Erdoğan, CHP’li Belediyeleri Hedef Aldı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, “CHP’li belediyelerin yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar sürüklendi. Dans düzenlemesinin belediyecilik zannediyorlar. İdeolojik bağnazlık bunların paçalarından akıyor” dedi ve ekledi:

“CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim. Dürüst siyaset sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin. Bedava yapacağız diyerek söz verip 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız olsun istiyorsanız belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün vefatının 29. yıl dönümü olan Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Merhum Dr. Sadık Ahmet’i rahmetle yad ediyorum. Batı Trakya Türk azınlığının bugünkü kazanımlarında merhum Sadık Ahmet’in mücadelesinin çok büyük payı vardır. Yunan makamları ile görüşmelerimizde Batı Trakya’daki soydaşlarımızın sorunları, gündemimizin ilk sırasında yer alıyor. Meseleler sürekli takibimizde. Aynı durum Kıbrıs Türk halkının gasp edilen hakları için de geçerli.

KKTC: Kıbrıs Türk halkı 3 çeyrektir ayrımcılığa maruz kalıyor. 1963 ile 1974 yılları arasındaki katliamları bir çoğumuz daha dün gibi hatırlıyoruz. Yakılan köyleri, öldürülen çocukları, Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmadı. Gazze soykırımını seyrettikleri gibi uzaktan izlediler. 1983 yılında KKTC ilanıyla Barış Harekatı taçlandırılmıştır ancak bağımsızlık iradesini kırmaya yönelik politikalar devam etti. 2004’te Annan Planı’na evet diyen KKTC cezalandırılırken, hayır diyen Rum Kesimi, AB’ye tam üye yapılarak ödüllendirildi. Müzakerelerden de hiçbir sonuç çıkmadı.

Eski yöntemlerle bir yere varılamayacağını gördük. Federalizme bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. 20 Temmuz’u büyük bir coşku ile cumartesi günü kutladık. Kıbrıs davasına verdiğimiz önemi bir kez daha tüm dünyaya ilan ettik. Hedefimiz KKTC’nin tanınırlığını artırmaktır. Kıbrıs Türk halkının kendi ayakları üzerinde durması için de desteklerimizi, yatırımlarımızı sürdürüyoruz.

Özellikle muhalefetin Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz. Sabık genel başkan döneminde CHP’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar, siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştı. Kimi CHP milletvekilleri, PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı. 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de CHP yönetimi üstlenmişti. Muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyorum. Lefkoşa’daki beraberliğin milli meselelerde istikrarlı şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum.

Biz komşularımızla ilişkilerimizde gerilim peşinde değiliz. Bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da samimiyiz, iyi niyetliyiz. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz. Son 1 yılda bu yönde önemli adımlar attık. Pek çok uluslararası kuruluşla işbirliğimizi ilerlettik.

Enflasyon: Ekonomide de sıkıntılarımızın üstesinden geliyoruz. OVP’nin olumlu sonuçlarını görmeye başladık. Enflasyonu bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir. Fiyat balonu kimi sektörlerde yavaş yavaş sönüyor. Fiyatlama anlayışlarının piyasa gerçekleriyle uyumlu hale geldiğini görüyoruz. Sene sonu enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz. Moodys’in kredi notumuzu 2 kademe artırması, 10 yıl sonra gelen bu not artırımı Türkiye için çok geç kalmış bir adımdı. Bunlar elbette yeterli değil.

Kredi derecelendirme şirketleri adaletli davrandıkça bu notlar da hak ettiğimiz seviyelere çıkacaktır. Milletimiz gönlünü ferah tutsun. Türkiye doğru yoldadır. Hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir. Daha önce nasıl enflasyonu tek haneye indirdiysek inşallah aynısını yine başaracağız. Bunu AK Parti ve Cumhur İttifakı’ndan başka yapabilecek kimse de yoktur. Muhalefet havanda su dövmektedir. Bunlar aynı riyakarlığa seçim döneminde de başvurdular. 4-5 ay öncesini hatırlayın. Suyu ucuzlatmaktan bahsediyorlardı, şimdi yüzde 400-500 oranında zam yapıyorlar.

Emekliler: Emeklilerimizi kapılarına dahi yaklaştırmıyorlar. Seçim bitti, verilerin sözler rafa kalktı. CHP’li belediyelerin yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar sürüklendi. Dans düzenlemesinin belediyecilik zannediyorlar. İdeolojik bağnazlık bunların paçalarından akıyor. CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim. Dürüst siyaset sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin. Bedava yapacağız diyerek söz verip 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız olsun istiyorsanız belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.

Benim çiftçim, üreticim, sanayicim, işçim şüphesiz en iyisine layıktır. Bilhassa ömrünün en güzel yıllarını ailesine, ülkesine hizmet için harcayan emeklilerimizin hakkını ödeyemeyiz. Emeklilerimizin yanında yer almayı asli görevimiz olarak görüyoruz. Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesini yükseltecek birçok adım attık. Bizden önce emekli maaşları insani standartların altındaydı. Kasım 2002’de en düşük emekli aylığı 66 liraydı. Yani 43 dolardı. Bu dönemde asgari ücret 184 lira olarak uygulanıyordu. Bu da 122 dolardı. Emeklilerimizin önemli bir kısmı asgari ücretin 3’te 1’i aylık almaktaydı.

En düşük emekli aylığını 12 bin 500 liraya, yani 380 dolara yükselttik. Son 2 yılda yüzde 257 oranında artırmış olduk. Bu yıl ocak ayında yüzde 49.3 oranında aylıkları artırmıştık, temmuzda da aylıklara yüzde 24.7, emekli sandığına ise yüzde 19.3 oranında zam yaptık. 2024’te emekli maaşlarında yüzde 78-86 oranında artışa gittik. Bu artış, enflasyon beklentisinin oldukça üzerindedir. Emeklilere bayram ikramiyesi ödemelerini biz başlattık. Bir diğer imkan ise banka promosyonudur.

