Çelik’ten Erken Seçim Çağrılarına Yanıt: Seçim Zamanında Olacak

Muhalefetin erken seçim çağrılarını değerlendiren AK Partili Ömer Çelik, “Önümüzdeki 3,5 yıl milletimize hizmet noktasında etrafımızdaki istikrarsızlıkları çok dikkatli takip ederek, Türkiye’nin istikrarını koruyarak, hizmet ve eser siyasetinde daha ileri adımlar atarak devam edeceğiz. Erken seçim olmayacak. Seçim zamanında olacak” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “2026 baharında veya gelecek yıl bir sandık koyalım, Recep Tayyip Erdoğan da tekrar aday olsun çağırısını” değerlendiren Ömer Çelik, şu ifadeleri kullandı:

“2024 yılının en kötü esprisi nedir dense bu birinci olurdu. Cumhurbaşkanımızı yeneceğini söylemesi siyasi değerlendirme olarak ele alınamaz. Seçim bittikten sonra ‘seçim falan istemiyoruz, beldelerde hizmet edeceğiz’ dediler. Gözüken o ki bu plan tutmadı.

Belediyelerde bir hizmet yok. CHP’deki aktörler arasında kimin öne geçtiği, kimin kimi ziyaret ettiği konuşuluyor. Şimdi tüzük kurultayı deniyor. Tıkanmışlık neticesinde erken seçim tartışmasını gündeme getiriyorlar. İstikrarı koruyarak, hizmet siyasetinde daha ileri adımlar atarak devam edeceğiz. Bu 3,5 yıl Türkiye Yüzyılı çerçevesinde önemlidir. Şu anda CHP içinde bir erken seçim var.”

Çelik, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in istifa ettiğine yönelik iddialara ilişkin, “Ekonomiyle ilgili gündemi yakından takip ediyoruz. Orda Vadeli Program, 5 Eylül’de açıklanacak. Güçlü bir şekilde programın ilerlediğini görüyoruz. Burada ekonomi yönetimimize dönük olarak bakan arkadaşlarımızın istifa ettiğine dair çıkan haberlerin yalan olduğunu ifade etmek isterim. Elde edilen pozitif sonuçlardan rahatsız olanların propaganda içerisinde olduğu görülüyor” dedi.

30 Ağustos’ta Kara Harp Okulu’ndaki resmi törenin bitişinin ardından yeni mezun yaklaşık 350 subayın bir araya gelerek yaptığı yemine de değinen Çelik, “Milletin kendi imkanlarıyla gözbebeği gibi baktığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geleceği için yetiştirilmiş bu teğmenlere hakaret kabul edilemez. Bunlar milletin evlatlarıdır” ifadelerini kullandı.

CHP’nin, sokak röportajı nedeniyle tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan Dilruba Kayserilioğlu’nu protokolle ağırlamasına tepki gösteren Çelik, konuşmasına şöyle devam etti: “Herhangi bir virüs üretmeye çalışanlara karşı bu hassasiyetimizi en üst seviyede tutacağız. Atatürkçülük yapmaya çalışıyorum deyip milletin değerlerine saldıranlar Atatürk’e karşı saldırıyorlar aslında.

“Vatandaşın iradesi saygıdeğerdir”

İlk cumhurbaşkanımız ve devletimizin kurucusu Atatürk’ten Erdoğan’a kadar büyük mücadeleler verilmiştir. Atatürk’e ve Erdoğan’a karşı tavırlar mahkum edilmesi gereken tavırlardır. Nefret söylemi unsurudur ve iç cepheyi dağıtmaya dönük hareketlerdir. Yöneticiler arasında rekabet olabilir ama onlara oy veren vatandaşlara hakaret etme hakkı yoktur. Hangi siyasi parti tabanındaki vatandaşımız olursa olsun tüm saldırılara karşıyız. Bize oy versin vermesin vatandaşın iradesi saygıdeğerdir.”

Malazgirt kutlaması ve verilen fotoğraf hakkında da konuşan Çelik, şunları söyledi: “Geçmişimizle bugünü kavga ettirmek isteyen, tarihteki sürekliliğimize bir yaralı bilinç getirmeye çalışanların 30 Ağustos ile Malazgirt’i birbirine zıt kutlamalar gibi konumlandırmaya çalıştıklarını gördük. Adlarımız farklı olabilir, isimlerimiz farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir.”

İsrail’in Filistin’deki soykırımına ilişkin de konuşan Çelik, “Dünya Gazze’ye sessiz kaldıkça soykırıma destek vermektedir. Uluslararası mekanizmaları katılımcısı düşmeye başlarsa bu kararları alanlar, Netanyahu’nun katliamlarına destek verenler bunun sorumlusu olacak. İsrail burada durdurulmazsa herkes bunun sorumluluğunu paylaşmak zorunda kalır” dedi.

Paylaşın

AK Parti’de Değişim: Niceliksel Değil, Niteliksel

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerden ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de kongre sürecinde gerçekleşecek olan değişimin nicelikselden çok niteliksel olacağı değerlendiriliyor.

Önceki kongre süreçlerinde sayısal olarak değişimin yüksek olmasına karşın beklenen heyecanı ortaya çıkmadığı, değişim sürecinde partiyi yeniden yükselişe geçirebilecek isimlerin yönetimlerde ye alabileceği vurgulanıyor.

