AK Parti’de “Osman Kavala” Çatlağı

AK Partili Tuğrul Türkeş, Gezi Parkı Davası’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Osman Kavala hakkında 7 soru yönelterek, “Benim bilebildiğim kadarı ile AK Parti, hukukun tecelli etmesini isteyen siyasetçiler ile doludur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gölgeden yumruk atmaya çalışan veya kripto kalıntılar veya ücretle çalışanlardır. Bunların görüşleri sayan – itimat değildir.”

Tuğrul Türkeş, “Bu davanın hukuk sistemimiz içerisinde dış etkilerden münezzeh görülmesine veya hukuki sürecin objektif delillerle yürütülmesine neden karşı çıkıyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Gezi Parkı Davası’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Osman Kavala hakkında partisine 7 soru yöneltti.

“Benim bilebildiğim kadarı ile AKP, hukukun tecelli etmesini isteyen siyasetçiler ile doludur. Gölgeden yumruk atmaya çalışanlar ise ya kripto kalıntılar veya ücretle çalışanlardır” diyen Türkeş sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bir süredir sosyal medyada ismim de zikredilerek atıfta bulunulan Gezi Parkı ve 1 numaralı sanığı hakkında yazılan hatta yazdırılan hikâyelerde (story) bu konunun Ak Parti’yi böldüğü iddia edilmekte ve olayın bir tarafı diye şahsım işaret edilirken diğer taraf diye seslendirilen noktada faili gayrimüayyen birtakım beyanlardan bahsedilmektedir.

Benim bilebildiğim kadarı ile AKP; Hukukun tecelli etmesini isteyen siyasetçiler ile doludur. Gölgeden yumruk atmaya çalışan veya kripto kalıntılar veya ücretle çalışanlardır.

Bunların görüşleri sayan – itimat değildir.

Geçmişi gölgeli tipler yarın eski fikirlerimize rücu ettik deseler veya daha iyi şartlarda bir danışmanlık buldum deseler ne söyleyeceksiniz? Bizler ise bir ömür aynı görüşleri savunmuş, davasına her halükârda ve her yerde ve de her şartta sahip çıkan, gün ışığında tartışabilen dava insanlarıyız. İnanmıyorsanız gölgesine sığındığınız kurum ve cemaatlerden açığa çıkın.

Neye karşı çıktığınız daha net anlaşılır.

1- Bu davanın hukuk sistemimiz içerisinde dış etkilerden münezzeh görülmesine veya hukuki sürecin objektif delillerle yürütülmesine neden karşı çıkıyorsunuz?

2- İtirazınız bir tek bu dava için mi geçerlidir? Yoksa bilemediğimiz tip başka itirazlarınız da mevcut mudur?

3- Konuya hangi ideolojik saikle veya güvenlik gerekçesi ile karşısınız?

4- Savunmaya mı itiraz ediyorsunuz? Savunmayı kimin yaptığına mı itiraz ediyorsunuz?

5- Bildiğimiz bir karşı fikriniz olmadığına göre bu güne kadar ki savunmadan hoşnut muydunuz?

6- Dilekçelerdeki hukuk mantığı size de cazip gelse Türkiye’nin önüne taş gibi konan bu davanın ilgililerin nezdinde kaldırılmasına katkı sağlar mıydınız?

7- Konuyu kamuoyunun dikkate getiren gazeteci hemşehriniz çıkarsa (tesadüfen) yazdıklarını itirazsız değerlendirecek misiniz?

Dikkat ederseniz ben daha işin hukuki kısmı ile alakalı yoruma girmedim. Onları da tartışalım gün ışığında!”

Paylaşın

Erdoğan’dan Suriye Açıklaması: Yeni Bir Süreci Başlatalım İstiyoruz

Erdoğan, Türkiye – Suriye ilişkilerinin normalleşmesine ilişkin, “Sayın Esed’e ‘Ya ülkeme gel veya üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım’ çağrımı iki hafta önce yaptım. Bu konuyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanımı görevlendirdim. O da muhataplarıyla görüşmek suretiyle inşallah bu dargınlığı, kırgınlığı aşmak suretiyle yeni bir süreci başlatalım istiyoruz” dedi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı) Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nin ardından bir basın toplantısı düzenledi.