Kamu bankalarımızın öncülüğünde emeklilerimize ödenen promosyonların yükseltilmesini temin ettik. 8-12 bin lira promosyon alıyorlar. Tüm bunlarla birlikte Çalışma Bakanlığımız ‘Emekliler Yılı’ kapsamında farklı alanlarda pek çok imkan sağlıyor. Çok daha fazlasını yapacağız. Depremin faturası azaldıkça, ekonomide uyguladığımız politikalar sonuç verdikçe, ilave kaynağı başta emeklilerimiz olmak üzere halkımızın emrine sunacağız. Gösterdiğimiz tüm bu çabalara rağmen yaşadığınız sıkıntıların tamamen farkındayım, serzenişlerinizi duyuyorum.

Tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bizim popülizmle işimiz yok. Biz, meydanlarda söz verip sonra unutanlardan değiliz. Verdiği sözün her zaman arkasında dimdik duranlardan olduk. Bizden öncekilerin yaptığı yanlışları tekrarlamamakta kararlıyız. Bu ülke meydanlarda vaat yarıştıranlardan çok çekti. Böyle bir hataya yeniden düşme lüksümüz yok. Amacımız, ekonomimizi enflasyonu körükleyecek kısır döngüye sokmadan, insanlarımızın refahını kalıcı olarak artırmaktır.

Sokak hayvanları: Bugün bazı şeyleri açık açık konuşmamız gerekiyor. Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde göremeyeceğiniz bir sokak köpeği popülasyonuyla karşı karşıyayız. Bu sayı her yıl katlanarak artıyor. Bu köpekler üstelik çocuklara, yetişkinlere, yaşlılara, koyun sürülerine saldırıyorlar. Trafik kazalarına sebep oluyorlar. Çocuklarımızı parçalamak suretiyle bizden koparıyorlar. Kuduz vakaları ile yabancı ülkelerin vatandaşlarına uyarılarını saymıyorum bile.

Milletimiz bizden bu sorunu çözmemizi istiyor. Halkımız sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Vatandaşımız hem şiddetin hem sağlığımıza yönelik tehdidin sona ermesini arzuluyor. Bizim bu feryatlara tepkisiz kalmamız düşünülemez. Hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Hele hele bölücü terör örgütünün beşikteki bebeği katletmesine, Gazze’de sayısı 16 bini bulan masum çocuğun katledilmesine ses çıkarmayanlar kalkıp da bize merhametten bahsetmesin.

Köpek yüzünden çocuğu hayatını kaybetmiş annenin üzerine yürüyen bir karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir. Herhangi bir canlıya karşı yüreğinde zerre merhamet olan biri kalkıp da o densizliği yapamaz. İnsan sevmiyorlar ki, bir köpeği nasıl sevecekler? Birileri geliyor, Meclis’e taşınıyor. Koridorları işgal edip Meclis altında milletvekillerine katil diye bağırabiliyor. Milletvekili, milletin temsilcisidir.

Biz bu densizliğe pabuç bırakacak bir grup değiliz. Biz 3-5 marjinal karakterin çığırtkanlık yaparak bağırarak Meclis’i çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz. Burası milletin meclisidir. Kimse şanına gölge düşüremez. Gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Yasa teklifi kabul edildi. Sokak hayvanlarını da yaşatmayı amaçlayan teklife ‘evet’ diyen tüm milletvekillerini tebrik ediyorum. Bu meseleyi Meclis tatile girmeden önce taşkınlıklara prim vermeden yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz. Asla taviz yok, bu işi bitireceğiz.

Son 1 haftadır ortalığı ayağa kaldıran sanatçılar, dernekler ve medya mensuplarından başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza güçlü destek bekliyorum.”

Paylaşın

Emeklilik Sistemi Değişecek Mi? Erdoğan’dan Açıklama

Erdoğan, emeklilik sisteminde köklü değişiklik içeren yeni bir hazırlık yapılacağına yönelik iddialara ilişkin, “Bizler toplumumuzun her kesimi gibi emeklilerimizin de daima yanındayız. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için azami gayret gösteriyor, elimizden gelenin daha fazlasını imkanlar nispetinde yapıyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Eldeki imkanlar dahilinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Engelleri aşmayı kendimize şiar edinmiş bir iktidar olarak sürekli tüm vatandaşlarımızın refahını artırmak için sürekli yeni yol haritaları oluşturuyoruz. Ekonomik istikrardan taviz vermeden, popülizm tuzaklarına düşmeden en rasyonel adımı nasıl atarız anlayışı içinde hareket ediyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı kutlama programına katılmak üzere gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) başkenti Lefkoşa’dan dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Erdoğan, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 50. yıl dönümü vesilesiyle KKTC’ye gerçekleştirilen ziyaretin tamamladığını kaydetti. Bu tarihi günde Türkiye ile KKTC arasındaki sarsılmaz bağların bir kez daha vurgulandığını dile getiren Erdoğan, bundan 50 sene önce olduğu gibi bugün de ana vatan ve garantör devlet olarak Kıbrıs Türkü’nün yanında olduklarını ifade etti.

Erdoğan, “İktidar ve muhalefet olarak verdiğimiz birlik tablosunu kıymetli görüyorum. Kıbrıs davasının sadece bizim değil, 85 milyonun davası olduğu anlaşılmıştır. Şunun bir defa anlaşılması gerekir. Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görmeye ve göstermeye kimsenin gücü yetmez. Bugünkü ziyaretimizde bunu adeta perçinlemiş olduk.” diye konuştu.

İki devletli modelin, Kıbrıs meselesinin yegâne çözüm yolu olduğunun gün geçtikçe daha net ortaya çıktığını belirten Erdoğan, Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının çözüm yolunda bugüne kadar her türlü fedakarlığı gösterdiğini vurguladı. Annan Planı’na “Evet” diyen tarafın Kuzey Kıbrıs olduğu hâlde takdir edilenin maalesef yine Rumlar olduğunu ifade eden Erdoğan, bu anlayışla artık bir yere varılmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

Kıbrıs Türkleri’nin müktesep hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin tescil edilmeden bir yere varılamayacağını kaydeden Erdoğan, “Her iki tarafın masaya eşit oturup eşit kalktığı bir denklem kurulmadan yeni bir müzakere sürecinin başlamasını açıkçası mümkün görmüyoruz. Bunu, Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar da tören hitabında şüpheye mahal verilmeyecek şekilde açıkça ifade etti.” dedi.