Yerel seçimlerde çok sayıda belediyeyi kaybeden AK Parti’de değişim beklentilerine adres olarak kongre süreci gösterildi.

AK Parti’nin 23. kuruluş yıl dönümü etkinliklerinden konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “Özeleştirimizi samimiyetle yapıyor; nerede eksiğimiz varsa, hiçbir komplekse kapılmadan üzerine cesaretle gidiyoruz. Önümüzdeki aylarda başlatacağımız Büyük Kongre sürecimizi sadece bir ‘vitrin yenilenmesi’ olarak değil, milletimizin bizden beklediği kapsamlı değişimin ana zemini olarak görüyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği kongre sürecinin başlama tarihi 3 Eylül tarihinde gerçekleşecek olan AK Parti MKYK toplantısında ele alınacak. AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre Ekim’de süreç başlayacak ve 2025 Mayıs’ın büyük kongre ile tamamlanacak.

Son AK Parti 7. olağan kongresi 2021 yılının Mart ayında gerçekleştirilmişti. AK Parti 4. Olağanüstü Büyük Kongre’sini ise 7 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirmişti. AK Parti MKYK’sının karar alması durumunda 8’inci kongre süreci belde ve mahalle teşkilatlarından başlayacak.

Belde ve mahalle teşkilatlarından sonra ilçe kongreleri başlayacak. İlçe kongrelerinin yıl sonuna kadar bitirilmesi planlanırken, önce büyükşehir olmayan kentlerin ilçelerinde kongreler gerçekleşecek. Büyükşehir ilçeleri sona bırakılacak. Bazı ilçe kongrelerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katılması bekleniyor.

AK Parti yeni yılla birlikte ise il kongrelerini gerçekleştirmeye başlayacak. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi iller bu takvime göre sona bırakılacak. Yine il kongrelerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılması öngörülüyor.
İki listeli seçim değerlendiriliyor.

AK Parti’de bu kongre süreci, teşkilatları harekete geçirmek ve heyecanı artırmaya yönelik olarak bir fırsat olduğu değerlendiriliyor. Bu nedenle daha önce olduğu gibi tek listeli kongreler yerine bazı bölgelerde rekabetin olacağı kongrelerin gerçekleştirilmesi düşünülüyor.

Niteliksel değişim

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre; AK Parti kaynakları kongre sürecinde gerçekleşecek olan değişimi sayısaldan çok niteliksel olarak değerlendiriyor. Önceki kongre süreçlerinde sayısal olarak değişimin yüksek olmasına karşın beklenen heyecanın ortaya çıkmamasını örnek gösteren kaynaklar, değişim sürecinde partiyi yeniden yükselişe geçirebilecek isimlerin yönetimlerde ye alabileceğini vurguluyorlar.

Paylaşın

Yeni “Emekli Maaş Sistemi” Yolda

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, dünyadaki örnekler incelenerek emeklilik sisteminin güncellenmesi gerektiğini belirterek, “Gelişmiş ülkelerdeki uygulamayı esas alırsak emeklilikte üç tane başlık öne çıkıyor. Bir tanesi, ödediğiniz prim miktarı, ödediğiniz süre ve yaş” dedi ve ekledi:

“Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde bizim ülkemizde olduğu gibi 40’lı, 45’li ve 50’lili yaşlarda bir emekliliğe rastlayamazsınız. Avrupa’da emeklilik yaşı 65’tir, 67’dir. Kimi ülkelerde de 70 yaşına kadar emeklilik yaş durumu vardır. Bu, sürdürülebilirlik çizgisi açısından önemlidir. Dünya ortalamasına baktığımızda 3 ila 4 çalışana karşılık bir emekli vardır.”

Güler açıklamasının devamında, “Ama şu an ülkemize baktığımızda halihazırda yaklaşık 32 milyon çalışan ve 16 milyon 100 civarında emekli olduğunu görüyoruz. Yani 2 çalışana 1 emekli olduğunu görüyoruz. Bizim bu manada mutlaka hem prim miktarını ve yaşı hem de ödenen süreyi esas alacak şekilde daha adil, daha dengeli ve sürdürülebilir mahiyette bir emeklilik sistemini inşa etmemiz lazım. Vatandaşlarımızın da seçmiş oldukları tercih noktasında ona göre bir emekli maaşına kavuşması lazım” ifadelerini kullandı.

Emekli maaşında sistem değişiyor. Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan yeni sistem ile çalışanların daha çok sistemde kalmaları teşvik edilecek. Böylece daha çok prim günü olanlar için emekli aylığının yüksek olması sağlanacak. Ekonomim’in aktardığı habere göre; yapılan çalışmalarda şu başlıklar öne çıkıyor:

Aylık bağlama sistemindeki karma yapının sadeleşmesi
Ocak ve Temmuz aylarında yapılan enflasyon artışlarının yeniden düzenlenmesi
Bozulan aktüeryal dengenin (Çalışan-emekli oranı) yeniden sağlanması
Sistemde kalmanın emekli aylığı açısından daha cazip hale getirilmesi

Emekli aylığı hesaplanırken uygulanan üçlü yapı da sistemi karmaşıklaştırıyor. 1999 öncesi dönem için farklı aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayısı, 1999-2008 arası için daha düşmüş bir aylık bağlama oranı ve yeni güncelleme katsayısı, ardından 2008 sonrası için düşük aylık bağlama oranı ve büyümenin enflasyonun etki ettiği güncelleme katsayısı.