Tarihi bir zirveyi daha başarıyla tamamladıklarını belirten Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden’ın şahsında ABD makamlarına misafirperverliklerinden, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ekibine ise gayretlerinden dolayı teşekkür etti.

Erdoğan, Suriye ile yeniden diyalog kurulmasına dair çağrısını tekrarladı, “kırgınlığı aşalım” dedi. Erdoğan, soru üzerine Suriye ile diyalog konusunda şu ifadeleri kullandı:

“Özellikle Sayın Esed’e ‘Ya ülkeme gel veya üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım’ çağrımı iki hafta önce yaptım. Bu konuyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanımı görevlendirdim. O da muhataplarıyla görüşmek suretiyle inşallah bu dargınlığı, kırgınlığı aşmak suretiyle yeni bir süreci başlatalım istiyoruz.”

Daha önce Irak basınında Bağdat’ın Ankara-Şam arasında arabuluculuk yapabileceğine dair haberler yer almıştı.

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşmek için talepte bulunmuş, Özel’in Şam’a gidebileceği belirtilmişti.

Suriye’de Şam rejimine yakın El Vatan gazetesi ise Türk basınında yer alan “Özel’in Şam ziyaretinin Suriye tarafından onaylandığı” haberlerini yalanladı. Gazete, ismini vermediği bir kaynağa dayandırdığı haberinde, “Ne Türk hükümeti ne de muhalefeti ile böylesi bir iletişim var” dedi. Haberde ayrıca Suriye’nin diyalog için öne sürdüğü şartların değişmediği, bunların “toprak bütünlüğü ve egemenliğe saygı” olduğu aktarıldı.

Ne olmuştu?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Erdoğan, yakın zamanda Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ilişkin, “Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, Beşar Esed şu anda Türkiye ile ilişkileri düzeltme noktasında bir adım attığı anda biz de ona karşı o yaklaşımı gösteririz” demiş ve eklemişti:

“Çünkü biz dün Suriye ile düşman değildik ki, biz Esed ile ailece görüşüyorduk. Biz davetimizi yapacağız. İnşallah bu davetle birlikte de Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte olduğu gibi aynı noktaya getirelim istiyoruz. Davetimiz her an olabilir. Türkiye’de görüşme olması konusunda ise Sayın Putin’in yaklaşımları var. Irak Başbakanı’nın bu konuda yaklaşımları var. Biz her yerde arabuluculuktan bahsediyoruz da sınırımızdakiyle, komşumuzla niye olmasın?”

Erdoğan haziran ayının sonuna doğru, Türkiye ve Suriye arasında yeniden bir diplomatik ilişkiler kurulur mu sorusuna ise şu şeklinde yanıt vermişti:

“Suriye halkı bizim kardeş halklar olarak beraber yaşadığımız bir topluluktur. Nasıl ki biz Suriye ile ilişkilerimizi çok çok canlı tuttuysak geçmişte, ailece görüşmelere varıncaya kadar… Biliyorsunuz sayın Eset ile biz görüşmeleri yaptık. Yarın olmaz diye bir şey kesinlikle mümkün değil, yine olur. Suriye’nin içişlerine karışmak gibi de bir derdimiz asla yok.”

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, son yaptığı açıklamada Suriye – Türkiye ilişkilerini iyileştirmeye yönelik her türlü çabanın temelinin ‘Suriye’nin egemenliğine saygı duyulması’ olduğunu dile getirmişti. Esad, ‘Türkiye’nin, Suriye devletinin kendi toprakları üzerindeki egemenliğini tanıdığı sürece Türkiye-Suriye ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik görüşmelere açık olduğunu’ belirtmişti.

Paylaşın

AK Partili Vekiller “Sahaya İnmeye Çekiniyor”

AK Partili milletvekilleri, “Sahaya inmeye çekiniyoruz. Karşılaştığımız her vatandaş geçim sıkıntısından, emekli maaşlarının yetersizliğinden sözü açıyor” görüşünü dile getiriyor.

