Millet İttifakı’nda ‘İncitici Dil’ Önlemi: Telefon Diplomasisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde 2. turun ilk görüşmesini gerçekleştirdi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, Altılı Masa toplantısında, siyasi parti temsilcilerinin krize yol açacak açıklamalar yapması halinde, liderlerin telefon diplomasisi yürüterek, soruna hızla müdahale etmesi kararı alındı.

İYİ Parti ve CHP arasında cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki görüş ayrılığı ve son olarak İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, “Altılı Masa noter değildir” açıklamaları nedeniyle, “masada çatlak mı var” tartışmalarına yol açan bir süreçte gerçekleştirilen Altılı Masa toplantısında iki konu başlığında somut adım atıldı.

Bu çerçevede, “Geçiş sürecinin yol haritası” üzerindeki çalışmaların hızlandırılarak netleştirilmesi ve “ön koalisyon protokolü” olarak da nitelendirilen, 9 temel konuda ortak politikaların belirlenmesi için de komisyon kurulması kararı çıktı.

Ortak Temel Politikalar Komisyonu için; CHP, Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Faik Öztrak’ı; DEVA Partisi, Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı’yı; Gelecek Partisi, Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin’i görevlendirdi.

Saadet, Demokrat Parti ve İYİ Parti’nin de komisyon üyelerini bu hafta içinde netleştirmesi bekleniyor.

Bir anlamda cumhurbaşkanı adayının ve Altılı Masa’nın “seçim bildirisini” hazırlayacak olan komisyon, her partinin kendi içinde yaptığı çalışmaları ortaklaştıracak ve çok hızlı bir süreç yürütülmesi için haftada birkaç kez toplanabilecek.

“İncitici dil” önlemi

CHP İle İYİ Parti arasında “cumhurbaşkanı adayı” tartışmasına ilişkin yaşanan gerginliğin masaya nasıl yansıyacağı da merak konusuydu.

Toplantıdan hemen önce İYİ Parti Genel Başkanı Akşener Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda, hassas bir dönemden geçildiğine dikkat çekerek, “herkesin sözlerine dikkat etmesi gerektiğini” belirtip, partide sorumluluğu olmayan bazı isimlerin “incitici dilleri” olduğunu söylemişti.

Edinilen bilgiye göre Akşener,  “incitici dil” rahatsızlığını Altılı Masa’ya da taşırken, masada yer alan diğer genel başkanlar da hassas bir süreçten geçildiğine ve o nedenle siyasi parti temsilcilerinin dikkatli bir dil kullanmalarının önemine vurgu yaptı.

Bu çerçevede, siyasi parti temsilcilerinin, masayı zor duruma düşürecek açıklamalardan ve medya üzerinden polemiklerden kaçınması,  bir kriz halinde de liderlerin hızla devreye girmesi kararlaştırıldı.

Krize yol açabilecek eylem ve söylemler ortaya çıkması halinde liderlerin, yüz yüze görüşmeyi beklemeden, “telefon diplomasisinin” yürüterek, soruna müdahale etmesi konusunda görüş birliğine vardığı öğrenildi.

Kasım’dan sonra hızlanacak

Toplantıda seçim sürecinin de yaklaşması dikkate alınarak, başta geçiş süreci ve temel politikalar komisyonu olmak üzere çalışmaların mümkün olan en kısa sürede tamamlanması, liderlerin gelişmelere göre daha sık bir araya gelmesi konusunda da ilke kararı alındı.

Ancak 30 Ekim’de Saadet Partisi’nin Olağan Büyük Kongresi olması nedeniyle bu ay ikinci bir toplantı kararı alınmadı.

Liderlerin programına göre Kasım ayından itibaren, gereksinim duyulması halinde liderler 15-20 günde bir, bir araya gelecek.

Paylaşın

Altılı Masayı Kim Zaafa Uğratıyor?

Karar yazarı Mehmet Ocaktan, 6 muhalefet partisinin oluşturduğu masayı destekleyen bazı medya organlarının “muhafazakar kesimler için incitici bir dil kullandığını” öne sürdü. Ocaktan, bu dilin iktidara yaradığını söyledi.

Mehmet Ocaktan’ın bugünkü “Altılı masayı kim zaafa uğratıyor?” başlıklı yazısının öne çıkan kısımları şöyle:

Son günlerde biraz abartılarak servis edilen ‘Altılı masa hikayeleri’ de gösterdi ki masada zaaf görüntüsü oluşturan esas tehlike, masanın çevresinde kaçak gecekondu kuran fitne üretim merkezleridir. Daha önce de ısrarla altını çizmeye çalışmıştım, Altılı Masa’nın oluşumunda ve bugünlere gelmesinde büyük emeği olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişim adımları ne yazık ki CHP etrafında konuşlanan bazı kesimleri ve özellikle de sol medya çevreleri tarafından yeterince anlaşıldığı kanaatinde değilim.

Ancak mesele sadece anlaşılmakla ilgili değil elbette, kurumsal bir bağı olmamasına rağmen, CHP sözcüsü gibi davranan Ortodoks sol medya temsilcileri Altılı Masa’nın etrafında özellikle dindar-muhafazakar kesimlere karşı bir ‘ret duvar’ı oluşturmuş durumdalar.

Bu konuyu abarttığımı, sol kesimlere haksızlık ettiğimi düşünenler olabilir. Kimseyi töhmet altında bırakmak gibi bir niyetimiz yok elbette, ama bazı şeyleri görmemezlikten gelmek muhalefetin yarattığı sinerjiye haksızlık olur. Bu konuda hiç uzağa gitmeye gerek yok, solda muhalif duruşlarıyla bilinen bazı televizyon ve gazetelere baktığınızda Altılı Masa içinde yer alan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na, hatta İYİ Parti’ye laf çakan, parmak sallayan birilerini rahatlıkla görebilirsiniz.