Ambargolara rağmen Kıbrıs Türkleri’yle devlet hizmetlerinin layıkıyla sürdürülebilmesi için birlikte çalıştıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediyelerin, devlet kurumlarının ve şirketlerin tüm imkânlarıyla Kıbrıs Türk halkına destek olduğunu söyledi.

Geçen yıl Ercan Havalimanı’nın yeni terminal binasının hizmete alındığını anımsatan Erdoğan, konut projelerinden, ulaştırma yatırımlarına, elektronik devlet hizmetlerinden sağlığa, savunmadan eğitime kadar her alanda KKTC’nin kalkınmasına katkı sağladıklarını aktardı. Erdoğan, 2024 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması ile Kıbrıs Türk halkına büyük fayda sağlayacak yeni projeleri hayata geçireceklerini belirtti.

Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda maruz kaldığı haksız izolasyonun kaldırılması için de gayretlerinin sürdüğünü anlatan Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında Kuzey Kıbrıs’ın hak ettiği yeri alması için gerekeni yaptıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tatar’ın, Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Zirvesi’ne katılmasının bu bakımdan son derece anlamlı olduğunu, gelecek süreçte bunu yeni adımların takip edeceğini dile getirdi.

Erdoğan, 1974 Barış Harekâtı’yla kurulan, 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanıyla tahkim edilen kazanımları, tüm dünyada tanınan Kıbrıs Türk Devleti ile taçlandıracaklarını belirtti. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın açıklamalarının Türk-Yunan ilişkilerini tekrar soğutma noktasına getirebilecek düzeyde olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, zaman zaman Yunanistan’daki popülist figürlerin bu tür söylemlerle iki ülke arasındaki ilişkileri dinamitleme gayretlerine şahit olduklarını hatırlattı.

Türkiye’nin Yunanistan ile iyi komşuluk anlayışıyla ilişkileri geliştirmek istediğini dile getiren Erdoğan, “Tabii bu durum, böylesi hezeyanlara sessiz kalmamızı gerektirmiyor. Herkesin çok iyi bildiği gibi Türkiye, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı, adından da anlaşılacağı gibi barış için yapmıştır ve bu müdahale neticesinde huzur tesis edilmiştir. O tarihte Kıbrıs’ta hem Rum kesimi hem Yunanistan’daki darbeciler tarafından başlatılan soykırıma Türkiye, net ve keskin bir son vermek için bu harekâtı yapmıştır. Yani uluslararası hukukun bize tanıdığı garantörlük hakkı kapsamında bu müdahale yapılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Türk askerinin, düşmanına bile zulmetmeyen ama mazlumun hakkını asla çiğnetmeyen şanlı bir maziye sahip olduğunu, aynı anlayışla bugün de gelecekte de hareket etmeye devam edeceğini ifade eden Erdoğan, Mehmetçiğin ayak bastığı topraklarda işgal kültürünün değil, huzurun hakim olduğunu söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti: “Son NATO zirvesinde Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile konuştum. ‘Aynı gün ben Kuzey Kıbrıs’ta bulunacağım, orada Kuzey Kıbrıs halkına hitap edeceğim. Öğrendiğime göre siz de Güney’de olacakmışsınız, orada hitap edecekmişsiniz. Herhalde birbirimizi rahatsız edecek herhangi bir açıklama yapmayız’ dedim. O da benim gibi düşündüğünü söyledi.

Fakat Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ne yazık ki farklı bir havada, belli ki Miçotakis ile yaptığımız görüşmeden haberi yoktu, ileri geri açıklamalar yaptı. Onun bir defa kalkıp da Türklerin orada işgalci olduğunu söylemesinden daha densiz, edep dışı bir ifade olamaz. Dolayısıyla, Sayın Miçotakis’in, bu bakanına haddini bildirmesi lazım. Bizim çok daha fazla konuşmamıza zaten gerek yok. Konuşacaklarımızı bugün zaten konuştuk. Yolumuza da aynen devam ediyoruz.”

“KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, ‘Güney Kıbrıs, Yunanistan’la Larnaka kıyılarında deniz üssü inşa etme girişiminde. Amerika ve AB ile anlaştıkları haberleri çıkıyor. Bunlar yalanlanmadı’ diyor. Dolayısıyla artık Kuzey Kıbrıs’ta Türkiye’yle anlaşılarak deniz üssü kurma zamanı geldiğini söylüyor. Deniz ve hava üssü kurulması kısa zamanda söz konusu olur mu? Güney Kıbrıs’ı İsrail’in lojistik üs olarak kullandığına dönük haberler de çıkıyor. Sayın Tatar da bunun Kıbrıs’ı, Orta Doğu’daki bazı büyük terör örgütlerinin hedefi hâline getireceği uyarılarında bulundu. Bu tür gelişme konusunda Türkiye hangi adımlara atmayı düşünür?” soruları üzerine Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:

“Ada’da Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı binasıyla, Kuzey Kıbrıs Parlamento binası inşaatını yapıyoruz. Onları bir göreyim, durum nedir dedim. Her ikisi de muhteşem birer bina oluyor. Allah nasip ederse en geç kasım ayı ortalarında bitecek. Bu iki bina, başkanlık binasıyla parlamento binası bittiği zaman, yanında da oraya hizmet verecek gayet güzel bir mescit yapılıyor. Herhalde bu üslerden daha önemli bir şey yok. Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Çalışmayı en güzel şekilde devam ettireceğiz. Bu arada, tekrar bir kontrole gidip inşaat ne durumda onu görmem lazım. Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs taşından hakikaten muhteşem bir eser meydana geliyor. Yani Türkiye gerektiği zamanda gereken adımları atar, yapılması gerekenleri yapar.

Ada’nın huzuruna asla katkı sağlamayacak, gerginlikleri artıracak ve uluslararası hukuk ihlallerine yol açacak adımlardan özenle kaçınmak gerekir. İsrail’in katliamına ortak olmak ne Rumlara ne Yunanistan’a fayda sağlar. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını kuzeyde yaparız. Bizim de denizimiz var. Mesela yeni bir doğal gaz gemisi alıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak, yüzer gaz işletme platformu gemisi. Yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacak. 300 metre boyunda 58 metre genişliğinde. 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğal gazı üretecek bu platform belki orada 15-20 yıl kalacak. Adeta bir üs gibi. Önümüzdeki hafta yola çıkıyor ve Türkiye’ye gelecek. Zaten o üssü gördükleri zaman yeter onlara.”

“Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık”

“Barış Harekâtı yaptığı zaman Türkiye’ye ambargolar uygulandı. Külliyedeki ilk veya ikinci 29 Ekim resepsiyonunda ‘Uçaklarımıza tekerlek vermeyenlere karşı bizim de yapacaklarımız var’ demiştiniz. Aradan yıllar geçti. Şimdi, savunma sanayimiz var. Bu gelişmeyle ilgili bugün burada ne hissettiniz?” sorusuna Erdoğan, “Biliyorsunuz, uçaklarımızın lastiklerini dahi alamıyorduk ama şu anda Petlas, uçaklarımızın lastiklerini yapar hâle geldi. Çok önemli bir adım. Üstelik Anadolu’nun göbeğinde. İnsansız hava araçlarından SİHA’lara kadar geldiğimiz nokta belli. ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, tüm bunlar şu anda savunma sanayisinde dünyayla adeta yarış hâlinde. Bundan dolayı da çok çok mutluyuz.” cevabını verdi.

Batı ülkelerinin, Türkiye’nin insansız hava araçlarıyla ilgili sipariş üstüne sipariş verdiğini ifade eden Erdoğan, ülkelerin hangileri olduğunu söylemeyeceğini ama Avrupa Birliği ülkelerinin artık Türkiye’den bu tür taleplerde bulunmasının devranın nasıl değiştiğini gösterdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bizi ayrıca mutlu ediyor. Kızılelma şu anda devreye giriyor. Bunların devreye girişinin o malum çevreleri çok daha çıldırtacağına eminim. Özellikle Amerika’daki seçimin de bu işte tayin edici bir rolünün olduğunu düşünüyoruz. Bu seçimin neticesiyle birlikte ne gibi adımlar atılabilir, bunları da ayrıca göreceğiz ama ibre Türkiye’nin lehine dönüyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da huzur içindeyim. Sizler de huzur içinde olun. Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık. Daha iyisini yapacak, daha ileri gideceğiz. Bizi en çok duygulandıran ise artık bizim gençlerimizin asla yılgınlığa kapılmadan ‘Ben yaparım’ demesidir. Biz çok güçlü tohumlar attık, onlar filizleniyor ve gelecekte boy verecekler.”

“Milli Savunma Bakanlığı uzun süredir ‘Kilit kapanıyor’ başlığıyla Kuzey Irak’a ilişkin operasyonları paylaşıyor. Siz de dönem dönem Irak’ın kuzeyinde PKK varlığının tamamen bitirileceğini belirttiniz. Bu konuda neredeyiz? Bu yaz döneminde bu iş biter mi, ne dersiniz?” sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Terörle mücadele bir matematik olayı değil. İki kere iki dört diyemezsiniz. Örneğin Pençe Kilit Harekât bölgesinde Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan kardeşimiz yaralandı. 15 gün yaralı olarak kaldı ve maalesef şehit oldu. Bunların hepsinin intikamını alıyoruz. Faturayı çok ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler. Ama bilsek ki terörle mücadele bir matematik olayıdır, kalkarız açıklamayı da ona göre yaparız.

Dolayısıyla da terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Önünde sonunda kazanan inşallah yine biz olacağız. Artık onları bekleyen son yakındır. Bu ülkenin insanlarına çektirdikleri acıların hesabı soruluyor. Terör meselesini kökünden bitireceğiz. Sağa sola koşturmaları, destek arama çabaları da bu yüzden. Ne yaparlarsa yapsınlar fayda göremeyecekler. Bu ülkenin insanlarına yaşattıklarının hesabını öyle ya da böyle veriyorlar. Askerimiz, polisimiz, istihbaratçılarımız sahada ve onların güçlü nefesini sürekli enselerinde hissediyorlar. Burunlarını dahi çıkartamadıkları mağaralar onları koruyamayacak.”

UAD’nin, İsrail’i işgalci ilan ederek işgal ettiği toprakları terk etmesini istediği hatırlatılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası Adalet Divanı aynı zamanda İsrail’i tazminata mahkûm etti. Miktarını henüz açıklamadılar. İsrail zaten bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararların hiçbirini uygulamadı. Çünkü yanında başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batı var.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin dünyanın birçok ülkesiyle birlikte gerekli baskıyı yaptığını ve buna devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İspanya’nın duruşu burada çok çok önemliydi. Finlandiya’nın, Norveç’in tüm bunların duruşları önemliydi. Biz bu işi takip edeceğiz, kovalayacağız ve en sonunda inşallah burada bir netice alacağız diye düşünüyorum. İsrail durdurulmalıdır. Bunu sağlamak hepimizin görevidir.” diye konuştu.

Erdoğan, İsrail’e destek olarak, mazlum Filistin halkının yıllardır yaşadığı sistematik zulmü görmezden gelerek bir yere varmanın mümkün olmadığını belirterek, şöyle devam etti:

“İsrail yaptıklarının cezasını çekmeli, bu ceza bir daha kimsenin böylesi bir zulmü aklından geçirememesini sağlayacak kadar ibretlik olmalıdır. Umarım bu karar ve bundan önce alınan ve İsrail tarafından uygulanmayan kararlar uluslararası toplumda bir uyanışı beraberinde getirir. Filistinlilerin acılarına alışmamalı, onların durumunu olağan görmemeliyiz. Her yeni günde daha çok artan bir tonda sesimizi zulme karşı yükseltmeliyiz. Bu bizim insani görevimiz, tarihe borcumuzdur. Bugün takınılan ya da takınılmayan her tavır tarihe geçmektedir. Herkesi tarihin doğru tarafında durmaya bir kez daha davet ediyorum.”

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başkanlık seçimlerinin sonuçlarının, İsrail’in Gazze politikalarını etkileyip etkilemeyeceğine ve İsrail’in savaşı bölge yayma isteğinin nasıl engelleneceğine ilişkin soruları Erdoğan, şöyle yanıtladı:

“Bu konuyla ilgili olarak İsrail, 1947’de ne yaptıysa şimdi de aynısını yapıyor, değişen bir şey yok. Tüm mesele İsrail’in bu davranışlarına karşı haktan yana olanlar, adaletten yana olanların el ele verip bu Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararın yanında herkesin yer almasını sağlamaktır. Bu oyunu ancak böylesi bir duruşla bozarız. Bu zulmü sona erdirmek için ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapması, katil Netanyahu’ya ve beraberindekilere verdiği desteği çekmesi şarttır.”