Sahanın sesine kulak verilmesi gerektiğini de belirten vekiller, yurttaşın “AK Parti’ye duyduğu güveni yitirdiğine” işaret ediyorlar.

Yeni vergi paketinin TBMM’ye sunulacağı konuşulurken artan enflasyon ve geçim sıkıntısı nedeniyle AKP’li milletvekillerinin de sahada yurttaşlardan büyük tepkiler aldığı konuşuluyor. Meclis kulislerinde milletvekilleri, kendi illerine gittiklerinde yurttaşların en fazla şikâyet ettiği konuların başında enflasyonun geldiğini gördüklerine işaret ediyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun haberine göre; AK Partili milletvekilleri, “Sahaya inmeye çekiniyoruz. Karşılaştığımız her vatandaş geçim sıkıntısından, emekli maaşlarının yetersizliğinden sözü açıyor” görüşünü dile getirdi. Milletvekilleri, yurttaşların kendilerine şu serzenişlerde bulunduğunu anlattı.

Hepinizin tuzu kuru: “Markete gittiğimizde, aldığımız bir şeyi ikinci kez aynı fiyata alamıyoruz. Her şeye zam üstüne zam geliyor. ‘Devlet zor durumda’ diyorsunuz, ‘Elbirliği ile bu işin üstesinden geleceğimizi’ söylüyorsunuz, ancak vatandaşın sırtına yükleniyorsunuz. Sürekli vergiler artıyor. Neden zenginlerden değil de geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşlardan vergi alıyorsunuz? Hepinizin tuzu kuru. Emekli maaşı ve asgari ücretle siz geçinin, geçinebilir misiniz?

Verecek neyimiz kaldı?: Her şeye kat kat vergi geldi. Yeni bir vergiden de söz ediliyor. Artık bir canımız kaldı, onu da mı alacaksınız? Verecek neyimiz kaldı? Zaten geçinemiyoruz, siz bize ‘Ölün’ mü diyorsunuz? Dişini sık sık nereye kadar? Kiralarda yüzde 25 sınırını kaldırdınız. Kiraların önüne nasıl geçeceksiniz? Zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu.

Gençlerimiz neden işsiz?: Çocuklarımızı güç bela okutuyoruz, iş bulup kendilerini kurtarsınlar istiyoruz ama iş de yok. Gençlerimiz neden işsiz? Neden bizim çocuklarımız iş bulamıyor? Hasta olsak hastanelere gidemiyoruz. Artık bir çözüm bulun. Bu nereye kadar böyle gidecek?

Milletvekilleri, “sahanın sesine kulak verilmesi gerektiğini” de belirtti. Sahada “zorlandıklarını” söyleyen vekiller, yurttaşın “AK Parti’ye duyduğu güveni yitirdiğine” işaret etti.

Paylaşın

AK Parti “Erken Seçim” Çağrılarına Nasıl Bakıyor?

Muhalefetin “erken seçim” çağrılarını değerlendiren AK Parti kurmayları “Üst üste seçimler nedeniyle ülke seçim yorgunu oldu. Yapılan araştırmalarda da seçmenlerin yüzde 60’dan fazlasının seçim istemediğini görüyoruz” ifadelerini kullanıyorlar.

AK Parti kurmayları, konuya ilişkin değerlendirmelerinin devamında şu ifadeleri kullanıyorlar: “Şu anda biz ekonomiye odaklandık, vatandaşın beklentilerini karşılamaya odaklandık. Ekonominin rayına girmesi için çalışıyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde seçim tarihi konusunda değerlendirme yapılır. Ama Özel’in önerdiği 2026 hiçbir şekilde konuşmayacağız”

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, AK Parti kurmayları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu mesajlarının kendi partisi içinde ‘erken seçim’ çağrısı yapılmasını isteyenlere yönelik olduğunu düşünüyor. Özel’in baskılar sebebiyle seçimi gündeme getirdiğini belirten AK Parti kurmayları “Partisinde ‘Neden erken seçim istemiyorsun?’ diye baskı yapanlar var. O nedenle seçimi gündemde tutmak istiyor. Aslında Özel’in kendisi de biliyor ki millet seçim falan istemiyor. Üst üste seçimler nedeniyle ülke seçim yorgunu oldu. Yapılan araştırmalarda da seçmenlerin yüzde 60’dan fazlasının seçim istemediğini görüyoruz” değerlendirmesini yapıyorlar.

