Altılı Masa, Akşener’in Ev Sahipliğinde Toplanıyor: Söylem Birliği Belirlenecek

Altı muhalefet masası, yarın İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde toplanacak. Aday açıklanması beklenmezken Erdoğan’ın ‘üçüncü kez adaylığı’ tartışmasında ‘söylem birliği’ belirlenecek.

Muhalefet partilerinin bir araya gelmesiyle kurulan altılı masa yarın altıncı kez bir araya gelecek.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde buluşacak.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre; “Üçüncü Mustafa Kemal Zirvesi” adı verilen toplantıda liderler, önceki beş buluşmadan farklı olarak saat 14.00’te, öğle yemeğinde bir araya gelecek. Bu değişikliğin, ‘toplantıların uzun sürmesi ve bildiri yayımının geç saate kalması’ nedeniyle yapıldığı öğrenildi.

Toplantıda liderlerin, Erdoğan’ın açıkladığı ‘üçüncü kez adaylığı’ ve bunun ardından kamuoyunda başlayan ‘aday olup olamayacağı tartışmalarını’ değerlendirmesi bekleniyor. Liderlerin bu konuda görüş alışverişinde bulunacağı ve bir “söylem birliği oluşturacağı” dile getiriliyor.

Aday gündemi gelecek ay

Edinilen bilgiye göre, iktidar kanadından 6’lı masaya yönelen ‘adayınızı açıklayın baskısına karşı nasıl bir tavır alınacağına’ da üçüncü Mustafa Kemal Zirvesi’nde karar verilecek. Toplantının ardından liderler bir aday açıklamayacak, aday belirleme süreci ağustos ayında Saadet Partisi’nde yapılacak zirvenin gündeminde olacak.

Paylaşın

6 Muhalefet Lideri 5. Kez Bir Araya Geliyor

Güçlendirilmiş parlamenter sistem masasında yer alan 6 muhalefet partisinin lideri, 3 Temmuz Pazar akşamı, beşinci kez bir araya gelerek, seçimlere dönük yol haritasına ilişkin alınan mesafe ve önümüzdeki sürece ilişkin yapılacak çalışmaları masaya yatıracak.

Bu çerçevede, “güçlendirilmiş parlamenter sistemin anayasası” liderlerin masasında olacak. Bu toplantıda da “aday ismi” ve “seçim ittifakı” konularında somut bir adım beklenmese de, CHP kulislerinde, “Aday ismi değil, ama eşkali belli olur” yorumu yapılıyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Pazar akşamı, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Anayasa çalışması ele alınacak

Toplantıda, 6 partinin temsilcilerinden oluşan ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş için gerekli anayasal ve yasal değişikliklerle ilgili çalışmayı yürüten komisyonun raporunun ele alınması planlanıyor.

Liderlerin, her toplantı sonrası açıkladığı bildiride de, yapılacak yasal ve anayasal değişikliklere ilişkin mesajların yer alacağı ifade ediliyor. Anayasa çalışmasını daha sonra belirlenen takvim çerçevesinde önümüzdeki günlerde komisyon üyelerinin ortak toplantıyla kamuoyuna açıklaması planlanıyor.

Toplantıda, parlamenter sisteme geçiş süreci ile ilgili oluşturulan komisyonun çalışma takviminin de netleştirilmesine ilişkin görüş alışverişinde bulunulacağı belirtiliyor. Dış politika, bir önceki toplantıda oluşturulan “göç komisyonu” ve ekonomideki gelişmelerin de 6 liderin masasında olması bekleniyor.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusunda, Türkiye’nin koşullu olarak vetosunu kaldırması konusu da liderlerin masasındaki başlıklar arasında.

CHP kulisleri: Eşkali belli olur

Kamuoyunda uzun süredir tartışılan, ‘muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı’ sorusunun, bu toplantıda da netleşmesi beklenmiyor. Ancak liderlerin, seçime “ortak adayla” mı, yoksa “ayrı ayrı adaylarla mı” gideceğine ilişkin tutum belirlenmesi konusunda adım atılabileceği belirtiliyor. Masadaki siyasi partiler, uzlaşma sağlanması halinde “ortak aday” çıkarılması konusunda hemfikir görünüyor. Ancak bu konuda mutabakata bağlanmış bir karar yok.

CHP kulislerinde, Pazar günkü toplantıda, ortak adaylık dahil, cumhurbaşkanı adaylığı konusunun masaya geleceği beklentisi dile getiriliyor. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun masaya Cumhur İttifakı ve 6 muhalefet partisinin oy oranları, cumhurbaşkanı adaylığı seçimine ilişkin simülasyonları içeren bir dosya ile geleceği belirtiliyor.