Erdoğan, İsrail’in coğrafyayı kendi karanlığına çekip bölgeyi yangın yerine çevirme isteğinin ortada olduğunu dile getirerek, “Gazze’de onca zulme rağmen hedeflerine ulaşamamanın hıncıyla hareket etmektedir. Uluslararası toplumun bir ve kararlı karşı koyuşu İsrail’in en istemediği şeydir. İsrail zulmüne karşı birleşmeli ve onları uluslararası hukuka uymaya zorlamalıyız. Bu sayede sadece Gazze ya da Filistin değil, ateş çemberine dönmüş bölgemiz de büyük çatışmaların içine çekilmekten kurtulur.” dedi.

ABD Başkan Adayı Donald Trump ile görüştüğü hatırlatılan ve ABD başkanlık seçimlerinin sonucunda Türkiye-ABD ilişkilerinin daha iyi olmasını bekleyip beklemediği sorulan Erdoğan, şu yanıtı verdi: “Bu konuya şimdi girmem pek doğru olmaz. Çünkü yapacağımız çok ilginç çalışmalar var. Geçen hafta çarşamba günü Macar Başbakanı Viktor Orban konuğumuzdu. Görüşmemizden sonra da ‘Trump’la bir akşam yemeği yiyeceğiz’ dedi. Bu arada aynı zamanda da NATO zirvesi devam ediyordu. Ertesi gün Viktor Orban’ı yoğun bir şekilde eleştirmeye başladılar. ‘Yok şöyle dedi, yok böyleler, biz Viktor’un dediklerine katılmıyoruz, söyledikleri doğru şeyler değil’ dediler.

Sayın Orban, malum Moskova’ya gitti, eleştirdiler. Çin’e gitti aynı şekilde eleştirdiler. Ardından Şuşa’daki toplantıya katıldı, eleştirdiler. Şimdi de ‘Macaristan’ı AB dönem başkanlığından nasıl alırız?’ bunun hesabı içindeler. Bize de düşen şu anda sabır. Bu sabırla birlikte de inşallah gereğini vakti saati geldiğinde birlikte yaparız. Sayın Trump ile kendisine yapılan suikast girişimini konuştum. Kendilerini alçakça saldırı karşısında demokrasinin yanında durmaları nedeniyle tebrik ettim. Biz demokrasinin tarafındayız ve ülkelerin geleceklerine halkların özgür iradelerinin karar vermesinden yanayız.”

Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaşanan küresel yazılım sorunu konusunda Türkiye’nin güvende olup olmadığı sorusunu, “Bu kriz nedeniyle bizde bir sıkıntı yok şu anda. Arkadaşlar, Türk Hava Yolları’nda olsun, diğer tüm birimlerde olsun tedbirleri aldılar. Şu anda işlerimiz ufak tefek aksamalarla yürüyor. Yani dünyadaki sıkıntı bizde aynen yok. Daha iyiyiz. Bu konuda ek tedbirler almak gerekiyorsa alırız. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hiçbir alanı boş bırakmadığımız gibi bu alanı da boş bırakmıyor ve atılması gereken adımları hızla, vatandaşlarımızı mağdur etmeden atıyoruz.” diye yanıtladı.

“Ekonomik istikrardan taviz vermeden…”

Emekli aylıklarında yapılan düzenlemenin, Meclis gündeminde olduğu, emeklilik sisteminde köklü değişiklik içeren yeni bir hazırlık yapılacağına yönelik iddiaların da basında yer aldığı hatırlatılan ve görüşleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Bizler toplumumuzun her kesimi gibi emeklilerimizin de daima yanındayız. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için azami gayret gösteriyor, elimizden gelenin daha fazlasını imkânlar nispetinde yapıyoruz. Eldeki imkânlar dahilinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Engelleri aşmayı kendimize şiar edinmiş bir iktidar olarak sürekli tüm vatandaşlarımızın refahını artırmak için sürekli yeni yol haritaları oluşturuyoruz. Ekonomik istikrardan taviz vermeden, popülizm tuzaklarına düşmeden en rasyonel adımı nasıl atarız anlayışı içinde hareket ediyoruz.

Aslında Grup Başkanımız Abdullah Güler gerekli açıklamaları yaptı. En düşük emekli maaşının 12 bin 500 lira olacağını açıkladı. Bütün bunlara rağmen muhalefet bakıyorsunuz, düşünmeden, görüşmeden, konuşmadan ‘Asgari ücret 17 bin’ diyor. Bunların sırtında maalesef küfe yok. Biz ölçüyoruz, biçiyoruz. Nasıl bu işi ekonomik dengeleri bozmayacak biçimde götürürüz? Buna bakıyoruz, adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Onun için de yeni yasama döneminde inşallah bu konuyu gündeme alacağız. O şekilde de yola devam edeceğiz. Grup başkanımız ne açıkladıysa gündemimizde o konular var, gerisi söylentiden ibaret.”

Paylaşın

Gelecek Partisi Milletvekilleri AK Parti’ye Mi Katılacak?

Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, “Gelecek Partisi milletvekilleri AK Parti’ye mi katılacak?” iddialarına ilişkin, partimizi yıpratmak istiyorlar” değerlendirmesini yaparken bazı milletvekilleri ise “Bir geçiş kolay değil ama imkansız da değil” diyor.

Gelecek Partisi’nin 10 milletvekili bulunduğunu, bir geçiş olsa da bunun toplu bir geçiş olmayacağını düşünenler ise “Gelecek Partililer hem Saadet Partisi’ne hem de grubun kurulması için vekil veren CHP’ye karşı sorumluluk taşıyor” değerlendirmesi yapıyor.

Gelecek Partisi İstanbul Milletvekili Selim Temurci’nin geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi “Gelecek Partisi milletvekilleri AK Parti’ye mi katılacak”, “Gelecek-SAADET Grubu dağılacak mı” gibi birçok soruyu beraberinde getirdi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu bu iddialarla ilgili, “AK Parti’den ihraç edildiğimizden bu yana hangi konuda bir iyileşme oldu ki bugün faklı bir tavır alınsın? Partimizi yıpratmak istiyorlar” değerlendirmesini yaparken bazı milletvekilleri ise “Bir geçiş kolay değil ama imkansız da değil” diyor.

