteki gerginliğin azaltılması, gerginliğin azalmasıyla birlikte yeniden AKP’ye güveni artırmak” olduğuna da vurgu yapılıyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Özel’e “Suç Ortağı” Tepkisi: Hazmedemedi

CHP Lideri Özgür Özel’in ‘suç ortağı’ ifadesine tepki gösteren Erdoğan, “Biz iadeiziyareti yapmak suretiyle siyasete bir yumuşama, bir kibarlık getirelim dedik. Ama bu kibarlıktan anlamayanlar İstanbul’da basın toplantısı yaptılar ve orada belli ki birilerinin etkisi altında kaldılar” dedi ve ekledi:

“Demek ki bazı yerlerden onay aldılar. Bunlar tabii doğru şeyler değil, güzel şeyler değil. Sürece katkı sağlayan şeyler değil. Yani bu, yumuşama değildir. Siyasete yeni bir başlangıç getirme değildir. Bizim iadeiziyaretimizi demek ki hazmedemediler. Eğer bu iade,ziyaretimizi CHP’nin başındaki arkadaş hazmedebilseydi, bu tür bir açıklamayı yapmaya gerek duymazdı.

Böyle bir açıklama karşısında ben Cumhurbaşkanı olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin başkanı olarak, buna cevap vermeyi dahi yanlış bulurum. Ama onlar ne yaparsa yapsın. Biz Cumhur İttifakı olarak aynı duruşumuzu, aynı dayanışmamızı devam ettireceğiz. Şunu da söyleyeyim, Cumhur İttifakı bir altılı masa değildir. Altılı masanın içinde yer alanlar, bildiklerini okusunlar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İspanya ve İtalya ziyaretleri dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamada bulundu ve soruları yanıtladı. Birgün’ün aktardığına göre; Erdoğan’a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze ile ilgili aldığı ateşkes kararının hayata geçirilebilmesi, uygulanabilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Kısa zaman içerisinde bir ateşkes sağlanabilecek mi? Bir de Filistin devletinin tanıması konusunda yeni bir ivme başladı mı? Bu ivme bir sonuç verir mi sizce? İhtimali nasıl görüyorsunuz?

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bugüne kadar attığı adımlara dikkat ederseniz Amerika Birleşik Devletleri her zaman kesişim noktası olmuştur. Burada da büyük ihtimalle yine öyle olacak. Aslında bizim “dünya beşten büyüktür” tezimizin işaret ettiği nokta da burası. Çünkü İsrail aleyhinde alınması gereken kararlar söz konusu olduğunda Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni bloke ediyor. Şu anda alınan ateşkes kararında da benim endişem yine bir şekilde Konsey’i bloke edeceği şeklinde. Fakat öyle de olsa, böyle de olsa, bizim için en önemli adım Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden öte, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan kararlardır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan olumlu kararlarda 150’ye yakın ülke ne yaptı? Bizim düşündüğümüz gibi düşündüler ve Filistin’in yanında yer aldılar. Bunları daha ileri taşımamız lazım. Bunu başardığımız takdirde bu yaklaşım zaman içerisinde inşallah Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni de belli bir noktaya çekecektir. Aslında mevcut durum Birleşmiş Milletler için de bir fırsattır. BM yapılanması başta İsrail olmak üzere bazı hukuk tanımaz ülkelerin yerle yeksan ettiği itibarını yeniden kazanmak istiyorsa, bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi gerekir.

İsrail’in durdurulması sadece Gazze’de huzuru sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda BM sistemine, uluslararası hukuka, insan haklarına karşı gerçekleştirilen İsrail saldırılarını da bastıracak. Bu sorumluluk öncelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin omuzlarındadır. Birleşmiş Milletler’in sonunun Milletler Cemiyeti gibi olmasını istemiyorsak, bunu sağlamak mecburiyetindeyiz. Her zaman söylediğimiz gibi, bölgede nihai barışın yolu iki devletli çözümden geçer. Bu formül beraberinde kalıcı çözümü getirir. Güvenlik Konseyi üyelerinin Filistin’i devlet olarak tanıması bölgede iklimi değiştirebilir.

ABD Başkanı Joe Biden’in bizzat açıkladığı üç aşamalı bir ateşkes planı var. Fakat daha öncesinde de İsrail’in bu ateşkes çabalarını defalarca sabote ettiğini biliyoruz. Mesela Joe Biden yine Ramazan ayı öncesi bir ateşkes olacağını açıklamıştı ama olmamıştı. İsrail buna uymamıştı. Bu defa ümit var olmak için bu zemini müsait görüyor musunuz? Yani bu defa Joe Biden’in bizzat açıkladığı bu üç aşamalı ateşkes planına İsrail uyar mı sizce? Ümitli misiniz?