BBC Türkçe’ye konuşan CHP’li bir kaynak, “Bütün kamuoyu araştırmaları, isim kim olursa olsun muhalefetin adayının kazanacağını gösteriyor. O nedenle büyük ihtimal zaten ortak aday çıkacak. Biz bu sonuçlara göre Kemal Bey’in aday olacağını düşünüyoruz. Tabii bu toplantıdan, isim, adayın açıklanma tarihi çıkmaz, ama eşkali belli olur” görüşünü dile getirdi.

CHP kaynakları, Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak son toplantıda da muhalefetin nasıl bir aday göstereceğinin kamuoyuna deklare edilebileceğini, ancak ismin seçim sürecine girildiğinde ilan edileceğini ifade ediyorlar.

Parlamento seçimlerine ilişkin “seçim ittifakı” konusunda ise somut bir karar alınması beklenmiyor, tıpkı aday ismi gibi bunun da seçim sürecine bırakıldığı ifade ediliyor. Ancak liderlerin, seçim işbirliği yapılması halinde ve ittifak seçeneklerine göre ne kadar milletvekili çıkarabileceklerine ilişkin saha analizlerini paylaşabileceklerine işaret ediliyor.

DEVA Partisi: Ortak iletişim stratejisi oluşturulsun

Toplantı öncesinde DEVA Partisi içinde yapılan değerlendirmelerde, parlamenter sistem, seçim güvenliği, geçiş süreci, kurumsal reformlar, ekonomi konularında hazırlanan çalışmaların, “muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı” tartışmasının gölgesinde kaldığı eleştirileri dile getirildi.

Edinilen bilgiye göre, Ali Babacan, bu çalışmaların kamuoyuna daha iyi duyurulabilmesi için 6 partinin ortak bir “iletişim stratejisi” oluşturması önerisini masaya taşıyacak. Toplantının ardından, liderler alınan kararları, ortak bildiriyle kamuoyuna açıklayacak.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Adayını Açıklayacağı Tarih Kulislere Sızdı

Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek’in bugünkü köşesinde aktardığına göre Akşener’in ev sahipliğinde yapılacak beşinci toplantının temel gündemini “aday” mevzusu oluşturacak. Liderlerin o gün “ortak aday” konusunu netleştirmesi bekleniyor.

Kılıçdaroğlu’nun ise yapılacak beşinci toplantıya son dönemde yaptırdığı kamuoyu araştırmalarının sonuçlarından oluşan bir raporla katılması bekleniyor.

“Edindiğim bilgiye göre o raporda, Meral Akşener’in sıkça ifade ettiği “13. Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın adayı olacak” görüşünü destekleyen sonuçlar yer alıyor.” diyen Zeyrek, “Rapordaki bütün göstergeler, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aday olacağı bir seçimi, her durumda kaybedeceğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

CHP kulisleri hareketli

“Beşinci “Altılı Masa” toplantısında aday konusunda da ilginç bir karar çıkabilir.” diyen Zeyrek şu ifadeleri kullandı:

“CHP kulislerini yakından takip eden Politikyol.com Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Fırat PolitikTV canlı yayınında ilginç bir kulis paylaştı.

Fırat’a göre, Millet İttifakı ortak aday belirleyecek ve adayın ismini 29 Ekim günü kamuoyuna duyuracak.

CHP’nin masaya getireceği raporda örtülü “aday Kemal Kılıçdaroğlu olmalı” mesajı da var gibi.

Ancak, öyle anlaşılıyor ki diğer beş lider ortak adayın Kılıçdaroğlu olması konusunda henüz hemfikir olmamış.

Altı parti de beşinci toplantıdan sonra 29 Ekim’e kadar kamuoyu yoklamalarını yoğunlaştıracaklar.

Millet İttifakı’nda Kılıçdaroğlu dışında Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı da gündemde. Akşener her ne kadar “Başbakan” olmak istese de ittifakın aday adayları arasında görülüyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Anayasa Değişikliği İçin Bir Araya Geliyor

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren 6 muhalefet partisinin genel başkanları 3 Temmuz Pazar günü beşinci kez bir araya geliyor. Toplantının gündeminde Anayasal ve Yasal Çerçeve Hazırlık Komisyonu’nun pazar gününe kadar tamamlamayı hedeflediği ortak metnin olması bekleniyor.

Komisyon, bir süredir Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem için hazırlanan ortak metinde belirlenen ilke, esas ve kuralların anayasaya uygun hale getirilmesine yönelik çalışma yürütüyordu.