Bu hesaplamalar üç ayrı kanuna göre yapılıyor. Bu üç ayrı hesap toplanıp emekli aylığı ortaya çıkartılıyor. Sabah Gazetesi’nde yer alan habere göre çok değişken olmayan güncelleme katsayısı ve aylık bağlama oranıyla tek bir hesaplama yapılabilir. Böylece çok prim ödeyenin ve çok çalışanın daha yüksek maaş aldığı bir sistem ortaya çıkabilir.

Son yıllarda emeklilerin kafasını karıştıran bir başka unsur da ‘taban maaş’ ve ‘kök maaş’ uygulaması oldu. Çalışma hayatı kısa sürmüş, kısmi emekli olmuş, malulen emekli olmuş ya da asgari ücretten prim yatırmış birçok sigortalının emekli maaşı düşük kalmıştı. Bu emeklilere Hazine’den yapılan destek ile taban maaş şeklinde daha yüksek aylıklar ödendi, ödenmeye devam ediyor.

Bugünkü rakamlara bakıldığında 6-7 bin lira aylığı olan bir emekliye 12.500 TL ödeniyor. Ancak uygulama birkaç sorunu da beraberinde getirdi. Birincisi her zam döneminde ortaya çıkan sıfır artış sorunu. Taban maaşın altında aylık alanlar için ocak ve temmuz aylarındaki enflasyon artışları gerçek emekli aylıklarına yapıldığı için sıfır zam ortaya çıkmıştı.

Hem geçen temmuzda, hem bu temmuz ayında yaşanan olay için yeniden taban maaş artışı ihtiyacı doğdu. Bu durum sürdürülemez olduğu için her zam döneminde 3-4 milyon emekli için aynı sorun yeniden ortaya çıkacak.

İkinci sorun ise taban maaşın hemen üstünde aylığı olanlar açısından yaşanıyor. Örneğin bugün 12.500 TL olan taban maaşın hemen üstünde 13-15 bin bandında aylık alan çok sayıda emekli var. Bakıldığında 3.600 gün prim ödemiş, ya da düşük kazanç bildirmiş bir emekli ile, daha çok çalışmış daha yüksek prim ödemiş bir emekli arasında aylık farkı hemen hemen hiç kalmıyor.

Bu durumda 9 bin gün Bağ-Kur primi ödemiş esnaf için daha belirgin hale geliyor. 3.600 günle emekli olan birisi ile 9 bin gün Bağ-Kur primi ödemiş birisi 12.500 TL taban maaşı alabiliyor Bu da adaletsizliğe yol açıyor.

Üçüncü sorun ise yüksek prim ödemenin karşılığının olmaması algısıyla hem kayıt dışılığın hem de gerçek maaşın gizlenerek gizli kaşıt dışılığın ortaya çıkıyor olması. Böylece hem devletten vergi ve prim kaçırılırken çalışanın da geleceği çalınıyor. Ancak ‘Düşük ödesem de taban maaş alırım nasıl olsa’ algısı bu sorunu körüklüyor.

Orta Vadeli Program’da yeni düzenlemeler için tarih olarak 2024 yılı üçüncü çeyreği gösteriliyor. Yapılacak teknik çalışmalar sonunda taslaklar ortaya çıkmış olacak. son şekli verilen düzenlemelerin yeni yasama döneminde gündeme gelmesi bekleniyor.

“Dengeli ve sürdürülebilir bir emeklilik sistemi”

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, emeklilik sisteminin güncellenmesi ve haftalık çalışma süresinin düşürülmesi yönündeki iddialarla ilgili gazetecilere değerlendirmede bulundu.

Güler, emeklilik sistemini incelerken dünyadaki örneklerin dikkate alınması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Gelişmiş ülkelerdeki uygulamayı esas alırsak emeklilikte üç tane başlık öne çıkıyor. Bir tanesi, ödediğiniz prim miktarı, ödediğiniz süre ve yaş. Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde bizim ülkemizde olduğu gibi 40’lı, 45’li ve 50’lili yaşlarda bir emekliliğe rastlayamazsınız.

Avrupa’da emeklilik yaşı 65’tir, 67’dir. Kimi ülkelerde de 70 yaşına kadar emeklilik yaş durumu vardır. Bu, sürdürülebilirlik çizgisi açısından önemlidir. Dünya ortalamasına baktığımızda 3 ila 4 çalışana karşılık bir emekli vardır. Ama şu an ülkemize baktığımızda halihazırda yaklaşık 32 milyon çalışan ve 16 milyon 100 civarında emekli olduğunu görüyoruz.

Yani 2 çalışana 1 emekli olduğunu görüyoruz. Bizim bu manada mutlaka hem prim miktarını ve yaşı hem de ödenen süreyi esas alacak şekilde daha adil, daha dengeli ve sürdürülebilir mahiyette bir emeklilik sistemini inşa etmemiz lazım. Vatandaşlarımızın da seçmiş oldukları tercih noktasında ona göre bir emekli maaşına kavuşması lazım.”

Güler, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın desteğiyle en düşük emekli aylığının 12 bin 500 lira olduğunu belirterek şu ifadeleri kurdu: “Bu desteğin uygulanmadığı takdirde emekli maaşı daha düşük oranda olacaktır. Dolayısıyla bu durum düzeltilmeli, bu durum sürdürülebilir hale gelmeli; daha dengeli, daha adil bir hale gelmeli. İnşallah önümüzdeki dönemlerde evrensel, dünya ülkelerinde gelişmiş ülkelerin de uyguladığı bu sistem üzerinden benzer bir uygulamayı, çalışmayı bizim ülkemizde de hayata geçirmemiz gerekiyor.