Kabataslak baktığımız zaman bu açıklamadan memnuniyet duyuyoruz. Ama bu BMGK’nın beş daimi üyesini Filistin’in yanına çekmeye yetmiyor. Buraya özellikle bakmamız lazım. Ben, inanıyorum ki, Amerika Birleşik Devletleri de İsrail’in artan şımarıklığından rahatsız. Bu rahatsızlığı Amerikan yönetimi açık açık dile getirmese de Amerikan üniversitelerinden, sokaklarından, öğrencilerinden, rektörlerden yükselen sesler, burada artık belli bir dönüşümün başladığını gösteriyor. Bu da İsrail’i ciddi manada rahatsız ediyor. Artık şundan herkes emin ki bu kervan böyle yürümez. İnşallah Amerika’da yaklaşan son seçimlerle birlikte hava çok daha farklı gelişebilir.

Biden’in bu açıklamasından sonra bizim yaptığımız açıklamalar var. Dünyada birçok ülkenin bu konuda yaptığı açıklamalar var. İnşallah isabetli adımları hep beraber atarız ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden bu konuyla ilgili çıkacak kararlar bundan böyle çok daha farklı istikamette gelişir. Sayın Biden’dan bu planın bir seçim yatırımı değil, gerçekten ve samimi olarak Filistin’deki katliamları sonlandırmak için atılmış bir adım olduğunu ispat etmesi doğal olarak beklenir. Güvenlik Konseyi kararı bir adımdır, ancak yeterli değildir. Kağıt üstündeki bir çok kararın İsrail tarafından nasıl yok sayıldığını hepimiz biliyoruz. Sayın Biden da artık bir samimiyet testinden geçmektedir.

Doğu ve Kuzey Suriye’deki seçimler

Suriye’de terör örgütünün yapmaya çalıştığı sözde seçim Türkiye’nin kararı ve tutumu sonrasında ertelendi ama iptal edilmedi ve yeniden deneme ihtimalleri bulunuyor. Eğer yeniden bu seçimi yapmaya çalışırlarsa Türkiye’nin tavrı ne olur?

Ortada seçim falan yok, öncelikle bunu belirtelim. Ortada terör örgütünü meşrulaştırma ve bölgede bir teröristan kurmak için tertiplenmiş bir oyun var. Biz oyun bozma konusunda ne kadar mahir olduğumuzu bundan önceki süreçlerde net bir şekilde gösterdik. Tabii burada Suriye yönetimi de kesinlikle onlara bu noktada rahat adım atma veya hareket etme müsaadesini vermeyecektir, vermez. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Moskova’daydı. Moskova’da Sayın Putin’le bu konuları etraflıca görüştüler. Rusya Dışişleri Bakanı Sayın Lavrov’la görüşmeleri oldu. Suriye’de PKK terör örgütünün ve diğerlerinin rahat hareket etme imkanı inşallah olmayacaktır. Böyle bir durum olduğu anda zaten biz de ilgili birimlerimizi gerekli şekilde seferber ederiz. Burnumuzun dibinde bir teröristan kurdurmayız. Bunun için gereken ne ise yapmaktan da asla ve asla imtina etmeyiz.

Eurofighter savaş uçakları

Bu ziyaretinizde Eurofighter meselesi gündeme geldi mi? Almanya’nın bir blokajı var, bunu aşmak mümkün olacak mı?

Bu konuyu Sayın Sanchez’le görüştük. İspanya’nın biliyorsunuz eğitim uçakları önemli. Bu eğitim uçaklarından bize verebilme şansları veya kabiliyetleri var. Ama Almanya’yla temas noktasında bu konuda bize yardımcı olma durumunu kendilerine söyledim. Eurofighter’la ilgili böyle bir görüşme yapabileceğini ifade etti. Ama hepsinden öte bizim için şu anda Eurofighter önemli. Bu konuda Almanya’da artık yumuşadı. İlgili bakanlarımız muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yapıyorlar, yapacaklar.

Bizim temel yaklaşımımız bellidir: ihtiyaçlarımızı öncelikle NATO müttefiklerimizden karşılamak isteriz. Fakat sürecin sonunda olumsuz bir sonuç elde edilirse alternatifsiz de değiliz. KAAN’ımız artık kanatlandı. İlerleyen dönemlerde seri üretimin başlaması ve envantere giriş sürecinin tamamlanması sonrası bu konuda sıkıntımız da kalmayacak. Bir dönem benzer süreci insansız hava araçlarında da yaşamıştık. O zaman da müttefiklerimizden bunları alamamıştık. Sonra ne oldu, insansız hava araçlarımızı en yüksek kalitede ürettik. Şimdi birçok ülke bunları alabilmek için Türkiye’nin kapısını çalar hale geldi.

Avrupa Parlamentosu seçimleri

Konuşmanızın başında Avrupa Parlamentosu seçimlerine değindiniz. Avrupa’da aşırı sağ ve ırkçı partilerin yükselişini birkaç yıldır gözlemliyoruz. Son olarak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde birçok ülkede sandıkta ciddi bir güç elde ettiler. Bu durum Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerini nasıl etkileyecek, Türkiye oluşan bu yeni durumla ilgili yeni bir strateji belirleyecek mi?