Anayasa Komisyonu, 3 Temmuz’a hazırlanıyor

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün toplantıya dair aktardığı habere göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhan Yücel, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serap Yazıcı ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu’ndan oluşan komisyon, çalışmasını büyük oranda tamamladı.

Önümüzdeki birkaç gün içerisinde üç ya da dört toplantı daha yapacak olan komisyon, ortak metni liderlerin görüşüne sunulmak üzere hazır hale getirmeyi hedefliyor. Pazar gününe kadar hazırlanacak olan ortak metinde anayasanın ilk 75 maddesinde değişiklik öngörülmedi.

Yürütülen çalışma ile anayas’nın yasama, yürütme ve yargıyı düzenleyen bölümlerinde değişiklikler yapılması hedefleniyor. Bu çerçevede Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metninde ilan edilen düzenlemelere yönelik Anayasa’nın 60’a yakın maddesinde değişiklik öngörülecek. Değişiklikler, cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinden başbakanlık ve bakanlar kurulunun yeniden hayata geçirilmesinin yanı sıra HSK’nın yapısı, Danıştay ve Sayıştay gibi kurumların yapılandırılması gibi düzenlemeleri kapsayacak.

400 bulunsa da referanduma götürülebilir

Mevcut sistemde anayasa değişikliğinin referanduma gitmeden kabulü için en az 400 milletvekilinin oyu gerekiyor. Değişikliğin referanduma götürülmesi için ise en az 360 milletvekilinin oyuna ihtiyaç duyuluyor. Yapılan değerlendirmelerde muhalefetin, Meclis üye tam sayısının 3’te 2 çoğunluğu olan 400 milletvekiline ulaşması durumunda dahi, düzenlemelerin yürürlüğe girmesi için referanduma gidilebileceği görüşü öne çıkıyor.

Geçiş sürecinde Cumhurbaşkanı yardımcılıkları ne şekilde olacak?

Kulislerde, altılı masayı oluşturan liderlerin kabinede cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görev almasının da geçiş süreci seçenekleri arasında değerlendirildiği ifade ediliyor. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başbakan adayı olduğunu açıklamıştı, ancak geçiş süreci tamamlanana kadar başbakanlık müessesi kurulamayacak. Bu nedenle yeni sisteme geçene kadar Akşener’le birlikte ittifakta yer alması muhtemel liderlerin cumhurbaşkanlığı yardımcısı olarak görev yapacağı bir model üzerinde çalışılıyor.

Altılı masa ilk olarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişte uyulacak ilke ve esasların belirlendiği mutabakat metnini, ardında da kurulan Seçim Güvenliği Komisyonu ile Kurumsal Reformlar Komisyonu hazırladıkları raporları kamuoyu ile paylaşmıştı.

Paylaşın

Milleti İttifakı İktidara Gelirse Kim, Hangi Koltuğa Oturacak?

Gazeteci Barış Pehlivan, son yazısında, Millet İttifakı’nda kimlerin hangi koltuğa oturacağının şimdiden belirlendiğini yazdı. Pehlivan, yazısında, oy oranının, koltukların dağılımında etkili olacağını da belirtti.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşe yazısında çarpıcı ifadeler kullandı. “Tam uyumak üzereyken geldi mesaj: “Acaba ilk kararnamede kimler olacak?”” diyen Pehlivan “Neymiş, Millet İttifakı iktidara gelirse kimlerin hangi koltuğa oturacağı şimdiden belirleniyormuş. “Birinci kararname yazılmaya başlanmış bile” diyordu bir bilen.” sözlerin israf etti.

Duyduğu bilginin doğru sayıldığını söyleyen Pehlivan “Altılı masanın oluşturduğu yapılardan en kritiği Kurumsal Reformlar Komisyonu. Bu komisyon AKP iktidarının çürüttüğü devletin yeniden yapılandırılması için yol haritasını belirliyor. Alınan karara göre, seçim sonrası Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması birinci hedef. Yani olası ilk kararnamede bu teşkilatın ilanını göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Bürokraside kimler görevlendirilecek? 