Şu anda bizim toplumun her kesimiyle yeni istişareler yapmamız lazım ve dünya örneklerini, gelişmiş ülke örneklerini ortaya koymamız lazım. Bu çerçeve içerisinde de bunu daha makul bir çerçevede ortaya koymamız lazım. Tabii bakanlığımızın bu konuda çalışmaları var ama henüz şu anda bir yasal düzenleme açısından elimizde böyle bir metin yok. Bunu ilerleyen zaman dönemi içerisinde daha geniş çerçevede çalışmak lazım.”

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Sancısı

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde CHP’nin ardından ikinci parti konumuna gerileyen Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) değişim sancısı yaşanmaya devam ediyor.

Partisinin 23. yıl kuruluş yıldönümünde konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yorulanların bırakmasını istemişti.

Bunun üstüne AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, Erdoğan başkanlığında 3 Eylül Salı günü bir araya gelecek. Bu toplantıda kongre takvimi başlatılacak. 8’inci Olağan Büyük Kongre’nin takvimine göre önce belde, sonra ilçe, il ve son olarak büyük kongre yapılacak.

A Haber’e göre sürecin ekim ayında başlatılması, Ramazan Bayramına kadar il kongrelerinin tamamlanması, mayısta ise büyük kongreye gidilmesi planlanıyor.

Mart 2021’i referans alarak, AK Parti olağan kongresini seçimler nedeniyle yasal sürenin 1 yıl üzerinde, 2025’te gerçekleştirecek. Bu kongre ile birlikte, ülke genelindeki parti kadroları da yeniden değerlendirilecek.

Erdoğan, parti yönetim organı olan ve yedekleriyle birlikte 110 üyeden oluşan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu için yetki sahibi olacak. Erdoğan’ın, parti vitrini ve A takımında da değişiklikler yapması bekleniyor. AK Parti yetkilileri, kongre sürecini 2028 seçimlerine yönelik yeni kadroların belirlenmesi olarak değerlendiriyor.

Paylaşın

AK Parti’nin Düşünce Kuruluşu SETA: Erdoğan’ın Zırhı Delindi

AK Parti’nin düşünce kuruluşu olarak çalışan, bürokrasiye atamalar ve tüm görevlendirmelerde basamak olarak kullanılan SETA, son raporunda, toplum psikolojisinde Erdoğan’ın dokunulmazlığının ortadan kalktığı tespitini yaptı.

AK Parti’nin yerel seçimlerdeki yenilgisinin nedenlerini ortaya koymak amacıyla hazırlanan SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) raporu, partinin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın toplumdaki algısında köklü değişiklikler olduğunu gösteriyor. Aylar süren araştırmanın sonuçları, Erdoğan’ın artık eskisi gibi dokunulmaz olmadığını, yapılan hataların faturasının doğrudan ona kesilmeye başladığını ortaya koyuyor.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan‘ın, bugün köşesinden yer verdiği raporun, Erdoğan ve AK Parti’nin üst yöneticilerine sunulduğu belirtildi. Babacan, AK Parti’nin düşünce kuruluşu olarak çalışan SETA raporundaki başlıkları şöyle özetledi:

Adaletin yitimi: Rapora göre, adalet duygusu sadece yargı alanında değil, bürokraside ve kamu kurumlarında da zedelenmiş durumda. Liyakat yerine partiye yakın grupların avantaj sağladığına dikkat çekilen rapor, bu durumun toplumsal güveni sarstığını vurguluyor.

Parti içi bölünmeler: AK Parti içinde giderek derinleşen gruplaşmalar, partiyi zayıflatıyor. Ekipler arasında süregelen dedikodular ve çatışmaların, partinin motivasyonunu önemli ölçüde baltaladığı belirtiliyor.

Ekonomik kriz ve gelir adaletsizliği: Enflasyon ve gelir dağılımındaki adaletsizlik, halkın AK Parti’den uzaklaşmasına neden oldu. Raporda, bu ekonomik sıkıntıların yerel seçim sonuçlarına doğrudan yansıdığı ifade ediliyor.

Erdoğan eleştiriden gayri değil: Belki de raporun en çarpıcı sonucu, Erdoğan’ın toplum nezdindeki dokunulmazlığını yitirdiği tespiti. Toplumun artık sadece parti yönetimini değil, Erdoğan’ı da olumsuz koşullardan sorumlu tuttuğu vurgulanıyor.

Sönük kutlama eleştirisi: AK Parti’nin kuruluş yıldönümü etkinliği de eleştirilere hedef oldu. Parti tabanı, organizasyonu zayıf ve etkisiz buldu; ‘Ortalama bir düğün gibiydi…’ yorumları yapıldı.