Şu anda özellikle bizim Avrupa Birliği üyesi ülkelerle atacağımız adımlarda ibre bizden yana dersem abartmış olmam. Bu konuyla ilgili olarak da şu anda Avrupa Birliği’nden Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılan partilerin çoğu Türkiye’nin ne denli haklı olduğunu kabul ediyor. Mesela onlardan biri İspanya Başbakanı Sanchez. Türkiye’nin duruşunu takdirle karşıladığını bizlere ifade etti. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da bu noktada olumlu duruş sergiliyor. O da Türkiye’ye bakışı lehte olanlardan. Biz işimize bakacağız. Bu süreçte Türkiye’nin gerek Almanya’da gerek İngiltere’de gerek Fransa’da yakaladığı şanslar var. Biz bu şanslarımızı da güçlü durarak denemeye devam edeceğiz. Bizler uzun zamandan beri, yaklaşan tehlikeyi işaret ediyorduk. Özellikle Avrupa’da yükselen ırkçılığın bir tehlike olduğunu, buna imkan verilmemesi gerektiğini muhataplarımıza anlattık.

Sokaklarını, meydanlarını insanların kutsallarına hakarete, yabancı karşıtlığına açan, onların sırtlarını işlerine geldiği için sıvazlayan ülkeler, şimdi görmezden geldikleri gerçekle yüzleşti. Sık sık söylediğimiz bumerang etkisi işte tam olarak budur. Avrupa’nın “zararın neresinden dönersek kardır” anlayışıyla hareket etmesi ve gerçekçi tedbirleri hayata geçirmesi elzemdir. Yoksa bu ateş herkesi yakacak boyuta ulaşır. Terör konusunda da benzer bir tehlike söz konusudur. Testi kırılmadan Avrupa’ya çağrımızı tekrarlıyorum. Gelin terörün her türlüsü ile ayrım gözetmeksizin mücadele edelim. Gelin terör belasını birlikte gündemimizden nihai biçimde çıkartalım.

Devlet Bahçeli’nin açıklamaları

Biz yola çıktığımızda MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin önemli bazı açıklamaları oldu Sayın Cumhurbaşkanım. Biz de bunu uçaktan takip ettik. Bazı ifadelerini sizinle paylaşmak istiyorum ve bu konuyla ilgili değerlendirmelerinizi rica edeceğim efendim. Siyasette normalleşme arayışlarını temel aldığı açıklamasında Sayın Bahçeli şu ifadeleri kullandı; “Siyasi partiler arasında normalleşme ve yumuşama arayışlarının temel alınarak çok bilinmeyen ve yeni bir denklemin kurulmak istendiği gözlemlenmektedir. Bu kapsamda siparişi yapılan normalleşme ve yumuşama atmosferinin sürdürülebilir hale gelmesinin önünde şayet MHP bariyer olarak telakki ve tarif ediliyorsa, bu konuda da geniş bir ittifak husule gelmişse, bize düşen sorumluluk ülkemiz ve milletimiz uğruna her türlü fedakarlığı göze almak, gereğini ise gönül huzuruyla yapmaktır.” dedi daha sonra AK Parti içindeki gayri memnun kesimden bahsetti. “Eğer devamlı suyu bulandıranlar dikkate alınırsa AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği MHP’nin samimi dileği ve temennisidir.” diye devam etti sonra da dedi ki, “Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı görüşmeler, kurduğu ilişkiler, icra ettiği ikili temaslarını saygı karşılıyor, zatı devletlerine daha da rahatlatmak için bir kez daha feragatle hareket edip karşılıksız inisiyatif alıyor ve bu tercihi aziz milletimizle paylaşıyoruz.” Sayın Cumhurbaşkanım bu açıklamaları cümleleri nasıl değerlendirdiniz efendim?

Sayın Devlet Bey’in yapmış olduğu açıklama bir devlet adamı yaklaşımıyla, sakin, herhangi bir tartışmaya fırsat vermeden yapılmıştır. Konuyu bu şekilde kapatmış olması, bence gayet isabetlidir. Bizler Cumhur İttifakı olarak asla duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz. Parti sözcümüz Ömer Çelik Bey zaten gereken açıklamaları detaylıca yaptı. Bu açıklamalarda da dikkat ederseniz tahrik ve dalaşma yoktur. Sadece net bir duruş vardır. Cumhur İttifakı’nın bir tarafı olarak partimizin duruşunu belirtmesi bakımından Ömer Bey’in açıklaması isabetli olmuştur.

Diğer taraftan CHP’den yapılan bazı açıklamalar oldu. Biz iadeiziyareti yapmak suretiyle siyasete bir yumuşama, bir kibarlık getirelim dedik. Ama bu kibarlıktan anlamayanlar İstanbul’da basın toplantısı yaptılar ve orada belli ki birilerinin etkisi altında kaldılar. Demek ki bazı yerlerden onay aldılar. Bunlar tabii doğru şeyler değil, güzel şeyler değil. Sürece katkı sağlayan şeyler değil. Yani bu, yumuşama değildir.