Özel’in seçimle ilgili çağrısına DEVA, Saadet ve Gelecek Partisi’nden de olumlu cevap gelmeyeceğini dile getiren kurmaylar, “Çünkü bu partilerin oy oranları ortada, bir seçim olsa barajı geçme ihtimalleri yok. Bu sebeple bu partilere mensup milletvekilleri ellerindeki imkânı bırakmak istemez” ifadelerini kullanıyorlar.

AK Parti kurmayları konuya ilişkin değerlendirmelerinin devamında şu ifadeleri kullanıyorlar: “Şu anda biz ekonomiye odaklandık, vatandaşın beklentilerini karşılamaya odaklandık. Ekonominin rayına girmesi için çalışıyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde seçim tarihi konusunda değerlendirme yapılır. Ama Özel’in önerdiği 2026 hiçbir şekilde konuşmayacağız. Ama 2027 başından itibaren seçimlerin yenilenmesi konusunda bir değerlendirme yapılır. Normalde 2028 Mayıs ayında yapılması gereken seçimler bir yıl veya altı ay geriye çekilebilir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı için seçimlerin yenilenmesi kararının Meclis tarafından nitelikli çoğunlukla (360) alınması gerektiğini hatırlatan kurmaylar, “Bu konular henüz hiçbir şekilde bizim gündemimizde değil. Ne yeri ne de zamanı. 2027 yılına geldiğimizde Meclis kararı ile mi gidilecek, ya da Cumhurbaşkanı mı karar alacak? Ancak o zaman konuşulur. Şu anda yapılan bütün tartışmaların içi dolu değil” diye konuştular.

Paylaşın

AK Partili Çelik’ten Dikkat Çeken “Erken Seçim” Açıklaması

Erken seçim tartışmalarına değinen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Bizim açımızdan 14 – 28 ve 31 Mart seçimleri geçtikten sonra seçim dönemi kapanmıştır. Önümüzde 4 yıllık dönem vardır” dedi ve ekledi:

“Muhalefet partilerinin erken seçimi getirme gündemleri kendi aralarındaki iç mücadeleyi yönetmeye dönük olarak gündeme gelmektedir. Bu sebeple biz erken seçim tartışmaların hiçbir şekilde muhatabı değiliz. Milli irade kararını vermiştir. Önümüzdeki dönemi milletimize hizmet etmek için en iyi şekilde değerlendireceğiz. Bu tartışmaları gereksiz gördüğümüzü ve toplumumuzun her kesiminin planını buna göre yapması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Çelik’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Orman yangınları: Seller, yangınlar vesilesiyle zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Çok dikkatli olunmasında fayda var. Sıcaklığın artması ve tedbirsizlikler çok üzücü tablolara neden oluyor. Anlık ihmal binlerce ağacı ve canlıyı yok edebiliyor. Özellikle piknik alanları ve diğer alanlarda dikkatli olunmasında fayda var.

Irkçılık arayan Avrupa’daki seçim sonuçlarına baksın: Türkiye’nin gündeminde milli takımımız vardı. Bizim Çocuklar’ı en güçlü şekilde tebrik ediyoruz. Geleceğe dönük olarak umutlarımızı kabarttılar. Merih Demiral’a verilen ceza asla kabul edilemez. Bu cezanın öncesinde yayınlanması, üzerinde siyasi gölge olduğunu gösterdi. Irkçılıktan veremiyor cezayı, genel davranış kurallarına aykırılıktan veriyor. Aşırı sağcılık ya da ırkçılık arayan Avrupa’daki seçim sonuçlarına baksın.

En önemli meselemiz Gazze: En önemli meselemiz Gazze’de gelişen olaylardır. Bugün yeni rakamlar açıklandı. Kayıpların zannedilenin ötesinde olduğu ifade edildi. Barışın önündeki yegane unsur Netanyahu hükümetidir. İsrail’in güvenliğini tehlikeye atan Netanyahu hükümetinin eylemleridir.