2023 genel seçimlerinin ardından muhalefet partileri arasındaki iletişimin neredeyse sıfırlandığına dikkat çeken bir Gelecek Partisi milletvekili, “AK Parti içinden çok uzun zamandır çağrılar var. Bu çağrılar görüşmeleri de beraberinde getirdi. Bizim eleştirilerimizi, itirazlarımızı biliyorlar. Bu konularda bir öze dönüşten, bir değişimden bahsediliyor. Denildiği gibi bir değişim olursa çağrılar değerlendirilebilir” diyor.

Gelecek Partisi’nin 10 milletvekili bulunduğunu, bir geçiş olsa da bunun toplu bir geçiş olmayacağını düşünenler ise “Gelecek Partililer hem Saadet Partisi’ne hem de grubun kurulması için vekil veren CHP’ye karşı sorumluluk taşıyor. Bir milletvekilinin istifa etmesi durumunda grup düşecek. Mevcut milletvekillerinden hiçbirinin bu grubu dağıtan kişi olarak tarihe geçmek istemeyeceğini düşünüyoruz. Ama daha farklı sorunlar yaşanır, grup başka nedenlerle dağılabilir. O zaman elbette başka yerlere geçişler olabilir” değerlendirmesi yapıyor.

Paylaşın

Dokuz Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri Meclis’te: MHP Ve AK Partili Vekil De Var

Aralarında AK Parti Milletvekili Mehmet Faruk Pınarbaşı, MHP Milletvekili Semih Işıkver ve DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş’ında bulunduğu 10 milletvekiline ait dokunulmazlık dosyaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 5 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

“AK Parti Milletvekili Mehmet Faruk Pınarbaşı, MHP Milletvekili Semih Işıkver, İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan, İYİ Parti Milletvekili Burak Akburak, DEM Parti Milletvekili Burcugül Çubuk, DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, DEM Parti Milletvekili Sırrı Sakık, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Milletvekili Keskin Bayındır ve CHP Milletvekili Mustafa Sarıgül.”

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

İktidar Emeklilik Sistemini Değiştirmeye Hazırlanıyor!

AK Parti’nin ekonomi kurmaylarının, emeklilik sistemini tamamen değiştirmek için çalışmalara başlayacağı öne sürüldü. İddialara göre, emeklilik yaşının yükseltilmesi ve prim gün sayısına göre maaş formülü tartışılıyor.

Milyonlarca emekli haziran ayı verilerinin ve en düşük emekli maaşlarının açıklanmasının ardından zamlı maaş hesaplara geçecek. Zam döneminde emeklilik sistemine dair çok sayıda eleştiri gündeme geldi. Hükümet emeklilik sistemi için düğmeye bastı, çalışmalar başladı. Emeklilik yaşı kadınlarda 60, erkeklerde 65 olarak sabitlenecek ve herkes ödediği prim gün sayısına göre maaş alacak. Emekli maaşı düşük olanlara da desteklerle yardımcı olunması formülü masada.

Ekonomim’de yer alan habere göre, emekli yaşı, sigorta süreleri yeniden belirlenecek. Prim gün sayısı yeniden formüle edilecek. Herkes ödediği prim gün sayısına göre maaş alacak. Teknik olarak kök maaş, en düşük emekli maaşına eşitlenemediği için, 6 ayda bir bu alanda yasa çıkarmak yerine başka bir formül uygulanacak.

Düşük emekli maaşı alanlar ve geçimini sadece emekli maaşı ile sağlayanlara sosyal destekler sağlanacak. Yol-gıda, ulaşım, yakıt ve kira yardımı verilecek. Yapılan çalışmaya göre hâlen 58 ve 60 olan emeklilik yaşı kadınlarda 60, erkeklerde 65’e yükseltilecek. Ancak bu durum, EYT ile getirilen hakları etkilemeyecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile AK Parti’nin ekonomi kurmayları, emeklilik sistemini değiştirmek için çalışmalara başlıyor.

En düşük emekli aylığı belli bir limite getirilecek. Artık en düşük emekli maaşına hazine destek vermeyecek. Hane bazlı emekli maaşlarına destek sağlanacak. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından geçinemeyen ve emekli maaşı düşük olan dar gelirlilere yol-yakıt- gıda ulaşım gibi destekler sağlanacak. Kira yardımı nakit olarak verilecek.

AK Parti kaynakları konuya ilişkin olarak, “Emekliliği; sosyal güvenlik sistemimizi çok adil bir formülle belirleyip, bütün emeklilerin emekli olacakları tarih itibarıyla ne kadar maaş alabileceklerinin netleştirileceği, dönem dönem bunlar için uyarı geleceği, prim artırdığında daha fazla maaş alabilme noktasında kıstasların kullanılacağı bir sisteme taşımamız lazım. Bizim en büyük zorluğumuz şu; maaş ödediğimiz emekli sayısı 16 milyon 180 bin. Ama prim ödeyen, beyanname ile birlikte kayıt altına alınan 7 milyon 500 bin. Bizim kayıt dışıyla iyi mücadele etmemiz lazım” değerlendirmesini yaptı.

En düşük emekli aylığının arttırılmasını da içinde barındıran vergi paketi Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. En düşük emekli aylığını 10 bin liradan 12 bin 500 liraya çıkaran düzenlemeden 3,7 milyon kişi yararlanacak. Zamlı maaşlar ise Ağustos ayında hesaplara yatacak.

Paylaşın

Erdoğan, AK Partili Vekilleri “Uyarma” Hazırlığında

Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde partisinde yer alan 100’e yakın milletvekilini uyarma hazırlığında olduğu öne sürüldü. Yasama faaliyetlerinde aktif rol almayan 100’e yakın milletvekilinin hemen hemen hepsinin ilk kez seçilen milletvekilleri olduğu da ifade ediliyor.

14 Mayıs 2023’te yapılan milletvekilleri seçimlerinde parlamentonun yüzde 63,49’u yenilenmişti. 600 sandalyeli Meclis’te 335 vekil ilk kez seçilmişti. 268 sandalyesi olan AKP’de 148 vekil ilk defa bu dönem Meclis’e girmişti.