Öte yandan Nuray Babacan, AK Parti’nin güç odağı olmaya devam ettiği izlenimi yaratmak için yeni transferler yapmaya hazırlandığını belirterek, şu kulis bilgisini yazdı:

“Partinin güç odağı olmaya devam ettiği izlenimi yaratmak için yaptığı son transferlere yenilerinin ekleneceği de konuşulanlar arasında. Yakın zamanda Saadet Partisi’nden 1, Gelecek Partisi’nden 2 ismin AK Parti’ye geçişinin yapılacağı anlatılıyor. Bazı belediye başkanlarıyla da görüşmelerin sürdüğü aktarılanlar arasında…”

SETA’dan açıklama

SETA’dan ise konuya ilişkin açıklama geldi. Farklı konularda birçok raporun hazırlandığı belirtilen açıklamada “Bugün çeşitli medya platformlarında iddia edilen içerikle ilgili bir SETA raporu bulunmamaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.

Paylaşın

AK Parti’den Dijital Oyunları Kısıtlama Sinyali

AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, çevrim içi oyun platformlarına erişim engeli getirilip getirilmeyeceğine ilişkin “Bu platformların faydası olduğu kadar, zararlarının da olduğu ve gerçekten bizim gençlerimizi çalmak istediği, toplumu farklı bir şekilde yönlendirmek istediği çok net olarak ortada” dedi ve ekledi:

“Dediğim gibi parti olarak her türlü yasağa karşıyız, engellemeye karşıyız, sansüre karşıyız ama son tahlilde de her zaman söyledim, devletimizi de sokakta bulmadık. Devletimizin de bu ulus aşırı dijital şirketlere karşı korunması noktasında her türlü tedbiri alacağız. Hani gönül ister ki bu ağlar gerçekten kurallara uysunlar; çocuğun korunması, ailenin korunması, toplumun korunması, toplumun ruh sağlığı bakımından gerekli adımları atsınlar.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı ve AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, dijital bağımlılık ve çevrim içi oyun platformlarıyla ile ilgili konuştu. Yayman, dijital bağımlılığın gençlerin geleceğini çalma noktasına geldiğini savundu.

DHA’da yer alan habere göre; Eskişehir’deki bıçaklama olayına işaret eden Yayman şöyle konuştu: Dünyada da bu çok tartışılmaktadır. Özellikle Amerika’daki okul baskınlarında, öğrencilerin oyun platformlarına üye olup oradan kendilerine kahraman olarak belirledikleri şahsiyetleri taklit etmek suretiyle arkadaşlarını katlettiğini, öğretmenlerini gözünü kırpmadan öldürdüğünü hep beraber gördük. Türkiye’de de maalesef bunun yanlış uygulamalarına zaman zaman şahit oluyoruz. En son Eskişehir’de yaşadığımız olay, fazla söze gerek bırakmadı.

Burada gerçekten dijital okuryazarlık meselesi çok önemli. Çocuklarımızın nitelikli zaman geçirmesi gerekiyor. Muhakkak ama muhakkak bu bilgisayarda geçirdikleri, oyunlarda geçirdikleri sürelerin kısıtlanması gerekiyor. Bu çok önemli, gerçekten hayati bir konu; çünkü Türkiye’de bu oyun meselesi, bir milli güvenlik sorununa dönüşmüş durumda ve bu noktada bizim gençlerimizi korumamız lazım.

Yayman, gençlerin sağlıklı bir ruh haline kavuşması ve belirli hobilere sahip olmasının önemine dikkat çekerek, “Önümüzdeki dönemde dijital bağımlılık konusunda uzmanları çağıracağız. TBMM’de uzmanları dinleyeceğiz ve komisyonumuzda bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’yla da görüşmek suretiyle okullarda artık müfredata dijital okur-yazarlığın konulması ve tüm ekosistemde; veliler, anne-babalar, öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı ve tüm paydaşların birlikte hareket etmesi ve bir çerçevenin, topluluk kuralları benzeri bir etik kodların belirlenmesi noktasında tekliflerimiz, çalışmalarımız olacaktır” diye konuştu.

“Türkiye bağımsız bir hukuk devletidir”

Yayman, mahkeme kararıyla erişime kapatılan çevrim içi oyun platformu Roblox ile ilgili kamuoyunda yanlış algı oluştuğunu ileri sürerek şunları söyledi: Kamuoyunda şöyle bir algı var; bu açıldı, kapatıldı. Bunun açılması ya da kapatılması hiç kimsenin elinde değildir. Türkiye bağımsız bir hukuk devletidir, sosyal hukuk devletidir ve anayasayla verilmiş olan haklar ve yükümlülükler vardır. Anayasamız özellikle gençlerin korunması, ailenin korunması konusunda çok önemli maddeler içeren ve çok önemli düzenlemeler içeren bir anayasadır. Dolayısıyla burada bir platformun açılması ya da kapanması tamamen bağımsız mahkemeler yoluyla olan bir düzenlemedir.

Roblox’la ilgili de bildiğiniz gibi Adana’da bir mahkemede yargıçlar karar verdi ve bu karar, şu anda da yürürlükte. Dolayısıyla başta oyun platformları olmak üzere tüm sosyal mecraların olumlu yönlerinin öne çıkması gerektiğini düşünüyoruz. Güvenlik-özgürlük dengesinin doğru biçimde kullanılması ve buna uygun olarak gençlerimizin korunması, ailenin korunması, kadının korunması, şiddetin önüne geçilmesi, nefret suçlarının önüne geçilmesi, ötekileştirmenin önüne geçilmesi gerekiyor.