Erken seçim tartışması: Bizim açımızdan 14-28 ve 31 Mart seçimleri geçtikten sonra seçim dönemi kapanmıştır. Önümüzde 4 yıllık dönem vardır. Muhalefet partilerinin erken seçimi getirme gündemleri kendi aralarındaki iç mücadeleyi yönetmeye dönük olarak gündeme gelmektedir.

Bu sebeple biz erken seçim tartışmaların hiçbir şekilde muhatabı değiliz. Milli irade kararını vermiştir. Önümüzdeki dönemi milletimize hizmet etmek için en iyi şekilde değerlendireceğiz. Bu tartışmaları gereksiz gördüğümüzü ve toplumumuzun her kesiminin planını buna göre yapması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.”

Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız: Cumhurbaşkanımızın Türkiye-Suriye normalleşmesiyle ilgili açıklamaları oldu. Bu konu bütün dünyada da gündem oldu. Baştan beri sürdürdüğümüz tutumumuzu sürdürüyoruz. Biz Suriye halkının iradesinden, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız. O sebeple Cenevre ve Astana sürecini birbirine alternatif görenlere karşı biz süreçleri birbirinin tamamlayıcısı olarak gördük. Böylece rejim ve muhalefetin aynı zeminde buluşmasını sağladık. Oradaki varlığımız Suriye’nin toprak bütünlüğüne karşı değil, teröristan kurulmasına karşıdır. Milli güvenliğimize yönelik tehdit bertaraf edilmiştir. Bu süreçlerde Suriye’de asıl beklentimiz evini terk etmek zorunda kalan milyonlar için Suriye’nin güvenli hale gelmesidir.

Emekli maaşlarında düzenleme: Emekli konusuyla ilgili çalışılıyor. Herhangi bir karar verilmiş değil. Bir karar verilmediği için sonuç çıktığını söyleyemeyiz. Her kesimin yanında olmaya devam edeceğiz.

Paylaşın

Erdoğan İle Özel Yine Görüşecek Mi?

CHP’de farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmeleri yapılıyor. Recep Tayyip Erdoğan ile Özgür Özel, seçimlerden sonra iki görüşme gerçekleştirmişti.

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimler sonrası başlayan ‘normalleşme-yumuşama’ sürecinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel yaklaşık 40 gün içinde iki görüşme gerçekleştirdi.

İlk olarak Özel’in randevu talebiyle gerçekleşen daha sonra Erdoğan’ın iade-i ziyareti ile devam eden sürecin seçmen nezdinde olumlu karşılandığı biliniyor. Yapılan ölçümlerde hem AK Parti tabanında hem de CHP tabanında normalleşmeye büyük ölçüde olumlu bakıldığı görülüyor. Liderlerin de seçmenin beklentileri doğrultusunda kimi tartışmalar, polemikler yaşasalar da süreci tamamen bitirecek bir adımdan kaçınacağı kaydediliyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; CHP’de parti yöneticileri önümüzdeki süreçte farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmesi yapıyor.

Erdoğan ile Esad görüşecek mi?

Öte yandan merek edilen bir başka konu da Erdoğan ile Esad’ın görüşüp görüşmeyeceği. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bizim Sayın Putin ile Beşar Esed’e bir davetimiz olabilir. Sayın Putin Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirebilirse, bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir” sözleri iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi beklentisini artırdı.

Kayseri’de yaşanan olayların ardından Suriyeli göçmenler üzerine Meclis’te bir konuşma yapan AK Parti Gaziantep Milletvekili Eyüp Özkeçeci de bu beklentiyi dile getirdi.

Düzensiz göçle ilgili çalışmalar hakkında bilgi veren Özkeçeci, “Güneyimizdeki bölgelerde güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlenen bölgelere Türkiye’den yaklaşık 1 milyon Suriyeli geri döndü. Yakın zamanda gerçekleşmesi muhtemel iki ülke cumhurbaşkanlarının görüşmesi ve siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi sonucu insani altyapının hazır edilmesi Suriyelilerin geri dönüşlerini teşvik edecektir” dedi.