Muhtemeldir ki son günlerde Akşener’i çileden çıkartan ve de kelimelerini keskinleştirmesine yol açan esas sebep de bu incitici dildir. Bu konuda CHP yöneticilerinin mutedil bir dil kullandıklarının altını çizen Meral Akşener’in şu ifadeleri meselenin hassasiyetini net bir şekilde ortaya koyuyor:

“Medyada öne çıkan ve kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimlerin özensiz bir dil kullandıklarını görüyorum. Hassas bir dönemde, herkesin sözlerine dikkat etmesinde yarar görüyorum. Çünkü, partide bir sorumlulukları olmadığı halde, milletimiz o isimlerin sözlerini, partinin görüşü gibi algılıyor. İncitici bir dilleri var.”

Kuşkusuz hiçbir gazetecinin ne yazacağına ya da ne konuşacağına kimsenin karışma hakkı yok, ama şu bir gerçek ki Altılı Masa’nın tabanını ve de muhalefete yönelme ihtimali yüksek muhafazakar kesimleri inciten bir medya dili, kesinlikle iktidara çalışan bir medya dilidir. Eğer sol medyanın, AK Parti iktidarıyla bilmediğimiz gizli bir flörtleşmesi varsa o başka…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Son Toplantısından ‘Gölge Kabine’ Çıktı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde 2. turun ilk görüşmesini gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada oluşturulacak komisyonlar ‘gölge kabine’ olarak yorumlandı.

Gazeteci Altan Sancar’ın diken.com.tr’de yayımlanan partilerin kurmaylarına dayandırdığı yazısında “komisyonlar hem iktidarın politikalarını yakından takip edecek ve buna dair masanın eleştirilerini dile getirecek. Ortak çalışmayla masanın bakış açısı ve uygulayacağı politikalar belirlenerek bunları kamuoyuyla paylaşılacak. Ortaklaşma sağlanan noktalar hem hazırlanacak seçim beyannamesine eklenecek hem de masanın ilgili alandaki vaatleri ve hedefleri olarak ayrıca yayınlanacak” ifadelerini kullandı.

“İktidarı peşimize takacağız”

Sancar’ın yazından ilgili bölüm şöyle:

“CHP’li bir kurmaya göre komisyonlar hem iktidarın politikalarını yakından takip edecek ve buna dair masanın eleştirilerini dile getirecek. Ortak çalışmayla masanın bakış açısı ve uygulayacağı politikalar belirlenerek bunları kamuoyuyla paylaşılacak. Ortaklaşma sağlanan noktalar hem hazırlanacak seçim beyannamesine eklenecek hem de masanın ilgili alandaki vaatleri ve hedefleri olarak ayrıca yayınlanacak.

CHP’li ismin aktardığına göre komisyonlar partilerin masalarında hazır olan çalışmaları hızlıca ortaklaştırarak bunları ardı ardına kamuoyuna duyuracak. Muhalefetin hedefini ise şöyle açıklıyor: ‘Sadece eleştiren değil, alternatifi öneren olduğumuzu herkes görecek. İktidar bir çalışmamıza laf yetiştirmeye çalışırken bir diğeriyle halkın karşısına çıkacağız. Gündemi biz belirleyeceğiz, tabiri caizse iktidarı peşimize takacağız.’

15 günde bir toplanacak

İYİ Parti’den bir isme göre de komisyonları ‘gölge kabine’ olarak adlandırmak mümkün. İsim, komisyonların her birinin ‘bir veya birden çok bakanlığa denk geldiğine’ dikkat çekti. Kurmay bu durumu “Kuvvetle muhtemel, komisyonda yer alacak isimlerden bazıları bakan veya bakan yardımcısı olarak belirlenecek” diye yorumluyor.

Komisyonların çalışmaları belirli periyotlarla açıklayacağını ve masanın da 15 günde bir toplanacağını söyleyen İYİ Partili isim “Artık aday ismini tartışacak zaman bile kalmayacak. Bu konu diğer partilerden arkadaşlarla aramızda espri konusu bile oldu. Üç aylık hızlı bir maratona başlıyoruz” dedi.

DEVA Partili kaynakların aktardığına göreyse partinin lideri Ali Babacan, masa toplanmadan kısa süre önceki görüşmelerde bakanlıkların alanlarında komisyonlar kurulması sürecinin hızlandırılmasını önerdi. Parti liderleri de bu öneriye sıcak bakarak toplantıda bu çalışmayı ele aldı. Bu çalışmanın geçiş sürecinin de bir parçası olduğunu aktaran kaynaklara göre muhalefet yeni yıla ‘tüm alternatiflerini ve yol haritasını belirleyerek girmeyi’ hedefliyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Altılı Masa Toplantısı Sona Erdi; Dikkat Çeken Mesajlar

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yeniden toplandı.

Haber Merkezi / 4.5 saat süren toplantının ardından yapılan ve liderlerin imzasını taşıyan açıklamada “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası” çalışmalarını en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldıkları belirtildi.

“Milletimiz müsterih olsun! Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır” ifadelerinin yer aldığı ortak açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“12 Şubat 2022 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin ev sahipliğinde başlayan toplantılarımız, kamuoyu ile paylaştığımız temel ilkeler ve hedefler doğrultusunda kararlılıkla devam etmektedir. Gerçekleştirdiğimiz ilk altı toplantıda siyasi tarihimizde ender görülen bir işbirliği anlayışı içinde önemli mesafeler aldık.

Bizler, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan altı siyasi parti olarak, Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak, adaleti tesis etmek, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir arada özgürce yaşamak, toplumsal huzuru ve barışı sağlamak, tüm vatandaşların insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına almak, çoğulcu, demokratik bir Türkiye inşa etmek ve gelecek nesillere bu değerleri emanet etmek için bir aradayız.

Altılı Masa olarak kurduğumuz Geçiş Süreci Yol Haritası Komisyonu, Anayasal ve Yasal Reform Komisyonu, Kurumsal Reform Komisyonu, Seçim Güvenliği Komisyonu ve İletişim Komisyonu yarının Türkiye’sini inşa için çalışmalarını hız kesmeden sürdürmektedir.

Liderler Buluşmaları’nın ikinci turunun bu ilk toplantısında yaklaşan seçim takviminin ve artan toplumsal beklentinin bilincinde olarak iki temel konuyu ele aldık:

Birincisi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası konusunda yapılan çalışmaları değerlendirdik ve bu konudaki çalışmaları en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldık.