Türkiye gazetesinden Emrah Özcan’ın haberine göre, 31 Mart mahallî seçimlerindeki oy kaybının nedenlerini araştıran AK Parti, bir yandan da teşkilatın verimliliğini artırmak için çeşitli çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda AK Parti kurmayları, milletvekillerinin TBMM performans faaliyetlerini raporladı.

Edinilen bilgilere göre, 100’e yakın milletvekilinin yasama faaliyetlerinde aktif rol almadığı tespit edildi. Parti yönetiminin milletvekillerine bu konuda uyarılarda bulunduğu ve yasama faaliyetlerinin öneminin anlatıldığı toplantılar yapmaya başladığı öğrenildi.

Yasama faaliyetlerinde aktif rol almayan 100’e yakın milletvekilinin hemen hemen hepsinin ilk kez seçilen milletvekilleri olduğu da ifade ediliyor. Partinin tecrübeli milletvekillerinin ise bu durumdan rahatsız olduğu, durumu sık sık parti yönetimine bildirdikleri ve ilk kez milletvekilliği yapan vekillerin daha aktif olmalarını istedikleri belirtiliyor.

14 Mayıs 2023’te yapılan milletvekilleri seçimlerinde parlamentonun yüzde 63,49’u yenilenmişti. 600 sandalyeli Meclis’te 335 vekil ilk kez seçilmişti. 268 sandalyesi olan AK Parti’de 148 vekil ilk defa bu dönem Meclis’e girmişti.

TBMM’de 27’nci dönemde milletvekilliği yapan 32 isim genel kurulda hiç söz almamış, kanun teklifi hazırlamamış, araştırma, soruşturma ve genel görüşme önergesine imza atmamıştı. Öte yandan, son zamla birlikte (yüzde 19,31) milletvekili maaşları 170 bin lira oldu.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz yıl şubat ayında partisinin vekillerini Meclis’in genel kurul toplantılarına yeterli katılım sağlamadıkları gerekçesiyle eleştirmişti.

Grup yönetiminden gelen raporlar ve şikâyetler üzerine yaptığı konuşmada, Meclis’in genel kurul toplantılarına katılma konusunda sıkıntı olduğunu belirterek şu eleştirilerde bulunmuştu:

“Bu beni üzmüştür. Bu millet, kendi kasasından, kesesinden maaşı veriyor. Bu maaşla birlikte vekil arkadaşlarımız bu görevi yapıyor. Ama genel kurulda eğer yoklamalarda benim vekil arkadaşlarım bulunmazsa ki dün böyle oldu, bu millet sizlere hakkını helal etmez.

Kim gelmediyse ben de onlara hakkımı helal etmiyorum. Bu sıradan bir olay değil. Eğer milletvekili adayı olmuşsan arkadaş burada görevini hakkıyla yerine getireceksin. Yerine getirmiyorsan, aldığınız maaşlar haramdır bunu böyle bilin.”

Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde buna benzer bir uyarıyı tekrar yapabileceği de başkent kulislerinde konuşulanlar arasında.

Paylaşın

AK Partili Vekilden “Osman Kavala” Çıkışı: Ziyaret Edeceğim

AK Parti Milletvekili Tuğrul Türkeş, Gezi Parkı Davası’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Osman Kavala’yı cezaevinde ziyaret edeceğini açıkladı: Osman Kavala’nın durumu, laboratuvar gibi.

Son dönemde yaptığı Gezi Parkı Davası tutuklusu Osman Kavala’yla ilgili yargılamaya yönelik eleştirel çıkışlarıyla dikkatleri üzerine çeken AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’ten yeni açıklamalar geldi.

Gazete Duvar’dan Can Bursalı‘ya konuşan Tuğrul Türkeş, “Osman Kavala’nın durumu, laboratuvar gibidir” diyerek şunları söyledi: “Altını kırmızıyla çizmek gerekir. Osman Kavala, casusluktan hüküm giymedi. Bu suçlamada delil bulunamadı, adam beraat etti. Gezi Parkı’yla ilgili davadan yargılandı. Ama 7 yıl süren bir yargılama mı olur?”

Kavala’nın “uzun yargılama sürelerinin bir sembolü haline geldiğini” söyleyen Türkeş, “Genel seçimi kazandık ama yerel seçimde medyanın deyimiyle tablo kırmızı oldu. Neden? Ekonomimiz iyi değil. Mehmet Şimşek bakanımız sağolsun debeleniyor, çalışıyor ama hukuk doğrudan işlemediği için ekonominin iyileşmesi konusunda zorluklar yaşıyoruz” dedi.

Sorunun Kavala’yı aşan bir yani olduğunu öne süren Türkeş, “Para aradığında gerçek fiyatla alamıyorsun. Daha fazla faiz ödüyorsun. Niye? Çünkü birtakım inceleme kuruluşları, Türkiye’deki hukukun durumuna bakıyor, daha fazla faizle karşına geliyor. Bu fazla faiz milli bütçene yüktür. Bundan kurtulmamız lazım. Yargılamaları makul seviyeye getirip, hukuku düzeltirseniz ekonomi de düzelir. Adam kaçmak istese kaçardı, adamı alıyorsun, bırakıyorsun. Kapından tekrar alıyorsun. Bunu dışarıda anlatman lazım. Milliyetçilik mi, al sana milliyetçilik” ifadelerini kullandı.

AK Partili milletvekili, Kavala’yı cezaevinde ziyaret etmeyi düşünüp düşünmediği yönündeki soru üzerine de “Bakanımız Yılmaz Tunç’tan rica ettim. Uygun bir zamanda görüşmek için izin istedim. Bir ara ziyaret edeceğim. Osman Kavala’yı ilk kez o ziyarette görmüş olacağım. İşte gerçek millilik, yurtseverlik bu. Bana öğretilen milliyetçilik bu” yanıtı verdi.