Pehlivan, yazısının devamında “Deniyor ki Millet İttifakı’nda devletin önemli kurumlarına kimlerin atanacağına dair bir plan var. Başta CHP olmak üzere muhalefet cephesinde liste hazırlığı yapanlar bulunuyor.” diyerek şunları aktardı:

Yani Merkez Bankası’ndan TRT’ye, hangi kuruma kimin getirileceğine dair olası isimler tartışılıyor. Hatta bunun için Kemal Kılıçdaroğlu’nun “onurlu bürokrat” dediği ve devlette şu an görev yapan bazı kişilerle görüşmeler de yapılıyor. AKP döneminde suça bulaşmamış, hükümetin değil devletin adamı olmuş isimlerin deneyimlerinden nasıl yararlanılabileceği üzerinde çalışılıyor. Belki haberleri yok ama onların seçim sonrası oluşturulacak yeni yapılanmada görevlerine devam etmesi de planlanıyor.

Dahası, çürüyen devletin nasıl yeniden ayağa kaldırılacağına dair, bizzat çürümeye tanık olan yani devlette aktif olarak çalışan bazı isimlerden destek de alınıyor. Yani Millet İttifakı iktidara gelirse çıkarılacak kanunlar için “içeriden” öneriler geliyor. Kim onlar, diye sorduğumda “Ağırlıklı olarak ekonomi bürokrasisindeki yöneticiler” deniyor.

Kuşku yok ki altılı masadan bir iktidar çıkması kadar hangi partinin ne kadar oy alacağı da önem arz ediyor. Buna göre, seçmenden alınan güç, koltukların dağılımında kimin görüşünün ağırlık kazanacağını da belirleyecek.

Son olarak…

Yüzlerce kişilik değişimden bahsediyorum.

Bir CHP kurmayı, “Biz kazandığımız anda kimin devlette hangi koltuğa oturacağı önceden belirlenecek, yani kaos olmayacak” dedi. Ağırlıklı görüş o isimlerin seçim sonrası açıklanması olsa da Demokrat Parti, “Bazı kritik kadroların seçimden önce ilan edilmesi gerek” diye düşünüyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP’den Altılı Masa Açıklaması: Kritik Konularda Anlaştık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan Kurumsal Reformlar Komisyonu, hafta başında iktidar olmaları halinde ekonomide izleyecekleri politikaları açıklayan dört maddelik bir programı paylaştı.

Komisyonda yer alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, çalışmalarını Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a anlattı. Öztrak, komisyonun bundan sonraki süreçte yeni çalışmalar yapabileceğini söyledi.

Öztrak, 6’lı masa olarak hafta başında ekonomi alanında açıkladıkları dört başlıklı programa ilişkin, “Ekonomiyi bir gömleğe benzetirsek, bütün bu tedbirler 6’lı masanın gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekteki kararlılığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda ‘Bir türlü anlaşamazlar’ demelerine rağmen en kritik konularda bile anlaştığımızı göstermiştir” dedi. Bu önlemlerin uygulanabilmesi için bir an önce seçim yapılması gerektiğini vurgulayan Öztrak, “Milletin önüne sandık getirilmeli” dedi.

Açıklanan başlıklar arasında yer alan Hasar Tespit Komitesi’ne (HTK) ilişkin bilgi veren Öztrak, “Duyurduğumuz tedbirlere baktığınız zaman bu ülkenin başına bela olan tek kişilik karar alma süreçlerini katılımcılığa çeviren, Merkez Bankası’na müdahaleyi ortadan kaldıran ve enflasyonla mücadelede etkinliğini artıran bir yaklaşım görüyoruz. Bunların arasında en önemlilerinden bir tanesi de HTK. Şu anda bu hükümet yönetiminde birçok şey halının altına süpürülmüş vaziyette. Bu kapsamda verilerin gerçekliğinin ortaya çıkarılması ve kamu maliyesine güvenin yeniden sağlanması gerekiyor. Bunu da HTK sağlayacak. Orada 128 milyar dolar ne oldu? 20 Aralık 2021 gecesi ne oldu? Bunların hepsine de bakılacak” diye konuştu.

“Kadroyu gösterdik”

Pazartesi yaptıkları açıklamayla 6’lı masanın kadrolarını da tanıtmış olduklarını söyleyen Öztrak, “O masada iki eski bakan, iki eski Hazine müsteşarı, bir dış ticaret müsteşarı ve bir eski Merkez Bankası başkanı oturuyordu. Orada oturan kadroyu en başta Nebati olmak üzere iktidarın kadrosuyla karşılaştırmak lazım” dedi.

Paylaşın

HDP, Kararını Altılı Masadaki Partiye İletti: İki İsmi Desteklemeyiz

T24 yazarı Murat Sabuncu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetiminin cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili “Akşener ya da Yavaş aday olursa kendi adayımızı çıkarırız” kararını altılı masaya ilettiğini iddia etti.