Paylaşın

AK Parti’de “Murat Kurum” Rahatsızlığı: Seçim Kaybedeni…

Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine İstanbul seçimini kaybeden Murat Kurum’un atanması AK Parti’de rahatsızlık yarattı: Başarı ödüllendirilir. Seçim kaybeden birini bakan yapmak doğru değil.

Kurum’un yeniden bakan olarak atanması CHP’de ise memnuniyet yarattı. CHP’li yönetici, “Murat Kurum’un orada olması Ekrem İmamoğlu’nun her gün puan toplaması anlamına gelir. Ekrem Bey onun sayesinde sürekli kıyaslamalara maruz kalacak, hatırlamalar olacak. İmamoğlu’nun PR’a ihtiyacı olmayacak” dedi.

14-28 Mayıs seçimlerinin ardından yenilenen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde ilk değişiklik geçtiğimiz hafta yapıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yerine Kemal Memişoğlu, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine ise Murat Kurum getirildi.

Sağlık Bakanı Koca’nın ayrılması sürpriz değildi, çünkü uzun zamandır istifa edeceği konuşuluyordu. Özhaseki’nin görevden alınması ise sürprizdi. Daha da şaşırtıcı olan Özhaseki’nin yerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kaybeden Murat Kurum’un getirilmesi oldu. Seçim sonrası değişim beklenen AK Parti’de bu durum rahatsızlık yarattı. Bazı partililer “Başarı ödüllendirilir. Seçim kaybeden birini bakan yapmak doğru değil” tepkisi gösterdi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Kurum’un yeniden bakan olarak atanması CHP’de ise memnuniyet yarattı. Kurum’un İBB adayı yapılması ile yeniden Çevre Bakanlığı’na getirilmesinde müteahhitlik işleri başta olmak üzere aynı amaç ve hedefin olduğunu söyleyen bir CHP’li yönetici, “Murat Kurum’un orada olması Ekrem İmamoğlu’nun her gün puan toplaması anlamına gelir. Ekrem Bey onun sayesinde sürekli kıyaslamalara maruz kalacak, hatırlamalar olacak. İmamoğlu’nun PR’a ihtiyacı olmayacak” dedi.

Değişim kesmedi

Öte yandan Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yerine Kemal Memişoğlu’nun atanması AK Partililerin beklentisini karşılamadı. Seçim sonrası büyük ölçekli bir yenilenme istenen partide Kabine’nin oluşumuna dair eleştiriler yükselmeye başladı.

Parti kulislerinde Cumhurbaşkanlığı sisteminde revizyon ihtiyacını dile getiren isimlerin sayısı artarken bakanlarla ilgili, “Kişiler değil sistem değişimi şart. Cumhurbaşkanlığı sisteminde bakanlar Meclis dışından geliyor. Büyük kısmının siyasi geçmişi yok. Atanmasını da görevden alınmasını da tek bir irade belirliyor. O da sadece o iradeye göre hareket ediyor. Onun onayını, rızasını alma çabası içinde oluyor. Sokağa, seçmene, teşkilata göre değil sadece Cumhurbaşkanına göre hareket ediliyor. Burada bir değişiklik yapılması gerek” değerlendirmeleri dikkat çekti.

Erdoğan ile Özel yeniden görüşebilir: Yerel seçim sonrası başlayan ‘normalleşme-yumuşama’ sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel yaklaşık 40 gün içinde iki görüşme gerçekleştirdi. İlk olarak Özel’in randevu talebiyle gerçekleşen daha sonra Erdoğan’ın iade-i ziyareti ile devam eden sürecin seçmen nezdinde olumlu karşılandığı biliniyor.

Yapılan ölçümlerde hem AK Parti tabanında hem de CHP tabanında normalleşmeye büyük ölçüde olumlu bakıldığı görülüyor. Liderlerin de seçmenin beklentileri doğrultusunda kimi tartışmalar, polemikler yaşasalar da süreci tamamen bitirecek bir adımdan kaçınacağı kaydediliyor. CHP’de parti yöneticileri önümüzdeki süreçte farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmesi yapıyor.

Paylaşın

AK Parti’de “Sistem Değişimi Şart” Eleştirileri

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de kabinedeki sınırlı değişim partililerin beklentisini karşılamadı. “Kişiler değil sistem değişimi şart” dikkat çekti.

Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yerine Kemal Memişoğlu’nun atanması AK Partililerin beklentisini karşılamadı. Seçim sonrası büyük ölçekli bir yenilenme istenen partide Kabine’nin oluşumuna dair eleştiriler yükselmeye başladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Parti kulislerinde Cumhurbaşkanlığı sisteminde revizyon ihtiyacını dile getiren isimlerin sayısı artarken bakanlarla ilgili, “Kişiler değil sistem değişimi şart. Cumhurbaşkanlığı sisteminde bakanlar Meclis dışından geliyor. Büyük kısmının siyasi geçmişi yok. Atanmasını da görevden alınmasını da tek bir irade belirliyor. O da sadece o iradeye göre hareket ediyor. Onun onayını, rızasını alma çabası içinde oluyor. Sokağa, seçmene, teşkilata göre değil sadece Cumhurbaşkanına göre hareket ediliyor. Burada bir değişiklik yapılması gerek” değerlendirmeleri dikkat çekti.

Erdoğan ile Özel yeniden görüşebilir: Yerel seçim sonrası başlayan ‘normalleşme-yumuşama’ sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel yaklaşık 40 gün içinde iki görüşme gerçekleştirdi. İlk olarak Özel’in randevu talebiyle gerçekleşen daha sonra Erdoğan’ın iade-i ziyareti ile devam eden sürecin seçmen nezdinde olumlu karşılandığı biliniyor.

Yapılan ölçümlerde hem AK Parti tabanında hem de CHP tabanında normalleşmeye büyük ölçüde olumlu bakıldığı görülüyor. Liderlerin de seçmenin beklentileri doğrultusunda kimi tartışmalar, polemikler yaşasalar da süreci tamamen bitirecek bir adımdan kaçınacağı kaydediliyor. CHP’de parti yöneticileri önümüzdeki süreçte farklı nedenlerle Erdoğan ile görüşmeler olabileceğini, Erdoğan’ın da bunu reddetmeyeceği değerlendirmesi yapıyor.

Paylaşın

Erdoğan, Kabineye Ve Parti Yönetimine ‘Neşter Vurmaya Devam Edecek’

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de Erdoğan, seçim yenilgisinin ilk faturasını üç ay sonra Mehmet Özhaseki ve Fahrettin Koca’ya kesti.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun parti kulislerinden edindiği bilgilere göre; Erdoğan’ın, ilerleyen günlerde de hem kabineye hem de parti yönetimine “neşter vurmaya devam edeceği” konuşuluyor.

Yedi il başkanlığında görev değişimi yaşandıktan sonra kulislerde değişimin önce AKP yönetiminde olacağı konuşuluyordu. Ancak geçen haftalarda Kızılcahamam’daki milletvekilleri kampında, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile AKP Antalya Milletvekili Tuğba Vural Çokal ile yaşadığı tartışma sonrasında Erdoğan’ın “kabinede değişim” istediği belirtiliyor. Çokal, söz konusu toplantıda, özel hastanede bir yakınını kaybettiğini anlatmış ve bakanlığın özel hastaneler konusunda yeterli denetimi yapamadığını söylemişti. Bakan Koca da Çokal’a, “O sağlık müdürü sizin talebinizle atandı. Sorumluluğu bize atamazsınız” şeklinde yanıt vermişti.

İktidar kanadında Bakan Koca’nın görevden el çektirilmesinin “sürpriz olmadığına” dikkat çekiliyor. AKP’nin özellikle iktidara geldiği yıldan 2014 yılına değin sağlık alanındaki reformlara büyük ağırlık verdiği, 2014 yılından sonra da bu reformların devamı niteliğinde icraatları gerçekleştirmek için adım attığı belirtilerek son dönemde sağlık alanında yaşanan sıkıntıların sürekli gündeme geldiğine işaret ediliyor.