Siyasete yeni bir başlangıç getirme değildir. Bizim iadeiziyaretimizi demek ki hazmedemediler. Eğer bu iade,ziyaretimizi CHP’nin başındaki arkadaş hazmedebilseydi, bu tür bir açıklamayı yapmaya gerek duymazdı. Böyle bir açıklama karşısında ben Cumhurbaşkanı olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin başkanı olarak, buna cevap vermeyi dahi yanlış bulurum. Ama onlar ne yaparsa yapsın. Biz Cumhur İttifakı olarak aynı duruşumuzu, aynı dayanışmamızı devam ettireceğiz. Şunu da söyleyeyim, Cumhur İttifakı bir altılı masa değildir. Altılı masanın içinde yer alanlar, bildiklerini okusunlar.

Yeni Anayasa

Sayın Cumhurbaşkanım gündemdeki önemli konulardan bir tanesi de yeni anayasa. Özgür Özel’le görüşmenizde de bu gündeme geldi. Türkiye artık çağdaş ve sivil bir yeni anayasa yapabilecek mi? Neler düşünüyorsunuz?

Türkiye bu yeni dönemde yeni anayasayı gündemine almak suretiyle bir adım atabilir. Bizim bu ziyaretleri yapmamızın altında yatan gerçek de “her ne kadar ters görünse de CHP ile de böyle bir anayasa yapma başlığı altında buluşabilir miyiz?” arayışıydı. Teklifimizi yaptık. Onlardan “niye olmasın” noktasına gelen bir yaklaşım gördüm. Fakat iki gün sonra ortaya maalesef arzu etmediğimiz bir yaklaşım çıkınca bu durum da bizi üzmedi değil. Türkiye’nin artık darbe anayasası ayıbından kurtulması gerekiyor.

Bu, siyaset kurumunun ve Meclisin millete karşı asli görevidir. Hiçbir siyasi parti bu yükümlülükten kaçamaz. Gerek Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un girişimleri, gerek bizim temaslarımız, artık yeni anayasa için adım atmanın zamanının geldiğini ortaya koymuştur. Mevcut anayasada birtakım değişiklikler yapılmış olması, darbe ruhunun anayasamızdan silindiği anlamına gelmiyor. Kaldı ki 1982 yılından bu yana dünya değişti, Türkiye gelişti ve yeni ihtiyaçlar ortaya çıktı. Milletin ihtiyaçlarına tam hizmet eden ideal anayasa bu millete siyasetin borcudur.

Enflasyon

Enflasyonla ilgili uygulanan politikalarda hedefe doğru yaklaşıldığı görülüyor. Tam olarak rahatlama için hedef nedir Sayın Cumhurbaşkanım?

Yılın son çeyreğini bekleyeceğiz. Yılın son çeyreğinde inşallah bunlar tam manasıyla görünecek. Şu anda işi sıkı tutuyoruz. Ama bütün mesele yine geliyor, faiz olayına dayanıyor. İnşallah faizde atacağımız adımlarla enflasyonu son çeyrekte çok daha olumlu bir konuma taşımış olacağız. Nitekim ekonomide dengelenmeye yönelik politikalar meyvelerini veriyor. Cari işlemler açığı önemli ölçüde azaldı.

Mayıs itibarıyla yıllık ihracatımız 260 milyar doları aştı. İthalatımızdaki düşüş aynı şekilde sürüyor. Merkez Bankası rezervlerimiz 146,2 milyar dolarla tarihimizin en yüksek seviyesine çıktı. Rezervlerdeki artış devam edecek. Hayat pahalılığını tetikleyen sebeplerden olan fahiş fiyat artışları ve fırsatçılıkla mücadelemizden de taviz vermiyoruz. Milletin aşına ve ekmeğine kan doğrayanlara göz açtırmayacağız. Bu kritik süreci bir taraftan mali disiplini koruyup, kamuda tasarrufu teşvik ederek, diğer taraftan denetimleri artırarak hassasiyetle yürüteceğiz.

Paylaşın

Erken Seçim Tartışmaları: Erdoğan’dan “4 Yıl” Vurgusu

Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı video mesajda, “Geride bıraktığımız bir yıl içerisinde üst üste üç seçim yaşadık. Bu seçimlerin hepsinden de demokrasimiz güçlenerek çıktı. Hükûmet olarak önümüzde dört yıllık icraat dönemi bulunuyor” dedi.

Son günlerde Cumhuriyet İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı ve “AKP ile anlaşmazlık yaşandığı” ve Bahçeli’nin geçmişte de olduğu gibi “erken seçim talep edebilir” şeklinde yorumlara neden olan açıklamaları dikkat çekmişti. Bayram mesajındaki 2028’e kadar icraat vurgusu Erdoğan’ın gündeminde şimdilik bir erken seçim planı olmadığına işaret ediyor.