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine bir yıl gibi az bir süre kalmışken, ekonomik kriz başta olmak üzere yaşanan sorunlar muhalefetin adayının kim olacağına dair tartışmaların gündemde kalmasına neden oluyor.

Bu kapsamda yapılan bazı anketlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş başta olmak üzere birçok ismin adı öne çıkıyor.

Ancak seçim denkleminde önemli bir yere sahip olan HDP’nin, iki ismi ‘veto ettiği’ öğrenildi.

T24 yazarı Murat Sabuncu, “Kısa bir süre önce HDP yönetimi bir karar aldı. Ve bunu altılı masada şu an itibariyle en yüksek oyu olan siyasi partinin genel başkanına iletti” dedi; ardından şu bilgileri verdi:

“Karar şu: Altılı masa Meral Akşener ya da Mansur Yavaş’ı aday gösterirse HDP cumhurbaşkanlığı için aday çıkaracak. İlettikleri bir diğer konu da şu. Altılı masanın adayı açıklanmadan önce bu masanın bir temsilcisiyle, çıkartılacak adayın şeffaf bir şekilde kendileriyle konuşulması.

Bunu biraz açalım.

Uzun süredir ‘Kürtler Mansur Yavaş’a oy verir’ konuşması yapılıyordu. Ancak önce Kürt siyasetinin önemli ismi Ahmet Türk’ün ‘oy vermezler’ çıkışı, ardından Yavaş’ın Van ziyareti sırasında kalabalık içinden bir kişinin ‘Demirtaş’ı da aramızda görmek istiyoruz’ demesinin Yavaş’ın o an ‘inşallah’ demesiyle aynı anda okunması ve sonrasında basın ekibinin bununla ilgili yalanlayan açıklama yapması. HDP’nin itirazının ana temelleri burada.

Akşener’e de HDP’yi muhatap almayan ve ‘terör’ ile bağlantılı gösteren sözleri nedeniyle karşı çıkıyorlar. Kamuoyu önünde kendileriyle konuşulmasını istemeleri ise; yerel seçimlerde özellikle uzun süredir kazanılmayan büyük şehirlerin kazanılmasında ‘belirleyici aktörlerden biri olduklarının’ seçim sürecinde ve sonrasında önemsizleştirildiğini düşünmeleri. “

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu’ndan ‘Erken Seçim’ Çağrısı

Partisinin Kürt sorununun çözümü için hazırladığı 10 maddelik planı açıklamak ve sivil toplum örgütleriyle tartışmak üzere Diyarbakır’da bulunan Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ekonomik kriz daha da derinleşmeden erken seçime gidilmesi çağrısı yaptı.

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’ın haberine göre, GP Lideri Davutoğlu, krizin sosyal gerginliklere neden olabileceğini savunarak, iktidarın bu nedenle olağanüstü hal ilan edebileceğini de söyledi.

“Kürt Meselesi Yeni Bir Demokratikleşme Sürecinin Temel Unsurları” başlıklı 10 maddelik planı Diyarbakır’da sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, akademisyenler, gazeteci ve yazarlarla tartışan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, daha sonra bir basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu’nun gündeminde Kürt sorunu, Suriye’ye olası bir operasyon ve seçimler vardı.

Davutoğlu, bir soru üzerine seçim sürecine ilişkin uyarılar yaptı. Vatandaşlara protesto amacıyla sokağa çıkmamaları uyarısı yapan Davutoğlu, AKP, MHP ve Vatan Partisi’ni eleştirdi. Yaşanan ekonomik krizin gerekçe gösterilerek, olağanüstü hal ilan edilebileceğini savunan Davutoğlu, seçimin bir an önce yapılması çağrısı yaptı.

Ekonomik krizin gittikçe derinleştiğine dikkat çeken Davutoğlu, “Burada milletimize seslenmek istiyorum, iktidardaki bu üçlü ortağın provokasyonlarına, tahriklerine kapılmadan, vakarla ülkeyi seçime götürmemiz lazım. Bu üçlü ortaklığın kullanıldığı dil, yöntem demokrasiye aykırıdır, tehlikeli bir dildir. Kadınlara karşı küfür dili, kendisi gibi düşünmeyenlere karşı ihanet dili, bu dil Türkiye’yi yanlış yerlere götürür. Ama benim esas çekindiğim, risk olarak gördüğüm husus, Türkiye’de üstü örtülmeye çalışan ekonomik krizin derinleşmesi ve ciddi sosyal gerilimlere yol açacak şekilde halkın isyan haline gelmesi ve kontrol edilemez hale gelmesi, bunun istismar edilerek bir olağanüstü durum hali varmış bir tavır oluşmasıdır. Bunun için Türkiye’nin en erken dönemde seçime gitmesi gerçek bir çözüm olacaktır” dedi.