MHRS’den randevu alınamaması, doktor başına düşen hasta sayıları, devlet hastanelerinden randevu alamayan hastaların özel hastanelere gitmek durumunda kalması gibi şikâyetlerin toplumun hemen hemen her kesiminde yaygın olarak dillendirilmeye başlandığına dikkat çekiliyor. AKP’nin yerel seçimler sonrasında seçim yenilgisinin nedenlerini tespit etmek için yaptığı tüm toplantılarda, partililerin sahada en fazla “sağlık sistemindeki sorunlar nedeniyle zorluk yaşadıklarını” belirttikleri, Erdoğan’ın yaşanan sorunları tek tek not aldığı belirtiliyor.

Sürpriz olmadı

Daha önce de Bakan Koca’ya sorunların giderilmesi yönünde talimatlar verdiği ancak atılan adımların yeterli olmadığı, COVID-19 salgını döneminde pek çok kez istifa etmek istediği belirtilen Koca’nın bu kez Erdoğan tarafından istifasının istendiği kaydediliyor. AKP’de, Koca’nın görevden alınması ise “Sürpriz olmadı” şeklinde yorumlanıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin de istifası istendi. Yerine ise eski bakan ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Murat Kurum getirildi. Ancak AKP kulislerinde, Özhaseki ile ilgili başka iddialar da konuşuluyor. Bu iddialardan birinin özellikle yerel seçimlerde İstanbul’un kaybedilmesinin ardından Erdoğan’ın, Özhaseki’ye, “Kentsel dönüşümü anlatamadın” diyerek kızdığı ve seçim yenilgisinde “Özhaseki’nin de payı olduğunun düşünüldüğü” kaydediliyor.

Özhaseki’nin istifasının istenmesinde “deprem konutları ihalelerinin AKP’ye yakın işadamlarına verilmemesinin de gerekçe olarak gösterildiği” ileri sürülüyor. Bu nedenle de Özhaseki’nin, Resmi Gazete’yi beklemeden sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ne kendimin ne de çocuklarımın boğazından haram bir lokma geçmemesine yönelik hassasiyetimi hep diri tuttum” ifadelerine yer verdiği iddia ediliyor.

Haberin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Şimşek, AK Partili Belediyeleri Uyardı: Mali Durumunuz İyi Gözükmüyor

AK Partili belediye başkanlarına uyarılarda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in belediye başkanlarına “Mali durumunuz iyi gözükmüyor” dediği öne sürüldü:

“Kendi merkezi bütçemiz ile ilgili durumu anlattım. Ama gelgelelim sizin durumunuz merkezi hükümetten çok çok daha kötü. Belediyelerin yıllık personel giderleri bütçe gelirlerinin yüzde 30’unu aşamaz. Hiçbiriniz kanuna uymuyorsunuz. İstihdam bürosuna dönüşmüşsünüz. Mevcut mali kurallara uyun. Borç ve personel konusunda uymamışsınız.”

Açıklanan kamuda tasarruf tedbirlerine riayet edilmediğine dair her geçen gün yeni bir örnek yaşanırken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AK Parti’nin Kızılcahamam kampında önceki gün yaptığı sunumda partililere önemli ‘uyarılarda’ bulundu.

Türkiye gazetesinden Emrah Özcan’ın aktardığına göre, Emeklilikte Yaşa Takılan (EYT) ve deprem nedeniyle oluşan bütçe açıklarını kayıt dışılığı önleyerek kapatacaklarını ifade eden Şimşek şunları kaydetti:

“Bakın bu kamu tasarrufları bizi bağlamaz falan diye düşünmeyin. Bakanlığımız denetim yapacak ve ilgili harcama sorumlusu çok ciddi müeyyideler ile karşı karşıya kalabilecek. Kamuda tasarruf tedbirleri belediyeleri yüzde 100 bağlamaktadır. Sizin mali durumunuz iyi gözükmüyor.

Kendi merkezi bütçemiz ile ilgili durumu anlattım. Ama gelgelelim sizin durumunuz merkezi hükümetten çok çok daha kötü. Belediyelerin yıllık personel giderleri bütçe gelirlerinin yüzde 30’unu aşamaz. Hiçbiriniz kanuna uymuyorsunuz. İstihdam bürosuna dönüşmüşsünüz. Mevcut mali kurallara uyun. Borç ve personel konusunda uymamışsınız.”

Paylaşın