Paylaşın

Zafer Partisi Lideri Özdağ’dan “Bahçeli, Erdoğan’ı Tehdit Etti” İddiası

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, MHP’nin AK Parti üzerinde ciddi bir vesayeti olduğunu öne sürerek, “Bahçeli Erdoğan’ı tehdit etti, bir dosyayı elinde tutarak” dedi ve ekledi:

“Eski bir AKP’li bakan AKP’nin bütün karanlık diye nitelendirilen ilişkileriyle ilgili bir dosyayı Sayın Bahçeli’ye takdim etmiş. Bu çok açık bir mesajdı AKP’ye. Şimdi parlamenter demokrasiye dönünce bu ilişkiden de kurtulacak AKP. Özellikle Sinan Ateş cinayetinin mahkemeye intikal etmesinden sonra farklı bir süreç başladı.”

T24’ten Cansu Çamlıbel‘in sorularını yanıtlayan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, AK Parti ile MHP arasındaki ilişkiye dair değerlendirmelerde bulundu.

“MHP’nin şu anda AKP üzerinde ciddi bir vesayeti var” diyen Özdağ, “Bu hissiyat değil, somut gerçek. Bahçeli Erdoğan’ı tehdit etti, bir dosyayı elinde tutarak” ifadelerini kullandı. Özdağ, ‘dosya’ iddiasına ilişkin, “Benim bildiğim, eski bir AKP’li bakan AKP’nin bütün karanlık diye nitelendirilen ilişkileriyle ilgili bir dosyayı Sayın Bahçeli’ye takdim etmiş” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündem olan fotoğrafı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Özdağ “Evet o fotoğraf o dosyayla çekilmiş. Ya da sembolik olarak o ima edilerek çekilmiş. Ama bu çok açık bir mesajdı AKP’ye” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’ye iadeiziyareti öncesi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin paylaşımı tartışma yaratmıştı. Bahçeli, partisinin 11 Haziran’daki TBMM Grup Toplantısı’nda taktığı yüzük dikkat çekmişti. Yüzükte “Allah bana yeter” ifadeleri yer almıştı. Ayrıca paylaşılan fotoğrafta bir dosya da yer almıştı.

Paylaşın

“Erdoğan, İki Bakanı Daha Görevden Alabilir” İddiası

Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yerine Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yerine Kemal Memişoğlu’nun atanmasının ardından Erdoğan’ın iki bakanı daha görevden alabileceği öne sürüldü.

İddiayı gündeme getiren gazeteci İsmail Saymaz, “Bugünden yarına bir bakan değişikliği bekleniyor diyemem. Bugün görüştüğüm AKP kaynaklarım. Cumhurbaşkanının bir hafta arayla bir bakan daha değiştirmeyeceğini söylediler. Tabii bu değişmeyeceği anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uzun süredir gündemde olan Kabine revizyonuyla ilgili ilk adımı attı ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki görevden alındı. Koca’nın yerine e İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Özhaseki’nin yerine ise önceki Bakan Murat Kurum getirildi.

Gazeteci İsmail Saymaz, Halk TV ekranlarında yayımlanan ‘Gündem Özel’ programında Kabine’yi yeni değişikliklerin beklediğini öne sürdü.

Saymaz şunları söyledi: “Bugünden yarına bir bakan değişikliği bekleniyor diyemem. Bugün görüştüğüm AKP kaynaklarım. Cumhurbaşkanının bir hafta arayla bir bakan daha değiştirmeyeceğini söylediler. Tabii bu değişmeyeceği anlamına gelmez. Fakat Özellikle Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile ilgili çok fazla ‘istifa edecek, görevden ayrılmak istiyor’ duyumları alıyorum.

Diğer duyduğum isim ise Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun görevden alınacağı yönünde. Abdulkadir beyin yakın çevresine bunu sorduğumda ise bu bilgi yalanlanıyor. Hatta onlar ‘önümüzdeki hafta bakanlar kurumu programı hazırlıyoruz nasıl böyle bir şey olabilir?” diyorlar. Ben de düşünmeden edemiyorum.

Galiba Abdulkadir Bey’in parti içinde ayağını kaydırmak isteyenler var. Başka hiçbir bakan için bunları işitmedim. Ama ben bu iki isim hakkında çok kulis döndüğünü söyleyebilirim. Bu görevden alınacakları anlamın gelmeyebilir ama bu onların AKP etrafındaki çeşitli çemberlerde onlara dair bir durum olduğu anlamına gelir.”

Paylaşın

“İYİ Parti Ve Gelecek Partili Yedi Milletvekili AK Parti’ye Katılacak” İddiası

İYİ Partili dört, Gelecek Partili üç olmak üzere yedi milletvekilinin AK Parti’ye katılacağı öne sürüldü. AK Parti’ye geçen milletvekillerinin parti ile yürütülen görüşmelerin etkili olduğunu iddia edildi.

tv100 sunucusu Cansu Canan Özgen, İYİ Parti ve Gelecek Partisi’nden 7 milletvekilinin AK Parti’ye katılacağını söyledi. Özgen kulis bilgisinde, İYİ Partili isimlerin kararlarında Meral Akşener’in etkisinin olduğunu iddia etti.

İşte Özgen’in o kulisi: “Önümüzdeki hafta bir milletvekili transfer dalgası görülecek gibi duruyor. Özellikle İYİ Parti’den istifa eden milletvekillerinin AK Parti‘ye geçeceği bilgisi var. Halihazırda Ahmet Ersagun Yücel’in isminin güçlü bir şekilde geçtiği ve konuşulduğu söylenmekte.

İYİ Parti İstanbul milletvekili kendisi şu anda. Bu arada İYİ Parti’nin milletvekillerinin istifa kararını vermelerinde İYİ Parti eski lideri Akşener‘in etkisinin olduğu konuşuluyor. Yine aldığımız bilgilere göre Müsavat Dervişoğlu‘nun politikalarındaki görüş ayrılıkları nedeniyle bu kararı verdikleri… Özellikle Ersagun için bu yönde.”

Özgen, AK Parti’ye geçen milletvekillerinin parti ile yürütülen görüşmelerin etkili olduğunu söyledi. Özgen’in açıklamasına göre muhalefet partilerinden AK Parti’ye transfer olacak isimler şu şekilde:

İyi Parti: Ahmet Ersagun Yücel, Seyithan İzsiz, Bilal Bilici, Salim Ensarioğlu.

Gelecek Partisi: Selim Temurci, İsa Mesih Şahin, Nedim Yamalı.

Paylaşın