“Üç ayaklı yeni vizyon”

Davutoğlu, Kürt sorunun çözümü için üç ayaklı yeni bir vizyona ihtiyaç olduğunu savunarak, Türkiye demokratikleşmeden Kürt sorununun çözülemeyeceğini ifade etti. Yeni bir Anayasa ve güçlü bir ifade özgürlüğüne dikkat çeken Davutoğlu, Kürtçe üzerindeki baskılara son verilmesi gerektiğini söyledi.

Bölgede her türlü vesayete karşı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da Kürtçe üzerindeki yasakların, kısıtlamaların, her türlü engelleyici tutumun kaldırılması şart. Ana dilde eğitim, ana dilde sosyal hayatta faaliyette göstermek, ana dilin kamu hizmetlerinde kullanılması doğal haklardandır. Kimse başkasının ana dilini yasaklayamaz. Maalesef bölge halkı son 20-30 yıldır bir taraftan seçim yapıyor ama şu parti seçimi kazanırsa KCK komiserleri geliyor, onlar yönetiyorlar. Onlar engellendiği zaman da kayyum geliyor. Bizim açık ilkemiz şudur; hiçbir vesayetin olmadığı, bölge halkının diğer bölgeleri gibi seçtikleri belediye başkanını hizmet vermedikleri zaman siyaseten cezalandırıldıkları tekrar seçmedikleri bir düzenin bölgede kurulması lazım. Sınır ötesindeki Kürtlerle ilgili ortaya çıkan gelişmeler, onlara bakış açımız Irak’taki, Suriye’deki, İran’daki Kürtleri bir tehdit unsuru değil Türkiye’nin doğal kültürel uzantıları ve kendi ülkelerinde onurla, insan haklarına sahip bir şekilde yaşamalarını hakkına sahip olan kaderdaşlarımız olarak görüyoruz” diye konuştu.

“Suriye’ye operasyon yapılmadan Amerika ile görüşülmeli”

Davutoğlu’nun gündemindeki konulardan biri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde sıkça dile getirdiği Suriye’ye yapılması planlanan bir operasyondu. Türkiye’nin operasyon yapmadan önce bölgeyi kontrol eden Amerika ile diplomatik görüşmeler yapmasını öneren Davutoğlu şöyle devam etti:

“Suriye’de bugün o bölgedeki YPG- PYD ve Amerikan himayesinde ortaya çıkarılan statüko eğer Türkiye için bir tehdit ise önce bunun için Amerika nezdinde en kararlı bir şekilde diplomatik mücadele sürdürülmesi lazım. Orada olan her hareketin birinci dereceden sorumlusu Amerika’dır Çünkü fiilen askeri olarak kontrol eden odur. Bu konuda Amerika ile bunları net olarak masaya yatırıp, kendi diplomatik tavrını göstermeden sadece operasyonla buraya düzene sokacağını düşünmek doğru değil. Türkiye’nin kendi sınır güvenliği koruyabilmek için ötesinde operasyon yapma, eğer o ülkenin güçleri bunu yapamıyorsa bir haktır. Ancak bu hakkın kullanılmasının içeride iç politikada istismar aracı olarak kullanılmasına kesinlikle karşı çıkarız. Oradaki halkın bu konuda bir olumsuz bir psikolojiye yönelmesine karşı çıkarız. Demografik değişiminde Suriye için doğru değil. Türkiye’nin Suriye’deki en önemli karı demografinin korunmasıdır.”

“Şu anda aklını yitirmiş bir devlet var”

Son günlerde Kürtçe tiyatro ve konserlerin yasaklanmasına da değinen Davutoğlu, “Şu anda aklını yitirmiş bir devlet var” dedi. Türkiye’de devlet aklının kalmadığını savunan Davutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Maliye Bakanı’nı görüyorsunuz, ‘Gözümün içine bakın’ diyor beyninin içine bakmamız lazım, gözünün içine değil. Başka birisi Kürt vatandaşlarımıza dönüp akıl almaz şeyler söyleyebiliyor, gelip buralarda ahkam kesiyor. Kürtçe’nin yasaklandığı konserler söz konusu oluyor. İşte bunlar devlet aklı değil, biz bunları devlet aklı olarak görmüyoruz. Bunlar devlete çöreklenmiş, kendi menfaatlerini düşünen bir grubun aklı.”

Çözüm için 10 madde

Davutoğlu’nun açıkladığı çözüm planı 10 başlıkta toplandı.