Erdoğan, son dönemde kamuoyunda “yumuşama” olarak nitelenen adımlara da dikkat çekerek “Siyasette oluşan yumuşama ikliminin milletimizin tekrar kucaklaşmasına katkı sağladığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. İnşallah, hep birlikte gönül gönüle vererek bu bayramı tam anlamıyla bir kardeşlik şölenine dönüştüreceğimize inanıyorum” diye konuştu.

Erdoğan son olarak geçen hafta CHP Genel Merkezine giderek, 31 Mart yerel seçimlerinden başarıyla çıkan ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile biraya gelmişti. İki parti lideri, ülkeyi meşgul eden siyasi ve ekonomik konularda karşılıklı talep ve beklentilerini dile getirmişti.

2023’teki seçimlerin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı devralan Mehmet Şimşek’in reel ekonomik politikaya dönmesi ve alınan sıkı tedbirlere rağmen düşmeyen enflasyon konusuna da değinen Erdoğan, bu konuda yılın ikinci yarısında olumlu gelişemeler yaşanacağı yönündeki sözlerini tekrarladı.

Erdoğan, “Aşımıza, işimize, ekmeğimize ortak olan enflasyon canavarından kurtulma sürecine girdik. Ekonomi programımız üretim, istihdam ve ihracat tarafında meyvelerini veriyor. Enflasyonda da yılın ikinci yarısından itibaren inşallah daha güzel neticeler alacağız” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla bir video mesaj yayınladı. Erdoğan, mesajında şunları kaydetti:

“Bu mübarek günlerin milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Cenab-ı Allah kestiğimiz kurbanları, yaptığımız ibadetleri katında kabul ve makbul eylesin.

Tüm milletimizin, Ümmet-i Muhammed’in daha nice bayramlara sağlıkla, huzurla, mutlulukla erişmesini temenni ediyorum. Özellikle Gazze’de, soykırımcı İsrail’in mezalimi altında bayramı idrak eden kardeşlerimin Kurban Bayramı’nı yürekten tebrik ediyor; acı çeken, zulme ve her gün katliama uğrayan kardeşlerimizin de bir an önce huzura, güven ve istikrar ortamına kavuşmasını diliyorum.

Bayramlar, birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik duygularının en üst seviyede yaşandığı müstesna günlerdir. Bayramlar, yetimlerin, öksüzlerin garip gurebanın hatırlandığı, akrabalık ve komşuluk münasebetlerinin sıklaştığı, millet olarak birbirimize daha sıkı kenetlendiğimiz özel günlerdir.

Koronavirüs salgını sebebiyle, maalesef komşuluk, akrabalık, dostluk ilişkilerimizde araya mesafeler girdi. Bayramlar vasıtasıyla bu mesafeleri kapatıyor, sıla-i rahimi daha çok hatırlıyoruz. Atalarımız ‘gözden ırak olan gönülden de ırak olur’ demişlerdir. Millet olarak her zamankinden daha fazla gönül birliğine, kalp birliğine, dayanışmaya ihtiyacımız olan günlerden geçiyoruz.

Siyasette oluşan yumuşama ikliminin milletimizin tekrar kucaklaşmasına katkı sağladığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. İnşallah, hep birlikte gönül gönüle vererek bu bayramı tam anlamıyla bir kardeşlik şölenine dönüştüreceğimize inanıyorum.

Geride bıraktığımız 1 yıl içerisinde üst üste üç seçim yaşadık. Bu seçimlerin hepsinden de demokrasimiz güçlenerek çıktı. Hükûmet olarak önümüzde 4 yıllık icraat dönemi bulunuyor.

“Enflasyonda güzel neticeler alacağız”

Dünyada yüksek seyreden enflasyon hâlen endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Aşımıza, işimize, ekmeğimize ortak olan enflasyon canavarından kurtulma sürecine girdik. Ekonomi programımız üretim, istihdam ve ihracat tarafında meyvelerini veriyor. Enflasyonda da yılın ikinci yarısından itibaren inşallah daha güzel neticeler alacağız.

Biz, çiftçisinden memuruna, beyaz yakalısından işçisine kadar bu milletin refahını yükselten, gelişmiş ülkeler seviyesine getiren bir iktidarız. Salgın, savaşlar, küresel krizler gibi sebeplerle tekrar nükseden enflasyon sorununu, geçmişte olduğu gibi, tek haneli rakamlara mutlaka indireceğiz.

Terörle mücadele konusunda elde ettiğimiz tarihî kazanımlarımızdan taviz vermemiz asla söz konusu değildir. 40 yıldır milletimizin kanını ve kaynaklarını sülük gibi emen bölücü terör belasına son verinceye kadar operasyonlarımızı devam ettireceğiz.

İsrail’in, 7 Ekim’den beri Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında yürüttüğü soykırım politikası karşısında dik duruşumuzu sürdürüyoruz. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların miktarı 55 bin tonu aştı. İsrail ile olan tüm ticari işlemleri durdurduk. Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım davasına müdahil olma kararı aldık.