İkincisi, ülkemizin önemli temel politika alanları için ortak bir çalışma grubu kurulmasına, halkımızın menfaatleri doğrultusunda ortak politikalar belirlenmesine ve bu politikaların ortak taahhütlerimiz olarak kamuoyuna ilan edilmesine karar verdik.

Bu temel politika alanlarını da;

Hukuk, adalet ve yargı,
Kamu yönetimi,
Şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele,
Ekonomi, finans ve istihdam,
Sektörel ve bölgesel konular,
Bilim ve teknoloji,
Eğitim ve öğretim,
Sosyal politikalar,
Dış politika, güvenlik, savunma olarak belirledik.
Önemle bir kez daha vurgularız ki, halkın gerçeklerinden tamamen kopmuş siyasi iktidar, çarpıtma ve algıyla gerçeklerin üzerini örtebileceğini sanan beyhude bir çaba içerisindedir. İktidarın yarattığı yozlaşma öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, borsa manipülasyonlarıyla bir avuç yandaşın zengin edilerek küçük yatırımcının yok edilmesi dahi bu dönemde yaşanmıştır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla hem de kamu bankaları üzerinden borsa manipülatörleri kurtarılmaya çalışılmıştır. Gençlerimiz daha iyi yaşam koşulları ve özgürlük için başka ülkelere giderken, kamuda dört beş maaş alanlar lüks ve şatafat içinde yaşamlarını sürdürmekte; ülkeyi yönetenler zenginleşirken geniş halk kitleleri fakirleşmektedir. Bu adaletsiz düzene birlikte son vereceğiz.

‘Milletimiz müsterih olsun’

Güçlü bir demokrasi olmadan güçlü bir ekonomi olamayacağı, güçlü bir ekonomi olmadan da güçlü bir dış politika olamayacağı gün ışığı gibi ortadadır. Dış politika ve milli güvenlik konularını iç politika malzemesi olarak kullanan iktidar Ege’deki Türk-Yunan dengesinin Yunanistan lehine bozulmakta olduğu gerçeğini hamasi nutuklarla örtmeye çalışmaktadır. Kurumsal akıldan yoksun dış politikanın ürünü olan bu güvenlik zaafı hiçbir hamasi dille kapatılamaz. Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhak kararını da Kırım’ın ilhakı kararı gibi geçersiz görüyoruz.

Milletimiz müsterih olsun! Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunları her geçen gün ağırlaştıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, keyfilikle ve kural tanımazlıkla, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şahıs devletine dönüştürmesine ve 85 milyonu uçuruma sürüklemesine asla izin vermeyeceğiz.

Kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunarız ki;

Altılı Masa hedefine emin adımlarla ilerlemektedir ve göstereceğimiz ortak Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacaktır.
Altılı Masa aynı zamanda, demokratik hukuk devleti için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tesis edecek Meclis çoğunluğunu da kazanacaktır.
Yeni bir yönetim anlayışı ve siyaset kültürüyle ülkemiz hızla kutuplaşma girdabından çıkartılacak, inancı, kimliği, dünya görüşü ve yaşam tarzı sebebiyle hiç kimse ötekileştirilmeyecek, temel hak ve özgürlükler güvenceye kavuşacak, gençlerin önündeki tüm engeller kaldırılacak, kamuda israfa son verilecek, siyasi ahlak kanunu yürürlüğe girecek, yolsuzlukla ve yozlaşmayla etkin mücadele edilecek, güçlü kurumlar tesis edilecek, tüm terör örgütlerinin, yeraltı suç örgütlerinin ve uyuşturucu baronlarının üzerine kararlılıkla gidilecek, güzel ülkemizin hiçbir çocuğu yoksulluğa mahkûm edilmeyecek ve Türkiye rahat bir nefes alacaktır.
Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Cumhurbaşkanı Adayına Yeni Kriter: Uyumlu Olacak

Altılı Masa’da cumhurbaşkanı adayının ismi değil ‘kriterleri’ konuşuluyor. Aslında bu kriterler, “uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday” olarak duyurulmuştu.

Bir başka açıklamada ise bunlara, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi aşıklarının adayı olacak” ifadesi eklendi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, ancak yazılı metinlere yansıyan bu ifadelerin yanı sıra liderlerin açıklamalarına yansıyan başka kriterler de var. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başta olmak üzere birçok lidere göre kriter, “Kazanacak aday” olarak ifade ediyor. Ama Altılı Masa kurmaylarına göre bu da yeterli değil. Çünkü seçimi kazanmış bir Cumhurbaşkanının süreci nasıl yöneteceği de büyük önem taşıyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanı adayının “kazanacak aday” olmasının yanı sıra geçiş sürecinde ortak yönetimin gereğine dikkat çekilerek “uyumlu” bir aday olmasının da bir o kadar önemli olduğuna vurgu yapılıyor.

Bugün başlayan ve önümüzdeki aylarda devam edecek Altılı Masa görünen o ki bu kriterleri değerlendirmeye devam edecek. Adayın ismi aralık, ocak ayından önce belli olmayacak.

İYİ Parti’de ‘CHP’nin gölgesinde kalma’ rahatsızlığı

Öte yandan geçtiğimiz hafta siyasetin önemli gündem başlıklarından biri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamaları oldu. Akşener’in “Kazanacak aday”, “Noter değiliz”, “CHP’ye borcumuzu ödedik” başlıkları ile öne çıkan sözleri “Masa dağılıyor mu” sorusuna neden oldu.

Ancak partiler süreci dikkatli yönetti, tartışmanın büyümesine neden olacak açıklamalardan kaçınıldı. Altılı Masa kurmaylarına göre Akşener’in açıklamaları kesinlikle “masayı dağıtma” gibi bir amaç taşımıyor.