Yayman, çevrim içi oyun platformlarına erişim engeli getirilip getirilmeyeceğine ilişkinse şunları kaydetti: Böyle durumlarla karşılaşır mıyız bilmiyoruz; ama şunu aslında bilenler biliyor. Bu platformların faydası olduğu kadar, zararlarının da olduğu ve gerçekten bizim gençlerimizi çalmak istediği, toplumu farklı bir şekilde yönlendirmek istediği çok net olarak ortada. Dediğim gibi parti olarak her türlü yasağa karşıyız, engellemeye karşıyız, sansüre karşıyız ama son tahlilde de her zaman söyledim, devletimizi de sokakta bulmadık.

Devletimizin de bu ulus aşırı dijital şirketlere karşı korunması noktasında her türlü tedbiri alacağız. Hani gönül ister ki bu ağlar gerçekten kurallara uysunlar; çocuğun korunması, ailenin korunması, toplumun korunması, toplumun ruh sağlığı bakımından gerekli adımları atsınlar.

Paylaşın

Kulis: AK Parti’de Moraller Bozuk

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de tablo pek iç açıcı değil. Partide milletvekilleriyle il yönetimlerinin birbirlerinden şikayetçi olduğu iddia edildi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) 23. kuruluş yıldönümü, partinin kongre merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla kutlandı. Törenin ardından 2 milletvekili ve 13 belediye başkanı AK Parti’ye katıldı. Törende partiye katılanların rozetlerini Erdoğan taktı.

Gazete Pencere’den Nuray Babacan, AK Parti’nin kuruluş yıldönümünün ardından partide neler yaşandığını kaleme aldı. Babacan “AK Parti’nin kuruluş yıldönümünde yaratılmak istenen hava geçtikten sonra ortaya çıkan tablo pek iç açıcı değil” dedi. AK Parti’de kavgalı isimlerin olduğunu aktaran Babacan, “İllerin milletvekilleri de birbiriyle kavgalı” diye yazdı.

Babacan’ın yazısından öne çıkanlar şöyle: “AK Parti’nin kuruluş yıldönümünde yaratılmak istenen hava geçtikten sonra, ortaya çıkan tablo pek iç açıcı değil. Tüm illerde yerel seçimlerde ortaya çıkan halen de devam eden acayip çekişmeler var. Şimdiki çekişmenin nedeni de kongre sürecinde görevden alınan il yönetimleri ve yerlerine vekaleten kimin atanacağı sorunu. İller birer birer tasfiye ediliyor. Önümüzdeki yıl yapılması planlanan kongre öncesinde ‘bir nevi kayyum’ atanıyor.

Kongre süreci bu geçici yönetimlerle tamamlanacak. Yerel seçim başarısızlığının ardından el çektirilen illerin sayısı 20’yi geçti. Partiyi kongreye götürecek yeni il yönetimlerine gelince. Milletvekillerinin konsensüsü söz konusu değil. Teşkilat Başkanı elinde birkaç isimle saraya gidiyor. Bu isimler içerisinden Erdoğan’ın uygun gördüğü isim atanıyor. Tepeden yapılan bu atamalar, ‘Bu kafayla gidersek kepenk kapatırız. İller bu atamalar yüzünden kaynıyor’ yorumlarına neden oluyor.

Bu arada her görevden alma anonsunda gözler, Ankara ve İstanbul yönetimlerine çevriliyor. Çünkü partide yerel seçim başarısızlığı nedeniyle görevden alınacaklar arasında bu iki yönetimden bahsediliyordu. Gecikme için ‘Cumhurbaşkanı bu yönetimler için uygun isim bulamadı, önerilen isimlere ikna olmadı’ yorumu yapılıyor. İktidar partisinin geçici il başkanı için isim bulmaması da manidar! Hemen ekleyelim. Milletvekilleriyle il yönetiminin açıktan kavga ettiği illerden biri de İstanbul. İl yönetimi ile milletvekilleri arasındaki kriz, parti içinde açık açık konuşuluyor.”

“Tam bir başıbozukluk var…”

Anlatılan o ki; illerde düzenli yapılan il danışma toplantıları artık yapılamaz olmuş. Birincisi toplantıya katılanlar birbiriyle sorunlu. İkincisi bu toplantılar vatandaşların sorunlarını dinlemek için yapılıyordu. Ortaya çıktı ki, toplantıya katılanlar sürekli hükümeti eleştiriyor. Ayrıca bazı illerde seçmenin buna bile tenezzül etmeyip, toplantılara da katılmadığı anlatılıyor.

Hala eski alışkanlıkla, TBMM tatile girince seçim bölgelerinde çalışmaya gitme planı yapan milletvekillerinin hayal kırıklığına uğradığı anlatılıyor. Bir milletvekili, ‘İl yönetimini aradım, ‘hafta sonu ilde olacağım, ne program yapacağız?’ diye sordum. ‘Bir program yok, burada kimse yok’ yanıtı aldım. ‘Düğün veya cenaze de mi yok?’ dedim. Tam bir başıboşluk var…’ diye sitem ediyor.

Anlaşılan metal yorgunluğu her yerde yaşanıyor. Yanlış ekonomik ve siyasi kararlar, yanlış aday belirleme gibi hataların faturası kendilerine kesilen il yönetimleri belli ki küskün. Görevden alınmayı bekleyen bu yönetimlerin program yapmaya hevesli olmasını beklemek de hata sanırım.”