Filistin devletinin tanınması için en yoğun çaba harcayan ülkelerdeniz. Siyonist şebekenin tüm baskısına rağmen, her platformda hakkı, adaleti ve barışı savunuyor, doğruları cesaretle haykırmaktan çekinmiyoruz. Çocuk katili İsrail’in ve destekçilerinin tüm barbarlıklarına rağmen zafer inşallah, Filistin halkının olacaktır.

Bu zorlu mücadelelerde en büyük kuvvet ve ilham kaynağımız milletimizin duası, desteği, birliği, beraberliği ve kendi arasındaki kardeşlik ruhudur. Millet olarak birbirimize ne kadar sıkı sarılırsak sorunların üstesinden o derece kolay gelir, mücadelemizi o derece başarılı veririz. Bayramlar vasıtasıyla yeniden tazelediğimiz kardeşliğimiz, yardımlaşma ve dayanışma şuurumuz bu bakımdan ayrıca önemlidir.

Bu bayramda yine büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öpecek, eşimizin, dostumuzun, komşumuzun kapısını çalacak, dargınsak barışacak inşallah, ezelî ve ebedî kardeşliğimizi daha da perçinleyeceğiz.

Bu düşüncelerle mübarek topraklarda hac farizasını yerine getiren kardeşlerimin Allah ibadetlerini kabul etsin, Kâbe’de, Arafat’ta, Müzdelife’de yaptıkları duaları katında makbul eylesin diyorum.

Her bayramda olduğu gibi yola çıkacak sürücülerimize trafik kurallarına uymalarını, yola asla yorgun çıkmamalarını, bilhassa varacakları yere yaklaştıkça dikkatlerini daha da artırmalarını tekrar tavsiye ediyorum. Kurban Bayramı’nın kalplerimize huzur, ülkemize esenlik, Filistin ve Sudan başta olmak üzere gönül coğrafyamıza barış getirmesi diliyorum. Bayramınız mübarek olsun.”

Paylaşın

Ömer Çelik’ten “Cumhur İttifakı” Açıklaması: Çatlak Yok

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhur İttifakı konusunda ufak çatlak yoktur. AK Parti’nin MHP’den, MHP’nin AK Parti’den ayrılacağı şeklinde bir sürü şey söyleniyor” dedi ve ekledi:

“Hem Cumhurbaşkanımız hem sayın Bahçeli’nin vurguladığı bir şey var. Cumhur İttifakı ilkeler ittifakıdır. Türkiye’yi korumak için ortaya çıkmıştır. Bir çıkar ittifakı değildir. ‘Allah bana yeter’den daha güzel cümle var mı? Tabii ki Cumhur İttifakı bileşeni partiler özgün kimliklerinden, orijinal karakterlerinden, siyasi pozisyonlarından vazgeçerek tek parti haline gelmiyor.”

Ömer Çelik, “Temel konularda, ilkeler temelinde çatı oluşturuyorlar. Her iki partinin farklı değerlendirmeleri olabiliyor ama bu ittifakın birlik ve bütünlüğüne zarar verecek noktaya gelmiyor. Her iki parti kendi karakterine sahip. 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan tablodan sınana sınana bugünlere geldik” ifadelerini kullandı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Habertürk’te Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtladı. Çelik “Bizim ittifakımız adı Cumhur İttifakı. Bunun niteliklerinde ve ilkelerinde değişme sözkonusu değil. CHP ‘Cumhur İttifakı’na katılıyorum, söylediklerimden vazgeçiyorum’ demiş değil” dedi. Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

Cumhur İttifakı’nın birlik ve beraberliği en sağlam şekilde sürüyor. Meclis’te bir mesele geliyor, meclis başkanvekilleri birbiriyle görüşmüyor mu? Görüşüyor. Gerginliklerde Meclis Başkanı ‘arka tarafa arkadaşlar’ deyince, görüşülmüyor mu? Burada şunu kabul edelim. Burada CHP normalleştiği zaman zaten bununla ilgili kapı açıktır.

Şimdi diyalog süreci olmuş. Buyurmuşsunuz AK Parti Genel Merkezi’ne gelmişsiniz. Biz de bundan memnuniyet duyduğumuzu açıklamışız. Sonra sayın Cumhurbaşkanı iade-i ziyarette bulunmuş. Bundan sonra ‘suç ortağı’ lafının siyasi idrakle bir alakası yok. Özgür Bey deneyimli siyasetçidir. Meclis’te pekçok kez görev yaptık. Orada Anayasa Mahkemesi, ekonomiyle ilgili konular var.

Bunları nitelerken ‘suç’ kelimesinin kullanılması. Normal siyaseti tarihinizin büyük dönemi kriminalize etmekle bir tarih geçirmişsiniz. Normal siyasi faaliyet yürürken rejim düşmanlığı, tek adam rejimi ile kriminalize etmişsiniz siyaseti. CHP muhalefet etmesin demiyoruz. Bunun dışında bir kelime yok mudur? Ne demek suç ortağı? Kim ne suç işlemiş?