Son dönem siyaset gündeminde CHP ve Kılıçdaroğlu’nun öne çıktığına dikkat çeken bir siyasetçi, “İYİ Parti’de CHP gölgesinde kalma rahatsızlığı var. Bundan rahatsızlık duyulması bir siyasi parti açısından normal. Akşener vurgularıyla ‘Ben de buradayım’ dedi. Bu açıklamaları kendi tabanına mesaj olarak da okumak gerek. Böyle çıkışlar olabilir. Ama hepimizin gündemi halk, halkın yaşadığı büyük problemler. Eninde sonunda herkes bu sorumlulukla hareket etmek durumunda. Öyle olacağına da inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan’ın kazanmasının tek yolu

İktidardan muhalefete tüm siyasi partiler yaklaşık 8 ay sonra yapılacak seçime hazırlanıyor. “Ucube sistem” olarak nitelendirilen Cumhurbaşkanlığı sisteminden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş vaat eden muhalefet iddialı. Seçimde kim aday gösterilirse gösterilsin kazanacağını ileri süren muhalefete göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasının ise tek bir yolu var.

Altılı Masa’nın önemli kurmaylarından bir siyasetçi bu yolu, “Erdoğan çıkacak, ‘bir sürü hata yaptım, tüm fatura da bana ait. Şimdi tüm paradigmayı değiştiriyorum. Cumhurbaşkanlığı Sistemi devam edecek ama bu kadar yetkinin nelere yol açtığını gördüm. Mevcut yetkilerin önemli kısmını Altılı Masa’nın da önerilerini dikkate alarak devredeceğim. Ekonomiyi iktisat çevreleriyle görüşüp düzenlemenin yolunu açacağım. İşte bunları yapsa Erdoğan’ın kazanma şansı olur” sözleriyle anlatıyor.

Peki böyle bir değişim yaşanır mı? Bu soruya yanıt ise “Hayır, gerçeklikten koptular, Erdoğan bunları yapamaz” oluyor.

Paylaşın

Altılı Masa Görüşmelere Başlıyor: Ana Gündem Geçiş Süreci

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, ikinci turun pazar günü (2 Ekim) yapılacak ilk toplantısına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarının gölgesinde hazırlanıyor.

Akşener’in, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık tartışmalarında öne çıktığı bir süreçte “Kazanacak aday” vurgusu yapması, yine “Noter değiliz” sözleri “Masada kriz mi var” sorusuna neden oldu. Ancak Altılı Masa’da yer alan partilerin kurmayları tartışmaların “sarsıcı” olduğunu kabul etse de bunun masayı yıkmayacağı, tersine masayı güçlendirmeye katkı yapacağı görüşünde.

‘Önemli olan ittifakı devam ettirme iradesi’

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, 2018 genel ve 2019 yerel seçimlerindeki iş birliği süreçlerinde de sorunlar yaşandığını hatırlatan CHP’li bir kurmay, “Farklı partileriz. Hem seçmenimize hem parti teşkilatlarına hem de diğer partilere mesajlar vermek gerekebiliyor. Arada kırgınlıklar da olabiliyor. Önemli olan ittifakı devam ettirme iradesi. Bu iradeyi sürdürme açısından ne Sayın Kılıçdaroğlu’nda ne de Sayın Akşener’de sorun olduğunu düşünmüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

‘Kendinize gelin’ uyarısı

İYİ Parti’de de Akşener’in çıkışı uzun süredir devam eden bazı rahatsızlıkların ifadesi olarak açıklandı, bir “sarsma” hareketi değerlendirmesi yapıldı. “Muhalefetteki ‘kazanıyoruz’ özgüveni ve bunun yaratacağı rehavete karşı Akşener’in “Kendinize gelin” uyarısı yaptığı ifade edilirken, açıklamaları “Kontrollü gerilim” olarak nitelendirenler de oldu.

‘Tartışmalar masayı devirmez, pekiştirir’

Bugüne kadar yapılan her toplantı öncesi ve sonrasında birçok tartışma yaşandığını, ancak tüm bunlara karşın işbirliğinde kararlılığı güçlendiren yeni adımlar atıldığına dikkat çeken bir başka Altılı Masa kurmayı da “Bizler farklı siyasi partileriz. Bütün bu açıklamalar bir mayalanma, masanın olgunlaşma süreci, yarının tortularını yok etme, ortaya çıkacak bazı sorunlu alanları törpüleme olarak değerlendirilebilir. Bu çıkışlar önümüzdeki aylarda da olabilir. Ama bunlar masayı devirmez, pekiştirir. Çünkü masanın bir araya gelişi 6 siyasi partiyi aştı. Masayı aşan bu irade ülkenin yakıcı sorunlarına çözüm umudu taşıyan milletin iradesi. Liderler de bunu görüyor. Sayın Akşener’in açıklamalarına bakıldığında temel vurgusunun da ‘mutlaka kazanmalıyız’ olduğunu görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Ana başlık ‘geçiş sürecinin yol haritası’

‘Altılı Masa’ya dair Akşener’in açıklamalarıyla alevlenen tartışmalar kısa sürede sönümlenecek gibi durmuyor, ancak 2 Ekim’de yapılacak toplantının gündemini değiştirmiş gibi de görünmüyor. Seçimi kazanmanın yanı sıra, seçim sonrası parlamenter sisteme geçiş sözü doğrultusunda çalışmalar yapan altı partinin pazar günü yapacağı toplantının ana başlıklarından biri “geçiş süreci yol haritası” olacak. Bu konuda birçok parti kendi içindeki çalışmasını tamamladı. Liderlerin, seçilecek cumhurbaşkanının geçiş sürecinde yetkilerini nasıl devredip paylaşacağı, temel konularda Altılı Masa’daki liderlerle nasıl bir istişare süreci işleteceği, Bakanlar Kurulu’nun nasıl oluşturulacağı, kurumlara atamaların yine nasıl bir yöntemle yapılacağı gibi konuları içerecek çalışmanın bir-iki toplantıda ele alıp tamamlaması hedefleniyor.