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Bilmecesi

AK Parti’de “değişim” için Erdoğan’ın 2025 yılında gerçekleştirilecek olağan kurultayı işaret etmesi, partide yeniden tartışmaları beraberinde getirdi. Sürekli “değişim” denilerek gerekli adımların bugüne kadar atılmaması sonrasında parti tabanında kopuşların yaşanmaya başlandığına dikkat çekiliyor.

Parti içinde büyük bir kesimin “değişim beklentisi içinde olduğu” kaydedilerek sürecin 2025 yılına bırakılması “yanlış bir tercih” olarak nitelendiriliyor. Değişimin bir türlü gerçekleşmemesinin 31 Mart yerel seçimlerinde diğer partileri “bir seçenek” olarak gören ve muhalefete yönelen seçmen kitlesinin “AK Parti’ye dönüşünü zorlaştırdığına” dikkat çekildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart yerel seçimlerindeki yenilginin ardından “değişim” mesajı vermiş ancak partide birkaç il başkanlığı dışında beklenen değişim gerçekleşmemişti. Erdoğan, partisinin 23. yılı nedeniyle gerçekleştirilen kutlamalar kapsamında bir kez daha “değişim” mesajı verdi.

Ancak “değişim” için Erdoğan’ın 2025 yılında gerçekleştirilecek olağan kurultayı işaret etmesi, partide yeniden tartışmaları beraberinde getirdi. Sürekli “değişim” denilerek gerekli adımların bugüne kadar atılmaması sonrasında parti tabanında kopuşların yaşanmaya başlandığına dikkat çekiliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; Parti içinde büyük bir kesimin “değişim beklentisi içinde olduğu” kaydedilerek sürecin 2025 yılına bırakılması “yanlış bir tercih” olarak nitelendiriliyor. Değişimin bir türlü gerçekleşmemesinin 31 Mart yerel seçimlerinde diğer partileri “bir seçenek” olarak gören ve muhalefete yönelen seçmen kitlesinin “AK Parti’ye dönüşünü zorlaştırdığına” dikkat çekildi.

Başta ekonomi olmak üzere ülke yönetimindeki başlıca sorunlar karşısında seçmen davranışının artık “AK Parti’yi bir seçenek olarak görmemeye başladığı” dillendirilirken, “Değişim geciktikçe ‘AK Parti’ye sandıkta mesaj vermek isteyen’ seçmen yapısı, bir seçenek olarak gördükleri muhalefet partilerinde kemikleşiyor” değerlendirmeleri yapılıyor.

“Yeni bir yol haritası ve vizyon konulmalı”

AK Parti’nin, yeni bir hedef belirlemesi gerektiğine de dikkat çekilirken, “Parti icraatlarıyla gündeme gelen bir parti. Ancak son dönemde icraatlarıyla değil, sorunlarla gündeme geliyor. CHP ise genel başkanın değiştiği kurultayın ardından tüzük kurultayı yapmaya hazırlanıyor. Bu tür değişiklikler seçmeni de ‘diri tutuyor.’ Seçmeni karşısına yeni insanlar, yeni bir yol haritası ve vizyon konulmalı” yorumları yapılıyor.

Bitlis’in Ahlat ilçesinde 23-26 Ağustos’ta Malazgirt Zaferi’nin 953. yıl dönümü kutlanacak. Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısının da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında 25 Ağustos’ta, ilk kez Ahlat’ta yapılacağı öğrenildi.

Paylaşın

Devlet Bahçeli, Seçim İçin 2028’i İşaret Etti

Muhalefetin erken seçim açıklamalarına yanıt veren Devlet Bahçeli, AK Parti’nin emin, güçlü ve kendine güven duyan adımlarla mücadelesini sürdüreceğine, 2028 seçimlerine kadar Cumhur İttifakı çatısı altında ihtiyaç duyulan zincirleme reformları hayata geçireceğine inancım tamdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, Türkiye’nin gündeminde seçim yoktur. Herkes siyasi ve ideolojik hesabını bu şaşmaz gerçeğe muvafık yapmak durumundadır. Küçük ortak diyerek bize karşı tariz dolu ifadeler kullananlara diyeceğim odur ki, millet bizi nerede görmek istiyorsa biz oradayız. Cumhur İttifakı olarak yolumuza azim ve inançla devam ediyoruz.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP grubunun TBMM’nin olağanüstü oturumuna katılmaması hakkındaki eleştirilere yazılı açıklama ile yanıt verdi. Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gerekse de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci çetin mücadelelere sahne olmakla birlikte bağımsızlık özlemi çeken toplum veya milletlere de ilham kaynağı olmuştur. Milli Mücadele’de sergilenen kahramanlıklar, serpilen fedakarlıklar esaret ve sömürü pençesinde kıvranan coğrafyalara kuşkusuz ruh ve umut vermiştir.

Türk milleti tarihin her döneminde zulme direnmiş, zalimlere sesini ve sözünü yükseltmiştir. Doğal olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahı olması münasebetiyle elbette haksızlığa ve saldırıya maruz kalmış soydaşlarımızın ve din kardeşlerimizin tercümanı olmayı kararlılıkla, hatta tarihsel bir sorumluluk şuuruyla üstlenmiştir.

Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas’ın 15 Ağustos 2024 tarihinde Gazi Meclis’te yaptığı muazzam seslenişini bu kapsamda ele almak lazımdır. O gün, dünyanın gözü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrilmiştir. Vatan kurtaran ve devlet kuran bir irade kudretinin Filistin davasına kucak açması, bu vesileyle Sayın Abbas’ın tarihi nitelikli konuşmasının bölgesel ve küresel yankılarının doğması hakikaten mühim ve müstesna bir gelişmedir.