“Cumhur İttifakı ilkeler ittifakıdır”

Cumhur İttifakı’yla ilgili soruları da yanıtlayan Ömer Çelik, şu ifadeleri kullandı: “Cumhur İttifakı konusunda ufak çatlak yoktur. AK Parti’nin MHP’den, MHP’nin AK Parti’den ayrılacağı şeklinde bir sürü şey söyleniyor. Hem Cumhurbaşkanımız hem sayın Bahçeli’nin vurguladığı bir şey var. Cumhur İttifakı ilkeler ittifakıdır. Türkiye’yi korumak için ortaya çıkmıştır. Bir çıkar ittifakı değildir. ‘Allah bana yeter’den daha güzel cümle var mı?

Tabii ki Cumhur İttifakı bileşeni partiler özgün kimliklerinden, orijinal karakterlerinden, siyasi pozisyonlarından vazgeçerek tek parti haline gelmiyor. Temel konularda, ilkeler temelinde çatı oluşturuyorlar. Her iki partinin farklı değerlendirmeleri olabiliyor ama bu ittifakın birlik ve bütünlüğüne zarar verecek noktaya gelmiyor. Her iki parti kendi karakterine sahip. 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan tablodan sınana sınana bugünlere geldik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Abdullah Gül’le iletişimine de değinen Ömer Çelik şöyle konuştu: “Sayın Abdullah Gül ile diyalogları hiç kesilmedi. Gençlik yıllarından beri arkadaşlar. Çok önemli görevlerde bulunmuştu. Deneyimli bir devlet adamıdır. Zaman zaman bir araya geldiklerini, sohbet ettiklerini biliyoruz.

Abdullah Bey hepimizin saygı duyduğu bir büyüğümüz. Partimizin kurucularından. Beraber yürüdükleri bir yol var. O hukuk her türlü siyasi tartışmanın üstünde ve titizlikle korunuyor. Zaman zaman ilişki seyrelebilir zaman zaman güçlenebilir. Ne görüştükleri sayın Cumhurbaşkanımız ve Abdullah Bey’in takdirindedir. Bir görüşme mümkündür. Bir araya gelseler konuşmaların yüzde 80’i, 90’ı Gazze ile ilgili olacaktır.”

Paylaşın

Ömer Çelik’ten Özgür Özel’e ‘Suç Ortağı’ Tepkisi

Özgür Özel’in “Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın, memleketi bu hale kadar getirip suç ortağını bize doğru itmesin” sözlerine tepki gösteren Ömer Çelik, “siyasi nezaket atmosferine yakışmayan saygısız bir siyasi saldırganlıktır” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Belli ki Cumhur İttifakı’nda sorunlar var. Cumhur İttifakı’nın sorunu Cumhur İttifakı’nın sorunudur. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın; memleketi bu hale kadar getirip suç ortağını bize doğru itmesin. Bu sorunları ya çözsünler ya bıraksınlar biz çözeriz” açıklamalarına, sosyal medya hesabından yanıt verdi.

Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “CHP Genel Başkanı Sn Özgür Özel’in Cumhur İttifakı’nın birliğinde ve bütünlüğünde bir sorun olduğunu düşünmesi beyhude bir yaklaşımdır. Sn Özel’in Cumhur İttifakı bileşenlerine ‘suç ortağı’ demesi ise siyasi nezaket atmosferine yakışmayan saygısız bir siyasi saldırganlıktır.

Cumhur İttifakı güçlü bir birliktelikle yoluna devam etmektedir ve her türlü saldırganlığa siyaset ve hukuk zemininde cevap verecek güçtedir. Sn Özel’in Cumhurbaşkanımızın iade-i ziyareti sonrasında bu şekilde yakışıksız bir açıklama yapmasını, yürüttüğü siyasete dönük olarak CHP içinde meydana gelen rahatsızlıkları giderme çabası olarak görüyoruz.”

Ne olmuştu?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün yaptığı basın açıklamasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, “Ben sayın Bahçeli’ye şöyle bir davette bulunayım. Eğer kendi ittifakından memnun değilse, bizim ittifakımıza katılabilir. Bizim ittifakımızın adı Türkiye ittifakı” diye seslenmişti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Öyle bize ittifak falan önermesin çünkü bugünün sorumluları bu sorumluluğu taşıyacak. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın, memleketi bu hale kadar getirip suç ortağını bize doğru itmesin. Bu sorunları ya çözsünler, ya bıraksınlar biz çözeriz” demişti.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Avrupa Birliği” Açıklaması: Samimi Adımlarımız Karşılık Bulmuyor

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, “Avrupa Birliği’ne yönelik samimi adımlarımız, salt kendi çıkarını düşünen bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor” dedi ve ekledi:

“AP seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve endişeyle izlenen aşırı sağın yükselişi bu durumu körükleyecek. Katı vize uygulamaları, gümrük birliği anlaşmasının yenilenememesi durumları da mevcut. İspanya’nın bize verdiği samimi desteğe müteşekkirim. Bu olumlu adımların artarak devam edeceğin inanıyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-İspanya İş Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde:

“Türkiye-İspanya 8. Hükümetler Arası Zirve vesilesiyle düzenlenen bu güzide forumda aranızda bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle vurgulamak istiyorum. Toplantılarımızın ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin daha da ilerlemesine, yeni ortaklıkların tesisine vesile olmasını diliyorum.