  • Yeni Bir Zihniyet
  • Ortak ve Yerli Bir Yaklaşım
  • Sivil, Özgürlükçü ve Kapsayıcı Anayasa
  • Düşünce ve İfade Özgürlüğü
  • İmtiyaza ve Ayrımcılığa Dayanmayan Eşit Vatandaşlık
  • Kapsayıcı Muhataplık
  • Anadilin Eğitimde ve Sosyal Hayatta Kullanımı
  • Demokratik Yerel Yönetimler
  • Sınır Ötesindeki Kürtler
  • Yeni Bir Sosyo-Ekonomik Kalkınma Stratejisi
Paylaşın

Altılı Masa 128 Milyar Doları Araştıracak

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışmalarını sürdüren altı muhalefet partisinin kurduğu Kurumsal Reformlar Komisyonu, ilk çalışmasını büyük ölçüde tamamladı. Komisyon, ilk raporunu pazartesi açıklayacak.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre komisyon, seçim sonrası TÜİK verileri, altın rezervi gibi konular ile 128 milyar dolar iddialarına ilişkin araştırma yapılması için anlaşmaya vardı. Merkez Bankası’nın Ankara’ya taşınması konusunda da mutabakat sağlandı.

Altılı masa tarafından kurulan Kurumsal Reformlar Komisyonu’nda eski Hazine Müsteşarı CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, eski Merkez Bankası Başkanı İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz, eski Dış Ticaret Müsteşar Yardımcısı Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, eski Devlet Bakanı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, eski Ulaştırma Müsteşarı Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feridun Bilgin ile eski Hazine Müsteşarı DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı yer alıyor. Ekonomi alanında kamuda üst düzey görevlerde bulunmuş isimlerden oluşan komisyon, hazırladığı sekiz sayfalık raporu pazartesi günü saat 11.00’de açıklayacak.

128 milyar dolar nerede sorusuna yanıt aranacak

Edinilen bilgiye göre seçim sonrası ekonomi alanında yol haritasını belirleyecek olan ilke ve esasları içeren rapor dört başlıktan oluşacak. Komisyon, ilk olarak seçim sonrasında Özel İnceleme Ekibi kurulmasını kararlaştırdı. 10 civarında bakanlığın yanı sıra Sayıştay ve Devlet Denetleme Kurulu’ndan da yetkililerin yer alacağı ekip, en fazla tartışılan konuların başında yer alan 128 milyar dolar iddiasını araştıracak.

Merkez Bankası’nın 2019 yılı Mart ayından itibaren faizleri düşük tutmak amacıyla rezervlerden 128 milyar dolar harcadığı iddiaları gündeme gelmişti. CHP de “128 milyar dolar nerede?” kampanyası başlatmıştı. Özel İnceleme Ekibi, aynı zamanda verilere yönelik duyulan güvensizliği de araştıracak. Bu kapsamda TÜİK verileri, Merkez Bankası’nın altın rezervi gibi başlıklarda da çalışmalar yapılacak.

KÖİ projeleri mercek altına alınacak

Komisyonun gündeminde olan bir diğer başlık da Ekonomik Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılması olacak. Konseyin faaliyete geçirilmesi, nasıl işleyeceği, hangi konularda çalışacağı ve hangi sıklıkla toplanacağına yönelik ilke ve esaslar raporda yer alacak.

Ekonomik Sosyal Konsey’e işlerlik kazandırılarak özel sektörün kamu karar alma mekanizmalarına katılımı sağlanacak. Komisyon raporunda Strateji ve Planlama Teşkilatı’na ilişkin ilkeler de yer alacak. Varılan mutabakata göre Strateji ve Planlama Teşkilatı, özellikle müteahhitlere garanti ödemeleri içeren Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri ile ilgili çalışma yapacak.

Komisyonun açıklayacağı rapordaki diğer başlık da Merkez Bankası’nın bağımsızlığının sağlanmasına yönelik ilkeler olacak. Buna göre Merkez Bankası’nın kurumsal yapısı güçlendirilecek ve bağımsızlığı teminat altına alınacak. Raporda Merkez Bankası Başkanı’nın nasıl göreve geleceği, nasıl görevden alınacağı ve niteliklerine ilişkin ilkelere yer verilecek. Öte yandan seçim sonrasında Merkez Bankası Ankara’ya taşınacak.