Ancak 15 Ağustos 2024 tarihinde dünyanın siyasi ve diplomasi ağırlık merkezine yerleşen, tüm dikkatleri üzerine çeken Gazi Meclis’te bir gün sonra vuku bulan hazin ve talihsiz olaylar maalesef bir gün öncesini gölgede bırakmıştır. Bu tablo son derece üzücüdür.

Hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmasına rağmen TİP’li Can Atalay’ı cezaevinden çıkarıp Meclis’e taşımak isteyen siyasi provokasyon mekanizması bütün tahrik ve tertibiyle ortalığı karıştırmıştır. Kürsü masuniyetini maksatlı ve marazi şekilde çarpıtan TİP’in devlet ve millet muhalifi bir milletvekilinin nefret saçan sivri sözleri tansiyonu kanama noktasına kadar çıkarmıştır.

Fakat kahırdan lütuf doğmuş, gölgelenmiş Gazi Meclis’te şafak sökmüştür. Nitekim Can Atalay konusu tamamıyla kapanmıştır. DEM’lenmiş CHP’nin maskesi bir kez daha düşmüştür. Anayasa’ya aykırı işlem tesis eden, kendi içtihatlarını hiçe sayan Anayasa Mahkemesi’nin laçkalaşmış hak ihlali kararı Türk milletinin iradesiyle çöpe atılmış, kanunsuzluğa geçit verilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi, baştan ayağa sulandırılan ve asıl bağlamından kopartılan Can Atalay meselesinin görüşüldüğü Meclis oturumuna katılmamıştır. Çünkü DEM’lenmiş CHP’nin, marjinalleşmiş TİP’in, PKK aparatlarının, Türkiye ve Türk milleti aleyhine periyodik kararlar alan Anayasa Mahkemesi’nin nasıl bir tezgahın faili olduklarının apaçık deşifresi görülsün istenmiştir.

Ayrıca tezahür eden önemli bir sonuç ise şudur: Cumhur İttifakı’nın kurucularından AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi olmadan da gereğini yapmış, takdire şayan bir duruşla haksızlığa, hukuksuzluğa ve eşkıyalığa müsaade etmemiştir. Küçük ortak nerede diyenler ağızlarının payını almış, biz olmadan da milletimizin beklentisine müzahir bir karar alınmıştır. Bunun yanı sıra dünkü oylama Türkiye’nin birinci partisi olarak AK Parti’yi tekraren işaret ve teyit etmiştir.

31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinden sonra DEM’lenmiş CHP’yi parlatanlar, “birinci parti, anketlerde açık ara önde” masalını devamlı surette anlatanlar Can Atalay kararıyla kara propagandanın silinip atıldığına bizatihi şahit olmuşlardır. AK Parti’nin emin, güçlü ve kendine güven duyan adımlarla mücadelesini sürdüreceğine, 2028 seçimlerine kadar Cumhur İttifakı çatısı altında ihtiyaç duyulan zincirleme reformları hayata geçireceğine inancım tamdır.

Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, Türkiye’nin gündeminde seçim yoktur. Herkes siyasi ve ideolojik hesabını bu şaşmaz gerçeğe muvafık yapmak durumundadır. Küçük ortak diyerek bize karşı tariz dolu ifadeler kullananlara diyeceğim odur ki, millet bizi nerede görmek istiyorsa biz oradayız. Cumhur İttifakı olarak yolumuza azim ve inançla devam ediyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan, Talimat Verdi: AK Parti’de Kongre Hazırlıkları Başladı

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisine kongre süreci için talimat verdi. Erdoğan’ın talimatının ardından AK Parti’de kongre için düğmeye basıldı.

3 Eylül’de yapılması planlanan AK Parti MKYK toplantısında kongre kararı alınması bekleniyor. Karar, toplantıda üyelere ve genel başkana arz edilecek ve daha sonra olağan süreçteki takvim işletilecek.

Türkiye Gazetesi’nden Emrah Özcan’ın haberine göre; ilk başta beldeler, daha sonra ilçeler, ardından il kongreleri ve en son büyük kongre yapılacak. Böylelikle AK Parti 8’inci olağan kongresini icra etmiş olacak.

Kongreler ile birlikte ülke genelinde kadrolar gözden geçirilecek, yenilenecek, tazelenecek ve gerekli yerlere takviyeler yapılacak.

AK Parti olağan kongreleri normalde bir yıl sürüyor. Bu defa standart kongre sürecinin dışına çıkılacak. 2025 ilkbaharı bitmeden kongre takvimi tamamlanmış olacak.

İstişareler geniş tutulacak, toplumsal kesimlerin kanaatleri alınacak. Sadece kadro değişikliği değil geniş toplumsal kesimlere açılım yapılacak. İstişare mekanizması dinamik tutulacak.

MYK üyeleri büyükşehirlerdeki kongrelere katılacak. MKYK’daki değişim inisiyatifi Erdoğan’da olacak. Erdoğan İstanbul ve Ankara il kongrelerine katılacak.

Eylül ayında kongre sürecine paralel olarak ‘Türkiye Buluşmaları’ başlatılacak. Buluşmalarda; bakanlar, MKYK üyeleri ve milletvekilleri ile 81 şehre çıkarma yapılacak.

Paylaşın