Cumhurbalkanı seçim beyannamesine hazırlık

Pazar günü yapılacak toplantının gündem maddelerinden biri de dış politikadan ekonomiye, adalet sorunundan eğitime, temel alanlardaki sorunlarla ilgili ortak yaklaşımları daha somut hale getiren çalışma grupları kurmak olacak. Geçiş sürecinin ilk 3 ayı, 1 yılı gibi belli sürelerde yapılacakların takvimini de içerecek bu çalışma bir bakıma cumhurbaşkanı adayının da seçim beyannamesi anlamına gelecek. Ayrıca toplantıda cumhurbaşkanı adayıyla ilgili seçim dönemindeki iş birliği sürecinin nasıl şekilleneceği, kampanya sürecinde partilerin alacağı rolün de ele alınması bekleniyor.

Aday belirleme takvimi değişmeyecek

Altılı Masa’da yer alan partilerin kurmaylarına göre ikinci tur toplantıları bugüne kadar ele alınan birçok konunun somutlaştırılacağı, çok hızlı bir süreç olacak. Ancak aday belirleme takvimi, liderlerin beyanlarında da olduğu gibi değişmeyecek. Cumhurbaşkanı adayı, geçiş süreci, koalisyon protokolü gibi konular tamamlandıktan sonra en erken aralık ya da ocak ayında konuşulacak.

Paylaşın

Altılı Masa, ‘Aday Tartışmalarının’ Gölgesinde Görüşmelere Başlıyor

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatını imzalayan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, ikinci tur görüşmelerin ilkini, 2 Ekim Pazar günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

Ancak ilk tur görüşmelerin aksine, ikinci turun ilk toplantısı, özellikle  CHP ile İYİ Parti arasında cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki görüş ayrılığı ve son olarak İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, “6’lı masa noter değildir” açıklamaları nedeniyle,  “masada çatlak mı var, masa dağılabilir mi?” tartışmalarının gölgesinde yapılacak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, toplantının gündeminde ise geçiş sürecinin yol haritasının netleştirilmesi, cumhurbaşkanı adayının “seçim beyannamesi” ve “ön koalisyon protokolü” olarak da ifade edilen, iktidara gelinmesi halinde ülkenin nasıl yönetileceğine ilişkin ilkelerin ele alınması bekleniyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’dan oluşan 6’lı Masa,  Pazar günü saat 14.00’de CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelecek.

İlk toplantısını 12 Şubat’ta gerçekleştiren ve ilk günden itibaren, “ortak aday”, “yarının Türkiye’sini kurma” seçim öncesi ve sonrasına dönük işbirliği konusunda kararlılık ifadesi içeren bildiriler açıklayan 6’lı Masa’nın, ikinci tur toplantıları daha “sancılı” bir  atmosferde başlıyor. Masanın iki büyük partisi, CHP ve İYİ Parti arasında en kritik konu başlıklarını oluşturan  “cumhurbaşkanı adaylığı” ve “HDP ile ilişkiler” konusunda partinin ikinci isimlerinin açıklamalarıyla başlayan gerilim, İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in bir kez daha “kazanacak aday” vurgusu yapıp, adaylık konusunda “6’lı Masa’nın noterlik görevi yok” sözleri ve  2018 seçimlerinde partisine 15 milletvekilini “ödünç vermesini” kastederek,  CHP’ye artık “diyet borçlarının kalmadığı” yönündeki açıklaması nedeniyle 6’lı Masa’nın geleceğine ilişkin soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu.

‘Masanın görünmez eli millet’

Gerek İYİ Parti, gerekse masada yer alan diğer siyasi partilerin kurmaylarına göre, Akşener’in  bu sert çıkışına karşın “masanın dağılması”, çok olağanüstü bir gelişme olmadıkça, mümkün değil.

Muhalefet kulislerinde, ilk tur toplantılarda, seçim işbirliği, ortay adaylık, “Yarının Türkiye’sini kurma”, gibi iddialı hedefler ortaya konulduğuna dikkat çekilerek, “6 siyasi parti bir araya gelmiş, bu metinleri imzalamış, kimsenin başına silah dayanmamış. Şimdi 6 ay sonra bu metinleri imzalayan liderler, bunun tersi bir yol haritası mı belirleyecek?” görüşü dile getiriliyor.

Masanın “istişare, müzakere ve uzlaşma” anlayışıyla hareket ettiği, hiçbir liderin masayı dağıtmayı göze alamayacağı şu ifadelerle dile getiriliyor:

“Önümüzdeki birkaç ay içinde bir kısım çıkışların olmasını çok doğal. Ama bunlar masayı pekiştirir. Masanın bir araya geliş nedeni, masayı oluşturan siyasi partileri aşmıştır. Ekonomide, arz talep dengesi oluşması konusunda ‘görünmez el’ ifadesi kullanılır. Masanın görünmez eli millet olmuş, uyumsuzluk göstereni uyumlu hale getirir.”

Akşener kime, ne mesaj veriyor?

6’lı Masa’yı oluşturan siyasi partilerin kulislerinde Akşener’in özellikle “6’lı masanın noter görevi olmadığı” yönündeki çıkıyla, hem parti içine, hem de parti dışına, özellikle de CHP’ye mesaj verdiği ifade ediliyor.

Gerek İYİ Parti’de ve gerekse masada yer alan bazı partilerde, CHP’nin, henüz masada konuşulmamasına karşın Kılıçdaroğlu’nun adaylık niyetine ilişkin yaptığı açıklamalar, “dayatma” olarak yorumlanıyor. Akşener’in de henüz masada konuşulmadan CHP’lilerin, Kılıçdaroğlu’nun adaylığını pekiştirmeye yönelik yeni hamlelerinin önüne geçmek için bu çıkışı yaptığı kulislerde yapılan yorumlardan.

Kulislerde, CHP’nin bu hafta sonu, Ordu’da yapılacak Büyükşehir Belediye Başkanları toplantısından “Kılıçdaroğlu’nun adaylığına destek” bildirisi çıkması olasılığı konuşuluyordu. Akşener’in, son açıklamasında Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları’nın isimlerini anarak, adaylık denklemi içinde tutmasının ardından, böyle bir bildiri açıklama olasılığının da önüne geçildiği yorumları yapılıyor.

‘Seçmeni korkuyla, umut arasında bir yerde tutmak gerekiyor’

Akşener’in böyle sert mesaj vermesinin esas nedeni olarak ise özellikle CHP’lilerin şimdiden “seçimi kazanıyoruz rehaveti” gösteriliyor.