Kıymetli dostum Sanchez’e nazik misafirperverliği için bir kez daha teşekkür ediyorum. Dostumuz ve NATO müttefikimiz İspanya’yla her alanda mükemmel ilişkilere sahibiz. Ülkelerimiz arasındaki köklü ve güçlü ilişkiler, iş dünyamızın attığı cesur ve vizyoner adımlardan da besleniyor. İlişkilerimizin 2021 yılından itibaren kapsamlı ortaklık olarak tanımlanmasına siz değerli iş insanlarımızın katkısı büyüktür.

Son yıllarda gerek Kovid-19 salgını gerekse yakın coğrafyamızda meydana gelen çatışmalar, küresel ticaretin karşı karşıya kaldığı zorlukları artırdı. Mevcut meydan okumalar karşısında dayanışma ve işbirliğimiz hayati önemdedir.

İspanya ile ticaret: Ekonomi, ticaret ve yatırımlar, Sayın Sanchez birlikte başkanlık edeceğimiz hükümetler arası zirve toplantımızın temel sütunları arasında yer alacak. 2002 yılı öncesinde 2 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene yaklaşık 10 kat artışla 19,2 milyar dolara ulaştı. Böylelikle 20 milyar dolar hedefimizi neredeyse yakalamış olduk.

İspanya’nın 740 firma ve yaklaşık 11 milyar dolarlık stokla Türkiye’de en çok yatırım yapan 6. ülke olması da esasen bu yaklaşımın sonucudur. Bölgesinin cazibe merkezi olan Türkiye, İspanya’dan çok daha fazla sayıda yatırımcıyı özellikle ev sahipliği yapmak üzere ülkemize davet ediyoruz. Müteahhitlik firmalarımız İspanya’da yaklaşık 1,1 milyar dolarlık 6 proje üstlenmiştir. Barcelona’daki stadyum projesi, bu alandaki işbirliğimizin en somut örneklerindendir.

Medeniyetler ittifakı: Gelecek yıl Medeniyetler İttifakı’nın 20. Yıldönümünü idrak edeceğiz. Malum Medeniyetler İttifakı’nı İspanya ile Türkiye olarak birlikte kurduk. Öyleyse bunu birlikte geliştireceğiz. Türkiye ve İspanya bu ittifakın iki önemli kurucu üyesidir. İttifakımız kuruluşundan bu yana çok kritik roller üstlenmiştir.

Dünyamızın savaşlar ve katliamlarla sarsıldığı günümüzde İttifaka olan ihtiyaç daha da artıyor. Bilhassa Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında 250 gündür yaşanan soykırım vicdan sahibi herkesin yüreğini kanatıyor. Gazze’de 16 bini çocuk olmak üzere 37 binden fazla insan göz göre göre katledildi, 85 bin sivil yaralandı.

Vicdan sahibi hiçbir ülkenin böyle bir tabloyu kabullenmesi mümkün değildir. Ve bu konuda değerli dostum Pedro Sanchez’in takındığı tavrı şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.

İspanya’nın İsrail mezalimi karşısında izlediği tutumu takdirle karşıladığımızı burada vurgulamak istiyorum. Tabi, işin başından itibaren Sayın Sanchez, ilk günden bu yana gerçekten ilkeli, tutarlı ve dirayetli bir politika benimseyerek hem İspanya halkının hem Filistinli kardeşlerimizin hem de Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.

Avrupa Birliği: Değerli katılımcılar, tüm bu gayretlerimiz Avrupa Birliği’ne tam üyelik projemizin hayata geçirilmesiyle taçlanacaktır. Ne var ki AB’ye yönelik samimi adımlarımız salt kendi çıkarını düşünen Türkiye’nin Birliğe sağlayacağı katma değeri görme yeteneğinden yoksun bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve Avrupa kıtasında endişeyle izlenen aşırı sağ siyaset bu anlayışı şüphesiz körükleyecektir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarının henüz başlanmaması, iş insanlarımıza yönelik katı vize uygulamaları ekonomik ve ticari alandaki müşterek potansiyelimizi tam kapasite kullanımını engelliyor.

Kıymetli dostum Sayın Sanchez başta olmak üzere İspanya’nın ülkemizi AB’ye üyelik sürecine verdiği samimi destek için müteşekkirim.”

Paylaşın