Paylaşın

CHP’de Kılıçdaroğlu Kulisleri: Parti Rozetini Çıkaracak, Yetkilerini Paylaşacak

AK Parti ve MHP liderlerinin “cumhurbaşkanı adayını açıkla” baskısına karşın, altılı masada yer alan muhalefet partilerinin seçim sürecini bekleme tutumunda şimdilik değişiklik yok.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, ancak muhalefetin adayının Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmasına “yüksek ihtimal” gözüyle bakılan CHP’de, hesaplar da büyük ölçüde buna göre yapılıyor.

CHP kulislerinde seslendirilen görüşe göre altılı masadan aday olarak çıkması halinde Kılıçdaroğlu, genel başkanlık rozetini çıkarıp yerine bir vekil atayacak, seçimi kazanması halinde de parti görevinden istifa edecek ve partide kurultay süreci başlayacak.

Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde geçiş süreci boyunca birçok yetkisini parlamenter sistem ilkelerine göre paylaşacak.

Siyasi kulislerde en çok konuşulan konuların başında, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı geliyor.

Altılı masada yaygın görüş, adayın CHP’li bir ismin olacağı yönünde.

CHP ise hesaplarını Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına göre yapıyor.

Hatta Kılıçdaroğlu’nun aday olması ve cumhurbaşkanı seçilmesi halinde atılacak adımlara ilişkin strateji üzerinde çalışılıyor.

‘Parti rozetini çıkaracak, yerine vekil atayacak’

CHP kulislerinde aday olması halinde Kılıçdaroğlu’nun yapacağı ilk işinin parti rozetini çıkarmak olacağı ifade ediliyor.

Parti içinde bazı yöneticiler, partinin seçim sürecinde genel başkansız kalmaması ve seçimden hemen sonra kurultay telaşı yaşanmaması için 5-6 ay gibi görevde kalabileceğini savunsa da ağırlıklı görüş, aday olması halinde Kılıçdaroğlu’nun parti rozetini hemen çıkaracağı yönünde.

Kılıçdaroğlu’nun bu konuda son derece hassas olduğuna dikkat çeken bazı parti yöneticileri, 2018 seçimlerinde partinin adayı Muharrem İnce’nin de parti rozetini çıkardığını anımsatıyorlar.

Ancak İnce’den farklı olarak Kılıçdaroğlu genel başkan olduğu için, genel başkan vekilliği formülü düşünülüyor.

CHP tüzüğü, genel başkanın yokluğunda Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerinden birisini yerine vekaleten atamasına ve genel başkanın yetkilerini kullanmasına olanak tanıyor.

Bu çerçevede, seçim sürecinde partinin genel başkansız kalmaması ve bir kurultay zorunluluğu doğmaması için Kılıçdaroğlu’nun aday olduktan sonra yerine genel başkan vekili atayacağı aynı zamanda genel sekretere de, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde genel başkanlıktan istifa edeceğine ilişkin bir dilekçe verebileceği ifade ediliyor.

Bu hesaba göre Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde genel başkanlık istifa edecek ve genel başkanvekili partiyi tüzükte öngörülen süreler içinde kurultaya götürecek.

Yetki kullanımına dört kriter

Güçlendirilmiş parlamenter sistem taahhüdüyle seçime gidecek olan altılı masada yer alan partilerin temsilcilerinden oluşan komisyon, geçiş süreci planlaması için çalışmalarını sürdürüyor.

Ancak masada yer alan partilerde ortak görüş, fiili parlamenter sistem uygulanması ve bu çerçevede mevcut sisteme göre seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerinin de buna göre dizayn edilmesi yönünde.

CHP kulislerinde cumhurbaşkanının yetkilerine ilişkin dört temel kriter dile getiriliyor.

Bunlar;

  • Kullanabileceği yetkiler,
  • Anayasa ve yasalarda olmasına karşın kullanmayacağı yetkiler,
  • Hükümet ile müştereken kullanacağı yetkiler
  • Ve Cumhurbaşkanı’nın yerine kullanılacak yetkiler olarak ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanının kullanmayacağı yetkilerle ilgili “Mesela, partisinin il başkanını atamayacak veya kayyum atamayacak” değerlendirmesi yapılırken, “yerine kullanılacak yetkiler” kapsamında da rektör ataması gösteriliyor.

Seçilecek cumhurbaşkanının rektör atama yetkisi bulunmasına karşın, üniversite öğretim üyeleri ve öğrencilerin seçimi doğrultusunda atama yapabileceğine dikkat çekiliyor.

Müştereken kullanacağı yetkilere de hükümette görev alacak cumhurbaşkanı yardımcısı ve kabine üyelerinin atanması veya eşgüdümü gibi parlamenter sistemde kullanılan yetkiler örnek gösteriliyor.

Paylaşın