İYİ Parti kurmayları, CHP’lilerde, “Kimi aday çıkarsak,  kazanırız” havasının egemen olduğunu, oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimi kazanmak için iktidar olanaklarını sonuna kadar kullanacağını savunuyorlar. Akşener’in aslında bu çıkışıyla, herkesin “silkelenip, kendisine gelmesini” sağladığı yorumu yapılıyor. Hatta Akşener’in başlangıçta, daha sert bir konuşma yapmayı planladığı, ancak bunun daha büyük sıkıntı yaratacağı düşünülerek vazgeçtiği de ifade ediliyor.

Sadece İYİ Parti’de değil, 6’lı masada yer alan bazı siyasi partilerin yöneticilerine göre de Akşener, hem kendi tabanından Kılıçdaroğlu’nun adaylığından hoşnut olmayacak kesimlere mesaj verdi, hem de “seçmeni zinde tutmak” için bu çıkışı yaptı:

“Akşener, güçlü bir liderlik yürütüyor ve bugünkü gidişattan memnun olmayanları veya erken rehavete kapılanları önlemek de liderliğin gereğidir. Seçim akşamına karar, seçmeni korkuyla umut arasında bir yerde tutmak gerekiyor. Çünkü şimdiden, ‘seçimi kazandık, derseniz, seçmen, nasılsa kazanıyoruz, duygusuyla sandığa gitmeyebilir. Veya iktidarın propagandasından etkilenebilir. Onun için seçmeni zinde tutmak gerekiyor. Nasıl ki gözü dönmeyen asker zafer kazanamaz, seçmenin de gözünün dönmesi gerekiyor.”

CHP: Kendi tabanına yönelik

CHP’de Akşener’in bu çıkışının masanın devamlılığı açısından bir sorun olmayacağı düşünülüyor. CHP kulislerinde ne Kılıçdaroğlu, ne de parti yöneticilerinin, İYİ Parti’ye yönelik “diyet borcu” imasında bulunmadığı, 15 milletvekilinin de “demokrasinin önünü açma” amacıyla İYİ Parti’ye ödünç verildiği vurgulanıyor.

Akşener’in, bazı CHP’li yöneticilerin açıklamalarından rahatsız olabileceği, ancak CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kurmaylarına adaylık konusunda “konuşma yasağı” getirerek olası bir krizin önüne geçtiği dile getiriliyor.

CHP kulislerinde, Akşener’in partisi içindeki Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkan kesimlere mesaj vermek için de bu çıkışı yapmış olabileceği yorumu yapılıyor. İYİ Parti ile ittifak süreçlerinde de zaman zaman krizler yaşandığını ve aşıldığını anımsatan CHP kurmayları, 6’lı Masa’da da zaman zaman tartışmalar yaşanabileceğini, ancak müzakereyle bunların aşılabileceği görüşünde.

CHP’lilere göre Akşener isimlerini gündeme getirse de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu adaylığı gündemden kalkmış durumda. CHP kulislerinde, “Kılıçdaroğlu’nun adaylığının önündeki tek engel yine kendisi olabilir.  Yani adaylık niyetinden vazgeçerse. Ama adaylık iradesi devam ettiği sürece, bir başka aday çıkmaz” yorumu yapılıyor.

Masada ne olacak?

6’lı Masa’ya ilişkin tartışmalar sürerken, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun hafta başından itibaren başlattığı ve son olarak dün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le yaptığı görüşmenin ardından, Pazar günkü toplantının gündemi de netleşti.

Cumhurbaşkanı adaylığı, ittifak gibi konu başlıklarının şimdilik masa gündeminde olmadığı belirtilirken, Ocak ayından önce de bu konuda somut bir karar alınmasının beklenmiyor.

Edinilen bilgiye göre gündemin ana konusu “güçlendirilmiş parlamenter sistemin yol haritası” olacak. Geçtiğimiz günlerde DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın liderlerle yaptığı görüşmelerde bu konuda büyük oranda ilerleme sağlandığı ve büyük olasılıkla, masadan geçiş sürecinin yol haritasının netleştirileceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanı adayının “seçim beyannamesi” ve “ön koalisyon protokolü ” olarak da ifade edilen, iktidara gelinmesi halinde ülkenin nasıl yönetileceğine ilişkin ilkelerin ele alınması bekleniyor. Bu çerçevede 6 siyasi partinin ekonomiden, eğitim, dış politikaya kadar temel konularda ortak söylem ve politika oluşturulmasına dönük komisyonlar oluşturulması planlanıyor.  Ayrıca cumhurbaşkanının başta önemli kamu kurumlarına atamalar olmak üzere yetkilerini nasıl kullanacağının da yine bu toplantıda büyük ölçüde netleştirilebileceği ifade ediliyor.

Yetkiler nasıl paylaşılacak?

Bu konuda iki seçenek üzerinde duruluyor. İlk seçeneğe göre cumhurbaşkanı, liderleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atayabilir ve icra yetkilerini  bu şekilde liderlerle paylaşabilir. Ancak bu durumda, liderlerin milletvekili adayı olmamaları gerekiyor veya milletvekili olmaları halinde istifa etmeleri gerekiyor.

İkinci seçenek ise siyasi partilerin önereceği isimlerin cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan olarak atanması, ancak cumhurbaşkanının kararlarını, liderlerden oluşacak kurulla birlikte alması. Bu çerçevede liderlerin içinde yer aldığı bir “yüksek istişare kurulu” benzeri bir yapı oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Krizi Yönetebilecek Mi?

Karar yazarı Akif Beki, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in önceki gün yaptığı açıklamaları değerlendirdiği yazısında “Masanın dağıldığını, ortaklığın bozulduğunu, artık bir arada duramayacaklarını söylemek için erken. Film henüz kopmadı, inceldi” dedi.

Beki, bugünkü “Altılı Masa krizi yönetebilecek mi?” başlıklı köşe yazısında “Akşener’in, Habertürk’te Fatih Altaylı’ya söyledikleri, kriz çıkardı” dedi ve şunları yazdı:

Noter olmadıklarını, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına onay vermek zorunda bırakılamayacaklarını, kazanacak bir aday bulmaları gerektiğini söylemişti.

İYİ Parti’nin, CHP çevrelerinden dayatmaya ve parmak sallamalara maruz kaldığı gibi serzenişleri de oldu. CHP sessiz; öyle anlaşılıyor ki Kılıçdaroğlu konuşmayacak, en azından şimdilik. Cevap; Kılıçdaroğlu’na yakın bir isimden, Politikyol sitesinin başındaki Ali Haydar Fırat’tan geldi.

Fırat, bir tweet dizisiyle Akşener’i sertçe eleştirdi. “İmamoğlu ve Yavaş’a varız” sözlerini, Kılıçdaroğlu’nun önünü kesmek için CHP’nin içini karıştırma olarak okuyordu. Kılıçdaroğlu’nun masaya getirmeyeceğini bile bile o isimleri öne sürmekte ısrar ettiği ama masaya getirilseler Akşener’in onları da istemeyeceği gibi bir fikirden hareketle… Fırat, sonunu da şu reste bağladı: “Bugün itibariyle ortaya çıkan tablo şudur; @kilicdarogluk kendisini halka emanet etmiştir. Halk bütün siyasi oyunları boşa çıkaracak tek güçtür. Yeni bir düzen ancak halkın iktidarı ile mümkündür, kurulacaktır.”

Kılıçdaroğlu’nu etiketlemesi de gösteriyor ki Fırat’ın mesajı, CHP yönetiminin tepkisini yansıtıyor. Fevri bir çıkış değil. CHP lideri, kendini halka emanet edecekse masanın onayını aramaktan vazgeçti, ortak adaylık bahsi de Altılı Masa’dan kalktı demektir.

“Peki masa da ortadan kalkacak mı?” diye soran Karar yazarı, şöyle devam etti:

Yazının tam burasındayken CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in açıklaması kulağıma geldi. Fırat’ın keskinliğinden uzaktı. Topu, göğsünde epey yumuşatmıştı. Özel’e göre; Akşener’in sözleri, Kılıçdaroğlu’nun söylemiyle çelişmiyordu. Bilakis uyumluydu, masanın karar vericiliği konusundaki mutabakatlarına vurgu yapıyordu. Zaten 4 gün sonra masa toplandığında, herkes bunu görecekti. Nabız tutan ağızları da biraz yokladıktan sonra şunu çıkardım; Altılı Masa kalıyor. Kılıçdaroğlu, masadan kalkmak niyetinde değil.

Bu saatten sonra yürür mü derseniz… Diğer liderler de ortak adayda uzlaşamamanın, masanın sonu olmayacağını dile getiriyordu. Öncelikleri ortak aday çıkarmaktı. Ancak şart değildi. Başaramazlarsa diğer ortak hedefler etrafında ilerlerdi işbirlikleri. Dolayısıyla Altılı Masa’dakiler, bu ihtimali bir kenarda tutuyordu. Masada kriz çıktığı muhakkak. Fakat beklemedikleri, hazırlıksız yakalandıkları, hiç hesapta olmayan, atlatılamayacak bir kriz olmayabilir. Masanın dağıldığını, ortaklığın bozulduğunu, artık bir arada duramayacaklarını söylemek için erken.

Film henüz kopmadı, inceldi. Klişe tabirlerle ipler gerildi, aralarında soğuk rüzgarlar esti. Kara kedi değil de şeytan geçmiş gibi kısa sürebilir, uzayabilir de. Her halükarda; ortak aday için bile iş işten geçti denilemez. Bu hamur çok su kaldırır daha.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Çıkışına İYİ Parti Mesafesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun partililere yönelik “Benimle misiniz?” çıkışının Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatını imzalayan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’da nasıl karşılık bulacağı merak konusu.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, bu gelişmenin aday açıklama takvimini çok değiştirmeyeceği belirtilirken Altılı Masa açısından henüz bir sonuç üretmeyeceği de kaydediliyor.

Kılıçdaroğlu’nun açıklaması sonrası gözlerin çevrildiği İYİ Parti’de bir kurmay, “CHP listelerinden seçilmiş belediye başkanlarının genel başkanları için ‘yanındayım’ demelerinden daha doğal ne olabilir? Bizim partililer de genel başkanımız Akşener’in yanındadır. Ortada resmen bir adaylık ilanı ya da talebi yok. Bu olduğunda o zaman tartışırız. Adayı ‘Altılı Masa belirleyecek’ diyen Sayın Kılıçdaroğlu. Diğer liderler de buna ‘tamam’ dedi. O gün gelecek karar verilecek” dedi.

Akşener’in yakın çalışma arkadaşlarından bir başka isimse, “Kılıçdaroğlu son günlerde neredeyse her programda gayri resmi olarak adaylığını ilan ediyor. Bu son çıkış belki içlerindeki tartışmaları bitirebilir. Ama Altılı Masa’nın gündemi olmadan bunu değerlendirmek doğru değil” yorumu yaptı.

Öte yandan DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün Ankara kulislerinden aktardığına göre, İYİ Parti’de “Kılıçdaroğlu, bir yola çıkıyor ve destek istiyor ancak bunu mutlaka adaylık ilanı olarak görmemek gerek” değerlendirmesi yapılıyor.

Ortak cumhurbaşkanı adayı için alınacak kararın genel başkanlar tarafından verileceğini hatırlatan İYİ Partili yetkililer, “Kılıçdaroğlu’nun bu ifadelerinin tam olarak ne için söylendiğini iyi irdelemek gerekiyor. Kılıçdaroğlu, partisinden belirlenecek aday için karar alma yetkisi istiyor” değerlendirmesini de yapıyor.

İYİ Parti’de 30 Eylül Cuma günü hem Genel İdare Kurulu toplantısı hem de milletvekilleri ile bir toplantı yapılacak. Bu toplantılarda da Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin gündeme gelmesi ve 2 Ekim’deki liderler buluşması öncesinde bir strateji belirlenmesi bekleniyor.

Paylaşın

Altılı Masa, CHP Lideri’nin ‘Benimle Misiniz?’ Çıkışını Nasıl Yorumluyor?

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatını imzalayan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’da, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun partililere yönelik “benimle misiniz” çıkışını bir dayatma olarak görmediği konuşuluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin İzmir’de düzenlediği kampın açılış konuşmasında yaptığı “Benimle misiniz?” çıkışı Ankara siyaset kulislerinde büyük yankı uyardı.

Partililere seslenen Kılıçdaroğlu, “Artık bilmek zorundayım, siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin” demişti.

Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin ardından CHP’li büyükşehir belediye başkanları, genel başkan yardımcıları ile milletvekilleri, sosyal medyadan “yanındayım” etiketi ile Kılıçdaroğlu’na destek verdi.

Parti içinde ‘adaylık’ ilanı yorumu

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün Ankara kulislerinden aktardığına göre, Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı parti içerisinde “adaylık ilanı” olarak yorumlandı. CHP’li üst düzey bir yetkili Kılıçdaroğlu’nun bu konuşmayla iki ayrı adrese gönderme yaptığını dile getirdi. Yetkili, Kılıçdaroğlu’nun “Sesiniz çıkmıyor” ifadesiyle adı sık sık adaylık için geçen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a mesaj gönderdiği iddiasında bulundu.

Aynı yetkili, Kılıçdaroğlu’nun “Bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini görüyorum” sözleriyle de “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklamasıyla altılı masada krize neden olan İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ile benzeri açıklamalar yapan partilileri uyardığını öne sürdü. Aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun adaylığını net bir dille ilan etmiş olduğunu savunan yetkili, önümüzdeki dönemde Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığına çok daha emin adımlarla yürüyeceğini savundu.

Altılı Masa aynı görüşte değil

Masanın ikinci büyük ortağı İYİ Parti’de “Kılıçdaroğlu, bir yola çıkıyor ve destek istiyor ancak bunu mutlaka adaylık ilanı olarak görmemek gerek” değerlendirmesi yapılıyor. Ortak cumhurbaşkanı adayı için alınacak kararın genel başkanlar tarafından verileceğini hatırlatan İYİ Partili yetkililer, “Kılıçdaroğlu’nun bu ifadelerinin tam olarak ne için söylendiğini iyi irdelemek gerekiyor. Kılıçdaroğlu, partisinden belirlenecek aday için karar alma yetkisi istiyor” değerlendirmesini de yapıyor. Öte yandan İYİ Parti’de 30 Eylül Cuma günü hem Genel İdare Kurulu toplantısı hem de milletvekilleri ile bir toplantı yapılacak. Bu toplantılarda da Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin gündeme gelmesi ve 2 Ekim’deki liderler buluşması öncesinde bir strateji belirlenmesi bekleniyor.

“Adaylık dayatması olarak görmüyoruz”

Saadet Partili yetkililer de masanın birlik ve beraberliğini önemsediklerini belirterek, “Parti içerisindeki her partinin kendi iç bünyesinde birlik ve beraberlik yönünde yaptığı çalışmaları masanın aleyhine görmüyoruz” diyor. Partili üst düzey bir yetkili, “Hiçbir partinin bugüne kadar masaya adaylık dayatması göstermediğini biliyoruz. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını da böyle bir adaylık dayatması olarak görmüyoruz” ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu’nun parti içerisindeki birlik ve beraberliği sağlamaya yönelik mesajlar verdiğini kaydeden yetkili, “Bu süreçte her partinin kendi iç konsodilasyonu büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Gelecek Partisi de, Kılıçdaroğlu’nun sözlerini parti içi bir değerlendirme toplantısı olarak görüyor. Kılıçdaroğlu’nun partide üst düzey yöneticilere de seslendiğini kaydeden Gelecek Partili yetkili, “CHP içerisinde birileri sürekli aday öne sürüyor. Bunun içinde belediye başkanları da var. Dolayısıyla parti bir senkronizasyon kaybına uğradı. Kılıçdaroğlu, bu kaybı toparlamaya çalışıyor. Doğru da yapıyor” ifadesini kullandı. Bu sözleri adaylık ilanı olarak görmediklerini kaydeden yetkili, “Kılıçdaroğlu, ‘Adaya masa karar verecek’ diyor. Bizim için esas olan odur” diye konuştu.

“Partiyi huzursuz edenlere ‘susun’ mesajı verdi”

Demokrat Parti’de yapılan değerlendirmelerde de Kılıçdaroğlu’nun parti içerisinde huzursuzluk yaratanlara yönelik uyarılarda bulunduğu konuşuluyor. Demokrat Partili üst düzey bir yetkili, “Kemal Bey, kendi partisi içinde ileri geri konuşan, boş konuşan ortalığı huzursuz edenlere karşı susun mesajı verdi” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun herhangi bir adaylık dayatmasında bulunmadığını kaydeden yetkili, “Her partinin genel başkanı tabii adaydır. Masadan Kılıçdaroğlu aday çıkarsa destekleriz, hakkıdır da. Ancak, Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri adaylık dayatması olarak görülmemeli” diye konuştu. Aynı yetkili, Kılıçdaroğlu’nun “Bazılarınızın sesi çıkmıyor” sözleri ile ilgili de “Kemal Bey, kendisine yönelik saldırılar sürerken, ağır ithamlar yöneltilirken parti içerisinde sessiz kalan milletvekili veya farklı makamlarda bulunan belediye başkanlarına seslendi” değerlendirmesinde bulundu.

‘Söylem birliğinden sonra konuşulur”

DEVA Partili üst düzey bir yetkili de adaylık konusunda önce Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişin yol haritasının netleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Bunun yanında tematik konularda ortak söylem birliği için de çalıştıklarını kaydeden yetkili, “Bu meseleleri aştıktan sonra ancak adaylığı konuşabiliriz. Kemal Bey’in de böyle düşünerek kendi partisinin içine yönelik bir mesaj verdiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. Aynı yetkili, “Biz bu sözlerden en ufak bir şekilde rahatsızlık duymayız ve üzerimize de almayız. Kemal Bey’in kendi arkadaşları ile alakalı bir güven testi yürüttüğünü düşünüyoruz” ifadelerini de kullandı.

Paylaşın